PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrimsel süreçteki çelişki .


zocor
07-02-2011, 03:31
Evrim Teorisinin öne sürdüğü bir tezi de canlıların hayatta kalmak için ortama ayak uydurmasıdır.

Yani evrim teorisi ; ateşböceğinin sıradan bir böcek iken içinde bulunduğu şartlar onun beslenebilmesine ve soyunu devam ettirebilmesine imkan vermeyip hayatta kalması ve avlanabilmesi için ışık çıkartması gerektiğini bu sayede avını kendine çektiğini ve "ateşböceği" olarak evrimleştiğini söyler.
Yanlış hatırlamıyorsam evrim teorisinin ateşböceğinin evrimini bu şekilde açıklıyordu.

Aynı şekilde sıradan bir kuş dinazorlar yüzünden zamanla gündüzleri avlanamayınca gece avlanmak zorunda kalmış ve kendine ait bir sonar sistem geliştirmiş ve bu şekilde yarasa olarak evrimleşmiş.

Evrimsel süreçte ilk bakışta olası dahilinde görülebilen canlıların bu özelliklerinin alması yani evrimleşmesi için bir kaç ay yıl değil milyonlarca yılın sürdüğü de belirtilir.

İşte evrimdeki mantıksız süreç de burda başlıyor.

Madem bir böceğin içindeki şartlar onun avlanmasına izin vermiyorsa bu böceğin evrimleşmesi için milyonlarca sene aç kalması olasılık dışıdır.
Yani bir böcek avlanamıyorsa o böcek ışık çıkartıp evrimleşene kadar zaten ölür, ölen canlı nasıl evrimleşebilir ?
Ha eğer soyunu devam ettirip beslenebiliyorsa o halde ne diye evrimleşmi de ışık çıkartma gereğini duymuş bu canlı?

Aynı süreç yarasa olmadan önceki kuş için de geçerli.

Eğer kuş gündüz dinazor yüzünden avlanamıyorsa bu kuşun gece avlanmasını sağlayacak sonar sistem geliştirene kadar milyonlarca yıl avlanamayarak soyunu devam ettirmesi de olasılık dışıdır.

Evrim Teoriside "türden türe geçiş" diye bir şey bu sebeple mümkün olamaz.

taylan
07-02-2011, 10:05
Sayın Zocor, evrim konusundaki detaylı bilginize hayran kalmamak elde değil. Binlerce makale ve yayın var insan biraz olsun bunlara bir göz atmaz mı?

Aynı şekilde sıradan bir kuş dinazorlar yüzünden zamanla gündüzleri avlanamayınca gece avlanmak zorunda kalmış ve kendine ait bir sonar sistem geliştirmiş ve bu şekilde yarasa olarak evrimleşmiş.

Öncelikle yarasa bir kuş değildir memelidir. Yarasanın kuş olduğunu hangi kaynaktan okudunuz çok merak ettim. Kuşların kökeni ise bellidir. Bunları bir çok forum başlığı altında söyledik. Yarasalar, parmakları arasında gerili olan zar yapıyı kullanarak uçar. Yarasada gözlerin yetersiz oluşu bu canlının farkı yönlerinin gelişmesine olanak sağlamıştır. Aynen görme engelli insanlarda kulak hassasiyetinin oluşması gibi.

Dinozorlar döneminde gündüz avlanamayıp gece ortaya çıkanlar ilkin memelilerdi ve bunlar küçük bir fare boyutundan fazla büyük değildi. Dinozorların neslinin tükenmesinden sonra memelilerde fiziksel değişimler görülmektedir. Ani bir büyüme söz konusudur. Küçük bir fareden dev Megatheriumlara kadar memeli çeşitliliği günümüzden 50 milyon yıl önce başlayan ve buzul çağına kadar süren müthiş bir çeşitlilik arzeder. Ebatlar evrimsel süreç içinde çeşitliliğin artması, besin alanlarının daralması, yırtıcılarla rekabet gibi bir çok doğal nedenden dolayı küçülme eğilimine girmiştir.
Evrimde yaşam kalım için her türlü yön mevcuttur. Canlılarda eksik olan parçaların yeri hızla başka parçalarla tamamlanır. Bunda garipsenecek bir durum söz konusu değil. Bu bir hokus pokus da değil. Gayet anlaşılabilir doğal süreçler sonucu oluşmuştur.

Ateş böceklerindeki ışık kaynağı, yavaş meydana gelen oksitlenme sonucu kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesi olarak bilinir. Bu ışık kaynağı soğuktur. Muhtemel bu canlıdaki doğal süreç zaman içinde daha çok ışık yayabilen ve bu sayede daha çok sayıda çiftleşebilen bireyler lehinde gelişti. Günümüzdeki modern ateşböceklerinin atalarından daha fazla ışık yaydıkları bir gerçek.

taylan
07-02-2011, 10:24
Madem bir böceğin içindeki şartlar onun avlanmasına izin vermiyorsa bu böceğin evrimleşmesi için milyonlarca sene aç kalması olasılık dışıdır.
Yani bir böcek avlanamıyorsa o böcek ışık çıkartıp evrimleşene kadar zaten ölür, ölen canlı nasıl evrimleşebilir ?
Ha eğer soyunu devam ettirip beslenebiliyorsa o halde ne diye evrimleşmi de ışık çıkartma gereğini duymuş bu canlı?

Öncelikle evrimin bu tarz izahları yoktur. Hiç bir şart canlıya avlanamama ortamı sunmaz. Canlılar mutlaka besine ulaşırlar. Çünkü bir canlı varsa zaten beslenebilen ve bu sayede yaşamda kalabilmiş ataların torunları olarak varolmuşlardır. Buradaki açıklama, en iyi avlanabilen ve daha çok sayıda yavru üretebilenlerin seçilmiş olmasıdır. Her basamak ya da her nesil bir önceki nesile göre görece daha fazla fayda sağlayan gelişimlere sahip olmaktadır. Süreci milyonlarca yılla ifade edersek, bir ateşböceğinin bugünkü konumuna hangi aşamalardan geçerek geldiğini anlamış oluruz.

Ateşböceklerinin ortak atasında veya ortak atalarındaki çeşitlilik içinde büyük olasılıkla ışık saçmaya eğilimli kimyasal reaksiyonlara sahip bireyler bulunuyordu. Işık çıkartma gereği diye bi soru olmaz. Bu, bizim, neden gaz çıkarıyoruz neden buna gerek duyuyoruz sorusuna benzer. Bu bir reaksiyon. Bilerek istenilerek böceğin kendi aklıyla bulduğu bir yöntem değil. Biliniyor ki doğada basınçlı bir şekilde zehirli karışımlar püskürten bir çok böcek türü var. Hepsindeki evrimsel gelişim bir önceki nesle göre daha fazla fayda sağlayan süreçlerden oluşuyor.


Aynı süreç yarasa olmadan önceki kuş için de geçerli.

Eğer kuş gündüz dinazor yüzünden avlanamıyorsa bu kuşun gece avlanmasını sağlayacak sonar sistem geliştirene kadar milyonlarca yıl avlanamayarak soyunu devam ettirmesi de olasılık dışıdır.

