PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : KURAN''''IN GENELİ HAKKINDA YORUMLAR


haci
13-01-2005, 18:13
Kur’an tartışmalı bir kitaptır demek, O’na yapılacak en büyük iltifattır. Çünkü Kur’an tartışmasız kötü bir kitaptır, Kur’an.... Edebi hiç bir değeri olmadığı gibi, din ve ahlak açısından da insanlığa en ufak bir katkısı olmayan, eski Arap ve Yahudi batıl inançları ile zenginleştirilmiş, Muhammed’in günlük siyasetinin gereksinimleri olan ayetlerle bezenmiş, O’nun bencil ve megalomanyak kişiliğini yansıtan, kelime salatasından ibaret bir saçmalıktır. Kur’an’ın olağanüstü bir yapıt olduğunu iler sürmek, günümüzde ulaşılan uygarlığa yapılacak en büyük hakarettir. Şimdiye dek yüzlerce, binlerce uygarlık yaratan insanlığın hiç bir devrine ışık tutamaz, Kur’an. Tarihin karanlıklarında kaybolmuş ilkel oldukları söylenen uygarlıklar için bile yeterli ve yararlı olamaz.

Yine de Kur’an kurslarda okutulur, hatmedilir, bilimsel olduğu iddia edilir, yalnız sağ elle tutulur, diğer bütün kitapların en üstünde bulundurulur, abdestsizler, lohusa ve kanayan kadınlar tarafından dokunulamaz, okunurken sigara ve içki içilemez, gürültü ve ses çıkartılamaz. Kur’an Müslüman’lar tarafından adeta putlaştırılmıştır. Evet, bir puttur Kur’an.. Kabe ve kara taş gibi bir puttur.

Kur’an’ın birçok yerinde onun insanlığa öğüt olduğu yazılıdır. Kur’an’dan alınacak öğüt, İslam’dan uzak durmak olmalıdır. İçeriğinin akıl almaz basitlik ve bağnazlığına rağmen Kur’an, Müslüman’ların umut kaynağı olmaya devam etmektedir. Müslüman’lar ilerlemek ve çağdaş uygarlık ve teknolojiyi yakalamak için Kur’an ve sünlete dönmekten bahsederler. Bunlardan ne kastedildiği ise meçhuldür. Kur’an’a dönmek ve İslam’ı doğru olarak dolu dolu yaşamak ne demektir? Kur’an’ı okuyarak içeriğini bilmek ve onları yaşama uygulamak mümkün müdür? Böyle bir iddiada bulunulunca Kur’an’ın içeriği önem kazanmaktadır. Dolayısıyla bu içeriği yakından incelemek ve Kur’an’ı öğrenmek gerekmektedir. Bir saçmalık için bir insanın aylarını ve yıllarını harcaması doğru mudur? Evet.. Doğru olabilir. Bu çabaların sonunda insanlığa yararlı bir sonuca varılacaksa, buna değer. Bu bağlamda insanlığa yararlı tek sonuç, insanları bu kötü ve tehlikeli dinden uzak durmaları konusunda uyarmak olmalıdır.

Devam edecek......

HACI

mRac
18-06-2005, 07:17
inanmıyorsunuz..Kitabını okumuyorsunuz.. ßunları nerden bılıyorsunuz ?

öle copy & Paste olcak işler değil..Bi iş yapıyorsunuz çok açık veriyorsunuz..ßu siteyapımındaki Amacın bahsettiklerinizle hiçßir alakası yoktur..!

hernonnes
25-06-2005, 15:45
Kur’an tartışmalı bir kitaptır demek, O’na yapılacak en büyük iltifattır. Çünkü Kur’an tartışmasız kötü bir kitaptır, Kur’an.... Edebi hiç bir değeri olmadığı gibi, din ve ahlak açısından da insanlığa en ufak bir katkısı olmayan, eski Arap ve Yahudi batıl inançları ile zenginleştirilmiş, Muhammed’in günlük siyasetinin gereksinimleri olan ayetlerle bezenmiş, O’nun bencil ve megalomanyak kişiliğini yansıtan, kelime salatasından ibaret bir saçmalıktır. Kur’an’ın olağanüstü bir yapıt olduğunu iler sürmek, günümüzde ulaşılan uygarlığa yapılacak en büyük hakarettir. Şimdiye dek yüzlerce, binlerce uygarlık yaratan insanlığın hiç bir devrine ışık tutamaz, Kur’an. Tarihin karanlıklarında kaybolmuş ilkel oldukları söylenen uygarlıklar için bile yeterli ve yararlı olamaz.

Yine de Kur’an kurslarda okutulur, hatmedilir, bilimsel olduğu iddia edilir, yalnız sağ elle tutulur, diğer bütün kitapların en üstünde bulundurulur, abdestsizler, lohusa ve kanayan kadınlar tarafından dokunulamaz, okunurken sigara ve içki içilemez, gürültü ve ses çıkartılamaz. Kur’an Müslüman’lar tarafından adeta putlaştırılmıştır. Evet, bir puttur Kur’an.. Kabe ve kara taş gibi bir puttur.

