PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hür adam Said-i Nursi


Sayfa : 1 [2]

axial
12-01-2011, 15:00
Kardeşim şunları yazan bir kişinin akıl sağlığı ne kadar yerindedir.

Risaleler itfayeciler gibi yangına engel olabilirler mi?



Emirdağ Lahikası, Yirmi Yedinci Mektup, c. II, s. 1723. de geçen:



“ bîçare Ceylan yanıma geldi, dedi: "Biz yanıyoruz, mahvolduk." Ben de iki gün evvel mağazalarında bulunan Âyet-ül Kübra'nın bir kısım matbu' nüshalarını yanıma getirmek için söyledim, fakat getirmedi. Demek o ateşi söndürmek için orada kalmıştı. Ben de Risale-i Nur'u ve Âyet-ül Kübra'yı şefaatçı yapıp: "Ya Rabbi kurtar" dedim. Üç saat o dehşetli yangın hücumunda bütün o büyük daireyi mahvetti. Altında ve bitişiğindeki dükkânları bütün yaktı, yıktırdı. Risale-i Nur'un ve Âyet-ül Kübra'nın hıfzında (korumasında) olan mağazaya kat'iyyen ilişmedi ve altındaki şakirdin dükkânı da müstesna olarak sağlam kaldı.” Sözleriyle Said Nursi Risalelerin yangına engel olduğunu, mağazayı koruduğunu iddia ederek şirk işlemiyor mu?

axial
12-01-2011, 15:01
Çanakkale'deki Kurtuluş savaşıydı değil mi?

Bunun böyle olduğuna inanan çok insan vardır Türkiye'de sanırım :)


Evet sangre benim için kurtuluş savaşına dahildir. Senin için olmayabilir.

Astur
12-01-2011, 15:04
Evet sangre benim için kurtuluş savaşına dahildir. Senin için olmayabilir.

Vee zurnanın zırt dediği yere geldik...:)


Alınma sıkılma olmasın ama...










Sangre, benim için Mohaç da Kurtuluş Savaşı'na dahildir, senin için olmayabilir! :D

Sangre
12-01-2011, 15:06
Bu konuda hangi yabancı tarihçileri okudun ve bizlere tavsiye edebilirsin?

Dostum, bir de Yunanistan dediğimiz ülkeyi bugünkü haliyle felan değil, o zamanki durumuyla değerlendirmek lazım.

O zamanlar çapulcu bir ülke konumundaydı heralde.. Kuruluş Savaşı'nın ne kadar büyük bir savaş olduğunu göstermek için, düşmanları da yüceltmek pratik olarak yarar yağlıyor tabii ki :)

milomanara
12-01-2011, 15:07
Evet sangre benim için kurtuluş savaşına dahildir. Senin için olmayabilir.
Benim için de! Hatta Viyana Kuşatması da dahil! :D Allah iyiliğini versin emi...

axial
12-01-2011, 15:07
Astur sen git cezayirin kurtuluşunu kutla hem de isveç te.

Sangre
12-01-2011, 15:09
Evet sangre benim için kurtuluş savaşına dahildir. Senin için olmayabilir.

Başka neler Kurtuluş Savaşı'na dahil mesela?

Sangre, benim için Mohaç da Kurtuluş Savaşı'na dahildir, senin için olmayabilir! :DBenim için de Truva Savaşı dahil vallahi.

Gerçi orda yenilmiştik, 'Kurtulamamıştık' ama olsun :)

axial
12-01-2011, 15:10
Dostum, bir de Yunanistan dediğimiz ülkeyi bugünkü haliyle felan değil, o zamanki durumuyla değerlendirmek lazım.

O zamanlar çapulcu bir ülke konumundaydı heralde.. Kuruluş Savaşı'nın ne kadar büyük bir savaş olduğunu göstermek için, düşmanları da yüceltmek pratik olarak yarar yağlıyor tabii ki :)


Hee öyle. İngilizler destek vermiyordu değil mi? Anlayamadığım şu zorunuza giden nedir. Türklerin savaş kazanmış olması neden bu kadar batıyor anlayamıyorum. Başında Atatürk var diye mi?

Astur
12-01-2011, 15:10
Astur sen git cezayirin kurtuluşunu kutla hem de isveç te.

Ya sev ya terk et diyorsun! :D

Merak etme kanka, iki gün önce oturma iznim çıktı bir AB ülkesinde, uzunca bir süre yokum! :D

naper
12-01-2011, 15:15
Başlığın ilk iki sayfasını oku yeter.
:help:

Okudum.Nedir yalan.Hangi konuda delil vermedik, hangi konuda saidin kendi zırvalamalarından bir bukle sunmadık!


Bulundurdum, yine olmuyor, Türk-Yunan savaşının tarihin en büyük emperyalist savaşı olduğu tezi bana gerçekçi gelmiyor. Cezayir'de yüz binlerce insan öldü bağımsızlık savaşında(Cezayir tarafında); buradakinde kaç kişi öldü?
:help:

Cezayirin nufusu ile turkiye nufusunu karşılaştır.
Cezayir savaşındaki arabulucularla, kurtuluş savaşındaki -olmayan- arabulucuları karşılaştır.
Kuvvetler arası dengesizliği karşılaştır.
Ve öncelerini karşılaştır.

Kovan doldurup atılan, kadın kız, çoluk çocuk top yekün verilen hem de dört ayrı cephede 4 ten fazla devlete karşı verilen, resmi kayıptan fazla gayri resmi kaybı olan bir savaştan bahsediyoruz!

Senin anlayışınla kazanmayı bırak, girilmesi bile mümkün olmayan bir savaştan bahsediyoruz.
Yaya, 320 km yi 8-9 günde düşman sürerek ilerleyen bir ordudan bahsediyoruz.

Yiyecek yemeği, atacak kurşunu olmayan bir savaştan bahsediyoruz.
Senin gibilerin kara çarşaf giyip samanlıkta saklandığı halde, kalan anadolu insanının verdiği bir büyük mücadeleden bahsediyoruz.

15 yaşında çocukların dahi devleştiği bir dramdan bahsediyoruz.
Kanılarla taşınan, ev yapması mermilerden, başarısız olunca kafasına sıkan komutanlardan bahsediyoruz...

Galibiyetten sonra bile katledilmiş kubilaylardan, buna rağmen hala padişahım çok yaşa diyen yalakalardan ve bunlara karşı ekstradan verilmiş mücadeleden bahsediyoruz.

Sen bize masal anlatıyorsun, türk-yunan savaşıymış;
Kapak niteliğindedir;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurtulu%C5%9F_Sava%C5%9F%C4%B1_G%C3%BCney_Cephesi
http://www.okubakim.com/oku-bakim/9-srlar/697-kurtulu-sava-yllarnn-gizli-ngiliz-belgeleri
http://www.zevkli.org/gotthard-jaeschke-kurtulus-savasi-ile-ilgili-ingiliz-belgeleri-3-a-t898219.html
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/5/53/G%C3%BCney_Cephesi.PNG
http://www.webmastersitesi.com/resimler/kurtulus-savasi-dev-resim-arsivi-2-a.48488
http://www.tarihturko.tr.gg/KURTULU%26%23350%3B-SAVA%26%23350%3BI.htm
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g004.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g005.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g007.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g012.jpg

axial
12-01-2011, 15:15
Senin sevr aantlaşmasından bir haberin yok sanırım.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.P NG#mw-head), ara (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.P NG#p-search)

Dosya (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.P NG#file)
Dosya geçmişi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.P NG#filehistory)
Görüntü bağlantıları (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.P NG#filelinks)
(http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/2/21/Sevr_Antla%C5%9Fmas%C4%B1_T%C3%BCrk%C3%A7e.PNG)


Aha bak sevre göre Türkiye ne haldeymiş. Türk yunan savaşı değil mi ya.

naper
12-01-2011, 15:16
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g013.jpg

Bakalım sizin said ne yapıyormuş o aralar;
http://www.guncelmeydan.com/pano/hur-adam-kurtulus-savasi-nda-neredeydi-sinan-meydan-t27210.html

burlap
12-01-2011, 15:17
Dostum, bir de Yunanistan dediğimiz ülkeyi bugünkü haliyle felan değil, o zamanki durumuyla değerlendirmek lazım.

O zamanlar çapulcu bir ülke konumundaydı heralde.. Kuruluş Savaşı'nın ne kadar büyük bir savaş olduğunu göstermek için, düşmanları da yüceltmek pratik olarak yarar yağlıyor tabii ki :)

1. Dünya savaşında Yunanistan hangi taraftaydı? Yenen mi, yenilen mi?

Daha önce yazdım ama tekrarlayayım. Anadolu insanı Galiçya'dan Arabistan çöllerine her cephede savaştığı gibi boş yere Sina çöllerinde ve Sarıkamış buzulunda da kırılmıştı. Kurtuluş Savaşı başında süngüler bile tenekedendi. Halk savaştan bıkmıştı. Ünlü fıkradır, savaşta oğulları ölen adam "padişaha söyleyin benim zürriyetime güvenmesin" der. Ordular terhis edilmişti. Cephaneliklere el konulmuştu. Yunan ordusu ise müttefiklerce donatılmıştı. Padişahınız da "kafir isyancıların" gördükleri yerde asılması için fetrva çıkarmıştı.


Ama bütün bunlar vallah yalan. Şuacı Sait bir üfürükle bütün Yunanı tarımar edip anasından doğduğuna pişman etti.

.

axial
12-01-2011, 15:18
Saidden incilere devam edelim. Kör gözler baksın belki birşey görürler.


Risale-i Nur’daki uydurma Hadisler ve Said-i Nursi’nin Hadis Uydurmacılığı

Yirmisekizinci Lem'a’da geçen; "Ben ilmin şehriyim Ali’de onun kapısıdır.”

Nur Risaleleri’nde "Keramet-i Aleviye" diye sunulan zırvaların temel dayanağı, işte bu hadistir.

axial
12-01-2011, 15:19
Sözler, 269, Yirmiikinci Söz’de geçen;

“Büyük bir nur lâmbası, Güneştir ki; arzın şarktan geri dönmesiyle yeniden güneşin görünmesi, kucağında Peygamberin (A.S.M.) yatmasiyle ikindi namazını kılmayan İmam-ı Ali (R.A.) o mu’cizeye binaen ikindi namazını edâen kılmış.” (Dünya tersine dönmüşşşşşşş!)



Mu’cizat-ı Ahmediyye/Onüçüncü İşaret’te geçen;

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm namaz kılarken, hırçın bir çocuk, namazını kat'edip geçtiğinden, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ﻩﺮﺜﺍ ﻊﻁﻗﺍ ﻢﻬﻟﻟﺍ demiş. Ondan sonra çocuk daha yürümemiş öyle kalmış, hırçınlığının cezasını bulmuş.”

axial
12-01-2011, 15:20
Sangre ve astur akşama bir başlık açcağım ve tarih nasıl incelenirmiş size kapak olarak hediye edeceğim. Ondan önce kaçma:)

Sangre
12-01-2011, 15:24
Biz o zamanki ülkenin yokluk içinde olduğunu, silahlarının az olduğu, yiyeceklerinin az olduğunu vs. zaten biliyoruz.. Bu tür olumsuzlukların olduğu bir mücadele elbette övgüye değerdir.

Ama Savaş'ın boyutunu çok yüksek gibi göstermek doğru değil.. Zaten silahsız, mermisiz bir tarafın kazandığı savaş da öyle büyük bir savaş değildir.. Azıcık mantığı olan bir insan bunun farkına varabilir :)

İslam tarihi anlatırken, nasıl Bedir, Hendek vb. savaşlar abartılıyor ve işte 'İslamın yayılmasındaki en büyük savaşlar' olarak anlatılıyorsa, Kurtuluş Savaşı anlatılırken de bu şekilde yapılıyor.

En nihayetinde bu İslam savaşlarında da ölen kişiler savaş başına çok çok az.. Hatta 'Sexy Huri' nickli arkadaşın bu savaşlarla dalga geçtiği o güzel konusu da gözümün önünden hiç gitmiyor.

Kurtuluş Savaşı'nı elbette bu bağlamda değerlendirmek doğru olmaz, ama İngiltere'ye, Fransa'ya, İtalya'ya vs. tüm cephelerde kıran kırana savaştığımız gibi söylemler doğruluk payı taşımıyor.

Savaştığımız tek ülke, o zamanlar her hangi bir güç sahibi olmayan Yunanistan'dır.. Zaten Türkiye'nin o zamanki durumuyla da, bu ülkeden başkasını yenme ihtimali yoktur.

naper
12-01-2011, 15:25
Başka neler Kurtuluş Savaşı'na dahil mesela?

Benim için de Truva Savaşı dahil vallahi.

Gerçi orda yenilmiştik, 'Kurtulamamıştık' ama olsun :)

Kimleri görüyoruz...
Miki oyun mu istiyormuş yine, aman sevsinler...Buyur gel oynarız tabii...

:whip:

http://img341.imageshack.us/img341/3267/7518319mayis01122506loix0.jpg

Sangre
12-01-2011, 15:25
Sangre ve astur akşama bir başlık açcağım ve tarih nasıl incelenirmiş size kapak olarak hediye edeceğim. Ondan önce kaçma:)

Umarım alıntı olarak değil de, kendi cümlelerinle yazarsın.

naper
12-01-2011, 15:27
Bak güzel kardeşim, yeni değilsiniz.Sizler hep vardınız ve o savaş size rağmen verildi...Çok çok bir kez daha verilir;
http://img106.imageshack.us/img106/1751/12haziran02il6.jpg
http://img247.imageshack.us/img247/1940/21mayis03ri2.jpg

axial
12-01-2011, 15:29
Tarihi kendi sözlerimle mi açıklayacağım.
Hayır öyle olmayacak. Size kaynaklarıyla göstereceğim. Ama sen şimdiden yolunu yapıyorsun anlaşılan onlar yalan kaynak diyeceğin belli. Ama hiç olmazsa bilmeyenler birşeyler öğrenir.

Sangre
12-01-2011, 15:31
Tarihi kendi sözlerimle mi açıklayacağım.
Hayır öyle olmayacak. Size kaynaklarıyla göstereceğim. Ama sen şimdiden yolunu yapıyorsun anlaşılan onlar yalan kaynak diyeceğin belli. Ama hiç olmazsa bilmeyenler birşeyler öğrenir.

Konuyu kendi cümlelerinle açıklayıp, altına kaynağın linkini verebilirsin.

Alıntı yaptığın yazılar okunmuyor, şimdiden söyliyeyim de kendini boşuna yorma.

naper
12-01-2011, 15:31
En üstte bağlantısını verdiğim resimdekiler, görünmez askerlerle müsamere yapıyorlar değil mi?

axial
12-01-2011, 15:31
Mesela ermenilerin işbirliklerini amerikaya gönderilen mektupları oradan gelen cevapları hepsini yukarıda naperin yaptığı gibi suratınıza vuracağız. Şu an işyerindeyim o yüzden akşama diyorum.

axial
12-01-2011, 15:34
Konuyu kendi cümlelerinle açıklayıp, altına kaynağın linkini verebilirsin.

Alıntı yaptığın yazılar okunmuyor, şimdiden söyliyeyim de kendini boşuna yorma.

Hangi yazımızı okuyamadın. Gerekirse büyütebiliriz. En azından şimdilik naperin gösterdikleriyle idare et. Gerçi bunların hepsi komplo teorisi. Aslında ortada sadece yunan türk savaşı vardı. Amerikanın ırak işgali bile sizin için daha büyük bir zaferdir sanırım.

naper
12-01-2011, 15:34
Tarihi kendi sözlerimle mi açıklayacağım.
Hayır öyle olmayacak. Size kaynaklarıyla göstereceğim. Ama sen şimdiden yolunu yapıyorsun anlaşılan onlar yalan kaynak diyeceğin belli. Ama hiç olmazsa bilmeyenler birşeyler öğrenir.

Yalan kaynak diyemez.Gördüğün gibi okumuyormuş!
Said konusunda ne diyebildi?

Dikkat et axial.Fetullahçı ile karşı karşıyasın.Bunlar hala mehdiye filan inanıyor, gök cisimlerini şeytan sanıyorlar!

Sangre
12-01-2011, 15:34
Mesela ermenilerin işbirliklerini amerikaya gönderilen mektupları oradan gelen cevapları hepsini yukarıda naperin yaptığı gibi suratınıza vuracağız. Şu an işyerindeyim o yüzden akşama diyorum.

Şimdi bir Yunan Milliyetçisi ve azılı bir Kapitalist olsam;

Ben de o zamanki Sovyetlerin Türkiye'ye yaptığı yardımları, işbirliğini, yazışmaları vs. suratınıza çarpardım.

Yok birbirinizden farkınız yani :)

naper
12-01-2011, 15:35
Hangi yazımızı okuyamadın. Gerekirse büyütebiliriz. En azından şimdilik naperin gösterdikleriyle idare et. Gerçi bunların hepsi komplo teorisi. Aslında ortada sadece yunan türk savaşı vardı. Amerikanın ırak işgali bile sizin için daha büyük bir zaferdir sanırım.

Hayır, hayır...
Yunan komutanları ile Türk komutanları güreşti, güreşi kazanan galip ilan edildi...Sangre öyle zannediyor???

axial
12-01-2011, 15:35
Tamam yaz ve karşılaştıralım.

Sangre
12-01-2011, 15:36
Hangi yazımızı okuyamadın. Gerekirse büyütebiliriz. En azından şimdilik naperin gösterdikleriyle idare et. Gerçi bunların hepsi komplo teorisi. Aslında ortada sadece yunan türk savaşı vardı. Amerikanın ırak işgali bile sizin için daha büyük bir zaferdir sanırım.

'Alıntı yaptığın yazıları okumuyoruz' diyorum, 'Hangi yazıları okuyamadın' diye soruyorsun.

Anlama problemin olduğunu unutmuşum, kusura bakma.

naper
12-01-2011, 15:37
Şimdi bir Yunan Milliyetçisi ve azılı bir Kapitalist olsam;

Ben de o zamanki Sovyetlerin Türkiye'ye yaptığı yardımları, işbirliğini, yazışmaları vs. suratınıza çarpardım.

Yok birbirinizden farkınız yani :)

Vermeselermiş hacı!
Haaa.Sen onun için bu kadar öfkelisin:nod:
Ruslardan yardım alıp, öyle tepeledik düşmanı diye...
Amerikadan alsak ne düşünürdün acaba?

axial
12-01-2011, 15:37
Sovyetlerin yardımı derken de sanırım ermenileri asker yapıp ülkede isyan çıkartmalarını bahsedersin.

axial
12-01-2011, 15:38
'Alıntı yaptığın yazıları okumuyoruz' diyorum, 'Hangi yazıları okuyamadın' diye soruyorsun.

Anlama problemin olduğunu unutmuşum, kusura bakma.

Anlama özürü size ait hangi alıntım olduğunu kastettim. Onu söyle düzeltelim.

axial
12-01-2011, 15:50
Neyse konuyu saptırma amacındakilere fırsat vermeden devam edelim bu nurlu arkadaşın müthiş kutsallığını yazmaya;


Kastamonu Lâhikası, 35, Yirmiyedinci Mektubda geçen;

“Ben namaz tesbîhatının âhirinde otuzüç def'a kelime-i tevhîd zikrederken birden kalbime geldi ki: Hadîs-i Şerîf’te "Bâzen bir saat tefekkür, bir sene ibadet hükmüne geçer." Risalet-ün-Nur’da o saat var, çalış o saati bul, ihtar edildi.” (işi gücü bırak Risale-i Nur’la uğraşşşşş!)

axial
12-01-2011, 15:57
En güzeli de bu herhalde.

Mektubat, 410, Yirmidokuzuncu Mektup’ta geçen;

"Bir rivayette, lisanı ehli cennetten sayılan Farisi lisanı….”(Eyvah Farsça bilmeyenler yandı!)



Peki eleştirilmesi gereken bu adam mıdır hayır. Şu anda yaptığımızda bu adamı eleştirmek değil hala bu adamın şakşakçılığını yapanlar tabii ki.

naper
12-01-2011, 16:09
Sözler | Lemeât | 667
Şualar | On Dördüncü Şuâ | 315
Şualar | On Dördüncü Şuâ | 361
Şualar | On İkinci Şuâ | 255

Palavra, yalan gani...İmam gazali ile dünyevi olmayan bir irtibatı varmış sahte peygonun...

naper
12-01-2011, 16:17
“Ölmüş gitmiş, dünyadan ve hükümetten alâkası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel
bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa
Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi.”5

“Atatürk idaresi hadislerde gösterilmiş bulunan dehşetli ahirzamandır. Dinsizlik,
kanunsuzluk, ifsat komitelerinin faaliyet yıllarıdır.”6

“Türkiye genel olarak ezan-ı Muhammedi’nin yasak edildiği, bidadların zorla topluma kabul
ettirildiği bir dönem yaşamıştır. Devrim kanunları muvakkattır ve hıristiyan kanunlarıdır.”7

“Türkiye’nin siyasi rejimi Nur saadetini söndürmeye çalışmaktadır. Kemalistler seviyesiz,
anarşist kimselerdir.”8

5 Emirdağ Lahikası, I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida

6 Said-i Nursi, Sözler,1957, Sayfa:143
7 Said-i Nursi, Tiryak, Sayfa: 65
8 Said-i Nursi, Münazarat Sayfa: 17


“Müslümanlara Kur’an dışında bir Anayasa lazım değildir. 1347(Hicri) tarihinde felsefenin
tahakkümü ile bu dindar millet ehemmiyetli tahavvüllere düçar kılınmış ve anayasadan
devletinin dininin İslam dini olduğu yolundaki hükmü kaldırılmıştır. Kur’an, Cumhuriyet
Anayasası gibi birkaç kişinin iradesi değil ilahi bir iradenin sonucudur.”9

“İslam Devleti için tek milliyet İslam milliyetidir. İslam devleti sonunda bütün dünyayı
hakimiyeti altına alacak ve İslam yapacaktır. Bu dünya milleti hayatı maneviyeye
dayanacaktır. Bu İslam Devleti de hamiyeti İslamiye ve milliye altında İttihad-ı Muhammedi
davasında olan Şeyh-i Risalei Nur sayesinde kurulacaktır.”10

“İslam Dini’nde inkîlâp yapmak, şeriât aleyhtarlığı yapmak olduğu için, İslamiyet’in
Desatirine aykırı, devrimler de İslamiyete aykırıdır.” 11

“Çok kadın ile evlenmek İslami olduğu için caiz ve şarttır.” 12

“Kur’an kadına üçte bir hisse vermektedir; medeniyetin kadına erkek kadar hisse vermesi
ahlaksızlıktır.”13

“Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i ilahiye ve Hakaik-i İslamiye dairesinde
mahkemeler açmazsa maddi ve manevi kıyametler başlarına kopacak, anarşistlere, yecüc
mecüclere teslimi silah edilecektir.”14


9 Said-i Nursi, Zülfikar-ı Mücizat-ı İslamiye ve Kur’aniye, Sayfa:191-193
10 Said-i Nursi, Münazarat, Sayfa: 90-100
11 Said-i Nursi, Mektubat, Sayfa: 403
12 Said-i Nursi, Hanımlar Rehberi, Sayfa: 57
13 Said-i Nursi, Zülfikar 1945, sayfa 38,39
14 Said-i Nursi Hutbe-i Şamiye

axial
12-01-2011, 16:33
Aslına bakarsak fetoşuda takdir etmiyor değilim adam hakkaten tam said gibi.

Said de 88 yıl önce Atatürk'e yazdığı bir mektupta şöyle hitap etmiş ki, o bile bu zaferden etkilenmiş olsa gerek.

-"İslam aleminin kahramanı paşa hazretlerine" (22 kasım 1922)

Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nuru iman ve Kuran ışığıyla hakikati halâ göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor. (Şualar458-459,Siracun Nur 247)

Hatta;

Saidi Nursi, Mustafa Kemale yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:
Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türkü Protestan yapamayan ve Milleti İslam için pek zararlı olduğunu efâaliyle ispat eden ve Hadis Şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemale bir mahrem eserde din yıkıcı Süfyanâ dediğimizi (...) (Emirdağ Lahikası I,50,51Yirmiyedinci Mektuptan Mahkemei Kübraya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226-227

Diyebiliyor. Birden fetonun 80 darbesi sonrası evreni övmesi şimdi ise liboşçuluk oynaması aklıma geldi.

naper
12-01-2011, 17:11
Aslına bakarsak fetoşuda takdir etmiyor değilim adam hakkaten tam said gibi.

Said de 88 yıl önce Atatürk'e yazdığı bir mektupta şöyle hitap etmiş ki, o bile bu zaferden etkilenmiş olsa gerek.

-"İslam aleminin kahramanı paşa hazretlerine" (22 kasım 1922)

Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nuru iman ve Kuran ışığıyla hakikati halâ göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor. (Şualar458-459,Siracun Nur 247)

Hatta;

Saidi Nursi, Mustafa Kemale yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:
Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türkü Protestan yapamayan ve Milleti İslam için pek zararlı olduğunu efâaliyle ispat eden ve Hadis Şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemale bir mahrem eserde din yıkıcı Süfyanâ dediğimizi (...) (Emirdağ Lahikası I,50,51Yirmiyedinci Mektuptan Mahkemei Kübraya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226-227

Diyebiliyor. Birden fetonun 80 darbesi sonrası evreni övmesi şimdi ise liboşçuluk oynaması aklıma geldi.

Tespitin müthiş.Tebrik ederim...

Astur
12-01-2011, 20:04
Okudum.Nedir yalan.Hangi konuda delil vermedik, hangi konuda saidin kendi zırvalamalarından bir bukle sunmadık!


İlk iki sayfada sevgili sargon verilen yanlış bilgileri düzeltmiş ya, onu diyorum.


Cezayirin nufusu ile turkiye nufusunu karşılaştır.
Cezayir savaşındaki arabulucularla, kurtuluş savaşındaki -olmayan- arabulucuları karşılaştır.
Kuvvetler arası dengesizliği karşılaştır.
Ve öncelerini karşılaştır.

Cezayir'in o dönemki nüfusu Türkiye'ninkine çok yakın:

http://en.wikipedia.org/wiki/File:Algeria_demography.png

Arabulucu derken? Dengesizlik?

Cezayir Bağımsızlık Savaşı daha uzun sürdü, daha çok insan öldü, her anlamda daha büyük bir mücadele.

Kovan doldurup atılan, kadın kız, çoluk çocuk top yekün verilen hem de dört ayrı cephede 4 ten fazla devlete karşı verilen, resmi kayıptan fazla gayri resmi kaybı olan bir savaştan bahsediyoruz!

Resmi+gayriresmi ne kadar yapıyor? Yüz binleri buluyor mu?

Senin anlayışınla kazanmayı bırak, girilmesi bile mümkün olmayan bir savaştan bahsediyoruz.
Yaya, 320 km yi 8-9 günde düşman sürerek ilerleyen bir ordudan bahsediyoruz.

Yiyecek yemeği, atacak kurşunu olmayan bir savaştan bahsediyoruz.
Senin gibilerin kara çarşaf giyip samanlıkta saklandığı halde, kalan anadolu insanının verdiği bir büyük mücadeleden bahsediyoruz.

15 yaşında çocukların dahi devleştiği bir dramdan bahsediyoruz.
Kanılarla taşınan, ev yapması mermilerden, başarısız olunca kafasına sıkan komutanlardan bahsediyoruz...


Duygu dolu anlar yaşadım tabii de, aynılarının Cezayir için de söylenebileceğine eminim. :)

Galibiyetten sonra bile katledilmiş kubilaylardan, buna rağmen hala padişahım çok yaşa diyen yalakalardan ve bunlara karşı ekstradan verilmiş mücadeleden bahsediyoruz.

Savaş bittikten yıllar sonra oldu Menemen Olayı vs., uçmayalım.


Sen bize masal anlatıyorsun, türk-yunan savaşıymış;
Kapak niteliğindedir;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kurtulu%C5%9F_Sava%C5%9F%C4%B1_G%C3%BCney_Cephesi
http://www.okubakim.com/oku-bakim/9-srlar/697-kurtulu-sava-yllarnn-gizli-ngiliz-belgeleri
http://www.zevkli.org/gotthard-jaeschke-kurtulus-savasi-ile-ilgili-ingiliz-belgeleri-3-a-t898219.html
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/5/53/G%C3%BCney_Cephesi.PNG
http://www.webmastersitesi.com/resimler/kurtulus-savasi-dev-resim-arsivi-2-a.48488
http://www.tarihturko.tr.gg/KURTULU%26%23350%3B-SAVA%26%23350%3BI.htm
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g004.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g005.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g007.jpg
http://www.bilginozkaynak.com/albums/k-gazeteler/g012.jpg

Süper kapakmış valla eyvallah, ben bilmiyordum Vikipedi'ye bakmayı. Doğu Cephesi var ya Ermenilerle dev bir savaş verilen, orada şehit sayısı kaç bir araştır, ne büyük bir savaş olduğunu gör. Yanlış hatırlamıyorsam orada 10 günlük bir harekat söz konusu, 46 şehit vermiş Türk tarafı...

Güney Cephesi'nde de düzenli ordular çarpışmadı bu arada, 1921'de Ankara Anlaşması imza edildikten sonra 1 sene daha savaşıldı Yunan tarafı ile.

Verdiğin linkler de komedi, zevkli.org'da linki patlak bir tane kitap var mesela, içeriği meçhul...Onun dışında dönemden genel resimler falan. Bunlar senin tezini destekliyor mu? Öyle mi düşünüyorsun cidden?


Senin sevr aantlaşmasından bir haberin yok sanırım.

Aha bak sevre göre Türkiye ne haldeymiş. Türk yunan savaşı değil mi ya.

Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!


Bak güzel kardeşim, yeni değilsiniz.Sizler hep vardınız ve o savaş size rağmen verildi...Çok çok bir kez daha verilir;


Ben yoktum dayı, ben 20'lerimdeyim daha, ben doğmadan çok önce olmuş bitmiş bunlar. Sangre de benim yaşlarda, rahat ol yani.

Bu arada duygu dolu anlar yaşatıyorsun bana...:Cry:

axial
13-01-2011, 09:29
Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!






Evet savaştık. Bu fiilen de olmuştur, onların destekleriyle de.

Ayrıca sadece onlarda değil içimizdeki sizin atalarınız nurcuların ümmetçilerin ataları, ermeni destekçiler, amerikan mandasının destekçileri. Hakikaten bu amerikan mandası destekçileri gidip kendileri başvurdu herhalde amerikaya gelin bize hakim olun diye onlar ise hayır biz emperyalizme karşıyız sizi sömürge yapmak istemeyiz diye yanıt verdiler ama bizimkiller gene de onların hegomonyasına girmek istediler.

Kardeş sen git bir doktora görün sevr antlaşması diye birşey yok diyorsan eğer.

mhmd
13-01-2011, 09:42
Birisi çıkıp bir film çekmiş.
Başlığımızla alakalı.
Sonra bakmış ki ne gelen var ne giden.
Çektiği parayı bile kurtaramayacak gibi olmuş. :(
Başlamış veryansına.
-Gelmediniz, gitmediniz, desteklemediniz.
Yetmemiş.
-Ulan ben senin....
http://www.haber7.com/haber/20110112/Nuh-Gonultasa-mikrofonu-firlatti-VIDEO.php

Nuh GÖNÜLTAŞ da dökmüş içini.

"Meğer Hür Adam'ı bir despot çekmiş!
Bazı insanlar bir film çekince her şeyi hallettiğini düşünebilirler.
Bir film çekince yaptığı işin dünya çapında bir iş olduğunu sanabilirler. Çektiği filmin Türkiye'de ilk beşe, dünyada ilk elli film arasına gireceğini hayal edebilirler. Bunda bir şey yok. Olabilir, böyle düşünüp, böyle hayal edebilirler. Ama eğer filmci "benim çektiğim filmi herkes izlemek zorundadır, desteklemek zorundadır"gibi bir tavır içine giriyorsa bu yanlıştır. Böyle tavır "sorunlu" bir tavırdır.
Kanaltürk'te önceki akşam yayınlanan Merkez Siyaset Programı'nda da söyledim; Siz bir film çekersiniz. Bu filmi belli bir kesime çekmezsiniz, herkese çekersiniz!

Siz bir kitap yazarsınız, bu kitabı belli bir kesime yazmazsınız herkese yazarsınız.

Piyasaya çıkar, herkese hitap edersiniz. Çektiğiniz filmi isteyen izler isteyen izlemez. İzleyiciye emri vaki yapıp, benim çektiğim filme gitmek zorundasınız, benim filmimi desteklemek zorundasınız tavrı hastalıklı bir tavırdır.

Kaldı ki filme gereken destek verildi. Ben daha filmi izlemeden, film vizyona girmeden konunun ehemmiyetine binaen "mutlaka iyi bir film olmuştur, izlenmeye değer bir filmdir"

diye yazmışım. Daha filmi görmeden desteğimi ifade etmişim. Bu işin altına girmenin başlı başına bir değer ifade ettiğini belirtmiş, bu işi yapanların tebrik edilmesi gerektiğini ifade etmiştim.

Bu konuda yazdığım "Atatürk ve Bediüzzaman" başlıklı yazım arşivlerdeki yerini almıştır. Filmi izledikten sonra da, aslında çok beğenmememe rağmen, eksik bulduğum noktalar olmasına rağmen, Bediüzzaman gibi üç devrin en itibarlı entelektüeli, din alimi, askeri, fikir adamı olan ve hayatının tek bir saniyesini bile boşa geçirmemiş bir ıstırap ve fikir adamının filmini yapmayı denemenin gerçekten cesaret isteyeceğini, zor bir iş olduğunu, buna rağmen bu işe girmenin cesurca ve fedakârane bir iş olduğunu yazmayı planlıyordum... Ta ki önceki akşam Kanaltürk'te Merkez Siyaset Programı'nda filmi yapan işadamı ile yüz yüze gelinceye kadar. O programda yaşadıklarımdan anladım ki, "Hür Adam filmini bir despot çekmiş."

"Benim filmimi desteklemiyorlar" deyip, "Eyvah Eyvah'a gidiyorlar"

gibi anlamsız, kıyas kabul etmez bir konuyu gündeme getirince ben de bu işlerin para için yapılmayacağını, paranın daha sonra geleceğini, oysa insanların sinemaları doldurarak bu filmi izlediklerini söyledim. Daha üç gün oldu, 239 bin insan izlemiş. "Biraz sabır lazım" dedim. Filme koyduğu parayı çıkaramama endişesi içinde gördüğüm yapımcıya "bu tavrının sorunlu olduğunu" söyleyince yerinden kalkıp bana hakaretler etmeye başladı. "Bunlar ne biçim görüş" diye bağırmaya başladı. Mikrofonunu çıkarıp bana doğru fırlattı. Bütün bunlar canlı yayında oldu. Adam kendini kaybetti. Hakaretin küfrün bini bir para. Her şey milletin gözü önünde oldu.

Kimin kime, kimlere, hangi topluluğa, hangi gazeteye, hangi gazetenin okurlarına nasıl hakaret ettiğini herkes gördü.

Bir daha söylüyorum. Kimse bir film çekip bir topluluğa bunu izlemek zorundasınız diye emrivaki yapamaz.

Hiç kimsenin ama hiç kimsenin, allame-i cihan dahi olsa buna hakkı yoktur, olamaz. Bu tavır sorunludur, hastalıklıdır, normal değildir.

Kaldı ki suçlanan kesim destek noktasında elinden gelen her şeyi yapmıştır, yapmaktadır. Bundan sonra yapar mı bilemem! Fakat oldum olası sevmem, küçük dağları ben yarattım modunda halk arasında dolaşanları.

"Sen kimsin...

Kaç paralık adamsın...

Edepsiz...

Özür dile falan filan..."

Başka söze gerek yok gördünüz işte. Hür Adam bir despot tarafından çekilmiş!

Neyse... Aynen iade..."

Kıssadan hisse;
Ne olursan ol, önce adam ol...

Saygı, her şeyden önce...

naper
13-01-2011, 09:57
İlk iki sayfada sevgili sargon verilen yanlış bilgileri düzeltmiş ya, onu diyorum.

Sargonun hiç bir şey düzelttiği yok.Sargon ile sen inatla mevzuu bahis sahtekarı savunmaya çalışıyor ve çuvallıyorsunuz.
Tekrar soruyorum.Yuvarlamaya, tekerlemeye luzum yok.Reformist efendinize nerede iftira atılmış!


Cezayir'in o dönemki nüfusu Türkiye'ninkine çok yakın:

http://en.wikipedia.org/wiki/File:Algeria_demography.png

Arabulucu derken? Dengesizlik?

Cezayir Bağımsızlık Savaşı daha uzun sürdü, daha çok insan öldü, her anlamda daha büyük bir mücadele.


Cezayir bağımsızlık savaşını da, kurtuluş savaşını da tukaka edemezsin.Onurlu insanların verdiği onurlu mücadelelerdir bunlar.
Her ikisi ve diğer antiemperyalist mücadeleri küçültmeye çalışmak, asgari haysiyetten mahrum olmaktır!

Cezayirin 1950 lerdeki nufusu tahminidir.
Cezayir bu savaşı verirken bile, yurdumuzdan feyz almıştır.Ve hala, tunusta, cezayirde, şilide, kübada, kenyada Türk devriminin net eserleri vardır.

http://en.wikipedia.org/wiki/Turkish_War_of_Independence



Resmi+gayriresmi ne kadar yapıyor? Yüz binleri buluyor mu?

Duygu dolu anlar yaşadım tabii de, aynılarının Cezayir için de söylenebileceğine eminim. :)

Savaş bittikten yıllar sonra oldu Menemen Olayı vs., uçmayalım.

Süper kapakmış valla eyvallah, ben bilmiyordum Vikipedi'ye bakmayı. Doğu Cephesi var ya Ermenilerle dev bir savaş verilen, orada şehit sayısı kaç bir araştır, ne büyük bir savaş olduğunu gör. Yanlış hatırlamıyorsam orada 10 günlük bir harekat söz konusu, 46 şehit vermiş Türk tarafı...

Güney Cephesi'nde de düzenli ordular çarpışmadı bu arada, 1921'de Ankara Anlaşması imza edildikten sonra 1 sene daha savaşıldı Yunan tarafı ile.

Verdiğin linkler de komedi, zevkli.org'da linki patlak bir tane kitap var mesela, içeriği meçhul...Onun dışında dönemden genel resimler falan. Bunlar senin tezini destekliyor mu? Öyle mi düşünüyorsun cidden?

Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!


Evet, aynı şeyler cezayir için de geçerlidir.
Evet menemen olayı dahil günümüze kadar ki tüm mevzuu, emperyalistler ve onların içerideki iş birlikçilerinin kuyruk acısıdır.Hala sevr deki maddeler getirip önümüze konmaktadır.

Düzenli ordu çarpışmadı, öyleyse kurtuluş savaşı olmaz!

a concise history of the middle east, kitabına bir göz at bakalım.Türk kurtuluş savaşından nasıl bahsediliyor.

Senin şurada debelenmen bile zaferin ihtişamını görmek açısından yeterlidir.Kuyruk acısı büyüktür.Yenen tekme, atıldığı yer itibarı ile can acıtıcı olmasa da; gayet rencide edicidir.
Onurlu, vatansever yurttaşımızın tokatı öyle kuvvetlidir ki, kulak çınlaması 85 yıldır geçmemiştir.
Kazık o kadar derindedir ki 85 yıl çıkarmaya yetmemiştir...

Eğer bu basit bir çete savaşı olsaydı, işbirlikçi takımı da bu kadar bağrınmazdı, değil mi ama...

Saidden ne haber?


(http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=a)

Astur
14-01-2011, 00:32
Evet savaştık. Bu fiilen de olmuştur, onların destekleriyle de.


Hadi ya? İngiliz ordusu ile Türk ordusu nerede, hangi tarihte karşı karşıya gelmiş? İki taraftan ne kadar zaiyat verilmiş? Ya İtalyanlar? Komik oluyor artık. "Çanakkale de Kurtuluş Savaşı'na dahildir bence", "İtalyan ve İngilizler ile fiilen savaştık" falan demeye devam edersen sana cevap yazmaya devam etmeyeceğim axial, kusura bakma.

Ayrıca sadece onlarda değil içimizdeki sizin atalarınız nurcuların ümmetçilerin ataları, ermeni destekçiler, amerikan mandasının destekçileri. Hakikaten bu amerikan mandası destekçileri gidip kendileri başvurdu herhalde amerikaya gelin bize hakim olun diye onlar ise hayır biz emperyalizme karşıyız sizi sömürge yapmak istemeyiz diye yanıt verdiler ama bizimkiller gene de onların hegomonyasına girmek istediler.


