Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye de Kadın Olmak ..
Doğum yapan ineğe, doğum yapan kadından 4 kat fazla para ödeniyor.
SSK (4/a) veya Bağ-Kur (4/b) sigortalısı olan kadına veya sigortalı olmayan eşi doğum yapan sigortalı erkeğe, “emzirme ödeneği” olarak 85 lira ödeniyor. Bunun için sigortalının, önceki bir yıl içinde 120 gün kısa vadeli sigorta primi ödemiş olması gerekiyor.
Hürriyet Gazetesi'nden Şükrü Kızılot bugünkü köşe yazısında şöyle yazıyor...
"İneğe gelince durum değişiyor.
Detay.. (http://www.haber3.com/kadina-85,-inege-375-lira--746105h.htm)
Üstadında dediği gibi , sofradaki yeri öküzümüzden sonra gelen Kadınlarımız..
Gönlünü alabilmek , ana babasından isteyip nikahlayabilmek veyahut karşılaştığımız bir ortamda yatağa atabilmek için kırk takla attığımız dilediğimiz heryerde istediğimiz herşekilde dövebildiğimiz , gönlümüzce tehdit edip istediğimiz şekilde canına kıyabildiğimiz ,dilediğimiz zaman taciz veya tecavüz edebildiğimiz , kirlettiğimiz ! istediğimiz zaman kanını akıtarak namusunu temizlediğimiz ! , tüm onur gurur haysiyet ve şerefimizi iki bacak arasına emanet ettiğimiz en azından hayatın bundan ibaret olduğunu düşündüğümüz ! kadınlarımız ...
Büyük bir özrü hakediyorsunuz ..
21. yy. Türkiyesi ve geri kalmış birçok Ülkede bu ve benzer sorumsuzlukların olabilecek en kısa sürede düzelmesini ve İnsanca yaşama hakkınızın biran teslim edilmesi gerekli merciilerin ise çalışmalara ağırlık verebilmesi umuduyla..
Habere çoğumuz şaşırmamışızdır, olağan olmayan o kadar fazla şey olaganmış gibi karşılanıyor ki... Muhtemelen, benzeri birçok olayın verdiği bıkkınlıktan refleks gösteremiyoruz haberlere..
Ne kadar güzel yazmışsın, tebrik ederim.
stratejist76
17-05-2011, 15:57
Gerçektende çok ilginç bir haber.. Ülkemizde kadın (http://www.kadin34.net) olmanın zorluklarını göz önüne sermiş. Malesef kim gelirse gelsin zihniyet hep aynı kalıyor bu da çok üzücü bir durum..
bir kadın olarak bu konuya cevap yazayım
herhangi bir müslüman ülkede kadın olarak dünyaya gelmek çok zor
hoş atatürk sayesinde bir afganistan olmaktan kurtulmuşuz
orada yaşayan kadınların işi çok daha zor
perfect_storm
17-05-2011, 21:31
temennim odurki ülkemizde yaşayan kadınlar dünyada imrenilecek bir konumda olsunlar zorbalığa ve baskıya uğrayan kim olursa olsun onun yanındayım dini inancı hayat görüşü yaşam tarzı ne olursa olsun onun yanında ve baskıyı yapanın karşısındayım
dindüşmanı
18-05-2011, 00:53
peki ben de şunu savunuyorum... kadının dişilik avantajı ne olacak!?!? tamamen erkekten 1-0 önde olması bu... erkek kadınsız yapamıyor... cinsel istek açısından... ne yazık ki bence erkek olarak doğmak kadın olarak doğmaktan daha zor ve bazen kadınların bu dişilik yönünden dolayı dünyadan tiksiniyorum...
not: agnostik-ateistim!
Türkiye'de ki mevcut kadın olma sorunu veya mevcut diğer tüm sorunların bence asıl kaynağı, herkesin taşın altına elini koymak yerine, ortada bir taş olduğunu söylemesidir. Söylemesi kolay olduğu içindir belki de...
Saygılar
perfect_storm
18-05-2011, 21:26
peki ben de şunu savunuyorum... kadının dişilik avantajı ne olacak!?!? tamamen erkekten 1-0 önde olması bu... erkek kadınsız yapamıyor... cinsel istek açısından... ne yazık ki bence erkek olarak doğmak kadın olarak doğmaktan daha zor ve bazen kadınların bu dişilik yönünden dolayı dünyadan tiksiniyorum...
not: agnostik-ateistim!
aslında durum öyle görünüyor ama ben birazdaha farklı bakıyorum şu noktada ,onlar da 1-0 geride bir erkek bir bayana teklif etme konusunda tabi bu sıkıntılı bir durumdur yinede özellikle bizim toplumumuzda yanlış karşılanır yani kendileride pek yanaşmaz ama erkek açısından durum tam tersi onun teklif etmesi daha sıradan bir durumdur ve kabul edilen erkek yanlş anlaşılacağından pekde endişe etmez bir de şu var bir bayan da en az bir erkek kadar hatta dahada fazla bu konuda çekingendir özellikle tanımadığı kişi sözkonusu ise
rakıbalık
20-05-2011, 19:34
evet bürokraside yada toplumun belirlediği ölçülerde erkek daha üstün gibi görünse de kadınlar herzaman erkekleri parmağının ucunda oynatır(zorbalık haric). dişilikle, demogojiyle, yalanla beyninde bin tilki her dumeni yaptırır.
başlık yavş yavaş zavallı erkekler hali almaya başladı : )
ozankarahan
21-05-2011, 00:04
Türkiye'de kadın olmak.Feminizmi doğurmak gibi birşeydir.!
peki ben de şunu savunuyorum... kadının dişilik avantajı ne olacak!?!? tamamen erkekten 1-0 önde olması bu... erkek kadınsız yapamıyor... cinsel istek açısından... ne yazık ki bence erkek olarak doğmak kadın olarak doğmaktan daha zor ve bazen kadınların bu dişilik yönünden dolayı dünyadan tiksiniyorum...
not: agnostik-ateistim!
Bir bayan olarak bu satırlara bir yorum yapma zorunluluğu hissettim okuyunca. Sadece dişilik yönü ile bakmak biraz talihsizlik bence.Ben bir bayanın dişi yönünün her zaman avantaj olduğu görüşünün karşısındayım kesinlikle(1-0 olayının yani). Ayrıca erkeklerin bu kunudaki durumunu çok irdelemek istemiyorum ama bizim toplumumuzda kadınların normal koşullarda (yani evli değil ise mesela) cinsel duyguları yokmuş gibi davranılıyor. Ama öylesine bastırılmış ki kendimize bile hissettirmiyoruz bu arzu /his /içgüdü ne derseniz artık. Bir şeyleri bence insanlar tiksinç hale getiriyor.
Bir bayan olarak en son derdim dişilik ile ilgili problemlerim aslında . Trabzonda yaşayan bir bayanım 2 erkek kardeşim var , varlar ama bana sorun birde
. Yemek yerken ,paraya ihtiyaçları olduğunda uyuyacaklarsa, gezeceklerse varlar. Ve ben şu cılız halimle köpek gibi çalışıyorum bağda bahçede . Yorgunluktan ve öfkeden ağladığımı çok zamanlar oldu. Ve arkadaşlarla konuşuyorum bu bana özgü bir durum değil. Yani var bir şey ve bu beni bir bayan olarak ciddi mana da rahatsız ediyor.
Erkek çocuğu kayırmalar . Hele sünnet olayını bir kutlamaya dönüştürmeleri tam manası ile hastalıklı bir şey gibi geliyor bana. Hayır :Neyi kutluyorsunuz?
Aslında erkekleri de çok suçlayamıyorum , onları nasıl yetiştiriyorsak öyle oluyorlar. Çoğu da durumun farkında ya ,mevcut durum işlerine geliyor.
Bu arada ben ailemin 4. kızlarıyım (Ermeni gelini yine mi kız d oğurdun!)
Babaannem erkek olsaymışım mahalleye tatlı dağıtacakmış, bendeniz dğunca suratını asmış tatlıyı da dağıtmamış .
Tatlıyı da çok severim!:)
Sevgiyle..................................
TurkceRap
25-06-2011, 15:39
peki ben de şunu savunuyorum... kadının dişilik avantajı ne olacak!?!? tamamen erkekten 1-0 önde olması bu... erkek kadınsız yapamıyor... cinsel istek açısından... ne yazık ki bence erkek olarak doğmak kadın olarak doğmaktan daha zor ve bazen kadınların bu dişilik yönünden dolayı dünyadan tiksiniyorum...
not: agnostik-ateistim!
Niye dişilik bir sorun oluştursun ki dostum,bilakis onların bu dişilik yönü bizstraight erkekleri cezbeden şey.
Sadece erkeklerin cinsel istekleri sebebiyle kadınsız durmamamaları gibi bir konu ise sadece bir mit'den ibaret, halbuki doğru değil, kadınların da cinsel istekleri var, tek fark onlarda sistem bazen farklı işleyebiliyor.
Sahtekar beyinleri gelişmemiş, kadınlara işkence eden erkekleri kimler doğurup büyütmekte?
darkmasturbater
08-07-2011, 12:50
Bir bayan olarak bu satırlara bir yorum yapma zorunluluğu hissettim okuyunca. Sadece dişilik yönü ile bakmak biraz talihsizlik bence.Ben bir bayanın dişi yönünün her zaman avantaj olduğu görüşünün karşısındayım kesinlikle(1-0 olayının yani). Ayrıca erkeklerin bu kunudaki durumunu çok irdelemek istemiyorum ama bizim toplumumuzda kadınların normal koşullarda (yani evli değil ise mesela) cinsel duyguları yokmuş gibi davranılıyor. Ama öylesine bastırılmış ki kendimize bile hissettirmiyoruz bu arzu /his /içgüdü ne derseniz artık. Bir şeyleri bence insanlar tiksinç hale getiriyor.
Bir bayan olarak en son derdim dişilik ile ilgili problemlerim aslında . Trabzonda yaşayan bir bayanım 2 erkek kardeşim var , varlar ama bana sorun birde
. Yemek yerken ,paraya ihtiyaçları olduğunda uyuyacaklarsa, gezeceklerse varlar. Ve ben şu cılız halimle köpek gibi çalışıyorum bağda bahçede . Yorgunluktan ve öfkeden ağladığımı çok zamanlar oldu. Ve arkadaşlarla konuşuyorum bu bana özgü bir durum değil. Yani var bir şey ve bu beni bir bayan olarak ciddi mana da rahatsız ediyor.
Erkek çocuğu kayırmalar . Hele sünnet olayını bir kutlamaya dönüştürmeleri tam manası ile hastalıklı bir şey gibi geliyor bana. Hayır :Neyi kutluyorsunuz?
Aslında erkekleri de çok suçlayamıyorum , onları nasıl yetiştiriyorsak öyle oluyorlar. Çoğu da durumun farkında ya ,mevcut durum işlerine geliyor.
Bu arada ben ailemin 4. kızlarıyım (Ermeni gelini yine mi kız d oğurdun!)
Babaannem erkek olsaymışım mahalleye tatlı dağıtacakmış, bendeniz dğunca suratını asmış tatlıyı da dağıtmamış .
Tatlıyı da çok severim!:)
Sevgiyle..................................
öyle bir giriyolar ki beyinlerine insanlaarın mala çeviriyolar, nerde yaşadığını ne yaptığını , neler döndüğünü göremiyolar.bende kız kardeşlerime göre kayırıldım.ama şimdi kardeşime evrimi anlattığımda çıldırıyor.yaradılışa ters diyor.yaradılışa göre sen yarımsın diyorum evet öyleyim diyor.
bu din yok mu bu din geçti bunun son kullanma tarihi artık.yetti çürüttüğü beyinler.
cumanız mübarek olsun bu arada:D
Sahtekar beyinleri gelişmemiş, kadınlara işkence eden erkekleri kimler doğurup büyütmekte?
Siz ne kadar olaylara rezilce bakıyorsunuz öyle .
Kdınlar köleleştirildikleri ezildikleri bu islam ülkesinde ne yapacağını bilemez hale geldiler diye zavallılar tarafından suçlanmayımı kakediyor.Kdını eğitmeyen yönetimlerin ve bizzat eğri eğiten dinin ve kültürünün hiçmi suçu yok .
Töreye kadın kurban edilir.Başlıkla verilen kadındır erkeği okeyde iken sırtında bebesiyle tarlaya kadın sürülür .Kadın dövülür Kadın hizmetçidir ve dokuz on çocuğa bakar Ve o kadından ruh hastalıklı insanlar Sağlıklı çocuk eğitmeni olmasını bekler .
Ayıptır .
Yazıktır
Vicdansızlıktır
İzansızlıktır
Kadını mesul tutan insanın insanlığından şüphe ederim
Lütfen kadınlara karşı biraz daha insanca bakın
Kadına değer vermek Başını sakalı şerif gibi sarmaya zorlamak değildir .
Siz ne kadar olaylara rezilce bakıyorsunuz öyle .
Kdınlar köleleştirildikleri ezildikleri bu islam ülkesinde ne yapacağını bilemez hale geldiler diye zavallılar tarafından suçlanmayımı kakediyor.
Kaketmiyorlar hak ediyorlar.Kadınlara işkence taciz tecavüz eden erkek magandaları camızlarmı doğurup büyüttüler?
Kaketmiyorlar hak ediyorlar.Kadınlara işkence taciz tecavüz eden erkek magandaları camızlarmı doğurup büyüttüler?
Bu tamamen ataerkil ve feodal bir kulture sahip olmanin sonucudur.
Kadinlar ogullarini boyle yetistiriyor, o yuzden basortusu yasagi koymak bizim hakkimiz demek nasil bir zihniyettir anlamak mumkun degil
Sorunun nerden kaynaklandigini anlamaya calismadan, kadinlari nasil egitiriz, ekonomik ve sosyal hayata katilimlarini nasil arttiririz diye dusunmeden abuk sabuk yasaklar koymak neyle aciklanabilir?
Sizin akliniz anca o kadar basiyor iste
milomanara
08-07-2011, 20:50
İslam denen melaneti sosyal hayattan en fazla soyutlayabilmiş toplum olsak bile kadın konusunda halimiz içler acısı. İyi paketlenmiş(bkz.burka, çarşaf, baş örtüsü) seks oyuncağı gibi dolaşmayan kadının taciz edilmesinin bir çok yerde meşru görüşdüğü pis bir garabet burası. Tek başına gezen yerli/ecnebi her kadına sarkılan, tecavüz edilen allahın belası gözü dönmüş "müslüman"larla dolu bir yer. Kadının toplumsal hayata katılımı gibi ucube bir sorunla uğraşıyoruz. Pozitif ayrımcılıkla teraziyi dengeleyeme çalışıyoruz. Sene de bir hafta da dayak izni yazalım da tam muasır olalım.
Kimse bu rezalette dinin suçu yoktur diyemez. Köleliği meşru gören Allah'ın, bazı kadınların hür olmasına izin vermesine şükretmeli müslüman kadın. Onun için de erkeğin müslüman olmasını bir yere kadar anlasam da, kadının müslüman olmasını anlamıyorum. Varlığına (bilmeden)ihanet etmiş bir zavallı görüyorum ben o paketin içinde.
Sayın gaga,
yazdıklarınıza inanmıyorum. Böyle düşünüyor olamazsınız.
Eğer siz böyle düşünüyorsanız ,bir bayan olarak yani olaya yapıcı ve çözümleyici yaklaşmazsanız bu durum asla değişmeyecek.
Evet maalesef bizi yetiştirenler böyle yetiştirdi. Ama bunun için şu an annelerimizi suçlamamız hiç bir şey değiştirmeyecek.
Bazı şeyler maalesef içimize öyle işlemiş ki , birden değişmesini beklemek çok zor.
Biz elimizden geleni yapalım kadın ,erkek .
Belki de bayanlar olarak işe ilk olarak kendi içimizde kendimize uyguladığımız muameleyi ortadan kaldırarak başlamalıyız . ne dersin sayın gaga kardeş?
Lütfen kendimize bunu yapmayalım 'sayın gaga'
erkeğin müslüman olmasını bir yere kadar anlasam da, kadının müslüman olmasını anlamıyorum. Varlığına (bilmeden)ihanet etmiş bir zavallı görüyorum ben o paketin içinde.
Defalarca tekrarladığım durum budur. Bilmeden inanmak bir yana, bazı kadınlarımızın içine öylesine işletilmiş ki bu durum, karşı çıkmak imkansızlaşıyor onlar için.
Toplum içerisine karışan her unsur, toplumun genel kabullerinden etkilenmek durumundadır. Özellikle yaşadığımız ülkede her şeyin erkeklere göre hesaplandığını düşünürsek, sapkınlığı, sapkınların annelerinde görmek yanlış olur. Neredeyse hayatımızın bir çok objesi erkeklere uyarlanmış durumda. Ortalama erkek kilosu 80 baz alınıp, asansörlerdeki kişi sayısı bile buna göre hesaplanıyor. Otobüs koltukları da keza erkek omurga sistemine göre dizayn edilmiş durumda. Kadın kozmetik ürünleri reklamları bile erkek gözü ile çekiliyor ve izletiliyor. Sorunu genel erkek egemen sisteminden çıkarıp, sadece cinsellik boyutuna indirmgemek, kolay bir kaçış olsa gerek.
Yasadigimiz düzen, sorunlarla ayakda duran bir düzen,herkesin herkesin sirtina bindiyi yasadigimiz ve desteklediyimiz bu düzende sikayat hakkimiz yok,mesela en öncelikli kiz cocuklarini bilgilendirir ve iyi eyitirsek zaten saglikli bir toplum ortaya cikar cünkü kadinlar insanlarin ilk ögretmenleridir onlar bilgili ve bilincli olursa toplumda bilgili ve bilincli olur ama bu ne düzenin nede din tüccarlarinin isine gelir ,kadinin iyi egitim almis oldugu ailelere dikkat ediyorum ,yetisen bireylerde akademik kariyer sahibi oluyor ama anne babanin sorunlu aldugu ailelere dikkat ediyorum, kiz genelev oglan hapishane,bu düzende herkes herkesin sirtinda oldugu icin kimsede kimsenin umrunda deyil.
Sayın gaga,
yazdıklarınıza inanmıyorum. Böyle düşünüyor olamazsınız.
Eğer siz böyle düşünüyorsanız ,bir bayan olarak yani olaya yapıcı ve çözümleyici yaklaşmazsanız bu durum asla değişmeyecek.
Evet maalesef bizi yetiştirenler böyle yetiştirdi. Ama bunun için şu an annelerimizi suçlamamız hiç bir şey değiştirmeyecek.
Bazı şeyler maalesef içimize öyle işlemiş ki , birden değişmesini beklemek çok zor.
Biz elimizden geleni yapalım kadın ,erkek .
Belki de bayanlar olarak işe ilk olarak kendi içimizde kendimize uyguladığımız muameleyi ortadan kaldırarak başlamalıyız . ne dersin sayın gaga kardeş?
Lütfen kendimize bunu yapmayalım 'sayın gaga'
Eğer özeleştiri mekanizmasını çalıştıramazsınız dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp durarak kendinizi kandırmaya devam edersiniz.
Ezilen, hor görülen, işkence ve her türlü baskı altında olan kadınlar erkek çocuklarını, gelinlerine yani hemcinslerine karşı birer canavar maganda olarak yetiştirmiyorlar mı?
Yanlışmı?
darkmasturbater
09-07-2011, 00:27
Eğer özeleştiri mekanizmasını çalıştıramazsınız dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp durarak kendinizi kandırmaya devam edersiniz.
Ezilen, hor görülen, işkence ve her türlü baskı altında olan kadınlar erkek çocuklarını, gelinlerine yani hemcinslerine karşı birer canavar maganda olarak yetiştirmiyorlar mı?
Yanlışmı?
kadında da vardır biraz suç ama onu böyle davranmaya iten şeylere kızıyoruz genelde.bir çocuk küçükken tacize uğrarsa büyüyünce tacizci olma ihtimali artıyor.aynı şekilde dişiliğinden dolayı ezilen dişileri ezmeye yöneliyor olabilir.suçlu dişi mi dişiliğinden dolayı ezilmesine ortam sağlayan kültür mü, din mi?
Ezilen, hor görülen, işkence ve her türlü baskı altında olan kadınlar erkek çocuklarını, gelinlerine yani hemcinslerine karşı birer canavar maganda olarak yetiştirmiyorlar mı?
Evet tam da dediğiniz gibi durum bu , ama bu kadının bilinçli olarak sürüklendiği bir pozisyon değil ki. Dini inanç ve kültür mekanizmalarının baskılaması kalıplara sokması sonucu olan bir şey. kadına yapılan telkin hep bu yönde bu toplumda.
Dini ve kültürü de geçin , bir bayan olarak bir ortama girdiğinizde yaptığımız ilk şey ne önce ortamdaki bayanları süzmek. Maalesef kadın kadının kurdudur . Hep birbirimizi didikliyoruz.
İnsanlar bu dini bakış açısına sahip olduğu sürece pek fazla şey değişmez.İzin verilse sınıflarda ayetlere dayalı örnek verecekler nerdeyse.
'oğlum bu düşünce şeklin yanlış 'dediğim zaman 'kuranda öyle yazıyorsa bir hikmeti vardır hocam' lı cümleler duyuyorum sadece. Sorgulamadan kabul
Bu ülkede kadınların kendini geliştirmesine ne kadar fırsat veriliyor. Çalışan bir bayan olsanız bile bayan olma kriterleri değişmiyor. evini temizle,yemek yap çocuklara bak, kocanı mutlu et, bakımlı ve güzel ol. bu insan hangi ara kendini geliştirmek için bir şey yapacak.
'Kadın dediğin ......' diye başalayan cümleler de cabası. Bu cümlenin geldiğini gördüğüm zaman kulaklarımı tıkamak istiyorum.
Beni ne kadar kızdırsalar üzseler de kadınlarımızın yanındayım....
Olimpiyat
09-07-2011, 11:03
demagoji olsun diye demiyorum ama;
Türkiye de kadın olmakta zor,kürt olmakta,alevi olmakta, komünist olmakta vs..
Egemen yapıya ters olan her düşünce,eylem vs. zor.
Çünkü yaşamak istediğin alanda , hayat hakkı tanımıyorlar..
sen sesini yükselttikçe, etrafındaki çember daralıyor ve daha dar bir alana hapsediliyorsun..
Evet tam da dediğiniz gibi durum bu , ama bu kadının bilinçli olarak sürüklendiği bir pozisyon değil ki. Dini inanç ve kültür mekanizmalarının baskılaması kalıplara sokması sonucu olan bir şey. kadına yapılan telkin hep bu yönde bu toplumda.
Dini ve kültürü de geçin , bir bayan olarak bir ortama girdiğinizde yaptığımız ilk şey ne önce ortamdaki bayanları süzmek. Maalesef kadın kadının kurdudur . Hep birbirimizi didikliyoruz.
Düşüncelerinize katılıyorum.Kadınlar olarak önce sorunu kendilerimizde arayıp çözebilmek için çalışmalaıyız.Dikkat ederseniz kadınlar bilinçlendikçe haklarını öğrendikçe öldürülen kadın sayısı artmaya başlamıştır.
İslam dininde kadın köledir esirdir.''Muhteşem yüzyıl'' dizisinin günümüzde yapılması tesadüf olamaz.Çünkü dizide insanları uyutmak ve kadınları sindirmek için çeşitli mesajlar verilmektedir.
Bir ülkenin ilerlemesini çağdaş olmasını sağlayacak yegane insanlar kadınlardır.Özgür düşünceli ve bilinçli kadınlar olmazsa çağdaşlık adına erkekler başarılı olamazlar.
Toplumsal cinsiyet her cinse bir rol biçmiş yüzyıllardır. Bu roller doğduğumuz kültüre, dine, coğrafyaya, siyasi yapılanmaya, toplumun refah seviyesine, istihdama, eğitim düzeyine ve şu anda aklıma gelmeyen daha nice kritere göre şekillene şekillene gelinmiş bu günlere.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini üreten bu kadar çok mekanizma varken tutup da "ama bu erkekleri de doğuran (ki biyolojik bir olaydır, erkeklerin doğurmasını bir süre daha sağlamamız mümkün görünmüyor), yetiştiren kadınlardır" söylemiyle tüm suçu kadına atmak insafsızlıktan öte ciddi bir körlük olsa gerek.
"Sorunu öncelikle kendimizde aramak" esasında kendimizi suçlu, sorumlu hissetme psikolojisidir ki, bize dayatılan bu ruh haliyle zaten dayatanların da üretmeye çalıştığı şey tam olarak bu. Hem kadın dayanışmasından bahsedeceğiz, hem de öncelikle kadınları suçlayacağız... Bu da ciddi bir tutarsızlık olsa gerek.
"Kadın" kelimesini duymaya tahammülü yok zevatın. Yapay bir "bayan" kelimesi icad olunmuş, karşılığı "baymayan" olsa gerek. "Kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığı" zaten baştan sakat doğmuş, seçimlerden hemen önce "Kadın" kelimesi çıkarılıvermiş bir ayıbı gizlemeye çalışır gibi. "kadın" ait olduğu yere -toplumsal cinsiyetin ürettiği yere- "aileye" hapsedilmiş.
Değil mi ki bu toplumsal yapıya rağmen bazı kadınlar, birey olduklarını, ailenin yapı taşından çoook daha fazlası olduklarını idrak etmeye başladılar, ailenin dışında da varlık göstermeye başladılar, sadece anne ve eş olmaktan fazlasını başarabileceklerini "baymayan"lara büyük bir cür'etle gösterdiler, o halde tez vakitte hadleri bildirile, aileye hapsoluna, aile dışında nidaları duyulmaya, hakları olmaya, aranmaya... ki... diğerleri de bu cesareti bulup kalıplaşmış eril zihniyet düzenini bozmaya yeltenmeye...
Eril zihniyeti, yine eril zihniyet besler, büyütür, doğurur da... ama feminen zihniyetten "baymayan"ların ürettiği türde şiddet asla doğmaz.
Aile meclisi kararıyla öldürülen Ceylan gece karanlığında toprağa verildi.
Detay... (http://www.haber3.com/gece-karanliginda-defnedildi--961204h.htm)
Türkiye de olmayabilirler, insanlar sonuçta ;
“Kız çocukları bir yük olarak görülüyor. Onlara başkasına ait olan bir mal gözüyle bakıldığı için, para kaybı oldukları düşünülüyor ve eğitimlerine önem verilmiyor… Sonra bu kızlar evlendiğinde, ailelerine büyük bir çeyize mal oluyorlar… Bu da öldürülmelerinin bir sebebi ''
Detay... (http://www.haber3.com/dogduklari-gibi-olduruluyorlar--960709h.htm)
TurkceRap
22-07-2011, 13:28
Eğer özeleştiri mekanizmasını çalıştıramazsınız dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp durarak kendinizi kandırmaya devam edersiniz.
