PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "Bunları Biliyor muydunuz?" köşesine öneriler


22-07-2006, 22:18
Sitemizin sol sütununda bulunan "Bunları Biliyor muydunuz?" köşesine önerilerinizi bekliyorum. Beğenilenler olursa ekleme yapılacaktır.

sargon
22-07-2006, 23:00
1. Hz. Ömer'in Muhammed'in cenaze namazı kılınırken, elde kılıç müslümanları Ebubekir'e biat ettirmeye çalışıyor olduğunu

2. Adaleti övülen Ömer adlı kişinin aslında II. Ömer olduğunu

Aklıma geldikçe yazarım

deli_cevat
23-07-2006, 14:15
abi benu mustalık gazası iyi olur heralde

Ebu Said el Hudrî anlatıyor:

- "Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası'na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekârlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İs*tiyorduk azil yapmayı Ancak, Peygamber aramızdayken ona sorma*dan nasıl azil yapacağız?' dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygam*ber de azil yapmamakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin mey*dana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1596; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n-Nikâh/49, hadis no: 2170.)

Kimileri, "azl"in ne demek olduğunu bilmedikleri için bu hadisin anlamını tam olarak anlamamışlardır.

"Azl" (azil), cinsel ilişki sırasında, erkeğin, meniyi, kadının cin*sel organına boşaltmadan çekmesidir. Yani, meniyi kadınlık organının dışına boşaltmak.

Hadiste anlatılanın özeti şu:

Müslümanlar, ellerindeki "tutsak kadınlar"la cinsel ilişkide bu*lunmak istiyorlardı. Ama bir sorunlan vardı: Ya çocuklan olursa? iliş*ki kuracaklan bu kadınlardan çocuk olsun istemiyorlardı. Tecrid "tü-tercim"i Kamil Miras, bu istememeyi, şöyle açıklıyor:

"Bu suretle (yani meniyi dışa boşaltmak biçiminde) esir kadmla-

34

*

ra yaklaşmak istemeleri (şu yüzdendir): Yüklü (gebe) veya evlat anası kadınlar satılamazdı. Halbuki gazilerin paraya ihtiyaçlan bulunduğun*dan satmak istiyorlardı." (Bkz. Diyanet yayınlanndan Tecrîd, 1596

numaralı hadis, not: 1.)

Kısacası: Tutsak kadınlann ırzına geçebilirlerdi "gaziler". Ama bu işi yaptıktan sonra da "çocuk sorunu"yla karşılaşmak istemiyorlar*dı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadınlan satabilirlerdi. Buna bir en*gel çıkmamalıydı. "Azl"i bunun içki istemiş ve "Peygamber"e danış*mışlardı. Peygamber de temelde bu kadınların ırzlanna geçilmesinde bir sakınca görmüyordu, buna izin veriyordu. "Azl"e gelince. Bunda da bir sakınca bulunmadığını dolaylı olarak belirtiyordu.

(kaynak; Din bu 1. kitap)

Russell
23-07-2006, 15:12
Allah'ın, melekleriyle birlikte muhammed'e salavat getirdiğini (duâ edip namaz kıldığını) biliyor musunuz?

Russell
23-07-2006, 15:16
İLHAN ARSEL'DEN:

Tükrügü'nün, sümügü'nün, balgami'nin ve ellerini/ayaklarini yikadigi abdest suyunun "kutsal" oldugunu söyliyerek, ve bu suyu insanlara içirterek övünür:


Enes Ibn-i Mâlik'in rivâyetinden ögrenmekteyiz ki Muhammed, namazda iken elbisesinin içine tükürüp sümkürürmüs1. Bununla anlatmak istedigi sey, namazda kolaylik olsun için baskalarinin da bu sekilde hareket edebilecekleri imis. Nitekim namaz sirasinda kisilere sol yana, ya da sol ayagin altina tükürme olanagini tanimakla beraber esas itibariyle elbiselerinin içine tükürmelerinin daha iyi olacagini söyler ve onlara örnek olmak için kendi elbisesinin kenarindan tutup içine tükürür ve: "Iste böyle yapin" derdi 2. Kendi tükrügünün "temiz" ve "kutsal" olduguna inanmis, ve baskalarini da buna inandirmisti. Sadece tükürügünün degil, fakat sümügünün ve agzindan çikan balgamin, ya da abdest alirken ellerini ve ayaklarini yikadigi suyun dahi "kutsal" ve "temiz" (tahir) nitelikte olduguna inanmis idi ve bunu kendisi için bir övünme vesilesi yapmisti; Tanri'dan geldigini soyledigi vahy'lerle müslüman kisileri de buna inandirmisti. Ebû Mûsâ (el-Es'ârî) den Buharî'nin rivâyet ettigi bir Hadîs hükmüne göre Muhammed, ellerini ve yüzünü bir kabin içinde yikadiktan sonra agzindan su püskürtür, yâni suyun içine tükürür ve sonra etrafindakilere: "Bu sudan içiniz ve yüzünüze, gögsünüze dokünüz" diye emrederdi. Ebû Hüreyre'nin, Ebû Mûsâ'dan rivâyeti aynen söyle: "(Bir def'a) Nebiyy-i Muhterem..., içinde su bulunan bir kab istedi. Ellerini, yüzünü kabin içinde yikadiktan sonra içine (mubarek agzindan) püskürdü... Sonra onlara: -'Bu sudan içiniz ve yüzünüze, gögsünüze dökünüz'- buyurdu" 3.

Huneyn gazâsi'nda elde edilen ganimet'in paylasilmasi için Ci'râne denen mevkide bulunuldugu sirada Muhammed'in, bir kap içinde ellerini yüzünü yikayip agzindan püskürttügü suyu Mûsa ile Bilâle içirtmesiyle ilgili olarak Ebû Hüreyre'nin Ebû Mûse'l-Es'arî'den rivâyeti söyle: "... Sonra Resûlullâh içi su dolu bir bardak, bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yikadi (Agzindaki bir miktar suyu da) buna ilâve etti. Sonra Ebû Mûsa ile Bilâl'e: -Bu sudan içiniz ve yüzünüze, gögsünuze sürünüz! Size müjde veririm- buyurdu. Ebû Mûsa ile Bilâl de su kabini aldilar. Ve Resûlullâh'in emri vechile yaptilar. Resûlullâh'in kadini Ümm-i Seleme perde arkasindan: -Ogullarim, o sudan ananiza da ikrâm ediniz!- diye seslendi. Onlar da ondan bir miktar Ümm-i Seleme'ye ikrâm ettiler" 4 . Görülüyor ki Muhammed'in elini, yüzünü, burnunu temizleyerek abdest aldigi, agzindan, burnundan çikardigi ve içine tükürdügü su'yu içmek Ümm-i Seleme'ye öylesine özenilecek bir sey görünmüstür ki, kdincagiz dayanamayip "... Ogullarim, o sudan ananiza da ikrâm ediniz!..." demekten ve ayni suyu içmekten kendini alamamistir. Islâm kaynaklarindan ögrenmekteyiz ki, Ebû Mûsa, Bilâl, ve Ümm-i Seleme gibi, diger Müslüman'lar dahi Muhammed'in agzindan, burnundan çikan suyu kutsal bilip bununla abdest almayi, ya da bu suyu içmeyi, kendileri için mutluluk sayarlar, ve içerlerken de Muhammed'e duâ'lar yagdirirlardi. Enes b. Mâlik'in rivâyetine göre, Muhammed'in abdest aldigi sudan yetmis seksen kisinin abdest aldigi görülmüstür. Enes b. Mâlik'in rivâyeti söyle: "Nebiyy-i Ekrem... (bir kere) bir kap su istedi. Içinde biraz su bulunan agzi genis, dibi dar bir kap getirildi. Parmaklarini içine koydu... artik parmaklari arasindan suyun kaynadigini (gördüm). O sudan abdest alanlari yetmis ile seksen arasinda tahmîn ettim" 5.

