Orijinalini görmek için tıklayınız : Allahin imtihani dedigimiz nedir?
sorogren
20-05-2006, 20:27
islamda Allahin insanlari bir imtihana tabi tuttugundan ki,(bu Allahin emir ve yasaklarindan olusan din'dir) *bahsedilir.Bu imtihan ile ilgili bazi paragraflari aldim.mevzular parca parca oldu ama,baska care yok cok uzardi.
Dilimiz herzamanki gibi ozel bir dikkat ister.yavas yavas ve dikkatli okumalidir.
bunlar sadece fikir vermek icin alinan parcalardir.
internette Risale-i nur ile ilgili sitelerde osmanlica lugatlardan faydalanilabilir.
"Hakîm-i Ezelî inayet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizası ile, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esma-i hüsnasına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış ve tecrübe ve imtihan ise neşvünemaya sebebdir. O neşvünema ise, istidadların inkişafına sebebdir. O inkişaf ise, kabiliyetlerin tezahürüne sebebdir. O kabiliyetlerin tezahürü ise, hakaik-i nisbiyenin zuhuruna sebebdir. Hakaik-i nisbiyenin zuhuru ise, Sâni'-i Zülcelal'in esma-i hüsnasının nukuş-u tecelliyatını göstermesine ve kâinatı mektubat-ı Samedaniye suretine çevirmesine sebebdir. İşte şu sırr-ı imtihan ve sırr-ı teklif iledir ki; ervah-ı âliyenin elmas gibi cevherleri, ervah-ı safilenin kömür gibi maddelerinden tasaffi eder, ayrılır.
İşte bu mezkûr sırlar gibi daha bilmediğimiz çok ince, âlî hikmetler için, âlemi bu surette irade ettiğinden şu âlemin tegayyür ve tahavvülünü dahi o hikmetler için irade etti. Tahavvül ve tegayyür için zıdları birbirine hikmetle karıştırdı ve karşı karşıya getirdi. Zararları menfaatlara mezcederek, şerleri hayırlara idhal ederek, çirkinlikleri güzelliklerle cem'ederek, hamur gibi yoğurarak şu kâinatı tebeddül ve tegayyür kanununa ve tahavvül ve tekâmül düsturuna tabi kıldı. Vaktaki meclis-i imtihan kapandı. Tecrübe vakti bitti. Esma-i hüsna hükmünü icra etti. Kalem-i kader, mektubatını tamamıyla yazdı. Kudret, nukuş-u san'atını tekmil etti. Mevcudat, vezaifini îfa etti. Mahlukat, hizmetlerini bitirdi. Herşey, manasını ifade etti. Dünya, âhiret fidanlarını yetiştirdi. Zemin, Sâni'-i Kadîr'in bütün mu'cizat-ı kudretini, umum havarik-ı san'atını teşhir edip gösterdi. Şu âlem-i fena, sermedî manzaraları teşkil eden levhaları zaman şeridine taktı. O Sâni'-i Zülcelal'in hikmet-i sermediyesi ve inayet-i ezeliyesi; o imtihan neticelerini, o tecrübenin neticelerini, o esma-i hüsnanın tecellilerinin hakikatlarını, o kalem-i kader mektubatının hakaikını, o nümune-misal nukuş-u san'atının asıllarını, o vezaif-i mevcudatın faidelerini, gayelerini, o hidemat-ı mahlukatın ücretlerini ve o kelimat-ı kitab-ı kâinatın ifade ettikleri manaların hakikatlarını ve istidad çekirdeklerinin sünbüllenmesini ve bir mahkeme-ikübra açmasını ve dünyadan alınmış misalî manzaraların göstermesini ve esbab-ı zahiriyenin perdesini yırtmasını ve herşey doğrudan doğruya Hâlık-ı Zülcelal'ine teslim etmesi gibi hakikatları iktiza etti ve o mezkûr hakikatları iktiza ettiği için, kâinatı dağdağa-i tegayyür ve fenadan, tahavvül ve zevalden kurtarmak ve ebedîleştirmek için o zıdların tasfiyesini istedi ve tegayyürün esbabını ve ihtilafatın maddelerini tefrik etmek istedi. Elbette kıyameti koparacak ve o neticeler için tasfiye edecek. "sozler:532
"1. "imtihan ve teklif iktiza ederler ki, hakikatlar perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile Ebubekirler a’lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebucehiller esfel-i sâfilîne girsinler.” (S: 172)
2. "İşte şu sırr-ı imtihan ve sırr-ı teklif iledir ki; ervah-ı âliyenin elmas gibi cevherleri, ervah-ı sâfilenin kömür gibi maddelerinden tasaffi eder, ayrılır." (S: 532)
3. “İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatıyla ve sırr-ı teklif ve ba’s-i enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış.” (M: 44)
4. "Çünki sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alınmasın.” (M: 93)
5. “Birinci Nokta: İman ve teklif ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes’eleleri elbette bedihî olmaz.” (Ş: 579)
6. Vakta ki Cenab-ı Hak, hikmet-i ezeliye ile inayet-i ezeliyenin iktizasınca, insanların kabiliyetlerinin tezahürünü ve istidadlarının neşv ü nemasını irade etmekle, nev-i beşeri imtihan ve tecrübeye tâbi’ tuttu, zararları menfaatlara kattı, şerleri hayırların içine attı, güzellikleri çirkinliklerle cem’ etti; hepsini birbirine karıştırarak kâinatın hamuru ile beraber yaratılış teknesinde yoğurduktan sonra, kâinatı tegayyür, tebeddül, tekâmül kanunlarına tâbi’ tuttu." (İ: 143)
7. “[İnsan ahsen-i takvimde yaratıldığı ve ona gayet câmi’ bir istidad verildiği için; esfel-i sâfilînden tâ a’lâ-yı illiyyîne, ferşten tâ arşa, zerreden tâ şemse kadar dizilmiş olan makamata, meratibe, derecata, derekata girebilir ve düşebilir bir meydan-ı imtihana atılmış, nihayetsiz sukut ve suuda giden iki yol onun önünde açılmış bir mu’cize-i kudret ve netice-i hilkat ve acube-i san’at olarak şu dünyaya gönderilmiştir.” (S: 319)
8. “Hakîm-i Ezelî inayet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizası ile, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esma-i hüsnasına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış ve tecrübe ve imtihan ise neşvünemaya sebebdir.” (S: 532)
9. “İşte bu mes’elemizde elmaslar, şişelerden; sıddık fedakârlar, mütereddid sebatsızlardan; ve hâlis muhlisler, benlik ve menfaatini bırakmayanlardan ayrılmak için bu şiddetli imtihana girmemizin iki sebebi var:" (Ş: 300)
10. "Evet Cenab-ı Hak gayr-ı mütenahî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı; yine sonsuz hikmetler için tegayyürata, tahavvülâta, inkılablara mahal olmasını irade etti; ve yine sonsuz gayeler için hayır ile şerri, nef’ ile zararı, hüsün ile kubhu, hülâsa iyilikle kötülüğü karışık bir şekilde Cennet ve Cehennem’e tohum olmak üzere kâinatın şu mezraasına serpti.” (İ: 140)
11. "Evet Cenab-ı Hak gayr-ı mütenahî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı; yine sonsuz hikmetler için tegayyürata, tahavvülâta, inkılablara mahal olmasını irade etti; ve yine sonsuz gayeler için hayır ile şerri, nef’ ile zararı, hüsün ile kubhu, hülâsa iyilikle kötülüğü karışık bir şekilde Cennet ve Cehennem’e tohum olmak üzere kâinatın şu mezraasına serpti.” (İ: 140)
12. "Öyle de bu dâr-ı imtihanda olan teklifat-ı İlahiye bir ibtilâdır ve bir müsabakaya sevktir ki; istidad-ı beşer madeninde olan cevahir-i âliye ile mevadd-ı süfliye, birbirinden tefrik edilsin...” (S: 267)"
Ben ki kare ye murabba, üçgene müselles, psikolojiye halet-i ruhiye diyen bir kuşağın çocuğuyum, Sorogren’in yazısını okurken hebbee heebbee hebbe oldum. Hebbe faslı geçer gibi olunca önce uykum geldi. Tamam dedim, hipnoz etkisi. Dayandım, uykuya direndim, okumaya devam ettim..... Haydaaa bu sefer de 44 derecede güneşin altında susuz bi duble rakı attırmışım gibi bir hal. Beyinde serebral tabakada bir yumuşama mı desem, gerilme mi desem bir tuhaflık. Yok yok, cerebral tabakada değil de, sanki lobotomi geçirmiş de beynin bi lobunu aldırıp kafatasımda yumurta kadar bir bölümü boş bıraktırmışım gibi *bir tuhaflık.
'Kıymet' dedim kendi kendime, 'sen ki eski topraksın, çözersen ancak sen *bunu çözersin, dayan bi daha oku! '
Bir daha okudum. Dedim var bir incir çekirdeği durumu, çözeceğiz ama.