Ezilen, hor görülen, işkence ve her türlü baskı altında olan kadınlar erkek çocuklarını, gelinlerine yani hemcinslerine karşı birer canavar maganda olarak yetiştirmiyorlar mı?
Yanlışmı?
Kesinlikle katılıyorum.
Bazı ezberlerden artık kurtulmamız gerekiyor, Kusura bakmasın bazı arkadaşlar kraliçeden çok kraliçecilik yapmış, Biz burada kaç yerde kadınların da özeleştiri yapması gerektiğini dile getirdik.
Ben kaç defa farklı bir bakış açısı olsun, ne biliym en azından biri itiraz etsin diye, örn: Feministlerin Hem cinslerine kıskançlıkla bakan bir grup olduğunu söyledim, kadın düşmanı hödüklerden farklı olmadıklarını yazdım, Kadınlların biz erkekler kadar kendi hakları için mücadele etmediğini yazdım, zahmet edip kimse karşı bile çıkmadı.
Herşeyden geçtim, açın bakın bu forumun politika bölümünü, hep erkekler kendi arasında tartışıyor, hep onların söyleyecek birşeyleri var, yahu siz bu ülkede yaşamıyomusunuz, hadi bu ülkeyi geçtim, hiç mi bir dünya görüşünüz yok, hadi birtek kategoriyi geçtik, bu forum genelinde bile erkekler sayıca fazla, kc, Matilda, Pervane, Tuba hanımlar gibi saysan bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar.
Gelişmiş toplumlara bakıyorum birsürü Kadın ekonomist, yazar, bilim insanı şu, bu mutlaka söyleyecek birşeyleri var, peki bizim kadınlarımız nerde?
Kimi bilmem ne dizisinde, falanca magazin programında kim kimi napmış onun peşinde, kimi abuksabuk ceamaat sohbetlerinde harcanır.
Eğer gerçekten bir Eşitlikten bahsedeceksek de artık birilerinin bu ülkede sadece kadınlara değil, herkese gerçekleri söylemesi gerekiyor.
yoksa durmadan birileri eziyor birileri eziliyor tekerlemesini tekrarlayıp durmak yanlış değil, ama yeterli de değil.
TurkceRap
22-07-2011, 13:53
"Sorunu öncelikle kendimizde aramak" esasında kendimizi suçlu, sorumlu hissetme psikolojisidir ki, bize dayatılan bu ruh haliyle zaten dayatanların da üretmeye çalıştığı şey tam olarak bu.
Hayır tam aksine, kadınların haklarını aramak için özeleştiride bulunmaması, bazı şeylerin nedenlerini sorgulamayıp, sorumluluğu hep kendilerini engelleyen birtakım etkenlere bağlayıp sorumluluktan kurtulmalarının birilerinin daha çok işine geleceğinden emin olabilirsiniz.
Din, gelenek-görenek, töre ve daha bir yığın zırva bu durumu şekillendirmiş kabul, ama sadece bunları söylemek sorunları çözüyormu? hayır, en azından bugüne kadar çözmemiş, çözmeye yardımı olurmu? Özeleştiri de dahil somut adımlarla birlikte uygulanırsa evet.
Değil mi ki bu toplumsal yapıya rağmen bazı kadınlar, birey olduklarını, ailenin yapı taşından çoook daha fazlası olduklarını idrak etmeye başladılar, ailenin dışında da varlık göstermeye başladılar, sadece anne ve eş olmaktan fazlasını başarabileceklerini "baymayan"lara büyük bir cür'etle gösterdiler...
işte bütün sorumluluk bu bahsettiğiniz kesimin üzerine yıkılmasın, birey olduğunun farkına varan kadınların sayısı artsın ki her alanda toplumsal katılım beraberinde çözümü de getirsin.
Yoksa sorumluluğu sadece birtakım etmenlere yükleyip kurtulmak en kolayı.
"O erkekleri de anneleri yetiştirdi" söylemi ne kadar basit ve sanki her şeyi çözüyor... Tüm yükü kadınlara at gene, silkele paçalarını sıyrıl..
Hangi kadınlar yetiştirdi? Önceki iletimde belirtmeye çalıştığım "toplumsal cinsiyet" yapısının dayattığı rolleri oynayan kadınlar yetiştirdi... lakin, erkek çocukları annelerini mi rol model olarak alır? Elbette hayır. Babalarını, dedelerini, dayılarını, ağabeylerini, yani yine bir erkeği rol model alarak bizim burada karşı çıktığımız fiilleri, eylemleri yaptılar, yapmaya devam ediyorlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini üreten mekanizmayı sürdürüyorlar ve yeniden yeniden üretiyorlar.
Feminist eylem bu ülkede çok şey başardı. Ne yazık ki her başarısını tırnaklarıyla kazıya kazıya yapmak zorunda kaldı. Zira erkek egemen zihniyete (ki bu eril zihniyet sadece erkeklerde değil, kadınlarda da bol miktarda var ve bunun sebebi yine toplumsal cinsiyetin dayattığı rollerden başkası değil) birşeyleri kabul ettirmek, bazı kalıpları hele hele toplumun yeniden şekillenme sürecindeki baskın erilliği yıkmak hiç kolay değil.
Kadınları korumak için bir yasa hazırlanıyor ama, meclisteki eril zihniyet "kadın" kelimesine fena halde takıntılı olduğundan kanunun adında "kadın" kelimesinin kabul edilmeyeceğini, külliyen kanunun reddedileceğini bilen feminist milletvekilleri (ki içlerinde erkekler de var) kadın yerine "aile" kelimesini kullanıyor ki birilerinin gözüne fazla batmadan kanunlaşabilsin. Ve bu "aile" kelimesi yeni yeni sorunlar doğurduğu halde eril kanun koyucu bunun çözümünü kendi kalıpları dışına çıkmakla bulabileceğinin farkına dahi varamıyor. Korkunç bir önyargı.
Kadından ve aileden sorumlu devlet bakanlığı yine "kadın" kelimesini apar topar kaldırıyor seçim öncesi.
Feministlerin mücadele alanı oldukça geniş bir platform olmasına rağmen kullanmak durumunda kaldıkları argümanlar ne yazık ki "toplumsal cinsiyet anlayışının" yıkılamaması sebebiyle daralmakta.
Kadınları bilinçlendirmenin, farkındalık yaratmanın yanısıra asıl daha ilk okul sıralarından itibaren erkek çocuklarını bilinçlendirmek, eğitmek gerekiyor cinsiyet eşitliği konusunda.
Ceza Yasasında, Medeni Yasada pekçok değişiklik yapıldıysa bu durmaksızın çalışan ve tırnaklarıyla kazıyan feministler sayesindedir. Meclis bahçesinde gecelerce sabahlayan, neredeyse devletin her kurumunu karşısına almayı göze alan ve almış feminist hareket sayesindedir.
Hiçbir erkekte de bu cesaret ve çaba görülmemiştir. Zira onlar lehine olan tüm düzenlemeler gökten zembille inmiştir.
Mücadelede koşullar ve silahlar bu kadar farklıyken kadınlara yüklenmeyi bırakın da hemcinslerinize ders verin biraz.
TurkceRap
23-07-2011, 17:23
Evet gerçekleri ıskalamaya devam edelim, Yeterki feminizmin ucube argumanları kendine zemin bulsun da ne olursa olsun, yoksa kim takar kadınların sorunlarına somut argumanlarla yaklaşmayı değil mi?
Süsen Erkuş'u da tartışmaya davet edelim hiç birşey eksik kalmasın.
Sayın TurkceRap , size bir şey itiraf etmek istiyorum. Sorumlu ve bilinçli bir insan ve vatandaş olmak istediğim ve olmaya da çalıştığım için politika ile hep ilgili olmaya takip etmeye çalışmışımdır. Hatta kendime kızdığım da çok oluyor niye bu konuda daha fazla ilgili olamıyorum diye . Forumda politika konusuna girmedim hiç. Ama bu bizim ülke politikasından bihaber olduğumuz ya da ilgili olduğumuzu birilerine kanıtlamamız gerektiği anlamına gelmiyor. (en azından ben öyle hissetmiyorum)
İkincisi, sorunun kaynadığın kadınlar olduğunu söylerken bunu sadece tek ve yegane öğe olarak söylemiyoruz ve kendimizi aşağılamak gibi bir niyetimiz de yok. Sadece gerçeklerden birisi bu. Ağacın dallarının ulaştığı son nokta.
Bazı baylar -siz de dahil-olmak üzere ülkemizde kadınların durumundan samimi bir şekilde şikayetçi olmuşsunuz. Bir bayan olarak duyarlılığınıza teşekkür ediyorum.
Sormak istediğim bir şey var: Öncelikle şunu söyliyeyim amacım şahsa yönelik yargılamalar yapmak değil,biline.
Bu forumdaki erkekler siz neler yapıyorsunuz ya da yapmıyorsunuz bu durumu değişmesine bir nebze olsun katkıda bulunmak namına,kendi adınıza ? Kendi aileniz, sosyal çevreniz içinde ? Mesela evliyseniz müşterek hayat sorumlulukları konusunda , değilseniz kız kardeşiniz ve ya kız arkadaşılarınızla ilişkileriniz husununda sizi eleştirdiğimiz o yığından farklı kılan ne?
Cevap vermeyebilirsiniz de size kalmış. Ama verirseniz sevinirim zira etrafımda böyle düşünen erkekler yok varsa da sadece düşüncede öyleler pratikte değil.
Saygılarımla :) :) :)
TurkceRap
26-07-2011, 14:23
Sayın TurkceRap , size bir şey itiraf etmek istiyorum. Sorumlu ve bilinçli bir insan ve vatandaş olmak istediğim ve olmaya da çalıştığım için politika ile hep ilgili olmaya takip etmeye çalışmışımdır. Hatta kendime kızdığım da çok oluyor niye bu konuda daha fazla ilgili olamıyorum diye . Forumda politika konusuna girmedim hiç. Ama bu bizim ülke politikasından bihaber olduğumuz ya da ilgili olduğumuzu birilerine kanıtlamamız gerektiği anlamına gelmiyor. (en azından ben öyle hissetmiyorum)
Bence de bana ya da hiç kimseye birşey kanıtlamak zorunda değilsiniz, Zaten ben böyle birşeyden bahsetmiyorum.
Sadece söylemek istediğim şey, Kadınların da eğer haklarını almak istiyorlarsa, toplum hayatına katılım için çaba göstermesi gerektiğidir.
Ben partiler düzeyinde bir politikadan da bahsetmiyorum, cinsiyetimiz ne olursa olsun yaşam kalitemizin artması için, haklarımızı bilmemiz gerekiyor.
Burada genellikle erkek üyeler çeşitli ideolojilerle veya güncel konularla ilgili fikir beyan ediyorlar, hiçbirinin de bunu kendini kanıtlama çabası içinde yaptığını düşünmüyorum.
Toplumda söz sahibi olmak istiyorsanız, haklarınızla ilgili eksikler görüyorsanız, sesinizi duyurmak için bir çabanız olmak zorunda (Burada sizi kastetmiyorum).
Gerçek hayatta beni tanımış olsanız, hiçbir şekilde bu konularla ilgilendiğimi farketmeyebilirsiniz, gezmeyi-eğlenmeyi seven, geyik takılan bir kişi olduğumu düşünürsünüz nitekim de bir bakıma öyle sayılırım, ama bazı şeyleri dahil olmasak da takip etmek gerekiyor.
İkincisi, sorunun kaynadığın kadınlar olduğunu söylerken bunu sadece tek ve yegane öğe olarak söylemiyoruz ve kendimizi aşağılamak gibi bir niyetimiz de yok. Sadece gerçeklerden birisi bu. Ağacın dallarının ulaştığı son nokta.
Rica ederim aşağılamak ne demek, bu söz konusu bile değil, bilakis her alanda kadınların da toplum hayatına dahil olması gerektiğini savunuyoruz.
Bazı baylar -siz de dahil-olmak üzere ülkemizde kadınların durumundan samimi bir şekilde şikayetçi olmuşsunuz. Bir bayan olarak duyarlılığınıza teşekkür ediyorum.
Sormak istediğim bir şey var: Öncelikle şunu söyliyeyim amacım şahsa yönelik yargılamalar yapmak değil,biline.
Bu forumdaki erkekler siz neler yapıyorsunuz ya da yapmıyorsunuz bu durumu değişmesine bir nebze olsun katkıda bulunmak namına,kendi adınıza ? Kendi aileniz, sosyal çevreniz içinde ? Mesela evliyseniz müşterek hayat sorumlulukları konusunda , değilseniz kız kardeşiniz ve ya kız arkadaşılarınızla ilişkileriniz husununda sizi eleştirdiğimiz o yığından farklı kılan ne?
Cevap vermeyebilirsiniz de size kalmış. Ama verirseniz sevinirim zira etrafımda böyle düşünen erkekler yok varsa da sadece düşüncede öyleler pratikte değil.
Saygılarımla
Cevap vermeye çalışayım.
Kız kardeşime bir abiden çok arkadaş gibi davranmaya çalışırım, giyimine kuşamına hiçbir şekilde karışmam, Kardeşim benden birşey saklamak zorunda değildir.
***
Henüz evli değilim, ama Kız arkadaşlrıma karşı da makul davrandığımı düşünüyorum, kuralcı-yasakçı olmak yerine, birbirini tamamlayabilmek, birlikte anı yaşamak çok daha güzel.
Tabi insanım yeri geldiğinde ben de kıskanmışımdır, kıskanılmışımdır da, ama herşey dozunda güzel.
Bunu herşey çok mükemmel, ben çok mükemmelim anlamında söylemiyorum, ben dee bir kültürün içinden geldim, hiçbir şey birden olmadı, ama insan zamanla, tecrübe kazandıkça kalıplardan kurtuluyor.
Samimi yaklaşımınız için ben de teşekkür ederim.
İslamiyet ve beş para etmez hukuk sistemi kadını ezmekte ona değer vermemektedir fakat güle oynaya türbanı çarşafı takıp ikinci sınıf insan olmayı gönüllü arzu eden kadınlarımızda oldukça çogunluktadır.
Anadolu'da yeni evli olup eşi tarafından dövülen kadınların azmmetiricileri genellikle birey olamamış erkeklerin anneleri yengeleri ve kızkardeşleridir.Merak edenler jandarma karakollarında konu hakkında araştırmalar yapabilirler.Jandarmaya yansıtılmamış olaylar ise yansıyanlardan çoğunluk teşkil ederler.
Şehirlerin klimalı odaları bürolarında oturanların altı çizilen konu hakkında yeteri kadar bilgileri olmaları beklenemez.Sayın Perihan Mağden'de bir zamanlar hiç görmediği bilgi sahibi olmadığı F tipi hapishaneler hakkında uzun uzun yazılar yazmaktaydı.Yukarıda düşüncelerini yazanlar aynı hataya düşmüşler.
Ağızlarından doğmatizmi düşürmeyen hukuk profesörlerinin olduğu ülkede yaşamak zorunda isek kadınlara eşit haklar özgürlükler beklememiz saflık olur.Önce kadınlar sivil toplum örgütlerinde birleşmeli dayanışma içinde olmalıdırlar.
Yukarıda düşüncelerini yazanlar aynı hataya düşmüşler.
Sanırım bu cümlenin muhataplarından biri olmalıyım.
Lakin, yıllardır sahada çalışan biri olduğumdan üstüme alınmayı hiç düşünmüyorum.
Önce kadınlar sivil toplum örgütlerinde birleşmeli dayanışma içinde olmalıdırlar.
Meraktan soruyorum, sizin üyesi olduğunuz STK var mı, bu alanda çalışan?
TurkceRap
07-08-2011, 23:37
İslamiyet ve beş para etmez hukuk sistemi kadını ezmekte ona değer vermemektedir fakat güle oynaya türbanı çarşafı takıp ikinci sınıf insan olmayı gönüllü arzu eden kadınlarımızda oldukça çogunluktadır.
Anadolu'da yeni evli olup eşi tarafından dövülen kadınların azmmetiricileri genellikle birey olamamış erkeklerin anneleri yengeleri ve kızkardeşleridir.Merak edenler jandarma karakollarında konu hakkında araştırmalar yapabilirler.Jandarmaya yansıtılmamış olaylar ise yansıyanlardan çoğunluk teşkil ederler.
Şehirlerin klimalı odaları bürolarında oturanların altı çizilen konu hakkında yeteri kadar bilgileri olmaları beklenemez.Sayın Perihan Mağden'de bir zamanlar hiç görmediği bilgi sahibi olmadığı F tipi hapishaneler hakkında uzun uzun yazılar yazmaktaydı.Yukarıda düşüncelerini yazanlar aynı hataya düşmüşler.
Ağızlarından doğmatizmi düşürmeyen hukuk profesörlerinin olduğu ülkede yaşamak zorunda isek kadınlara eşit haklar özgürlükler beklememiz saflık olur.Önce kadınlar sivil toplum örgütlerinde birleşmeli dayanışma içinde olmalıdırlar.
Belki de biz sanırım Türkiyedeki kadınların tek tip davranış göstermelerini bekliyoruz, halbuki onların da içlerinde sivrilen, baş kaldıran anarşist ruhlu insanlar olsa da diğerlerinin arasında biraz geri planda kalıyorlar sanırım.
ama gerçekten benim de sizinle hemfikir olduğum bir konu var ki o da Türkiyedeki kadınlar kabuğundan çıkmak için yeterince özveri göstermiyorlar.
Türkiye'de kadının birinci düşmanı kadındır.Dövülen ezilen kadınların çoğunluğunun azmettiricileri kadınlardır.Aslında erkekler kadınlara mahküm zavallı yaratıklardır. Doğmatizmin baş rollerini oynamış olduğu egitim ve hukuk sistemi değişime uğramadıkça kadınların gerçek düşmanları kadınlar olarak kalacaktır.
Gösterimde olanlara değil mutfağa girip bakmak neyin ne olduğu hakkında doğru bilgilere ulaşmamızı sağlar.
Tartışmalarda kişilerin özel yaşantıları sorgulanmamalı.Sanal sistemde sorgulamak ise hiç olmaz.Ayrıca tanışma başlığında TSK elemanı olduğumu yazmıştım.Yazdığıma da özgür beyinsiz isimli üye pişman etti etmeye devam ediyor.
Olimpiyat
08-08-2011, 16:14
.Aslında erkekler kadınlara mahküm zavallı yaratıklardır.
bunu açabilir misiniz ?
bir erkek olarak alındım biraz
darkmasturbater
08-08-2011, 16:44
Aslında erkekler kadınlara mahküm zavallı yaratıklardır.
Toptan butun erkekleri bu sekilde genellemek pek rasyonel olmaz sanirim.Cesit cesit erkek var.Gayler mesela kendi kendine yeten bir topluluk cok taktir ediyorum onlari:)
Kadinin bugunku halinden kurtulabilmesi icin erkeklere/kadinlara yani toplam olarak aydin insanlara ihtiyaci vardir.
Her insan etrafindaki bir kadina bilinc asilasa 20 yil sonra boyle sorunlari konusmuyor oluruz.
Ben uzerime dusen gorevi kiz kardesime destek cikarak yaptigimi dusunuyorum.Aileme karsi basini acti, babama ozgur bir bireye karisamazsiniz, hareketlerinden kendisi sorumludur dedim ve kabul ettirdim.
Türkiye'de kadının birinci düşmanı kadındır.Dövülen ezilen kadınların çoğunluğunun azmettiricileri kadınlardır.
Sayın gaga,
size cevap yazmaya başladığımdan beri hep aynı şeyi söylüyor, aynı örneği veriyorsunuz.
"Dövülen ezilen kadınların azmettiricileri kadınlardır" diyorsunuz başka birşey demiyorsunuz.
Sizin Türkiye gerçeğinden, sahadan bihaber olduğunuza artık eminim.
Şu açıklamanızı okuduktan sonra ise sizi anladım.
TSK elemanı olduğumu
TSK elemanı kadınlarda en çok dikkatimi çeken husus, bir erkek mesleği olarak algılanan bu işi yapabilmek için eril zihniyete sahip olma gerekliliği ve toplumsal cinsiyetin onlara dayattıklarından kesinlikle bihaber olmaları.
Türkiye'de de Dünyada da değişmeyen birşey var ki, üst kadrolara gelen kadın dahi olsa eril zihniyete sahip olmak zorundadır, cinsiyetini bir tarafa bırakmak zorundadır. Cinsiyetini bir tarafa bırakınca unisex kalmayı dahi eksiklik olarak görüp erkekleşmek, erkek gibi düşünmek ve erkek egemen toplumun tüm erkek egemen savunularını almak, kendine mal etmek zorundadır(ya da öyle zanneder).
Özellikle toplumun sosyal yapısı ve eskiden beri gelip dayatılan toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin yazdıklarımın sizin niçin hiç ilginizi celp etmediğini anlıyorum ve tartışmamıza kendi açımdan nokta koyuyorum.
İstisnasız herkesin toplumsal cinsiyet dersleri almaya ihtiyacı var. Eğitimli olmakla farkında olmak (Farkındalık) apayrı kavramlar.
TurkceRap
09-08-2011, 12:36
Aslında erkekler kadınlara mahküm zavallı yaratıklardır.
Bu sözünüzde biraz uçmuşsunuz kusura bakmayın.
Nasılki Bir kadının ekonomik özgürlüğü olmaması ya da kas gücünün gelişmemiş olması onların erkeklere mahkum "zavallı yaratıklar" olduğu anlamına gelmezse, Erkeklerin ev işlerine yatkınlığı olmaması da erkeklerin sizin değiminizle "kadınlara mahkum zavallı yaratıklar" olduğu anlamına gelmez.
bir şekilde görev paylaşıyoruz ve birbirimizi tamamlıyoruz, bu kadar basit.
basmagul
09-08-2011, 12:52
"Kadina guven olmaz.Allah bir tanesine guvense peygamber gonderirdi" diyen bir yobaza soyle cevap verdigimi hatirliyorum.
Belkide zir cahilligi,sahtekarligi,katilligi,enses iliskiyi daha cok yakistirdigi icin elcilerini erkeklerden secmistir :)
Aslında TSK elemanı değil, hemşireyim.Şaka yapmıştım.
Hemşirelik hoşuma gitmezse sekreter olabilir veya avukatlık da yapabilirim.Belki sadece kadınların yaptığı bir mesleğin olması daha iyi olur.En azından sanalda özel kamuflaj sahibi olurum.
Ortaya sunulan düşünceler değilde illa düşünce sahibinin yaşantısı mesleği ile neden ilgilenme arzusu ile yanıp tutuşurlar anlamış değilim.Mesleğini özel yaşantısını öğrenip bir kanca takıp çorap örmeye başlamayı çok sevmekteler.
Hemşire gaga diyor ki: Kadının birinci düşmanı kadındır.Kadınları döven onlara eziyet eden erkeklerin anaları ile konuşma imkanları olan oldu mu?Eğer kadın entellektüel ve aydın ise en büyük ve daimi düşmanı kadındır.Erkekleri koruyup kolladığımı sananlar çok yanılmaktalar.
Olimpiyat
09-08-2011, 16:52
seni gerçek yaşamda tanımak isterdim..enteresan birisine benziyorsun sayın gaga :)
Eğer kadın entellektüel ve aydın ise en büyük ve daimi düşmanı kadındır.Erkekleri koruyup kolladığımı sananlar çok yanılmaktalar.
Sayın gaga , ikimizde aynı ülkede yaşıyoruz ama aynı resme bakıp farklı çıkarımlar yapıyoruz. Belli ki bazı düşünceleriniz kalıplaşmış,-belki biraz kişel tecrübelere dayalı fikirleriniz- . Daha derine bakarak , bu durumu ortaya çıkaran tüm öğeleri analiz ederek bir sonuca varmak gibi bir isteğiniz yok anladığım kadarıyla.
Bahsettiğiniz türden olaylara biz de şahit oluyoruz, hatta kendi ailelerimizin içinde birebir. Ama hiçbir zaman hemcinslerimizi hedef tahtasına oturtmadık.
Aslında bu cümleleri yazarken boşa yazdığımı biliyorum, sayın gaga, ama olsun ,bir umut,seviyorum ülkemin kadınını (ve erkeğini-insanını) ve daha iyi bir yeri hak ettiğini düşünüyorum. :)
Nasılki Bir kadının ekonomik özgürlüğü olmaması ya da kas gücünün gelişmemiş olması onların erkeklere mahkum "zavallı yaratıklar" olduğu anlamına gelmezse, Erkeklerin ev işlerine yatkınlığı olmaması da erkeklerin sizin değiminizle "kadınlara mahkum zavallı yaratıklar" olduğu anlamına gelmez.
bir şekilde görev paylaşıyoruz ve birbirimizi tamamlıyoruz, bu kadar basit.
Sayın gaga, bu cümleyi kurarken 'bence' - kadın doğuruyor ,kadın yetiştiriyor,erkeği olduğu şey haline kadın getiriyor ,yani aslında oldukları şey oldukları için erkeklerin bir suçu yok, sorumlu kadın-demek istiyor. Ki doğru anladıysam kesinlikle katılmıyorum.
Kadınların fiziksel durumu konu edildiğinde aklıma gelen ilk şey şu türden söylemler: kadınlara saygı duyuyoruz çünkü onlar zayıf yaratıklar her daim korunmaya ve kollanmaya ihtiyaçları var - ben bu cümleden saygıya dair hiç bir şey çıkaramıyorum, bu cümleden çıkan tek şey kadınları korumak kollamak kisvesi altında onlara sınırlar çizen bir anlayış-zayıf yaratıklarız ya güya ,aslında bize değer verdikleri için böyle yapıyorlar. Bir çok insan böyle düşünüyor -kadın olsun erkek olsun-eğitimli olsun eğitimsiz olsun.
Bir de insanlıktan nasibini almayan odunlar var. Şahsen tanıdığım odunlardan birisi bir bayan arkadaşın yanında yürüyor ,bayanın elinde ağır olduğu belli poşetler var, erkek arkadaşa şaka yolla yardım etmesini ima ediyoruz aldığımız cevap şu : Hani kadınlarla erkekler eşit ti?
Bu durumun kadın erkek eşitliği ile ne alakası var, insanlıkla alakası var. Merak edenler için o erkek arkadaş yardım etmedi. Kadın erkek eşitliği er meydanı meselesi herhalde böyleler için.
Erkeklerin ev işlerine yatkın olmadığı yaklaşımı çok doğru bir yaklaşım değil. Yani hangi bayan ev işlerini anasının karnında öğrenerek doğuyorki.? Yatkınlık kelimesinin en genel anlamı alışkanlıklar sonucu elde edilen bir şey olmasıdır. Mutfakta ,elinizde süpürge ile yetiştiriliyorsunuz, sonucun ne olmasını bekleyebiliriz ki, alışkanlık. En basitinden bir masayı kaldırmanın, bir koltuğu çekmenin bir çay yapmanın vb. yatkınlıkla alaksı yok. Bunun kadının görevi gibi algılanmasının karşısındayım kesinlikle. Ve şunu da görüyoruz ,bir çok erkek toplumun onlara sağladığı bu durumun yanlışlığının farkında olsada kafa yormuyor, nasıl olsa böyle bir avantajı var niye kullanmasın ki?