Yine bunun gibi Muhammed, abdest alip içine tükürdügü su'yun hastaliklari giderdigine dâir bir kani yaratmisti. Abdest almasi söyle olurdu: bir kap içine su getirtir, önce bir avuç su alip agzini çalkalar ve burnuna çekerdi. Sonra bir avuç su alip, sag avucunu sol avucu ile birlestirerek onunla yüzünu yikardi. Yine bir avuç su alip sag kolunu, yine bir avuc su alip sol kolunu yikardi. Sonra basini mesheder, sonra bir avuç su alip sag ayagina tâ yikayincaya kadar azar azar dökerdi. Yine bir avuç su alip sol ayagini yine öylece yikardi6. Ve iste çogu kisilerin hastaliklarini, bu sekilde abdest aldigi abdest suyu ile iyilestirme gelenegini edinmisti. Ona inanan kisiler de hastaliklarinin bu sekilde tedavi edilecegini sanirlardi.

Muhammed, sadece abdest suyunun degil fakat kendi tükürügünün ve sümügünün ve agzindan çikardigi balgam'in dahi kutsalligina halki öylesine inandirmisti ki, etrafinda bulunanlar onun agzindan çikan balgami bile kapisarak, ellerine yüzlerine sürerler, böylece onun "uhrevîyeti'nden" yarararlanacaklarini (örnegin çok uzun ömürlü olacaklarini, ya da hastaliklardan kurtulacaklarini, vs...) sanirlardi 7. Bu saf insanlarin bu sekilde davranislari Muhammed için ayrica bir övgü vesilesi olurdu. Bunun ilginç bir örnegini, Taberî gibi Islâm'in en saglam kaynaklarinda bulmaktayiz. Örnegin Taberî'nin, T. C. Millî Egitim Bakanligi tarafindan Türkçe'ye "Milletler ve Hükümdarlar Tarihi" adiyla çevirilen kitabinda anlatilan bir olay var ki, Kureys'li Urve b. Mes'ûd'un izlenimleri olarak söyledir: Hicret'in 6.ci yilinda Muhammed, Hudeybiye seferi'ne çiktigi bir sirada Kureys'lileri bir "mütarekeye" sürüklemek maksadiyle tehditler savurmaya baslar: "Bir mütareke kabûl etmezlerse Kureys ile ölünceye kadar harb edecegîm" diye konusur. Bu tehdit'den yilan Kureys'liler, baris andlasmasi yapmak isterler, ve aralarindan birini, Urve b. Mes'ûd'u, görevlendirip Muhammed'e gönderirler. Urve gider ve Muhammed'le andlasma hükümlerini görüsmek üzere bir süre orada kalir. Ve görür ki, Muhammed'in yaninda bulunan Ashâb'dan kisiler Muhammed'i öylesine kutsal bilmektedirler ki onun öksürüp aksirdigi zaman etrafa siçrattigi tükürügü, sümügü ve balgami kapisarak yüzlerine sürerek ovusturmakta, ya da abdest aldigi su ile abdest almaktadirlar. Taberî, biraz yukarda degindigimiz kitabinda, Urve'nin izlenimlerini söyle özetliyor: "Urve, Tanri elçisinin sahabelerine hafifçe baktigi zaman gördü ki, Tanri elçisi öksürüp aksirdigi vakit burnundan ve agzindan çikan balgam ve sümüklerin üzerine uçusuyorlar, herkes bu balgam ve sümükle yuzünü ve derisini ogusturuyordu... Bir sey emrederse, hemen o kisi yapiyor, abdest alirsa onun yikandigi su için az kalsin birbirlerini öldürüyorlardi..." 8.

Öyle anlasiliyor ki abdest aldigi ve içine tükürdügü suya varincaya kadar, vücûdundan çikan, ayrilan her seyi "kutsal" imis gibi görmek ve göstermek, ve bununla övünmek Muhammed'in mutlulugu olmustur. Hele abdest alip içine tükürdügü suyun, ya da aksirdigi vakit agzindan burnundan çikan balgaminin ve sümügünün insanlar tarafindan kapisildigini, içildigini, yüze, göze sürülüp ogusturuldugunu görmek, onun için daha da büyük bir mutluluk ve övünme nedeni olmustur.