Burada ne demek istendiğini anlamadım. Atalarla ilgili bir şeyler ama..Aklıma şu (http://knowyourmeme.com/i/5247/original/has_anone_eve.jpg) geldi.

Amerikan mandası olayını da Amerika kabul etmedi diye biliyorum, cidden!


Kardeş sen git bir doktora görün sevr antlaşması diye birşey yok diyorsan eğer.

Sen bunu nerede söylediğimi bir bul getir, sonrasında söz veriyorum doktora görüneceğim.


Sargonun hiç bir şey düzelttiği yok.Sargon ile sen inatla mevzuu bahis sahtekarı savunmaya çalışıyor ve çuvallıyorsunuz.
Tekrar soruyorum.Yuvarlamaya, tekerlemeye luzum yok.Reformist efendinize nerede iftira atılmış!


"Nursi" olayının örneğini verdik, bu yönde yanlış bilgi verilmiş, 2. sayfada sargon düzeltmiş. Doğrusunu öğrendiğiniz için teşekkür edeceğinize böyle saçma ithamlarla terbiyesizlik ediyorsunuz. Yok efendiniz, yok savunuyorsunuz; yok artık. Efendiler kovalasın seni e mi!


Cezayir bağımsızlık savaşını da, kurtuluş savaşını da tukaka edemezsin.Onurlu insanların verdiği onurlu mücadelelerdir bunlar.
Her ikisi ve diğer antiemperyalist mücadeleri küçültmeye çalışmak, asgari haysiyetten mahrum olmaktır!

Yahu naper, ne tu kaka etmesi? Dünyanın en büyük kurtuluş savaşı bizimkisidir diye uydurdun, sonra bunu hiçbir nesnel kritere uyan verilerle destekleyemedin, şimdi de yine saçma ithamlar savuruyorsun. Cezayir Bağımsızlık Savaşı Türk Kurtuluş Savaşı'ndan daha uzun süren, daha çok insanın öldüğü, ölçüp karşılaştırabileceğimiz hemen her açıdan daha büyük bir mücadeleydi. Yalan mı? Senin duyguların inciniyor diye tarihi yeniden yazacak hâlimiz yok. Nesnel bir karşılaştırma yapmak da tu kaka etmek değildir, en azından sağlıklı düşünebilen bir insan açısından.

Cezayirin 1950 lerdeki nufusu tahminidir.
Cezayir bu savaşı verirken bile, yurdumuzdan feyz almıştır.Ve hala, tunusta, cezayirde, şilide, kübada, kenyada Türk devriminin net eserleri vardır.
http://en.wikipedia.org/wiki/Turkish_War_of_Independence

Hahaha, önce nüfus hakkında atıp tutuyorsun, haksız olduğunu görünce de kaynağı ile verilen bilgilere çamur atıyorsun. Hani diyelim tahmin, 10 milyon tahmin edilen nüfusun 50 milyon olacak hâli var mı yahu?!

Türkiye'deki nüfus sayımlarının tarihlerine bakarsan bazı dönemler için elde tarihçilerin tahminleri dışında veri olmadığını görürsün, ama kafadan uydurulmuyor tabii bunlar...

Verdiğin linkte de Tunus, Küba vs. sözcükleri bile geçmiyor! Bence verdiğin linkleri okumuyorsun, ya da İngilizcen yetersin. Belki ikisi de, bilemiyorum.


Evet menemen olayı dahil günümüze kadar ki tüm mevzuu, emperyalistler ve onların içerideki iş birlikçilerinin kuyruk acısıdır.Hala sevr deki maddeler getirip önümüze konmaktadır.

Yahu ne kadar "esnek" bir tarih anlayışınız var, biri Çanakkale Kurtuluş Savaşı'na dahildir diyor, diğeri Menemen olayı...Ben de ciddiye alıp cevap yazıyorum...

2011 yılında hâlâ Sevr paranoyası da politik kültürümüz hakkında çok şey söylüyor, pek olumlu şeyler de değil...


Düzenli ordu çarpışmadı, öyleyse kurtuluş savaşı olmaz!

Türk-Fransız savaşı olarak lanse edilen şeyin aslında ne olduğunu bilmek gerekir diyoruz, Doğu ve Güney cephelerinde olan biten Batı Cephesinden epeyce farklı.

a concise history of the middle east, kitabına bir göz at bakalım.Türk kurtuluş savaşından nasıl bahsediliyor.

Bende o kitap yok, ilgili kısımları elinde varsa alıntıla getir, sayfa no. vs. de ver, O.K.?


Senin şurada debelenmen bile zaferin ihtişamını görmek açısından yeterlidir.Kuyruk acısı büyüktür.Yenen tekme, atıldığı yer itibarı ile can acıtıcı olmasa da; gayet rencide edicidir.
Onurlu, vatansever yurttaşımızın tokatı öyle kuvvetlidir ki, kulak çınlaması 85 yıldır geçmemiştir.
Kazık o kadar derindedir ki 85 yıl çıkarmaya yetmemiştir...

Eğer bu basit bir çete savaşı olsaydı, işbirlikçi takımı da bu kadar bağrınmazdı, değil mi ama...

Saidden ne haber?


Bu zırvaları ben de arşivlesem mi acaba Sevan Nişanyan gibi? Bilginiz, tartışma kültürünüz yok; siz de kendi çapınızda niyet okuma, amatör psikanaliz falan takılıyorsunuz.

http://nisanyan2.blogspot.com/

darkofdeath
14-01-2011, 02:20
Cezayir bu savaşı verirken bile, yurdumuzdan feyz almıştır.Ve hala, tunusta, cezayirde, şilide, kübada, kenyada Türk devriminin net eserleri vardır.

çok iyi bir noktaya değinmişsiniz.
bu konuda araştırma yapmayı planlamıştım fakat bir türlü olmadı.
işte güzel bir örnek

http://www.ilk-kursun.com/2010/12/sinan-meydan-yazdi-ataturkun-sosyal-fabrika-projesi/

darkofdeath
14-01-2011, 02:30
2011 yılında hâlâ Sevr paranoyası da politik kültürümüz hakkında çok şey söylüyor, pek olumlu şeyler de değil.

bunun paronaya olmadığı batılı devlet adamlarının söyledikleriyle defalarca kanıtlandı.
bunu görmemek için ya kör olmak gerek ya artniyetli..
sen de kaptırmışsın kendini bir cool olma tavırlarına. önüne gelene dalga geçer gibi msjlar veriyosun.
sen bu ülkeyi düşünmesen de düşünen biri çıkar kardeşim.. sen kendini yorma bizi de yorma

Astur
14-01-2011, 03:48
çok iyi bir noktaya değinmişsiniz.
bu konuda araştırma yapmayı planlamıştım fakat bir türlü olmadı.
işte güzel bir örnek

http://www.ilk-kursun.com/2010/12/sinan-meydan-yazdi-ataturkun-sosyal-fabrika-projesi/

Evet, çünkü Venezuela ile Cezayir aynı yer...1950'ler ile 2000'ler de aynı dönem.

Bu Venezüela-Atatürk muhabbetlerine de Banu Avar dışında hiçbir yerde rastlamak mümkün değil, o konuda da şüphelerim var. Almanca ve de İngilizce aramalar yapmıştım bir ara, hiçbir sonuç çıkmıyor.

bunun paronaya olmadığı batılı devlet adamlarının söyledikleriyle defalarca kanıtlandı.
bunu görmemek için ya kör olmak gerek ya artniyetli..
sen de kaptırmışsın kendini bir cool olma tavırlarına. önüne gelene dalga geçer gibi msjlar veriyosun.
sen bu ülkeyi düşünmesen de düşünen biri çıkar kardeşim.. sen kendini yorma bizi de yorma

Ne diyor o devlet adamları? Biz Sevr'i geri getirmek istiyoruz diye açıklamalar mı yapıyorlar? Olan şu; AB falan doğal olarak Türkiye'ye insan hakları ihlalleri vb. konularda baskı yapıyor, bizim vatanmilletçiler de "bakın Sevr" diye haykırıp kıyameti koparıyorlar.

Ben bu ülkeyi sizden az düşündüğümü sanmıyorum, sadece sizlerin aksine 1920'lerin zihniyetiyle ülkemin muasır medeniyetler seviyesine çıkamayacağının bilincindeyim. Benim isteğim ülkemin doğru düzgün bir liberal demokrasi olması, Venezüela, Küba ya da K. Kore gibi bir yer olması değil.

darkofdeath
14-01-2011, 04:58
Ne diyor o devlet adamları? Biz Sevr'i geri getirmek istiyoruz diye açıklamalar mı yapıyorlar? Olan şu; AB falan doğal olarak Türkiye'ye insan hakları ihlalleri vb. konularda baskı yapıyor, bizim vatanmilletçiler de "bakın Sevr" diye haykırıp kıyameti koparıyorlar.

Ben bu ülkeyi sizden az düşündüğümü sanmıyorum, sadece sizlerin aksine 1920'lerin zihniyetiyle ülkemin muasır medeniyetler seviyesine çıkamayacağının bilincindeyim. Benim isteğim ülkemin doğru düzgün bir liberal demokrasi olması, Venezüela, Küba ya da K. Kore gibi bir yer olması değil.

yine kopardın beni yatarayak.. tebrik ediyorum..
biz serveri geri getirmek istiyoruz demez tabiki ama türkiye türklere bırakılmıycak kadar önemli diyebilir vs.
bazı güncel olaylara bakarak ta görebilirsin bop gibi

ab nin bazı konularda taraflı davrandığını artık hepimiz biliyoruz.kendilerinin de bile eşine rastlanmayan uygulamaları türkiyeye dayattılar.
bunları bilmediğini varsayarsam
şöyle de bir çıkarım yapabilirsin.
yıllarca ab türkiyeyi bir pazar olarak gördü.hatta bir ara türkiyenin ekseni mi kayıyor tartışmaları yüzünden ab telaşa düştü.etekleri tutuştu.türkiyeyi ortadoğuya uzanan eli olarak gördüğü için hemen açıklamalar arka arkaya geldi.
tüm bunlara rağmen türk karşıtı politikalar devam etti.kıbrıs konusunda bariz görülebilir.
pkk nın arkasındaki en büyük gücün avrupa olduğu mit raporlarında geçer.pkk nın kullandığı nato malı silahlarda cabası.. tabi büyük bir rant dönüyor bu işlerde.

yani adam diyor ki. bir yandan sana yardım edicem ama sen farketmeden de seni sakatlıycam ki bir daha sesini çıkarama..bizim de liberalist kesimimiz de bunu görmek istemeyerek ... aaa bak gelişiyoruz özgürleşiyoruz.demokrasi.insan hakları safsatalarıyla millete yedirmektedir.sömürünün yeni adı bu : LİBERALİZM

ırakta bunun en güzel örneğini görebiliyoruz..

senin beğenmediğin 1920 felsefesini savunan gerçek aydınlar ya susturuldu ya da suikastlara kurban gitti.
liberalizm son seviye olabilir belki ama liberalizmle uygarlaşamazsın.. şilide bakır ocaklarını devletleştirenler hemen darbeyle indirildi.sonrası malum libelralizm ..
ve küresel sermayenin bugün ne kadar **** olduğunu biliyoruz.bir çok ülke kendi ulusalcılarını yaratarak bu beladan kurtuldu.kendi zenginlerini yarattı.. alibabacan küresel sermayenin yetiştirdiği bir numaralı isimlerden biridir.rusya da ''yeltsin'' zamanında küresel sermayenin eline geçmişti. putin bu oyunları bir bir engelledi. dişini şimdi avrupaya gösterebiliyor.

ben de tüm bunları değerlendirerek diyorum ki bir rusya bir küba bir k.kore gibi olmalıyız.. o zaman türkün gücü açığa çıkar.

siyaset santraç gibidir.. kusursuz işlemez. her hamle sonrasında defalarca düşünmen gerekir. sen kalbinle konuşuyosun. oysaki o ses sana bişey kazandırmaz..ben kalbimle konuşsaydım peygamber olurdum...

darkofdeath
14-01-2011, 05:07
senin savunduğun görüşleri akpnin maaşlı elemanları çok güzel savunuyor.. onlardan ders almalısın biraz..

naper
14-01-2011, 11:40
Astur;
Kurtuluş savaşı bir ordu ile, başka devletlerin orduları arasında olmamıştır.
Kurtuluş savaşı yurtları işgal edilmiş insanlar ile başka devletlerin düzenli orduları arasında olmuştur.

Aksini iddia ediyorsan, bu adam asker midir, asker ise rütbesi nedir?Hangi orduya bağlıdır?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_Tahsin

Diyorum ya, kuyruk acısı büyük...
Kurtuluş savaşı kadını, kızı, çoluğu, çocuğu, yaşlısı genci ile bir ulusun, emperyalist devletlere verdiği boy ölçüsüdür!

Verilen ders, öylesine sıkıdır, atılan tekme öylesine rencide edicidir ki, emperyalistlerin yerli işbirlikçileri daha hala sızıyı kuyruk sokumunda hissetmektedir.Keza şu vızırtının sebebi, rencide eden o tekmedir.

Kurtuluş savaşı, sadece cezayir değil daha bir çok bağımsızlık mücadelesinin feyz kaynağı olmuştur.

Çanakkale savaşı, çok nettir ki kurtuluş savaşının bir unsurudur.
Çanakkaleyi gezersen anlarsın!
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs017.snc3/12440_193459516133_96330506133_3130936_6095078_n.j pg

Astur
14-01-2011, 12:36
yine kopardın beni yatarayak.. tebrik ediyorum..
biz serveri geri getirmek istiyoruz demez tabiki ama türkiye türklere bırakılmıycak kadar önemli diyebilir vs.
bazı güncel olaylara bakarak ta görebilirsin bop gibi


"Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli" sözünü hangi Batılı devlet adamı ne zaman söylemiş buraya yazman mümkün mü?

BOP da güncel bir olay değil, yıllar önce uygulaması durdurulmuş bir proje. Sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor, Sevr ile de ne ölçüde örtüştüğü çok tartışmalı bir olay.


ab nin bazı konularda taraflı davrandığını artık hepimiz biliyoruz.kendilerinin de bile eşine rastlanmayan uygulamaları türkiyeye dayattılar.
bunları bilmediğini varsayarsam
şöyle de bir çıkarım yapabilirsin.AB Sevr Anlaşması'nı bugün uygulamak istiyor iddian ile(o zamanki müttefikimiz Almanya bugün AB'nin en büyük ülkesi falan, ama hatrın için bu tarz şeyleri bu noktada dikkate almayalım) bunların ne alakası var? Diyelim AB cidden Türkiye'ye müslüman nüfus yüzünden falan çifte standart uyguluyor, bundan Sevr muhabbetine geçiş nasıl oluyor?!


yıllarca ab türkiyeyi bir pazar olarak gördü.hatta bir ara türkiyenin ekseni mi kayıyor tartışmaları yüzünden ab telaşa düştü.etekleri tutuştu.türkiyeyi ortadoğuya uzanan eli olarak gördüğü için hemen açıklamalar arka arkaya geldi.

Yukarıdaki itirazımın aynısı geçerli bu bölüm için.

tüm bunlara rağmen türk karşıtı politikalar devam etti.kıbrıs konusunda bariz görülebilir.Kıbrıs konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu düşünmüyorum. Başka bir başlıkta tartışılabilir bu konu.


pkk nın arkasındaki en büyük gücün avrupa olduğu mit raporlarında geçer.pkk nın kullandığı nato malı silahlarda cabası.. tabi büyük bir rant dönüyor bu işlerde.Hangi mit raporunda geçiyor bu bilgi tam olarak? Alıntılayıp kaynak vermen mümkün mü?

yani adam diyor ki. bir yandan sana yardım edicem ama sen farketmeden de seni sakatlıycam ki bir daha sesini çıkarama..bizim de liberalist kesimimiz de bunu görmek istemeyerek ... aaa bak gelişiyoruz özgürleşiyoruz.demokrasi.insan hakları safsatalarıyla millete yedirmektedir.sömürünün yeni adı bu : LİBERALİZMAB reformlarının falan bizi sakatladığı kanaatinde değilim, tam aksine ülkemiz daha iyi bir yer haline geliyor.


ırakta bunun en güzel örneğini görebiliyoruz..Neyin güzel örneğini görüyoruz? Irak ABD tarafından işgal edildi, Irak'ın başına AB reformları yüzünden, gizli Sevr planları yüzünden bir şey gelmedi. Ne alaka Irak? Hangi paralelliği gördün tam olarak?

senin beğenmediğin 1920 felsefesini savunan gerçek aydınlar ya susturuldu ya da suikastlara kurban gitti. Diyelim bu da doğru, senin tezini ne şekilde destekliyor bu yazdığın? Alakayı soruyorum...

liberalizm son seviye olabilir belki ama liberalizmle uygarlaşamazsın.. şilide bakır ocaklarını devletleştirenler hemen darbeyle indirildi.sonrası malum libelralizm .. Siyasi liberalizm ile ekonomik liberalizm arasında ayrım yapamadığını bu mesajında görüyoruz. Şili'de askeri cunta baktı ekonomi batıyor, dışarıdan uzmanlar getirip o zaman için epeyce deneysel liberal politikalar uyguladılar, doğrudur. Daha sonra o darbeciler yargılandı, siyasi liberalizm de oturdu. Liberalizmle uygarlaşamazsın dedin de...Şili bugün Türkiye'den daha demokratik, daha gelişmiş, daha müreffeh bir ülke; onun farkındasın değil mi?

ve küresel sermayenin bugün ne kadar **** olduğunu biliyoruz.bir çok ülke kendi ulusalcılarını yaratarak bu beladan kurtuldu.kendi zenginlerini yarattı.. alibabacan küresel sermayenin yetiştirdiği bir numaralı isimlerden biridir.rusya da ''yeltsin'' zamanında küresel sermayenin eline geçmişti. putin bu oyunları bir bir engelledi. dişini şimdi avrupaya gösterebiliyor.Evet, Rusya süper bir ülke gerçekten. Yaşam standardı çok yüksek, insan hakları karnesi de çok başarılı. İroni yapıyorum, altını çizeyim!

ben de tüm bunları değerlendirerek diyorum ki bir rusya bir küba bir k.kore gibi olmalıyız.. o zaman türkün gücü açığa çıkar.Evet, demokrasi olmayan, insan haklarına saygı gösterilmeyen, fakir bir ülke olalım; süper fikir. Türk'ün gücü görülsün. Sanki 87 senelik cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümünde farklı bir şeyler yapıldı bir de...


siyaset santraç gibidir.. kusursuz işlemez. her hamle sonrasında defalarca düşünmen gerekir. sen kalbinle konuşuyosun. oysaki o ses sana bişey kazandırmaz..ben kalbimle konuşsaydım peygamber olurdum...Yok, ben düşünüp taşınıp bu sonuçlara vardım. Valla bak.

senin savunduğun görüşleri akpnin maaşlı elemanları çok güzel savunuyor.. onlardan ders almalısın biraz..

Senin savunduğun görüşleri de Atsızcılardan tut TürkSolu Dergisi çevresindeki tiplere kadar çeşit çeşit ırkçı savunuyor. Şimdi düşün ve bu neden geçerli bir argüman değil anlamaya çalış.

Astur
14-01-2011, 12:45
Astur;
Kurtuluş savaşı bir ordu ile, başka devletlerin orduları arasında olmamıştır.
Kurtuluş savaşı yurtları işgal edilmiş insanlar ile başka devletlerin düzenli orduları arasında olmuştur.


Deme ya! Benim bildiğim Yunan orduları ile Türk orduları çarpışmıştı.

Aksini iddia ediyorsan, bu adam asker midir, asker ise rütbesi nedir?Hangi orduya bağlıdır?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_Tahsin

O olayı savaşa dahil etmiyorum, kavramları kafama göre esnetmeyi sevmem, ama madem merak ettin şunu söyleyeyim; Hasan Tahsin Teşkilat-ı Mahsusa üyesiydi, verdiğin linkte de yazıyor zaten!


Diyorum ya, kuyruk acısı büyük...
Kurtuluş savaşı kadını, kızı, çoluğu, çocuğu, yaşlısı genci ile bir ulusun, emperyalist devletlere verdiği boy ölçüsüdür!

Verilen ders, öylesine sıkıdır, atılan tekme öylesine rencide edicidir ki, emperyalistlerin yerli işbirlikçileri daha hala sızıyı kuyruk sokumunda hissetmektedir.Keza şu vızırtının sebebi, rencide eden o tekmedir.

Kurtuluş savaşı, sadece cezayir değil daha bir çok bağımsızlık mücadelesinin feyz kaynağı olmuştur.

İlkokul-lise tarih kitaplarından fırlamış bu cümleleri her okuduğumda bir ayrı duygulanıyorum, "Ata'm sen kalk ben yatam" demekten kendimi alamıyorum.

Şu son dediğine kaynak olarak Cezayir sözcüğü bile geçmeyen bir tane daha link verir misin rica etsem? :D

Çanakkale savaşı, çok nettir ki kurtuluş savaşının bir unsurudur.
Çanakkaleyi gezersen anlarsın!

Herhalde ben yanlış biliyorum, 1. Dünya Savaşı'nda değil miydi ya o?! Kronolojik olarak daha önceki bir savaş sonraki savaşın parçası nasıl oluyor o ise bambaşka gerçekten. Sizlerin ciddi bir mantık eğitimine ihtiyacınız var.

Resim koyunca mantıksız argümanlar bir anda mantıklı hâle geliyor diye duyduğumdan bir resim de ben asayım:
http://files.sharenator.com/Your_argument_is_invalid_Your_Argument_is_Invalid-s460x617-66326-580.jpg

Non-sequitur diye bir şey duymuş muydun?! :)

Firestorm
14-01-2011, 12:50
"Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli" sözünü hangi Batılı devlet adamı ne zaman söylemiş buraya yazman mümkün mü?

BOP da güncel bir olay değil, yıllar önce uygulaması durdurulmuş bir proje. Sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor, Sevr ile de ne ölçüde örtüştüğü çok tartışmalı bir olay.

AB Sevr Anlaşması'nı bugün uygulamak istiyor iddian ile(o zamanki müttefikimiz Almanya bugün AB'nin en büyük ülkesi falan, ama hatrın için bu tarz şeyleri bu noktada dikkate almayalım) bunların ne alakası var? Diyelim AB cidden Türkiye'ye müslüman nüfus yüzünden falan çifte standart uyguluyor, bundan Sevr muhabbetine geçiş nasıl oluyor?!



Yukarıdaki itirazımın aynısı geçerli bu bölüm için.

Kıbrıs konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu düşünmüyorum. Başka bir başlıkta tartışılabilir bu konu.


Hangi mit raporunda geçiyor bu bilgi tam olarak? Alıntılayıp kaynak vermen mümkün mü?

AB reformlarının falan bizi sakatladığı kanaatinde değilim, tam aksine ülkemiz daha iyi bir yer haline geliyor.


Neyin güzel örneğini görüyoruz? Irak ABD tarafından işgal edildi, Irak'ın başına AB reformları yüzünden, gizli Sevr planları yüzünden bir şey gelmedi. Ne alaka Irak? Hangi paralelliği gördün tam olarak?

Diyelim bu da doğru, senin tezini ne şekilde destekliyor bu yazdığın? Alakayı soruyorum...

Siyasi liberalizm ile ekonomik liberalizm arasında ayrım yapamadığını bu mesajında görüyoruz. Şili'de askeri cunta baktı ekonomi batıyor, dışarıdan uzmanlar getirip o zaman için epeyce deneysel liberal politikalar uyguladılar, doğrudur. Daha sonra o darbeciler yargılandı, siyasi liberalizm de oturdu. Liberalizmle uygarlaşamazsın dedin de...Şili bugün Türkiye'den daha demokratik, daha gelişmiş, daha müreffeh bir ülke; onun farkındasın değil mi?

Evet, Rusya süper bir ülke gerçekten. Yaşam standardı çok yüksek, insan hakları karnesi de çok başarılı. İroni yapıyorum, altını çizeyim!

Evet, demokrasi olmayan, insan haklarına saygı gösterilmeyen, fakir bir ülke olalım; süper fikir. Türk'ün gücü görülsün. Sanki 87 senelik cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümünde farklı bir şeyler yapıldı bir de...

Yok, ben düşünüp taşınıp bu sonuçlara vardım. Valla bak.



Senin savunduğun görüşleri de Atsızcılardan tut TürkSolu Dergisi çevresindeki tiplere kadar çeşit çeşit ırkçı savunuyor. Şimdi düşün ve bu neden geçerli bir argüman değil anlamaya çalış.


Dostun ben şunu anladım ki bi islamcılara bide atatürkçülere laf anlatılmıyor hemde platformun filanda önemi yok sen ne dersen de nerden kanıt getirirsen getir yada ne kadar sağlam eleştiri yaparsan yap kesin yanlış olduguna dair bir eleştiri gelicektir :)

Astur
14-01-2011, 13:19
Dostun ben şunu anladım ki bi islamcılara bide atatürkçülere laf anlatılmıyor hemde platformun filanda önemi yok sen ne dersen de nerden kanıt getirirsen getir yada ne kadar sağlam eleştiri yaparsan yap kesin yanlış olduguna dair bir eleştiri gelicektir :)

Aynısı ne yazık ki pek çok görüş için geçerli. Bu tarz fikirleri insanlar büyük çoğunlukla aile, çevre, eğitim sistemi gibi yerlerden yetişme süreçlerinde edindiklerinden insanlar bunları inanılmaz içselleştiriyorlar ve de sorgulama veya tarafsız bir gözle değerlendirme konusunda sıkıntı yaşıyorlar.

naper
14-01-2011, 13:25
Teşkilat-ı mahsusa 1918 de tasviye edilmiştir.Hasan tahsin 1919 un 15 mayısında kurşunu atmıştır.
Bilinen gerçeklerin aleni çarptırılmaya çalışılması beyhudedir.Bu da bir yana doğru verilmiş bilgiye bile şüphe içinde yaklaşmama temel sebeptir.

Çanakkale savaşı kurtuluş savaşının bir unsurudur.Çünkü düzenli osmanlı ordusunun yanı sıra binlerce gönüllü savaşa katılmıştır.Ve bir tanesi de benim dedemdir.Asker değildir.Tamamen gönüllü olmuş(Memleketi yağmalayacaklar kaygısıyla) ve savaşta sol kolunu omuzdan kaybetmiştir.

Keza güney cephesi savaşlarında da, Mustafa Kemale hataya çıkartma yapacak ingiliz birliği, yardım getirmiştir müdahale etmeyin emri saraydan gelmiştir.Gazi, amacın yardım değil, suriyedeki birliklerin lojistiğini kesmek olduğunu anlamış, padişaha görevden alınması için telgraf çekmiş, eğer görevden alınmaz ise çıkartmayı engelleyeceğini bildirmiştir.
Nihayet görevden alınmamış ve bu çıkartmayı engellemiştir.

Eline silah almamış sen, beş dakika sonra öleceğini bile bile, geride kalanların özgürlüğü uğruna ölümü göze almayı nasıl konuşabilirsin?
Yegane motivasyonum da bu, mandacı, çapsız, korkaktan bu ülkeye düşman olmaz, ancak işbirlikçi olur.Onlarda yüz sene sonra soykırım iddiasına konu olmaktan ileri gidemezler...Sıkma sen canını...

Astur
14-01-2011, 14:02
Teşkilat-ı mahsusa 1918 de tasviye edilmiştir.Hasan tahsin 1919 un 15 mayısında kurşunu atmıştır.
Bilinen gerçeklerin aleni çarptırılmaya çalışılması beyhudedir.Bu da bir yana doğru verilmiş bilgiye bile şüphe içinde yaklaşmama temel sebeptir.


Savaş kaybedilince bu örgütler, tüm Osmanlı ordusu falan resmen tasfiye ediliyor elbette; ama tabii işin bir de resmi olmayan boyutu var. Mesela Kâzım Karabekir savaş biter bitmez resmi olarak askeri pozisyonunu kaybediyor, ama bu onu bir anda sivil yapar mı? Hasan Tahsin ilk kurşunu attığında sivil miydi? Tartışılır. Teşkilat-ı Mahsusa'nın yerini de daha sonra bir ölçüde Karakol Cemiyeti vs. alıyor tabii.


Çanakkale savaşı kurtuluş savaşının bir unsurudur.Çünkü düzenli osmanlı ordusunun yanı sıra binlerce gönüllü savaşa katılmıştır.Ve bir tanesi de benim dedemdir.Asker değildir.Tamamen gönüllü olmuş(Memleketi yağmalayacaklar kaygısıyla) ve savaşta sol kolunu omuzdan kaybetmiştir.

Bu nasıl bir mantık yahu?! Gönüllüler savaşa katıldı diye bu dediğin olayın kronolojik olarak imkansız olduğu gerçeğini görmezden mi gelelim? Gönüllülerin katıldığı her iki savaşı aynı savaş sayabilir miyiz?!


Eline silah almamış sen, beş dakika sonra öleceğini bile bile, geride kalanların özgürlüğü uğruna ölümü göze almayı nasıl konuşabilirsin?
Yegane motivasyonum da bu, mandacı, çapsız, korkaktan bu ülkeye düşman olmaz, ancak işbirlikçi olur.Onlarda yüz sene sonra soykırım iddiasına konu olmaktan ileri gidemezler...Sıkma sen canını...

Yürü be kardeş, kes tüm hainleri, vatana senin gibi kahramanlar lazım. Üstüne bir de "Bir kişinin ölümü cinayettir, bir milyonunki istatistik." gibi altın bir laf et hatta.

burlap
14-01-2011, 15:05
Axial ve naper,

Buradaki tartışmaların geldiği ortam, tartışmayı bu şekilde sürdürmenin- kusura bakmayın - yararsızlığını gösteriyor.
Tartışmalarda ayrı kanıda olanlar aslında karşının düşününü onamıyor, benimsemiyorlar. Önemli olan da zaten tartışma sırasında ortaya çıkabilecek değişik düşünlerin vereceği katkı ve algılamada.

Ancak, bağnaz yaklaşımlarla tartışmayı götürmek bu yararı da ortadan kaldırıyor ve iki taraf da katılığı ile boşuna süre ve emek harcamış oluyor. Sizleri elbette bağnazlıkla suçlamıyorum. Ancak karşınızdakinin katı tutumu sizi de katılığa ve bağnazlığa itebiliyor. Sonunda kargaşa içinde kalabiliyorsunuz (Bu söylediklerim genellemedir, bu tartışma için değil).

Bir önceki iletimde yeni bir söylem tarzının oluştuğunu aktarmıştım. Medyamızdaki pek derin bilginler kavram kargaşasından yararlanarak Atatürk’le ilgili her şeyi belli yönde nitelemeye ve kötü anlamda kavranılmasını sağlamaya uğraşıyorlar. Konu değer yargılarını böylelikle etkileyerek değiştirmektir. Bunlara Atatürk denilince müshil ilacı içmiş gibi oluyor ve söylemleri öyle hal alıyor ki bu tarz söylemi artık- söylem boyutunu geçtiği için - yeni bir dil olarak adlandırıyorum. Nedense de Atatürk yerine Kemal söylemini yeğlerler. Kemal, Kemalizm, ulus, ulusalcılık, milliyetçilik, Türk, Türkçe vs ve en sonunda da Ergenokon’la bunları bağdaştırarak öcü olarak duyururlar. Bu durum bağnazlıktan da öte, başka bir şey. Nasıl bir sıfat, ad verilebilir bilmiyorum.


Dolayısıyla bu durumda Atatürk’le ilgili her şey yadsınırken başka kurumlar da yadsınır. Buradaki örnekte de bütün Kurtuluş Savaşı katılanları aynı kefeye konmaktadır. Önemli olan Atatürk’ün aşağılanmasıdır. Onun için Kurtuluş Savaşına destek veren herkesi de aşağılamak pek olağandır. Ama ölüm fetvaları çıkaran Vahdettin, İstanbul’da sefasına bakıp düşman temizlenince bir makama kapılanma hevesiyle Ankara’ya uğrayıveren şuacı Sait baş tacı edilir.


.

naper
14-01-2011, 15:36
Burlap;
Haklısın.
Konuyu başından beri okuduğumuzda, kasıtlı bu şekilde yönlendirildiğini görüyoruz malesef.
Sahte peygoyla ilgili en ufak bir kelam yok.

Bu konularla sahte peygoyu cıvıtmayalım.Diğer başlığa geçelim buradan.Burası sahte peygo ve devamındaki sahtekarların deşifre sahası olsun...
Efendinize!
http://www.swfcabin.com/swf-files/1289940019.swf
Astur, yelpazeyi sallayanı tanır mısın?

Sangre
14-01-2011, 16:01
İyice terbiyesizleştiniz.

Astur
14-01-2011, 16:06
Astur, yelpazeyi sallayanı tanır mısın?

Yok, ama gönüllü sallıyor gibi, herhalde o da Kurtuluş Savaşı'na katılmış sayılabilir.

naper
14-01-2011, 16:11
Yok, ama gönüllü sallıyor gibi, herhalde o da Kurtuluş Savaşı'na katılmış sayılabilir.

Güzel öngörü...
Ben başkalarını tahmin ettim ancak senin tahminin daha mantıklı...

Sangre
Hiper mini klipteki yazı hem yakışıksız hem de çirkin!
Ancak arkadaki görüntünün kepazeliğini göstermeyi engelleyecek kadar değil...

naper
14-01-2011, 16:16
Dinler arası dialog!
Dikkat ederseniz gözü yaşlı, reformist ve naif kişilik, ömrünü insanlık hizmetine adamış şahsiyet, muhterem, fetullah gülen hoca efendi hazretleri de bu konuya sıkça vurgu yapıyor.
Neden acep?
http://www.youtube.com/watch?v=FDIRKyOEIAg&feature=related

sargon
14-01-2011, 16:19
Sorun bence sudur.

Belli bir dini inanca yada ideolojiye siki sikiya bagli olan kisiler farkli görüslerin ifade edilmesini bir hakaret olarak algiliyorlar.

Ornegin islam ile ilgili bir yazi yaziyorsunuz. Yazdiginizin icinde hicbir hakaret olmasa dahi. aninda dinimize hakaret ediliyor, buna hakkiniz yok, dinimizi asagiliyorsunuz diye saldirilar basliyor. Artik küfür, hakaret hak getire.
(Ornek: timsah'in hazirladigi Cebrail'le ilgili video'ya gelen hakaret yorumlari :) )

Ayni sey Atatürkcüler (madem Kemalizm hosunuza gitmiyor) icin de gecerli. Atatürk'le ilgili birakin elestiriyi, onu göklere cikarmayan siradan bir yazi bile yazilsa, nasil siz yüce ve ulu Atatürk'e böyle birsey yazarsiniz, hakaret ediyorsunuz vb. diye saldirganlik basliyor.
(Ornek: Bu baslik gibi hakaretsever Atatürkcülerimizin katildigi diger basliklar yada Can Dündar'in Mustafa filmine yapilan pek bilmis Atatürkcü yorumlari)

Muhtesem yüzyil diye bir dizi baslamis. BBP'liler daha diziyi seyretmeden suc duyurusunda bulunmuslar. Neden? Cünkü Sultan Süleyman'i kadinlara düskün bir gibi gösteriyormus. Sanli tarihimize hakaret ediliyormus.

Ornekler cogaltilabilir. Eger bir dine, bir ideolojiye cok siki sekilde sarilirsaniz, hakaret ile elestiriyi ayirmaniz zorlasacaktir. Herkesin sizin inandiklarinizi kutsal olarak kabul etmesini istersiniz. Inancinizdan dolayi sizin sözleriniz ne kadar küfür, hakaret icerse bile bunlari görmezsiniz. Karsinizdakinin en kücük bir elestirisini dahi hakaret addedersiniz. Büyük öfkeye kapilir ve tüm dünyayi sizin kutsallariniza saldiran o zavallilarin basina gecirmek istersiniz.

Dinler ve ideolojiler güclü uyusturucular. Ama ayni zamanda son derece güclü motive ediciler. Bu ilaci kullananlarin uzun süre, neden yilmadan tartismalari sürdürebildiginin aciklamasi sanirim bu güclü motive etme gücünden geliyor.

naper
14-01-2011, 16:26
http://www.youtube.com/watch?v=193HYoC8A9Y&feature=related

:D
:pound:

Ağla!
Reformist!

Çalışma, üretme, okuma, yazma, bilme, sorma, tanışma, sevişme, öpüşme, yeme, içme, koklama, meraklanma....
Anca ağla!

http://www.youtube.com/watch?v=JPnHQxEHEuY

Sağ alt köşedeki çocuğa dikkat!

Sangre
14-01-2011, 16:31
Sargon'un yazısı üzerine, Nabi Yağcı'nın bir kaç gün önceki yazısı okunmaya değer;

http://www.candundar.com.tr/_old/index.php?Did=14504

Shibumi
14-01-2011, 16:31
Ağladığını biliyordum ama bunları ilk defa gördüm. İlginçmiş.

naper
14-01-2011, 16:41
Ayni sey Atatürkcüler (madem Kemalizm hosunuza gitmiyor) icin de gecerli. Atatürk'le ilgili birakin elestiriyi, onu göklere cikarmayan siradan bir yazi bile yazilsa, nasil siz yüce ve ulu Atatürk'e böyle birsey yazarsiniz, hakaret ediyorsunuz vb. diye saldirganlik basliyor.
(Ornek: Bu baslik gibi hakaretsever Atatürkcülerimizin katildigi diger basliklar yada Can Dündar'in Mustafa filmine yapilan pek bilmis Atatürkcü yorumlari)


Daha hala aynı bayat numara!
Sen, sangre, üçyol, astur ......
Sizler atatürk konusunda ve artı olarak zeitgeitz konusunda eleştiri yapmıyorsunuz.Top yekün karalama ve yalanlama peşindesiniz.Ve bu haliniz, sizi tanıyan arkadaşlarınızdan eleştiri almanıza kadar uzadı...

Atatürk şunu şunu böyle yapmıştır yok ki lugatınız da...
-Lozan yanlıştır
-Kurtuluş savaşı aslında izmir kordon da olmuştur
-Atatürk ömrü boyunca kürt kesmiştir
-Atatürk azınlık budamıştır
-Demokrat değildir
-Diktatördür
-Kürtlere zulmetmiştir
-Çerkeslere zulmetmiştir
-Zazalara, rumlara, ermenilere, tatarlara, yahudilere....

Kadınlara seçme seçilme hakkını verdi kardeşim dedim.
"Hitler almanyasında da vardı" dediniz!
Tabii ki reformları da var bile diyemediniz!

Karın ağrınız var ve aslında beynelminel iyiye gidişe yorulacak bariz nuanslarda bile çamur atma çabasındasınız!

Aynı şey zeitgeitz için de geçerli.İki saatlik belgeselde tek bir doğru söz yokmuş gibi, topyekün tukaka etmek, çöpe atmak çabasındasınız.

Sebebini biliyoruz!
Zeitgeitz, liberallere, liberal dünya düzenine çomak sokuyorNOKTA

Top yekün reddetmeler ve saldırmalar, karşısında her daim top yekün kabul etmeler ve savunmalar bulacaktır.
Eminim burlap ile otursak atatürk'ü eleştirecek 50 çeşit done buluruz...
Ama sizin karşınızda en azılı kemalist benim arkadaş, bir kere daha NOKTA

Sangre
14-01-2011, 17:20
Daha hala aynı bayat numara!
Sen, sangre, üçyol, astur ......
Sizler atatürk konusunda ve artı olarak zeitgeitz konusunda eleştiri yapmıyorsunuz.Top yekün karalama ve yalanlama peşindesiniz.Ve bu haliniz, sizi tanıyan arkadaşlarınızdan eleştiri almanıza kadar uzadı..

Hem M.Kemal konusunda, hem de Zeitgeist konusunda eleştiri yaptık.. Yalnız Zeitgeist konusunda sadece fikrimizi belirterek eleştiri yaptık ve iddiaları yanlışlayan 'ciddi' kaynakların linklerini konuya koyduk.. Bunun dışında 'belli bir konuda' eleştiri yapmadık, her hangi bir konuyu uzun uzadıya da tartışmaya açmadık.

M.Kemal konusunda ise hem belli konularda, hem de genel eleştiriler yaptık.. Hatta, örneğin konu burada tartışılmasın diya 'Kemalist Rejim'i kısmen objektif* olarak ele alan eski bir başlığımı dahi güncelledim.. Orada hem otoriter politikalar, hem de demokratik politikalar yer alıyor.. Ama hiçbir Kemalistin bu konuda fikir belirtmemesi ise, gerçekten de ironik bir durum oldu.