Ben erkek olsam sonuna kadar kullanırdım :)
Umarım kendimi ifade edebildim
Saygılarımla...
AlbatrosS
11-08-2011, 10:24
Evet gerçekleri ıskalamaya devam edelim, Yeterki feminizmin ucube argumanları kendine zemin bulsun da ne olursa olsun, yoksa kim takar kadınların sorunlarına somut argumanlarla yaklaşmayı değil mi?
Süsen Erkuş'u da tartışmaya davet edelim hiç birşey eksik kalmasın.
* ermeni katliamlarında ''ermeni soykırımına katılmış kürt,laz, çerkez aşiretleri''ni kimin hanesine yazıyoruz sayın rap?
* ulusalcılar ''katliamı kürtler yaptı, biz değil'' dediğinde ne cevap veriyorsunuz? (bunun karşıtını ''türkler'' olarak değil, devlet olarak gördüğümü belirteyim)
* kc'nin oldukça güzel ifade ettiği ''toplumsal cinsiyet''i görmezden gelemezsiniz. ''erkekleri kadınlar yetiştiriyor'' mantığı , sıkıntılıdır. yukarıdaki örneğe delalet eder.
* çalıştırılmayan, okutulmayan ve ''bağımlı'' yetiştirilen bir kadın nereye kadar mücadele edebilir?
* erkek egemen ahlaki değerler bünyesinde ''özgür kişilik gelişimi'' kriterlerinden erkekler kadar nasiplenmemiş(erkek kimliği toplumsal takdir, kabul ve onay mekanizmalarınca pervasızca desteklenirken) kadınlar ne yapabilir?
* kendi oğlunu/yeğenini pavyona götüren, erkekliğini her daim okşayan ve destekleyen bir toplumsal yapıda ''edepli gülmemesi'' bile sorun addedilen, her adımı, eylemi ve hareketiyle daimi bir ''formel biçimlendirme''ye maruz kalan bir bireyin kişilik gelişimi ''sakatlanır'' arkadaşım. bunlar feminist ''zırvalar'' değil; ''psiko-sosyal gelişim süreci'' gerçekleridir.
* zahmet olacak ama, birkaç tane ''gelişim psikolojisi'' yahut ''eğitim pedagojisi'' kitabı okuyun.
* feminizm özünde toplumsal primitif kimlikler ve genel ahlak eleştirisidir. özellikle radikal feminist akımların yaptığı budur.
* feministler, özellikle radikal feministler, erkek egemen kültürü ve toplumsal cinsiyet kategorilerini psiko-dinamik yaklaşımlar ve gelişim psikolojisi yönüyle eleştirirler.
* eril kültürün kadın düşmanlığı, erkek çocuğunun gelişim süreçlerindeki ''çatışma/travma'' dönemlerindeki doğal seyrinin ''manipüle'' edilmiş halidir. anneye duyulan aşk ve ondan ilk kopuş döneminde ahlaki gelişim süreci de şekillenir. sağlıklı bir ebeveyn rehberliği ile güven ilişkisi temin edilmezse, bu dönemde yaşanan travma ve çatışma ileriki dönemlerde ahlaki ön yargılar ve muhtemel bazı şahsi deneyimler nedeniyle ''nefret''e döner.
* şiddet kültürünün farklı toplumsal mekanizmalarla olumlanması ve cehaleti de eklediğimizde ''psikopat erkek'' modeli ortaya çıkar.
* kadının çatışma mekanizmaları da buna benzer; ancak, biraz daha farklıdır.kız çocuklarıysa doğal kriz dönemlerinde ve ilk ahlaki gelişim süreçlerinde kendi kimliklerinin ''ayıplı, eksik ve sakıncalı'' olduğunu öğrenerek yetişir. bakın, bu dediğimiz 3-5 yaşlardan başlayıp erinlik dönemine gider. bu öyle bir baskı ve ayıplanmadır ki, çocuğun özgür kişilik gelişimini ciddi derecede sakatlar.
* bu ülkede her on kadından 4-5'inde ''vajinismus'' denen rahatsızlık görülüyor sayın RAP! bunun nasıl bir baskı, işlenmişlik ve psiko-sosyal sakatlanma olduğunu anlamadığınız belli. ağrılı cinsel ilişkinin sebebi hikmeti ne ola? cinsel kimliğinin ayıp, sakıncalı ve cinselliğin ''günah, yasak'' olarak görülmesi.
* cinsel ilişkide ağrı yaşamasa dahi, birçok kadın yıllarca evli kalmasına rağmen cinsel uyarılma mekanizmalarını dahi keşfedemeyip orgazm olamaz.
* ben 30 küsur yaşına gelip de ''mastürbasyon'' yapmayı bile bilmeyen kadınlar tanıdım. (mastürbasyon bedeni keşfetmenin bir aracıdır)
* ayıplı, günahlı, eksik ve yasak saydığı bir kimlik ve o kimliğin isteklerini ne kadar öğrenebiliyorsa okadar öğreniyor kadınlar.
* gerisi toplumsal-siyasal organizasyonlarla alakalıdır. bu ülkede 'sendikalı işçi' oranı nedir ki ''örgütlü kadın'' oranı ne olsun?
TurkceRap
28-08-2011, 15:48
* ermeni katliamlarında ''ermeni soykırımına katılmış kürt,laz, çerkez aşiretleri''ni kimin hanesine yazıyoruz sayın rap?
* ulusalcılar ''katliamı kürtler yaptı, biz değil'' dediğinde ne cevap veriyorsunuz? (bunun karşıtını ''türkler'' olarak değil, devlet olarak gördüğümü belirteyim)
* kc'nin oldukça güzel ifade ettiği ''toplumsal cinsiyet''i görmezden gelemezsiniz. ''erkekleri kadınlar yetiştiriyor'' mantığı , sıkıntılıdır. yukarıdaki örneğe delalet eder.
* çalıştırılmayan, okutulmayan ve ''bağımlı'' yetiştirilen bir kadın nereye kadar mücadele edebilir?
* erkek egemen ahlaki değerler bünyesinde ''özgür kişilik gelişimi'' kriterlerinden erkekler kadar nasiplenmemiş(erkek kimliği toplumsal takdir, kabul ve onay mekanizmalarınca pervasızca desteklenirken) kadınlar ne yapabilir?
* kendi oğlunu/yeğenini pavyona götüren, erkekliğini her daim okşayan ve destekleyen bir toplumsal yapıda ''edepli gülmemesi'' bile sorun addedilen, her adımı, eylemi ve hareketiyle daimi bir ''formel biçimlendirme''ye maruz kalan bir bireyin kişilik gelişimi ''sakatlanır'' arkadaşım. bunlar feminist ''zırvalar'' değil; ''psiko-sosyal gelişim süreci'' gerçekleridir.
* zahmet olacak ama, birkaç tane ''gelişim psikolojisi'' yahut ''eğitim pedagojisi'' kitabı okuyun.
* feminizm özünde toplumsal primitif kimlikler ve genel ahlak eleştirisidir. özellikle radikal feminist akımların yaptığı budur.
* feministler, özellikle radikal feministler, erkek egemen kültürü ve toplumsal cinsiyet kategorilerini psiko-dinamik yaklaşımlar ve gelişim psikolojisi yönüyle eleştirirler.
* eril kültürün kadın düşmanlığı, erkek çocuğunun gelişim süreçlerindeki ''çatışma/travma'' dönemlerindeki doğal seyrinin ''manipüle'' edilmiş halidir. anneye duyulan aşk ve ondan ilk kopuş döneminde ahlaki gelişim süreci de şekillenir. sağlıklı bir ebeveyn rehberliği ile güven ilişkisi temin edilmezse, bu dönemde yaşanan travma ve çatışma ileriki dönemlerde ahlaki ön yargılar ve muhtemel bazı şahsi deneyimler nedeniyle ''nefret''e döner.
* şiddet kültürünün farklı toplumsal mekanizmalarla olumlanması ve cehaleti de eklediğimizde ''psikopat erkek'' modeli ortaya çıkar.
* kadının çatışma mekanizmaları da buna benzer; ancak, biraz daha farklıdır.kız çocuklarıysa doğal kriz dönemlerinde ve ilk ahlaki gelişim süreçlerinde kendi kimliklerinin ''ayıplı, eksik ve sakıncalı'' olduğunu öğrenerek yetişir. bakın, bu dediğimiz 3-5 yaşlardan başlayıp erinlik dönemine gider. bu öyle bir baskı ve ayıplanmadır ki, çocuğun özgür kişilik gelişimini ciddi derecede sakatlar.
* bu ülkede her on kadından 4-5'inde ''vajinismus'' denen rahatsızlık görülüyor sayın RAP! bunun nasıl bir baskı, işlenmişlik ve psiko-sosyal sakatlanma olduğunu anlamadığınız belli. ağrılı cinsel ilişkinin sebebi hikmeti ne ola? cinsel kimliğinin ayıp, sakıncalı ve cinselliğin ''günah, yasak'' olarak görülmesi.
* cinsel ilişkide ağrı yaşamasa dahi, birçok kadın yıllarca evli kalmasına rağmen cinsel uyarılma mekanizmalarını dahi keşfedemeyip orgazm olamaz.
* ben 30 küsur yaşına gelip de ''mastürbasyon'' yapmayı bile bilmeyen kadınlar tanıdım. (mastürbasyon bedeni keşfetmenin bir aracıdır)
* ayıplı, günahlı, eksik ve yasak saydığı bir kimlik ve o kimliğin isteklerini ne kadar öğrenebiliyorsa okadar öğreniyor kadınlar.
* gerisi toplumsal-siyasal organizasyonlarla alakalıdır. bu ülkede 'sendikalı işçi' oranı nedir ki ''örgütlü kadın'' oranı ne olsun?
Tek birşey soriym, Siz bu konudaki mesajlarımı önceki sayfadan itibaren okudunuzmu?
TurkceRap
28-08-2011, 15:59
Sayın gaga, bu cümleyi kurarken 'bence' - kadın doğuruyor ,kadın yetiştiriyor,erkeği olduğu şey haline kadın getiriyor ,yani aslında oldukları şey oldukları için erkeklerin bir suçu yok, sorumlu kadın-demek istiyor. Ki doğru anladıysam kesinlikle katılmıyorum.
Kadınların fiziksel durumu konu edildiğinde aklıma gelen ilk şey şu türden söylemler: kadınlara saygı duyuyoruz çünkü onlar zayıf yaratıklar her daim korunmaya ve kollanmaya ihtiyaçları var - ben bu cümleden saygıya dair hiç bir şey çıkaramıyorum, bu cümleden çıkan tek şey kadınları korumak kollamak kisvesi altında onlara sınırlar çizen bir anlayış-zayıf yaratıklarız ya güya ,aslında bize değer verdikleri için böyle yapıyorlar. Bir çok insan böyle düşünüyor -kadın olsun erkek olsun-eğitimli olsun eğitimsiz olsun.
Bir de insanlıktan nasibini almayan odunlar var. Şahsen tanıdığım odunlardan birisi bir bayan arkadaşın yanında yürüyor ,bayanın elinde ağır olduğu belli poşetler var, erkek arkadaşa şaka yolla yardım etmesini ima ediyoruz aldığımız cevap şu : Hani kadınlarla erkekler eşit ti?
Bu durumun kadın erkek eşitliği ile ne alakası var, insanlıkla alakası var. Merak edenler için o erkek arkadaş yardım etmedi. Kadın erkek eşitliği er meydanı meselesi herhalde böyleler için.
Erkeklerin ev işlerine yatkın olmadığı yaklaşımı çok doğru bir yaklaşım değil. Yani hangi bayan ev işlerini anasının karnında öğrenerek doğuyorki.? Yatkınlık kelimesinin en genel anlamı alışkanlıklar sonucu elde edilen bir şey olmasıdır. Mutfakta ,elinizde süpürge ile yetiştiriliyorsunuz, sonucun ne olmasını bekleyebiliriz ki, alışkanlık. En basitinden bir masayı kaldırmanın, bir koltuğu çekmenin bir çay yapmanın vb. yatkınlıkla alaksı yok. Bunun kadının görevi gibi algılanmasının karşısındayım kesinlikle. Ve şunu da görüyoruz ,bir çok erkek toplumun onlara sağladığı bu durumun yanlışlığının farkında olsada kafa yormuyor, nasıl olsa böyle bir avantajı var niye kullanmasın ki?
Ben erkek olsam sonuna kadar kullanırdım :)
Umarım kendimi ifade edebildim
Saygılarımla...
Hayır ben onu sadece Gaga'nın söyleminin doğru olmadığını vurgulamak için örnekledim, Evet kadınlar, Bazı işlere bizden daha yatkındır, ev işleri de buna dahil, ama ben öyle olduğu için illaki de bu role sıkışıp kalmalıdır gibi birşey söylemiyorum.
Sadece bir şekilde birbirimizi tamamlıyoruz, ama öyle, ama böyle görev paylaşıyoruz demiştim özetle.
AlbatrosS
29-08-2011, 21:51
Tek birşey soriym, Siz bu konudaki mesajlarımı önceki sayfadan itibaren okudunuzmu?
şu an ne yazdığınızı hatırlamıyorum; ancak, o zaman okumuştum... asıl siz benim neyden bahsettiğimi anladınız mı? ''feminist zırvalar'' dediğiniz şey ''geleneksel ahlaki kültür''ün gelişim sürecini nasıl sakatladığıdır.
TurkceRap
02-09-2011, 21:03
şu an ne yazdığınızı hatırlamıyorum; ancak, o zaman okumuştum... asıl siz benim neyden bahsettiğimi anladınız mı? ''feminist zırvalar'' dediğiniz şey ''geleneksel ahlaki kültür''ün gelişim sürecini nasıl sakatladığıdır.
işte ben de diyorumki bunlar benim bu konudaki iletilerimden alıntı yapılacaksa en son kullanılması gereken argumanlar bile değil.
Günümüzün çirkin ve geçkin feministleri güzellik yarışmalarına karşı çıkarken de eminim kadın hakları kıskançlıklarını sardıkları en güzel ambalaj olsa gerek.
Feminizm günümüzde kendi başlı başına sakatlanmış bir yapı, o Yüzden konuyu feminizm tartışmasına çevirirsek, konunun özünden fazlasıyla uzaklaşırız gibime geliyor.
Geleneksel toplum, Toplumsal cinsiyet, kadınlar üzerindeki baskı, tamam bunlarda hem fikiriz, Fakat eğer sorunları sadece birtakım etmenlerin üzerine atarsak, Türkiyede kadınların önemli bir çoğunluğunun birşeylerin değişmesi için yeterince çaba göstermediği gerçeğini ıskalamış oluruz, özetle söylediğim budur.
AlbatrosS
02-09-2011, 23:23
işte ben de diyorumki bunlar benim bu konudaki iletilerimden alıntı yapılacaksa en son kullanılması gereken argumanlar bile değil.
Günümüzün çirkin ve geçkin feministleri güzellik yarışmalarına karşı çıkarken de eminim kadın hakları kıskançlıklarını sardıkları en güzel ambalaj olsa gerek.
Feminizm günümüzde kendi başlı başına sakatlanmış bir yapı, o Yüzden konuyu feminizm tartışmasına çevirirsek, konunun özünden fazlasıyla uzaklaşırız gibime geliyor.
Geleneksel toplum, Toplumsal cinsiyet, kadınlar üzerindeki baskı, tamam bunlarda hem fikiriz, Fakat eğer sorunları sadece birtakım etmenlerin üzerine atarsak, Türkiyede kadınların önemli bir çoğunluğunun birşeylerin değişmesi için yeterince çaba göstermediği gerçeğini ıskalamış oluruz, özetle söylediğim budur.
* ''Çirkin ve geçkin feministler'' önermesi'nin ima ettiği ''kıskançlık mottosu'' liberallerin pek sevdiği argümanlardan biridir. Engin Ardıç ''bacılar''la ilgili yazısının temelinde de benzer bir paradigma'dan yola çıkmıştı mesela: çirkin devrimci kızları kimse öpmediği için!
*http://www.google.com.tr/imgres?q=hande+%C3%B6%C4%9F%C3%BCt&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=kbMZWxTAR8ja4M:&imgrefurl=http://kritisyen.blogspot.com/2009/04/feminist-utopyalar-bir-sabah-uyandgnda.html&docid=Qlf_76DlovK-rM&w=147&h=220&ei=SDVhTqiyMq6Q4gTzjfV-&zoom=1(hande öğüt)
* Bu da Engin Ardıç ve O'nun gibi düşünenlere gelsin:
http://www.kotusozluk.com/gorseller/19561/6
camilia
Bunlar da eylem yapan çirkin feministler:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=MmT0ofOn4zrXWM:&imgrefurl=http://www.kaosgl.com/sayfa.php%3Fid%3D9237&docid=xD3e5Vz_znaJUM&w=430&h=287&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=pdciRtPZqQj8QM:&imgrefurl=http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2011/08/kibris-feminist-insiyatifi-eylemi-%25E2%2580%259Cbedenimden-ve-ulkemden-elini-cek%25E2%2580%259D/&docid=uLYx_56XGe4PMM&w=448&h=299&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
Hele şuradaki çirkinler yok mu, insan erkekliğinden soğuyor:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=3jaYebcC2J0o0M:&imgrefurl=http://aktuel.mynet.com/galeri/yasam/ukraynada-femen-protestolari-curetkar-eylemlere-devam/4688/159747/sayfa/152/&docid=19z7BHMmIVR_qM&w=700&h=466&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=fQHWNg1DZ8_AuM:&imgrefurl=http://www.turkhaberler.net/guncel/istanbul-polisini-stres-basti.htm&docid=6HPQ8uG6QG-YVM&w=463&h=329&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=yfEBdWdhJNqKPM:&imgrefurl=http://www.esin.com/tag_ukrayna-femen-grubu-eylem.html&docid=XyWeN8uKpa2uNM&w=343&h=257&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
antepli çirkin üniversiteli feministler:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=vlcnp4yaSCJcSM:&imgrefurl=http://www1.gantep.edu.tr/~habermerkezi/%3Fp%3D4869&docid=1txvTRBP1op-VM&w=700&h=320&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
aktivist, mağdur ve demokrat bir çirkin:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=-QSBIjBYRnoPBM:&imgrefurl=http://www.amargi.org.tr/%3Fq%3Dnode/461&docid=45Egx9D6tyulhM&w=141&h=200&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
Netice olarak:
''Geleneksel toplum, Toplumsal cinsiyet, kadınlar üzerindeki baskı, tamam bunlarda hem fikiriz, Fakat eğer sorunları sadece birtakım etmenlerin üzerine atarsak, Türkiyede kadınların önemli bir çoğunluğunun birşeylerin değişmesi için yeterince çaba göstermediği gerçeğini ıskalamış oluruz, özetle söylediğim budur.''
Kadın kimliği üzerindeki psiko-sosyal baskı üzerinde az buçuk fikir sahibi biri, bunun ''tamam, bu var; ama kadınlar da şöle-böle'' demekten epey imtina ederdi zaten.
Kadının sosyal gelişim evrelerinde maruz kaldığı, resmen bir ''örgütlenmiş iğdiş etme'' metaforundan bahsediyoruz. Kadının tarihsel geri kalmışlığının kökeni, tüm toplumsal iletişim ağlarından en bariz mitik tahkiyelere değin sinmiş sinsi baskılama mekanizmaları...
''tamam, ama kadın sorumluluğu'' deyip kestirip atılabilecek bir mevzu değil; bin yıllardır, üzerine inşa edilmiş kocaman bir sosyo-psikolojik katmanlar. Kusura bakma, ama biraz amiyane ifadeyle ''boru değil''. Senin o tiril tiril minilerle, makyajlarla, full modayla gördüğün kadın ''imaj''ının derununda yatan, azıcık deştiğinde su yüzüne çıkan ''nevroz türleri, histeri, şizofreni''. Tamam bakkala ekmek almaya gidiyor, eğitim alıyor hatta sevgilisi dahi oluyor; ancak, ötesi? Kuşaklar ve kuşaklar boyu rehabilite işi bu. 30 sene, bol alış-veriş merkezi, starbuckslar ve tiril tiril modayla atlatılmıyor. Zevahire aldanırsak işimiz yaş: Mistifiye edilmiş eril şizofrenik taassub bu, ille de/hala da gelir ''zar dikimi'' yaptırır hani! Hemi de İstanbul'un göbeğinde yapar da, gözlerin/m şaşar.
Cehalet her yerde baki, isveç'te dahi. Gel gör ki ''gelenek'' başka bişi. Bak, Almancı'lar değişti mi, ne zaman değişti? 3. kuşakta ancak...
Tencerede tavuk olmak, Turkiyede kadin olmaktan evladir:)
Kadinin statusu, bulundugu ortam ile direk baglantilidir. Erkegin kulu kolesi olanlar, esir hayati yasayanlar oldugu gibi, tam aksi de mumkundur.
TurkceRap
03-09-2011, 20:12
* ''Çirkin ve geçkin feministler'' önermesi'nin ima ettiği ''kıskançlık mottosu'' liberallerin pek sevdiği argümanlardan biridir. Engin Ardıç ''bacılar''la ilgili yazısının temelinde de benzer bir paradigma'dan yola çıkmıştı mesela: çirkin devrimci kızları kimse öpmediği için!
*http://www.google.com.tr/imgres?q=hande+%C3%B6%C4%9F%C3%BCt&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=kbMZWxTAR8ja4M:&imgrefurl=http://kritisyen.blogspot.com/2009/04/feminist-utopyalar-bir-sabah-uyandgnda.html&docid=Qlf_76DlovK-rM&w=147&h=220&ei=SDVhTqiyMq6Q4gTzjfV-&zoom=1(hande öğüt)
* Bu da Engin Ardıç ve O'nun gibi düşünenlere gelsin:
http://www.kotusozluk.com/gorseller/19561/6
camilia
Bunlar da eylem yapan çirkin feministler:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=MmT0ofOn4zrXWM:&imgrefurl=http://www.kaosgl.com/sayfa.php%3Fid%3D9237&docid=xD3e5Vz_znaJUM&w=430&h=287&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=pdciRtPZqQj8QM:&imgrefurl=http://www.yenicag.com.cy/yenicag/2011/08/kibris-feminist-insiyatifi-eylemi-%25E2%2580%259Cbedenimden-ve-ulkemden-elini-cek%25E2%2580%259D/&docid=uLYx_56XGe4PMM&w=448&h=299&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
Hele şuradaki çirkinler yok mu, insan erkekliğinden soğuyor:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=3jaYebcC2J0o0M:&imgrefurl=http://aktuel.mynet.com/galeri/yasam/ukraynada-femen-protestolari-curetkar-eylemlere-devam/4688/159747/sayfa/152/&docid=19z7BHMmIVR_qM&w=700&h=466&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=fQHWNg1DZ8_AuM:&imgrefurl=http://www.turkhaberler.net/guncel/istanbul-polisini-stres-basti.htm&docid=6HPQ8uG6QG-YVM&w=463&h=329&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=yfEBdWdhJNqKPM:&imgrefurl=http://www.esin.com/tag_ukrayna-femen-grubu-eylem.html&docid=XyWeN8uKpa2uNM&w=343&h=257&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
antepli çirkin üniversiteli feministler:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=vlcnp4yaSCJcSM:&imgrefurl=http://www1.gantep.edu.tr/~habermerkezi/%3Fp%3D4869&docid=1txvTRBP1op-VM&w=700&h=320&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
aktivist, mağdur ve demokrat bir çirkin:
http://www.google.com.tr/imgres?q=feminist+eylemler&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=-QSBIjBYRnoPBM:&imgrefurl=http://www.amargi.org.tr/%3Fq%3Dnode/461&docid=45Egx9D6tyulhM&w=141&h=200&ei=1DZhTpqPLa324QS2-Yle&zoom=1
Netice olarak:
''Geleneksel toplum, Toplumsal cinsiyet, kadınlar üzerindeki baskı, tamam bunlarda hem fikiriz, Fakat eğer sorunları sadece birtakım etmenlerin üzerine atarsak, Türkiyede kadınların önemli bir çoğunluğunun birşeylerin değişmesi için yeterince çaba göstermediği gerçeğini ıskalamış oluruz, özetle söylediğim budur.''
Kadın kimliği üzerindeki psiko-sosyal baskı üzerinde az buçuk fikir sahibi biri, bunun ''tamam, bu var; ama kadınlar da şöle-böle'' demekten epey imtina ederdi zaten.
Kadının sosyal gelişim evrelerinde maruz kaldığı, resmen bir ''örgütlenmiş iğdiş etme'' metaforundan bahsediyoruz. Kadının tarihsel geri kalmışlığının kökeni, tüm toplumsal iletişim ağlarından en bariz mitik tahkiyelere değin sinmiş sinsi baskılama mekanizmaları...
''tamam, ama kadın sorumluluğu'' deyip kestirip atılabilecek bir mevzu değil; bin yıllardır, üzerine inşa edilmiş kocaman bir sosyo-psikolojik katmanlar. Kusura bakma, ama biraz amiyane ifadeyle ''boru değil''. Senin o tiril tiril minilerle, makyajlarla, full modayla gördüğün kadın ''imaj''ının derununda yatan, azıcık deştiğinde su yüzüne çıkan ''nevroz türleri, histeri, şizofreni''. Tamam bakkala ekmek almaya gidiyor, eğitim alıyor hatta sevgilisi dahi oluyor; ancak, ötesi? Kuşaklar ve kuşaklar boyu rehabilite işi bu. 30 sene, bol alış-veriş merkezi, starbuckslar ve tiril tiril modayla atlatılmıyor. Zevahire aldanırsak işimiz yaş: Mistifiye edilmiş eril şizofrenik taassub bu, ille de/hala da gelir ''zar dikimi'' yaptırır hani! Hemi de İstanbul'un göbeğinde yapar da, gözlerin/m şaşar.
Cehalet her yerde baki, isveç'te dahi. Gel gör ki ''gelenek'' başka bişi. Bak, Almancı'lar değişti mi, ne zaman değişti? 3. kuşakta ancak...
Açıkcası Engin Ardıç'ın yazılarını okumuşluğum yoktur, dolayısıyla kendisinin ne kadar Liberal olup olmadığı konusunda da fikir sahibi değilim, O yüzden, dilersen kendisine bir mail atar bak bu hatunlar senin bildiklerin değil amcaoğlu der orta parmak gösterirsin.
BEnim yazdığım iletilerden hangisinden güzel kadın aktivist olamaz sözünü çıkardın? BEn zaten yeterince çaba göstermiyorlar diyorum ki, Bu sadece protesto gösterilerine katılmak anlamında değil, toplumsal yapıda önemli yerlerde gördüğümüz kadın figürünün de çok az olduğunu söylüyorum.
