Orijinalini görmek için tıklayınız : Yargıya Türk-İslam Sentezci Saldırı
oxygen49
18-05-2006, 20:31
Lanetliyorum danıştayın ölümünü:
Sizin de görüşlerinizi alayım dedim :Ben Allahın askeriyim diye slogan atan ülkücü saldırgan Danıştay Üyesi M.yücel *Özbilgein öldürdü.
Danıştay 2. Dairesi üyeleri rutin heyet toplantısındayken saat 10.00 sıralarında saldırıya uğradı. Alparslan Aslan adlı saldırgan, binaya girerken x-ray cihazı sinyal verdiyse de avukat olduğu için üstünü aratmadı. Aslan, 2. Daire Başkanı Mustafa Birden ile üyeler Mustafa Yücel Özbilgin, Ayfer Gevrek Özdemir, Ahmet Çobanoğlu ve Ayla Gönenç'e kurşun yağdırdı. Kafasından vurulan Özbilgin, kurtarılamadı.
Üniversitenin satırlı eylemcisi
Danıştay'ı kana bulayan Alparslan Aslan, 1994'te girdiği Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde, 'solculara saldıran satırlı ülkücülerden' diye biliniyor. 1977 Bingöl doğumlu Aslan, 'Kürt Apo' lakabıyla anılıyormuş. Aslan'ın yanında çalıştığı avukatlar, 'milliyetçiliği'ne vurgu yaptı. Babası: "Vatanını seven bir çocuktu, aşırıya kaçmazdı.
Şamanist
18-05-2006, 20:34
Türk-islam sentezi diye birşey olamaz. Sentez aslı bozar. Onların yaptığına Arap milliyetçiliği desek daha doğru olur
Topluma korku salarak ilkel amaçlarına ulaşmak isteyen bu gibi kişileri, bu tür saldırıları yaratan zihniyeti, onun destekçilerini, bunlara ortam sağlayanları, kışkırtanları, hepsini nefretle kınıyorum. *Bu ülkenin geleceğini karartmak isteyenlere bu fırsatı vermeyelim.
deli_cevat
18-05-2006, 23:05
bende size katılıyorum bu saldırıyı şiddetle kınıyorum bu arada islamcı gazatelerin bunun gibi adamlara verdiği desteği unutmamak lazım resmen hedef göstermişler
Evet hep derler ki islam sevgi ve hoş görü dinidir.Kimse kalkıp da münferit
bir eylemdir demesin.Bunların gerçek yüzü budur.Bunlar birer bukalemun.Tebliğ
uğruna her renge her kılığa girerler.Cihat adına bunu da mübah görürler.
Allahın askeri allah adına cinayet işliyor.Hani dininizde zorlama yoktu.
Türban kararı aldılar diye bu değerli insanları vakit denilen şeriatçı
gazete hedef göstererek kurşun yağmuruna tuttular.Laik demokratik cumhuri-
yetimizin başı sağolsun.Bu ne ilk ne de son şehit olacaktır.Ama bu şeriatçı
güruh şunu iyi bilsin ki Türkiye Cumhuriyeti laiktir ve hep laik kalacaktır.
Atatürkün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda emin adımlarla yoluna devam edecek-
tir.Hep söylediğim bir şey var.Merak etmesinler yeri ve zamanı gelince
bu arap uşakları derslerini alacaktır.Bundan kimsenin şüphesi olmasın.Yeter ki
biler laik demokratik cumhuriyetimize sahip çıkalım.
cehhenem
19-05-2006, 00:00
allah c.c kulla olan ıntıkamını kul i alır kul ise bunu kul yaptı sanır
* * * * * * * * * * * *Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla... * *
* * * * * * * * * * * Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, şu muhakkak ki, Biz sizi *topraktan, sonra nutfe (sperma) den, sonra alaka (yapışkan bir madde)dan, sonra da uzuvları görünen ya da görünmeyen bir et parçasından yaratmaktayız ki, size (ne olduğunuzu) anlatalım. Dilediğimizi de belli bir süreye kadar rahimlerde durdururuz. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız, sonra da olgunluk çağına gelmeniz için geliştiririz. Bununla beraber, içinizden kiminizin canı alınıyor, kiminiz de biraz bilgiden sonra birşey bilmemek üzere, ömrünün en kötü devresine getiriliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün; ama üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her dilber çiftten bitkiler bitirir.
(HACC 22/5)
Kötülükleri de şeytan yapıyor.Ceza evlerinde suçluları da salalım.Ama şeytana da yazık be..En çok buna suç atılıyor.Millet ne yapsa tırsınca şeytana uydum diyor.Hani bir fıkrası da varya si... si..kiyonuz şeytana uyduk diyip suçu bana atıyorsunuz diyordu şeytan..Hata devlette.Bu yobazların topunun keseceksin sesleri çıkmayacak.Ahrete tecelli edecekler.Hem huzuru da bulurlar..
Cehennem.İp inceldiği yerdeb artık kopacak.Zamanında Timur devleti bayezid'i yenmişti ya..Tesadüf o bayezid kendi ordusuna allahın ordusu derdi.Dincilerimiz de pek severler malum zatı..Ama timur nasıl bayezid'in anasını belledi topoş etti ise sizin de topoş olacağınız gün uzak değil.Sizi yenince allahınıza da yeneceğimizi varsayarsak siz allahın emir eri kullarısınız ya bu bakımda sakata gelebilirsiniz dininizin karizması fena çizilir.Her tartışmada üste çıkmak gerçeklerin ağırlığını taşıyamaz duruma getirir.Eğer siz şeriatçılar bir yenilirseniz allahınızın da karizmasına bir Türk çiziği iyi gidecektir.Hadi hayırlısı...
türk-islam senteziymiş...
hheeeeh
faşoooo işte var mı ötesi !!! *Eskiden faşistti ,türk-islam sentezi gelince islamofaşist oldu.
'Kürt Apo' lakabıyla anılıyormuş. Aslan'ın yanında çalıştığı avukatlar, 'milliyetçiliği'ne vurgu yaptı. Babası: "Vatanını seven bir çocuktu, aşırıya kaçmazdı..
