Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayret ....Şanlı İmparatorluğumuz Osmanlı bu muymuş?
Okullarımızda bir "Resmi tarih " tezi tuttrulmuş gidiyor..
Bir çok şey,artık daha da iyi anlaşılıyor ki
basma kalıp,dayatma bilgilerle
tek yönlü anlatılıp gidiyor.
Cem çok az buna değinmişti,yarım kaldı,durdu:"Fatih,fetih ve mitler " topiğinde.
Tarih tek yönlü veriliyor.
Osmanlı'nın Türk düşmanlığı konusunda ufak tefek şeyler duyar,
olabilir,ama abartıldığı kadar değil derdim.
Neticede Osmanlı,Türk'ün kurduğu,zekice atraksiyonlarla,
özellikle de kadın konusunda faydalı alışverişler(!) yaparak
büyüyen bir Türk imparatorluğu idi bizim düşlerimizde.
Her ne kadar padişah eşi olan Valide Sultanlarımız gavur(!) ise de,
nesep babadan geçerdi ve hamdolsun Padişahımız Efendilerimiz Türktü.
Tenkid edilecek taraflarını zaman zaman telaffuz etsek de övünürdük Osmanlı Türkü ile.
İçimizde, Osmanlı'nın Türk için " İdraksiz-akılsız " diyenleri varmış
diye içimizde bir eziklik olsa bile.
Şamanist Dostumuzun aşağıda "ALEVİLİK NEDİR ?" topiğindeki yazdıklarını
okuyunca tabiri yerindeyse -tüylerim diken diken-oldu.
Vay Osmanlı vaayy ..!!
Vay Osmanlı vay..!
Yediği kaba işeyenlere vaay..!
Hayret,Yavuz'un siyasi İkbal endişesi ile kızılbaşlara azıcık(!)
eziyet ettiği kabul edilebilirdi ama,
eğer Şamanist'in kaynakları sağlamsa,
bu yapılanları,gavur yapmazdı Türke..
Konuyu tartışılsın diye öne çıkarıyorum.
Konunun esas sahibi Şamanist.
Ve tabii bizler.
Ama ondan rica ediyorum bu konuyu sürüklemesini.
Şimdi sözü Şamanist Dostumuz'a bırakıyorum.
************************************************
Yavuz Selim’e kadar Doğu Anadolu’da Türkmen hakimiyeti vardır.
Yavuz ise; Şafi mezhebinden Nakşibendi tarikatından Kürt mollası
Şeyh İdris-i Bitlisi’nin önerisi ve planlamasıyla
Doğu ve Güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler,
kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır.
Türkmenlerin hakim oldukları idari beylikler ve toprakları;
Yavuz’un imzaladığı boş fermanları,
İdris-i Bitlisi oldurarak Kürt Aşiret reisine ve ağalarına vermiştir.
Böylelikle bugünkü doğudaki feodalizmin temelleri atılmıştır.
İdrîs-i Bitlîsi (Ö.8 Kasım 1520) “Selim Şah-Nâme” adlı eserinde;
başta Diyarbekir olmak üzere Kürdistan memleketinde
“Kürt Beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının”
nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek
Kızılbaş Türkmenleri de nasıl katlettiklerini
“Allah’ın ve Padişah’ın yanında olan bir Molla olarak”
zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır.
Kürtler “dirlik ve birliklerini” İdrîs-i Bitlîsi’ye borçluyken,
Türkler ise, Yavuz Selim ile İdrîs-i Bitlîsi’nin yaptıklarını lanetle anmışlardır.
Yavuz döneminde Osmanlı yönetiminde görev alan İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa ile
Kürt Aşiret Ağaları’nın durumları için;
bugün Kürt gruplarından KOMKAR belgeli olarak şöyle demektedir ki çok ilginçtir:
"1535'ler de böyle bir icazet vererek, beylik topraklarının bölünmesini kolaylaştırmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman fermannamesinde aynen şöyle diyor:
-Bey öldüğünde, eyaleti kaldırmayıp bütün hududu ile
Mülkname'yi Humayun uyarınca oğlu bir ise, O'na kalacak,
eğer müteadit ise, istekleri üzerine kale ve yerleri, aralarında paylaşacaklardır.
Uzlaşmazlarsa, Kürdistan beyleri nasıl münasip görürlerse öyle yapacaklar
ve mülkiyet yoluyla bunlara ebediyete kadar ila ebeddevran mutaarrıf olacaklardır.
Eğer Bey, varissiz, akrabasız ölmüş ise, o zaman eyaleti, hariçten
ve yabancılardan hiç kimseye verilmiyecek,
Kürdistan beyleri ile görüşülüp ve ittifak edilip,
onlar bölgenin Beylerinden veya Beyzadelerinden her kimi uygun görürlerse,
ona tevcih edilecektir. (Hükmi Şerif, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, E. 11960 sayı-İstanbul)
Kürt-Osmanlı Andlaşması'nın mimarı İdris'tir.
Bu anlaşmayı kabul eden ve gerekli bulan Yavuz Sultan Selim'dir.
İkisi de 1520'de maalesef ölmüşlerdir.
Sultan Selim, İdris'e;
-Git Kürdistan beylerini ve emirlerini topla, kendi aralarında bir beylerbeyi seçsinler demişti. Mevlana İdris ise, Kürt beylerini çok iyi tanıdığı için
kestirmeden bir beylerbeyi Sultan'dan istemiş
ve Bıyıklı Mehmet Paşa'yı tavsiye ederek bu işi noktalamış idi.
Diyarbakırlı bir Kürt olan Bıyıklı Mehmed Paşa'da çok erken gitti
ve bundan sonra Kürdistan Eyaleti Başkenti'ne Mekadonlu komutanlar gelmeye başladı.
Kanuni Sultan Süleyman, bilerek veya bilmiyerek 1533-34'lerde,
Bitlis'i Şeref Han'dan alıp, bir fermanla Ulame Tekelu'ya veriyor.
Direnen Bitlis Beyi'nin üstüne, Diyarbekir Beylerbeyi ve kuvvetleri ile
bütün Kürdistan beylerinin kuvvetlerini de katıyor ve Ulame'yi başkomutan olarak atıyor.
Aynı Sultan, 1535'ler de Bağdat seferini yaptıktan sonra
Kürtleri tanımaya başlıyor veya bunlarsız bir şey yapamıyacağını anlayarak,
babasının Amasya'da imzaladığı anlaşmaya yukarda verdiğim arşiv numaralı
Hükm-i Şerif-i yayınlıyor.