Kusura bakma, psikolojik durumu yerinde, partneriyle ve çevresiyle olan ilişkilerinde fazla sorun yaşamayan bir kadının durduk yere erkek düşmanı olacağını düşünmüyorum ve bir öceki sayfa da da söyledim, Benim gözümde kadın düşmanı hödüklerden farksızlar.
Yeri gelmişken sorayım, Sahi neden alan memnun satan memnunken seks işçiliğine kılıç-kalkan saldırıyor bazı Feministler? Bu alanda çalışan kadın bunu istediği ve bundan fazlasıyla faydalandığı halde.
Peki ya güzellik yarışmalarına?
Senin koyduğuın resimlerdeki kişiler arasında bir anket yapmış olsak bu konularda, onlar üzerinde kendimizce bir değerlendirme yapabilirdik, ama elimizde böyle bir veri olmadığı için, o resimler bu başlıktaki arkasayfa güzelleri oluyor sadece.
Engellilerle ilgili sorunlarda engellilerin özeleştiri yapması gereken konuları görmezden gelip, bazı cahil insanların bilinçsizliğini tek neden olarak görmek ne kadar saçmaysa, Türkiyedeki kadınların kendileri için birşey yapması gerektiğini söyleyen, onları aktivist olmaya davet eden birine de bunları söylemek o kadar saçmadır.
Şunu da söyliyim, Ben Türkiyede çalışan-çabalayan kadın yok demiyorum, Elbette eminimki çok büyüük mücadeleler veren kadınlar var ki, onları kutluyorum, Fakat daha fazla kitlesel katılım gerekiyor.
AlbatrosS
04-09-2011, 02:31
Açıkcası Engin Ardıç'ın yazılarını okumuşluğum yoktur, dolayısıyla kendisinin ne kadar Liberal olup olmadığı konusunda da fikir sahibi değilim, O yüzden, dilersen kendisine bir mail atar bak bu hatunlar senin bildiklerin değil amcaoğlu der orta parmak gösterirsin.
BEnim yazdığım iletilerden hangisinden güzel kadın aktivist olamaz sözünü çıkardın? BEn zaten yeterince çaba göstermiyorlar diyorum ki, Bu sadece protesto gösterilerine katılmak anlamında değil, toplumsal yapıda önemli yerlerde gördüğümüz kadın figürünün de çok az olduğunu söylüyorum.
''Günümüzün çirkin ve geçkin feministleri güzellik yarışmalarına karşı çıkarken de eminim kadın hakları kıskançlıklarını sardıkları en güzel ambalaj olsa gerek.''
Bu mevzu liberallerin(yahut populistlerin) kullanmayı pek sevdikleri ''kıskançlık'' açılımıdır. Benzeri bir fikri, ''patronu/zengini kıskanan işçi'' önermesiyle de görebilirsin.
Kusura bakma, psikolojik durumu yerinde, partneriyle ve çevresiyle olan ilişkilerinde fazla sorun yaşamayan bir kadının durduk yere erkek düşmanı olacağını düşünmüyorum ve bir öceki sayfa da da söyledim, Benim gözümde kadın düşmanı hödüklerden farksızlar.
Şimdi bunun nesine cevap verelim sahiden bilemedim. Hali vakti ve psikolojisi yerinde ''sosyalist, anarşist'' olamaz mı? Hali vakti ve psikolojisi yerinde, üstelik Norveç'te yaşayan biri ''radikal feminist'' olamaz mı? Dahası, 15'inde kocaya verilip okuma imkanı bile bulamayan en sefil kadın tipolojilerinden mi çıkar bu ''radikaller'' yoksa kentli-eğitimli-orta sınıf okumuş kadınlardan mı?
Feminist teoriler, hak teorileri, siyaset bilimi ve psikoloji üzerine sağlam entelektüel okumalar yapmış kadınların kadınlardan müteşekkildir o ''çirkin feministler'', 15'lik cahil köylü güzelinden nadiren çıkar.
Mevzunun Türkiye sosyal alanı var ki o kendine özgü şartlarda değerlendirmeyi hakkeder. Zira, ''hali-vakti yerinde okumuş kentli kadının'' TC'de karşılaşabileceği ortalama erkek zihninin en demokratının sayısı 100 kişide ''3-5''tir anca. Tabi, siz liberaller mevzunun ''makyaj'' kısmıyla fazlaca meşgul olup psiko-sosyal yönünü pek sevmediğiniz için bunu idrake zorlanmaktasınız, malumumuz. Bir de ''performans yaklaşım'' var ki onu da birazdan izah edeceğiz.
Yeri gelmişken sorayım, Sahi neden alan memnun satan memnunken seks işçiliğine kılıç-kalkan saldırıyor bazı Feministler? Bu alanda çalışan kadın bunu istediği ve bundan fazlasıyla faydalandığı halde.
Çünkü ''alan'' belki evet; ancak ''satan'' sahiden memnun olmadığı yahut öyle olduğuna dair koca koca şehir efsaneleri olduğu için.
Seks işçiliği ve yan sanayi kolları özünde sosyal bir sorundur. Şu mevzuda liberallerin ''kerhane romantizmi''ne aldanıp kadınların bundan neredeyse ''mazoşist bir haz'' aldığını düşünmesi ne hazin. Seks işçiliği neyse özünde, mantıksal çerçevede ''mafya'' da ona benzer. Elbette kadın kimsenin parasını mafyatik yöntemlerle zorla gaspetmez; ancak, mafya'nın varlık sebebi(siyasal tüm veriler şimdilik bir yana, adi mafyadan bahsediyoruz) sosyal alandaki sorun kitle endeksidir. Bundan istisnai düzeyde mazoşist zevk alan, erkek iktidarını ve tplum ahlakını nihilist bir düzeyde bu şekilde delen psikodinamikler vs bir yana orta sınıf düzeyden lüks düzeye geçmek isteyen kadınlar da olabilir, ama geneli anlatmaz. O milyarlarca dolarlık villalarda çevrilen porno film endüstürisinin kaymağını da ''işçiler/oyuncular'' yemez doğal olarak. Ortalama bir oyuncunun bir filmden alabileceği ücret ortalama bir fahişenin gecelik ücreti kadardır belki de.
Tabi kapitalizm Usain Bolt'u gösterip herkese ''siz de koşabilirsiniz'' demekte oldukça mahir bir reklam/moda stratejisidir.
Peki ya güzellik yarışmalarına?
İletişim ve reklam stratejilerinde ''hedef kitle'' diye bir şey duydun mu hiç? Temel ''moda ve pazarlama'' stratejilerindendir. Senin sapla samanı fena halde karıştırdığın noktalardan biri de bu. Zira:
a. Feminist teori öncelikle eril ahlak'ın psiko-sosyal eleştirisidir. Eleştirdiğin şeyin ''ne olmadığını'' bilmen gerekir. Radikal feminist teorinin senin bahsettiğin ıvır-zıvır işlerle ve senin sandığın düzeyde bir işi yoktur.
b. Güzellik, reklam vb sektörlere gelen temel eleştiri şudur: Kadın bedeninin bir lastik reklamında dahi ''pazarlama malzemesi'' olarak sunumu. Bu apaçık bir ''meta fetişizmi''dir. Sinsi bir ''pazarlama taktiği'' olarak hemi de. Hedef kitlesi de erkeklerdir.
c. Senin mantığına göre düşünecek olsak, muhafazakar toplumlarda birçok kadın ''eril ahlaki değerleri benimser'', bu durumda eril ahlak'ın eleştirisi yersiz, biz iyisi mi ''kadın''ı eleştirelim.
Hayır, güzel kardeşim. Kadını hakim/egemen ahlaki kültür çerçevesinde ''cesaretlendirmek''le, onu ahlakın başat ve hegomonik olup tüm iktisadi-kültürel ilişkilerin(ki bunlar örgütlenmiş kurumsal düzeyde belirleyicidir) odağında benimsemek zorunda kaldığı/sesini çıkartamadığı şeyler için eleştirmek, onu bunlar için mesul kılmak saçmalıktır. Dahası, konforu pekala yerinde olan taraf olarak sorumsuzluktur. Değişmek zorunda olan başat aktör, iktidarın öznesi durumundaki erkektir, iktidarın hemen her alanda kurumsallaşarak temel belirleyen olduğumu duruma karşın ''kadın'' değil ki. Bu, sapkın bir toplumda dekolte giydiği için taciz edilen bir kadına ''tehlikeyi bile-isteye kışkırtıyorsun'' demek gibidir. Yahut, kendi hayvanlığı ve sapkınlığını göremeyen erkeğin mesuliyeti kadının üzerine atması gibi.
Durkheim'ın sosyolojik bir analiz öğesi olarak ''moda''yı seçmesi boşuna değil.
Senin koyduğuın resimlerdeki kişiler arasında bir anket yapmış olsak bu konularda, onlar üzerinde kendimizce bir değerlendirme yapabilirdik, ama elimizde böyle bir veri olmadığı için, o resimler bu başlıktaki arkasayfa güzelleri oluyor sadece.
Engellilerle ilgili sorunlarda engellilerin özeleştiri yapması gereken konuları görmezden gelip, bazı cahil insanların bilinçsizliğini tek neden olarak görmek ne kadar saçmaysa, Türkiyedeki kadınların kendileri için birşey yapması gerektiğini söyleyen, onları aktivist olmaya davet eden birine de bunları söylemek o kadar saçmadır.
Şunu da söyliyim, Ben Türkiyede çalışan-çabalayan kadın yok demiyorum, Elbette eminimki çok büyüük mücadeleler veren kadınlar var ki, onları kutluyorum, Fakat daha fazla kitlesel katılım gerekiyor.
Yaklaşımındaki temel sakatlıklardan biri de ''performans yaklaşım''dır. Yine liberallerin pek sevdiği mevzuların başında gelir. İşsizliğin %30'u bulduğu bir yerde insanlara ''Siz de Bill Gates olabilirsiniz, çalışıp üretin.'' demek gibidir bu. Eril kültür o derece farklı açılar, dinamikler ve varyasyonlar neticesinde katmanlara ayrılır ki, bu sakat bakış eril kültürün ''mistifiye makyajları''nı görmekten acizdir.
Kadınları zor koşullar altında cesaretlendirmek, erkeklerden farklı değilsiniz ve daha güçlü olabilirsiniz demek bir şeydir, onlara ''Neden Usain BOLT olamayasınız, çalışın sizin de olur'' demek başka bir şey. Anlamadığın yer de bu: Değil BOLT olmak, 100 metreyi 14 saniyede koşamayacak onca insan var. Sonsuz değişkenli sosyal ve kültürel yapıda, her kadın yardım almadan, tek başına ayakta kalamaz. İnsanca yaşayacağı(eşitliği geçtim, bakkala özgürce gideceği) bir duruma gelemez. Empati kurmaya çalışmanın önemi de buradadır. Dilediği kadar ''makyajlı'' olsun, o makyajın arkasında koca koca ''nevrozlar/travmalar'' yer alır. Başta erkeklerin şizofrenik ve obsesif takıntıları gibi.
Empati yolu meşakkatlidir, zaman zaman sahiden incinir bu nedenle suistimal edilebilirsin. Baskıcı toplumların yahut kadınlar üzerindeki baskı türlerinin yarattığı nevrotik hadiseler, gidip ''en mağdur'' olanı mağdur edebilir. Güç, iktidar, performans ve kariyer hesaplarının sosyolojik/medyatik bir ''moda'' olduğu günümüz tüketim toplumlarında bu olguların yarattığı özgün alt kültürler ve özgün sorunları beraberinde yer alır.
Her koşulda, sahiden güçlü ve erdemli kalabilmiş insanlar elbette vardır, olacaktır; ancak, eldeki mevcut/hakim koşullarda kimileyin cehaletin de daimi etkisiyle birçok sakatlık devam edecektir bana göre.
Ha sen, ''bana ne kardeşim'' deyip anlamayı seçmek istemeyebilir, dahası buna gücünün olmadığını düşünebilirsin. Mecbur da değilsin, her koyunun bacağından asıldığı bazı eşikler de vardır kadınlar için.
Ben bu minvalde bazen ''nihilist'' olmayı tercih etmiyor değilim aslında. En azından sıradan gündelik iletişimlerimde...
TurkceRap
05-09-2011, 16:08
''Günümüzün çirkin ve geçkin feministleri güzellik yarışmalarına karşı çıkarken de eminim kadın hakları kıskançlıklarını sardıkları en güzel ambalaj olsa gerek.''
Bu mevzu liberallerin(yahut populistlerin) kullanmayı pek sevdikleri ''kıskançlık'' açılımıdır. Benzeri bir fikri, ''patronu/zengini kıskanan işçi'' önermesiyle de görebilirsin.
Benim de bu önermeyi senin söylediğin türde kullanmışlığım vardır, ama işçiler için değil, kendi için birşey yapma zahmetinde bulunmayıp başkalarının sahip olduklarına kıskançlıkla bakan asalak insanlar için.
Oradaki sözümün de halâ arkasındayım, Kadın olsun erkek olsun, Sosyal ve özel hayatında aktif, maddî manevi sorunu olmayan kişilerin önemli bir çoğunluğu aşırı muhafazakar değildirler, Aksi mümkün değildir demiyorum, ama büyük çoğunluğunda böyle birşeye rastlamazsın.
genel olarak Güzel/yakışıklı, kültürlü, karizmatik ve özgüven sahibi bir bir kadın ya da erkeğin pornoyla, seks işçiliğiyle de sorunu olmaz
Çünkü herhalukarda talep görür.
Çünkü ''alan'' belki evet; ancak ''satan'' sahiden memnun olmadığı yahut öyle olduğuna dair koca koca şehir efsaneleri olduğu için.
Seks işçiliği ve yan sanayi kolları özünde sosyal bir sorundur. Şu mevzuda liberallerin ''kerhane romantizmi''ne aldanıp kadınların bundan neredeyse ''mazoşist bir haz'' aldığını düşünmesi ne hazin. Seks işçiliği neyse özünde, mantıksal çerçevede ''mafya'' da ona benzer. Elbette kadın kimsenin parasını mafyatik yöntemlerle zorla gaspetmez; ancak, mafya'nın varlık sebebi(siyasal tüm veriler şimdilik bir yana, adi mafyadan bahsediyoruz) sosyal alandaki sorun kitle endeksidir. Bundan istisnai düzeyde mazoşist zevk alan, erkek iktidarını ve tplum ahlakını nihilist bir düzeyde bu şekilde delen psikodinamikler vs bir yana orta sınıf düzeyden lüks düzeye geçmek isteyen kadınlar da olabilir, ama geneli anlatmaz. O milyarlarca dolarlık villalarda çevrilen porno film endüstürisinin kaymağını da ''işçiler/oyuncular'' yemez doğal olarak. Ortalama bir oyuncunun bir filmden alabileceği ücret ortalama bir fahişenin gecelik ücreti kadardır belki de.
Bu söylediğimi şahsî algılama, Çünkü bu forumda bunu şahsına söylemek istiycem en son kişi bile değilsin ama, Bu yalanın kuyruklusudur başka birşey de değildir.
Alan da, satan da memnundur çünkü, Üzgünüm bu tanımlamayı daha önce de kullandım ama herkes Küçük Emrah'ın annesiyle aynı sebeplerden bu işleri yapmıyor, modern seks işçiliği de kerhane klasizminden çoktan uzaklaştı, sınıf atladı, Bunu sağda solda gözüne çarpan alalade reklamlarda bile görebilirsin.
bu işi yapanı cezbeden senin deyiminle "kerhane romantizminden" çok daha elle tutulur şeyler vardır.
Seks işçiliği yapan bir kadın pek alâ yerine göre ortalama bir öğretmen maaşını birgün de kazanabilir.
Takdir edersin ki bu da "kerhane romantizminden çok daha gerçekci ve elle tutulur birşeydir.
Ayrıca, Büyük olasılıkla sen de bilirsinki, beğenmek illaki de romantizm sonrası gelen birşey değildir, Bunu beraberinde getiren farklı faktörler de olabilir.
Porno yıldızları konusunda ise, Porno film şirketlerinin sahiplerinin birçok kadın ve erkekten porno filmlerde oynamak için aldıkları maillerden bahsettikleri forum başlıklarını bir incelemeni tavsiye ederim, Hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını farkedeceksin (Google is u bud).
Benim düşünceme göre başkalarının özgürlüklerini kendi anlayışına göre şekillendirmek isteyen ve başkalarının hayat tarzına yer bırakmayan hiçbir fikir akımı ayakta kalamaz, Feminizmin bugün akım olarak yeterince taraftar toplayamamasının da bence en büyük sebeplerinden biri budur.
[QUOTE=AlbatrosS;409796]''
Şimdi bunun nesine cevap verelim sahiden bilemedim. Hali vakti ve psikolojisi yerinde ''sosyalist, anarşist'' olamaz mı? Hali vakti ve psikolojisi yerinde, üstelik Norveç'te yaşayan biri ''radikal feminist'' olamaz mı? Dahası, 15'inde kocaya verilip okuma imkanı bile bulamayan en sefil kadın tipolojilerinden mi çıkar bu ''radikaller'' yoksa kentli-eğitimli-orta sınıf okumuş kadınlardan mı?
Feminist teoriler, hak teorileri, siyaset bilimi ve psikoloji üzerine sağlam entelektüel okumalar yapmış kadınların kadınlardan müteşekkildir o ''çirkin feministler'', 15'lik cahil köylü güzelinden nadiren çıkar.
Mevzunun Türkiye sosyal alanı var ki o kendine özgü şartlarda değerlendirmeyi hakkeder. Zira, ''hali-vakti yerinde okumuş kentli kadının'' TC'de karşılaşabileceği ortalama erkek zihninin en demokratının sayısı 100 kişide ''3-5''tir anca. Tabi, siz liberaller mevzunun ''makyaj'' kısmıyla fazlaca meşgul olup psiko-sosyal yönünü pek sevmediğiniz için bunu idrake zorlanmaktasınız, malumumuz. Bir de ''performans yaklaşım'' var ki onu da birazdan izah edeceğiz.
Söylediğim şeyi malesef dikkatle okumamışsın bu yüzden de cevabın alakasız olmuş, Ben erkek düşmanı gibi davrannmazlar demek istedim.
Ayrıca, ne Anarşizm, ne örgütlenme Sosyalizmin tekelinde olan şeyler değildir, Bizim neslimiz şükür bunu yavaş yavaş anlamaya başladı ki, bu iyi birşey.
Örn: Senin de bildiğin üzere benim de savunduğum Liberteryen görüşlerin temeli klasik Liberalizm ve Biraz da bireysel Anarşizme dayanır.
Ha Mercedes'le gezerek de sosyalist olamazsın, önce altındaki Mercedes'den kurtul derler adama.
İletişim ve reklam stratejilerinde ''hedef kitle'' diye bir şey duydun mu hiç? Temel ''moda ve pazarlama'' stratejilerindendir. Senin sapla samanı fena halde karıştırdığın noktalardan biri de bu. Zira:
Karıştırdığımı söylediğin işi ben nhereden baksan 10 yıldır yapıyorum Sevgili Albatross, Ben bi Webmaster'ım ve dolayısıyla işim dairesinde kime ne satılır, nasıl satılır bilirim az-çok.
a. Feminist teori öncelikle eril ahlak'ın psiko-sosyal eleştirisidir. Eleştirdiğin şeyin ''ne olmadığını'' bilmen gerekir. Radikal feminist teorinin senin bahsettiğin ıvır-zıvır işlerle ve senin sandığın düzeyde bir işi yoktur.
Öyle mi dersin, Bazı feminist grupların ne kadar önemli işlerle uğraştığına dair bir-iki örnek verelim o zaman.
http://www.guardian.co.uk/lifeandstyle/2010/mar/25/iceland-most-feminist-country
Sorsan kadın haklarını koruyorlardır, ama kadınların seçim hakkını ellerinden alarak...
Ama toptan haklarını da yemeyelim, Seks işçiliğinin seçim meselesi olduğunu savunan ya da her iki tarafın da argumanlarına orta yol sunan Feminist gruplar da var ki, bu farklı Feminist grupların görüşlerini şu Wikipedia sayfasından inceleyebilirsin:
http://en.wikipedia.org/wiki/Feminist_views_on_prostitution
b. Güzellik, reklam vb sektörlere gelen temel eleştiri şudur: Kadın bedeninin bir lastik reklamında dahi ''pazarlama malzemesi'' olarak sunumu. Bu apaçık bir ''meta fetişizmi''dir. Sinsi bir ''pazarlama taktiği'' olarak hemi de. Hedef kitlesi de erkeklerdir.
Bu söylediğinin muhafazakarların Evlilik dışı cinsel ilişkiyi ayıp saymasının ardından getirdikleri toplumun ahlakı bozuluyo, değerlerimiz yok oluyo vs zırvasından farkı ne?
insan vucuduna kadın olsun erkek olsun Arîlik/saflık/dokunulmazlık zırhı giydirmek neden?
Hele ki burada o vücudu taşıyan dahi aynı fikirde değilken.
ilgi çekmek için lastik reklamında Güzel bir kadının rol almasının, Kenan imirzalıoğlu'nun Pepsi reklamında rol almasından farkı ne?
orada da hedef kitlesi Kızlar değil mi?
Kaç tane erkeği bunu kompleks edip erkek bedenini metalaştırıyorsunuz diye zırvalarken gördün?
Şunu anlamak zorundasınız kardeşim, insanımızın kadınlı-erkekli aşağılık kompleksi denen şeyden kurtulması lazım, bak o zaman nasıl birçok şeyi çözüyoruz.
Bu söylediğimi farklı bir örnekle açayım.
Ceza bir albüm yapıyor, Yaptığı parçalarından birinde "Amerikan rap'i gibi kadını aşşağılamam" diye bir söz geçiyor.
Peki ceza efendi bilmiyormu Amerikalı kız Mc'lerin dahi hem birbirlerine hem erkeklere karşı dahi o şekilde dis attığını ve öyle bir kompleksleri olmadığını?
Eğer bilmiyosa yazık, Bazen bilmemek de ayıp çünkü...
c. Senin mantığına göre düşünecek olsak, muhafazakar toplumlarda birçok kadın ''eril ahlaki değerleri benimser'', bu durumda eril ahlak'ın eleştirisi yersiz, biz iyisi mi ''kadın''ı eleştirelim.
Hayır, güzel kardeşim. Kadını hakim/egemen ahlaki kültür çerçevesinde ''cesaretlendirmek''le, onu ahlakın başat ve hegomonik olup tüm iktisadi-kültürel ilişkilerin(ki bunlar örgütlenmiş kurumsal düzeyde belirleyicidir) odağında benimsemek zorunda kaldığı/sesini çıkartamadığı şeyler için eleştirmek, onu bunlar için mesul kılmak saçmalıktır. Dahası, konforu pekala yerinde olan taraf olarak sorumsuzluktur. Değişmek zorunda olan başat aktör, iktidarın öznesi durumundaki erkektir, iktidarın hemen her alanda kurumsallaşarak temel belirleyen olduğumu duruma karşın ''kadın'' değil ki. Bu, sapkın bir toplumda dekolte giydiği için taciz edilen bir kadına ''tehlikeyi bile-isteye kışkırtıyorsun'' demek gibidir. Yahut, kendi hayvanlığı ve sapkınlığını göremeyen erkeğin mesuliyeti kadının üzerine atması gibi.
Ne alakası var?
Kadınlar kendilerini ilgilendiren en önemli konularda sorumluluk üslenmesin öyle mi?
Bekleyelim ki geleneksel toplum belki kendi kendine değişir, ölme eşeğim ölme...
Eğer ben "kadınlarda kocalarının ya da Geleneklerin yılmaz savunucusu bazı hem cinslerinin suyuna gitsinler" gibi bir cümle kurmuş olsam o zaman dekolte örneğine uygun olurdu, ama tam aksine kadınların da değişim sürecine katılmalarını teşvik eder birşey yazıyorum ki, Sen sanki ben aksini söylemişim gibi Benim ileri sürdüğüm fikirlere karşı en son kullanılacak savlarla yok Liberaller şöyle, Liberaller böyle Türküsünü söylüyosun.
Senin bilerek ya da bilmeyerek çizdiğin Liberal tipolojisine uyan insanlar nasıl bilmem ama, Liberaller genel olarak modern hayatın eşitlikçi değerlerinin oluşmasına en büyük katkıyı sağlamış, bireyin özgürlüğüne inanmış insanlardır, Tornadan çıkmış gibi tek tip değildirler, Yeryüzü cenneti peşinde de koşmazlar, insanı olduğu gibi kabul ederler.
Yaklaşımındaki temel sakatlıklardan biri de ''performans yaklaşım''dır. Yine liberallerin pek sevdiği mevzuların başında gelir. İşsizliğin %30'u bulduğu bir yerde insanlara ''Siz de Bill Gates olabilirsiniz, çalışıp üretin.'' demek gibidir bu. Eril kültür o derece farklı açılar, dinamikler ve varyasyonlar neticesinde katmanlara ayrılır ki, bu sakat bakış eril kültürün ''mistifiye makyajları''nı görmekten acizdir.
Kadınları zor koşullar altında cesaretlendirmek, erkeklerden farklı değilsiniz ve daha güçlü olabilirsiniz demek bir şeydir, onlara ''Neden Usain BOLT olamayasınız, çalışın sizin de olur'' demek başka bir şey. Anlamadığın yer de bu: Değil BOLT olmak, 100 metreyi 14 saniyede koşamayacak onca insan var. Sonsuz değişkenli sosyal ve kültürel yapıda, her kadın yardım almadan, tek başına ayakta kalamaz. İnsanca yaşayacağı(eşitliği geçtim, bakkala özgürce gideceği) bir duruma gelemez. Empati kurmaya çalışmanın önemi de buradadır. Dilediği kadar ''makyajlı'' olsun, o makyajın arkasında koca koca ''nevrozlar/travmalar'' yer alır. Başta erkeklerin şizofrenik ve obsesif takıntıları gibi.
Empati yolu meşakkatlidir, zaman zaman sahiden incinir bu nedenle suistimal edilebilirsin. Baskıcı toplumların yahut kadınlar üzerindeki baskı türlerinin yarattığı nevrotik hadiseler, gidip ''en mağdur'' olanı mağdur edebilir. Güç, iktidar, performans ve kariyer hesaplarının sosyolojik/medyatik bir ''moda'' olduğu günümüz tüketim toplumlarında bu olguların yarattığı özgün alt kültürler ve özgün sorunları beraberinde yer alır.
Her koşulda, sahiden güçlü ve erdemli kalabilmiş insanlar elbette vardır, olacaktır; ancak, eldeki mevcut/hakim koşullarda kimileyin cehaletin de daimi etkisiyle birçok sakatlık devam edecektir bana göre.
