İddia : http://www.facebook.com/video/video.php?v=1688234219352&oid=108251602530908&comments
Araştırdım ama iddiaya cevap bulamadım.
Katılıyorum bilim adamalarının hepsi cahil cühela takımıdır , açıklama tatmin edici ..
Ben iman ettim darısı diğerlerinin başına..
Bunları kafası neye çalışıyor ben kendime izah edemiyorum artık. Her gece sohbetlerde mankenler, kedi canını kızlar, sperm, yumurta muhabbetleri, hadi hayırlısı!
Bu ulvi açıklama anca imanlı bir zihinde etki bırakabilir videoda anlatılan nitrik oksit in bir gaz oluşu haricindeki tüm anlatım koca bir yalandır.. NO ile ilgili hz google da onlarca döküman bulunabilir meslek icabı nitratların erektil disfoksiyonun tedavisinde kullanılan ilaçlar ile arasındaki husumeti bilsemde değinmeyeceğim :) malum ilaç tanıtımı yapmak yasak :evil: konuyu açan firater arkadaşımızın hy tayfasından olmamasını umuyorum ..
Şimdi fark ettim, konuyu açarken aceleme gelmiş.
Ben bir videoyla imana gelecek bir insan değilim öncelikle.Ya da böyle saçma bir iddiaya inanacak bir insan değilim.Sadece konuya objektif bakıyorum ve iddiaları dalga geçmek yerine ciddiye alıyorum.
Nitrik oksitin bir gaz oluşu haricindeki tüm anlatım koca bir yalandır demişsiniz.Bana bunu doğrulayabileceğim bir kaynak verebilir misiniz?
Ayrıca bu kadar hayati bir hormon nasıl evrimleşmiş olabilir sizce?
spartacus
11-04-2011, 12:29
Sevgili firater, iddia yok ortada, o yüzden cevapda bulmak zor.
Aynı yaklaşımla yağmuru ele alabiliriz. Düşünsenize yağmur, yağmur olmazdan önce, denizin bir bilgisi var, diyor ki bu deniz, sen benden ayrıl, süblimleş, git buhar ol, sonra hava katmanlarına durumunu ilet, yoğunlaş ve git bir yerlerden yağmur olarak geri dökül.
Düşünebiliyor musunuz? bu milyonlarca yıl falan değil, işte evrim teorisi çöktü. yağmurun oluşumu milyonlarca yıl sürmediğine göre, evrim teorisi çökmüştür..
Bu yaklaşımlarla aklımıza ne gelirse iddialar üretebiliriz(örneğin enzimler, salgılar vb). Kendi subjektif inançlarımız adına böyle kurgular geliştirebiliriz. Her türlü reaksiyonu, etkileşimi iradi bir amaca endeksleyebiliriz, bu bir kez yapıldı mı zaten bilimden bahsetmeleri dahi abestir.
Hormonun evrimleşmesi ile neyi kastettiğini anlayamadım.. Yapıtaşlarının mı evrimleşmesi, örneğin anlayabilmem açısından su canlılar için önemlidir, canlıların evrimleşmesi için su'yunda evrimleşmesi gerekir mi diye düşünmem gerekiyor?
Ben önce şu soruyu sorsaydım daha iyi olurdu :
Videoda bu hormon olmadan canlının bölünemeyeceği iddia edilmiş.Bu doğru mu ?
spartacus
13-04-2011, 11:53
Farzedelim doğru? Buradan nereye gelecez? Asıl odak noktamız burası olmalıdır.
Örneğin canlılar ve su ilişkisini ele alalım. Su, örneğin insan için hayat kaynağıdır. Su olmadan insan canlılığını sürdüremez diyelim. Doğru mu? Su olağanüstümüdür yoksa doğal mıdır? Doğada bulunmaz mı?
Önce mantığı, oradaki kurguyu çözümleyelim...