Neticeye baktığımızda, Kürt hükümdarları,
çoğunlukla topraklarını bölmemiş ve statülerini 1850'lere kadar getirmişlerdir.”
Yavuz Selim’in önce Erzincan Valiliğine atadığı,
sonradan da bütün doğu ve güney doğuya bakmak kaydı ile
Diyarbakır Eyaletine getirdiği Dıyarbakırlı Kürt Bıyıklı Mehmet Paşa
ve danışmanı Bitlisli Molla İdris;
bütün bölgeyi Türkler’den temizlerler ve yaklaşık olarak YÜZ BİN Kızılbaş Türk’ü katlederler.
Bölgeden kaçamayan Türkler de kendilerini Kürt olduklarını söyleyerek kalırlar,
baskılar sonucu da gerçekten Kürtleşirler.
Doğu sınırlarını Türklere kapatan Yavuz; korumalığını da Kürt aşiretlerine bırakır.
1517’de Yavuz Selim’in Mısır’ı alması ve
74.ncü İslâm Halifesi olması ile sünnilik resmi ideoloji haline gelir
ve İslâmi Devlet kimliği oluşur.
Bu tarihten sonra Araplar, Osmanlı Devleti’nin yaşamı boyunca
diğer halklardan üstün ve gözde konumlarına devam ederler.
Türkler arasında Yavuz adı Yezit ile özdeşleşir ve lanetle anılır.
Türk ulusal kimliği; Bozkırdaki Türkmenlerde yaşar ve ozanları Türkçe’yi geliştirir.
Osmanlı Sarayı ise giderek soysuzlaşır ve
yapay “Osmanlıca” denen yazı dili hakim olur.
Bu nedenle Prof.Dr. Faruk Sümer;
Safeviler için Osmanlılar’dan daha fazla Türktür demektedir.
Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemi
Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede olduğu bir zamandır.
Ama Türkler açısından bir şey değişmez.
Yine bu dönemde zülüm, şiddet ve katliamlar devam eder.
Kürt kökenli Ebussuûd Efendi (1545-1574)’in Şeyhülislâm olmasıyla
ve 30 yılda verdiği fetvalarla “Osmanlı toplum yaşamını” belirler ve
Kızılbaş Türkmen katliamı, “Sünni Şeriatı”na göre meşruluk kazandırır.
Yedi Kızılbaş öldürene “Cennetin Anahtarı” verilir.
Bugün Sünni din adamları tarafından huşu ile anılarak
“evliya mertebesi”ne çıkarılan Ebussuûd Efendi,
Türk katliamcısı, yobaz, lanet okunacak bir zalim ve cellattan bir kişiden başka birşey değildir.
Hırvat kökenli ve nakşibendi tarikatından Kuyucu Murat Paşa
6.12 1606’da sadrazam olduktan hemen sonra
Anadolu’da geniş çaplı Alevi katliamı harekatı başlatır.
155 bin Alevi Türkmeni diri diri kazdırdığı kuyulara gömdürür.
Aman dileyen insanlara Kuyucu Murat Paşa’nın yanıtı;
“Vurun şu pis Türk’ün başını” olmuştur.
Cellatların bile öldürmeye kıyamadığı
çocuğu atından inerek öldüren Kuyucu Murat Paşa üç yıl terör estirir.
Köprülü Mehmet Paşa (1656-1661) Celali ayaklanmaları bastırmak
ve eşkıya tedibi adı altında;
Anadolu Türkmenlerini kırımdan geçirmiş sağ kalanlara da zülüm yapmıştır.
Osmanlı Vak’a-Nüvisleri ( tarihçileri) Naima ve Hoca Sadettin Efendi gibileri;
kitaplarında katliamları ballandıra ballandıra anlatmaktalar ve
Türkler için; “nadan” yani “kaba Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk”
ifadesini kullanmaktadır.
Başka kitaplarda ise;
‘Türk iti şehre gelince farisice ürür.’ yazmaktadır.
Osmanlının ünlü şairi Nef’i ise
“Tanrı, Türk’e irfan çeşmesini yasaklamıştır.” Demektedir.
Divan-ı Hümayun yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde;
“Sakın Türk’ü insan sanma
Bin an bile olsa Türk’le birlikte olma
Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.
Türk’ün başını keserken sakın gam yeme
Baban da olsa Türk’ü öldür.”
Demektedir.
Tüm bunlara karşın Türk Bayat boyundan Alevilerin ulu ozanı Fuzuli (1480-1566)
bir deyişinin son beytinde şöyle diyor:
“Fuzuli, gökten yere insen sana yer yok
Yürü var gel, ya Arap’tan ya Acem’den”
Gökten Allah tarafından dahi indirilse Türklerin dünyada yeri olmadığını;
Arap ve Acemler hakim olduğunu belirtir ve Şiirlerinde Osmanlılara sitem eder ve kafa tutar.
Alevi Türkmen aşıkları, ozanları diline ve töresine sahip çıkar
ve şiirlerinde dillendirir, yöre yöre gezerek halkı bilinçlendirirler.
Dedeler ve Babalar da Türkçe ibadet yaparak
örf ve gelenekleri yaşatarak bugünlere getirirler.
Eeee gün olduuu devran döndü..
ATAM yattığın yer nur olsun.
Sen sen olmasaydın,
itin uğursuzun,yobazın,soysuzun elinde ne olmuştu halimiz.
"Ne mutlu Türküm diyene." M.KEMAL ATATÜRK
Gerçekten hayret,
şanlı imparatorluğumuz Osmanlı bumuymuş tamam da,
şanlı halkımızın tarihimize olan ilgisi de buymuş..
20 okuma,sıfır cevap.
Resmi tarihe devam yavrum.
Bu halk önüne ne koyarsan onu yiyor.
Böyle başa böyle traş iyiymiş.
Ne diyelim..?
