Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim Gözlemlerim - I
NedimYilmaz
25-07-2006, 19:24
Ben Veteriner Hekimliğinde okumakta olan bir üniversite öğrencisiyim. Dolayısıyla hayvan kemikleri daima elimin altındadır, her merak ettiğimde araştırabiliyorum.
Geçen uygulama laboratuvarına girdim, hayvan kemikleri üzerinde araştırmalar yaptım. Önümde At, Sığır, Köpek kemikleri ve iskeletleri vardı..
Latince alıştığım için Dünya Bilim dili olan latince yazacağım. Şimdiden bu hayvan gruplarının latince ismini yazayım.
Sınıflandırmaya göre benzer türler grup adları ile hitap edilirler.
At, Zebra, Eşek ve türleri: Equide
Sığır, İnek, Koyun, Keçi ve türleri: Ruminant
Kedi, Köpek ve türleri: Carnivor
----------------------------------------------
Şimdi ilk olarak Ruminant Coxae'si aldım elime. (Yani kalça kemiği)
Coxae üç bölümden oluşur, Os ilium, os ischii ve os pubicum olmak üzere. Bu bölümlerin tabanları ortak bir çukurlukta birleşiyor ve Acetabulum adı verilen yuvarlak bir zemin oluşturoyur. Acetabulum bizim için önemli nokta.
Kemiklerin alt kısımlarına Caput denir. Burada gözümüze çarpan ilk nokta bu üç bölümün caputlarının birleşmiş olduğudur. Yani Caputlar kaybolmamış, birbirlerine kaynaşmış. İlk aklıma gelen bu üç bölümün önceden üç ayrı kemik olduğu idi.
Bunu not ettim.
----------------------------------------------
Ardından Equide, Carnivor Phalanxlarını aldım elime.(Yani ön ayak tarak kemikleri ve ayak kemikleri)
Şimdi, Equide tek tırnak üzerine basar, Ruminant 2 tırnak, Carnivor 4 tırnak.
Kemikleri inceliyorum. Carnivordan başladım.. Normalde 5 kemik var.. Şaşırtıcı.. Oysa Carnivor türü 4 tırnak üzerine basar. 5. ayak kemiği yandan gelişmemiş. Geriye doğru çekilmiş. Yani bu kemik olmasına rağmen hayvan kullanmıyor.
Ardından Equide. Equide türünün metakarpal kemiği (ön ayak kemiğinde) 5 bölüme ayrılır;
Os Metacarpale I
Os Metacarpale II
Os Metacarpale III
Os Metacarpale IV
Os Metacarpale V
şeklinde. Yani normal olarak 5 tırnak üzerinde yürümesi lazım. Oysa Equide tek tırnak üzerinde yürür. Bunu bir ata, eşeğin ayağına bakarak kolayca anlayabiliriz. Anatomik olarak bakılacak olursa, 5 tırnaktan sadece ortadakinin üzerinde yürür. Yani Os Metacarpale III den gelişen tırnaktan. Ama metacarpal kemikler 5 tanedir ? Neden tek tırnak üzerinde yürüyor ? Bakıyorum diğerleri gelişmemiş, Os Metacarpale II, Os Metacarpale III ile birleşmiş diğerleri olan I, IV, V ise kaybolmuş (yani çok az olacak şekilde gelişmiş).
Bunu da not ettim.
----------------------------------------------
Ardından Fakültenin Anatomisti Prof. Dr. Hasan Hüseyin Arı'nın yanına gittim. Bu notlarımı sundum. Okudu. Doğru tespitler yaptığımı söyledi ve dedi ki;
"Os ilium çok önceden ayrı bir kemikti.
Os ischii çok önceden ayrı bir kemikti.
Os pubicum çok önceden ayrı bir kemikti.
Bu yüzden Caputları kaynaşmış olarak görmek çok doğal".
**
1. notumdan çıkarılacak sonuç "evrim" di. Kemikler zamanla değişerek yeni kemikleri oluşturmuşlardı.
**
Sayın Prof. Dr. Hasan Hüseyin Arı devam etti;
" Hayvan metabolizmaları mükemmelliğe göre hareket ederler. Kendileri için hangisi mükemmel ise o şekle bürünme isteği içindedir hücre. Senin buldukların da buna bir kanıttır esasında.