* Konunun kısmen objektif olması, totaliterliğe yaklaşan bazı uygulamaları içermemesinde gizli.. Ve demokratik öğelerin gerçeğinden daha fazla abartılması söz konusu.. Yine de okunmaya değer.

Kadınlara seçme seçilme hakkını verdi kardeşim dedim.
"Hitler almanyasında da vardı" dediniz!
Tabii ki reformları da var bile diyemediniz!'Kadınların seçme ve seçilme hakkı' dahil, parlamenter rejimin olması vb. konuları tek başına bir ülkenin 'demokratik' olmasına örnek olarak gösterirsen, biz de Hitler Almanyası'nda da saydığın durumların var olduğunu ama demokrasi bir yana, totaliter bir devlet olduğunu söyleriz.

Eğer tek başına, 'Seçme ve seçilme hakkı' demokratik bir haktır' deseydin, elbette bunu kabul ederdik.. Ama sen o dönemde demokrasinin varlığına örnek olarak bu hakkı verirsen, bizim de yanıtımız farklı olur doğal olarak.

Top yekün reddetmeler ve saldırmalar, karşısında her daim top yekün kabul etmeler ve savunmalar bulacaktır.
Eminim burlap ile otursak atatürk'ü eleştirecek 50 çeşit done buluruz...
Ama sizin karşınızda en azılı kemalist benim arkadaş, bir kere daha NOKTABurada Kemalist ideolojiyi, İslamcı ideolojiyi vs. eleştiren arkadaşların hiçbiri topyekün reddetmelerle bunu yapmamıştır.. En azından ben görmedim şu ana kadar.

Ama olumlu konuların gündeme getirilmesi, olumsuz olanları gündeme getirmekten her zaman daha az sayıda olacaktır.. Çünkü bugün Kemalist ideoloji ve İslamcı ideoloji kitlelerce yaygın olarak kabul ediliyor.. Bu yüzden eleştirilerin hem sayısı, hem de dozajı yüksek olacaktır.. Tersini beklemek biraz saflık oluyor bu durumda.

Siz M.Kemal'i eleştirecek bir şey bulamazsınız.. Bunu yapsanız da, kendinize dahi inanmayarak, sırf eleştirmek için eleştirirsiniz.. Çünkü M.Kemal'i zamanında öven insanların sözlerinden oluşan bir başlığa dahi şakşakçılık yapan insanlarsınız siz.

O dönemi eleştirirken, 'Neden Kürtleri en baştan ülkeden atmadı?', 'İslamcıları o dönemde temizleyecekti, bak bakalım şimdi sesleri çıkar mıydı?' gibi eleştiriler getirirsiniz en fazla.. Çünkü otoriterlik yanlısı, baskıcı ve tahammülsüz kesimden başka bir eleştiri beklenemez.

darkofdeath
14-01-2011, 17:25
her yazılanı çürütme mantığı ile yazılan yorumları görünce gülesim geliyor.
hiç bir şey bulamadığınız için kelime oyunları döndürüyorsunuz.sıklıkla takib edemiyorum ama ne zaman açsam burayı tebessüm ediyorum..

atatürk devrimlerinin dünyaya maal olduğu anlayışını kabul etmeyenler için güzel bir örnek..
http://www.ataturkinkilaplari.com/ak/40/

Astur
14-01-2011, 17:45
her yazılanı çürütme mantığı ile yazılan yorumları görünce gülesim geliyor.
hiç bir şey bulamadığınız için kelime oyunları döndürüyorsunuz.sıklıkla takib edemiyorum ama ne zaman açsam burayı tebessüm ediyorum..

atatürk devrimlerinin dünyaya maal olduğu anlayışını kabul etmeyenler için güzel bir örnek..
http://www.ataturkinkilaplari.com/ak/40/

Kaynaksız ibretlik paylaşımlar serisine benim de şu katkım olsun:

http://www.islamkent.org/showthread.php?t=5630

Benziyorsunuz denince de kızıyorsunuz...

darkofdeath
14-01-2011, 18:26
"Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli" sözünü hangi Batılı devlet adamı ne zaman söylemiş buraya yazman mümkün mü?

ben buna benzer şeyleri kastettim zaten son cümlede söylemiş olabilir diye ekledim..o söz de viyanada seminerde m.ali biranda söylenmiş.. doğruluğu tartışılır tabi..
en basitinden bir örnek sana
ABD’li Dil Bilimci Noam Chomsky: ‘’Ortadoğu’da ki Ulusallık ve Ulusal Kimlik yok edilmeli bunun içinde Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır, böylece bölgede batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sitemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir asla hoş görülemez.’’

[/QUOTE]BOP da güncel bir olay değil, yıllar önce uygulaması durdurulmuş bir proje. Sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor, Sevr ile de ne ölçüde örtüştüğü çok tartışmalı bir olay.[/QUOTE]
uygulanması durdurulmuş mu :)
kardeşim daha da bişey yazmıycam .. kurusıkısın
servle bop aynı olmayabilir ama ama benzer düşüncelerdir..mantık aynı mantıktır.ama ellerinden gelse sevr haritalarını da ortaya koyarlardı.

[/QUOTE]AB Sevr Anlaşması'nı bugün uygulamak istiyor iddian ile(o zamanki müttefikimiz Almanya bugün AB'nin en büyük ülkesi falan, ama hatrın için bu tarz şeyleri bu noktada dikkate almayalım) bunların ne alakası var? Diyelim AB cidden Türkiye'ye müslüman nüfus yüzünden falan çifte standart uyguluyor, bundan Sevr muhabbetine geçiş nasıl oluyor?![/QUOTE]
asıl senin yazdıklarında bir alaka göremedim.. o zaman müttefikimiz diye şimdi düşmanımız olamaz mı ..
alman derneklerinin türkiyedeki faaliyetlerini bir araştır istersen. en son necip hablemitoğlu böyle bir çalışma üzerindeydi suikasta kurban gitti.tabii cemaatin kaynaklarını da araştırmaktaydı..

[/QUOTE]

Kıbrıs konusunda Türkiye'nin haklı olduğunu düşünmüyorum. Başka bir başlıkta tartışılabilir bu konu.
[/QUOTE]
o senin düşüncen ama sonuna kadar haklıyız bana kalırsa..

[/QUOTE]Hangi mit raporunda geçiyor bu bilgi tam olarak? Alıntılayıp kaynak vermen mümkün mü?
[/QUOTE]
malesef daha önce denk gelmiştim fakat şimdi arasam bulamam..
tabi inanmayabilirsin ama su götürmez bir gerçektir avrupanın pkkyı desteklediği gün gibi ortada

[/QUOTE]AB reformlarının falan bizi sakatladığı kanaatinde değilim, tam aksine ülkemiz daha iyi bir yer haline geliyor.
[/QUOTE]
tam aksine bölücülük ırkçılık ve sömürü destekleniyor..bu daha önce de çok yazıldı çizildi.hatta mesut yılmaz bir ara ab üyelik müzakerelerinden ayrılmıştı.
senin gördüğün buz dağının görünen kısmı


[/QUOTE]Neyin güzel örneğini görüyoruz? Irak ABD tarafından işgal edildi, Irak'ın başına AB reformları yüzünden, gizli Sevr planları yüzünden bir şey gelmedi. Ne alaka Irak? Hangi paralelliği gördün tam olarak?

Diyelim bu da doğru, senin tezini ne şekilde destekliyor bu yazdığın? Alakayı soruyorum...
[/QUOTE]
yazdıklarımı anlamak mı istemiyorsun ne.
özgürlük insan hakları demokrasi gibi söylemlerle ırakı işgal ettiler 3 e böldüler.aynı oyunu medya üzerinden türk milletine yedirmeye çalışıyolar. orduyu yıpratıp cemaati güclendirip gelecekteki planlarına zemin hazırlıyolar.buna paronaya diyen insanları bir an önce güzellik uykularından uyanmasını temenni ediyorum..

[/QUOTE]Siyasi liberalizm ile ekonomik liberalizm arasında ayrım yapamadığını bu mesajında görüyoruz. Şili'de askeri cunta baktı ekonomi batıyor, dışarıdan uzmanlar getirip o zaman için epeyce deneysel liberal politikalar uyguladılar, doğrudur. Daha sonra o darbeciler yargılandı, siyasi liberalizm de oturdu. Liberalizmle uygarlaşamazsın dedin de...Şili bugün Türkiye'den daha demokratik, daha gelişmiş, daha müreffeh bir ülke; onun farkındasın değil mi?[/QUOTE]
ayrımı çok iyi yapıyorum merak etme fakat bunlar kardeş birbirine .. birisi olmadan diğeri yavan kalır..
ayrıca şilideki ekonamik durumun sebebi düşen bakır fiyatlarıdır.siyasi hiç bir nedeni yoktur.
darbeyi yapan zaten amerikaydı.haklı olan bu darbecilerin yargılanması tabiki.bunun siyasi liberalizmle hiç bir alakası yok.bunun güçlü bir hukuk sistemiyle alakası var.
şili ile türkiye aynı kulvarda değil..topluma yön veren akılcı politikalar gelişmeyi sağlar.tekrar ediorum liberalizm değil.

[/QUOTE]
Evet, Rusya süper bir ülke gerçekten. Yaşam standardı çok yüksek, insan hakları karnesi de çok başarılı. İroni yapıyorum, altını çizeyim![/QUOTE]

ben bir örnek verdim.fakat ayrıntılara girersek işin içinden çıkamayız.

[/QUOTE]
Evet, demokrasi olmayan, insan haklarına saygı gösterilmeyen, fakir bir ülke olalım; süper fikir. Türk'ün gücü görülsün. Sanki 87 senelik cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümünde farklı bir şeyler yapıldı bir de...
[/QUOTE]
bu nasıl bir çapıtma paragraf yahu..eğer bu yazıya cevap yazıcaksan senden daha akılcı bir yazı bekliyorum yoksa cevap vermezsem kusura bakma .. zaman kaybı.

[/QUOTE]
Senin savunduğun görüşleri de Atsızcılardan tut TürkSolu Dergisi çevresindeki tiplere kadar çeşit çeşit ırkçı savunuyor. Şimdi düşün ve bu neden geçerli bir argüman değil anlamaya çalış.[/QUOTE]

kürt - ermeni ırkçlığı in
türk ırkçılığı out
ben şahsen yemem bir türk milliyetçisim evet.asla ırkçı değilim.beğenmiyorsun diye geçersiz bir argüman olcak değil..
en azından benim düşüncelerim yerli malı..ya seninkiler..
her şeyi ithal etme zihniyetinden kurtulmanız temenni ile
...

naper
14-01-2011, 18:28
Hem M.Kemal konusunda, hem de Zeitgeist konusunda eleştiri yaptık.. Yalnız Zeitgeist konusunda sadece fikrimizi belirterek eleştiri yaptık ve iddiaları yanlışlayan 'ciddi' kaynakların linklerini konuya koyduk.. Bunun dışında 'belli bir konuda' eleştiri yapmadık, her hangi bir konuyu uzun uzadıya da tartışmaya açmadık.

M.Kemal konusunda ise hem belli konularda, hem de genel eleştiriler yaptık.. Hatta, örneğin konu burada tartışılmasın diya 'Kemalist Rejim'i kısmen objektif* olarak ele alan eski bir başlığımı dahi güncelledim.. Orada hem otoriter politikalar, hem de demokratik politikalar yer alıyor.. Ama hiçbir Kemalistin bu konuda fikir belirtmemesi ise, gerçekten de ironik bir durum oldu.

* Konunun kısmen objektif olması, totaliterliğe yaklaşan bazı uygulamaları içermemesinde gizli.. Ve demokratik öğelerin gerçeğinden daha fazla abartılması söz konusu.. Yine de okunmaya değer.



Ben o başlığa yazmadım.Çünkü doğru söze ne denilebilir ki?


'Kadınların seçme ve seçilme hakkı' dahil, parlamenter rejimin olması vb. konuları tek başına bir ülkenin 'demokratik' olmasına örnek olarak gösterirsen, biz de Hitler Almanyası'nda da saydığın durumların var olduğunu ama demokrasi bir yana, totaliter bir devlet olduğunu söyleriz.

Eğer tek başına, 'Seçme ve seçilme hakkı' demokratik bir haktır' deseydin, elbette bunu kabul ederdik.. Ama sen o dönemde demokrasinin varlığına örnek olarak bu hakkı verirsen, bizim de yanıtımız farklı olur doğal olarak.

Burada Kemalist ideolojiyi, İslamcı ideolojiyi vs. eleştiren arkadaşların hiçbiri topyekün reddetmelerle bunu yapmamıştır.. En azından ben görmedim şu ana kadar.

Ama olumlu konuların gündeme getirilmesi, olumsuz olanları gündeme getirmekten her zaman daha az sayıda olacaktır.. Çünkü bugün Kemalist ideoloji ve İslamcı ideoloji kitlelerce yaygın olarak kabul ediliyor.. Bu yüzden eleştirilerin hem sayısı, hem de dozajı yüksek olacaktır.. Tersini beklemek biraz saflık oluyor bu durumda.

Siz M.Kemal'i eleştirecek bir şey bulamazsınız.. Bunu yapsanız da, kendinize dahi inanmayarak, sırf eleştirmek için eleştirirsiniz.. Çünkü M.Kemal'i zamanında öven insanların sözlerinden oluşan bir başlığa dahi şakşakçılık yapan insanlarsınız siz.

O dönemi eleştirirken, 'Neden Kürtleri en baştan ülkeden atmadı?', 'İslamcıları o dönemde temizleyecekti, bak bakalım şimdi sesleri çıkar mıydı?' gibi eleştiriler getirirsiniz en fazla.. Çünkü otoriterlik yanlısı, baskıcı ve tahammülsüz kesimden başka bir eleştiri beklenemez.


O zaman sana kendi adıma atatürk'ü en çok eleştirdiğim konudan biraz bahsedeyim.
Kürt isyanlarını bastırmaya çalışması bence külliyen yanlıştı.Kürtlerin ayrı bir devlet kurmasına yardımcı bile olmalıydı.Hem o dönemde iç içe geçmemiş kürt ve türkler daha rahatça ayrı devletler olup kaderini tayin ederdi.

Zaten kürtlerin bir kısmı, bırak mücadeleye destek vermeyi, ingilizlerle ve fransızlarla beraber hareket etmiş, fırsatı ganimet bilmiştir.Zorla güzellik olmayacağına göre, ulusların kaderini tayin hakkı olduğuna göre, devletleşmelerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve nihayetinde devletleşmelilerdi.

Zeithgeits konusunda verdiğiniz bağlantılara yanıtlar verildi.Kaldı ki hala "şu yanlış bilgi" diye net ortaya koyabildiğiniz hiç bir şey yok.
Ve hala, sizin gayet memnun olduğunuz liberal düzeni, çomakladığı için bu top yekün reddetme tutumunu sergilediğinizi düşünüyorum.Yalanlamışta değilsiniz.

Din eleştirilerini bile tukaka etmenizin altında yatan gerçek neden, top yekün yalanlayıp, "bakın burada buda yanlış, dolayısı ile kapitalist ve sömürgeci sistemimiz için söyledikleri de yanlış" noktasına getirmeye çalışmanızdır ki, ahbap o konuda sizi kibarca ve ustalıkla yanıtlamıştır!

Ha keza, Atatürk'ü top yekün yalanlamaya çalışmanız ve diğer konulardan da daha agresif tutum almanızın kaynakları da ortadadır.

Bir ilke olarak devletçilik!

Atatürk, neolibareller ve koministler ve hatta sıklıkla sosyalistler tarafından eleştirilmiştir.Çünkü hedeflediği ve kısmen uyguladığı ekonomik model, ne neoliberallerin ne de koministlerin düzeni ile bağdaşmıyordu.

Bu konuda koministler daha ilkeli bir duruş ile sadece konuya odaklanarak eleştiri yapmasına rağmen, liberaller, alışıla gelmiş şekilde ekonomi hariç her noktada çamur ve iftira kampanyasına girişmişlerdir ki, en güzel örneği de laiklik ve kadınlara seçme, seçilme hakkının verilmesi konusunda ki mesnetsiz eleştirileridir.

Öte yandan kürt şovanistleri tarafından da Atatürk hedeftir.Hiç işlerine gelmez zira marabalık, ağalık, seyyidlik bir çok orta çağ yapılaşmasına çomak sokmuştur.Bir neoliberalin zaten derebeylik, ağalık düzeni ile çelişmesi beklenemez.

Özet geçelim;
Sizin eleştiri adı altında sofraya koyduğunuz düşüncelerinizin, ileriye gitme amacı taşımadığını, ulvi bir değere hizmet etmediğini ve dahası maksatlı olduğunu biliyorum!

Not: Kürt kafatasçısı ayaklanmalar, fettullah ve diğer cemaatler, hükümet ve bunların hassas dengeleri üzerine bir konu başlaacağım.Ve orada bu konuları daha derinine inerek irdeleyeceğiz.
Zira, hizbullahın tahliyesi, öcalan ile hükümetin arasının son zamanlarda açılması, dikkate değer bir konudur.

Sangre
14-01-2011, 18:53
O zaman sana kendi adıma atatürk'ü en çok eleştirdiğim konudan biraz bahsedeyim.
Kürt isyanlarını bastırmaya çalışması bence külliyen yanlıştı.Kürtlerin ayrı bir devlet kurmasına yardımcı bile olmalıydı.Hem o dönemde iç içe geçmemiş kürt ve türkler daha rahatça ayrı devletler olup kaderini tayin ederdi.

Zaten kürtlerin bir kısmı, bırak mücadeleye destek vermeyi, ingilizlerle ve fransızlarla beraber hareket etmiş, fırsatı ganimet bilmiştir.Zorla güzellik olmayacağına göre, ulusların kaderini tayin hakkı olduğuna göre, devletleşmelerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve nihayetinde devletleşmelilerdi.

Tabii bu durum da Kemalistlerin son modası.. Yıllarca Kürtleri bölücü olmakla, ayrı bir devlet kurmak istemekle suçlayan Kemalistler, Kürtlerin asimile edilmesinin mümkün olmayacaığını, en nihayetinde sonuç olarak demokratik haklarının verilmesinin kesinleştiği şu zamanlarda, madem birlikte yaşamak istemiyorlar ayrılsınlar söylemleri önplana çıktı.

Ben bu kadar kendine aşık, kendini toplumların üzerinde gören bir kesimle daha karşılaşmadım.. 'Kürtler bizimle eşit haklara sahip olacaklarına, kendilerine devlet kurup orada istedikleri haklara sahip olsunlar, biz ülkede onları istemiyoruz' söylemi, gerçekten de M.Kemal'i eleştirmek için çok demokratik! bir yöntem.

Keşke Sosyalistler gibi, gerçekten de onların bu hakka sahip olduğunu bilerek bunu savunsaydınız.. En azından saygı görürdünüz.

Zeithgeits konusunda verdiğiniz bağlantılara yanıtlar verildi.Kaldı ki hala "şu yanlış bilgi" diye net ortaya koyabildiğiniz hiç bir şey yok.
Ve hala, sizin gayet memnun olduğunuz liberal düzeni, çomakladığı için bu top yekün reddetme tutumunu sergilediğinizi düşünüyorum.Yalanlamışta değilsiniz.

Zeitgeist konusunda, 'şu yanlış bilgi' demediğimizi zaten söyledim.. Bunun yerine, bir çok maddeyi içeren bu yapım üzerine '10 tane şey söylüyorsa 9'u doğru değil' dedim.. Hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğu ile ilgili bir değerlendirmede bulunmadım.

Bu biraz da konuyu gereksiz gördüğümden ve tartışmak istemediğimden kaynaklanıyor.

Ama konu tartışılmaya başlanırsa, ben de tartışılan konu üzerinden fikrimi söylerim.. Şimdilik uğraşmak istemiyorum diyeyim.

Din eleştirilerini bile tukaka etmenizin altında yatan gerçek neden, top yekün yalanlayıp, "bakın burada buda yanlış, dolayısı ile kapitalist ve sömürgeci sistemimiz için söyledikleri de yanlış" noktasına getirmeye çalışmanızdır ki, ahbap o konuda sizi kibarca ve ustalıkla yanıtlamıştır!

Din eleştirileriyle ilgili Şüpheci Melek'in yazısını paylaşmıştım hatırlıyorsan.. Orada konular, siyasi konulardan ayrı olarak değerlendiriliyordu.

Bu yüzden iddian doğru değil.

Ha keza, Atatürk'ü top yekün yalanlamaya çalışmanız ve diğer konulardan da daha agresif tutum almanızın kaynakları da ortadadır.

Bir ilke olarak devletçilik!

Sadece ekonomik Liberalizm'i kabul etseydim haklıydın, ama siyasi Liberalizm'i de kabul ediyorum.. Bu yüzden eksik bir değerlendirmede bulunmuşsun.

naper
14-01-2011, 19:45
Tabii bu durum da Kemalistlerin son modası.. Yıllarca Kürtleri bölücü olmakla, ayrı bir devlet kurmak istemekle suçlayan Kemalistler, Kürtlerin asimile edilmesinin mümkün olmayacaığını, en nihayetinde sonuç olarak demokratik haklarının verilmesinin kesinleştiği şu zamanlarda, madem birlikte yaşamak istemiyorlar ayrılsınlar söylemleri önplana çıktı.

Ben bu kadar kendine aşık, kendini toplumların üzerinde gören bir kesimle daha karşılaşmadım.. 'Kürtler bizimle eşit haklara sahip olacaklarına, kendilerine devlet kurup orada istedikleri haklara sahip olsunlar, biz ülkede onları istemiyoruz' söylemi, gerçekten de M.Kemal'i eleştirmek için çok demokratik! bir yöntem.

Keşke Sosyalistler gibi, gerçekten de onların bu hakka sahip olduğunu bilerek bunu savunsaydınız.. En azından saygı görürdünüz.


Zeitgeist konusunda, 'şu yanlış bilgi' demediğimizi zaten söyledim.. Bunun yerine, bir çok maddeyi içeren bu yapım üzerine '10 tane şey söylüyorsa 9'u doğru değil' dedim.. Hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğu ile ilgili bir değerlendirmede bulunmadım.

Bu biraz da konuyu gereksiz gördüğümden ve tartışmak istemediğimden kaynaklanıyor.

Ama konu tartışılmaya başlanırsa, ben de tartışılan konu üzerinden fikrimi söylerim.. Şimdilik uğraşmak istemiyorum diyeyim.



Din eleştirileriyle ilgili Şüpheci Melek'in yazısını paylaşmıştım hatırlıyorsan.. Orada konular, siyasi konulardan ayrı olarak değerlendiriliyordu.

Bu yüzden iddian doğru değil.



Sadece ekonomik Liberalizm'i kabul etseydim haklıydın, ama siyasi Liberalizm'i de kabul ediyorum.. Bu yüzden eksik bir değerlendirmede bulunmuşsun.

Benim anlatmak istediğimi örneklemişsin, teşekkürler.
Yine itham, yine suçlama.Üstelik kayıtsız ve şartsız bir suçlama.Tekrar sağolasın.

Kürtler şu anda zaten Türkler ve diğer vatandaşlarla eşit haklara sahip.Bundan ötesi zaten ancak ayrı bir devletle sağlanabilir ki, bence sağlanmalıdır.

Kendini toplumların üzerinde gören derken eğer kastettiğin aşağılamaksa ben kimseyi aşağılamadım.
Ama BDP nin televizyonlarda gördüğüm ve günlük hayatta rastladığım savunucularını sevmiyorum.Neden dersen;
Ben çirkin insan sevmem.Güzel insan severim.Tek nedeni bu.
Bu benim en tabii ifade özgürlüğümdür.Hiç birine hakaret etmiyorum, yaşamalarını isterim, haklarını elde etsinler isterim.Ama mümkünse barış içerisinde ayrılmakta isterim.Neden?
Çünkü çirkinler.İstisnasız, benim gördüklerimin hepsi çirkin ve ben çirkinlerden hoşlanmam.
Said örneğin.Bariz çirkin.
Emine ayna mesela...Çirkin...Daha çok örnek var..
Tekrarlıyorum.İsterlerse türkiyede yaşasınlar, yok derlerse kendi devletlerini kursunlar, kaderlerini tayin etsinler...İsterlerse türkiyede cumhurbaşkanı, isterlerse kendi ülkelerinde başbakan olsunlar.Burada sorun yok.Ama ben BDP lileri sevmiyorum.Sebebi yukarıda açık yüreklilikle yazdım.

Ama çerkesler öyle mi ya...Çerkes ethem bile güzel...Bak makedonlara, haini bile güzel...

Zeithgeitz konusuna beklerim.Film yakında yayınlanacak.Kaçmadan, burada yaptığın gibi atatürk'e, bilmem kime girmeden tartışabileceksen buyur!
Rakamları, istatistikleri ve söyledikleri her şeyi masaya yatıralım ve tartışalım.Bakalım neler olacak...

Siyasal liberalizmi hiç kabul ediyormuş gibi bir görüntü vermiyorsun bilesin.Siyasal olarak gayet şovenistbir görüntüdesin, aklında olsun!


Güzellikler seninle olsun;
http://www.iyi-resimler.com/data/media/14/Mustafa%20Kemal%20Ataturk%20Resimleri%20%281%29.jp g

Sangre
14-01-2011, 20:10
Şu Güzellik/Çirkinlik konusu çok garibime gitti.. Ne diyeyim, Allah akıl fikir versin.

axial
14-01-2011, 21:33
Tabii bu durum da Kemalistlerin son modası.. Yıllarca Kürtleri bölücü olmakla, ayrı bir devlet kurmak istemekle suçlayan Kemalistler, Kürtlerin asimile edilmesinin mümkün olmayacaığını, en nihayetinde sonuç olarak demokratik haklarının verilmesinin kesinleştiği şu zamanlarda, madem birlikte yaşamak istemiyorlar ayrılsınlar söylemleri önplana çıktı..

Sen kürt müsün ya da kürtler arasında bir anket falan mı yaptın ki onların yerine konuşma gibi bir cesarette bulunuyorsun. Ya da ırkçı mısın? Kafatasçı faşist misin? Benim bildiğim liberaller sınırlardan ırklardan ve ırkçılıktan yana tutum sergilemez. O yüzden liboş musun? Şu kürtlere verilecek demokratik haklar nelermiş anlat bakalım. Aşiretlere daha fazla para yardımı. Bedeva elektrik kullanımının yasallaştırılması. Pkk ya silah desteği sağlanması falan mı?







Ben bu kadar kendine aşık, kendini toplumların üzerinde gören bir kesimle daha karşılaşmadım.. 'Kürtler bizimle eşit haklara sahip olacaklarına, kendilerine devlet kurup orada istedikleri haklara sahip olsunlar, biz ülkede onları istemiyoruz' söylemi, gerçekten de M.Kemal'i eleştirmek için çok demokratik! bir yöntem.

.

Biz ve mustafa kemal kürtlere siz bizden farklısınız ötekisiniz ayrısınız demedik gelin aynı şartlarda aynı ülkede yaşayalım dedik. Peki kürt kafatasçıları ne yaptı. Hayır biz insan değiliz adam gibi yaşamayı bilmiyoruz. Dağlarda mağaralarda yaşamak istiyoruz dediler. Biz kendimizi toplumların üstünde görmüyoruz. Ama vatanımızı sevdiğimiz doğrudur. Bu istediğiniz kadar zorunuza gitsin.

Sangre
14-01-2011, 23:24
Axial, ilkokuldan kalma tarih bilgini al, onunla kendine kumdan kale yap.

Sen ciddiye alınıp tartışılacak biri değilsin.. Bu yüzden, seni ciddiye almama hakkımı kulanıyorum.

Astur
14-01-2011, 23:54
en basitinden bir örnek sana
ABD’li Dil Bilimci Noam Chomsky: ‘’Ortadoğu’da ki Ulusallık ve Ulusal Kimlik yok edilmeli bunun içinde Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır, böylece bölgede batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sitemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir asla hoş görülemez.’’


O alıntı buradan geliyor, alıntıya kaynak da gösterilmemiş.(yanında 3 yazdığına bakma, tıklayınca boş)

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=5454

Noam Chomsky'nin Batılı devlet adamı değil akademisyen olmasını bir an için bir yana koyalım; Chomsky'nin kim olduğunu bilen biri bu sözün Batılı devletlerin niyetlerini ortaya koyduğunu iddia etmez, adam anarko-sendikalist, ABD'ye falan oldukça eleştirel yaklaşan solcu bir aydındır. Sandığın gibi bir itiraf değil yani o söz, doğru olsa bile değil.


uygulanması durdurulmuş mu :)
kardeşim daha da bişey yazmıycam .. kurusıkısın
servle bop aynı olmayabilir ama ama benzer düşüncelerdir..mantık aynı mantıktır.ama ellerinden gelse sevr haritalarını da ortaya koyarlardı.

Evet, durduruldu. Türkiye'deki ulusalcılar dışında bu konuyu tartışan eden kalmadı dünyada, garip bir psikoloji bizim ülkedeki.

Alıntıladığım bölümdeki bilgiler sana vahiyle geldi herhalde bu arada, çok emin konuşuyorsun...Ne biliyorsun?


asıl senin yazdıklarında bir alaka göremedim.. o zaman müttefikimiz diye şimdi düşmanımız olamaz mı ..

Olabilir de dünya o kadar değişmişken, o dönemki konjonktürden eser kalmamışken aynı planın uygulanmaya çalıştığı fikri saçma değil mi?

alman derneklerinin türkiyedeki faaliyetlerini bir araştır istersen. en son necip hablemitoğlu böyle bir çalışma üzerindeydi suikasta kurban gitti.tabii cemaatin kaynaklarını da araştırmaktaydı..

o senin düşüncen ama sonuna kadar haklıyız bana kalırsa..

Tabii, garantörü olduğumuz uluslararası sözleşmeleri ihlal edip kimsenin tanımadığı kukla bir devlet kurduk, çok haklıyız.


malesef daha önce denk gelmiştim fakat şimdi arasam bulamam..
tabi inanmayabilirsin ama su götürmez bir gerçektir avrupanın pkkyı desteklediği gün gibi ortada

Elbette bulamazsın... Kaynak falan yok ama belli işte yani... :)


tam aksine bölücülük ırkçılık ve sömürü destekleniyor..bu daha önce de çok yazıldı çizildi.hatta mesut yılmaz bir ara ab üyelik müzakerelerinden ayrılmıştı.
senin gördüğün buz dağının görünen kısmı

AB ırkçılğı nerede, ne zaman, nasıl desteklemiş? Bir örnek ver allasen...


yazdıklarımı anlamak mı istemiyorsun ne.
özgürlük insan hakları demokrasi gibi söylemlerle ırakı işgal ettiler 3 e böldüler.aynı oyunu medya üzerinden türk milletine yedirmeye çalışıyolar. orduyu yıpratıp cemaati güclendirip gelecekteki planlarına zemin hazırlıyolar.buna paronaya diyen insanları bir an önce güzellik uykularından uyanmasını temenni ediyorum..

ABD işgal mi edecek bizi? :D

Irak'ı işgal ederken ABD yalan söyledi diye özgürlük, insan hakları, demokrasi gibi değelere sırtımızı mı dönelim? Ne yapalım?


ayrımı çok iyi yapıyorum merak etme fakat bunlar kardeş birbirine .. birisi olmadan diğeri yavan kalır..

Kendini aştın burada, cidden, helal!

ayrıca şilideki ekonamik durumun sebebi düşen bakır fiyatlarıdır.siyasi hiç bir nedeni yoktur

OK! :D Yahu Şili bakır ihraç eden bir ülke, fiyatların düşmesi Şili'ye niye yardımcı olsun?!

darbeyi yapan zaten amerikaydı.haklı olan bu darbecilerin yargılanması tabiki.bunun siyasi liberalizmle hiç bir alakası yok.bunun güçlü bir hukuk sistemiyle alakası var.
şili ile türkiye aynı kulvarda değil..topluma yön veren akılcı politikalar gelişmeyi sağlar.tekrar ediorum liberalizm değil.

Güçlü hukuk sistemleri olan ülkelerin tümünde siyasi liberalizmin baskın olması da tesadüf herhalde. Kuvvetler ayrılığı vb. ilkelerin liberal ilkeler olmasını hani geçelim...

Akılcı politikalar derken K. Kore tarzı politikalar mı?


ben bir örnek verdim.fakat ayrıntılara girersek işin içinden çıkamayız.

Hatalı bir örnek olduğunu kabul ediyor musun?


bu nasıl bir çapıtma paragraf yahu..eğer bu yazıya cevap yazıcaksan senden daha akılcı bir yazı bekliyorum yoksa cevap vermezsem kusura bakma .. zaman kaybı.

Yahu Türkiye'ye örnek olarak fakir, insan haklarına saygısız diktatörlükleri gösteriyorsun. Biz ne yapalım? Ne diyelim?


kürt - ermeni ırkçlığı in
türk ırkçılığı out
ben şahsen yemem bir türk milliyetçisim evet.asla ırkçı değilim.beğenmiyorsun diye geçersiz bir argüman olcak değil..
en azından benim düşüncelerim yerli malı..ya seninkiler..
her şeyi ithal etme zihniyetinden kurtulmanız temenni ile
...

Her türlü ırkçılık out kanka bende, rahat ol. Kürt ya da Ermeni ırkçılığı yaptığımı gördüysen bir örnek bir zahmet!

Sana ırkçı da demedim, argümanının geçersiz olduğunu gör diye bir örnek verdim. Geçersiz olmasının sebebi kişisel beğenim değil mantık kurallarına uygun olmaması argümanın. Safsata var orada.

Benim düşüncelerim yerli malı lafına da çok güldüm! :D Milliyetçilik, devletçilik vs. Türk malı mı?! :D :D

darkofdeath
15-01-2011, 00:06
Kaynaksız ibretlik paylaşımlar serisine benim de şu katkım olsun:

http://www.islamkent.org/showthread.php?t=5630

Benziyorsunuz denince de kızıyorsunuz...

link savaşları mı yapıyoruz şimdi de :)

http://www.tumgazeteler.com/?a=6538381

´ Just!ce `
15-01-2011, 00:13
link savaşları mı yapıyoruz şimdi de :)

http://www.tumgazeteler.com/?a=6538381

Benimki daha bold ulan! :D:fencing:

Hxxx.RTE den inciler...

http://www.haberturk.com/polemik/haber/591577-tiksirana-kadar-iciyorlar-karismiyoruz

pervane
15-01-2011, 00:13
Bu başlığı tekrar okumak üzere döndüm,kim neyi tartışıyor anlayamadığım için de, nedense hemen "freud diye birşey yoktur" şiiri geldi aklıma.

Astur o ne güzel resim öyle, bayıldım. Uğraştırıcı bulmasam, sırf çeşit olsun diye ben de Pol Pot resimleri asmayı düşünmedim değil hani :)

Neyse bitirdiyseniz Sargon çay koyacakmış! Sahi konu nerde kalmıştı. Ben Fetullah Gülen ve Said-i Nursi karşılaştırması yapmasını talep edebilirmiyim. Nurcuların geçmişi ve bugün durdukları yeri nasıl değerlendirecek merak ediyorum.

darkofdeath
15-01-2011, 00:19
sevgili astur.
ben şimdi bir ton açıklama yapsam sen gene farklı anlayıp farklı şeyler söyliceksin.uzayıp gidecek gerek yok
o yüzden söylediklerimi farklı kelimelerle tekrar etmek istemiyorum..
yukarıdaki msjına cevap olarak bir şey yazmıyorum..
ayrıca gülmene sevindim.. hep beni mi güldürceksin biraz da ben seni güldüreyim..
yerli malı yurdum malı hekes bunu kullanmalı :)

darkofdeath
15-01-2011, 00:29
Benimki daha bold ulan! :D:fencing:

Hxxx.RTE den inciler...

http://www.haberturk.com/polemik/haber/591577-tiksirana-kadar-iciyorlar-karismiyoruz

ahanda izledim bugün denk geldim .. aksırana tıksırana kadar içiyolar dedi. ben bile tebessüm ettim :D s*ç*na kadar içiyoruz.. şikayetimiz de zaten o yüzden..bırak kardeşim zevkimden sanane..
yarın saat 19.30 da eylem var amaç içki yasağı protesto. o saatte o dakikada nerde olursanız olun içki içiyoruz.. yer :alkol satışının olduğu heryer :)

Astur
15-01-2011, 00:31
link savaşları mı yapıyoruz şimdi de :)

http://www.tumgazeteler.com/?a=6538381

Link savaşından ziyade bu tarz linklerin hepsinin çöp olduğunu anlatmak istedim.


Bu başlığı tekrar okumak üzere döndüm,kim neyi tartışıyor anlayamadığım için de, nedense hemen "freud diye birşey yoktur" şiiri geldi aklıma.

Astur o ne güzel resim öyle, bayıldım. Uğraştırıcı bulmasam, sırf çeşit olsun diye ben de Pol Pot resimleri asmayı düşünmedim değil hani :)

Neyse bitirdiyseniz Sargon çay koyacakmış! Sahi konu nerde kalmıştı. Ben Fetullah Gülen ve Said-i Nursi karşılaştırması yapmasını talep edebilirmiyim. Nurcuların geçmişi ve bugün durdukları yeri nasıl değerlendirecek merak ediyorum.


Konu koptu gitti evet, haklısın.

Resmi beğendiğine sevindim, ben de çok seviyorum o "your argument is invalid" resimlerini.

Sargon'un değerlendirmelerini ben de bekliyorum.

darkofdeath
15-01-2011, 00:48
Link savaşından ziyade bu tarz linklerin hepsinin çöp olduğunu anlatmak istedim.


senin verdiğin linklerin de maşallahı var nazar değmesin (!)

Sangre
15-01-2011, 00:57
Sevgili darkofdeath, çok merak ediyorum Chomsky hakkında bir söz alıntılarken onun hakkında ne kadar bilgi sahibisin?

Eğer karşıt görüşe dair bir şeyler okumak istiyorsan, bu amcadan başlasan hiç fena olmaz bence.

murted
15-01-2011, 01:23
ABD’li Dil Bilimci Noam Chomsky: ‘’Ortadoğu’da ki Ulusallık ve Ulusal Kimlik yok edilmeli bunun içinde Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır, böylece bölgede batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sitemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir asla hoş görülemez.’’


Ben bir tane dil bilimci Noam Chomsky biliyorum; o da Amerikan politikalarına en muhalif, ABD yönetimlerince en sevilmeyen sayılı insanlardandır. Sanırım bir yanlışlık var alıntıda.

Astur
15-01-2011, 03:18
Sevgili darkofdeath, çok merak ediyorum Chomsky hakkında bir söz alıntılarken onun hakkında ne kadar bilgi sahibisin?

Eğer karşıt görüşe dair bir şeyler okumak istiyorsan, bu amcadan başlasan hiç fena olmaz bence.

Ben bir tane dil bilimci Noam Chomsky biliyorum; o da Amerikan politikalarına en muhalif, ABD yönetimlerince en sevilmeyen sayılı insanlardandır. Sanırım bir yanlışlık var alıntıda.

Çaktırmayın. :)

Hani dedim belki, ufak bir ihtimal ABD'yi eleştirdiği bir konuşmasını yanlış tonda çevirdiler falan ama yok yani olacak gibi değil.

darkofdeath
15-01-2011, 06:08
iftirada olabilir gerçek te bilmiyorum..
fakat amerikan müdaleciliği kitabı yüzünden türkiyede hakkında bir soruşturma açılmıştı.
türkiye alehinde yazıları olmalı ki hakkında soruşturma başlatılabilsin.
diyarbakırda bir konuşmasında gene böyle bir şeylerden bahsediliyor.
bilemiycem yorum sizin..

Astur
15-01-2011, 14:39
iftirada olabilir gerçek te bilmiyorum..
fakat amerikan müdaleciliği kitabı yüzünden türkiyede hakkında bir soruşturma açılmıştı.
türkiye alehinde yazıları olmalı ki hakkında soruşturma başlatılabilsin.
diyarbakırda bir konuşmasında gene böyle bir şeylerden bahsediliyor.
bilemiycem yorum sizin..

Türkiye'yi insan hakları ihlâlleri konusunda eleştiriyor olmasın orada Chomsky?

Firestorm
15-01-2011, 15:00
Türkiye'yi insan hakları ihlâlleri konusunda eleştiriyor olmasın orada Chomsky?


