PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kurtulduğuma Pişman Oldum :)


Msrtc
08-05-2011, 00:15
merhaba arkadaşlar 15-16 yaşlarında şüphe etmeye başlamıştım internete ara ara yazılar okurdum pek ihtimal vermiyor tvde çıkan kuran mucizileri ve etrafta anlatılanlar beni durduruyordu.şuan 21 yaşındayım 18-19 yaşlarında deist oldum.nasıl olduğunu hatırlamiyorum bellirli bir günü yok bir gün müslüman bir gün deist olarak geçen günlerin sonucunda kesin olarak deist oldum.kesin olarak tanrı var diye düşünoyrum bu aralar evrimi araştırıyorum artık bir gün deist bir gün ateist olarak geçiyor günler çevremde herkez müslüman ve arkadaşlarım genelikle cemaaten o yüzden zorlaniyorum içinde tutmaya şunu okumak 100 sevabmış kızla konuşmak günahmış fln filan dediklerinde çıldırcak gibi oluyorum.söylediklerine hak verip müslüman gibi davramak zorunda kalıyorum.inançlarından çok eminler diğer dinleri küçümsüyorlar.hristiyanlar cennete gidebilir dediğim için alay konusu oluyorum.kendilerinden çok eminler zor tutuyorum kendimi.1-2 ay önce dedim ki herkeze söylemeliyim ailemden başladım anneme söyledim söyledikten sonra annem ağladı bende çok üzüldüm vazgeçtim şaka olduğunu fln söyledim ikna ettim.arkadaşlarıma söylesem dışlanmaktan korkuyorum....
dinden çıkınca içimdeki merak duygusu patladı önceleri hiç birşey umrumda değildi allah bilir aklım ermez derdim şimdi ise okuyorum araştırıyorum.hayata bakış açım değişti insanları daha iyi anlayabiliyorum daha geniş düşünebiliyorum...gelelim bana olan zararlarına sürekli aklımda ben kimimin neyim gibi cevapsız sorular var bazen herşeyden şüphe ediyorum.bu şüpheler son zamanlarda iyice artmaya başladı ve beni rahatsız ediyor.asosyal oluyorum.önceleri herşey çok basitti karşımdaki insan gerçekten varmı diye bi soru yoktu aklımda :) dar görüşlüydüm cahildim ölmekten korkmazdım karşılaştıklarım haksızlıklara yukarda allah var der geçerdim ailem ben arkadaşlarım hep olacak cennet vardı.şimdi ise hiç biri yok.bu aralar müslüman olamayı düşünüyorum.ne kadar dinsizim desemde içimde islamdan kalan parçalar var.açık söylemek gerekirse ufaktan bir cehenlem korkusu hala var :) böyle belirsizlikte yaşamak zarar veriyor bana çok takıyorum bu konuları sizce ne yapmalıyım.

dindüşmanı
08-05-2011, 01:26
Boş boş konuşma! :) :) :) Allah öldü allah rahmet eylesin!

ALKA
08-05-2011, 02:37
Amcam en son ölüm yatağında Allah'a inanmadığını açıkca söylediğinde çok şaşırmıştım genç insan olarak. O dönem ben inançlıydım tabi.. Bizse onu hep inanır diye düşünmüştük. Bugün ben şimdiden söylüyorum çevreme, dine inanmadığımı söylemek için ölüm yatağını veya son anı beklememe ihtiyacım olmadığını düşünüyorum. Bunu hıristiyan iken de açıkça söylerdim, müslüman olmadığımı. Bu şekilde kafam daha rahat ve insanlar beni kendi inanışlarıyla artık rahatsız etmiyorlar da. Artık çok yaşlanmış annemi pazarları kiliseye götürürken, çok dindar olan amcamın oğlunun evinde ise haremlik ve selamlık kuralına uymakta sakınca görmüyorum. Ama benim evimde ne haremlik selamlık ne de yemek duası okunur. Onlar da bu kurallara dikkat ediyorlar. Demek ki özgüven sahibi olunduğu ve diğerleri de olduğu gibi kabul edildiği sürece en azından yakın çevre içindeki herkes de sana ve dinsel olmayana da saygı duyacaktır. Tabi bu konuda tutarlı olmak ve sınırları anlaşılacak biçimde önceden çizmek lazım. Ve bu sınır aşıldığında bunu da açıkca insanların yüzüne söyleyebilmek..

paslıçivi
08-05-2011, 09:34
sevgili Msrtc..

sen şu an birşeyden kurtulmuş değilsin aksine daha sıkıntılı bir sürece girmişsin.. ama bunda senin hiç bir kusurun yok, için rahat olsun..

sana yüklenen zihnin/hafızanın sadece bir parçasında (dini inanç kısmı) kırılma noktasını yaşıyorsun ve taraf/saf değiştirmeye hazırlanıyorsun..

bu oldukça sıkıntılı bir süreçtir, çünkü hala sahtebenlikte/egoda yaşıyorsun ve sahtebenlik karasız kalamaz, mutlaka bir tarafta/safta karar almak zorundadır.. karasız kalmış, taraf tutmamış bir sahtebenlik kendini boşlukta ve çaresiz hissedip çok ciddi anksiyete/huzursuzluk yaşatır sana.. ve en kısa zamanda güvenli bir limana demir atmaya zorlar seni.. demir atacağın limanı da bundan sonraki varoluşun sana deneyimleyecekleri/yaşayacakların belirleyecektir..

olasılıklar..

1.kendine güvenli bir liman bulamazsan bu devasa dalgalı okyanusta alabora olup batmamak için eski limanına geri dönebilirsin (islam/teizm düzeyi bilinçaçıklığı) bunun hangi din olduğu hiç önemli değildir, sen zaman ve coğrafya gereği islam limanında doğmuşsun..ama artık ok yaydan çıktığı için oldukça zayıf bir ihtimaldir.. artık o limanda huzurun kaçmıştır ve geriye dönüşün olsa bile limandaki en küçük dalga seni huzursuz edip tekrar dışarı atmaya çalışacaktır..

2. şimdi sana en yakın iki liman var, deizm ve ateizm..(nonteizm düzeyi bilinçaçıklığı).. en güçlü olasılık budur, dinden çıkan insanların en çok sığındığı limanlardan ikisidir.. bu limanlarda biraz zaman geçirirp bilincin açılmaya devam ederse panteizm ve agnostisizm gibi daha uzak limanlara göz dikebilirsin..

3. bu bahsettiğim ilk ikisi olmayıp çok daha zayıf bir olasılık olan başka bir dine geçebilirsin, hristiyanlık, budizm vs.. yani teizm düzeyi bilinaçıklığında takılıp kalırsan yaşayabileceğin en güçlü olasılıktır. zaman ve coğrafya gereği bunlar senin şimdiye kadar okudukların, araştırdıkların çevren ilgin doğrultusunda sana yön verecektir..

burda bir çok insan dinden nasıl "kurtulduklarını" anlatır..

anlatıkları şey kurtuluş değil sempatik taraftan antipatik tarafa nasıl geçtiklerinin hikayesidir aslında.. yani sana bahsettiği saf/taraf değiştirmekten başka bir şey değildir..

şayet bu sitede biraz zaman geçirirsen ve yaşamında dikkatlice gözlemlersen; ateist, deist, agnostik, panteist yani nonteizm bilinçaçıklığında dediğimiz insanların hepsinin ortak noktasının çıktıkları dini yanlışlamaya yönelik tutum ve davranış içinde olduklarını farkedeceksin..

ve bu işi yaparken çoğu sana dinlerin zararlarından, insanlıktan bahsedeceklerdir..

21 yaşımdayım diyorsun, oldukça genç bir arkadışımızsın, belki şimdiye kadar sevdiğin halde ayrılmak zorunda kaldığın bir sevgilin olmuştur.. insanlar sevdiği birini kaybedince sahtebenlikleri ciddi hasar görür ve bunu kurtarmak adına bu sahtebenliğin/egonun savunma mekanızmaları devreye girer, çünkü eski mutluluk ve huzur kaçıp ciddi bir anksiyete/sıkıntı hali başgösterir..

işte bu aşamada kişi kaybettiği sevgilisinin/eşinin arkasından saydırmaya başlar, ona hakaret etmeye, zarar vermeye, ortalıkta onun hakkında kötü konuşmaya falan başlar.. ondan nasıl kurtulduğunu anlatmaya başlar..

aslında birşeyden kurtulmuş değildir, eskiden "sevgi"sinin kölesi iken şimdi "nefret"inin kölesidir.. hala zihninde o eski sevgili/eş vardır.. sadece ona duyulan duygular taraf değiştirmiştir..

gün gelir o eski sevgili/eş tamamen unutulur, zihinden atılır, artık hakkında ne iyi ne kotü konuşursun ki;

asıl "kurtuluş" işte budur..

nerden mi çıkarıyorum bunları?

hepsini birebir deneyimledim :)

çıktığın bu zorlu yolda umarım en kısa zamanda kendi güvenli limanına ulaşırsın..

Khaos
08-05-2011, 12:52
sayın paslıçivi

farkınızı bir cümleyle ortaya koyarmısınız.
sizi farklı kılan nedir.

dogruistan
08-05-2011, 13:51
ben çalıştığım yerde ki aşırı dinci araplar la sorunlar yaşadım
önceleri hala müslümandım ama hiç bir şey yapmıyordum namaz ve oruç tutmuyordum çünkü içimden gelmiyordu ayrıca erteleyip duruyordum
sonra hadislerin dindeki ağır baskısı beni bunalıma sokuyordu bu bunalımdan kurtulmak için hadisleri araşrtırmaya başladım oda nesi saçmalıklar ve çelişkiler kol geziyordu
son olarak hadislere ulan bunların bir geçerliliği olsaydı Allah bunlarıda kitabına eklerdi onun gibi korumaya aldığını söylerdi ayrıca hadislere bakarsak Kuran a hiç ihtiyaç duymaya gerek yoktu her şey hadislerde fazlasıyla mevcuttu hemde tuvalte nasıl girieceğine ne tarafa dönülüp tuvalet yapılacağına eve nasıl girileceğine suyun nasıl içileceiğine ...........kadar her halta
bir açıklama bulunuyordu bir kertenkeleyi tek vuruşta öldürünce 100 iki vuruşda öldürünce 50 sevap bile kazanacağımızı söyleyen hadisler varken Kuran a ihtiyaç kalmıyordu
Allah kitabını bir köşeye attıracak bu zırvaların dinin bir parçası olduğunu söylemiş olamaz dedim
ve hadislerden kurtuldum araplara hadisler şöyle hadisler böyle dedikçe sık sık ortalık karışıyordu :)
ama sonra hiç bir şey olmamış gibi bak ölüm ani dikkatli ol namaza başla oruç tut derlerdi
sonra Kuranı akıl ve mantık ışığında okumaya başladım
hadi lan dedim bu ne bir kaç sayfa okudum sıkıldım birde kuran okumak hiç bıkınlık vermez bu bile bir mucizedir derlerdi :)
ben anında bıktım sıkıldım ama yinede zaman zaman okudum sadece bir kaç çelişkiye raslamak değişmedi ve Allah tarafından kıyamete kadar korunacak denilen bir kitap dan soğuttu beni çünkü Allah yanılmaz
bir ayeti önce indirip sonra iptal edip yerine başka bir ayet indirmez
önce 1 müslümanın 10 kişiyi öldürebileceğini sonra hayır sizde zaaf var 1 kişi ancak 2 kişiyi öldürür anlamına gelen ayeti indirmez ............

araplara dedim ben bundan sonra sizin deyiminizle kafirim dedim :)
büyük bir şaşkınlık içinde sen delisin sen aptalsın bizimle fazla muhattap olma dinimize karşı kötü konuşma ...........vb.
lan ben demiyorum kuran diyor evlatlığının karısıyla evlen diyor sizin muhammete yok olmaz evlatlık öz evlat gibidir öyle bir şey olmaz kuran da yok öyle bir şey dedidiler :)
msn den ayet i gönderince mort oldular evet oldu ama senin anladığın gibi değil bir amaç vardı Allah onun örnek olması için evlendirdi ........vb saçmalıkları sayıklayıp konuyu bir daha açmamaya çalıştılar
hadi hadi muhammetiniz ve araplığınız sizin olsun bana Allah yeter dedim

Allah var o sadece göklerin ve yerin değil bütün varlığın hakimidir evrenin ve olduğundan şüphelenilen komşu evrenlerin onlarıda içine alan sonsuz her yerin tek sahibi ve hakimidir
bundan şüphe yoktur

evet aslında hiç bir şey yoktur her şey belirli özelliklerde yaratılmış beyindedir

örneğin bir insan düşünün her şeyi tas tamam gözü var kulağı var dili var derisi .......kısaca her şeyi var beyinsiz olarak bunun yaşayabildiğini düşünün ne gözü görür ne kulağı işitir ne derisi dokunur ne koku alır nede tat alır .....
aslında etrafımız ışığa rağmen kapkaranlıktır ışık beyinde meydana gelir aydınlık sadece beyinde işlenen bir çeşit algılar bütünüdür ve ışığı yoktur
beyin duyu organlarına ihtiyaç duymadanda tat alır koku alır ışığı algılar üşüme hissi verir.............uykuda rüyamızda bütün duyu organlarımız devre dışıdır ama rüyamızda ışık koku tat ses .......vardır buda beynin kendisene gönderilen algılarla bambaşka dünyalarda
yaşamaya her an hazır olduğunu gösterir uyanıncaya kadar rüyamızdaki hayatımızı içerdiği her türlü saçmalığa karşın gerçek sanırız oysa rüyamızdaki dünya aslında hiç bir zaman var olmamıştır şu an içinde yaşadığımız dünyamızın da bir başka uykudan uyanışla hiç bir zaman gerçekten var olmadığını düşeneceğimiz zaman gelebilir ve bence gelecektir
çünkü beyin bize kendisine bir yerlerden algılar gönderildiğini anlatıyor bu algılar yön ve şekil değiştirdiğinde birden bire kendimizi cehennemde veya cennette bulmamız veya bambaşka bir alemde bulmamız içten bile değildir
kimse beynin algılarından yola çıkarak evreni gerçek sanarak Allah bu evrende bir toz tanesi kadar bile yer tutmayan dünya için bu evreni neden yaratsın diye düşünüp yanılmasın çünkü evrenin gerçekten yaratılmadığı beyinde konuşlandırılmış alıcı görevi yapan şeyin özellikleri sayesinde nettir
beynimzin bir çeşit kapasitesi var onun dışına asla çıkılamaz işte bu konulmuş bir sınırdır

dinleri bilmemde Allah kesinlikle var bu algılar ve beyin bunun en açık ispatlarından biridir

dogruistan
08-05-2011, 13:54
ben çalıştığım yerde ki aşırı dinci araplar la sorunlar yaşadım
önceleri hala müslümandım ama hiç bir şey yapmıyordum namaz ve oruç tutmuyordum çünkü içimden gelmiyordu ayrıca erteleyip duruyordum
sonra hadislerin dindeki ağır baskısı beni bunalıma sokuyordu bu bunalımdan kurtulmak için hadisleri araşrtırmaya başladım oda nesi saçmalıklar ve çelişkiler kol geziyordu
son olarak hadislere ulan bunların bir geçerliliği olsaydı Allah bunlarıda kitabına eklerdi onun gibi korumaya aldığını söylerdi ayrıca hadislere bakarsak Kuran a hiç ihtiyaç duymaya gerek yoktu her şey hadislerde fazlasıyla mevcuttu hemde tuvalte nasıl girieceğine ne tarafa dönülüp tuvalet yapılacağına eve nasıl girileceğine suyun nasıl içileceiğine ...........kadar her halta
bir açıklama bulunuyordu bir kertenkeleyi tek vuruşta öldürünce 100 iki vuruşda öldürünce 50 sevap bile kazanacağımızı söyleyen hadisler varken Kuran a ihtiyaç kalmıyordu
Allah kitabını bir köşeye attıracak bu zırvaların dinin bir parçası olduğunu söylemiş olamaz dedim
ve hadislerden kurtuldum araplara hadisler şöyle hadisler böyle dedikçe sık sık ortalık karışıyordu :)
ama sonra hiç bir şey olmamış gibi bak ölüm ani dikkatli ol namaza başla oruç tut derlerdi
sonra Kuranı akıl ve mantık ışığında okumaya başladım
hadi lan dedim bu ne bir kaç sayfa okudum sıkıldım birde kuran okumak hiç bıkınlık vermez bu bile bir mucizedir derlerdi :)
ben anında bıktım sıkıldım ama yinede zaman zaman okudum sadece bir kaç çelişkiye raslamak değişmedi ve Allah tarafından kıyamete kadar korunacak denilen bir kitap dan soğuttu beni çünkü Allah yanılmaz
bir ayeti önce indirip sonra iptal edip yerine başka bir ayet indirmez
önce 1 müslümanın 10 kişiyi öldürebileceğini sonra hayır sizde zaaf var 1 kişi ancak 2 kişiyi öldürür anlamına gelen ayeti indirmez ............

araplara dedim ben bundan sonra sizin deyiminizle kafirim dedim :)
büyük bir şaşkınlık içinde sen delisin sen aptalsın bizimle fazla muhattap olma dinimize karşı kötü konuşma ...........vb.
lan ben demiyorum kuran diyor evlatlığının karısıyla evlen diyor sizin muhammete yok olmaz evlatlık öz evlat gibidir öyle bir şey olmaz kuran da yok öyle bir şey dedidiler :)
msn den ayet i gönderince mort oldular evet oldu ama senin anladığın gibi değil bir amaç vardı Allah onun örnek olması için evlendirdi ........vb saçmalıkları sayıklayıp konuyu bir daha açmamaya çalıştılar
hadi hadi muhammetiniz ve araplığınız sizin olsun bana Allah yeter dedim

Allah var o sadece göklerin ve yerin değil bütün varlığın hakimidir evrenin ve olduğundan şüphelenilen komşu evrenlerin onlarıda içine alan sonsuz her yerin tek sahibi ve hakimidir
bundan şüphe yoktur

evet aslında hiç bir şey yoktur her şey belirli özelliklerde yaratılmış beyindedir

örneğin bir insan düşünün her şeyi tas tamam gözü var kulağı var dili var derisi .......kısaca her şeyi var beyinsiz olarak bunun yaşayabildiğini düşünün ne gözü görür ne kulağı işitir ne derisi dokunur ne koku alır nede tat alır .....
aslında etrafımız ışığa rağmen kapkaranlıktır ışık beyinde meydana gelir aydınlık sadece beyinde işlenen bir çeşit algılar bütünüdür ve ışığı yoktur
beyin duyu organlarına ihtiyaç duymadanda tat alır koku alır ışığı algılar üşüme hissi verir.............uykuda rüyamızda bütün duyu organlarımız devre dışıdır ama rüyamızda ışık koku tat ses .......vardır buda beynin kendisene gönderilen algılarla bambaşka dünyalarda
yaşamaya her an hazır olduğunu gösterir uyanıncaya kadar rüyamızdaki hayatımızı içerdiği her türlü saçmalığa karşın gerçek sanırız oysa rüyamızdaki dünya aslında hiç bir zaman var olmamıştır şu an içinde yaşadığımız dünyamızın da bir başka uykudan uyanışla hiç bir zaman gerçekten var olmadığını düşeneceğimiz zaman gelebilir ve bence gelecektir
çünkü beyin bize kendisine bir yerlerden algılar gönderildiğini anlatıyor bu algılar yön ve şekil değiştirdiğinde birden bire kendimizi cehennemde veya cennette bulmamız veya bambaşka bir alemde bulmamız içten bile değildir
kimse beynin algılarından yola çıkarak evreni gerçek sanarak Allah bu evrende bir toz tanesi kadar bile yer tutmayan dünya için bu evreni neden yaratsın diye düşünüp yanılmasın çünkü evrenin gerçekten yaratılmadığı beyinde konuşlandırılmış alıcı görevi yapan şeyin özellikleri sayesinde nettir
beynimzin bir çeşit kapasitesi var onun dışına asla çıkılamaz işte bu konulmuş bir sınırdır

dinleri bilmemde Allah kesinlikle var bu algılar ve beyin bunun en açık ispatlarından biridir :)

Khaos
08-05-2011, 13:59
sevgili doğruistan

sadece şu cümleniz üzerine bir tek soru soruyorum.

allah var, ispatı algılardır demişsiniz.

allahtan başka bir şeyin varlığını ispat etmek zorunda kaldınız mı hiç.
nedense varolan hiç bir şeyi ispatlamak zorunda kalmıyoruz.
varolanlar varlıklarını varolarak ortaya koyabiliyor.

ne hikmetse allah ise hep ispatlanmaya çalışılıyor.
neden acaba.
varoluşunu ortaya koyamayan bir allah.
varoluşu ispatlanmaya muhtaç bir allah.

size garip gelmiyor mu.
önermemidir allah da sürekli ispatlanabilmesi için uğraşılıyor.