Sayın Zocor, evrimle ilgili daha çok okumanız ve bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Yarasa olmadan önceki kuş ne demek? Tekrar belirtelim kuşlar ve yarasalar farklı canlılardır. Yarasa bir memelidir. Primatlara daha yakın akrabadır. Kuşlar ise teropod denilen küçük dinozor gruplarından evrilmiş modern dinozorlardır. Bu tuhaf bilgiye nereden nasıl ulaştınız bilmiyorum ama dinozorlarla aynı dönemde yaşamış kuş olarak nitelendirilebilecek tek canlı grubu TEROPOD lardı onlar da gündüzleri gayet güzel avlanırdı. Bu dönemlerde yarasalardan söz etmek mümkün değil. 50-60 milyon yıl öncesine kadar giden fosiller var ama ilk yarasaların Oligocene deki Megachiroptera'lar olduğu biliniyor. Sonar sisteminin gelişmesi için yarasaların görme sistemindeki azalmanın olduğu sürecin başlarına dönmek gerek. Dediğimiz gibi sonar sistemi olsun olmasın yarasalar her şekilde besine ulaşan ve avlanabilen nesiller üretmiştir. Giderek değişen yaşam ortamlarına adapte olabilen yarasa grupları, görme kaybını nesiller boyunca oluşan farkllı algılama sistemleriyle çözmüşlerdir. Sonar sistemi gözün yerini bu yüzden kolaylıkla almıştır. Görme engelli insanların diğer duyularının hızlıca gelişmesi gibi.

http://users.tamuk.edu/kfjab02/Biology/Mammalogy/images/megabat.jpg

Ayrıca bu siteyi bir inceleyin.

http://skywalker.cochise.edu/wellerr/students/bats/project.htm


Evrim Teoriside "türden türe geçiş" diye bir şey bu sebeple mümkün olamaz.

Bu sözle birlikte tüm 150 yıllık bilimsel birikimi alıp dağılmamız gerekiyor sanırım. Bu iş big bang deki kadar kolay değil. Tanrınızı orda aramaya devam edin bence.

spartacus
07-02-2011, 12:09
Başlıkla içerik zaten baştan çelişmiş.

Evrimsel süreç demek ile çevrede olağanüstü değişimler nasıl aynı tutulabilmiş? Bir felaket mi bekleniyor?

Evrimsel süreçte ilk bakışta olası dahilinde görülebilen canlıların bu özelliklerinin alması yani evrimleşmesi için bir kaç ay yıl değil milyonlarca yılın sürdüğü de belirtilir.

İşte evrimdeki mantıksız süreç de burda başlıyor.

Kesinlikle bir mantıksızlık var, ama bu, süreç ile olağanüstü değişimi bir tutmakla ilgili.

murted
07-02-2011, 12:23
Ben öleyim, oy ben öleyim
Bu canıma kurşun değsin, dur ben öleyim...

Evrimin ne olduğunu anlamanın uzağından dahi geçemeyen bir vatandaş sırf içselleştirdiği dini inancının masal olduğunu ortaya koyuyor diye sayısız gözlem ve deneyle bugünlere kadar gelmiş, dünyanın döndüğü kadar kesin bir olgu olan evrimin varlığından rahatsız oluyor, deli saçması bile sayılamayacak cümleleri arka arkaya sıralıyor.

İnsanın önce kendisine saygısı olması gerekir. Kendisine saygısı olan insansa eleştirdiği şeyin ne olduğunu anlamaya çaba harcar. Bunun adı olsa olsa saygısızlıktır, cehalet kaynaklı bir aymazlık, bir çeşit pişkinliktir. Onca bilim insanı salaktır, bu arkadaş ne olduğunu anlamadığı şeyin saçmalık olduğunu anlayabilecek kadar zekidir.

Taylan74, aslında her seferinde bu cahilliğin verdiği cesaretin ve inanç kaynaklı taassubun ürünü olan bu hezeyanlara cevap vermen takdire şayan ama bence olaya yanlış yerden giriyorsun. Bu adamların evrimin nasıl işlediği hakkında hiç bir fikirleri yok, sense spesifik olarak farklı canlıların nasıl evrimleştiklerini anlatıyorsun.

Bu adamların, canlıların nasıl daha farklı bir canlıya dönüşebildiklerini anlayacak biyoloji bilgileri yok, dolayısıyla bunu hayal edebilecek bir ufukları yok. Ne evrimin birikimli bir süreç olduğunu anlayabiliyorlar, ne de doğal bir süreç olan seçilimin bilinç sahibi olmamasına rağmen canlıları değişmeye zorladığını. Tek bir bireyin değil, bir populasyonun değiştiğini hayal edemiyorlar. Gen havuzu nedir, bir özelliğin görülme sıklığı nasıl artar, bir süre sonra o özellik nasıl olup da o canlının tüm bireylerinde görülmeye başlar vs. vs.

Lise biyoloji bilgisi olmayan bu adamlar, bunları dahi idrak edememişken falanca canlının nasıl değiştiğini anlatman bu adamların nasıl oluyor da değişiyoruzu anlamadıkları sürece bir anlam ifade etmiyor bence. Çünkü, adam bir canlının neden değiştiğini, neden değişmeye ihtiyaç duyduğunu, ne olup da değişebildiklerini anlamıyor, çünkü bu işi yürüten mekanizmayı anlayabilmek için gerekli olan anahtar kavramlardan bihaber, temel biyoloji bilgisinden nasipsiz.

Bu arada yazdıklarından kendi namıma çok faydalandığımı söyleyebilirim ama ilgili vatandaşlara pek bir faydası olamıyor maalesef. Anlamaya çaba harcamadıkları, biyolojik çeşitliilğin nasıl ortaya çıktığını anlayamadıkları sürece bu adamlar hep aynı şarkıyı söyleyip duracaklar. atacaksın önlerine evrimi anlamak sitesinin linkini, çalış da gel diyeceksin aslında. :)

Saygılar...

zocor
07-02-2011, 14:36
Bu knoudaki en bilgili üye sn. taylan74 gibi görünüyor, o yüzden izin verirseniz kendisinden cevap alayım.

Sn. taylan74, çok şey anlatmışsınız ama aslında benim söylediklerime hiçbir cevap verememişsiniz.

Tamam o zaman şöyle sorayım; yarasanın evrimini bana açıklarmısınız ?
Yani yarasanın bir evrimi varmıdır? Yarasa kendine ait bir sonar sistem nasıl geliştirmiştir?

murted
07-02-2011, 16:00
Bu knoudaki en bilgili üye sn. taylan74 gibi görünüyor, o
Tamam o zaman şöyle sorayım; yarasanın evrimini bana açıklarmısınız ?
Yani yarasanın bir evrimi varmıdır? Yarasa kendine ait bir sonar sistem nasıl geliştirmiştir?

Bu yaptığınız gerçekten ayıp, daha can sıkıcı olanı ise bunun farkında bile değilsiniz. Senin bu sorduğun soru, senin ve senin gibiler açısından şu sorulara eşdeğer:

-Arı nasıl altıgen petek yapmayı öğrenmiş?
-Elektrikli yılan balığı nasıl olup elektrik üretmeyi öğrenmiş?
vs. vs.