Ha sen, ''bana ne kardeşim'' deyip anlamayı seçmek istemeyebilir, dahası buna gücünün olmadığını düşünebilirsin. Mecbur da değilsin, her koyunun bacağından asıldığı bazı eşikler de vardır kadınlar için.
Ben bu minvalde bazen ''nihilist'' olmayı tercih etmiyor değilim aslında. En azından sıradan gündelik iletişimlerimde...
Herkes koşabilir demiyoruz, kimi koşabilir, kimi yüzebilir, ama herkes kendi için birşey yapabilir diyoruz.
Empati kurmaya da gelince, geleneksel yapının getirdiği azorlukların oluşturduğu sıkıntılar anlaşılabilir bir durum, zaten bu konuda hem fikir olduğumuzu sanırım söyledim, ama bu durumdan kurtulmak için de sadece erkeklerin çabası bunun için yetmez.
öyle değiş demekle de, hödüğün biri kendini değiştirmez.
iki taraflı bir talep olması gerekiyor.
TurkceRap
05-09-2011, 16:08
''Günümüzün çirkin ve geçkin feministleri güzellik yarışmalarına karşı çıkarken de eminim kadın hakları kıskançlıklarını sardıkları en güzel ambalaj olsa gerek.''
Bu mevzu liberallerin(yahut populistlerin) kullanmayı pek sevdikleri ''kıskançlık'' açılımıdır. Benzeri bir fikri, ''patronu/zengini kıskanan işçi'' önermesiyle de görebilirsin.
Benim de bu önermeyi senin söylediğin türde kullanmışlığım vardır, ama işçiler için değil, kendi için birşey yapma zahmetinde bulunmayıp başkalarının sahip olduklarına kıskançlıkla bakan asalak insanlar için.
Oradaki sözümün de halâ arkasındayım, Kadın olsun erkek olsun, Sosyal ve özel hayatında aktif, maddî manevi sorunu olmayan kişilerin önemli bir çoğunluğu aşırı muhafazakar değildirler, Aksi mümkün değildir demiyorum, ama büyük çoğunluğunda böyle birşeye rastlamazsın.
genel olarak Güzel/yakışıklı, kültürlü, karizmatik ve özgüven sahibi bir bir kadın ya da erkeğin pornoyla, seks işçiliğiyle de sorunu olmaz
Çünkü herhalukarda talep görür.
Çünkü ''alan'' belki evet; ancak ''satan'' sahiden memnun olmadığı yahut öyle olduğuna dair koca koca şehir efsaneleri olduğu için.
Seks işçiliği ve yan sanayi kolları özünde sosyal bir sorundur. Şu mevzuda liberallerin ''kerhane romantizmi''ne aldanıp kadınların bundan neredeyse ''mazoşist bir haz'' aldığını düşünmesi ne hazin. Seks işçiliği neyse özünde, mantıksal çerçevede ''mafya'' da ona benzer. Elbette kadın kimsenin parasını mafyatik yöntemlerle zorla gaspetmez; ancak, mafya'nın varlık sebebi(siyasal tüm veriler şimdilik bir yana, adi mafyadan bahsediyoruz) sosyal alandaki sorun kitle endeksidir. Bundan istisnai düzeyde mazoşist zevk alan, erkek iktidarını ve tplum ahlakını nihilist bir düzeyde bu şekilde delen psikodinamikler vs bir yana orta sınıf düzeyden lüks düzeye geçmek isteyen kadınlar da olabilir, ama geneli anlatmaz. O milyarlarca dolarlık villalarda çevrilen porno film endüstürisinin kaymağını da ''işçiler/oyuncular'' yemez doğal olarak. Ortalama bir oyuncunun bir filmden alabileceği ücret ortalama bir fahişenin gecelik ücreti kadardır belki de.
Bu söylediğimi şahsî algılama, Çünkü bu forumda bunu şahsına söylemek istiycem en son kişi bile değilsin ama, Bu yalanın kuyruklusudur başka birşey de değildir.
Alan da, satan da memnundur çünkü, Üzgünüm bu tanımlamayı daha önce de kullandım ama herkes Küçük Emrah'ın annesiyle aynı sebeplerden bu işleri yapmıyor, modern seks işçiliği de kerhane klasizminden çoktan uzaklaştı, sınıf atladı, Bunu sağda solda gözüne çarpan alalade reklamlarda bile görebilirsin.
bu işi yapanı cezbeden senin deyiminle "kerhane romantizminden" çok daha elle tutulur şeyler vardır.
Seks işçiliği yapan bir kadın pek alâ yerine göre ortalama bir öğretmen maaşını birgün de kazanabilir.
Takdir edersin ki bu da "kerhane romantizminden çok daha gerçekci ve elle tutulur birşeydir.
Ayrıca, Büyük olasılıkla sen de bilirsinki, beğenmek illaki de romantizm sonrası gelen birşey değildir, Bunu beraberinde getiren farklı faktörler de olabilir.
Porno yıldızları konusunda ise, Porno film şirketlerinin sahiplerinin birçok kadın ve erkekten porno filmlerde oynamak için aldıkları maillerden bahsettikleri forum başlıklarını bir incelemeni tavsiye ederim, Hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını farkedeceksin (Google is u bud).
Benim düşünceme göre başkalarının özgürlüklerini kendi anlayışına göre şekillendirmek isteyen ve başkalarının hayat tarzına yer bırakmayan hiçbir fikir akımı ayakta kalamaz, Feminizmin bugün akım olarak yeterince taraftar toplayamamasının da bence en büyük sebeplerinden biri budur.
[QUOTE=AlbatrosS;409796]''
Şimdi bunun nesine cevap verelim sahiden bilemedim. Hali vakti ve psikolojisi yerinde ''sosyalist, anarşist'' olamaz mı? Hali vakti ve psikolojisi yerinde, üstelik Norveç'te yaşayan biri ''radikal feminist'' olamaz mı? Dahası, 15'inde kocaya verilip okuma imkanı bile bulamayan en sefil kadın tipolojilerinden mi çıkar bu ''radikaller'' yoksa kentli-eğitimli-orta sınıf okumuş kadınlardan mı?
Feminist teoriler, hak teorileri, siyaset bilimi ve psikoloji üzerine sağlam entelektüel okumalar yapmış kadınların kadınlardan müteşekkildir o ''çirkin feministler'', 15'lik cahil köylü güzelinden nadiren çıkar.
Mevzunun Türkiye sosyal alanı var ki o kendine özgü şartlarda değerlendirmeyi hakkeder. Zira, ''hali-vakti yerinde okumuş kentli kadının'' TC'de karşılaşabileceği ortalama erkek zihninin en demokratının sayısı 100 kişide ''3-5''tir anca. Tabi, siz liberaller mevzunun ''makyaj'' kısmıyla fazlaca meşgul olup psiko-sosyal yönünü pek sevmediğiniz için bunu idrake zorlanmaktasınız, malumumuz. Bir de ''performans yaklaşım'' var ki onu da birazdan izah edeceğiz.
Söylediğim şeyi malesef dikkatle okumamışsın bu yüzden de cevabın alakasız olmuş, Ben erkek düşmanı gibi davrannmazlar demek istedim.
Ayrıca, ne Anarşizm, ne örgütlenme Sosyalizmin tekelinde olan şeyler değildir, Bizim neslimiz şükür bunu yavaş yavaş anlamaya başladı ki, bu iyi birşey.
Örn: Senin de bildiğin üzere benim de savunduğum Liberteryen görüşlerin temeli klasik Liberalizm ve Biraz da bireysel Anarşizme dayanır.
Ha Mercedes'le gezerek de sosyalist olamazsın, önce altındaki Mercedes'den kurtul derler adama.
İletişim ve reklam stratejilerinde ''hedef kitle'' diye bir şey duydun mu hiç? Temel ''moda ve pazarlama'' stratejilerindendir. Senin sapla samanı fena halde karıştırdığın noktalardan biri de bu. Zira:
Karıştırdığımı söylediğin işi ben nhereden baksan 10 yıldır yapıyorum Sevgili Albatross, Ben bi Webmaster'ım ve dolayısıyla işim dairesinde kime ne satılır, nasıl satılır bilirim az-çok.
a. Feminist teori öncelikle eril ahlak'ın psiko-sosyal eleştirisidir. Eleştirdiğin şeyin ''ne olmadığını'' bilmen gerekir. Radikal feminist teorinin senin bahsettiğin ıvır-zıvır işlerle ve senin sandığın düzeyde bir işi yoktur.
Öyle mi dersin, Bazı feminist grupların ne kadar önemli işlerle uğraştığına dair bir-iki örnek verelim o zaman.
http://www.guardian.co.uk/lifeandstyle/2010/mar/25/iceland-most-feminist-country
Sorsan kadın haklarını koruyorlardır, ama kadınların seçim hakkını ellerinden alarak...
Ama toptan haklarını da yemeyelim, Seks işçiliğinin seçim meselesi olduğunu savunan ya da her iki tarafın da argumanlarına orta yol sunan Feminist gruplar da var ki, bu farklı Feminist grupların görüşlerini şu Wikipedia sayfasından inceleyebilirsin:
http://en.wikipedia.org/wiki/Feminist_views_on_prostitution
b. Güzellik, reklam vb sektörlere gelen temel eleştiri şudur: Kadın bedeninin bir lastik reklamında dahi ''pazarlama malzemesi'' olarak sunumu. Bu apaçık bir ''meta fetişizmi''dir. Sinsi bir ''pazarlama taktiği'' olarak hemi de. Hedef kitlesi de erkeklerdir.
Bu söylediğinin muhafazakarların Evlilik dışı cinsel ilişkiyi ayıp saymasının ardından getirdikleri toplumun ahlakı bozuluyo, değerlerimiz yok oluyo vs zırvasından farkı ne?
insan vucuduna kadın olsun erkek olsun Arîlik/saflık/dokunulmazlık zırhı giydirmek neden?
Hele ki burada o vücudu taşıyan dahi aynı fikirde değilken.
ilgi çekmek için lastik reklamında Güzel bir kadının rol almasının, Kenan imirzalıoğlu'nun Pepsi reklamında rol almasından farkı ne?
orada da hedef kitlesi Kızlar değil mi?
Kaç tane erkeği bunu kompleks edip erkek bedenini metalaştırıyorsunuz diye zırvalarken gördün?
Şunu anlamak zorundasınız kardeşim, insanımızın kadınlı-erkekli aşağılık kompleksi denen şeyden kurtulması lazım, bak o zaman nasıl birçok şeyi çözüyoruz.
Bu söylediğimi farklı bir örnekle açayım.
Ceza bir albüm yapıyor, Yaptığı parçalarından birinde "Amerikan rap'i gibi kadını aşşağılamam" diye bir söz geçiyor.
Peki ceza efendi bilmiyormu Amerikalı kız Mc'lerin dahi hem birbirlerine hem erkeklere karşı dahi o şekilde dis attığını ve öyle bir kompleksleri olmadığını?
Eğer bilmiyosa yazık, Bazen bilmemek de ayıp çünkü...
c. Senin mantığına göre düşünecek olsak, muhafazakar toplumlarda birçok kadın ''eril ahlaki değerleri benimser'', bu durumda eril ahlak'ın eleştirisi yersiz, biz iyisi mi ''kadın''ı eleştirelim.
Hayır, güzel kardeşim. Kadını hakim/egemen ahlaki kültür çerçevesinde ''cesaretlendirmek''le, onu ahlakın başat ve hegomonik olup tüm iktisadi-kültürel ilişkilerin(ki bunlar örgütlenmiş kurumsal düzeyde belirleyicidir) odağında benimsemek zorunda kaldığı/sesini çıkartamadığı şeyler için eleştirmek, onu bunlar için mesul kılmak saçmalıktır. Dahası, konforu pekala yerinde olan taraf olarak sorumsuzluktur. Değişmek zorunda olan başat aktör, iktidarın öznesi durumundaki erkektir, iktidarın hemen her alanda kurumsallaşarak temel belirleyen olduğumu duruma karşın ''kadın'' değil ki. Bu, sapkın bir toplumda dekolte giydiği için taciz edilen bir kadına ''tehlikeyi bile-isteye kışkırtıyorsun'' demek gibidir. Yahut, kendi hayvanlığı ve sapkınlığını göremeyen erkeğin mesuliyeti kadının üzerine atması gibi.
Ne alakası var?
Kadınlar kendilerini ilgilendiren en önemli konularda sorumluluk üslenmesin öyle mi?
Bekleyelim ki geleneksel toplum belki kendi kendine değişir, ölme eşeğim ölme...
Eğer ben "kadınlarda kocalarının ya da Geleneklerin yılmaz savunucusu bazı hem cinslerinin suyuna gitsinler" gibi bir cümle kurmuş olsam o zaman dekolte örneğine uygun olurdu, ama tam aksine kadınların da değişim sürecine katılmalarını teşvik eder birşey yazıyorum ki, Sen sanki ben aksini söylemişim gibi Benim ileri sürdüğüm fikirlere karşı en son kullanılacak savlarla yok Liberaller şöyle, Liberaller böyle Türküsünü söylüyosun.
Senin bilerek ya da bilmeyerek çizdiğin Liberal tipolojisine uyan insanlar nasıl bilmem ama, Liberaller genel olarak modern hayatın eşitlikçi değerlerinin oluşmasına en büyük katkıyı sağlamış, bireyin özgürlüğüne inanmış insanlardır, Tornadan çıkmış gibi tek tip değildirler, Yeryüzü cenneti peşinde de koşmazlar, insanı olduğu gibi kabul ederler.
Yaklaşımındaki temel sakatlıklardan biri de ''performans yaklaşım''dır. Yine liberallerin pek sevdiği mevzuların başında gelir. İşsizliğin %30'u bulduğu bir yerde insanlara ''Siz de Bill Gates olabilirsiniz, çalışıp üretin.'' demek gibidir bu. Eril kültür o derece farklı açılar, dinamikler ve varyasyonlar neticesinde katmanlara ayrılır ki, bu sakat bakış eril kültürün ''mistifiye makyajları''nı görmekten acizdir.
Kadınları zor koşullar altında cesaretlendirmek, erkeklerden farklı değilsiniz ve daha güçlü olabilirsiniz demek bir şeydir, onlara ''Neden Usain BOLT olamayasınız, çalışın sizin de olur'' demek başka bir şey. Anlamadığın yer de bu: Değil BOLT olmak, 100 metreyi 14 saniyede koşamayacak onca insan var. Sonsuz değişkenli sosyal ve kültürel yapıda, her kadın yardım almadan, tek başına ayakta kalamaz. İnsanca yaşayacağı(eşitliği geçtim, bakkala özgürce gideceği) bir duruma gelemez. Empati kurmaya çalışmanın önemi de buradadır. Dilediği kadar ''makyajlı'' olsun, o makyajın arkasında koca koca ''nevrozlar/travmalar'' yer alır. Başta erkeklerin şizofrenik ve obsesif takıntıları gibi.
Empati yolu meşakkatlidir, zaman zaman sahiden incinir bu nedenle suistimal edilebilirsin. Baskıcı toplumların yahut kadınlar üzerindeki baskı türlerinin yarattığı nevrotik hadiseler, gidip ''en mağdur'' olanı mağdur edebilir. Güç, iktidar, performans ve kariyer hesaplarının sosyolojik/medyatik bir ''moda'' olduğu günümüz tüketim toplumlarında bu olguların yarattığı özgün alt kültürler ve özgün sorunları beraberinde yer alır.
Her koşulda, sahiden güçlü ve erdemli kalabilmiş insanlar elbette vardır, olacaktır; ancak, eldeki mevcut/hakim koşullarda kimileyin cehaletin de daimi etkisiyle birçok sakatlık devam edecektir bana göre.
Ha sen, ''bana ne kardeşim'' deyip anlamayı seçmek istemeyebilir, dahası buna gücünün olmadığını düşünebilirsin. Mecbur da değilsin, her koyunun bacağından asıldığı bazı eşikler de vardır kadınlar için.
Ben bu minvalde bazen ''nihilist'' olmayı tercih etmiyor değilim aslında. En azından sıradan gündelik iletişimlerimde...
Herkes koşabilir demiyoruz, kimi koşabilir, kimi yüzebilir, ama herkes kendi için birşey yapabilir diyoruz.
Empati kurmaya da gelince, geleneksel yapının getirdiği azorlukların oluşturduğu sıkıntılar anlaşılabilir bir durum, zaten bu konuda hem fikir olduğumuzu sanırım söyledim, ama bu durumdan kurtulmak için de sadece erkeklerin çabası bunun için yetmez.
öyle değiş demekle de, hödüğün biri kendini değiştirmez.
iki taraflı bir talep olması gerekiyor.
AlbatrosS
05-09-2011, 22:26
Benim de bu önermeyi senin söylediğin türde kullanmışlığım vardır, ama işçiler için değil, kendi için birşey yapma zahmetinde bulunmayıp başkalarının sahip olduklarına kıskançlıkla bakan asalak insanlar için.
Burada ''asalaklığı'' konuşmuyoruz, mevzu ''kadın hakları''. Her sosyal grubun içinde menfi sıfatlara haiz olanlar çıkar vs.
Empati kuramadığın mevzu da burası zaten. Ortalama seks süresi ''5dk''yı bulamayan, ''sevişmekle-düzüşmek'' arasında farka henüz vakıf olamamış gerçek bir ''asalak'' erkek toplumda yaşadığının farkında mısın?
Kadının ev vb işlerde ürettiği emeği '' meslek'' kadrosundan bile saymayıp ''doğal görev'' tanımlamasına sokulmuş bir ülkede yaşıyorsun. O'nu bırak, kadınların yaptıkları ''çocuk bakıcılığı'' vb işleri resmen ''köleci'' bir süreçle işleten, bu mevzuda yasal güvencelerini bile tanımayan bir toplum.
Tablo: 1 İngiltere’de Ev Hizmetlerinde Çalışan Göçmenlerin Çalışma Koşulları Araştırması Sonuçları
Çalışma Koşulları
Dokuz saatten fazla çalışanlar
%94.3
Günde çalışılan ortalama saat
16
Ayda 500£’den az kazananlar61
% 84
Aylık ortalama ücret
297£
Fiziksel saldırıya maruz kalanlar
% 22.5
Dışarıya çıkmasına izin verilmeyenler
% 60
Boş vakti olmayanlar
% 66
Düzenli yemek verilmeyenler
% 34.7
Yemek molası verilmeyenler
% 59
Kendine ait bir yatağı olmayanlar
%36
Toplam örneklem: 687 kadın
Kaynak: Jayaweera ve Anderson, 2008: 42.
http://cins.ankara.edu.tr/goc.html
Kadınlar ''çalışsın, üretsin'' demek kolay, zaten mesele ''üretmemek'' de değil; mesele, ürettiği/gösterdiği emeğin karşılığı nedir? Bana TC'de özel ve kamu kurumlarında kaç tane ''kadın yönetici'' var onu söyle mesela? Kadınların doğum izni, kreş vs mevzular hangi yasal güvencelerle korunmaktadır?
Oradaki sözümün de halâ arkasındayım, Kadın olsun erkek olsun, Sosyal ve özel hayatında aktif, maddî manevi sorunu olmayan kişilerin önemli bir çoğunluğu aşırı muhafazakar değildirler, Aksi mümkün değildir demiyorum, ama büyük çoğunluğunda böyle birşeye rastlamazsın.
genel olarak Güzel/yakışıklı, kültürlü, karizmatik ve özgüven sahibi bir bir kadın ya da erkeğin pornoyla, seks işçiliğiyle de sorunu olmaz
Çünkü herhalukarda talep görür.
Arz-talep meselesi yani. Tüm mesele bu. Olur, bir aralık bu muhteşem tespitini sosyologlar ve psikologlara da söylerim. Tabi ben, gelişim süreçlerinde ''arz-talep''in ne öneme haiz olduğunu sahiden anlamış değilim. Benim bildiğim insani ilişkileri doğumdan itibaren şekillendiren temel güdülerden biri ''ebevyn-çocuk'' arasında ''bağlanma'' olgusudur. Mesele ''talep görmemek''le ilgili değil. Hatta talep en alakasız kısmı.
Bir de şu porno-seks işçiliği mevzusu var:
Pornografi, diğer tüm yapısal/özsel mevzuları düşündüğümüzde sorun bile değildir. Seks ve insani ilişkilerin en dolayımsız, ilkel ve yalın halidir hatta. Sanatta da yeri vardır.
Bu söylediğimi şahsî algılama, Çünkü bu forumda bunu şahsına söylemek istiycem en son kişi bile değilsin ama, Bu yalanın kuyruklusudur başka birşey de değildir.
Alan da, satan da memnundur çünkü, Üzgünüm bu tanımlamayı daha önce de kullandım ama herkes Küçük Emrah'ın annesiyle aynı sebeplerden bu işleri yapmıyor, modern seks işçiliği de kerhane klasizminden çoktan uzaklaştı, sınıf atladı, Bunu sağda solda gözüne çarpan alalade reklamlarda bile görebilirsin.
bu işi yapanı cezbeden senin deyiminle "kerhane romantizminden" çok daha elle tutulur şeyler vardır.
Seks işçiliği yapan bir kadın pek alâ yerine göre ortalama bir öğretmen maaşını birgün de kazanabilir.
Takdir edersin ki bu da "kerhane romantizminden çok daha gerçekci ve elle tutulur birşeydir.
Ayrıca, Büyük olasılıkla sen de bilirsinki, beğenmek illaki de romantizm sonrası gelen birşey değildir, Bunu beraberinde getiren farklı faktörler de olabilir.
Porno yıldızları konusunda ise, Porno film şirketlerinin sahiplerinin birçok kadın ve erkekten porno filmlerde oynamak için aldıkları maillerden bahsettikleri forum başlıklarını bir incelemeni tavsiye ederim, Hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını farkedeceksin (Google is u bud).
Peki sen yıllarca porno ve seks işçiliği gibi sektörlerde çalışıp yaşadığı/gördüğü şeyleri anlatan kadınları dinledin mi hiç? Bu sektöre girmek isteyen vs bir sürü insan olabilir, derdimiz yasaklamak da değil.
Benim düşünceme göre başkalarının özgürlüklerini kendi anlayışına göre şekillendirmek isteyen ve başkalarının hayat tarzına yer bırakmayan hiçbir fikir akımı ayakta kalamaz, Feminizmin bugün akım olarak yeterince taraftar toplayamamasının da bence en büyük sebeplerinden biri budur.
Feministler davranış modelleri önermez, en azından benim referans aldığım radikal feministler öyle. Chp vb siyasal düzlemlerde referanslara sahip ''beyaz feministler'' grubundan falan bahsetmiyoruz.
Bu durum biraz da şuna benziyor:
Liberalleri ''sağ-populistler'' yahut ''muhafazakar''lardan ibaret sanma. Yahut sol'u chp üzerinden tartışma.
Söylediğim şeyi malesef dikkatle okumamışsın bu yüzden de cevabın alakasız olmuş, Ben erkek düşmanı gibi davrannmazlar demek istedim.
Ayrıca, ne Anarşizm, ne örgütlenme Sosyalizmin tekelinde olan şeyler değildir, Bizim neslimiz şükür bunu yavaş yavaş anlamaya başladı ki, bu iyi birşey.
Örn: Senin de bildiğin üzere benim de savunduğum Liberteryen görüşlerin temeli klasik Liberalizm ve Biraz da bireysel Anarşizme dayanır.
Kimse sosyalizm tekelinde demedi, asıl sen beni yanlış anlamışsın.
Ha Mercedes'le gezerek de sosyalist olamazsın, önce altındaki Mercedes'den kurtul derler adama.
Sosyalistler Mercedes'i pek bulamaz zaten. Yine de hem sosyalist hem de adidas'ı var, tarzında eleştiriler de biraz safsata. Ne yani, donsuz mu gezecek adamlar her şey kapitalizme içkin diye şimdilik? :)
Karıştırdığımı söylediğin işi ben nhereden baksan 10 yıldır yapıyorum Sevgili Albatross, Ben bi Webmaster'ım ve dolayısıyla işim dairesinde kime ne satılır, nasıl satılır bilirim az-çok.
Karıştırdığın durum şu bence: Doğal hak'lar ''performans''a göre belirlenmez. Ne kadar üretiyorsan okadar özgür olabilirsin, diye bir şey yoktur. Fakat, birçok liberal verili/toplumsal gelenek ve şartları hesaba katmayı pek sevmez.
Öyle mi dersin, Bazı feminist grupların ne kadar önemli işlerle uğraştığına dair bir-iki örnek verelim o zaman.
http://www.guardian.co.uk/lifeandstyle/2010/mar/25/iceland-most-feminist-country
Sorsan kadın haklarını koruyorlardır, ama kadınların seçim hakkını ellerinden alarak...
Ama toptan haklarını da yemeyelim, Seks işçiliğinin seçim meselesi olduğunu savunan ya da her iki tarafın da argumanlarına orta yol sunan Feminist gruplar da var ki, bu farklı Feminist grupların görüşlerini şu Wikipedia sayfasından inceleyebilirsin:
http://en.wikipedia.org/wiki/Feminist_views_on_prostitution
Bazı şeyleri bilmeden ezbere konuşmamak gerekir:
http://proje.hurriyet.com.tr/bbcnews/bbcview.aspx?HaberID=12640770&habertip=planet
Hollanda'nın bazı yerlerinde genelevlerde çalışan kadınların %25'i Macar. Kalanı slav ülkelerinden, kafkaslardan, ırak-afganistan vs yoksul ülkelerden.
Daha da acısı var:
(...)
Kölecilik sisteminin yıkılışından iki yüz yıl sonra, insanlık adına iğrenç bir sistemin yeniden uygulamaya konulmasına tanıklık ediyoruz: İnsan kaçakçılığı. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) yaptığı tahminî bir değerlendirmeye göre, Networks bağlantıları üzerinde her yıl 12,3 milyon kişi, uluslararası cinayet anlamına gelen, insanlık dışı şartlarda zorla çalıştırılmak üzere esir alınmaktadır.
Konuya kadınların içinde bulundukları durum açısında bakıldığında; insanlık dışı şartlar altında çalıştırılanların büyük bir kısmı cinsel sömürüye maruz kalırken, diğer bir kısmı ise hizmetçilik işlerinde çalıştırılmaktadır. Bir de muhtelif dolandırıcılık yöntemleri sonucunda esir alınıp, beden parçaları uluslararası organ ticaretinde satışa çıkartılan gençlik çağında olan kişilerin içinde bulunduğu durum vardır.
(...)
http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=982:neolberalzmn-en-yen-marfet-modern-koele-tcaret&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5
Mevzuyla ilgili derli toplu bir ararştırma:
http://www.metiskitap.com/Metis/Catalog/Text/57837
http://www.google.com.tr/url?sa=t&source=web&cd=19&ved=0CFYQFjAIOAo&url=http%3A%2F%2Fgib.icisleri.gov.tr%2Fortak_iceri k%2Fgib%2Fyuksek_lisans_ve_dr..doc&ei=LxplTtXwKqnR4QT3nsDFCg&usg=AFQjCNHbydLWqSWg8uxb9P6JuiZg1S6sMg
Hernekadar ''yasakçılık'' yeraltına itilme vs gibi riskler barındırsa dahi ''fuhuş'' sektörü insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma, alı koyma vs birçok unsurla içiçedir.
