Orijinalini görmek için tıklayınız : İslam'da Boşanma ( TALAK)
Talak, İslam'da erkeğin karısını boşaması, evliliği sona erdirmesi demektir.
Talak/1. Ey peygamber, kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerine doğru boşayın ve iddeti de sayın; Rabbiniz Allah tan korkun; açık bir terbiyesizlik yapmaları durumu dışında onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Bunlar Allah'ın belirlediği sınırlardır. Her kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki Allah, onun arkasından bir iş çıkarır. *
* * 2. Sonra sürelerini doldurmaya yaklaştıklarında, onları güzellikle tutun veya güzellikle ayrılın ve içinizden adalet sahibi iki erkeği şahit tutun! Şahitliği de Allah için doğru yapın! Bu size söylenenleri duydunuz, bununla Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimselere öğüt verilir. Her kim de Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar.
Ayetlerden de anlaşılacağı üzere İslam'da erkek karısını boşayabilir. Ancak kadının erkeği boşama hakkı yoktur. Boşanmak isteyen kadın, kocasından kendisini boşamasını talep edebilir.
Kadının boşanma isteği kınanan bir davranıştır ve kocası kabul ederse gerçekleşebilir. Erkek ise
istediği anda karısını boşayabilir.
ÜÇ TALAK :
Şeriat, hadis ve sünnet üzerine kuruludur. Kur'an'ın yetersiz kaldığı, herşeyi açıklamadığı
düşüncesiyle hadislere başvurulur.
Hadislere göre bir erkek aynı kadını iki kez boşayabilir. Üçüncü boşanmadan sonra tekrar evlenebilmesi için, kadının bir başkasıyla evlenmesi gerekir. Ancak bu evlilik bir günlüğüne formalite de olsa cinsel ilişki gerektirir. Buna Hülle denir.
Hadis No: 5675
Tanım: Rifaa İbnu Simval, Resulullah (sav) zamanında, hanımını üç talakla boşadı. Ondan sonra kadın Abdurrahman İbnu'z-Zübeyr'le evlendi. Abdurrahman, kadına temaşa muktedir olmadığı için, ondan yüz çevirdi ve ayrıldılar. Kadını boşamış olan eski kocası Rifaa kadınla yeniden nikahlanmak istedi. Arzusunu Resulullah'a açtı. Aleyhissalatu vesselam Rifaa'ya onunla evlenmesini yasakladı. "Kadın balcığı tadıncaya kadar, sana helal olmaz!" buyurdu.
İşte bu noktada saçmalıklar başlar. İki şahitle evlenilmesi ve boşanılması gerekirken ;
Erkeğin "Boş ol! Boş ol! Boş ol!" diye kızgınlık veya şaka ile üç kez tekrarlayarak kadına seslenmesi hülle gerektirir. Halbuki mantıken yüz kere de böyle hitap etse, arada tekrar evlenme olmadıktan sonra birden fazla boşanılmış sayılmamalıdır. Ancak şeriat mantık tanımıyor, rüyasında yaptığı üç talakı dahi ciddiye alabiliyor. Başka bir erkekle yatmasını şart koşuyor. İşte size şeriatin namus anlayışı!!
Ya bayan arkadaşlarımız ;
İslam'da öyle Feminizm falan sökmez. Erkeğin üstünlüğü esastır. Bu herşeyle sabittir.
Kadından peygamber olmayışıyla, kadından devlet yöneticisi olamıyacağıyla, kadının şahitliğinin yarım kabulüyle, kadının miras hakkının kısıtlı oluşuyla, kocasına 4 kadın hakkı verilişi ile, kadına cennet hakkının kocasına hizmetle orantılı olduğuyla, boşanma hakkının erkeğe ait olduğuyla...
Onun için boşuna çırpınmayın kadın-erkek eşitliği diye...
İslam öncesi dönemde, boşanma karşılıklıydı.. Erkek karısını boşayabildiği gibi, kadın da kocasını boşayabilmekteydi. İslamla birlikte erkekler olarak egemenliği ele geçirdik.
Bunun en güzel örneği, İslami kuralların henüz oturmadığı dönemlerde, Hz.Muhammed'in karısı *Leyla binti Hüteym'in, 'Aramızadaki akdi boz' diyerek Muhammed'den boşanmasıdır. Aynı şekilde Gaziyye binti Cabir, ' Seninle evlenmem hususunda benim fikrim sorulmadı, seninle evlenmekten Tanrı'ya sığınırım' diyerek Hz.Muhammed'i boşamıştır. Daha sonra İslam'ın gelişmesi ve kurallarının oluşmasıyla, boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Kadının erkeği boşama hakkı tamamen kaldırılmıştır. Aşağıdaki hadiste Hz.Muhammed, 'boşama yetkisi kocaya verilmiştir' diyerek bunu açıkça belirtir.