Ve ne hazindir ki bu inançla yogurdugu insanlar, sadece onun ellerini ve yüzünü yikadigi ve içine tükürdügü abdest suyunu, ya da agzindan, burnundan çikardigi balgamini ve sümügünü degil, fakat Arap cezîresi'nin "en güzide" develerinden oldugu söylenen "Kisvâ" adindaki ünlü devesinin agzindan saçilan köpükleri dahi kutsal bilir olmuslardir. Hârice Ibn-i Zeyd'in, Vedâ hacci sirasindaki anilari, bunun böyle oldugunu göstermekte; söyle der: "Resûl-i Ekrem Arafât hutbesini irâd ederken ben 'Kisvâ' nin basi altinda bulunuyordum.. Her tarafa ihtisâm arz eden devenin agzindan saçtigi köpükler benim basima doluyordu" 9 .

Kuskusuz ki Muhammed, kendi tükrügünün ve sümügünün oldugu kadar, kendi devesinin agzindan çikan köpüklerin dahi halk tarafindan bu sekilde "kutsal" nitelikte bulunmasindan hosnud olmus, kendinden olan her seyin yüceligiyle övünmeyi mutluluk saymistir.




Ancak ne var ki kendi tükrügünün ve sümügünün ve balgaminin "temizligi" ve "kutsalligi" ile övündügü hâlde, diger kimselere âit bu ayni seyleri "pis" bulurdu. Her ne kadar Islâm bilginleri arasinda, yukardaki Enes Ibn-i Mâlik'in rivâyet ettigi hadîs hükmüne dayali olarak, halktan kisilerin agizlarindan (agizlari yarali ve irinli olmamak sariyle) çikan tükürügün "temiz" oldugunu belirtenler olmakla beraber bunun böyle olmadigini söyleyenler de vardir. Örnegin Selmân Fârisî ve diger bazilari: "Tükürük ve salya gibi seyler agizdan ayrilinca pis olur" demislerdir 10. Fakat buna karsilik Muhammed'in tükürügünün ve salyasinin her bakimdan temiz oldugu görüsünde diger ülemâ ile birlesmislerdir. Selmân Fârisî'nin görüsünün daha geçerli oldugu suradan anlasilmaktadir ki Muhammed, müslüman kisilerin tükrük ve balgami'nin birbirlerine "ezâ" teskil ettigini söylerdi. Nitekim Sa'd Ibn-i Vakkâs'in rivâyetine göre söyle demistir: "Içinizden her kim mescide tükürüp (balgam çikaracak olursa) tükrügünü bir mü'minin tenine veya libâsina dokunup ezâ vermemek için yok etsin (gömsün)..." 11.

Görülüyor ki baskalarinin tükürügünü, sümügünü müslüman kisiler bakimindan "ezâ" niteliginde gören Muhammed, kendisinin kutsalligina ve her bakimdan "temiz" olduguna inanmis olarak içine sümkürdügü suyu "Bu sudan içiniz ve yüzünüze, gögsünüze dokünüz" diye emredebilmis, ve hiç kuskusuz bunu övünme vesilesi bilmistir.

1 Bu konudaki hadîs'ler için bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 163, ve ayrica sh. 195, Hadîs no. 178; ayrica bkz. Cilt II, Hadîs no. 262,263,264)

2 Hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 353 ve d. Hadîs no. 353)

3 Bu hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt I, sh. 163, Hadîs no. 148)

4 Sahih-i... (Cilt X. sh. 338 ve d. Hadîs no. 1634)

5 Sahih-i..., Cilt I. sh. 165, hadîs no. 150

6 Buharî'nin Abdu'llâh b. Abbâs'tan rivâyeti için bkz. Sahih-i..., (Cilt I. sh. 133, Hadîs no. 115)

7 Bu konudaki hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt IX, sh. 259; ve Cilt X, sh. 339; ve Cilt XII, sh. 285). Ayrica bkz. Taberî, age (1966) (Cilt II, sh. 550-1)