KızıL
08-05-2011, 14:32
msrtc korkuların zamanla aşılacak şeyler cennet cehennem gibi onulara bir süre sonra gülüp geçeceksin yaşın ilerledikçe daha fazla öğrendikçe olgunlaşacaksın buda çevre ilişkilerine yansıyacak. ailene söylemek zorunda değilsin ama arkadaş çevrende bi yerden başlıyacaksın eğer senin inancından dolayı seni dışlayacaklarsa zaten onlar iyi birer arkadaş değildir. sabır ve zaman diliyorum sana herşeyin güzel olacağına inan kurtulmuş zihnin zaferi egemen olacaktır..

dogruistan
08-05-2011, 21:51
sevgili doğruistan

sadece şu cümleniz üzerine bir tek soru soruyorum.

allah var, ispatı algılardır demişsiniz.

allahtan başka bir şeyin varlığını ispat etmek zorunda kaldınız mı hiç.
nedense varolan hiç bir şeyi ispatlamak zorunda kalmıyoruz.
varolanlar varlıklarını varolarak ortaya koyabiliyor.

ne hikmetse allah ise hep ispatlanmaya çalışılıyor.
neden acaba.
varoluşunu ortaya koyamayan bir allah.
varoluşu ispatlanmaya muhtaç bir allah.

size garip gelmiyor mu.
önermemidir allah da sürekli ispatlanabilmesi için uğraşılıyor.

kerberos

var olduğu halde ispatlanmaya çalışılmış çok şey var ve geçmişte çok da oldu
dünya yuvarlak denildi ama uzaya gidinceye kadar bir türlü dünyanın tamamı inandırılamadı
imkansız sanılan uzay yolculuğu gerçekleşince sorun kalmadı her kez inandı
neyse şimdi Allah ın neden görünmeyipde kendisinin varlığını anlamamız için çeşitli ip uçları bıraktığına bir bakalım
sürekli görünür olsaydı nasıl bir dünya olurdu ?
bana göre şöyle olurdu
1-milyarlarca insan sürekli ondan yardım isterdi
2-milyarlarca insan kaybettiği yakınlarının durumu için ondan bilgi isterdi
3-milyarlarca insan ondan kaybettiklerini geri göndermesi için yalvarır dururdu
4-hasta olanlar sakat kalanlar sakat doğanlar ...vb kendisine sağlığının verilmesi için sürekli bir yalvarış içinde olurdu
5- sürekli izlenmenin verdiği rahatsızlık nedeniyle cinsi münasebete girmek istenmeyecekti neslin sürdürülmesi zora girecekti wc ihtiyaçları da aynı şekilde rahatsızlık içinde giderilecekti
6-suçların sorumlusu kim diye ona sorular sorulup duracaktı
7-bize benzemediği kesin belkide sürekli görünüyordur neye benzediğini bilmediğimiz için fark etmiyoruzdur :)
8-tembellik olurdu
9-donuk bir dünya olurdu
daha bunlara yüzlerce madde eklenebileceğine göre görünmemeyi tercih etmesi daha mantıklı oluyor

görünmemesi için sebep çok görünmek yerine varlığını fark etmemiz için ip uçları bırakmış buda fark edilmek istendiğini gösteriyor

kısaca yok sanılıpda sonradan varlığı ispatlanmış çok şey var halada varlar

Khaos
08-05-2011, 22:22
doğruistan

sana diyorum ki,
allahtan başka herhangi bir şeyin varlığını ispatlamak zorunda kaldınmı hiç.
sen bana dünyanın yuvarlak oluşundan dem vuruyorsun.

sen varlık ne demektir anladığından eminmisin.

allahın senin kafandaki bir hayal/kurgudan öte varoluşu var mı.

varoluş ispatlanır mı,
yoksa varolan kendi varlığını mı ortaya koyar bir düşün bakalım.

dogruistan
08-05-2011, 22:24
beni sürekli düşündüren bir takım gerçekleşmiş ilginç olaylar oldu
bu yüzden bende içinde ne kadar çelişkiler mevcut olsada dinden tamamen kurtulmakta zaman zaman teredütte kalıyorum
1-dedem ölmeden hemen önce hasta yatağında şöyle demiş
-kapıya doğru bakarak geldiler hakkınızı helal edin demiş ve kelimei şahadet getirdikten kısa bir süre sonra ölmüş
2-Rüyamda düşüyordum birden içimden besmele çekmek geçmişti besmeleyi çeker çekmez rüyam bitmişti
3-kapkarınlık bir yolda babamla minibüsle ilerliyorduk yol bozuktu yola bir köpek çıktı yavaşlattı bizi biz duruncaya kadar arabanın önünde havladı durdu .durduk yana çekildi havlamaya devam etti biz yeniden hareket edince tekrar önümüze geldi çekilsin diye üstüne üstüne yavaş yavaş arabayı sürdük birde ne görelim yolun sonu uçurum altındanda ırmak geçiyordu herhalde köprü vardı çökmüştü ???
4-bir gece annem rahatsızlanmıştı hemde adeta ölüyor gibi davranıyordu babam bildiği surelerden okudu annem biraz sakinleşmişti
daha sonra yatağının altında arapça yazılar olan bir muska bulmuştuk ???
5-otobüsle şehir mezarlığının yakınından geçerken bir mezar taşının üstünde sırtı bize dönük parlak bir insan sureti görür gibi olmuştum
6-şehirler arası bir otobüsteydik fizik kurallarına göre kesinlikle bir tankere arkadan çarpmıştık bir kaç yolcuda çarpıyoruz diye can havliyle feryat etmişti ama o an sanki otobüs tankerin arkasından korkunç bir süratle alınıp yanına konulmuş gibi hissettim
bu olaylar tabiki arka arkaya meydana gelmedi uzun zamana yayılmış olaylardır

işte bunlar yüzünden hep tereddütte kalıyorum birer yanılmamı tesadüfmü yoksa başka bir şeymi hala çözemedim
kesinlikle hepside gerçekten başımdan geçmiş olaylardır teki bile yalansa hemen şimdi ölüm bulsun beni ...
dini kitaplarda saçmalık bol ama bunlar nedir ve nasıl oldular bu arada akli dengem yerindedir :)
olmasa zaten orda burda yorum yapamazdım

http://www.youtube.com/watch?v=4fo__9hCIJk&feature=email&email=comment_reply_received

dogruistan
08-05-2011, 22:34
doğruistan

sana diyorum ki,
allahtan başka herhangi bir şeyin varlığını ispatlamak zorunda kaldınmı hiç.
sen bana dünyanın yuvarlak oluşundan dem vuruyorsun.

sen varlık ne demektir anladığından eminmisin.

allahın senin kafandaki bir hayal/kurgudan öte varoluşu var mı.

varoluş ispatlanır mı,
yoksa varolan kendi varlığını mı ortaya koyar bir düşün bakalım.

dünyanın yuvarlaklığı yok sanılan ama aslında var olan bir şey değilmidir sana göre
bu bir varlık değilmidir
var olan bir şeyi ispatlamak durumda kalmış insanlar olmuş diyorum

kısa ve öz olarak yokluğu ispatlanamamamış hiç bir şey için yok denilemez
örnek olarak şimdi ben diyorumki evrenin dışında cennet vardır
işte bunu kimse evrenin dışı tamamen keşfedilene kadar yalanlayamaz
yok dediğiniz Allah da aynen bu durumdadır
yoksa bile yokluğu kanıtlanamamıştır yokluğu kanıtlanmış bir şeyinde trilyonda bir bile olsa bir var olma ihtimali vardır

Khaos
08-05-2011, 23:01
dünyanın yuvarlıklığı yok sanılan ancak varolan bir şey değildir.
dünyanın yuvarlak oluşu bir önermedir.
düz oluşu da bir öenrmedir.
bu önermelerden biri doğrulandı diğeri de yanlışlandı.

sen önce varlık kavramı ile önerme kavramları üzerine gugılda biraz araştır bakalım.

insanlar varolan hiç bir şeyi ispatlamazlar.
önermeler ispatlanır varlık ise varoluşunu ortaya koyar.
sen elmanın varlığının ispatlandığını gördün mü hiç.
aradaki farkı anlamakta zorlanıyormusun.

varlık üzerine önerme oluşturabilmeniz için,
sizin önermenizden önce o şey her ne ise önce kendi varlığını ortaya koymalıdır.
allahın henüz varoluşunu ortaya koyabilmeyi becerememiştir.
zaten o nedenle sen onu ispatlamak için kelimelerle uğraşmak zorunda kalıyorsun.

yokluğu ispatlanamamış bir şey için yok denilemez demek tam olarak savsatadır.
çünkü yokluk da senin zannettiğin biçimde ispatın konusu değildir.

aksi takdirde her şizofrenin kıçından uydurduğu hayali varlık için evreni baştan sona bir kere keşfetmemiz gerekirdi.

bilmem anlatabildim mi.

paslıçivi
09-05-2011, 08:13
sayın paslıçivi

farkınızı bir cümleyle ortaya koyarmısınız.
sizi farklı kılan nedir.

bilincimize/beynimize yansıyan ve bizim de yansıtmak zorunda kaldığımız evrene/varlığa;

bir anlam vermeye çalışmanın ve bu uğurda diğer insanların verdikleri anlamlarla çatışmanın "bilinçkapanıklığı ve insani olmayan" bir durum olduğunu farkedip,

bu dünyada ne kadar gelmiş geçmiş ve yaşama anlam vermiş insan varsa hepsinin kendi varlıklarına anlam veren küçük bir tanrıcık olduğunu farkedip,

tüm bu tanrıcıklara ayırım yapmadan sevgi ve saygı beslememdir..

sevgili kerberos..

dogruistan
09-05-2011, 20:09
dünyanın yuvarlıklığı yok sanılan ancak varolan bir şey değildir.
dünyanın yuvarlak oluşu bir önermedir.
düz oluşu da bir öenrmedir.
bu önermelerden biri doğrulandı diğeri de yanlışlandı.

sen önce varlık kavramı ile önerme kavramları üzerine gugılda biraz araştır bakalım.

insanlar varolan hiç bir şeyi ispatlamazlar.
önermeler ispatlanır varlık ise varoluşunu ortaya koyar.
sen elmanın varlığının ispatlandığını gördün mü hiç.
aradaki farkı anlamakta zorlanıyormusun.

varlık üzerine önerme oluşturabilmeniz için,
sizin önermenizden önce o şey her ne ise önce kendi varlığını ortaya koymalıdır.
allahın henüz varoluşunu ortaya koyabilmeyi becerememiştir.
zaten o nedenle sen onu ispatlamak için kelimelerle uğraşmak zorunda kalıyorsun.

yokluğu ispatlanamamış bir şey için yok denilemez demek tam olarak savsatadır.
çünkü yokluk da senin zannettiğin biçimde ispatın konusu değildir.

aksi takdirde her şizofrenin kıçından uydurduğu hayali varlık için evreni baştan sona bir kere keşfetmemiz gerekirdi.

bilmem anlatabildim mi.
bizim burda birlikte kullandığımız varlıkkelimesi daha çok gerçeklik anlamındadır
ÖNERME
1. Önermek işi. 2. Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif. 3. man. Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye
VARLIK
1. Var olma durumu

varlıktan kasstın ne biliyorum ama yinede anlamlarını buraya taşıdım yanıldığım bir noktamı var diye .
ben bir fark göremiyorum
dünyanın yuvarlaklığı önerme iken varlık olmuştur yani gerçek olmuştur yuvarlaklık bir cisim olarak var olmasada şekil olarak vardır dünya yuvarlakmı değilmi dersek yuvarlaktır deriz ve bunun bir gerçek olduğunu kabul ederiz
bize göre bir gerçek olsada Allah size göre bizim bir önermemiz oluyor
dünya yuvarlak dediler kabul edilmedi bir sürü mazeret ve delil ileri sürdüler ısrarla kabul etmediler ama dünyanın yuvarlak olduğu enininde sonunda ispatlandı herkezce kabul edilen bir gerçeğe döndü
Allah ın varlığına ispat çok ama yinede görmüyoruz duymuyoruz .....diye varlığını kabul etmeyenler var
bir gün dünyanın yuvarlaklığı gibi kimsenin varlığına itiraz edemeyeceği bir gün gelebilir
uzaya gitmek imkansızdı tarih boyuncada mümkün görünmemeşti ama zaman geldi orayada gidildi
bak imkansız görünen bir takım şeyler birden bire bir gerçek olarak ortaya çıkabiliyor
------
neyse şimdi varlığı senin açından ele alıyorum

mikroplar ve benzeri çıplak gözle görülmeyen canlılar hep vardı ama görünmedikleri için yok sayıldılar
var diyenler olduysada görmüyorum duymuyorum o halde yoktur diyenlerde oldu taki görülebilene kadar birileri onları ispat etmeye çalıştılar

elbette kapı araba ev ....vardır diye kimseye ispat etmek zorunda değilim
ama bazı var olanlar görünmez iken duyulmazken iken de varlardı zaman geldi varlıkları herkezce kabul edildi :)

siz görmüyoruz duymuyoruz dokunamıyoruz diye Allah yoktur diyorsunuz biz ise varlığına dair bir çok işaretler ileri sürüyoruz ateş olmayan yerden duman tütmez misali bazı şeyleri onun varlığına delil veya işaret olarak görüyoruz

bu gün görmüyoruz duymuyoruz .........diye yok saydığınız Allah tıpkı görünmeyen oksijen görünmeyen mikrop görünmeyen atom .......gibi inkar edilemez olabilir.

siz illaki inkar edilemez bir şekilde kanıtlansın istiyorsunuz :)

yani duyu organlarınızla onu algılamak istiyorsunuz biz ise duyu organlarımızla gerek kalmadan beynimizle onun varlığını kendimize kanıtlamış durumdayız

isterseniz sizde kanıtlarsınız birazcık bilgiyle beraber derin düşünmek ve derin analiz etmek yetebilir

Khaos
09-05-2011, 21:48
sayın doğruistan

varlık/yokluk,
doğru/yanlış,
gerçek/yalan.

dostum, sen bir fark göremediğini söylüyorsun ancak,
fark var.hemde çok önemli bir fark var.

dünyanın yuvarlaklığı 'varlık' olmadı.
dünya zaten var.
sen ister yuvarlak de ister düz farketmez.
dünyanın yuvarlak olduğu önermesi 'doğru'landı.
dünyanın yuvarlak olduğunun 'gerçek' liği açığa çıktı.

o nedenle allahın varlığının ispatı dediğin zaman kocaman bir gaf yapıyorsun.

allah var diyebilmen için allahın var olması gerekir.
allahın varlığı bir önermemiki sen onu ispatlamaya kalkıyorsun.

ee bu durumda demekki önerme.
yani allah varlığını ortaya koyana kadar da önerme olarak kalacak.

sen o önermenin doğruluğuna/gerçekliğine inanabilirsin elbetteki.
inan bana ne.

ama allah 'var' demeye kalkma.
çünkü allah varlığını ortaya hala koyabilmiş değil.

mikroplar hiç bir zaman yoksayılmadı.
varlıklarından haberimiz yoktu.
ama onlar vardı.
var olduklarını nasıl anladık peki.
ispatmı ettik.
yoksa onlar varlıklarını ortaya mı koydular.

iyi düşün.
allaha dair inancından başka pirinç tanesi kadar bilgin var mı.
hayır yok.
sadece ve sadece inancın var.
o halde ne yapıyoruz.
önce felsefenin temel kavramlarını iyice öğreniyoruz.
var nedir, yok nedir,doğru/yanlış nedir,
gerçek/yalan nedir,
bilmek/inanmak nedir.
iyice öğrenip bu kavramları doğru kullanıyoruz.
tamam mı dostum.

biz allah kanıtlansın istiyor değiliz.
biz diyoruz allah varsa var, yoksa yoktur.
varlık kanıtlanmaz.
kendini ortaya koyar.