Aldostu, haklısın ama ne dieceğimizi şaşırdığımız için cevap veremedik sanırım. Kendi adıma şok olduğumu soyleyebilirm. Sanırm artık o kadar ovunemeyeceğim Osmanlıyla.
kendi aramızda da tartıştık arkadaşlarla odada... Şamanist arkadışımız gerçekten tebriği hakedior! Elindeki bilgileri bizimle paylaşırsa çok seviniriz. Umarım devamı gelir .. Ve bu başlık boş kalmaz
deli_cevat
23-07-2006, 23:30
ben zaten övünmüyodum bi şeriat devletiyle yönetildiğim için ancak utanırım zaten islamın aleviliğe bakış açısıda belli pek anormal değil osmanlı gibi bi monarşik devlet için
sodomo--
24-07-2006, 00:56
Naima, Kuyucu Murat'ın çocuk öldürmesine tanık oluşunu şu şekilde anlatmaktadır:
"... Bir gün pişgah-ı otakta (otağın üstünde) iskemle üzerinde oturup harfolunan (kazılan) bi're (kuyuya) gelen adamları katlettirip doldurmağa meşgul idi. O sırada gördü, halk verasında (arkasında) bir atlı sipahi, bir sabiyi (çocuğu) kenduye redif edip (ardından getirme) geçup gide. Paşa emreyledi varıp sabiyi at arkasından indirip huzuruna götürdüler.
Oğlancığa: - Sen ne yerdensin? Celali arasına neden düştün?, dedikte, sabi doğru söyleyip, - Falan diyardanım, kıtlık sebebinden babam beni alıp bunlara katıldı. Boğazımız tokluğuna yanlarınca gezerdik, dedi. - Baban ne idi?, deyu sorıcak, - Şeştar çalardı ve anınla doyunurdu. Vezir-i Azam Murad Paşa başını sallayarak acı acı güldü. - Hay, Celalileri şevke götürürdü, deyup, çocuğun katline işaret etti. İşaret üzerine çocuğu cellatlara verdiler. Fakat cellatlar; - Bu sabi masumu nice öldürelim, deyu çekilip her biri bir tarafa gidip göz yumdu. Murad Paşa emrinin neden geciktiğini sordukta, cellatların çocuğu merhamet edip istinkaf ettiklerini bildirdiklerinde, Paşa: - Yeniçerilerden birisi öldürsün, deyü buyurdu. Yeniçeri dilaverlerine teklif olduklarından onlar dahi, sabiye bakıp; - Biz cellat mıyız? Cellatlar bile merhamet etti. Vezir kendi iç oğlanlarına emretti ki sabiyi öldüreler. Anlar da ki huzurundan dağılı kabul etmediklerinden oğlancık meydanda kalıp onu öldürecek adam bulunmadıkta, ihtiyar vezir arkasından kürkünü bırakıp ve kalkıp sabiyi kendi eliyle alıp, kuyunun kenarına getürüp başını vurup boğazını sıkıp helak ve kendi eliyle kuyuya inkaa etti."
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuyucu_Murat_Pa%C5%9Fa
Merak sardım ben bu gayrı resmi tarihimize..
İnternette epey kaynak var.
Bazı pasajlar halinde özet bir tarih değerlendirmesini alıntılıyorum:
*************************************
Hüsnü Merdanoğlu'nun, 1999 yılında ikinci baskısı yapılan Atatürkçü Düşüncenin Evrenselliği adlı çok önemli eserinin 102-106. sayfalarında yazılanların tam metnini, yazarından aldığımız izinle aşağıya aynen alıyoruz:
* *Bütün tarihi kaynaklar, Osmanlı Devleti'nin
Türk ulusu tarafından kurulduğunu kanıtlamaktadır.
Ancak, kuruluş aşamasını tamamlayan ilk kuruculardan sonra,
Osmanlı padişahlarının ne denli Türk oldukları kuşkuludur.
Çünkü, kuruluş dönemindeki koşullarda geçerli olan;
komşu ülkelere saldırma ve onlardan savaş tazminatı
ve ganimeti alma siyasasına dayalı olarak güçlenip zenginleştikten sonra,
yatak odalarını, "harem'ler kurarak zenginleştiren
padişah-halifelerin birçoğu sayesinde, ırk ve kan birliği bozulmuş olduğu görülmektedir.
"...Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları,
hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler.
Hanedanda bu kan yabancılığı,
Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahına kadar devam etti"(1)
Belki bu özelliklerinden dolayı, "halife" sanlı padişahlar,
bu sanın yarattığı olanaklardan yararlanarak,
yönetimi altında bulunan ve özellikle "Türk" kimliği taşıyan yönetilenleri
tıpkı bir sürü gibi yönetmeyi yeğlemişlerdir.
Henüz kuruluş dönemi olan 1466 yılında yapılan bir derlemede,
"Türk iti şehre gelince Farisice ürer" denilmektedir.(2)
Osmanlı şairlerinden Baki'nin, "Muhteşem Süleyman" olarak bilinen
padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle:
* "Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olamaz.
* *Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır.
* *Türk, sultan olma yeteneğinden yoksundur."
Şamanist
24-07-2006, 03:02
Türk olarak kalmak isteyen Türkler hep acı çekti. Araplar fethettikleri topraklardaki Türkleri zorla müslümanlaştırıyor.İşin acı tarafı bundan sonra başlıyor. Türk boyları kullanılarak diğer Türk boyları zorla müslümanlaştırılıyor. Abbasiler zamanında Özbekler Uygurları müslümanlaştırmak için kullanılıyor.
* Şamanlık devri bitince Alevi oluyoruz. Ama katliamlar yine bitmiyor. Bugün hala Aleviler ciddiye alınmıyor.
* *Şuan köylerde şalvar giyiliyor peki neden? Türk kıyafeti olduğu için mi ? tabbiki hayır. Şalvar Arapların kıyafetidir. Bizim uyanık sünniler de peygamber efendimizin kıyafeti diye ; sünnet yapacam diye kendi kıyafetlerinden vazgeçmişler belki de vazgeçtirilmişler. Bugün bir Norveçliye ayı derseniz bundan gurur duyar. Çünkü ayı onların milli sembolüdür.Biz bozkurttan konu açsak direk faşist damgası yeriz.Belki de bu Osmanlı'dan kalma bir alışkanlık. Halbuki Atatürk dönemindeki kağıt paralar nasıldı bir bakalım
http://guzergah.de/0011.jpghttp://guzergah.de/0012.jpg
Atatürk'ün çalışma masasındaki bozkurt
http://guzergah.de/images/img1/0008.jpg
Tabii durumun bu hale gelmesinde MHP nin büyük bir rolü var. Milliyetçilik adına Alevi köylerini basan bir zihniyetin milliyetçilikle yakından uzaktan alakası yoktur. Zaten 3 hilal Osmanlı'nın bayrağıdır.