8 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi (Millî Egitim bakanligi yayinlari, Ankara 1966, Cilt II. sh. 550-551). Bu konuda ayrica bkz. Sahih-i..., (Cilt VIII< sh. 161 ve d. Hadîs no. 1164). Ayrica bkz. Ilkhan Arsel, Seriât'tan Kissa'lar II, (Kaynak Yayinlari, 1997, sh. 203)

9 Sahih-i... (Cilt VI. sh. 54-55)

10 Bkz. Sahih-i... (Cilt I, sh. 195)

11 Müsned-i Ahmed' te yer alan bu hadîs için bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 355-6)

meas_0
23-07-2006, 15:20
Allah'ın, melekleriyle birlikte muhammed'e salavat getirdiğini (duâ edip namaz kıldığını) biliyor musunuz?

Russell bu bahsettigini hadis kitaplarındanmı aktardın buraya nerden söylermisin?

Russell
23-07-2006, 15:26
Allah'ın, melekleriyle birlikte muhammed'e salavat getirdiğini (duâ edip namaz kıldığını) biliyor musunuz?

Russell bu bahsettigini hadis kitaplarındanmı aktardın buraya nerden söylermisin?


Ahzab suresi 56. ayet.

meas_0
23-07-2006, 15:36
MUHAKKAK KI, ALLAH VE MELEKLERI, PEYGAMBERE HEP SALAT ILE IKRAMDA BULUNURLAR. EY IMAN EDENLER, HAYDI ONA TESLIMIYETLE SALAT VE SELAM GETIRIN!

56. ALLAH VE MELEKLERI, PEYGAMBER'E ÇOK SALEVÂT GETIRIRLER. EY MÜMINLER! SIZ DE ONA SALEVÂT GETIRIN VE TAM BIR TESLIMIYETLE SELAM VERIN.

ŞU BIR GERÇEK KI, ALLAH VE MELEKLERI, O PEYGAMBER'E DESTEK VERIRLER/ONUN ŞANINI YÜCELTIRLER. EY INANANLAR! SIZ DE ONA DESTEK OLUN/ONUN ŞANINI YÜCELTIN VE ONA IÇTENLIKLE SELAM VERIN.

ahzap suresi 56 ayet ben namaz kılıp dua edildi diye birşey görmedim!

Russell
23-07-2006, 15:45
salat, salavat= namaz

deli_cevat
23-07-2006, 17:20
böğğğğk ne biçimmiş bu tükürük sümük felan

NedimYilmaz
23-07-2006, 18:46
Öneri

Mucize olarak bilinen II. Ramses'in mezarı, bililenin aksine deniz kıyısındaki bir tepecikte değil, Krallar Vadisi denilen yerde bulunmuştur. Bilindiği gibi denizin kıyısındaki bir tepecikte değil. Ayrıca, II ramses’in mumyası bulunduğunda tahta bir tabut içindeydi.

K.C.
25-07-2006, 03:59
İslam öğretisinde boşanma durumunda kadınları koruma maksatlı konulduğu söylenen MEHİR'in, Nisa suresi 24. ayetine göre 'kadınlardan faydalanılmasına karşılık' verildiğini, Peygamberin eşlerine en fazla 500 dirhem mehir verdiğini, Peygamber'e mehirsiz de evlenebilmesi için Ahzap suresinin 50. ayetinde izin verildiğini,
Mehrin bazen bir dua, bazen teneke bir yüzük, bazen erkeğin elbisesi olabileceğini,
kadının, eşinin kendisini boşamasını talep edebilmesi için mehrini kocasına iade etmesi gerektiğini,
Hz. Ömer'in: "Sakın, kadınların mehirlerini artırmayın, zira bu, eğer dünya için bir şeref, ahiret için de bir takva olsaydı buna en çok Resulullah layik idi. Halbuki O, kadınlarından veya kızlarından hiç birine oniki okiyyeden fazla mehir takdir etmemiştir."
dediğini biliyor muydunuz?