şimdi soruyorum.
allah var mı.!!

dogruistan
09-05-2011, 23:15
kerbores kardeşim

mikroplar hiç bir zaman yoksayılmadı.
varlıklarından haberimiz yoktu.
ama onlar vardı.
var olduklarını nasıl anladık peki.
ispatmı ettik.
yoksa onlar varlıklarını ortaya mı koydular.
----------------
mikroplar yok sayıldı :)
onlar varlıklarını ortaya koymadılar biz onların varlıklarını keşfettik mikroskobu icat ettik gördük
--------------
dünyanın yuvarlaklığı 'varlık' olmadı.
dünya zaten var.
sen ister yuvarlak de ister düz farketmez.
dünyanın yuvarlak olduğu önermesi 'doğru'landı.
dünyanın yuvarlak olduğunun 'gerçek' liği açığa çıktı.
------------

dünya zaten var olabilir ama bir bilinmeyen vardı oda yuvarlaklığı idi yani yuvarlaklığı yok sanılıyordu yuvarlaklık gerçek dışıydı
sen dünya zaten vardı onun yuvarlak olup olmadığı anlaşıldı diyorsun yani zaten varlığı bilinen bir şeyin şeklinin ortaya konmuş olmasının olmayan bir şeyin ortaya çıkarılması anlamına gelmediğini vurguluyorsun
bende bu noktada diyorumki dünya vardı ama yuvarlaklığı yoktu yuvarlak olamayacağına dair bir sürü haklı gerekçe ileri sürülebiliyordu
Tıpkı Allah ın olmadığına dair sürüldüğü gibi yani ben burda o yuvarlaklığın sonradan ortaya konulabilmiş olmasını
Allah ında varlığının da bir gün itiraz edilemez şekilde ortaya konula bileceği ihtimaline vurgu yapmak yönünde kullanıyorum
burdaki asıl elemanımız yok denilen yuvarlaklıktır bilinen dünya değil keşke başka bir örnek verseydim :)

dogruistan
09-05-2011, 23:42
O kendini ortaya koymuyor diye yok saymamı beklemiyorsundur
her kuralın bir sınırı vardır
bazen kurallar bir kenara bırakılıp yola devam denenir yoksa o çerçevenin dışını göremezsin
seni bilemem ama bana göre akıl mantık varlığını göstermeye yetiyor
sana bir sorum var kulaklarına bulundukları yerden daha uygun bir yer bulabilirmisin
işte ilahi güç burda
kulaklarına asla daha uygun bir yer bvulamayacaksın

vakim olunca görüşmek dileği ile

Khaos
10-05-2011, 00:24
dostum amaç nedir.
kavramları fazlasıyla amiyane biçimde kullanıyorsun.
ben sana doğrusunu öğretmek için çırpınıyorum.
sen ise aramızdaki tartışmaya kilitleniyorsun.

bir yandan tartışabiliriz.
ancak kafanın karışmasına gerek yok.
sen yinede kavramları doğru kullanmalısın.

bir küçük öneri daha.
allahı mikroplara benzetmişsin , yapma böyle şeyler.
mikropların varlığını ispat etmiyoruz.
onlar VAR.

allah var mı.
bana ispat etmeye kalkma.
komik oluyor işte.
varlık ispat edilmez.

varolan varolarak varlığını ortaya koyar.
mikrop var mı dediğimde ne yapıyorsan,
allah var mı dediğimde de ancak onu yapabilirsin.

tekrar soruyorum.
allah var mı.
hani nerde.
nasıl bir şey.
ne yapar.
ne düşünür.
hakkında ne biliyorsun.
onu gördün mü.
dokundunmu.
konuştun mu.
bir şey yarattığını hiç görebildin mi.

allah hakkında ona inandığından başka ne söyleyebilirsin ki.
allah yok.
senin allah kelimesine verdiğin içerik var sadece.

paslıçivi
10-05-2011, 07:26
sevgili dostlar doğruistan ve kerbelos..

her ikiniz de annenizden dünyaya geldiğinizde evrene/varlığa baktığınızda hiç bir anlam veremiyordunuz.. bilgisizdiniz, cahildiniz, saftınız, masumdunuz..

sadece siz değil dünyanın hangi zaman ve coğrafyasında doğarsa doğsun tüm insanoğlu da aynı şekilde varlığa bir anlam veremez, bunlara isa, muhammed, budha, tao vs hepsi dahil..

ama sizler birer insandışı varlık(hayvan bitki taş toprak) değilsiniz, onların bilinçleri olmadığı için beyinlerine/bilince çarpan bir varlığa dışarı yansıtıp, varlığa bir anlam vermek zorunda değildirler, zaten buna ihtiyaç bile duymazlar ve tüm bunların farkında bile değildirler..

ama sizler insansınız ve beyninize/bilincinize çarpan bu varlığı dışarı yansıtmak ve bir anlam vermek zorundasınız.. bundan kaçışınız yoktur..

ama her ikiniz de zaman ve coğrafya gereği(20. yüzyıl ve türkiye) annenizden doğduktan sonra varlığa anlam veren dinlerden islamın etkisi altındasınız..

siz her ikiniz zaman ve corafya gereği çok değişik olasıklar altında dünyaya gelebilirdiniz, örneğin günümüzden 1400 yıl (muhammed'den önce) 2000 yıl(isa'dan önce) 4000 yıl(musa'dan önce) 2500 yıl(budha'dan önce) vs dünyaya gelebilirdiniz..

bu zamansal olasılıklar dışında bir de coğrafi olasılklar var, siz bu yukarda saydığım zamanlarda dünyanın herhangi bir coğrafyasında da dünyaya gelebilirdiniz mesela, yuninistanda, japonyada, hindistanda, amerikada, çinde, güney kuzey kutbunda, afrikada vs..

nitekim, yukarda saydığım bu sonsuz sayıdaki zamansal ve coğrafi olasılıklarda doğup yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanoğlu var..

ve insanoğluun dinler inançlar tarihini biraz incelerseniz o kadar çok inanç(varlığa ve yaşama anlam verme) çeşidi olduğunu göreceksinz ki, inanamazsınız, aklınız durur..

sevgili doğruistan ve kerbelos.. bırakın binlerce yıl önceki zamanı, sadece günümüzde ikiniz de bu coğrafyanın etkisi altında yaşama ve varlığa bir anlam etkisi altında kalmayıp bir yunanistanda bir japonyada bir hindistanda bir israilde dünyaya gelmiş olsaydınız;

bugün sahip olduğunuz bilinaçıklığında islamın allahını tartışıyor olmayacaktınız.. bahsettiğim diğer ülkelerde dünyaya gelip o bölgenin yaşama anlam veren içerikleri içinde tartışıyor olacaktınız..

hemen yanınızdaki yunanistana gidin ve ordaki teizm ve nonteizm düzeyi bilinçaçıklığındaki insanların tartışmalarını dinleyin, izleyin.. islamın allahı onların umrunda bile değildir, onlar da tartışır ama isa'nın tanrılığını tartışırlar. islamı ve allahı tartışma-ma-larının nedeni onların yaşama anlam vermelerinde "islamın batıl bir din olduğu" yüklenmesi yatar..

yine aynı şekilde japonyaya çine yani budizmin hakim olduğu coğrafyaya gidin.. onlar da sizin gibi tartışırlar, birbirlerine girerler ama onların tartışma konusu kesinlikle "tanrı, cennet cehennem islam" falan değildir.. onlar tanrı/allah varmı yokmu gibi bir tartışmaya girmezler, giremezler bile.. çünkü yaratıcı tanrıya bir anlam vermezler, çünkü onların öğretilerinde varlık/evren sonradan varolmamıştır, kadimdir, her zaman vardı ve hep varolacaktır.. onlar da budha'yı ve öğretilerinden ölüm sonrası yenidendoğumları(bir çeşit reenkarnasyon) tartışırlar.. ne islamın allahı ne hristiyanlığın tanrısı ne hinduizmin tanrıları onların umrunda bile değildir, kesinlikle tartışma konusu bile değildir, çünkü onların coğrafyasında da her coğrafyada olduğu gibi kendi inançları(yaşama anlam verme şekli) dışındakiler zaten batıl olarak yüklenmişlerdir..

çini japonyayı bırakın günümüz hindistanına gidin, ordaki teizm ve nonteizm düzeyindeki insanların felsefik tartışmalarını izleyin, biribirlerine nasıl girdiklerine bakın.. onlar da hinduizmin öğretileri olan tanrıları ve ölüm sonrası karma yaşamı tartışırlar.. ne budizmin yeniden doğumları, ne batı dünyasının tanrısı/allahı, ne cennetleri cehenemmeleri ne muhammed ne isa umurlarında değildir.. çünkü onlara da hinduizm dışındaki tüm inançlar batıl olarak yüklenmişlerdir..

sizden rica ediyorum, lütfen bu yazdıklarımı çok dikkatlice okuyun ve kavramaya çalışın.. insanoğlu denen canlı türünün zaman ve coğrafi yapıda nasıl bir zihin/inanç hapsinde yaşamını zehir ettiğini görmeye çalışın..

bu yaşamı zehir etmenin hem kendisinin hem de çevresindeki insanları nasıl olumsuz etkileyip birbiribirine kırdırdığını görmeye algılamaya çalışın..

burda islamın allahını, japonyadaki budizmi, hindistandaki hinduizmi, isarildeki museviliği, amerika ve avrupadaki hristiyanlığı, kızılderilelrin inançlarını, antik çağın ve diğer çağların tanrı ve/veya inançlarını doğrulamaya ve yanlışlamaya çalışan hep zihin/öğreti/inanç hapsinde yaşayan inanoğlunun durumunu görüp algılamaya çalışın.. hepsinin sizin gibi bir insan olduğunu sizden hiç bir farkı olmadığını anlamaya çalışın..

onların da sizin salak aptal gerizekalı beyinsiz olmadığını, onlarında belli bir eğitim/öğretim almış sizden hiçbir farkı olmayan insanoğlu olduğunu görmeye çalışın..

herşeyden önemlisi dünyada her insana özel parmak izi çeşitliliği kadar nörokimyasal yapı yani bilinçaçıklığında yaşayan milyarlarca insan olduğunu kavramaya çalışın..

lütfen artık bu derin uyku ve uyku mahmurluğundan uyanmaya çalışın..

ve bu uyku halinde yaşamasından doğan kaos/kargaşa yüzünden insanoğlu denen canlı türünün kendi bindiği dalı kendi eliyle kesip kendi türünün soyunu nasıl çok ciddi bir şekilde tehlikeye attığını görmeye çalışın..

insanoğlunun bu derin uykusu devam ederse sanırım önümüzdeki binyıllarda evrilecek daha bilinçli bir canlı türü biz insanoğlunun fosillerini inceliyor olacak..

bugün bizim dinazorların ve daha soyu tükenmiş binlerce canlı türünün fosillerini incelediğimiz gibi..

varoluş kimsenin gözünün yaşına bakmamıştır ve bakmaz da, hiç bir varlığın diğer bir varlığa üstünlüğü yoktur.. varoluşun iç dinamiklerine uyum sağlarsan yaşamda kalır ve soyunu devam ettirisin, aksi halde tarihin tozlu sayfalarında "soyu/nesli tükenmiş" bir canlı türü olarak kalmaya mahkum olursun..

el-ezher
10-05-2011, 16:13
Sen burada konuşanlara aldırma. Kalbinde hala iman parçası var ki bu ruhuna sıkıntı veriyor. Ruh Allahtandır. Burada ateist geçinenlerin bilgileri de algıları da düşük seviyede. Gerçekten inançsız olmak için hiç bir sebep yoktur aksine Allahın varlığını görmek için çok sebep vardır. Kişisel ihtirasların yüzünden sonsuz hayatını yoketmeni istemem. fakat karar senin. Kazanacak olan da sensin kaybedecek olan da bunu unutma. Bütün dünya sana kabire kadar eşlik edecek. sonra Rabbinle başbaşa kalacaksın bunu hiç unutma

vartor
10-05-2011, 16:45
Paslicivi,
Yorumlarinin buyuk bir kismina, sonuna kadar katiliyorum, Katilmadigim, ve basindan beri anlasamadigimiz nokta, ben ve diger bircok ateist kardesimiz, diger "insan" kardeslerimizi, tam da senin dedigin, "uyku mahmurlugu"ndan uyandirma cabalarimizi, uyarmalarimizi yanlis yorumluyorsun ve sana bunu anlatamiyoruz. Sen bizim bu cabamizi, kendi inancimizi baskalarina zorlatmak olarak gormen, bence sadece seni baglar. Ateistlerin de buyuk cogunlugu, sessiz kalmayi tercih ettigi muhakkak, ancak ben sahsen, bir tek insana bile, kendi yarattigina kul, kole olmasinin sacmaligini anlatabilirsem, insani vazifemi yapmis olmanin sevincini duyarim.
Senin de, ayni nedenle bu forumda bulundugun, kabul etmesen de, son iletinde acikca belli; gorusunun kabul edilmesi de, senin dilegin degil mi? Gayemizin dunyayi ateist yapmak degil, bir insan daha kazandirmak oldugunu tekrarliyor, ayni senin de kendi gorusunu aciklamak babinda yaptigin sekilde, diger kardeslerimize ulasmayi umuyorum.
Sevgiler...

VeİnsanAldandı
10-05-2011, 17:47
[QUOTE=dogruistan;381995]kerberos

var olduğu halde ispatlanmaya çalışılmış çok şey var ve geçmişte çok da oldu
dünya yuvarlak denildi ama uzaya gidinceye kadar bir türlü dünyanın tamamı inandırılamadı
imkansız sanılan uzay yolculuğu gerçekleşince sorun kalmadı her kez inandı
neyse şimdi Allah ın neden görünmeyipde kendisinin varlığını anlamamız için çeşitli ip uçları bıraktığına bir bakalım
sürekli görünür olsaydı nasıl bir dünya olurdu ?
bana göre şöyle olurdu
1-milyarlarca insan sürekli ondan yardım isterdi
2-milyarlarca insan kaybettiği yakınlarının durumu için ondan bilgi isterdi
3-milyarlarca insan ondan kaybettiklerini geri göndermesi için yalvarır dururdu
4-hasta olanlar sakat kalanlar sakat doğanlar ...vb kendisine sağlığının verilmesi için sürekli bir yalvarış içinde olurdu
5- sürekli izlenmenin verdiği rahatsızlık nedeniyle cinsi münasebete girmek istenmeyecekti neslin sürdürülmesi zora girecekti wc ihtiyaçları da aynı şekilde rahatsızlık içinde giderilecekti
6-suçların sorumlusu kim diye ona sorular sorulup duracaktı
7-bize benzemediği kesin belkide sürekli görünüyordur neye benzediğini bilmediğimiz için fark etmiyoruzdur :)
8-tembellik olurdu
9-donuk bir dünya olurdu
daha bunlara yüzlerce madde eklenebileceğine göre görünmemeyi tercih etmesi daha mantıklı oluyor

görünmemesi için sebep çok görünmek yerine varlığını fark etmemiz için ip uçları bırakmış buda fark edilmek istendiğini gösteriyor

kısaca yok sanılıpda sonradan varlığı ispatlanmış çok şey var halada varlar

VeİnsanAldandı
10-05-2011, 18:02
Msrtc beni iyi dinle. Yorum yapan herkes okusun lütfen.

Bismillâhirrâhmânirrâhîm.

Birincisi etrafındai insanların din yüüznden sana baskı yapmalarını onaylamıyorum.Tabi bu baskı tanımın nasıl onu da bilmediğim için tam açıklama yapamıyorum.İkincisi Evren Kainat herşey Allah'ın varlığını kanıtlar.Çünkü bir resme bakıp da onu yapan bir ressamın olmadığını düşünmek.. Beyni inkâr etmektedir bence ve ben buna güler geçeerim.Fakat bu yazımı Allah rızası için senin kurtulman için yazıyorum.Sence seni kim yarattı.Evreni kim yarattı.Evrendeki düzen nedir nasıl oluştu ve kim oluşturdu. Sana öncelikle Hz.İbrahim(a.s.)'ın Allah'ı buluşunu anlatan hikayesini okumanı tavsiye ediyorum.Mutlaka oku.Bak herhangi bir tanrıya inansaydın seninle çok daha farklı tartışırdım fakat -(Hâşâ) Allah da dahil- hiçbir yaratıcı ve tanrı yok demek ''İMKANSIZ'' eğer hala hiç bir tanrı yada yaratıcı yok diyebiliyorsan senin bir ruh hastalıkları hastahanesine yatman gerek.Şimdi şu 'tanrılar'a gelince :). Sence mesela (haşa) 5 tane tanrı olsaydı ne olurdu.SAna söyleyeyim yanlışsam söyle. Lider olmak isteği hepsinde de mutlaka vâr olacaktı ve hepsi de yarattıkları varlıkları canlıları alıp ayrı bir dünya yahut alem kurmak isteyeceklerdi her biri diğerine üstüne gelmek isteyeceklerdi her birinin isteği farklı olacaktı ki ve hiç bir düzen olmayacaktı. Fakat Allah birdir.Ondan başka ilah, Rab yoktur. Rab terbiye eden demektir. Ve şüphesiz ki Kur'an'da da ilk suresinin ilk ayetinde yani Fatiha suresinin ilk ayetinde ''Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdü lillahi Rabb-il alemin.'' diye buyurulmaktadır bu da 'Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun ' anlamına gelmektedir. Kur'an'ı Kerim 1400 sene evvel inmiştir.Ve nüshalarından biri yani orijinali( ilk yazıya geçirilmiş hali) İstanbul Topkapı Sarayı'ında bulunmaktadır. VE günümüz deki teknolojiyle yeni bulunabilinen bilgileri 1400 sene evvel Kur'an tastamam açıklamıştır.O zamanda 'insanlar tarafından ' bulunması imkansız olduğuna göre ancak mükemmel bir varlık tarafından indirilmiştir ve ancak herşeyi yaratan ve tüm eksik,noksan sıfatlardan uzak olan Allah bilmektedir. Sen hâlâ inkâr ediyorsan beyninin düştüğü hali bir düşün ve sonunu düşün. ''ÖLÜM''ü. Kur'an2ı Kerim'i oku.Şüpehesiz ki onda hiçbir çelişki yoktur.

vartor
11-05-2011, 16:02
Ve insanaldandi,
Sen de acaba insanaldandi mi, butun bu inandiklarim bir masaldan ibaret olabilir mi diye dusun.

the supernova
11-05-2011, 19:18
Msrtc beni iyi dinle. Yorum yapan herkes okusun lütfen.

Bismillâhirrâhmânirrâhîm.

Birincisi etrafındai insanların din yüüznden sana baskı yapmalarını onaylamıyorum.Tabi bu baskı tanımın nasıl onu da bilmediğim için tam açıklama yapamıyorum.İkincisi Evren Kainat herşey Allah'ın varlığını kanıtlar.Çünkü bir resme bakıp da onu yapan bir ressamın olmadığını düşünmek.. Beyni inkâr etmektedir bence ve ben buna güler geçeerim.Fakat bu yazımı Allah rızası için senin kurtulman için yazıyorum.Sence seni kim yarattı.Evreni kim yarattı.Evrendeki düzen nedir nasıl oluştu ve kim oluşturdu. Sana öncelikle Hz.İbrahim(a.s.)'ın Allah'ı buluşunu anlatan hikayesini okumanı tavsiye ediyorum.Mutlaka oku.Bak herhangi bir tanrıya inansaydın seninle çok daha farklı tartışırdım fakat -(Hâşâ) Allah da dahil- hiçbir yaratıcı ve tanrı yok demek ''İMKANSIZ'' eğer hala hiç bir tanrı yada yaratıcı yok diyebiliyorsan senin bir ruh hastalıkları hastahanesine yatman gerek.Şimdi şu 'tanrılar'a gelince :). Sence mesela (haşa) 5 tane tanrı olsaydı ne olurdu.SAna söyleyeyim yanlışsam söyle. Lider olmak isteği hepsinde de mutlaka vâr olacaktı ve hepsi de yarattıkları varlıkları canlıları alıp ayrı bir dünya yahut alem kurmak isteyeceklerdi her biri diğerine üstüne gelmek isteyeceklerdi her birinin isteği farklı olacaktı ki ve hiç bir düzen olmayacaktı. Fakat Allah birdir.Ondan başka ilah, Rab yoktur. Rab terbiye eden demektir. Ve şüphesiz ki Kur'an'da da ilk suresinin ilk ayetinde yani Fatiha suresinin ilk ayetinde ''Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdü lillahi Rabb-il alemin.'' diye buyurulmaktadır bu da 'Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun ' anlamına gelmektedir. Kur'an'ı Kerim 1400 sene evvel inmiştir.Ve nüshalarından biri yani orijinali( ilk yazıya geçirilmiş hali) İstanbul Topkapı Sarayı'ında bulunmaktadır. VE günümüz deki teknolojiyle yeni bulunabilinen bilgileri 1400 sene evvel Kur'an tastamam açıklamıştır.O zamanda 'insanlar tarafından ' bulunması imkansız olduğuna göre ancak mükemmel bir varlık tarafından indirilmiştir ve ancak herşeyi yaratan ve tüm eksik,noksan sıfatlardan uzak olan Allah bilmektedir. Sen hâlâ inkâr ediyorsan beyninin düştüğü hali bir düşün ve sonunu düşün. ''ÖLÜM''ü. Kur'an2ı Kerim'i oku.Şüpehesiz ki onda hiçbir çelişki yoktur.



