PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hicap Paradoksu


sodomo--
22-05-2006, 15:24
Hicap", sözlük anlamı ile engel, mani, hakikate ulaşma yolundaki yolcunun önündeki perdeler anlamına gelir ve tasavvufi anlayışın çok önemli bir yönünü oluşturur.

"Seni tomurcuk ağızlı," dedim, gül yanaklı sevgilime,
"niçin gizliyorsun yüzünü naz yapan kızlar gibi ?"
Güldü ve "Dünyanızın güzelliklerinin tersine," dedi
"görünürüm perdede, ama onsuz kalırım gizli." (Cami)


"Keşf" sözcüğüde hicapların kaldırılması "peçenin açılması" anlamına gelir ki bu hicap konusu ile ilgili olarak sıkca karşımıza çıkacak bir sözcüktür.

Bu konuda yazılmış pek çok tasavvufi eser olmakla birlikte asıl önemli olan 10 yy tasavvufçularından Niffari'nin 250 sayfalık metinlerinde buluyoruz (Mawqif of Nearness-A.J.Arberry)

Konuyu çok detaylandırmadan Niffari'nin sözlerinden alıntılar ile devam edelim ;

O bana dedi ki : Hicabın izhar ettiğim her şeydir; hicabın gizli tuttuğum her şeydir; hicabın ispat ettiğim her şeydir; hicabın mahvettiğim her şeydir ve hicabın, tıpkı senin hicabın perdelediğim şey olduğu gibi, açtığım şeydir.

O bana dedi ki : Hicabın kendindir; o da hicapların hicabıdır. eğer ondan çıkarsan hicaplardan çıkarsın; dolayısıyla eğer onunla hicaplı kalırsan, hicaplarda mahcup kalırsın.

O bana dedi ki : Benim nurum olmadan hicabından çıkamazsın. Öyle ki, Benim nurum hicabı delip geçer ve sen onun nasıl perdelediğini ve ne ile perdelediğini görürsün.

O bana dedi ki : Eğer seni çağırırsam, Beni takip etmenle hicapların bir kenara atılacağını bekleme; zira onların sayısını hesap edemezsin ve onları bir kenara atamazsın.

O bana dedi ki : Eğer hicapları bir kenara atabilseydin, nereye atardın ? Atmak bir hicaptır ve atılacak "yer" de bir hicaptır. Öyleyse bana uy. Hicaplarını Ben kaldırırım ve Benim bir kenara attığım hicaplar bir daha geri gelmez...

O bana dedi ki : Ey kulum ! Eğer bilgi seni bilgiden kovmazsa ve eğer sen bilgiden yalnız bilgiye girersen, bu durumda bilgiden perdelenmiş olursun.

Ey kulum ! kendini bilgiden bilgiyle perdele ; böylece yakın hicapla perdelenirsin. Kendini bilgiden cehaletle perdeleme ; yoksa uzak hicapla perdelenirsin.

Ey kulum ! Bilgini de cehaletini de denize at. Ben seni kul olarak alacağım ve seni "güven içinde" diye yazacağım.

..........

Ey kulum ! Benden ne arıyorsun ? Bildiğin bir şeyi arıyorsan, hicapla tatmin oldun. Yok eğer bilmediğin bir şeyi arıyorsan, bu durumda da hicabı arıyorsun demektir.

O bana dedi ki : Sen Beni gördüğünde, keşif ve hicap eşit olacatır.

O bana dedi ki : Ey kulum ! Açılmamış bir hicap ve perdelenmemiş bir keşif vardır. Açılmamış hicap Bana ilişkin bilgidir ve perdelenmemiş keşif de Bana ilişkin bilgidir.


Evet yukarıda Niffari den alıntılar ile kısmen değinmeye çalıştığım hicap paradoksu "O'nu O'ndan başka hiç bir şey gizlemez" anlayışı çerçevesinde gelişir, ve tasavvuf da "nefs'in terbiyesi" olarak görülen bütün uygulamalarda işte bu hicapları ortadan kaldırmak üzerine inşaa edilir çünkü hicapların en büyüği "nefs" yani kişinin kendisidir. Daha basit bir ifade ile hicap paradaksu "şeylerin Allah olmaması ama Allah'ın şeylerde hazır olmasıdır. Yani "Herşey O dur" ama aynı zaman da " Hiç bir şey O değil"

Bu iki ilkenin aynı anda kavranabilmesi bizi tasavvufi bir anlayışa götürür.

Seni yoldan alıkoyan her neyse-
küfür olsun, iman olsun !
Seni Dost'tan uzak tutan her neyse-
güzel olsun, çirkin olsun

Yari gelir güzellik bir hicap oluşturur, yeri gelir iman, yeri gelir kutsal kitaplar, yeri gelir akıl, fikir, bilim, din vb sonuçta O'na giden yol "yokluk" dan geçer yani "fena" makamı kişinin yaşarken kendini yok etmesi ve tekrar O'nda var etmesidir. Kendinde yok olup Allah da var olmak da diyebiliriz.

İbn Arabi Futuhat isimli eserinde şunu söyler :

"Allah seni, senin üzerindeki Kendi örtüsüyle özdeş kıldı. Eğer bu örtü sebep olmasaydı, O'nun hakkında bilgi artırma peşinde olmazdın. Sana, O'nun konuştuğu suret perdesinin arkasından hitap edilir ve konuşulur. O sana senden konuşabilir; zira sen kendini senden perdelersin ve sen kendi üzerinde O'nun perdesisin. Perdeden asla kaçış yoktur; zira "senden" kaçış diye bir şey söz konusu değildir.

İşte kısaca "hicap paradoksu" bu.

pante
22-05-2006, 19:18
Evrensel huzura ve barışa kavuşulması , ayrılıkların ve kavgaların son bulması, insan-ı kamil yolunda tüm perdelerin kalkması dileğiyle..

CANLAR CANINI BULDUM

Canlar canını buldum bu canım yağma olsun
Assı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsun
Ben benliğimden geçtim gözüm hicabın açtım
Dost vaslına eriştim gumanım yağma olsun
*** ***
Benden benliğim gitti hep mülkümü dost yuttu
La-mekana kavm oldum mekanım yağma olsun
Taalluktan üzüştüm ol dosttan yana uçtum
Aşk divanına düştüm divanım yağma olsun
*** ***
İkilikten usandım birlik hanına kandım
Derd-i şarabın içtim dermanım yağma olsun
Varlık cun sefer kıldı dost andan bize geldi
Viran gönül nur doldu cihanım yağma olsun
*** ***
Geçtim bitmez sağınçtan usandım yaz u kıştan
Bostanlar başın buldum bostanım yağma olsun
Yunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun

YUNUS EMRE

Assı : Kar, kazanç
Hicab : Perde, örtü, utanç
Vasl : Kavuşma
Guman : Şüphe
La-mekan : Mekansız
Kavm : Kavim, yaşanılan yer, topluluk
Taalluk : Alaka, ilgi
Üzüşmek : Kesilmek, koparılmak
Sağınç : Emel, istek