Çözdük netekim! Arkadaşın ne bileyim nerden paste ettiği koca sayfa özetle diyor ki:
Biz bir hamur yaptık, iyiliği kötülüğü karıştırdık, o hamurdan alemi yarattık ( ba ba ba! mantı hamuru mu karıyorsun birader, at unu yumurtayı suyu, *yap hamuru böl yuvarlak yuvarlak, *salla kainata gitsin, yuvarlak tam olmadıysa onlar döne döne yuvarlanırlar zaten). Alemi yaratmış, sonra da iyiliği kötülüğü sağa sola serpmiş ki (çörekotu serpme hareketi) kullarını imtihan ede. Koca sayfada bütün söylenen bu.
Şimdi bizim oğlan oturuyor, huşu içinde, anlamadığı bir dilde yazılmış epi topu ‘Hamuru yaptık, uzaya salladık, *üstüne çörekotu attık, iyi insan kötü insan *belli olsun istedik’ anlamına gelecek bir yazıyı okuyor. Neyi okuduğunu bile tam anlayamadan buna iman ediyor. Beyni dumura uğratacak eblehlikte bir metni KUTSAL belliyor, bir de bizlerle tartışmak istiyor ve bu siteye yazı diye asıyor. Kötü insan derken de kullanılan kelime PASPAL, yani süfli.
Ey Sorogren, allah mı seni imtihan ediyor, sen mi bizi imtihan ediyorsun, üniversite sınavlarına çalışmaktan zihnine hoşluk mu geldi kardeşim, e ben sana ne diyeyim daha? Bir mantı yapsam hamuru kesmeye yardım eder misin?
sorogren
20-05-2006, 22:01
kiymetnadir evvelki hafta da edeb disi yazi yazdin bana.
benimle internetcafe cocugu imajiyla konusma.
ben ekonomi doktorami alali 15 sene oluyor.senin yaptigin muhabbetleri ben 20 -30 yil evvel yapiyordum.sen yasitlarinla yazis.
sorogren
20-05-2006, 22:07
psikocugum sen uzulme,benim musluman tarzim bu.
sana da lazim olmadigina gore birak kendi kendime ugrasayim.
he anlama meselesine gelince ,biraz dikkat edince ana fikir hep anlasilir.kelimelere asina olunca da hepsi aciga cikar.beinm ilkokul *5e giden cocugum kendi seviyesinin yettigi kadarini anliyor.anladigi da ona yetiyor.ben de okuyotum ve yeteri kadar anliyorum.ama size kelimeler yabanci geldigi icin anlamak zor olabilir.yapacak bir sey yok.cunku bunu acarak anlatmaya benim zamanim ve sitenin mekani yetmez.
simdi butun yaziyi okudum ama hic anlamadin diyebilirmisin.elbette birseyler icinde kaldi.zaten sadece akil anlamaz,kalb ruh ve diger latifeler de hisselerini alilar.anlamadim zannederdis ama bir tokluk hissi verir.
sorogren;
yazdıklarında mutlaka bir anlam ve acıklama vardır birilerine laf yetiştirme gayretinde olma yazdıkların ne kadar ciddi konular olursu olsun bunlar önüne gecer psikokemoterapi ile her ne kadar görüş ayrılıklarım olsada uzun zamandır sitedeyim ve bence degerli biri!
sorogren
20-05-2006, 22:45
psiko yasini basini almissin masallah.
cocugun ne alakasi var dedin.sasirdim.
ben kucuk cocuk okuyunca anliyor.sen daha fazlasini anlarsin diyorum.heralde mesguldun dikkat edemedin.
herkes seviyesine gore anliyor ne yazdigini.
hic ummadigim kiymetsizkadir bile az cok birseyler anlamis.
ayet ve hadisle anlatmak benim tarzim degil.
bunu ayeti ve hadisi kabul etmis kisilerle konusurum.
buradakilerin ayetle hadisle isi yok.
sen benim yazilarimdaki ifadeleri ve tabirleri kendi inanc sistemindekilerle karistirma.ayni kelime farkli manaya gelebilir.
Allah gelistiriyo diyorsun.simdi bu hem dogru.hem yanlis.hangi acidan baktigina bagli.
evet gelismemizi istiyor.cennet hayatina adapte olmamiz icin bir nevi *yasamaklik cirakligi yapiyoruz bu dunyada,oradan tam istifade edebilmek icin buradan gecmemiz gerekiyor.
bu dunyada yoklugu fakirligi gormedikce cennetteki bollugun kiymeti olmazdi.simdi nasil bedava havayi nimetten saymiyorsak.orada da hersey bize banal gelirdi.kit olan seylerin varligi degerli oluyor.bu kitlik burada goruluyor.cennette ise hatirlanip sukredilecek.yani butun o nimetlerin olmama durumlari da olabilirdi diye.
imtihan dedigimiz sey ilahi tekliftir.yani din.
bu dunyaya gonderilmeseydik ve *hasir ile birbirimizden ayrilmasaydik,herkes cennette olsaydi yine ateistler ateist kalir.onlara butun varlik yine kendi kendine olmus gibi veya maddenin ezeliyetinden veya evrimden olmus gibi olurdu.(asikar Allahi gormezlerse) orayi da dunyaya cevirirlerdi.peygamberlere yine inanmaz kitaplarla dalga gecerlerdi.cunku sinirsiz kabiliyetlerini *bu yonde kullaniyorlar.Allah bunlari tek tek biliyor ama,bu denemeden gecirip kimin ne oldugu anlasilmadan cezalandiramaz.adaletine aykiri.hem de insanoglu kendi yaptiklarini ve yapacaklarini bilemezdi.ne mal oldugu gizli kalirdi.
said-i kürdi'yi geçip biraz da kurandan okuyalım istersen...
http://www.diyanetvakfi.org.tr/reklam/meal/Araf.htm
7/179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. *
hazırlayanlar okuyucuyu şu ayete yönlendirmiş:
25/44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
Yani Allahın burda zaten onların yolunu çizmiş. O da biliyo peki daha ne imtihanından bahsediyoruz? Türkçe açıklarsan sevinirim?
sorogren
21-05-2006, 10:04
jayjayim,
daha once de buralarda bir yerde yazmistim.
Allahin;
1-ilmi vardir ve gelmis gelecek herseyi kapsamistir ki,gelmis ve gelecek icinde bulundugumuz maddi kainatdaki hareketle ilgili zamansal bir kavramdir.Allah icin hersey ayni andadir.dun bugun yoktur.Allah mekan dedigimiz bu kainatin ve kainattaki hareketten dogan zamanin disindadir.
kader dedigimiz sey Allahin ilminin bir adidir.Sadece bilmek fiiliyle ilgilidir.yani senin diyelim ki,bir hastanin hastaliginin iki gun sonraki seyrini doktor olarak bilmen gibi,o anda sen hem su andaki durumu ve gidisattan da iki gun sonraki durumu biliyorsun.hasta ise sadece yasadigi ani biliyor.sen hastanin bir akrabasina desen ki,maalesef iki gunluk omru kaldi.iki gun sonra hasta olse,sen oyle dedin diye mi olur yoksa zaten olecegini ilmen sen bilebildigin icin mi olecek dedin?
takvimlerde yarin sabah gunesin saaat kacta dogacagi yazilir.yarin gunes takvim yazdigi icin mi o saatte dogar.yoksa Allahin koydugu kanunlasmis hale gelmis kainattaki intizam ve nizam geregi mi takvim o saati bilebildi?
kader de boyledir.
Allahin bazi inancsizlar icin kullandigi ifadeler Allahin ilminde varolan durumla ilgilidir.yoksa Allah oyle dedi diye kimse imansiz olmaz.bu zaten iradeyi esir almak olur ki,imtihanin sirrina ve neticesi olan ahiretteki alemlerin vucuduna aykiridir.
insanlar kendi iradeleriyle imana veya kufre gelirler.sen de ben de biliyoruz ki kendimizde bir hur irade var.bunu kendi istedigimiz sekilde kulllaniyoruz.
Amma,
2-Allahin irade-i Ilahi veya irade-i kulliye de dedigimiz bir iradesi vardir.
bir olusum Allah olmasini irade etmeden olmaz.
Insanlarin iradeleriyle ilgili fiillerde irade-i cuz'iye dedigimiz insani irade;irade-i kulliye dedigimiz Ilahi iradenin tetikleyicisi olur.sen pencereden atlamayi irade edersen irade-i Ilahiye de ayni yonde devreye girer.(irade-i Ilahi dua ile veya Allahin hikmetleri geregi her zaman insani iradeyi takip etmeyebilir.bazen olmeyi irade edersin.kopruden atlarsin,atlamaya kadar tamam ama,canin alinmasi konusunda irade-i Ilahi senle ayni yonde olmayabilir.bazen bir sans daha verilebilir.cok istersen bi daha atlarsin)
yani imansiz imansizligi irade ettiyse Allah onu musluman yapmaz.ne kadar maneviyattan uzaklasmak isterse o kadar uzaklasir.bilirsin cevremizde vardir bazi insanlar,maneviyata o kadar uzaktir ki ne olursa olsun inadindan vazgecmez.
