PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : EGITIMDE KOKTENDINCI ISBIRLIGI


akson
13-05-2006, 14:16
Eğitimde Köktendinci İşbirliği - I -
Prof. Dr. Aykut Kence
Biyoloji bölümü, ODTÜ
*
Son günlerde, modern bilimin Darwin’in evrim teorisini tamamen reddettiği şeklinde savlar Harun Yahya takma ismi ile evrime ve bilime karşı mücadele eden kişi ve kişilerce, ve belli bazı çevrelerce sık sık yinelenmektedir. Bu savlar tamamen gerçek dışı olup evrimle ilgili olarak toplumumuzu yanıltma amacını taşımaktadırlar. Günümüzde biyoloji alanında yapılan eğitim, öğretim ve araştırmalar evrimi temel almaktadır. Evrim biyolojideki en önemli kavramdır. Evrimden sözetmeden biyoloji öğretmek periyodik cetveli anlatmadan kimya öğretmeye benzer. Ülkemizde ve dünyada bazı kimseler dinsel kaygılarla evrime karşı çıkmaktadırlar.
Yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır. Evrim olgusu dünyanın döndüğü gerçeği kadar gerçektir. Bugün binlerce bilim adamı evrimin olup olmadığı konusunda değil, evrimin nasıl olduğu konusunda araştırma yapmaktadırlar. İnsan genom projesinin de başarıya ulaştığı çağımızda insanlık, başka türlerin olduğu gibi kendi türünün evrimini de yönlendirebilecek konuma gelmiştir. Halkımızı ve özellikle gençlerimizi bu konudaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmak kendi evrimimiz ve diğer canlıların evrimi konusunda söz sahibi olamamak anlamına gelir.

İşte bu nedenlerle refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde son yıllarda evrim öğretimi ve araştırmalarına büyük bir hız verilmiştir. Bilimin dinsel kaygılarla engellenemediği demokratik ve laik ülkelerde evrim konusu, insanlığın ve diğer canlıların geçmişi ve geleceği, araştırma ve eğitimin önemli bir konusu olabilmektedir. Evrim tüm bilimlerde olduğu gibi eleştirel aklı, soru sormayı gerektirir. Evrimin öğretilmesine karşı çıkanlar ise eleştiren, soru soran bir gençlik istememektedirler. Bunun yerine kendilerine sunulan bilgileri hiç bir soru sormadan, itirazsız kabul eden bireylerden oluşan bir toplum istemektedirler.

ABD’de biyoloji derslerinde evrim eğitimi ve öğretimini engellemek isteyen köktendinci Hıristiyan gruplar zaman zaman başarılı olmuşlar ve hatta evrimden ve Darwin’den biyoloji derslerinde söz etmeyi yasalarla yasaklatabilmişlerdir. Ancak tüm bu yasalar daha sonra anayasa mahkemelerinde laikliğe aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Daha sonra evrimle birlikte “yaratılış bilimi” adını verdikleri öğretiyi okullara sokma çabaları da yine mahkemelerce yenilgiye uğratılmış ve “yaratılış bilimi”nin dinsel niteliği nedeni ile bir fen dersinde bilimsel bir kuram olan evrim kuramına seçenek oluşturmasının anayasanın laiklik ilkesi açısından söz konusu olamayacağına karar verilmiştir .

Evrimin ve tüm diğer pozitif bilimlerin amacı doğa ile ilgili gerçeklere varmaktır. Bilim hoşumuza gitsin gitmesin salt gerçeğe varmayı amaçlar. Bilimin vardığı sonuçları insanlar iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış biçimde kullanabilirler. İşte bu nedenle Darwinizm komünist, faşist, kapitalist, liberal ideolojilerce kullanılmıştır. Ama gerçekte bilimin ideolojisi yoktur. O halde evrimin her kötülüğün arkasında ve altında olduğu düşüncesine nereden varılıyor? Evrimin dine karşı olduğu şeklinde temelsiz bir kaygıdır bu düşüncenin kaynağı. Oysa Evrim bilimsel bir kuramdır ve hiç bir dinin ne karşısında ne de yanındadır. Evrim alanında araştırma yapan pek çok dindar bilim adamı, evrimi destekleyen kanıtlar bulmuşlardır ve bulmaktadırlar. Katolik kilisesi 1996 yılında evrimin bilimsel gerçekliğini kabul etmiş ve bu alandaki bilimsel araştırmaların durmaması gerektiğini savunmuştur Bilim Tanrı’nın varlığını kanıtlayamayacağı gibi, Tanrı’nın yokluğunu da kanıtlayamaz. Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu bu nedenle de bilimin araştırma konusu dışındadır.