Kur’an’ın birçok yerinde onun insanlığa öğüt olduğu yazılıdır. Kur’an’dan alınacak öğüt, İslam’dan uzak durmak olmalıdır. İçeriğinin akıl almaz basitlik ve bağnazlığına rağmen Kur’an, Müslüman’ların umut kaynağı olmaya devam etmektedir. Müslüman’lar ilerlemek ve çağdaş uygarlık ve teknolojiyi yakalamak için Kur’an ve sünlete dönmekten bahsederler. Bunlardan ne kastedildiği ise meçhuldür. Kur’an’a dönmek ve İslam’ı doğru olarak dolu dolu yaşamak ne demektir? Kur’an’ı okuyarak içeriğini bilmek ve onları yaşama uygulamak mümkün müdür? Böyle bir iddiada bulunulunca Kur’an’ın içeriği önem kazanmaktadır. Dolayısıyla bu içeriği yakından incelemek ve Kur’an’ı öğrenmek gerekmektedir. Bir saçmalık için bir insanın aylarını ve yıllarını harcaması doğru mudur? Evet.. Doğru olabilir. Bu çabaların sonunda insanlığa yararlı bir sonuca varılacaksa, buna değer. Bu bağlamda insanlığa yararlı tek sonuç, insanları bu kötü ve tehlikeli dinden uzak durmaları konusunda uyarmak olmalıdır.

Devam edecek......

HACI

Çok saçmalamışsın Burda 2-3 kişisiniz,böyle basit yalan laflarla Kura'NI İslamı Hz.Muhammedi Karalamaya Çalışıyorsunuz Ama beceremiyorsunuz.Siz Bu Lafları Ancak Cahillere Yutturursunuz,Daha Fazla Çabalamayın Çabaladıkça Batıyorsunuz Neyse Birgün Tam Helak Olursunuz.

melih
25-06-2005, 16:19
müslümanlara kuranda bir takım ayetler değişmiştir ,eklenmiştir ve ya kaldırılmıştır dediğimde hayır yanılıyorsun kuranın bir harfi bile değişmemiştir,sonradan kurana hiç birşey eklenmemiştir ve bir nokta dahi kaldırılmamıştır diyorlar,başka bir gün yedi imamın ortak hadislerinde (Buhari-Tırbizi-Ebu-Davut bu üçü yeter herhalde) hadisi uzatmıyorum kadının oğlu başka bir kadınla zina yapıyor ve bu hususta muhammede başvuruyor muhammed de and olsun ki allahın kitabına bakacağım allahın istediği şekil de son kararı vereceğim diyor ve kitaba baktıktan sonra kararı veriyor ve diyor ki oğlun yüz sopa yiyecek ve bir yıl sürgün edilecek kadın ise zina yaptığını itiraf ederse recm cezasına çarptırılacak kadında zina yaptığını itiraf ediyor ve taşlanarak öldürülüyor bende diyorum ki kuranda recm cezası ile ilgili bir tane ayet yok allahın kuran dışında başka bir kitabımı var dediğimde bana diyorlar ki muhammed o kararı aldığı zamanda kuranda recm cezası vardı ama sonradan kaldırıldı diyorlar ben soruyorum hani kuranda hiçbir ayet sonradan değiştirilmemişti,yeni şeyler eklenmemişti ve ya kaldırılmamıştı. :D

hernonnes
25-06-2005, 18:02
müslümanlara kuranda bir takım ayetler değişmiştir ,eklenmiştir ve ya kaldırılmıştır dediğimde hayır yanılıyorsun kuranın bir harfi bile değişmemiştir,sonradan kurana hiç birşey eklenmemiştir ve bir nokta dahi kaldırılmamıştır diyorlar,başka bir gün yedi imamın ortak hadislerinde (Buhari-Tırbizi-Ebu-Davut bu üçü yeter herhalde) hadisi uzatmıyorum kadının oğlu başka bir kadınla zina yapıyor ve bu hususta muhammede başvuruyor muhammed de and olsun ki allahın kitabına bakacağım allahın istediği şekil de son kararı vereceğim diyor ve kitaba baktıktan sonra kararı veriyor ve diyor ki oğlun yüz sopa yiyecek ve bir yıl sürgün edilecek kadın ise zina yaptığını itiraf ederse recm cezasına çarptırılacak kadında zina yaptığını itiraf ediyor ve taşlanarak öldürülüyor bende diyorum ki kuranda recm cezası ile ilgili bir tane ayet yok allahın kuran dışında başka bir kitabımı var dediğimde bana diyorlar ki muhammed o kararı aldığı zamanda kuranda recm cezası vardı ama sonradan kaldırıldı diyorlar ben soruyorum hani kuranda hiçbir ayet sonradan değiştirilmemişti,yeni şeyler eklenmemişti ve ya kaldırılmamıştı. :D

Kuranın Üstünden Oynayan azap Görür ama bilerek Yaparsa Azap görür Ama Bilmeyerek Arapçayı TÜRKçeyi çevirirken yanlışlık olursa bilmeyerek bundan sorumlu tutulmaz o kişi ayrıca arapça olarak Kuran Hep Aynı Bir Değişiklik Yok,hATTA Türkçe'de Aynı Diğer Kur'anlarla Kaşılaştırıyorum Hep Aynı Değişiklik Yok..

Aliminyum
21-08-2005, 20:07
"Kur’an tartışmalı bir kitaptır demek, O’na yapılacak en büyük iltifattır. Çünkü Kur’an tartışmasız kötü bir kitaptır,"

Siz böyle mi düşünürsünüz? Yani birşeyin İYİ veya KÖTÜ olduğuna TARTIŞMADAN mı karar verirsiniz? Düşünce sisteminizi belirleyen yani olgular karşısında bir yargıya varabilmenizi belirleyen şey nedir o halde? SEZMEK mi? Bu önyargı değil de nedir? Baştan kabulleniş hangi mantığa sığar?