6605 - İbnu Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor: "Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanına gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Efendim beni köle kadını ile evlendirmişti. Şimdi de hanımla aramı ayırmak (boşandırmak) istiyor" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam minbere çıkarak şu hitabede bulundu: * *"Ey insanlar! Sizden birine ne oluyor ki, kölesini cariyesi ile evlendirip, sonra da *aralarını ayırmak ister. Boşama yetkisi, şüphesiz kadının bacağını tutan kocaya aittir, *(kölenin efendisine ait değildir)."
Yukarıdaki hadisten görebiliyoruz ki İslam kadınlara çok geniş haklar getirdiği gibi,
kölelerin de hakları korunmuştur. Karısını boşamasını isteyen efendisinin isteği kabul edilmemiş,
bu hakkın köleye ait olduğu bildirilmiştir.
Yalnız bu kölelerin talak hakkı üç değil ikidir. Yani bir köle erkek karısını iki talak ile boşadığında
hülle şart olur. Kadın bir başkasıyla yatmadan kocasına tekrar dönemez.
Hadis No: 4062
Tanım: Nüfey' Resulullah (sav)'ın zevce-i pakleri Ümmü Seleme'nin mükatebi idi veya, nikahında hür bir kadın olan bir köle idi. Nüfey' bu kadını iki talakla boşadı. Sonra kadim geri almak istedi. Durumu Hz. Osman ve Zeyd İbnu Sabit (ra)'e sordu. Bunlar: "O artık sana haram oldu, o artık sana haram oldu!" dediler.
Peki iki talaktan sonra hürriyetlerine kavuşan köleler tekrar evlenebilir mi?
Hadis No: 4060
Tanım: İbnu Abbas (ra)'a dedim ki: "Bir köle, nikahı altında bulunan köle bir kadını iki talakla boşasa, sonra bunlar azad edilseler, onurda yeniden evlenmek istemesi caiz olur mu?" İbnu Abbas (ra) şöyle cevapladı: "Evet! Ona bir talak daha kalmıştır, Resulullah (sav) böyle hükmetti."
Şeriat bu hakkı eski kölelere sağlıyor. İşte Şeriatin adaleti!!
İslam'a göre, boşanma durumunda çocuk babaya aittir ve kadının çocuk üzerinde hiç bir hakkı yoktur. Öyle ki, çocuğunu emziren anne, adeta kiralanmış durumdadır. Talak 6. ayetteki, "sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin" ifadesine dikkat edilmelidir. Ayrıca ücrette anlaşılamaması durumunda çocuğun bir başkası tarafından emzirileceği de bildirilerek anayla pazarlık konusu açık tutulmaktadır.
6. O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
Çocuğu kadına bırakmıyor ama kadına nafaka verilmesini öngörüyor. Nafaka miktarının tayini ise erkeğin insafına kalmış!
7. İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Çocuğu üzerinde hakkı olmayan kadının, boşandığı sıra hamile olup olmadığı ortaya çıksın, hamileliğini gizleyemesin diye de önlem alınmıştır.
228. Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer kocalar barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.
Harika *:D
Doğrusu ifadelerde çok ilginç.
Boşama yetkisi, şüphesiz kadının bacağını tutan kocaya aittir, *(kölenin efendisine ait değildir)
"Kadın balcığı tadıncaya kadar, sana helal olmaz!"
Yalnız bu iki talak meselesini bir türlü çözemedim. 4 değişik durum olabilir. Hangi durumda kaç talak olursa hülle gerekir:
1. Özgür erkekle özgür kadın evlenirse -- 3 talak
2. Özgür erkekle köle kadın evlenirse * -- 3 talak
3. Köle erkekle özgür kadın evlenirse * -- 2 talak
4. Köle erkekle köle kadın evlenirse * * -- ?
Durum böyle mi yani?
Evet Sargon. Talak sınıflandırman doğru. Kölenin eşi hür de olsa, köle de olsa durum
değişmiyor.
4041 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma derdi ki: "Köle, hanımını iki talakla boşadı mı artık kadın, başka bir kocaya varıp ondan boşanmadıkça ona haram olur. Bu kölenin hanımı hür de olsa, köle de olsa hüküm böyledir. Hür kadının iddeti üç hayız müddeti, köle kadının iddeti iki hayız müddetidir." *
Muvatta, Talak 50, (2, 574).
Bu arada benim çözemediğim ve araştırdığım ise şu :
Üç talaktan sonra hülle şartı yerine getirildikten sonra, kadına 3 aylık bekleme dönemi verildiğine rastlamadım. Bu durumda hülleden hamile kalınması önem arzetmiyor demek ki.
