PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed'in Soyu Nasıl Katledildi? KERBELA Olayı


sargon
06-05-2006, 00:17
Sitemiz bir alevi sitesi değil. Ancak İslam tarihindeki olaylar ve farklı yaklaşımlar bizi ilgilendiriyor. Birçok kişi Kerbela olayını duymuştur. Ancak olayın detaylarını bilmeyenler ve okumak isteyenler olabilir düşüncesiyle buraya aktarmak istedim. Cemal Şener'in kitabı Alevilik Olayı'nı kaynak olarak kullandım. (yanlışlıkla Baki Öz yazmışım düzelttim) *Ancak birçok Alevi kaynakta olay bu şekilde aktarılmakta. Olaya sünni bakış açısını da yazan olursa sevinirim.

HZ. HÜSEYİN VE DÖNEMİ

(KERBELA OLAYI)

İmam Hüseyin, Hicret’in üçüncü, bir rivayete göre ise dördüncü yılı Şaban ayının 3. günü Medine’de doğdu. Gene rivayete göre altı aylık doğmasına rağmen yaşamıştır. İslam inancına göre Hz. Hüseyin’in dışında altı aylık doğupta yaşayan tek insan Meryem oğlu İsa peygamberdir.

İmam Hüseyin’in altı erkek, iki kız çocuğu olmuş ve soyu Zeynel Abidin Ali’den yürümüştür.

İmam Hüseyin, kardeşi İmam Hasan’ın Muaviye’ye biatına v eonunla uzlaşmasına baştan beri karşı çıktı. Kardeşi Hasan’a bu davranışının nedenini sorduğunda ise; O’ndan, “Babamız Ali’nin uzlaşmasına sebep olan şeyler bana da sebep olu” cevabını almıştır. Bir başka deyişle Hasan, kendi yüzünden kan dökülmesini istemediği için böyle davrandığını söylemiştir.

İmam Hasan’ın öldürülmesinden sonra Irak’lılar Hüseyin’e biat etmek istediyse de Hüseyin, Hasan’la Muaviye arasındaki uzlaşmanın ancak Muaviye’nin ölümü ile biteceğini söyleyerek bunu kabul etmedi.

Muaviye, Hicret’in altmışıncı yılı Recep ayının 15. günü öldü. Yerine ölmeden önce oğlu Yezid halife olarak bıraktı. Böylece İslamiyette, saray-saltanat ilişkisi kurulmuş oldu.

Muaviye, zevk ve eğlenceye aşırı düşkün, içkici ve kumarcı bir insandı. Halk üzerinde o kadar ağır bir baskı kurmuştu ki, cuma günleri kılınan cuma namazını çarşamba gününe aldırdığı halde halktan kimsenin sesi çıkmadı. Bu tür davranışlar onun için bir güç gösterme aracıydı.

İslamiyet artık sarayı, saltanatı, debdebesiyle; vezirleri, hadımları, ordusu, kumandanları, zindanları ve cellatlarıyla; zulmü, kahrı ve keyfi idaresiyle tarih sahnesindeydi. Sahnenin arka planında ise, bir yandan har vurup harman savrulan bir hazine, bir yandan da yoksulluk içindeki halk yığınları vardı.

Gölpınarlı bu durumu Roma İmparatorluğu’na benzeterek şöyle yazıyor:

“Roma İmparatorluğu ayrı bir dil ile, hükümlerin ebaş eğilmeyen bir din ile, fakat İslam kisvesine bürünerek tarih sahnesine çıkmıştı artık.”

Ünlü tarihçi, Muaviye’nin yerine geçen oğlu Yezid’i de bize şöyle tanıtıyor:

“Kendisine böyle bir saltanat devreden babası ölürken bile başucunda bulunmak lüzumunu duymayan, avlanmakla gönül eğleyen Yezid, gününü-gecesini, çalgı-çağanak dinlemekle, köçek-çengi oynatmakla, içip kendinden geçmekle sürdürmeyi adet edinmiş bir kişiydi.”

Zevk ve eğlenceye düşkün olan Yezid, İslamiyette içki, şarap vs.nin yasak olmasına karşın, şairliğini şu ifadelerle gösteriyordu:“Bu şarap Muhammed’in *dininde haram ise, sen de onu Meryem oğlu İsa’nın dinince al, iç.”

Yezid, testiden kadehe dökülen şarabın çıkardığı sesi ise, Hatim’le Zemzem arasında koşuşan hacıların ayak seslerine benzetiyordu.

Yezid, babası Muaviye’nin ölümünden sonra kendisini halife etti. Medine Valisi Utbe oğlu Velid’i de İmam Hüseyin’e göndererek kendisine biat etmesini istedi. Yezid, hiç bir gecikmeye meydan verilmemesini ve gerekirse Hüseyin’in hapsedilmesini istemeyi de unutmamıştı.

Medine Valisi Velid de Hüseyin’i makamına çağırarak, Muaviye’nin öldüğünü, *yerine oğlu Yezid’in geçtiğini ve kendisine Hüseyin’in biatın ıalmakla görevlendirdiğini söyledi.

Hüseyin bu isteğe şiddetle karşı çıktı. Kendisinin babasına (Muaviye) bile biat etmediğini, Hasan ile Muaviye’nin aralarında bir anlaşma yaptığını hatırlattıktan sonra hilafet’in saltanat gibi babadan oğula geçmemesi gerektiğini anlattı. Hüseyin, şöyle devam etti:

“Şu dünyanın gidişatına bak ya Velid, haksızlık da ağaçlar gibi büyüyüp dal budak salar oldu. Muaviye zaten halifeliği binbir hile ile ele geçirmişti. Bu da yetmezmiş gibi şimdi de oğlu halifeyim diye ortaya çıkıp hak iddia ediyor.”

Hüseyin, bu sözlerinden sonra, kendisinin zalim soyuna biat edenlerden olmayacağını haykırdı. Babasının hilafet adına hançerlendiğini, ağabeyinin hilafet adına zehirletildiğin ihatırlattıktan sonra da vali konağını terk edip gitti.

İmam Hüseyin bu meydan okumadan sonra Mekke’den Medine’ye göçü düşünürken Kûfe’ye gitmeye karar verdi. Hatta Kûfe’lilerin biatını almak için önceden amcası oğlu Müslim’i gönderdi. Müslim burada 30.000 biat aldı. bunu duyan ve çılgına dönen Yezid ilk tedbir olarak İbni Ziyad’ı Basra valiliğniden Kûfe valiliğine atadı. Çünkü Kûfe valisi Numan da Hüseyin’e biat edenler arasındaydı.

Hz. Hüseyin Mekke’den, İbni Ziyad Basra’dan Kûfe’ye doğru yola çıktılar. Kûfe’ye daha önce gelen İbni Ziyad, vali konağına gittikten sonra şehirde korkunç bir terör estirmeye başladı. *Yüzlerce kesilmiş insan başı sokakları doldurdu. bu ilk saldırıdan sonra, biatlarını geriye almazlarsa tümünü kılıçtan geçireceği tehdidini savurarak, halkı sindirdi.

Müslim, Kûfe’deki yeni gelişmeleri İmam Hüseyin’e bildiremeden öldürüldü. Ölüsü Kûfe sokaklarında dolaştırıldıktan başka, İbni Ziyad koparılan başı Yezid’e gönderdi.

Hz. Hüseyin’i Kûfe dışında halk yerine İbni Ziyad’ın ordusu ve komutanı Hür İbni Riyad karşıladı. Son acı durumu Hüseyin Hür’den öğrendi. Daha acısının ilk şokunu üzerinden atamamıştı ki, kumandan Hür, kendisinden de Yezid’e biat istedi.