Allahin ilmi insanlarin iradelerini de bilme noktasinda kapsadigi icin,(seninle hastan gibi) Allah o kafirlerin durumlarini bize bildirmistir.
3-Allahin sonsuz ilmi ile kapsadigi alemlerde bir seyin olusumu hakkinda insani irade ile Ilahi irade bulustugu zaman,o eyi yaratan Allahin KUDRETI dedigimiz sifatidir.
yani yaratan kudret sifatidir.Irade sarti yerine gelince yaratma icin gerekli fiiller *icin gerek ve yeter sart olan kudret devreye girer.
dolayisiyla kafirleri yaratip besleyen coluk cocuk verip mutlu eden de *kudret noktasinda Allahtir.dikkat et ince meseledir.
Kur"an ayetleri cimbizla cekilerek alinirsa bazen yanlis anlamalar olabilir.dolayisiyla degerlendirmelerimizi yaparken islami alt yapi ve dusunce sistemine sahip kitaplari ve kisileri bunun icin one cikariyoruz.
ben kendi basima sadece meal okuyarak ince meseleleri cozemem.dolayisiyla kitaplardan arasira yine yararlanacagiz.
jayjayim eksik kalmis noktalar olabilir.su anda farkedemiyorum.gerekirse hatirlatirsin.
kendine iyi bak.
sorogren
21-05-2006, 10:19
psiko ne demek istedigini anlamadim.
bu cocuk meselesine taktin sen .hay soylemez olaydim.
Allah Hz.Muhammedden sonra hangi peygamberi nasil nerde nicin 5n 1k bir topic ac ta yaz.biz de gorelim.ilgilenen varsa da bilgilensin.
sen kendi dogrularin evrensel dogruymus gibi yuksek mevkilerden konusuyorsun da,alintilarinin kaynagini dinini peygamberini kitabini (varsa) *yaz gizli kalmasin.ben her seyi yazip her turlu hakarete de sabrediyorum.
senin muhatabin ateistler onlari kendi dinine cek.muslumanlari alamazsin.(musluman ise)
ikide bir organizator makaminda herseyi bilenmis havalarinda psikolojik hava yaratip insanlari kendine hayran zannetme.
neye davet ediyorsan onu yaz.
ben islami bildigimce yaziyorum.
sen de budistmisin neysen onu *acikca yaz ve ona davet et.elestirmeden ziyade kendi guzelliklerinden bahset.
ben kimseye simdiye dek ne hakaret ettim.ne de inancini elestirdim.
bu mesele benim sahsi meselem degildir.yani insanlarin sahsi tercihleri beni ilgilendirmez./
dinime sovmeseler kimseye birsey yazmam.
yazarsam da istedigim yerden istedigim sekilde yazarim.
eski insanlar havayi soluyordu ben modernim diye nefes almiyalim mi.
eskiler sicak yemek yemisler biz sim di tas kaya mi yiyelim.
bos konusmayalim.
zamanin gecmesiyle hersey degisebilir ama hakikatlar degismez.
Evet hepsi ayni kaynaktan ayni dindir.
incil allahin gonderdigi sekliyle haktir.varsa oyle bir incil zaten Kur"anin tasdikleyicisi olur.
Kur"an dogruysa baska peygamber de yoktur.Kur"ana inanmiyorsan ben de sana inanmiyorum.
sorogren
21-05-2006, 15:13
“Değerli Sorogren;Sana senin inandığını iddia ettiğin kitaptan örnekler veriyorum ama maalesef görüyorum ki Allah bana akıl verdi ama ben bunu said amcaya teslim ettim Allah ne derse değil said amca ne derse o diyorsun.Eh ne yapalım arzular şelale kardeşim.”
Psiko senin verdigin orneklere *yukledigin manalar beni baglamaz.Sana evvelce de dedim,kendi dininde bir altyapin var ve kendinizden duydugun kavramlarla islamdakiler farkli olabilir.sen budizm mantigi ile İslami tabirleri tefsir etme.ben muslumanken Kur”andan alinti yapmiyorum.sana ne oluyor.biryerden alinti yapacaksan kendi kutsal kitabindan ve kendi peygamberinden alinti yap.oyle bana akil ver.
Benim ne deyip ne demedigimi de mimkunse acik ifadelerimden anla.kendin hayal gucunle bana aitmiscesine fikir uretme.akli da nasil kullanacagimi bilirim,Kur’ani da nasil anlamam gerektigini de bilirim.Sizlerein ve ateistlerin ozellikle ve saldirmak icin Kur’an mealleri uzerinden gitmeniz beni de ayni yola cekmenize sebep olmaz.bence,
Musluman Kur’anin Allah kelami olduguna iman eder.kendi dilinden kisa bir mealini okur.namazlarinda arapcadan kisa sureleri okur.diger ibadetlerini turkce yapar.Ama herkes birer ulema olmak icin Kur’andan ince manalar cikarmaya calismamali,bu isin ustasi degilse.
Ben haddimi biliyorum ve Kur’ani aklimca tefsir etmeye ugrasmiyorum.Guvendigim Risale-i Nurlarda hersey yazili.lazim olani oradan aliyorum.
İlmihaller de heryerde satiliyor.hikaye okumak isteyenlere dini hikayelerde satiliyo.e tamam hersey var.dini sadece Kur’andan ogrenecez diye birsey yok.Allah peygamberleri de birer canli Kur’an olarak gondermistir.Ondan dini ogreniriz.aklimiz ermedigini peygamberin talebelerinden ogreniriz.yine olmadi gide gide bir bilen cikar ogreniriz.Illa her musluman filozof olup kendi kendine bir İslam anlayisi cikaracak degil.
İnanan biri olarak senin aklını ve imanını teslim ettiğin said amucanla.gazali amucan ve elmalılı amucalarının bile DİL uzatamadıkları "Evet hepsi ayni kaynaktan ayni dindir."diye tasdik ettikleri bir konuyu zaten senin:" incil allahin gonderdigi sekliyle haktir.varsa oyle bir incil zaten Kur"anin tasdikleyicisi olur."ifadende ki "VARSA" abesle iştigal etmekten başka bir şey değil.Bilmemek ayıp değil der büyüklerimiz öğrenmemek ayıpmış.Üstelik ismini sor öğren koymuşsun.
Bakara 136-Nisa136-Al-i İmran 84. Ayetleri bir oku bakalım inannansın ya ne demiş inandığını iddia ettiğin Allah orada sana.Ve okuduktan sonra gerçekten inanan mısın yoksa değilmisin bir anla.Allahın tefrik etmeyin dediği şeyi İNANAN olarak nasıl tefrik ettiğini gör.Sana veya başkasına bu tefriği yaptıranlara değil tefrik etme diyene bak.
Benim aklim ve imanim Allhdan baskasina teslim degildir.yine ayni seyi yapiyorsun.oturdugun vaaz kursusunden biz asagidakilere akil satiyorsun.benim hangi ifademde aklimi ve imanimi kime teslim ettigim yaziyor.durup durup uyduruyorsun.
Sana da yazilarimda cocuklar gibi herseyi tek tek anlatmam mi gerek.filozofluk taslayan sen degilmisin.varsa demem abesmis.
Yahu kisa kesmek diye birsey var.gunumuzde oyle bir İncil VARSA,demektir hz.isanin kendinde zaten vardi.ondan bahsetmiyorum ki.
Ve defalarca bu sitede yazdim mutlaka okumussundur.
Eski hak dinler o halleriyle haktir ve bizdendir daha ne yapiyim.
Senin inancinda simdisi eskisi yenisi hepsi bir ve ayni.
Bizimkinde simdi ve gelecek degil gecmiste haktilar ve muhtevalari ayni anafikir dahilindedir.
Sevgili psiko ayrica dikkatimi *cekti,bugun sitede bir de İskender evrenesoglu muridi varmis.oda senin kafada belki daha iyi anlasabilirsiniz.oda ayetlerden yaziyo kendince.gerci ikinizde ayni makama talipsiniz ama belki anlasirsiniz.onlar size daha yakin bastaki adami gozden dusurursen,bosta kalan butun taraftarlarini kapabilirsin.cunku onlar zaten hz. Muhammedden sonra kendilerini peygamber sayiyor hatta daha ileri olduklarini kabul ediyorlar.yani hazir ummet var orada.e sende ayni kafadasin .hic degilse boyle toptan mali goturursen,tek tek bizimle kafa yormazsin.3-4 senelik mahsulu birden alirsin,sen de tatile cikarsin.
sorogren
21-05-2006, 16:28
psiko ,.benim dedigim bir mana butunlugu tasir.basi var sonu var.siz su cimbizlari birakin.ben sunu dedim.
"Ben haddimi biliyorum ve Kur’ani aklimca tefsir etmeye ugrasmiyorum.Guvendigim Risale-i Nurlarda hersey yazili.lazim olani oradan aliyorum.