Türkiye ve insan hakları ihlali lütfen böyle bir şey olabilir mi ki hem türkiye kadar özgürlükcü bir ülke var mı gidin hapisaneleri denetleyin yani dünyada yok böyle bir özveri:heh:

axial
15-01-2011, 18:01
Axial, ilkokuldan kalma tarih bilgini al, onunla kendine kumdan kale yap.

Sen ciddiye alınıp tartışılacak biri değilsin.. Bu yüzden, seni ciddiye almama hakkımı kulanıyorum.

Sen kim oluyorsun ki bana böyle ithamlarda bulunabiliyorsun. Bir de yakanda td kollektifi rozetin var. Yazık bu siteye. Sen ciddiye alınıyorsan aynı yolda devam et. Senin her tarafın özgürlükçü olsa ne olur. Tarih hakkında bilmediğimiz ne varsa anlatta rahatla. soruyoruz size kürtmüsünüz kürtler arasında anket mi yaptınız neye dayanrak kürtler adına konuşma cesareti buluyorsunuz kendinizde. Buı soruları sormak yasak mı?

axial
15-01-2011, 18:11
Türkiye ve insan hakları ihlali lütfen böyle bir şey olabilir mi ki hem türkiye kadar özgürlükcü bir ülke var mı gidin hapisaneleri denetleyin yani dünyada yok böyle bir özveri:heh:

Türkiyede insan hakları ihlalerinin fazla boyutta olduğu doğrudur. Buna diyecek sözümüz yok. Fakat 8 yıldır ülkeyi yöneten hükümetin bu yolda yaptıkları çalışmalar nelerdir. Ayrıca amerika gibi ülkeleri veya avrupanın birkaç ülkesi dışındaki ülkeleri de çok ahım şahım demokrat zannetmenize ve onları kendinize örnek almanıza tavım. Amerika daki hapishaneleri de az çok biliyoruz. Giren sağlam çıkmıyor. İdam cezasıda yürülükte bildiğim kadarıyla. Ayrıca bu ülkeler kendilerinden başka kimseye demokrat değiller. Diğer ülkelere zararlarının boyutlarını tartışmaya gerek var mı? Kendileri lüx içinde parasına para katarken kulllandığı emperyalizm gücünü yani güçlü güçsüzü ezzeri kullanıyorlar. Bu ırkçılıktır.

Geçen bir gün kendi ülkeisne bu kadar aşık bir toplum yok gibi bir söz etmişti sayın sangre. Bu konuda kimse amerikanın eline su dökemez. Amerikadaki bir sivrisinek ıraktaki araptan somalideki afrikalıdan veya türkiyedeki kürtten bin kat daha değerlidir onlar için ve soruyorum size o çok övdüğünüz liberal demokrasi bu mu demk? Ben almayayım.

Firestorm
15-01-2011, 19:36
Türkiyede insan hakları ihlalerinin fazla boyutta olduğu doğrudur. Buna diyecek sözümüz yok. Fakat 8 yıldır ülkeyi yöneten hükümetin bu yolda yaptıkları çalışmalar nelerdir. Ayrıca amerika gibi ülkeleri veya avrupanın birkaç ülkesi dışındaki ülkeleri de çok ahım şahım demokrat zannetmenize ve onları kendinize örnek almanıza tavım. Amerika daki hapishaneleri de az çok biliyoruz. Giren sağlam çıkmıyor. İdam cezasıda yürülükte bildiğim kadarıyla. Ayrıca bu ülkeler kendilerinden başka kimseye demokrat değiller. Diğer ülkelere zararlarının boyutlarını tartışmaya gerek var mı? Kendileri lüx içinde parasına para katarken kulllandığı emperyalizm gücünü yani güçlü güçsüzü ezzeri kullanıyorlar. Bu ırkçılıktır.

Geçen bir gün kendi ülkeisne bu kadar aşık bir toplum yok gibi bir söz etmişti sayın sangre. Bu konuda kimse amerikanın eline su dökemez. Amerikadaki bir sivrisinek ıraktaki araptan somalideki afrikalıdan veya türkiyedeki kürtten bin kat daha değerlidir onlar için ve soruyorum size o çok övdüğünüz liberal demokrasi bu mu demk? Ben almayayım.


Ülke 8 sene önce kurulmadı kuruldugundan beri bu ülkede insan hakları ihlalleri yapılmıştır hemde sayılamıyıcak kadar cok bu ülkede onlarca katliyam yapılmıştır faili meculler ama siz sadece o anda karşıt gördügünüz şeyin hatalarını gördügünüz için bunları görmeniz zor tabiki... Ayrıca ben sangre'nin yorumlarınada katılıyorum hiç bir hakarette söz konusu değildir...

naper
15-01-2011, 19:38
Axial;
Sorduğun soru çok can alıcı.Yanıt verememekten kaynaklı girdilere takılma bence...
1,3 milyon BDP oyunun 15 milyon kürt yurttaşı bağlamadığını o da biliyor.Ama kabul edemiyor.
Soru buradan gelince de huzursuzlaşıyor, rahatsız oluyor!

Pek demokratik, pek insan haklarına saygılı, medeniyetin beşiği ülkelerden bir bukle sunalım o zaman;

http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=%C4%B1rak&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://tr.wikipedia.org/wiki/Fildi%C5%9Fi_Sahili
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vietnam_Sava%C5%9F%C4%B1
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili
http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%B6m%C3%BCrgecilik
http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=afganistan&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://tr.wikipedia.org/wiki/Avustralya_Aborjinleri
http://www.vahdet.com.tr/isdunya/dosya2/0418.html
http://tr.wikipedia.org/wiki/2010_Ekvador_darbe_giri%C5%9Fimi
http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=israil%20filistin&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://www.google.com.tr/images?um=1&hl=tr&biw=1280&bih=598&tbs=isch%3A1&sa=1&q=somali&aq=f&aqi=g10&aql=&oq=
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yugoslavya%27n%C4%B1n_da%C4%9F%C4%B1lmas%C4%B1
http://www.analizmerkezi.com/Haber/Gundem/03052010/Atom-Bombasi-Kullanan-ABD-Tehdide-Devam-Ediyor.php

İsviçre merkezli Sipri Enstitüsünün araştırmasına göre, geçen yıl savunma harcamalarını bir önceki yıla göre yüzde 54 oranında artıran ABD, bütçesinde bu alana 661 milyar dolar ayırdı ancak, geçen yıl savunmaya 47 milyar dolar ek harcama yaptı.

ABD Başkanı Barack Obama, bu yıl başında Kongre’den 2011 mali yılı için savunma harcamalarında 708 milyar dolarlık "rekor düzeyde" bütçe talep etmişti.

Fransız ekonomi gazetesi Tribune’deki habere göre, listenin ikinci sırasında ABD’den altı kat daha az savunma harcaması yapan Çin yer alıyor. Ülke, geçen yıl 100 milyar dolar askeri savunma harcaması yaptı.
Çin’i geçen yıl 63,9 milyar dolar savunma harcaması yapan Fransa takip ediyor. Fransa, ülke sınırları dışında özellikle Afganistan’da çok sayıda uluslararası operasyona katılıyor.

Listenin dördüncü sırasında her zaman bu alanda Fransa’nın rakibi olan İngiltere bulunuyor. Ülke, geçen yıl askeri savunma alanına 58,3 milyar dolarlık harcadı.

Listede kendisine ancak beşinci sırada yer bulabilen Rusya’nın eski Sovyet Rusya olmadığı açık. Geçen yıl savunma harcamalarına 53 milyar dolar ayıran Rusya, bu konuda artık ABD ile rekabet edemiyor.

Japonya, geçen yıl yaptığı 51,8 milyar dolarlık savunma yatırımıyla listenin altıncı sırasında yer alırken, onu 45,6 milyar dolarla Almanya takip ediyor.

Türkiye’nin komşusu Yunanistan’ın ise geçen yıl askeri bütçesi gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2,73 (6 milyar 582 milyon avro) düzeyinde bulunuyordu. Yunanistan’ın bu yıl askeri bütçesi ise GSYH’nin yüzde 2,48’i (5 milyar 73 milyon avro) olarak belirlendi.
Kaynak : http://www.internethaber.com/ulkelerin-askeri-butcesi-ne-kadar-260044h.htm#ixzz1B7wLc6Ey


Acaba milyarlarca dolarlık silahları kolleksiyoncular için mi üretiyor bu ülkeler?

murted
15-01-2011, 20:02
Sen kürt müsün ya da kürtler arasında bir anket falan mı yaptın ki onların yerine konuşma gibi bir cesarette bulunuyorsun. Ya da ırkçı mısın? Kafatasçı faşist misin? Benim bildiğim liberaller sınırlardan ırklardan ve ırkçılıktan yana tutum sergilemez. O yüzden liboş musun? Şu kürtlere verilecek demokratik haklar nelermiş anlat bakalım. Aşiretlere daha fazla para yardımı. Bedeva elektrik kullanımının yasallaştırılması. Pkk ya silah desteği sağlanması falan mı?


Axial, Sangre'in sana yazdığını tasvip edecek değilim ama senin yazdıklarından onunkinden aşağı değil gibi. Hal böyleyken biraz gereksiz alınganlık yapmışsın gibi geliyor bana. Ya da biz çok daha fazlasını söylenilip normal karşılandığı bir ortamda yazmaya alıştığımız için bize normal geliyor söylenenler. Ama her halukarda senin iletinde de doğrudan, mesnetsizce suçlamalar ve liboşlukla itham var. Bence öpüşün, barışın siz.


Biz ve mustafa kemal kürtlere siz bizden farklısınız ötekisiniz ayrısınız demedik gelin aynı şartlarda aynı ülkede yaşayalım dedik.

En basitinden bu ülkede Kürtçe konuşmanın yasak olduğu dönemler oldu. Yakınlara gelelim; on sene evvel Ahmet Kaya'ya MGD ödül töreninde yapılanları anımsayınız.
Siz, bizim gibi olun bizle aynı olun demişiz. Yoksa biz sizi olduğu gibi kabul ediyoruz, bizle aynı olun dememişiz. İkisi arasında dağlar kadar fark var. Ve biz ilkini nasıl kabul edilemez buluyorsak onların da bunu kabul etmeme hakkı olduğunu unutmayalım.

murted
15-01-2011, 20:15
iftirada olabilir gerçek te bilmiyorum..
fakat amerikan müdaleciliği kitabı yüzünden türkiyede hakkında bir soruşturma açılmıştı.
türkiye alehinde yazıları olmalı ki hakkında soruşturma başlatılabilsin.
diyarbakırda bir konuşmasında gene böyle bir şeylerden bahsediliyor.
bilemiycem yorum sizin..

Sanırım şundan bahsediyorsunuz:

http://www.bigglook.com/chomsky/

ABD'li ünlü düşünür ve dil bilimci Noam Chomsky, DGM'ye ifade vermek ve iki panele katılmak üzere İstanbul'a geldi. Chomsky, Türkiye ziyaretinde Aram Yayıncılık tarafından yayınlanan ve toplatılan "Amerikan Müdahaleciliği" adlı kitabının ilk duruşmasına katılacak ve içinde kendi yazısı da yayınlanan "Düşünceye Özgürlük-2001" adlı kitabın yayıncısı sıfatıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcılığına ifade verecek.

Ziyaret çerçevesinde akademi ve medya dünyası ile Sivil Toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya gelecek olan Chomsky, İstanbul ve Diyarbakır'da "Medya ve Demokrasi", "11 Eylül ve İletişim" ve "Uluslararası Hukuk ve Ortadoğu" konulu konferanslar verdi. Diyarbakır'daki konferansı sırasında Chomsky'nin Kürtçe eğitim ile ilgili sarfettiği sözler hakkında DGM soruşturma başlattı

Firestorm
15-01-2011, 20:26
Sen kürt müsün ya da kürtler arasında bir anket falan mı yaptın ki onların yerine konuşma gibi bir cesarette bulunuyorsun. Ya da ırkçı mısın? Kafatasçı faşist misin? Benim bildiğim liberaller sınırlardan ırklardan ve ırkçılıktan yana tutum sergilemez. O yüzden liboş musun? Şu kürtlere verilecek demokratik haklar nelermiş anlat bakalım. Aşiretlere daha fazla para yardımı. Bedeva elektrik kullanımının yasallaştırılması. Pkk ya silah desteği sağlanması falan mı?



Biz ve mustafa kemal kürtlere siz bizden farklısınız ötekisiniz ayrısınız demedik gelin aynı şartlarda aynı ülkede yaşayalım dedik. Peki kürt kafatasçıları ne yaptı. Hayır biz insan değiliz adam gibi yaşamayı bilmiyoruz. Dağlarda mağaralarda yaşamak istiyoruz dediler. Biz kendimizi toplumların üstünde görmüyoruz. Ama vatanımızı sevdiğimiz doğrudur. Bu istediğiniz kadar zorunuza gitsin.


Siz ve mustafa kemal mı :heh: o dönemde yaşıyor muydunuz? Biz yani Siz kimsiniz? Hangi eşit şartlar dillerini yasaklıyarak sağlanılan eşit şartlar mı güldürme beni... Şu yazın ırkcılık kokuyor kimse zevkinden dağlarda yaşamaz onları dağlarda yaşamaya zorlıyan nedenlere bakmak lazım daha öncede belirttigim gibi ben bi Alevi'yim nerdeyse bütün Alevi köyleri dağlarda dır sence dağ havası almak için mi oralara kurdular köyleri...

darkofdeath
16-01-2011, 04:16
neyse ne arkadaşlar. bir yanlışlık varsa kabul ederim.
tartışmayı fazla uzatmıycam.şu alıntıyla noktalıyorum..

"Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan
yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!"....

DARWİN

ulpian
16-01-2011, 04:54
sayın darkofdeath,

neyse ne arkadaşlar. bir yanlışlık varsa kabul ederim.
tartışmayı fazla uzatmıycam.şu alıntıyla noktalıyorum..

"Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan
yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!"....

DARWİN

her dediğinize de karşı çıkılıyormuş gibi algılamayın lütfen ama.

Bu ''özlü deyişin'' Darwin'e ait olduğundan emin misiniz?

Google bu cümleyi Darwin'e ait olarak yazan tonlarca sayfa buluyor. Ama hiçbiri kaynak vermiyor. Sadece forum ve facebook mesajları. Ben Almancasını aramaya çalıştım. Buna benzer birşey bulamadım. Darwin için biraz fazla siyasi mesajlı ve biraz da fazla yavan gibi sanki...

Bir kaynak verebilir misiniz?

darkofdeath
16-01-2011, 05:09
haklısınız internette görmüştüm ben de ..hatta turandursun forumlarında bununla ilgili başlık vardı. sargon sanırım.o sunay akına ait olabileceğini yazmıştı.
bir vatangazetesi yazarı köşesinde darwin diye yazmış.

neyse.. bana ulaşan bir slayt var onu rapide yükledim.bazı arkadaşlar ab nin türkiyeye yaptıkları ile ilgili düşünceleri paranoyak olarak değerlendirmişti.
bu slayt sanırım dikkatlerini çekecektir.

http://rapidshare.com/files/442796570/AB.pps

Astur
16-01-2011, 05:41
Pek demokratik, pek insan haklarına saygılı, medeniyetin beşiği ülkelerden bir bukle sunalım o zaman;

http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=%C4%B1rak&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://tr.wikipedia.org/wiki/Fildi%C5%9Fi_Sahili
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vietnam_Sava%C5%9F%C4%B1
http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili
http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%B6m%C3%BCrgecilik
http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=afganistan&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://tr.wikipedia.org/wiki/Avustralya_Aborjinleri
http://www.vahdet.com.tr/isdunya/dosya2/0418.html
http://tr.wikipedia.org/wiki/2010_Ekvador_darbe_giri%C5%9Fimi
http://www.google.com.tr/images?hl=tr&q=israil%20filistin&um=1&ie=UTF-8&source=og&sa=N&tab=wi&biw=1280&bih=598
http://www.google.com.tr/images?um=1&hl=tr&biw=1280&bih=598&tbs=isch%3A1&sa=1&q=somali&aq=f&aqi=g10&aql=&oq=
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yugoslavya%27n%C4%B1n_da%C4%9F%C4%B1lmas%C4%B1
http://www.analizmerkezi.com/Haber/Gundem/03052010/Atom-Bombasi-Kullanan-ABD-Tehdide-Devam-Ediyor.php
Acaba milyarlarca dolarlık silahları kolleksiyoncular için mi üretiyor bu ülkeler?

naper, yine ciddi mantık hatalarının görüldüğü bir iletinle karşımızdasın. Sık sık genetik safsataya başvurduğunu daha önce de yazdım; nesiller önce yaşanmış şeyler ile günümüzdeki ülkeleri eleştirmek hatalı bir yaklaşımdır. Deden suç işledi, sen hapse gir demek gibi bir şey bu. Hani bazı ülkeleri geçmişleri ile yüzleşmemek ile suçlaman tutarlı olduğun sürece bence yerinde olur(mesela Japonya'da böyle bir durum var, Almanya'da ise yok) ama sende o tutarlılığı da göremiyorum. İki yanlışın bir doğru yapacağı yanılgısına sahip olduğun görünüyor ki "onlar da yapıyor, biz yapınca sorun olmamalı" gibi bir açıdan yaklaşabiliyorsun olaylara. Yukarıda listelediğin şeylere eleştirel yaklaşman tutarlı olduğun sürece meşru bir yaklaşımdır demiştim, tutarlı olman için kendi ülkene ve tarihine de aynı şekilde yaklaşman gerekir demek istiyorum o sözlerle.

Ha bir de Kızılderililer, Aborjinler falan diyorsun; ama şu tarz şeylerden haberin var mı acaba?

http://en.wikipedia.org/wiki/Motion_of_Reconciliation
http://en.wikipedia.org/wiki/Indian_Self-Determination_and_Education_Assistance_Act
http://www.nativevillage.org/Messages%20from%20the%20People/resolution_of_apology_to_native_.htm
http://blogs.wsj.com/washwire/2009/12/22/us-offers-an-official-apology-to-native-americans/

vs.







neyse.. bana ulaşan bir slayt var onu rapide yükledim.bazı arkadaşlar ab nin türkiyeye yaptıkları ile ilgili düşünceleri paranoyak olarak değerlendirmişti.
bu slayt sanırım dikkatlerini çekecektir.

http://rapidshare.com/files/442796570/AB.pps

Linkteki power point sunumunu inceledim; altında araştırma kurumu yazıyor ama sanki bir lise öğrencisinin elinden çıkmış bu sunum. İmlası bozuk yazılar, kaynaksız alıntılar ve bin çeşit her biri birbirinden komik iddia...Daha ilk sayfadan itibaren "Türk halkı dünyanın en sağduyulu halkı olup yanlış karar vermeyecektir", "Avrupa tarih boyunca emperyalist olmuştur" gibi inciler var. Bu başlıkta bazı spesifik örneklerini eleştirdiğimiz ulusalcı zırvaların hemen hepsi var sunumda.

Şimdi yazılanların hepsini/hiçbirini çürütmedin vs. diyebilirsiniz, ama ortaya milyon tane hatadan muzdarip bir link atıp sonra karşıdakinden saatlerini alacak bir reddiye beklemek makul bir istek değil. Buradaki spesifik iddialardan birini ya da birkaçını seçer getirir, ve de kendi sözcüklerinle ifade edersen ben de uğraşıp ciddi ciddi cevap vereceğime çok seviyorum. Öbür türlü zamanımı harcayamayacağım, kusura bakma.

darkofdeath
17-01-2011, 16:03
24-26 Haziran 2008 Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)
alınan kararlar
1-Türkiye’nin Güneydoğusu Kürdistan’dır.

2-Faşist Türk Ordusu Güneydoğuda işgalcidir ve Kürtleri katletmektedir.

3-Türk askeri Kıbrıs’ta işgalcidir.

4-Türkiye’de azınlıklar sorunu vardır.

http://www.videoface.gen.tr/video-silinmeden-izle-paylas-akp-milletvekili-turk-or.html

AKPM, AB den farklı bir kuruluş olsa da böyle bir kararın niyeti çok açıktır..bence bu kardeş iki organizasyon aynı amacı gütmektedir..
bu önergeyi imzalayanlar arasında
1-Mevlüt Çavuşoğlu (AKP Antalya Milletvekili)

2-Ruhi Açıkgöz (AKP Aksaray Milletvekili)

3-Lokman Ayva (AKP İstanbul Milletvekili)

4-Mesude Nursuna Memecan (AKP İstanbul Milletvekili)

5-Özlem Pehlivanoğlu (AKP İstanbul Milletvekili)

6-Mehmet Saygın Tekelioğlu (AKP İzmir Milletvekili)

7-Mustafa Ünal (AKP Karabük Milletvekili)

8-Erol Aslan Cebeci (AKP Sakarya Milletvekili)

naper
17-01-2011, 16:11
naper, yine ciddi mantık hatalarının görüldüğü bir iletinle karşımızdasın. Sık sık genetik safsataya başvurduğunu daha önce de yazdım; nesiller önce yaşanmış şeyler ile günümüzdeki ülkeleri eleştirmek hatalı bir yaklaşımdır. Deden suç işledi, sen hapse gir demek gibi bir şey bu. Hani bazı ülkeleri geçmişleri ile yüzleşmemek ile suçlaman tutarlı olduğun sürece bence yerinde olur(mesela Japonya'da böyle bir durum var, Almanya'da ise yok) ama sende o tutarlılığı da göremiyorum. İki yanlışın bir doğru yapacağı yanılgısına sahip olduğun görünüyor ki "onlar da yapıyor, biz yapınca sorun olmamalı" gibi bir açıdan yaklaşabiliyorsun olaylara. Yukarıda listelediğin şeylere eleştirel yaklaşman tutarlı olduğun sürece meşru bir yaklaşımdır demiştim, tutarlı olman için kendi ülkene ve tarihine de aynı şekilde yaklaşman gerekir demek istiyorum o sözlerle.

Ha bir de Kızılderililer, Aborjinler falan diyorsun; ama şu tarz şeylerden haberin var mı acaba?

http://en.wikipedia.org/wiki/Motion_of_Reconciliation
http://en.wikipedia.org/wiki/Indian_Self-Determination_and_Education_Assistance_Act
http://www.nativevillage.org/Messages%20from%20the%20People/resolution_of_apology_to_native_.htm
http://blogs.wsj.com/washwire/2009/12/22/us-offers-an-official-apology-to-native-americans/

vs.








Linkteki power point sunumunu inceledim; altında araştırma kurumu yazıyor ama sanki bir lise öğrencisinin elinden çıkmış bu sunum. İmlası bozuk yazılar, kaynaksız alıntılar ve bin çeşit her biri birbirinden komik iddia...Daha ilk sayfadan itibaren "Türk halkı dünyanın en sağduyulu halkı olup yanlış karar vermeyecektir", "Avrupa tarih boyunca emperyalist olmuştur" gibi inciler var. Bu başlıkta bazı spesifik örneklerini eleştirdiğimiz ulusalcı zırvaların hemen hepsi var sunumda.

Şimdi yazılanların hepsini/hiçbirini çürütmedin vs. diyebilirsiniz, ama ortaya milyon tane hatadan muzdarip bir link atıp sonra karşıdakinden saatlerini alacak bir reddiye beklemek makul bir istek değil. Buradaki spesifik iddialardan birini ya da birkaçını seçer getirir, ve de kendi sözcüklerinle ifade edersen ben de uğraşıp ciddi ciddi cevap vereceğime çok seviyorum. Öbür türlü zamanımı harcayamayacağım, kusura bakma.

Kırmızı başlıklı kız, anneannesine yiyecek götürmek için yola çıkar....

Ne alakası var arkadaşım.Kel alaka diyecem, lakin hafif kalır.Sen okumadan mı yazıyorsun yoksa bilerek mi yapıyorsun.Şu başlığa elli tane mesaj attın, saide hiç değinmedin...
Hadi ondan geçtik, şimdi benden alıntı yapıp yazdığın yanıtla benim yanıtımın ne alakası var?

İşine gelince "onlar mazi oldu."
İşine gelmeyince "resmi tarih"
Madem makul bir reddiyen yok, hiç yazma o vakit...Senin konuyla alakasız, yazmak için yazdığını kimse okumak zorunda değil.
Şaka mısın nesin?

Astur
17-01-2011, 16:40
24-26 Haziran 2008 Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)
alınan kararlar


Bu kopyala yapıştır yaptığın metnin aynısını internette birkaç yerde bulabildim, hepsi de ülkücü forumları ya da Kemalist siteler; hiçbirinde de kaynak gösterilmemiş. Bunun aslı var mı diye Avrupa Konseyi'nin Türkiye sitesine baktım, Haziran 2008 bülteninde buna benzer hiçbir şeye rastlayamadım. İnternette dandirik forumlar dışında bir kaynak getirebilir misin buna? Bir gazeteden haber ya da resmi siteden link falan?

Ben buraya baktım mesela:
http://www.avrupakonseyi.org.tr/bulten/june08.htm


Kırmızı başlıklı kız, anneannesine yiyecek götürmek için yola çıkar....

Ne alakası var arkadaşım.Kel alaka diyecem, lakin hafif kalır.Sen okumadan mı yazıyorsun yoksa bilerek mi yapıyorsun.Şu başlığa elli tane mesaj attın, saide hiç değinmedin...
Hadi ondan geçtik, şimdi benden alıntı yapıp yazdığın yanıtla benim yanıtımın ne alakası var?

İşine gelince "onlar mazi oldu."
İşine gelmeyince "resmi tarih"
Madem makul bir reddiyen yok, hiç yazma o vakit...Senin konuyla alakasız, yazmak için yazdığını kimse okumak zorunda değil.
Şaka mısın nesin?

O iletide hem senin, hem de darkofdeath'in iletilerine cevap verdim; o cevabın tamamı sana sandın herhalde. Başlık Said ile alakasız bir noktadayken niye Said'den bahsedeyim bir de?!

İşin gücün safsata valla naper; yaptığın mantık hatalarını gösteriyor, doğrusunu da yazıyorum, daha ne yapabilirim bilemiyorum. Günümüz İspanya'sındaki demokratik sistemi örnek gösteren birine "ama onlar Mayaları, İnkaları kesti!!!" dediğin zaman komik oluyorsun. Milletin tarihi ile nasıl yüzleştiğinin de örneklerini verdik, sana tavsiyem oku onları, bir ihtimal feyz meyz alabilirsin.

naper
17-01-2011, 17:56
O iletide hem senin, hem de darkofdeath'in iletilerine cevap verdim; o cevabın tamamı sana sandın herhalde. Başlık Said ile alakasız bir noktadayken niye Said'den bahsedeyim bir de?!

İşin gücün safsata valla naper; yaptığın mantık hatalarını gösteriyor, doğrusunu da yazıyorum, daha ne yapabilirim bilemiyorum. Günümüz İspanya'sındaki demokratik sistemi örnek gösteren birine "ama onlar Mayaları, İnkaları kesti!!!" dediğin zaman komik oluyorsun. Milletin tarihi ile nasıl yüzleştiğinin de örneklerini verdik, sana tavsiyem oku onları, bir ihtimal feyz meyz alabilirsin.

Ne tarihi arkadaşım.Amerika ırak'a saldırıp işgal edeli kaç yıl geçti?
Fildişi sahillerinin bombalanmasından kaç yıl geçti?
Gürcistana rusya gireli kaç yıl geçti?
Vietnam?
Kuzey kore?
Afganistan?
Gözümüzün önünde, avrupanın göbeğinde yugoslavya dağılırken neler oldu?Neden tüm parklar mezarlık bosnada?
Kaç yıl geçti?
Sen ancak saçmala, konuyla alakasız yazılar as...
Said hakkında ne diyorsun diyorum...
Sürekli kaçıyorsun yanıttan...Bak efendiniz cici liberallere neler yapıyor.Sizin de iyice kimyanız bozuldu...
Hala osmanlı sayıklıyorsunuz, varna da kosova da adam kesen, akdenizi iç deniz yapan, çoluğu çocuğu devşirip savaştıran, kadına kıza tecavüz eden osmanlı demokrat...
Ayaklanma bastıran Türkiye faşist!
Hadi ordan!

darkofdeath
17-01-2011, 19:08
Bu kopyala yapıştır yaptığın metnin aynısını internette birkaç yerde bulabildim, hepsi de ülkücü forumları ya da Kemalist siteler; hiçbirinde de kaynak gösterilmemiş. Bunun aslı var mı diye Avrupa Konseyi'nin Türkiye sitesine baktım, Haziran 2008 bülteninde buna benzer hiçbir şeye rastlayamadım. İnternette dandirik forumlar dışında bir kaynak getirebilir misin buna? Bir gazeteden haber ya da resmi siteden link falan?

Ben buraya baktım mesela:
http://www.avrupakonseyi.org.tr/bulten/june08.htm




http://www.ilk-kursun.com/2011/01/buyuk-abi-emretti-21/

sargon
17-01-2011, 20:24
darkofdeath'in bahsettigi link su:

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12829

Görüldügü gibi bu sözün Darwin'e ait olduguna dair bir delil yok. Muhtemelen birisi verdigim milliyet blog'undaki yaziyi üstünkörü okuyup, sözü Darwin'e maletmis. Binlerce kisi de bunun Darwin'e ait olmasini istedigi icin oraya buraya yapistirmis.

Burdan söyle bir sonuc cikariyorum. Toplumlari manipule edebilmek icin bir seylerin oldugu gibi degil de, sizin olmasini istediginiz gibi göstermek bir eylem tarzi oluyor. Bu tarzi daha önceleri islamcilarda cok görüyordum. Bir resmin, bir videonun falan altina olmasini istedikleri sekilde bir aciklama yazarak internete sürüyorlardi. Sevgililer günü icin NASA'nin yayinladigi fotografi, bilmem hangi Kuran ayetinde bahsedildigi icin NASA'nin islam alimlerine gönderdigi iddiasi.. Photoshop yarismasinda ödül almis bir resmi Adem'in iskeleti bulundu seklinde sunulmasi.. Ve daha niceleri..

Son yillarda ulusalcilik denilen bir akim gelisti. Ayni manipulasyon cabasi bu kesimde cok yogun sekilde yasaniyor. Bircok örnek gördüm. Erdogan'in "perdesiz ev ya satilik ya kiraliktir" dedigi iddiasi.. AKP'nin yöneticilerinin hep Kürt oldugu iddiasi.. Bircok üniversite hocasinin AB'ye hizmet ettigi iddiasi.. AB'nin Türkiye'yi bölmek icin bircok plani.. Bunlarin hemen cogunda resmi bir kaynak gösterilmiyor.

Ilk Kursun sitesi de bu tarz yazilari bolca yayinlayan sitelerden birisi. Banu Avar, Sinan Meydan, Figen Özen gibi yazarlar bu tür yalana yada carpitmaya dayali propagandayi sürekli ve gönüllü sekilde yapiyorlar. Halbuki kendi sempatizanlarina zarar veriyorlar. Insanlarin düsünce yeteneklerini köreltip, sartlandirmaya calisiyorlar.

Halbuki din, politika gibi konular oldukca zengindir ve ben internet okurunun önüne atilan her yemi yiyen tavuklar oldugunu pek düsünmüyorum. Daha cok o yemi yemeye hazir olanlar yiyorlar.

darkofdeath
18-01-2011, 00:38
sargon
bu yazının üstüne onurlu bir şekilde hesabı silmek düşer ..
hoşça kalın dostça kalın..
herkese saygılarımla..

darkofdeath
18-01-2011, 13:14
son msj olarak eklemek istedim..
türkiyenin jeopolitik konumu itibariyle üzerinde oynanan oyunları görmek için belgeye ihtiyaç yok.
geçmişi iyi bilip çevremizi iyi analiz ettiğimizde çok iyi anlaşılabilir.
türkiye bulunduğu nokta itibariyle ve enerji kaynaklarına yakınlığı sebebiyle hertürlü politikanın içine çekilmiş durumda görüyorum.
birleşen bütünleşen dünyada türkiyenin de bir birlik olarak kendisini ifade etmesi şarttır.bu ab ile olabilecek bir şey değil.
ısrarla bunu savunmak ya bilgisizlik ya art niyet..
ab nin türkiyeyi pazar olarak görmesi oyalama stretejisiyle bütünleşip türk milletini huzursuz bir yer ve sürekli tüketen bir toplum olması yönünde koşullandırmaya çalıştığı ortadadır.
diğer türk cumhuriyetleriyle oluşturulabilecek bir birlik türkiyenin kalkınmasına bölgede güç dengelerini değiştirmesine yardımcı olucak.
bunu faşist bir zihniyet olarak algılayan zihniyet kadar ucube bir zihniyet yoktur.
türkiyede gördüğüm iki zihniyet yani islamcılık ve liberal demokrasi , türkiyenin son dönemde hangi aşamaya geldiğini görmek için ideal.dünyada ulus devletleri parçalayıp sömürge yapmak emperyalist devletlerin hiç bir zaman vazgeçemeyeceği bir hevestir.
özgürlük bağlamında yapılacak herhangi bir davranış kesinlikle başka devletlerin desteklemesiyle yapılmaması şarttır.
akp, ab ve abd den aldığı destekle tsk yı yıpratma faliyetleri gerçekleştirmekte azınlıklara ayrıcalıklar tanınarak iç siyasi kargaşa ortamı hazırlanmakta olduğu ortada. buna da özgürlük deyip ulusal kesimi komplo teorisyenleri yapan zihniyeti kendilerine iade ediyorum..
az önce vurgulamak istediğim bir durumu tekrar söylüyorum.hak ve özgürlükler bizim elimizden çıkmalı. despot değil ama bilinçli davranmak gerek..yeri geldiğinde özgürlüklüklerin kısıtlanmamasını savunmak ütopik olduğundan sizleri gerçeklerle düşünmeye davet ediyorum :)

http://www.youtube.com/watch?v=AcwJs7A9uyQ

son olarak tüm turan dursun ailesine selamlarımı iletirim..

Astur
20-01-2011, 19:45
Ne tarihi arkadaşım.Amerika ırak'a saldırıp işgal edeli kaç yıl geçti?
Fildişi sahillerinin bombalanmasından kaç yıl geçti?
Gürcistana rusya gireli kaç yıl geçti?
Vietnam?
Kuzey kore?
Afganistan?
Gözümüzün önünde, avrupanın göbeğinde yugoslavya dağılırken neler oldu?Neden tüm parklar mezarlık bosnada?
Kaç yıl geçti?


Senin bohça yapıp birbiriyle aynı sandığın olayların tarihleri, içerikleri vs. hakkında çok ama çok büyük farklar var. Irak ve Afganistan işgalleri olalı 10 yıla yakın zaman oldu, Gürcistan keza; ama Vietnam ve Kuzey Kore olayları olalı onlarca yıl oldu, köprülerin altından da çok sular aktı. Kore Savaşı yaşandığında ABD'de siyahların durumu ne şekildeydi, bugün ne şekilde bir bak mesela. İspanya 70'lerde Franco diktatörlüğünü yaşıyordu, bugün bambaşka bir ülke. Ki Kuzey Kore örneğinde saldırgan olan Çin ve Sovyet destekli Kuzey Kore tarafıdır, Güney Kore işgale uğramıştır. Fildişi Sahilleri'ndeki bombalama derken kast ettiğin BM görevi için orada bulunan Fransız birliklerine ateş açılmasından sonra Fransızların yaptığı misilleme falan, hani olayın içeriğinden bihaber olmanı geçtim, önceki mesajda yolladığın link Fildişi Sahili hakkında genel bilgi veren bir Vikipedi maddesi, kahin olmadan neden bahsettiğini anlamamız kolay değil yani. Yugoslavya örneğinde de ne olmuş? Demokratiklik konusunda örnek verdiğimiz ülkeler katliam mı yapmış? Yoksa katliamı durdurmak için NATO falan müdahale mi etmiş? Hani geç, eksik müdahale etmiş denebilir ama sorumluluk Batı'nın mı? Hiç sanmıyorum. Rusya'yı demokratiklik konusunda kim örnek verdi sana bu arada?

Hiç işte, laf olsun torba dolsun diye boş boş yazanın kim olduğu ortada.


Sen ancak saçmala, konuyla alakasız yazılar as...
Said hakkında ne diyorsun diyorum...
Sürekli kaçıyorsun yanıttan...Bak efendiniz cici liberallere neler yapıyor.Sizin de iyice kimyanız bozuldu...
Hala osmanlı sayıklıyorsunuz, varna da kosova da adam kesen, akdenizi iç deniz yapan, çoluğu çocuğu devşirip savaştıran, kadına kıza tecavüz eden osmanlı demokrat...
Ayaklanma bastıran Türkiye faşist!
Hadi ordan!

Anlaşıldı naper, seninle düzgün konuşmaya çalışmak zaman kaybı, mavi ekranı veriyorsun hemen. Sen ordusuyla, milletiyle yaşa T.C. diye birkaç kez bağır ferahla, sonra da birbirimizi görmezden gelelim.

aydoe
20-01-2011, 20:17
Said delidir dedik .

Aslında tıpta delilik diye bir terim yoktur, bir kişinin ruh sağlığının bozuk olduğundan bahsedebiliriz.
Bu terim halk tarafından kullanılan bir terimdir.

Genelde toplumun geçerli tayin ettiği düşünceleri, değer yargılarını, davranış özeliklerini göstermeyen ve "topluma aykırı" olan insanlara manyak veya deli denir.

Akılla, mantıkla bağdaşmayan düşünce, duygu ve davranışlar sergilediğinden dikkat çeker.
Delilik; düşünce, duygu ve davranış alanındaki sapmalar,bozukluklarla karakterizedir.

Said giyimi yöresel kıyafetleri, başında sarığı belinde hançeri ile ortalıkta endam etmesi neticesi akıl hastanesine kapatılır.

Örneğin şizofrenin paranoid formunda kışı, kendisinin takip edildiğini, yemeklerine zehir konduğunu düşünebilir. Perdelerini sıkı sıkı kapatıp, evin içinde divan altlarını arayıp, radyo-tv içinde gizli cihaz araştırabilir.
</SPAN>17 kez zehirlendiğini ve öldürülmeye çalışıldığını düşünmekteydi

Hezeyanları olabilir, örneğin çok büyük bir insan olduğunu, dikkatli olması gerektiği sonucunu çıkarabilir. Kendisine görev verileceği, haber beklemesi gerektiği yargısına varabilir.
Kimi hasta "mehdi" olduğunu, "Hz isa" olduğunu, dünyayı kurtaracağını söyler. Allah'la konuşan, ondan vahi alan, kendini peygamber ilan eden hastalar çıkmaktadır.

“Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz”

Sen neymişsin be abi !

Paranoya Psikozu
Bu insanlar, bütün ömrü boyunca, kendi karakterine ve şahsiyet yapısına sıkı sıkıya bağlı; belirli bir sıra, düzen ve açıklık içinde ifade edilen tek bir konuda hezeyanlara sahiptirler.

Bu hastalıkta hastanın tek bir konuda "takıntısı" vardır. Bu takıntıyı öylesine sistemli tefsirli anlatımı vardır ki inanmak çok güçtür.
Paranoya psikozu yerleşmeden önce hasta üç evre geçirir:

1)Dikkat ve analiz devresi: Hasta etrafında olup bitten hadiselere dikkat eder. Onları gelecekteki hezeyanlarını besleyecek tarzda tefsir eder. Kendisinde ve etrafında kendisine karşı olan davranışlarda birçok hususiyet keşfeder.

2) Perseküsyon devri: Bu durumda hezeyanlar ortaya çıkmaya başlar.

3) Büyüklük hezeyanları devresi: Aslında bu dönem 2devre ile beraber gelişir. Hasta kendini "büyük", "azametli", "birilerine yön veren" güçlü biri gibi algılar. Bundan dolayı kendisini çekmeyenler olduğunu söylerler.
Bu hastalarda kendiliğinden ve iradi olan dikkat ve hafıza; bilhassa hezeyanıyla ilgili konularda çok artmıştır.