Kumandan hür, “Emir böyle” deyince, Hüseyin buna cevap olarak, “Yezid soyunun *kardeşimi öldürdüğünü yedi cihan bilir. Sen *binlerce mazlumun kanını üstüne sıçratmış bir katilin söylediklerini emir sayıyorsun, öyle mi?” diye sordu.

Bir yandan Hüseyin’e zarar vermek istemeyen, bir yandan da İbni Ziyad’ın emirlerine karşı çıkamayan kumandan Hür, İbni Ziyad’dan gelen son emri Hüseyin’e şöyle bildirdi: “Ya teslim olup Kûfe’ye *götürüleceksin, ya da hepiniz susuz bir yerde konaklayacaksınız.”

Hz. Hüseyin bu son emirle çok zor bir durumda kalmıştı. Çünkü karşısında güçlü bir ordu, yanında ise kendisiyle yola çıkıp buraya kadar gelmiş çoluklu çocuklu 70-80 kişi vardı.

Sonunda onlara döndü ve şöyle dedi: “Beraberliğimiz buraya kadar olacak. Ben Yezid’e biat etmem. Ama benim yüzümden size zarar gelmesini de istemiyorum. Ben arkamı size döndüğümde siz dağılın. Yalnız kalmaktan başka sizden bir isteğim yoktur. Ama Yezid’in başımı kopardığını duyarsanız biliniz ki o baş biatsızdır.”

Bu konuşmaya rağmen yanındakilerin Hz. Hüseyin’den ayrılmamaları üzerine Yezid’in komutanı Hür, onları susuz bir yere yürüttü. Burası, tarihe Kerbela adıyla geçecek yerdi.

Susuzluğun ne demek olduğunu ve susuzlukla yapılan işkencenin korkunçluğunu bu bir avuç insandan daha iyi bilenin olamayacağını büün tarih *kalın *harflerle yazdı.

Kerbela’da çöl ortasında aç ve susuz kalmış bir avuç insanın üstüne Yezid tarafınan ordu üstüne ordu gönderildi. *Takviye edilen yeni ordunun komutanı ise, Hüseyin’i Kûfe’ye çağıranlardan Ömer İbni Saad idi. O da Hüseyin’i *“Ya biat, ya savaş” tercihiyle karşı karşıya bırakmıştı.

Savaş başlamadan önce, bir yanda sayıları binlerle ifade edilen Yezid’in ordusu, bir yanda da susuz, yorgun, uğradıkları haksızlıkların acısı içinde bekleşen 70-80 kişi vardı:Hz. Ali’nin oğulları, İmam Hasan’ın oğulları ve diğerleri... Yani Hz. Muhammed’in soyu, ehlibeyti.

Hz. Hüseyin, Yezid’in ordularının karşısına başında Hz. Muhammed’in sarığı, boynunda kılıcı, elinde ise babası Hz. Ali’den devraldığı sancakla çıktı.

Hz. Hüseyin, Yezid’in ordusuna, bir insanın iktidarı ne kadar güçlü olursa olsun, inanmış insanların bu gücü kırabileceğini göstermek istiyordu.

İmam Hüseyin, tek tek bütün komutanları yenince bütün ordu üstüne saldırdı. Yüzlerce asker saldırıya geçti. Kumandan Ömer uzaktan bağırıyordu:

“Başını kesin... Başını kesin.”

Simr adlı bir asker kanlar içinde kıvranmakta *olan Hüseyin’in başını gövdesinden ayırdı ve koşarak komutan Ömer’e götürdü. Ömer bu kesik başı eline alıp, “İşte Yezid’in önünde eğilmeyen Hüseyin’in başı. Allaha şükürler olsun ki görevimizi yerine getirdik. Allah bunu bizlere nasip etmiştir” dedikten sonra, Hüseyin’in kesik başı ile birlikte Yezid’in sarayına doğru yola çıktı.( 8)

Hz. Hüseyin, Hicret’in 61. yılı Muharrem ayının onuncu günü, ikindi vakti Kerbela’da işte böyle katledildi. Öldüğünde 56 yaşındaydı.

sargon
06-05-2006, 01:12
Şu İslam'ın önemli şahsiyetleri nasıl öldüler acaba. Şu listeyi bir inceleyin ve "barış ve huzur dini" olan İslam'da ölümden daha ucuz birşey var mı acaba bana söyleyin..

Başlıyoruz.

Ömer
Ömer’in halifeliği 10 yıl 16 ay 4 gün sürdü. Hicri 20 (yirmi zilhicce) ve Miladi 644 tarihinde Mugayre Bin Şeben’in kölesi Firuz ebu Lülu tarafından camide namaz kılarken hançerlenerek öldürüldü.

Osman
On iki yıl hilafette kalan Osman, Ebubekir’in küçük oğlu Mehmet’in de içinde bulunduğu bir grubun saldırısına uğrayarak feci bir şekilde öldürüldü. Cesedi iki gün evde kaldı ve cenaze namazına ancak 17 kişi katıldı.

Ali
Hz. Ali’yi öldürme görevini, üzerine alan *Abdurrahman b. Mülcem’il Muradi, Kûfe’ye giderek Kuttame adlı bir kadının evinde saklandı. Bir yandan kılıcını zehirleyip bilerken, bir yandan da Verdan ve Çahap *adlı iki yardımcı edindi.

Mülcem, Hz. Ali’ye Hicret’in kırkıncı yılı, Mah-ı Mübarek-i Ramazan’ının 19. günü zehirli kılıcı ile saldırdı. Çok ağır bir biçimde yaralanan Hz. Ali iki gün sonra 63 yaşında Ramazan ayının 21. günü vefat etti.

Hasan
Muaviye Hz. Hasan’ın karısı Cude’yi, oğlu Yezid’le evlilik vaadiyle aldatarak, kiralık adamı Mervan’ın suç ortaklığıyla Hz. Hasan’ı zehirletti

Hüseyin
Hicret’in 61. yılı Muharrem ayının onuncu günü, ikindi vakti Kerbela’da katledildi. Öldüğünde 56 yaşındaydı.

Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin
Kerbela'da Hüseyin ve bütün soyu öldürüldükten sonra Ehlibeytten (Muhammedin ev halkından) geriye o sırada hasta olduğundan orda olmayan Zeynel Abidin kaldı. Nihayet Hicri 96’nın Muharrem 12. günü Ümeyye oğullarından Abdülmelik oğlu Velid’in saltanatı zamanında, Hişam b. Abdül Melik’in eliyle zehirletilerek öldürüldü. Öldüğünde 58 yaşındaydı.

Zeynel Abidin'in oğlu Muhammed Bakır ve oğlu
Muhammed Bakır'ın oğlu Zeyd, Emevi yönetimine karşı isyan etti. Fakat Emevi yönetimi isyanı bastırdığı gibi Zeyd’in yarı çıplak cesedini de halka ibret olsun diye tam beş ay darağacında asılı bıraktı.

Beşinci İmam olan İmam Bakır ise 60 yaşında Ümeyyeoğulları tarafından zehirletilerek öldürüldü.

Altıncı İmam olan *İmam Cafer-i Sadık;
O da diğerleri gibi zehirletip öldürüldü

İmam Musa-i Kazım
Ömür boyu gözaltında yaşadı. Çünkü Abbasi zulmü, Emevi zulmünden daha katmerliydi.

İmam Musa-i Kazım, Bağdat’ta üç yıl yaşadı. Bu üç yılın çoğunu da hapiste geçirdi. Sonunda Sindi adlı biri Harun Reşid’in emriyle Musa-i Kazım’ı zehirli hurma yedirerek öldürdü. Halka da yalan söyleyerek yedinci imamın eceliyle öldüğü açıklandı.

