Orijinalini görmek için tıklayınız : Sorun Sadece Evrim Mi?
Farkındaysanız inançlı/inançsız tartışmalarının en gözde konusu evrim teorisi. Peki inançlı/inançsız ya da belki daha düzgün bir tanımlama ile köktenci/köktenci olmayan arasındaki tek sorun biyoloji dalında mı çıkıyor? Aslında pek de sayılmaz. Örnek olarak başka bir ortamda tartışırken farkettiğim iki konu;
Bilgisayarlar düşünebilir mi? Ya da Yapay Zeka
Klonlanan insan başka bir insan mıdır yoksa sadece bir kopya mı?
Tutarlı bir dünya görüşü için, sadece canlıların nasıl çeşitlendiği konusunda değil, bugün bilim ve teknolojinin ilerlediği alanlarda da bir bakış açısı olması gerekir bence insanın. Bu konularda fikri olan arkadaşlar var mı?
Nötrön abim ;
*Bilgisayarlar düşünebilir mi? Ya da Yapay Zeka
Klonlanan insan başka bir insan mıdır yoksa sadece bir kopya mı?
enteresan soru sormuşun..
Bide sorumumuz sadece Evrim mi? diyosun..
Abi , bilende-bilmeyende bu konuda konuşuyo..Ama dinli - ama kara dinli(dinsiz-)
Gel biz bunu iki akıllı ve dini konularda yeterli 2- iki - insan olarak konuşalım..
1. cevap :
Abi sen çok Matrix filmi seyrettinmi?
Hayır deme , belli oluyo sorudan..seyretmişin..
Yapay zeka düşünebilir mi?
Düşünür diyennere gülerim abim..Neden de? *Sor..
Yapay zeka (a ' üstünde inceltmesiz okuncek) asla düşünemez.
Hissedicileri vasıtası ile algılar.
Verilen komutlarla *evet/hayır yaparak ayıklar..yol çizer ..
sonuç: verilen programı okeyliyorsa o hareketi yapar.
Yani sonuçta, mükemmel bir hareket yapar.Ama düşünerek deil.
Sadece verilen komutları 0/1 tartarak sonuca ulaşır.
Demekkiii *.. yapay zeka asla düşünemez.Kendi çinde program üretemez.
Sadecene verilen poroğramı uygular.
İyi açıkladımmı abey..??
Kolonnanan insan başka bi insan mıdır?
Yoksam sadece bir kopyamı ??
Abim,bu kopya ööle senin bildiin gimi alt alta 2 kaat,
araya karbon kaadı.. hoop üste yaz..alta çıktı kopyası deil..!!
(Nassı oturdu cevap ama..)
Şimdik.. koln yaptın abim..
Ne oldu..hücre aldın..o kendi içindeki gemetik programlan,
senin onu harekete geçirmenne - çalıştı ve kopyayı çıkardı..
Gemetikden dolayı o *aynı şekilde ama- madden aynı..
manene aynı deil..
Şimdik DOLLY denen koyunu kopyaladılar..
Çıktı sana ahanda aynısı...tamam..
Anasıda.. Meeee diye meliyor .
Kopyasıda ..Meeee diye meliyor..
tamam galik ,aha işte bunun karbon kopyası dersen...bittin.
Koyun başka ne desinki..aynı düşünüyo veya farklı bi şey
sölüyo bu diyesin..
İnsan kopyaladıkları zaman , işte o zaman iş ortaya çıkacak..
Adam kopyasına bakacak.."Kim lan bu olcayto?" diicek..
Çünküm...orada işte bi çoklarının kabul edemediği -RUH- vaziyeti / gerçei
ortaya çıkıyor..
Kanunu taklid ederek , *kopyaladın , ama üzgünüm,
ruhu yaratan veriyo..
yani annıycaan,sen televizyon yapıyon, yayın merkezden geliyo..
bayağı bilimsel şeyler yazdım abi.
Bu kadar yeter bana..
Hadi eyvallah.. * * CeMaL
Cemal kardeş çok yalın ama çok doğru ifadelerle cevaplamış soruları..Tebrikler.
Bilgisayarı geçelim. Ne kadar programlarsan o kadar düşündürebilirsin. Satranç vb. hamlelerinde olduğu gibi.
İnsan klonlamasında evrimle, Tanrı veya ruh inancı ile ilgili bir ispat, bir kanıt eldesi
mümkün mü? Hayır.