Bununla birlikte 1970’li yıllarda Fethullah Gülen, Darwinizm’e ve evrime karşı konferanslar vererek yoğun bir propaganda etkinliğine girişmiştir. Bu konferanslara ait kasetlerde [2] Fethullah Gülen, bütün kutsal kitapların evrimin olmadığını belgelediğini söylerek şöyle demektedir:

“...liselerde okutulacak biyoloji kitaplarını, biyokimya kitaplarını, Allah'ın adıyla bizim adamlarımız, dinimize, kökenimize inanmış, bağlı kimseler hazırlasınlar...”

Fethullah Gülen’in Türk biyoloji eğitimi konusundaki dilekleri 1985 yılında Vehbi Dinçerler’in Milli Eğitim bakanlığı sırasında gerçekleşme yoluna girmiştir. Lise biyoloji ders programına ABD’li köktendincilerle işbirliği içinde [5] evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir [6]. Lise din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da *aynı şekilde Darwin’in evrim kuramı çarpıtılmıştır.

Daha sonra 1997 yılında dönemin başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Genetik bilimindeki son gelişmeler Darwin nazariyesini geçersiz kılmaktadır... dolayısıyla maymundan insan olmaz, çünkü maymun hayvandır” şeklinde buyurmuştur . Bunun üzerine bilim insanları Türk gençlerinin yetişmesinden en başta sorumlu olması gereken başbakanın bilimle bu denli ters düşmeye hakkı olmadığı gerekçesi ile tepki gösterince *bir daha bu konuda konuşmamış fakat bu sefer de Harun Yahya (basına göre Necmettin Erbakan ya da Adnan Oktar) takma adıyla birisi ortaya çıkmıştır. Harun Yahya ve “Bilim Araştırma” Vakfı 1998’den itibaren Hıristiyan köktendincilerle işbirliği içinde *evrime ve bilime karşı çok büyük mali kaynaklarla desteklenen yoğun bir kampanya yürütmeye başlamıştır. ABD’li Hıristiyan köktendinciler ise Türkiye’deki evrim karşıtları ile işbirliklerinin Türk toplumunda Hıristiyanlık inancının yayılmasında yardımcı olacağı inancındadırlar. Bu bilimdışı kampanya tarihte sık sık örneklerini gördüğümüz “din elden gidiyor” sloganıyla ilerlemeye karşı çıkan zihniyetin yeniden sergilenmesidir. Bu kampanyada ABD’deki köktendincilere paralel olarak McCarhty’ci bir yaklaşımla “Darwinizm komünizmin, ırkçılığın, ve bölücülüğün temelidir” şeklinde gerçek dışı savlar yeralmıştır.

Bütün bunlar ülkemizdeki laiklik karşıtı güçlerin derinden derine devleti ele geçirip iktidara gelmek için oynadıkları sinsice oyunun bir parçasıdır. Bu nedenle evrime karşı yürütülen kampanyada kaynağı bilinmeyen inanılmaz paralar harcanmaktadır. Sayın Milli Eğitim bakanı Metin Bostancıoğlu’nun bir soru önergesine “Evrim kuramı çürütülememiştir” şeklindeki yanıtı doğrudur ve son derece yerindedir. Eylül 2000’de gerçekleştirilen 15. Ulusal Biyoloji Kongresinde de, yaratılış görüşünün biyoloji ders programından çıkarılması Milli Eğitim Bakanlığına önerilmiştir. Yazımın başında belirttiğim gibi halkımızı ve gençlerimizi evrim konusundaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmaya kimsenin hakkı yoktur.