Bazıları çıkıyor ya sen Türksün ama ben bir kürt tanıyom senden benden daha vatansever...Herhalde bu vatansever bir vatandaş.Beyni süngerleşmiş arap hayranı ülkücü bozuntusu rezillerin örnek bir temsilcisi.Ülkücü denilen cahil kabadayıların gerçek yüzünü görmeyi sağlıyor bu haberler.
bazıları da var dokuz ışıktan habersizdir ama faşistliğini ancak böyle siyasi fikirler içinde tatmin ederler, bu da onlardan biri işte.
türk-islam senteziymiş...
hheeeeh
faşoooo işte var mı ötesi !!! Eskiden faşistti ,türk-islam sentezi gelince islamofaşist oldu.
Gerçek faşistler bunlar kadar cahil ve hödük değildir.Bunların ham maddesi kereste.Bunlar o ırk çorbasını andıran ümmetdaşlarına bacılarını verirler.Yani ümmeddaşlarına eneişte derler.Dünyada ise hiçbir faşist başka ırk'a kız vermez kız almaz.Ama faşizm esasında roma imparatorluğunu yeniden diriltmeye çalışan bir görüş nasyonal sosyalizmden uzak .Bu faşiszm kapitalizm'e daha yakın.İmparatorluk kültürü denilen zırvabunda var.Nasyonal sosyalizm ırklara bakış açısında uyuşmasa da sosyalizm'e daha yakın.Arada fark var.Bunlar faşist bile olamayacak zavallılar.Faşit olmak için bile okumak bilgi sahibi olmak gerekir.Ama bunlar çay demlemek ve toplaşıp adam dövmekten başka iş bilmezler.
yaw asıl can sıkan şey güvenliğin nasıl bu kadar zayıf olduğu... Bugün cumhuriyet gaztesi okurken inanamadım. Adamlar koruma talep etmişler o bile geri çevrilmiş. Ve vakit gazetesinin daha önce de hedef gösterdiği *(ahmet taner kışlalı, ali günday) isimler de katledilmişti. Gazete fotoğraf veriyo, nasıl olsa bi tane sazan çıkar da bunları vurur diye. ZAyen ülke cahil faşo kaynıyo.... gerisi şeriat desteği...
Şamanist
19-05-2006, 06:19
yaw asıl can sıkan şey güvenliğin nasıl bu kadar zayıf olduğu... Bugün cumhuriyet gaztesi okurken inanamadım. Adamlar koruma talep etmişler o bile geri çevrilmiş. Ve vakit gazetesinin daha önce de hedef gösterdiği (ahmet taner kışlalı, ali günday) isimler de katledilmişti. Gazete fotoğraf veriyo, nasıl olsa bi tane sazan çıkar da bunları vurur diye. ZAyen ülke cahil faşo kaynıyo.... gerisi şeriat desteği...
* Bizim millet sazan gibi atlar genelde bu tür olaylar patladığında.Gelir herkes katilin üzerine odaklanır.Katilin arkasında kim var pek sorulmaz.Katilin psikolojik sorunlarının olduğu bir gerçek.Zaten yasadışı suç örgütleri de bu tür adamlar üzerinden eylemlerini yaparlar.Bizim saf milletimiz de gider Mehmet Ali Ağaca gibi denyoları abartır da abartır. İşin doğrusu bu işin arkasında bence derin devlet var. Maksatları Tayyip'in cumhurbaşkanı olmasını engellemek.Danıştayın cenazesinde atılan sloganları dinlediğinizde eylem başarıya ulaşmış gibi görünüyor.
*
* Daha değişik düşünen arkadaş varsa yazsın buraya. Biraz beyin jimnastiği yapsak fena olmaz herhalde....
cehhenem
19-05-2006, 09:01
cok zekısınızde ınsanlıga yaralı ne yaptınız sadece bır suru laf salatalıgı. ona buna camur atmak baska bır seydegıl once sızın cocuklugunuza ınılmesı gerekır cok guvensız bır aılede buyumussunuz sıze kımse deger vermemıs kımse sızınle ılgılenmemıs sızde bakalarına camur atmakla kendınızı bı ok sanıyorsunuz ben ınanıyorum ınsan ogluna ıyne kadar faydal hıc bırsey yapmadınız. * kalın sağ *lıcakla.
Şamanist,
katilin arkasında kim var kim yok sorgulanıyor ve hangi fikre ve faşistliğe sahip insanların da olduğu biliniyor. Onu bu akli dengesi bozuktu dediğin adam yapmasa akli dengesi yerinde olan başka bi adam yarın öbür gün yapardı. Çünkü vakit tekrar hedefini göstermişti.
Kimbilir şimdi kimi hedef gösterecek.
Meclis başkanı açıklamasında türban konusunda diğer danıştay üyelerinden ayrı düşünenayfer özdemire silah sıkılmaması gerektiğini söylemiş. Yani güye bu saldırı türban konusuyla ilgili değilmiş. Adamın gözü dönmüş orada gidipte adamlarımı ayıracak. Bal gibi de türban konusu yüzünden oldu ve bu tarikatlar ve cemaatler türkiye'de yaygınaştıkça bu sıkmabaşlara yasaklar devam edecek.
hiramusta
19-05-2006, 13:05
yaw asıl can sıkan şey güvenliğin nasıl bu kadar zayıf olduğu... Bugün cumhuriyet gaztesi okurken inanamadım. Adamlar koruma talep etmişler o bile geri çevrilmiş. Ve vakit gazetesinin daha önce de hedef gösterdiği (ahmet taner kışlalı, ali günday) isimler de katledilmişti. Gazete fotoğraf veriyo, nasıl olsa bi tane sazan çıkar da bunları vurur diye. ZAyen ülke cahil faşo kaynıyo.... gerisi şeriat desteği...
Tesadüfe bak sen güvenlik kameraları da bozukmuş.Cumhuriyet gazetesine saldıranla Danıştaya saldıran(lar) aynı kişi(ler)miş.Adamlar gazeteye MKE üretimi el bombaları atmışlar.Bu el bombaları bakkalda mı satılıyor acep?Perde arkasında birtakım derin eller yoksa bıyıklarımı yolayım.Ha minareyi çalmadan önce kılıfı hazırladılar.O kılıfta başörtüsü oldu.Ülkemiz inşallah bulanık suda balık avlayanların oyununa gelmez.Tüm yargı camiasının başısağolsun.