Özetle bu işin ''geneli'' verdiğim linklerdeki birçok araştırmada da görüleceği üzere ''lüks bir hayat'' için yapılmaz. Bir öğretmenden fazla yahut ona yakın kazanan kadınlar olduğu gerçeği bu mevzunun ''sosyal-ekonomik'' olmadığını ispatlamaz. Fuhuşun tek amacı ''para''dır. Sektöre iten birçok farklı değişken faktör olabilir.
Bu söylediğinin muhafazakarların Evlilik dışı cinsel ilişkiyi ayıp saymasının ardından getirdikleri toplumun ahlakı bozuluyo, değerlerimiz yok oluyo vs zırvasından farkı ne?
insan vucuduna kadın olsun erkek olsun Arîlik/saflık/dokunulmazlık zırhı giydirmek neden?
Hele ki burada o vücudu taşıyan dahi aynı fikirde değilken.
ilgi çekmek için lastik reklamında Güzel bir kadının rol almasının, Kenan imirzalıoğlu'nun Pepsi reklamında rol almasından farkı ne?
orada da hedef kitlesi Kızlar değil mi?
Kaç tane erkeği bunu kompleks edip erkek bedenini metalaştırıyorsunuz diye zırvalarken gördün?
Şunu anlamak zorundasınız kardeşim, insanımızın kadınlı-erkekli aşağılık kompleksi denen şeyden kurtulması lazım, bak o zaman nasıl birçok şeyi çözüyoruz.
Bu söylediğimi farklı bir örnekle açayım.
Ceza bir albüm yapıyor, Yaptığı parçalarından birinde "Amerikan rap'i gibi kadını aşşağılamam" diye bir söz geçiyor.
Peki ceza efendi bilmiyormu Amerikalı kız Mc'lerin dahi hem birbirlerine hem erkeklere karşı dahi o şekilde dis attığını ve öyle bir kompleksleri olmadığını?
Eğer bilmiyosa yazık, Bazen bilmemek de ayıp çünkü...
Fuhuş, erkekler için ''fast-food'' tarzı kolay-seks'i ifade eder. İnsanları ''fast-food''a iten temel sebeb gibidir bu: Kapitalist çalışma koşulları ve bu neticede ''yaratılmış kültür''. Yemek yemeğe dahi vakti olmayan insanların yahut patronundan yemek parası bile alamayanların tercih ettiği hızlı-kolay ve ucuz(yerine göre) yemek.
Fast-food'un ''sağlıklı bir beslenme çeşidi'' olmadığını ben değil, istatistikler söyler. Hatta liberaller bundan daha fazla vergi alınmasını vs savunur bazı yerlerde. (neden acaba? )
Sen ''seks güdüsü''nü fast-foodvari bir toplumsal manipülasyona tabi tutarsan mevzunun varacağı yer de ''yeni ihtiyaç''tır. Bu bir genel-kültür modelidir.
Peki, şöyle bir soru soralım: Madem ''sübyancılar'' var, madem pedofili ''bir hastalık türü'' olarak epey yaygın. Bunun çözüm ve tedavisi için pedofillere hizmet edecek ''çocuk kerhaneleri'' önerir misin?
Arz var talep de var deyip kestirmeden ''ahlakçılıkla'' suçlamak elbette kolay. Ben de hiçbir zorlama ve baskı olmadan fuhuş yapmak isteyen kadını/erkeği engelleyelim demiyorum. Müdahil olmamız gereken sonuç değil, erkeği/kadını o sonuca götüren etmenler. Parasını verdiği kadınla sadist fantezilerini karşılayan adamın yaptığı işi değil de onun manipüle edilmiş ''iktidar fetişizmini'' sorgulamamız gerek miyor mu? Fuhuş'un ''seks dinamikleri'' içerisinde bir ''çözüm olmadığı'', yapılan işin bir tür ''halüsinasyon'' olduğunu anlamıyor muyuz? Pavyona gidip tanımadığı kadına onca para döken hödüğün yaşadığının bir tür ''kokulu silgi'' (koku var-tat yok) mekanizması olmadığını iddia edebilir miyiz?
Fast-food'un doğru düzgün tokluk hissi bile yaratmadığı, dahası alınması gereken ortalama kaloriyi katbekat aştırdığını söylemeyecek miyiz? Düzensiz ve sağlıksız beslenmenin çalışma verimliliğinden tut da sağlık sorunlarına kadar bir sürü sıkıntı yarattığını ifade etmeyecek miyiz?
Ne alakası var?
Kadınlar kendilerini ilgilendiren en önemli konularda sorumluluk üslenmesin öyle mi?
Bekleyelim ki geleneksel toplum belki kendi kendine değişir, ölme eşeğim ölme...
Eğer ben "kadınlarda kocalarının ya da Geleneklerin yılmaz savunucusu bazı hem cinslerinin suyuna gitsinler" gibi bir cümle kurmuş olsam o zaman dekolte örneğine uygun olurdu, ama tam aksine kadınların da değişim sürecine katılmalarını teşvik eder birşey yazıyorum ki, Sen sanki ben aksini söylemişim gibi Benim ileri sürdüğüm fikirlere karşı en son kullanılacak savlarla yok Liberaller şöyle, Liberaller böyle Türküsünü söylüyosun.
Senin bilerek ya da bilmeyerek çizdiğin Liberal tipolojisine uyan insanlar nasıl bilmem ama, Liberaller genel olarak modern hayatın eşitlikçi değerlerinin oluşmasına en büyük katkıyı sağlamış, bireyin özgürlüğüne inanmış insanlardır, Tornadan çıkmış gibi tek tip değildirler, Yeryüzü cenneti peşinde de koşmazlar, insanı olduğu gibi kabul ederler.
Üretmesin diyen kim? Ürettiğinin karşılığını alamayan, derin bir adaletsiz duygusuna kapılan kadına ''sorumluluk almıyorsun, kolaya kaçıyorsunuz'' demek haksızlık değil mi asıl?
Elbette bahsettiğin türde kadınlar var; ancak, hangi grupta yok ki?
Herkes koşabilir demiyoruz, kimi koşabilir, kimi yüzebilir, ama herkes kendi için birşey yapabilir diyoruz.
Empati kurmaya da gelince, geleneksel yapının getirdiği azorlukların oluşturduğu sıkıntılar anlaşılabilir bir durum, zaten bu konuda hem fikir olduğumuzu sanırım söyledim, ama bu durumdan kurtulmak için de sadece erkeklerin çabası bunun için yetmez.
öyle değiş demekle de, hödüğün biri kendini değiştirmez.
iki taraflı bir talep olması gerekiyor.
Hayır, bilakis önce ''erkeklerin değişmesi'' gerekiyor. Kürt sorununa bakışa benziyor: Birçok kişi, ulus-devlet mekanizmasını ''şüphesiz verili doğru'' kabul ederek bu düzlemde çizdiği bir meşruiyet sınırına Kürtler yanaşmayınca ''savaş istiyorlar, çözüme yanaşmıyorlar'' deyip zırlıyor. Hayır kardeşim, Kürtler(kadınlar) özerk olarak kollektif kimliklerinin tanınmasını istiyor. Bu da ''verili siyasal düzlemde'' meşruiyet sınırları içinde yer almaz. Şimdi, bu çatışmayı bitirmek için değişmesi gereken kim: devlet/hakim paradigma mı yoksa onun sınırlarını tanımayanlar mı?
Önce kadın sorunu işte bu yüzden ''toplumsal''dır. İşin içinde ''emek sorunu'' da vardır, kültür de vardır ''erkek sorunu'' da vardır. Fuhuşa giden kadının temel motivasyonu para, erkeğinse ''saptırdığı cinsel dinamikleri''dir. Hani ''kariyer sahibi, akıllı ve yakışıklı olup özgüveni gelişmiş'' adam örneğini verdin ya; ahhaaa işte o adamlar da ''fuhuş''a yöneliyor kolaylıkla: neden acaba? Sevişecekleri bir kadın bulamadıkları için mi? Dünyanın en gözde adamlarından olup tonla para kazanan sağlıklı/yakışıklı futbolcuların fuhuşa yaparkenki derdi ''kadın bulamamak'' mı? Yoksa ortada basbayağı bir ''iktidar'' meselesi mi var?
TurkceRap
06-09-2011, 19:47
Burada ''asalaklığı'' konuşmuyoruz, mevzu ''kadın hakları''. Her sosyal grubun içinde menfi sıfatlara haiz olanlar çıkar vs.
Empati kuramadığın mevzu da burası zaten. Ortalama seks süresi ''5dk''yı bulamayan, ''sevişmekle-düzüşmek'' arasında farka henüz vakıf olamamış gerçek bir ''asalak'' erkek toplumda yaşadığının farkında mısın?
Ben senin verdiğin örneğe cevap olması açısından söyledim.
Sevişmek de, Düzüşmek de işteş fiillerdir , bırakalım da adının ne olduğuna partnerler kendi karar versin, ama demek istediğin şey şu çokca konuşulan işini bitirip arkasını dönüp uyuyan erkek modeliyse, şu anda konumuzun bu olduğunu sanmıyorum.
Burada ''asalaklığı'' konuşmuyoruz, mevzu ''kadın hakları''. Her sosyal grubun içinde menfi sıfatlara haiz olanlar çıkar vs.
Empati kuramadığın mevzu da burası zaten. Ortalama seks süresi ''5dk''yı bulamayan, ''sevişmekle-düzüşmek'' arasında farka henüz vakıf olamamış gerçek bir ''asalak'' erkek toplumda yaşadığının farkında mısın?
Kadının ev vb işlerde ürettiği emeği '' meslek'' kadrosundan bile saymayıp ''doğal görev'' tanımlamasına sokulmuş bir ülkede yaşıyorsun. O'nu bırak, kadınların yaptıkları ''çocuk bakıcılığı'' vb işleri resmen ''köleci'' bir süreçle işleten, bu mevzuda yasal güvencelerini bile tanımayan bir toplum.
http://cins.ankara.edu.tr/goc.html
Kadınlar ''çalışsın, üretsin'' demek kolay, zaten mesele ''üretmemek'' de değil; mesele, ürettiği/gösterdiği emeğin karşılığı nedir? Bana TC'de özel ve kamu kurumlarında kaç tane ''kadın yönetici'' var onu söyle mesela? Kadınların doğum izni, kreş vs mevzular hangi yasal güvencelerle korunmaktadır?
Pes artık, Ben üretim ilişkilerinden mi bahsettim?
Kaç iletidir, kadınların sorumluluık üslenmesi gerektiğini, tek başına bizim çabamızın yeterli olmayacağını söylüyorum, ama alakasız alakasız savlarla muhattap oluyorum.
Ben de diyorum kaçtane kadın yönetici var? Parlamentoda kaçtane kadın millet vekili var?
ya da boşver kadın milletvekilini falan, fikirlerini dile getiren, sadece kadınların sorunları ile ilgili değil, herhangibir konuda söyleyecek sözü olan, kaç tane kadın yazar-çizer fikir insanı var?
Arz-talep meselesi yani. Tüm mesele bu. Olur, bir aralık bu muhteşem tespitini sosyologlar ve psikologlara da söylerim. Tabi ben, gelişim süreçlerinde ''arz-talep''in ne öneme haiz olduğunu sahiden anlamış değilim. Benim bildiğim insani ilişkileri doğumdan itibaren şekillendiren temel güdülerden biri ''ebevyn-çocuk'' arasında ''bağlanma'' olgusudur. Mesele ''talep görmemek''le ilgili değil. Hatta talep en alakasız kısmı.
Karşı cinse kendini beğendirme isteği Hayvanlar ve insanların ortak özelliklerindendir, alakasız olan ne?
Burada Bir de şu porno-seks işçiliği mevzusu var:
Pornografi, diğer tüm yapısal/özsel mevzuları düşündüğümüzde sorun bile değildir. Seks ve insani ilişkilerin en dolayımsız, ilkel ve yalın halidir hatta. Sanatta da yeri vardır.
Peki sen yıllarca porno ve seks işçiliği gibi sektörlerde çalışıp yaşadığı/gördüğü şeyleri anlatan kadınları dinledin mi hiç? Bu sektöre girmek isteyen vs bir sürü insan olabilir, derdimiz yasaklamak da değil.
Feministler davranış modelleri önermez, en azından benim referans aldığım radikal feministler öyle. Chp vb siyasal düzlemlerde referanslara sahip ''beyaz feministler'' grubundan falan bahsetmiyoruz.
Bu durum biraz da şuna benziyor:
Liberalleri ''sağ-populistler'' yahut ''muhafazakar''lardan ibaret sanma. Yahut sol'u chp üzerinden tartışma.
Her meslek grubunda yaptığı işten memnun olan ve olmayan insanlar vardır, varmak istediğin nokta nedir?
Ben bu işte çalışmak isteyen birsürü insan var diyorum, sen bana tamam ama bu işe girip yaşadığı şeyleri anlatan insanları dinledinmi vs diyorsun, e tamam nedir yani bu bizi hangi sonuca ulaştırır?
Ben de Senin deyiminle hangi "beyaz feminist" grupların Striptiz kulüplerini kapattırıp kadınlarınn haklarını elinden aldığını söyledim.
Neyse TANRI'ya şükür küreselleşme geldi de, işçiler komünistlerin, Kadınlar Marjinalleşmiş Feministlerin elinden büyük ölçüde kurtuldu.
Liberallerin de ayrıca ne popilistlerle, ne de muhafazakarlarla akrabalığı bile yoktur zaten, bilakis antitezidir, Vergiler düşsün demek Liberal olmaya yetmiyor.
Hatta abd.li bazı Liberallerin dine karşı bayağı keskin çizgileri vardır, Yaşam tarzı dayatmazlar, dindarların işine karışmazlar, ama non teist figürler görmen olasıdır.
Bkz:
http://www.godorscience.com/
Burada ''asalaklığı'' konuşmuyoruz, mevzu ''kadın hakları''. Her sosyal grubun içinde menfi sıfatlara haiz olanlar çıkar vs.
Empati kuramadığın mevzu da burası zaten. Ortalama seks süresi ''5dk''yı bulamayan, ''sevişmekle-düzüşmek'' arasında farka henüz vakıf olamamış gerçek bir ''asalak'' erkek toplumda yaşadığının farkında mısın?
Kadının ev vb işlerde ürettiği emeği '' meslek'' kadrosundan bile saymayıp ''doğal görev'' tanımlamasına sokulmuş bir ülkede yaşıyorsun. O'nu bırak, kadınların yaptıkları ''çocuk bakıcılığı'' vb işleri resmen ''köleci'' bir süreçle işleten, bu mevzuda yasal güvencelerini bile tanımayan bir toplum.
http://cins.ankara.edu.tr/goc.html
Kadınlar ''çalışsın, üretsin'' demek kolay, zaten mesele ''üretmemek'' de değil; mesele, ürettiği/gösterdiği emeğin karşılığı nedir? Bana TC'de özel ve kamu kurumlarında kaç tane ''kadın yönetici'' var onu söyle mesela? Kadınların doğum izni, kreş vs mevzular hangi yasal güvencelerle korunmaktadır?
Arz-talep meselesi yani. Tüm mesele bu. Olur, bir aralık bu muhteşem tespitini sosyologlar ve psikologlara da söylerim. Tabi ben, gelişim süreçlerinde ''arz-talep''in ne öneme haiz olduğunu sahiden anlamış değilim. Benim bildiğim insani ilişkileri doğumdan itibaren şekillendiren temel güdülerden biri ''ebevyn-çocuk'' arasında ''bağlanma'' olgusudur. Mesele ''talep görmemek''le ilgili değil. Hatta talep en alakasız kısmı.
Bir de şu porno-seks işçiliği mevzusu var:
Pornografi, diğer tüm yapısal/özsel mevzuları düşündüğümüzde sorun bile değildir. Seks ve insani ilişkilerin en dolayımsız, ilkel ve yalın halidir hatta. Sanatta da yeri vardır.
Peki sen yıllarca porno ve seks işçiliği gibi sektörlerde çalışıp yaşadığı/gördüğü şeyleri anlatan kadınları dinledin mi hiç? Bu sektöre girmek isteyen vs bir sürü insan olabilir, derdimiz yasaklamak da değil.
Feministler davranış modelleri önermez, en azından benim referans aldığım radikal feministler öyle. Chp vb siyasal düzlemlerde referanslara sahip ''beyaz feministler'' grubundan falan bahsetmiyoruz.
Bu durum biraz da şuna benziyor:
Liberalleri ''sağ-populistler'' yahut ''muhafazakar''lardan ibaret sanma. Yahut sol'u chp üzerinden tartışma.
Kimse sosyalizm tekelinde demedi, asıl sen beni yanlış anlamışsın.
Sosyalistler Mercedes'i pek bulamaz zaten. Yine de hem sosyalist hem de adidas'ı var, tarzında eleştiriler de biraz safsata. Ne yani, donsuz mu gezecek adamlar her şey kapitalizme içkin diye şimdilik?
Karıştırdığın durum şu bence: Doğal hak'lar ''performans''a göre belirlenmez. Ne kadar üretiyorsan okadar özgür olabilirsin, diye bir şey yoktur. Fakat, birçok liberal verili/toplumsal gelenek ve şartları hesaba katmayı pek sevmez.
Adidas falan demedim, Ama evet fikirlerinle yaşam tarzında bir tutarlılık olması iyidir, daha inandırıcı olursun.
Kapitalizmin nimetlerinden yararlanıp, zenginlik içinde yaşayıp, sonra Nimetlerinden faydalandığın şeyi kötülersen, Kimsenin bunu ciddiye almasını beklememen gerekir.
Bazı şeyleri bilmeden ezbere konuşmamak gerekir:
http://proje.hurriyet.com.tr/bbcnews/bbcview.aspx?HaberID=12640770&habertip=planet
Hollanda'nın bazı yerlerinde genelevlerde çalışan kadınların %25'i Macar. Kalanı slav ülkelerinden, kafkaslardan, ırak-afganistan vs yoksul ülkelerden.
Daha da acısı var:
http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=982:neolberalzmn-en-yen-marfet-modern-koele-tcaret&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5
Mevzuyla ilgili derli toplu bir ararştırma:
http://www.metiskitap.com/Metis/Catalog/Text/57837
http://www.google.com.tr/url?sa=t&source=web&cd=19&ved=0CFYQFjAIOAo&url=http%3A%2F%2Fgib.icisleri.gov.tr%2Fortak_iceri k%2Fgib%2Fyuksek_lisans_ve_dr..doc&ei=LxplTtXwKqnR4QT3nsDFCg&usg=AFQjCNHbydLWqSWg8uxb9P6JuiZg1S6sMg
Hernekadar ''yasakçılık'' yeraltına itilme vs gibi riskler barındırsa dahi ''fuhuş'' sektörü insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma, alı koyma vs birçok unsurla içiçedir.
Özetle bu işin ''geneli'' verdiğim linklerdeki birçok araştırmada da görüleceği üzere ''lüks bir hayat'' için yapılmaz. Bir öğretmenden fazla yahut ona yakın kazanan kadınlar olduğu gerçeği bu mevzunun ''sosyal-ekonomik'' olmadığını ispatlamaz. Fuhuşun tek amacı ''para''dır. Sektöre iten birçok farklı değişken faktör olabilir.
Fuhuş, erkekler için ''fast-food'' tarzı kolay-seks'i ifade eder. İnsanları ''fast-food''a iten temel sebeb gibidir bu: Kapitalist çalışma koşulları ve bu neticede ''yaratılmış kültür''. Yemek yemeğe dahi vakti olmayan insanların yahut patronundan yemek parası bile alamayanların tercih ettiği hızlı-kolay ve ucuz(yerine göre) yemek.
Fast-food'un ''sağlıklı bir beslenme çeşidi'' olmadığını ben değil, istatistikler söyler. Hatta liberaller bundan daha fazla vergi alınmasını vs savunur bazı yerlerde. (neden acaba? )
Sen ''seks güdüsü''nü fast-foodvari bir toplumsal manipülasyona tabi tutarsan mevzunun varacağı yer de ''yeni ihtiyaç''tır. Bu bir genel-kültür modelidir.
Hem yasakçılığın yer altına ittiiğini söyleyip sonrada ardından zorla çalıştırma, insan kaçakçılığı vs eklemekte neyin nesidir, Bunlar zaten çoğunlukla yeraltında olan şeyler değilmi?
Her ne kadar ilişkilerimde fastfood tercih etmesem de, Yemek konusunda fastfood türü şeyler severek yerim, kalori içerdiğini de biliyorum, tokluk hissi ise, doyacağım kadar alırım ve hiçbir zaman doymadığımı bilmem, kilolu biri değilim, kişinin sağlıklı beslenip beslenmemesi de kendi bileceği iştir, devlete düşmez.
Sosyal Liberallerin temelsiz savları da beni ilgilendirmiyor, sosyal devlet zırvası o temelsiz mantığın on numaralı golcüsü olarak üretenlerin baş belası olarak önümüzde duruyor.
Gelelim Doğu Avrupa, Irak ve Afganistandan gelen kadınlara, yapacak başka işmi yoktu? ya senin bu insanlara önerin nedir? ülkelerinde kalsalar çok mu daha iyi bnir hayat yaşayacaklardı?
Verdiğin bağlantıları şu an fazla zamanım olmadığı için okumadım, fakat eğer burada bir zorlama varsa, bunu tartışmaya bile gerek yok, Çünkü aklı başında kimse zaten zorla çalıştırılmaktan bahsetmiyor.
Bu konuyla ilgili Bkz:
http://www.humanismbyjoe.com/prostitution.htm
Ayrıca, ben lüks ve kolay para için bu işi yapan birsürü insan olabileceğini düşünüyorum, Gerek bağımsız eskort, gerekse escort şirketlerinde çalışan birçok insan vardır sonuçta.
Ki bu işi yoksul ülkelerden gelip para için yapan varsa ne değişir? (Eğer gönüllüyse)sonuçta bu işi yapan kişi bundan Maddî fayda sağlamıyormu?[/QUOTE]
Peki, şöyle bir soru soralım: Madem ''sübyancılar'' var, madem pedofili ''bir hastalık türü'' olarak epey yaygın. Bunun çözüm ve tedavisi için pedofillere hizmet edecek ''çocuk kerhaneleri'' önerir misin?
Yasakları savunmadığını söyleyip yasakçıların ucuz yaklaşımlarıyla gelmek neden? Çocuk adı üzerinde çocuk, bu konuda karar verecek ne tecrübeye ve bilgi birikimine, ne de ruhsal ve fizikî olgunluğa sahip değildir.
O yüzden biz burada aklı başında, karar alma yetisine sahip, gönüllü olarak bu işe girmiş yetişkinlerden bahsediyoruz.
Hayır, bilakis önce ''erkeklerin değişmesi'' gerekiyor. Kürt sorununa bakışa benziyor: Birçok kişi, ulus-devlet mekanizmasını ''şüphesiz verili doğru'' kabul ederek bu düzlemde çizdiği bir meşruiyet sınırına Kürtler yanaşmayınca ''savaş istiyorlar, çözüme yanaşmıyorlar'' deyip zırlıyor. Hayır kardeşim, Kürtler(kadınlar) özerk olarak kollektif kimliklerinin tanınmasını istiyor. Bu da ''verili siyasal düzlemde'' meşruiyet sınırları içinde yer almaz. Şimdi, bu çatışmayı bitirmek için değişmesi gereken kim: devlet/hakim paradigma mı yoksa onun sınırlarını tanımayanlar mı?
Benim söylediklerime niye itiraz ettiğin belli oldu, Hayır kardeşim devlet tabiki de kürtlerin haklarını tanıyacak, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm vatandaşların haklarını tanıması gerektiği gibi, Ama kürtler birşeyleri elde etmek için çalışıp çabaladılar değilmi?
Kürtlerin çoğunun eğitim seviyesi belki iyi değil, ama içlerinde elit bir entellektüel bir kesim var ki,bunlar çalıştı çabaladı, hem Türkiyede, hem yurtdışında örgütlü hareket ettiler ve şimdi sonuç olarak en eğitimsiz kürdün bile kendi kimliği hakkında söyleyecek birşeyleri var değil mi?
Önce kadın sorunu işte bu yüzden ''toplumsal''dır. İşin içinde ''emek sorunu'' da vardır, kültür de vardır ''erkek sorunu'' da vardır. Fuhuşa giden kadının temel motivasyonu para, erkeğinse ''saptırdığı cinsel dinamikleri''dir. Hani ''kariyer sahibi, akıllı ve yakışıklı olup özgüveni gelişmiş'' adam örneğini verdin ya; ahhaaa işte o adamlar da ''fuhuş''a yöneliyor kolaylıkla: neden acaba? Sevişecekleri bir kadın bulamadıkları için mi? Dünyanın en gözde adamlarından olup tonla para kazanan sağlıklı/yakışıklı futbolcuların fuhuşa yaparkenki derdi ''kadın bulamamak'' mı? Yoksa ortada basbayağı bir ''iktidar'' meselesi mi var?
Hayır ben Muhafazakarlık pek görülmez demiştim Hem Güzel Maddî/Psikolojik durumu yerinde Kadın ve Erkek için, insanlar bazen sadece istediğini almak amaçlı düşünebiliyor ve burada da amaç öyle iktidar falan değil, Çok daha basit güdülenmişliklerle alakalı şeyler.
Diyelimki iktidar isteği olsun, sonuçta insanın her ihtiyacını doyurmaya yönelik talep ve o talebe karşılık veren sektörler var, burada niye olmasın, (her iki tarafta bundan fayda sağlıyorsa).
AlbatrosS
06-09-2011, 22:24
Ben senin verdiğin örneğe cevap olması açısından söyledim.
Sevişmek de, Düzüşmek de işteş fiillerdir , bırakalım da adının ne olduğuna partnerler kendi karar versin, ama demek istediğin şey şu çokca konuşulan işini bitirip arkasını dönüp uyuyan erkek modeliyse, şu anda konumuzun bu olduğunu sanmıyorum.
Kadın kimliğine yapılan ekonomik-kültürel-sosyal baskılarla bunun sonuçları. Kadının ev içi emeğinin yok sayılması, doğa'nın üzerine bindirdiği ''doğurganlık'' gibi ekstra sorumluluğun erkeklerce suistimal edilişi ve rekabet etmekten gerçekte ölümcül bir nefret duyan erkek obsesyonları. Mesele sadece götünü dönüp yatmak değil, dokunma'yı dahi bilmemek.
Hoş, kadınların hazin trajedisi de ''stockholm sendromu'' benzeri bir vak'a :)
Pes artık, Ben üretim ilişkilerinden mi bahsettim?