Sonsuz güç ve kudret sahibi , merhametli ama 5 tane olunca liderlik kavgası öyle mi ?
İnançlılar yaratıcıyı yere göğe sığdıramazlar sonrada insanlara özgü egoya sahip olacağından bahsederler, yok böyle saçmalık.

dogruistan
11-05-2011, 23:12
dostum amaç nedir.
kavramları fazlasıyla amiyane biçimde kullanıyorsun.
ben sana doğrusunu öğretmek için çırpınıyorum.
sen ise aramızdaki tartışmaya kilitleniyorsun.

bir yandan tartışabiliriz.
ancak kafanın karışmasına gerek yok.
sen yinede kavramları doğru kullanmalısın.

bir küçük öneri daha.
allahı mikroplara benzetmişsin , yapma böyle şeyler.
mikropların varlığını ispat etmiyoruz.
onlar VAR.

allah var mı.
bana ispat etmeye kalkma.
komik oluyor işte.
varlık ispat edilmez.

varolan varolarak varlığını ortaya koyar.
mikrop var mı dediğimde ne yapıyorsan,
allah var mı dediğimde de ancak onu yapabilirsin.

tekrar soruyorum.
allah var mı.
hani nerde.
nasıl bir şey.
ne yapar.
ne düşünür.
hakkında ne biliyorsun.
onu gördün mü.
dokundunmu.
konuştun mu.
bir şey yarattığını hiç görebildin mi.

allah hakkında ona inandığından başka ne söyleyebilirsin ki.
allah yok.
senin allah kelimesine verdiğin içerik var sadece.
tartışma konumuzu bir kenara koyarsak
kavramları daha doğru kullanmam konusunda gösterdiğin çabandan ve alakandan dolayı teşekür derim.
bu konuda gerek gördüğünde yapacağın uyarılardan rahatsız olmam :)

OffSpring
11-05-2011, 23:57
"Kurtulduğuma Pişman Oldum :)"


Kurtulmamışsın ki ?
Neyden kurtulduğunu zannediyorsun anlamadım. Senin hiçbirşeyden kurtuldugun yok. Deistim diyorsun , bu bir kurtuluş değildir. Yanlışın az yanlışı çok yanlışı olmaz.

Teizm nasıl yanlış ise deizm de aynı derecede yanlıştır.

Kafanda hala dinsel önyargıların varken ve bilinçaltında farkında olduğun/olmadığın bir cehennem korkusu varken ne kurtuluşu?

Çevrendekiler ile olan ilişkilerinde şunu söyleyebilirim.

Koyu teistlerle fazla uğraşma ama yinede onlara uyum sağlama.
Ailenin bilmesi sorun oluşturuyorsa kendi sosyoekonomik koşullarına göre davran.
İlk önce kendin gibi arkadaşlar bul ve yavaştan ortamını hazırla daha sonra kendin gibi olmayanlara anlat ateist oldugunu vs.

Ben çocukluğumdan beri ateistim. Bırak teisti bir deist bile hastalıklıdır benim gözümde. Tüm çevremdeki insanlarda benim gibi ateist bilgili cesur. :)

paslıçivi
12-05-2011, 06:12
ancak ben sahsen, bir tek insana bile, kendi yarattigina kul, kole olmasinin sacmaligini anlatabilirsem, insani vazifemi yapmis olmanin sevincini duyarim.



sevgili vartor..

bak ne güzel yazmışsın..

kendi yarattığına kul köle olmak..

şimdi otur ve düşün bakalım..

insanoğlu sadece "tanrı ve dini" mi yaratıp kul köle olmuştur..

para, mal, mülk, iktidar, milliyet, siyaset, politika, vatan, toprak, ahlak, namus, güç, otorite, izm, deizm, ateizm vs..

bunları "kim" yaratıp kul köle olmuştur?

ve kim bu saydıklarıma kul köle olup diğer insanlarla "insandan öte ve insani olmayan" bir tutum ve davranış içine girmiştir?

bu söylediklerimi anlayıp algılayabildiğinde benim bahsettiğim

"tam uyanıklık/farkındalık/aydınlanma/insanlaşma"

denen bilinç düzeyinin ne olduğunu kavrayacaksın..

ve ondan sonra insanoğlu denen canlı türünün tamamen kişiye özel parmakizi çeşitliliği kadar beyin nörokimyası/konektomu olduğunu algılayıp

her insanı, kendisi yaratıp kendisinin tutunmak zorunda olduğu bu "insandan öte" kavramlarıyla birlikte olduğu gibi kabul etmesini öğreneceksin..

ondan sonra insanların bu tutunmak zorunda kaldığı "insandan öte" değerleri yanlışlama yoluna gitmeyip, bu değerlere tutunmanın/karşısında olmanın insanoğlunu nasıl "insani olmayan" bir yaşam biçimine soktuğunu kavrayıp,

sadece göle taş atıp, oluşturabileceğin küçük bir dalganın uygun kıyılara ulaşmasını bekleyeceksin..

ve bu dalganın bazı kıyılara ulaşamamasından ötürü o kıyıları eleştirmeyeceksin, yargılamayacaksın, suçlamayacaksın, ötekileştirmeyeceksin..

işte ancak o zaman insanoğlunun binlerce yıldır ana başlığı olarak seçtiği "bilgiye ulaşmanın" nasıl bir hastalık, sorun, cehennem olduğunu görüp kavrayabileceksin..

"bilgi ağacının" meyvesinden yiyen ademoğlunun niçin cennetten kovulduğunu kavrayacaksın..

OffSpring
12-05-2011, 14:59
sevgili vartor..
insanoğlu sadece "tanrı ve dini" mi yaratıp kul köle olmuştur..

para, mal, mülk, iktidar, milliyet, siyaset, politika, vatan, toprak, ahlak, namus, güç, otorite, izm, deizm, ateizm vs..

bunları "kim" yaratıp kul köle olmuştur?

Hop! Orada dur.
Ateizm insanların oluşturduğu birşey değil. Ateizm bizim normal halimiz. Bizim ateizm den kastımız herangi birşey yaratıp ona kul köle olmamaktır.

Siz birşeylere kul köle olunca bizede doğal olarak kul köle olmayanlar gerçegi bilenler akıllılar anlamında ateist dendi. Anladın mı ;)

paslıçivi
13-05-2011, 07:24
sevgili OffSpring..

Bizim ateizm den kastımız herangi birşey yaratıp ona kul köle olmamaktır

ateizmin evrensel kabul görmüş tanımı şöyledir.

theos; latince tanrı demektir, bu kelimenin başına -a olumsuzluk/karşıtlık öneki getirelerek

a-theos
tanrı karşıtı,
tanrıcı olmayan,
tanrı inancı olmayan

olarak biliyoruz biz..

günümüze baktığımızda "tanrısal zihin hapsinde" yaşayan batı dünyası insanoğlunun tanrıyla dini özdeşleştirip "tanrıcı" olduğu halde bir dini inancı olmayan "deizm, panteizm, panenteizm, agnostisizm" gibi felsefeleri de nonteizm felsefe içine almıştır..

oysa theos, "tanrı" demektir "din" değil..

o yüzden nonteizm; aslında sadece ateizmi içermelidir, deizmin, panteizmin, agnostisizmin nonteizm içinde yer alması kelime anlamı itibariyle yanlıştır..

non-teizm, "tanrısızlık" anlamına gelir, "dinsizlik" anlamına değil..

ama dediğim gibi batı dünyası insanı dini sadece tanrıyla beraber tanıyıp bu zihin hapsinde yaşadığı için tanrı ve dini özdeşleştirmiştir..

oysa doğu dünyasında tanrısız bir din vardır, budizm..

budistlerde bir "tanrı inancı" yoktur ama "tanrı karşıtı" da değildirler, çünkü budistlerin zihninde tanrı kavramı olmadığı için bir anlamı yoktur, algıyamazlar, duydukları zaman önemsemezler, batıl hurafe bir inanç olarak görürler..

ama budizm 2500 yıldır varolan ve milyarca insanı peşinden sürüklemiş bir "dindir"

yani batı dünyasının sandığı gibi din ve tanrı özdeş değildir, pekala tanrısız bir din de olabilir ve nitekim vardır da..

şimdi gelelim sizin kişisel ateizm tanımınıza

Bizim ateizm den kastımız herangi birşey yaratıp ona kul köle olmamaktır

anladığım kadarıyla sizin ateizmden kastınız;

insanoğlunun dünyaya geldiği andaki saf/masum haliyle kalmasıdır..

yani birlikte yaşadığı toplumun

*dini inanç
*milli/etnik kimlik, hemşehrilik
*siyasi/politik görüş
*ahlaki yapı
*mal, mülk, para
*vatan, bayrak, toprak, namus
*takım taraftarlığı
*güç, iktidar vs

gibi insanoğlunun "kendi yaratıp kendi kul köle olduğu" ve bu yüzden insani olmayan bir yaşam biçiminden ve bu kavramlardan uzak durması anlamına mı geliyor?

ben yukarıdaki tanımınızdan bunu çıkardım, şayet yanlış anlamışsam lütfen "ateizmdeki kastınızı" daha açık bir şekilde ifade edebilir misiniz?

akıllılar, anlamında ateist dendi. Anladın mı ;)

anladım :)

akıl konusunda bir iki atasözü/özdeyiş dile getireyim..

*dünyadaki tüm "akıl"lar pazara çıkarılıp satılsaydı, yine herkes kendi aklını satın alırdı..

*bu dünyada en adil dağıtılan şey "akıl"dır, çünkü insanlar sahip oldukları şeylerin tamamından şikayetçi iken bir tek "akıl"larından şikayetçi değildirler..

gerçegi bilenler akıllılar anlamında ateist dendi

sevgili OffSpring..

şu dünya insanlığının binlerce yıldır bir azabı var, gerçeğe ulaşmaya, gerçeği bulmaya uğraşıyor.. bilmek istiyorlar..

siz gerçeği bildiğinizi söylüyorsunuz..

şu gerçeği

peki bu evren/varlık hakkında insanoğlunun elinde "bilgi/kanun/yasa" düzeyinde ne vardır?

sadece 5 duyumuza/bilincimize yansıyan yani bilimin sundukları vardır..

işte insanoğlu buna "epistemoloji, epistemolojik gerçeklik" demiştir..

bu epistemeolojik gerçekliğin özelliği nedir?

*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*yani tüm dünya insanlığının hemfikir olduğu "evrensel onay"ı olan verilerdir..

işte bu evrensel onay almış verileri öğrenmiş insan "bilen"dir, bu eylemin adı "bilmek"tir..



şu azab içindeki insanoğluna aktarın da tüm sıkıntılar/dertler bitsin..

bilimi de felsefeyi de emekliye ayırıp kurtulalım şu illetten ve keyfimize bakalım..

hem siz de anti-tanrıcı(ateist) olmak zorunda kalmazsınız, çünkü siz "bildiğiniz gerçeği" gösterince ortalıkta tanrıcı da kalmayacaktır..

paslıçivi
13-05-2011, 07:46
peki bu yukarda saydığım özellikleri taşımayan yani

*gözlemlene-me-yen
*sınana-ma-yan
*tekrarlana-ma-yan
*tüm dünya insanlığının hemfikir ol-ma-dığı yani "evrensel onaysız" verileri

öğrenmiş ve deklare eden insan nedir/kimdir?

"inanan"dır, bu eylemin adı da "inanmak"tır..



gerçegi bilenler akıllılar anlamında ateist dendi.

sevgili OffSpring..

bize açıklayacağın "bildiğin gerçek" aslında dünyada her insanın kendi gerçeği olan "inancı" olduğunu kavrayacaksın..

evet şimdi "bildiğin gerçeği" açıkla bakalım..

*biliyor musun,

*yoksa sen de dünyadaki tüm insanoğlu gibi "bildiğini zannetme yanılgısı/inanç" içinde mi yaşıyorsun..

Düşüngen
13-05-2011, 14:07
varoluş kimsenin gözünün yaşına bakmamıştır ve bakmaz da, hiç bir varlığın diğer bir varlığa üstünlüğü yoktur.. varoluşun iç dinamiklerine uyum sağlarsan yaşamda kalır ve soyunu devam ettirisin, aksi halde tarihin tozlu sayfalarında "soyu/nesli tükenmiş" bir canlı türü olarak kalmaya mahkum olursun..

Sayın sevgili paslıçivi,

Daha önce "Varoluşta korkmamızı gerektirecek bir şey yoktur, evrende insanı korkutacak bir şey yoktur" gibi şeyler söylemiştin yanlış hatırlamıyorsam.

Alıntı yaptığım bölümde ise varoluşu pek kötümser pek olumsuz bir şey olarak göstermeye çalışmışsın gibi hissettim.

Varoluşu bu şekilde öcü gibi gösterirsek benim gibi evham kişiler ve çocuklar korkabilir anladın mı :).

Varoluşu gözümüzün yaşına bakmayan ve gözünün yaşına bakılmayan diye ikiye ayırırsak yabancılaşma olur ve sıkıntı doğar.

Gözümüzün yaşına bakmayanında ve gözünün yaşına bakılmayanında bir bütünlük olduğunun farkındasın. Zaten gözümüzün yaşı tabiride duygu durumumuzun edebiyatlaştırılmasıdır.

Bu öcü içerikli ifadenize bir açıklık getirir misiniz?

Birde sevgili Offspring arkadaşımız gerçekleri açıkladığı zaman sısı sıkıya tutunduğunuz bilinmeyen oyuncağınızı da kaybetmiş olacaksınız bakalım o zaman neye tutunacaksınız .

OffSpring
13-05-2011, 14:36
Mesajını geç gördüm. Ondan cevap veremedim.


sevgili OffSpring..
ateizmin evrensel kabul görmüş tanımı şöyledir.

theos; latince tanrı demektir, bu kelimenin başına -a olumsuzluk/karşıtlık öneki getirelerek

a-theos


a-theos
tanrı karşıtı,
tanrıcı olmayan,
tanrı inancı olmayan

olarak biliyoruz biz..

günümüze baktığımızda "tanrısal zihin hapsinde" yaşayan batı dünyası insanoğlunun tanrıyla dini özdeşleştirip "tanrıcı" olduğu halde bir dini inancı olmayan "deizm, panteizm, panenteizm, agnostisizm" gibi felsefeleri de nonteizm felsefe içine almıştır..

oysa theos, "tanrı" demektir "din" değil..

o yüzden nonteizm; aslında sadece ateizmi içermelidir, deizmin, panteizmin, agnostisizmin nonteizm içinde yer alması kelime anlamı itibariyle yanlıştır..

non-teizm, "tanrısızlık" anlamına gelir, "dinsizlik" anlamına değil..

ama dediğim gibi batı dünyası insanı dini sadece tanrıyla beraber tanıyıp bu zihin hapsinde yaşadığı için tanrı ve dini özdeşleştirmiştir..

oysa doğu dünyasında tanrısız bir din vardır, budizm..

budistlerde bir "tanrı inancı" yoktur ama "tanrı karşıtı" da değildirler, çünkü budistlerin zihninde tanrı kavramı olmadığı için bir anlamı yoktur, algıyamazlar, duydukları zaman önemsemezler, batıl hurafe bir inanç olarak görürler..

ama budizm 2500 yıldır varolan ve milyarca insanı peşinden sürüklemiş bir "dindir"

yani batı dünyasının sandığı gibi din ve tanrı özdeş değildir, pekala tanrısız bir din de olabilir ve nitekim vardır da..

şimdi gelelim sizin kişisel ateizm tanımınıza

Tanımı meydana getiren kimlerdir ve neden ve nasıl çıkmıştır ?

Kimsenin pul koleksiyonu yapmadığını düşün.
Birden dünyanın % 90 ı pul koleksiyonu yapıyor.
Doğal olarak pul koleksiyonu yapmayanlara "Pul koleksiyonu yapmayanlar" diyorlar.

Ateizm yani ; Tanrının var olmadığını bilmek konusu yanlış isimlendirilmiştir buradaki ateizmi oluşturan tanım teistlerin bakış açısındandır.
Mutlak ateizmin olduğu bir dünya düşün.
İşte bir grup tanrıyı oluşturuyor ve bunu oluşturmayanlara zeki densin.
Tanrıyı oluşturanlara azeki denicegine bu yapılmamış.
Çoğunluk tanrıya tapınca tapmayanlara a- teist denmiştir.

Buradaki yazdığın herşey benim düşüncelerimi desteklemektedir aslında.

anladığım kadarıyla sizin ateizmden kastınız;

insanoğlunun dünyaya geldiği andaki saf/masum haliyle kalmasıdır..

yani birlikte yaşadığı toplumun

*dini inanç
*milli/etnik kimlik, hemşehrilik
*siyasi/politik görüş
*ahlaki yapı
*mal, mülk, para
*vatan, bayrak, toprak, namus
*takım taraftarlığı
*güç, iktidar vs

gibi insanoğlunun "kendi yaratıp kendi kul köle olduğu" ve bu yüzden insani olmayan bir yaşam biçiminden ve bu kavramlardan uzak durması anlamına mı geliyor?

ben yukarıdaki tanımınızdan bunu çıkardım, şayet yanlış anlamışsam lütfen "ateizmdeki kastınızı" daha açık bir şekilde ifade edebilir misiniz?

Yanlış anlaşılmışım.

Yukarıdaki cümlede insanların ateizmi yarattığından bahsetmişsin.
Bende ona atıfta bulundum tüm cümlelerimde.

Ateizmi biz yaratmadık çünkü bir zamanlar herkes doğal olarak ve mutlak olarak ateistti.
Dediğim gibi bizim doğal halimiz ateizm.
Biz 0 ken ateisttik zaten. Ama bir grup çıkıp biz şöyle düşünüyoruz diyince bizde mecburen öyle düşünmeyenler olduk.

Basittir. Ben çay içiyorsam ve sen çay içmiyorsan çay içmeyensindir gözümde. Ve çay içmeme durumunu sen bilincli olarak oluşturmamışındır benim çay içmem bu durumu oluşturdu.

anladım :)

akıl konusunda bir iki atasözü/özdeyiş dile getireyim..

*dünyadaki tüm "akıl"lar pazara çıkarılıp satılsaydı, yine herkes kendi aklını satın alırdı..

*bu dünyada en adil dağıtılan şey "akıl"dır, çünkü insanlar sahip oldukları şeylerin tamamından şikayetçi iken bir tek "akıl"larından şikayetçi değildirler..

Bende bir tane yazayım.
Akıl akıldan üstündür.
Akıldan kastım , anlayış, bilgi ve düşünme gücü. Bu her insanda bir değildir.