Diğer imamların akıbetleri de öncekilerden farklı olmadı. *İslamiyeti Hz. Muhammed ve Hz. Ali geleneğine göre yürütmeye çalıştıkları için İslam halifelerince öldürülmeleri gerekli görüldü.

8. imam olan İmam Rıza
Harun Reşit'in oğlu Memun *İmam Rıza'yı önce veliaht yaptı, ardından da zehirletti.

11. imam Hasan-ül Askeri
Abbasi halifesi Mu’temid on birinci İmam Hasan-ül Askeri’yi zehirleterek öldürdükten sonra Ali soyunu yok etmek için ailede hiçbir erkek çocuk bırakmamaya karar verdi ve bütün erkekleri öldüttü. Bu katliamdan hamile kadınlar bile kurtulamadı. Bu durumu Gölpınarlı’dan dinleyelim:

“Halifenin emriyle evdeki eşya *toplanıp mühürlendi; odalar arandı; gönderilen ebeler, kadınları muayene ettiler; gebe sanılar bir cariye, hanımlarıyla beraber bir müddet hapsedildi; sonunda cariye’nin *gebe olmadığı anlaşıldı ve oğulları Sahip’ül Emr *bulunamadı.”(12)

İslam halifelerinin katliamcılığı sadece Ehlibeyt soyuna dönük değil Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam da Abbasi halifesi tarafından öldürülür.

İmam-ı Azam, Hanefi mezhebinin kurucusudur. Kûfe’de miladi 690 tarihinde doğmuştur. *Yezid, İmam-ı Azam’a Kûfe kadılığını teklif ederse de imam bunu kabul etmez. Yezid, bu davranışının cezası olarak başına yüz kamçı vurdurur.

Abbasilerden Halife Mansur da kendisin ekadılık vermek ister. *Ancak İmam-ı Azam onu da kabul etmez. Mansur İmamı *zindana atarak kamçılatır. Hanefi mezhebinin kurucusu, bu zindan hapsine dayanamaz ve Miladi 767 tarihinde ölür.

Ben yazmaktan yoruldum, bu adamlar öldürmekten yorulmamışlar. Ne gözü dönmüş bir saltanat düşükünlüğüdür bu.

deli_cevat
06-05-2006, 11:36
polisiye dizi gibi yaw

spartacus
06-05-2006, 14:31
İslamiyet artık sarayı, saltanatı, debdebesiyle; vezirleri, hadımları, ordusu, kumandanları, zindanları ve cellatlarıyla; zulmü, kahrı ve keyfi idaresiyle tarih sahnesindeydi. Sahnenin arka planında ise, bir yandan har vurup harman savrulan bir hazine, bir yandan da yoksulluk içindeki halk yığınları vardı.

Din gereksinimini, saltanatların, toplumları yönetmenin keskin kılıcı olarak yerini almış, milyonlar kaygısızca güce biat ettirilmiş, misyon yerine getirilmiş. Bu sadece islamiyet için değil, hümanizma üzerine kurulu bir kaç dinin dışında tümünde böyle olduğunu görürüz. Bilhassa toplumsal muhalefetin en çok yükseldiği ortaçağda.

Kerbala'da Yezid'in komutanlarından olan ve onunla Hüseyin tarafına geçen bir kaç kişinin de olduğunu okumuştum. kaynağı şu anda anımsamıyorum. Tekerli ve karşılıklı olan orta meydan savaşında, bu komutanlardan bir tanesi Yezid ordusunda tek tek meydana çıkanları yendiğinde, Yezid ordusundan, o meydanda bir başkası ile savaşırken, *ok attırılmak usulüyle, bu komutanın öldürüldüğünü okumuştum. Sadece güç değil, hile, sahtekarlığın kendi savaş kurallarını dahi hiçe saydırabilecek kadar iliklere işlediği halde, Yezid'in ordusundaki binlerden ses çıkmamış. Birileri bir şehire geliyor, rakibi gördüğü kişiye biat etme kararı aldılar diye, insanları kılıçtan geçiriyor, ortalık kan gölü-dehşet, bu gücü nereden alıyor, silah olarak değil, toplumsal bağlılık olarak bu gücü duruduramayan şey nedir? İşte sorgulanması gereken burası. Tamda açılan konunun baştan aşağı okunmasında ortya çıkan gerçek.

okinono
26-10-2008, 20:52
Güncelleme.

pervane
26-10-2008, 21:31
Güzel bir konu sevgili okinono iyi ki güncellemişsiniz.

“Başını kesin... Başını kesin.”

Bu kesik baş hadisesi Alevi çocuklarına top özellikle de futbol oynama yasağı getirmiş geçmiş zamanlarda çünkü Hüseyinin başının ayaklar altında oynandığına ve top oyununun bu tarihi olaydan sonra ortaya çıktığına inanıyorlar.

ozgur_beyin
26-10-2008, 22:48
sevgili pervane bu açıdan bakarsak futbolu araplar keşfetmiş demekki:)

pervane
26-10-2008, 23:16
Fulbol ile hiç ilgili olmadığım için tarihini de bilmiyorum sevgili Şeyhim ama bu yasak benim çocukluğumun geçtiği tarihlerde hala ciddi bir şekilde çocuklara vaaz ediliyordu dedeler tarafından. Günümüzde ise bir kaç yaşlının dışında dile getirenine rastlamadım.

K.C.
27-10-2008, 01:06
Bu kesik baş hadisesi Alevi çocuklarına top özellikle de futbol oynama yasağı getirmiş geçmiş zamanlarda çünkü Hüseyinin başının ayaklar altında oynandığına ve top oyununun bu tarihi olaydan sonra ortaya çıktığına inanıyorlar.
:(
İnsanlık nerelerden nerelere gelmiş diyecektim ama, geldiği yer konusunda emin olamadım.

frodo
07-01-2009, 20:56
:(
İnsanlık nerelerden nerelere gelmiş diyecektim ama, geldiği yer konusunda emin olamadım.

Gelmemiş zaten sevgili KC. Hala "orda" kalmış...

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Kerbela%20tören/R07110338.jpg

breymin
07-01-2009, 22:39
Gelmemiş zaten sevgili KC. Hala "orda" kalmış...

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Kerbela%20tören/R07110338.jpg


Sayin frado simdi Allah bunlara taraf bize karsimi oluyor?eyer oda bunlardansa,vay halimize,umarim bunlara karsi bize tarafdir.saygilar

mehmetsalih
09-03-2009, 23:31
bir yandan muhammedin soyu katledildi deyin hüseyini savunun bir yandada ikinci yüzünüzü çıkarıp muhammedle hz.muaviyeyi aynı fasa koyup alevi karşıtı olarak gösterin. bu muhammedin soyu değil bir kere. soy erkekten devam eder kadından değil. eğer kadında olsa muaviyeninde kareşi muhamedin eşi. yani tek yüzlü olsanız daha iyi olur.

cigi
10-03-2009, 02:21
soy erkekten devam eder kadından değil. eğer kadında olsa muaviyeninde kareşi muhamedin eşi. yani tek yüzlü olsanız daha iyi olur.

Ah canim benim, demek soy erkekten devam eder öyle mi?:D

Ben sana hangi tarikattan oldugunu soruyorum, ona bile yanit veremiyorsun. Senin gibilerin yazilarindan, imlasindan, kullandigi dilden ne oldugunuzu anlarim.