Equide tek tırnak üzerinde koşmaya daha müsaittir. böylece daha hızlı koşabilirler.
Ruminant 2 tırnak üzerinde çimlik alanlarda daha sabit durur.
Carnivor türünün çok tırnaklı olması gerekir. Çünkü bu tür etçildir, etçil olan bir türün daha çok tırnağının olması gerekir. İşte bu yüzden 4 tırnak vardır."
Soru sordum:
"Peki ama bu türün atalarında 5 metakarpal çıkış var ? Yani 5 tırnaklı ? Neden şimdi böyle bir değişiklik içindeler ?"
Sayın Arı'nın verdiği cevap tek kelime;
Evrim..
Bu da benim bilimsel araştırmalarımdan ufak bir kesit evrim adına..
Daha o kadar çok kanıt var ki... Karaciğer benzerliklerinden hücre yapılarına kadar.. Görmesem tabiki inanmayacaktım, çünkü kolay olan bu. Ama görünce işler değişiyor.
İşte bu yüzden bugün tüm dünyada evrim bilimsem bir gerçek. Ve üniversitelerde okutuluyorlar..
harun yahya'nın yazına cevabını bekleyelim... :)
NedimYilmaz
26-07-2006, 16:47
Bu yazımda biyolojik evrime değil, düşünce evrimine dikkat çekeceğim.
* *Hayatta kalma arzusu: Bir hastanenin önünde durdum ve gözlemlemeye başladım. Bilim, gerçekten dünyaya meydan okuyor. Yüzyıllar önce hastalığın Tanrının gönderdiği bir ceza olarak gönderildiğine inanılırdı. Tedavi, inanç olarak yasaktı. Hala tıbbi müdahaleyi kabul etmeyen mezhepler, inançlar da mevcut. Tanrı'nın cezasına meydan okumak olarak yorumlanıyor.. Fakat geçmişe göre, gözle görülecek şekilde azaldı bu inanç.
* *İnanç ve korku… Korku bu savaşta galip ayrıldı, artık insanlar ölmemek için savaş veriyor. Önceden ilahi güce ulaşmak için ölmek isteyen insanlar, yüzlerini bilime çevirerek ölmeye meydan okuyor, ölümsüzlük bekliyor.
* *Şayet ölümsüzlük bulunacak olursa, insanlar buna da karşı çıkacaklar, inançları gereği kabul etmeyeceklerdir. Ve bu mantığa sahip yöneticiler bulunan bu gelişmeyi engellemeye çalışacaklardır. Tıpkı günümüzde kök hücreden sperm üretmenin durdurulduğu gibi… (George Bush hükümeti - ABD). Ama bu gelişme sadece bilimi geciktirecektir, durduramayacaktır. Eninde sonunda bilim galip gelecektir, çünkü tarih boyunca böyle olmuştur.
* *Atatürk'ün dediği gibi;
Dünya'nın belli bir kısmını her zaman kandırmak olanaklıdır.
Dünya'nın tamamını belli bir zaman kandırmak da olanaklıdır.
Fakat Dünya'nın tamamını her zaman kandırmak mümkün değildir.
Eninde sonunda göreceğiz gerçekleri…
* *Baktığımda bilim kazanıyor. İnançların yanlışlığı zamanı gelince elbet kanıtlanıyor. İnsanlık daima kendi önündeki engelleri aşmayı bilmiştir.
* *Sigmund Freud'un bu konu hakkında ki ünlü sözü düşünce evrimini tam olarak anlatıyor;
* *Zamanın akışı içinde insanlık, bilimin ellerinden gelen darbelerle iki kez, naif öz sevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır. Birincisi Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığını, akıl almaz büyüklükteki bir dünyalar sistemi içinde bir nokta olduğunu anladığında. İkincisi, biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp soykütüğünü hayvanlar alemine düşürdüğünde..
Bu zaferler tarihte çok daha fazladır. Ve muhtemelen, ileride de olacaktır.