Ben eğer tanrının var olmadığını anlamış kavramışsam ve bunuda kendim düşünerek bulmuşsam tabiki bunu bulmayandan üstün tutacağım aklımı.

Aynı şekilde einsteinde görelilik kuramını kendi aklıyla bulmuş ise onun aklıda benim aklımdan üstündür.

Bunlar tahminime dayalı yorumlar değil gün yüzü gibi gerçek.

sevgili OffSpring..

şu dünya insanlığının binlerce yıldır bir azabı var, gerçeğe ulaşmaya, gerçeği bulmaya uğraşıyor.. bilmek istiyorlar..

siz gerçeği bildiğinizi söylüyorsunuz..

şu gerçeği şu azab içindeki insanoğluna aktarın da tüm sıkıntılar/dertler bitsin..

bilimi de felsefeyi de emekliye ayırıp kurtulalım şu illetten ve keyfimize bakalım..

hem siz de anti-tanrıcı(ateist) olmak zorunda kalmazsınız, çünkü siz "bildiğiniz gerçeği" gösterince ortalıkta tanrıcı da kalmayacaktır..

Şöyle söyleyebilirim.
Absürdizmi bilirmisin ?
Budur şuanki bilinç düzeyim.
Bana göre tanrı yok ve hayat absürd birşey.
Buntan ötesi için blim ve felsefe yardımcımız olacaktır.

Zihnimiz bir tabula rasadır. Aklımız önderliğinde başlıyoruz zamana. Öyleyse bilime ve felsefeye her zaman ihtiyaç vardır.

Tanrının olmamasını bilmek bu ihtiyacı dahada artırır.

Burada matrix felsefesi tarzı septik düşüncelere girmiyorum.

Açıkcası ne sordugunuzu tam olarak anlamadım.Sormadığınız birşeye cevap vermiş olabilirim.

sevgili OffSpring..

bize açıklayacağın "bildiğin gerçek" aslında dünyada her insanın kendi gerçeği olan "inancı" olduğunu kavrayacaksın..

evet şimdi "bildiğin gerçeği" açıkla bakalım..

*biliyor musun,

*yoksa sen de dünyadaki tüm insanoğlu gibi "bildiğini zannetme yanılgısı/inanç" içinde mi yaşıyorsun..

Temel olarak inanç ile hareket etmiyorum.
Benim bilgilerimi yargılamanın tek bir yolu var , oda bilimi yargılamaktır.
Ütopik fikirler ile ortaya çıkıp ; "Yaşamıyor olabiliriz"
"Bunlar hayallerimiz olabilir"
Demektir , fakat zihnimizden bağımsız bir dünya olduğunu anladığınız anda bilim ve akıl önderliginde bilmek mümkündür.

Felsefe yaparken gerçeklerimi karıştırıcaz yoksa gerçeklerimi bulacağız karar verin bence. Bu aşamayı geçtikten sonrası su gibi geliyor zaten.

paslıçivi
14-05-2011, 06:36
Varoluşu gözümüzün yaşına bakmayan ve gözünün yaşına bakılmayan diye ikiye ayırırsak yabancılaşma olur ve sıkıntı doğar.

Gözümüzün yaşına bakmayanında ve gözünün yaşına bakılmayanında bir bütünlük olduğunun farkındasın.

tırsık ve fırlama veledim..

söylediklerine katılıyorum da bazı şeylerin önemini vurgulamak için bir bütün olan varoluşu parçalara ayırıyormuş gibi yapmam gerekiyor bazen..

yoksa dediğin dediğin gibi; hepsi bir bütünlük içinde ayrılmaz vazgeçilmez parçacık ve olguların süreci sadece..

sevgili "evrensel insan"ın kulaklarını çınlatım biraz.. hani onun bir ifade ediş şekli vardı..

"insanoğlu türü ve biri" diye

varoluş birdir ve bütündür, dünya adlı gezegende yaşayan insanoğlu dediğimiz canlı türünün diğer varlıklardan bir farkı vardır, bu fark ona bir şans/üstünlük vermiştir..

diğer varlıklardan daha uzun süre soyunu/neslini devam ettirebilme şansı..

"insanoğlu biri" için korkulacak, endişe edilecek bir durum yoktur, o doğacak yaşayacak ve ölecektir

ama "insanoğlu türü" için çok ciddi bir endişe sözkonusudur.. varoluşun kendi içdinamiklerinin sunduğundan daha önce/kısa soyunun/neslinin tükenmesi..

bir canlı türünün nesli, 10 zaman birimi devam edecekse, bu 10 birimde tamamlanır..

ama insanoğlu bunu 10 birimin üzerine çıkarma donanımına ve şansına sahip iken 10 birimin altına indirmek için elinden geleni yapıyor..

hiç bir canlı türü kendi ürettiği ve yaptığı şeyler için kendi neslini sona erdirmemiştir şimdiye kadar..

ama insanoğlu türü bu gidişle bu konuda bir ilk olabilecek potansiyeli taşıyor..

bunlardan en önemli 2 tanesi; nükleer silahlanma ve küresel ısınma..

bunun sebebi de insanoğlunun halihazırda sahtebenlik/egoda yaşamasıdır..

varoluşta tüm canlılardaki kurgu "yaşamda kal ve soyunu devam ettir" şeklindedir..

ilkelbenlik/nefs; sadece "ben" hayatta kalayım ve soyum devam etsin der..(hayvanlar)

sahtebenlik/ego; sadece "ben ve benim gibiler(biz)" hayatta kalalım ve devam etsin der..(günümüz insanoğlu)

özbenlik; "benim türüm ve dolayısıyla tüm canlı/cansız varlıklar" hayatta kalsın ve nesli devam etsin der..


insanoğlu bu özbenlik düzeyi bilince ulaşabilirse varolan tüm bilinç donanımı enerjisini, kaynaklarını, yaşadığı gezegeni yokedip kendi türünü yoketmek için değil,

tam aksine yaşadığı gezegeni ve türünü canlı tutup korumaya yönelik bir tutum ve davranış içine girecektir.. insanoğlu bu bilince bir 200 yıl önce ulaşsaydı şimdiye kadar dünya dışında başka gezegenlerde yaşam becerisini kazanabilirdi..

bugün sahtebenlik/ego bilinç düzeyinde yaşayan insanoğlu çıkabilecek bir nükleer savaş ve gezegeni kötüye kullanımdan dolayı küresel ısınmanın sonuçları yüzünden kendi soyunu çok ciddi bir tehdit altına sokmuştur..

Birde sevgili Offspring arkadaşımız gerçekleri açıkladığı zaman sısı sıkıya tutunduğunuz bilinmeyen oyuncağınızı da kaybetmiş olacaksınız bakalım o zaman neye tutunacaksınız

bak burda çok önemli bir noktayı ıskalamışsın :)

benim tutunduğum oyuncak "bilinemezlik" değil "insan/insanlaşma"dır..

bilinemezlik; bilincime yansıyan varlığa bir "anlam verme bazlı" (bilgiye ulaşma, teizm ve nonteizm bilinçaçıklığı) ulaştığım ve terkettiğim son aşamadır..

zaten bu aşamadan sonra otomatikman "insan bazlı" ( farkındalık/aydınlanma/tam uyanıklık/insanlaşma) bilince ulaşırsın..

bu bir insan için kurtuluştur, bilincin adeta quantal bir sıçrayışıdır.. şu 43 yıllık yaşamımda şimdiye kadar bir tek sevgili evrensel insan da gördüm bu bilinci.. sen de bu yolda iyi gidiyorsun :)

paslıçivi
14-05-2011, 07:43
Mesajını geç gördüm. Ondan cevap veremedim.


:) hiç sorun değil sevgili OffSpring, bu site ve felsefe işlerinden ne kadar arınıp ölüm gelmeden önce yaşamını gönlünce/insanca yaşarsan o kadar kazançlısındır.. benim bu siteye ve felsefeye ayırabildiğim vakit bu sabahın erken saatleri ve 1-2 saatlik zaman dilimi.. diğer zamanlarda yegane sahip olduğum hayatımı gönlümce/insanca yaşamaya çalışıyorum..

Ben eğer tanrının var olmadığını anlamış kavramışsam ve bunuda kendim düşünerek bulmuşsam tabiki bunu bulmayandan üstün tutacağım aklımı.


sevgili OffSpring..

burda meselenin özü "tanrının varolması veya yokolmasının" kavranması değil..

bu dünyada hiç bir insanoğlu evladı yoktur ki; evrene/varlığa baktığında verdiği anlam ve içerik dolayısıyla aklını az/düşük tutup kendini "üstün olmayan" bir durumda görsün.. buna bir ateist olarak sen de dahilsin, ben de, bir müslüman da, bir deist de, bir panteist de, bir budist de, bir musevi de, bir hindu da ya da eski çağlarda yaşamış bir insan evladı da..

bak şimdi sana nasıl bir zihin hapsinde(egoda) yaşadığını göstermeye çalışayım..

"tanrının" "olmadığını" anlamış, kavramış ve bunu kendin düşünerek bulduğunu ifade ediyorsun..

o zaman ben de sana diyorum ki,

bana; şu olmadığını anlayıp kavradığın tanrıyı bir anlatırmısın, tanımlarmısın, nasıl bir şeydir bu?

artık hangi tanrıdan bahsediyorsan(büyük olasılıkla batının semavi dinlerin özellikle de islamın ifade ettiği "allah" tan bahsediyorsun, yani hinduların tanrılarından, zeustan, deistlerin veya panteistlerin tanrısından değil sanırım)

bu tanrı,

gözlemlenebilir,
sınanabilinir,
tekrarlanabilinir
ve evrensel onayı olan bir şey midir?

değildir değil mi..

yani "bilmek" eyleminin içinde değildir..

bu bahsettiğin tanrı kavramı

gözlemlenemez
sınanamaz
tekrarlanamaz
ve evrensel onayı yoktur..

o yüzdendir ki tanrı kavramının hem kendisi hem varlığı/yokluğu "bilmek" değil "inanç/inanmak" eyleminin içindedir..

peki böyle bir tanrıyı varlamak için kendini yırtan, diğer insanlara dayatmaya çalışan musevi, hristiyan ve müslümanların yaptığı "insani olmayan" bu tutum davranışlarla,

bu tanrıyı yoklamaya çalışmak için kendini yırtmanın, diğer insanlara dayatmanın ve bu uğurda insani olmayan bir tutum ve davranış içinde olmanın

arasındaki bilinç farkını bana gösterebilir misin?

yukarıda saydığım ve epistemolojik gerçeklik kavramının özellikleri taşımayan bir tanrıyı varlamaya çalışmak ile yoklamaya çalışmanın bir sonu olmadığını, bunun bir kördöğüş, sadece insanoğlunun beş duyusuna/bilincine yani bilime yansımayan bir yorgan için kavga ettiğinizin farkında mısın?

mesela ben de hiç bir tanrıya ve dine inanmıyorum ama teistim ne budistim, ne deistim, ne ateistim, ne panteistim, ne de agnostiğim vs, anamdan doğduğumda neysem oyum(senin bahsettiğin tabula rasa)..

bu saydığım etiketi taşıyan insanlarla hiçbir kavgam yok, insanların varlığa/evrene verdikleri anlamların bir zorunluluk olduğunu ve onlar için ne kadar hayati önemi olduğunun farkındayım..

daha konuşacak çok şeyimiz var ama bugünlük pilim bitti, ileriki zamanlarda devam ederiz..

Düşüngen
14-05-2011, 11:23
ama "insanoğlu türü" için çok ciddi bir endişe sözkonusudur.. varoluşun kendi içdinamiklerinin sunduğundan daha önce/kısa soyunun/neslinin tükenmesi..

Sayınçivi;

Bizleri oluşturan varoluşun kendi içdinamikleridir değil mi? Sende bunu vurguluyorsun zaten. Peki soyumuzu başlatan varoluşun bu iç dinamikleri bu sefer de soyumuzun tükenmesini gerektirecek bir kulvara girmişse bunu kim durdurabilir?

Bu iç dinamikler bizi varederken önüne kimsenin geçemediği gibi süreç bizim soyumuzun tükenmesini gerektiriyorsa bunun önüne de kimse geçemez fikrindeyim.

İnsan formunun bir kırılma noktası vardır ve belkide bu noktaya dayandık artık. Bilmediğimiz bu süreç yine bilmediğimiz bir yöne doğru evrilmeye devam edecek.

"Varoluşun bize sunduğundan daha kısa bir sürede neslimizin sona ermesi" derken bu sürenin kısalığı veya uzunluğu görecelidir sana göre bana göre değişkenlik gösterir. Belki de bu süre çoktan doldu da çaktırmadan bedavadan yaşıyoruz, beleşciliğimizin sebebide bu olabilir.

Ve hatta bu süre çoktan kendini doldurmuş olmalı ki bir düğmeye basarak bir ülkeyi yerle bir edecek güce ulaştık yerle bir ettik de..

Zaten insanoğlunun bu gidişe toplu halde dur dememesi herkesin aynı yolun yolcusu olduğunu gösteriyor. Bu gidiş karşısında sadece bir avuç kardeşlik bilincine ulaşmış insan çırpınıyor hepsi bu.

Kimse türünün neslinin tükenmesini istemez lakin bazı zorunluluklar bunu gerektiriyorsa bu sorun yaratmamalı. Bilakis olanı kabul etmemek sorun yaratır.

Şimdi soruyorum, diyelim ki insan ya da bir başka canlı türünün neslinin tükenmesi zorunluluk haline gelmiş, o canlı türünün ortadan kalkması için bir basınç karşı konulamaz bir baskı var ve o canlı türü yok oluyor bu sence bir sorun mu teşkil ediyor?


------------------------hiç bir canlı türü kendi ürettiği ve yaptığı şeyler için kendi neslini sona erdirmemiştir şimdiye kadar..
[/QUOTE]

Evet haklısın, insan açısından kendi yaptığı , kendine ait olan şeyler diğer insan kardeşlerinden daha değerli ve önemli. Aslında insan kendine ait olan kendi yaptığı şeylerle özdeşleşir kendisini onların yerine koyar onlarıda kendi yerine, yani ona ait nesneler artık o olur.

Bu yüzdende kendisi olarak gördüğü nesneleri korumak adına diğer insan kardeşlerini yok edebilir. Aslında kendini koruyordur özdeşleştiği şeyi koruyarak.

NOT= Bu arada her zamanki gibi başlığın dışına çıktığımız gibi içine de ettik. Önce içine ettik sonra dışına çıktık :)

OffSpring
14-05-2011, 14:14
:) hiç sorun değil sevgili OffSpring, bu site ve felsefe işlerinden ne kadar arınıp ölüm gelmeden önce yaşamını gönlünce/insanca yaşarsan o kadar kazançlısındır.. benim bu siteye ve felsefeye ayırabildiğim vakit bu sabahın erken saatleri ve 1-2 saatlik zaman dilimi.. diğer zamanlarda yegane sahip olduğum hayatımı gönlümce/insanca yaşamaya çalışıyorum..


Sokrates: "Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değer değildir." der.
Doğru bulurum bunu.
O yüzden felsefeyi severim. Felsefe ile ilgilendigim vakitler gönlümce geçirdigim vakitler kapsamında.
Bundan dolayıdırki felsefe ile ilgilenirken harcadıgım vakti bir vakit kaybı olarak değil dolu dolu geçen zaman olarak görüyorum.
burda meselenin özü "tanrının varolması veya yokolmasının" kavranması değil..
Siz birşeylere kul köle olunca bizede doğal olarak kul köle olmayanlar gerçegi bilenler akıllılar anlamında ateist dendi. Anladın mı ;)
Meselenin özü buydu bence..

bu dünyada hiç bir insanoğlu evladı yoktur ki; evrene/varlığa baktığında verdiği anlam ve içerik dolayısıyla aklını az/düşük tutup kendini "üstün olmayan" bir durumda görsün.. buna bir ateist olarak sen de dahilsin, ben de, bir müslüman da, bir deist de, bir panteist de, bir budist de, bir musevi de, bir hindu da ya da eski çağlarda yaşamış bir insan evladı da..Dediğini doğru farzedelim.
O zaman değişim olmazdı.
Eğer ben müslümanken ateist olmuşsam bu ateistlerin benim görüşlerimden daha dogru oldugunu anladığım içindir.Ve birşeyi geride bırakmışımdır , islamı , hep dahada ileriye dahada ileriye gittim.
Bir bebek doğdugunda ateist olarak doğuyor ve o savunmasız haliyele aklı ve mantıki melekeleri tam olarak gelişmemişken herangi bir teistik inanca sokuluyorsa ve bu çocuk zaman içersinde doğruya ulaşamıyorsa ben ondan -akıl olarak- üstünüm demektir.
Bunu zerre kadar tartışmaya gerek yok.
Bu günyüzü gibi gerçek.

bak şimdi sana nasıl bir zihin hapsinde(egoda) yaşadığını göstermeye çalışayım..Olması gereken kadar egom var.
Ama bunun hapisinde değilim.
Marjinal fayda diye birşey var.
Benim egom marjinal faydayı geçmedi daha.

"tanrının" "olmadığını" anlamış, kavramış ve bunu kendin düşünerek bulduğunu ifade ediyorsun..

o zaman ben de sana diyorum ki,

bana; şu olmadığını anlayıp kavradığın tanrıyı bir anlatırmısın, tanımlarmısın, nasıl bir şeydir bu?

artık hangi tanrıdan bahsediyorsan(büyük olasılıkla batının semavi dinlerin özellikle de islamın ifade ettiği "allah" tan bahsediyorsun, yani hinduların tanrılarından, zeustan, deistlerin veya panteistlerin tanrısından değil sanırım)Tekrarlıyacağım:
Hop! Orada dur.
Ateizm insanların oluşturduğu birşey değil. Ateizm bizim normal halimiz. Bizim ateizm den kastımız herangi birşey yaratıp ona kul köle olmamaktır.


Ben herangi bir tanrı iddiasında bulunmadım.
Ben normal olarak 0 dım.
Birileri çıktı şöyle bir tanrı var böyle bir tanrı var dedi.
Bende öyle bir tanrı yok dedim.

gözlemlenebilir,
sınanabilinir,
tekrarlanabilinir
ve evrensel onayı olan bir şey midir?

değildir değil mi..

yani "bilmek" eyleminin içinde değildir..

bu bahsettiğin tanrı kavramı

gözlemlenemez
sınanamaz
tekrarlanamaz
ve evrensel onayı yoktur..

o yüzdendir ki tanrı kavramının hem kendisi hem varlığı/yokluğu "bilmek" değil "inanç/inanmak" eyleminin içindedir..Bak şimdi; bu ortaya attığın idda resmen teistik argüman.
Herangi birşeyin var olmadıgını tüm evreni aramadan bilemeyiz zımbırtısı.
Sen aslında bunları söylerken teistik bir yaklaşımla aklı mantıgıda red ediyorsun.
Her ne kadar bilgi felsefesi bunun hakkında böyle diyor desende
Teistik bir düşünce yapısı ile tanrıyı görünmez yapıyorsun.
Bu ilk dinlerin insanımsı tanrısının daha sonra göremeyiz bilemeyiz ve o kendini bize ispat etmek zorunda degil şeklineki tanrısını destekleyen görüş.
Ben aklımla mantığım ile olayları algılıyorsam ve olaylara kendimden birşey katmıyorsam böylelikle tanrının var olmadıgını bilebilirim.
Ve sen bilemeyecegimi buna inanabilecegimi savunuyorsun.
Öyleyse şuanda benim aklım senin aklından üstün.
Benim aklımı senin düşünce yapına düşürmemi bekleme lütfen sen benim bulundugum konuma çık.
Teistlerin düşünce kalıplarının felsefeyi etkilemesine izin verme.
Dünya yuvarlaktır diyenlerden ol. :)

Sana tanrının var olmadığının nasıl bilineceğini anlatmaya çalışim.