Niye? Bunlari böyle ulu orta bilgisizce, sallama ve üfürme cesareti ancak onlarda bulunur da ondan..:)

Simdi sana önerim, sitemizin fenbilgisi bölümünde bulunan görevli arkadasimiza müracaat etmendir. Orada 3 senelik uzun ve faydali kurslarimiz bulunmaktadir.

Onlari okuyacak ve ailgilayabilecek kapasiten yoksa, üyesi oldugun cemaatmidir, tarikatmidir her neyse.. Git oradan biraz daha bilgililerini cagir.

Sen önden gelen akinci kolusun galiba.. Pek citkirildim ciktin...
Citir, citirsin yani anlayacagin...

mehmetsalih
10-03-2009, 18:44
...........................:)..................... ...........

mep
13-03-2009, 14:21
kah kafaları kesilerek
kah zehirlenerek hepsi huzura ermişler.
Huzur islamda..:D

mehmetsalih
13-03-2009, 18:42
Huzur Dinde değil anlayışta olur. Nasıl yorumlar ve anlarsan Hzuru orada....

mep
13-03-2009, 19:02
Huzur Dinde değil anlayışta olur. Nasıl yorumlar ve anlarsan Hzuru orada....


Demekkim İslamiyetin anlayışı biraz kıtmış.
birbirlerine karşı bile anlayışlı olamamışlar..
Yada huzuru,huzursuzluk vermekte bulmuşlar..
Asr-ı saadet'e , Saadet asrına bak,saadeti gör..
saadet anlayışıda, Huzur da bu..
Birbirini katlet Huzura er, saadet yaşa..:eek:

mehmetsalih
13-03-2009, 20:42
Sen daha Asr-ı Saadetin ne zaman olduğu bilerek konuşsan daha iyi olur. Azcık ezberini bozayım Emevi Devri Asr-ı Saadet değildidr.

pervane
13-03-2009, 21:22
bu muhammedin soyu değil bir kere. soy erkekten devam eder kadından değil. eğer kadında olsa muaviyeninde kareşi muhamedin eşi.

Sn. mehmetsalih neyi savunmaya çalıştığınızı anlamakta zorlanıyorum. Tarih sayfalarına kerbela gibi bir olayı düşüren islamiyetin devam ettiricilerinin peygamber soyu olmayan kişileri katletmesinde dinen bir sakınca yokturmu demek istiyorsunuz yoksa ben mi yanlış anlıyorum?

mehmetsalih
13-03-2009, 22:27
bu muhammedin soyu değil bir kere. soy erkekten devam eder kadından değil. eğer kadında olsa muaviyeninde kareşi muhamedin eşi.

Sn. mehmetsalih neyi savunmaya çalıştığınızı anlamakta zorlanıyorum. Tarih sayfalarına kerbela gibi bir olayı düşüren islamiyetin devam ettiricilerinin peygamber soyu olmayan kişileri katletmesinde dinen bir sakınca yokturmu demek istiyorsunuz yoksa ben mi yanlış anlıyorum?

Ben şunu demek istiyorum bir kere Hüseyin Alinin oğludur. Muhammedin soyudur derseniz burada tamamıyla duygu araya girere. İkincisi bu bir Devrim değil İsyandır. Yönetimin başında kim olsaydı yine o katliamı değil savaşı gerçekleştirirdi. Ama Yezidin zülmü tartışılamaz. Acaba Hüseyin zülme başmı kaldırsı yoksa Kufede Hilafetmi kuravaktı bu serikanlılıkla tartışmak en doğrusudur.

pervane
14-03-2009, 02:30
Sn. mehmetsalih kanı ısıtacak bir mevzu olduğunu sanmıyorum en azından benim soy sop konusunda kanımı alevlendirecek bir konudan bahsetmiyoruz. Eger sizi tedirgin eden şey Alevi tarafım ise ehemmiyeti yok derim. Ben tarihten bahsediyorum ama sizi bilemiyorum tabiî ki. Muhammed’in soyu kısmı ile ilgili değilim. Hem Alevilikte Kerbela olayı Devlet güdümlü yazar Cemal Şener’in allayıp pulladığı gibi de değildir. Kerbela kendi çaresizlikleridir. Katledilenin kimin soyu olduğunun hiç önemi yoktur. Hüseyin’in çaresizliği öyle bir kıvamında anlatılmıştır ki çoğu zaman Ali figüründen ayrı bir yerde durur. Duygu boyutunda Ali’nin önüne bile geçer bu motif. Ali’nin kendini savunma kudreti vardır, çaresiz değildir ama Hüseyin’e bu özellikler sirayet etmemiştir. Hüseyin Ali ile benzeş değildir, tanrısal özellikleri yoktur. Hüseyin’in Kerbela’da iktidar olmak için bulunduğu anlatılmamıştı onlara. Onun macerası Aleviler ile örtüştürülerek anlatılır. Peygamber torunu olduğu için yok edilmek istenir, haklıdır, taraftarları ile birlikte saklanarak yaşamını devam ettirmek zorundadır. Bu gizlilik benzeştir. Haksızın yanında yer almamak için yapılan onca eziyete katlanarak canından olmayı göze almıştır. Acı severliği, haksızın yanında saf tutmayışı, çilekeşliği benzeştir. Alevilerin çocuğu kutsal kabul etmeleri gözden kaçırılmamış öldürülen “masumu pak” lar ile olay iyice Alevilerin hafızasına kaydedilmiştir. Öyle bir anlatılır ki inanın İslamiyet’in diğer hikayeleri yanında dünkü çocuk kalır! Kaynak gösterin derseniz ellerinde sunacak hadisleri de yok! Ne Hüseyin’in halifelik hayalleri ne peygamber torunu olmasını lehine kullanmak istemesi akla getirilmez. O sadece haklıdır! Haksız yere yok edilmek istenir. Eh tabi Aleviler içli adamlardır! Bu konunun Alevilikte yer bulmasına Müslüman becerikliliği diyelim. Kırk yıl Alevilere kılıç sallanmış olsaydı bu kadar sızamazdı İslamiyet Aleviliğin içine diye düşünüyorum. Neyse zaten konumuz bu değildi. Yönetimin başında olan kişilerin Müslüman olması ve Müslüman olan kişilerin insan-ların canına bu şekilde nasıl kastediyor oldukları olmalı konumuz. Söz konusu hakimiyet ise gerisi tefarruat olmuyor mu? Hani dünya geçici bir mekandır diyordu Müslümanlar! Madem yönetim çarkı ve yönetimin başında bulunan Müslüman kişiler de bu tür bir zulüme imza atabiliyorlar. Ne yapsın insanlık İslamiyeti! Muhammede gelinceye kadar zaten aynı kanlar dökülmüyor muydu? Neyi değiştirmiş oldu bu din, nerde insan yaşamının kutsallığı, nerde İslam’ın güzellikleri, nerde sevgili peygamberin hatırası! kutsalların korunması, “Ehli Beyt” figürü kim tarafından monte edildi o zaman bu dine, Bir düşünün isterseniz peygamberin ölümünden ne kadar bir süre sonra vuku bulmuş bu olay hadi günümüze gelinceye kadar suyunun suyu aktarılmıştır diyelim, nerde toplumuna sunduğu huzur? Ha ben bildiğim Müslümanlığı yaşarım diyecekseniz sitede öğrendiklerimden bir de bu konu oldu her Müslüman’ın ayrı ayrı kendince Muhammed olduğudur. Aslında hiç birinin islamiyeti kabul ettiklerini sanmıyorum. Herkes kendine, kendinin Müslümanı yani. Bunu anladım da bu dinin esas çıkış ilkelerini neden bu kadar savunma gereği hissediyor inanır kardeşlerimiz işte burayı anlamıyorum.

mep
14-03-2009, 11:31
Sen daha Asr-ı Saadetin ne zaman olduğu bilerek konuşsan daha iyi olur. Azcık ezberini bozayım Emevi Devri Asr-ı Saadet değildidr.