13-05-2006, 17:39
Akson teşekkürler. Yazının kaynağı olan linki de verirsen memnun olurum

akson
13-05-2006, 17:46
Bazen dalginligima geliyor kimse kusura bakmasin,link asagidadir

http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=62

oxygen49
14-05-2006, 19:41
Evrim tüm bilimlerde olduğu gibi eleştirel aklı, soru sormayı gerektirir. Evrimin öğretilmesine karşı çıkanlar ise eleştiren, soru soran bir gençlik istememektedirler. Bunun yerine kendilerine sunulan bilgileri hiç bir soru sormadan, itirazsız kabul eden bireylerden oluşan bir toplum istemektedirler.

Doğrudur :Ne desem boş Fetullah Gülen gibi şahıslar ve benzeri fikirleri suvunan insanlar :kişinin islami kurallara uygun yaşamasını kendilerinde hak olarak görmektedir.Çünkü en doğru olan onların yoludur.Yaşayış biçimleri onlar gibi olmak zorundadır.İşte olay burada başlıyo...Hiç bir ataist bu fikrin tam tersini insanlara empoze etmez :sadece sorgular zorla insanlara bu yol doğrudur demez fark buradadır...

Pavka
17-09-2009, 19:14
Eğitimde Köktendinci İşbirliği-II
Prof. Dr. Aykut Kence
Biyoloji bölümü, ODTÜ

Bir Milli Eğitim Bakanı, merkezi ABD'de bulunan yaratılışı araştırma enstitüsü adında köktendinci bir Hıristiyan kuruluş ve adında bilim ve araştırma sözcükleri geçen bir vakfın Türkiye'de biyoloji eğitimini dinsel bir temele oturtmak amacı ile yaptıkları ve okullarımızda etkileri hala süren işbirliğinden söz etmek istiyorum. Yaşam ortak bir geçmişi mi paylaşmaktadır? Diğer bir deyişle canlı türleri evrimleşerek mi günümüzdeki görkemli çeşitliliğe ulaşmışlardır? Bilimin 150 yılı aşkın bir süredir araştırdığı bu soruya yanıtı evettir. Ne var ki bilimin bu yanıtını kabullenemeyen dinci çevreler, evrim kuramını karalamak ve çarpıtmak için aralarında ABD ve Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerde muazzam bir çaba harcamaktadırlar. Bu çabanın en büyük hedefi de orta öğretimdeki öğrencilerdir. Bu nedenle Türkiye’de 20. yüzyılın bilimi olduğu söylenen biyolojinin ders saatleri orta öğretimde en aza indirgenmiş ve biyoloji derslerine çağdaş hiç bir ülkede görülmeyen biçimde, evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir. Yaşamın ortak bir geçmişi paylaştığını söyleyen evrim kuramına karşı İncil'deki yaratılış öyküsünün kelimesi kelimesine gerçek olduğunu savunan Yaratılışı Araştırma Enstitüsü (Instute for Creation Research), ABD'de yaratılış öyküsünü orta öğretim ders programlarına sokmanın mücadelesi içindedir.

Yaratılışı Araştırma Enstitüsünün (ICR) yayın organı olan Acts and Facts dergisinin Aralık 1992 sayısında “Türkiye’de Tarihi Yaratılış Konferansı”(1)başlıklı haberde şu satırlar yer almaktadır: “1980’li yılların ortalarında birgün ICR, Türk Milli Eğitim Bakanı Mr. Vehbi Dinçerler’den, davetsiz bir telefon aldı. Dini bütün bir müslüman olarak Mr. Dinçerler yaratılışa inanıyordu (yaratılışın Kur’an’daki anlatımı İncil’deki ile hemen hemen aynıdır). Türk Hükümetinin bir üyesi olarak, tüm eğitim sistemine vakıf olduğu için okullarında baskın olan laik temelli salt evrim öğretimine son verip, bunun yerine yaratılış ve evrime eşit zaman ayrıldığı iki modelli bir sistemi getirmek istiyordu. Bunun sonucu olarak yaratılışın bilimsel (İncil'deki değil) kanıtlarını içeren ICR’nin çeşitli kitapları Türkçe’ye çevrildi ve Türkiye’de tüm okul öğretmenlerine dağıtıldı.”