Yani falanca canlı falanca sistemi nasıl geliştirmiş, falanı yapmayı nerden biliyor tarzı soruların hepsi sizin açınızdan özdeş.

Böyle sayısız sorunun teker teker cevabını verecek adam arayacağınıza evrimin nasıl işlediğini öğrenin, bütün soruların cevabını öğrenmiş olun.

Bu adam şimdi sana lise düzeyinde biyoloji mi öğretsin? Ne anlatırsa anlatsın, nasıl anlatırsa anlatsın sen gene anlayamayacaksın. Bir konuyu anlamak için, o konuyla ilgili asgari temel bilgilere sahip olman gerekir. Sen tek bilinmeyenli denklemleri çözmeyi bilmiyorsan ben sana sittin sene integral anlatsam da hiçbir şey anlamazsın. Bu olay da aynısı. Senin gibiler forumlarda, orda burda bahsettiğim kalıpta sorular soruyorlar ama bugüne kadar anlatılanı anladıklarını görmedim.

Bir kere, bir canlının bir özelliği nasıl kazanabileceğini bilmiyorsunuz. Bunu bilmezken falan canlı elektrik atıyormuş, falan canlı asit fışkırtıyormuş, falan canlının kulakları radar gibiymiş, nasıl oluyor bunlar tarzı sorular sormanızın ne size ne de bunu size anlatacak olan kişiye faydası yok.

Sen tam olarak neyi sorduğunun bile farkında değilsin. Nasıl olmuş da yarasalar böyle bir sistem geliştirmiş derken hangi düzeyde bir bilginin paylaşılmasını istiyorsun? Lise biyolojisinden mi başlasın anlatmaya?
Gen, kromozom, gen havuzu, genin populasyondaki frekansı, crossing-over, doğal seçilim, mutasyon vs. vs.
Bunların ne olduğunu biliyor musun? Kafanda bir canlının bir özelliği nasıl kazanabileceğine dair bir şema var mı? İlk olarak bunların ne olduğunu öğrenmeli, en azından evrimin nasıl yürüdüğü hakkında bir fikrin olmalı ki anlatılan bir şey ifade etsin.

Efendim, ben evrimi mevrimi bilmem, fare boyundaki memeliler nasıl olmuş da insan olmuş bana anlatın. Ne ala memleket ya? Sizden akıllısı yok sanırım. Evrimi kurba prens masalındaki gibi birşey olduğunu sanıp bir de hayasızca nasıllığını bilmediğiniz bu konuda spesifik olarak falan canlı nasıl falanı yapıyor diye soruyorsunuz. Ayıptır yaa...

zocor
07-02-2011, 16:22
Yüzlerce bomboş kelimeler sıralayacağına yarasanın nasıl ve hangi nedenlerle sonar sistem geliştirdiğini anlatsaydın keşke.

zocor
07-02-2011, 16:27
Başlıkla içerik zaten baştan çelişmiş.

Evrimsel süreç demek ile çevrede olağanüstü değişimler nasıl aynı tutulabilmiş? Bir felaket mi bekleniyor?

Evrimsel süreçte ilk bakışta olası dahilinde görülebilen canlıların bu özelliklerinin alması yani evrimleşmesi için bir kaç ay yıl değil milyonlarca yılın sürdüğü de belirtilir.

İşte evrimdeki mantıksız süreç de burda başlıyor.

Kesinlikle bir mantıksızlık var, ama bu, süreç ile olağanüstü değişimi bir tutmakla ilgili.

Evrim canlının çevresel faktörlere ayak uydurma süreci değilmidir, kara memelisi denize inip balina olurken çevresel faktörlerin etkisinde kalmamışmıdır ?

murted
07-02-2011, 17:27
Yüzlerce bomboş kelimeler sıralayacağına yarasanın nasıl ve hangi nedenlerle sonar sistem geliştirdiğini anlatsaydın keşke.

Sen de okuduğunu anlamaya çalışsaydın keşke.
Sorduğun sorunun cevabı her ne şekilde olursa olsun anlamayacak, anlamadığın için aynı şarkıyı söylemeye devam edeceksin.
Çünkü zaten senin kafanda türlerin olduğu gibi ortaya çıktıkları fikri var. Sen canlıların bambaşka bir türe dönüşmesi hakkında bir fikir sahibi olmadığın için, bunun nasıllığını anlayabilecek bilgi birikimine sahip olmadığın için her şey sana hokus pokusla olmuş gibi saçma gelecek.
Arkasından dahiyane sorular soracaksın:

Yarasa mühendis miymiş de sonar bir sistem geliştirmiş?
gibi...

Madem bir böceğin içindeki şartlar onun avlanmasına izin vermiyorsa bu böceğin evrimleşmesi için milyonlarca sene aç kalması olasılık dışıdır.
Yani bir böcek avlanamıyorsa o böcek ışık çıkartıp evrimleşene kadar zaten ölür, ölen canlı nasıl evrimleşebilir ?

Sen öyle bir şey iddia ediyorsun ki cehalet bile hafif kalır söylediğini tarife.
Sen bir canlının evrimleşmesi için milyonlarca yıl gerektiğini, bu yüzden de canlının milyonlarca yıl yaşaması gerektiğini sanıyorsun. Sonra canlı milyonlarca yıl yaşayamaz, evrim saçma sonucuna varıyorsun.
İnsan, sorduğu soru hakkında az biraz fikir sahibi olur. Bu senin söylediğinden ancak fıkra olur.

Sana türleşmenin bireysel değil popülasyon bazında olduğunu söylesem anlar mısın? Tür ne, popülasyon ne biliyor musun sahiden?
Bir bilinmeyenli denklemi geçtim, sen toplama çıkarma bilmeden integral anlatılmasını istiyorsun kendine.

taylan
07-02-2011, 20:40
Sn. taylan74, çok şey anlatmışsınız ama aslında benim söylediklerime hiçbir cevap verememişsiniz.

Zaten TD forumlarında sayın Zocor'a kimse cevap veremez. Hep bişeyler anlatmaya çalışır ama biz bir türlü anlamayız.

Yüzlerce bomboş kelimeler sıralayacağına yarasanın nasıl ve hangi nedenlerle sonar sistem geliştirdiğini anlatsaydın keşke.

Nası tuhaf aşağılayıcı bir uslüp. Sanki biz sana sonar sistemini anlatmakla yükümlüymüşüz gibi. Ayrıca ne demek bu? Neden sonar geliştirdi bu hayvan die soru mu olur? Ya da sen bul niye bize soruosun? Bul sonar sisteminin nasıl geliştiğini sonra da yaz altına neden evrimle gelişemez die bilimsel anti tezini, biz de okuyalım.

Bir sürü bişey anlattım evet çünkü yarasayı kuş zanneden bi insansın. Önce bu yanılgını gidermek gerekiyordu. Ben dedim ki, canlının bir organı bazı şartlara feda edilmişse, başka bir organı hassaslaşır ve devreye girer. Sana bir de link verdim. Malesef ülkemizde yarasaların evrimiyle sadece Harun amca ilgilenio ondan da sadece safsata dinlersin. Dolayısıyla verilen linkler hep ingilizce. Ne yapabilirim? Ben bir zoolog değilim. Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Tek bildiğim görme engelli insanların kulak ve işitme hassasiyetlerini yöneten mekanizmanın bu sonar vs gibi doğal mekanizmalarda da devreye girdiği.