Konu her ne kadar sapmış gibi görünse de aslında bahsettiğim şeyler Osmanlı zihniyetinin hala yaşadığını kanıtlar durumdadır.Alt üst kimlik tartışmalaraı yapılıp duruluyor. Biraz tarih okunsa kim ne kadar ezilmiş görecekler. Türklüğün aleyhine yapılan duygu sömürüsü kimlik tartışmaları da son bulacak.
osmanlı devletinin kuruluş sürecinde türkmen beyliklerinin şeyh lerinin dervişlerinin büyük bir payı vardır.150 yıllık bu süreçte aşama aşama alevi türkmen boyları devletin yapısal organızasyonundan atılmışlardır.
anadolu beylikleri askeri güç kullanılarak bu beyliklerdeki türkmenler sınır boylarına sürülmüştür.
yavuz dönemine kadar osmanlıya rum deniliyordu yazuzdan sonra osmanlı devlet yönetimi denilmiştir.
saray ve divan kapıkulu askerleri türk olmayan dönmelerden oluşmaktaydı devşirmeler asker veya yönetici yapılmak için eğitiliyor türkçe öğretiliyordu ve devlet kadfemesaine alınıyordu.ama türklük açısından baktığımızda akkoyunlu ve sefavi devletleri osmanlıdan daha çok türktü osmanlıda türkler akıl ve idrak yoksunu ikinci hatta üçüncü sınıf insan olup(ermeniler kürtler ve araplar daha ön plandaydı.
Y.beyazıt sırbistandan malatyaya uzanan topraklarda siyasi birlik sağlayarak türkmenlerin yerine devşirmeleri atamıştır.
fetret döneminin baş göstermesiyle şeyh bedrettin isyanı devlet tarafından dışlanan türkler ve aleviler devleti ele geçirmeye yönelik harekata geçilir şeyh bedrettinin izlediği yol hacı bektaşi abdal musa kaygusuz abdalın uyguladığı aynı yoldur.bedrettinlerin doğu akdeniz ege ve rumeli hattı ile abdal musa saru saltuk ibi dergahlarda askeri siklet merkezleri olmak üzere ayaklanmaların tamamı türk alevi başkaldırısdır
serez çarşısında şeyh bedrettinin idamıyla başkaldırı durdurlur.
alevi batini hurifi kalenderi zümzerler yenilgi sonrası tekrar toplanırlar ve örgütlenirler bu kez hurifiler 1444 de edirnede toplu olarak canlı canlı yakılırlar.
fatihin fethi ile istanbulun başkent olması yeni bir dönemi başlatır.türk halkı devlet yönetiminden tamamen çıkarılır dışlanır.onların terine devşirme kapıkulu enderun zümreleri getirilir.
2.beyazıt.sinsi siyaseti bektaşi kızılbaş ayrımı kırsal ve kentsel alevi bölüntüsü başlatmıştır.kanuninin sersem ve ali babayı pir evine atamasına
devam etmiştir.2.beyazıt modon koron navarino mora daraç gibi yöreleri feth etmiş buraya anadolunun kızılbaş zümreleri çoluk çocuk denmemiş yüzleri kızgın demirlerle dağlanarak iskana zorlanmıştır.aynı zulum fatih döneminde karamanda konyadada olmuştur.rum memet paşa bu bölgede soykırım yapmıştır.fatih ve beyazıt döneminde akdeniz ege iç anadolu türkmenleri oymakları kafileler halınde bugunkü kuzey ve güney azer beycana göç derlerşeyh cüneyd ve şeyh haydar burdaki türkmenleri örgütler toparlarkızılbaş öğretisi yaygınlaştırılır.şah ismailin önderliğinde 24 oğuz boytundan olan 72 oymak beyi 40 syyid ocağından dedelerin katılımıyla erzincannın srukaya mevkiinde türkmen kurultayında kızlbaş sefevi devletinin kurulmasına karar verilir.ve eylül 1502 de tebrizde kurulur.böylece alevilik devlet yönetimi türkler tarafından yaşama geçilir.
1.selimin tahta geçmesiyle türkmen zulmu ve katliamı dahada artar öyleki şah ismail ile yavuzun arasında geçen çaldıran savaşı öncesi ve sonrası tarihi resmi kaynaklar 40 ila 100 bin civarında türkün katledildiği yazar.
şafi mezhebinden nakşibendei tarikatından kürt mollası idrisin önerisiyle doğu ve g.anadoludan türkler sürülmüş ve katledilmiştirtürklerin hakimiyetindeki topraklar selimin imzaladığı boş ferman ile idris bitlis tarafından doldurularak bü bölgeye 400 kürt aşreti yerleşmişir.
yine selim döneminde erzincan valiliğine atanan bıyıklı mehmet paşa ve danışmanı idris bölgede törör estiriler kurban bayramında osmanlı askerleri tarafından kızılbaş türk ve hatta zazalara saldırarak kellelerini kesmişler ve erzincanda bu kellelerden minare yapmışlardır.mehmet paşa idris bitlis osmanlım ordusu ve 10bin kürt gönüllüsüyle munzura çekilen şah ismailin erzincan valisi nur ali halife ve kızılbaşları1515de ovacıkta tekir yaylasında bir bölümünü kılıçtan geçirmişlerdir.dersim yöresinde osmanlı ordusu ve palu beyi yine idris itinin komutasındaki şafi kürt gönüllüleriyle.binlerce zaza ve kızlbaşı katlederler.
hatta bu olaydan sonra yavuzun ismi yezid gibi lanetle anılır.yavuzun mısırı alması ve 74.islam halifesi olması ile sünnilik resmi ideoloji olur.
ve islam devleti kimliği oluşur.
k.sul.süleyman döneminde yine bu dönemdede katliamlar sürer.kürt kökenli ebbussu üd in şeyhülislam olmasıyla islam şeriatına göre kızlbaş ve türk katliamlar muşruluk kazanır.hatta 7 kızılbaş öldüene cennetin anahtarı verilir.bugunki sünnülerin hala evliya mertebesinde tuttukları bu ebussud büyük bir türk katliamcısıdır
yine nakşibendi tarikatından kuyucu murat paşa1606 da sadrazam olduktan hemen sonra anadoludaki 70.bin civarında türkmeni kazdırdığı kuyularda diri diri gömmüştür.
bu olaylar soykırım zulum ve katliamlar ittihat ve terakki dönemine kadar aralıksız sürer.
hepsi biyana osmanlı tarunu olduğunu öne süren ve bununlar gurur duyan herseferinde osmanlıda ecdadımız atalarımız diye bahseden türkler.siz uzaydamı yaşyorsunuz yoksa işinizemi gelmiyor?