Sabah uyanıyorsun elini yüzünü yıkıyorsun oturuyorsun sandalyene dışarıdaki temiz havayı içine çekerken kahveni yudumluyorsun. Tertemiz bilincin ile :)
Dışarıdan birisi içeriye giriyor ve diyorki "uçan insan var"
Duruyorsun ve düşünüyorsun. Yer çekimini uçmak için gerekli olan kanat ayak yapısı vucut yapısı gibi materyalleri. Diyorsun ki adama hayır uçan insan olamaz.
Adam güvercini sana göstererek diyorki şu yerdeki ufak mavi kanatları olan şey uçan bir insan göremiyormusun ? Nasıl göremezsin ?
Yerdeki şeye bakıyorsun ve bu senin insanı insan yapan şey kriterinden geçemiyor. Ona diyorsunki bu uçuyor evet ama bu insan degil. Uçan insan olamaz diyorsun.
Daha sonra içeriye başka birisi geliyor ve diyorki benim dedemin 2. dünya savaşındaki silah arkadaşı pala bıyıklı lüle saçlı bir amcaydı. inanıyormusun bana ?
Düşünüyorsun ve diyorsunki evet böyle bir insan olabilir.
Peki diyorsun bana delil sunabilirmisin?
Oda sana fotoğraflar vs delil getirirse diyorsun ki evet ben bunun böyle oldugunu biliyorum.
Eğer getiremezse akla mantıga uygun ama bunun böyle oldugunu "bilemem"
Bundan sonra inanç kavramı ortaya çıkıyor.
Bakıyorsun arkadaşına ve düşünüyorsun bu benim 30 senelik arkadaşım güvenilir birisi bana hiç yalan söylemedi ve şuanda söyledigi şey akla mantıga uygun dolayısı ile inanıyorum diyorsun.Buradaki inanma sebebin onun dogru oldugu degil iddada bulunanın "kendince" dogru söyleyecegi.Bilimsel değeri 0.Fakat senin gözünde öyledir.

Ateizm ise senin gözünü katmamaktır olaya.Öyle olmasını diledigin için hareket etmezsin. Yorumunu katmazsın olaya.Herşey nettir ya 1 ya 0.

Anlatmak istedigimi anlatabildim mi ?
Ben boş bir zihin ile otururken teistler/agnostikler/panteistler/pananteistler/çok tanrıcılar/tek tanrıcılar/kendi oluşturdugu tanrısı olanlar.
Geldi ve bir iddada bulundu.
Ben bunu yargıladım.
Mevcut bir tanrı olmadıgını anladım.
Başkalarıda gelebilir ve bu böyle sonsuza kadar sürebilir sonsuz tanrıyı yargılaman gerekebilir diyeceksin.
Ama ben tanrı diye ifade edilen şeylerin elenmesi için tanrıyı tanrı yapan kurallar koydum.
Yaratamaz , bilinci olamaz şu olamaz bu olamaz.
Gerisinde bir grup kaldı örnek veriyorum birisi ekmege tanrı dedi ekmege bakıp bu tanrı degil ekmek dedim. Hayır yanlış biliyorsun ekmek degil tanrı dedi. Düşündüm ve dedimki ekmek 8 bin yıl önce ortaya çıktı. Yapılışıda şöyle şöyledir. Şimdi neden tanrı olsun ?
Herkes bana bakın ben ekmegin tarihçesini açıkladım. Sizde bana tanrının tarihçesini açıklayın. X mesela sen niye kafandan bir tanrı üretiyorsun veya muhammed sen niye kafandan tanrı üretiyorsun ? Sizin kafanızdan ürettiginiz hastalıklı fikirler neden doğru olsun ? Bir kere oluşturan sizsiniz.
Bizim dogal halimiz ateizm siz hem birşey oluşturup hemde nasıl bunu dogru kabul etmemi istiyorsunuz ? Adı üstünde fikri oluşturan sizsiniz.
Bana gelip herkes birşeyler söylüyor bu fikri oluşturduk çünkü sen mükemmelsin diyorlar örnegin. Bakıyorum ben mükemmel degilim başım agrıyor diyorum.Mükemmeli mükemmel yapan bilinememesi diyorum. Farklı fikirler söylüyorlar ama bunların hiçbirisi tanrıyla alakalı degil benimle çevremle gördüklerim ile alakalı. Bende sıkılıyorum insanların oluşturdugu şeylerin var olmadıgını anlatmaya. Ama haklı oldugumda % 100 doğru.Bir yanılma payım yok. Yanılanlar ise birşeyler oluşturup bu doğru diye bana ispat etmeye çalışan hastalar.

Bilimin ve aklın açıkladıgı şeyleri bilinmeyenler ile açıklamaya çalışan hastalara neden kulak asayım ki.



bu tanrıyı yoklamaya çalışmak için kendini yırtmanın, diğer insanlara dayatmanın ve bu uğurda insani olmayan bir tutum ve davranış içinde olmanın "OffSpring yazana cevap yazmıyor"
"Yazılana yani içerikteki düşünceye, bilgiye cevap yazıyor ve düşünce bildiriyor."
"Her yazdığım gerçektir ve doğrudur" diyor
ama
"Her yazdığımı gerçek olarak kabul edeceksin ve doğru olarak alacaksın" demiyor."

"OffSpring yazılan düşünceyi kendine malzeme olarak alıyor, yazanı değil."


yukarıda saydığım ve epistemolojik gerçeklik kavramının özellikleri taşımayan bir tanrıyı varlamaya çalışmak ile yoklamaya çalışmanın bir sonu olmadığını, bunun bir kördöğüş, sadece insanoğlunun beş duyusuna/bilincine yani bilime yansımayan bir yorgan için kavga ettiğinizin farkında mısın?Bu bir kör dövüş değil; Bu benim haklı oldugum ve bir gün bütün insanların bunu kabul edebilecegi bir gerçek.
Herkes bir gün doğru yolu bulacak ve kıçından birşeyler uydurmayı bırakacak.
Bu aydınlanma yorumlar ile değil neyin ne oldugunu ortaya açık seçik koyarak olacak.
Bir gün kafasından tanrı oluşturan tüm hastalar ortaya hiçbirşey koyamadıklarını anlayacaklar.
Senin değimin ile epistomolojik gerçeklige ulaşacaklar.
Ben değil onlar birşey koyuyor ortaya ve onlar yanıldıgını anlayacak.

mesela ben de hiç bir tanrıya ve dine inanmıyorum ama teistim ne budistim, ne deistim, ne ateistim, ne panteistim, ne de agnostiğim vs, anamdan doğduğumda neysem oyum(senin bahsettiğin tabula rasa).. O zaman seni düşünmüyorsun. Ve ortaya bir fikir koymuyorsun.
Ya siyahsındır ya beyaz.
Bunun grisi yoktur.
Ya tanrı vardır yada tanrı yoktur.
Sen ikisinden birini söylemiyorsan ya kararsızsındır yada düşünmüyorsundur bunu.
İkiside teizmin müspet etkilerinden kurtulamadıgını açıkca gösterir.

bu saydığım etiketi taşıyan insanlarla hiçbir kavgam yok, insanların varlığa/evrene verdikleri anlamların bir zorunluluk olduğunu ve onlar için ne kadar hayati önemi olduğunun farkındayım..O zaman ortada tek taraflı bir savaş var.
Örnegin islama göre sen aşağılık bir insansın.
Sen sadece savaşa misilleme yapmayan birisin.

daha konuşacak çok şeyimiz var ama bugünlük pilim bitti, ileriki zamanlarda devam ederiz.. Devam ederiz tabi :)

Benim pilim bitmez.:blabla:

paslıçivi
15-05-2011, 06:53
Sayınçivi;

Bizleri oluşturan varoluşun kendi içdinamikleridir değil mi? Sende bunu vurguluyorsun zaten. Peki soyumuzu başlatan varoluşun bu iç dinamikleri bu sefer de soyumuzun tükenmesini gerektirecek bir kulvara girmişse bunu kim durdurabilir?

Bu iç dinamikler bizi varederken önüne kimsenin geçemediği gibi süreç bizim soyumuzun tükenmesini gerektiriyorsa bunun önüne de kimse geçemez fikrindeyim.

İnsan formunun bir kırılma noktası vardır ve belkide bu noktaya dayandık artık. Bilmediğimiz bu süreç yine bilmediğimiz bir yöne doğru evrilmeye devam edecek.

"Varoluşun bize sunduğundan daha kısa bir sürede neslimizin sona ermesi" derken bu sürenin kısalığı veya uzunluğu görecelidir sana göre bana göre değişkenlik gösterir. Belki de bu süre çoktan doldu da çaktırmadan bedavadan yaşıyoruz, beleşciliğimizin sebebide bu olabilir.

Ve hatta bu süre çoktan kendini doldurmuş olmalı ki bir düğmeye basarak bir ülkeyi yerle bir edecek güce ulaştık yerle bir ettik de..

Zaten insanoğlunun bu gidişe toplu halde dur dememesi herkesin aynı yolun yolcusu olduğunu gösteriyor. Bu gidiş karşısında sadece bir avuç kardeşlik bilincine ulaşmış insan çırpınıyor hepsi bu.

Kimse türünün neslinin tükenmesini istemez lakin bazı zorunluluklar bunu gerektiriyorsa bu sorun yaratmamalı. Bilakis olanı kabul etmemek sorun yaratır.

Şimdi soruyorum, diyelim ki insan ya da bir başka canlı türünün neslinin tükenmesi zorunluluk haline gelmiş, o canlı türünün ortadan kalkması için bir basınç karşı konulamaz bir baskı var ve o canlı türü yok oluyor bu sence bir sorun mu teşkil ediyor?


------------------------hiç bir canlı türü kendi ürettiği ve yaptığı şeyler için kendi neslini sona erdirmemiştir şimdiye kadar..


Evet haklısın, insan açısından kendi yaptığı , kendine ait olan şeyler diğer insan kardeşlerinden daha değerli ve önemli. Aslında insan kendine ait olan kendi yaptığı şeylerle özdeşleşir kendisini onların yerine koyar onlarıda kendi yerine, yani ona ait nesneler artık o olur.

Bu yüzdende kendisi olarak gördüğü nesneleri korumak adına diğer insan kardeşlerini yok edebilir. Aslında kendini koruyordur özdeşleştiği şeyi koruyarak.

NOT= Bu arada her zamanki gibi başlığın dışına çıktığımız gibi içine de ettik. Önce içine ettik sonra dışına çıktık :)[/QUOTE]

sevgili dostum..

söylediklerinle birebir hemfikirim aslında ama..

işte o zaman geçenlerde bahsettiğim Fuzuli'nin lafına geliyor iş..

söylesem tesiri yok, sussam gönlüm razı değil :)

dediğin gibi kardeşlik/insanlık bilincine ulaşabilmiş bir avuç insan aslında boşuna kürek çekiyor..

zaten benim tezimi de biliyorsun, bu bir bilinçyetmezliği sendromudur ve kişinin beyin nörokimyası/konektomu buna uygun yapılanma içine girmeye uygun olmadığı sürece, bu kardeşlik/insanlık bilincini diğer insanlara konuşarak, anlatarak aktarmak imkansız..

insanoğlu türünün başlığı; hala "bilgiye ulaşma ve ulaştığı bilgiyi gerçeklik zannetme"

sevgili evrensel insan binlerce yazı yazdı, ben 2bin kusur yazı yazdım, sen çok kısıtlı katkıda bulunuyorsun, sonuçta ne değişti. yazılarımızı bir çok insan okudu..

kaç kişiyi bu bilince taşıyabildik, başlangıçta elde 0(sıfır) vardı, hala elimizde sıfır var..

aslında dediğin gibi insanoğlu türü olarak başlangıcımız nasıl bizim kontrolümüzde değilse sonumuz da bizim kontrolümüzde olmayacak sanırım..

"söylesem tesiri yok" kısmı daha ağır basmaya başladı şimdi bak.. :)

sadece konunun/topiğin içine etmedin, 3 kuruşluk hevesimin ve umudumun da içine ettin :)

paslıçivi
15-05-2011, 08:01
Eğer ben müslümanken ateist olmuşsam bu ateistlerin benim görüşlerimden daha dogru oldugunu anladığım içindir.Ve birşeyi geride bırakmışımdır , islamı , hep dahada ileriye dahada ileriye gittim.
Bir bebek doğdugunda ateist olarak doğuyor ve o savunmasız haliyele aklı ve mantıki melekeleri tam olarak gelişmemişken herangi bir teistik inanca sokuluyorsa ve bu çocuk zaman içersinde doğruya ulaşamıyorsa ben ondan -akıl olarak- üstünüm demektir.


sevgili OffSpring..

bir bebek doğduğunda ateist olarak doğmuyor.. tabula rasa, düşüncesiz, zihinsiz olarak doğuyor.. yani "tanrı karşıtı" olarak doğmuyor, tanrı kavramından bihaber, tanrı kavramına karşı "nötr/bağımsız" olarak doğuyor..

ateizm; tanrı kavramına karşı
"nötr/bağımsız" olma durumu değil,
"karşı/negatif" olma durumudur..

teizm; tanrıcı olmak, bu inancın yanında ve savunucusu olmaktır..
ateizm; tanrıcı olmamak, bu inancın karşısında ve yanlışlayıcısı olmak demektir.

nitekim günlük yaşamında ve bu sitede bahsettiğim teist ve ateist insanların bu tutum ve davranış içinde olduklarını gözlemlersin..

sonra doğduğu zaman ve coğrafyaya göre sadece tanrı değil, bunun yanında ölüm sonrası yaşamlar(din), milli/etnik kimlik, ahlaki yapı, siyasi/poltik görüş vs daha yüzlerce kavramla donatılıyor benim ifademle o "safbilinç" olarak doğan yavrunun bilincinin üzeri kara bir bulut gibi "zihin" le kirletilip kapatılıyor..

bu zihnin içinde sadece tanrı yok, din var, milliyet var, politika var, ahlak var.. sen doğduğunda bunların hiç biri sende yoktu, sen sonradan ateist olmakla sadece bu "zihnin" "din ve tanrı " parçasını reddediyorsun ve genellikle diğer milli/etnik kimlik, ahlak, vs gibi parçalarının etkisindesin henüz.. (senin şahsına söylemiyorum, genellikle ateistim diyen insanlardan gözlemlediklerim bunlar)

ve ateist dediğimiz insanlar kendilerine yüklenen bu zihindeki din/tanrı parçacığının hala kölesi durumundalar.. sen doğduğunda din/tanrı kölesi değildin, bağımsızdın, özgürdün.. sana din/tanrıyı yükleyip "pozitiflediler", sonra senin bir şekilde beyin nörokimyan/konektomun uygun olmadığı yada sonradan değişmesi sebebiyle bu bu pozitiflikten "negatifliğe" geçtin..

senin ifadenle;
sen doğduğunda "0" dın..
sonra pozitiflediler. "+"
daha sonra negatiflendin.. "-"

yani doğduğun andaki bağımsızlığın/nötrlüğün/özgürlüğün "0" yok..

hala o zihin hapsinin/kafesin içindesin.. sadece pozitiften negatife geçtin..

zaman ve coğrafya gereği bende doğduğumda islamla kirletildim, 15-16 yaşlarına kadar tam bir müslüman gibi yaşadım ve islamın gereklerini yerine getirip ibadet ettim.. 20 li yaşlarda sizin gibi ateisttim, 2-3 sene sonra deist oldum, bu uzun yıllar sürdü, sonra panteist tarzı bir inanca geçtim, sonra agnostik oldum.. müslümanken islamın yanlışlığı/doğruluğnu düşünmezdim bile sadece dinime uygun yaşamaya gayret gösterirdim.. çünkü o zamanlar ne bu konuları konuşacak karşı taraftan insan vardı ne de internet gibi imkanlar..

müslümanken islam inancının yanındaydım, sürekli kendime ve çevreme pozitiflerdim..

islamdan çıkıp bundan 4-5 yıl öncesine kadar ki dönemde (ateizm, deizm panteizm agnostisizm) hep islamın karşısında yer aldım.. kendime ve çevremdeki insanlara bu dini yanlışlamaya çalışırdım yani negatiflerdim..

ama şimdi "islamın ve onun tanrısı allahın" ne yanındayım ne karşısındayım.. sadece islamın değil diğer tüm dinlerin ve tanrılarının ne de ölüm sonrası yaşam/yaşamların ne yanındayım ne karşısındayım..

ve sadece bana yüklelen din/tanrı hapsinden değil milliyetçilik(eskiden türk milliyetçisiydim), yöresel ahlaki yapı, siyaset, takım taraftarlığı vs büyük bir çoğunluğumdan arındım.. şimdi bu kavramların ne yanındayım ne karşısında..

çünkü tüm bunların insanoğlunun kendi yaşamına bir anlam ve içerik vermek için ne kadar önemli olduğunun farkındayım..

eskiden bu değerleri sahiplenip tutunan ve diğer insanlarla insani olmayan bir tutum ve davranış içinde olan kavganın aslında "kendimle olan kavga" olduğunu farkettim..

bunun akılla, zekayla direk bağlantısı yok, bu durum tüm bunların ve daha başak etkenlerin bir bileşkesi olan "bilinçaçıklığıyla" ilgili olduğunu farkettim..

nice akıllı zeki insanlar vardır ki hala kendi zaman ve coğrafyasının inancı içinde yaşarken..

diğer taraftan akıl ve zeka fakiri insanların inançsız olabileceğini gördüm ve gözlemledim..

ve bu bilinaçıklığı durmunun bir beyin nörokimyasal yapı/konektom meselesi olduğunun farkına vardım.. ve bunu bir tez halinde bu sitede ve yaşamımda insanlara aktarmaya çalışıyorum..

neyse bugünlük şarj bitti.. :)

OffSpring
15-05-2011, 15:07
paslıçivi (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=7202) ;

İşte beklediğim an buydu :)

Kendini ve düşüncelerini net olarak ifade etmişsin. Şimdi bende düşüncelerimi ifade edeyim.

Sen düşünce yapısı olarak insanları 3 gruba ayırıyorsun.

0 lar + lar - ler.
Bana göre ise sadece iki grup vardır.

0 lar ve 1 ler.

Birisi ya basketbol oynuyordur yada basketbol oynamıyordur.
Şimdi senin görüşüne göre ilkel bi kabilede doğmuş basketboldan haberi olmayan birisi 0 olarak kabul edilir.
Ama gel gelelim ki her ne sebepten olursa olsun o birey basketbol oynamayandır.