Vehbi Dinçerler’in bakanlığı sırasında Milli Eğitim Bakanlığı'nca İngilizce'den Türkçe'ye çevirtilip parasız olarak öğretmenlere dağıtılan kitaplardan biri "Yaratılış Modeli”(2) adını taşıyordu. Asıl adı Scientific Creationism (Bilimsel Yaratılışçılık) olan bu kitap ICR'nin o dönemdeki başkanı Henry M. Morris tarafından İncil'deki yaratılış görüşünü okullara sokma amacıyla kaleme alınmıştı. Bir önceki cümlede geçen “bilimsel” ve “araştırma” sözcükleri İncil'deki yaratılış görüşünü okul kitaplarına sokabilmek için ona bilimsel bir görünüş verme amacını taşıyan bir kandırmacadan başka bir şey değildi. ABD’de yaratılışçıların inançlarını değişik maskeler altında okullara sokma mücadelesi defalarca dava konusu olmuş ve her seferinde yaratılışçılar yargı önünde kaybetmişlerdir. Bir kuramın doğru olup olmadığına tabii ki yargı karar veremez. ABD’de de yargı bu görüşün doğru olup olmadığına değil, bu görüşün okullarda okutulmasının laikliğe aykırı olup olmadığına karar vermiştir. Laikliğe aykırı olduğu defalarca mahkeme kararları ile belirlenmiş olan bu görüşün ülkemizde biyoloji öğretim programına sokulmasından sorumlu bakan Vehbi Dinçerler bana gönderdiği mektupta, bakanlığı döneminde evrime seçenek olarak yaratılış görüşünün konulmasını savunmakta ve "...Yoksa siz Darwin kuramının veya herhangi bir kuramın sorgulanmasını istemeyenlerden misiniz?” sorusunu yöneltmektedir.

Darwin’in ya da her hangi bir bilimsel kuramın sorgulanmasına hiç bir bilim insanının karşı çıkması beklenemez. Bilim bu yolla ilerler. Bu sorgulamanın sonucu olarak bilimsel kuramlar, yerlerini daha açıklayıcı, daha kapsamlı, daha sağlam kuramlara bırakırlar. Yerleşik bir bilimsel kuramı yapılan gözlem ve deneylerle sorgulayıp, veriler ışığında kuramın geçersizliğini göstermekten keyif almayacak ve onur duymayacak bir bilim insanı düşünemiyorum. Ancak bilimsel bir kuramın sorgulanması bilimsel yöntem, bilimsel düşünce, özgür akılla yapılır. Bir fen dersinde ise bilimsel bir görüşün karşısına dinsel bir inanç koyularak yapılan öğretim ne fen öğretimi, ne de din öğretimi olabilir(3-4). Dinsel temelli görüşlerin bir fen dersinde bilimsel olarak sorgulanmasına olanak yoktur. Batı, bu laik anlayış geliştikten sonra bilim ve teknolojide hızla ilerleyebilmiştir. Bugün hiç bir çağdaş ülkenin biyoloji derslerinde evrime karşı yaratılış görüşü yoktur. ABD’de de yaratılış görüşünü okullara sokma girişimleri yargı tarafından bu nedenle önlenmiştir.

Ülkemizde ise bilimsel düşünceyi gençlerimize benimsetmekten en başta sorumlu olması beklenen laik Türkiye Cumhuriyetinin bir Milli Eğitim Bakanı ABD’deki köktendinci bir kuruluşa başvurarak yaratılış görüşünü biyoloji öğretim programına sokma konusunda onların yardımını istemiştir. ABD'de başaramadıklarını Türkiye'de ummadıkları bir kolaylıkla gerçekleştiren ICR yöneticileri 1992’de çağrılı olarak Türkiye’ye gelirler. Yukarıda sözü edilen haberde bu olay şöyle anlatılıyor:

“... Tüm okul öğretmenlerinin ve üniversite akademisyenlerinin çağrıldığı önemli bir çıkışın, bir konferansın zamanı gelmişti. Dr.Gish ve Dr. J. Morris masraflar Türklere ait olmak üzere konferans vermek için çağırıldılar. Bu sıradışı talep, kabul edilmeden önce dikkatlice tartıldı. İki dinin (Hıristiyanlık ve İslam) yaratılış doktrinleri arasında fazla bir fark olmamasına karşın, dinler arasındaki önemli farklar gözardı edilemezdi... Halk konferansı sırasında İncil’e ve Hıristiyanlığa herhangi bir atıfta bulunulmaması özellikle istenmişti.” ICR'ın Türkiye ile sıcak ilişkileri sonraki yıllarda da sürdü. Acts and Facts dergisinin Eylül 1998 sayısında yer alan “ICR Türkiye’deki yaratılış hareketine yardımcı oluyor”(5-6) başlıklı haberde ise Türkiye’de şaşırtıcı bir hareketin gerçekleştiği söylenerek şöyle devam ediliyor: “Yıllardır topluma egemen olan laiklik ve eğitimde evrimsel darbeye artık hoşgörü gösterilmeyecek. Türkiye’den Bilim Araştırma Vakfı buna karşı çıktı ve şimdi Türk halkını Özel Yaratılışa olan inançlarına sarılarak manevi temellerine dönmeleri için teşvik ediyor. ICR'den bu konuda yardım istediler ve biz de bu isteği karşıladık.” Haberin devamında 1998 yılında İstanbul ve Ankarada yapılan evrim ve bilim karşıtı toplantılardan övgü ile söz ediliyor. Aynı derginin başka sayılarında Hıristiyan misyonerlerinin Türkiye’deki deneyimlerinden, Hıristiyanlığı kabul ederek “kurtulan” Türk gençlerinden söz ediliyor.

Evrim kuramı günümüzde yeryüzünde görülen biyolojik çeşitliliği en iyi açıklayan bilimsel kuramdır. Biyolojinin tüm dallarındaki buluşlar, evrim kuramıyla anlam kazanmaktadırlar. Evrimsel biyolojinin tarımda, tıpta, hatta ekonomide sayısız uygulamaları vardır. Bu nedenle son 20-30 yılda dünyada evrim alanında araştırma ve eğitim yapan ülke ve kurumların sayısında hızlı bir artış görülmektedir. Yaptığımız bir araştırmaya göre 1980 yılında 12 ülke adında evrim sözcüğü geçen akademik birime sahipken 1999 yılında bu ülkelerin sayısı 32’ye yükselmiştir. Dünyada 1980 yılında 46 tane akademik birim adında evrim sözcüğünü taşırken 1999 yılında bu rakam 233’e yükselmiştir. Bu akademik birimlerin 118’i ABD’de, 35’i Fransa’da, 21’i İtalya’da, 12’si İngiltere’de, 12’si Almanya’da bulunmaktadır. Bu sayılar adında evrim sözcüğü geçen akademik birimleri göstermektedir, yoksa evrim alanında araştırma ve eğitim yapan akademik birimlerin dünyadaki sayısı çok daha fazladır. Görüldüğü gibi bu akademik birimler refah düzeyi en yüksek ülkelerde en çok sayıda bulunmaktadır. Çünkü yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır.

Evrim alanında yapılan araştırmalar ve bilgi birikimi, dünyada çığ gibi artarken birilerinin çıkıp ısrarla bilimin son verilerine göre evrim kuramı çökmüştür, Darwinizmin sonu gelmiştir gibi beyanlarda bulunması ancak ülkemizi orta çağ karanlığına götürmek isteyen gerici bir zihniyetle açıklanabilir.


Kaynaklar

1) . Historic Creation Conference in Turkey. Acts and Facts, 1992, 21:12

2) . Morris, H. 1985.Yaratılış modeli. Milli Eğitim Basımevi, Ankara

3) . Kence, A., Evrim ve Yaratılışçılık. Cumhuriyet. 24 Nisan 1985.

4) . Kence, A., 1994. Biyoloji Eğitiminde Evrim ve Yaratılışçılık.Türkiye Bilimler Akademisi Bilimsel Toplantı Serileri 2:43-47.

5) . ICR Assists Turkish Creation Movement. Acts and Facts, 1998, 27:12

6) . Kence, A. 2001. Eğitimde Köktendinci İşbirliği. www.tbmm.org (http://www.tbmm.org/)

"Bu yazi Cumhuriyet gazetesinde (Mart 2002) yayınlanmıştır.”

http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=78

ahmetsecer
05-10-2009, 13:36
Evrim teorisi 21. yüzyılda tarihe gömüldü, DNA'nın kompleks yapısını gören ve asla tesadüfen oluşamayacağını anlayan bilim adamları hemen Allah'a iman ettiler. Bu yüzden evrimciler artık boşa uğraşmasın, evrimin tek bir delili yoktur.

liopleurodon
05-10-2009, 13:47
>>> Evrim teorisi 21. yüzyılda tarihe gömüldü, DNA'nın kompleks yapısını gören ve asla tesadüfen oluşamayacağını anlayan bilim adamları hemen Allah'a iman ettiler. Bu yüzden evrimciler artık boşa uğraşmasın, evrimin tek bir delili yoktur.