Büyük ATATÜRK'ümün Osmanlı hakkındaki görüşü , bakışı , değerlendirmesi nasıldı?
Bu konuda özet bigi aktaracak bir arkadaşımız var mı?
Önce Şamanist dostumuzun aktardığı yazının linkini vermekte yarar var. Sanırım unutulmuş bu
http://www.karacaahmet.org/makaleler_ayrinti.asp?id=74&next=75&prew=73
Türklerin Osmanlı'da aşağılanıyor olduğu bize Ortaokul lisede iken derslerde anlatılırdı. Türklüğü öne çıkarmaya çalışan milliyetçi akımın başlangıcı sanırım Jön Türk hareketidir. (Bunun öncesinde bir de Genç Osmanlı hareketinden bahsediliyor) Ardından askeri tıbbiye talebelerinin kurduğu ve başlangıçta gizli bir örgüt olan İttihat Terakki geliyor. Osmanlıyı büyük felaketlere götürmüş olmalarına (hatta Ermeni katliamının birinci sorumluları olmalarına) karşın Enver ve Talat Paşaların çok çaplı bir devlet adamı olduğunu düşünüyorum. Mustafa Kemal bu akımın içinden gelmiş birisidir. Türkçülük akımı Osmanlı'nın son döneminde tüm dünyada yükselen ulusal kurtuluş savaşları ve buna paralel akımların Türkiye'deki yansıması.
Mustafa Kemal İttahat Terakki liderleri ile büyük çatışmalara girmiş ama bunlar, M.Kemal'in bu akımın dışında olduğu anlamına gelmez.
Sonuç olarak, Mustafa Kemal'in Osmanlı hakkında ne düşündüğünden öte Jön Türk hareketi ve İttihat Terakki süreci önemlidir. M.Kemal bu süreçte öne çıkmış ve lider olarak kuşkusuz çok önemli işler yapmıştır. Ancak onu yaratan bir süreç var ve bu sürecin bir sürü kahramanı var. Bunlar anlaşılmadan M.Kemal anlaşılıp, tarihteki yerine oturtulamaz.
Büyük ATATÜRK'ümün Osmanlı hakkındaki görüşü , bakışı , değerlendirmesi nasıldı?
Bu konuda özet bigi aktaracak bir arkadaşımız var mı?
İTTİHAD'I-İSLAM
25-07-2006, 02:41
Öncelikle saygı ve selamlarımı sunuyorum.Bilgisayara yeteri kadar zaman ayıramadığımı belirtmek isterim..Genellikle birşey yazacağım zaman bu işe geceyi tahsis ediyorum.Ağustos'un 15'inden sonra üstümdeki yük kalkacak ondan sonra sizinle bol bol konuşup,tartışacağız inşallah.El'an (şu anda) 2forumda yazı yazabiliyorum.Bu da benim tartışmaktan kaçmayıp,meşgul olduğuma yeterli bir kanıttır sanırım.
Benim açmayı mülahaza ettiğim birkaç başlık var.Onları kısaca belirtmek isterim.
1-)İnsanlık Osmanlıyı arıyor.
2-)Rasulullah'a "sadakte"(doğru söyledin) dedirtecek kimi vak'alar
3-)Kemalist inkılapların anatomisi
4-)Kimi muğlak istifhamlara cevap(Kapsamlı bir biçimde)
5-)Kimi bilim adamlarının Hz.Muhammed hakkındaki mülahazaları....
Aldostu beyefendi böyle bir başlık açıp,görüşlerini dermeyan etmiş ve bunuda efkar-ı umumiyeye yeni bir tartışma konusu mahiyetinde hediye etmiş.Ayrıca beni de "İnsanlık Osmanlıyı arıyor" serlevhasıyla yeni bir başlık açmak zahmetinden kurtardığınız için teşekkür ederim.
Girizgah mahiyetindeki bu yazım daha sonra gelen Osmanlı sevgi,kardeşlik,huzur,mutluluk,adalet,hürriyet ile yoğrulmuş koca bir medeniyetin keyfiyetini açıklama şeklinde olacaktır.
Saygılarımla...
sodomo--
25-07-2006, 04:00
Muhterem İTTİHAD'I-İSLAM
Herşeyden önce hoşgeldiniz diyeyim.
Oldukça birikimli bir insana benziyorsunuz. Birikimli insanlar her zaman bir canlılık getirmiştir bu siteye fikirleri hangi
istikamette olursa olsun. Ama şunu bilmenizi isterim ki "forum" tartışmaları insanı biraz yıpratır uzun vadede.
O yüzden sadece birikimli değil aynı zamanda "sabırlı" ve "hoşgörülü" olmak ve bunu koruyabilmek de önemli..
Bir de bu tip her fikrin, inancın ve inançsızlığın kendisine yer bulduğu oldukça demokratik bir zemini olan forumlar da *başka insanların *fikirlerini, inançlarını
etkileyebileceğiniz gibi kendi fikirlerinizin de değişebileceğini ve hatta kendi inançlarınızın da bazı dönüşümlere uğrayabileceğini gözden uzak tutmamanızı öneririm.
Şimdilik gördüğüm kadar ile biraz fazla "ön-kabulleriniz" var..Mümkün olduğu kadar "özgür düşünceli" birisi olarak görmek isterim sizi.
Esen kalınız.
sevgili aldostu istediğin umarım budur
Atatürk'ün Osmanlılar Hakkında Görüşleri
http://www.add.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=148&Itemid=31
İTTİHAD'I-İSLAM
26-07-2006, 03:48
Nutukta Devlet-i Âliye hakkında bir sürü tariz var.M.Kemal Paşa'nın hatırat mahiyetindeki bu eserini okumuş biri olarak buna şahit oldum.Benim şahit olduğum diğer bir şeyde şu:Fıkra mahiyetinde anlatılan,yaşanmış bir vak'a,sanırım Kadir Mısıroğlu'nun şu anda ismini hatırlayamadığım bir kitabında okudum:Bir tarih muallimesi(bayan öğretmen)ders vermekte olduğu lisede Osmanlı aleyhinde birkaç söz sarfetmiş.Tabi cumhuriyetin yalan yalnış,anasına aşufte babasına deyyuz umdesine karşı çıkan bir talebede:"Hayır efendim öyle değildir" derken ateşli bir tartışma başlamış.Aradan bir hayli vakit geçmiş.Hoca zehrini zerkedemeyeceğini anlayınca "Ne yapalım evlat,ulu önder böyle diyor,Osmanlı hain olmak zorunda"demiş.