ulas1
25-07-2006, 08:59
muhammedin men etmesi nedeniyle hz.ali karısı ölene kadar üstüne kadın alamamıştır çok istemesine rağmen.

ulas1
25-07-2006, 09:07
Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmadığında bunun boşanma nedeni sayılması

jayjay
08-08-2006, 12:15
eski sümer lahitlerinin kutsal kitaplarla oaln benzerliği

08-08-2006, 13:49
Semanın yedi kat olduğu iddiası bilimsel değildir. Kuran'a göre ay ve güneş de
semada yüzüp gitmektedir. Yani Kuran'da semanın tanımı atmosfer ile aynı
değildir. Hem gökyüzüne hem de uzaya "sema" demiştir. Hatta Allah'da bu semanın
en üst katındadır. Böylece Allah'a bir mekan addederek nesneleştirme
yapılmıştır.

Jack Cousto'nun Müslüman olduğu doğru değildir. Bunu bizzat Cousto Vakfı yazılı
beyanatla redetmiştir.

tatlı ve tuzlu suyun karşmazlık ilkesi ise 4. yy da
yaşamış olan Romalı bilim adamı Gaius Plinius Secundus, Naturalis Historiae II
adlı eserinin , CVI 224'de şöyle yazmıştır:
Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç
ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır
olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan Tatlı suyu üzerinde taşır.
Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve
denizin üzerinde yüzer.

Sevgili Cem,
Bence bu köşeye senin soru üzerine yanıtladığın bu bilgileri de almakta yarar var. Çünkü çok konuşulan ve merak edilen konular.

jayjay
08-08-2006, 14:09
Ezkamo'ya katılıyorum, çünkü hala kaptanın müslüman olduğu iddiaları ortaya atılıyor ve müslümanlar havalara uçuyor. Bunu mutlaka eklemelisiniz.

papara
08-08-2006, 15:03
o hadislerle desteklediğinizi sandığınız olayların hiçbirinin doğru olmadığını,bazı sahte muslumanlarca yalan hurafe hadis olarak peygamberimizce soylenmis gibi aktarıldıgını biliyomusunuz????bu site gibi siteler de bu tur yalanların kullanılarak insanların imanının zayıflamasına neden olundugunu ve insanlarımızın ne yazıkkı çok saf ,cahil ve de arastırma ruhundan yoksun oldugunu bu tur yalanlara cabucak kandıgını biliyomusunuz????

ömer hayyam
08-08-2006, 15:53
papara kardeşim o zaman sen bi tane doğru bişey bulki bilim le akılla çelişmiyo olsun hem sen utanmıyon mu muhammede atfedilen ve muteber hadis kitaplarında da anlatılan bu bilgilere yalan demeye bak dikkat et sonra mürted olacaksın sen şimdi bu mürted olayınıda bilmiyorsundur.Neyse daha yazardım da bu kadarı kafi hem sen dua etki bulut geldi.(hayyamcılar anlar)

hiramusta
08-08-2006, 16:56
Allah'ın, melekleriyle birlikte muhammed'e salavat getirdiğini (duâ edip namaz kıldığını) biliyor musunuz?
Öyle yalan yanlış meallere kapılırsanız,Putperstliği kaldırmnak için gelmiş bir din olan islam'ı putperest bir din haline getirirsiniz.Sallu kelimesi Ahzab 43 te de geçmektedir.

Hüvellezı yüsallı aleyküm ve melaiketühu li yuhriceküm minez zulümati ilen nur ve kane bil mü'minıne rahıyma
Şimdi bu ayete göre Allah ve melekleri bize de mi salvat getiriyor/dua edip namaz kılıyor?

Salat,sallu,salv bu kelimeler dua etmek,yardım etmek,destek olmak,namaz kılmak gibi anlamlara gelmektedir.Bu ayetteki anlamı yardım etmek,destek olmaktır.
Sellimu teslimanında kökü slm dir.Yani selam/islam'dan gelir.Buda eklerine göre güvende olmak,barış,teslim olmak,güvenliğini sağlamak gibi anlamlara gelmektedir.