Kaç iletidir, kadınların sorumluluık üslenmesi gerektiğini, tek başına bizim çabamızın yeterli olmayacağını söylüyorum, ama alakasız alakasız savlarla muhattap oluyorum.
Ben de diyorum kaçtane kadın yönetici var? Parlamentoda kaçtane kadın millet vekili var?
ya da boşver kadın milletvekilini falan, fikirlerini dile getiren, sadece kadınların sorunları ile ilgili değil, herhangibir konuda söyleyecek sözü olan, kaç tane kadın yazar-çizer fikir insanı var?
Kadın'ın çaba göstermemesi ne demek? Günde 18 saat asgari ücretle çalışmaya zorunlu işçilerden devrim beklemiyoruz ya? Kadının önüne konan engellerin faili de erkekler değil mi?
Kadınların mücadeleye başladığı an'da karşılarına engel çıkaranlar yine erkekler.
Karşı cinse kendini beğendirme isteği Hayvanlar ve insanların ortak özelliklerindendir, alakasız olan ne?
İyi de bunun ''özgürlük talebi'' ile ne alakası var? O çirkin feministler alımlı-çıtı pıtı escort kızların altına yattıkları zengin ve yakışıklı kodoman erkekleri mi kıskanıyor ?
Her meslek grubunda yaptığı işten memnun olan ve olmayan insanlar vardır, varmak istediğin nokta nedir?
Ben bu işte çalışmak isteyen birsürü insan var diyorum, sen bana tamam ama bu işe girip yaşadığı şeyleri anlatan insanları dinledinmi vs diyorsun, e tamam nedir yani bu bizi hangi sonuca ulaştırır?
Ben de götüne şişe sokmaktan, ölülerle seks yapmaktan, hayvanlarla ilişkiyi girmekten zevk alan insanlar biliyorum. Bunun için erkekler ''sapıktır'' mı demeliyiz?
Ben de Senin deyiminle hangi "beyaz feminist" grupların Striptiz kulüplerini kapattırıp kadınlarınn haklarını elinden aldığını söyledim.
Neyse TANRI'ya şükür küreselleşme geldi de, işçiler komünistlerin, Kadınlar Marjinalleşmiş Feministlerin elinden büyük ölçüde kurtuldu.
Liberallerin de ayrıca ne popilistlerle, ne de muhafazakarlarla akrabalığı bile yoktur zaten, bilakis antitezidir, Vergiler düşsün demek Liberal olmaya yetmiyor.
Hatta abd.li bazı Liberallerin dine karşı bayağı keskin çizgileri vardır, Yaşam tarzı dayatmazlar, dindarların işine karışmazlar, ama non teist figürler görmen olasıdır.
Bkz:
http://www.godorscience.com/
Özgürleşme çağı'nda abd ve britanya ırak-afganistan cephelerini nasıl açabiliyor sence? Bunda bir ''gariplik'' yok mu? Bilirsin, savaş biraz da -hatta epey miktarda- eril bir iştir. Özgürleşiyor denen dünyanın gittikçe militerleşmesini(dolayısıyla erkekleşmesi-erilleşmesi) neye bağlamalıyız?
Adidas falan demedim, Ama evet fikirlerinle yaşam tarzında bir tutarlılık olması iyidir, daha inandırıcı olursun.
Kapitalizmin nimetlerinden yararlanıp, zenginlik içinde yaşayıp, sonra Nimetlerinden faydalandığın şeyi kötülersen, Kimsenin bunu ciddiye almasını beklememen gerekir.
Niye ki? Bana piyangodan 100 trilyon çıksa en az 10 trilyonunla yaşadığın küçük kentte birçok sosyalist dernek için büro ve çalışma atölyeleri açar; binalarını verirdim :D
Hem yasakçılığın yer altına ittiiğini söyleyip sonrada ardından zorla çalıştırma, insan kaçakçılığı vs eklemekte neyin nesidir, Bunlar zaten çoğunlukla yeraltında olan şeyler değilmi?
Hayır. Milyarlarca dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz ve hükümetlerin bir biçimde işine geliyor, göz yumuyorlar.
Her ne kadar ilişkilerimde fastfood tercih etmesem de, Yemek konusunda fastfood türü şeyler severek yerim, kalori içerdiğini de biliyorum, tokluk hissi ise, doyacağım kadar alırım ve hiçbir zaman doymadığımı bilmem, kilolu biri değilim, kişinin sağlıklı beslenip beslenmemesi de kendi bileceği iştir, devlete düşmez.
Sigorta sözleşmelerinde senin sorumluluğuna bakarlar değil mi? Kasko sözleşmesinde sürücünün hatası oranında sigorta şirketi tazminatı verir. Devlet(şirket-patron) yola mıcır döküp üstüne de ıslatırsa kazayı ''davet'' edersin. Bu durumda ben yola dökülen mıcır ve suyun(yemek molasının olmayışı, kısalığı yahut yemek için yeterli kaynağın ayrılmayışı) hesabını neden sormayayım?
Sosyal Liberallerin temelsiz savları da beni ilgilendirmiyor, sosyal devlet zırvası o temelsiz mantığın on numaralı golcüsü olarak üretenlerin baş belası olarak önümüzde duruyor.
İnsan beyni ''rasyonal ve maksimum fayda'' üzerine kuruluysa sizin savınıza göre, yaşadığın ortama uyum sağlamak ''zaruri''dir.
Gelelim Doğu Avrupa, Irak ve Afganistandan gelen kadınlara, yapacak başka işmi yoktu? ya senin bu insanlara önerin nedir? ülkelerinde kalsalar çok mu daha iyi bnir hayat yaşayacaklardı?
Başka iş yapmak için geliyorlardı zaten birçoğu. Bebek bakıcılığı, temizlik işleri, doktorluk, öğretmenlik vs. Birçoğu iyi eğitimli.
Verdiğin bağlantıları şu an fazla zamanım olmadığı için okumadım, fakat eğer burada bir zorlama varsa, bunu tartışmaya bile gerek yok, Çünkü aklı başında kimse zaten zorla çalıştırılmaktan bahsetmiyor.
Bu konuyla ilgili Bkz:
http://www.humanismbyjoe.com/prostitution.htm
Ayrıca, ben lüks ve kolay para için bu işi yapan birsürü insan olabileceğini düşünüyorum, Gerek bağımsız eskort, gerekse escort şirketlerinde çalışan birçok insan vardır sonuçta.
Ki bu işi yoksul ülkelerden gelip para için yapan varsa ne değişir? (Eğer gönüllüyse)sonuçta bu işi yapan kişi bundan Maddî fayda sağlamıyormu?
Lüks için yapan kadınlar için mi ''sorumsuz kadın'' diyorsun?
Yasakları savunmadığını söyleyip yasakçıların ucuz yaklaşımlarıyla gelmek neden? Çocuk adı üzerinde çocuk, bu konuda karar verecek ne tecrübeye ve bilgi birikimine, ne de ruhsal ve fizikî olgunluğa sahip değildir.
O yüzden biz burada aklı başında, karar alma yetisine sahip, gönüllü olarak bu işe girmiş yetişkinlerden bahsediyoruz.
Hem yoksulluktan bahsedip hem de ''gönüllü-rızaya dayalı'' demek oksimore değil midir? Su kaynakları özelleşip su fiyatları artar, suya erişemeyen yoksullar elverişsiz suları içer ve hazret diyor ki: Bu onun sorumluluğu, daha iyi üretsin, daha iyi su içsin. (Şili ve G. Amerika'daki su tekellerinin yağmur sularını bile gasp ettiğini duymuşmuydun mesela? Filmi var hatta-YAĞMURU BİLE)
Benim söylediklerime niye itiraz ettiğin belli oldu, Hayır kardeşim devlet tabiki de kürtlerin haklarını tanıyacak, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm vatandaşların haklarını tanıması gerektiği gibi, Ama kürtler birşeyleri elde etmek için çalışıp çabaladılar değilmi?
Kürtlerin çoğunun eğitim seviyesi belki iyi değil, ama içlerinde elit bir entellektüel bir kesim var ki,bunlar çalıştı çabaladı, hem Türkiyede, hem yurtdışında örgütlü hareket ettiler ve şimdi sonuç olarak en eğitimsiz kürdün bile kendi kimliği hakkında söyleyecek birşeyleri var değil mi?
Kendi dediğini yalanlıyorsun şu anda. Kıskanç ve çirkin oldukları için değil, bilakis ''eğitimli kürtler'' gibi duyarlı olduklarından muhalefet ediyorlar. Doğal olarak da erkek egemen/eril olan her şeye saldırıyorlar. Ellerine sağlık.
Hayır ben Muhafazakarlık pek görülmez demiştim Hem Güzel Maddî/Psikolojik durumu yerinde Kadın ve Erkek için, insanlar bazen sadece istediğini almak amaçlı düşünebiliyor ve burada da amaç öyle iktidar falan değil, Çok daha basit güdülenmişliklerle alakalı şeyler.
Diyelimki iktidar isteği olsun, sonuçta insanın her ihtiyacını doyurmaya yönelik talep ve o talebe karşılık veren sektörler var, burada niye olmasın, (her iki tarafta bundan fayda sağlıyorsa).
Manipüle edilmiş ''iktidar'' duyusunun bir versiyonu da ''tecavüz''dür bilir misin? Bu konudaki bazı sosyal araştırmalar, tecavüz motivasyonlarından önemli bir tanesinin de ''iğdiş edilmişlik ve iktidarı kanıtlama'' olduğunu ortaya koyar.
İnsan, farkındalık düzeyi arttıkça bazı şeylere tepki duyabilir. Fuhuş'un özünde bir tür psikolojik tecavüz olduğunu ''lüks'' motivasyonuyla hareket eden kadınlar bilseydi buna meyl eder miydi, emin değilim.
Genel evlerde çalışan kadınların anılarını okursan ''erkekleştik'' şeklinde birçok ifşaatlar duyarsın. Bunun ne demek olduğunu bilirim, payonda çalışan kadınlarla gündelik yaşamda sohbet etme imkanım oldu mesela. Benden daha iyi küfrederler örneğin :)
Yine ilişkilerinde ''fast-food''u tercih etmediğini söylemiştin. Neden? Çünkü bunun mantıklı ve doyurucu olmadığını hissediyorsun büyük ihtimalle(farkındasın).
TurkceRap
07-09-2011, 16:08
Kadın kimliğine yapılan ekonomik-kültürel-sosyal baskılarla bunun sonuçları. Kadının ev içi emeğinin yok sayılması, doğa'nın üzerine bindirdiği ''doğurganlık'' gibi ekstra sorumluluğun erkeklerce suistimal edilişi ve rekabet etmekten gerçekte ölümcül bir nefret duyan erkek obsesyonları. Mesele sadece götünü dönüp yatmak değil, dokunma'yı dahi bilmemek.
Hoş, kadınların hazin trajedisi de ''stockholm sendromu'' benzeri bir vak'a
Kadın'ın çaba göstermemesi ne demek? Günde 18 saat asgari ücretle çalışmaya zorunlu işçilerden devrim beklemiyoruz ya? Kadının önüne konan engellerin faili de erkekler değil mi?
Kadınların mücadeleye başladığı an'da karşılarına engel çıkaranlar yine erkekler.
Albatross, Sıkılma söyle, Senin derdin üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek mi?
Tamam anladık, Lanet olası gelenekler ve birçok engel var kadınların önünde kabul, ama herkes de demir kafes için de yaşamıyo be güzel kardeşim.
Mücadele sadece kılıç-kalkan sokaklara çıkmakla olmaz, herşey kendini düzeltmekle başlar.
Bak mesela yakın zamanlarda yanlış Hatırlamıyorsam bir kadının kadın cinselliği üzerine yazıp çizdiği bir blogdan bahsediyodu, kadınla röpörtaj falan yapmışlar, işte bunun gibi şeyler, kadınlar en azından ne istediklerini söyleyebilmeli ya da her kon uda bir fikri olacak şekilde kendini yetiştirmeli ki, bizim desteğimiz bir anlam ifade etsin.
Ayrıca, ben erkekler kendini değiştirmesin, geleneksel yapı değişmesin gibi birşey ne zaman söyledim?
İyi de bunun ''özgürlük talebi'' ile ne alakası var? O çirkin feministler alımlı-çıtı pıtı escort kızların altına yattıkları zengin ve yakışıklı kodoman erkekleri mi kıskanıyor?
Hayır burada özgürlük talebinden değil, Marjinal bir akımın Kadın için ama "kadınlara rağmen" mantıksızlığından bahsediyoruz.
Ben de götüne şişe sokmaktan, ölülerle seks yapmaktan, hayvanlarla ilişkiyi girmekten zevk alan insanlar biliyorum. Bunun için erkekler ''sapıktır'' mı demeliyiz?
Onu da nereden çıkardın, ŞU ana kadar Sapıklığın S'sine dahi bir göndermem var mı? Kim neresine ne sokarsa soksun bundan bana ne?
Ben birçok insan var derken, gönüllü olarak bunu seçen birçok kişi var anlamında söyledim.
Özgürleşme çağı'nda abd ve britanya ırak-afganistan cephelerini nasıl açabiliyor sence? Bunda bir ''gariplik'' yok mu? Bilirsin, savaş biraz da -hatta epey miktarda- eril bir iştir. Özgürleşiyor denen dünyanın gittikçe militerleşmesini(dolayısıyla erkekleşmesi-erilleşmesi) neye bağlamalıyız?
daldan dala atlama konusundaki başarından dolayı seni kutluyorum, Halbuki Ben Küreselleşmeden, iletişim imkanlarının artması, toplumların yakınlaşması, ülkeler arası seyahatin artık daha kolay olması gibi etmenlerin yol açtığı sonuçlardan bahsediyordum.
Kaldıki savaş da ne eril, ne de dişil bir kavramdır, genelde güç ve iktidar hırsına sahip insanların marifetidir, Bu da devlet kavramıyla yakından ilişkilidir.
Niye ki? Bana piyangodan 100 trilyon çıksa en az 10 trilyonunla yaşadığın küçük kentte birçok sosyalist dernek için büro ve çalışma atölyeleri açar; binalarını verirdim
iyi işte o zaman Kendine Villa almak yerine tutarlı bir iş yapmış olurdun fena mı?
Hayır. Milyarlarca dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz ve hükümetlerin bir biçimde işine geliyor, göz yumuyorlar.
Tam aksine, eğer senin dediğin gibi olsaydı, bugün bazı insanlar uyuşturucuyu torbacılardan değil, Yetkili eczanelerden dozu kontrol edilmiş şekilde alıyor olurlardı, ama yeraltına ittiğin zaman fiyat yükseltirsin.
Sigorta sözleşmelerinde senin sorumluluğuna bakarlar değil mi? Kasko sözleşmesinde sürücünün hatası oranında sigorta şirketi tazminatı verir. Devlet(şirket-patron) yola mıcır döküp üstüne de ıslatırsa kazayı ''davet'' edersin. Bu durumda ben yola dökülen mıcır ve suyun(yemek molasının olmayışı, kısalığı yahut yemek için yeterli kaynağın ayrılmayışı) hesabını neden sormayayım?
Yediğin fastfood ürünlerinin ambalajlarında neler içerdiğini belirten uyarı olması gerektiğini talep etme hakkına sahipsin, ama kimseyi sevdiği bu şeyleri yemekten mahrum edemeyeceğin gibi, kendine göre zarar-yarar tablosu çizip vergi adı altında tüketicinin parasını gaspetme hakkına da sahip değilsin (Burada sen derken senin şahsını kastetmiyorum tabiki).
Alıntı: "Başka iş yapmak için geliyorlardı zaten birçoğu. Bebek bakıcılığı, temizlik işleri, doktorluk, öğretmenlik vs. Birçoğu iyi eğitimli."
Bununla ilgili bkz: Alıntı yaptığın sonraki paragraf...
ALıntı: "Lüks için yapan kadınlar için mi ''sorumsuz kadın'' diyorsun?"
Hayır niye böyle birşey diyim, sorumsuzluktan nerde bahsettim hatırlamıyorum, Bilakis "Bırakınız yapsınlar", Kimsenin seçimlerine müdahil olmak, Ne sana, Ne bana, Ne Bazı uç feminist gruplara, Ne de muhafazakarlara düşmez diyorum.
Alıntı: "İnsan beyni ''rasyonal ve maksimum fayda'' üzerine kuruluysa sizin savınıza göre, yaşadığın ortama uyum sağlamak ''zaruri''dir."
Gerek Küçük esnaf, Gerekse işadamlarının arasından bunu yapan birçok kişi var zaten, Bazıları buna "Vergi kaçırmak" diyor (Da nereye varmak istediğini anlamış değilim).
Alıntı: "
Hem yoksulluktan bahsedip hem de ''gönüllü-rızaya dayalı'' demek oksimore değil midir? Su kaynakları özelleşip su fiyatları artar, suya erişemeyen yoksullar elverişsiz suları içer ve hazret diyor ki: Bu onun sorumluluğu, daha iyi üretsin, daha iyi su içsin. (Şili ve G. Amerika'daki su tekellerinin yağmur sularını bile gasp ettiğini duymuşmuydun mesela? Filmi var hatta-YAĞMURU BİLE)"
Yoksul insanların limon satmak gibi bir seçimi de var, Limon satmak yerine Başka x bir işi yapıyorsa, evet burada bir tercihten ya da gönüllülükten bahsedilebilir.
Alıntı: "
Kendi dediğini yalanlıyorsun şu anda. Kıskanç ve çirkin oldukları için değil, bilakis ''eğitimli kürtler'' gibi duyarlı olduklarından muhalefet ediyorlar. Doğal olarak da erkek egemen/eril olan her şeye saldırıyorlar. Ellerine sağlık."
Hayır kürtler haklarını almak için çalışırken, Bazı Feministler Marjinal bir görüntü çiziyorlar, Ota boka saldırmak da marifet değildir, bir süre sonra meramını anlatamaz hale gelirsin ki, bu en çok hitabettiğini düşündüğün kitleye zarar vermeye başlar.
Bu yüzdendir ki, Ben hak alma amaçlı yapılan hiçbir mücadeleden değil, Kendi kıskançlıklarını tek doğru olarak dayatan aşırı kişiliklerden bahsediyorum, zaten benim çıkış noktam kadınların birşeyler için mücadele vermesi gerektiğiydi.
Alıntı: "
Manipüle edilmiş ''iktidar'' duyusunun bir versiyonu da ''tecavüz''dür bilir misin? Bu konudaki bazı sosyal araştırmalar, tecavüz motivasyonlarından önemli bir tanesinin de ''iğdiş edilmişlik ve iktidarı kanıtlama'' olduğunu ortaya koyar."
Konuyu çok ıvır zıvır şeylerle kirletiyoruz diye düşünüyorum...
Alıntı: "
İnsan, farkındalık düzeyi arttıkça bazı şeylere tepki duyabilir. Fuhuş'un özünde bir tür psikolojik tecavüz olduğunu ''lüks'' motivasyonuyla hareket eden kadınlar bilseydi buna meyl eder miydi, emin değilim.
Genel evlerde çalışan kadınların anılarını okursan ''erkekleştik'' şeklinde birçok ifşaatlar duyarsın. Bunun ne demek olduğunu bilirim, payonda çalışan kadınlarla gündelik yaşamda sohbet etme imkanım oldu mesela. Benden daha iyi küfrederler örneğin"
Orada tecavüz diye birşey yok, bu işi yapan kadın, erkek ya da Transeksuel'in birlikte olacağı kişiyi (müşterisini) seçme şansı var, Sevişme sonrasında da ister para alır, ister başka birşey, bunu farklı farklı yerlere çekmeye gerek yok.
Ayrıca daha önceki iletimde de belirttiğim üzere genel ev tek seçenek değildir, bu kişi pek alâ kendi apartman dairesinde veya seçilen çeşitli yerlerde bağımsız veya bir şirket kadrosunda çalışabilir.
Küfür etmek de sadece erkeklere has birşey değildir, O kültürel bir algı.
Yine ilişkilerinde ''fast-food''u tercih etmediğini söylemiştin. Neden? Çünkü bunun mantıklı ve doyurucu olmadığını hissediyorsun büyük ihtimalle(farkındasın).
Hayır dostum, Ben tercih etmiyorum, ama sadece o kadar, başka insanların tercihlerine müdahil olma hakkını kendimde görmüyorum.
Böyle şeylerin garantisi olmaz aslında, diyelim bir yurtdışı seyahatine çıkıldı ve fazla vakit yok, bu işi yapan bir kadın biliniyor, kadın güzel hoşuna da gitti, anlaştın vs vs.
Bir kitaptan (Bir de buradan bak) kısa bir alıntı yapmak istiyorum.
Birleşmiş Milletlerin kalkınma programlarından çok küçük bir kesit bu. 1970'teki BM yaklaşımı ile günümüz yaklaşımı karşılaştırılmış.
ESKİ YAKLAŞIMLAR:
Analiz: -Kadınlar dışarıda kalır
-örgün ve yaygın eğitimden yararlanamazlar.
-Özsaygıları düşüktür
SORUN: Kadınlardır
YAKLAŞIM: Kadınlar, kalkınmaya katılabilmek için tutumlarını değiştirmelidir.
GÜNCEL PERSPEKTİF
ANALİZ:-Toplumsal yapılar ve süreçler, kadın erkek eşitsizliğini yeniden üretir: Kaynaklar, Fırsatlar, Karar alma süreçlerine katılım açısından, kadınlarla erkekler arasında eşitsizlik vardır.
SORUN: Kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizliktir.
YAKLAŞIM:
Toplum ve kurumlar, eşit fırsatlar ve şanslar sağlamak için düşünce ve pratiklerini değiştirmelidir.
BM, 40 yılda, belgeler, istatistikler, bilimsel araştırma ve veriler neticesinde 1970'deki görüşünü değiştirmiş görünüyor.
AlbatrosS
07-09-2011, 23:42
Albatross, Sıkılma söyle, Senin derdin üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek mi?
Tamam anladık, Lanet olası gelenekler ve birçok engel var kadınların önünde kabul, ama herkes de demir kafes için de yaşamıyo be güzel kardeşim.
Mücadele sadece kılıç-kalkan sokaklara çıkmakla olmaz, herşey kendini düzeltmekle başlar.
Bak mesela yakın zamanlarda yanlış Hatırlamıyorsam bir kadının kadın cinselliği üzerine yazıp çizdiği bir blogdan bahsediyodu, kadınla röpörtaj falan yapmışlar, işte bunun gibi şeyler, kadınlar en azından ne istediklerini söyleyebilmeli ya da her kon uda bir fikri olacak şekilde kendini yetiştirmeli ki, bizim desteğimiz bir anlam ifade etsin.
Ayrıca, ben erkekler kendini değiştirmesin, geleneksel yapı değişmesin gibi birşey ne zaman söyledim?
Kc, aslında mevzuyu özetlemiş: Toplum ve kurumlar fırsat eşitliği yaratacak şekilde dizayn edilmeli. Fırsat eşitsizliğini yaratan ne? Toplum ve kurumlar.
Hayır burada özgürlük talebinden değil, Marjinal bir akımın Kadın için ama "kadınlara rağmen" mantıksızlığından bahsediyoruz.
Rağmen kısmı nedir? Çirkin ve geçkin feministlerden başka ''somut'' bir yaklaşıma örnek göremedik pek. Dilersen çirkin ve geçkin feministlerin sana göre ''yanlış'' yaklaşımlarını özetle, tartışma daha somut mecraya gelecektir. Zira benim asıl derdim ''çirkin ve geçkin feminist'' tümcesinin ima ettiği şeyin arka planı:Sana göre kıskandıkları için marjinalleşiyorlar gibi.
Onu da nereden çıkardın, ŞU ana kadar Sapıklığın S'sine dahi bir göndermem var mı? Kim neresine ne sokarsa soksun bundan bana ne?
Ben birçok insan var derken, gönüllü olarak bunu seçen birçok kişi var anlamında söyledim.
Mevzu sapıklık değil. Hemen her konuda birçok kişinin absürt fikirleri olabilir. Mevzu, feminizmi ''kıskançlıkla'' izaha kalkmak. Sense gördüğün 3 örnekle feministlere saçma sapan işlerle uğraşıyorlar, diyorsun. Oysa kadın haklarında gelinen nokta ''onlara rağmen'' değil, onlar sayesindedir. Kimse kusura bakmasın, modernite ve aydınlanma tarihinde kadın ve kimlik sorunu liberallerden çok ''marjinal'' denen grupların mücadelesine içkindir. Hatta bu konuda ''sosyalistler'' dahi oldukça geç uyanmıştır.
Senin ''performans yaklaşım''ınsa 89 ihtilali sonrası ''aktif-pasif yurttaş'' ayrımını hatırlatmaktadır.
daldan dala atlama konusundaki başarından dolayı seni kutluyorum, Halbuki Ben Küreselleşmeden, iletişim imkanlarının artması, toplumların yakınlaşması, ülkeler arası seyahatin artık daha kolay olması gibi etmenlerin yol açtığı sonuçlardan bahsediyordum.
Kaldıki savaş da ne eril, ne de dişil bir kavramdır, genelde güç ve iktidar hırsına sahip insanların marifetidir, Bu da devlet kavramıyla yakından ilişkilidir.
İletişim, otoriter/devletli rejimler için de benzer derece silahtır. İktidarı elinde tutanlar için üstelik daha efektif bir silah. Ben de sana bahsettiğin mevzular olumlu kazanımlar olduğu kadar menfi durumlar için de güçlü bir mobilizasyon sağlar diyorum. Ortada böylesine ''kendiliğindenci'' bir durum yok.
Kaldı ki savaş basbayağı ''erkek'' işidir. Basbayağı ''eril''dir. İktidardan dem vurmuşken, iktidarın gönderdiği tematik algılar zaten ''erkek merkezli eril'' sosyal süreçlere içkindir. Tecavüzü bir savaş silahı olarak kullanmaktan tut da militarist eğitimin yoğun ''erkek jargonu ve eğitimi''ne kadar hepsinin temelinde örgütlenmiş erkeksi yapılar vardır.
Erk-ek sözcüğünün kökeni dahi ''erk(iktidar)'' kökeninden gelmez mi?
Tam aksine, eğer senin dediğin gibi olsaydı, bugün bazı insanlar uyuşturucuyu torbacılardan değil, Yetkili eczanelerden dozu kontrol edilmiş şekilde alıyor olurlardı, ama yeraltına ittiğin zaman fiyat yükseltirsin.
Kaçak işçileri/kadınları eczanelerde satamıyorsun :) Zahmet edip insan kaçakçılığıyla ilgili makaleyi okusaydın bari.
Yediğin fastfood ürünlerinin ambalajlarında neler içerdiğini belirten uyarı olması gerektiğini talep etme hakkına sahipsin, ama kimseyi sevdiği bu şeyleri yemekten mahrum edemeyeceğin gibi, kendine göre zarar-yarar tablosu çizip vergi adı altında tüketicinin parasını gaspetme hakkına da sahip değilsin (Burada sen derken senin şahsını kastetmiyorum tabiki).