Esen kalınız...
laiklik elden gidiyor. Yerine faşist şeriat gelecek. Eğer laikler bir an önce birleşip sokaklara dökülmezse çok geç olacak...
hiramusta
19-05-2006, 13:25
Alparslan Aslan ismini önümüzdeki günlerde sıkça duyacağız. Danıştay’a silahlı saldırı düzenleyen Aslan, genç bir avukat. 8 yıldır bu mesleği icra ediyor. İstanbul Barosu’na kayıtlı. Milliyetçi bir ailenin çocuğu olan Alparslan Aslan, 1990’lı yılların başında üniversite eğitimi için Elazığ’dan İstanbul’a gelmiş.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken kendisi gibi ülkücü olan arkadaşlarıyla bir grup kurmuş. Bu arkadaşlarıyla olan bağı halen devam ediyor. En azından haftada bir gün “boks antremanlarında” bir araya geliyorlar.
Alparslan Aslan’ın İstanbul’da çalıştığı ilk hukuk bürosu, adını Sedat Peker’in avukatlığıyla duyuran Hakkı Kurtulmuş’a ait. Ancak burada sigortalı ve resmi olarak değil, öğrencilik yıllarında adliyeye getir götür işlerini yapıp, harçlık çıkarmak için çalışmış.
*Resmi avukatlık stajına başladığı yer ise Kadıköy’de Avukat Ahmet Kılıç’a ait hukuk bürosu. Olayın ardından Avukat Ahmet Kılıç’ı arayıp kendisiyle yüz yüze görüşmek istediğimi söyledim. Sağolsun kabul etti. Bürosunda buluşup konuşmaya başladık.
Olayın ardından yaşadığı şok hali hala devam ediyordu. İlk sözü “anlam veremedim” oldu. Arkasından eski çalışanının anlatmaya başladı. “Kendi halinde, içine kapanık asosyal bir çocuktu. Bazı olaylar karşısında beklenmedik agresif davranışlar gösterdiği oldu ama kavga ettiğini silah taşıdığını görmedim.”
Peki Alparslan Aslan İslami hassasiyetleri olan ve Danıştay’ın, türbanlı anaokul öğretmeniyle ilgili kararına *böyle korkunç bir tepki verebilecek yapıda bir adamıydı? Cevabını en çok merak ettiğim bu soruya çok çarpıcı bir yanıt aldım:
“Milliyetçi bir arkadaşımızdı ama bu tür söylemleri yoktu. İiçki de içerdi. Ancak islami söylemlerine şahit olmadım. Onun için şoktayım. Nasıl olur, bunu nasıl yapar üstelik böyle bir neden ileri sürerek anlayamıyorum!”
Avukat Ahmet Kılıç gerçekten çok şaşkındı. Söyledikleri karşısında ben de şaşkınlığımı gizleyemedim. Ahmet Bey’e teşekkür edip yanından ayrılarak bu kez Alparslan Aslan’ın Kadıköy Adliye’sinin hemen yanındaki bürosuna geçtim.
Aslan, *Avukat Ahmet Bey’in yanından ayrılarak üç arkadaşıyla birlikte Yeditepe Hukuk Bürosu’nu kurmuş. *Terörle mücadele ekipleriyle aynı anda büroya girdim. Olayın ardından polis büroyu güvenlik çemberine alırken, kapıda Aslan Arslan’ın avukat arkadaşı Suat Altınkaymak ile *karşılaştık. Polisin ifadesine başvurmak üzere karakola götürdüğü genç avukata tek bir soru sorabildim;
-Acaba Alparslan’ın böyle bir olay yapacağı aklınıza gelir miydi? İslami hassasiyetleri olan bir arkadaşınız mıydı?
-Hayır ne alakası var, onu bizden iyi kimse tanıyamaz. Ama biz bile bu olayı neden yaptı ve neden türban meselesi gibi bir gerekçe gösterdi anlamak mümkün değil.
*Aldığım yanıt, Avukat Ahmet Kılıç’ın anlattıklarından sonra olaya ilişkin kafamda oluşan düşünceleri biraz daha şekillendirdi. Ancak şimdiden net yorumlar yapmak elbette yanlış olur. Önümüzdeki günlerde bu olaya ilişkin edindiğim çok çarpıcı bilgileri, ilgili makamlara doğrulattıktan sonra sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Baha ÖVÜNÇ
http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=134392
yenidendogus
19-05-2006, 16:20
Satırla, sopayla, kurşunla geliyorlar. Kanla besleniyorlar. Zaten başka hiç bişeyden beslenemezler ki. Son çırpınışlarını seyrediyoruz üç dinin. Çelişkileri, zıtlıkları, akıldışılıkları serglendikçe daha da saldırganlaşıyorlar. Son nefeslerini verene kadar yakıp yıkmaya, can almaya, kan dökmeye devam edecekler.
hiramusta
19-05-2006, 21:05
Kapatın bütün kibrit fabrikalarını,bir kibrit ormanı yaktı diye.Yasaklayın bıçak imalatını,bir bıçak adamı öldürdü diye.Bütün doktorlar kötüdür.Çünkü bir doktor ameliyat masasında bir hastasının ölümüne yok açmıştır.
Bugün televizyonları seyrettim. Galeyana gelmiş bir insan kalabalığı, adeta önüne geleni linç etmeye hazır bir canavar olmuş. Yazık diyorum, yazık ki yazık. Bizde hiçbir zaman bir demokrasi kültürü olmayacak mı, hiç sağduyu üstün gelemeyecek mi, hep ağzımızdan nefret dolu sözcükler çıkarak birilerinin üzerine mi saldıracağız. Hep bir maganda çıkıp sağa sola kurşun sıkıp, ülkenin zor yetişen değerlerini iki dakikada kanlar içinde yerele serebilecek mi. Hep birilerine aldanıp bir seçimde yüzde 50'lere yakın oylarla başa getirip bir sonraki seçimde yüzde 2-3'lerle yerlede mi süründüreceğiz.
NTV'nin haberlerinde Arslan Aslan'a yardım eden diğer 2 kişinin daha yakalandığını ve son günlerde *geçen günlerde bizim de tartıştığımız Semih Tufan Gülaltay'la telefon görüşmeleri yaptıkları söylendi. *Bu kişiler Cumhuriyet gazetesine de saldıran kişilermiş. Bu ne demektir? Bu kişileri kim kullanıyor? Kitleler kendiliğinden mi böyle galeyana geliyorlar? Bu linç tabloları kendiliğinden mi oluşuyor? Halbuki bizim insanımız koyun gibidir benim bildiğim. Bir zamanlar aynı anda kriz olmuştu, Arjantin ayaklanmıştı da Türk halkı bütün gazete yazarlarının övgülerine maruz kalmıştı.
