Orijinalini görmek için tıklayınız : Tao incileri
sodomo--
01-07-2006, 08:07
The Tao Te Ching şöyle der:
dünyayı geliştirmek mi istiyorsun?
mümkün değil, inanmıyorum.
dünya kutsaldır
daha iyi olamaz.
fazla kurcalarsan, zarar verirsin
ona bir nesne gibi davranırsan,
kaybedersin.
------------------
Tao varlıkları doğurur,
besler, yaşatır,
şefkat gösterir, rahatlatır, korur.
onları kendilerine döndürür.
yaratmak, sahiplenmeden
davranmak, beklentisizce
yönlendirmek, yönetmeden.
--------------------
Huai Nan Tzu Chu Shih şöyle der: “Gökyüzü, yeryüzü ve evren tek bir insanın bedenidir.
---------------------
Lao Tzu :
dünyayı kendin gibi gör
olanın doğasına güven.
küçük bir ülke olsun ve az sayıda insan.
on misli, yüz misli fazla araç gereç olsun,
ama hiçbiri kullanılmasın.
insanlar yaşamlarına değer versinler,
göçmesinler uzak ellere.
gemiler ve arabalar olsa da,
kimse onlara binmesin.
olsa da oklar ve silahlar,
kimse onları sergilemesin.
----------------------------
Siz ne kadar kısıtlayıcıysanız, insanlar o ölçüde erdemsiz olacaktır. Bu nedenle üstat der ki: Kanunları bırakın, insanlar dürüst olacaktır.”
insanlar yeniden urgan örsünler,
kullansınlar, yazı yazmak yerine.
yemekten zevk alsınlar,
süslesinler giyimlerini.
evlerinde huzur
alışkanlıklarda sevinç bulsunlar.
horozların ötüşü,
köpeklerin havlaması duyulacak kadar
yakın da olsa toplumlar,
orada yaşayanlar
komşu toplumu
bir kere bile ziyaret etmeden
yaşlanıp, ölsünler.
yerleşimde, yeryüzüne yakın yaşa,
düşüncede, sadeyi koru
çatışmada adil ve cömert ol
yönetirken, kontrol etmeye çalışma.
işinde, zevk aldığını yap.
evinde, orada olduğunu hisset.
dünyayı kendin gibi sev,
böylece herşeyi gözetmiş olursun.
--------------------------
kutsallık ve bilgelikten vazgeç,
insanlar yüz kat daha mutlu olacaktır.
ahlak ve adaletten vazgeç,
insanlar doğru davranacaktır.
para ve kar kaygısından vazgeç,
hırsızlar kalmayacaktır
-------------------
Önemli olan doğru doktrine inanmak değil, doğru deneyimler için gerekli olan yetiyi kazanmaktır Alan Watts
-------------------
N.J. Girardot,
“Tarihsel bir gelenek fikri, zaman ve mekandan bağımsız, sabit bir entellektüel içeriği olacak anlamına gelmez. Bir kaç gelişmeye açık, temel dinsel inanç dizisinden oluşan çekirdek bir küme referans olacak şekilde, sürekli değişen yorumlar ve formlar söz konusudur.”
Bu tanım, Taoculuğa çok güzel uyar. Gerçekte de, Tao’nun bir dinin öğesi olabileceği (o dinin kuralları ne kadar esnek olursa olsun), Taoculuğun büyük mistiği Lao Tzu’nun aklının ucundan bile geçmezdi. Bunun bir nedeni, bir dinin daima kişiden belli şeyler yapmasını talep etmesidir. Oysa Taoculuk şöyle der:
huşu duygularını yitirdiklerinde,
insanlar dine dönerler.
artık kendilerine güvenmediklerinde,
bir otoriteye yönelirler.
bu yüzden Üstat öne çıkmaz
ki, insanların aklı karışmasın.
öğretmeye çabalamadan öğretir
ki insanların öğrenecek bir şeyi olmasın.
-------------------------
Lao Tzu’nun izdeşi Chuang Tzu, cemaatlerin seremoni ve dogmalarda ısrar etmeleri konusunda şöyle bir yorum yapar:
“Seremonilerle ve müzikle gereğinden fazla ilgilenerek, hayırseverlik ve kişinin komşusuna olan görevleri üzerine vaazlar vererek zihinleri tatmin etmeye uğraşanlar, bu şekilde nesnelerin gerçek doğasını tahrip ederler
--------------------------
Tao BİR’i yaratır
BİR, İKİ’yi doğurur,
İKİ, ÜÇ’e
ÜÇ de sonsuz şeylere
yaşam verir.
Tao Te Ching :
Üstat eylemdedir, bir şey yapmadan,
öğretir, çabalamadan.
olanın gelişine izin verir,
kaybolanın ise gidişine.
sahiptir ama sahiplenmez,
çalışır, ama beklentisizce.
işi tamamlandığında, unutur,
bu yüzden zamansızdır edimleri.
Daha geniş bilgi için : http://www.hermetics.org/Tao.html
Doğu felsefelerinin çoğunda ortak bir tema olarak “birlik” doktrini mevcuttur. Hindu inancına göre, farklılıkların dünyası sadece bir maya, bir illüzyondur.[16] Gerçekte, şimdi ve sonra, burası ve orası, sen ve ben, haz ve acı arasında bir ayrım söz konusu değildir. Herşey ‘bir’dir. Chuang Tzu’ya göre, “Evren bizimle beraber varolmuştur; bizimle herşey ‘bir’dir.”[17] Bu görüş, düşünen insana inanılmaz çağrışımları olan bir perspektif sunar. Örneğin, eğer sen ve ben ‘bir’ isek, nasıl düşman olabiliriz? Huai Nan Tzu Chu Shih şöyle der: “Gökyüzü, yeryüzü ve evren tek bir insanın bedenidir.”[18] Buna göre evren, bir parçasındaki rahatsızlığın bütünün sağlığını etkilediği tek bir organizma gibidir. Bundan daha fazla bir bağlantılılık düşünülebilir mi? Peki, Tao herşeyi kapsadığına ve herşey ‘bir’ olduğuna göre, bir Taocu ben/ego ile nasıl başa çıkar? Lao Tzu bunu şöyle yanıtlar:
dünyayı kendin gibi gör
olanın doğasına güven.
dünyayı kendin gibi sev,
böylece herşeyi gözetmiş olursun.[19]
İnceliğe bakar mısınız bir. Diyalektik'in birinci yasasını binlerce yıl önce çözmüşler, değil mi? Herşey bir'dir. Herşey karşıtıyla bir bütündür. Gece olmasa, gündüz, hayat olmasa ölüm, "sen" olmasa "ben" olmazdım.
sodomo--
03-07-2006, 02:34
Aslında modern insanın iki temel yanlışı var.
Bunlardan ilki kendisini kendi dışında ki şeylerden ayrı görmek. Bu bazen izolasyon, yalıtılmış duygusu şeklinde bazende ben-merkezcilik şeklinde ortaya koyuyor ve doğal olarak kendi dışındaki herşeyi kendisinden bağımsız varlıklar olarak algılıyor.
Diğeri de kendi dışındaki herşeye "diyalektik" bir mantığı sokuşturması. Yani "taş" öylece bir bütün olarak orada dururken insan zihni bunu iki parçaya ayırıyor ve sonra parçaların birbiri ile olan orantılarına bakarak da taşa hafif parça-ağır parça, büyük-küçük gibi zıtlık ilişkileri oluşturuyor kendi zihinsel anlama çabası içinde. Halbuki referans noktası olarak parçalardan birisini dikkate alırsan diğeri ona göre kendisini konumlandıracak ve bu konumlanış yalnızca diğer parçanın durumuna göre belirlenecek. Böylelikle "diyalektik" ilişki daha önce bir bütün olarak duran "taş"a zorla sokuşturulmuş olacak.
Aslında bu tip diyalektik algılayışın bilimin ilerlemesinde önemli bir payı olduğu kesin. Ama "hakikat" arayışına maalesf böyle bir mantık ile ulaşamayacağımızda ortada.
Kendimizi evrenden "ayrı" ve kendi dışımıza da "parçalara ayrılmış" olarak baktığımız sürece "hakikat" hep insan dan uzak kalacak.
Güneşin aydınlığı, gören gözlerle vardır. Bunun gibi, evren de bilinçte varolur.” Bu noktadan bakışla, varoluş alemindeki göreceli önemsizliğimizi ve inanılmaz önemimizi bir an önce idrak etmemiz gerekir, çünkü evren bizim bilincimizde yansımakta ve kendini orada hayranlıkla izlemektedir. Nikos Kazantzakis yazdığı şekliyle, “yeryüzü sizin beyinlerinizde ayağa kalkar ve tüm bedenini ilk defa olarak görür
sodomo--
02-08-2006, 17:09
--Tao her şeyi ihtiva eder. Faaliyette bulun*duğu zaman daima boştur. O, ne kadar derin*dir! Varlıkların atası olduğu zannediliyor. Biz onun keskinliğini körletiyoruz, karışıklığını çö*züyoruz, aydınlığını azaltıyoruz ve tozlarını bir*leştiriyoruz. O ne kadar saftır. Daima devam edecekmiş gibidir. Kimin oğlu olduğunu bilmi*yorum! Tanrıdan önce meydana çıktığı anlaşı*lıyor! Lao-Tzu
--İlahlara ve dini kurumlara latif hakikatin kaynağı olarak tapınma! Böyle yapmak tanrı ile kendi arana aracı koymaktır. Ki bu seni göğsünde saklı olan hazineyi elde etmek için dışarıya göz diken dilenciye bezetir. Tao'ya tapınmak istiyorsan önce onu kalbinde keşfet! O zaman tapınman anlam kazanacaktır. Lao-Tzu
--Ben, ulu ve gizemli Tao ile birleşmenin Tam Yol'unu öğretiyorum. Öğretilerim basittir; onlardan bir din ya da bilim oluşturmak istersen, seni yüzüstü bırakır. Derin ama apaçık, onlardadır evrenin gerçeği. Tam gerçeği bilmek isteyenler için kendilerinden istenen işi yapmak veya hizmetleri yerine getirmek bir zevktir. İşlerini tamamlayınca, kendilerini arıtmanın ve beslemenin tadına varacaklardır. Diğerleri ve kendileri ile ilgilenirken, öğretinin üstadına yöneleceklerdir. Bu basit yol, huzura, erdeme ve refaha götürür.
--Ona baktığın zaman göremezsin,
aradığın zaman bulamazsın,
ama kullandığında tükenmezdir.
--Tao kanunların bizzat kendisidir
--Kapıdan dışarı çıkmadan da dünyayı bilirler. Pencereden bakmadan da Taoyu bilirler. Taodan ne kadar çok uzak kalınırsa, bilinen şeyler de o kadar azalır.
Böylece büyük adamlar, gitmezler ama bilirler. Görmezler, ama ün kazanırlar. Bir şey yapmazlar, ama tamamlarlar.
--Tao onları meydana getiriyor. "Te" besliyor, büyütüyor, bakıyor, tamamlıyor, yetiştiriyor, muhafaza ediyor ve yayıyor. Mey*dana getiriyor, fakat elde edemiyor. Yapıyor, fakat güvenemiyor. Büyütüyor, fakat hakim, ol*muyor. İşte, buna esaslı "Te" denir.
---Çok bilenler konuşmaz. Çok konuşanlar bilmez. Onların gözlerini ve ağızlarını kapayın, kulaklarını tıkayın, karışıklığı ayırın, parlaklığı azaltın, tozlarını birleştirin. İşte, buna Esrarlı birleşme denir! Bundan dolayıdır ki o sevmek için elde edilemez. O terk edilmek için kazanılmaz. Fayda için elde edilmez. Zarar için kaza*nılmaz. Şeref için elde edilemez. Bayağılığı için alınmaz. Böylece o bütün dünya için değerlidir.
--Tao parladığı zaman karanlık gibi görünür. İlerlediği zaman geri çekiliyormuş hissini verir. Düz olan Tao eğri görünür. Yüksek Te vadiler gibidir. Onun beyazlığı kirli görünür. Geniş o*lan Te kıyafetsiz görünür. Kuvvetli ve sağlam Te gizlenmiş görünür. Gerçek varlıklar değişmiş görünürler. Büyük meydanın köşesi yoktur. Büyük aletler (eşya) geç yapılır. Büyük sesler çok az işitilir. Büyük resimlerin şekli yoktur. Gölgedir. Tao gizlidir, isimsizdir. Fakat yalnız, vermek ve tamamlamakta mahirdir
Tao BİR’i yaratır
BİR, İKİ’yi doğurur,
İKİ, ÜÇ’e
ÜÇ de sonsuz şeylere
yaşam verir.
--Kolay şeylerden güç olanlar yapılır. Küçükten büyük olur. Dünyada zor işler mutlaka kolaydan ve büyük işler muhakkak küçükten başlar. Bunun için büyük adamlar, hayatlarının sonuna kadar büyük işleri başarmazlar, fakat onları tamamlarlar. Kolayca vadedenlere az itimat edilir. Çok kolay şeyler güçmüş gibi gö*rünür. Böylece büyük adamlar, her şeyi zormuş gibi gösterirler ve hayatlarının sonuna kadar güçlük çekmezler.
--Nehirlerin ve denizlerin, bütün vadilerin kıralı olabilmeleri onların, iyi bir şekilde aşağıda bulunmalarından ileri gelmiştir. Bunun için büyük adamlar halkın üstünde olurlar, fakat sözleriyle onların aşağısında bulunurlar. Onların önlerinde olurlar, fakat vücutlarını arkada bırakırlar. Böylece büyük adamların bulunduğu yer yüksektir. Halk onun ağırlığını hissetmez. Yerleri öndedir, fakat halk zarar görmez. Böy*lece herkes onlara yardım etmekle memnudur. Onlardan nefret etmezler. Onlar mücadele etmedikleri için hiç kimse de onlarla mücadele etmez.
--Dünyada herkes benim büyüklüğüm değersiz görünür der. Ben büyük olduğum için değersiz görünüyorum. Eğer uzun zaman böyle kendimi değersiz göstermezsem o (Tao) küçülür.
--Bir şeyi bilmediğini bilen yüksek bir insandır. Bilmediği bir şeye biliyor gibi bakmak bir hastalıktır. Bir hastalığa karşı tahammül gösterenler hastalıktan uzak kalırlar. Büyük adamlar hastalığa tahammül ettikleri içindir ki, hasta olmazlar.
--Göksel Taonun yolu bükülen bir yay gibi değil midir? Yüksekte olan kısmı aşağıya iner, aşağıda olan kısmı yukarıya çıkar. Çokluğun olduğu yerde azalır, azlığın bulunduğu yerde çoğalır.
Göksel Tao çok olan şeyleri azaltır. Az olan şeyleri çoğaltır. İnsanların Taosu böyle değildir. Az olan şeyleri küçültür, çok olan şeyleri fazlalaştırır. Kendinde olan bolluğu kim dünyaya verebilir? Yalnız Taoya sahip olanlar!... Bundan dolayı büyük adamlar bunu yapabilirler, fakat itimat etmezler (güvenmezler). Kudret gösterirler, fakat bir yerde bulunmazlar. Kendi değerlerini başkalarına göstermeği arzu etmezler.
--İnsanlar doğuşlarında zayıf ve yumuşak*tırlar. Öldükleri zaman sağlam ve kuvvetli olurlar. Bitki ve ağaçlar meydana geldikleri za*man zayıf ve gevrektir. Kurudukları zaman sert ve kavi olurlar. Böylece, sağlam ve kuvvetli olurlar ölüme doğru giderler. Yumuşak ve zayıf olanlar hayatı takip ederler. Böylece, silahlarıyla kuvvetli olanlar zafer kazanamazlar. Ağaçlar kuvvetlendikten sonra birleşirler. Kuvveti çok olduğu yer aşağıdadır, yumuşak ve zayıfın bulunduğu yer yukardadır.
sodomo--
02-08-2006, 17:28
Tanımlanabilen Tao, mutlak Tao olamaz;
kelimelendirilen isim, mutlak bir isim olamaz.
İsimsiz olan, gökyüzü ve yeryüzünün başlangıcı,
ismi olan ise, binbir türün anası.
Hiç arzu taşımadan, çözülür sırlar,
sürekli arzularla ise, ancak tezahürler...
İkisi de aynı kaynaktan,
salt isimleri farklı.
Gerçek bu, karanlık gelir kişiye,
karanlık içinde karanlık,
tüm sırlara açılan kapı..
Gökyüzünün altında,
herkes güzelliği güzellik olarak görür,
çünkü çirkinlik vardır.
Herkes iyiyi iyi olarak bilir,
çünkü kötülük vardır.
Bu nedenle sahip olmak
ve olmamak beraber gider.
Zor ve kolay birbirini tamamlar
Uzun ve kısa birbirine karşı çıkarken,
yüksek ve alçak
bir diğerinin üzerinde uzanır.
Ses ve söz bir ahenk içindeyken;
ön ve arka birbiri peşisıra yol alır.
İşte bu nedenle,
bilge kişi edimsiz kalır,
suskunluktadır onun öğretisi...
Binbir tür durmaksızın devinir.
Yaratmak, ama sahiplenmemek,
çalışmak, ama karşılık beklemeden.
Bir iş yapılır ve unutulursa,
sonsuza dek kalır...
Yetenekli olanı yüceltmemek, tartışmaları,
değerli olanı biriktirmemek hırsızlığı önler;
arzulananları görmemek ise
kalbin karmaşasını...
İşte bu nedenle bilge olan,
gönülleri boşaltıp
karınları doldurarak,
hırsları zayıflatıp
kemikleri güçlendirerek yönetir.
Eğer kişinin bilgisi ve arzusu yoksa,
zeki olan ona dokunmaz...
Eğer birşey yapılmazsa,
herşey mükemmel kalır...
Tao boş bir kanaldır;
içinden akarsın
ama dolduramazsın.
O ki, bin bir türün,
derinliğine varılamıyan kaynağı!
Keskinliği körelt.
Düğümü çöz.
Parıltıyı gölgele.
Toz, toprakla bir ol.
O ki, derinlerde saklı,
ama hep var olan!
Nereden geldiğini bilmediğim...
O ki, tüm tanrıların tanrısı...
Gök ile yer taraf tutmaz,
binbir türün dönüşümünde.
Bilge de duygusal değildir
herşeyin değişiminde.
Gök ile yer arası körük gibidir
bomboş, ama doldurulamaz.
Kullandıkça, çoğalır, ha çoğalır.
Açıklamaya çalışma,
tüketir seni.
Bırak, olduğu gibi kalsın.
Vadi ruhu hiç bir zaman ölmez;
o, kadındır, anaların anası...
Eşiği, gökyüzü ve yeryüzünün kökü...
Belli belirsiz bir peçe gibidir o.
Kullan; seni yanıltmaz.
Gök sonsuzdur,
yeryüzü ölümsüz.
Nasıl böyledir peki?
Kendileri için yaşamazlar çünkü...
Bilge de bunun gibi en sona koyar kendini
ve en öncedir asıl yeri.
Yüceltmez benliğini ve sonsuzlar varlığını.
Bensizdir bilge ve dopdoludur bu alemde.
Bilge kişi su gibidir,
su ki, beslerken dört bir yönü,
yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.
Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu,
bu yüzdendir ki, YOLa uyumludur yolu.
İşte bilge kişi benzer şekilde,
yaşar, doğayla içiçe...
Düşüncesinde derin,
verirken tarafsız, engin.
Konuşurken doğru,
ve yönetirken dürüst.
Gündelikte yeterli
ve edimlerinde tutarlı.
Yeteneğince üretici,
fırsatlar kadar girişimci.
Ne kimseye üstün olma çabasında,
ne de kimse ona üstün.
Kenara kadar doldurmaktansa
biraz boş bırak, yeğdir.
Bıçağı aşırı bile,
kısa zamanda keskinliğini yitirir.
Depoya altın ve yeşim biriktir,
onları kim koruyabilir?
Servet ve etiket peşinde koş
ve belayı davet et.
Bunun yerine,
işini tamamla ve terket,
İşte yol, işte Cennet.
YOLa sarılırsan, sarmalanırsın.
Sakince nefes al, yeniden doğarsın.
Zihnini arındır, sen de arınırsın.
Yüreğini aç, kabul görürsün.
Dünyayı kabul et, YOLu görürsün.
Can ver ve besle.
Üret ama sahiplenme.
Ver, ama beklentisizce.
İşte uyum bu...
Baş eğ ve hakkını al;
Eğil ve dosdoğru kal;
Boşal ve dopdolu ol;
Yıpran ama yeni kal;
Aza sahip ol ve kazan;
Çoğu topla ve aldan.
Bu yüzden ki bilgeler,
Bir'i kucaklarken tümden,
Örnek olurlar tüme.
Vitrine sıkışmadan,
Işıl ışıl parlarlar.
Haklılık aramadan,
Farklılık kazanırlar.
Kendilerini övmez,
Ve kabul edilirler.
Büyük söz söylemezler,
Böylece sendelemezler.
Kimseyle tartışmazlar,
Ve kimse tartışmaz onlarla.
Bu nedenle denmiştir,
"Baş eğ ve hakkını al."
Bu boş bir deyiş midir?
Sen hele tümle bir ol,
Ve herşey senin olur.
Bir ülke anlayışla yönetildiğinde,
insanları yalındır.
Ülke şiddetle yönetildiğinde ise
insanları kurnazdır.
Mutluluğun kökü derdin içine gömülüdür.
Dert, mutluluğun arkasında pusuda bekler.
Geleceğin ne taşıdığını kim bilebilir ki?
Dürüstlük yoktur,
dürüstlük sahtekarlaşır.
İyilik büyü şekline döner,
ve insanın büyülenişi
çok uzun zaman sürer.
Bu nedenle bilge,
keskindir ama kesmez,
incelmiştir ama delmez;
direkt ama kontrolsüz değil,
parlak ama körletircesine değil...
Barışı korumak zor değildir;
dert en kolay başlamadan engellenir.
Esnemeyen kolayca parçalanır,
küçük olan hemen ufalanır, dağılır.
Olaylara önceden çare gerekir,
düzeni, karmaşa gelmeden önce getir.
Bir insanın sevgisi kadar yüce bir ağaç,
önce küçük bir filizdir ya;
dokuz kat yüksek bir taraça,
Bir avuç topraktır başta;
ve bin millik bir yolculuk,
başlar, tek bir adımla...
Çabalayan kendi amacına yenilir.
Yakalamaya çalışan ise, yitirir.
Bilge kişi çabalamaz ve bu yüzden yenilmez.
Hiçbir şeyi yakalamaya çalışmaz,
ve hiçbir şeyi yitirmez.
İnsan genelde kaybeder kazanmak üzereyken,
öyleyse, başlangıç kadar sona da özenirsen,
başarısızlığı yok edebilirsin, temelden.
Bilge arzulardan özgür olmayı diler.
Ne değerli şeyleri biriktirmeyi ister,
ne de fikirlerin tutsaklığını seçer.
İnsanları kaybettiklerine geri götürür,
onbinlerce şeyi doğasına döndürür,
ama bir şey yapmak gerektiğinde, durur.
http://goto.bilkent.edu.tr/gunes/BILGELER/LaoTzuT1.htm
vay be güzel yazılar biraz daha iyi okumak lazım....valla sodomo hayran kaldım bu üstteki yazılara her ekadar tam okuyamasamda bayagı emek vermişsin tebrik ederim..
sodomo--
03-08-2006, 18:08
Sağolasın Volki, Bu tip "derinlik" içeren mesajlar her zaman dikkatimizi çekiyor insan olarak çünkü biz hep "derinlere" dalmak istiyoruz, sanki doğamızda bu var. Bir de ufak bir ipucu vereyim : Tao'nun geçtiği her yeri *"sonsuzluk" olarak gör.
Tao = sonsuzluk
Baktığında göremezsin,
Aradığında bulamazsın,
Ama kullandığında tükenmezdir.
-------------------------------------------
Duvara asacağım kısımlar da şunlar:
Huşu duygularını yitirdiklerinde,
insanlar dine dönerler.
artık kendilerine güvenmediklerinde,
bir otoriteye yönelirler.
bu yüzden Üstat öne çıkmaz
ki, insanların aklı karışmasın.
öğretmeye çabalamadan öğretir
ki insanların öğrenecek bir şeyi olmasın
Üstat eylemdedir, bir şey yapmadan,
öğretir, çabalamadan.
olanın gelişine izin verir,
kaybolanın ise gidişine.
sahiptir ama sahiplenmez,
çalışır, ama beklentisizce.
işi tamamlandığında, unutur,
bu yüzden zamansızdır edimleri.