İlmihaller de heryerde satiliyor.hikaye okumak isteyenlere dini hikayelerde satiliyo.e tamam hersey var.dini sadece Kur’andan ogrenecez diye birsey yok.Allah peygamberleri de birer canli Kur’an olarak gondermistir.Ondan dini ogreniriz."
burada ne var simdi.ulema olmak tefsirci olmak zorundamiyim.Hangi ayet hangi ayetle bagli,demek istenen ne,bu gunumuze nasil bakar gibi seyleri ben nasil buluyum.Kur'ani yuzunden okumakla musluman olunsaydi butun isralidekiler musluman olurdu.muhim olan manayi anlamak ve Allahin bundaki kasdini bilebilmek.ben bunu yapamiyorum.yapan zaten yaziyo burada goruyorsun.zaten benden baska butun ateisti budisti kur'an ulemasi.
Kur'anda abdesin nasil alinacagi,iftarin ne ile acilacagi yazmaz.ben bunu kendi peygamberimden ogrenmiyecegim de kimden ogrenecegim.peygamber niye var o zaman.ondan gelen nakiller de kitaplarda olur.ben de onlari okuyorum/jafadan din cikaracak halim yok.ilmihaller var.tefsirler var.
risale-i nur dedigimiz de ayetlerin tefsiri ve hadislerin aciklamalari.yabanci birsey degil.
benim kaynagim bunlar.
senin kaynagin ne?kaynagini yazilarinda belirt.kaynagin yoksa hz Muhammedden sonra gelmis olan peygamber de mi sensin,sana da mi kitap indi..kafandan yazdigina gore dini meseleleri ya bir kitabin ve peygamberin var yada sen peygambersin.hangisi.su evrenesoglu isini dusundun mu?
GURBAN OLDUĞUM BU SENİN YAZDIĞIN DEĞİL Mİ BUNU BEN Mİ YAZDIM???
demissin.
evet yukarida aldigim o yazi benim.benim de,senin iddian benim yazimdan once idi.ben ona yazdimsen olacagi olmus gibi goruyorsun galiba.var sende bisey he?
sen musluman degilken,muslumanlik kriterleri koyarak ve beni de kriterlerle elestirme.elestirecek musluman kardesimiz varsa o da burada degil baska platformda elestirir.burasi ateist ve budistlerin yeri.
sen dininin menbalarini belirterek yaz bandan sonra.inmisin cinmisin.kutsal kitaplarindan alintila da gorelim belki faydalaniriz.
sorogren
07-06-2006, 00:03
"Beşinci Nükte: İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidad ona verilmiş. Ve o istidadata göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı, o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehdidler edilmiş. Başka yerde izah ettiğimiz vazife-i insaniyetin ve ubudiyetin esasatını şurada icmal edeceğiz. Tâ ki, “ahsen-i takvim” sırrı anlaşılsın.
İşte insan, şu kâinata geldikten sonra “iki cihet ile” ubudiyeti var: Bir ciheti; gaibane bir surette bir ubudiyeti, bir tefekkürü var. Diğeri; hazırane, muhataba suretinde bir ubudiyeti, bir münacatı vardır.
Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.
Sonra, esma-i kudsiye-i İlahiyenin nukuşlarından ibaret olan bedi’ san’atları, birbirinin nazar-ı ibretlerine gösterip dellâllık ve ilâncılıktır.
Sonra, herbiri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.
Sonra kalem-i kudretin mektubatı hükmünde olan mevcudat sahifelerini, arz ve sema yapraklarını mütalaa edip hayretkârane tefekkürdür.
Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san’atları istihsankârane temaşa etmekle onların Fâtır-ı Zülcemal’inin marifetine muhabbet etmek ve onların Sâni’-i Zülkemal’inin huzuruna çıkmağa ve iltifatına mazhar olmaya bir iştiyaktır.
İkinci Vecih, huzur ve hitab makamıdır ki; eserden müessire geçer, görür ki: Bir Sâni’-i Zülcelal, kendi san’atının mu’cizeleri ile kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. O da iman ile marifet ile mukabele eder.
Sonra görür ki: Bir Rabb-ı Rahîm, rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmek ister. O da ona hasr-ı muhabbetle, tahsis-i taabbüdle kendini ona sevdirir.
Sonra görüyor ki: Bir Mün’im-i Kerim, maddî ve manevî nimetlerin lezizleriyle onu perverde ediyor. O da ona mukabil; fiiliyle, haliyle, kaliyle, hattâ elinden gelse bütün hasseleri ile, cihazatı ile şükür ve hamd ü sena eder.
S:330
Sonra görüyor ki: Bir Celil-i Cemil, şu mevcudatın âyinelerinde kibriya ve kemalini ve celal ve cemalini izhar edip nazar-ı dikkati celbediyor. O da ona mukabil: “Allahü Ekber, Sübhanallah” deyip, mahviyet içinde hayret ve muhabbet ile secde eder.
Sonra görüyor ki: Bir Ganiyy-i Mutlak, bir sehavet-i mutlak içinde nihayetsiz servetini, hazinelerini gösteriyor. O da ona mukabil, ta’zim ve sena içinde kemal-i iftikar ile sual eder ve ister.
Sonra görüyor ki: O Fâtır-ı Zülcelal, yeryüzünü bir sergi hükmünde yapmış. Bütün antika san’atlarını orada teşhir ediyor. O da ona mukabil: “Mâşâallah” diyerek takdir ile, “Bârekâllah” diyerek tahsin ile, “Sübhanallah” diyerek hayret ile, “Allahü Ekber” diyerek istihsan ile mukabele eder.
Sonra görüyor ki: Bir Vâhid-i Ehad, şu kâinat sarayında taklid edilmez sikkeleriyle, ona mahsus hâtemleriyle, ona münhasır turralarıyla, ona has fermanlarıyla bütün mevcudata damga-i vahdet koyuyor ve tevhidin âyâtını nakşediyor. Ve âfâk-ı âlemin aktarında vahdaniyetin bayrağını dikiyor ve rububiyetini ilân ediyor. O da ona mukabil; tasdik ile, iman ile, tevhid ile, iz’an ile, şehadet ile, ubudiyet ile mukabele eder.
İşte bu çeşit ibadat ve tefekküratla hakikî insan olur, ahsen-i takvimde olduğunu gösterir. İmanın yümnüyle emanete lâyık, emin bir halife-i arz olur.
said-i kürdi'yi geçip biraz da kurandan okuyalım istersen...
http://www.diyanetvakfi.org.tr/reklam/meal/Araf.htm
7/179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. *
hazırlayanlar okuyucuyu şu ayete yönlendirmiş:
25/44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
Yani Allahın burda zaten onların yolunu çizmiş. O da biliyo peki daha ne imtihanından bahsediyoruz? Türkçe açıklarsan sevinirim?
eh be arkadaşım ne dar görüşlüsün ilk ayette kötü insan ve cinlerden bahsetmiş ki birçoğu demekle kastettiği şey....Daha sonrada kötülük yapan insanları tasvir etmiş.Yani biraz düşürsek bulabiliriz.Ama amacımız başka bişy ise tabiiki göremeyiz.
İkincisinde de iyiliğe davet edilen insanların çoğunun bu çarıya cvp vermeyeceğini söylemek istiyor.
Ayrıca Allah'ı zamana bağlıyorsun.Allah zamansıztır, ne sonu ne de başlangıcı vardır.Geleceği biliyo geçmişi biliyo gibi sözler mantıksızdır.Onun aklından neler geçtiğini bizim sınırlı bilgimiz çözemez.Evreni mükemmel dengede yaratan bilgiyi nasıl anlayabiliriz ki nie güneş yanıyo, nie ay *var gibi meselelerde bizim aklımız sınırına dayanmış ve anlıyacak gücü kalmamıştır.
Bak arkadaşım senin aklın eğer ermiyorsa bir şeye bunda bizim suçumuz ne peki. Yani san anlayamıyorsun vede anlayamadığın için sorgulamıyorsan bizdemi sorgulamayalım körü körüne her şeye inanalım.. Bunu mu istiyorsunuz. Eğer böyle bir şey istiyorsanız şunu söyleyeyim ne yazıkki sizin adınıza üzülmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Çünkü insanlık artık sorgulamaya karar vermiş durumda. Yani görü dünüşü olmayan bir yola girildi. Ve bunu ne sen nede senin gibi düşünen bir kaç kişi engelleyemeyecek. Gerçi siz hemen işi kaba güce başvurarak çözmeye çalışacaksınız. Ama buda artık etkili olamayacak. Şimdiden geçmiş olsun. Yaşasın insanlık kendini ve kendinden olmayanı sorgulamaya başladı. Ya bundan daha güzel ne olabilir. İnsanlık buna sevinmeli. saygılarımla...said-i kürdi'yi geçip biraz da kurandan okuyalım istersen...
http://www.diyanetvakfi.org.tr/reklam/meal/Araf.htm
7/179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. *
hazırlayanlar okuyucuyu şu ayete yönlendirmiş:
25/44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
Yani Allahın burda zaten onların yolunu çizmiş. O da biliyo peki daha ne imtihanından bahsediyoruz? Türkçe açıklarsan sevinirim?
eh be arkadaşım ne dar görüşlüsün ilk ayette kötü insan ve cinlerden bahsetmiş ki birçoğu demekle kastettiği şey....Daha sonrada kötülük yapan insanları tasvir etmiş.Yani biraz düşürsek bulabiliriz.Ama amacımız başka bişy ise tabiiki göremeyiz.