Bu açıklamalardan sonra Ahzab 56'nın mealini verelim:
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi destekliyorlar/ ona yardım ediyorlar/ onun için gerekeni yapıyorlar. Ey mü’minler! Siz de ona destek olun ona yardım edin/ onun için gerekeni yapın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayınız!”

Yanlış yapıyorsunuz,düzeltince de saptırıyorum oluyor.

papara
10-08-2006, 15:37
hiramusta kardes sen ne kadar yazsanda anlamaz onlar.acıyorum onlara en cok da boyle yalan yanlıs seylerle insanları kandırıp imanlarını zayıflatıyolar.

jayjay
10-08-2006, 16:46
hiramusta muhammed ölmeden önce "ben öldükten sonra benim yanıma 1 saat kimse yanaşmasın, ilk namazımı allah kılacak." demiş.

şimdi acele yazdım sonra hadis kaynağını verecem.

Cemal
10-08-2006, 17:05
"Allah'ın, melekleriyle birlikte muhammed'e salavat getirdiğini (duâ edip namaz kıldığını) biliyor musunuz? " Rusel

"Salat,sallu,salv bu kelimeler dua etmek,yardım etmek,destek olmak,namaz kılmak gibi anlamlara gelmektedir.Bu ayetteki anlamı yardım etmek,destek olmaktır.
Sellimu teslimanında kökü slm dir.Yani selam/islam'dan gelir.Buda eklerine göre güvende olmak,barış,teslim olmak,güvenliğini sağlamak gibi anlamlara gelmektedir. " Hiramustam

...devamı cemalin kendi yerinde..burda kimseye raatsız etmeyelim..

mhmd
15-08-2006, 10:34
Sn. Cem,
Bunları biliyor muydunuz köşenizin çok hoş duruyor. Ancak konuların bazıları açıklamasız, yanlızca başlık olarak duruyor. Bu başlıkların açıklamalarını sabırsızlıkla bekliyoruz. Bir de şunu belirtmeliyim konular, sitenizi takip ettiğim günden bu güne aynı yerlerinde duruyor, değişik konular ve açıklamaları da bizlerden mahrum etmeyin.
Sevgi ile kalın

frodo
30-08-2006, 14:57
1928 yılında genç bir fizikçinin ilginç bir matemetiksel denklemi
sonucunda evrende,maddeyi yok eden bir karşıtmadde olabileceği
teorisi ortaya çıktığını,ve bu karşıtmaddeyi arama sürecinin başladığını
biliyor muydunuz?

İlginç bir matematiksel denklemden yola çıkarak gelinen noktada
bu gün hem doğada hem de laboratuar ortamında karşıt maddenin
bulunması evreni anlamakta daha emekleme aşamasında olduğumuzu bir kez daha tescilledi.
1(bir) gram karşıtmadde ile örneğin otomobilimizi 100.000 yıl çalıştırabileceğimiz teorik olarak kanıtlandı.

Felsefi düzeyde bilinen evrenin karşıt bir evreni var mı sorusu tartışılıyor.
2000 yılında Antiproton Decelerator deneyleri için adım atıldı.İlk sonuçların 2007-2008 yıllarında alınması bekleniyor.

ibrahim_z
06-09-2006, 22:19
kurana göre Kadinlarin dînen ve aklen eksik yaratildiklarini, kötülük, fitne ve ugursuzluk kaynagi olduklarini, eşek ve köpek cinsi hayvanlar gibi namazi bozanlardan sayildiklarini ve daha buna benzer asagiliklara layık kilindiklarini biliyormusunuz?"


*şu ya da bu sekilde Islâm'dan çikanlarin öldürülmelerini uygun bulur musunuz Örnegin: -'... Her kim dinini (ki Müslümanliktir) degistirirse onu hemen öldürünüz'- , ya da '-Dinini degistiren ve cemâatten ayrilan kimsenin (kaninin dökülmesi câizdir)'- seklindeki buyrukların hoşgörü dini olduğu iddia edilen islamda yer aldığını biliyormusunuz?