Allah razı olsun abi..Ezberim bozuldu..
Yav ben sana asrı saadet,emevi devrimi dedimki.
lafı almış pazara çıkmışsın..
Bundan sonra sana yazarken alt yazılı yazıcam..
şöyle yapıcam bundan sonra..

Asr-ı saadet'e , Saadet asrına bak,saadeti gör.saadet anlayışıda, Huzur da bu...
( Parantez içinde açıklama) ( Mehmet abim burada emevi devrine
dair herhangi bir şey anlatılmamaktadır..yazar burada Emevi devri öncesine işaretle saadet devri diye adlandırılan bir devire ( Emevi yada abbasilerle, hatta taş, cilalı taş ,yontma taş gibi devirlerle ilgili değil ) sadece saadet devri hedef alınarak adının saadet olduğuna bakılarak bu devrin bile saadetin çok çok ötesinde bir devir olduğuna işaretle islamın bırakın emevi devrini asrı saadet dediği devirde bile kan revan içinde yaşadığını anlatmaya çalışmaktadır ama sana anlatamamaktadır..)

sana böyle ayrıntılı yazıcam bundan sonra..
başka türlü anlamıyon sen..
hemen cımbızdı,ezberdi döktürmeye başlıyon..

OQONUC
15-03-2009, 02:02
Sevgili Pervane

Birşeyle ryazmışsın ama paagraf yok giriş yok sonuç yok. Aynen de kürt sorunu gibi başı sonu belli değil olmuş konu.

Ama içerik olarak da dolu gibi. Gözlerim secemiyor artık eskisi gibi. Lütfen paragraflarını ayırın ve benim gibi okumaktan gözlerinin feri gitmiş insanlara eziyet etmeyiniz.

Hoş sitede zagor ve emanuelle okumaktan bardak dibi gözlükleri ile demokles kılıçları ellerinde arz endam edenler de varken benim gözlerimden şikayet etmem ne kadar haklı olur o da ayrı bir konu ya....

Hem sizin gibi bir Türkçe öğretmenine yakışmamız bu düzen. :)

--Oqo benim türkçe öğretmeni olduğumu nerden çıkardın?
--Salladım :)
--Ama Oqo ayıp değilmi neden sallıyorsun. Çok ayıp. Kınıyorum seni.

-kêmdarî; kêmdarî;kêmdarî. :D

Selamlar

pervane
16-03-2009, 01:16
Sevgili OQONUC,

Size bir türlü yaranamadım gitti. Kısa yazarım bir paragraflık yazı yazmayı bilmiyorsun diye kızıyorsunuz. Bir paragrafı doldursun diye uzun yazınca işte ancak bu kadar çıkıyor ne yapayım. Resmi yazı yazamıyorum diyorum ama kime:o
En yeminlisinden parmaklarını sayan birinden bu kadar da çok şey beklenmez ki ama değilmi? Eski sistemde yazarlık gibi bir etiketimiz yoktu kimsenin de böyle bir beklentisi olmuyordu. İsimlerimizin yanına yazar yazdılar metlik bozuldu mu ne.;)
Şakası bir yana bu yazıyı asıncaya kadar neler çektiğimi kimseler bilmiyor tabi iki defa yoğunluktan dışarı atıldım. Üçüncüsünde ancak aklım başıma geldi kopyasını alıp sonra asabildim yazıyı. Bu gidişle bu kadarını da bulamayacaksınız. Siz bu konu ile bir ilgilenin teknik masayı çalışmaya çağırın belki sorun çozülür.

Anlaşılan sn. mehmetsalih de sizin gibi anlamamış yazıyı ki hiç itirazda bulunmamış:)

Saygılar.

mehmetsalih
29-04-2009, 18:46
Sn. mehmetsalih kanı ısıtacak bir mevzu olduğunu sanmıyorum en azından benim soy sop konusunda kanımı alevlendirecek bir konudan bahsetmiyoruz. Eger sizi tedirgin eden şey Alevi tarafım ise ehemmiyeti yok derim. Ben tarihten bahsediyorum ama sizi bilemiyorum tabiî ki. Muhammed’in soyu kısmı ile ilgili değilim. Hem Alevilikte Kerbela olayı Devlet güdümlü yazar Cemal Şener’in allayıp pulladığı gibi de değildir. Kerbela kendi çaresizlikleridir. Katledilenin kimin soyu olduğunun hiç önemi yoktur. Hüseyin’in çaresizliği öyle bir kıvamında anlatılmıştır ki çoğu zaman Ali figüründen ayrı bir yerde durur. Duygu boyutunda Ali’nin önüne bile geçer bu motif. Ali’nin kendini savunma kudreti vardır, çaresiz değildir ama Hüseyin’e bu özellikler sirayet etmemiştir. Hüseyin Ali ile benzeş değildir, tanrısal özellikleri yoktur. Hüseyin’in Kerbela’da iktidar olmak için bulunduğu anlatılmamıştı onlara. Onun macerası Aleviler ile örtüştürülerek anlatılır. Peygamber torunu olduğu için yok edilmek istenir, haklıdır, taraftarları ile birlikte saklanarak yaşamını devam ettirmek zorundadır. Bu gizlilik benzeştir. Haksızın yanında yer almamak için yapılan onca eziyete katlanarak canından olmayı göze almıştır. Acı severliği, haksızın yanında saf tutmayışı, çilekeşliği benzeştir. Alevilerin çocuğu kutsal kabul etmeleri gözden kaçırılmamış öldürülen “masumu pak” lar ile olay iyice Alevilerin hafızasına kaydedilmiştir. Öyle bir anlatılır ki inanın İslamiyet’in diğer hikayeleri yanında dünkü çocuk kalır! Kaynak gösterin derseniz ellerinde sunacak hadisleri de yok! Ne Hüseyin’in halifelik hayalleri ne peygamber torunu olmasını lehine kullanmak istemesi akla getirilmez. O sadece haklıdır! Haksız yere yok edilmek istenir. Eh tabi Aleviler içli adamlardır! Bu konunun Alevilikte yer bulmasına Müslüman becerikliliği diyelim. Kırk yıl Alevilere kılıç sallanmış olsaydı bu kadar sızamazdı İslamiyet Aleviliğin içine diye düşünüyorum. Neyse zaten konumuz bu değildi. Yönetimin başında olan kişilerin Müslüman olması ve Müslüman olan kişilerin insan-ların canına bu şekilde nasıl kastediyor oldukları olmalı konumuz. Söz konusu hakimiyet ise gerisi tefarruat olmuyor mu? Hani dünya geçici bir mekandır diyordu Müslümanlar! Madem yönetim çarkı ve yönetimin başında bulunan Müslüman kişiler de bu tür bir zulüme imza atabiliyorlar. Ne yapsın insanlık İslamiyeti! Muhammede gelinceye kadar zaten aynı kanlar dökülmüyor muydu? Neyi değiştirmiş oldu bu din, nerde insan yaşamının kutsallığı, nerde İslam’ın güzellikleri, nerde sevgili peygamberin hatırası! kutsalların korunması, “Ehli Beyt” figürü kim tarafından monte edildi o zaman bu dine, Bir düşünün isterseniz peygamberin ölümünden ne kadar bir süre sonra vuku bulmuş bu olay hadi günümüze gelinceye kadar suyunun suyu aktarılmıştır diyelim, nerde toplumuna sunduğu huzur? Ha ben bildiğim Müslümanlığı yaşarım diyecekseniz sitede öğrendiklerimden bir de bu konu oldu her Müslüman’ın ayrı ayrı kendince Muhammed olduğudur. Aslında hiç birinin islamiyeti kabul ettiklerini sanmıyorum. Herkes kendine, kendinin Müslümanı yani. Bunu anladım da bu dinin esas çıkış ilkelerini neden bu kadar savunma gereği hissediyor inanır kardeşlerimiz işte burayı anlamıyorum.