Bilim ile din zaten daha ilk çıkışda uyuşmaz. Din olduğu gibi görmeme, sandığı gibi oldurma eğilimindedir ve olduğu gibi görmeyide, insan düşüncesi açısından kabullenememe ve incelenemez, anlamlandırılamaz üzerine kuruludur.(bu nedenle diyebilirizki din(ortadoğu dinleri) ilk çağlardan itibaren bilimi yasaklamıştır.) Bu anlamıyla dinler buyurur. Bilim buyurmaz, bildirir... Din ile bilim bir çok noktada olduğu gibi bu temelde de uyuşmaz-buluşmaz. Dinin bilimi, sadece düşüncedir, akıl içiliktir, hayal gücüne dayanırlıktır ve bilimide o hayal dünyasında, kurgu ve senaryolar dünyasında ters çevirir(amuda kaldırır). Tek bir bilimi vardır oda kurgu dünyasındaki kurgularda kim sorusuna aranan cevaptır. felsefesi kim'i arar ve o kim ilahi bir tanrı, ilahi bir zihin-irade olabilir, haliyle bildiğimiz bilim tanımından ayrı bir yaklaşım ortaya çıkar, felsefesi kim sorusunu arar ve yine cevabını kendisi verir, ona bağlı sorular ve cevaplar düzleminde ilerler, bilimi ise iradeyi, ilahi fikri, düşünceyi bilmek, tanrıyı bilmek, buyrukları vereni bilmek, buyruklarını bilmek olarak anlam kazanır. Örneğin yağmur duasının altında yatan sadece bu yaklaşımdır. Örneğin kutsal metinlerde geçen olay ve oluşlardaki bilmek, ilahi keyfiyetin neden bu olayları ve oluşları buyurduğundan bahseder(insanı kendisine hizmet için, kulluk vazifesi için yartmışmış vs..). Örneğin doğal bir felaket dahi tanrının kızgınlığıyla yaptığı bir eylemden başka bir şey olarak görülemez, bir yıldırım dahi aslında nesnel bir varlık-ilişki, incelenebilir bir kendindelik içermez, tanrı yıldırımları, bazılarını çarpmak için mızrak yapıp atar sadece. Bilim ise bu keyfiyetlerle, böylesi ereksel(amaçsal), iradi kurgularla, akıl ve hayal oyunlarıyla ne ilgilenir, ne uğraşır nede bilimin varlık nedenleri arasında buna benzer çabalar yatar. Paratoner icad edilir, tanrı keyfiyeti yerle bir oluverir. Tanrı artık dilediğine mızrak atsa bile, istediği sonuca ulaşamaz, çünkü tanrı eni sonu insan zihninin yarattığı bir kurgu kahramınından başka bir şey değildir.
Örneğin yağmur konusundan bahsedelim. Din'e göre yağmur bir buyurmadır. Bir tanrı yağmura yağmasını buyurur. Hatda güneşe buyruklar vermiştir, cehenneme de sorular sorar, yıldırımları emriyle çaktırır, her olay, oluş, nesne, düşünce aklınıza ne gelirse tanrının ilahi buyruklarıyla hareket eder, davranış sergiler. Bu anlamda aslında, bizler nesnel evrende hiç bir şeyin nedenini öğrenemeyiz, bilincine erişemeyiz. Çünkü ortada hikmetinden sual olunamaz, sadece buyrulduğu(keyfi) için bir davranış, oluş vardır ve haliyle tek ve gerçek bilgi buyrulmuş olmasıdır. Buradan nereye çıkılabilir? Elbetde bilim karşıtlığına. Yani evrende insan açısından bilinebilir tek bir şey vardır, tanrı'nın buyurması ve buyrukları. Tanrı buyrukları ise sorgulanamaz ve hiç bir buyruk ya da davranışın nedenleri bilinemez. Bu nedenlere etki edilemez. Örneğin yağmurun yağmasına müdahale edilemez, gözlemlenen sadece oluştur ve oluş ise sadece bir tanrının buyruğu ve amaçda yatar.
Gelelim video ve videodaki ana mantığa. Yukarıda ifade etmeye çalıştıklarım çerçvesinde, ilgili videoda aynı basit kurgulamaya, nedenlemeye dayanmaktadır. Azot oksidin, hayranlık verici yönleri bulgulanıp, öne çıkartıldıkdan sonra gerisi olup bitmekte olana, oluşa bir senaryo ve kurgu giydirmeye kalmıştır.
Bu anlamda ortada videonun konusu ile bilimsel bir bağ kurabileceğimiz bir iddia olmadığı gibi, mantıksal bir çerçevede de ölçüt kabul edemeyeceğimiz bir varsayım yatmaktadır. Haliyle tekrar başa dönersek, su insan hayatı için vazgeçilemezdir, bu doğru mu? Su olmasaydı insan canlı kalamazdı? O halde tanrı vardır. İddia da bu kadar, kurgulama da bu kadar... Azot oksidin özellikle seçilmesi ise okuyucunun basit bildiği su için dahi oluşturacağı kurguyu, şöyle hayranlık verici, anlatıcının her yerinden sanki bilgi kelebekleri fışkırıyormuşcasına bir hava ile okuyucuyu-seyirciyi etkilemek, cezbetmek üzerine kuruludur. Yani bu bir gösteri, bir ilizyon sanatı, akla dayalı bir hüner sergileme işidir diyebiliriz.
Sonuç: Ortada objektif bütünlüğe dayalı bir iddia yoktur, önsel varsayım ve yargıya dayalı bir akıl yürütümü-oyunu vardır ve haliyle o anlatımı her türlü düşünceye yormak da, yormamak da mümkündür. terside düşünülebilir, demek ki bir tanrıya gerek yoktur, yoktan ve buyruğa dayalı değil, maddi bir ilişkiyi gözlemliyoruz ve bu ilişkiye ilahi-iradeye(!) müdahale etmek de, bir biçimde irdelemek ve çözümlemek de, doğal nedenlerle gerçekleşmesi kadar gerçekleşmemeside mümkündür.
Tekrar su konusuna dönelim, su yun canlılar için hayat kaynağı olduğu doğru mu? Mesala su olmasa insan canlılığını sürdürebilir mi? Böylesi bir akıl yürütümünde, görüldüğü gibi Azot oksiti özellikle seçmeye gerek yoktur. Bu sadece izleyiciyi cezb ederek, yanıltma eğilimi taşır.