"Edebi hiç bir değeri olmadığı gibi, "
Kuran'ın edebî hiçbir değerinin olmadığını iddia ediyorsan bunu ispatlaman gerekecektir. Kuranın edebi dğeerini değerlendirecek birisi de en azından EDEBİYAT kavramına aşina olmalıdır ki Bu aşinalık haci de hiç görülmüyor çünkü haci birşeyin İYİ veya KÖTÜ olduğu sonucuna TARTIŞMADAN vardığı için KELAMın yani EDEBİYATIN da önünü kesiyor. Edebiyata aşinalığı olmayan birisinin Kuran hakkında Edebi Bir Değeri Yoktur gibi bir iddiada bulunması komik değil mi? Gerçek dışı değil mi?

Kuran asırlardır meydan okuyor. Diyor ki ;

"Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)'den şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. (Bakara Suresi, 23)"

Yoksa: "Bunu kendisi yalan olarak uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Bunun benzeri olan bir sûre getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın." (Yunus Suresi, 38)


Hadi bakalım beyler. Hakkında o kadar atıp tuttuğunuz, yok edebi değildir, yok çelişkili beyanları vardır, yok insan uydurmasıdır, yok bilimle çatışmaktadır diye düşünce ilkelerini har vurup harman savurduğunuz KURAN'ın bir tek suresinin benzerini getirin bakalım. Ne icaz ve belağat yönünden yani edebi değeri yönünden ne de içerdiği ahkam ve şerait bakımından bir benzerini getiremezsiniz.

Kuranın benzerini yapmaya çalışanlar yıllardır çabalamışlar. Ancak en beceremedikleri şey yine yapmaya çalıştıkları şey olmuş. yalancı peygamberlerden müseylemetül kezzab, esvedül ansi ve tuleyha gibi aslında edebiyatça üstün olan insanlar bile Kuranın benzerini getirmekten aciz kalmışlar. Müseyleme, Karia suresine bir benzer sure yazmış ve kendi öz kızını dahi gülmekten yere devirmiş. yazdığı sure şudur:

"el filu mel filu vema edrâke mel fil,
lehu zenbun kasîrun ve hurtumun tavîl"

anlamı şu:
"fil. o fil nedir.Sana onun ne olduğunu bildiren kimdir. onun kısa bir kuyruğu ve uzunca da bir hortumu vardır."

bu saçmalığa müseyleme'nin kızı bile gülmüş . Aslında Müseyleme edebiyat bakımından söz sahibi birisidir ve hatta yukarıdaki bizim saçma olarak değerlendirdiğimiz çalışması edebi bakımdan bir değer ifade etmektedir de. Ancak anlam yoksunu olduğu için bir kıymet ifade etmemiştir, hele de Kuran'daki anlam ve belağat bütünlüğüne karşı bir benzer getirme iddiasıyla yazıldığı için yazanı madara etmiş.


Bunu sadece biz iddia etmiyoruz.

Bakın . F. Arbuthnot diye bir adam var. The Construction of the Bible and the Koran (İncil ve Kuran'ın Yapısı) diye bir kitap yazmış bu adam.
Demiş ki; "Edebi bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Kuran yarı şiirsel yarı düz yazı olarak yazılmış en saf Arapçaya örnektir. Dilbilimcilerin bazı durumlarda Kuran'da kullanılan belirli kalıp ve ifadelerle uyuşacak kurallar kullandıkları ve Kuran'a eş bir çalışma üretmek için birçok denemede bulunmalarına rağmen, henüz hiçbirinin bu konuda başarılı olmadıkları bildirilmiştir"

Ayette buyrulur ki; Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kuran'dır. (Kuran,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir). (Yasin Suresi, 69-70)

İslam Öncesi Arabistan'ında edebiyatın ne kadar önemli olduğunu herkes bilir. Araplara edebiyat bakımından yetişmek mümkün değildir. Dünyanın en zengin veya en edebi açıdan en gelişmiş dilinin arapça olduğu bilinen bir gerçektir. Meşhur şair Lebid'in kızının Kuran ayetlerine karşı babasının şiirlerini Kabenin duvarından indirip "Ayete karşı bunun kıymeti kalmadı" dediği herkes tarafından bilinen hadiselerdendir.

Kuranın edebi değerine karşı daha yüzlerce şey yazmak ve delil ortaya koymak mümkün. Ama muhataplarımız önyargılarından, "Olmaz işte olmaz bana ne bana ne Kuran kötü kitap" diye çocuk gibi çırpınıp durmaları ve gerçeklere karşı hezeyanlarla direnç göstermeleri karşısında yapabileceğimiz birşey yoktur. Çünkü iradeye müdahale edilemez.

"din ve ahlak açısından da insanlığa en ufak bir katkısı olmayan, eski Arap ve Yahudi batıl inançları ile zenginleştirilmiş, Muhammed’in günlük siyasetinin gereksinimleri olan ayetlerle bezenmiş, O’nun bencil ve megalomanyak kişiliğini yansıtan, kelime salatasından ibaret bir saçmalıktır."

Kuran idaresiyle yani açıkçası ŞERİAT ile yönetilen toplumlarda ahlaki suç oranlarının ne kadar azaldığı aşikardır. Bu bile tek başına Kuran'ın sistemleştirmeye çalıştığı ahlak toplumu idealinin ne kadar gerçekçi ve ne kadar ihtiyaç duyulan bir sistem olduğunu gösterir.