İkincisinde de iyiliğe davet edilen insanların çoğunun bu çarıya cvp vermeyeceğini söylemek istiyor.
Ayrıca Allah'ı zamana bağlıyorsun.Allah zamansıztır, ne sonu ne de başlangıcı vardır.Geleceği biliyo geçmişi biliyo gibi sözler mantıksızdır.Onun aklından neler geçtiğini bizim sınırlı bilgimiz çözemez.Evreni mükemmel dengede yaratan bilgiyi nasıl anlayabiliriz ki nie güneş yanıyo, nie ay *var gibi meselelerde bizim aklımız sınırına dayanmış ve anlıyacak gücü kalmamıştır.
İmtihan ne kadar ADİL ki?
--Eskiden ne cennete girme sevinci, ne de cehennemde yanma korkumuz varken bize bu seçenekler gösterilip "imtihana girer misin?" diye soruldu mu?
--Başka bir dine sahip veya dinsiz bir ailenin çocuğu olmakla müslüman ailenin çocuğu olmak arasında bize tercih sunuldu mu? Doğduktan sonra kucağında başka bir din bulanların suçu var mı? Bu ne kadar ADİL?
--Kendilerine İslam Tebliğ edilmiş farklı bir dindekiler veya dinsizler bu tebliğciyi İKNA EDİCİ bulmamışlarsa, (tebliğcinin yetersizliği) bu insanların suçu ne?
--Hem bu dünyada acı çekip hem de İslamiyet'i kabul etmediğinden öbür dünyada acı çekmek ADİL mi?
--Cennet için insanın "İYİ" olması mı "MÜSLÜMAN" olması mı önemli? İmansız iyiliğin mükafatı var mı?
--Cennette vucud ve beyin olmayacagina gore, nehirden akan sarabi neremizle icecegiz, neremizle sarhos olacagiz?
--Bebekken oldugu icin cennet'e gidenler yasalarsa belki cennete gidemeyeceklerdi, bu adil mi?
Cennette vucut olmadigini neereden cikardin respendial? Huriler vaad edilmemis mi? Imtihani basariyla gecenlere sonsuz cinsel guc, bilmem kac tane huri, gilman, altin, meyve agaclarini ruh ne yapsin ki? Tekrar dirilmek degil mi butun verilen umitler. Aslinda Hristiyanlara birsey yok, onlara sordugumda n'apacaksiniz cennette diye, allahin huzuru ve isiginda, ruhlarin ebediyen kalacagini buyuk bir zevkle anlatiyorlar. Beden yok, zevk yok, bunu anlamiyorlar veya anlamak islerine gelmiyor.
İmtihan, imtihan, imtihan..... Biz bu imtihandan ne zaman kurtulacağız.. Anlaşılan hiç bir zaman. Bu taraftaki imtihanlar az geliyor, birde öbür tarafta imtihan.. Bu imtihandan kimlerin geçip geçmeyeceğine hangi kurul karar veriyor. Bu kurul bir karar mercii haline gelmeden önce hangi eğitimi görüp hangi imtihandan geçti. Hangi imtihanı geçtide hangi diplomaya dayanarak beni imtihan ediyor. Diyelimki bütün bunlar doğru. İyide beni imtihan edince ne olacak. Bana yeni bir yaşam, yeni bir dünya, yeni bir iş, yeni bir hayatmı verecek. Diyelimki bütün bunlarıda verdi. Yani sebep bu olsun. O zaman şu soru akla gelmezmi. Niçin, bütün bunlar niçin. Bundan dolayı birileri menfaatleniyormu. Yada birilerinin yaşamı bunlaramı bağlı veya birileri bundan hazmı duyuyor, zevkmi alıyor. Niçin. Ne yazıkki hiç bir cevap verilmiş değil bugüne kadar. Tek cevap var, onun hikmetinden sual olunmaz. Sual olunmaz, sual olunmaz.. Yani senin hiç bir önemin yok. Ha bir cansız varlık ha sen.. Sorgulayamazsın. *Sorguladığın zaman suçlusun. Aslında gerçek bu değil. Gerçek olan aslında öbür dünya diye bir yerin olmadığı, öbür yaşam diye bir yaşamın olmadığı, ama bunu cesaret ederek söyleyemiyoruz. Çünkü yok olacağımız gibi bir fikir bizi deli ediyor. İnanmak istemiyoruz. Ve çıkış yolu olarak hayali gerçek olmayan bir dünya yarattık hep beraber. Ve buna öyle inandıkki şimdi sanki bizim için gerçek olmaya başladı. Oysa gerçekçi düşünen insanlar hakikati hiç bir zaman unutmadılar. İşte bütün mücadele bunun için. Ama çırpınışlar boşuna, er geç insanlık söküp atacak bütün bu hayalleri beyninden.. Geçmiş olsun inananlara.. ne diyelim..
Eğer bize gerçekten sorulsa idi,(ki belki de bir zamanlar sorulmuştur da bizim hafızamızın ulaşamadığımız bir yerlerindedir,o soru cevap kısmı, bilemiyoruz,neyse) bak,yoktun aha var edildin,geri yokluğa mı gitmek istersin, yani,sen ve her şey yok olursunuz,veya eğer denemek istersen ,2 yol verilecek sana birinde kurallara uyacan.neticesi sonsuz ömür ve rahat bir hayat;diğer yolda kurallara uymasan da olur ama sonu,ceza olarak sonsuz (herkesin kendi şahsi derecesine göre değişir tabii bu cehennemle muhatap olma süresi) bir azap.sizce siz en başta yokluğa mı dönerdiniz şansınızı bir dener mi idiniz.?ben en baştan hemen yok olıyım da işkapansın diyecek birini düşünemiyorum.
Başka bir dine mensup olanların kucağına doğanlar ile,Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğanların aynı imtihanı aynı şartlar ve neticelerle yaşayacaklarını iddia eden yok ki.Allahın Adil ismi,adaleti tahakkuk ettirir.herkesten beklenen başka dereceli davranışlardır.afrikada doğup da,o ortamda yaşayan bir kişiden beklenen ile,mekkede doğup büyüyenden aynı davranışlar,inanış dereceleri beklenmez.mekkede doğan tam bir İslami kültürden sınava çekilirken,afrikada doğan belki sadece puta tapmayıp,görünmeyen bir Yaratıcı vardır kıvamında bir imanla mesul olabilir.Ayrıca her İslam çocuğu tam birmüslüman olarak yetişecek diye bir kuralolmadığı gibi (mesela siz sayın üyelerimiz),her bir diğer dinlerin çocuğu da Müslümanlığa erişemez diye bir şey yok.(mesela,Müslümanlığı seçen diğer dinlerin mensupları)
Herkesin kendi çabalaması,ve eline geçtiği kadarı ile imtihana tabi tutulmasının önünde bir mani veya bu yönde bir beyan mı var?tebliğci eksik biri ise,kendin merakını giderecek bir hamle ile işe girişirsin,bu çaban sana yeter.hangi müslümana tam tebliğci geliyor ki bu günlerde,biraz da vicdani kabul ve neden olmasın ki diye kendi kendine sormak lazım.tebliğci dediğin de sen ben gibi bir ademoğlu.bu işten para almaz.uhrevi bir zevk için konuşur durur.eksikleri de olabilir tabi ki.bugunlerde kim tam bir tebliğci bulabiliyor ki?
Bu dünyada çektiğimiz acılar *için Yaratıcımıza karşı bir şikayet hakkımız olduğunu sanmıyorum.Hangi hakkımız var ki bizi Yaratana karşı,yani siz inansanız ki bir *Yaratıcımız var hakketen her şeyi yaratıp işletiyo,bu koca büyük unsurları,uzayı,denizleri yıldızları felan fırıldak gibi çeviriyo ve sen ben bu Yaratıcıya karşı hak iddia edecez,demezler mi adama ne hakkı diye?yahu sen bir bicare insan parcasısın ,neymiş hakkın varmış,nerden geliyo bu hak?nasıl hakkettin bu hakkı?
Allaha karşı hiçbirşeye hakkımız yok.siz Allaha inanmadığınız için zaten Allahtan hak mak lafı edemezsiniz,biz inananlar da aklımızı peynir ekmekle yemedik,alemlerin yaratıcısından hak dava edecez!..