Pervane sapla samanı birbirine karıştırmadan konuşsaydın daha iyi anlaşırdık... Sana kısa ve net olarak şunu söylüyorum İnsalık tarihinde gelip-geçen nefes sahibi her canlı aynı kategoride. Muhammedin torunu olsun, yezidin oğlu olsun bu benim için nafiledir. Sen galiba İslamı Muhamedizim biliyorsun. Yanılıyorsun! İSLAM akıl var olduğundan beri vardır ve var olacaktır. Muhammedin savaşlarda yaralanması, Hamzanaın şehadeti, Ömerin şehadeti ve tüm muhammed halkası benim gözümde birdir musa, isa-yandaşları da. Emevi saltanatının meşruluğu tartışılır elbetteki. Ama Evemevi-İslam Ehl-ibeyt-Kerbela kavramları doğrusu insana düşünme fırsatı doğurmaz. Sen tarih sayfalarında bula-bula hüseyinin ölümünmü buldun? Alevi-Sünni kavgasını körüklemek için bence bu tür şeylere hiç gerek yoktur. Ben ne sünniyim nede alevi ama şunu söylüyorum Hüseyinin kufeye gidişi doğru değildi, Alinin ve osmanın seçilmesi doğru değildi, ömer ve ebubekir hilafete layıktılar. Ali bir avuç müslümanın sorununu hal etmedi, Hüseyin bitmyecek bir fitneye imza attı. Hasan ise barış ehli biriydi. Yezid zaten zalimin tekiydi. Ama muaviye iyi bir siyasetçiydi.

Neyse konumuz bu değil. Ehl-i Beyt sonradan uydurulmuş Sünni-Şii bir kavramdır. Kur'an'a göre Ehl-i Beyt Elçinin hanımlarıdır (Ahzap Suresi, 33)... Hüseyinin kavgası gibi binlerce kavga yapıldı. Binlerce İnsan öldü, binlerce ocak söndü. Hüseyini nölümü benim için bir hiçtir diğer zülümlerin yanında. Öldürülüş şekli, çaresizliği vs. bunlar dugusaldır. Ama rabbimizden dileğimiz onları en güzel bir şekilde yargılasın. Hüsyinin af edilmesi için elbetteki duamız herkes gibi aynıdır. Ama Hüseyinin veAli evinin yaptığı tarihte unutulmayacak bir yaradır. Onların yanlış siyaseti ne yazık ki çaresizlikleri yanında hiç görünmez hiç kılıfa bürünmüştür. Aişe ANNEMİZİN BAŞKALDIRIDA belkide bu olayların önceden sezilmesinidir. Aişe Annemizin bu başkaldırısı inanıyorumki başarılı olsaydı bu kadar fitne olmayacaktı. Ayrıca muaviyenin osmanın kanı vb. idalrıda fos kıkaçaktı. Ama Alinin yanlış siyaseti radikal tavırları İslam ümmetini perişan edegelmiştir.

Ayrıca senin huzur istediğini, İslam dininin kan getirdiğini söylemen ezberi bir tavırdan -gelenekten bir anlayıştan öte geğildir. İslam hep vardı. Ve her dönemde siyasi olaylar olmuştur. ASHABIN İHTİLAFI SADECE BİR GÖRÜŞ AYRILIĞI -BİR İRADE SERGİSİNDEN İBARETTİR. HAMD OLSUN BEN KOYUN SÜRÜSÜNE SAHİP BİR TARİHE ŞAHİT DEĞİLİM. DEVRİMLERLE, BAŞKALDIRIŞLARLA DOLU BİR TARİ,H DİNİMİN BANA TAKDİM EDİĞİ BİR ŞAN/ŞEREFTİR.

Ayrıca şunuda belirteyim sen şakal, kıl dini herhalde Kur'an diniyle karıştırıyorsun. Muhammedin gelmesi-geçmesi İslamın başlangıcı veya sonucu değildir. O sadece bir elçiydi geldi ve işi bitti. O bizden biriydi Kur'an-ı okurdu anlayacağını anlardı. Bazen ömer ondan daha iyi anlardı. Bazen hata yapar Allah onu eleştirirdi. Eğer sen halla bu Dinsizlik tabusundan kultulmayıp bu yeni bir Din diyorsan sana aşunu söylerim ''Git Kur'an mealını bir defa gözden geçir'' sonra gel tartışalım. Şu geleneksel İslamla Kur'an islamını birbirine katan kişiler sadece kendilerine yazık ediyorlar. Muhammed ahirete ümmetini şöyle şikayet edecektir: “Ey Rabbim, benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular.” Furkan Suresi 30

pervane
29-04-2009, 23:41
Sn. mehmetsalih, dersinizi çalışarak geldiniz anlaşılan. Her ne kadar bugün siteye yazı yazmak gibi bir niyetim olmadı ise de yine naçizane bir iki şey yazayım bakalım sevgili OQONUÇ da beğenecek mi?

Doğrudur ben sap ile samanı karıştırıyorum, ama görüyorum ki sizin samanlık ile ahırın yolunu da karıştırmak gibi bir yeteneğiniz var.



Yanılıyorsun! İSLAM akıl var olduğundan beri vardır ve var olacaktır. Muhammedin savaşlarda yaralanması, Hamzanaın şehadeti, Ömerin şehadeti ve tüm muhammed halkası benim gözümde birdir.

Tarih sizin gözünüzdeki birlik ile bakmaz olaylara! Yani Mehmet Salih böyle inanıyor diye Muhammed, Hamza ve Ömer üçlüsünden İslam tarihini yazmaya çalışmaz. Ayrıca olayların başlama bitiş sonrası haklı haksız yorumu da tarihin işi değildir. Ama önüne çıkan kendi İslam’ını yazmakla yetinmeyip bir de yeni İslam tarihçiliği gayretine kapıldığından önünüze yapmaya çalıştıklarınız konulunca da kırılganlık gösterip ama ama benim imanım, müslümanım, allahım sizin bildiğiniz gibi değil diye bizi ikna ya çalıyorsunuz. Siz anlatıyorsunuz biz dinleyip buradan manzaranın nasıl göründüğünü söylüyoruz sadece. Pardon ama anlatılanlara yorum yapılmaması sadece inanılması gerekiyordu değil mi? Ayrıca doğrudur İslam akıl var olduğundan bu yana var olmuş olabilir! Ama ben var olduğumda nedense islam’ın Allah’ı bana aklı vermeyi unutmuş olmalı ki, sizin gibi iman sahibi olamadım. Bu da benim suçum değildir herhalde, milyarlarca insan inanıyor ben de eksik olayım!





Sen tarih sayfalarında bula-bula hüseyinin ölümünmü buldun? Alevi-Sünni kavgasını körüklemek için bence bu tür şeylere hiç gerek yoktur. Ben ne sünniyim nede alevi ama şunu söylüyorum Hüseyinin kufeye gidişi doğru değildi, Alinin ve osmanın seçilmesi doğru değildi, ömer ve ebubekir hilafete layıktılar. Ali bir avuç müslümanın sorununu hal etmedi, Hüseyin bitmyecek bir fitneye imza attı. Hasan ise barış ehli biriydi. Yezid zaten zalimin tekiydi. Ama muaviye iyi bir siyasetçiydi.