Eski Arap ve Yahudilerin batıl inançlarıyla ilgili neler var Kuran da ben göremedim. İddia sahibi haci bunları gösterirse gerekli cevap verilir.

Kuranın, Hz. Muhammedi'in günlük veya aylık veya yıllık veya devirlik veya kıyamete kadar sürecek olan siyasetinin yönünü elbette Kuran belirler. Başka ne belirleyecekti?

Ayrıca İslam Peygamberinin bencil ve megolamanyak olduğu gibi büyük bir iddiayı öne sürecek kadar kendine güvenen birisi bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak derecede ispatlayamazsa kendi acziyetini göstermiş olacak. Peygamberin megolamanyak veya bencil olduğunu iddia etmek kişisel görüş bile değildir tam manasıyla bir HEZEYANDIR. Çünkü Peygamberin o devirdeki düşmanları bile O'nun için böyle şeyler iddia edemiyorlardı. Şimdiki insanlar nasıl iddia ediyorlar anlamak çok güç.

melih'in iddiasına yarın gelecez.

Aliminyum
22-08-2005, 13:04
melih .

Kuran dışı ayetlerin hatta Kuran dışı ayetlerin oluşturduğu Kuran dışı bir Kitabın varlığından bahsediyorsun. Belli ki NESH meselesini anlamamışsın.
Ya değilse bu kadar çürük bir iddiada bulunmazdın.

Böylesi bir iddianın ilk sahiplerinden birisiyle tanıştırayım sizi. Misyoner J.Gılchrıst diye bir adam. Bu adam iddiasında diyor ki;
"Sahih-i Müslim ve el-Buhari gibi güvenilir İslam Hadislerinde, Kur’an’ın ilk günlerinde bile değişiklik gösteren sayısız ayetlerin bulunduğu ifade edilmektedir. Buna göre, söz konusu o ayetler, bugünkü mevcut Kur’an’da bulunmuyorsa, o zaman bilinçli olarak dışarıya çıkartılmışlardır ve kuşkusuz bu Tanrı yönlendirmesiyle yapılmayıp bütünüyle insani yetki ve anlayışla gerçekleştirilmiştir"

İddia bu. Bu iddiaları aklî delillerle de naklî delillerle de çürütmek mümkün hatta çocuk oyuncağı. Ancak bu sitedekiler aklî delillerden ziyade naklî delillere ehemmiyet verdiklerinden bu sefer naklî delillerle konuşalım.

Belli ki yukarıdaki iddianın sahibi Misyoner J.Gılchrıst NESH konusunda tamamen cahildir.

NESH: bir ayetin lafzının ya da hükmünün, daha sonra indirilen bir ayetle kaldırılmasıdır. Nesheden ayete ‘NASİH’, hükmü kaldırılan ayete ‘MENSUH’ , mensuh olmayan ayete MUHKEM’ adı verilir. Öncelikşle bu kavramları öğrenmek lazım. Ya değilse hiçbirşey anlaşılmaz.

Nesh, aslında; Allah’a göre nihai (en son) hükmü beyan, kullara göre ise ilgadır(Yürürlükten kaldırma). Ancak, birinci hükmün sona ereceği vakit bildirilmediğinden, ikinci hükmün gelişinde, sınırlı ilmimiz bunu tağyir (değiştirme) zannetmektedir. Allah Teala bazı hükümlerini, diğer bazı hükümlere naklettiğinde, zatına daha önce gizli kalan bir durumun meydana çıkması söz konusu değildir. O, nâsihi de mensuhu da, mahlukatı yaratmadan önce bilmektedir. Fakat yüce hikmetiyle, mensuh olan ilk hükmün, muayyen bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat ile sınırlı olduğunu da bilmektedir.

Nesh hakkında Kuran'da şöyle buyrulur:
“Herhangi bir ayetin (hükmünü) yürürlükten kaldırır veya ertelersek (yahut unutturursak) onun yerine (sevapçaveya hikmetçe, maslahata,faydaya uygun) daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın herşeye kadir olduğunu bilmez misin?(Bakara Sûresi,106).

Kur’an’da asıl olan nesh değil, ihkamdır. Yani normal olarak ayetler mensuh değil, muhkemdir. Bazı müfessirlerin mensuh olduğunu iddia ettikleri ayetlerin çoğu, aslında ‘ihtiyaç zamanına kadar beyanın tehir edilmesinden,ertelenmesinden ibarettir.

Bütün insani değerlerini kaybetmiş ‘Cahiliyye Asrı’nı, kaybettiği değerleri kazandırarak ‘Asrı Saadet’e dönüştürmek için Cenab-ı Hakk’ın, nihai ahkamını yerleştirinceye kadar geçici hükümler koyması O’nun en güzel hikmetlerinden birisidir. İşte nesh budur.
Bu yüzden lafzı veya manası mensuh olmuş pekçok ayeti kuran'da aramak, vahyin hakikatini idrak edememektir ya da vahiy hakkında cehalettir.