Sen varsa evrimin delili..
EDİT. DNA filan gevelemişsin ya, hadi görelim bakalım o zaman..

K.C.
05-10-2009, 14:03
Evrim teorisi 21. yüzyılda tarihe gömüldü, DNA'nın kompleks yapısını gören ve asla tesadüfen oluşamayacağını anlayan bilim adamları hemen Allah'a iman ettiler. Bu yüzden evrimciler artık boşa uğraşmasın, evrimin tek bir delili yoktur.

:D :D yazık ya... nasıl bir beyin banyosudur bu... jakuzili mi :D

En el hak
05-10-2009, 18:17
düşünüyorum arkadaşlar,

ahmetseceremi inansam,ODDÜ biyoloji bölümü öğretim üyesi prof.doktor aykut kenceyemi :)

aydoe
05-10-2009, 20:35
En iyisi inanmamak bilmektir,bilmediğine de inanmamaktadır.
Bilim her şeyi zaman içinde açıklıyor beklemek ve görmek gerekli.

KızıL
05-10-2009, 20:49
olayı nasıl anlatmış ben ona koptum...

şimdi tüm bu bilim adamları toplanmışlar kocaman bir salondalar dna inceliyorlar...

bir bakıyorlar dna komplex!!!
aman tanrım buda nesi bu tesadüfen olamaz....

bir anda birbirlerinin yüzlerine bakarlar, sonrada gökyüzüne...
ve hep bir ağızdan başlarla;

- "Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden âbduhu ve Resuluhu."

sonra imanlı bilim adamı olup kardeşçe salondan dışarıya çıkarlar ve bundan sonra tek görevleri kalır halka evrimin olmadığını anlatmak....

bu bilim adamlarının ne bilimiyle ilgilendikleri nerenin bilim adamı oldukları hatta görevleri uzmanlık alanları bile belli değildir...

aralarındam müftü yada yaratılışçıların finanse ettiği grupların adamları çıkarsa sakın şaşırmayınız...

diagoras
05-10-2009, 22:03
Evrim teorisi 21. yüzyılda tarihe gömüldü, DNA'nın kompleks yapısını gören ve asla tesadüfen oluşamayacağını anlayan bilim adamları hemen Allah'a iman ettiler. Bu yüzden evrimciler artık boşa uğraşmasın, evrimin tek bir delili yoktur.

Harun Yahya'nin yanina git, sana 10 Trilyon versin. Ara gecis formu falan goturmene de gerek yok!

Yargan Kam
12-10-2009, 08:19
Evrim teorisi 21. yüzyılda tarihe gömüldü, DNA'nın kompleks yapısını gören ve asla tesadüfen oluşamayacağını anlayan bilim adamları hemen Allah'a iman ettiler. Bu yüzden evrimciler artık boşa uğraşmasın, evrimin tek bir delili yoktur.

Elbette ki Evrim teorisi dini inanç şeklinde inanılacak bir olgu değildir.

Asıl ve mühim olan 'bilim'e inanmaktır.

Teoridir, adı üzerindedir.

Ama yukarıdaki iddianız için bir kaynak belirtebilir misiniz?

Bir makale olur, gazete kupürü olur ne olursa.

Yoksa sırf araştırmadan, bilmeden siz dediniz diye inanmamız mı gerekir?

Bir başka İddia olan ''Kur'an, aya çıkış tarihini sure numaralarında gizli olarak vermiştir'' gibi Kur'an'da geçen 'evrim' ile ilgili başka bir 'apaçık' ama 'herkesin anlayamayacağı' ya da gizli, şifreli sure ile ayet bulunmaktamıdır?

İnandıklarınıza inanmamızı çok istediğinizi fark ettiğimden öğrenmek istiyorum.

Sevgi ile...

emil
12-10-2009, 10:21
Çok güzel ifade etmiş..Teşekkürler..