* Benjamin Franklin paratoneri bulduğu zaman hristiyanlar, yıldırım savmanın, tanrının kullandığı silahların birini ortadan kaldırmak ve tanrıya isyan etmek savlarıyla ortalığı velvereye vermişlerdi. Artık terk edildi. Zafer bilimin oldu.
* Yüzyıllar ömce kadınların doğum sancılarının, Havva'nın Şeytan'a uyup yasak elmayı Adem'e yedirmesinden dolayı lanetlenen kadın soyunun çekmesi gereken ilahi bir ceza olduğuna inanan kilise, her türlü ağrı kesicinin doğumda kullanılmasını yasaklamıştı. Artık terk edildi. Zafer bilimin oldu.
* Matbaa'nın Anadolu'ya girişini 250 yıl geciktiren şeriattı. Artık terkedildi. Zafer Bilimin oldu.
* Hazerfan Ahmet Çelebi kanat takıp uçtuktan sınra yere indiğinde idam kararı çıktı.Sebep Allah'ın kuralını bozmaya çalışmaktı.,Bizzat şu laf geçti sarayda: "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir,böyle kimselerin bakması caiz değil". Artık terk edildi. Zafer Bilimin oldu.
* Resim çizmek İslamiyet’e göre yıllarca yasaktı.Oysa resim, çizim, plan, proje bilimin temelini oluşturur. Artık terk edildi. Zafer Bilimin oldu.
* *Ve olmaya devam edecektir, çünkü düşünce evrimi bilimin tarafındadır.
* *Varolan dinlerin yanlışlarını yazmak, daima boş olmuştur. Dini kesimi savunan insanlar, ne yazık ki olayı çözümlemeyi bilmişlerdir. Ya katlederek, ya da dini "reformlayarak". O yüzden insanları düşünce özgürlüğüne ulaştırmak ve safi gerçekleri bulmasını sağlayacak tek yolu bilim ve bilimin aydınlanmasıdır. İş böyle olur ise, inançlardaki yanlışlar eninde sonunda, kendiliğinden yıkılacaktır.
Nitekim Darwin'de bu konudan 1880 yılında şöyle söz etmektedir;
* *Bana öyle geliyor ki, Hristiyanlığa ve Tanrıcılığa karşı yürütülen dolaysız tartışmaların halk üzerinde neredeyse hiçbir etkisi olmuyor. Düşünce özgürlüğünün yaygınlaşmasının en etkili yolu, insan aklının, bilimsel ilerlemeyi izleyerek adım adım aydınlanması olacaktır. Bu nedenle din hakkında yazmaktan her zaman kaçındım ve kendimi hep bilimin sınırları içinde tuttum.
* *İşte bu da insanların düşünce evrimine farklı bir yaklaşımım…
Çağımızın En Büyük Mucizesi:
Evrim Aldatmacasına İnanmak *OYLAMA YAPIN *SAYIN GÖZLEMLEYİN KAÇKİŞİ EVRİME İNANIYOR.kaçtane evrim sitesivar. kaçtane dini site var sayın. cahil yaşamayın .150sene önce biri *kuyuya taş atmış .......cahil kalmayın lütfen .cevap verin ban a peki *
EVRİMİN AKLI VARMI VE TESADÜFLERE İNANIRMISINIZ.AKILNASIL OLUŞTU SUMUYDU *NEYDİ
DÜŞÜNÜN. *HARUN YAHYA KİTAPLARI *REKOR KIRIYOR.SİZDE *BURADA KONUŞUN
NedimYilmaz
26-07-2006, 18:27
Çağımızın En Büyük Mucizesi:
OYLAMA YAPIN SAYIN GÖZLEMLEYİN KAÇKİŞİ EVRİME İNANIYOR.kaçtane evrim sitesivar. kaçtane dini site var sayın. cahil yaşamayın .
Bu yazınıza Russell'in iki sözü ile cevap vereceğim
1) İnsanlık tarihinde Kopernik, Galileo ve Darwin gibi öncülerin önemini biliyoruz. Bu tür kişiler gelecekte de çıkacaktır, elbet. Onları çalışmalarında engellemek, tuttukları ışığı söndürmek, yaşam ortamımızı çoraklaştırmakla kalmaz, bizi yeni bîr karanlık çağa sokar; tıpkı, parlak Antik Çağ'ı bildiğimiz Karanlık Çağ'ın boğması gibi.