Mehmetsalih buraya geldiğimde zaten başlığı da, yazdıklarımı da hiç okumadığınızı görüp vazgeçtim size cevap vermeye. Tarih sayfalarında Hüseyin’in ölümünü ben bulmadım. Bu başlık ben siteye üye olmadan çok önceleri açılmış. Ama sizin başka bir sıkıntınız var anlaşılan. Taraftarlığınızın dumanı buram buram buraya kadar geliyor. Bravo mehmetsalih sizden binlerce yıl öncesinin seçim yorumlarını da okuyabildim imanım tamamlandı. Allah hidayetinize hidayet katsın. Bir dahaki mesajınız için arayı soğutmayın.

OQONUC
30-04-2009, 00:16
Sevgili Pervane;

Yazınızı çok beğendm. Bir iki yerde ufak noktalar var ama, o kadar kusur kadı kızında da olur canım :D

Merhaba Mehmetsalih
“Ey Rabbim, benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular.” Furkan Suresi 30

ayeti doğru vermişsin de; sen ne anlıyorsun bu ayetten. bunu bir açıklarmısın ?
Birde ehli Beyt peygamberin hanımlarıdır kabulunu ehli sünnet terk edeli bir asır oluyor nerdeyse. Bilgilerinizi güncelleyin.
Zira; Eğer hanımlarıdır derseniz; ben sizden ücret istemiyorum, ehli beytime sevgiden başka ayetini anlayamazsınız. anladığınız sizi savunduğunuzun tersine götürür. Zira bu ayet ile peygamber hanımlarını hepsi birer yıldız olan sahabelerden korumak için bu ayet indi olur ki, bu da sahabenin emanete ihanet edebilecek karekter yapısını size kabul ettirir. Sonra da sahabenin tevatür zinciri bozulur. Tevatür bozulunca şeirat düşer, şeriat düşünce ömer düşer, ömer düşünce Ali kalır, Ali şiadır. Ehli sünnet aslında şiadır demek zorunda kalırsınız. Hoş bence mahsuru yok. doğrusu da bu zaten
Daha sonra Şia dan bin türlü mezhep çıkmıştır ayrıca tartışılır.
Selamlar

pervane
30-04-2009, 23:51
Sevgili OQONUÇ, asıl şimdi kınamaya başlıyorum sizi. Şöyle bir başlık var getirip konuyu burda konuşuyorsunuz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9078&page=2

mehmetsalih iki ay sonra ancak cevap yazacak buraya, o zamana kadar sizi bu başlıkta ağırlasak.;)

OQONUC
01-05-2009, 00:50
Sevgili Pervane;

İnsan herzaman insan. Aynı hırslara sahip. Hatta bu taaa Adem'e kadar da dayanır bence.
Öyleyse, inanç da inançsızlıkta veya her ne ise bir amaç için dile getirilmelidir.

Bu ne yaa, konu ne ben ne yazıyorum...

Neyse aklım sanırım Frodo hz. lerinin veda konuşması ile Hz.Muhammed'in veda konuşması arasındaki parallellikte kaldı. Malum R.Ekrem veda konuşmasında da bu Ehli beyt sevgisini dile getirmişti. Oradan karıştırım sanırım :) Özür...

Selamlar

pervane
01-05-2009, 01:21
Mazeret kabul etmiyorum. Davet edildiniz o başlığa...

Çok ayıp. Kınıyorum seni.
-kêmdarî; kêmdarî;kêmdarî. :)

mehmetsalih
22-05-2009, 20:34
*Tarih sümmerle başlıyor dediğinizde aslında sıkıntınız başlar çünkü bize göre Tarih İnsanla başlar. Ademden bugüne yani sizin Tarih dediğiniz o zamanki cahil insanların sanat eserlerinden, putlarından kalan kırıntılar değil. Ayrıca Allah inancı maddeye dökülecek birşey değil.

*Eğer her insan benim aklım var neden inanmıyorum derse o zaman ben niye çalımıyorumda aç kalmışım gibisine benzer. Üstelik eğer her insan Allaha'a inanırsa o zaman hayatın anlamı ne olur? eğer İman bir azınlığı temsil etmese ne fayda?

* Hüseyinin Tarih sayfalarından duydusal bir biçimde anlatılması sorun ve madımaklara neden olan birşey. Çün şii- sünni ve diğer dayanaksız mezhepler bunları bir iman esası aracı olarak anlar.

*Ehl-i Beyt peygamberin hanımlarıdır. OQONUC sen galiba hiç düşünemiyorsun veya işine gelmiyordur. Ben ücret istemiyorum derken benim hanımlarımla istemez anlamına gelmez bu biraz sıkma gibi :hungry:

*benim toplumum bu Kuran’ı devre dışı tuttular bu ayeti anlamam gerek yok çünkü anlama özürlüler anlamaz.

Davudi
22-05-2009, 23:18
muhammed ölür ölmez baslamışlar birbirlerini yemeye. yiyenler kim muhammedin can dostları akrabaları yenilenler kim muhammedin can dostları akrabaları
sakat dinin sakat gelişimi...

mehmetsalih
23-05-2009, 13:28
Başka cevap cevap olmayınca tartışmanın direksiyonu değiştirilir... oysa bu sçylediğin önceki mesajlara bakarsan sende bende fazla konuşmayız.

Psiko
23-05-2009, 17:46
Ali İmran 61 : Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki:
Geliniz,
sizler ve bizler de
dahil olmak üzere,
siz kendi çocuklarınızı
biz de kendi çocuklarımızı,
siz kendi kadınlarınızı,
biz de kendi kadınlarımızı
çağıralım,
sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.

Kararlaştırıldığı gibi, mübahelenin kararlaştırıldığı günün ertesi Nasranilerin hepsi yetmişten fazla kendi alimlerinin eşliğinde, Medine’nin çıkışında, Muhammed'in çok büyük ve kalabalık bir toplulukla onları yıldırmak ve korkutmak için geleceğini bekliyorlardı.
Aniden Medine kalesinin kapısı açıldı ve Muhammed sağında bir genç, solunda hicaplı bir kadın ve ön tarafında ise iki çocuk olduğu bir halde gelerek Nasranilerin karşısındaki bir ağacın altında oturdular.

Sadece beş kişiydiler.
Nasrani'lerin büyük alimi Oskof (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Oskof&action=edit&redlink=1), mütercimlerden Muhammed ile gelenlerin kim olduklarını sordu.

Mütercimler;
"O genç, O’nun damadı ve amcası oğlu Ali bin Ebu Talib (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ali_bin_Ebu_Talib)’tir,

"sizler ve bizler de"

O kadın O’nun kızı Fatıma Zehra (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fat%C4%B1ma_Zehra)’dır,

"siz kendi kadınlarınızı,
biz de kendi kadınlarımızı"

O iki çocuk ise O’nun torunları ve kızının evlatları olan Hasan bin Ali (http://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_bin_Ali) ve Hüseyin bin Ali (http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCseyin_bin_Ali)’dir." dediler.

"siz kendi çocuklarınızı
biz de kendi çocuklarımızı"

mehmetsalih
23-05-2009, 17:50
sizler ve bizler de (muhammed ve diğerleri)
dahil olmak üzere,
siz kendi çocuklarınızı (sizin çocuklar)
biz de kendi çocuklarımızı, (bizim çocuklarımız bununların kim olduğu belli değil eğer hadislere danışırsak muhammedin çocukları)

siz kendi kadınlarınızı,

biz de kendi kadınlarımızı (muhammedin eşleri)
çağıralım,

BURADAN ALINACAK MESAJ
Gelin ailece konuşalım. Karalamaya ve iftiraya mahal vermeyin. Zoramaya gerek yok. Ali ve onun çocuklarının isimleri bile yok kuranda kuran kimsenin malı değil muhammedin bile. zorlamayın...