ŞİMDİ;
Bazı tahkik ehli alimler, lafzı mensuh olduğu halde hükmü geçerli olan ayetlerden bahsederler.
Müslim'de bir hadis-i şerif rivayet edilir ki konuyla ilgili hadisin metni şudur:

"Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlatır:
Şüphesiz Allah, Muhammed'i hak peygamber olarak gönderdi ve ona Kitabı verdi. Ona indirilen bu kitabın içinde recm ayeti de vardı. Biz bu ayeti okuduk, ve onu anlayıp belledik. Hz. Peygamber (a.s.) da recmi uyguladı, ondan sonra biz de recmi uyguladık. Ancak uzun bir süre geçtikten sonra insanların biz Allah'ın Kitabında recmi bulamıyoruz demesi ve böylece Allah'ın indirmiş olduğu bir farizayı terk ederek yanlış yapmalarından korkarım. Hiç şüphesiz ki Allah'ın Kitabında, zina eden evlilik yapmış erkek ve kadının bu fiili şahitler, gebelik ya da ikrar ile ispatlanırsa bunun hükmü recimdir." Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3201

Hz. Ömer'in bahsettiği ayet Kuran'ın metnine yazılması geldiği halde yazılmamış bir ayet değildir. Yani Hz. Ömer'in bahsettiği ayet Kuran'dan çıkartılmış, değiştirilmiş bir ayet falan değildir. Eğer öyle olsaydı Kuran nüshalarının toplanıp kitaplaştırılması hususunda Hz. Ebu Bekir'e ilk işareti, ilk fikri veren ve Hz. Ebu Bekir'in vefatından sonra da Hz. Ebu Bekir'in MUSHAF, KİTAP haline getirdiği Kuran'ın muhafızlığını yapan Hz. Ömer'in bu işe müdahale etmemesi düşünülemez. Çünkü Hz. Ömer'in İslami meselelerdeki hassasiyetini çok iyi biliyoruz. Öyle bir hassasiyet ki bazan kendine göre taşkınlık derecesine varıyor ve Hz. Peygamber'in emriyle dinginleşiyordu. Hz. Ömer gibi hassas birisinin Kuran dışına çıkartılmış bir ayetin varlığından bahsedip de o ayetin metnini Kuran'a koydurmaması saçmalık olurdu. Demek ki NESH meselesinde sadece hükümler neshedilmemiş. Bazen lafızlar yani metinler de neshedilmiştir ki lafzı yani metni neshedilen bir ayetin Kuran metnine yerleştirilip yerleştirilmemesi meselesi bizzar Hz. Peygamber ve güvenilir olan sahabeler tarafından değerlendirilmiştir.

Bütün bu rivayet ve yorumlar, Cenab-ı Hakk’ın kıyamete kadar koruyacağını va’dettiği Kur’an’ın bozulmamış, ekleme ve çıkarma yapılmamış yegane kitap olduğuna asla halel getirmez. Çünkü belirtmeye çalıştığımız gibi Kur’an, bizzat Peygamber Efendimiz tarafından, vahyedildiği gibi yazdırılıp kontrol edilmiş, nice hafızlar tarafından ezberlenmiş ve toplanan ilk nüshalarına aynen uygun olarak çoğaltıla çoğaltıla günümüze kadar gelmiştir.

Aliminyum
22-08-2005, 13:24
şimdi gelelim melih'in çarpıttığı hadi-i şerifin aslına. (Hadisleri neden çarpıtırsınız, neden tam metinlerini öğrenip okuyup anlamaya çalışmazsınız siz?Her neyse.)

Hadisin tam metni ve rivayet eden hadis alimleri şu şekilde ; Dikkatli okuyun ve melih'in rivayetiyle karşılaştırın, hadis metninin tercümesinin eksik verilerek manasının nasıl çarpıtıldığını anlayın ;

" Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Yahudiler, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelip, kendilerinden bir erkekle kadinin zina yaptigini soylediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara:
" Recm hakkinda Tevrat'ta ne buluyorsunuz?" diye sordu. Onlar:
"- Teshir edip rezil ederiz ve dayak atariz" dediler. Abdullah Ibnu Selam (Yahudi iken Müslüman olmuş sahabi):
"- Yalan soyluyorsunuz. Zinanin Tevrat'taki cezasi recmdir" dedi. Hemen Tevrat'i getirip actilar. Iclerinden (Abdullah Ibnu Surya adinda) biri elini recm ayetinin uzerine koydu. Sonra, ayetten onceki kisimlardan okumaya baslayip (kapadigi kismi atlayarak arka kismini okumaya devam etti. Abdullah Ilbnu Selam (radiyallahu anh) mudahale edip:
"- Kaldir elini!" dedi. Adam elini cekti, tam orada recm ayeti mevcut idi. Bunun uzerine:
"- Ey Muhammed, Abdullah dogru soyledi. Tevrat'ta recm ayeti mevcuttur!" dediler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) derhal o iki zaninin recmedilmesini emretti ve recmedildiler."
Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) der ki: "Erkegin, atilan taslara karsi korumak icin, kadinin uzerine egildigini gordum."
Buhari, Hudud 37, 24, Cenaiz 61, Menakib 26, Tefsir, Al-i Imran 6, I'tisam 16, Tevhid 51; Muslim, Hudud 26, (1699); Muvatta, Hudud 1, (2, 819); Tirmizi, Hudud 10; Ebu Davud, Hudud 26, (4446, 4449). "

Hatta konuyla ilgili (ve hatta melih'in kendi safsatalarına ayrı bir delil olarak değerlendirebileceği) başka bir hadis daha yazalım;