Hülle olayı sanki erkeğe bir ceza olarak uygulanıyor. Kadın bu durumdan mükafatlanıyormuş gibi
bir anlam çıkıyor. Kadına hülleyi kabul edip etmeme fikri sorulmuyor. Çok ilginç.
Hülle şartı Kur'an'da var. Ama zorunlu kalınan boşanma sonrası olarak anlaşılıyor.
Bakara 230. Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar.
Yani, kazara ağızdan çıkan üç talak hadislerden dine sokulmuş, tabi yukarıdaki ayete dayanılarak.
Karı ve koca aslında ayrılmak istemediklerinden, yeniden bunların birleşmesinin helal olabilmesi için, bir çeşit hile şer’iyeye başvuruluyor ve güvenilen bir üçüncü kişi ile anlaşılarak, kadın ile kısa bir süre için evlendiriliyor ve bu kişi evlendiği kadını sonradan boşuyordu. Böylece kadın eski kocasına tekrar helal oluyordu.
Görüldüğü gibi, kadının hiç bir söz hakkı da yoktur.. Bu şartın, kocanın karısını üçüncü defa boşamadan önce çok iyi düşünmesi gerektiği esas alınarak konduğu söylenir.. Her şeye rağmen, yapılan bir yanlışlık için böylesine bir uygulama ne derece doğrudur..? Koca karısını boşarken bir yanlışlık yapıyorsa, cezasını kadın çekmektedir.. Kadın bu durumda, istemese de bir erkekle evlenmek ve onunla cinsi münasebette bulunmak zorundadır.. Böyle bir saçmalık Allah kelamı olabilir mi..?
Böyle bir uygulamaya kalkışacak olanların ahlakını beğenmedikleri batı ülkelerinde gidecekleri yer tımarhanedir..Ancak, birçok İslam ülkesinde bu kural, * Şeriat hukuku, yani Allah'ın koyduğu bir kural olarak uygulanmaktadır..
Kuran'a göre Müslümanların bunun dışında hareket etmeye yetki ve hakları yoktur.. Aşağıdaki ayet de bunun açık göstergesidir.
Ahzab / 36. Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
Şimdi şeriat kanunlarını savunan arkadaşlara buradan soruyorum ;
Şeriatin bu özelliklerini öğrenen bir müslüman gencin çelişkiye düşmesini, kuşkuya kapılmasını,
bu ve benzeri ayetlerdeki hükümleri kabullenmemesini, bunları insanlığa, namusa , ahlaka , aile birliğine, gelenek ve göreneklere aykırı görmesini nasıl yadırgayabilirsiniz?
Onları nasıl suçlayabilirsiniz?
Suçlu olan onlar mı yoksa bu hükümleri koyanlar mı?
Bunlar "Allah'ın hükümleri" diyerek inandığınız yüce rabbinize bunları yakıştırarak hakaret etmiş olmuyor musunuz?
Siz 18-20 yaşında bir delikanlı olsanız, babanızın kızgınlıkla, kazara ağzından çıkan üç talak nedeni ile annenizin bir geceliğine bir başka erkeğin altına yatmasını kabullenebilir misiniz?
Siz 50 yaşındasınız. Rüyanızda gördüğünüz için komşunuzun, arkadaşınızın, can yoldaşınızın 6 yaşındaki kızını evlenmek üzere Allah'ın emri ile isteyebilir misiniz?
Siz küçük yaşta evlatlık olarak alıp büyüttüğünüz, babalık yaptığınız evlatlığınızın karısından hoşlanıp, bu hoşlanmanızı ortaya dökerek onun boşanmasına sebep olabilir misiniz? 55-56 yaşınızda bir toplum lideri iken, sizden örnek davranışlar beklenirken ve onlarca kadınınız varken evlatlığınızın karısıyla evlenebilir misiniz?
"Bunları ben yapmam ama peygamber efendimizin bunları yapmasında bir ilahi sebep, bir hikmet vardır" diyorsanız, bu inancınıza saygı duyanların inançlarına siz neden saygılı olmuyorsunuz?
Onları bu kabullenmedikleri ve insani açıdan bakıldığında %100 haklı oldukları konularda zorla inandırmaya ve İslam'a sokmaya çalışıyorsunuz?
Ortada bir anormallik varsa bu hükümleri reddedip, şeriat düzenine karşı duranlarda mı yoksa türlü takiyye ve hile ile şeriat düzenini bu millete kabul ettirmeye çalışanlarda mı?