Paranoyanın Bazı Klinik şekilleri

a) Kötülük görme paranoyası: Yukarda temas ettiğimiz gibi hasta, çevresindeki insanların kendisine düşman oldukları, kendisinin birtakım komplolara kurban gittiği fikrindedir.

b) Hak iddiası: Hastanın ömrü mahkemelerde geçer. Haklarının gasp edildiğini, aslında kendisinin çok yetenekli, büyük işler başaracak biri olduğunu, fakat kıskançlık ve komplolar yüzünden yükselmediğini söyler.

c) Keşif hezeyanlı paranoya: Bunlar mevcut keşifler ve icraatlardan birini kendine ait olduğunu iddia ederler. Veyahut yeni ve "uçuk" bir proje, icattı geliştirir. Bunu resmi makamlara kabul ettirmek için uğraşır dururlar.

d) Büyüklük,asalet hezeyanlı paranoya (ihtiraslı idealistler ): Toplumlar için en tehlikeli tip budur. Bu insanlardan bazıları mehdilik, peygamberlik veya insanlığı kurtaracak yeni mesajcı olduklarını iddia ederler. Etrafına da telkine yatkın,zeka seviyeleri orta veya ortanın altı insanları rahatlıkla toplayabilirler. Bu insanlar her zaman toplumda dikkat çekerler. Mesela, islami anlayışa uygun olmayan "mut'a nikahı" kıyan, tesettürü inkar eden, olan olayları mehdiliği yönünde tefsir eden ve kitap yazan insanlar vardır.

Bilgisiz, masum yüzlerce genç, bu tur insanların peşinden gitmektedir.

"Toplumsal paranoya" bu gibi durumlarda söz konusudur. Çünkü "lider" in paranoyası ona inanan kitle tarafından paylaşılmıştır. Ona inanılmaktadır.

Mistik hezeyanlı paranoyakların yanın da politik, ideolojik fikri olanlarda vardır.
Paranoyaklarla hezeyanları konusunda mantıki tartışmaya girmek doğru değildir. Boşa nefes tüketilir. Bu insanlar hezeyanlarıyla beraber "mezara girerler", kesinlikle hasta olduklarını kabul etmezler.

http://www.panik-atak.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=61&Itemid=65 (http://www.panik-atak.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=61&Itemid=65)

Biraz tanıdık gibi geldi ,bir tür sosyal paranoya nurculuk,inanmak isteyene ilaç.

Konu Said ve ben adama deli demişim nurculukta bir sosyal paranoyadır demişim .
Kimse de cevap vermemiş !

naper
20-01-2011, 20:42
Senin bohça yapıp birbiriyle aynı sandığın olayların tarihleri, içerikleri vs. hakkında çok ama çok büyük farklar var. Irak ve Afganistan işgalleri olalı 10 yıla yakın zaman oldu, Gürcistan keza; ama Vietnam ve Kuzey Kore olayları olalı onlarca yıl oldu, köprülerin altından da çok sular aktı. Kore Savaşı yaşandığında ABD'de siyahların durumu ne şekildeydi, bugün ne şekilde bir bak mesela. İspanya 70'lerde Franco diktatörlüğünü yaşıyordu, bugün bambaşka bir ülke. Ki Kuzey Kore örneğinde saldırgan olan Çin ve Sovyet destekli Kuzey Kore tarafıdır, Güney Kore işgale uğramıştır. Fildişi Sahilleri'ndeki bombalama derken kast ettiğin BM görevi için orada bulunan Fransız birliklerine ateş açılmasından sonra Fransızların yaptığı misilleme falan, hani olayın içeriğinden bihaber olmanı geçtim, önceki mesajda yolladığın link Fildişi Sahili hakkında genel bilgi veren bir Vikipedi maddesi, kahin olmadan neden bahsettiğini anlamamız kolay değil yani. Yugoslavya örneğinde de ne olmuş? Demokratiklik konusunda örnek verdiğimiz ülkeler katliam mı yapmış? Yoksa katliamı durdurmak için NATO falan müdahale mi etmiş? Hani geç, eksik müdahale etmiş denebilir ama sorumluluk Batı'nın mı? Hiç sanmıyorum. Rusya'yı demokratiklik konusunda kim örnek verdi sana bu arada?

Hiç işte, laf olsun torba dolsun diye boş boş yazanın kim olduğu ortada.



Anlaşıldı naper, seninle düzgün konuşmaya çalışmak zaman kaybı, mavi ekranı veriyorsun hemen. Sen ordusuyla, milletiyle yaşa T.C. diye birkaç kez bağır ferahla, sonra da birbirimizi görmezden gelelim.

Onlarca yıl geçti, köprülerin altından çok su aktı.
Ama ermeni meselesi şurada 3-5 aylık mesele değil mi?
Tutarsızsın, kendinle çelişiyorsun, hala said hakkında tek kelam edemedin!Ve saçma, bom boş, içeriksiz yazmak konusunda ısrarcısın.

Evet!
Türkiye cumhuriyeti çok yaşasın.Evet ordusuyla milletiyle çok yaşasın.Ve ben yaşaması için elimden geleni yapmaya hazırım.

Sen zaten benim gözümde pek muteber bir zat değilsin, bilakis önemsizsin!Fikirlerin, değer yargıların, saptamaların tutarsız, çelişkili...
Türkiye düşmanlığının moda olduğu, desteklendiği bu dönemde, kendi kuyruk acını çıkartmak derdindesin...Hatta bunun uğrunda sahtekar bir kara cahili mesnetsizce savunacak kadar da ilkesizsin!
Açıkçası bir karşı devrim için senden çok daha kaliteli insanlara ihtiyaç var....

sargon
20-01-2011, 21:28
aydoe, bildigim kadariyla sen psikiyatri konusunda uzmansin. Bir uzman, bir kisinin bir tek sözünden yola cikarak bir kisiye "deli" teshisi koyar mi? Hadi ideolojiniz aklinizi aldi götürdü, bari sahip oldugunuz bilimsel disiplinleri koruyun.

Bir doktor düsünemiyorum ki sadece su sözden yola cikarak ("Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz”) hastasina teshis koyuyor. Senin bu yaptigini Osmanli'nin doktorlari bile yapmamislar.

aydoe
20-01-2011, 22:11
aydoe, bildigim kadariyla sen psikiyatri konusunda uzmansin. Bir uzman, bir kisinin bir tek sözünden yola cikarak bir kisiye "deli" teshisi koyar mi? Hadi ideolojiniz aklinizi aldi götürdü, bari sahip oldugunuz bilimsel disiplinleri koruyun.

Bir doktor düsünemiyorum ki sadece su sözden yola cikarak ("Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz”) hastasina teshis koyuyor. Senin bu yaptigini Osmanli'nin doktorlari bile yapmamislar.


Sargon ,
Ben bir cümleden yola çıkarak bir teşhis koymuyorum .
Nurculuğun bir sosyal paranoya olduğunu söylüyorum.
Said'in yaşamından örneklerle kendisinin nasıl bir hezeyan ve sanrı içinde nasıl bir düşünceyle hareket ettiğini ve bunun bir psikotik bozukluk olduğunu ortaya koyacağım.
Ayrıca şakirtlerin ,mürşitlerin nasıl ve neden bu paranoya içinde olduklarını da anlatacağım.
Benim aklımı alıp götürecek bir ideolojim yok ama sen oportünizm batağına öyle bir saplanmışsın ki ne söylediğini neyi savunduğunu bilmiyorsun, emperyalizmin yeni dünya düzeninin savunuculuğuna soyunmuşsun,hayırlı olsun .

murted
20-01-2011, 22:27
Said'in çok çok büyük ihtimalle gerçeklikten kopmasına sebep olan bir çeşit psikozun muzdaribi olduğunu düşünüyorum. Tımarhaneye yatışına gelince, bunu deliliğine delil ya da tamamlayıcı bir detay olarak sunmak pek doğru değil. Zira her muhalifin başına gelebilir böyle şeyler.

Said'in sahtekar olduğuna asla ihtimal vermiyorum. Zaten insanlar inanmadıkları şeyi ancak menfaat için savunurlar, belki bir de herhangi bir dayatma karşısında. Said'in yazdıkları ise kendisine genel olarak beladan başka bir şey getirmemiştir. Yazdıklarının muhtemelen tamamına inanıyordu. Risalelerin ciddi bir kısmını okumuş biri olarak bende bu kanaati oluşturanın yazdıkları olduğunu söyleyebilirim.

Yazdığı eserlerin muannid feylesofları (inatçı filozofları) bile imana getirdiğini, kimsenin Risalei Nurlarla başedemediğini farklı yerlerde defalarca iddia eder. Yoksa sorsan kimdir bunlar diye verecek cevabı olamaz. Ancak isim olarak Farabi ve İbn sina gibi ölmüş filozofları zikreder.

Bununla beraber kendisinin bir ergen benmerkezciliğinin esiri olduğunu görmek de zor değil.
Sürekli kendisiyle uğraşıldığını, zehirlendiğini, Masonların, Bolşeviklerin kendisiyle ilgili iş çevirdiği gibisinden kuruntuları çok fazla. Depremleri dahi kendisine yapılanlara bağlayan, bunların bir uyarı niteliğinde olduğunu düşünen, herşeyden akla hayale gelmez anlamlar çıkaran bir adamın ruh hali normal olmasa gerek. Üstelik yalan söyleme ihtimalini pek düşünmeyen biri olarak bu İstanbul'a gelip her soruya cevap verdiğini iddia ettiği, bilmem ne kadar kısa zamanda onca kitabı ezberine aldığı saçmalıklara ve kurmaca olaylara da inandığından eminim. Ama bir kere sahiden öyle bir hafızası olsa bunu Risalerde görürdük. Pek çok hadisi yalan yanlış rivayet etmez, herbirinin hangi kitapta geçtiğini söylerdi.

Bu risalelerin yazdırılması, sürekli ruhani bir kontrol altında olması, kalbine birşeylerin ihtar edilmesi gibi durumlar başka İslam alimi ya da tasavvuf erbabı sayılan kişiler için de geçerli.
Bunların hepsinin deli olduğunu söyleyemeyiz elbet ama aralarında sahtekarlar da bulunmakla beraber ciddi bir kısmının akıl hastası olduğunu ya da bir süre sonra şartlanma vb. psikolojik süreçler sonucu yaşadıkları zihinsel deneyimleri gerçek ya da anlamlı sandıklarını tahmin ediyorum. İnsan beyninin nasıl çalıştığını herkes bilir.

Bir de Said hakkında bildiklerimizin çoğunu onun yazdıklarından biliyoruz. Düşünebiliyor musunuz adamın biri İstanbul'a gelip ben her moku bilirim diyor, sahiden de her alimin sorduğunu biliyor ama bir tek gazete bu olaydan bahsetmiyor. 20. yyda İstanbul gibi imparatorluğun başkenti olup bir sürü gazetenin çıktığı bir yerde tek bir gazete yüz yılın olayından bahsetmiyor. Bu muazzam olayı nakleden tek bir eş zamanlı kaynak yok.
Tımarhaneden hangi şartlar altında çıktığını bilmiyoruz. Kendisi doktorun bu adam deliyse kim akıllıdır deyip kendisini bıraktığını iddia ediyor. Ama biz sadece çıktığını biliyoruz, gerisine kendi saçmalıkları dışında bir kaynak, delil yok. Yani adam büyük oranda uydurmasyon bir hayatın kahramanı. Adam kendi efsanesini kendi yaratmış, yaşarken efsane olmuş.

Astur
21-01-2011, 00:48
Onlarca yıl geçti, köprülerin altından çok su aktı.
Ama ermeni meselesi şurada 3-5 aylık mesele değil mi?
Tutarsızsın, kendinle çelişiyorsun, hala said hakkında tek kelam edemedin!Ve saçma, bom boş, içeriksiz yazmak konusunda ısrarcısın.


Ermeni meselesinde kimse şu anda Türkiye Ermenileri kesiyor falan demiyor ki, tartışılan şey bambaşka. Ara ara AİHM falan Türkiye'yi Türk tarafında kalan Rum malları yüzünden falan mahkum ediyor, operasyon bitti, ama el konan mülkler hâlâ hukukun konusu olabiliyor. Neyi neyle nasıl karşılaştıracağını da bilmiyorsun naper, bugün ABD'de Kızılderililere karşı ayrımcılık falan uygulanmıyor, ama tarihte olanlar itiraf ediliyor, hatta resmi özürler dileniyor. Saçma, bomboş, içeriksiz yazıların sahibi hiç kusura bakma ama sensin, her iletinde kulaktan dolma bir şeyleri toplayıp bohça yapıp ortaya atıyorsun, sonra onları uğraşıp hatanı gösterince yenilerine geçiyorsun.

Said hakkında ne diyorsun diye daha önce bin kere sordun, önceki sayfalarda cevap verdim o soruna da. Spesifik bir soru sorsan neyse de her mesajımda Said hakkında genel değerlendirme mi bekliyorsun nedir?


Evet!
Türkiye cumhuriyeti çok yaşasın.Evet ordusuyla milletiyle çok yaşasın.Ve ben yaşaması için elimden geleni yapmaya hazırım.


Hain avına çık ilk fırsatta bence, vatana senin gibi fedailer lazım.


Sen zaten benim gözümde pek muteber bir zat değilsin, bilakis önemsizsin!Fikirlerin, değer yargıların, saptamaların tutarsız, çelişkili...
Türkiye düşmanlığının moda olduğu, desteklendiği bu dönemde, kendi kuyruk acını çıkartmak derdindesin...Hatta bunun uğrunda sahtekar bir kara cahili mesnetsizce savunacak kadar da ilkesizsin!
Açıkçası bir karşı devrim için senden çok daha kaliteli insanlara ihtiyaç var....

Ne kuyruk acım varmış? Hangi sahtekarı savunmuşum? Her uydurmayı kabul etmemek "savunmak" olmuyor, burada hiç haz etmediğim bir insan olmana rağmen biri yanlış bir şeyler iddia etse onları da düzeltirim; ilkeliliğin asıl gereği budur.

Karşı devrimmiş, ülkemin insan haklarına saygılı, düzgün, çoğulcu bir demokrasi olmasını istemek karşı devrimcilik oluyorsa öyleyim tabii. Bu savunduklarınızla asıl gerici sen ve senin gibi düşünenlersiniz.

Fikrin yok, bilgin yok, üstüne bir de terbiyesiz bir biçimde saçma salak ithamlar savuruyorsun. Adam gibi tartışamıyorsan tartışma, sana yönelik yazdığıma pişman oldum, ne olur bundan sonra birbirimizi görmezden gelelim.

ahmetsecer
23-01-2011, 18:02
Hür Adam filminde bahsi geçmeyen çok önemli açıklamalar ! Video

İstikbalde en gür seda, İslam'ın sedası olacaktır. İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olacak inşaAllah.

Bu linkten izleyebilirsiniz. (http://video.mynet.com/ahmetsecer1970/Hur-Adam-Filminde-bahsi-gecmeyen-cok-onemli-acikla/1088225/)

naper
23-01-2011, 18:42
Hür Adam filminde bahsi geçmeyen çok önemli açıklamalar ! Video

İstikbalde en gür seda, İslam'ın sedası olacaktır. İslam bu yüzyılda dünyaya hakim olacak inşaAllah.

Bu linkten izleyebilirsiniz. (http://video.mynet.com/ahmetsecer1970/Hur-Adam-Filminde-bahsi-gecmeyen-cok-onemli-acikla/1088225/)

Utanıyorum kendimden!
O kadar laf ettim, mehdi fettoşmuş be yaa.Çok ayıp ettim fetoya, tey tey....

ulpian
23-01-2011, 23:05
Utanıyorum kendimden!
O kadar laf ettim, mehdi fettoşmuş be yaa.Çok ayıp ettim fetoya, tey tey....

O videoyu doğrudan Fethullah Gülen'le ilişkilendirmek yanlış olur bence. Videoda konuşan kişilerin çoğu Said Nursi, 'Nurcu' ekolüne bağlı, fakat Fethullah Gülen ekolüne değil (birçok nurcu grup var, bunların sadece sayıca en büyüğü ve etkini Gülen cemaati, hatta çoğu nurcu grup Gülen hareketinden pek hazetmez). Video bana daha çok Harun Yahyacıların işi gibi geliyor. Said Nursi'nin bazı meşhur talebelerini konuşturup, Said Nursi'nin yazmış ve söylemiş olduklarından hareketle, yönlendirerek Mehdi'nin günümüzde yaşıyor olduğunu onaylatmaya çalışmışlar...

naper
24-01-2011, 13:42
Ulpian;
Refleks olmuş aybalam sizlerde, fettoşu savunmak...
İyi tamam, fettoş mehdi değil, peki ne o zaman?
A)Gözü yaşlı, naif şahıs...
B)Fakir fukara dostu, muhterem, yol gösterici...
C)Reformist, ileri demokrat
D)Düpedüz bildiğin şarlatan, kukla!

murted
24-01-2011, 16:13
Ulpian;
Refleks olmuş aybalam sizlerde, fettoşu savunmak...
İyi tamam, fettoş mehdi değil, peki ne o zaman?
A)Gözü yaşlı, naif şahıs...
B)Fakir fukara dostu, muhterem, yol gösterici...
C)Reformist, ileri demokrat
D)Düpedüz bildiğin şarlatan, kukla!

Naper, ister misin Ulpian da Fettullah hakkında olumsuz bir şeyler söylesin de Fettoşçu olmadığını ispatlasın. En son Said hakkında olumsuz bir şey söylemeyen Astur Nurcu olmuştu. :)

Basit bir düzeltme yapılmış, buradaki tüm din karşıtı arkadaşlar D şıkkında hemfikir olsa gerek. Lakin (bunu kesinlikle doğrudan sana söylemiyorum, genel olarak söylüyorum, senin bu işin ayırdında olup olmadığını kesin olarak bilmiyorum zira) pek çok arkadaş Nurculuğu, Fethullahçılıkla eşitlemek gibi bir hata yapıyor. Fethullahçılar da Nurculuktan gelmekle ve Said'in yolunu takip ettiklerini iddia etmekle beraber ayrı bir cemaattirler. Öyle ki Fethullahçılar dışında kalan Nurcuların ciddi bir kısmı Fethullahçılardan hazetmezler. Bu benim bizzat gözlemlediğim bir şeydir.

Nurcular, risalelerden başka pek bir şey okumazken Fethullahçılar Risalelerden fazla Fethullah'ın kitaplarını okurlar. Ayrıca Fethullah Gülen cemaatinin yaptığı takiyye onlara göre meşru sınırları çoktan aşmıştır. Sırf cemaate fayda sağlamak için en dinsiz, en din karşıtı adamlara dahi övgüler düzüp, bunlarla samimi(!) ilişkiler kurabilirler. Her türlü kirli ilişkiye dahil olabilir, parasını İslam'a göre helal yollarla kazanmadığı aşikar olan kişilerden dahi para yardımı alabilirler, almaktadırlar da.

Dinle diyanetle alakası olmayan tonla insan gerekirse ciddi fedakarlıklar yapılarak Fethullah Gülen cemaatinin içinde tutulmaya çalışılır. Pek çok başı açık kız Fethullah Gülen cemaatinin evlerinde kalmakta, gene sırf ucuz diye benim de birkaç tanesini tanıdığım düne kadar Fethullah'a söven pek çok erkek de gene bu evlerde kalmaktadır. İnsanları cemaate ısındırmak için her türlü taklayı atar, mevki sahibi kişilerin yakınlarını kazanmak için paraya da hiç ama hiç acımazlar. Bu laçkalık diğer Nucuları genel olarak rahatsız eder. Ve açıkçası her kılığa girebilen Fethullah Gülen cemaatinin mensupları Cumhuriyet'in kazanımları için esas ve öncelikli tehditlerdir. Son olarak belirtmeliyim ki burada yazdıklarımın hemen hiçbiri subjektif yorumlar olmayıp hemen hepsi bizzat şahit olduğum şeylerdir.

naper
24-01-2011, 17:50
murteddd;
Söylediklerinin hepsine katılıyorum.Son derece doğru tespitler.
Ancak;

Basit bir düzeltme yapılmış, buradaki tüm din karşıtı arkadaşlar D şıkkında hemfikir olsa gerek.

bu konuda yanılıyorsun sevgili dostum.

sargon
24-01-2011, 20:17
Fethullah Gülen reformist bir islamci. Ama "ileri demokrat" demek icin bir neden göremiyorum. Sanirim anketi yapan naper'e göre islamda reformist bir cizgi olusturmak ile "ileri demokrat" olmak ayni sey. Diger siklarin ise ici bos, hicbir sey anlatmiyor. Ayrica "sarlatan" ile "kukla" da birbirinden ayri seylerdir. Gülen'in sarlatan oldugunu da kukla oldugunu da düsünmüyorum.

Bu söylem Türkiye'de bircok kisi ve grup icin uygulaniyor. Daha cok da baskici, otoriter kesimlerin söylemi. Amac tanimlamaya ve aciklamaya calismak degil. Ben bu tarzin ideolojide ickin olan saldirganligi bir tarz olarak kitlelere benimsetmek icin bilincli olarak kullanildigini düsünüyorum. Ayni seyler bu kesimlerin düsman olarak benimsetmeye calistigi herkes icin yapiliyor. Apo'nun bir adi yoktur mesela. Ya teröristbasi olur ya da buna benzer birsey. Bu söylemde hainlerden, isbirlikcilerden, döneklerden vb.den gecilmez.

murtedd'in söylemini de tepkisel buldum. Fazla subjektif degerlendirmelerden yola cikip Cumhuriyet kazanimlari icin en tehlikeli grup sonucuna ulasmis. Para ile ilgili iliskiler konusunda Isikcilar icin böyle seyleri cok okudum, sanirim bu yüzden de Isikcilar diye toplumsal bir taban kalmadi, sadece bir TGRT televizyonu ve Ihlas Holding'e dönüstü. Fethullah olayina daha ciddi bakmak gerekir, ayni basitlikte degil. Bu konuda Fethullahcilar cok daha dikkatliler bence.

Tepkisellikle dogru bir degerlendirme yapilabilecegini sanmiyorum. CHP'lilerin secimlerden sonra sik sik yaptigi "bu halk aptal", "3 kurusa oylarini veriyorlar", "bunlara iki defa Allah desen tamam" seklindeki sacma degerlendirmeleri ne kadar anlamsiz buluyorsam, bir sosyal olayi ve süreci bu sekilde kestirmeden degerlendirmeyi de öyle anlamsiz buluyorum.

murted
24-01-2011, 20:40
Fethullah Gülen reformist bir islamci. Ama "ileri
murtedd'in söylemini de tepkisel buldum. Fazla subjektif degerlendirmelerden yola cikip Cumhuriyet kazanimlari icin en tehlikeli grup sonucuna ulasmis. Para ile ilgili iliskiler konusunda Isikcilar icin böyle seyleri cok okudum, sanirim bu yüzden de Isikcilar diye toplumsal bir taban kalmadi, sadece bir TGRT televizyonu ve Ihlas Holding'e dönüstü. Fethullah olayina daha ciddi bakmak gerekir, ayni basitlikte degil. Bu konuda Fethullahcilar cok daha dikkatliler bence.


Sargon, devlet kadrolarını tutan badem bıyıklılar hangi cemaate mensup? Niyet okuyarak insanları suçlamak, bunun üzerinden felaket tellalığı yapmak ve son aşamada da bunlar üzerinden kendi rantını korumaya çalışanlara, iyi ve olmlu işlere de köstek olanlara destek çıkmak elbet doğru değil. Ama ortada geçmişte Fethullah Gülen'in söyledikleri varken, bu adam derinden gidin, sivrilmeyin, sonumuz Cezayir gibi olmasın demişken, eğitim ve yargıyı hedef olarak gösterirken, her türlü kılığa girmeyi cevaz verirken (Bilemiyorum ilgili videoların montaj olduğunu mu düşünüyorsun), gözlerimiz de bu lafların peşinden gidildiğini desteklerken, ilgili vatandaş taa Amerikalar'dan milyonlarca insana talimat verirken acaba bizim mi içimiz fesat yoksa bu tehdidi yeterince ciddiye almamak mı saflık?

Fethullah Gülen'in samimiyetine gelince bugün dünyada Müslümanlara en çok zulmeden iki ülke hakkında gıkını çıkarmamasını, bu ülkelerden birinde barınması, Mavi Marmara olayında adeta gemidekileri suçlaması, dinlerde diyaloğun geleneksel İslam'ı savunduğu halde (kendisi reformist falan değildir, geleneksel fıkhın her türlü zırvalığını savunur.) bir numaralı Müslüman kanaat önderi (!) olmasını tamamen takiyye politikasının gereği olarak mı görüyorsun?

ulpian
24-01-2011, 21:40
naper,

yazılanları her zaman başka yerlere çekmenin özeli bir sebebi mi var? Benim bu yazdığımdan veya herhangi bir yazdığımdan Fethullah Gülen'i savunduğum izlenimine nasıl kavuşabildin?

Bariz bir hata yapmışsın. İzeldiğin bir videoyu Gülen'in mehdiliği iddia veya ima ediliyormuş gibi yorumlamışsın. Ben de bu hatayı düzelttim. Ve videoda konuşanların zaten Gülen cemaatine ait olmadığı, hatta Gülen cemaatinden hazetmediği bilgisini verdim. Bu verdiğim bilginin yanlış olduğunu ve videonun Fethullahçılar tarafından hazırlandığını iddia edersen, tartışabiliriz. Ama konuyu olmadık yerlere çekip, benim hiç değinmediğim konulara getirirsen, ben nasıl karşılık vereyim.

Fethullah Gülen'i de, cemaatini de sevmem. Ha sizler kadar şeytanlaştırıp, öcüleştirmem de. Ama bu Fethullah Gülen'e özgü bir tutumum değil. Hiçbir karşı olduğum akımı şeytanlaştırmamaya gayret gösteriyorum. Ama Fethullah Gülen ve cemaatine karşıyım.

Bak ben ne yazmışım, sen ne cevap vermişsin. Lütfen önyargısızca bir daha oku.

O videoyu doğrudan Fethullah Gülen'le ilişkilendirmek yanlış olur bence. Videoda konuşan kişilerin çoğu Said Nursi, 'Nurcu' ekolüne bağlı, fakat Fethullah Gülen ekolüne değil (birçok nurcu grup var, bunların sadece sayıca en büyüğü ve etkini Gülen cemaati, hatta çoğu nurcu grup Gülen hareketinden pek hazetmez). Video bana daha çok Harun Yahyacıların işi gibi geliyor. Said Nursi'nin bazı meşhur talebelerini konuşturup, Said Nursi'nin yazmış ve söylemiş olduklarından hareketle, yönlendirerek Mehdi'nin günümüzde yaşıyor olduğunu onaylatmaya çalışmışlar...


Ulpian;
Refleks olmuş aybalam sizlerde, fettoşu savunmak...
İyi tamam, fettoş mehdi değil, peki ne o zaman?
A)Gözü yaşlı, naif şahıs...
B)Fakir fukara dostu, muhterem, yol gösterici...
C)Reformist, ileri demokrat
D)Düpedüz bildiğin şarlatan, kukla!


Ben Gülen'in demokrat, fukara dostu vs. olduğunu mu ima ettim. Veya Gülen cemaatini övücü birşey mi söyledim?

Sadece senin yorumladığın videonun Gülen'le ilgisi olmadığı bilgisini verdim.

Zaten 'rakipleri, karşıtları' şeytanlaştırma eğilimi genelde ilgili karşıt akım hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaktan kaynaklanır. Sen de Mehmet Kırkıncı gibi zatların konuştuğu bir videoyu Gülen cemaatinin işiymiş gibi yorumlayarak Gülen cemaati hakkında ne denli bilgi eksikliği olduğunu göstermiş oldun. Bu sorun da değil aslında, ama sana hiç saldırmadan bir düzeltme yapana neden ilgisiz ithamlarla saldırıya geçersin ki?

sargon
24-01-2011, 21:48
sevgili murtedd, belki benim düsünüs bicimim sana garip gelebilir. Yaygin söylemlerden genellikle uzak durmaya calisiyorum. Ozellikle bir konuda asiri sekilde bir korku politikasi uygulaniyor ise, onun arkasinda ne yatiyor acaba diye merak ediyorum. Bu durumlarda ayni resme bir de tersinden bakmayi deniyorum. Eger hep ayni sonuca ulasiyorsam, yaygin söylemin dogru olma ihtimali var diye düsünüyorum. Ama ayni resmi tersten okudugumda farkli aciklamalar da getirebiliyorsam, bu isi daha derinlemesine incelemek lazim diye düsünüyorum. Bu bana bilimsel gibi görünüyor, ama kesin olarak dogru bir yöntemdir seklinde iddialarda bulunamam. Sadece bir düsünüs bicimi bu.

Senin aciklamalarini da böyle ele aldim ve sergiledigin tablolarin baska sekillerde de aciklanabilecegini farkettim. Daha dogrusu bunu önceki yillarda farketmistim, ama argümanlar ayni oldugu icin bir kez daha kontrol etmis oldum.

Söyle diyebilirim. Gülen'in "derinden gidin, sivrilmeyin, sonumuz Cezayir gibi olmasin" mealindeki sözlerini videolarda izlemistim. Bu sözleri yorumlayanlar genellikle "iste niyetini ortaya koyuyor, bu adam sinsi, kurnaz vb, devletin temeline dinamit koymak istedigini, yönteminin de böyle olmasi gerektigini gösteriyor" seklinde aciklamalar yapiyorlar. Bu, ilk bakista dogru gibi görünüyor. Ama tersinden baktiginda baska bir tablo da görebilirsin. Bildigin gibi islami cemaatler ile devlet arasinda uzun yillardan beri süren bir kapisma yasaniyor. Kimi zamanlar bu cemaatler devlet tarafindan kullanilmis, kimi zamanlar da üzerlerinde bayagi bir terör estirilmis. Ornegin 12 Eylül'de Gülen hareketi devlet tarafindan kullanildi. Diger bircok islamci gruplar gibi. Bu onlarin güclenmelerine de yaradi. 28 Subat'ta ise bir saldiriya ugradilar. Gülen ABD'ye kacip gitti.

Burda akla iki farkli olasilik geliyor. Birincisi Gülen'in 28 Subat'tan sonra böyle bir tavir gelistirmis olabilecegi. Yani bir darbeye yol acacak davranislarda bulunmayin, ileri gidip provokasyona yolacmayin seklinde bir uyari olabilir. Böyle yapacaginiza devletin icinde yükselin vb. Buna benzer cikislar daha önce de cesitli tarikat liderleri tarafindan yapilmistir. Ornegin 12 Eylül'ün hemen öncesinde Iskenderpasa cemaatinin lideri M. Zahit Kotku, Erbakan'dan MSP'nin genclik kolu Akincilar'i kapatmasini istemisti. Ikincisi ve daha kapsamlisi ise aslinda bu hareketin temelinde böyle bir yaklasim tarzinin oldugu. Cünkü bahsedilen bir politik parti degil, daha farkli bir gruplasma, bir tür dayanisma agi ve dinsel bir birlik. Burdaki yaklasimin esprisi politik partilerdekinden daha farklidir. Bu konuya iliskin biraz okuyacagim, cünkü politik süreclerden daha farkli bir sey var bence. Bu konuya iliskin simdiden cok birsey söylemek istemiyorum. Biraz daha netlesmem lazim.

Ikinci paragrafta degindigin olaylar ise daha farkli seyler. Bir islamci icin bunlar tutarsizlik olarak degerlendirilecektir mutlaka. Mavi Marmara konusunda aldigi tutum buna bir örnek olabilir. Benim icin ise diger islamci gruplardan farkli olduklarini gösteren bir sey. Burasi da desilmesi gereken baska bir konu. Mesela Mavi Marmara gemisinde Gülencilerden kimse yok muydu? Eger öyleyse, neden yoklardi? Dünyanin bircok yerinde okullar acan, yardim organizasyonlari düzenleyen Gülenciler neden bu eylemde yer almamislardi? Bu konuyu incelemek lazim.

Yine gectigimiz yil Gülen cemaatinden önemli birisi kadinlarin basörtüsü takmasinin islamda bir zorunluluk olmadigina dair bir yazi yazdi ve islami cevrelerde cok elestirildi bu. Bunu bir islamci bir tutarsizlik diye elestirebilir. Ben ise bunu Gülencilerin farkli tutumlari olabildigine dair bir örnek olarak ele alirim. Burdan tutarsizlik cikarmak benim isim degil.

28 Subat öncesinde yine baska bir olay olmustu. Cuma namazi cikislarinda yapilan kitlesel gösteriler oluyordu ve bir defasinda cok sayida kisi tutuklandi ve aralarinda kadinlar da vardi. Sonraki günlerde gazetelerde bu carsafli kadinlarin bir kisminin erkek oldugu, bir kisminin da aslinda acik giyinen ama parayla tutulmus kadinlar olduguna dair yayinlar yapildi. Gülen, Izmir'de verdigi bir Cuma hutbesinde gazetelerin haberlerini bir gercekmis gibi anlatti ve anarsistlik yapmayin diye uyarilarda bulundu. Bu söylemi o zamanlar islamcilar arasinda sert tepkiler almasina neden oldu. Bu olay da bir müslüman acisinda tutarsizliktir. Ama benim derdim bu hareketi anlamak ve bu yaklasimlarin neden böyle oldugunu aciklayabilmek oldugu icin böyle degerlendirmem. Bunlarin birer tutarsizlik oldugunu hic sanmiyorum. Ve sadece politik taktikler oldugunu da sanmiyorum. Dedigim gibi bu yaklasimlarin bir düsünüs tarzina denk geldigini tahmin ediyorum. Bunu aciklayabilmek icin daha derinlemesine anlamam gerekiyor.

Ben biraz tembelim, yavas yavas kavriyorum. O yüzden kimse hemen bir degerlendirme istemesin benden. Bilmiyorum yani :)

aydoe
24-01-2011, 22:16
Bence bazı arkadaşlarımızın anlayamadıkları şu ; İslamın ılımlısı falan olmaz bunu Sam Harris anlamış ve çok güzel anlatmış .

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=22790&page=3

"Bu kuşak şeriatın ne, demek olduğunu bilmiyor, İslamı düşünce ve inanç özgürlüğü sanma yanılgısı içindeler"
İslam'ın kendisi baştan sona terör mekanizmasıdır. İslam'ın bu mekanizması içinde bağımsızlık da yaşamaz.
İslam aşamalar belirlemiştir, ön­ce mümaşat aşaması vardır. Yani İslam inananlarına "biz güçleninceye kadar barış içinde birlikte yürüyeceksiniz" der.

''İslam aşamalar belirlemiştir, ön­ce mümaşat aşaması vardır. Yani İslam inananlarına "biz güçleninceye kadar barış içinde birlikte yürüyeceksiniz" der. MUHAMMED’in ilk zamanlarında bu yapılmıştır. Köprüler atıldıktan sonra kıran kırana bir savaş olmuştur.''

''TÜRKİYE’de laiklik nedeniyle kendilerine özgü bir yapılanma içine girmişlerdir. Mümaşatı kullanmışlardır. Vurmadan kırmadan yana olmamışlar. "Laiklik dinsizlik değildir. İslam'da düşünce özgürlüğü vardır, İslam akıl dinidir. Kimsenin hakkına dokunmaz" biçiminde sergilemeye çalışmışlardır. '' T.D

Askerdeyken 1990 yılı Fettullahçı bir assubay arkadaşım vardı .
O zamanlar herhalde Fettullah İstanbul'da haftanın belli günleri vaaz ediyordu ki bu arkadaşım onu dinlemeye giderdi .
Adam beni de çok severdi belli bir yakınlığımız vardı ,tabi askerde ne yapılır bol bol içki içilir :),bende içiyordum.
O assubay bana , biz iktidarı aldığımızda sana hergün 40 sopa atacağız derdi.
Biz arkadaş değilmiyiz bunu yapamazsın dediğimde de ,senin iyiliğin için arkadaşım derdi.

sargon
25-01-2011, 00:12
Sam Harris'in bu konuda yanildigini düsünüyorum. Islam'in özünde siddet vardir diyor. Kuran'i acip okudugumuzda bir sürü siddet ayeti görüyoruz ve hakli gibi görünüyor. Jainizmi, Budizmi vb. tersine örnekler olarak vermis. Bu durumda bu dinlerden olan kisiler bir Usame Bin Ladin gibi eylemlere girismis olsalardi, bunun bir celiski olacagini söylüyor.

Halbuki dünya tarihine baktigimizda biz bu celiskiyi acikca görüyoruz. Hristiyanligin temel metni Yeni Ahit'e bakarsaniz orda da siddet bulamazsiniz, tersine sevgi dolu ayetler görürsünüz hep. Arada bir böyle siddet ayetlerinin Incil'de de oldugu iddia edilse de bunlar metaforik anlatimlardir ve abartili yorumlarla yanlis sonuclara varilabilir ancak. Incil'in bu bariscilligina karsin Hristiyanlik tarihi büyük siddet olaylarina sahne olmustur. Tersine Islam mitolojisinde anlatilan ilk sürec ve onun biraz daha sonrasindaki süreci dista tutarsak Islam'in hristiyanliktan daha yumusak bir tarihsel süreci oldugunu görüyoruz. Bu konuda bircok tarihci birlesiyor. Bunlar islam tarihcileri degil, seküler Avrupali tarihciler. Islamin hristiyanlik karsisinda hizla destek bulmasinda bunun önemli bir payi var.

Burda bir celiski var. Hatta Sam Harris'in verdigi örneklerdeki Budistlerde, Hindularda da siddet eylemlerinin oldugunu biliyoruz. Dinlerin kökenlerinde bunlar olmamasina karsin, bahsettigi siddet oluyor. Peki bu neden böyle oluyor?

Bunun aciklamasi dinlerin kökenlerine, ilk metinlerine bakarak yapilamaz. Ne islamiyetin yayilma sürecini, ne hristiyanligin yasadigi sürecleri bu bakisla anlamak mümkün degil. Burda yardimimiza tarih ve sosyoloji yetisiyor. Dinlerin dogmatik yönlerinin disinda bir de toplumsal yanlari vardir, ki bu yan dinlerin temel metinlerinin disindaki bircok faktör tarafindan belirleniyor. Ornegin ekonomik ve toplumsal gelisme sürecleri bu anlamda oldukca belirleyici oluyor. Hristiyanligin siddet dönemlerini yasadigi dönem özellikle Roma'nin dagildigi, Akdeniz'deki ticaretin zayifladigi ve yasamin agirlikli olarak kirlara yöneldigi bir Ortacag dönemi. Böyle bir gerileme ve dagilma döneminde siddet öne cikiyor. Aslinda benzer birseyi su anda islam dünyasi yasiyor. Islam dünyasinin siddete bogulmus olmasinin arkasinda dünyanin en geri bölgeleri haline gelmis olmalari yatiyor. Bu ülkeler müslüman olmasalardi da bu olacakti. Bicimi degisebilir, Hindu köktencilik olabilir, komünist bir gerilla hareketi olabilir yada Ruanda'da oldugu gibi etnik gruplara ayrisma olabilir.

Kisacasi siddet bircok etkene bagli olarak gelisir. Temelinde islam, hristiyanlik, hinduizm vardir demek yeterli bir aciklama olmaz.

Burdan su anlasilmasin. Bu dinlerin siddeti mesrulastirmaya yarayan argümanlarini cürütmek, teshir etmek yapilmasi gereken, dogru birsey. Ama bunu yapiyoruz diye tarihsel bakisimizi, degerlendirmemizi basitlestirip, yanlis bir yöne cevirmememiz gerekir. Once dünyayi dogru anlamk lazim ki, dogru bir tutum alabilelim.

aydoe
25-01-2011, 01:27
Sam Harris islamı bilmiyor yanılmış ,islam dogmatik değildir ,islam şeriat değildir!

İslam şeriattır ve kitap ne diyorsa odur gerisi lafı güzaf ,islam sulandırılmaya gelmez öyle kafaya göre islam olmaz,islam Hizbullahtır.

Turan Dursun'a neden cevap yazmadı arkadaşımız acaba ?

Turan Dursun' da mı yanlış cümleler yazmış o da mı islamı bilmiyor ,bilmediğinden mi sırtından vuruldu?

Sivas'ta aydınlarımızı ateşe verenler de mi islamı bilmiyordu?

Gülen konusunu da ilgili başlıktan okuyalım ,ben ortalardan bir link veriyorum ama yeni arkadaşlar başlığı başından sonuna okursalar daha aydınlatıcı olur.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9033&page=20

Yaşadığımız toplum müslümanların çoğunlukta olduğu bir toplum ve bizler ateist diyemiyoruz çünkü islam da şiddet yoktur ! :behindsofa:

aydoe
25-01-2011, 01:40
ahmetsecer arkadaşın vermiş olduğu linki izlediğimizde nurculuğun nasıl bir sosyal paranoya olduğunu görüyoruz.

Sadece Said değil şakirtleri de onun üstün bir güce sahip olduğuna ve geleceği bilebildiğine inanmışlar.
Yok efendim Said’in kelepçeleri kendiliğinden çözülmüş,risaleler yangını durdurmuş,şakirtin biri 4 saat sağnak yağmurda at sürmüş ama hiç ıslanmamış… daha neler neler ….
Said’e ilahi bir güç verilmiş .