Amma Allahın rahmet ve merhametle ilgili isim ve sıfatlarının gereği olarak,kendi lutfuyla,bizlere edilen her türlü zumlun muhasebesini bizler lehine tahakkuk ettireceği bildirilmiştir.Allaha inananların bu konuda sorunu yok.AAllaha inanmayanların da bu konularda Allahı sorgulama ve hesap sormaya hakkı yok,zira Allah diye bir mefhumları yok.çelişkili *laflar kıvamında laflar ediyorlar.
İmansız iyiliğin mükafatı genelde dünyada hak etmediği halde insana verilen nimatlerdir,eğer dünyada nasip olmadıysa yeteri kadarı cehennemin azabının,dünyada yaptıkları iyiliklere mukabil *bir süre sonra bir nevi etkisizleşeceği bildirilmiştir.
thunderpoint
08-07-2007, 00:41
Öğretmen öğrencisini imtihan eder çünkü onun derslerine çalışıp çalışmadığını ve bu suretle oluşan bilgi düzeyini öğrenmek ister; yani onu dener.
Bir müfettiş çalışanların talimatlara uyup uymadığını denetleyerek kontrol altına almaya çalışır.
Yeni doğmuş bir bebek elindeki oyuncağı ağzına götürür onun tadını anlamak için.. Yenmeyecek birşey olduğunu kavrayınca da bırakır.
Bu ve benzeri binlerce durumda cürmü işleyen şahsiyetlerin hiç biri bu denemelerin sonucunu bilmez; çünkü muktedir değildirler!
Gelelim Tanrı'ya! (Artık yazmaktan bıktırdınız bizleri) Herşeyi -sizin ifadenizle-kusursuz yaratan; yarattıklarının hayatını da en ince ayrıntısına kadar çizen bu olağanüstü varlığın imtihan için bir mazereti olabilir mi? Planı projeyi keyfine göre yapmış; bütün çizimler mikrosaniyelik anlarına kadar tamam; ne sınavı bu kardeşim?
Takıldınız değil mi "keyif" sözüne? İşte size keyfe keder planın hemen herkesin bildiği ayrıntısı: Tanrı o kadar kusursuz bir plancıdır ki; Enam 125'teki ifşadıyla gariban insanoğulları arasından dilediğini kafir, dilediğini müslüman yapar; işe heyecan katmak için de Tevbe 5 ve benzeri birçok ayette onları biribirine kırdırır.
(Bunlar çok tekrarlandı bu sitede fakat tarz böyle olduğu için her defasında yeniden anlatılmaya çalışılıyor; bu da çok yorucu oluyor.)
Şöyle düşünün: Senaryosonu yazdığınız bir filmin finali için "Acaba iyi adam ölecek mi?" diye sorar mısınız?
Sevgiler....
NedimYilmaz
08-07-2007, 00:55
İmtihan'ın sonucu kadındır.
Nebe 31/34;
Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. Bahçeler,bağlar, Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, Ve içki dolu kâse(ler) .
Kadınlar lezbiyen ise güzel, fakat normal kadın ise cennette ne yapacak bilmiyorum, *çünkü onlara cinsel bir ödül konmamış.
Eğer,
farzımuhal,bu yaşadığımız dünya Allahın insanlar için yarattığı ebedi alem olsaydı.Yani Allah insanı yaratmayı istemiş ve de onu dünyada nimetlerle ebedi nimetlendirmeye niyet etmiş olsa idi; bu halde dünyamız tek mekan olacaktı yani.cennet cehennem ve imtihan yok.
işte bu ebedi alemimizin hali bilmem kaçbin sene sonra şimdiki gibi yaşanmaz hale gelirdi bazılarımız için.bu dünyanın bu adaletsiz halinde,savaşlar,açlık ve küresel ısınma vs. gibi problemlerle ebedi olarak bu dünya yaşasa,iyiler ile kötüler,zalimler ile mazlumlar hep *içiçe ,güçlünün güçsüzü ezeceği bir ortam devam edecekti.Dünyanın ilk yaratılış ve insanın ilk dünyaya gönderiliş zamanlarını cennete benzetebilirsek hayalimizde;işte günümüzde tamamen cehenneme dönmüş haliyle muhatap olduğumuzu idrak edebiliriz.
bir imtihana tabi olmadan direk cennette yaratsaydi bizi Allah,aha 10bin sene içinde cennetin alacağı hal bu günümüz dünyasıdır.yani biz insanlar onu bu hale çevirirdik.
şu anda kime sorsak,evet zalimlerden,ezenlerden,adaletsizlerden uzak olmak ister,onların tecrit edilmesini ister.
Allahın imtihanının bir sonucu da zalimlerle mazlumların ebediyyen tecrit edilmesidir.herkes yerini bulur.bozguncular ayrı yere ,hakka razı olanlar ayrı yere alınır ve ebedi tecrit ile (cezasını çeken cennete girerken artık onda bozgunculuk,zulum vs. gibi kötü hasletler kalmaz.tam bir cennet ehli olur,ebedi nimetlenmeye o da davet edilmiş olur.)
şimdi en başta,cennete ve de cehenneme ayırılsa insanoğlu,Allah ezeli ilmi ile, kendisi bildiği ,cehennemi hak kazanacak insanları direk cehennemin içinde yaratsa,mesela,bir zalim caniyi direk cehennemde yaratsa ve dese ki,sen çok zalim olacan gibi duruyon,dünyaya münyaya gitmeden gir cehenneme..e bu adam itiraz etmeyecek mi,aklına bir şüphe girmeyecek mi,ya ben niye kötü oluyum ki,gönder beni dünyaya da bir dene,belki iyi biri olacam,yani bir denesen ne olur,imtihan etmeden cehenneme atmak mı yaklışır bir yaratıcıya derse pek de haksız olmaz.
imtihanın sonucunu Allahın bilmesi demek ayrıdır,Allahın iradelerimizi zapt u rapt *altına alıp,bize zorla fiiller işleterek yönlendirmesi ayrıdır.Allah biliyorsa biliyor bu kimin iradesini elinden alıyor ki?işte Allaha karşı herşeyi rahatlıkla yazıyorsunuz demek ki kendi iradeniz serbest yani.Allahın bilmesi sizi engellemiyor.
Allah bilse de,bizim de tamamen ikna olacak şekilde bilmemiz gerekmektedir.kim sebebsiz yere ebedi cehennemde *kalırken ,hiç suç işlemeden bu cezaya çarptırılmasının mantığını anlar ki?şimdi ise,herkes kendi hayatını ve iradesini yaşıyor.yarın kimse hiçbir şeye itiraz edemez.aha yaşadın bak,sana şans verildi,sen de anladın ki cehenneme giden yolun rotasını sen kendin çizdin denecek.
(yazdığım karşılıklı konuşma içerikleri (Yaratan ile yaratılanlar arasındaki)benim kendi anlatımım olup,gerçek durumun mecazi ve *basit anlatımıdır.)
thunderpoint
08-07-2007, 11:34
Sevgili soro kardeşim,
Bir tatmin oldum, bir tatmin oldum, bir bilsen. *Şimdiden yavaş yavaş Deistleşmeye başladım bile...
Yahu kardeşim ne yaptın sen; bu yazıyı sırf yazmış olabilmek için mi yazdın? Girişe bak: "Eğer, farzımuhal" İkisi de aynı anlamda zaten; bunu bilmeyen bir insanın tutup da "Şöyle yapsaydık cennete direkt -direk değil üstelik- giderdik... Baştan cehenneme koysaydı şöyle olurdu." deme hakkı bulunur mu? Doğru yazmak ve konuşmak, aklını doğru ve iyi kullanmanın göstergesidir.
Yatağa uzandığınızda bir şeyler tasavvur ediyorsunuz. Düşünebildiklerinizi düşünülebileceklerin hepsi zannettiğinz için buna inanıyorsunuz ve aynı sebeple bu tahayyülünüzü topluma 'varmış, doğruymuş' gibi aktarıyorsunuz.
Sizi kırmak niyetinde değilim? Herkes orijin sorunu 'es' geçip kafasındaki oluşumu zerketmeye çalışıyor ve bu forumun binlerce üyesi var; kaosu bir düşünün... Sevgiler...
arkadaşım benim şahsımı veya sahip olduğum kültürümü değil.fikirlerimi eleştiriniz.neyi nasıl ifade ettiğime takılmadan kasdedilen manayı anlamaya çalışınız.ben burada güzel türkçemiz topikinde yazı yazmadım.ayrıca da herkes filozofca yazılar yazacak diyebirbeklentiye giren yanılır.derdimizianlatalım yeter.gerisini kompozisyon derslerine bırakalım.
eğer ile farzımuhalin aynı şey olduğunu size kim söyledi?
farzımuhal=bu dediklerim hakikatta muhaldir,imkansızdır,olamaz amma olduğunu farzedersek demektir.
eğer=mümkün olup olamama hakkında bir hüküm içermez.
-eğer benim yazımı okumasaydın bana cevap yazmazdın.okumama imkanın vardı.