Yarasaların ortak atası tilki benzeri bir memeli, bilirsin ki tilkilerde kulak hassasiyeti fazladır. Bunların bu grupla akraba olduğun düşünürsek bu işin temelinin daha ortak atada atıldığını farkederiz.

Sonar sistemi bir benzetme. Sonar gibi diyelim. Yarasa avını bazı hassas titreşimler kullanarak belirler. Ayrıca bizim duyamadığımız frekansta sesleri de işitirler. Bir karıncanın ayak seslerini duyduğunu düşün. Muhtemelen yerini kolaylıkla bulabilirsin.

İşte tüm bu sistemlerin gelişimi, "HERBİRİ BİR ÖNCEKİNE GÖRE DAHA FAZLA FAYDA SAĞLAYAN" süreçler sonucu oluşmuştur. Ne demek bu? Her süreç yarasalara bu konuda büyük ustalıklar katmıştır. Ama bu sonsuza kadar gitmez belli bir seviyede kararda kalır. Olabildiğinin en iyisi olur.

Burada yarasa sonarlarıyla ilgili bir link var. Biraz da sen araştır bakalım neler bulacaksın.

http://news.sciencemag.org/sciencenow/2009/07/16-02.html

taylan
07-02-2011, 20:56
Evrim canlının çevresel faktörlere ayak uydurma süreci değilmidir, kara memelisi denize inip balina olurken çevresel faktörlerin etkisinde kalmamışmıdır ?

Ne kadar zekcie sorular. Bravo. Evrim bu muymuş? Yani koskoca genetiği çöpe attın olayı çevreye bağladın sadece büyük alkış.......

1- Balinanın atası denize bi yerden inmemiştir. Zaten deniz kenarında yaşıodu. Sulak yerlerde. Bugünkü su geyikleri ya da su aygırları gibi. Zaten denize uyumlu bir ortak ata söz konusu. Pakistan civarı Mısır'ın kuzeyine kadar büyük bir okyanustu. Pakistan kıyılarında yaşayan ata, balinaların ortak atası olan PAKİCETUS....

Elbette bu denize uyum sağlamada çevre önemli bir faktör ama sadece çevre değil olayın içinde bir de ortak atadaki genetik materyal var. Öncelikle ortak atanın yapısı suya uyumlu zaten. Kara memelisi de olsa gayet iyi yüzebiliyor. Denizi, suyu tanıyan bi canlı. Geriye ne kaldı? Milyonlarca yıllık süreç. Her bir neslin sadece uzuv ve form değiştirerek (yaratılışçılar iddiasının aksine hiç bir yeni organ eklenmeden) suya uyum sağlaması. Bak bugünkü balinaya tüm izleri bulursun. O parlak gördüğün derinin üstünde hala ince tüyler bulunur. Yüzgeç içinde parmak kemikleri vardır. Arka ayaklar iskeletin içine gömülmüştür vs. Milyon kez anlattık bunları, yüzlerce kitap okuduk adam bize hala gelmiş "hiç bi soruma cevap vermemişsiniz" diyor. Çıldırmamak elde mi???

zocor
07-02-2011, 21:18
edit.............

zocor
07-02-2011, 21:22
sn.taylan74,

"Yüzlerce bomboş kelimeler sıralayacağına yarasanın nasıl ve hangi nedenlerle sonar sistem geliştirdiğini anlatsaydın keşke" cümlesini size demedim mürtedd denen üyeye dedim.

taylan
07-02-2011, 21:23
Sayın Zocor, size yarasanın evrimi detaylarıyla ve site linkleriyle anlatılmıştır. İlgili linklere bakarsanız görürsünüz. Orada sınıflandırma şemaları da mevcut.

Yarasanın bir memeli olduğunu, 50 milyon yıl önceki ortak atalarının tilki benzeri bir canlı olduğunu, parmakları arasındaki zarı kullanarak uçan bir kaç tür olduğunu, Oligocene'de yaşayan türlerin yarasaların ilk örnekleri olduğunu anlattım. Resimlerini fosil örneklerini içeren linkleri de koydum. Benden ne istiyorsunuz anlamadım?

Evet yarasalar ilk hallerinden bugüne çok farklılaşmış ve değişmiştir. Çok daha geriye gidersek fareye benzeyen küçük memeli grupları görürüz. Bunların içinden bir tür yarasaların da olduğu bir grup evrimleşmiştir.
Yarasaların ana yapıları aynıdır. Çünkü ortak atası bellidir. Bu tipin bir ayıya, zebraya ya da insana dönüşmesi gerekmiyor. Evrimin böyle bir iddiası yoktur. Genelde boyutlarda bir küçülme de söz konusu.

zocor
07-02-2011, 21:24
[B][I]

Yarasaların ortak atası tilki benzeri bir memeli, bilirsin ki tilkilerde kulak hassasiyeti fazladır. Bunların bu grupla akraba olduğun düşünürsek bu işin temelinin daha ortak atada atıldığını farkederiz.

Sonar sistemi bir benzetme. Sonar gibi diyelim. Yarasa avını bazı hassas titreşimler kullanarak belirler. Ayrıca bizim duyamadığımız frekansta sesleri de işitirler. Bir karıncanın ayak seslerini duyduğunu düşün. Muhtemelen yerini kolaylıkla bulabilirsin.

İşte tüm bu sistemlerin gelişimi, "HERBİRİ BİR ÖNCEKİNE GÖRE DAHA FAZLA FAYDA SAĞLAYAN" süreçler sonucu oluşmuştur. Ne demek bu? Her süreç yarasalara bu konuda büyük ustalıklar katmıştır. Ama bu sonsuza kadar gitmez belli bir seviyede kararda kalır. Olabildiğinin en iyisi olur.

Burada yarasa sonarlarıyla ilgili bir link var. Biraz da sen araştır bakalım neler bulacaksın.

http://news.sciencemag.org/sciencenow/2009/07/16-02.html

Nihayet konunun özüne gelebildiniz..

Yarasa tilki benzeri bir memeli demişsiniz. Bu tilki benzeri memelinin kanatları varmıydı ?
Anlattıklarınızı oldukça yüzeysel geçiyorsunuz o açından soruyorum kusura bakmayın.
Evet tilki benzeri bu memlinin kanatları varmıydı ?

taylan
07-02-2011, 21:32
Yüzeysel mi geçiyorum?? Bu kadar linki, resmi konuyu yüzeysel geçmek için mi ekledim yani? Herneyse...

http://users.tamuk.edu/kfjab02/Biology/Mammalogy/images/megabat.jpg

Resimde görülen bir Megachiroptera. Yarasaların atası olarak bilinen tür. Görüldüğü üzere parmakları arasına gerili zar sistemini kanat olarak kullanıyor. Bildiğimiz kuş kanadı gibi değil. Sonar algılama sistemleri muhtemelen var ama o günkü şartlara göre değişkenlik gösteriyor olabilir. Sonar sistemi daha çok mağaralarda yaşayan türlerde daha yaygın kullanılıyor. Gelişiminde tamamen çevre ile etkileşim söz konusu. Geniş bant aralığındaki seslere duyarlı bir kaç tür evrimleşmiş olabilir deniyor. BU türlerin bireylerinin yaygınlaşması ve genlerdeki değişimler etkiyi daha da artırarak avlanma becerilerini üst düzeye taşımış olmalı.

Sonar sistemleriyle ve evrimsel taksonomisiyle ilgil şemalar bu linkte. Metinleri çevirebilirseniz daha detaylı bilgi edinirsiniz.

http://skywalker.cochise.edu/wellerr/students/bats/project.htm


http://skywalker.cochise.edu/wellerr/students/bats/project_files/image012.jpg

En eski yarasa fosillerinden. İskelet yapısına bakarsanız primatlara da oldukça yakın olduklarını görürsünüz. Tüm memeli vücut planı bu şekildedir.

zocor
08-02-2011, 13:55
sn taylan74,

Gerçekten bilgiler için teşekkür ederim, merak ettiğim şeyleri sorarken sizi sıkıştırmak değil amacım, bilmediğiniz yerde bilgim yok da diyebilirsiniz ayrıca belirteyim.

Benim gördüğüm kadarıyla yarasa varolduğundan beri yarasa özelliklerini öyle veya böyle taşıyan bir canlıymış, o halde yarasa için türden türe geçmiş diye bir şey söylenemez. Yani yıllar sonra özelikleri biraz gelişmiş diyebiliriz. Böyle bir değişim de hiçbir çelişkili süreç yok.

Benim konuda anlatmaya çalıştığım evrim süreciyle çelişkili durumlar türden türe geçen canlılar hakkında idi.

murted
08-02-2011, 14:33
sn taylan74,
Benim gördüğüm kadarıyla yarasa varolduğundan beri yarasa özelliklerini öyle veya böyle taşıyan bir canlıymış, o halde yarasa için türden türe geçmiş diye bir şey söylenemez. Yani yıllar sonra özelikleri biraz gelişmiş diyebiliriz. Böyle bir değişim de hiçbir çelişkili süreç yok.

Benim konuda anlatmaya çalıştığım evrim süreciyle çelişkili durumlar türden türe geçen canlılar hakkında idi.

Yanlış görmüşsün, hiç de bir şey anlamamışsın. Yarasa dediğin hayvan bir zamanlar tek hücreli bir canlıydı.

taylan
08-02-2011, 16:53
Benim gördüğüm kadarıyla yarasa varolduğundan beri yarasa özelliklerini öyle veya böyle taşıyan bir canlıymış

50 milyon yıl öncesine kadar öyleydi. Ama daha önce bulunmuş bir yarasa fosili yok ama ona çok benzeyen ilk memeliler var. Prototip fare şeklinde. Zaten tüm memeli tipi fare orjinlidir. İlk memeliler fareye benziyordu. Bir grup yarasaların da içinde bulunduğu primat sınıfına dahil oldu. Yani bir fareden yarasaya geçiş oldu. Zarkanatlılar zaten bi sürü. İçlerinde uçan sincaplar bile var. Bu bir aile. O aileden bir de yarasa çıkmış.

Çok daha gerilere, 200 milyon yıl öncesine gidersek bu soyacağını takip ettiğimiz zaman karşımıza terapsida çıkar. İşte bu noktada yarasa, türden türe geçişin bir ürünüdür.

Yarasayı oluşturan evrimsel sürecin başında yarı sürüngen bir canlı bulunuyordu. Türden türe geçiş burda olmuştur. Umarım anlatabilmişimdir.

İşte terapsida:

http://www.kheper.net/evolution/therapsida/cynogna4.jpg

Memeli faunasına giden yol. En üstteki iki grup farklı yöne dallanmış. Sonra fare benzeri atalar geliyor. Türden türe geçiş bu şekilde oluyor.

http://www.palaeos.com/Vertebrates/Units/390Synapsida/Images/Overview4.gif

Daha detaylı bir şema için:

http://www.palaeos.com/Vertebrates/Units/390Synapsida/Images/Overview1.gif

Yukardaki şemada 120 milyon yıl önceki memelilerin ufak tefek olduklarını görüyoruz. Dinozorlar halen var.

Buyrun türden türe geçiş. Memeli tipinin kökeninde kimler var görüyorsunuz. THERIDONTIA bildiğin sürüngen. Ama gözlerine bakın ne kadar farklı bir tip. Malum dino tipinden çok farklı. İşte yarasa bunların torunu. Çünkü türleşme tek tek canlıların başına gelen bir iş değildir. Genel olarak belli sayıdaki grupları toptan kapsar.

http://dic.academic.ru/pictures/wiki/files/84/Theriodontia_old.jpg

evrensel-insan
08-02-2011, 18:17
Saygideger taylan74;

Yazar arkadaslar bu konuda fikir belirtmisler, ben de belirtmeden gecemeyecegim.

Senin evrim konusuna duydugun, ilgi, etki ve onem ve de bu temeldeki bilgi, birikim, gozlem, bilinc ve farkindaligin gozlemlenen, ayrica konu ile ilgili yazi dilin ve uslubun da hem algilanir, hem bilgi verir hem de aciklayici nitelikte.

Oyuzden, ben de seni bu konudaki basarin ve bu basarini dile getirebilmen adina kutluyorum.

Her ne olursa olsun, bizleri bu konudaki bilgi dile getirimnden mahrum etmeyecegini de umuyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

taylan
08-02-2011, 20:50
Sayın evrensel insan çok teşekkür ederim. Yeni konu başlıklarına elimden geldiğince yardımcı olmayı düşünüyorum. Şu an Neil Shubin'in İçimizdeki Balık adlı eserini okuyorum. Evrimle ilgili soru işaretlerinin bir çoğuna cevap veren bir çalışma.

Saygılar

zocor
08-02-2011, 21:10
[QUOTE]=taylan74;362866]Benim gördüğüm kadarıyla yarasa varolduğundan beri yarasa özelliklerini öyle veya böyle taşıyan bir canlıymış.

50 milyon yıl öncesine kadar öyleydi. Ama daha önce bulunmuş bir yarasa fosili yok ama ona çok benzeyen ilk memeliler var. Prototip fare şeklinde. Zaten tüm memeli tipi fare orjinlidir. İlk memeliler fareye benziyordu. Bir grup yarasaların da içinde bulunduğu primat sınıfına dahil oldu. Yani bir fareden yarasaya geçiş oldu. [QUOTE]

sn. taylan74,

Fareden yarasaya nasıl geçilmiş bu konu hakkında bilginiz var mı?

taylan
08-02-2011, 21:16
Geçiş için bu soyağacı şemalarını inceleyin. Memeli faunasının ilk prototipi faredir. Bu aile çok geniş varyete vermiştir. İçinde her türden memeli bulunur. Çeşitlilik fazla olduğu için fareden yarasaya giden yol dümdüz değil dallı budaklı ağaç gibidir.

Bilinen ata bu.
http://skywalker.cochise.edu/wellerr/students/bats/project_files/image008.jpg

http://skywalker.cochise.edu/wellerr/students/bats/project_files/image010.jpg

Yarasa zaten parmakları arasına gerili zar kanadı dışında tıpkı bir fare bir primat ya da bir tilki gibidir. Zar kanat benzeri yapının uçan sincaplarda da geliştiğini unutmayalım. Ortak atalardan birinde bu özellik ortaya çıkıyor. Yukarda fosil örneği verilen ata bunlardan biri.

http://www.fathom.com/course/21701775/session1.html

BU siteyi de mutlaka inceleyin. Google translate ile simultane bir çeviri yapıp konunun içeriğini az çok anlayabilirsiniz.

zocor
08-02-2011, 22:04
sn taylan74,

Cevaplar için teşekürler,

Resimler şekiller çok cafcaflı ama fareden ne olmuş da yarasa olmuş onu anlatmıyor, çevresel şartlar mı? başka birşey mi ? Ne olmuşş da hangi çevresel şartlar olmuş da fare yarasa olmuş ?

taylan
08-02-2011, 22:14
Ne olması gerekiyor mesela? Fare düşünüp bu işe karar vermiş olabilir mi?

Bu tür bir alt varyete. Zar yapı çeşitlilik içinde karakteristik bir özellik. Bir kaç türde birden görülen bir özellik. Yarasaya "zar kanatlı fare" diyebiliriz istersen. Yarasa bizim verdiğimiz özel bir isim. Aynı Ahmet, Ali, Veli, gibi.

Belki bu türlerin yaşadıkları ortamdaki av avcı ilişkisi böyle bir özelliği öne çıkartıp fayda oranını artırarak nesiller boyunca bu özelliği korumuş ve aktarmış olabilir.

İlkin atadaki kanat sonrakilerden daha farklı gördüysen. Gittikçe daha incelmiş bir zara bakıyoruz. İlk atadaki zar kanat yapının nasıl oluştuğuyla ilgili detaylı bir bilgi bulursam seninle hemen paylaşırım.

zocor
08-02-2011, 22:33
Ne olması gerekiyor mesela? Fare düşünüp bu işe karar vermiş olabilir mi?



Bende onu soruyorum fare nasıl yarasa olur diye? Hangi şartlara maruz kalıp da yarasa olmuş o şartları netleştirmeniz mümkün mü ?

taylan
08-02-2011, 23:17
Valla o günlerde henüz gencim. Ormanda yürüyorum. Ortam cidden çok Oligocene. 52.5 milyon yıl önce. O zamanlar memeli denilen türler pek bir fare görünümlü. Soruyorum. Yahu siz niye bu kadar birbirinize benziyorsunuz olm diye? Bi tanesi cevap veriyor.
- Abi biz çoğumuz aynı ailedeniz bu kuzenim, bu amcamın oğlu, bu uzaktan akrabam.
- İyi de diyorum bunun kolunun altından sarkan bir deri var ne iş sende niye yok?
Diyor ki,
- Abi o doğuştan öyle. Onlarda öyle oldu. Ama bizden daha iyi atlayıp zıplıyor. Hatta geçenlerde bi zıpladı iki üç ağaç öteye gitti, Biz de şaşırdık nası yaptın bunu diye? O da bilmio ama doğuştan öyle o abi....

Cevap verdik ya:
Bu tür bir alt varyete. Zar yapı çeşitlilik içinde karakteristik bir özellik. Bir kaç türde birden görülen bir özellik. Yarasaya "zar kanatlı fare" diyebiliriz istersen. Yarasa bizim verdiğimiz özel bir isim. Aynı Ahmet, Ali, Veli, gibi.

Belki bu türlerin yaşadıkları ortamdaki av avcı ilişkisi böyle bir özelliği öne çıkartıp fayda oranını artırarak nesiller boyunca bu özelliği korumuş ve aktarmış olabilir.

İlkin atadaki kanat sonrakilerden daha farklı gördüysen. Gittikçe daha incelmiş bir zara bakıyoruz. İlk atadaki zar kanat yapının nasıl oluştuğuyla ilgili detaylı bir bilgi bulursam seninle hemen paylaşırım.

taylan
24-02-2011, 20:48
Yarasaların evrimi ile ilgili makalenin Türkçe çevirisi tamamlandı. Bu linkten okuyabilirsiniz.

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_content&view=article&id=238:yarasalarn-evrimi&catid=25:hayat-deiimdir&Itemid=109

kerimgibi
02-03-2011, 05:04
belirtiyim evrime inanan biriyim ama konuyu açan arkadaş gibi merak ettiklerim var

sinek kapan bitkisi
http://img03.blogcu.com/images/i/l/g/ilginchersey/89bf99ad45fcaa1bf48f3a3490ef9364_1276430455.jpg

bu bitkinin yetiştiği toprakta azot yokmuş
bitki azot olmazsa ölecekmiş
ama nasılsa sineklerde azot olduğunu öğrenmiş

bitki düşünmüş demişki ben 2 yaprağımı kapan haline getiririm
yaprağımın kenarlarına sineklerin sevdiği tatlı reçineler salarım
içinde 6 tane diken koyarım
sinek 1 dikene dokunduktan 10 sn geçmeden 2. dikene dokunursa kapanırım ve sinekte azotu emerim

buna evrilene kadar yüz yıllar geçmiş olmalı
bu bitkiyi evinize koyun 1-2 ay sinek yaklayamasın azotsuz kalır ölür

sinek yakalamaya evrilene kadar nasıl yaşadı ?

endulus
02-03-2011, 10:46
belirtiyim evrime inanan biriyim ama konuyu açan arkadaş gibi merak ettiklerim var

sinek kapan bitkisi
http://img03.blogcu.com/images/i/l/g/ilginchersey/89bf99ad45fcaa1bf48f3a3490ef9364_1276430455.jpg

bu bitkinin yetiştiği toprakta azot yokmuş
bitki azot olmazsa ölecekmiş
ama nasılsa sineklerde azot olduğunu öğrenmiş

bitki düşünmüş demişki ben 2 yaprağımı kapan haline getiririm
yaprağımın kenarlarına sineklerin sevdiği tatlı reçineler salarım
içinde 6 tane diken koyarım
sinek 1 dikene dokunduktan 10 sn geçmeden 2. dikene dokunursa kapanırım ve sinekte azotu emerim

buna evrilene kadar yüz yıllar geçmiş olmalı
bu bitkiyi evinize koyun 1-2 ay sinek yaklayamasın azotsuz kalır ölür

sinek yakalamaya evrilene kadar nasıl yaşadı ?

1. si evrim inanç işi değildir bir olgudur. Yani evrime inanılmaz evrim olgusu bilinir ve mekanizmaları tartışılır.

Bahsettiğiniz bitkiyle ilgili bir bilgim yok fakat bu tür yanlış anlamalar çok fazla. Aslında bunların en büyük sebebide bu konuda dincilerin ortaya attığı bu tür safsatalar. canlı yaşam önce denizdeydi sonra karaya çıktı. Ama sen şu anda denizde yaşayabiliyor musun hayır. Girdin mi en fazla 5 dakikada ölürsün. Bu bitki de büyük ihtimalle evrilmeden önce başka bir metotla yaşamını sürdüyordu. Burdaki evrilme bir ot bir gün içinde 2 tane kapan 10 tane diken yaptı şeklinde değildir. Evrimi 1000000 yıla böldüğün gibi kademelerini de düşünmen gerekir. Kaç kademeden oluşur. Basamkaları nelerdir.

spartacus
02-03-2011, 11:53
belirtiyim evrime inanan biriyim ama konuyu açan arkadaş gibi merak ettiklerim var

sinek kapan bitkisi

bu bitkinin yetiştiği toprakta azot yokmuş
bitki azot olmazsa ölecekmiş
ama nasılsa sineklerde azot olduğunu öğrenmiş

bitki düşünmüş demişki ben 2 yaprağımı kapan haline getiririm
yaprağımın kenarlarına sineklerin sevdiği tatlı reçineler salarım
içinde 6 tane diken koyarım
sinek 1 dikene dokunduktan 10 sn geçmeden 2. dikene dokunursa kapanırım ve sinekte azotu emerim

buna evrilene kadar yüz yıllar geçmiş olmalı
bu bitkiyi evinize koyun 1-2 ay sinek yaklayamasın azotsuz kalır ölür

sinek yakalamaya evrilene kadar nasıl yaşadı ?

Yada bitki o zamanlar, o bitki değildir.

Canlılar organize olmuş yapılara sahiptir. organizedirler fakat bu düşünsel bir biçim değil.

Düşünce ile bilgi farklı anlam taşırlar. En alt düzeyde bir bilgi dahi organize olmuş canlı için bir algı sonucudur. Bitkinin düşünmesine hiç gerek yok, organizma, hem kendi yapısıyla hemde çevre ile uyum sağlamaya zorlanır ve organize olur, uyum sağlar, bu uyum aynı zamanda çevresinide değiştirebilir. Bu kendimizce belirleyebileceğimiz zaman birimlerince belirlenemez, çok uzun süreçlerin, ilişkilerin toplamında açığa çıkar.

Bitki organize olmuş maddedir, haliyle duyarsız değildir. Bu duyarlılık bağlamında çok çeşitli salgılarda üretecektir, bir saldırı, savunma yöntemide geliştirecektir. Canlıları bir taş gibi veya zamanın bir yerinde buldum diye koşup, organizmasını değiştiren bir irade gibi düşünmek zorunda olmamıza gerek yok.

kerimgibi
02-03-2011, 17:43
1. si evrim inanç işi değildir bir olgudur. Yani evrime inanılmaz evrim olgusu bilinir ve mekanizmaları tartışılır.

Bahsettiğiniz bitkiyle ilgili bir bilgim yok fakat bu tür yanlış anlamalar çok fazla. Aslında bunların en büyük sebebide bu konuda dincilerin ortaya attığı bu tür safsatalar. canlı yaşam önce denizdeydi sonra karaya çıktı. Ama sen şu anda denizde yaşayabiliyor musun hayır. Girdin mi en fazla 5 dakikada ölürsün. Bu bitki de büyük ihtimalle evrilmeden önce başka bir metotla yaşamını sürdüyordu. Burdaki evrilme bir ot bir gün içinde 2 tane kapan 10 tane diken yaptı şeklinde değildir. Evrimi 1000000 yıla böldüğün gibi kademelerini de düşünmen gerekir. Kaç kademeden oluşur. Basamkaları nelerdir.

üstadım 1000000 yıl yaşayabildiyse niye evrilmeye ihtiyaç duydu

evrilene kadar azota ulaşamıyordu o zaman azotsuz yaşamaya evrildi sonra niye azota ihtiyaç duymaya evrildide bu hale geldi

taylan
02-03-2011, 19:19
http://www.sarracenia.com/faq/faq5025.html

Bu linkte etçil bitkilerin evrimi hakkında yazılar var. Malesef türkçe kaynak bulmakta zorlanıyoruz. Ama google translatele çevirip aşağı yukarı mesajı alabiliyorsunuz.

Bu metinlerde söylenilen öncelikle etçil bitkilerin evriminin çok iyi bilinmediği yönünde. Ancak bulgular 60-125 milyon yıldan daha öhce evrimleşmiş olamayacakları yönünde. Ayrıca böceklerle bitkilerin birlikte evrimleştiği de bilinen bir gerçek.

Durum böyle olunca bitki grupları içinde bağımsız bir kol etçil bir eğilim göstererek azot eksiğini (yokluğunu değil) böceklerden giderme yoluna gitmiş olabilir. Bu atasal grup milyonlarca yıl içinde tamamen böcek proteinine bağımlı bir hale gelmiş olabilir.

Aldrovanda vesiculosa bu etçil bitkilerin atası. Yalnız bitkilerdeki fosilleşme nadir görülen bir durum olduğu için sadece bazı tohum kalıntılarına ulaşılabilmiş.

Öncelikle evrimde bir niyet veya bir gelecek hedefi aranmamalıdır. Her şey olabildiğince uygun uyumlar üzerine kuruludur. Muhtemel atasal türde azot eksikliği vardı ve telafi için hayvansal proteine yönelindi. Bu eksiklik hiç yok anlamında algılanmamalıdır. Eksikliği giderme yoluna giden bir tür bağımsız olarak bu eylemi genetik olarak aktarmış görünüyor.

Ayrıca her türün aynı anda aynı hedefe doğru evrilmesi mümkün değil. Her türün içinde farklı dallar farklı yönlere gidebilir. Evrimsel değişimi belirleyen unsurlar türün o anki eko sistemindeki şartların içeriğine göre belirlenir ve oldukça değişkendir.

ExUlul
04-03-2011, 03:16
merhaba sayın taylan,

Sizce insan besin zincirinin tepesindemidir? Baktığımızda neredeyse her canlının bir doğal düşmanı varken insan ile beslenen bir canlı türünün varlığına dair bir kanıt görünmüyor.
Bu konuda düşünceniz nedir?

Birde insanın evriminde primatlardan ve diğer tüm memelilerden farklı olarak kılllarının büyük bir bölümünden ayrılmış olmasını neye bağlıyorsunuz?
Normal koşullarda Kutuplara yakın bölgelerde insan daha kıllı,Ekvatora yaklaştıkca daha az kıllı olması geekmezmiydi?
Oysa gözlemerimiz durumun tam tersi olduğunu gösteriyor.Eskimolardave diğer soğuk iklim insanlarında köse diyebileceğimiz bir yüz ..Sakallar yok denecek kadar az veya seyrek.Vücutları erkeklerde Göğüs bölgesi v.s.boş.
Oysa bir Arap sıcak iklime rağmen kıllı.Sakalları gür ve hata omuzları dahi kıllı.
Bunu nasıl açıklıyor Bilim?