Benim burnuma iğrenç kokular geliyor. Sanki bir tezgah, bir provokasyon var gibi görünüyor. Bu işin sonu nereye varacak. Bizde hiç mi demokrasi kültürü gelişmeyecek.
ne zaman nerde yazdı??? kim sildi?? neden sildi???
çok mu soru sordum???
Ezkamo'nun yazısı bir önceki sayfada duruyor. İsteyen ordan okuyabilir. Kimse yazı falan silmedi. Silinirse bir notla belirtilir zaten. Site yönetimi hakkında neden böyle bir tutuma giriliyor? Adnan Hoca ve Said-i Nursi hayranıyızdır belki.. Biraz akıl, biraz izan..
hiramusta
20-05-2006, 11:56
Ayfer Hanım, laik cumhuriyete düşman mı?
Danıştay 2. Daire Üyesi Yücel Özbilgin'in çarşamba günü meslektaşlarıyla birlikte uğradığı alçakça saldırıdan hemen sonra ambulansa bindirilişi gözlerimin önünden gitmiyor. Bir hukukçunun ölüme yolculuğunu izledik.
Pazartesi günkü "Artık Aczimendileri bekliyorum" başlıklı yazımda, tecrübeli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak provokatif havanın yükseldiğine işaret ediyor ve şöyle yazıyordum: "Türkiye'yi Kürt-Türk diye germek şahinleri kesmemiş olmalı ki, Cumhuriyet gazetesine yeni bir bombalı saldırı daha yapıldı. Demek ki bir yandan laik-şeriatçı ayrımına dayalı ikinci bir toplumsal kriz devreye sokulmak isteniyor. Doğrusu 28 Şubat'ın önemli dönemeçlerinde otobüslere binip Ankara'ya giden, 28 Şubat sonrasında tamamıyla kaybolan Aczimendileri de bir zaman içinde yeniden sahnede görebileceğimizi düşünüyorum."
Kuşkularım beklediğimden çok daha çabuk ve çok daha kanlı gerçekleşti. Danıştay üyelerini tarayan kişinin aynı zamanda Cumhuriyet'e bomba attığı da tespit edildi. Katilin içinde bulunduğu ilişkiler ağı ise onun karanlık bir suç ortamının ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Ne var ki, bu provokasyonun ardını araştırmak yerine Türkiye belki de bu kanlı senaryonun bir sonraki adımı olarak hırçın bir kamplaşmanın içine itiliyor.
Neden? Muhtemelen çok erken ve çok sert başlayan Çankaya savaşları için.
Yoksa toplumun dirlik ve düzeninin nasıl sağlanacağı belli. Bunu, hukuka titizlikle riayet ederek sağlayabiliriz. Böyle bir titizlik görüyor musunuz? Daha doğrusu bunu isteyen var mı? Önceki gün, Kocatepe Camii'nde askersivil bürokrasi kutsanırken, başta iktidar partisi üyeleri olmak üzere siyaset kurumunun aşağılandığını gördük. Üstelik, askersivil bürokrasinin taraftarlığını yapanlar, bugüne kadar görülmemiş bir cesaretle fiziki saldırılara da girişmekteydi.
Kim bilir, belki bu da senaryoya uygundur.
Halbuki, burası kovboylar ve Kızılderililer ülkesi olmasa, çok vahim bir gelişme olan Danıştay saldırısının ardındaki tertip üzerine hep birlikte gidilir, bundan iktidar kavgası için rant çıkarmak hırsıyla ilkel bir hırçınlaşmaya gidilmezdi. Çünkü şimdiden belli ki, bu provokasyon garip bir tezgahın malı çıkacak. Katilin ilişkilerine bakınca, 1980 öncesi aynı silahla öğleden önce bir sağcıyı, öğleden sonra bir solcuyu vuran anlayışı görmek mümkün.
Ankara'da AK Parti başta olmak üzere kimse hukukun ve demokrasinin çerçevesi içinde kalmak istemediği için hukuksal konularda bile siyasal sloganlar öne çıkıyor.
Laik cumhuriyetin tehlikede olduğu vurgulanıp duruyor. Demokrasiden ise söz edilmiyor.
Kanlı bir tertibin tuzağına düşmekte olduğumuzu görünce, Danıştay 2. Dairesi'nin öğretmenlerin okul dışında da türban takmasını yasaklayan gerekçeli kararını yeniden inceledim.
Bu kararın siyasal değil, hukuksal bir tartışmanın konusu olduğu açıkça görülüyordu.
Türban konusunda Ankara 6. İdare Mahkemesi üyeleri, Danıştay 2. Dairesi gibi düşünmüyordu. Zaten Danıştay'a iptal davası Ankara Valiliği tarafından bu nedenle açılmıştı.
Üstelik, çarşamba sabahı kanlı tertibin hedefi olan üyeler arasında bulunan Danıştay 2. Daire üyesi Ayfer Özdemir de türban konusunda öğretmenin özel yaşamını kısıtlamayı uygun görmemiş ve muhalefet şerhi koymuştu.
Hatta, Danıştay Tetkik Hakimi Vahit Kınalıtaş da Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin kararının yerinde olduğu kanaatini belirtmişti.
Kısacası, temel hak ve özgürlüklerin kullanımı açısından aynı eğitimden geçen ve aynı düzeyde görev yapan yüksek yargı organları fikir birliğine varamamıştı. Bu bir "laik cumhuriyet" sorunu değil, temel hak ve özgürlüklerin demokratik kullanım tartışmasıydı. Ne var ki, türban meselesini insan haklarının bir parçası olarak görmeyi reddeden AK Parti hükümeti başta olmak üzere herkes konuyu siyasallaştırıp, doğal ortamından kopardı. Bu, provokasyonların peşindeki karanlık gücün işine geldi.
Şimdi hastanede yaralı yatan Ayfer Özdemir'in laik cumhuriyete karşı olduğunu kimse söyleyemez. O halde hukuksal bir tartışma konusunu terörün, terörü de Çankaya kavgasının aracı haline getirenlerin dayanağı ne?