Şamanist
26-04-2006, 13:32
Buraya gelip ateistleri ve diğer dinleri eleştiren ,onlara hakaret eden , onları tehdit eden müslüman arkadaşlarımız neden bu ayetlere ve hadislere cevap veremiyor?
Pante abi ;
Valla sen enteresan konu yakalamışın..
Şimdi burdan annaşılıyokine -islamda kadın hakları bütün bize annatılan şamatalara ramen kısımtılı.
Herşey erkein *egemenliinde..
Şimdi abime *bi soru sorcem - sannetiyom herkesin aklında ama..
korkumuzdan soramıyoz..
abim..şimdi ..
herkeş kendi tarafını tutar - dimi..
Kuranda Allah sözü...
Allah sözünde- hep erkekler kollanıyo...öne çıkıyo..
Soru :Erkekler bu kadar kollandıına göre:
ALLAH erkek mi.. * * ( * töbe ..töbe.. töbe..ama akla geliyo abi??
Sevgili Cemal ;
Peygamberler hep erkek olunca, oluşturdukları Allah imajı da erkek oluyor tabi.
Semavi dinler ataerkil toplumlarda oluşmuş. Haliyle erkek egemenliği doğrultusunda hükümlere
sahip. Nitekim "Allah baba" terimi de boşuna yer bulmamış. Hristiyanlarda baba-oğul kavramı ha keza öyle. Musevilerde güreş tutan Yahve'nin de kadın olması beklenemez şüphesiz.
Çağımızda bu imajı silmeye yönelik çaba içinde olsalarda pek fayda etmiyor. Allah'a baba demenin küfür ve günah olduğu ifade edilerek önü alınmaya çalışılsa da insanların kafasında maddi bir varlığı olan Allah var.
Esmaülhüsna olarak Kur'an'da yer alan "Allah'ın en güzel isimleri" hep Arap ismidir ve bu isimler erkek çocuklara takılır. Aziz, Hasip, Kerim, Mecit, Metin gibi..
Melekler ise, İslamiyet öncesi Kureyş toplumunda olduğu gibi kız olarak tasavvur edilir. Örneğin kız çocuklarına "Melek" adı verilir ama erkeklere verilmez. Erkeklere ise büyük meleklerin özel isimleri verilir. Mikail, İsrafil gibi..Kur'an'da meleklere cinsiyet belirlemesi eleştirilmesine rağmen
bunun önü alınamamıştır. Bu kafayla alınamaz da...
İyi bir konu, Pante de harika işlemiş.
güncelleme
"'Aramızadaki akdi boz' diyerek Muhammed'den boşanmasıdır. Aynı şekilde Gaziyye binti Cabir, ' Seninle evlenmem hususunda benim fikrim sorulmadı, seninle evlenmekten Tanrı'ya sığınırım' diyerek Hz.Muhammed'i boşamıştır. Daha sonra İslam'ın gelişmesi ve kurallarının oluşmasıyla, boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Kadının erkeği boşama hakkı tamamen kaldırılmıştır. Aşağıdaki hadiste Hz.Muhammed, 'boşama yetkisi kocaya verilmiştir' diyerek bunu açıkça belirtir."
sevgili pante
tabii ki kurallar değişmiştir muhammed sanırım 3. bir boşanmayı kendine yedirememiştir:)
Bence "aramızdaki akdi boz" demek, "benim boşanmaya hakkım yok, sen boşa" demekle aynı kapıya çıkıyor.
evrensel-insan
21-11-2008, 00:20
Saygideger arkadaslar;
Allahin, cinsiyetini bilmiyorum ama-kontrol etme olanagim yok-Kuran'a, tarihe, islama ve muslumanlarin yasam ve iliski degerlerine bakildiginda; ve seyin karakterinin kokeninin erkeksel oldugu, goz onune alininca; Allahin, ne oldugu degil de; erkeksel bir karakterle ortaya atilip tanitildigi supheniz.
Eger, fiziksel yapisini soruyorsaniz; hayalgucu sizin, isteyen istedigi gorunumu; Allah'a verebilir. Bu, konuda da nedense; Allah hep, insanoglu gorunumundedir. Isterseniz, bir de zeistgeist videosunda ki, Tanri'nin goruntusunu hatirlayin. Ayrica, Meryem, nasil Isa'ya hamile kalabilirdi? Ayrica; gunes tasvirinde de; bir erkeklik soz konusu.
Ama, gene de; bir yerlerde; bir Allahiye'nin olmasi soz konusu olabilir. :p Bilirsiniz;"her basarili erkegin arkasinda, bir kadin vardir" derler.:rolleyes: Belki, Allah; Allahiye ile yasadigi tecrube temelinde; aile iliskilerini Kuran' da ele almistir. Olamaz mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan