PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Antik Mısır'ın büyülü papirüsleri ve Einstein


VraeL
19-02-2011, 23:45
Okuyacağınız konuyla alakalı herhangi fikre henüz sahip değilim. Sadece tartışma ve konu hususunda daha da bilgilenme amacıyla bu başlığı açmış bulunuyorum.

Elimde Ergün Candan'ın "antik mısır sırları" adında bir kitabı mevcut. Yazarı ve bahsi geçen bu kitabı pek tasvip etmemekle beraber, kitabın içinden ilgi çekici bir iddiayı (anlatılan olayı) buraya taşımak istedim.

Öncelikle söylemeliyim ki, ilk okuduğumda konu bana oldukça saçma gelmişti. Fakat Elimdeki kitabın konuyla ilgili okuduğum bölümünün sonlarına gelince Einstein'in bahsi geçen konuyla ilgili ciddi bir yorumda bulunduğunu görünce birde burada paylaşayım dedim okuduklarımı. (Henüz bir araştırma yapmış bulunmamaktayım)

Konu şu:

Mısır piramitlerinin yapımında ağır blokları kaldırmak ve uzun mesafelerden inşaat bölgesine getirmek için kayaların üstüne, üzerinde büyülü formüller yazılı papirüsler konulduğu ve bir takım işlemler yapılarak kayanın yerinden oynatılıp yerden 1-2 metre yükseklikte uçuyormuşcasına götürülmesiyle ilgili... Tabi olayı, büyü yerine kayaların manyetizma ile kaldırıldığını iddia eden araştırmacılarda mevcut. Bunun yanı sıra kimi kayaların hem papirüs hemde asa ile kaldırıldığını ve musa'nın asa'sının da mısırdan gelme bir asa olabileceğini yazıyor Ergün Candan.


Einstein konuyla ilgili şu yorumu yapmış:
(Gerçektende yapmışmı bilmiyorum, bu sözü nerde ne zaman nasıl söylediğine dair bir kaynak gösterilmemiş kitapta...)

Einstein: "Bizim bilmediğimiz bazı sırlara eskilerin sahip olduklarını kabul etmek zorundayız. 600 tonluk bazı taş blokların üst yüzeylerinin dışa doğru kubbeleşmesi dikkat çekiyor. Bu ancak muazzam bir çekim veya emme kuvveti ile meydana çıkabilecek bir fenomendir."

Tabiki Einstein'in bu sözleri mısırlıların büyülü papirüsler kullanarak taşların büyü ile havaya kaldırılıp kendi kendilerine ilerlediğini kanıtlamaz.

Fakat kimi eskilerin tarihçisi herodot, arap tarihçi Ebu Zeyd El, araştırmacı Murry hope gibi isimlerin konu hakkındaki söylediklerinin, Einstein'in söyledikleri ile uyuşması gerçekten dikkat çekici:

Ebu Zeyd El Balkhy: "büyük taş blokları yerlerinden kaldırmak ve taşımak için, bunların üstüne üzernde bazı formüller yazılı olan papirüsler konurdu. Sonra bir avuç büyüklüğünde ve iç içe giren halkalardan oluşan bir alet taşın üzerine tutulur, halkalar çevrilirdi. Bunun üzerine, taş blok ağır ağır yerinden kalkar ve istenen yere götürülebilirdi."

Murry Hope: "Dev taş bloklar bir çeşit papirüse sarmalanıp rahip tarafından bir asayla dokunulduktan sonra ağırlığını tamamen yitirmekte ve kolayca hreket ettirilerek tam istenilen noktaya yerleştirilmekteydi." ( The Sirius Connetction, sy.31 )

Bn. Annie Besant: "Mısır'daki taşlar ne sırf kas gücüyle ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılmak suretiyle dikilmiştir. Bu taşlar dünyasal mıknatısyenin güçlerini kontrol edebilen kişilerce dikilmiştir. Neticede taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada süzülerek, belirlenen yerlerine oturturuluyorlardı."

William Kingsland (piramitolog): "Piramitler inşa edilirken, dev taş blokların taş ocaklarından getirilmesi arasında uuzn mesafeler aşılıyordu. Taşlar uygun sembollerin yazılı olduğu papirüslerin üzerine yerleştirilir, arkasından taşlara bir asa ile vurulurdu. Bunun üzerine taş bloklar bir ok atımlık mesafede boyunca havada hareket etmeye başlarlardı. Bu şekilde taşınan taşlar, en sonunda piramitlerin inşa edildiği yere kadar götürülürlerdi."

Saygılarımla.

nobullshit
20-02-2011, 08:54
Piramitlerin içinde neler var hala bilinmiyor değil mi? Çok mu önemli kardeşim yıkın bakalım neyi varmış neyi yokmuş. Kültür mirası olması vereceği cevaplardan daha mı önemli?

VraeL
20-02-2011, 21:45
Altın yumurtlayan tavuğu keselim diyorsun yani (.

Bu tür gizemli şeylerin genellikle kültür mirası olmaktan daha bir işlevi vardır diye düşünüyorum. Yıkmak pek akıllıca olmaz fikrimce.

nobullshit
20-02-2011, 23:52
Altın yumurtlayan tavuğu keselim diyorsun yani (.

Bu tür gizemli şeylerin genellikle kültür mirası olmaktan daha bir işlevi vardır diye düşünüyorum. Yıkmak pek akıllıca olmaz fikrimce.

Ne gibi bir işlevi olabilir ki? Bunu anlamak için incelemek lazım, yıkmak lazım. Getireceği felaket falansa neye yaradığını bilmenin buna değeceği aşikar.

ulpian
21-02-2011, 00:14
sevgili VraeL,

lütfen yazacağım şeylerden dolayı bana kızmayın, şu yazdıklarınızdan cesaret alarak samimi fikrimi yazacağım.

Okuyacağınız konuyla alakalı herhangi fikre henüz sahip değilim. Sadece tartışma ve konu hususunda daha da bilgilenme amacıyla bu başlığı açmış bulunuyorum.

Kanımca, aşırı derecede boş, mesnetsiz iddiaları fazlaca ciddiye almaktasınız. Herşeyde bir büyü, gizem, mistik bir şey arayan tonlarca esoterik kitap var. Etkilenmek istedikten sonra her birinden etkilenebilir, her bir esoterik safsata için forumda başlık açabiliriz. Oysa diğer birçok konuda sergilediğiniz eleştirel ve rasyonel tutumunuzu bu gibi iddialarda da sergileseniz, zihninizi meşgul edecek birşey kalmayacağını düşünüyorum.

Bu arada Almanca ve İngilizce olarak Einstein'a isnat edilen bu cümleleri arattım. Güvenilir bir kaynakta geçmiyor görebildiğim kadarıyla. Yazarın Einstein'dan böyle bir cümleyi hiçbir kaynak vermeden aktarmış olması bile, kendi başına, aşırı kuşkulu yaklaşmak için bir sebep olmalıydı.

spartacus
21-02-2011, 13:35
Okuyacağınız konuyla alakalı herhangi fikre henüz sahip değilim. Sadece tartışma ve konu hususunda daha da bilgilenme amacıyla bu başlığı açmış bulunuyorum.

Elimde Ergün Candan'ın "antik mısır sırları" adında bir kitabı mevcut. Yazarı ve bahsi geçen bu kitabı pek tasvip etmemekle beraber, kitabın içinden ilgi çekici bir iddiayı (anlatılan olayı) buraya taşımak istedim.

Öncelikle söylemeliyim ki, ilk okuduğumda konu bana oldukça saçma gelmişti. Fakat Elimdeki kitabın konuyla ilgili okuduğum bölümünün sonlarına gelince Einstein'in bahsi geçen konuyla ilgili ciddi bir yorumda bulunduğunu görünce birde burada paylaşayım dedim okuduklarımı. (Henüz bir araştırma yapmış bulunmamaktayım)

Konu şu:

Mısır piramitlerinin yapımında ağır blokları kaldırmak ve uzun mesafelerden inşaat bölgesine getirmek için kayaların üstüne, üzerinde büyülü formüller yazılı papirüsler konulduğu ve bir takım işlemler yapılarak kayanın yerinden oynatılıp yerden 1-2 metre yükseklikte uçuyormuşcasına götürülmesiyle ilgili... Tabi olayı, büyü yerine kayaların manyetizma ile kaldırıldığını iddia eden araştırmacılarda mevcut. Bunun yanı sıra kimi kayaların hem papirüs hemde asa ile kaldırıldığını ve musa'nın asa'sının da mısırdan gelme bir asa olabileceğini yazıyor Ergün Candan.


Einstein konuyla ilgili şu yorumu yapmış:
(Gerçektende yapmışmı bilmiyorum, bu sözü nerde ne zaman nasıl söylediğine dair bir kaynak gösterilmemiş kitapta...)

Einstein: "Bizim bilmediğimiz bazı sırlara eskilerin sahip olduklarını kabul etmek zorundayız. 600 tonluk bazı taş blokların üst yüzeylerinin dışa doğru kubbeleşmesi dikkat çekiyor. Bu ancak muazzam bir çekim veya emme kuvveti ile meydana çıkabilecek bir fenomendir."

Tabiki Einstein'in bu sözleri mısırlıların büyülü papirüsler kullanarak taşların büyü ile havaya kaldırılıp kendi kendilerine ilerlediğini kanıtlamaz.

Fakat kimi eskilerin tarihçisi herodot, arap tarihçi Ebu Zeyd El, araştırmacı Murry hope gibi isimlerin konu hakkındaki söylediklerinin, Einstein'in söyledikleri ile uyuşması gerçekten dikkat çekici:

Ebu Zeyd El Balkhy: "büyük taş blokları yerlerinden kaldırmak ve taşımak için, bunların üstüne üzernde bazı formüller yazılı olan papirüsler konurdu. Sonra bir avuç büyüklüğünde ve iç içe giren halkalardan oluşan bir alet taşın üzerine tutulur, halkalar çevrilirdi. Bunun üzerine, taş blok ağır ağır yerinden kalkar ve istenen yere götürülebilirdi."

Murry Hope: "Dev taş bloklar bir çeşit papirüse sarmalanıp rahip tarafından bir asayla dokunulduktan sonra ağırlığını tamamen yitirmekte ve kolayca hreket ettirilerek tam istenilen noktaya yerleştirilmekteydi." ( The Sirius Connetction, sy.31 )

Bn. Annie Besant: "Mısır'daki taşlar ne sırf kas gücüyle ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılmak suretiyle dikilmiştir. Bu taşlar dünyasal mıknatısyenin güçlerini kontrol edebilen kişilerce dikilmiştir. Neticede taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada süzülerek, belirlenen yerlerine oturturuluyorlardı."

William Kingsland (piramitolog): "Piramitler inşa edilirken, dev taş blokların taş ocaklarından getirilmesi arasında uuzn mesafeler aşılıyordu. Taşlar uygun sembollerin yazılı olduğu papirüslerin üzerine yerleştirilir, arkasından taşlara bir asa ile vurulurdu. Bunun üzerine taş bloklar bir ok atımlık mesafede boyunca havada hareket etmeye başlarlardı. Bu şekilde taşınan taşlar, en sonunda piramitlerin inşa edildiği yere kadar götürülürlerdi."

Saygılarımla.

Sevgili VraeL

Nasıl yapıldığı konusunda o yörede iskeletlerin incelenmesi yeterli oluyor bana göre.

Bir zamanlar Mısır tarihine merak salmıştım, tabi nedeni o zamanlar yine gizemdi.

O süreçde, arkeolojik kaynaklara yöneldiğimde ise, hatılıyorum, insan iskeletleri kamburlaşma geçirmiş.

Buda çok ağır yüklere maruz kaldığını gösterir diye düşünüyorum. Aksi taktirde inşaat dışında o dönemde başka bir ağır işin olacağını düşünemiyorum...

Tabi kucakla kaldır değil muhtemel çeşitli mekanizmalar kurup yaptılar, yani bir biçimde, kaldırma-kaydırma ve bindirme.

Mısır'ın ise zamanı kavrayışı beni etkilemiştir, zaman konusunda uzmanlaşmış olduklarını gördüm, yani sabit bir zaman kavramlarının olmadığı, ayları 30 ve yılı 12 ye bölemleri, AY takvimini ise aslında takvim değil bir plan takvimi olarak kullanmaları(fihrist gibi düşünebiliriz), Sirius'u izlemeleri ve o haldede dünya da bazı olayların tarihlerinin yıldızın konumlarıyla çakıştığını gözlemlemeleri gibi çalışmalarından etkilenmiştim. Oysa Sirius bir şey belirlemiyor, dünyadaki bazı olayları onunla takvimliyorlar, haliyle onlar buna kutsal bir paye biçiyor, gizemsiz gizemlerde özünde böyle başlıyor.

Tabi gizem o zamanın gizemli dünyası, gizemlerle açıklanmasının nedeni aslında onların dini inançlarından ve yönetim biçimlerinden dolayıdır denebilir.

VraeL
21-02-2011, 19:34
sevgili VraeL,

lütfen yazacağım şeylerden dolayı bana kızmayın, şu yazdıklarınızdan cesaret alarak samimi fikrimi yazacağım.



Kanımca, aşırı derecede boş, mesnetsiz iddiaları fazlaca ciddiye almaktasınız. Herşeyde bir büyü, gizem, mistik bir şey arayan tonlarca esoterik kitap var. Etkilenmek istedikten sonra her birinden etkilenebilir, her bir esoterik safsata için forumda başlık açabiliriz. Oysa diğer birçok konuda sergilediğiniz eleştirel ve rasyonel tutumunuzu bu gibi iddialarda da sergileseniz, zihninizi meşgul edecek birşey kalmayacağını düşünüyorum.

Bu arada Almanca ve İngilizce olarak Einstein'a isnat edilen bu cümleleri arattım. Güvenilir bir kaynakta geçmiyor görebildiğim kadarıyla. Yazarın Einstein'dan böyle bir cümleyi hiçbir kaynak vermeden aktarmış olması bile, kendi başına, aşırı kuşkulu yaklaşmak için bir sebep olmalıydı.

Sevgili Ulpian,

Parapsikoloji ve ezoterizm ile ilgili ve yakından alakalı olduğumu sende biliyorsun.

Fakat bu başlığı açış sebebim, konunun ilgilendiğim alanla ilgili oluşu veya konuyu ciddiye alışım değil daha çok Einstein gibi bir isimin konunun içinde geçmesiydi.

Zaten dikkat ettiysen başlığın ilk satırlarında "bana saçma geldiğini fakat Einstein'ın ismini duyunca burada paylaşma kararı aldığımı" yazmışım. Ayrıca Ergün candan'ı ve kitaplarınıda önermediğimi dile getirmiş bulunmaktayım.

Buna benzer bir konu daha açmıştım, o da Türklerde ki "yada taşı" ile ilgiliydi. O'nuda sırf Türkler ile ilgili olduğu için açmıştım. Yoksa korkma yani eleştirel ve rasyonel tutumumu en çok ama en çok bu konulara karşı yapmaktayımdır genellikle.

Turan dursun sitesi daha çok dinler ile ilgili bir site olduğu için ezoterik ve okültistik konulara karşı olan sert tavrıma ve eleştirel-rasyonel tutumuma pek rastlamamış olabilirsin. Böyle bir sitede daha çok dinsel-inançsal dogmalara karşı tartışmalara giriyorum doğal olarak.
Sen beni bide ezoterizm, okültizm vb konular hakkında açılmış sitelerde gör (;

Sulu Erik JankilotVandam Danikien, Zecharia Sıçtın, Bülent Kısa, Aleister MuzSallandır Crowley, Ergün Yandan ve diğer piyasa isimler... Bunların hepsi aynı "Şit"in ürünüdür.

Erich von danikien'in ve zecharia sitchin'in ikilisinin neden eski uygarlıkları uzaylıların ziyaret ettiğine inandıklarına dair tezlerim mevcut. Yeterli zamanım ve imkanım olursa bu 2 ismin tezlerini yerden yere vuran eleştirel bir kitap bile yazmayı düşünüyorum.

Hatta kitabıma eklemeyi düşündüğüm ufak bir paragrafı bu sitede paylaşmıştım, sümerlerdeki bir silindir tablet ile ilgiliydi. Bulabilirsem öm olarak atarım.

Yine aynı şekilde ergün candan ve bülent kısa gibi okültizm ile ilgilenen isimlerinde tezlerine ve sanal alemde dolaşan iddialarına karşıda ciddi karşıt tezlerim mevcut. Bu 2 isim zaten harun yahyanın farklı jargonlardaki karşılıkları denilebilir.

Ha bu arada Einstein'in sözü hakkında hemfikiriz. Başlıktada belirtmişim kaynak gösterilmediğini. Bu adamın elimde 2 tane kitabı var ve iddia ettiği hiç bir savın en ufak bir kanıtı yok. O değil gösterdiği kanıtlarda hep kendi yazmış olduğu eski kitaplarıdır (((. Örneğin "Antik mısır sırları" adlı kitabında "zaten bu konudan 'gizli sırlar öğretisi' adlı kitabımda bahsetmiştim detaylı bilgi için bkz sy 34 vs vs" cümlesi en az elli defa geçiyor.

Üşenmedim gittim "Gizli Sırlar Öğretisi" adlı kitabını buldum aldım. Daha kitapta kaynakça yok. Dipnot olarakta birşey belirtmemiş 1-2 istisna dışında.
Sadece arkaya "yararlanılan kaynaklar" diye ufacık bir liste koymuş fakat kitaptaki bir sözün, bir paragrafta geçen bir olayın-efsanenin-hikayenin nerden alınma olduğu, kaynağı dayanağı yok yani. Belki 1-2 istisna dışında yine... Neyse fazla uzatmayayım :)

Saygılarımla

VraeL
21-02-2011, 20:00
Sevgili VraeL

Nasıl yapıldığı konusunda o yörede iskeletlerin incelenmesi yeterli oluyor bana göre.

Bir zamanlar Mısır tarihine merak salmıştım, tabi nedeni o zamanlar yine gizemdi.

O süreçde, arkeolojik kaynaklara yöneldiğimde ise, hatılıyorum, insan iskeletleri kamburlaşma geçirmiş.

Buda çok ağır yüklere maruz kaldığını gösterir diye düşünüyorum. Aksi taktirde inşaat dışında o dönemde başka bir ağır işin olacağını düşünemiyorum...

Tabi kucakla kaldır değil muhtemel çeşitli mekanizmalar kurup yaptılar, yani bir biçimde, kaldırma-kaydırma ve bindirme.

Mısır'ın ise zamanı kavrayışı beni etkilemiştir, zaman konusunda uzmanlaşmış olduklarını gördüm, yani sabit bir zaman kavramlarının olmadığı, ayları 30 ve yılı 12 ye bölemleri, AY takvimini ise aslında takvim değil bir plan takvimi olarak kullanmaları(fihrist gibi düşünebiliriz), Sirius'u izlemeleri ve o haldede dünya da bazı olayların tarihlerinin yıldızın konumlarıyla çakıştığını gözlemlemeleri gibi çalışmalarından etkilenmiştim. Oysa Sirius bir şey belirlemiyor, dünyadaki bazı olayları onunla takvimliyorlar, haliyle onlar buna kutsal bir paye biçiyor, gizemsiz gizemlerde özünde böyle başlıyor.

Tabi gizem o zamanın gizemli dünyası, gizemlerle açıklanmasının nedeni aslında onların dini inançlarından ve yönetim biçimlerinden dolayıdır denebilir.


Sevgili Spartacus,

Fikrine katılıyorum,

Müslümanların resimlerini yayınlayıp durdukları şu "havada asılı duran kaya" ile mısırlıların kağıt parçaları kullanarak taşları havaya kaldırmaları arasında pek fark göremiyorum. Aynı zihniyetin ürünüler.

Tarihte kimi kültlerin ve efsanelerin nasıl oluştuğuna dair yakın çağ örnekleri mevcut.
Her ne kadar Tezlerini yanlış bulduğum ve kitapları hakkında eleştiri kitabı bile yazmayı düşündüğüm erich von danikien'in kitabından konuyla alakalı bir örnek vereyim:

27 mart 1777'de James Cook'un gemisi, yavaş yavaş mangaia Adasına yaklaşır. Hayatlarında kendi yaptıkları ilkel kayıklardan başka hiçbir tekne görmemiş olan adalılar, Cook'un kocaman yelkenlisi karşısında telaşlanıp silahlarıyla kıyıya koşarlar. biren başkanları rahatlayıverir, ne olup bittiğini anlamıştır ve çevresindeki kalabalığa da bağırarak durumu açıklar; "Bu gelen büyük tanrı Motoro, Vateas'a yaptığı ziyaretten dönüyor!" Buda yerlilerin inancına bir olay olarak eklenip kalıyor...
(Kaynak: Nevermaan, H.: Götter Der südsee. Stuttgart 1947)


Yine James Cook 1779 yılında benzer bir olayla Havai'de karşılaşır. Yerlilerin ileri gelenlerinden biri, resolution adlı gemisine çıkar ve James Cook'a bir şekilde harmani giydirir. Sonuç, adadakiler James Cook'u uzak geçmte adayı tek edip uzaklara girmiş ve zamanla tanrı mertebesine ulaşmış rono yada lono adlı kahramanları olduğu kanısına varırlar.
James Cook daha sonra bir çatışmada öldürülsede adalılar ile teması yeni bir kültün oluşmasına yol açar. BErlin Etnoloji müzesinde VI-7287 numarayla kayıtlı taştan bir tanrı sergilenmektedir. Havai'den getirilmiş olan bu tanrı figürünün boynunda AVrupalılara özgü geniş kırmalı bir yaka ve başında peruka bulunmaktadır. "Ki Akau Pohaku" adlı bu tanrı, etnolog Karl R. Wernhart'a göre, 18. yy'da buralara gelmiş kalvinci bir protestan pazazından başkası değildir(1). Ancak kılığı bakımından james cook'u bir haylı andırmaktadır.

Saygılarımla

spartacus
22-02-2011, 10:42
Sevgili VraeL

ilgili olmak bence iyi bir şey. her tarihi esere baktığımızda gizem hissetmiyor muyuz? Aslında bu gizem dinsel bir duygu değil, geçmişi yaşıyor olmak duygusu. Normalde örneğin her şey geçmişde kaldı ise o tarihi eser neyin nesi? Bu iradi anlamda düşünülmeden de yaşanılan bir duygu. iradi yönde zihin geçmişde kalmış, artık burada olması olası olmayan bir algı üretir, yani bir biçimde o gerçekliği geçmiş düzleminde tüketir, tarihi eser ise o algı ile bir biçimde reel açıdan çakışır buda gizem verir.

Piramitlerin inşasıda bu gün sorundur, zaman hesabı yapılır, aboov bu imkansız denir, fakat hesabı yapan piramidi bu günki inşaat algısıyla(yetersiz ekip, sayıca kısıtlı) düşünür, öyle değil, 4 koldan aynı zamanda bir çalışmayı ve uç noktada birleştirmeyi düşünelim, o halde zamanı da 2-3 e bölecez. Gizem katıyoruz bu tür şeylere doğru ama orada önemli olan kullanılan tekniği bir biçimde kavramaya çalışmaktır. Piramit ne zaman tek koldan inşa edilebilir bir duruma gelir o zamanda alan daraldığı için zaten süreç yine hızlı işleyecektir, yani yükseldikçe zorlu koşullar yavaşlatıyor, fakat binanın biçimiyle, zorlaşan koşullar ters orantılı. koşul zorlaşıyorsa, bina için döşenen taş sayısıda beraberinde azalıyor.

Bir bina 4 koldan, 4 duvar biçimiyle aynı zamanda örülüyor ise bu normal olarak dönerek ören bir ekipden %60-66 oranında daha hızlı olur.