Yeni gerçeklerin ortaya çıkması pek çok kimsenin, özellikle iktidar sahiplerinin rahatını kaçırır, dahası tepkisine yol açar. Öyle de olsa, sürüp gelen bağnazlığın militan fanatizmi karşısında en büyük umut dayanağımız bilgelikle birleşen bilgidir.
Bilgi edinmede, bilimsel yöntem dışında izlenecek başka bir yol yoktur; bilimin erişemediği bir şeyi bildiğimiz savı bir safsata olmaktan ileri geçmez.
2) Aptaal bir şeyi 50 milyon kişi de savunsa, o gene aptaal şeydir.
Nedim Yılmaz Kardeşime cevap vermek isterim..
1.:)SORU:Matbaa'nın Türkiye'ye gelişi 250 yıl geçtikten sonra geldi..Burası doğru olarak kabul ediyoruz. Ama sormak lazım neden geç geldii,sebepleri nelerdi diye...
1.:)CEVAP: Kardeş Nedim araştırmacı bir ruha sahipsin Eyvallah Tamam..ama kardeş iyi araştırmamışsın ..Nedeni o yüzyıl içinde bulunan hattacıların işsiz kalmaması içindir.Şuanda bile örneğini Adana da görmekteyiz.Pamuk toplama makina karşı olan işsiz kişileri görüyoruz.Nedeni ne peki nedir?. Adana'ya pamuk toplama makineleri geldiği takdirde her sene pamuk toplama giden vatandaşlar işsiz kalacak.Buda onların ekmek kavgasını bitirmiş olacak
Benimm çıkardığı budur kardeş..
* Matbaa'nın Anadolu'ya girişini 250 yıl geciktiren şeriattı. Artık terkedildi. Zafer Bilimin oldu.
------------------------------------------------------------------------------------
2.:)SORU:* Hazerfan Ahmet Çelebi kanat takıp uçtuktan sınra yere indiğinde idam kararı çıktı.Sebep Allah'ın kuralını bozmaya çalışmaktı.,Bizzat şu laf geçti sarayda: "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir,böyle kimselerin bakması caiz değil". Artık terk edildi. Zafer Bilimin oldu.
2.:)CEVAP:Nedim şuanda inandırmak istediğinin Hazerfan Ahmet Çelebi uçtuktan sonra idam kararı verilmiştir.?Bence İstanbul Ayaklarımın Altında Filmini çok izlemişsin..Bu olayı kanıtlayamasın..Benim bildiği kadarı ile
IV. Murat
IV.Murat’ın kızı Kaya Sultan’ın doğduğu gece (1633) onuruna Sarayburnu’nda yapılan şenlikler sırasında kendi icadı olan 50 okka barut macunuyla dolu ve 7 kollu bir büyük fişeğe bindi.
Yardımcıları tarafından ateşlenen fişekle gökyüzüne fırlatılan mucit,uçma hünerini gösteren ilk Türk oldu.
Fişeğinin barutu bitince,önceden hazırladğı kanatları açıp Sinanpaşa sarayı önünde denize yumuşak iniş yaptı.Bu şaşırtıcı gösteri üzerine padişah tarafından Sipahi ocağı’na alınarak ödüllendirildi.Kırım’da Selamet Giray Han’ın buyruğunda öldü...
Günümüz bilgileri Lagari Hasan Çelebi'nin 16 - 20 saniye arasında 250 - 350 metre arasında bir irtifaya çıkmış olabileceğini ortaya koymaktadır.
---------------------------------------------------------------------------------
Hezarfen Ahmed Çelebi, dünyada ilk kez uçmayı başaran Türk bilginidir. Onyedinci yüzyılda yaşadığı, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan Dördüncü Murad zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir.
Evinde deneylerle uğraşıp, çeşitli konularda araştırmalar yapan Hazerfan Ahmed Çelebi, İsmail Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmişti. Kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı'nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakarak, kanatlarını hareket ettirerek boğazı aşmış ve Üsküdar semtine inmiştir.
Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan Dördüncü Murad, Ahmed Çeleb ile önce çok yakından ilgilenmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli bir adamın varlığından kuşkuya düşerek onu Cezayir'e sürgün etmiştir. Ahmed Çelebi orada vefat etmiştir.
-----------------------------------------------------------------------------------
3.:)SORU:* Resim çizmek İslamiyet’e göre yıllarca yasaktı.Oysa resim, çizim, plan, proje bilimin temelini oluşturur. Artık terk edildi. Zafer Bilimin oldu.
3.:)CEVAP:*Kardeş tamemen yanliş;objektif olmayan bu bilgilerle lütfen insanları yanliş yönlendirme.Bi defa hangi islam ilmihaline bakarsan bak islamiyette *plan ;proje;çizim kesinlikle yasak değildir yasak olmamıştır.sadece insan suretinin resmedilmesi hoş karşılanmamıştır okadar.plan proje ve çizim yasaklanmasına gelince bu bilgiyi nerden elde ettiğini bilmiyorum ama tamamıyle bi gaf olmuş.nedenini sorarsan bikere islam dini bırak proje ve çizimi yasaklamayı sanata çizime *ve bilime insanları ezeliyetten beri teşvik etmiştir .Örnek verecek olursak Hz.Muhammed (S.A.V) hendek savaşı öncesinde sahabe ve kumandanlarını etrafına toplayıp hemen oracıkta toprağın uzerine çizmek suretiyle savaşın plan ve projesini çizip ashabına acıklamıştır.Son hak din olan islamiyetin peygamberi o şartlarda dahi plan ve projeyi insanlara sunarken siz nasıl olurda islam proje ,çizim ve bilimi yasaklar dersiniz.lütfen böyle gecersiz varsayımlarla insanları meşgul edip yanlış yönlendirmeyelim.
Madem konumuz evrim ve gozlem , affiniza siginarak buraya haberx den arakladigim bir *yaziyi copy past etmek istiyorum.Bilimin her gecen sure gozlemler ve arastirmalarla yeni yeni teorilere imza atdigini gostermek acisindan ilginc bence
*NTVMSNBC- İnsanoğlunun ağaçtan toprağa inerek iki ayağı üzerinde yürümeye geçişi, şimdiye dek evrim paradigmasının en önemli konularından biri olmuştu. İki ayağa geçiş, bir anlamda maymundan insana geçişte dönüm noktası sayılıyor. Yeni bir araştırma ise, iki ayağa geçişin aslında sanıldığı kadar da büyük bir adım olmadığını, ilkel insanın bunu tahmin edildiğinden çok daha kolay başardığını savunuyor.
Antwerp Üniversitesi uzmanları, insana yakınlığı itibariyle bonobo maymunlarını inceledi. İnsana en yakın tür olan bonobo maymunlarının anatomi olarak ilk insana benzeyebileceği düşünülüyor. Bu mantıkla bonobolar tüm maymun türleri arasında iki ayaklı hareketlere en yatkın tür. Uzmanlar, maymunları iki ay boyunca yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları gözlemledi. Maymunların yavaş yürüyüşten hızlı koşmaya kadar farklı hızlarda iki ayak üzerinde hareket edebildiğini tespit etti. Araştırmada maymunların tırmanmak ve ağaçta sallanmak için kullandığı kasların aynı zamanda koşmada da işe yaradığı ortaya çıktı.
YÜRÜME VE KOŞMA ARASINDAKİ FARK
Yürüme esnasında her adım atışta, kinetik enerji bir sonraki adım atışta potansiyel enerjiye dönüştürülerek, belli miktarda enerji tasarrufu yapılıyor. İki ayakta yürüyüş anatomisi gereği bir adım atışta, sonraki adımın da yarısı atılmış oluyor. Buna karşılık koşmada, potansiyel enerji adım atmadan önce tendonlarda ve kaslarda birikiyor, adım atışla kinetiğe dönüştürülerek harcanıyor.