Hz. Ebu Hureyre anlatiyor: "Yahudilerden bir kadinla bir erkek zina yaptilar. Birbirlerine: "Bizi su peygambere goturun. Cunku bir kisim hafifletmeler getiren bir peygamberdir. Bize recm disinda fetvalar verirse kabul eder, Allah indinde O'nun hukmunu kendimize delil kilariz ve: "Peygamberlerinden bir peygamberin bize verdigi fetvalar(la amel ettik, hevamiza uymadik) deriz" dediler.
Mescidde ashabiyla birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber 'e gelerek:
"- Ey Ebu'l-Kasım, zina yapan kadin ve erkek hakkinda kanaatin nedir?" dediler. O, onlara tek kelime soylemeden Beyt-i Midraslarina geldi. Kapida durarak:
"-Hz. Musa 'ya kitabi indiren Allah askina soyleyin, muhsan olan birisi zina yapacak olursa bunun Tevrat'taki hukmu nedir?" diye sordu.
"- Yuzu siyaha boyanir, esek uzerine ters bindirilir ve dayak atilir."
-Hadiste gecen tecbiye: Zanileri, enseleri birbirine bakacak sekilde bir esege bindirilip, bu halde sokaklarda dolastirilmasidir- Ravi devamla der ki: "Yahudilerden bir genc (bu cevaba katilmayap) susmustu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun suskunlugunu gorunce sualinde israr etti. Bunun uzerine genc: "Madem ki sen bize Allah'in adina yemin veriyorsun (gercegi soyleyecegim): "Biz Tevrat'ta recm emrini goruyoruz" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"- Allah'in emrini hafifletmenizin baslangici nasil oldu?" diye sordu. (Genc) su cevabi verdi:
"- Krallarimizdan birinin bir yakin akrabasi zina yapti. Kralimiz, recmi ona tatbik etmedi. Sonra halka mensup bir aileden bir erkek zina yapti. Bunu recmetmek istedi. Ancak adamin kavmi buna mani olup:
"- Sen yakinini getirip recmetmedikce biz de adamimizin recmedilmesine musaade etmeyecegiz!" dediler. Bunun uzerine, aralarinda simdiki cezayi vermek uzere anlasip sulh yaptilar.
(Bu aciklama uzerine) Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"- Ben Tevrat'taki ayetle hukmediyorum!" dedi ve onlarin recmedilmelerini emretti ve recmedildiler. Zuhri (rahimehullah) der ki: "Bana ulastigina gore su ayet bunlar hakkinda nazil olmustur:
"Suphesiz ki Tevrat'i biz indirdik. Ki onda bir hidayet, bir nur vardir. Kendisini (Allah'a) teslim etmis olan (Israil) peygamberleri, Yahudilere ait (davalarda) onunla hukmederlerdi..." (Maide 44). Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlardan biri idi." Ebu Davud, Hudud 26, (4450, 4451).


Peygamber burada Kuran'a başvurmuyor. Kendilerine kendisi hakkında hüküm vermesi için gelen Yahudiler'e kendi kitaplarından yani Tevrattan hüküm çıkarıp onu uyguluyor.

Evet Kuran'da recmi emreden ayet yoktur.
Fakat İslami hükümler yani İslam Şeriati hakkında hüküm koymak yetkisi Kuran'a ve Kuran'ın yanında SÜNNETE de dayanır.

Recm hakkında yani Zina edenin taşlanması mevzusu Sünnet, ve icma delillerine dayanır.

Sa'bi (rahimehullah) anlatiyor: "Hz. Ali (ra), kadini remettigi zaman onu persembe günü dövdü, cuma günü de recmetti. Ve şunu söyledi: "Ona Kitabullah(ın hükmü) ile celde, Resulullah (as)'ın sunneti ile de recm tatbik ettim." Buhari, Hudud 21.

Görüldüğü gibi Hz. Ali "Kuran'da yoktur, lafzı neshedilmiştir, o halde böyle bir hüküm yok" diye bir saçmalamada bulunmamış ve şer'i bir hükmü sünnete göre tatbik etmiştir.

Bütün bu rivayet ve yorumlar, Cenab-ı Hakk’ın kıyamete kadar koruyacağını va’dettiği Kur’an’ın bozulmamış, ekleme ve çıkarma yapılmamış yegane kitap olduğuna asla halel getirmez. Çünkü belirtmeye çalıştığımız gibi Kur’an, bizzat Peygamber Efendimiz tarafından, vahyedildiği gibi yazdırılıp kontrol edilmiş, nice hafızlar tarafından ezberlenmiş ve toplanan ilk nüshalarına aynen uygun olarak çoğaltıla çoğaltıla günümüze kadar gelmiştir.

Ayrıca Elimizde Rusya’da, Bulgaristan’da basılmış K.Kerim örnekleri mevcuttur. O rejimler altında bile Kur’an’ı bozamadıkları anlaşılıyor. Bu, bugünkü müslümanların, kitaplarına imanlarının ve bağlılıklarının bir sonucu değil midir?