Bu gerginlik sürerse, "laik cumhuriyet" bahanesiyle çıkan gerginlikte, olan demokrasiye olacak.
Orman kanununu kendileri için avantajlı bulanların hukuku yok saydıkları kanlı bir ortamda, herkesin ortak güvencesi olan hukuk tümden ortadan kaybolacak.
Mehmet Altan / Sabah / 20.05.5006
maltan@sabah.com.tr
Yine yargısız infaz,yine hezeyan ve hevesle verilen bir karar sonuç:yanlışmış..Olay oluyor,hemencecik bir taraf suçlanıyor,diğer taraf ise zaten dünden razı..olayı öyle kucakladı ki,bütün içindekileri döktü..Türkiye'de at oynatmak kolay bir iş;lakin Türkiye eski Türkiye değil..Halk bilinçlendi,artık sorgulamaya başladı..
Sonuç:Adam pkk'lı çıktı..Türkiye'de ayrım yapmak kimin işine geliyorsa,bu işide onlar planlamıştır.pkk da dağılım sürecinde,ve yok olmaya mahkum..Batılın hükmü eninde sonunda sona erer.Karışıklık çıkarmak ve huzur ortamını bozmakta işlerine gelir.Halkın desteğini kaybettiler artık..
Olaylara sazan balığı gibi atlanacağı yerde,bir nefes alıp delilleri değerlendirerek yapılan bir tedebbürden sonra,yapılacak olan düşünce açıklamasıdaha doğru olur.yoksa hep böyle hezeyan ve hevesle karar verip,duracaksınız..
hiramusta
20-05-2006, 13:53
Alparslan Arslan hakkındaki son bilgiler:
Polis yetkilileri, öğrencilik yıllarında Türk-İslam hareketi içerisinde yer alan Arslan'ın, son yıllarda tamamen "Ulusalcı" akımların etkisine girdiğini belirledi. Arslan ve 15 kişilik grubunun, 'ulusalcı' eylemlere katıldığı ve grubun en etkili elemanının Arslan olduğu öğrenildi. 'Kurtlar Vadisi' dizisi hayranı olan zanlıların Cumhuriyet'i bambalama eylemine gitmeden önce, rahatlamak için alkol aldıkları kaydedildi.
CİLT CİLT AYDINLIK DERGİSİ
Arslan'ın Üsküdar'daki evinde yapılan aramalarda ise İşçi Partisi'ne yakınlığıyla bilinen Türk Solu Dergisi'nin 3 cilti Aydınlık Dergisi, Vatanseverler Güç Birliği Hareket Tüzüğü ve bütün sol militanların ellerinde düşürmediği Gerillanın El Kitabı adlı kitap bulundu. Alparslan Arslan'ın, liderliğini Kemal Kerinçsiz'in yaptığı Milli Güç Platformu, Kuvvai Milliye Derneği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Plotformu, İşçi Partili Öncü Gençlik ve Türk Solu Dergisi gibi ulusalcı yapılanmalarla birlikte hareket ettiği, bu grupların eylemlerine katıldığı belirlendi. Bünyelerinde emekli askerler, kamu görevlileri, avukatlar ve üniversite öğrencilerinin çoğunlukta bulunduğu ulusalcılar son aylarda yapılan birçok eylemle öne çıktı.
Kerinçsiz'in her eyleminde var
Alparslan Arslan ve arkadaşlarının, Hukukçular Birliği Derneği'nin hemen bütün eylemine katıldıkları tespit edildi. Derneğin genel sekreteri ve öne çıkan ismi olan Kemal Kerinçsiz, Alparslan Arslan'ı tanımadığını ve dernekleriyle hiçbir irtibatı olmadığını söylemişti.
Arslan 24-25 Eylül 2005'te, Bilgi Üniversitesi'nde, Ermeni Konferansı'nı protesto eylemlerine katıldı. Eylemlerde sağcı ve solcu ulusalcılar ortak hareket ettiği
2 Aralık 2005: Yargının Ermeni Konferansı'nı iptal eden kararını eleştiren gazeteciler hakkında Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ilk duruşmasında eylem yapanlar arasında Arslan da vardı.
3 Aralık 2005 Cumartesi: Göztepe'de toplanan bazı sivil toplum kuruluşları, cami yapılmasına karşı eylem yaptı. Göstericilerin üzerine yürüyen eylemcilerden biri de Arslan'dı.
16 Aralık 2005: "1 milyon Ermeni ile 30 bin Kürt öldürüldü" sözleri nedeniyle hakkında dava açılan yazar Orhan Pamuk'un yargılandığı Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gelen kalabalık bir grup olay çıkardı. Pamuk'un arabasını yumruklayıp yumurta atan eylemcilerden biri de Arslan'dı.
6 Ocak 2006: Kemal Kerinçsiz ve arkadaşları, Fener Rum Patrikhanesi'nin geleneksel 'denizden haç çıkarma' törenini protesto etti. Yeniçeri kıyafetli grup atlarla Patrikhane'ye yürüyen eylemcilerden biri Arslan'dı.
16 Nisan 2006: Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda düzenlenen eylemde Alparslan Arslan yine en ön saflardaydı.
Sauna çetesiyle benzerlik gösteriyor
Danıştay'a saldırı ile Sauna çetesi arasındaki benzerlikler ön plana çıktı. Saldırgan Arslan ile yüzbaşılıktan atılan Muzaffer T.'nin sık sık telefonla görüştüğünü belirledi. Sauna çetesinde de Özel Kuvvetler'den yüzbaşı Nuri Bozkır'ın "Türk Mukavemet Tugayı" adına hareket ettiklerine ilişkin konuşmaları telefon kayıtlarına yansımıştı. Arslan'ın Ankara'ya gelir gelmez ilk görüştüğü ilk kişi avukat Tarkan T.'nin, "ATA ocakları" eski başkanı olduğu anlaşıldı. Tarkan T.'nin, ayrıca, Hüseyin Tanrıverdi'ye silahlı saldırıdan Ankara'da gözaltına alındığı belirlendi.