Risaleler kolektif bir sosyal paranoya ürünü ve şakirtler tarafından yazılıp çoğaltılmıştır. Bu kollektivizmde ülkemizde kapitalizmin gelişiminin ,dinin baskılanmasının ve aynı zamanda dinin nesnelleşmesi ve metalaştırılmasının etkileri olduğunu düşünüyorum.

Hezeyanlı bozukluk veya eski kullanımıyla paranoya sistemli ve değişmez nitelikteki hezeyanlarla karakterize bir psikiyatrik tablodur. Hezeyan, en kısa tanımıyla mantıklı düşünceyle değiştirilemeyen yanlış inançlardır.
Grandiyöz tip: Abartılmış değerde, güçte, bilgide, kimlikte ya da Tanrı veya ünlü bir kişi ile özel ilişkide olduğu hakkında hezeyanlardır.
Kişi diğer kişilerden farklı, üstün, olağanüstü ,imrenilecek bir yönü olduğu düşüncesi içindedir. Bu önemli bir buluş, dini acıdan kendine verilen bir görev ya da önde gelen ya da soylu bir ailenin ferdi olmak seklinde de olabilir. Dinsel bir tema varsa kişi peygamberlik iddiasında bulunabilir. Meşhur bir kişi gibi davranabilir.
Gerçekten zeki olan bu insanlar, ihtisas sahibi olmadıkları sahalarda icat yaptıklarını ileri sürerek birçok kimseyi buna inandırmaya muvaffak olurlar. Özel yeteneklerinden dolayı Allah tarafından kendisine görev verildiğini, bu yeteneklerini içinde bulundurdukları cemiyeti yükseltme yolunda karşılıksız olarak kullanacaklarını söylerler. Kendisi de buna inandığından idealini gerçekleştirmek için gecesini gündüzüne katar.

Örnek vaka;
Toplumda zaman zaman sansasyonlara yol açan, mistik hezeyanınayönelik kitaplar yazan, gazetelerde sık yer alan, yüzlerce genci peşinde sürükleyen ilginç bir paranoya vakasısunulmuş ve literatür ışığında tartışılmıştır.

Hezeyanına kuvvetle inanmakta ve çevresini inandırmak için de sayısız deliller bulmaya çalışmaktadır.
Hastaneye yatırılmasından Cumhurbaşkanının birtakım sözlerine kadar her konuya; doğal afetlerden gemi yanmasına kadar her olayıyine hezeyanına paralel yorumlamasıfarkedilmektedir.
Bu özellikleriyle de klasik kitaplara geçen paranoya'nın tipik tablosunu göstermektedir.
Yazdığı kitaplardan da anlaşılacağı gibi oldukça sistematik,mistik ve grandiöz karakterde mehdilik hezeyanına sahiptir.

http://onlinemakale.dusunenadamdergisi.org/pdf/dusunenadam/2110201010374-2-9.pdf (http://onlinemakale.dusunenadamdergisi.org/pdf/dusunenadam/2110201010374-2-9.pdf)

Bu konu aslında çok ilginç ve üzerinde araştırılıp yazılması gereken bir konu ve zamanım olduğunda bunu yapacağım .
Kısaca şunu söyleyebilirim ki bu insanlara Allah ,Peygamber ve Kuran yetmiyor ,zaten yetmesi de mümkün değil !

ulpian
25-01-2011, 08:34
Sam Harris'in bu konuda yanildigini düsünüyorum.

Ben Harris'in bu konuda haklı olduğunu, fakat eleştirisinin seninkisinden farklı bir düzlemde olduğunu düşünüyorum. Ama bu konunun artık Said Nursi ile pek ilgisi kalmadığı için, kendimce pozisyonumu yeni bir başlıkta toparlamayıp tartışmaya açmaya çalıştım. => Demokrat Müslüman, Modern Müslümanlık, Ilımlı İslam gibi kavramlara bakışımız (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=360125#post360125)

naper
25-01-2011, 08:35
Ulpian;

Konuyu yeri geldiğinde o istemediğin mecraya çekeceğim!
Bu konuları daha evvel tartıştık.Anlamlı hiç bir savunma yapamadınız.Tekrar edeyim;

1-Ateist olduğunu iddia eden insanlar, bazı cemaatlere ve liderlerine sempatiyle bakmakta, onları "reformist" olarak nitelemektedir.Bu konuda sorulan sorular yanıtsız, savunmalar mesnetsiz kalmıştır.Bu cenahın referans aldığı gazetenin zaman olması ise düşündürücüdür.Yine fettullah finans tarafından beslenen, taraf gazetesi de bu arkadaşların ikinci önemli kaynağıdır.
2-Türk silahlı kuvvetlerinin, silah zoruyla yönetimi eline geçirdiğini/geçireceğini iddia eden yine aynı taife, silah ile Türkiye Cumhuriyeti güvenlik güçlerine ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına saldıran pkk'yı özgürlük mücadelecisi gibi göstermeye çalışmakta, sempatisini bazen dolaylı bazen de doğrudan ifade etmektedir.

TSK orman yaktı diye yaygara yapan bu zatlar, pkk orman yakınca(kasıtlı, bilerek ve isteyerek) sus pus olmaktadır!Yukarıdaki eleştirilere bunun gibi yüzlerce kanıt sunulabilir.

Uğur Mumcu, Aziz Nesin, Turan Dursun gibi sekülerlik ve inanç özgürlüğü yolunda az-çok adım atmış entellektüeller yerine, Şerif Mardin gibi bir şakirti rehber almaları ve bunu ifade etmeleri hayli ilginç ve yukarıdaki yüzeysel eleştiriye açık bir kanıttır!

Bu tutarsızlık ve çifte standart devam ettiği sürece, yeri geldiğinde aynı tutumu göreceksiniz.

Yukarıda bir arkadaşımız, tüm iyi niyeti ile, sekülerlik üzerine bina edildiğini düşündüğü bir sitede görüş bildirdi.Ben de ona yanıldığını, işin içinde başka bir iş olduğunu bildirdim!
İtirazı olan?

ulpian
25-01-2011, 08:42
naper,

- sen bir videoyu yanlış yorumladın, ben de o yanlışı düzelttim. Bu kadar kasmaya gerek yok ki. Senin sandığın gibi o videoda, Gülen'in mehdiliği iddia veya ima edilmiyor. Videoda konuşanlar zaten Gülen cemaatinden hazetmeyen grupların temsilcileri... Bu kadar basit.

- benimle daha önce bu gibi politik konuları tartıştığını hatırlamıyorum.

- illa da tartışmak istiyorsan, mesajından bir yukardaki iletimde tam da bu konudaki görüşlerimi tartışmaya açtığım başlığın linkini verdim.

(Konunun PKK'yla, TSK'yla ne alakası var bu arada yahu! Forumda 'ilgisiz iletiler' diye bir başlık var. Direk oraya yazsana!)

sargon
25-01-2011, 15:10
ulpian'in yeni actigi baslik (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=360125#post360125)taki tartisma burdaki tartismanin bir kolu. Bu basligi takip edenler digerini de takip ederlerse daha anlamli olur.

Bu baslikta simdiye kadar tartisilan konular asagi yukari sunlardi:

1) Said Nursi bir islam reformcusu muydu?
2) Islam'da reform olur mu olmaz mi?

Bu iki soruya verilen cevaplara göre 3 ayri yaklasim olusmus durumda:

1. Yaklasim
Ben iki soruya da evet cevabi veriyorum. Said Nursi kendinden önceki sürecteki islami anlayisa göre bir reformcu idi ve islam'da reform olur diyorum. Günümüzde dünyada cok sayida reformcu islam anlayisi olusmus durumda. Said Nursi, Türkiye'deki reformculugun olusmasinda bence önemli bir isim. Türkiye Islam'inin Tanzimat'i Said Nursi olmustur.

2. Yaklasim
Buna karsi Said Nursi'nin reformcu olmadigini, hatta sahtekar, deli, saltanat yanlisi, yobaz oldugunu söyleyen bir anlayis var. Bu anlayisa göre zaten bu tartisma anlamsiz, cünkü islamda reform diye birsey olmaz. Bütün islamcilar öz itibariyle aynidir ve gericidir. (Yanlis anlamiyorsam aydoe ve naper böyle düsünüyor)

3. Yaklasim
Bir baska anlayis ise reformculugun olabilecegini ama bunun bir celiski oldugunu söylüyor. ulpian böyle düsünüyor örnegin. Bu düsüncedeki arkadaslarin (yani simdilik sadece ulpian'in) Said Nursi hakkinda ne düsündügünü bilmiyorum.

Umarim dogru bir siniflandirma olmustur.

Sangre
25-01-2011, 15:36
3. Yaklasim
Bir baska anlayis ise reformculugun olabilecegini ama bunun bir celiski oldugunu söylüyor. ulpian böyle düsünüyor örnegin. Bu düsüncedeki arkadaslarin (yani simdilik sadece ulpian'in) Said Nursi hakkinda ne düsündügünü bilmiyorum.

Umarim dogru bir siniflandirma olmustur.

Bu yaklaşımı biraz daha açarsak;

Geleneksel İslam'ı 'gerçek' İslam olarak algılayan ve reformistlerin gelenekselle/gerçekle olan çelişkisini dile getiren bir yaklaşım, veya o Ateistin Kuran'a bakarak algıladığı İslam ile reformistlerin dile getirdiklerini bir çelişki olarak kabul eden yaklaşım olarak düşünebiliriz.

Ben de bu kesimin içinde yer alabilirim sanırım.

Yalnız 1. yaklaşımda her hangi bir çelişkiden vs. söz edilmemiş.. O yaklaşımda tüm farklı İslam yorumlarının (İslamca) 'doğru' olarak kabul edildiğini mi varsayıyoruz?

Yani reformistlerin görüşleri de, en az geleneksel İslam kadar kabul edilebilirdir.. Bu da bir yorumdur.. Ve kendi içinde tutarsız olmadığı sürece 'reddedilebilir' değildir mi demek istiyoruz?

Reddedilebilir değildir, çünkü en nihayetinde bir yaklaşımdır, yorumdur.. Örneğin Kuran'daki bir ifadeye 'mecaz' diyen birine karşı, toptan bir reddetme değil, bireysel olarak kendi fikrimizi söyleyebiliriz, yoksa 'İslam'a aykırıdır' diyemeyiz.. ''Reformist yorum ile geleneksel yorum, 'doğruluk' anlamında' aynı çizgidedir'' görüşünü kabul ettiğimiz zaman, zorunlu olarak 3. yaklaşımdaki 'çelişki' ifadesini kullanamıyoruz.

sargon
25-01-2011, 16:18
1. yaklasim daha cok bir cözümleme cabasi olarak öne cikiyor. Derdi pek elestirmek degil. Elestiri ancak cözümlemenin ardindan gelebilir. Diger baslikta belirttigim gibi celiski üzerine kurulan bir elestiri bu yaklasim icin yeterli olmayacaktir.

Söyle de aciklayabilirim. Birisi Marksist-Leninist oldugunu söylüyor, ama yasal bir parti kurup, devrim hedefinden vazgectigini söylüyor, yada pratikte bu tarz bir yol izliyor. Bu akimi diger Marksist-Leninistler özüne sadik kalmiyor diye elestirebilirler. Bana göre ise aldigi tutumlar, güncel degerlendirmeleri vb. önem tasir, elestiriyi ordan yaparim. Onun orijinale bagli kalip kalmadigi, orijiniyle tutarli olup olmadigi benim sorunum degil, en azindan isin esasi bu olmaz.

Burda su denilebilir. Islam daha farkli birsey, cünkü ortada degistirilemeyecegi söylenen bir kitap var. Teoride böyle olmasina karsin, pratikte isler pek öyle yürümüyor. Ornegin tasavvufi tarikatlar sert sekilde böyle bir elestiri altindadir. Islam'da rabita'nin olmadigi, tasavvufun Hindistan'dan gelmis bir akim oldugu, zikir ayinlerinin bir tür meditasyon oldugu, seyhlerin kerametlerinin, mucizelerinin islamda yeri olmadigi, Islamin tek mucizesinin Kuran oldugu falan söylenir. Ama bütün bunlara karsin Naksi'si, Kadiri'si, Halveti'si vb. bir dizi tarikat bu anlayisi sürdürürler. Tersine yaklasimlarinin Kuran'a da, islama da uydugunu iddia ederler. Bunu sunun icin söylüyorum. Bir metnin degistirelemez, kutsal birsey kabul edilmesi bile cok fazla birsey degistirmeyebiliyor. Hristiyanlar da Eski Ahit'i kabul etmelerine ragmen, bircok yerini gecersiz addediyorlar.

Bu yüzden reformcunun orijinalle celiskisi 1. yaklasimin temel elestirisi olamaz. Temel elestiri nicin bu reformun yapilmasina ihtiyac duyuldugunu gösterek olabilir. Buna ihtiyac duyuluyor, cünkü güncel gelismelere karsilik bulunamayan bir durumun ortaya ciktigi görülüyor. Said Nursi icin bu durum Avrupa'da gelisen bilimsel devrimler, iletisim olanaklarinin artmasi (sohbet halkasi ve mürid-mürsit iliskisinden kitaba gecis vb.) ve geleneksel imparatorluk yapisinin cözülmeye baslamasi idi. Fethullah Gülen icin bu durum kapitalizmin gelismesi, bilimsel-laik egitim sisteminin önlenemez yükselisi gibi seyler. Demek ki, belirleyici olan tanrisal oldugu söylenen emirler degil, sosyo-ekonomik yasamin getirdikleri. Yada Marks'in düsündügü gibi, insanlarin yasam kosullari ve birbirleriyle iliskileri onlarin bilinclerinin ürünü degildir, tersine insanlarin bilincleri onlarin yasam kosullarinin ve birbirleriyle iliskilerinin ürünüdür.

Sangre
25-01-2011, 16:35
Anlatmak istediğini anladım.. O zaman 3. yaklaşımda bulunan kişiler de, senin ifade ettiğin gibi, reformistlerin yaklaşımlarını sosyal, ekonomik, siyasi bir takım fikirler üzerinden analiz eder, yorumlarsa 1. görüşe yaklaşıyorlar.

Yani aralarında önemli bir fark olmadığı için aynı pozisyonda duruyorlar ama bazı kişiler çelişkileri, diğer kısmı da güncel tutumları vs. analiz ediyorlar, diyebiliriz.

O zaman ben kendi adıma, 1. yaklaşımda bulunduğumu söyleyebilirim :)

naper
25-01-2011, 16:37
İlgiyle okuyorum.

sargon
25-01-2011, 17:11
Evet Sangre, anlatmak istedigim buydu. Bakalim ulpian nasil düsünüyor. Benim siniflandirmami dogru buldu mu acaba?

asinar
25-01-2011, 23:40
Sargon’dan alıntı:

“Said, cagdas bir egitim sisteminden gecmemisti. Ama cagdas bir egitim sisteminden gecmis olduklari halde naper, asinar gibi kisilerin bu kadar dar kafali olmalari sasirtici bir durum.”

Dar kafalı olmak, gerici (dinci) kafalı olmaktan evladır, dinci ateist.

Yine Sargon’dan alıntı:

“Said konusunda Kemalist tarih bastan sona yalanlarla dolu bir tarih yazip elimize vermis durumda. Bu hapi yutacaksiniz diyorlar.”

Demek “baştan sona” yalan ha? Referandumda Demokratör Recep’in size yutturduğu hapı unutmuşa benzersin. Hani şu “Hesap soracağız” teraneleri.,, Abilerin uyanmaya başladı, darısı sana…

Bir Sargon alıntısı daha:

“Ama son dönemde tarikatlarla ilgilendigim icin Said hakkinda da epey yazi okudum. Olayin hic de anlatildigi gibi olmadigi benim acimdan tamamen acik.”

Senin açının ne olduğu iyice ortaya çıktı. Yakında hangi tarikatı benimsediğini burada ilan etmeyi unutma da bizi merakta bırakma, olur mu?


Yine Sargon:

“Said'in bakis acisindan bir devletin elden gitmesinin ötesinde bir dinin elden gitmekte oldugu kaygisi da var. Bu yüzden Said, islamin dünya capindaki gerilemesini de Osmanli aydinlarinin dinden uzaklasmalarini da hep kaygi ile izliyor ve bunu degistirmek icin cabaliyor.”

Benzer bir kaygıyı senin de taşıdığın anlaşılıyor. Turan Dursun’un kemiklerini sızlatıyorsun.

Bir de şu Sargon alıntısı:

“Ben de Said Nursi'yi elestirecegim ama bunu diktatörlük sevdalilarinin hakaret ve cehalet dolu argümanlari esliginde yapmak istemiyorum. Once bu ilkellige bir son vermek vermek lazim. Kisacasi sizler olmasaydiniz burda cok daha zengin tartismalar gelistirme sansimiz vardi. Gelismenin, bilimsel düsüncenin önünde bir engel haline geldiginizi farkedemiyor musunuz acaba?”

Vah vah vaaah! Eleştirecekmiş de bizim gibi ilkeller buna engel oluyormuş. Sen önce bir site üyesine, “Senin gibilerine bu sitede yer yok! Yazmayın artık burada!” deyişinin hesabını ver, softa! Hayranım sizin gibi özgürlükçülere.





Şimdi de Sangre’den bir alıntı:

“Birincil olarak benim derdim, ne Hitler'le, ne Stalin'le, ne de Atatürk'le değil.. Hepsini tarihsel kişiklikler olarak değerlendiriyorum.”
“İkincil olarak elbette otoriter veya totaliter bir rejim kurmak isteyen herkesle derdim vardır.. Bu bağlamda hem Nazilerle, hem Stalinistlerle, hem de Kemalistlerde derdim var.”

Egemenliği Allahtan aldıklarını ilan eden sahtekarları önümüze demokrat diye sürmeye çalışanların argümanlarına bakın hele.

Astur da der ki;

“Deme ya! Benim bildiğim Yunan orduları ile Türk orduları çarpışmıştı.”

“Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!”

Bağımsızlık savaşı tarihini okumadığın nasıl da belli oluyor. Tarih dersinden nasıl geçtin sen?
İşgal haritasını aç da bir bak, kimlerin nereleri işgal ettiğini gör.
İstanbul, Musul … İngilizler
Trakya, İzmir ve cıvarı …. Yunanlar
Antalya, Muğla, Konya … İtalyanlar
Adana, Antep, Maraş yöresi… Fransızlar
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan”, daha da kötüsü bilgi sahibi olmadığından da haberi olmayan bilgiç forum gezginleri sizi…

Son bir söz de “Baban belli olmazdı” konusunda;

Birisinin babasının belli olup olmadığı beni hiç ilgilendirmez. Bir Türk anadan ve bir Fransız babadan olma bir melez beni hiç rahatsız etmez. Örneğin benim yeğenlerim Türk-Arap melezidir ve pırıl pırıl çocuklardır. Ancak bir işgal askerinin işgale maruz kalan yerdeki bir kadına tecavüz etmesi olayını nasıl yorumlayacağını annene ya da bacına bir sor bakalım ne diyecekler. Hatta mümkün olsa da bizzat böyle bir saldırıya uğramış bir Iraklı kadına sorsan da sana anlatsa…

ulpian
26-01-2011, 00:30
ulpian'in yeni actigi baslik (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=360125#post360125)taki tartisma burdaki tartismanin bir kolu. Bu basligi takip edenler digerini de takip ederlerse daha anlamli olur.

Bu baslikta simdiye kadar tartisilan konular asagi yukari sunlardi:

1) Said Nursi bir islam reformcusu muydu?
2) Islam'da reform olur mu olmaz mi?

Bu iki soruya verilen cevaplara göre 3 ayri yaklasim olusmus durumda:

1. Yaklasim
Ben iki soruya da evet cevabi veriyorum. Said Nursi kendinden önceki sürecteki islami anlayisa göre bir reformcu idi ve islam'da reform olur diyorum. Günümüzde dünyada cok sayida reformcu islam anlayisi olusmus durumda. Said Nursi, Türkiye'deki reformculugun olusmasinda bence önemli bir isim. Türkiye Islam'inin Tanzimat'i Said Nursi olmustur.

2. Yaklasim
Buna karsi Said Nursi'nin reformcu olmadigini, hatta sahtekar, deli, saltanat yanlisi, yobaz oldugunu söyleyen bir anlayis var. Bu anlayisa göre zaten bu tartisma anlamsiz, cünkü islamda reform diye birsey olmaz. Bütün islamcilar öz itibariyle aynidir ve gericidir. (Yanlis anlamiyorsam aydoe ve naper böyle düsünüyor)

3. Yaklasim
Bir baska anlayis ise reformculugun olabilecegini ama bunun bir celiski oldugunu söylüyor. ulpian böyle düsünüyor örnegin. Bu düsüncedeki arkadaslarin (yani simdilik sadece ulpian'in) Said Nursi hakkinda ne düsündügünü bilmiyorum.

Umarim dogru bir siniflandirma olmustur.


Evet Sangre, anlatmak istedigim buydu. Bakalim ulpian nasil düsünüyor. Benim siniflandirmami dogru buldu mu acaba?


Genel olarak:
3. kategoride değerlendirilmemi yanlış bulmuyorum. Ama birinci kategoriye de toptan karşı değilim zaten. Her din, ideoloji aslına, öz kaynaklarına rağmen bile evrilebilir, evriliyor. Türkiye'de güncel örneği Yaşar Nuri Öztürk veya Hanif Müslümanlar olan akımların reformcu olmadığı söylenemez.

Fakat, birincisi bu tarz ''ileri'' reformların, aynı reformcular tarafından hala mutlak, değişmez hakikat olarak kabul edilen Kuran'a apaçık bir şekilde aykırı geldiğini, yorum ve tevillerinin aşırı zorlama ve keyfi olduğunu tespit etmek bence entelektüel tutarlılığın bir gereği.

İkincisi, bu tarz ''modernleşme, çağın değerlerine ayak uydurma'' hareketleri, Kuran'ın mutlak doğru olduğu dogmasını ayakta tutarak, tüm müslüman zihniyeti spektrumunun (Taliban'ından Yaşar Nuri'sine kadar) ortak zeminini de ayakta tutmuş oluyor.


Diğer bir konu ise din eleştirisinin nasıl bir ''taktik'' izlemesi gerektiği:
Burada çok katı bir pozisyonum yok. Din eleştirisini yapan kişinin ve muhatabı olan müslümanın mizacına göre değişebilir. Bazen reformist bir müslümana (mesela Yaşar Nuri'nin yorumlarını doğru bulan veya 'hanif müslüman' olan, demokrat, insan haklarına saygılı bir müslümana) bu görüşlerinin aslında Kuran'la çeliştiği üzerinde durmak yerine, ''madem bak bu kadar esnek bakıyorsun, gel aynı esnekliği topyekun Kuran'ın ve İslam'ın oluşması sürecine de uygulayalım'' gibi bir eleştirel yaklaşım daha verimli olabilir. Bazen ise tam tersine, çağdaş değerleri iyice içselleştirmiş bir müslümana, onun bu değerlerinin Kuran'la kesinlikle bağdaşamayacağını göstermek, dinden özgürleşme sürecinde önemli bir kilometre taşı işlevi görebilir. Yani taktik konusunda genel bir reçete vermek zor. Ben daha çok ikinci yöntemi tercih ediyorum sanırım.



Özel olarak Said Nursi hakkında

''Reformculuk'' kavramı için tam olarak aynı ölçütleri kullanmıyoruz belki de. Eğer geniş bir tanım yaparsak, her çağın her islami akımını reformist olarak değerlendirebiliriz. Çünkü her din adamı, İslam'dan hareketle kendi çağının sorunlarına kendince çözümler üretmeye çalışmış ve kaçınılmaz olarak kendinden öncekilerden farklı şeyler de söylemiş.

Veya ''ayet ve hadis metinlerine harfiyen ve mutkal sadakat'' anlayışını esneten, gevşeten her din adamına da reformcu diyebilir miyiz? Eğer öyleyse, mesela Ebu Hanife'yi de mesela bir Hanbeli'ye kıyasla büyük bir reformcu olarak değerlendirmemiz lazım.

Ama 'reformcu' kavramı genelde bu şekilde kullanılmıyor diye biliyorum. En azından ''ehli sünnet İslamı'' açısından bakınca, bu akaidin temellerini ciddi şekilde yerinden oynatmayan akımlara reformcu denemez gibi geliyor bana. Zaten muhafazakar/gelenekçi ehli sünnet İslam'ı 'reformcu' kelimesini 'tahripçi' kelimesiyle eşanlamlı olarak kullanıyor. Belki de muhafazakar sünni müslümanların yazdıklarını, kimlerin reformcu olup olmadığı hakkında bir ilk ipucu olarak alabiliriz.

Örneğin katı bir ehli sünnet gelenekçisi olan Ahmed Davudoğlu'nun (Dış İşleri bakanı DEĞİL :) ) yazdığı ''Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri'' adlı kitabında ''reformcu = tahripçi'' olarak işlenen ve yerlerden yerlere vurulan isimler: Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, hatta Mehmed Akif. Bunlar küfürle, zındıklıkla, sapkınlıkla suçlanır. Ama aynı kitapta Said, ''üstad Saidi Nursi Hazretleri'' olarak saygıyla anılır ve hatta yazarın bu gelenekçi düşüncelerini pekiştirmek için bir bölüme Said'in bir kitabından uzunca alıntı yapılır.


Bundan bağımsız olarak da, Said'in, gelenekçi ehli sünnet anlayışının temellerini sarsacak bir tezi olduğunu bilmiyorum ben. Bence daha çok şöyle: Said de, büyük değişim ve krizlerin yaşandığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, kendinden önceki ve kendi zamanındaki birçok klasik medrese anlayışlarından ileri denilebilecek pozisyonlara sahip olmuş olabilir. Fakat her halükarda kendi zamanında yaşamış birçok dini figürün oldukça gerisinde kalmış.

Astur
26-01-2011, 00:38
Astur da der ki;

“Deme ya! Benim bildiğim Yunan orduları ile Türk orduları çarpışmıştı.”

“Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!”

Bağımsızlık savaşı tarihini okumadığın nasıl da belli oluyor. Tarih dersinden nasıl geçtin sen?
İşgal haritasını aç da bir bak, kimlerin nereleri işgal ettiğini gör.
İstanbul, Musul … İngilizler
Trakya, İzmir ve cıvarı …. Yunanlar
Antalya, Muğla, Konya … İtalyanlar
Adana, Antep, Maraş yöresi… Fransızlar
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan”, daha da kötüsü bilgi sahibi olmadığından da haberi olmayan bilgiç forum gezginleri sizi…


Hem lise hem de üniversite hayatım boyunca tarih derslerinde her zaman sınıfımdaki en başarılı öğrencilerden oldum; esas bizim dandirik lise tarih kitaplarındaki resmi tarih dışında bir şeyler okuyunca bildiğinden eskisi kadar kolay emin olamıyorsun. Cahil cesareti diye bir kavram var mesela, bilmeyen adam çok emin, biraz bilen adam daha temkinli konuşuyor...

Kimin nereyi işgal ettiğinin de elbette farkındayım da, İtalya ve İngiltere ile Türk orduları çatıştı mı Kurtuluş Savaşı'nda? Burada bilgi sahibi olmamaktan da öte, okuduğunu anlamama sorunu var gibi. Savaş sonrası yapılan bir anlaşma çerçevesinde belli bölgelerin işgali ile savaş, sıcak çatışma vs. ayrı şeyler. Benim söylediğim de o. 1919-23 döneminde bildiğim kadarıyla Türkler ile İtalyanlar ve(ya) İngilizler arasında sıcak çatışma yaşanmadı.


Son bir söz de “Baban belli olmazdı” konusunda;

Birisinin babasının belli olup olmadığı beni hiç ilgilendirmez. Bir Türk anadan ve bir Fransız babadan olma bir melez beni hiç rahatsız etmez. Örneğin benim yeğenlerim Türk-Arap melezidir ve pırıl pırıl çocuklardır. Ancak bir işgal askerinin işgale maruz kalan yerdeki bir kadına tecavüz etmesi olayını nasıl yorumlayacağını annene ya da bacına bir sor bakalım ne diyecekler. Hatta mümkün olsa da bizzat böyle bir saldırıya uğramış bir Iraklı kadına sorsan da sana anlatsa… Bugün Türkiye sınırları içinde olan pek çok yer zaten o dönemde işgal edildi, kendin de yazdın. Bildiğim kadarıyla Japonların 30'larda Asya'da yaptığı tarz toplu tecavüzler vs. yaşanmadı. İngiliz ya da Fransız mandasında olan Suriye vs. ülkelerde de insanlar 'babalarını tanıyorlar'. Anadolu'da ve İstanbul'daki kadınların işgalcilerin tecavüzüne uğrayacağı fikrini kim neye dayandırıyor merak ediyorum. Bu olayların çok tarihi örneği var, ama başka yer ve zamanlarda falan.

Duygu sömürüsünü bir anlığına bırakıp düşünseniz, iddialarınızı temellendirmeye çalışsanız falan hiç fena olmayacak.

ahura mazda
26-01-2011, 00:45
Bende tartışmaya katılarak aslında Said Nursi'nin önemli bir figür olmadığını Kemalist ideolojiye karşı bir ideoloji kullanmak için üretilen ve büyütülen bir konu olduğunu düşünmekteyim.
Zamanında büyük bir etkisi olmasa da bir etkisi olduğu aşikar o yüzden incelemeye değer ancak bugünkü anlamı yeni ideolojinin yükselen bir figürü olarak karşımıza çıkıyor yani önemli olan aslında günümüzde ki cemaat ve tarikatların anlayışları,kuralları ve işleyiş biçimi olmalıdır diye düşünmekteyim.

murted
26-01-2011, 01:46
Genel olarak:
3. kategoride değerlendirilmemi yanlış bulmuyorum. Ama birinci kategoriye de toptan karşı değilim zaten. Her din, ideoloji aslına, öz kaynaklarına rağmen bile evrilebilir, evriliyor. Türkiye'de güncel örneği Yaşar Nuri Öztürk veya Hanif Müslümanlar olan akımların reformcu olmadığı söylenemez.

Bundan bağımsız olarak da, Said'in, gelenekçi ehli sünnet anlayışının temellerini sarsacak bir tezi olduğunu bilmiyorum ben. Bence daha çok şöyle: Said de, büyük değişim ve krizlerin yaşandığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, kendinden önceki ve kendi zamanındaki birçok klasik medrese anlayışlarından ileri denilebilecek pozisyonlara sahip olmuş olabilir. Fakat her halükarda kendi zamanında yaşamış birçok dini figürün oldukça gerisinde kalmış.

Ulpian, aslında üzerine konuşulacak çok şey var. Vakit bulduğumda bu başlığa ve bu konu tartışılanlar üzerine açtığın başlığa bir şeyler yazmak isterim.

Şimdi kısaca senin söylediklerini teyit etmek babında bir iki şey söylemek istiyorum.
Said, bir Seyyid Kutup, Mevdudi, Muhammed bin Abdülvahap, Muhammed ikbal, Ali Şeriati, Abduh, Reşid Rıza değildir. Bu adamların kimisi dört mezhebi birleştirmeyi savunmuş, kimisi Buhari'deki hadisleri dahi bir kısmını çöpe atmaya kalkmıştır.
Bu adamlar içinden geldikleri geleneği değiştirmeye kalkmışlar, oryantalistlerin yoğun taarruzu karşısında dini kurtarmak için türlü yollar denemişlerdir.
Oysa Said'e göre İslam aleminin mevcut durumunun öncelikli sorumlusu, geleneksel Sünni anlayışta bir sorun olması falan değil din eğitimin yanında diğer ilimlerin ihmal edilmesidir. Said'in belki Hristiyanlara nispeten yakın olması falan farklılık gibi gözükebilir ama Said geleneksel İslam'ın üzerine hiç birşey koymamıştır denilebilir. Risalelerde en absürt hadislerin dahi müdafaasını yapar.
Mesela İsrailiyat olduğu konusunda genellikle hemfikir olunan Dünya'nın öküz ve balık (Sevr-Hut) üzerinde olduğunu söyleyen hadisleri dahi müdafaya kalkmıştır.

Sorunuzda diyorsunuz ki: ”Hocalar diyorlar: Arz yani dünya öküz ve balık üstünde duruyor. Hâlbuki arz, muallâkta (boşlukta) bir yıldı gibi gezdiğini coğrafya görüyor. Ne öküz var ne de balık! “
Cevap olarak: İbn-i Abbas (R.A.) gibi zatlara dayandırılan sahih (doğru) bir rivayet var ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselamdan sormuşlar: “ Dünya ne üstündedir?” şöyle buyurmuştur: Dünya öküz ve balığın üzerindedir.
Bir rivayette, bir defa “Öküz üzerindedir.” demiş; diğer defa da “balık üzerinde” demiştir. Hadis bilginlerinin bir kısmı israiliyyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafe tarzındaki hikâyelere bu hadisi tatbik etmişler. Özellikle beni İsrail (Yahudi) âlimlerinin Müslüman olanlarından bir kısmı, kitaplardan Sevr ve Hut (öküz ve balık) hakkında gördükleri hikâyeleri hadise tatbik edip, hadisin manasını acip bir tarza çevirmişler. Şimdilik bu sorunuza gayet kısa üç esas ve üç vecih söylenecek.

ulpian
26-01-2011, 01:58
Ulpian, aslında üzerine konuşulacak çok şey var. Vakit bulduğumda bu başlığa ve bu konu tartışılanlar üzerine açtığın başlığa bir şeyler yazmak isterim.

Şimdi kısaca senin söylediklerini teyit etmek babında bir iki şey söylemek istiyorum.


Katılıyorum murteddd. Vakit bulduğunda buraya veya diğer başlığa, bu konularla ilgili düşüncelerini daha detaylıca yazmanı çok isterim. Çünkü bence de ateistler/nonteistler olarak tartışmamız gereken çok şey var bu alanda, ve benim de ''şimdilik'' bulunduğum pozisyonların revizyona ihtiyacı olabilir.
(Ama maalesef, bazı çok sevgili forumdaşlar yüzünden henüz objektif bir tartışma zemini bulmakta zorlanıyor, her ''reformisttir'', ''değildir'' gibi tezler savunmaya çalıştığımızda İslam'ı veya bir cemaati savunuyormuşuz gibi ipe sapa gelmez ithamlarla karşılaşabiliyoruz....)

diamat
26-01-2011, 02:23
bu nasıl bir bağlamdır anlamakta zorlanıyorum.

birilerinin 'reformist' olduğunu söylemek nasıl oluyorda onlara 'sempati' ile bakıyor olmayla ilişkilendirilebiliyor.

kemdime pay çıkarmıyorum ancak;
said nursi/fetullah geleneğinin reformizmine,
hristiyanlık/protestanlaşma bağlamında atıf yapan belki de ilk bir kaç site sakininden biri de benim.

ne yani ben bunu sempatimden mi yaptım.
kusura bakmayın ama ben buna halt etmek derim.

nurculuk tipik bir protetanlaşma hareketidir.

bu bir durum tespitidir.

bu durum tespitinin sağına soluna önüne arkasına sempati diye bir şey sıkıştırılamaz.

nurculuk/fetullahçılık;
batıyla, emperyalist-kapitalizmle, kapitalist sözde demokrasi ve onun sözde değerleriyle islam adına anlaşma yapmaktan ibarettir.

bu durum tespiti;
bırakın sempatiyi,
nurcu/fetullahçıları emperyalist uşağı olmakla suçlamanın sosyolojik literatüre uygun hale getirilmiş biçimidir.

asinar
26-01-2011, 09:11
Hem lise hem de üniversite hayatım boyunca tarih derslerinde her zaman sınıfımdaki en başarılı öğrencilerden oldum; esas bizim dandirik lise tarih kitaplarındaki resmi tarih dışında bir şeyler okuyunca bildiğinden eskisi kadar kolay emin olamıyorsun. Cahil cesareti diye bir kavram var mesela, bilmeyen adam çok emin, biraz bilen adam daha temkinli konuşuyor...

Kimin nereyi işgal ettiğinin de elbette farkındayım da, İtalya ve İngiltere ile Türk orduları çatıştı mı Kurtuluş Savaşı'nda? Burada bilgi sahibi olmamaktan da öte, okuduğunu anlamama sorunu var gibi. Savaş sonrası yapılan bir anlaşma çerçevesinde belli bölgelerin işgali ile savaş, sıcak çatışma vs. ayrı şeyler. Benim söylediğim de o. 1919-23 döneminde bildiğim kadarıyla Türkler ile İtalyanlar ve(ya) İngilizler arasında sıcak çatışma yaşanmadı.

Bugün Türkiye sınırları içinde olan pek çok yer zaten o dönemde işgal edildi, kendin de yazdın. Bildiğim kadarıyla Japonların 30'larda Asya'da yaptığı tarz toplu tecavüzler vs. yaşanmadı. İngiliz ya da Fransız mandasında olan Suriye vs. ülkelerde de insanlar 'babalarını tanıyorlar'. Anadolu'da ve İstanbul'daki kadınların işgalcilerin tecavüzüne uğrayacağı fikrini kim neye dayandırıyor merak ediyorum. Bu olayların çok tarihi örneği var, ama başka yer ve zamanlarda falan.

Duygu sömürüsünü bir anlığına bırakıp düşünseniz, iddialarınızı temellendirmeye çalışsanız falan hiç fena olmayacak.

Astur,
Yaşın kaç bilmiyorum ama, senin, dedelerinden işgalcilere karşı yaptıkları çete savaşlarını, Fransızların Toros dağlarını gemilerden toplarla nasıl dövdüklerini dinleme şansına sahip olamayacak kadar genç olduğun anlaşılıyor. Antep yöresinden "Karayılan" türküsünü de ya hiç dinlememişsindir, ya da bu türkünün hangi olay(lar) üzerine yakıldığından bihabersin.
Ha, "Ben orduların savaşmasından sözettim," diyerek çete savaşlarını gözardı edecek olursan, o zaman sana şunu hatırlatırım. O tarihlerde zaten ordu diye bir şey kalmamıştı. Bağımsızlık savaşını başlatan birkaç yurtseverin inanılmaz çabasıyla yeni bir ordu oluşturulmuştu ve işgal altındaki her yere ayrı bir ordu göndermek de olanaksızdı. Bu topyekün bir savaştı. Bu yazdıklarımın duygu sömürüsü olmadığını, olayın benim yazabildiklerimden çok daha dramatik olduğunu anlayamayacak kadar genç olmalısın. Bunları öğrenmen için sana okumanı önerebileceğim çok kaynak verirdim ama sen onları, "Resmi Tarih, Kemalistlerin propagandaları," diye elinin tersi ile itersin bir kenara. Sen cemaat yayınlarını okumaya devam et.

AlbatrosS
27-01-2011, 19:16
mesele said meselesi değildir... meselenin daha ciddi ve önemli bir boyutu bu adamın öğretileri/yazdıkları etrafında örülmek/oluşturulmak istenen sosyo-iktisadi ve kültürel organizasyonlar meselesidir. kaldıki bugün ölüp gitmiş birinin şahsını tartışmak bize bir şey kazandırmaz; ancak, onun dini/teolojik öğretileri eksenin şekillenmeye çalışılan sözde yardım/vakıf gibi dernekler ve gittikçe devleşen bir organizasyon hepimizin sorunudur.

sorun palazlanan yeni muhafazakar sermaye ve odaklaşma sorunudur... bunlar çok daha yobaz ve gerici iran rejimi dahi (ki siyasal islam'ın temel esin kaynaklarından olmasına karşın) bunları ciddi bir tehlike olarak arz eder. kimsenin yaşamını ne türden dinsel/teolojik örüntülerle kurması beni ilgilendirmez; ancak, bu adamların medyasında muhalif düşünen kesimlere karşı örgütlü ve organize linç kampanyaları düzülüyorsa; her türden kara propaganda ve çarpıtma bilerek/farkında olarak yapılıyorsa bu toplumsal bir sorun haline gelmiş demektir.

mesele ''hür adam'' meselesi değil... mesele bu adam'ın arkasına saklanan, yeri geldiğinde her türden etik dışı, ahlaksız çamur ve iftiraları atmaktan çekinmeyen yeni bir sermaye hareketi, yeni muhafakar iktidar pozisyonu!..