Psiko
23-05-2009, 17:57
Sayın Mehmet Salih ;

"BEN"celer,
ile
"BELGE"leri karıştırmamak gerekir :)

Ehlibeyt denilince ne anlanılması gerektiğinin Ayetidir bu.
Ayrıca,
Allah'a ve Resulüne dendiğinde,
Ayet var iken Hadislerin sözü dahi edilmez :)

mehmetsalih
23-05-2009, 18:17
Psiko ben benceleri kullanmıyorum. Hadis pisliğine bizi bulaştıranda sensin. Kur'anda ne ali var nede hüseyin nede fatıma. Ama muhammedin eşleri vardır. Sen ne istiyorsun onu söyle ehl-i beytin kim olduğu zaten açık. al sana belge
....................

Ehl-i Beyt'in Peygamberin eşleri olduğunu ve ayetin bunu açıkça ifade etiğini biliyormuydunuz? Ahzap Suresindeki ayetleri okumanız en iyi bilgi edinme yolu olacaktır.

32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

mehmetsalih
23-05-2009, 18:20
Ayet var iken Hadislerin sözü dahi edilmez

ne ayeti yoksa sen şia kültüründe ayetmi ithal ediyorsun. ayeıca ehl-i beytin içine nasıl bu tür uzantıları ekliyorsun anlamadım.

Psiko
23-05-2009, 18:35
Sayın Mehmet Salih ;

Siz bir inanansınız.
Yani Kur'anın ifadesi ile "Ey iman edenler." seslenişine muhatap olduğunuzu iddia edenlerdensiniz.
O halde
Nisa 59 : Ey iman edenler!
Allah'a itaat edin.
Peygamber'e
ve
sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin.
Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

Gördüğünüz gibi bu ayet bir SIRALAMA işaret ediyor.
Sıralamada Allah başta geliyor.
Bu da ayetler var iken,
(Sadece benzetmedir.)
(Kemal Sunal'ın bir filmi vardı.
Repliği "Ağanın p.hunun üstüne p.h yapılmaz."
olan.)

Bu doğrultuda bakılınca,
şu :
Tevbe 119 : Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun.
ayet gereğince sizin "DOĞRU" larla beraber olmanız gerekmekte değil mi ?
Peki önemli olan "BEN"ce diye nitelediğimiz "Kendi doğru"larımız mı ?
Yoksa
"BELGE" diye nitelediğimiz O'nun sözlerinin içinde bulunduğu Kur'an mı olmalı ?
Bu ayete Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaat alimlerinden,
"Kendini bilmez"lerden başkası itiraz etmez.

Zaten sevgili Oki de 100 yıl önce Ehlibeyt konusunun İslam içinde,
Penc-i Aba diye nitelenenler olduğu konusunda itiraz olmadığı ve (Hanımları) anlayışının ortadan kalktığını ifade etmiş.
(Hatta bunu Sayın Hüseyin Hatemi'ye sormak lazım :)
Ehlibeyt'in Penc-i Aba denilen,Aba altındaki beş kişiden oluştuğunu "MÜBAHALE" ayetini de delil göstererek,yani Hz.Resulallah-Hz.Ali-Hz.Fatima-Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'den oluştuğunu söylediğinde diğerleri üzerine öyle hücum etmişler ki,zaten peltek olan dili hepten tutulmuş. "Zorlama" diyorsunuz ya o anlamda :) )

Psiko
23-05-2009, 18:37
Psiko ben benceleri kullanmıyorum.
Hadis pisliğine bizi bulaştıran da sensin.
Kur'anda ne ali var nede hüseyin nede fatıma. Ama muhammedin eşleri vardır. Sen ne istiyorsun onu söyle ehl-i beytin kim olduğu zaten açık. al sana belge
....................


Vallahi de billahi de Hadisleri ben yazmadım :D

Psiko
23-05-2009, 18:45
Sevgili Mehmet Salih ;

Turan Dursun sitesinin misyonu,
"Dinlerden özgürlük"tür.
Eyvallah
da
ben sizi Müslüman olarak biliyordum.
Yanıldım mı ?

Size zahmet Mübahale ayetini bir araştırın :)
Ne anlatıyormuş,neden anlatıyormuş.

El Hakk doğrudur ki,
Bilmemek ayıp değildir.
Ayıp olan öğrenmemektir :)

mehmetsalih
23-05-2009, 18:56
Vallahi de billahi de Hadisleri ben yazmadım :D

ya alinin ismi kurandamı geçiyory..

Bu ayete Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaat alimlerinden,
"Kendini bilmez"lerden başkası itiraz etmez.

Sünniler ve senin gibi kuransızlar Hadislerle kuranı kapatıkları için alileri velileri çıkarıyorlar. Kardeş o ulul emr biliyormusun kimdir benim... evet evet benim....

Bak kuranda salih var işte o da benim. hatsa etmeyin adamı ya yukardaki aytlerle çocukmukandırıyorsunuz. ulul emr kimdir? benim sensin başka kimdir yoksa alimi?

Kardeş biz Ehl-i beyti konuşuyoruz sen ne dediğini bile bilmiyorsun ben sana ehl-i beytin içinde aliler veliler hüseyinler hasanlar yok diyorum sen bana peygambere itaat edin ayetini okuyorsun ne alaka:)...

Psiko
23-05-2009, 19:03
Sayın Mehmet Salih ;

Bu :
Çoğunluk doğru bile olsa sırf dikkat çekmek için yanlışı savun.
İnsanların senden nefret etmesini sağla ki nefretlik duygusu yok olmasın."
sizin imzanız.
İmzanız ile "Müsemma"sınız :)

mehmetsalih
23-05-2009, 19:08
Tartışmadan yenilince direksiyonu çevirmeye devam et :D

Psiko
23-05-2009, 19:10
Sayın Mehmet Salih ;

Tavuğun aç olanı ile ilgili güzel bir betimleme vardır :D

Nova
15-08-2010, 17:28
güncelleme

yagmurcu
27-08-2010, 00:54
Sayın Mehmet Salih ;

"BEN"celer,
ile
"BELGE"leri karıştırmamak gerekir :)

Ehlibeyt denilince ne anlanılması gerektiğinin Ayetidir bu.
Ayrıca,
Allah'a ve Resulüne dendiğinde,
Ayet var iken Hadislerin sözü dahi edilmez :)

ehlibeyt-ev halkı mehmetsalihin dediği gibi peygamberin hanımlarını kapsar
zaten ahzab ayetleri bunu açıkca ortaya koymaktadır
mübahele ayetinde kadınlarımızı ifadesi geçiyor buda ehlibeytin peygamberin hanımları ile sınırlı olduğunu gösterir

pervane
08-12-2011, 23:05
Caferiler zincir ile kan çıkarmak yerine bu sene toplu kan verme merasimi düzenlediler..
kaç yüzyıl önce 72 kişi hunharca öldürüldü diye bugün dövünen insanlık. Her gün binlercesinin kapısının önünde öldürülmesine nasıl da sessiz kalabiliyor..

opeth
25-01-2012, 22:23
huseyine yapılanı dedesi muhammed benı kureyzaya yaptı. hepsini katletti ve kadınlarını cariye aldı. yezid en azından kadınları cariye yapmamıştı. huseyin net olarak isyan etmişti kufeliler kendisini satınca başına o iş geldi.