Sauna soruşturmasında tutuklanan Tamer Topsakal da görevdeyken yürüttüğü, Almanya'da PKK'nın uyuşturucu pazarı nedeniyle öldürdüğü Ertuğrul Yılmaz'ın soruşturma dosyasının, "ATA ocakları" eski başkanı Ayhan Parlak'ın jeep'inde bulunması nedeniyle meslekten ihraç edilmişti. Jeepte ayrıca Glock marka silah bulunmuştu. Polis, Türkiye'de Sauna çetesi benzeri 11 ayrı grubun faaliyet gösterdiğini belirlemiş, bu grupların birbirleriyle üst noktada irtibatı olduğu öne sürülmüştü. Arslan ile birlikte eyleme katılan Osman Y. ve Mehmet A. da çok sayıda suç kaydı bulunuyor.
(Yeni Şafak)
Aşağıdaki yazı Can Dürdar'a aittir (http://www.milliyet.com.tr/2006/05/20/yazar/dundar.html)
Danıştay saldırısı provokasyon olabilir mi?
Olabilir.
Bundan kuşkulanmak için tüm veriler mevcut...
Saldırganın önce Cumhuriyet'i bombalayıp sonra Danıştay'ı kurşunlaması... Arabasında, hedef gösteren gazeteleri "unutması"... Tam Köşk kavgası başlamak üzereyken iki eylemle ülkedeki havayı bulandırması...
Bunlar komplo teorisyenlerine koz veren işaretler.
* * *
Peki hükümeti devirmeye ve laik kitleleri ayaklandırmaya yönelik bir komplo, ihtimal dahilindeyse neden "Katil Erdoğan" sloganı atıldı cenazede?..
"Beyni yıkanmış kitleler oyuna geldi"ğinden mi?
Hayır!
Bu durumu bizzat Başbakan hazırladı.
Gelin saldırıdan önceki günlerde Erdoğan'ın üslubunu hatırlayalım ve "Saldırganlığa zemin hazırlamamak için bir Başbakan nasıl konuşmamalı" konulu dersi alalım:
* * *
Erdoğan, Danıştay'ın türban kararından sonra "Bunlar bu gidişle evin içine de karışacaklar" demiş ve Danıştay üyelerine şöyle hitap etmişti:
"Efendi! Bu senin işin değil, Diyanet'in işi..."
Danıştay seçimi öncesi ise şu açıklamayı yaptı:
"Yasamada, yürütmede bazı adımları atarız ama yargıdaki adımı bizim atmamız mümkün değil. Açık konuşuyorum, Danıştay'da birçok engelle karşı karşıyayız. Maalesef burada tıkanıp kalıyoruz. Bürokratik oligarşiyle uğraşıyoruz."
Saldırıdan önceki hafta, 9 Mayıs'ta Meclis'te yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirirken "Siz ne derseniz deyin bu kervan yürüyor" dedi.
Bu, "İt ürür, kervan yürür"e atıftı.
Kervan yürüdü, ama gerçekten "it" de ürüdü.
* * *
Bu konuşmadan 2 gün sonra Danıştay'a gitti Başbakan.
Başkan Sumru Çörtoğlu'nun konuşmasını dinledi.
"Danıştay'ın kimi kararlarına karşı duyulan memnuniyetsizlik eleştiri sınırlarını aşmış, karara katılan üyelerin bilgi ve fotoğraflarına yer verilerek hedef göstermeye dönüşmüştür" cümlesini işitti.
Çıkışta şu açıklamayı yaptı:
"Bu açıklamaları hep dinliyoruz. Bugün bir yenisini yine dinledik. Birbirinden farklı şeyler değil. Ülkenin yarınlarını bu açıklamalarla değerlendirecek değiliz."
Oysa değerlendirse, ülkenin yarınlarını değiştirebilirdi.
Çünkü Çörtoğlu'nun neredeyse haber verdiği saldırıya sadece 6 gün kalmıştı.
* * *
İşin kötüsü, saldırıdan sonra da krizi çok kötü yönetti Başbakan...
"Üzüntü duydum, olay kısa zamanda çözülecek" gibi birkaç beylik cümleyle tepki verdi.
Sonra da Ankara'yı bu halde bırakıp Antalya'ya partisinin kavşak açılış şölenine gitti.
Kaynayan kazanda "Katil Hükümet" sloganlarını göğüslemeyi, bakanlarına bıraktı.
* * *
Erdoğan saldırı öncesi ve sonrası böyle tavır almışken, olaya "provokasyon" deyip çıkamayız.
"İyi de bu provokasyona kim zemin hazırladı? Kim provokatörün ekmeğine yağ sürdü? Provokasyonu eylemden sonra kim sürdürdü?" diye sorarlar adama...
Bence Danıştay saldırısı hükümet için sonun başlangıcı oldu.
Ve kadere bakın ki, "Minareler süngümüz / Müminler askerimiz" şiirinden mahkûm olan Başbakan, kendine "Allah'ın askeri" diyen birinin eylemiyle vuruldu.
Can dündar (Milliyet Gazetesi yazarı)
Bu olay Laik cumhuriyete ve onun kurumlarına bir saldırıdır.
Bu saldırının amacı yargıçları cezalandırıp topluma mesaj vermek olabilir veya bir provakasyon yaratıp hükümeti zor durumda bırakmak da olabilir. Veya benim aklıma gelmeyen gelemeyecek hainliklarin peşinde de olabilir bu insanlar.
Amaç ne olursa olsun saldırı Laik Cumhuriyete ve onun kurumlarına bir saldırıdır. Cumhuriyet'i, Laikliği, anayasal düzeni koruyacak en yetkili organ kimdir? Hükümet, iktidar...
hükümetin bu olaylara karşı tutumu bellidir. Can Dündar'ın yazısında da belirtildiği üzere olayın başlıca sorumlusu Başbakan başta olmak üzerehükümetin kendisidir.
Olayın başka bir yönü de var tabi. Ankaranın göbeğinde yargıçlar alenen vurulabiliyorsa yurdun ücra köşelerinde görev yapan yargıçlar nasıl kanun ve vicdana dayanarak hükümler verecek.
Diyelim kendisini mafya sanan çapulcular sizin malınızı gasp etmeye çalışıyor. siz de medeni bir insan olarak mahkemeye başvuruyorsunuz. Eğer yargıç devlet tarafından yeterince korunamıyorsa, arkasında Adalet Bakanı, Başbakan, Hükümet, Emniyet ve Ordu yoksa siz o hakimin vereceği kararın ne kadar adil olabileceğini düşünüyorsunuz...