Asıl ile kopya arasındaki fark ya da eşitlik bir sonuca götürür mü tartışmayı? Hayır.
Ne farklar ruhu ispatlar, ne de eşitlik ruhu reddedebilir.
Zaten eşitliğin de ispatlanabilmesi mümkün değil.
Asıl'ın önceki yaşamı an be an kayda almış dahi olunsa ve kopyasıyla kıyaslansa dahi bir iddia da bulunulamaz. Yumurta ikizlerinde olduğu gibi.
İnanan asıl ve kopyanın ayrı ruhlara sahip olduğunu öne sürecektir şüphesiz.
İnanmayan ruh kavramını değil, beyin eşdeğerliğini öne sürecek ama olası farklılıkları çevre ve yetiştirilmeden doğan etkilere bağlayacaktır.
Sonuçta buradan bir sonuç elde edilemeyecektir.
Mümkün olsaydı da beyin nakli yapılabilseydi, buradan dahi bir sonuca gidilemezdi. Çünkü Ruh inanırlarına göre de ruhun mekanı beyindir.
Yine mümkün olsaydı da insan beyni bir hayvana nakledilebilseydi, beyin sahip olduğu o hayvan bedenine ama insan aklıyla komuta edebilecekti. İşte bu çok ilginç ve tartışılır olurdu..
deli_cevat
04-05-2006, 06:46
Elinde oyuncağıyla emekleyen bebek robot şimdilik sanal dünyada yaşıyor ama önümüzdeki yılın sonbaharında Robotcub, gerçek dünyadaki oyun odasına taşınacak. Burada çevresini tanıyarak yepyeni deneyimler edinecek, yani tıpkı gerçek bebek gibi.
Avrupa birliği beş yıllık Robotcub projesi için 8,5 milyon Avroluk bir yatırım yaptı. Projede Cenova Üniversitesi yönetiminde Avrupa’dan on araştırma enstitüsü, İki Amerikan ve üç Japon enstitüsü çalışıyor.
Robot uzmanları ve bilişimciler dışında, yapay zeka uzmanları, nörologlar ve gelişim psikologları da robotun bir canlı gibi kendi kendine öğrenip öğrenmeyeceğini görmek istiyorlar. 16 aylık bir çalışmanın ardından projede epeyce yol alındı. Yazılım programı ve Hardware yapısının konstrüksiyon planları neredeyse hazır.
Çok gelişkin
Emeklemeye ve objeleri kavramaya yetecek kadar bir zihinsel donanım ve programlı bir merak yetisiyle dünyaya gelen yapay bebeğin bedeni, diğer robotların aksine çok gelişkin.
İki yaşındaki bir bebeğin boyuna sahip robot 54 farklı hareket yetisine sahip. Yani kollarını, bacaklarını, kafasını ve bedenini neredeyse her yöne doğru çevirebiliyor. Bacakları dört ayak üzerinde güvenli bir şekilde emekleyebilecek şekilde tasarlandı. Bu şekilde çevresine daha kolay keşfedeceği gibi objelere rahatça uzanıp, alıcılarıyla kontrol edebilecek.
Robot, iki yaşındaki bebeğin hareket özgürlüğü dışında bazı duyulara da sahip. Mesela bir stereo kamera gözlerin işlevini yerine getiriyor. Parmaklarındaki çok sayıda ölçüm aletleri bir tür dokunma hissi veriyor bebek robota. Tüm bunların dışında duyabiliyor da, hatta bir atalet sistemi de dengesini koruyor.
Biyolojik malzemeler
Bilim adamları, emekleyen bebek robotu yüksek hıza veya mükemmel hareketlere göre ayarlamak yerine, biyolojik maddelere benzer malzemeleri tercih ediyorlar. Örneğin insan cildine veya kaslara benzeyen yumuşak yapılar üretilmeye denendi.
Zürich Üniversitesi Yapay Zeka Laboratuarı’ndan Rolf Pfeifer bu konuda doğanın yaratıcılığına güveniyor. Evrimsel süreçler bilgisayarda tasarlandıktan sonra gerçek makinelere aktarılacak.
Robotun fazla ağır olmaması için basit motorik işlevler standart yapılarla çalıştırılmakta bu yüzden doğrudan doğruya elektrikle çalışıyor. Bilişsel yetileri için gerekli olan görüntü işleyen aletler ve işlemciler, robotun bedeni dışında. Bu şekilde çeşitli çalıştırma sistemlerini ve işlemcileri test etmek daha kolay oluyor.