KOŞMAK, YÜRÜMEKTEN DAHA NORMAL
Antwerp ekibi, bonoboların yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları eylemleri sırasında tükettikleri enerji miktarları hesapladı; ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Bonobolar yürüme adımları attıklarında dahi aslında koşma hareketi gibi enerji harcıyor. Bir diğer deyişle, yürüyor ve zıplıyor gibi gözükseler de, bonobolar aslında sadece koşuyor. Bilim ekibi başkanı Antwerp Üniversitesi uzmanı Evie Vereecke, bu sonucu şöyle yorumluyor; “Bonoboların koşmaya yatkınlığı gösteriyor ki, dört ayaktan iki ayağa geçiş sanıldığı gibi o kadar da zor olmamış olabilir. Belki de bu bir ‘geçiş’ de olmayabilir, zira bonobolar zaten koşuyorlar.”
Bilim insanları, maymunların koşma becerilerinin çok da şaşırtıcı olmadığını belirtiyor, zira ağaçlara tırmanan bir bedenin koşmayla özdeş zıplama hareketlerini yapması, örneğin, yürümeyle özdeş sağlam adım atmaya göre daha mantıklı. Çünkü, maymunlar ağaca yürür gibi değil koşar ritimde tırmanıyor.
İnsanların iki ayağa geçişinde iki tez var. Bir grup uzman insanların toprağa önce dört ayakla bastığını ve sonrasında da zamanla iki ayağa geçtiğini savunuyor. Buna karşıt tez ise, ağaca tırmanma ve sallanma hareketlerinin iki ayağa geçişe kolaylaştırdığını vurguluyor. Antwerp ekibinin araştırması ikinci tezi destekliyor.
Kaynak: Araştırma Journal of Experimental Biology dergisinde yayımlandı.
NedimYilmaz
28-07-2006, 19:30
Evrim ile ilgili araştırmalarıma biyolojik olarak devam edeyim. Memeli yavrularıyla, insan yavruları arasındaki anatomik benzerlikler gözüme ilişti.
1) Yuvarlak, şişkin biçimli üst kafamız. Büyük beynimizin yuvası. İnsansımaymunların ve maymunların embriyolarının üst kafatasları benzerdir, ama beyin vücudun geri kullanıma göre o kadar yavaş büyür ki erişkinlerde kafa kubbesi göreli olarak daha alçak ve küçük olur. Beynimiz şu anki boyutuna büyük olasılıkla, oldukça hızlı olan dölütsel büyümesini koruyarak ulaşmışlardı.
2) Çocuksu yüzümüz. Düz profil, küçük çene kemikleri ve dişler, çıkık olmayan kaç kemeri. İnsansımaymunların yavrularında aynı derecede küçük olan çeneler, kafatasının geri kalan kısımlarından daha hızlı büyür ve erişkinlerde belirgin bir ağız çıkıntısı oluşturur.
3) Foramen mangum.. Kafatasımızın alt kısmında yer alan ve içinden omuriliğin geçtiği delik. İnsanda omurilik boşluğu, çoğu memelinin embriyon aşamasında olduğu gibi, kafatasının altından aşağı doğru açılır. Kafatasımız belkemiğimizin tepesinde yer alır ve dik durduğumuzda yüzümüz ileri bakar. Diğer memelilerde, büyüme sırasında omurilik boşluğunun geriye kayarak arkaya doğru açılmasıyla, bu embriyonik konum değişir. Bu dört ayak üzerinde bir yaşam için uygundur, çünkü bu sayede kafa omurların önünde yer alır ve gözler ileriye yönelir. Sıkça insanlığın işaretleri olarak sayılan üç morfolojik özellik, büyük beynimiz, küçük çene kemiklerimiz ve dik duruşumuzdur. Çocukluk özelliklerinin korunması, bu özelliklerin her birinin evrimleşmesinde önemli rol oynamıştır.
4) Kafatası kemiklerinin birleşme yerlerindeki boşlukların geç kapanması ve iskelet sertleşmesinde yavaşlama olduğuna gösteren işaretler. Bebeklerimizin kafatasında büyük "bıngıldaklar" vardır ve kafatası kemiklerimizin arasındaki boşluklar, geç erişkinlik dönemine değin tüm olarak kapanmaz. Beynimiz bu sayede, doğum sonrasında genişlemesini sürdürebilir. (Diğer memelilerin çoğunda beyin doğumda neredeyse gelişimini tamamlamış ve kafatası bütünüyle sertleşmiştir.)