Daha önce hükümet yargı kararlarını boşboğazlıkla ve ölçüsüz bir şeklide eleştiriyordu. Ancak, maalesef, bu olay ile, hem yargıçlara hem topluma, "Hükümet Yargının Arkasında Değildir" mesajı fiilen verilmiş oldu.
Biz çimenlere geçmiş olsun.
Şimdi de azılı demokrasi düşmanı yobazlar kuyrukları sıkışınca hemen demokrat oldular.Kendileri laik demokrasiye diş bilediler.Bu olmamış gibi islamcılar şimdi de laiklik adı altında deomokrasiye darbe vurulduğunu söyleyecek kadar da tarihi takiyyeci tavrını takınmıştır.İslam takiyyedir...
Turu ve inanci ne olursa olsun bir insanin yasam hakkini elinden alan her turlu zihniyeti siddetle kiniyorum,yargiya atilan kursunun hedefi laik cumhuriyettir,kisileri unutmadan ve dikkatlice izleyerek cumhuriyetin icinde bulundugu kosullari bu geri zihniyetlere teslim etmemeliyiz
hiramusta
23-05-2006, 16:59
Kim bunlar?
DANIŞTAY'DAKİ katliam girişiminin ve Cumhuriyet gazetesine saldırıların faili belli, Av. Alparslan Arslan ve suç arkadaşları... Ama bunların arkasında kimler var?
Arslan'ın eski yüzbaşı Muzaffer Tekin'le ilişkisi bu noktada son derece önemli: Bu ilişkilerden hareketle, "Kızılelma Koalisyonu" ve "Vatansever Kuvvetler Güç Birliği" gibi oluşumlar, hatta "Türk Mukavemet Teşkilatı" gibi "derin devlet"i çağrıştıran tuhaf yapılanmalar gündeme geliyor.
Zanlıların evindeki aramalarda da "Ulusalcı" yayınlar, "İstihbarat ve Gerillanın El Kitabı" ve meşhur "Kırmızı Kitap" gibi belgeler bulunuyor.
Yüzbaşı Tekin'in 'intihar'a teşebbüs ettiği villa bir astsubaya ait! Onu hastaneye getirenler de eski subaylar! Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in babası da merhum gazeteci İlhami Soysal'ı döven 'Kasap' lakaplı Yarbay Raci Tekin'miş. Bu sebeple basında "genetik faktör"e dikkat çekenler de oldu.
Gazetelerde ayrıntıları yayımlanan bu tablo "derin devlet"in karanlık yanlarını işaret ediyor.
Yüzbaşının rolü?
Cengiz Çandar'ın yazdığına göre, Condor Adviser adlı danışmanlık şirketi Türkiye hakkında bir rapor hazırlamış. Raporda, AKP'nin cumhurbaşkanı seçmesini engellemek için "Türkiye'de laik seçkinlerin her şeyi yapacağı" ileri sürülüyor.
Ve komplo teorisi: AKP'nin cumhurbaşkanı seçmesini engellemek için 'derin devlet' Alparslan Arslan'ı kullanarak bu eylemleri tertipledi! Bakın, hükümet çok zor duruma düştü! Laiklik direnişi son derece güçlendi! Genelkurmay Başkanı da bunun devam etmesi için çağrı yaptı!..
Komplo teorilerine daima şüpheyle bakarım. Bu teoriye de şüpheyle bakıyorum.
Kilit nokta, Alparslan Arslan'la eski yüzbaşı Tekin arasındaki ilişkilerin niteliğidir. Bu ilişkiler düşünüldüğü gibi 'örgüt' veya 'aynı çete' denilebilecek yoğunlukta mı? Cumhuriyet gazetesine ve Danıştay'a saldırılarda Yüzbaşı'nın rolü nedir? Aralarındaki ilişki "eylemsel bağlantı" niteliğinde midir? Yoksa aynı sularda yüzdükleri için zaman zaman temasları mı olmuş? Henüz tam bilmiyoruz.
Her ihtimali dikkate alalım ama, hükümeti zaafa düşürme niyetiyle "laikliğe şeriatçı saldırı" demek için de, hükümeti rahatlatmak amacıyla "derin devlet işi" demek için de henüz erkendir!
Ağca'ya benziyor
Alparslan Arslan kişilik marazlarıyla Ağca'ya benziyor. 'Yoldaşları' ise çek-senet mafya elemanlarından, hırsızlık ve cinayet sabıkalılarından oluşuyor. Bunları ideolojik olarak İslamcı, Türkçü, Ulusalcı, devletçi diye nitelemeye imkân yok ama bu tipler İslami, Türkçü, Ulusalcı ya da yurtsever saiklerle cinayet işleyebilirler!
"Tedhişçi" tipi böyledir. İdeolojik bir programı yoktur, marîz öfkesini bugün şuralara, yarın başka yerlere boşaltabilir! Bugün türban yasağına kafası bozulur onun kanlı eylemini yapar, yarın Kıbrıs diye, AB diye kafası bozulur başka yere eylem yapar!
Türkiye'de böyle tipler az değildir!
"Örgüt" olsa çözersiniz, ama böyle şekilsiz ve marîz lümpen unsurların nerede nasıl çeteleşip kimlere saldıracağını kestirmek zordur!
Üstelik bunlar 'gizli güçler' tarafından da kolayca kullanılabilir!
En önemli tedbir, gerilimi düşürmektir. Ve tabii bu olayın ve şüpheli bütün olayların tam aydınlatılması, kimsenin yanına kâr kalmamasıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
Danıştay'a saldırı olayının faili dinci kesimden çıkmadı diye olayı provakasyon olarak nitelendirmek yanlıştır. Olasılıklardan biri olarak değerlendirilebilir ama kesin değildir.
Failin niteliği belli olmadan önceki olasılıklar şunlar olmalıdır:
1- Dinci bir örgüt --- Hizbullah, İbda-C vb.
2- Bireysel- meczup
3- Ülkücülerin İslamcı kanadı --- Nizam-alem ya da Türk-İslam ülkücüleri içinden
4- Provakasyon --- Derin devlet, pkk ya da dış güçler-cia
Şimdi failin niteliği ve çete işi olduğu belli olunca 1. ve 2. olasılıklar ortadan kalkmıştır.
3. olasılık en kuvvetli olanıdır. Çünkü 4. olasılık zayıftır.