"Bu gelen büyük tanrı Motoro, Vateas'a yaptığı ziyaretten dönüyor!"
:)

aklıma bir şeyi getirdi, bizde doğdukdan sonra bu toplumda bir dolu şablon edindik, inançlarda var bir biçimde, bir biçimde bildik doğrular, aslında o yelkenli bizim içinde başka biçimde geçerli. Bilmediğimiz ama bildiğimizi sandığımız her şey bir yelkenliye muhtaç...

nobullshit
22-02-2011, 12:14
Bülent Kısa ve Aleister Crowley'i diğerlerinin arasında anman ilginç olmuş. Şu karşıt tezlerini burada paylaşabilirsin mesela.

VraeL
22-02-2011, 17:48
Bülent Kısa ve Aleister Crowley'i diğerlerinin arasında anman ilginç olmuş. Şu karşıt tezlerini burada paylaşabilirsin mesela.

Ayrı bir başlık altında açacağım. Şuan yazmaya başladım.

VraeL
22-02-2011, 20:05
Konuyu açtım, diğer dinler adlı forumda bulabilirsiniz.

Ayrıca link: http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23262

ewerest
27-02-2011, 20:06
http://tr.wikipedia.org/wiki/Keops_Piramidi

Şu linki bi inceleyin . Bakın bakalım piramitlerin içinde ne var ne yok biliniyor mu ? bilinmiyor mu ?

berguzar
09-03-2011, 17:04
http://tr.wikipedia.org/wiki/Keops_Piramidi

Şu linki bi inceleyin . Bakın bakalım piramitlerin içinde ne var ne yok biliniyor mu ? bilinmiyor mu ?
Verdiğiniz linkte şöyle bir şey var, bunu gördünmüz mü?

Piramitleri oluşturan taş bloklar biryerden taşınarak değil, olduğu yerde kalıplara dökülen karışımın donarak taş haline gelmesiyle taş blokların oluşması teorisidir. Karışım kireçtaşı (http://www.turandursun.com/wiki/Kire%C3%A7ta%C5%9F%C4%B1), su, sodyum karbonat, soda, kil'den oluşmaktadır, bu karışım kalıba koyulup donarak taş blok haline gelir. Bu teori ile kafalardaki tüm sorular çözülmüş oluyor. Bu karışımı bulan DrDavidovits (http://www.turandursun.com/w/index.php?title=Davidovits&action=edit&redlink=1), karışımı deneyerek 12tonluk blok yapmıştır. Görüldüğü üzere ton ağırlığındaki kayalar bir yerden kesilip getirilerek değil, olduğu yerde kalıpla oluşturulmuştur. Taş oldukları için insanlar sürekli kesilerek yapıldığını düşünmüştür.

Bu da mantıklı bir teori gibi görünüyor bana. Lakin Mısır günümüze çok şey bırakmasına rağmen bu piramitlerin nasıl yapıldığı hakkında net bilginin olmaması insanı gizeme sürüklüyor. Ve insan duygusal bir varlık olduğundan işin içine mucize, metafizik kavramlar katarak kendi duygusallığını tatmin yönüne gidiyor.

Ben ise bir inançlı olarak her şeyin bir bilimsel açıklaması mutlaka vardır diyenlerdenim.

Selamlar...

yalnizs
17-06-2011, 13:56
ben ses kuvvetinin kullanıldığını okumuştum.

ses de dalgalar halinde yayılır, vibrasyonel bir kuvvettir.

evren ses üzerine kurulur diye bir söz var.

Neva
29-08-2011, 03:03
http://www.touregypt.net/images/touregypt/shabaka3.jpg


Einstein'a iliskin dogruluk payi olabilir de olmayabilir de.



Ancak konuya iliskin Shabaka/Shabako/Shabago Stone ilginc kabul edilebilir, arkeolojik olarak.

http://www.touregypt.net/shabakastone.htm (http://www.touregypt.net/images/touregypt/shabaka3.jpg)


http://www.britishmuseum.org/explore/highlights/highlight_objects/aes/t/the_shabako_stone.aspx