Astur
29-01-2011, 17:12
Astur,
Yaşın kaç bilmiyorum ama, senin, dedelerinden işgalcilere karşı yaptıkları çete savaşlarını, Fransızların Toros dağlarını gemilerden toplarla nasıl dövdüklerini dinleme şansına sahip olamayacak kadar genç olduğun anlaşılıyor. Antep yöresinden "Karayılan" türküsünü de ya hiç dinlememişsindir, ya da bu türkünün hangi olay(lar) üzerine yakıldığından bihabersin.
Ha, "Ben orduların savaşmasından sözettim," diyerek çete savaşlarını gözardı edecek olursan, o zaman sana şunu hatırlatırım. O tarihlerde zaten ordu diye bir şey kalmamıştı. Bağımsızlık savaşını başlatan birkaç yurtseverin inanılmaz çabasıyla yeni bir ordu oluşturulmuştu ve işgal altındaki her yere ayrı bir ordu göndermek de olanaksızdı. Bu topyekün bir savaştı. Bu yazdıklarımın duygu sömürüsü olmadığını, olayın benim yazabildiklerimden çok daha dramatik olduğunu anlayamayacak kadar genç olmalısın. Bunları öğrenmen için sana okumanı önerebileceğim çok kaynak verirdim ama sen onları, "Resmi Tarih, Kemalistlerin propagandaları," diye elinin tersi ile itersin bir kenara. Sen cemaat yayınlarını okumaya devam et.

O dediklerin Fransızlarla olan çatışmalar. Ben İtalyan ve İngilizlerle yaşandığı iddia edilen çatışmalara ilişkin soru sormuştum. Sen şimdi benim yaşımı falan bırak bir zahmet Kurtuluş Savaşı'nda İtalyanlarla ve İngilizlerle hangi tarihte, hangi çatışmalar yaşanmış vs. konularında bilgilendir bizleri.

dark planet
08-02-2011, 02:54
O dediklerin Fransızlarla olan çatışmalar. Ben İtalyan ve İngilizlerle yaşandığı iddia edilen çatışmalara ilişkin soru sormuştum.

ingilizler yunanlıları destekledi.kendisi de sanırım rusya ile uğraşıyordu.fakat resmi olarak çarpışmasalarda yunanlıları desteklemesi açısından gene de karşımızda ingilizler vardı.
çünkü genelde ingilizler hep kullanma politikası izlemişler ve en az kayıplarla savaşlardan çıkmışlardır.

onurmusa
08-02-2011, 07:49
Bu başlıktaki tartışmaya o dönem siteye girmediğim için katılmamıştım. İyi ki de katılmamışım. Birkaç mesajı okuyunca buram buram cehalet hissettim.

Cahil cesareti diye bir kavram var mesela, bilmeyen adam çok emin, biraz bilen adam daha temkinli konuşuyor...


Bu cahil cesareti denen şeyi senin yazılarından tanıyoruz Astur.

Astur tarih derslerinde çok başarılı olduğunu söylemiş. Bu başarılı öğrencinin hali, Türkiye'deki eğitim kalitesini de ortaya koyuyor. Tanıdığım bir tarih öğretmeni var Astur=) bir ara ondan ders alsan, eksiklerini kapatsan hiç fena olmaz.


Bildiğim kadarıyla Japonların 30'larda Asya'da yaptığı tarz toplu tecavüzler vs. yaşanmadı. İngiliz ya da Fransız mandasında olan Suriye vs. ülkelerde de insanlar 'babalarını tanıyorlar'. Anadolu'da ve İstanbul'daki kadınların işgalcilerin tecavüzüne uğrayacağı fikrini kim neye dayandırıyor merak ediyorum. Bu olayların çok tarihi örneği var, ama başka yer ve zamanlarda falan.


Söze "bildiğim kadarıyla" diye başlaman, o yarım yamalak bilginden senin bile emin olmadığını gösteriyor. Ki söylediklerin zaten hiçbir şey bilmediğini ortaya koyuyor.

Ben İzmirliyim. İşgali iliklerine kadar yaşamış bir ailenin çocuğuyum. Daha çocuk yaşta (Yunan askerlerinin bütün köyü camiye doldurup, caminin etrafını çevirip yakması sonucu) yanarak can vermekten son anda kurtulmuş, Mustafa Kemal'in askerleri tarafından kurtarılmış bir dedenin torunuyum. Türk Milleti'nin en hassas olduğu konudur o işgal. Bilmeyenler lütfen yorum yapmasın Astur gibi.

Ege'de binlerce kadın tecavüze uğradı Yunan işgalinde. Benim çok yaşlı insanlardan dinlediğim, bak sadece benim dinlediğim yüzlerce tecavüz hikayesi var. Hangisiydi hatırlamıyorum ama okuduğum bir kaynakta Kurtuluş Savaşı sırasında tecavüze uğrayan kadın sayısının yaklaşık 30 bin olduğunu söylüyordu. Sayı ne olursa olsun, 1 kişi bile olsa iğrenç, kabul edilemez bir durum. Bu acıyı hiç yaşamamış, yaşayanlardan dinlememiş insanların "ne var yea Suriye de işgale uğradı ama orda insanlar babalarını tanıyorlar" demesi acıklı mı desem komik mi desem bilemedim. Savaş, işgal, mezalim, tecavüz gibi kavramlara uzak, dünyadan habersiz gençliğin yorumları bunlar. Irak'ta tecavüze uğrayan kadınlar senin şu yazdıklarını okusalar senin hakkında ne düşünürler çok merak ediyorum.

İzmir'de çocuklar bu işgal anılarıyla büyürler. Bu yüzdendir ki İzmir'de anneler çocuklarını önce Mustafa Kemal sevgisiyle büyütürler. Adını bile doğru dürüst söyleyemeyen bir çocuk, Gazi'nin resmini gördüğünde peltek peltek "Atatürk" der, çok defa şahit oldum.

İzmir'de gidin herhangi bir köye, anlatsınlar size işgalde yaşananları. "Anadolu ve İstanbul'daki kadınlar niye işgalcilerin tecavüze uğrasın ki" demek, olsa olsa bir komedyen cümlesi olabilir. Bu sözü edenin durumu da trajikomik olur olsa olsa.

Bu iğrenç olayın kaynağı filan olmaz da yine de Yunanlı askerlerin ağzından tecavüz anılarını dinlemek istersen sana bir kitap tavsiye edeyim. [1] (http://www.tarihibakis.com/kurtulus-savasinda-yunan-mezalimi/)

Bu da Yunan askerlerinin 5'erli 10'arlı tecavüzlerinden söz eden acı bir yazı. [2] (http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/orta-anadoluda-yunan-mezalimi.html)

Değinmeden edemeyeceğim. Dedim ya, incelediğim birkaç mesaj oldu ama o birkaç mesajda bile akıl almaz hatalarla karşılaştım.

Savaş kaybedilince bu örgütler, tüm Osmanlı ordusu falan resmen tasfiye ediliyor elbette; ama tabii işin bir de resmi olmayan boyutu var. Mesela Kâzım Karabekir savaş biter bitmez resmi olarak askeri pozisyonunu kaybediyor, ama bu onu bir anda sivil yapar mı?


Ne? "Kazım Karabekir savaş biter bitmez resmi olarak askeri pozisyonunu kaybediyor" diyor değil mi? Yanlış okumadım yani? Akıl alır gibi değil.

Kazım Karabekir, I.Dünya Savaşı sonrasında Mondros Ateşkes Antlaşması'nın "Osmanlı orduları terhis edilecektir" maddesine rağmen, başkentten gelen "orduları terhis edin" emirlerine rağmen ordusunu terhis etmeyen yani silahlarını bıraktırmayan, ordusunu dağıtmayan tek komutandır. Yani I.Dünya Savaşı'ndan sonra öyle "resmi olarak askeri pozisyonunu kaybettiği" filan yok. Zaten askeri terminolojide "resmi olarak askeri pozisyonu kaybetme" diye bir şey yok. O tamamen Astur'un uydurduğu bir şey. Kazım Paşa hala görevinde, hala unvanları yerinde.

Şimdi söyleyeceğim şeyi asla aşağılamak için söylemiyorum. Bir gerçek olarak söylüyorum bunu. Biz lisedeki ve ortaokuldaki öğrencilerimize soruyoruz. Mondros'un "Osmanlı orduları terhis edilecektir" maddesine rağmen ordusunu dağıtmayan tek komutan kimdir diye. İnanın onlar biliyorlar bunu.

Konuyla çok da ayrıntılı olarak ilgilenmeyen bir insan bunu tabii ki bilmeyebilir, bunda yadırganacak bir şey yok. Bu teknik bir detay. Ama biliyorum havalarındaki insanların böyle yalan yanlış ahkam kesmelerine bitiyorum. Hele komik duruma düşmelerine bayılıyorum.

Gelelim şu işgal mevzusuna.

Önce çıkış noktasına gidelim. Sevgili axial Sevr haritasını göstermiş bu tarih dersleri iyi olan ama Kurtuluş Savaşı'ndaki tecavüz, toplu tecavüz, mezalim vakalarından haberi olmayan başarılı öğrenciye. Kendisi ne demiş Sevr haritasını görünce?


Hmm, İtalya, İngiltere falanla da savaştık o zaman biz. Sübhanallah ibretlik paylaşım kardeş!


Zaten cümlenin içindeki o yersiz "falan"dan bile anlaşılıyor arkadaşın olaya uzaklığı. Hele sondaki müthiş esprisi yok mu...

Bu tarih derslerinin zıpkın öğrencisi ya Sevr haritasını hayatında ilk kez görüyor ya da işgal haritasına bakıp "hmm, italya, ingiltere falanla da savaştık o zaman biz" gibi dahiyane bir çıkarımda bulunuyor. Kendisine mi kızayım tarih öğretmenine mi karar veremedim.

Peki iddia ne?


1919-23 döneminde bildiğim kadarıyla Türkler ile İtalyanlar ve(ya) İngilizler arasında sıcak çatışma yaşanmadı.


O dediklerin Fransızlarla olan çatışmalar. Ben İtalyan ve İngilizlerle yaşandığı iddia edilen çatışmalara ilişkin soru sormuştum. Sen şimdi benim yaşımı falan bırak bir zahmet Kurtuluş Savaşı'nda İtalyanlarla ve İngilizlerle hangi tarihte, hangi çatışmalar yaşanmış vs. konularında bilgilendir bizleri.

Konu bu. Kurtuluş Savaşı'nda Türkler ile İtalyan ve İngiliz kuvvetleri arasında sıcak çatışma yaşanmadı.

Cevaba geçmeden önce, merak ediyorum. Diyelim ki öyle. Eee? Ne yapalım şimdi? Kurtuluş Savaşı'nı kazanmış sayılmıyor muyuz o zaman? Bu iki orduya karşı sıcak savaş vermeden senin gözünde galip ilan edilemiyor muyuz?

Ayrıca sormak lazım bu arkadaşa. Kurtuluş Savaşı hangi sürecin sonunda yaşandı biliyor mu diye. 10 milyon insanın hayatını kaybettiği bir I.Dünya Savaşı yaşandı hemen öncesinde. Dünya yeniden paylaşıldı. Biz I.Dünya Savaşı'nda hem İtalya'yla hem de İngiltere'yle sıcak çatışmalara girdik, hem de defalarca. Yemen'den Galiçya'ya, Çanakkale'den Kanal Cephesi'ne hemen her cephede göğüs göğüse çarpıştık. Ve Çanakkale'de asırlar boyunca unutamayacakları bir zaferle evlerine uğurladık. Bu kesmez mi seni?

Gelelim Kurtuluş Savaşı'na. Kurtuluş Savaşı, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası elde kalan vatan topraklarını savunmak için tertiplenmiş bir organizasyondur. Değerli asinar'ın da belirttiği üzere çetelerimizin mücadelesi, Kurtuluş Savaşı'nın çıkış noktasıdır, belkemiğidir, olmazsa olmazıdır. Sen bunları yok sayıp "benim bildiğim Türk ordularıyla Yunan orduları savaştı" dersen düzenli ordu ne zaman, nasıl, hangi zorluklarla kuruldu, o kurulana kadar mücadeleyi kim sürdürdü, bunlardan habersizsin demektir. Çetelerimiz ki Mustafa Kemal'in onlara verdiği muhteşem isimle Kuvayı Milliye(Milli Kuvvetler)'dir, vatanın her karış toprağında Fransız, İtalyan, Yunan, İngiliz demeden tüm düşman askerlerine saldırdılar, kayıplar verdirdiler.

Belki bilmiyorsundur, İngilizler, 13 Kasım 1918'de gemilerini İstanbul'a demirlediler. 28 Ocak 1920'de Meclis-i Mebusan'ı basıp milletvekillerini tutuklayıp Malta'ya sürgüne gönderdiler. 16 Mart 1920'de İstanbul'a ordularını çıkardılar, şehri ablukaya aldılar.

Tüm bunlardan da önemlisi Yunanlıların İzmir ve çevresini işgal etmesini, İtilaf Devletleri'ne ilk teklif eden İngiliz Başbakanı Lloyd George'tur. Yunanlılara Batı Anadolu'yu işgal ettiren İngiltere'dir. Asker, cephane desteğinin yanı sıra büyük miktarda para yardımında da bulunmuştur. Lloyd George'un İngiliz parlamentosunda defalarca "merak etmeyin Yunanlılar Türkleri yenecek" minvalinde konuştuğunu bilmiyorum deme sakın. Sırf bu bile Yunan ordusunun İngilizlerin piyonu olduğunu göstermeye yetmez mi?

Adamlar başkentimizi işgal etmiş, milletvekillerimizi ve komutanlarımızı tutuklayıp Malta'ya sürgüne göndermiş, Yunan işgal kuvvetlerini maddi, manevi desteklemiş, asker ve cephane yardımı yapmış. Eee başka ne isterdiniz Astur efendi?

Kaldı ki Mustafa Kemal Ege'den Yunan ordusunu süpürdükten sonra işgal altındaki İstanbul ve çevresini İngilizlerden tek kurşun atmadan almıştır. Tek kurşun atmadan ama askerlerine bölgeyi kuşatma emri vererek, yani baskı yoluyla almayı bilmiştir İstanbul'u.

Bu alkışlanacak bir strateji bence.

"Ama İngilizlerle savaşmadık ki yaaa" demek, Yunanlıların aslında İngilizlerin maşası olduğunu görememek, Lübnan Hizbullah'ının arkasında İran yok demek kadar abuk subuk bir şeydir.

Son olarak,


İlkokul-lise tarih kitaplarından fırlamış bu cümleleri her okuduğumda bir ayrı duygulanıyorum, "Ata'm sen kalk ben yatam" demekten kendimi alamıyorum.


Terbiye eğitimi verilmiyor mu senin mezun olduğun okullarda? Atatürk sevgisinden nasibini almadığını anladık da hiç değilse saygı değil mi? En azından şu toz kondurmadığınız Fethullahlara, Saidlere gösterdiğiniz kadar saygı!

Astur
08-02-2011, 13:30
ingilizler yunanlıları destekledi.kendisi de sanırım rusya ile uğraşıyordu.fakat resmi olarak çarpışmasalarda yunanlıları desteklemesi açısından gene de karşımızda ingilizler vardı.
çünkü genelde ingilizler hep kullanma politikası izlemişler ve en az kayıplarla savaşlardan çıkmışlardır.

Birinci Dünya Savaşı'nda epeyce kayıp verdi İngilizler de:

http://en.wikipedia.org/wiki/World_War_I_casualties

Savaşta bu kaynağa göre Osmanlı askerinden daha fazla İngiliz askeri ölmüş. Sivil kayıplar ise çok daha düşük orada.


Astur tarih derslerinde çok başarılı olduğunu söylemiş. Bu başarılı öğrencinin hali, Türkiye'deki eğitim kalitesini de ortaya koyuyor. Tanıdığım bir tarih öğretmeni var Astur=) bir ara ondan ders alsan, eksiklerini kapatsan hiç fena olmaz.


Endişen için teşekkürler. Türkiye'de tarih derslerinde başarılı olman için ezberin iyi olsun yetiyor aslında, o salak kitaplarda yazılanların aynısını sorardı hocalar, ben de iki kez okuduğumda aklımda kalırdı; çok övünülecek bir şey değil.

Ben de senin iletilerini neredeyse her okuduğumda eleştirel düşünceye ağıt yakıyorum mesela. Bir insan hiçbir süzgeçten geçirmeden bin türlü komplo teorisine nasıl inanıverir konusunu çok da rahat anlayamıyorum.


Söze "bildiğim kadarıyla" diye başlaman, o yarım yamalak bilginden senin bile emin olmadığını gösteriyor. Ki söylediklerin zaten hiçbir şey bilmediğini ortaya koyuyor.

Ben sözlerime sık sık öyle başlarım, bu bir tevazu göstergesi olarak, insanın yanılabileceğinin farkında olduğunu gösteren bir işaret falan olarak okunsa daha yerinde olur. Kendinden yüzde yüz emin olan insanların nasıl saçmayabileceği herhalde hepimizin malumu. Ben yanılabileceğimin bilincindeyim, biri bu başlıkta "İtalya ile 1921'de x çatışması oldu, y kadar asker katıldı, buyur kaynağım da bu dese" ben de haksız olduğumu kabul eder, yeni öğrendiğim bilgiler için teşekkür ederim. Kendinden çok emin arkadaşlada aynı durum söz konusu değil, düşünceleri o anlamda yanlışlanabilir değil. Mesela x tarihinde çatışmalar bitti deniyor, sonra o tarihten sonra yaşanan büyük çatışmalara örnek getiriyorsun, ama adam yine de haksız olabileceğine zerre ihtimal vermiyor. Anlatabildim?!


Sayı ne olursa olsun, 1 kişi bile olsa iğrenç, kabul edilemez bir durum. Bu acıyı hiç yaşamamış, yaşayanlardan dinlememiş insanların "ne var yea Suriye de işgale uğradı ama orda insanlar babalarını tanıyorlar" demesi acıklı mı desem komik mi desem bilemedim. Savaş, işgal, mezalim, tecavüz gibi kavramlara uzak, dünyadan habersiz gençliğin yorumları bunlar. Irak'ta tecavüze uğrayan kadınlar senin şu yazdıklarını okusalar senin hakkında ne düşünürler çok merak ediyorum.

Burada alıntıladığım ilk cümleye elbette katılıyorum. Ama bu konuda haklı olman doğru düşünmenin kurallarına vakıf olmadığın gerçeğini değiştirmiyor.

Daha önce de söyledim, tarihte bazı işgallerde yoğun tecavüzler, katliamlar yaşanırken bazı diğerlerinde yaşanmıyor. 2. Dünya Savaşı sonunda Sovyet ordularının Almanya'yı işgal ederken yaptıkları ile müttefiklerin yaptıkları arasında epeyce fark var. Irak'ta yaşananlar başka, Bosna'da yaşananlar başka. 2+2=4 kesinliğinde sonuçlara alakasız örneklere nasıl vardığınızı inan bilemiyorum. Yunanlılar'ın Batı'da yaptıklarını İstanbul'daki İngilizler yapmıyor mesela. Demek ki ne ilk örnek, ne de ikincisi savaşın kuralı niteliğinde.

Bu "babanızı tanımazdınız" işi kendini meşrulaştırma adına insanların ne kadar alçalabileceğinin en güzel göstergelerinden biri herhalde.

Bu topraklarda Türkler eliyle yapılan benzer şeyler konusunda aynı hassasiyeti senden bekleyemeyeceğimizi de biliyorum tabii.

İzmir'de çocuklar bu işgal anılarıyla büyürler. Bu yüzdendir ki İzmir'de anneler çocuklarını önce Mustafa Kemal sevgisiyle büyütürler. Adını bile doğru dürüst söyleyemeyen bir çocuk, Gazi'nin resmini gördüğünde peltek peltek "Atatürk" der, çok defa şahit oldum.

Bu Türkiye'nin "özgün kültürel atmosferi" ile ilgili. Kişi kültü olayını dilersen bir başka başlıkta tartışırız.


Bu iğrenç olayın kaynağı filan olmaz da yine de Yunanlı askerlerin ağzından tecavüz anılarını dinlemek istersen sana bir kitap tavsiye edeyim. [1] (http://www.tarihibakis.com/kurtulus-savasinda-yunan-mezalimi/)

Bu da Yunan askerlerinin 5'erli 10'arlı tecavüzlerinden söz eden acı bir yazı. [2] (http://www.turk-yunan.gen.tr/yunan-katliamlari/orta-anadoluda-yunan-mezalimi.html)


İlk kaynak daha sağlam gibi, ikincisinin tarafsız olması çok da mümkün gibi değil.


Ne? "Kazım Karabekir savaş biter bitmez resmi olarak askeri pozisyonunu kaybediyor" diyor değil mi? Yanlış okumadım yani? Akıl alır gibi değil.

Kazım Karabekir, I.Dünya Savaşı sonrasında Mondros Ateşkes Antlaşması'nın "Osmanlı orduları terhis edilecektir" maddesine rağmen, başkentten gelen "orduları terhis edin" emirlerine rağmen ordusunu terhis etmeyen yani silahlarını bıraktırmayan, ordusunu dağıtmayan tek komutandır.

Kendini yine kendin haksız çıkarıyorsun, süper. Merkezi otorite, devlet ordularını terhis et diyor, ortada o tarihte Osmanlı Ordusu resmen yok; Karabekir kişisel karizması ile birlikleri emri altında tutuyor. Resmi olarak komutanı olabileceği bir ordu mevcut olmasa da emri altında silahlı birlikler var, ve bunları daha sonraki savaşlarda kullanıyor. Yani o anlamda sivil değil. Tam olarak benim söylediğim şey işte.



Bu tarih derslerinin zıpkın öğrencisi ya Sevr haritasını hayatında ilk kez görüyor ya da işgal haritasına bakıp "hmm, italya, ingiltere falanla da savaştık o zaman biz" gibi dahiyane bir çıkarımda bulunuyor. Kendisine mi kızayım tarih öğretmenine mi karar veremedim.

Sevr Haritasından o yöndeki çıkarımı orada tartıştığım arkadaş yaptı, ben sadece onun çıkarımını mantıksal olarak hangi başka çıkarımların izlediğini gösterdim. Eğer onun ilk ifadesi doğruysa, mantıksal olarak, benim ifadem de doğru olmalıydı. Bu sayede onun haksız olduğunu görmesini sağlamayı umdum. Bence sen sana mantık öğretmeyenlere kız. :)

Konu bu. Kurtuluş Savaşı'nda Türkler ile İtalyan ve İngiliz kuvvetleri arasında sıcak çatışma yaşanmadı.

Cevaba geçmeden önce, merak ediyorum. Diyelim ki öyle. Eee? Ne yapalım şimdi? Kurtuluş Savaşı'nı kazanmış sayılmıyor muyuz o zaman? Bu iki orduya karşı sıcak savaş vermeden senin gözünde galip ilan edilemiyor muyuz?

Yok, galip olma konusunda hiçbir sıkıntı yok. Ben de bu işi ondan sorguluyorum, madem bir şey fark etmiyor, niye uyduruluyor bunlar? Neden bu tarz masallar yazılıyor?

Gençlerin zihinlerini belli bir şekilde şekillendirmek için bence. En zor zamanımızda bile dünyanın en büyük devletlerinin hepsini savaşıp yendik, biz işte böyle süper bir milletiz tarzı ver coşkuyu muhabbeti bu.


Ayrıca sormak lazım bu arkadaşa. Kurtuluş Savaşı hangi sürecin sonunda yaşandı biliyor mu diye. 10 milyon insanın hayatını kaybettiği bir I.Dünya Savaşı yaşandı hemen öncesinde. Dünya yeniden paylaşıldı. Biz I.Dünya Savaşı'nda hem İtalya'yla hem de İngiltere'yle sıcak çatışmalara girdik, hem de defalarca. Yemen'den Galiçya'ya, Çanakkale'den Kanal Cephesi'ne hemen her cephede göğüs göğüse çarpıştık. Ve Çanakkale'de asırlar boyunca unutamayacakları bir zaferle evlerine uğurladık. Bu kesmez mi seni?


I. Dünya Savaşı'nda İtalyanlarla hangi cephede savaştık bilmiyorum, yazarsan öğreniriz. İngiltere ise evet çok cephede çok savaştık.

Ama mesele bunlar değil. Soru açık: Kurtuluş Savaşı'nda İtalya ve İngiltere ile savaşıldı mı? Hayır cevabını vermek niye bu kadar zor? İlla "Çanakkale de Kurtuluş Savaşı'na dahildir bence" tarzı yaklaşımlarla rezil olmak mı lazım?!

Çanakkale demişken, sizin sitelerden güzel bir yazı:

http://www.odatv.com/n.php?n=hadi-uluengin-mustafa-kemali-hazmedemiyor-mu-2103101200

Hadi Uluengin çok güzel yazmış. :)

Çetelerimiz ki Mustafa Kemal'in onlara verdiği muhteşem isimle Kuvayı Milliye(Milli Kuvvetler)'dir, vatanın her karış toprağında Fransız, İtalyan, Yunan, İngiliz demeden tüm düşman askerlerine saldırdılar, kayıplar verdirdiler.

Bak hâlâ...

Tüm bunlardan da önemlisi Yunanlıların İzmir ve çevresini işgal etmesini, İtilaf Devletleri'ne ilk teklif eden İngiliz Başbakanı Lloyd George'tur. Yunanlılara Batı Anadolu'yu işgal ettiren İngiltere'dir. Asker, cephane desteğinin yanı sıra büyük miktarda para yardımında da bulunmuştur. Lloyd George'un İngiliz parlamentosunda defalarca "merak etmeyin Yunanlılar Türkleri yenecek" minvalinde konuştuğunu bilmiyorum deme sakın. Sırf bu bile Yunan ordusunun İngilizlerin piyonu olduğunu göstermeye yetmez mi?


Bildiğim kadarıyla İngiltere Yunanlıları personel anlamında desteklemedi. Hangi İngiliz asker ve(ya) subay Yunan tarafında savaştı o dönemde? Var mı elinde bu yönde kaynak falan?

Bu arada kaygan bir yolda yürüyorsun, aynı mantıkla Türkiye'nin Sovyet piyonu olduğu söylenemez mi? Biz de oradan cephane ve para almadık mı?

Adamlar başkentimizi işgal etmiş, milletvekillerimizi ve komutanlarımızı tutuklayıp Malta'ya sürgüne göndermiş, Yunan işgal kuvvetlerini maddi, manevi desteklemiş, asker ve cephane yardımı yapmış. Eee başka ne isterdiniz Astur efendi?

Birinci Dünya Savaşı'na girip kaybetmişsin, kazananlar da yenilen diğer ülkelerde yaptıklarının aynısını yapmışlar. Bu dediklerin, Yunanlılara destek dışında, I. Dünya Savaşı'nın uzantıları. Ama Yunanlılara destek de İngilizlerle savaştık yendik zırvasını desteklemez; o zaman Sovyetler de Yunanlılarla savaştı.

Kaldı ki Mustafa Kemal Ege'den Yunan ordusunu süpürdükten sonra işgal altındaki İstanbul ve çevresini İngilizlerden tek kurşun atmadan almıştır. Tek kurşun atmadan ama askerlerine bölgeyi kuşatma emri vererek, yani baskı yoluyla almayı bilmiştir İstanbul'u.

Bu alkışlanacak bir strateji bence.

Kesinlikle, ama İngilizlerle savaşılmadığı gerçeği yine de karşımızda.


Terbiye eğitimi verilmiyor mu senin mezun olduğun okullarda? Atatürk sevgisinden nasibini almadığını anladık da hiç değilse saygı değil mi? En azından şu toz kondurmadığınız Fethullahlara, Saidlere gösterdiğiniz kadar saygı!

Bahsettiğin terbiyeye sen sahip olsaydın Fethullah, Said vb. konusunda bu iftiraları atmazdın öncelikle. Toz kondurmuyormuşuz da bilmemne. Alakası yok.

Ne birilerinin Allah'ına, peygamberine, ne şunun bunun şeyhine, ne de sizin Ulu Manitu'nuza(eleştirilenin tarihi bir şahsiyet olan Atatürk değil de daha sonraki kişi kültü olduğunu da anlayamıyorsunuz) saygı duymak, dokunulmaz addetmek durumunda değilim.

dark planet
08-02-2011, 15:10
astur ne demek istediğimi anlamadın. 1.dünya savaşında çarpışanlar ingilizlerden ziyade avusturalyalı yenizellandalı sömürge halkı. ama ingiliz askeri değil mi ? hesapta ingiliz askeri fakat hesapta...

Astur
08-02-2011, 15:16
astur ne demek istediğimi anlamadın. 1.dünya savaşında çarpışanlar ingilizlerden ziyade avusturalyalı yenizellandalı sömürge halkı. ama ingiliz askeri değil mi ? hesapta ingiliz askeri fakat hesapta...

Hayır, bu dediğin doğru değil. Verdiğim kaynaktan alıntılıyorum:

İngiliz İmparatorluğu'nun savaşta ölen asker sayısı toplamı 1,114,914. Bunlardan 885,138'i Birleşik Krallık'tanmış. Aradaki fark kolonilerden. 74,187 Hindistan'dan, 18,050 ise Yeni Zelanda'dan mesela. Osmanlı için ise söz konusu sayı 771,844.

http://en.wikipedia.org/wiki/World_War_I_casualties

murted
08-02-2011, 15:19
Bahsettiğin terbiyeye sen sahip olsaydın Fethullah, Said vb. konusunda bu iftiraları atmazdın öncelikle. Toz kondurmuyormuşuz da bilmemne. Alakası yok.


Vallahi Astur, iki-üç senedir tanırım seni ama bu adamları eleştirdiği hiç görmedim.
Okkalı bir sövmezsen inanmayız valla. :)

:banplease:

Ne güzel şeyler varmış burada.

Astur
08-02-2011, 15:35
Vallahi Astur, iki-üç senedir tanırım seni ama bu adamları eleştirdiği hiç görmedim.
Okkalı bir sövmezsen inanmayız valla. :)

:banplease:

Ne güzel şeyler varmış burada.

Ehehe, ben senin iğnelemeni anlıyorum anlamasına da, iğnelemenin asıl muhataplarının anlayacağını hiç ama hiç sanmıyorum. Çamur atanlara yardımcı olma istersen, gel duvarımda takıl bana. :)

Bu arada gir Ateistforum'a müsait bir zamanında, ilk nickimle açtığım başlıklara bak, Said Atatürk'e deccal dedi diye öfkelendiğim, Nurculara saydırdığım falan başlıklarım var birkaç sene önceden. Son dönemlerde bunlara çok girmiyorum, ilgimi çok çekmiyor çünkü. İşin felsefi boyutunu WerderBremen tarzı adamlarla tartışmayı seviyorum, ama o tarz adam da pek yok.

ulpian
08-02-2011, 15:42
sevgili Astur,

aklı az çok başında birinin zaten sen, sargon veya başka bir ateist üye hakkında ''nurcuları koruyor, toz kondurmuyor, gizli saidçi'' vs. gibi zırvalara itibar edeceğini sanmıyorum. Başlık burada, yazılanlar da ortada... Ha bu zırvalara inananlara da ne dersen de, birşey değişeceğini sanmıyorum gerçi... Ama evet, sevgili murteddd'in iğnelemesi aslında ikinizin de ateforumdaki geçmişini bilmeyen örneğin benim için bile gayet açıkken, bazı arkadaşlar tarafından yanlış yorumlanmaya müsait gibi...

''İslam'da reform var mı, mümkün mü. Said hareketi reformcu olarak değerlendirilebilir mi?'' gibi bir sorunun tartışılmasına bile tahamülleri yok bazılarının. Sahi niye böyle şeyleri tartışıyoruz ki? Said'e küfredelim hep birlikte, ateistliğimizi ispatlayalım.

Astur
08-02-2011, 16:05
''İslam'da reform var mı, mümkün mü. Said hareketi reformcu olarak değerlendirilebilir mi?'' gibi bir sorunun tartışılmasına bile tahamülleri yok bazılarının. Sahi niye böyle şeyleri tartışıyoruz ki? Said'e küfredelim hep birlikte, ateistliğimizi ispatlayalım.

Dinler konusunda son derece akılcı, eleştirel yaklaşımlar geliştirebilen arkadaşların diğer bazı konularda tamamen zıt bir portre çizmeleri beni üzüyor. Ben geçtiğimiz senelerde, belki biraz da yaş, çevre gibi değişimlerin de etkisiyle din konusundaki yaklaşımımı (bakış açımı mantık kurallarına riayet ederek, güvenilir kaynaklara başvurarak, gelenek ya da otoriteye vs. başvurmadan oluşturma çabası) hayatımın diğer alanlarına, diğer konulardaki düşüncelerime falan uygulamaya çalışmıştım, neticesinde de ekonomiden siyasete, insan ilişkilerinden kültüre kadar pek çok konudaki bakış açılarımı bazen revize etme, bazen de kökten değiştirme ihtiyacı duymuştum. En azından düşünce düzleminde dokunulmazlarımdan arındığımı, tutarlı ve akılcı bir yaklaşım geliştirebildiğimi de hem sanıyor, hem de umuyorum. Umarım bu bahsettiğim arkadaşlar da benzer süreçlerden geçebilirler.

Bunu herkesin benimle her konuda aynı düşünmesi isteği gibi de algılamamak gerektiğinin altını çizmek isterim; görüş ayrılığının belli şartlar altında gerekli, sağlıklı, ve de üretken olduğunu düşünürüm. Sen ya da Sangre gibi insanlarla tartıştığımda şunu görüyorum, sizlerle genelde pek çok konuda uyuşsak da zaman zaman şu ya da bu konuda görüş ayrılıklarımız olabiliyor. Ama genel yaklaşımlarımızda, dili kullanma yöntemlerimizde(olabildiğince açık ve net argümanlar kullanma, kavramlar konusunda uzlaşmaya öncelik verme gibi şeyler) vs. benzeştiğimizden sağlıklı tartışmalar yapabiliyoruz. O anlamda aynı dili (ya da ekonomik bir analoji yapacak olursak aynı para birimini kullanıp) sağlıklı (fikirsel) alışverişler yapabiliyoruz gibime geliyor. Bence asıl önemli olan da bu. Görüş ayrılıklarımız ne kadar derin olursa olsun bir şekilde anlaşabileceğimizi, en kötü ihtimalle anlaşamadığımız konusunda anlaşabileceğimizi düşünüyorum. Kimsenin kimseye saçma ithamlar savuracağını falan da sanmıyorum. A ya da B konusunda ne düşünüldüğünden çok daha önemli olan da bu bence.

Bu düşünsel zemin nasıl tesis edilebilir acaba? Sadece forum özelinde değil, genel olarak soruyorum bunu. Sanıyorum bu yapılabilirse geri kalanı doğal sayılabilecek bir süreçte bunu izler.

naper
08-02-2011, 16:31
sevgili Astur,

aklı az çok başında birinin zaten sen, sargon veya başka bir ateist üye hakkında ''nurcuları koruyor, toz kondurmuyor, gizli saidçi'' vs. gibi zırvalara itibar edeceğini sanmıyorum.

Ben öyle olduğunu iddia ediyor ve ulpian, 3yol ve sangre yi de bu guruba dahil ediyorum.Dindar filan olduğunu iddia etmiyorum.Bu zatlar fevkalade ateisttir, şüphem yok...
Ben bu şahısların, her hangi bir sebepten fetoşcuğa toz kondurmadıklarını iddia ediyorum.
İddiamı da, tüm TD forumları başta, bu konu başlığındaki yazılarınızla temellendiriyorum!

ulpian
08-02-2011, 16:49
Ben öyle olduğunu iddia ediyor ve ulpian, 3yol ve sangre yi de bu guruba dahil ediyorum.Dindar filan olduğunu iddia etmiyorum.Bu zatlar fevkalade ateisttir, şüphem yok...
Ben bu şahısların, her hangi bir sebepten fetoşcuğa toz kondurmadıklarını iddia ediyorum.
İddiamı da, tüm TD forumları başta, bu konu başlığındaki yazılarınızla temellendiriyorum!

Zaten ''az çok aklı başında'' olanlardan bahsettiydim...

İddianızı bu konu başlığındaki yazılanlarla temellendirdiğinizi söylemişsiniz. Oysa bu başlıkta ben, Said'in reformcu olarak anılamayacağını, klasik, katı ve gelenekçi ehli sünnet akaidinin temellerini sarsan hiçbir tezi olmadığını, kendi zamanında yaşamış çoğu dini fügürlerin bile epey gerisinde kaldığını vs. söylemiştim. Hem de daha bir önceki sayfada (bkz (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=360300&postcount=392)).

Muhatablarınızın kişilikleri, gizli emelleri vs. ile değil de, yazdıkları görüşlerle ilgilenmek, argümanları karşı-argümanlarla eleştirmek gibi bir alışkanlık edinebilirseniz, kim bilir, belki sizinle bile makul tartışmalar mümkün olur.

sargon
08-02-2011, 17:14
ulpian, pek fazla ümit tasima derim. Eger konu bu olmasaydi, baska birsey olurdu. Daha önce de Kürt sorunu konusunda ayni tartismalar oldu. Bu anlayis tarihimizin derinlerinden geliyor. Tartisma kültürü olmayan ve tartismalari bu tarzda engellemeye calisan insanlarin cok sesli bir ortamda, cok kültürlü bir yapida rahat etme sanslari yok. Kendileri rahat edemedikleri gibi, sürekli digerlerini de rahatsiz etme cabasinda oluyorlar.

Bu anlayisi yok edene kadar teshir etmek ve gücsüz birakmaktan baska yapacak birsey yok. Ancak bu kültür zayifladiginda toplumumuzun önü acilacak.

naper
08-02-2011, 17:19
Zaten ''az çok aklı başında'' olanlardan bahsettiydim...

İddianızı bu konu başlığındaki yazılanlarla temellendirdiğinizi söylemişsiniz. Oysa bu başlıkta ben, Said'in reformcu olarak anılamayacağını, klasik, katı ve gelenekçi ehli sünnet akaidinin temellerini sarsan hiçbir tezi olmadığını, kendi zamanında yaşamış çoğu dini fügürlerin bile epey gerisinde kaldığını vs. söylemiştim. Hem de daha bir önceki sayfada (bkz (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=360300&postcount=392)).

Muhatablarınızın kişilikleri, gizli emelleri vs. ile değil de, yazdıkları görüşlerle ilgilenmek, argümanları karşı-argümanlarla eleştirmek gibi bir alışkanlık edinebilirseniz, kim bilir, belki sizinle bile makul tartışmalar mümkün olur.

Moderatör "akılsız" olduğum iddiasında.Moderatörlere duyurulur.Bu ileti editlenmez ise kendisine hakaret etmek durumunda kalacağım.
Bu bir!
Yukarıda söz konusu şahısların, tepki almadıkları sürece, dozajları farklı olmak üzere, inceden, inceleme ya da saptama yaparmış gibi gülen cemaati ve nurculuk aklama çabaları, tozlu forum sayfalarında mevcuttur.
Hatta işi daha da ilerletip, fetullah reformisttir, said filozoftura kadar getirmişlerdir.Bu ayan beyan tutarsızlığa, tarafımca ve bazı duyarlı arkadaşlarca, net veriler ve bilgiler ile muhalefet edilmiş, ve fetullahı reformist bulan gurubun en sivrilerinden olan zat -ihtimal ki, bazı telkinlerle- konudan uzak durmuştur!

Öte yandan yine yukarıda adı geçenlerin, çokcası, kaynak olarak fetullah yayınlarından taraf ve zaman'ı kullanmaktadır.
Konu adnan oktar olduğunda gurup halinde saldıran gurüh, "fetoş" deyince aynı organizasyonla bizlere saldırmıştır.

Turan Dursun'un tarikatlar ve bilhassa nurculuk konusundaki görüşleri net ve katidir.Bu sitede fetoş propagandasına her rastladığımda, bu uyarıyı yapacağım, böylece bilinip kabul edilmelidir.

ulpian
08-02-2011, 17:25
Naper,

boş boş konuşmayı bırak. Sen dedin ki: ''ulpian herhangi bir sebeple fetoşçuluğa toz kondurmaz, onları kayırır, bunu da kendi yazdıklarıyla temellendirebilirim''.

Asıl bu kişiselleştirmedir, hakarettir, iftiradır.

Şimdi ya bu iddianın bir iftira olduğunu kabul et, ya da buyur temellendir.

Bu başlıkta >şu mesajımda (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=360031&postcount=376)< Gülen cemaatini hiç sevmediğimi, temsil ettiği şeylere karşı olduğumu yazmışım. Aynı başlıkta >şu mesajımda (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=360300&postcount=392)< Said'in reformcu olarak anlılamayacağını, katı ve gelenekçi ehli sünnet anlayışında olduğunu, kendi zamanında yaşamış çoğu dini figürlerin bile gerisinde olduğunu yazmışım.