Robot bebek neredeyse tamamen boş bir beyinle dünyaya gelecek ama bilim adamları bunu değiştirmek için çok şey planladılar. Yapay bebeğin oyun ve öğrenme saatleri tamamen dolu. Özellikle de okul öncesi dönemde bedeninin tüm olanaklarını öğrenmiş olacak. Bir müddet sonra hareketli ve hareketsiz objeleri kavrayabilecek, takip edebilecek ve hatta hatırlayabilecek de.
Kendi kendine kullanıyor
Bilim adamları Robotcub’ın aletleri bile kendi kendine kullanmasını bekliyorlar. Dahası insanların hareketlerini analiz ederek bunlara uygun bir şekilde yanıt vererek iletişim kurabileceği bile düşünülmekte. Yani velet sonunda kendi kişiliğini geliştirecek. Tabi bunların tümü henüz bilim adamlarının vizyonu sadece.
Robot bebeğin gerçekten de sadece çevresini tanıyarak akıllı bir çocuğa mı dönüşeceği yoksa durmadan yeniden programlanması mı gerekeceği şimdilik belirsiz.
Planda tanesi 50.000 Avroya mal olacak on robot bebek var. Avrupalı yapay bebek üzerinde kendi teorilerini denemek isteyen konuk bilim adamları için iki milyon Avroluk bir yatırım yapıldı.
Anlaşıldığı kadarıyla ortaya tek bir robot bebek değil, metal ve silisyumdan oluşan bir grup yuva çocuğu çıkacak ortaya. Bu durumda daha büyük robot çocukların deneyimleri sabit disklere yüklenerek, araştırmacılar tarafından incelenebilir.
www.welt.de, Spiegel kaynaklarından derlediğimiz habere göre, eğer tüm çabalara rağmen robot bebek beklenilen gelişmeyi göstermezse de bilim adamları bebek bakımında pek zorlanmayacak.
Sonuçta ne gece viyaklamaları var ne de mama yedirme derdi. Tak fişe doyur karnını. Ve her şeyden önemlisi altını değiştirme gibi sevimsiz işlerle de uğraşmayacaklar.
(Hürriyet Bilim)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=9&HID=0&HaberID=365308
sevgiler saygılar
"Abi sen çok Matrix filmi seyrettinmi?
Hayır deme , belli oluyo sorudan..seyretmişin..
Yapay zeka düşünebilir mi?
Düşünür diyennere gülerim abim..Neden de? *Sor..
Yapay zeka (a ' üstünde inceltmesiz okuncek) asla düşünemez.
Hissedicileri vasıtası ile algılar.
Verilen komutlarla *evet/hayır yaparak ayıklar..yol çizer ..
sonuç: verilen programı okeyliyorsa o hareketi yapar.
Yani sonuçta, mükemmel bir hareket yapar.Ama düşünerek deil.
Sadece verilen komutları 0/1 tartarak sonuca ulaşır.
Demekkiii *.. yapay zeka asla düşünemez.Kendi çinde program üretemez.
Sadecene verilen poroğramı uygular.
İyi açıkladımmı abey..??
Sevgili Cemal,
Bence güzel açıklamışsın. Sorun zaten var olan donanımın canlıların beyinlerinden çok daha farklı bir tasarıma sahip olması. Ama YZ konusunu sadece güncel bilgisayar mimarisi ile düşünmemek gerekiyor, bunun temelinde yatan biraz daha karışık görüşler var.
En başta düşünce dediğimiz eylem nedir? Nasıl tanımlıyoruz? Biz insanlar da sadece verilen komutları işleten makinalar mıyız yoksa bir parça daha karışık birşeyler de mi var?
Bilgisayarlar, güncel mimarilerine, tasarımlarına göre statik cihazlar. 1 VE 1 işlemi yapan devre her zaman sonuç olarak 1 değeri veriyor. Ne devrenin yeri, bağlantısı değişiyor ne de işlemin sonucu. Zaten tasarımlarının hedefi de bu şekilde olmaları. Benim bilgisayarımda yapılan işlemin senin bilgisayarında yapılan işlemle aynı sonucu vermesi, bir işlemin her zaman aynı sonucu vermesi.