-farzımuhal havasız yaşayabilseydin,su dibinde 3 saat yaşardın.havasız yaşayamazsın.
gibi.
arkadaşım,dini hakikatler göze görünmez.akla görünür.benim yazdıklarım da aklıma görünenler.bunları tutup da objektif maddi varlıklar gibi göze gösteremeyiz,aklıma ve mantığıma görünenler de ikna olmak için yeterli benim için.
forumlarda herkesten kendi özgün fikirleri ve ayrıcalıklı düşünceleri istenir.kimse kimse ile aynı görüşü paylaşmak zorunda da değildir.ve de binlerce kişinin ayrı fikir sunması da forumu zenginleştirir ve de forumdan maksad da budur zaten.tektipci yaklaşımlar fazlaca revaç bulmaz.
Sevgili soro,
kasdedilen degil, kast edilen. Farzimuhal konusunda haklisin, farzimisal ile eger ayni anlam tasir. Guzel turkcemizi sevelim, sevmeyenlere sevdirelim.
Obur dunyada vucud olmasini anlayamiyorum, eger vucud olursa hayat yine biyolojik imkanlarla sinirli kalacak. Mesela sarap akitan nehir, bir sure sonra bakteri ve meyve sineklerinden gecilmez hale gelir. Onu bunu bosverin, eger vucud orada yasayacaksa, bir ekosistem olmak zorunda, yani yiyecek icecek tarim vs yine hep tabiat sartlarina bagli kalacak, oyle pat diye gokten inemeyecek. Eger vucud ve beyin olursa sikintidan patlariz orada, dogal olarak huyumuz suyumuz degisir, sikintidan kavga dovuse baslariz. Beyin olacagi icin psikolojide olacaktir, bu sebeple intahar vakalarininda gorulmesi dogal. Yani tarif edilen o cennette aslinda, sicaktan bunalmis uc bes bedeviyi birkac saat eglendirmek mumkun ama sonsuz saadet felan, yapmayin bunlar insanin fitratina aykiri. Tarif edilen cennet hayati cok bos ve anlamsiz kilacaktir.
sevgili respendial,
cennetin tarifinde gözün görmediği,kulağın işitmediği ve dolayısıyla *hayale de tam sığmayan,her türlü maddi ve manevi terakki ve lezzetten bahsedilmektedir.
maddi nimetler için maddi vucudumuz gerekmektedir.amma bunun özellikleri şimdikinden farklı olacaktır,mesela kazurat yoktur denir,(tuvalet ihtiyacı)
vucuda girenin ve vucuttan cıkanın bir başka boyut kazanıp da dünyadaki gibi müşkilatlara yol açmaması sağlanmıştır .
cennetle ilgili her anlatılan şey,elbette ilk elden muhatatap olan ilk müslümanların daha rahat kavrayabileceği ve fakat günümüz ve ileriki insanların da *tefsir ve tevillerle anlayabileceği kıvamda anlatılmıştır.yani basit maddi lezzetler noktasında.
cehennem de hakeza,yine her insanın anlayabileceği tarzda bir ceza yeri olarak tarif edilmiş,suçtan ve suca meyilden insanları uzaklaştırmak için tehditkar ifadelere yer verilmiştir.
aslında cennette ve cehennemde her bir insan ferdi kadar derece vardır,zira herbir insanın ameli durumu,imani durumu farklıdır.yani birebir aynı değildir,bu da dereceelenmeyi ifade eder.
işte milyarlarca dereceli yerler olan cennet ve cehennem sadece ana hatları ve vazifeleri ile ifade edilmişlerdir.daha detaylı kısımlar,daha detaylı öğrenmek isteyenlerin biraz çabalamasıyla anlaşılabilmektedir.
bu dunyadaki her türlü menfi ve kötülük ve bozulma ve arıza ,ahirette cehennemde yerini bulur.
tam tersi her türlü müsbet durum,iyilik ve terakki de cennette yerini bulur.
birbirlerine müdahaleleri olmadığı için,zıtlar karması yoktur ve içiçe girift olmadıklarından birbirini bozma,ve birbirine müdahaleleri *olmaz.
bahsettiğiniz maddi vucudumuzun arızaları ise,dediğim gibi hiçbir menfilik olmadığı ve müdahale etmediği için zuhur edemez.yani saf iyilik,doğruluk,müsbetlik vardır.bu ise basit ve homojenlik olup arıza çıkarmaz.
tabi bu anlattıklarım ve de ahiret hakkında anlatılanlar hep,görülmemiş bir şeyi anlatacak toplumsal lisan ve kelimeler olmadığı için hep bildik en anlamı yakın kelimelerle anlatma yöntemidir.
aynen Allah arşın üstündedir ,kürsüdedir lafızları gibi,maddi olmayan veya anlatılması imkansız olan şeylerin benzer maddi ve basit kelimelerle anlatılması gibi.
ayrıca beynimizin ve vucudumuzun çok azını tanıyoruz henüz.ruhumuzu ise hiç tanımıyor gibiyiz.
aslında kendimizin nelerden hoşlandığımızı biliyormuyuz tamamen acaba.
mesela,ben hiç beyzbol oynamadım,şu an bir eksikliğini hissetmiyorum.elimde sopa sağa sola savurup da vaktimi ne ziyan ediyim,vapura biner birboğaz havası alırım diyorum kendi kendime.
ama beyzbolu öğrensem,bu konuda iyi bir oyuncu olsam ve de iyi bir takımım ve *arkadaşlarım olsa,ne güzel vakitler geçirsem oyunlar sırasında,o zaman hayatımın anlamı beyzbolla tamamlandı,ne güzel oyunmuş,yıllarım beyzbolsuz heba oldu geçti be tüh,diyebilirim belki.
şimdi bilmediğim zevkler ve lezzetler hakkında evvelce söylediğim gereksiz,zaman kaybı,sıkıcı gibi ifadeler,işin içine girince tam tersi değişiyor bak.
cennet hakkında da benzerdurum söz konusu olabilir.zira anlatılanlar hiçbirzaman gerçek durumu tam olarakifade edemez.zira kelam yokanlatacak. cennette &/&%+=!~&½#* varmış desek kim anlayacak.bu kelimenin anlamı yok lisanımızda çünkü.e o durumun gerçek kelimesi de bu mesela,nolcakşimdi; haliyle anladığımız gibi anlatacaz,cennette şu var bu var herneyse işte.
hastalıklarımızda da *menfi canlılar * ile *müsbet canlılar çarpışırlar vucudumuzda veya ruhumuzda.cennette isemenfiler ayrılmıştır artık.
sorogren kardeşimize bakıyorum da risalei nurlardan döktürmüşte döktürmüş fakat bilmediği birşeyler var.Risalei nur bir kere safsatalar silsilesinden oluşmaktadır.Dilinden hiçbirşey anlayamazsınız..Ayrıca içinde birsürü çelişkili ifadeler vardır..Herneyse bakacak olursak;Allah madem insanları imtihan ediyor,madem bu insanların sadakatini denemek istiyor ve madem Bu tanrı insanları sınıyor da,hiçbirşeyi bilmiyor mu bu Allah? tanrı herşeyi biliyor ve görüyorsa o kulunun gelecekte de neler yapabileceğini gayet rahat bir şekilde görür.Fakat nedense islam dininde bir sınav almış başını yürüyor..İşte dinlerin saçmalıkları da bu noktalardan kaynaklanıyor.Tanrı;''aa şu kulum ne yapacak ona bir musibet vereyim de başına ne gelirse gelsin beni bırakacak mı,bırakmayacak mı?'' diyemi düşünüyor yani??? *:) Ayrıca bu sınav yeri dünyadan başarı ile ayrılmış insanlara huriler verilecek miş(!) Kuranda bu huriler için memeleri yeni tomurcuklanmış olan hurilerle eşleştiririz der,ve bazı ayetlerde ise iri gözlü el değmemiş hurilerden bahseder..İslamın çelişkili yönü de burda zaten Nedense islamiyet hep erkek üzerine programlanmış bir dindir..Erkek istediği kadar kadınla evlenir(4 tane) kadın evlenemez,erkek hurilerler eşleştirilir kadına ise öyle bir hak yoktur..Yani tamamen sorgulanmaya açık bir konu bunlar..Fakat bazı örümcek kafalı insanlar bunları anlamamakta ve görmemektedirler.
arifsahin
17-10-2007, 14:14
sorogren çok saçmalıyorsun kendi denizinde bogulup gidiyorsun devam et saçmalamaya uzun uzun yaz okuyan birilerini bulursun copy paste yap sen habire ......at gözlüğünü çıkarmak kimileri için çok zordur çünkü çıkaracak kadar ne beyinleri nede cesaretleri vardır..
Allahın imtahanı diye birşey yoktur insanlar maddi-siyasi çıkarlarını yaptırmak istediklerini maneviyatla sömürdüğü için böyle şeylerin arkasına sığınıyorlar.
Tanrı yarattığı kulu tanımıyor mu sanki? Beni yaratmışsa her fonksiyonumu bilmeli değilmi? Neden imtihan ihtiyacı :D işte egoistçe br durum. Bunu yapmazsan cennete yaparsan cehenneme. Günah dediğimiz şeyler siyasi-maddi çıkarlı yaptırımlardır. Sevap ise sadistçe olan yaptırımları sonucu ( kazandığımızı zannettiğimiz ) ödüldür.