Bu nemenem bir iştir?Bunun bir izahatı varmıdır?Bu kadar saçmalığı,bu kadar deli saçmasını bünyesinde toplayan bir başka nazariye varmıdır?
BEN BİR TARİHÇİYİM.YÜREĞİM YANIYOR İKİ KELAM KONUŞAMIYORUM.ZİRA 5816 SAYILI KANUN VAR.
İTTİHAD'I-İSLAM
26-07-2006, 04:03
Bakın Aldostu kardeşimiz ne diyor:
"Şamanist Dostumuzun aşağıda "ALEVİLİK NEDİR ?" topiğindeki yazdıklarını
okuyunca tabiri yerindeyse -tüylerim diken diken-oldu."
Okuduğunuz şeyler sizin üzerinizde büyük tesirler yapıyor sanırım.Hımm...Acaba Rıza Nur'un o eşsiz hatıratından birkaç paragraf okusanız ne hale gelirsiniz?
Sizin doğruları tesbit etmekteki kıstasınız nedir?Bir mihenk taşınız yok mu?Ne derlerse eyvallah mı dersiniz?
Bu saçmalıkların sıhhati ne derecededir?Sizi insaflı olmaya davet ediyorum.Hürriyet olsaydı emin olun size tüyleriniz diken diken olacağı şeyler anlatırdım.
Bu konudaki görüşlerinize sonuna kadar katılıyorum herkesin her yazdığına inanmamak lazım ...
İTTİHAD'I-İSLAM yazmış:
Nutukta Devlet-i Âliye hakkında bir sürü tariz var.M.Kemal Paşa'nın hatırat mahiyetindeki bu eserini okumuş biri olarak buna şahit oldum.Benim şahit olduğum diğer bir şeyde şu:Fıkra mahiyetinde anlatılan,yaşanmış bir vak'a,sanırım Kadir Mısıroğlu'nun şu anda ismini hatırlayamadığım bir kitabında okudum:Bir tarih muallimesi(bayan öğretmen)ders vermekte olduğu lisede Osmanlı aleyhinde birkaç söz sarfetmiş.Tabi cumhuriyetin yalan yalnış,anasına aşufte babasına deyyuz umdesine karşı çıkan bir talebede:"Hayır efendim öyle değildir" derken ateşli bir tartışma başlamış.Aradan bir hayli vakit geçmiş.Hoca zehrini zerkedemeyeceğini anlayınca "Ne yapalım evlat,ulu önder böyle diyor,Osmanlı hain olmak zorunda"demiş.
Bu nemenem bir iştir?Bunun bir izahatı varmıdır?Bu kadar saçmalığı,bu kadar deli saçmasını bünyesinde toplayan bir başka nazariye varmıdır?
BEN BİR TARİHÇİYİM.YÜREĞİM YANIYOR İKİ KELAM KONUŞAMIYORUM.ZİRA 5816 SAYILI KANUN VAR.
Bilmeyen arkadaşlarımız olabilir, nedir bu 5816 sayılı kanun, bir tarihçinin konuşmasına nasıl engel olur diye soruyorlardır, buyrun aşağıda:
[hr:a5cf35590c]
ATATÜRK ALEYHiNE iŞLENEN SUÇLAR HAKKINDA KANUN
* * * * *Kanun Numarası * * * * * * : 5816
* * * * *Kabul Tarihi * * * * * * * * * *: 25/7/1951
* * * * *Yayımlandığı R.Gazete * : Tarih : 31/7/1951 * Sayı : 7872
* * * * *Yayımlandığı Düstur * * * : Tertip : 3 * Cilt : 32 * Sayfa : 1842
* * * * * * Madde 1 – Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
* * * * * * Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
* * * * * * Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.
* * * * * * Madde 2 – Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır.
* * * * * * Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.
* * * * * * Madde 3 – Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.
* * * * * * Madde 4 – Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
* * * * * * Madde 5 – Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.
[hr:a5cf35590c]
Anlamamış arkadaşlar için ben açıklama yapayım. Bu yasa görüldüğü gibi bir tarihçinin(!) tarihi olayları inceleyip aktarması (İTTİHAD-I İSLAM'ın tabiri ile "zehrini zerk edebilmesi") konusunda bazı kısıtlamalar getirmekte. Nedir bunlar? Atatürk'e hakaret etmeyeceksin. Dikkat edin, eleştirmeyeceksin, o dönemi sorgulamayacaksın değil. "Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse" diyor. Aslında bu yasaya çok gerek de yok. Örneğin, bu şikayetini dile getiren arkadaşımız, bu suç oluşturan eylemi benim bulunduğum ortamda gerçekleştirmesi durumunda "Keşke 3 yıl hapis yatsaydım" bile diyebilir....
Saygı kavramının ne olduğunu bilmeyenlere saygı yok.
neutrino
İTTİHAD'I-İSLAM
27-07-2006, 12:43
Dikkat edin, eleştirmeyeceksin, o dönemi sorgulamayacaksın değil.
Herhalde yaşın itibariyle hatırlayamıyorsun.Refah Partisi bilmem nerenin meb'usu Hasan Mezarcı 1991 yılında "Ali Şükrü Bey" vak'asıyla alakalı olarak bir gensoru verdi.Üzerindeki sis perdesi kalksın diye.Çünkü birçok belge ve vesika bu işin malum şahıs tarafından yapıldığını gösteriyor.
HASAN MEZARCI'YA NE YAPTIKLARINI YAŞI BÜYÜK BİRİSİNDEN ÖĞREN...
"BAKARA 94-De ki: "Allah yaninda ahiret evi (Cennet) baskalarinin degil de sadece sizin ise, eger bu davanizda da DOĞRU İSENİZ haydi ÖLÜMÜ caniniza minnet bilin!"
Ayeti gereği acaba ??"BEN BİR TARİHÇİYİM.YÜREĞİM YANIYOR İKİ KELAM KONUŞAMIYORUM.ZİRA 5816 SAYILI KANUN VAR." sizce nasıl durdu.