Ben ya şuanda çayımı içerek sana cevap veriyorumdur yada vermiyorumdur.
Klavyem ya siyah renktir yada değildir.
Benim fikirim ya doğrudur yada yanlış.

O zaman sana bir soru: Mutlak ateizmin tanımı nedir?

Yani bir insan tanrı fikriyle hiç tanışmamış olsa bile nihayetinde tanrı inancına mensup olmayanlardandır.


Gelelim senin inançtan inanca savrulma durumuna. Sen bilgi ile hareket etmemişsin.
Sen inanmak ile hareket etmişsin.
"Gerçek" bir ateist ne teizme döner , ne panteizme , ne deizme.
Çünkü sen birşeyin imkansızlıgını anladıktan sonra tekrar imkansız olan birşeyi + leyemezsin.
Örnegin ben bir gün çıkıp dersem ki tanrı inancına dönüyorum kimse beni takmasın.Çünkü tanrı yok ve ben beynimden bir hastalık geçiriyorum yada çok fazla bunadım ne dedigimi bilmiyorum.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24422

Konuyu incele istersen.

Senin teizmden çıkp ateizme girme sebebin şu.

Hacıların hocaların sürekli "ataizm" i kötülemesi ve ona saldırması.
Hiçbir imam çıkıp demezki panteistler var şöyle aşagılık herifler böyle aşagılık herifler.
Hep ateizme saldırırlar.

Sende teistik inançtan çıkınca kendini bir anda ben teist değilsem neyim ? Ateistim noktasında buldun.

Halbuki sen hiç ateist olmadın.

Şuanda hiçbir gruba girmiyorum diyorsun ama bu mümkün değil.

Çünkü bir sınıflandırma varsa sen mutlaka bunlardan birine girmelisin daha demin dedigim olay.
Ya teistsindir yada non-teist.

Başka bir örnekle bi sınıflandırma yapalım.

Hayvanlar
Bitkiler
Bakteriler
Mikroplar

Eğer seni alıp bu gruplardan birisine sokamıyorsak gruplandırmalar eksiktir.Ya sen bilinen başka gruptansındır yada tek başına oluşturdugun bi grup vardır. Her türlü bu gruplandırma eksiktir.

Ben zannetmiyorum ki din ve tanrı konusunda bi grup eksik olsun.

Sen bu vakitten sonra mutlak ateistte olamazsın. Çünkü tanrıyla ilgilenmiyorum demek bile senin bi tabula rasa olmadıgını gösterir.

Öyleyse sen nasıl bi gruptansın ?
Ateistmisin?
Din/Tanrı konuları ile ilgilenmeyen misin?
Yoksa Din/Tanrı konularında kararsız olanmısın?

Nesin?

Natan
15-05-2011, 20:02
Değerli paslıcivi aslında bir agnostik de değil. Agnostizme yakın hissediyor kendisini. Herhangi bir "izm"le de kendisini ifade etmesi kendi algısına göre yanlıştır.

Ateizmi negatif bir inanç olarak algılaması bence bir yanılgı. Bize bir tanrı inancı dayatılıyor. Deniyorki "Zeus, Allah, Krişna, Rab vs . vardır." biz de bunu kabul etmiyoruz. Bize dayatılanı kabul etmediğimizde ise yine inançlı oluyoruz.. Hayır. Böyle olmamalı.

Ben heerhangi bir tanrıyı kabul etmiyorum, tanımıyorum. Yaşam ve ilişkimde tanrı diye bir varlık yok. Sadece bir kavram ,sözcük olarak mevcut. Bunun dışında bir anlamı yok.

Şimdi sen söyle. Açıkça söyledim. Ben -bu halimle-inançlı mıyım değil miyim?

saygılarımla

TUBA
15-05-2011, 20:31
ben açıkcası ne olduğumu bilmiyorum

o bahsettiğiniz -istlerden de anlamam

ama bildiğim birşey varki dinlerin hepsi uydurmadır ve tanrıyı da yaratan dinlerin ta kendisidir

dolayısıyla ben hiçbir dine tabi değilim ve dinlerin oluşturduğu tanrılara da inanmam

kimbilir,belkide uzaylılar bizi var etmiştir :D :D :D

tanrılarımız onlardır

şimdi kimileri bana diyecekki , peki onları kim varetti

bende sorarım onları vareden nasıl var oldu?

Natan
15-05-2011, 20:47
Tuba;

Bence varlık yokluk tartışmasından bilgi düzlemine kaymamız lazım. Tanrı'nın varlığına yönelik bir bilgi yok. Zaten ruhun (bilinç, fikir her ne ise ) maddeden bağımsız olarak var olması bilimsel açıdan da mümkün değil.

Tanrıları var eden insan beynidir. Sen hiç hayvanın tanrının varlığına dair bir önerme ortaya koyduğuna şahit oldun mu:)

Bu bir fikirdir. İnsanoğlu tarafından üretilmiştir. Bunun gerçekliği sadece budur.

saygılarımla

TUBA
15-05-2011, 20:51
sana kesinlikle o konuda katılıyorum zaten yazdıklarımdan da onu anlamış olman lazım diye düşünüyorum

ruh konusuna gelince ,ruh yoktur

canlıların hepsini diri tutan enerjidir

Natan
15-05-2011, 20:52
Bir şeyi eklemeyi unutmuşum, pardon.

Bence Uzaylıların dünyaya DNA'yı getirmesi ve bu şekilde evrimi başlatması (canlılığın oluşumu ve gelişimi ile bugüne geliş) tarının bizi yarattğı düşüncesinden daha makul. Sonuçta Uzaylı yada dünya dışı yaşam mümkün olabilir. Bazı gözlemler mevcut. Fakat bu şekilde canlılığın ortaya çıkmasıyla ilgili bir bilgi yok. Bilginin olmadığı yerde varsayım ve iddalar, inançlar hüküm sürer..

saygılarımla

TUBA
15-05-2011, 20:59
evet henüz teknolojik seviyemiz dış gezegenleri (kendi güneş sistemimiz hariç) incelemek için çok gelişmiş değil

ama geçtiğimiz yıllar içinde nasa bilim adamlarının bir açıklamasını okumuştum bu konuyla ilgili

ve kendi dünyamızda bile asitin içinde yaşamın oluştuğunu keşfettiklerini bildirmişlerdi
dolayısıyla şimdiye kadar yanlış yerlerde hayat izleri aramış olduklarını ,silikon bazlı yaşamın dahi var olabileceğini ve tüm evreni daha farklı donelerle araştırmak gerektiğini vurgulamışlardı

paslıçivi
16-05-2011, 08:05
İşte beklediğim an buydu :)

Kendini ve düşüncelerini net olarak ifade etmişsin. Şimdi bende düşüncelerimi ifade edeyim.

Sen düşünce yapısı olarak insanları 3 gruba ayırıyorsun.

0 lar + lar - ler.
Bana göre ise sadece iki grup vardır.

0 lar ve 1 ler.



sevgili OffSpring..

senin bahsettiğin "0" la benim bahsettiğim "0" çok farklı şeyler..

benim bahsettiğim sıfırda sadece "tanrısızlık" yok..

-dinsizlik
-milliyetsizlik/etnisitesizlik
-siyasetsizlik
-ahlaksızlık :) ( zamansal ve coğrafi yüklenmiş göreceli ahlaktan arınmak)

bunlar başlıcaları, daha bunun yanında ufak tefek bir çok "insandan öte" kavram var..

yani bir insanın annesinden doğduğu andan itibaren bu saydığım kavramlarla henüz kirletilmediği dönemden bahsediyorum.. yani belli bir yaşa kadar olan bebeklikten, çocukluktan.. bu ortalama 0-6 yaş grubudur..

bu yaş grubundaki bir çocuk henüz ebeveynlerinin elinde yoğrulmaktadır.. henüz dış dünyadaki diğer insanlar/medya/kitap vs tarafından yoğurulmaz, kirletilmez..

ama ortalama 3 yaşından itibaren beyin nörokimyası olgunlaşıp kayıt yapmaya başlar ve hafıza dediğimiz şey oluşmaya başlar..aile bu 3-6 yaş grubundaki bebekleri bazen aktif(genelde radikaller) bazen pasif olarak yüklemeye başlarlar..

aslında 0-3 yaş grubu bebekler bu bahsettiğim "0" grubuna girerler.. bu bebeklerin bir tanrısı, dini, milliyeti, etniği, ahlakı, siyasi görüşü vs yoktur henüz..

0-6 yaş grubu dünyanın hangi zaman ve coğrafya kesitinden olursa olsun bu bebeklerden/çocuklardan yüzlerce, binlercesini bir araya getirelim.. yani onlara küçük bir dünya adlı gezegene bırakalım.. birbirlerini hiç tanımadıkları halde hemen kaynaşırlar ve oynamaya eğlenmeye başlar.. çünkü hepsi ataları olan insanoğlu tarafından kirletilmemişlerdir henüz.. hepsinin tek derdi o "an"ı nasıl daha keyifli/neşeli/çoşkulu geçirmektir, henüz onlar varoluşun onlara sunduğu "doğal/mutlak mutluluğa" sahip insan yavrularıdır.. o yüzden bebeklik/çocukluk dönemi tutum ve davranışları evrenseldir..

o yüzden bu çocuklar ne tanrı, ne din, ne milli kimlik, ne siyaset, ne ahlak vs, yüzünden biribirilerini eleştirmezler, suçlamazlar, yargılamazlar.. onlar henüz "kendilerinde(ilkelbenlik/nefs)" yaşamaktadırlar.. yani doğada bir hayvan yavrusundan farkları yoktur..

ama hiç bir insan yavrusu yoktur ki, bu saf/doğal/kendinde kalabilsin.. hangi zaman ve coğrafyada dünyaya geldiyse, önce ailesi daha sonra aldığı eğitim öğretim kurumları, dışarda oynadığı arkadaşları, evindeki televizyon, bilgisayar gazete vs gibi bir çok etken tarafından kirletilmeye başlanır..

ilkelbenlikte yaşayan bu çocuğa ikinci bir benlik yüklenir/oluşturulur, işte bu ikinci benliğin adı bilimsel(psikiyatrik) adı "ego" dur..

bu ego dediğimiz şey ilkebenliği(psikiyatrik adı ID dir) tımarlamaya, insan etmeye yarar.. yani bir insanda ego dediğimiz şeyin oluşabilmesi için türünün diğer bireyleriyle birlikte yaşayıp büyümesi lazım..

bir bebeği ormana bırakıp, insanlardan uzak ve bihaber yetiştirisen ego oluşmaz.. o ilkelbenlikte yaşamaya devam eder.. vahşi olur, medeniyetsiz olur, konuşmayı, düşünmeyi öğrenemez, dini, tanrıyı, milliyeti vs öğrenemez.. etrafında hangi canlı türü varsa onlar gibi yaşamaya başlar..

bir canlı doğduğu andan itibaren "yaşamda kal ve soyunu devam ettir" şeklinde bir dürtüyle donanmıştır.. ve bunun için ilk/primer ihtiyacı beslenme ve korunma için barınmadır.. bu beslenme ve barınma ihtiyaçalrını giderirken paylaşımcı değildir, adil değildir, sadece kendine ve kendi yavrularına öncelik verir..

benlik çeşitleri arasındaki en "bencil" benlik bu "ilkelbenlik/ID/nefs" tir..

şimdi gelelim "tanrı" kavramına..

tanrı dediğimiz kavram bu bize sonradan yüklenen oluşturulan benliğin/egonun sadece bir parçasıdır..bazı toplumların inançlarında tanrı olabilir de olmayabilir de, sayısı bir de olabilir birden çok da olabilir..

daha önce örneğini verdiğim gibi budizm dininde "yaratıcı tanrı" kavramı yoktur..

bizim batı dünyası insanın zihninde(semavi dinler) nasıl evren/varlık "sonradan oluştu" gibi önyargı/inanç varsa

doğu dünyasındaki insanların zihninde (budizm, hinduizm) evren/varlık zamandan bağımsızdır, "hep vardı ve varolacaktır", zaman kavramında bir başı sonu yok, önyargısı/inancı vardır..

o yüzdendirki;

bizim batı dünyasında hakim olan tek tanrılı dinlerin ölüm sonrası yaşam biçimi cennet/cehennem iken

doğu dünyasında hakim olan tanrısız ve çoktanrılı dinlerinde ölüm sonrası yaşam yeniden doğumlar/reenkarnasyon(budizm) ve karma yaşamlar(hinduizm) şeklinde "sonsuz yaşam" olarak biçimlenmiştir..

ister tek tanrılı olsun, ister çok tanrılı, ister tanrısız, dünyada gelmiş geçmiş tüm dinlerin ortak paydası "ölüm sonrası yaşamlardır"..

ve hepsindeki ölüm sonrası yaşamlarda bu yaşadığımız yaşamın mahkemesi ve infazı mevcuttur.. hepsinde ödül ve ceza yöntemi vardır.. bu ceza batıda cennet cehennem iken doğuda farklı niteliklere sahip yaşamlar ya da farklı varlıklar olarak tekrar doğumlar vardır..

hepsinin ortak amacı ilkelbenliği/nefsi tımarlamaktır.. yani özü hayvan olan bir canlı türünü(insanı) insanlaştırmaktır.. işte bu yüzden insanoğlu yavrusunu o doğduğu andaki ilkelbenlikte bırakamaz, zaten bu mümkün değildir.. işte insanoğlunun burda kullandığı şey, ego dediğimiz ikinci benlikolan sahtebenliktir..

din kavramı bu sahtebenliğin/egonun en güçlü, en fazla yaptırımı olan parçasıdır.. çünkü hiç bir zaman deneyimleme, gözlemeleme, sınama şansımız olmayan ölüm sonrasını kullanmaktadır..

dinler; ilkelbenliğin "sonsuz yaşama arzusu"ndan beslenir.. ilkel benlik ölmek değil yaşamak üzere kurgulanmıştır, ilkel benlik yaşamı seçer ölümü değil..

işte tüm dinler ilkelbenliğin bu yaşama arzusunu kullanarak ona ölüm sonrası yaşam/yaşamlar vaadeder.. bu teklif çok caziptir, insanoğlu ölümün farkına varmış tek canlı türüdüdr.. ölüm bir yokluktur, sondur, çünkü ölen hiç bir insan tekrar varolmamıştır, buna en sevdiği yakınları da dahildir.. ilkel benlik o yüzden bu ölümsonrası yaşamların cazibesine kapılır ve kabuleder..

işte tam burda bir tuzak vardır.. ilkelbenliğe ölümsonrası yaşamlar vaadedilip "gel gel" yapıp kandırılırken diğer taraftan karşısına "ödül/ceza" kavramları koyulur.. bu ödül/ceza gibi kavramları hiçbir zaman bu dünyada deneyimeleme şansı omayan insanoğlunun ilkelbenliği ölüm sonrası yaşamlarla beraber yanında bonus olarak verilen ödül/ceza yaptırımını da yutmak zorunda kalır..

işte içinde din/tanrı gibi kavrmların da olduğu bu "zihin/ego" dediğimiz ikinci ve sahte olan benlik; bebeklik/çocukluk çağında yani beyin nörokimyamızın biçimlenip/olgunlaşma sürecinde gerçekleştiği için kişi özüne/kendine yabancılaşmaya başlar.. biz insan yavrusunu "kendi"nden çalarız, "kendi"ne yabancılaştırırız, onu evcilleştirmke, tımarlamak adına bambaşka bir canlı türü kimliğine sokarız.. tüm bu olaylar gerçekleşirken ne yetişkin insanlar ne de bebekler bu devasa değişim/dönüşümün öneminin farkında değilleridr.. herşey hesapta iyi niyetle yapılmaktadır.. aslında bir facia yaşanmaktadır..

işte binlerce yıldır yaşamış olan ve halen günümüzde yaşamakta olan insanoğlu bu sahtebenlikte/egoda/zihinde yaşamaktadır.. kendinden/özünden çalınmış, kendine yabancılaştırılmış insanoğlu dolayısıyla özündeki "mutlak tatmin" de elinden çalınmıştır.. o yüzden egoda/zihinde yaşayan insanoğlu tatminsizdir.. tatmin arayışı içindedir.. kendisine yüklenen "hayata verilen anlam ve içeriğe" (teizm ve nonteizm düzeyi) sıkı sıkıya sarılmak, sahiplenmek ve savunmak zorundadır..

müslümanından ateistine, budistinden deistine, hristiyanından panteistine, satanisinden alevisine, ortodoksundan protestanına, hindusundan sünnisine, daha aklına gelebilecek ne kadar "hayata anlam ve içerik verme" şekli varsa artık;

hepsinin ortak noktası şudur....

benim hayata verdiğim anlam/içerik doğru,

benimkilerin dışındakiler batıl/bozulmuş/hurafe/yanlış..

şeklindedir..

peki bu durumun önemi nedir?

insanoğlunu insanlıktan çok uzak, insani olmayan bir yaşam biçimine itip kendi soyunu/neslini yokedecek düzeye getirmiş olmasıdır.. bugün süper güçlü devletlerin başına geçebilecek radikl dinci/milliyetçi/izmci bir iktidar elinde varolan nükleer silahları kullanmaktan çekinmeyecektir..

Einstein'e sormuşlar.

-3. dünya savaşı çıkacakmı diye?

-3. dünya savaşını bilemem ama 4.dünya savaşı diye bir şey olmayacaktır demiş..


işte insanoğlunu binlerce yıldır "kendi türüne/insana" değil de "insandan öte" bu din, tanrı, milliyet, izmler, mal, mülk, iktidar, para vs tutunması, sahiplenmesi, savunması mutlak tatmininin elinden alınmış olmasındadır..

ama ne yaparsa yapsın, istediği kadar inansın, inamasın, istediği kadar mal, mülk, iktidar, güç sahibi olsun tatmin olmayacaktır.. dünyanın tek sahibi ve hakimi de olsa gözünü aya marsa güneşe galaksimize ve nihayetinde evrenimize dikecektir..

ultra zengin de olsa ferrarisini satıp dünyanın orasına burasına gidip tatmini arayacaktır.. yardım kuruluşlarına maddi yardım edecektir, çabası diğer canlılar değil kendi tatminsizliğini tatmin etme çabalarıdır..

dünyanın bilgisine de sahip olsa yetmeyecektir, hep bir tatminsizlik arayış içerisinde olacak ve bu arayış sürecinde diğer arayışta olanlar hem kendi türdeşleriyle hem varoluşla dalaşmaya, savaşmaya, kavgaya devam edecektir..

işte bu tam bir cehennemdir..

tüm arayışlar farkında olmadan kendini/özünü aramalardır..

bugünlük benden bu kadar..

verdiğim linki okudum, aydınlanmaya çok yakınsın aslında, yarın fırsat bulabilirsem yazarım..

OffSpring
16-05-2011, 13:55
paslıçivi (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=7202);

müslümanından ateistine, budistinden deistine, hristiyanından panteistine, satanisinden alevisine, ortodoksundan protestanına, hindusundan sünnisine, daha aklına gelebilecek ne kadar "hayata anlam ve içerik verme" şekli varsa artık;
Ateizm bu saydığın diğer şeylerden çok daha farklıdır.
Asla bunları ateizm ile aynı kefeye koyamazsın.