* Sevdiği mi yoksa çalışma kültürüyle alakalı olarak yemek zorunda kaldığı mı?
* Bugün fabrikalar hariç kaç kurumsal şirkette çalışanlara ''yemek'' verildiğini gördün?
* Kaç şirket, kurum vs çalışanlarına maaş haricinde doğru düzgün yemek parası yahut mola zamanı vermektedir?
* Yola ''mıcır döşemek'' de budur zaten. Mıcır dökmekten öte, yolu ıslatmaktır da bu.
* Her birey kendi sağlığının sorumluluğunu almak zorundadır; ancak, işyeri çalışma kültürü ve çalışma koşulları da olası riskleri tazmin etmek zorundadır. İşveren, riski almak istemiyorsa örneğin yemek kültüründe/çalışma şartlarında gerekli tedbirleri(asgari-düzgün yemek molası yahut yemekhane yahut yemek ücreti) almak zorundadır.
* insanlar çalışmaya mecbur diye fiziksel kapasitelerinin çok çok üzerinde, tonla risk taşıyan işlerde çalıştırılmak zorunda bırakılamaz dolaylı da olsa.
* Nasıl ki maden ocaklarında modern yöntemler ve tedbirler almak işverenin olmazsa olmaz/tartışmasız bir sorumluluğuysa...
Alıntı: "Başka iş yapmak için geliyorlardı zaten birçoğu. Bebek bakıcılığı, temizlik işleri, doktorluk, öğretmenlik vs. Birçoğu iyi eğitimli."
Bununla ilgili bkz: Alıntı yaptığın sonraki paragraf...
ALıntı: "Lüks için yapan kadınlar için mi ''sorumsuz kadın'' diyorsun?"
Hayır niye böyle birşey diyim, sorumsuzluktan nerde bahsettim hatırlamıyorum, Bilakis "Bırakınız yapsınlar", Kimsenin seçimlerine müdahil olmak, Ne sana, Ne bana, Ne Bazı uç feminist gruplara, Ne de muhafazakarlara düşmez diyorum.
Yapmak zorunda olduğu, itildiği seçimleri ne yapacağız? İşsizliğin %30 olduğu bir ülkede ''her zaman bir seçenek var'' mıdır, mesela? Asgari fırsat eşitliği sağlanmadığı için farkındalık düzeyi gelişmeyip bu yola itilenler ne olacak?
Harward'da master yapıp fuhuşu tercih eden insanlardan bahsettiğimizi mi sanıyoruz yoksa?
Alıntı: "İnsan beyni ''rasyonal ve maksimum fayda'' üzerine kuruluysa sizin savınıza göre, yaşadığın ortama uyum sağlamak ''zaruri''dir."
Gerek Küçük esnaf, Gerekse işadamlarının arasından bunu yapan birçok kişi var zaten, Bazıları buna "Vergi kaçırmak" diyor (Da nereye varmak istediğini anlamış değilim).
Yaşadığın ülkede %30 işsizlik, yoğun hak gaspları, rekabet vs nedenler yüzünden %50 de kayıt dışı varsa ve Harward'da okuma fırsatınız olmadıysa yapmaya en ehil olduğunuz, zira, yapmaya en ehil olmak için tüm bu sebepler sayesinde türemiş sosyal ortama ayak uyduracaksınız.
Alıntı: "
Hem yoksulluktan bahsedip hem de ''gönüllü-rızaya dayalı'' demek oksimore değil midir? Su kaynakları özelleşip su fiyatları artar, suya erişemeyen yoksullar elverişsiz suları içer ve hazret diyor ki: Bu onun sorumluluğu, daha iyi üretsin, daha iyi su içsin. (Şili ve G. Amerika'daki su tekellerinin yağmur sularını bile gasp ettiğini duymuşmuydun mesela? Filmi var hatta-YAĞMURU BİLE)"
Yoksul insanların limon satmak gibi bir seçimi de var, Limon satmak yerine Başka x bir işi yapıyorsa, evet burada bir tercihten ya da gönüllülükten bahsedilebilir.
Yapma yaw. Ortalama 600 lira maaş olan bir yerde ve 500 lira ev kirası varken eğitim olanaklarını dahi bulamayan bir kadına ''git limon sat'' diyoruz. Hani Şili'de su faturalarına gelen %300 zam gibi. Çalışın ödeyin, değil mi? Bu arada yağmur suyuna/limon satacağın alanlara/gecekondu inşa edeceğin arazilere en konulmuşken :)
Alıntı: "
Kendi dediğini yalanlıyorsun şu anda. Kıskanç ve çirkin oldukları için değil, bilakis ''eğitimli kürtler'' gibi duyarlı olduklarından muhalefet ediyorlar. Doğal olarak da erkek egemen/eril olan her şeye saldırıyorlar. Ellerine sağlık."
Hayır kürtler haklarını almak için çalışırken, Bazı Feministler Marjinal bir görüntü çiziyorlar, Ota boka saldırmak da marifet değildir, bir süre sonra meramını anlatamaz hale gelirsin ki, bu en çok hitabettiğini düşündüğün kitleye zarar vermeye başlar.
Bu yüzdendir ki, Ben hak alma amaçlı yapılan hiçbir mücadeleden değil, Kendi kıskançlıklarını tek doğru olarak dayatan aşırı kişiliklerden bahsediyorum, zaten benim çıkış noktam kadınların birşeyler için mücadele vermesi gerektiğiydi.
Feministlerin dürüstlüğüne inanman için 90-60-90 beden ölçüleri, sarışın saçlar ve 175 ortalama boya sahip olmaları gerekir mi diyoruz ?
Alıntı: "
Manipüle edilmiş ''iktidar'' duyusunun bir versiyonu da ''tecavüz''dür bilir misin? Bu konudaki bazı sosyal araştırmalar, tecavüz motivasyonlarından önemli bir tanesinin de ''iğdiş edilmişlik ve iktidarı kanıtlama'' olduğunu ortaya koyar."
Konuyu çok ıvır zıvır şeylerle kirletiyoruz diye düşünüyorum...
İki temel istatistik ve psikoloji kaynağı okumuş olsaydın anlardın zaten.
Orada tecavüz diye birşey yok, bu işi yapan kadın, erkek ya da Transeksuel'in birlikte olacağı kişiyi (müşterisini) seçme şansı var, Sevişme sonrasında da ister para alır, ister başka birşey, bunu farklı farklı yerlere çekmeye gerek yok.
Ayrıca daha önceki iletimde de belirttiğim üzere genel ev tek seçenek değildir, bu kişi pek alâ kendi apartman dairesinde veya seçilen çeşitli yerlerde bağımsız veya bir şirket kadrosunda çalışabilir.
Küfür etmek de sadece erkeklere has birşey değildir, O kültürel bir algı.
Yoksulluk nedeniyle ilkokulu zor bitirmiş, eğitim alamamış binlerce kadını düşün. Doğru düzgün iş fırsatı da yok. Yapabileceği tek şey koca beklemek yahut acımasız, kayıt dışı ve arkaik iş şartlarında bir şeyler bulabilmek. Ya bulamazsa? Limon satmak istedi, zabıta vergiye soktu yahut engel oldu. Kaçak sergi açtı, polisler bastı. Garsonluk yapmak istedi, cafe bile yok. Bulaşık yıkamak istedi restoran yok.
Bol miktarda pavyon ve bir genel ev mevcut. Mahalleden bazı kadınlar bu işi yapmak zorunda, yoksulluk nedeniyle mahallede yeraltı işleri-kültürü de var. Eeee?
Şu koşullarda, bu bir zaruret değil midir? İşsizliğin ^%30ları görüp yoğun bir adaletsizlik duygusunun hakim olduğu bir ülkede yasadışı abuk sabuk işler üremeyecek de nerede üreyecek?
Bir biçimde eğitim almış, köşeyi dönmüş, dayısı vs olan adamlar rahatına bakarken, fırsat eşitsizliği bir yana kaderine terkedilmiş milyonların zaruretleri gayet yaratıcı işler üretmezse(fuhuş, uyuşturucu, mafya, kaçak ürünler, hırsızlık, gasp vs) ne yapacak? Fırsat eşitsizliği ve merkezine insani hasletleri koyan vicdanlara hitap eden bir dayanışma kültürü-kurumsallığı yaratmak akla gelmiyorsa, fırsattan istifade yarın bir gün eşinin gasp sonucu kolunun kopması gibi bir durumda ağlamayacaksın.
İnsan sonsuz derece ihtiyaçları olan bir canlıysa ve ''iletişim fırsatları''ndan dolayı onlarca kişi bolca tüketmeye ihtiyaç duyuyorsa bunu bir biçimde karşılayacaktır. Böylesi bir toplumda kimsenin ''yasal meşruiyet'' aramaya hakkı olamaz diye düşünüyorum. Haramiler/robin hood'lar elbette malına el koyacaktır. Malum, işsizlik %30, ihtiyaçlarsa % sonsuz.
Zaruretlerden dolayı ve mevzubahis ''fuhuş''ken ve mevcut şartlar hasıl olmuşken ve dahi ihtiyaçlar sınırsızken(ihtiyaç olan karşılanmak zorundadır-mecburiyet) fuhuş ''gönüllü bir iş'' nasıl olabiliyor?
Hayır dostum, Ben tercih etmiyorum, ama sadece o kadar, başka insanların tercihlerine müdahil olma hakkını kendimde görmüyorum.
Böyle şeylerin garantisi olmaz aslında, diyelim bir yurtdışı seyahatine çıkıldı ve fazla vakit yok, bu işi yapan bir kadın biliniyor, kadın güzel hoşuna da gitti, anlaştın vs vs.
Neden? Kültürel mi? Zina'dan mı korkuyorsun :)
Yoksa, fast-food'un özünde okadar da ''sağlıklı olmadığını'' mı keşfettin/hissediyorsun?
Firestorm
15-09-2011, 14:08
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü avukat Aydeniz Alisbah Tuskan, ''Son 7 yılda kadın cinayetleri, yüzde 1400 artmış durumda, bu korkunç bir boyut'' dedi.
Tuskon, son dönemlerde, kadına yönelik şiddet olaylarının artması ve kadınların adli mercilere yaptıkları korunma başvurularına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de kadına yönelik şiddet konusunda yasal mevzuat olarak durumun iyi olduğunu, ancak altyapısı eksik olmayan bu yasada birtakım değişiklikler yapmak gerektiğini söyledi.
Bir kadın, korunma talebinde bulunduğu zaman, onunla ilgili acil tedbirlerin alınması ve bir sığınma evine yerleştirilmesinin şart olduğunu ifade eden Tuskan, sığınma evlerine yerleştirecek kadınlara, burada hayatlarını devam ettirebilmelerinin sağlanması ve çocuklarından ayrılmamalarının yanı sıra maddi olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
4320 sayılı ''Ailenin Korunmasına Dair Kanun''da bazı eksikliklerin olduğunu anlatarak, kadının boşandıktan sonrada da korunması ve birlikte yaşayanların da bu korunmaya dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.
''Kadınlar artık şiddete katlanmayı reddediyor"
Son zamanlarda artan kadına yönelik şiddet olaylarına karşı yapılan korunma talepli başvurularının, kadınların suskunluğunu bozması anlamına geldiğini dile getiren Aydeniz Alisbah Tuskan, ''Kadınların, itiraz etmesi ve artık şiddete katlanmayı reddetmesi de bu konudaki başvuruları arttırıyor diye düşünüyorum. Kadınlar, eskiden bunu kabulleniyordu ve sonuna kadar katlanıyordu, ama şimdi kadınlarda, bu konuda devletin kendilerine sahip çıktığı konusunda düşünceler var'' dedi.
Avukat Tuskan, kadınların, şiddete katlanmanın, insan haklarına aykırı bir durum olduğunun farkına vardığını ve bu konuda bilinçlediğini ifade ederek, koruma tedbirlerinin bütün kurumlar tarafından alınabilmesi gerektiğini ifade etti.
Yasadaki koruma kararlarından haberi olmayan hukukçuların da olduğunu dile getiren Tuskan, bu nedenle, Koruma Kanunu'nun, savcılar ve jandarmalar tarafından bilinmesi ve acil koruma kararının bir gün içinde alınarak, uygulanmasının sağlanması gerektiğini vurgulayarak, ''Tehlikeli bir durum varsa şiddet uygulamaya yönelen kişinin hemen gözaltına alınması gerekiyor. Çünkü, son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 oranında artmış durumda, bu korkunç bir boyuttur'' şeklinde konuştu.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Tuskan, bu konuda tam olarak sorumlu olan kurumun belirlenmesi gerektiğini anlatarak, kadının korunması, sığınma evlerine alınması gibi önlemlerin, birçok kurumun yapması gereken şeyler olduğunu, ancak bu konuda tam olarak sorumlu olan kurumun belli olmadığını kaydetti.
İstanbul Barosu olarak, kadının korunmasıyla ilgili avukat tahsisi ve bu avukatların acil olarak görevlendirilmesini sağlamaya çalıştıklarını belirten Tuskan, ''Koruma olayları, tam olarak şiddeti çözmez. Şiddete yönelen kişinin tedavisinin sağlanması, bir psikolojik durumun incelenmesi gerekir. Sağlık durumunun incelenmesi gerekirse tedavi altına alınması gerekir'' dedi.
Boşanmaların yüzde 85'inin nedeni şiddet
Kadına şiddet uyguladıkları tespit edilenlerin, sulh ceza mahkemelerince, Ceza İnfaz Kanunu'na göre cezalandırıldığını vurgulayan Tuskan, verilen hapis cezalarının paraya çevrildiğini ya da iyi halden ertelendiğini söyledi. Tuskan, oysa, hapis cezasının paraya çevrilip ertelenmesi yerine uygulanmasının şart olduğunu kaydetti.
Avukat Tuskan, İstanbul'da yılda yaklaşık 2000 civarında boşanma başvurusunun olduğunu ifade ederek, bu başvuruların yüzde 85'inin nedeninin şiddet olduğunu bildirdi.
Son bir yılda İstanbul Barosuna 300 civarında koruma talepli başvuru olduğunu dile getiren Tuskan, diğer başvuruların nafaka, velayet, çocuk teslimi ve aile konutu şerhi gibi konular olduğunu söyledi.
(Sol Haber)
Yorum yok....
TurkceRap
19-11-2011, 17:10
Alıntı: "Kc, aslında mevzuyu özetlemiş: Toplum ve kurumlar fırsat eşitliği yaratacak şekilde dizayn edilmeli. Fırsat eşitsizliğini yaratan ne? Toplum ve kurumlar."
Benim fırsat eşitliğinden anladığım şeyle senin fırsat eşitliğinden anladığın şeyin farklı olduğu bariz, onun için bunu tekrar tekrar konuşmanın lüzumu yok.
Ama benim bahsettiğim şey bu değil taktir edersin ki.
Alıntı: "Rağmen kısmı nedir? Çirkin ve geçkin feministlerden başka ''somut'' bir yaklaşıma örnek göremedik pek. Dilersen çirkin ve geçkin feministlerin sana göre ''yanlış'' yaklaşımlarını özetle, tartışma daha somut mecraya gelecektir. Zira benim asıl derdim ''çirkin ve geçkin feminist'' tümcesinin ima ettiği şeyin arka planı:Sana göre kıskandıkları için marjinalleşiyorlar gibi."
Yukarda verdiğim linklere doğru-düzgün bakmış olsaydın böyle saçmasapan bir soru sormazdın.
Ama yine de daha birkaç gün önce yaşanan şu olay ne demek istediğimi anlamana daha iyi yardımcı olacaktır:
http://magazin.haberturk.com/...cuyu-birinci-sectiniz
Nasılki bazı erkeklerde şiddet eğilimi varsa, bazı kadınlarda da hem cinslerine karşı bir çekememe eğilimi vardır, Bunu da günlük hayattaki davranışlarda bariz gözlemleyebilirsin.
Alıntı: "Mevzu sapıklık değil. Hemen her konuda birçok kişinin absürt fikirleri olabilir. Mevzu, feminizmi ''kıskançlıkla'' izaha kalkmak. Sense gördüğün 3 örnekle feministlere saçma sapan işlerle uğraşıyorlar, diyorsun. Oysa kadın haklarında gelinen nokta ''onlara rağmen'' değil, onlar sayesindedir. Kimse kusura bakmasın, modernite ve aydınlanma tarihinde kadın ve kimlik sorunu liberallerden çok ''marjinal'' denen grupların mücadelesine içkindir. Hatta bu konuda ''sosyalistler'' dahi oldukça geç uyanmıştır."
Kimse aksini söylemedi zaten, Ama anlatmak istediğim şey bugün Feminizm'in bazı konularda doyum noktasına ulaşması sebebiyle kendini devam ettirebileceği mecralar araması ve bu absürd haliyle kadınlara yarardan çok zararı dokunur hale gelmiş olmasıdır.
Yani şu an biz burada Feminizm'in ilk ortaya çıktığındaki halini konuşmuyoruz, Tam aksine bir grup aynalara küskün dişi terminatörün zehrini kustuğu piçleştirilmiş bir akımdan bahsediyoruz ve daha önceki iletilerimde de söylediğim gibi bu insanların karşımıza kimi zaman namus bekçisi, kimi zaman delikanlılığın kitabını yazan ağır abiler olarak karşımıza çıkan erkek versiyonlarından pek de farkları yok.
Bu arada şuna ayriyeten göz atmanı tavsiye ederim; http://www.feministissues.com/
burada çeşitli feminist aakımların seks işçiliğine bakışına dair argumanları bulabilirsin, birşeyleri ideolojik tutarlılık adına bakar kör gibi savunmanın alemi yok.
Alıntı: "İletişim, otoriter/devletli rejimler için de benzer derece silahtır. İktidarı elinde tutanlar için üstelik daha efektif bir silah. Ben de sana bahsettiğin mevzular olumlu kazanımlar olduğu kadar menfi durumlar için de güçlü bir mobilizasyon sağlar diyorum. Ortada böylesine ''kendiliğindenci'' bir durum yok."
Katılıyorum da, Yani?
Alıntı: "
Kaldı ki savaş basbayağı ''erkek'' işidir. Basbayağı ''eril''dir. İktidardan dem vurmuşken, iktidarın gönderdiği tematik algılar zaten ''erkek merkezli eril'' sosyal süreçlere içkindir. Tecavüzü bir savaş silahı olarak kullanmaktan tut da militarist eğitimin yoğun ''erkek jargonu ve eğitimi''ne kadar hepsinin temelinde örgütlenmiş erkeksi yapılar vardır.
Erk-ek sözcüğünün kökeni dahi ''erk(iktidar)'' kökeninden gelmez mi? "
Savaşın cinsiyeti olmaz, bilakis anaerkillik süreci geçirmiş ya da Anaerkil toplumların en alâ savaşçı toplumlar oluşturabildiği Tarî deneyimlerle sabittir Türk-Moğol kültürü bunun en bariz örneğidir, üstelik senin (erk ek) şeklindeki yaklaşımın da bunu açıklamak için yeterli değildir, sadece gücün erkeğin fiziksel ve davranış karakteristiğine bir atıftır o kadar.
Alıntı:
"Kaçak işçileri/kadınları eczanelerde satamıyorsun Zahmet edip insan kaçakçılığıyla ilgili makaleyi okusaydın bari."
Anladık ben de sana diyorum ki, yeraltına itersen bu tür şeyleri arttırmış olursun.
Alıntı:
"Sevdiği mi yoksa çalışma kültürüyle alakalı olarak yemek zorunda kaldığı mı?
* Bugün fabrikalar hariç kaç kurumsal şirkette çalışanlara ''yemek'' verildiğini gördün?
* Kaç şirket, kurum vs çalışanlarına maaş haricinde doğru düzgün yemek parası yahut mola zamanı vermektedir?
* Yola ''mıcır döşemek'' de budur zaten. Mıcır dökmekten öte, yolu ıslatmaktır da bu.
* Her birey kendi sağlığının sorumluluğunu almak zorundadır; ancak, işyeri çalışma kültürü ve çalışma koşulları da olası riskleri tazmin etmek zorundadır. İşveren, riski almak istemiyorsa örneğin yemek kültüründe/çalışma şartlarında gerekli tedbirleri(asgari-düzgün yemek molası yahut yemekhane yahut yemek ücreti) almak zorundadır."
Çalışma kültürünün fastfood'u teşvik eder nitelikte olduğu bir bakış açısına göre doğrudur, ama bunda populer kültürün etkisi yatsınamaz, Bununla beraber konumuzun bu olduğunu sanmıyorum.
Alıntı:
"Yapmak zorunda olduğu, itildiği seçimleri ne yapacağız? İşsizliğin %30 olduğu bir ülkede ''her zaman bir seçenek var'' mıdır, mesela? Asgari fırsat eşitliği sağlanmadığı için farkındalık düzeyi gelişmeyip bu yola itilenler ne olacak?
Harward'da master yapıp fuhuşu tercih eden insanlardan bahsettiğimizi mi sanıyoruz yoksa?"
şu toplum beni buna itti zırvasına hep ayar olmuşumdur, birileri orda 3 kuruşa çapa yapmaktan elleri nasır tutarken, sırtında küfe hamallık yaparken, başka birileri farklı yollar seçiyorsa suçlaması gereken kendisinden başkası değildir.
Bizim buralarda bazı kadınlar sabahın köründe zeytine gider, fidanlığa gider, çapaya gider (şimdi kaç oldu tam bilmiyorum) günde 25 lira falan yevmiye alıyorlar, kimileri konfeksiyon mağazalarında, okullarda, şurda burda ekmeğinin peşinde ve önemli bir çoğunluğunun doğru-düzgün eğitimi yok...
Buna karşın (Eğer bu konuda daha önce örnek verdiysem affola bayağı oldu bu başlık açılalı o yüzden hatırlamıyorum) Ben Üni.deyken oda arkadaşım bir arkadaşlık sitesinde kendi profiline travesti resmi koydu, ikitane kız bunlar, tanıştılar falan, benim arkadaşın koyduğu resimden travesti sandıkları için o işlerde çevresi olabileceğini düşündüler, piyasaya girmek istiyorlarmış, Üniversite öğrencisi bunlar, isteseler rahatlıkla geçimlerini temin edecek kadar burs bulabilir ve ek olarak part time işlerde de çalışabilirler.
uzun lafın kısası toplum bana itelediyle bitmiyo işler, toplumun sana itelemesi pek alâ senin seçimin olabiliyor.
Ha bence mahsuru varmı? Tabiki de hayır.
Alıntı:
"Yapma yaw. Ortalama 600 lira maaş olan bir yerde ve 500 lira ev kirası varken eğitim olanaklarını dahi bulamayan bir kadına ''git limon sat'' diyoruz. Hani Şili'de su faturalarına gelen %300 zam gibi. Çalışın ödeyin, değil mi? Bu arada yağmur suyuna/limon satacağın alanlara/gecekondu inşa edeceğin arazilere en konulmuşken "
Hayatında birşey satmayı denedinmi? klavye başında sol literatür parçalayıp nutuk atmaktan başka bir iş yaptınmı bu konuda, ister istemez merak ediyor insan.
Alıntı:
"Feministlerin dürüstlüğüne inanman için 90-60-90 beden ölçüleri, sarışın saçlar ve 175 ortalama boya sahip olmaları gerekir mi diyoruz ?"
Burada kimin doğru, kimin yalan söylediğinden bahsetmiyoruz...
Alıntı:
"vicdanlara hitap eden bir dayanışma kültürü-kurumsallığı yaratmak akla gelmiyorsa, fırsattan istifade yarın bir gün eşinin gasp sonucu kolunun kopması gibi bir durumda ağlamayacaksın."
Pek alâ hemen çıkıyorum kapkaça, ne uğraşıyorum ki bilgisayar karşısında koduydu, sitesiydi, google'da rank aldı-almadı, index'ledi-indexlemedi, trafiğiydi, server sorunlarıydı vs, Benim de ihtiyaçlarım var, yaşamamı idame ettirmem lazım ama enayi gibi çalışıyorum naparsın, gaspa çıkıp kolay yoldan zinet dolu bir-iki kadın çantası indrip ense yapmak varken.
Hayret birşeysin ya.
Alıntı:
"Neden? Kültürel mi? Zina'dan mı korkuyorsun
Yoksa, fast-food'un özünde okadar da ''sağlıklı olmadığını'' mı keşfettin/hissediyorsun?"
Niye ikisinden biri olmak zorundamı, Liberter fikirlere sahip olmam etik değerlerim olmadığı anlamınamı geliyor? )sevdiğim, değer verdiğim insanı aldatmak istememiş olmak) gibi 3. bir seçeneğim yokmu?
Tc'de kadin olmak demek ezilen azinlik halklardan biri olmak anlamina gelir. Yoresine bagli olarak bazi durumlarda en az Ermeni olmak kadar kotu biseydir. Devlet ezilen vatandasini koruyucu yasalar yapmak soyle dursun, bilakis namus cinayetlerine, tecavuzculere indirim falan vermektedir
Eger Turk (vaya Turklesmis) bir musluman-sunni-hanefi bir erkekseniz tc'nin en klas vatandasi sizsinizdir. Devlet musluman olmanizi sart kosar ama fazla dindar olmani da istemez, cunku o zaman Araplara benzersin. Mesela bes vakit namaz kilmani istemez ama Ramazan orucu tutmani bekler senden kemalist tc
Kadinsan, namuslu olmali ve yerini bilmelisin. Basini kamusal alanda ortmen yasaktir ama evlenene kadar bakire olman danistay tarfindan tastiklenmis bir zorunluluktur mesela.
TurkceRap
20-11-2011, 11:47
Tc'de kadin olmak demek ezilen azinlik halklardan biri olmak anlamina gelir. Yoresine bagli olarak bazi durumlarda en az Ermeni olmak kadar kotu biseydir. Devlet ezilen vatandasini koruyucu yasalar yapmak soyle dursun, bilakis namus cinayetlerine, tecavuzculere indirim falan vermektedir
Eger Turk (vaya Turklesmis) bir musluman-sunni-hanefi bir erkekseniz tc'nin en klas vatandasi sizsinizdir. Devlet musluman olmanizi sart kosar ama fazla dindar olmani da istemez, cunku o zaman Araplara benzersin. Mesela bes vakit namaz kilmani istemez ama Ramazan orucu tutmani bekler senden kemalist tc
Kadinsan, namuslu olmali ve yerini bilmelisin. Basini kamusal alanda ortmen yasaktir ama evlenene kadar bakire olman danistay tarfindan tastiklenmis bir zorunluluktur mesela.
Bekaretle ilgili zorunluluğa atıfda bulunan bir karar varmı?
Bekaretle ilgili zorunluluğa atıfda bulunan bir karar varmı?
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=43994
TurkceRap
20-11-2011, 22:54
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=43994
Tamamını okuyamadım , çünkü cinlerim tepeme çıktı.