Putataparosman
20-04-2008, 14:02
Her şeyi bildiği iddia edilen olmayan bişeyin, olmuşcası ve herşeyi bilerek bilmiyormuş takiyyesi ile yaptığı varsayılarak "sözde insan"lara uyguladığı ASS'dir.(Ahiret Seçme Sınavı) Kısıca konu başlığının cevabı budur.
* * Bu "sözde insan"lar istedikleri günahı işler ve iki domalıp affedildiğini var sayarak hastalıklı yaşamlarına devam ederler. Bir yandan çağdaş olduklarını zannederken bir yandan çıkardıkları ayaklanmalarla bir bakarızki madımak yakmıştır veya bir insanın kafasını kesip tahta parçasına saplayıp gezdirmiştir... Veya dışarıdan bir örnek vereyim o çok sevdiğiniz mekkeden: İlk okulda yangın çıktığında polisin başı açık kız öğrencileri döve döve yanan binaya sokmasıdır. İşte Alalhın imtihanı gibi düşünebileceğiniz şeyler ama sizler için değil biz insanlar için.
Burada yapmış olduğum tüm müslükleri aynı kefeye koymamın nedeni "sonuç" tan yolarak üretilmiş bir tabirdir. Elbette cici müslükte vardır. Hitler kaka diye bütün nazi askerleri kaka demek değildir elbete içlerinde ben kaka değilim ben böyle yapmam diyip işi bırakanlarıda çıkmıştır. (Varsayım) Yani neticede içinizde insan olanlarda var onların zamanla beyinlerini küften arındıracağına, bilimin ışığına utançtan pembeleşmiş poposuyla geleceğine ve üzülerek geçmişine lanet edeceğine inanıyorum. Gerçeği görebilecek potansiyelde insanlara gerçeği farkettirmek için çabalamış bir insandı rahmetli. Çokta güzeldir kitapları. Okursanız bu suallerinizin cevaplarını fazlasıyla bulursunuz. Abdestsiz açmayın kurandan kıymetlidir. Araştırarak bilim ışığında üretilmiştir. Fentezi ürünü değildir.
hornet512
25-04-2008, 00:24
Allahın imtihanı kesinlikle var. Geçenler cennete gidecek.
Ancak 4buçuktan beş ile geçip cennete gidenlerle üstün başarı gösterip cennete gidenler arasında doğabilecek husumeti Allah nasıl çözecek anlamış değilim.
Örneğin cennette birisi çıkıp şöyle diyebilir: "ulan şu bana verilen kart huriye bakın birde şu deyyusun körpe hurisine bakın!"
İşte o zaman buyur burdan yak...
Her şeyi bildiği iddia edilen olmayan bişeyin, olmuşcası ve herşeyi bilerek bilmiyormuş takiyyesi ile yaptığı varsayılarak "sözde insan"lara uyguladığı ASS'dir.(Ahiret Seçme Sınavı) Kısıca konu başlığının cevabı budur.
* * Bu "sözde insan"lar istedikleri günahı işler ve iki domalıp affedildiğini var sayarak hastalıklı yaşamlarına devam ederler. Bir yandan çağdaş olduklarını zannederken bir yandan çıkardıkları ayaklanmalarla bir bakarızki madımak yakmıştır veya bir insanın kafasını kesip tahta parçasına saplayıp gezdirmiştir... Veya dışarıdan bir örnek vereyim o çok sevdiğiniz mekkeden: İlk okulda yangın çıktığında polisin başı açık kız öğrencileri döve döve yanan binaya sokmasıdır. İşte Alalhın imtihanı gibi düşünebileceğiniz şeyler ama sizler için değil biz insanlar için.
Burada yapmış olduğum tüm müslükleri aynı kefeye koymamın nedeni "sonuç" tan yolarak üretilmiş bir tabirdir. Elbette cici müslükte vardır. Hitler kaka diye bütün nazi askerleri kaka demek değildir elbete içlerinde ben kaka değilim ben böyle yapmam diyip işi bırakanlarıda çıkmıştır. (Varsayım) Yani neticede içinizde insan olanlarda var onların zamanla beyinlerini küften arındıracağına, bilimin ışığına utançtan pembeleşmiş poposuyla geleceğine ve üzülerek geçmişine lanet edeceğine inanıyorum. Gerçeği görebilecek potansiyelde insanlara gerçeği farkettirmek için çabalamış bir insandı rahmetli. Çokta güzeldir kitapları. Okursanız bu suallerinizin cevaplarını fazlasıyla bulursunuz. Abdestsiz açmayın kurandan kıymetlidir. Araştırarak bilim ışığında üretilmiştir. Fentezi ürünü değildir.
senin inanmadığına inanlar bu hakaretleri hak ediyorsa kimbilir sen neleri hak ediyorsundur?
sen bilimin ışığına gerçeğe çok zorlu yollardan ulaşmışsın.aslında bu kadar zor değil biraz tahammul birazda saygıyla daha fazlasınada ulaşırdın din kavramını çok fasla yobaz ve araplaştırmışssın aslında işin kökeni bu kadar karmaşık değil ;adı üstünde inanıp inanmamak meselesi bu! sen bu kadar aydınlandın ne faydan oldu çevrene ,kendine ,ülkene...?
bu aydın halin olmasa gerek anca alkollü bir anında yazmak için yazdığın bir msj olabilir
umarım herkes senin kadar aydınlanmas seninki çok aşırı olmuş be dostum!
insanların kendi gerçekleri kendilerinindir gerçek hukuk devletinde yaslardır;)
kişiye göre değişmeyen yargı ve kararlardan bahsediyorsak yani yaptırım gücü olanlardan
ama bireysel gerçekler bırak bireysel kalsın paylaşmak ise en güzeli dimi?
bu ülkede ve dünyanın dört bir tarafında bebeklere bile tecavüz eden zihniyetler var bence hastalıklı kişileri ruhları eleştir ve bunu hastalanmadan ve herhangi bir dine mal etmeden yap
aydınlanmaya devam;)
ozedonus
29-08-2008, 16:36
Benim düşünceme göre ise imtihan başka bir şeydir.Aslında emre ile bir yönden benzerliğimiz var.Emre insanı cennete ve cehenneme götüren amellerin dünya yaşantısında yapılanlardan ibaret olmadığını ve cehennemliklerin zaten kötülük ruhlarına işlediği cenentliklerin de iyilik ruhlarına işlediği söylemektedir.
Bence;İmtihan sanıldığı gibi "Allahın insanları onların da onayını almadığı halde soru ve tekliflere maruz bırakması" değildir. Tersine, varoluşla beraber insanın iyi ve kötü yönlerle çift kutuplu olarak meydana getirilmesiyle, insanin özünde olan bu ikililiği çalıştırma ve geliştirme ve iyiye doğru yönlendirme gerçeğidir.Yani insan kötülük yapacak bir dürtüye de iyilik yapacak bir dürtüye de sahiptir.Bu iki kutup zıttır.İnsan iyi olan tarafını kötü olan tarafına tercih etmekle yükümlü kullanmıştır.Bunun iki sebebi evrendeki etki,tepki yasası gereğince kötülüğün insanı gelecekte zararlı çıkarması ile insanın yapısındaki cevherlerin ortaya çıkarmasıdır.
Bu iki dürtünün hedefleneni gerçekleştirmesi için, insanın serbest olması gerek. Yoksa eğer insan, bir otomatik makine olsaydı, kafasında özellikle soyut değerleri anlayacak derecede diyalektik çatışma ve bu sayede gelişme olmazdı. Varlığı yine tekdüze bir seviyede kalırdı. Yani imtihan edilme insandaki bu kutupların çalışmasının bir sonucudur Allahın insandan beklemesinden değildir.
Eğer imtihan veya tecrübeden geçme özelliğinin neden (diğer varlıkların aksine) insana verilmiş olduğu merak edilecekse buna da şunu söyleyebiliriz. İnsan mutlak öz(Tanrı)den gelen varlık dünyasının en olgun türüdür. Onun için dini terminolojide Allahın halifesi olarak tanıtılmıştır. Halife olan varlık, vasfını ötede bir tanrıdan almamaktadır. Bu idrak, O'nun özünden gelmektedir. Dini anlayışta Allahın ruhundan üfleme olarak açıklanan işte budur. Çünkü artık zaten kendisinde tanrısal yansımalar oluşmuştur. Tasavvufta bu öğreti yaygındır. Öze indikçe Tanrı görülür ve hissedilir. Bunun da yolu ibadetten geçmektedir. İbadetin düzgünlüğü bu tecrübeden geçme olayının başarılı olduğunu gösterir. O halde imtihan yukarıdan aşağıya doğru bir tekliften çok insanın özünü bulma yolculuğunda kendisinde var olan iyi ve kötü yetiler arasında tecrübeden geçirilmesidir.
Sevgi ve saygılarımla