HÜKÜM: Kuran-ı kerim Allah'ın kitabıdır. Bugüne kadar nüzulünden sonra en ufak bir değişikliğe uğramamıştır.

last_danger
10-02-2006, 18:42
Yalan soyluyorsunuz. Zinanin Tevrat'taki cezasi recmdir" dedi. Hemen Tevrat'i getirip actilar. Iclerinden (Abdullah Ibnu Surya adinda) biri elini recm ayetinin uzerine koydu. Sonra, ayetten onceki kisimlardan okumaya baslayip (kapadigi kismi atlayarak arka kismini okumaya devam etti. Abdullah Ilbnu Selam (radiyallahu anh) mudahale edip:

Selam Arkadaşım ;

"TEVRATI GETİRİP AÇTILAR"
Tevrat o zamanlar kitap halinde mi idi ?
Bu konu hakkında yorumunun nedir ?

prado
02-03-2006, 07:28
Bera b. Azıb (r.a)'ten nakledilen, iki yahudinin recmedilmesi olayı ise şöyledir: Hz. Peygamber'e, yüzü kömürle karartılmış ve dayak vurulmuş bir yahudi getirildi. Allah elçisi yahudilere evlilerin zinasının Tevrat'taki hükmünü sordu. Onlar, bu şekilde olduğunu söyleyince, bir yahudi bilginine "Sana, Tevrat'ı Musa ya indiren Allah aşkına soruyorum. Zina edenin Tevrat'taki hükmü nedir?" diye sordu yahudi bilgini; Tevrat'ta recim var. Fakat zina eşraf arasında artınca, şerefli birini getirirlerse serbest bırakır, yoksul biri yakalanırsa onu recmeder olduk. Bu iki sınıfa eşit ceza için recmi terkettik, kömürle boyayıp, dayak vurmayı recmin yerine koyduk". Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Allahım! Senin emrini onlar değiştirdikten sonra ilk uygulayan benim. Bunun üzerine emir verdi ve yahudi recmedildi" (Müslim, Hudûd, 28).

3. Gâmidiyeli evli kadının zinadan dolayı recmedilmesi.

Mâiz'in recmedilmesinden kısa bir süre sonra Ezd kabilesinin Gâmid kolundan bir kadın geldi ve "Ey Allah'ın elçisi! Beni temizle" dedi. Hz. Peygamber "Yazıklar olsun sana. Çık git, Allah'a tövbe ve istiğfar et" buyurdu. Kadın dedi: "Beni, Mâiz'i çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun" Hz. Peygamber, "Sana ne oldu?" diye sordu. Kadın kendisinin zinadan gebe olduğunu söyledi. Bunun üzerine "Sen mi?" buyurdu. Kadın "Evet" dedi. Hz. Peygamber "Doğuruncaya kadar git" buyurdu. Kadının bu arada geçimini Ensar'dan bir adam üstlendi. Daha sonra Hz. Peygamber'e gelerek; "Gâmidli kadın doğurdu" dedi. Çocuğun bakımını da Ensar'dan birisi üzerine aldı ve kadın recmedildi" (Müslim, Hudûd, 22, 23, 24; Ibn Mâc'e, Diyât, 36; Mâlik, Muvatta', Hudûd, II). Başka bir rivâyette, çocuk sütten kesilinceye kadar emzirmesine izin verildiği, recm sırasında Hâlid b. Velîd (r.a)'ın üzerine kan sıçraması üzerine kadın hakkında kötü sözler söylediğini işiten Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu nakledilir:

"Ey Halid! yavaş ol. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim. Bu kadın öyle bir tövbe etti ki, onu bir baççı (vergi memuru) yapsaydı, şüphesiz mağfiret olunurdu" Sonra kadının hazırlanmasını emrederek cenazesini kılmış ve kadın defnedilmiştir (Müslim, Hudûd, 23).

K.C.
11-06-2006, 00:03
**peygamber, yahudilere Tevrat'a göre recm uyguladıysa Tevrat'ın bozulduğundan söz edilemez. Onu sahih kaynak olarak kabul edip, Allah'ın bozulmamış kelamı olarak kabul edip uygulamış demek ki.

**Nesh edilen ayetlerin tamamı çıkarılmamıştır Kur'an'dan. Doğru, nüzul sırasına göre sonraki ayetin önceki ayeti yürürlükten kaldırması gerekir ancak Kur'an sureleri nüzul sırasına göre dizilmiş değil ki. Halen tartışılmakta, şu mu önceydi, öteki mi sonraydı.
*Yalnız bilinen birşey var ki 'dinde zorlama yoktur' (mealen, Bakara) ayeti İslamiyet'in savaşlarla yayılmasını, müşriklerle, kafirlerle Tüm yer yüzünde din İslam olana dek savaşmak, öldürmek gerektiğini içeren ayetlerden önce inmiştir. İslam'ın hoşgörü dini olduğu, sadece tebliğ ve uyarı ihtiva ettiğine yönelik ayetler ve zorlama yoktur ayeti de mensuh olmaktadır. Bu durumda İslamiyetin hoşgörüsünden bahsedilebilir mi?

**sopa cezasını Kur'an'a koyan Allah, ondan çok daha ağır olan idam cezasını niçin koymasın?
**Kur'anda evli bekar ayrımı yok. O ayrım unutuldu mu yoksa?..

*hadis ve sünnetin kur'ana aykırı olamayacağı prensibi varken, kur'anda da açıkça evli bekar ayrımı yapılmaksızın zinanın cezası 100 sopa iken, günümüzde dahi sünnet olarak uygulana gelen recm bence *kur'ana apaçık aykırıdır.

**peygamber, kendi tebliğ ettiği kitaba göre hüküm vermek yerine niçin müslümanlar için de Tevrat'a göre sünnet adı altında idama hükmediyor. Bunun mantığı nedir.
Neshedilmiş bir recm varsa uygulama sebebi ne?

sargon
11-06-2006, 00:39
Muslim scholars explain the "Koran" to mean recitation, but Puin argues that it is actually derived from an Aramaic word, qariyun, meaning a lectionary of scripture portions appointed to be read at divine service. He says the Koran contains most of the biblical stories but in a shorter form and is "a summary of the Bible to be read in service".