Esenlikler dilerim...
http://www.turandursun.com/forumlar/images/buntu/misc/progress.gif

taylan
04-03-2011, 15:47
Sayın Exulul,

İnsan şu an itibariyle doğayı kontrol edebilme ve dönüştürebilme yeteneğinin de sayesinde besin zincirinin en tepesinde görülüyor. Ama bundan 5 milyon yıl önce savanada malesef besin zincirinin çok da iç açıcı olmayan bir yerinde bulunuyordu. Savana yırtıcılarının sıcak nefesi atalarımızın her an enselerindeydi. Dolayısıyla bundan kaçabilmek adına daha kalabalık bir nüfus geliştirme eğilimine girdik.

her canlının bir doğal düşmanı varken insan ile beslenen bir canlı türünün varlığına dair bir kanıt görünmüyor.

5 milyon yıl önce Afrika savanalarında bizler, yırtıcıların doğal besin diyetinde yer alan sıradan memelilerdik. Dolayısıyla yırtıcıların "şu insan, bu antilop ahan da şu geyik" diye ayırt ettiğini hiç sanmıyorum:) Mesela , sadece antilopla beslenen bir yırtıcı grubu olmadığı gibi sadece insanla beslenen özel bir yırtıcı da yoktur. Ayrıca her canlının doğal düşmanı olacak diye bir kural yok. Bu çok özel şartlara bağlı değişken bir durumdur. Düşmanlar değişir. İnsan alet kullanabilme yeteneğini geliştirdikten sonra doğal besin ortamının en üstüne doğru tırmanmaya başladı. Yine de her av esnasında bir kaç birey kılıç dişlilerin sofrasını ziyaret etmiş olmalı. Tüm savunma mekanizmanız olan aletleri bi kenara bırakın ve kendinizi bir anda Masai Mara'da yalnız ve silahsız olarak hayal edin. Kendinizi anında piramidin bırakın tabanını dibindi buluverirsiniz :D:D

Birde insanın evriminde primatlardan ve diğer tüm memelilerden farklı olarak kılllarının büyük bir bölümünden ayrılmış olmasını neye bağlıyorsunuz?

Bu konu hakkında bir çok görüş var. Birincisi şu: Dik yürüyüşün dört ayaklı yürüyüşe göre çok daha fazla efor sarfettirdiği ortada. Bu aşırı aktivitenin sonucunda terleme faaliyetinin deri gözeneklerini daha fazla açması, bu sayede kılların giderek daha da azalarak özellikle savana veya kurak çöl bölgelerindeki neme çok daha uzun süre dayanabilmeyi beraberinde getirmesi. Çünkü doğada en uzun süre yürüyebilen canlı biziz.

Bir diğer görüş Rİft vadisindeki sulak bölgelerde, sürekli suyla temas halinde olma sonucu baş kısmı dışındaki kılların giderek etkisizleşmesi. Bakın etkisizleşme diyorum çünkü kıllarımız aslında hala yerlerinde duruyor. Suya uyumlu bir vücudun çok daha az kıllı olacağı bir gerçek. Bu bölgelerdeki avcı toplayıcı yaşamın vücudumuzdaki kılları azaltmış olma ihtimali olabilir.

Son olarak türümüze özgü bir karakteristik özellik olarak kılsız vücutların eş seçiminde çok daha başarılı olduğu doğal seleksiyon kuramı. Aynı reptil dinozorların tüylerinin baş kısımlarına doğru daha fazla toplanmış olduğu durum gibi cinsel seçilim de tüylerimizin bir şekilde daha da azalmasına ve kafa kısmına doğru toplanmasına yol açmış olabilir.

Bizde saç denilen bölüm sırt çizgisinde sona erer gibi görünür ama dikkatli bakılırsa sırt kıllarının devamı olduğu anlaşılabilir. İşin ilginçi sırt kılları sanki sürekli suda yüzen bir canlıymışız gibi iki farklı eksene doğru gider. Sırt kılları azalarak enseye doğru kararlı kararsız seyrelmiş görünüyor. Bazı insanların sırt kıllarıyla ensedeki saçları birleşmiş gibidir.

Tüylerin ayrıca türümüzün erkeklerinde fazla, kadınlarında az oluşu cinsel seçilim sonucu azalmayı destekliyor gibi.


Normal koşullarda Kutuplara yakın bölgelerde insan daha kıllı,Ekvatora yaklaştıkca daha az kıllı olması geekmezmiydi?

Zaten Kuzey Avrupa'daki beyaz ırk daha kıllı vücuda sahiptir. Ayrıca ekvatordaki zenci kabileleri tamamen tüysüz gibidir. Beyaz ırk buzul çağına maruz kalan bir ırk olduğu için vücudundaki yağ tabakası ve kıl sayısı zenci ırka göre çok daha fazladır. Yalnız tüm bu kıllılık ya da rengin beyaz ya da kızıl oluşu çok daha yakın bir zamanda olmuştur. İlk orjinimiz olan Homo erectusun alt varyeteleri insan ırklarına dönüşmüştür. Sapiens bir alt varyetedir.

Oysa gözlemerimiz durumun tam tersi olduğunu gösteriyor.Eskimolardave diğer soğuk iklim insanlarında köse diyebileceğimiz bir yüz ..Sakallar yok denecek kadar az veya seyrek.Vücutları erkeklerde Göğüs bölgesi v.s.boş. Oysa bir Arap sıcak iklime rağmen kıllı.Sakalları gür ve hata omuzları dahi kıllı.

Eskimolar bir Asya kavmidir. Dolayısıyla yerleştikleri Grönland bölgesi onların ırksal özelliklerini etkilememiştir. Daha kurak bölgelerden geldikleri için atasal özelliklerini korumuşlardır. Görece kutba yerleşimleri henüz çok yenidir. Arap ırkı ise Sami kavmidir. Samiler buzul çağına maruz kalan ve mezopotamyada tarımı başlatan kuzey ırklarının torunlarındandır. Vücutlarındaki kıl oranı tamamen ırksal özelliklere bağlıdır. Bölgeye yerleşimleri yenidir. Fenotibik özellikleri hala çok eski atalarının izlerini taşır. Ayrıca yaşadıkları bölge ekvatoral bir yer değildir.

Zencilerin tüy yoksunu oluşları ekvator ikliminin nemi sayesindedir. Asya kavmi de bir Afrika kökenli insan grubu olduğu için genetik mirasını ekvatoral kuşaktan aldığı için tüy oranı çok daha azdır. Daha ergensi görünür. Belki yaşadıkları bölgedeki sulak iklimin bunda etkisi vardır.

priapos
10-03-2011, 18:34
üstadım 1000000 yıl yaşayabildiyse niye evrilmeye ihtiyaç duydu

evrilene kadar azota ulaşamıyordu o zaman azotsuz yaşamaya evrildi sonra niye azota ihtiyaç duymaya evrildide bu hale geldi

Milyarlarca yıl yaşam karaya ayak basamadı önce evrildi sonra karaya ayak bastı. Niye tersinden okuyosunuz durumu anlamıyorum. Bu bitki 1000000 yıl azotsuz bölgede yaşadı da sonra mı evrildi zannediyorsunuz evrilmeden nasıl yaşayabilecek orada. Buyur dünyada bu adaptasyonu(azottatn fakir bölgede yaşayacak adaptasyon) yapamamış bitkiler azottan fakir bölgede yaşıyorlar mı bi söyle. Biraz saksıyı çalıştırın yahu...