İnsan beyninde nöronların etkileşimleri zamanla değişebilir. En basiti, zamanla beynimizi oluşturan nöronların bir kısmını kaybederiz, etkinlikleri de azalabilir. Yaşlı yakınlarının alzheimer (bunama) geçirdiğini görenlerimiz bu üzücü gözlemden bile bu sonucu doğrulayabilir.
Bilgisayarların çalışma ilkeleri algoritma'ya dayanıyor. Yaptıkları işlemleri sınırlı zamanda, önceden belirlenmiş aşamaları izleyerek gerçekleştiriyorlar. Bu nedenle bir algoritma ile tanımlanamayacak işlemleri, ya da sınırlı zamanda sonlanmayacak bir algoritma kullanan işlemleri gerçekleştiremiyorlar. Yine algoritma kavramından yola çıkarak, bilgisayarların hem determinist hem de kaotik olmayan aygıtlar olduklarını da öne sürebiliriz. Yani başlangıç koşullarını bildiğimiz sürece bir bilgisayarın 10 aşama sonra ne işlem yapabileceğini her zaman hesaplayabiliriz (ya da bilebiliriz).
İşin gerçekten karışık kısmı da bu yukarıda yazdığım. İnsan beyninin çalışması bir algoritma ile ifade edilebilir mi? Bu konuda olumsuz görüşler de var (Roger Penrose gibi). Ayrıca, insan beyninin (belki de tüm memeli beyinlerinin) çalışması da kaotik olarak tanımlanabilir.
Peki gerçek bir Yapay Zeka nasıl oluşturulabilir? İşte geldik asıl can alıcı soruya. Mutlaka yapılır ya da kesinlikle yapılamaz değil, yapılabilir mi? Yapılabilirse nasıl? Bu soruları belli kabullenmeler olmadan sorabilmek benim başlığa yazdığım "Sorun" kısmını oluşturuyor. Bu konuyu daha geniş bir vakitte biraz daha açmayı düşünüyorum. Klonlamayı da ek olarak tekrar konuşabiliriz. Bu arada, evet Matrix'i seyrettim, güzel filmdi :)
Sevgiler.
1) Yapay zeka düşünebilir. Temelde nörolojik süreçler incelendiğinde aslında 1/0 temelinden şekillenmiş, ancak çok daha ciddi bir sofistikasyon içeren bir dizi işlemden ibaret olduğu müşahade ediliyor. Düşünce dediğimiz şey de bu nörolojik süreçler neticesinde doğuyor. Bir nöron, kendisine başka bir nörondan aktarılan sinyalin bir başkasına aktarılıp aktarılmayacağına, aynı anda diğer nöronlardan da gelen sinyallere göre "karar veriyor". Aslında tamamen biyokimyasal ve fiziksel bir süreç bu, ancak tabii ki daha mekaniğin tüm detaylarına hakim değiliz. Netice itibariyle, rahatlıkla ifade edilebilir ki gelecekte tasarlanacak çok boyutlu yapay zeka tasarımları, düşünce olarak değerlendirilebilecek düzeyde, uzun vadeli karar alma süreçleri sergileyebilecekler.
2) Bu iki insan aynı olmayacaklardır elbette. Çünkü insanın karakterinin temelini genetik yapısı oluştursa dahi, o temelin üzerine nasıl bir bina yükseleceğini bu genetik yapıdan ziyade çevre koşulları belirlemektedir. Cemal kardeş televizyon örneği vermiş, aynı örnekten gidersek, yayın aynıysa, ve televizyon da tamamen aynıysa, aynı kanala çevrildiğinde o kanalı aynen gösterecektir. Ama bir televizyonun diğerinden daha eski olması, renk tüpünün de daha eski olmasını gerektirdiğinden, alınan görüntü asla tamamen aynı olmayacaktır. Kaldı ki dış müdahaleyle kanal değiştirirsen yayınlanacak şeyler gene farklı olacaktır. Fazlasıyla basitleştirmiş oluyoruz ve açıklayıcı olmaktan giderek uzaklaşma tehlikesiyle karşı karşıyayız, ancak bence ruh yayındır, beden de televizyondur. Ortada yayından ve televizyondan başka birşey aramaya gerek yoktur. Aramamızı gerektirecek, mevcut verilerle açıklayamadığımız bir fenomen oluşmadığı sürece tabii.