Neden 4. olasılık zayıftır:
Çünkü saldırgan yeterince profesyonel değildir. Üzerinde cep telefonu olması, yaptığı görüşmelerin ortaya çıkacak olması profesyonel organizasyon işi değildir.
Üzerinden kartlar, üyelikler çıkması aynı şekilde profesyonelliğini göstermiyor. Bunları kasıtlı taşıdığı düşünülürse o zaman suçu yıkmak istediği kesim ulusalcılar dır ki, bu defa provakasyonu dincilerin yaptırmış olabileceği olasılığı doğar.
3. olasılık bunun için güçlüdür. Ayrıca saldırganın 85 yaşında bir kötürüm olan İstanbul Maslak'taki Şeyh Salih'e gidip gelen bir tarikatçı olması, ülkücülerin islamcı kanadının tarikatlara olan bağlılığı, bu şeyhin Said Nursici olması, türban konusunda duyduğu kin ve nefreti ve şeyh tarafından "artık harekete geçme zamanı geldi, geçiyor" diye azmettirilmesi bu olasılığı güçlendirmektedir.
Saldırgan çevresinde Polat Alemdar olarak çağırılmakta ve Kurtlar Vadisi'ndeki silahlı eylemlerden etkilendiği belirtilmektedir. Film-tarikat ilişkileri ise bilinmektedir.
Sonuç olarak olay, türban konusunda bir tepki, bir cezalandırma ve intikam alma eylemidir. Dincilerden daha çok türban konusuna eğildiklerini ispatlama gayesi taşımaktadır ve " Bu iş böyle halledilir" mesajı vermekte olan ülkücüler içindeki İslamcılar tarafından yapılmıştır.
Bu terör olayı, Ülkücü camia içinde yaşanan İslam mı Atatürkçülük-laiklik mi çelişkisini ortaya çıkarmıştır ve bu çelişkinin bu olaydan sonra daha yoğun yaşanmasına ve tartışılmasına sebep olacaktır.
Meselenin Türk-İslam sentezciliğiyle alakası yok....O kürt sadece bir piyon...Site ahalasinin çoğunun gözünde faşo!(dinci değil ama laik ve ırkçı faşo) bir sitedeki yazının adresini yazacağım.
http://www.turkcu.net/son_olaylar.htm
Bu anlayışın, bu yaklaşımın zararları çok çekildi ve daha da çok çekileceğe benziyor.
Toplum tarafından tepki gören bir eylemin özellikle kanlı eylemin faili kendi grupları içinden, kendi ideolojileri içindense, o eylemin kaynağı olan düşünceler dışlanacağına ve o düşünce sahiplerini de alternatif yeni eylemlere aday görüp, grubu bunlardan arındırmak yerine, eylemi yapan kişi dışlanıyor ve olay provakasyon olarak nitelendiriliyor.
Halbuki, bu olayın ne iktidara karşı ne de cumhurbaşkanlığı niyetlerine karşı yapılmadığı kesin olarak ortadadır.
Yani ne dinci kanadın "Bize karşı yapılmış bir provakasyondur" iddiası, ne de ülkücü kanadın " "Dinciler tarafından yapılmış, ama fail dinci değil ülkücüymüş gibi gösterme provakasyonudur" iddiası doğru değildir.
Kürt olması da bir şey ifade etmiyor. Çünkü Kürtçülükle ilgisi olmayıp da şeriatçı ya da ülkücü olan çok Kürt var piyasada. Ya da hem Kürtçü hem şeriatçi olan. Bu inkar edilebilir mi?
Eylemcinin laik olduğu ise büyük bir yalan. Bu dincilerin provakasyon iddiasının ürünüdür.
Laikliğin, demokrasinin, laik ve demokrat aydınların, yazarların, devlet görevlilerinin karşısındaki tehditkar tehlike sadece dinci saflardan gelmemektedir.
Tehlike, şiddeti bir yol bir yöntem olarak gören dinci örgütlerden geldiği gibi, şiddete eğilimli ülkücüler içindeki şeriatçi ya da İslamcı kanattan da gelebilir.
Bunların dışında ortalığı karıştırmak isteyen iç ve dış provakatörlerden de gelebilir.
Örneğin, gönül istemez ama maalesef bundan sonra buna benzer eylemlere tekrar tanık olacağız. Yaşayacağımız ilk eyleme bakalım. Bu eylemde de hedef laiklik ve laiklikten yana biri ise failleri önceki yazımdaki şıkların içinde arayın. Başka bir şık yok.
Bu şıkların içinde yer almak istemeyenlerin ise yapmaları gereken bellidir. Ama kendi içlerini temizlemeye kalktıklarında, ayrılanlar yine ülkücü adı altında gidip diğer partide ya da örgütte yer alıyor. Bu durumda " Laikliği benimsemeyen ülkücü olamaz." gibi bir ilkeyi hassasiyetle uygulamak şart oluyor.
hiramusta
31-05-2006, 16:34
Alın bir provakasyon daha.Yakında aczimendiler de çıkarsa hiç şaşırmayın.Yalnız bu tür işleri hırsızlara,sarhoşlara (alparslan aslan) niye yaptırıyorlar onu anlamıyorum.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=160555
Hiramusta bunun provakasyonla ne ilgisi var anlayamadım?
Piyasada böyle tonla hırsız, dolandırıcı, soyguncu, kaçakçı var.
Yani hırsız olunca Allahsız mı olması gerekiyor?
Türkiye'yi kafir ülkesi görüp hırsızlığı caiz görenler var..
Türbanlı, çarşaflı az dolandırıcı yakalanmadı şimdiye kadar.
Bir zamanlar yakalanan hırsızların bazıları ülkücü slogan atıyordu.
Şimdi dincilerin borusu öttüğü için sloganlar değişti.
Ayrıca hırsızlığı gizlice yapılan soygun olarak da görmemek lazım sadece.
Bu akşamki haberlerde vardı. Bursa'da bir cami imamı, resmi memur, cincilik, muskacılık yapıyor, çaresizleri sömürüyor. Bir taraftan devletten maaş alıyor, lojmanında kalıyor. Cenazelerden, 7'si, 40'ı, senesi, mevlidi vs.den yan gelir elde ettiği yetmiyormuş gibi bir de bu sahtekarlıklara girişiyor. Bunun gibi resmi, gayriresmi binlerce dinî hırsız var Türkiye'de.