Din-i Mübin-i İslam'ın vazettiği umdeler arasında "kendini bile bile tehlikeye at" ilkesi asla yoktur.Getirmiş olduğunuz ayeti-i kerimelerin sebeb-i nüzulü hakkında biraz bilgi edinin.
Bazı arkadaşlarımızın bu ayetin muhatabı Yahudilerdir denilmesine rağmen bilinir ki Allah bir ayette her ne kadar Resule hitap etmişse de ÜMMET'i ne de hitap etmiş sayıldığı gibi Yahudiler de yaratılmış insanlar olduğundan onlara yapılan bir hitap "ÇAĞLAR ÜSTÜ" anlayışından gelecek nesilleri de kapsar ise;;
Bu söz kargaları güldürür.Ne yani şimdi ulu önder(!)'in ağzından bir "salak" kelimesi sadır olmuş olsa ben onuda size tevcih etsem nasıl olur.AMAN HAA...SAKIN BİRŞEY DEMEYİN.BU ZATIN DA BÜTÜN SÖZLERİ ALEMŞÜMULDÜR.ZAMANI KAPSAMIŞTIR YANİ.
Sebeb-i nüzul ve Esbab-ı vurudil-hadis hakkında biraz bilgi edin.
Saygılarımla...
Kıvırmayı bırak da, ne diyorsan açık açık yaz. Eğer Atatürk'e hakaret etme özgürlüğü istiyorsan, başka kapıya. Bahsettiğin yasa açık. Daha önce yazdığın mesaj da aklımda benim. Bol bol Osmanlıca sözcükler kullanman benim gözümde saygı duyulması gereken, çok bilgili biri olmanı sağlamıyor. Resmi tarih deyince, nedense seni rahatsız eden tek resmi tarih'in Cumhuriyet tarihi olduğunu farkettim. Osmanlı Devleti, ya da İslam ile ilgili "Resmi" tarihler konusunda bir sorunun yok sanki? Hatta nedense tam onların sorgulandığı konuya girip tartışmayı da saptırmak için bir gayret içerisindesin. Bizler de farketmiyoruz tabii. Kimi kandırdığını zannediyorsun?
Yaptığın şey şu, *"Ben kendimi bir tehlikeye atmadan hem alttan alttan hakaret ederim, hem insanların kafasına biraz şüphe tohumları ekerim, özellikle bu tip marjinal teoriler de hep ilgi çektiği için nasıl olsa birçok kişinin bu yolla ilgisini de çekerim, hem de beni rahatsız eden konuların tartışılmasını engellemiş olurum".
Bu son uyarım. En ufak bir saygısız mesajında egonu tatmin etmek için başka bir site aramaya başlarsın.
neutrino.
İTTİHAD'I-İSLAM
28-07-2006, 03:11
DEVLETİN ŞAHISLARLA DEĞİL,MİLLETLE VE ADALETLE KAİM olduğuna inanan bir kimseyim.Bu meyanda şahıslara hakaret etmek kendimi inkar etmem olur ki,zaten doğru olmadığını sizde takdir edersiniz.Öncelikle demek istediğimi anlamamışsınız,bu kadar sarih konuştuğum halde anlamamanız olaylara sırf akıl perspektifinden bakan kimseler için bir zillet veya bir müdaradır.Hani bilipte bilmemezlikten gelmek.Herneyse...
Efendi!...Allah aşkına sen hangi tarihten bahsediyorsun.Şu ders kitaplarında okutulan osmanlı tarihi diyorsan bak ona bende karşıyım.Osmanlıyı küçük düşürecek çok şeye rastladım.Dur ona bir örnek vereyim:1. Bayezid Ulu Camii inşa ettirdikten sonra temaşa için Şeyh İmam Buhari ile beraber mabedin yanına gitmiş.Şeyh Efendi gezmiş,çok beğenmiş,sultanın yanına gelmiş ve şöyle demişmiş:"İyi camiyi yapmışsın da,bunu birşeyi eksik"
Bayezid:"O nedir?" diye sorunca,
"Ne olacak bu caminin dört köşesine birer meyhane yaptırman gerekirdi"deyince.Bayezid:
"Aman hoca ne diyorsun?Hiç caminin yanında meyhane mi olur"deyince"hoca hiddetlenerek:
"Be günahkar fasık herif sen Allah'ın evi olan vücudunu içkiyle lebaleb dolduruyorsunda,taştan yapılmış olan bir yere neden izin vermiyorsun"demiş.NASIL.ETKİLEYİCİ DEĞİL Mİ?TEK KELİMEYLE YALAN.Çünkü tarih kitaplarımız genellikle batı menşelidir.Ne Ahmed Cevdet Paşa'dan doğru dürüst birşey alınmıştır.Ne de İsmail Hami DANİŞMEND'in kronolojisinden,ne de başka birşeyden .
Efendi ben ders okutuyorum.Bunların farkındayım.Lafı geveliyormuşum.Madem ilm-i tarihde derin bir ilmin var.HODRİMEYDAN DİYORUM...
Saygılarımla...
Kardesim, Turkce bilmiyorsan ingilizce yaz, belki anlayabilirim ne demek istedigini. Osmanlilardan mi hortladin, abuk sabuk sozlerinden, gecmiste kaldigin anlasiliyor.
dersimmm
11-09-2006, 22:58
OL ÇEŞMEDEN GAVUR İÇSİN KÜRDE NASİB OLMASIN
bu sözün sahibi YAVUZ SULTAN SELİM dir kim türkçü kim kürdcü kürdler nasıl birlik olmuş biline!gerisine yorumum yoktur. herkes adres wermiş demek ki serbest bende wereyim gerçek bir jenosid in öyküsü için
http://www.dersim.biz
Arkadaşlar her Türk genci Atatürk'ün NUTUK'unu okumalı. burada Atanın hem Osmanlıya hemde İslamiyete bakışını kendi sözlerinden öğrenin. *
Osmanlıyla hala öğünenler... Arap orduları orta asyadaki türk şehirlerine islamiyrti yaymak ve harac toplamak için defalarca saldırılar düzenlemişler. buradaki türkleri öldürdükleri gibi kadınlarada tecavüz etmişler. Bu tecavüzlerden doğan ARAP tohumları. Öğünün Osmanlı ile.