* *Bir primat anatomisi uzmanı şu gözlemlerde bulunmuştur: "İnsan, dölyatağında diğer bütün primatlara oranla daha büyük boyutlara ulaşsa da, verilerine sahip olduğumuz bütün insansımaymunlara ya da maymunlara göre çok daha zayıf bir iskelet doğar."
* *Uzun kemiklerin ve parmak uçlarının doğumda kıkırdak olması, insan özgüdür.
5) Kadınların dölyolunun karın yönünde doğrultusu. İnsan en rahat yüz yüze çiftleşebilir, çünkü yapıları buna uygundur. Memelilerin embriyonlarında da dölyatağının yönü ileriye doğrudur, ama erişkinlerde geriye doğru döner ve çiftleşmede erkekler dişilerin arkasına geçer.
6) Güçlü, diğer ayak parmaklarımızla aynı doğrultudaki ayak başparmağımız. Çoğu primatın ayak başparmağı başlangıçta bizimkiler gibi, diğer parmaklarla aynı doğrultudadır. Ancak etkili kavrama için giderek yana doğru açılır ve diğerleriyle dik açı yapar. Yürüme işlevinde ayağı daha güçlü kılan bir çocukluk özelliğinin korunması, dik duruşumuzu desteklemiştir.
* *Son olarak, gözlemlerimiz temel ilkesini ifade etmem gerekirse;
* *Bedensel gelişim açısından bakıldığında insan, cinsel olgunluğa erişmiş primat dölütüdür.
NedimYilmaz
28-09-2006, 22:59
Tek anlamadığım şey 4 Ayrı başlık altında "Bilimsel" Evrim Gerçeklerini yazdığım halde, dini savunup evrimi reddeden kişilerin neden [s:570c83c049]sustu ?[/s:570c83c049]
Neden bir kere de inanç olarka deil de, bilimsel açıdan yaklaşılmıyor ?
O çok güvenilen Harun Yahya denilen kişi ne denirse inanıyor. Örneğin çok popüler olan mutasyon olayı.. Sayın Harun Yahya mutasyanun iyi yönde olamayacağını söyler. Ve bunu bilimselliğe dayandırır. Peki soruyorum ona, Tarak otu nedir ? Tarak oyunun kökeni ile ilgili araştırmalardaki mutasyonlar neden gözardı edildi ?
----
Tek istediğim dini insanların biraz olaya bilimsel yaklaşmaları.. bakınız 4 tane koca başlık açtım Evrim Gözlemlerim I-II-III-IV diye ve daha da açacağım tamamı bilimsel ve tarihsel olmak üzere. Neden cevap verilmiyor ?
Ben cevabını biliyorum sanırım..
Çok fazla ilgisiziz bilime sanırım !
Ben Veteriner Hekimliğinde okumakta olan bir üniversite öğrencisiyim. Dolayısıyla hayvan kemikleri daima elimin altındadır, her merak ettiğimde araştırabiliyorum.
Geçen uygulama laboratuvarına girdim, hayvan kemikleri üzerinde araştırmalar yaptım. Önümde At, Sığır, Köpek kemikleri ve iskeletleri vardı..
Latince alıştığım için Dünya Bilim dili olan latince yazacağım. Şimdiden bu hayvan gruplarının latince ismini yazayım. *
Sınıflandırmaya göre benzer türler grup adları ile hitap edilirler.
At, Zebra, Eşek ve türleri: Equide
Sığır, İnek, Koyun, Keçi ve türleri: Ruminant
Kedi, Köpek ve türleri: Carnivor
----------------------------------------------
Şimdi ilk olarak Ruminant Coxae'si aldım elime. (Yani kalça kemiği)
Coxae üç bölümden oluşur, Os ilium, os ischii ve os pubicum olmak üzere. Bu bölümlerin tabanları ortak bir çukurlukta birleşiyor ve Acetabulum adı verilen yuvarlak bir zemin oluşturoyur. Acetabulum bizim için önemli nokta.