Ayrıca ateizm hayata anlam içerik vermiyor. Ateizm gerçekleri kavramaktır. Diğer görüşlerin hepsi tanrı ile birlikte hayata bir anlam veriyor ; Non-Teist grup ise böyle bir amaç gütmüyor.
Ateizm tanrının var olmadığını söylüyor.
Burada asla ateizm ile budizm aynı kefede yargılanamaz.Ateizm ile islamda. Ateizm ile alevilikte. Yani diğer herşey...
Çünkü birisi beyazken diğer hepsi siyah. Siyahların içerisine bir beyaz koymaya gerek yok.

benim hayata verdiğim anlam/içerik doğru, Kişisel olarak hayata verdiğim içeriğe gelince;

Absürdizmi bilirmisin?
Bana göre hayatın bir anlamı yoktur. Dolayısı ile hayatın anlamı ile ilgili verdiğimiz herşey yanlış olacaktır.
Plansız olan bir süreçte anlam olmaz.Onun "nasıl" oldugu vardır.
Bir dağ oluşurken dağa "oluşumunun anlamı nedir ? " diye soramazsın.ç
Nasıl oluştun ? Dersin , sonra inceleyip cevabını bulursun. Magma baskı yaptı öyle oluştum!

Hayatın bir anlamı yok. Dolayısı ile benim seçtigim anlamsızlık en seçkin anlamsızlıktır bana göre. Buda doğruyu bulma merakıdır. Başkasına göre eğlenmek/vaktini hoş geçirmek olabilir.

Ama şuda unutulmamalı , ben doğruyu bulurken hoş vakit geçiriyorum.

tüm arayışlar farkında olmadan kendini/özünü aramalardır..Ben kendimi "özümü" aramıyorum.
Ben kendimi ölecek bir özne olarak görüyorum ve ölüme yaklaşırken vakit geçiriyorum.

Yukarda yazdıgın şeylere genel hatları ile katılıyorum fakat , ateizm konusundaki düşüncelerin hala yanlış.

Ateizm sorunları artıran birşey değildir. Ateizm sorunları çözer.
Ateizm gerçegin temsilcisidir.
Bu yönüyle ateizme karşı olmak gerçeklere karşı olmaktır.

Peki sen gerçeğin değerini biliyor isen niye ateizme karşı gelesin?

ateist.bakış
16-05-2011, 14:00
sevgili OffSpring..

bir bebek doğduğunda ateist olarak doğmuyor.. tabula rasa, düşüncesiz, zihinsiz olarak doğuyor.. yani "tanrı karşıtı" olarak doğmuyor, tanrı kavramından bihaber, tanrı kavramına karşı "nötr/bağımsız" olarak doğuyor..

ateizm; tanrı kavramına karşı
"nötr/bağımsız" olma durumu değil,
"karşı/negatif" olma durumudur..


Bu argümanlardan hareketle
Bir bebeğin doğduğunda tecavüz, katliam, işkence, hırsızlık, kundaklama, terörizm vb gibi şeylere de nötr bağımsız olarak doğduğunu söyleyebiliriz.
:)

paslıçivi
17-05-2011, 06:49
Değerli paslıcivi aslında bir agnostik de değil. Agnostizme yakın hissediyor kendisini. Herhangi bir "izm"le de kendisini ifade etmesi kendi algısına göre yanlıştır.

Ateizmi negatif bir inanç olarak algılaması bence bir yanılgı. Bize bir tanrı inancı dayatılıyor. Deniyorki "Zeus, Allah, Krişna, Rab vs . vardır." biz de bunu kabul etmiyoruz. Bize dayatılanı kabul etmediğimizde ise yine inançlı oluyoruz.. Hayır. Böyle olmamalı.

Ben heerhangi bir tanrıyı kabul etmiyorum, tanımıyorum. Yaşam ve ilişkimde tanrı diye bir varlık yok. Sadece bir kavram ,sözcük olarak mevcut. Bunun dışında bir anlamı yok.

Şimdi sen söyle. Açıkça söyledim. Ben -bu halimle-inançlı mıyım değil miyim?

saygılarımla

sevgili dostum Natan..

bu zihin/ego dediğim şey öyle bir hapis/hastalık ki, insanoğlu bundan düşünerek/okuyarak kurtulamıyor..

herkes tanrıya öyle bir odaklanmış ki varsa yoksa tanrı.. tüm felsefe tarihi bu tanrı kavramına göre şekillenmiş adeta.. insanlardaki felsefik sınıflama bile tanrı kavramı üzerinden.. teist, ateist, deist, panteist, agnostik..

ben bu siteye ilk geldiğimde biri bana düşünce şeklimin "hangi -izm" olduğunu sorunca "en yakını agnostisizm" demiştim..

ama insanlar bir -izmi anlayabilmesi/kavrayabilmesi için onu deneyimlemesi gerekiyor..

bir teiste göre agnostisizm; kendi dininin ifade ettiği tanrının varlığının/yokluğunun bilinemeyeceği olarak algılar..

nonteistik tanımlamada ise agnostisizm; dinlerden özgür bir tanrının varlığının/yokluğunun bilinemeyeceği olarak ifade edilir.. yani deist, panteist ve aklına gelebilecek sonsuz sayıda üretilebilecek bireysel bir tanrı..

yani kendini agnostik diye tanımlayan insanlar aynı siz ateist/deist/panteistler gibi "dinlerin ifade ettiği tanrıları" kesin olarak reddeden insanlardır..

şimdi gelelim benim ifade ettiğim ve düşüncemin yakın olduğunu söylediğim agnostisizme..

tanrı odaklı/temelli olmayan bilinemezlik.. tanrı kavramından özgür bir bilinemzlik.. yani bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığı..

başka bir topicteki yazımı alıntılıyorum


*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*yani tüm dünya insanlığının hemfikir olduğu "evrensel onay"ı olan verilerdir..

işte bu evrensel onay almış verileri öğrenmiş insan "bilen"dir, bu eylemin adı "bilmek"tir..



*gözlemlene-me-yen
*sınana-ma-yan
*tekrarlana-ma-yan
*tüm dünya insanlığının hemfikir ol-ma-dığı yani "evrensel onaysız" verileri

öğrenmiş ve deklare eden insan nedir/kimdir?

"inanan"dır, bu eylemin adı da "inanmak"tır..


bu ifadeler benim kişisel tanımlamalarım.

ben bilinemez/bilmiyorum dediğimde;

"tanrı"yı hedef göstermiyorum,

bilincimize yansıyan ve bizimde yansıtmak zorunda olduğumuz "varlık/evren/varoluş"u hedef gösteriyorum..

çünkü bilincimize yansıyan evreni/varlığı henüz zamansal, mekansal, niteliksel ve niceliksel olarak sınırlarını

*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*yani tüm dünya insanlığının hemfikir olduğu "evrensel onay"ı olan veri..


şeklinde çizebilmiş değiliz.. elimizde bu saydığım özelliklere sahip bir tek "epistemolojik gerçeklik" var.. yani 5 duyumuza, bilincimize ve bilime yansıyan verilerden bahsediyorum..

evren/varlık bir bütündür/tamdır diyorum ve bunu sayısal olarak "1" ile ifade ediyorum.. yani evren hakkındaki tüm epistemolojik verilerin toplamı "1" dir..

ama biz insanoğlu olarak henüz bu "1" e ulaşabilmiş değiliz.. sadece epistemolojik gerçekler var elimizde, işte bu elimizdeki epistemeolojik gerçeklik verilerin hepsine birden "A" diyorum..

bu "1" e ulaşabilmemiz/bilmemiz için daha

1-A= "X"

kadar veri var..

bu "X" e ulaşmadığımız sürece 1 i elde edmeyeceğiz..

olurda bir gün tüm evreni keşfedip sınırlarını çizebilirsek işte o zaman

X+A=1 olacak..

bu "X" e ulaşamadığımız sürece ben varlığa/evrene baktıkça ancak "bilinemez/bilmiyorum" diyebilirim..

benim ifade ettiğim agnostisizm/bilinemezlik işte bu, "tanrı" kavramıyla uzaktan yakından alakası yok..

ama dediğim gibi insanoğlunun bilinci o kadar kapalı ki, evrene baktığında şimdiye kadar üretebildiği tek senaryo "tanrı"

ve tüm felsefe tarihi ve terminolojisi bu tanrı senaryosuna göre biçimlenmiş..

dinli tanrıların yanında olanlar, teistler
dinsiz tanrıların yanında olanlar, deist ve panteistler
tanrı kavramına karşı olanlar, ateistler
tanrının varlığının/yokluğunun bilinmeyeceğini ifade edenler, agnostikler..


iyi hoş güzel de biri bana çıkıp "tanrı" yı anlatsın nedir bu tanrı denen şey?

beş duyuma, bilincime ve bilime yansımayan soyut bir kavramın niçin etrafında dönüp dolaşayım ben?

niçin bunun yanında, karşısında veya bilinemeyeceğinin taraftarı olayım?

ben dünyaya geldiğimde benim bilincimin önünde bir tanrı kavramı mı vardı?

kocaman bir hayır..

eee o zaman nedir bu tanrı kavramının etrafında insanoğlunun odaklanması ve bu yüzden birbirini yemesi?

o yüzden insanoğlu geçmişinde aydınlamış kişilerden en takdir ettiğim kişi ne sokratestir, konfüçyüs, ne muhammed, ne musa vs.. Siddharta Gautama'dır yani bilinen adıyla Buddha dediğimiz insan..

Buddha tanrı kavramıyla ilgilenmemiş ve bu işi bilime bırakmıştır.. o yüzden doğuda, bu batıda kullanılan bu teist ve nonteist felsefik terminoloji yoktur, onlar varlığa/evrene "tanrı temelli/odaklı" bakmazlar, bakamazlar.. çünkü zihinlerinde yoktur..

dış dünyayla ve felsefeyle uğraşmamış bir budiste "tanrı nedir?" dediğiniz zaman 3-4 yaşında küçük bir çocuk gibi suratınıza anlamsızca bakar.. -o da ne?

onların da kendine göre bir zihin hapsi var, budizm.. onlar da bu hapisin dışına çıkmazlar.. yaşamı evreni sorgulamaya kalktıklarında "evren kadimdir" öğretisi dolasıyla bir türlü "yaratıcı tanrı" kavramına ulaşamazlar ve algılayamazlar..

oysa ne batı dünyasının "evren sonradan oluştu, yokluktan varlığa geçtik" öğretisi

ne de doğu dünyasının "evren kadimdir, zamanda bir başı sonu yoktur" öğretisi

*gözlemlenebilir
*sınanabilinir
*tekrarlanabilinir
*tüm dünya insanlığının hemfikir(evrensel onay)

almış bir veri değildir.. tüm bu veriler bir inançtır..

neyse çok uzattım yine..

sevgili Natan, bu yazı içerisinde umarım sorduğun sorunun cevabını bulabilmişsindir..

paslıçivi
18-05-2011, 06:51
Peki sen gerçeğin değerini biliyor isen niye ateizme karşı gelesin?

sevgili OffSping..

benim ateizme olan mesafem ile hristiyanlığa, hinduizme, deizme, bahailiğe, panteizme, museviliğe, budizme, satanizme, aleviliğe, protestanlığa, katolikliğe, sünniliğe, ortodoksluğa vs olan mesafem eşittir..

bu saydıklarımın hiçbirinin ne yanındayımdır, ne de karşısında..

çünkü insanoğlunun bilincine çarpan varlığa bir anlam vermek zorunda olduğunu ve bu anlamı verirken de donanımının(bilincinin) gücünde ve izin verdiği oranda olduğunun farkında olan bir insanım..

o yüzden karşımda kim olursa olsun onun varlığa verdiği anlamı; ne doğrulamaya çalışırım ne de yanlışlamaya.. çünkü bu tutum ve davranış karşıdaki insanın duygulanımı için yıkıcıdır..özündeki mutlak mutluluktan koparılmış ve sahte mutlulukların peşinde koşan ama henüz bunun farkında olmayan bir insanoğlu var.. bu "insani olmayan" bir tutum ve davranış şeklidir..

ben sadece; kendine yabancılaşmış ve kendini bulmaya çalışan ama henüz bunun farkındalığına erişememiş insanoğlunun bu durumunu ortaya koyarım..

bilinçaçıklığı müsait olan (kırılma noktasında olan) gerekeni alır, müsait olmayan için benim söylediklerim/yazdıklarım "dam üstünde saksağan vur beline kazmayı" niteliğindedir.. ama bu durum ne onun becerisidir ne de kabahati..

ben ateizmin yanında değilim ama bir ateistin yanındayım..

islamın yanında değilim ama müslümanın yanındayım..

deizmin yanında değilim ama deistin yanındayım..

budizmin yanında değilim amam budistin yanındayım..

aleviliğin yanında değilim ama alevinin yanındayım..

bahailiğin yanında değilim ama bahainin yanındayım..

iseviliğin yanında değilim ama isevinin yanındayım..

museviliğin yanında değilim ama musevinin yanındayım..

bu yukarda saydığım ve varlığa anlam vermiş bu canlı türünün yanındayım..

çünkü ben de onlardan biriyim..

bizi ortak kılan, birleştirecek olan, kardeşçe, dostça, "insan"ca yaşatacak olan tek kavram "insan"dan öte" bu kavramlar değil..

"insan" kavramının ta kendisi..


o yüzden ben, "teizm, nonteizm düzeyi" bilinaçıklığında değil,

"farkındalık/aydınlanma/insanlaşma" dediğim bilinç düzeyinde yaşıyorum..

ve tek dileğim, tüm insanoğlu türünün bu bilinç düzeyine taşınması..

tüm çabam bunun içindir..

TUBA
18-05-2011, 11:18
sevgili paslıçivi

yukarıdaki yazına katıldığımı belirtmek isterim

sonuç itibariyle önemli olan bizi biz yapan asıl sebeplerin mahiyetini bilerek yaşamak ve yaşatmaktır

Natan
18-05-2011, 14:00
Sevgili arkadaşlar ,

Bu kişisel başlıkta neden tartışmaya devam ediyouz, merak ediyorum. İlgili -genel- bölümlerde de bunu yapabiliriz.
Allak yok başlığında da aynı şeyleri yaptık. :)


Saygılarımla

troyya
20-05-2011, 11:46
Boş boş konuşma! :) :) :) Allah öldü allah rahmet eylesin!


böyle adamları niye yazdırıyorsunuz sevgili turan dursun cemaati...denetimdeki üyenin yaşı 5 yaşında bir ahmak oldugunu göremiyor musunuz ? neden yazdırıyorsunuz bu adamı...konu paylasan üye, bir derdini anlatıyor...bu gerinin yorumunu okumak zorunda mı simdi bu cocuk...

Sesli
16-04-2012, 21:56
merhaba arkadaşlar 15-16 yaşlarında şüphe etmeye başlamıştım internete ara ara yazılar okurdum pek ihtimal vermiyor tvde çıkan kuran mucizileri ve etrafta anlatılanlar beni durduruyordu.şuan 21 yaşındayım 18-19 yaşlarında deist oldum.nasıl olduğunu hatırlamiyorum bellirli bir günü yok bir gün müslüman bir gün deist olarak geçen günlerin sonucunda kesin olarak deist oldum.kesin olarak tanrı var diye düşünoyrum bu aralar evrimi araştırıyorum artık bir gün deist bir gün ateist olarak geçiyor günler çevremde herkez müslüman ve arkadaşlarım genelikle cemaaten o yüzden zorlaniyorum içinde tutmaya şunu okumak 100 sevabmış kızla konuşmak günahmış fln filan dediklerinde çıldırcak gibi oluyorum.söylediklerine hak verip müslüman gibi davramak zorunda kalıyorum.inançlarından çok eminler diğer dinleri küçümsüyorlar.hristiyanlar cennete gidebilir dediğim için alay konusu oluyorum.kendilerinden çok eminler zor tutuyorum kendimi.1-2 ay önce dedim ki herkeze söylemeliyim ailemden başladım anneme söyledim söyledikten sonra annem ağladı bende çok üzüldüm vazgeçtim şaka olduğunu fln söyledim ikna ettim.arkadaşlarıma söylesem dışlanmaktan korkuyorum....
dinden çıkınca içimdeki merak duygusu patladı önceleri hiç birşey umrumda değildi allah bilir aklım ermez derdim şimdi ise okuyorum araştırıyorum.hayata bakış açım değişti insanları daha iyi anlayabiliyorum daha geniş düşünebiliyorum...gelelim bana olan zararlarına sürekli aklımda ben kimimin neyim gibi cevapsız sorular var bazen herşeyden şüphe ediyorum.bu şüpheler son zamanlarda iyice artmaya başladı ve beni rahatsız ediyor.asosyal oluyorum.önceleri herşey çok basitti karşımdaki insan gerçekten varmı diye bi soru yoktu aklımda :) dar görüşlüydüm cahildim ölmekten korkmazdım karşılaştıklarım haksızlıklara yukarda allah var der geçerdim ailem ben arkadaşlarım hep olacak cennet vardı.şimdi ise hiç biri yok.bu aralar müslüman olamayı düşünüyorum.ne kadar dinsizim desemde içimde islamdan kalan parçalar var.açık söylemek gerekirse ufaktan bir cehenlem korkusu hala var :) böyle belirsizlikte yaşamak zarar veriyor bana çok takıyorum bu konuları sizce ne yapmalıyım.
Sevgili Msrtc,

Aynı durumlardan biz de geçtik. Senin durumunu çok iyi anlamaktayım. Şimdi
öncelikle ALLAH nedir? nasıl anlamak gerek? Kurandaki Allah olabilir mi? Yani Kurandaki ALLAH acizlik örneği. öyle olmasa beddualar edeceğine, insanları kerestelere benzeteceğine güç elinde nasıl istiyorsa öyle yapmaz mıydı?

Kuran Muhammed peygamberin sözleri, çok yerde bunu anlarsınız.

Size naçizane önerilerim şunlardır;

1- Bu konudaki duygu ve düşüncelerini sizin gibi olmayanlarla paylaşmayın!
Aileniz de olsa sizi anlayamazlar. Onları üzersiniz.

2- Arkadaşlarınızın arasında sizinn gibi düşünmeyenler varsa, onlarla daha seyrek görüşün ve bu konuda onlarla münakaşaya girmeyin.

3- Allah, ve peygamberleri ve dinleri bırakın da, kendinize ''BEN KİMİM ?'' diye sorular sorun. Kim olduğunuzu anladığınız zaman, herşey de kolayca çözülecektir.

Siz bu beden misiniz? Siz bu düşünceleriniz misiniz? Siz bu duygularınız mısınız?

Eğer bütün bunlar siz değilse,siz kimsiniz? Gerçek doğanızı algıladığınız zaman herşey kolayca önünüzde olacaktır.

Size bu yolda cesaret, güç ve sevecenlikler dilerim, Bu konu ile ilgili bir sorunuz veya sıkıntınız olursa, buradaki bütün arkadaşlar size yardımcı olacaktır. Yalnız değilsiniz. Bu dünyada ateist olan dinler de var. Demek ki tanrı ve din birlikte olmak zorunda değil...