Şunu da hiç bir zaman unutmayın ki; Kurtuluş savaşı Emperyalist Güçlerden daha çok Osmanlıya ve Ümmetçi Yobazlara karşı verilmiştir.
Celali bahanesiyle yoksul Anadolu köylüsünün kitleler halinde katledilmesine Ermeni rahip Kemahlı Grigor'un 1595-1640 yılları arasını kapsayan kronolojisinde de değinilmektedir. Ermeni rahip de Kuyucu Murat Paşa'dan övgüyle söz etmekle birlikte, katledilen köylülerden oluşan tepeleri de yazmaktadır: "Görenlerin bize bizzat anlattıklarına göre Murat Paşa bütün konakladığı yerlerde önceden kuyular kazdırır ve bütün Celalileri, muzir adamları öldürüp bu kuyulara attırır, oraya indirilen birkaç adamda atılanları istif ederdi. Vakadan dört sene sonra kış mevsiminde oradan geçerken ev büyüklüğünde olan kuyuları görmüştük. Birkaç tanesi çökmüş olduğundan odun ve toprakla kapatılmıştı. İşte böylelikle ortadan kaldırılan melunlar duman gibi yok olarak Allah'ın şan ve şerefinden mahrum kaldılar." Bu şekilde, Canbulatoğlu'yla olan karşılaşmasından sonra 26 bin kişinin başını kestirerek tepe yaptığı iddia edilir.
İsmail Hakkı Danişmend ise, hakkında şu ifadeleri kullanmaktadır: "Anadolu Türkü'nün ebediyyen lanetle anacağı Kuyucu Murat ihtiyarlığından dolayı "Koca" lakabıyla da tanınan 90 lık bir zalimdi. Kuyucu yalnız asilerle taraftarlarını değil, onlara her nasılsa ekmek ve su vermiş zavallılardan başka civarlarda bulunan komşularını bile kılıçtan geçirtecek derecede kana ve bilhassa Türk kanına susamış bir canavardır."
Kuyucu Murat Paşa 90 yaşına kadar istikametli bir hayat yaşamış ve padişah’ın baba iltifatına mazhar olduktan sonra vefat etmiştir.
"O gün, gün batımına kadar ruus-u maktüa-ı a'dadan (kesilmiş düşman başlarından) defterlerle adetleri zaptedilen, yirmialtıbin kelle-i büride (kesik baş) işgah-ı serdar-ı Behram iktidara (Behram kudretle serdarın önünde) getürülüp otag-ı zernitak (altın kuşaklı otağ) önünde püşte-var (tepe halinde) yığıldı. Yirmi neferden fazla cellatlar, darb-ı rikabdan (ense vurmaktan) dinlenmeyip güruh güruh getirilen eşkiyaların kellelerini kat'ederlerdi"
Osmanlı devleti, bir Türk devleti olsaydı adı Osmanlı olmazdı, Türklükle ilgili bir ismi oludu değilmi...
Tarih geçmişe bakıştır.Sonuçtan nedene doğru bakış.Sonucun bir parçası olan tarihçi dünya görüşünden bağımsız “nedene” bakabilir mi? Zor bir soru.Maalesef cevabı da çoğunlukla
‘hayırdır.’
Osmanlı’da özellikle Yavuz Selim’in döneminde Anadolu’da “Türk” katliamından bahseden topicle ilgili yazıları okurken aklıma tarihçinin bu öznelliği geldi.Bizler Cumhuriyet kuşaklarıyız.Cumhuriyet ister istemez tarihselliği içinde kendi önceline ,Osmanlıya karşıdır.Aksi düşünülemez.Çünkü varlık temelinde onun inkarı yatar.Ancak bu tespiti yaparken tarihe
bakan kişi Cumhuriyeti kuran önderliğin ağırlıkla Osmanlı Paşaları olduğunu hatırlamak durumundadır.
Tarihe bakan kişi,tarihçi; şüpheci ve meraklı olmalıdır.Çoğunluk tarihçilerin batıni bir geleneğe bağlama eğiliminde oldukları Bektaşiliğin İslamın ortodoks yorumunun( sünni geleneğin)bütünüyle hakim olduğu Osmanlıda neden ayrıcalıklı tarikat olduğunu merak etmelidir mesela..Belki de buna bulunacak cevap bizi Cumhuriyetin neden sünni geleneği sürdürmeye çalışan Diyanet İşlerini kurdurduğunu açıklar belki de...Daha iddialı olayım Bektaşi tarikatının
bu ayrıcalığının Osmanlının Türk “düşmanlığının”nedenlerini açıklayabilecek ipuçlarını barındırdığını görebiliriz belki de..
Hepimiz Malazgirt meydan savaşında Alp Aslan’ın karşısına çıkan ordunun (bizans rum ordusunun) sağ ve sol kanatlarını Oğuz Türklerinin ve Peçeneklerin oluşturduğunu hayal meyal
hatırlarız.Nedeni nedir ? Dedim ya tarihe bakan kişi meraklı olmalıdır.Arayacağımız cevaplar bizi babailerin,ahilerin,Türklerin şamanist geleneklerini Anadoluya taşıyan “kızılbaşların” mevlevilerin, memluk sultanı Kala’unun girişimleri ile Anadolu’ya taşınan Sünnilerin, sürekli
çatışan düşünsel platformunda, Anadolu’da nasıl bir üretim-araçlarının mülkiyeti kavgasını sürdürdüklerine götürür bizi.
Osmanlıya bakan ve hala “ümmetçi”bir geleneği sürdürmeye çalışan bakış açısı onda İttihad-ı İslam bulur,buna şaşmamak gerekir.Bu tarih onları fazlasıyla memnun edecek ögeler taşır.
Ama bunun tam tersini söyleyen ve de bize bir şeriat devletinden daha çok “emperyal” asker-devlet özeliklerine işaret eden ögelere gözlerini yumma koşuluyla...
Osmanlıya öznel bir ‘Türkçülükle’ bakanlar da onda hiç de azımsanmayacak bir düşmanlık bulabilirler.Haklıdırlar da..Ama Osmanlının askeri-feoadal mülkiyet sürecine ayak
bağı olan, neredeyse komünal bir geleneği sürdüren göçerlere karşıtlığının basit bir ırksal,mezhepsel açıklaması olamayacağını anlamaları koşuluyla..
Tarihe bakarken hep aklımızda olması gereken bir özellik var.İnsanlık tarihini yapan yalnızca insandır.Krallar ve kılıçlar değil..