Aklı başında biri olduğunu kanıtlaman çok kolay. Ya bana olan ithamını geri al, ya da benim senin tabirinle fetoşçuluk propagandası yaptığımı benim yazıklarımla temellendir.

naper
08-02-2011, 17:41
3. Yaklasim
Bir baska anlayis ise reformculugun olabilecegini ama bunun bir celiski oldugunu söylüyor. ulpian böyle düsünüyor örnegin. Bu düsüncedeki arkadaslarin (yani simdilik sadece ulpian'in) Said Nursi hakkinda ne düsündügünü bilmiyorum.

Demiş, ve sen de;
3. kategoride değerlendirilmemi yanlış bulmuyorum.

Demişsin ve eklemişsin;
Ama birinci kategoriye de toptan karşı değilim zaten.

Şimdi de birinci katagoriyi hatırlayalım;
1. Yaklasim
Ben iki soruya da evet cevabi veriyorum. Said Nursi kendinden önceki sürecteki islami anlayisa göre bir reformcu idi ve islam'da reform olur diyorum. Günümüzde dünyada cok sayida reformcu islam anlayisi olusmus durumda. Said Nursi, Türkiye'deki reformculugun olusmasinda bence önemli bir isim. Türkiye Islam'inin Tanzimat'i Said Nursi olmustur.

Şimdilik beklemediyim, sendeki aklın nasıl bir akıl olduğunu, yukarıda ki şikayetimin değerlendirilip, değerlendirilmeyeceğine göre yazacağım buraya!

ulpian
08-02-2011, 17:44
Naper, benden alıntıladığın mesajın tamamını oku!

Aynı mesajın (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=360300&postcount=392) devamında (üçüncü kez tekrarlıyorum), Said'in reformcu olmadığını savunmuşum. Hani öyle üstü kapalı, gizli, bulanık bir şekilde de değil. En açık ve net bir dille, Said'in reformcu olmadığını söylemiş ve gerekçelerimi sunmuşum.

Ayrıca ''reformcudur'' tezini savunanlar da Fethullahçılık propagandası filan yapmıyorlar. Ama madem şu an özel olarak beni tartışmak istiyorsun, ben zaten ''reformcu değildir'' diyenlerdenim...

Astur
08-02-2011, 17:53
Ben şeyi de merak ediyorum, şu ya da beğenmedikleri düşünceleri savunanlara özel çıkar atfeden Naper gibi arkadaşların kafalarında özel çıkar olarak tam olarak ne var? Nasıl işliyor bu olay yani?

Açık açık ateist olduğunu belirten, dinleri eleştiren, evrim teorisini savunan falan ve bunu da işletilmesine katkı yaptıkları ateist bir site/forumda takma adlarla yapan insanların Fethullah ya da Said'i savunmakla elde edebilecekleri nasıl bir çıkar olabilir? Para mı? Statü mü? Saçmalık. Hani gazetede köşe yazısı yazan, kamuoyunu şu ya da bu ölçüde etkileme imkânı olan bir insanın bunun karşılığında bahsi geçen cemaatlerden falan para aldığı gibi bir iddia elde biraz delil olması durumunda yine ciddiye alınabilecek gibi duruyor, ama bunu bu tarz bir forumda iddia etmek bazılarının aklına nasıl yatıyor anlayamıyorum.

sargon
08-02-2011, 18:08
Astur, ben 20 milyon kisinin secimlerde rüsvet alip oy verdiklerine inandigini söyleyen bir sürü insan gördüm. Kuran'da ayin ikiye bölünüp parcalandigi yazildigi icin buna inanan insanlar oluyor da, böyle seylere inananlar niye olmasin. Insan akli mucizelerle dolu :)

Astur
08-02-2011, 18:19
Ben şeyi de merak ediyorum, şu ya da bu nedenle beğenmedikleri düşünceleri savunanlara özel çıkar atfeden Naper gibi arkadaşların kafalarında özel çıkar olarak tam olarak ne var? Nasıl işliyor bu olay yani?


Öncelikle şunu düzelteyim, önceki mesajım böyle olacaktı. Bazen mesajlarımdan kelimeler siliniyor nedense, herhalde elim yazarken bir tuşa falan çarpıyor. Neyse...

Astur, ben 20 milyon kisinin secimlerde rüsvet alip oy verdiklerine inandigini söyleyen bir sürü insan gördüm. Kuran'da ayin ikiye bölünüp parcalandigi yazildigi icin buna inanan insanlar oluyor da, böyle seylere inananlar niye olmasin. Insan akli mucizelerle dolu :)

Ehehe, orası öyle sevgili sargon, haklısın. Ben de görüyorum onlardan...

Valla bazen şey diyorum; din, siyaset vs. tartışmadan önce bu 'akli mucizeler' sorununu çözmek lazım. Öbür türlü mesafe almak mümkün olmuyor. Bir anlamda "yapısal" bir sorun bu.

onurmusa
08-02-2011, 18:19
Astur sizin lisede tarih derslerine matematik öğretmeni falan mı giriyordu aslanım?

Savaş kaybedilince bu örgütler, tüm Osmanlı ordusu falan resmen tasfiye ediliyor elbette; ama tabii işin bir de resmi olmayan boyutu var. Mesela Kâzım Karabekir savaş biter bitmez resmi olarak askeri pozisyonunu kaybediyor, ama bu onu bir anda sivil yapar mı?.


dedin. Biz de yok öyle bir şey dedik. Kazım Karabekir I.Dünya Savaşı'nın ardından resmi olarak da fiili olarak da hiçbir pozisyonunu kaybetmiyor(hatta terfi ediyor). Daha önce de dediğim gibi "resmi olarak askeri pozisyonunu kaybetme" şeklinde bir olgu yok zaten askeri terminolojide. Google'da böyle bir arama yaptırdığımızda da ilk sırada senin bu komik iddian ve buna verdiğim cevap çıkıyor=) [1] (http://www.google.com.tr/#hl=tr&biw=1366&bih=569&q=resmi+olarak+askeri+pozisyon&aq=f&aqi=&aql=&oq=&fp=7a4273f05dce70c1)

Yani o ifade bile senin uydurman, kafanda yarattığın gerçek dışı bir terim.

Senin buna cevabın ne oldu peki?


Kendini yine kendin haksız çıkarıyorsun, süper. Merkezi otorite, devlet ordularını terhis et diyor, ortada o tarihte Osmanlı Ordusu resmen yok; Karabekir kişisel karizması ile birlikleri emri altında tutuyor. Resmi olarak komutanı olabileceği bir ordu mevcut olmasa da emri altında silahlı birlikler var, ve bunları daha sonraki savaşlarda kullanıyor. Yani o anlamda sivil değil. Tam olarak benim söylediğim şey işte.


Bir de sonunda "tam olarak benim söylediğim şey işte" diye bağlamaya çalışman şahane olmuş. Komiklik yapmaya çalışsan bu kadar komik olamazdın inan.

Birincisi, "o tarihte Osmanlı ordusu resmen yok" demek nasıl bir kafa güzelliğidir arkadaş ya? Terhis demek, "ordu"yu yok etmek anlamına gelmez. Terhis, erlerin silah bırakmaları demektir. Subay, astsubaylar ve uzman erbaşlar görevlerine devam ederler. Ordunun işleyişi aynen devam eder. Öyle "Osmanlı ordusu resmen yok" diye bir durum söz konusu değil. Mustafa Kemal Samsun'a 9.Ordu Müfettişi olarak çıktı, değil mi? Ne demek ordu yok? Hatta bazı komutanlar(Kazım Karabekir örneğindeki gibi) terhisi reddederler ve emrindeki erlere bile silah bıraktırmazlar. Ordunun olmaması başka bir şey, terhis başka bir şey.

Askere gitmemenin yollarını arayan biri, bari askeri terminoloji konusunda ahkam kesmesin be kardeşim. Bilmiyor, iyice rezil oluyor. Daha önce de "Yakup Cemil emre itaatsizlikten ordudan atıldı" demişti de, emre itaatsizlik ve amire taarruzun farklı şeyler olduğunu söyleyince "her neyse işte" demişti.

İkincisi, Kazım Karabekir Dünya Savaşı'nın sonlarında, Doğu Cephesi'nde 2. Kolordu Komutanı. 2 Mart 1919'da da 15. Kolordu Komutanlığı'nın başına atanıyor. Tarihe dikkat et. Dünya Savaşı'nın hemen sonrası. Ama kolordunun başına atanıyor. Hiç değilse şimdi "Osmanlı ordusu resmen yok" teranenden vazgeçersin.

Üçüncüsü, "Resmi olarak komutanı olabileceği bir ordu mevcut olmasa da emri altında silahlı birlikler var" demişsin. Kazım Paşa resmi olarak da fiili olarak da 15.Kolordu komutanı. Emri altında da resmi olarak da fiili olarak da binlerce asker var. Bak her şey resmi. Hatta öyle ki Erzurum Kongresi için Erzurum'a geçen Mustafa Kemal'i tutuklama emri, İstanbul Hükümeti tarafından 15.Kolordu komutanı sıfatıyla Kazım Paşa'ya veriliyor.

Gördüğün gibi ordu da var, komutanlar da var ve her şey gayet resmi.


I. Dünya Savaşı'nda İtalyanlarla hangi cephede savaştık bilmiyorum, yazarsan öğreniriz.


Suriye-Filistin Cephesi'ne İtalyan ve Fransız orduları da destek kuvvetleri gönderdi. Onlarla da savaştık.


Bildiğim kadarıyla İngiltere Yunanlıları personel anlamında desteklemedi. Hangi İngiliz asker ve(ya) subay Yunan tarafında savaştı o dönemde? Var mı elinde bu yönde kaynak falan?


İngilizler Kurtuluş Savaşı'nda savaşmak üzere Yunanlılara asker göndermiyor. Bunu iddia etmedim. Yazım yanlışı olmuş orda. "Askeri cephane" yazarken i yerine virgüle basmışım(malum tuşlar yan yana) ve olmuş sana asker, cephane=) Yanlış anlamanın sebebi benim.

İngilizlerin Yunanlılara asker göndermediğini biliyoruz. Gönderse zaten bunca tartışma da anlamsızlaşır, senin sorunun üzerine konuşmayız bile.

İngilizlerin askeri yardımları daha çok silah ve mühimmat üzerine. Ve tabi paha biçilemez politik ve ekonomik yardımlar.


Bu arada kaygan bir yolda yürüyorsun, aynı mantıkla Türkiye'nin Sovyet piyonu olduğu söylenemez mi? Biz de oradan cephane ve para almadık mı?


Astur sen üniversitede okuyordun değil mi? Bildiğim kadarıyla da özel bir üniversite. İlerde uluslararası ilişkiler alanında uzmanlaşmak isteyen birinin böyle bir cümle kurması, çok vahim.

Şimdi bir yanda İngiltere ve Yunanistan örneği var. İngilizler Gizli Antlaşmalar'la İtalya'ya verdikleri Batı Anadolu'yu işgal hakkını Paris Konferansı'nda bir anda Yunanlılara verdiler. Çünkü ileride kendisine rakip olabilecek güçlü bir İtalya'dansa daha zayıf, maşa olarak kullanılabilecek bir Yunanistan'ı tercih ettiler. Yunanlıları bu işgalde politik, ekonomik anlamda ve uluslararası kamuoyu nezdinde sayısız defa desteklediler. Hatta parlamentoda kendisine muhalefet yapan İngiliz milletvekillerine Lloyd George, Yunanlıların bu savaşı kazanacağına olan inancını defalarca anlatmıştır. Özetle İngilizler, Batı Anadolu'yu işgal konusunda maşa olarak Yunanistan'ı kullandılar.

Bir yanda da Sovyetler-Türkiye modeli var. O ana kadar birçok cephede boğaz boğaza savaşan Ruslar ve Türkler, Rusya'daki Ekim Devrimi sonrası ilişkilerini yeniden düzenlediler. "Düşmanımın düşmanı dostumdur" felsefesiyle yakınlaşdilar. Ruslar Doğu Anadolu'dan çekildiler. Bir Moskova Antlaşması imzalandi. Dostluk pekişti. Bolşevik yönetim, düşman olarak gördüğü İngilizlere karşı TBMM Hükümeti'ne askeri ve ekonomik yardımlarda bulundu. Ama bu ilişkide iki tarafın da tek çıkarı, birbirinin dostluğu. Herhangi bir tetikçilik, piyonluk söz konusu değil. Sovyetlerin Batı Anadolu'daki mücadeleyle uzaktan yakından ilgileri yok. İşgallerindeki Doğu illerini bile bize karşılıksız teslim ettiler.

Tarih derslerinin zıpkın öğrencisi de diyor ki "eğer Yunanlılar İngilizlerin piyonuysa biz de Sovyetlerin piyonuyuz". Nasıl ama çocuğun analiz gücü? Zehir gibi maşallah.


Ne birilerinin Allah'ına, peygamberine, ne şunun bunun şeyhine, ne de sizin Ulu Manitu'nuza(eleştirilenin tarihi bir şahsiyet olan Atatürk değil de daha sonraki kişi kültü olduğunu da anlayamıyorsunuz) saygı duymak, dokunulmaz addetmek durumunda değilim.

O "Ulu Manitu" diye aklınca espri yaptığın lider, bu topraklara laikliği, din ve vicdan hürriyetini getirmeseydi sen Allah'a ve İslam'a hakaretten çoktan idam edilmiş olacaktın. Ateistliğini böyle özgürce dile getirebilmeni bile hangi mücadelelere, hangi cesur insanlara borçlu olduğunu bir düşün bakalım. Senin klavyenin başında kazanılmadı bu topraklarda laiklik.

Kimse senden Mustafa Kemal'i dokunulmaz kabul etmeni beklemiyor, işi demagojiye vurma. Sadece saygılı ol. Hiç değilse sana vicdan hürriyetini getirdiği için saygılı ol. Dinsizliğini burda veya başka platformlarda özgürce dile getirebilmeni borçlu olduğun insan hakkında "Atam sen kalk da ben yatam" diye kendi çap(!)ında mizah yaptığını mı sanıyorsun? Bir de "eleştirdiğimiz Atatürk değil kişi kültüdür" diye "çevir kazı yanmasın"a girişiyorsun. Sevsinler senin eleştirini.

onurmusa
08-02-2011, 18:31
Astur, ben 20 milyon kisinin secimlerde rüsvet alip oy verdiklerine inandigini söyleyen bir sürü insan gördüm. Kuran'da ayin ikiye bölünüp parcalandigi yazildigi icin buna inanan insanlar oluyor da, böyle seylere inananlar niye olmasin. Insan akli mucizelerle dolu :)

Burada gülüyorduk, değil mi? Birkaç defa okudum da komik bir şey göremedim. Gerçi gülenler olmuş.


Ehehe


Neyse... 20 milyon kişinin birden rüşvetle oy kullandığı iddiasını duymamıştım. İddia eden vardır belki de ben hiç rastlamadım. Her düşüncenin, her ideolojinin içinde olur böyle uç iddialar.

Bu arkadaşlar mensubu oldukları ideolojileri söylesinler, yazalım buraya o ideolojideki insanların uç iddialarını.

Bu uç iddialar üzerinden ulusalcı taban eleştirisine girmek, hele bunu dini mucizelerle benzeştirerek müthiş bir tespitte bulunduğunu sanmak da bayağı enteresanmış.

Öte yandan 20 milyon kişi olmasa da ülkemizin belli başlı illerinde çok ciddi bir rüşvet çarkı döndü genel seçimlerde. Ben görevliydim ve tanık olduğum olaylar oldu. Arkadaşlarımın da tanık olduğu çok olaylar oldu. Bir arkadaşımıza çok ciddi rüşvet teklifleri geldi.

Bu, seçimleri ne derece etkiledi etkilemedi onu ayrıca tartışabiliriz; ancak böyle ciddi bir konudan size sağlam bir "ulusalcılık eleştirisi" çıkmaz, olsa olsa altyapısız insanların gözleri boyanır, onlara hitap eder bu tip yorumlar.

Astur
08-02-2011, 19:09
Astur sizin lisede tarih derslerine matematik öğretmeni falan mı giriyordu aslanım?


Hayır. Senin çizginde bir hanımefendi giriyordu, Banu Avar tarzı anlatılar yapıyordu derslerde. O da bir deneyim tabii. :)

Derste gördüğün şeyleri sınavda kağıda yazıp puan almak ile verilen bilgileri kabul etmek, benimsemek ayrı şeyler. Sunduğun tez ve bakış açılarına son derece aşinayım da, aklıma yatmıyor.


dedin. Biz de yok öyle bir şey dedik. Kazım Karabekir I.Dünya Savaşı'nın ardından resmi olarak da fiili olarak da hiçbir pozisyonunu kaybetmiyor(hatta terfi ediyor). Daha önce de dediğim gibi "resmi olarak askeri pozisyonunu kaybetme" şeklinde bir olgu yok zaten askeri terminolojide. Google'da böyle bir arama yaptırdığımızda da ilk sırada senin bu komik iddian ve buna verdiğim cevap çıkıyor=) [1] (http://www.google.com.tr/#hl=tr&biw=1366&bih=569&q=resmi+olarak+askeri+pozisyon&aq=f&aqi=&aql=&oq=&fp=7a4273f05dce70c1)

Benim bildiğim terhis olan bir insanın askerlik görevi bitmiş oluyor. Ben mi yanlış biliyorum diye TDK'dan demin baktım, orada da aynısı yazıyor.

http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F 75456518CA&Kelime=terhis%20olmak

Askeri terminolojiye uygun bir biçimde ifade etmemiş olabilirim, öyle bir iddiam da zaten yok. Ama terhis edilmiş bir ordunun kumandanının resmi görevi bitmiştir iddiasında bir sorun olduğunu sanmıyorum, Osmanlı yürütmesinden mi emir alıyordu o dönemde Kazım Karabekir? Osmanlı yetkililerinin imza attığı antlaşmanın gereklerinden biri ordunun terhisi değil mi? Buna uymayan adam ne yapmış oluyor? Anlaşılması zor bir şey de söylemiyorum ki...


Askere gitmemenin yollarını arayan biri, bari askeri terminoloji konusunda ahkam kesmesin be kardeşim. Bilmiyor, iyice rezil oluyor. Daha önce de "Yakup Cemil emre itaatsizlikten ordudan atıldı" demişti de, emre itaatsizlik ve amire taarruzun farklı şeyler olduğunu söyleyince "her neyse işte" demişti.

Ne alakası var şimdi askere gitmek istemememle falan? Askeri terminoloji inan hiç umurumda değil. :)

Adam üstünü vurup ordudan atılmış, bence bu bahsi geçen adam hakkında çok şey söyler, oynamak istediğin semantik oyunlar da pek bir şey değiştirmez.

İkincisi, Kazım Karabekir Dünya Savaşı'nın sonlarında, Doğu Cephesi'nde 2. Kolordu Komutanı. 2 Mart 1919'da da 15. Kolordu Komutanlığı'nın başına atanıyor. Tarihe dikkat et. Dünya Savaşı'nın hemen sonrası. Ama kolordunun başına atanıyor. Hiç değilse şimdi "Osmanlı ordusu resmen yok" teranenden vazgeçersin.


Osmanlı Ordusu resmen yok derken yanlış anlaşılmaya müsait bir ifade kullanmışım da, ordudan kastım Kazım Karabekir'in emrinde, silah altındaki birliklerdi.

Şöyle demiştim:

"Resmi olarak komutanı olabileceği bir ordu mevcut olmasa da emri altında silahlı birlikler var, ve bunları daha sonraki savaşlarda kullanıyor."

Komutanı olabileceği ordu derken kumanda edebileceği A ya da B ordusunu kastettim.


Terhis emrinde olduğu gibi Mustafa Kemal'e ilişkin emri de kaale almıyor ve Milli Mücadele saflarına katılıyor. Osmanlı ordusundaki görevi resmen hangi tarihte bitiyor bilmiyorum, ama bittiği anda otomatik olarak sivil sayılamaz bence. Kazım Karabekir örneği ile anlatmak istediğim de buydu zaten, bilerek ya da bilmeden tartışmaları alakasız mecralara çekmek gibi bir huyun var onurmusa. O dediğime katılıyor musun onu söyle esas?

Emri altında da resmi olarak da fiili olarak da binlerce asker var. Bak her şey resmi.

Vahdettin imzalanan antlaşma (Sevr) uyarınca teslim olması emrini de vermedi mi Karabekir'e peki? Bu dediğim 1920'de tabii. O noktada bunu reddedip Mustafa Kemal'e katılan Karabekir'in Osmanlı Ordusu'ndaki resmi görevi bitmiş diyemez miyiz?


Suriye-Filistin Cephesi'ne İtalyan ve Fransız orduları da destek kuvvetleri gönderdi. Onlarla da savaştık.


İlk defa senden duydum bunu, kaynağı hatırlıyorsan paylaşabilir misin?


İngilizler Kurtuluş Savaşı'nda savaşmak üzere Yunanlılara asker göndermiyor. Bunu iddia etmedim. Yazım yanlışı olmuş orda. "Askeri cephane" yazarken i yerine virgüle basmışım(malum tuşlar yan yana) ve olmuş sana asker, cephane=) Yanlış anlamanın sebebi benim.


Sorun değil.


Astur sen üniversitede okuyordun değil mi? Bildiğim kadarıyla da özel bir üniversite. İlerde uluslararası ilişkiler alanında uzmanlaşmak isteyen birinin böyle bir cümle kurması, çok vahim.

O alanda uzmanlaşma gibi bir niyetim yok, yanlış hatırlıyorsun. Şu anda başka bir ülkede, başka bir üniversitede bulunuyorum ayrıca. Neyse, bunları konuşacaksak özelden konuşsak daha yerinde olacak gibi.

Şimdi bir yanda İngiltere ve Yunanistan örneği var. İngilizler Gizli Antlaşmalar'la İtalya'ya verdikleri Batı Anadolu'yu işgal hakkını Paris Konferansı'nda bir anda Yunanlılara verdiler. Çünkü ileride kendisine rakip olabilecek güçlü bir İtalya'dansa daha zayıf, maşa olarak kullanılabilecek bir Yunanistan'ı tercih ettiler. Yunanlıları bu işgalde politik, ekonomik anlamda ve uluslararası kamuoyu nezdinde sayısız defa desteklediler. Hatta parlamentoda kendisine muhalefet yapan İngiliz milletvekillerine Lloyd George, Yunanlıların bu savaşı kazanacağına olan inancını defalarca anlatmıştır. Özetle İngilizler, Batı Anadolu'yu işgal konusunda maşa olarak Yunanistan'ı kullandılar.

Aynı Lloyd George daha sonra (1921'de Yunanlıların durumu stratejik olarak kötü hâle gelince) Yunan Başbakanı Goudas'a "size yardım edemeyiz, imkansız!" da diyor. O bölgenin kendilerine yakın birilerinde bulunması işlerine geliyor. Aynı şekilde, Sovyetlerin işine de İngiltere yönetimi ya da etkisinde bulunmayan, etki altına alınabilecek dost bir ülke geliyor. Ondan İngilizler Yunanlıları, Sovyetler de bizi destekliyorlar. Uluslararası ilişkilerde dostluk falan yoktur, bunu iyi bilmen lazım.


Tarih derslerinin zıpkın öğrencisi de diyor ki "eğer Yunanlılar İngilizlerin piyonuysa biz de Sovyetlerin piyonuyuz". Nasıl ama çocuğun analiz gücü? Zehir gibi maşallah.


Senin öncüllerinden o sonuç çıkıyorsa Sovyetler-Türkiye örneğinde aynı şekilde akıl yürüttüğümüzde benzer bir sonuç çıkar. Ben sana sadece senin düşünme biçiminin doğal sonuçlarını gösteriyorum. Yoksa o iddia benim iddiam değil. Senin dediğin A doğruysa B de doğru olmalı diyorum. Anlatabildim umarım. Benim iddiam ikisi de değil...

O "Ulu Manitu" diye aklınca espri yaptığın lider, bu topraklara laikliği, din ve vicdan hürriyetini getirmeseydi sen Allah'a ve İslam'a hakaretten çoktan idam edilmiş olacaktın. Ateistliğini böyle özgürce dile getirebilmeni bile hangi mücadelelere, hangi cesur insanlara borçlu olduğunu bir düşün bakalım. Senin klavyenin başında kazanılmadı bu topraklarda laiklik.

Tabii, bu topraklarda daha önce hiç Batılılaşma, modernleşme çabası, reform vs. olmadı, bir anda Mustafa Kemal bahşetti bunları. Ne kadar sığ, gerçekten uzak, karikatürize bir yaklaşım. Atatürk ve onun neslinden pek çok insan bizzat Osmanlı modernleşmesinin ürünleridir, açılan, laik eğitim veren Batı müfredatlı okullarda okumuşlardır, yeni kurulan ülke hakkındaki fikirleri yine bu vasıtayla edinmişlerdir. O açıdan ne Atatürk laikliği tek başına getirdi iddiası, ne de onun yokluğunda Türkiye'nin günümüz Suudi Arabistan'ı gibi bir yer olacağı iddiası mantıklıdır.

Kişi kültü eleştirildiğinde Müslümanların Allah ve İslam hakkında saygısız buldukları bir şeyler söylediğinde verdiklerine benzer tepkiler verdiğinizin de farkında mısınız?

Ateistliği özgürce dile getirebilmek gibi bir durum da söz konusu değil. Olsa burada nickler altına saklanıp kimliklerimizi saklamazdık, bu ve benzeri siteler saldırılarla, davalarla uğraşmaz, Turan Dursun gibi insanlar da öldürülmezdi.


Kimse senden Mustafa Kemal'i dokunulmaz kabul etmeni beklemiyor, işi demagojiye vurma. Sadece saygılı ol. Hiç değilse sana vicdan hürriyetini getirdiği için saygılı ol. Dinsizliğini burda veya başka platformlarda özgürce dile getirebilmeni borçlu olduğun insan hakkında "Atam sen kalk da ben yatam" diye kendi çap(!)ında mizah yaptığını mı sanıyorsun? Bir de "eleştirdiğimiz Atatürk değil kişi kültüdür" diye "çevir kazı yanmasın"a girişiyorsun. Sevsinler senin eleştirini.

"İnanmıyorsan da saygı duy" diyorsun. Aynısını müslümanlar da din konusunda diyor. Ne hoş. Teşekkürler, ben almayayım.

Bu "borç" muhabbeti de çok iyi. Babamızı da tanıyamazdık zaten, ondan Türk tarihindeki kimse hakkında düşünmemek, yazmamak falan lazım. Fatih Sultan Mehmet olmasaydı İstanbul bizde olmazdı mesela. Saygılı olalım, o dönemi konuşmayalım hiç. Kanuni olmasa hâlimiz ne olurdu zaten, şu diziye celalleneyim az o zaman.

Bu "Atam sen kalk da ben yatam" muhabbetini çoluk çocuğun ağzından sıkça duyuyorum, ve son derece sağlıksız buluyorum. Türkiye'de dünyanın en yaygın ve etkili kişi kültlerinden biri var. Belki bugün bir K. Kore seviyesinde değil, ama yine de çok güçlü. Bunu da eleştirmek özgürlükçü düşüncenin gereğidir diye düşünüyorum. Dilersen ayrı bir başlıkta tartışalım bu kişi kültü meselesini?

naper
13-02-2011, 16:00
http://images.gittigidiyor.com/1936/SDR-MUSLUMANLIK-VE-NURCULUK-TURAN-DURSUN__19364673_0.jpg

Okunmalıdır!

asinar
14-02-2011, 01:06
Son seçimlerde AKP'nin aldığı oy 15 - 16 milyon arasında.

Bazılarının 20 milyon kişinin rüşvet karşılığı AKP'ye oy attığını iddia ettiğini söyleyen birisine söylenebilecek en hafif söz, "Ufak at da civcivler yesin," olur.

Siz asıl, argümanlarınızı dayandırdığınız Şerif Mardin amcanınızın,

"Said-i Nursi, elleri kelepçeli olarak Bitlis’e gönderilirken, nezaretçileri, ibadet için yürüyüşlerine ara verdiklerinde, Molla Said’in her nasılsa kelepçelerinden kurtulmuş biçimde ibadete hazırlandığını görmüşlerdir,”

diye yazdığına gülün.

Turan Dursun anısına kurulmuş olan bir sitede size bu yakışır.

Turan Dursun sitesinde, Şerif Mardin gibi "Hidayet yolu"na girmiş, Said'e methiyeler düzen, kerameti kendinden menkul bir prof'un yazdıklarını temel almakla bu siteye yazık ediyorsunuz.

sargon
14-02-2011, 09:36
Yahu siz gercekten aklinizi peynir ekmekle yemissiniz. Serif Mardin'in buna ciddi ciddi inandigini saniyorsunuz galiba.

Mircea Eliade'nin kitaplarini okuyun. En büyük din tarihcilerinden biridir. Isa'nin, Ibrahim'in falan öykülerini anlatirken inananlarin inandigi sekilde anlatir. Mitoloji öyküleri nasil anlatiliyorsa öyle anlatilir. Serif Mardin, okurlarinin sizin gibi okuduklarini anlamayanlar (pardon okumadiklarina inananlar) olacagini nerden bilsin.

Yok, bu müminlerin kafalari iyice sulanmis.

murted
14-02-2011, 16:00
Yahu siz gercekten aklinizi peynir ekmekle yemissiniz. Serif Mardin'in buna ciddi ciddi inandigini saniyorsunuz galiba.

Mircea Eliade'nin kitaplarini okuyun. En büyük din tarihcilerinden biridir. Isa'nin, Ibrahim'in falan öykülerini anlatirken inananlarin inandigi sekilde anlatir. Mitoloji öyküleri nasil anlatiliyorsa öyle anlatilir. Serif Mardin, okurlarinin sizin gibi okuduklarini anlamayanlar (pardon okumadiklarina inananlar) olacagini nerden bilsin.

Yok, bu müminlerin kafalari iyice sulanmis.

Tamam inanmasın da görgü tanıklarını nereden uyduruyor? Said anlatıyor bu olayı, başka da kimse anlatmıyor.

asinar
14-02-2011, 23:46
Sargon,

Başlarda Said'i parlatmaya kalkıştın. Daha önce Said hakkında yazdıkların ortaya serildi. Yüzün kızarmadı. Derken, bu kez "Said'i eleştireceğim ama bırakmıyorlar ki" dedin. Şerif Mardin amcanın Said hayranlığı ortaya serildi. Bu kez de Şerif amcanın bunlara inanmadığını ileri sürerek konuyu özünden saptırmaya çalışıyorsun.
Önemli olan Şerif amcanın, Said'in kerametlerine inanıyor olup olmaması değil, ona övgüler düzmesidir, hiç de haketmediği övgüler.

Birkaç örnek;

"Said Nursi'nin büyülü üslubu (...) Said Nursi'nin kıvraklığının,sarsıcı üslubunun ve gramer kurallarına aykırı cümlelerinin çekici etkisi (...) Türkçe cümlelerine özel bir ahenk veren Arapçalaşmış zengin kelime hazinesi (...) Said Nursi'nin retoriğinde, Kur'an üslubunu çağrıştıran yönler bile bulunmaktadır."[36]

Yazının tamamını okumak için tıkla.

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=459.0

Şerif amcan, Said'in üslubunun büyülü olduğunu yazmış. Hani, "Taraftarlarının büyüleyici bulduğu üslubu" dese sana hak vereceğim ama bizzat kendisi büyüleyici buluyor.

Bak, dilaver İslam Forumunda "Turan Dursun Said-i Nursi'yi anlatıyor" diye bir başlık açmış. Onu oku, okuduktan sonra onu Şerif amcana yolla , o da okusun. Belki Turan Dursun'un adına kurulmuş bu sitede Said'i ve onun hayranı Şerif amcanı savunmaktan biraz olsun utanç duyarsın.

Bu konuda sen ve senin zihniyetindekilerle tartışmaktan da gına geldi artık. Bundan sonra bu konuda bir şey yazmamaya karar verdim.

Havanda su dövmek huyum değildir.

ulpian
15-02-2011, 01:04
Karşı tarafta ''gizli art niyetler'' olduğunu ima ederek sürdürülen tartışmalar verimli olamıyor hiçbir zaman. Nedense kimileri, ''Hayır, burada yanılıyorsun, çünkü...'' gibi karşılıklar vermekle yetinemiyor, illa ki muhatabının niyetini okumaya, kişiselleştirmeye girişiyor. Artık ben de sargon gibi, bu cenahın, bir nevi 'inanmış müminler' olduğunu düşünüyorum.

Said'in kitaplarının bazılarını ve Said'i seven muhtelif nurcu çevreleri, eski bir müslüman olarak, az çok bildiğimi sanıyorum. Aslında benim de -konu bir oralara gelse- yazmak istediğim bazı eleştirilerim oluyor. Ama maalesef her farklı sesi, 'ihanet' gibi şeylerle suçlayan bu kuru gürültü, konuşacak, tartışacak heves bırakmıyor bu gibi başlıklarda.


Bu arada Şerif Mardin'i hiç okumadım. Hakkında olumlu veya olumsuz fikir sahibi olabileceğim hiçbir bilgim yok. Ama bu gibi yerlerden yerlere vuran yorumlar yapmak için kitabı okumuş olma gerekliliği anlamlı geliyor bana.


Hani, "Taraftarlarının büyüleyici bulduğu üslubu" dese sana hak vereceğim ama bizzat kendisi büyüleyici buluyor.


Merak ettim, baktım ve Mardin'in bu konuyla ilgili şu açıklamalarını buldum:

Bugünkü Nurcularla yapılan görüşmeler, Said Nursi’nin büyülü üslubunun, kendisine taraftar kazanılmasında halen önemli bir rol oynadığını göstermektedir. ... İmalı ve yüzeysel tarzda örtük nitelikler de taşısa, Bilge’nin üslubu, yeni izleyicilerin kazanılmasında inkar edilmez bir güç oluşturmuştur. ... Bediüzzaman’ın üslubu, iki kaynağa dayandırılabilir. Bir kere, Said Nursi’nin anadili Kürtçe idi; kendisi ancak 20 yaşından sonra Türkçe’yi tam anlamıyla öğrenebildi. İkinci dili ise Arapça idi.

Gençliğinde incelemiş bulunduğu Sufilerin tercih ettikleri tarz da, hiç kuşkusuz, örtüklüğün ikinci bir kaynağıdır. ... Çok daha geniş bir etki sağlayan ise, tasavvufun örttüğüne inanılan, o ifade edilmeyecek ölçüde kutsal anlam taşıyan şeydi. Bediüzzaman'ın alt sınıftan takipçileri üzerindeki etkisi, işte bu ikinci düzeyde kavranılmalıdır. Said Nursi'nin eserlerinin çoğunluğunda karşımıza çıkan, Kuran’ın esrarına (icaz) ilişkin yorumdur ve burada da Said Nursi’nin, bazı açıklamalarında oldukça ön plana çıkan kanıt aranışını artık terk ettiğini görürüz. Burada, belirli bir mantık sırası izleyen eğitim geleneğinde görülene kıyasla, semboller ve mecazların, tanımlanması mümkün olmayan anlamlarla daha fazla yüklendiği dikkat çeker. Risale-i Nur'un bu yanının, daha az eğitim almış olanlarca yarı-büyüsellik şeklinde idrak edildiği kesindir.


Şöyle tarafsızca okumaya çalışınca, bu satırlarda Mardin'in, Said'ten etkilenen kesimlerin neden etkilendiğini açıklamaya çalıştığını görüyorum. Bence bir noktada fena yanılıyor, bu ''büyülü, gizemli, örtülü, bilgevari'' üslup sadece eğitimsiz kesimleri etkilemiyor. Üniversite bitirmiş, hatta akademik ünvan sahibi kişileri bile etkileyebiliyor maalesef.


Bu aslında Nurculara veya Müslümanlara özgü bir sorun da değil. Türkiye'de (kimi çevrelerce) -milliyetçisi, İslamcısı, Osmanlıcısı, solcusu vs.- ''aydın'' olarak görülen tarihi şahsiyetlerin büyük çoğunluğunun şair veya edebiyat insanı olması da buna güzel bir örnek. Sanırım Doğu havzasının kültürel yapısından kaynaklı bir durum. Nedense, bizim coğrafyalardaki insanlar, (avamından havasına), şiirsel, gizemli, örtük, semantik açıdan net olmayan, ama acaip derinmiş gibi yapan ifadelerden etkilenmeye çok açık. Maalesef bu, tüm siyasi spektrum için geçerli bir durum, sol için de.

Her halükarda, asinar'ın alıntladığı ve eleştirisine gerekçe yaptığı cümle, bu bağlamda, klasik bir cımbızlama ve çarpıtma örneğinden ibaret.

AlbatrosS
15-02-2011, 01:31
şerif mardin'in ntv'deki birkaç konuşmasını dinlemiştim ama nurculuk hakkındaki kitabını okumadım... hakkında söylenen, ortaya konan ''belgeler''de yapılan alıntılarsa aşikar biçimde metin bağlamından koparılmış, sınırlandırılmış kelime grupları ve paragraflardan oluşmakta... bu adamın akademik tarzı ve aydın sıfatı tartışılabilinir; ancak bunun kapsamlı bir bütünsellik nezdinde yapılması gerekmez mi??

toplumsal vak'aları analizde geliştirilen tahlil metotları dar çerçevelerde değerlendirilemez... herhangi biri, örneğin ateist bile olsa dini bir önderin/inancın/kültürel katmanın ''değerli'' bir yanını bulabilir, bunu övebilir; ancak, bu o şahsın o dini inanç karşısındaki ''bütüncül'' bakış açısında bağımsız bir şey olamaz mı? örneğin islam benim şahsımda pekçok versiyona sahip kültürel bir sentez deneyim gibi yanlara sahiptir... islam mistisizm, bireyin öznel kararları ve karakteriyle pekala şahsın psikolojik bütünlüğü bağlamında bazı pozitif etkilere sahip olabilir... (-tir demiyorum, olabilir diyorum... ) bir bilim insanı da bu etkileri sosyolojik bir gözlükle anlamaya, yorumlamaya çalışabilir... bunda bir sıkıntı olmasa gerek...

açıkçası,örneğin ilhan arsel'in şeriat üzerine yazdığı yazıların bazı kısımlarını yanlış/hatalı bulurum. bütün halinde düşündüğümdeyse olumlu birçok yanını bulabilirim...

murted
15-02-2011, 04:27
Bizim sağcısıyla, solcusuyla, dindarıyla dinsizi ile milletçe huyumuzudur beğenmediğimiz, farklı bir dünya görüşünü paylaştığımız bilim adamlarını, düşünürleri, sanatçıları, cahil, sıradan, alalede, şişirme, hain olarak göstermek.

Sağcılar Nazım'ı küçümsermiş gibi yaparlar, onu solcu olduğu için belli kesimlerce şişirilmiş alalede bir şair gibi sunmaya çalışırlar. Oysa Nazım 20. yüzyılın en önemli şairlerinden biridir ve bu kanaat sadece anadili Türkçe olanlara ait değildir. Öte yandan bir şekilde İslam'a karşı olanlarda ise Necip Fazıl'ı uyduruk bir şair gösterme eğilimi vardır, onun geçmişte Arvasi'nin müridi olmadan evvelki İslam dışı yaşantısını bolca vurgularlar. Oysa Necip Fazıl belki bir Nazım Hikmet değildir, tarikatçıdır, yobazın allahıdır ama gene de Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. Birileri, Orhan Pamuk'un fikirlerini beğenmez, sırf bu yüzden onu edebi hırsızlıkla suçlar, her yerde vasat bir yazar olduğunu söyler. Nobel ödüllerinin dağıtılmasında siyasetin son derece etkili olduğunu görmemek için kör olmak lazım elbet ama tutup kötü bir yazara sırf muhalifliği yüzünden nobel edebiyat ödülü vermezler. Yani üç aşağı beş yukarı aynı düzeyde adaylar vardır ve bunlardan belki de komiteyi ve komite üzerinde etki sahibi olanları en çok memnun eden politik söylemlerde bulunmuş olanına ödül gitmiştir.

Bekliyoruz bakalım asıl metinler; Said Nursi mi objektif sayılamayacak bir şekilde anlatılmış yoksa bazı ifadeleri maksatlı olarak mı övgü düzmek olarak sunulmuş...

Neva
04-10-2013, 11:08
Guncelleme.