Yani İslam alimlerine göre Kuran, ezberden okunabilecek parça anlamına geliyor, fakat Dr. Puin sözcüğün Süryanice qariyun sözcüğünden geldiğini, ibadetler, ayinler sırasında okunacak kısa edebi parçalar anlamına geldiğini söylüyor. Puin diyor ki, incildeki(tevrattaki) hikayelerin birçoğu kısaltılmış şekilde Kuran'da geçiyor ve Kuran'a "ayinlerde okunabilecek incil özeti" denebilir.

Yukardaki alıntı Gurdian gazetesinde yayınlanan bir yazıdan (http://www.guardian.co.uk/Archive/Article/0,4273,4048586,00.html). Dr. Puin 1972'de Yemen'de ortaya çıkarılan Sana kuranına dayanarak bir iddiada bulunuyor. Kuran'daki metinlerin bir kısmı Muhammed'den çok daha önce yazılmıştı. Bir kısım değişiklikler ise Muhammed'den sonra yapıldı.

Yazı yayınlandıktan sonra konuyla ilgili ne gibi gelişmeler oldu bilmiyorum. 5 yıl önce yazılmış bir yazı çünkü. Bu arada Puin iddialarını kitaplaştırdı mı? Başka tartışmalar oldu mu? Bilen var mı?

pante
11-06-2006, 01:08
Dr. Puin'in Yemen'de halkın tepkisi üzerine ve Yemen-Almanya ticari ilişkilerinin bozulma tehlikesi karşısında geri adım attığını biliyorum. Dergi ve gazete yayınları dışında, kitap haline gelmiş bir çalışması yok. Ayrıca Yemen'e yazdığı özür mektubunda Kur'an'lar arasındaki farklılıkların ciddi olmadığını, sadece imla ve işaretleme farkları olduğunu belirtmiş.
Yani siyasi bir geri çekilme durumu var.
Ayrıca, Guardian'daki iddianın, Hz. Muhammed'den önce Kur'an'ın bir kısmının yazılmış olduğu iddiasının tutarlı bir tarafı yok. Bu sadece " İman Yemen'lidir" hadisine dayanılarak Kur'an'ın kökeninin Yemen'e dayandığı kuşkusuyla ortaya atılmış bir iddia olabilir.

sargon
11-06-2006, 02:07
Pante, yazı biraz uzun, okuyamamış olabilirisin. Şu sözler Kuran'ın İslam öncesi kaynaklarına ilişkin sözler:

Puin's other radical theory is that pre-Islamic sources have entered the Koran. He argues that two tribes it mentions, As-Sahab-ar-Rass (Companions of the Well) and the As- Sahab-al-Aiqa (Companions of the Thorny Bushes) are not part of the Arab tradition, and the people of Mohammed's time certainly did not know about them.

"These are very unspecific names, whereas other tribes are specifically mentioned," said Dr Puin.

His researches have shown that the ar-Rass lived in pre-Islamic Lebanon and the al-Aiqa in the Aswan region of Egypt around 150AD, according to the Atlas of Ptolemy. He argues that pre-Islamic sources entered the Koran, presumably when the growing Islamic empire came into contact with those regions and sources.

Khalidi says finding pre-Islamic registers in the Koran does not discredit the Muslim belief in any way, because it does not threaten the integrity of the Koran. "The Koran was revealed at a particular time in the vocabulary of the age", he says.

İddia Guardian'ın değil, birkaç yazarın iddialarını derlemiş gazete. Yani iddialar sadece Yemen Kuranından yada *bir tek hadisten kaynaklanmıyor. Ama yazıda Dr. Khalid'in Dr. Puin'i uyardığı da yazılmış. Puin'in geri çekilmesi olayı açıklıyor aslında. Dr. Khalid, bu iddiaların yeni bir "şeytan ayetleri" olayına yol açabileceğini söylemiş Dr.Puin'e. Belli ki adam da araştırmaları sürdürmekten vazgeçmiş.

Da Vinci Code, bir sürü tartışmaya yol açtı hristiyan dünyasında. Ama kimse böyle bir kitap yazarsanız ortalık fena karışır demiyor. İşte İslam dünyasının farkı...

pante
11-06-2006, 11:19
Konuyu tüm arkadaşların anlayabilmesi için:

http://www.radikal.com.tr/2000/08/16/dis/01isl.shtml

sargon
11-06-2006, 13:31
Panteidar, araştırıcılığına hayranım, nerden buldun bunu yahu. Benim metnin önemli bir kısmının çevirisinin türkçede yayınlanmış olduğundan haberim yoktu. Güzel oldu.

Yazının radikal çevirinde yer almayan ilk kısmında ise Kahire Üniversite'sinden Dr Nasr Abu Zaid'in radikal Kuran yorumları yüzünden radikal İslamcı gruplar tarafından ölüm tehditleri aldığı, değerlendirmeleri yüzünden mahkemeye verildiği, hatta mahkemenin yabancı bir kadınla evli olması yüzümden Dr. Zaid'i karısından ayrılmaya zorladığı ve sonunda Mısır'ı terketmek zorunda kaldığı anlatılıyor. Ama Zaid'in iddiaları, Dr. Puin'inkinden daha ılımlı imiş. :D

anarko
17-11-2006, 22:31
Kuran'ın Türkçeye birebir çevirisi yani trankripsiyon yapıldı mı merak ediyorum