Kemiklerin alt kısımlarına Caput denir. Burada gözümüze çarpan ilk nokta bu üç bölümün caputlarının birleşmiş olduğudur. Yani Caputlar kaybolmamış, birbirlerine kaynaşmış. İlk aklıma gelen bu üç bölümün önceden üç ayrı kemik olduğu idi.
Bunu not ettim.
----------------------------------------------
Ardından Equide, *Carnivor Phalanxlarını aldım elime.(Yani ön ayak tarak kemikleri ve ayak kemikleri)
Şimdi, Equide tek tırnak üzerine basar, Ruminant 2 tırnak, Carnivor 4 tırnak.
Kemikleri inceliyorum. Carnivordan başladım.. Normalde 5 kemik var.. Şaşırtıcı.. Oysa Carnivor türü 4 tırnak üzerine basar. 5. ayak kemiği yandan gelişmemiş. Geriye doğru çekilmiş. Yani bu kemik olmasına rağmen hayvan kullanmıyor.
Ardından Equide. Equide türünün metakarpal kemiği (ön ayak kemiğinde) 5 bölüme ayrılır;
Os Metacarpale I
Os Metacarpale II
Os Metacarpale III
Os Metacarpale IV
Os Metacarpale V
şeklinde. Yani normal olarak 5 tırnak üzerinde yürümesi lazım. Oysa Equide tek tırnak üzerinde yürür. Bunu bir ata, eşeğin ayağına bakarak kolayca anlayabiliriz. *Anatomik olarak bakılacak olursa, 5 tırnaktan sadece ortadakinin üzerinde yürür. Yani Os Metacarpale III den gelişen tırnaktan. Ama metacarpal kemikler 5 tanedir ? Neden tek tırnak üzerinde yürüyor ? Bakıyorum diğerleri gelişmemiş, Os Metacarpale II, Os Metacarpale III ile birleşmiş diğerleri olan I, IV, V ise kaybolmuş (yani çok az olacak şekilde gelişmiş).
Bunu da not ettim.
----------------------------------------------
Ardından Fakültenin Anatomisti Prof. Dr. Hasan Hüseyin Arı'nın yanına gittim. Bu notlarımı sundum. Okudu. Doğru tespitler yaptığımı söyledi ve dedi ki;
"Os ilium çok önceden ayrı bir kemikti.
Os ischii çok önceden ayrı bir kemikti.
Os pubicum çok önceden ayrı bir kemikti.
Bu yüzden Caputları kaynaşmış olarak görmek çok doğal".
**
1. notumdan çıkarılacak sonuç "evrim" di. Kemikler zamanla değişerek yeni kemikleri oluşturmuşlardı.
**
Sayın Prof. Dr. Hasan Hüseyin Arı devam etti;
" Hayvan metabolizmaları mükemmelliğe göre hareket ederler. Kendileri için hangisi mükemmel ise o şekle bürünme isteği içindedir hücre. Senin buldukların da buna bir kanıttır esasında.
Equide tek tırnak üzerinde koşmaya daha müsaittir. böylece daha hızlı koşabilirler.
Ruminant 2 tırnak üzerinde çimlik alanlarda daha sabit durur.
Carnivor türünün çok tırnaklı olması gerekir. Çünkü bu tür etçildir, etçil olan bir türün daha çok tırnağının olması gerekir. İşte bu yüzden 4 tırnak vardır."
Soru sordum:
"Peki ama bu türün atalarında 5 metakarpal çıkış var ? Yani 5 tırnaklı ? Neden şimdi böyle bir değişiklik içindeler ?"
Sayın Arı'nın verdiği cevap tek kelime;
Evrim..
Bu da benim bilimsel araştırmalarımdan ufak bir kesit evrim adına..
Daha o kadar çok kanıt var ki... Karaciğer benzerliklerinden hücre yapılarına kadar.. Görmesem tabiki inanmayacaktım, çünkü kolay olan bu. Ama görünce işler değişiyor.
İşte bu yüzden bugün tüm dünyada evrim bilimsem bir gerçek. Ve üniversitelerde okutuluyorlar..
Araştırma ödevi ararken aniden bu sarf ettiğin yazıları okuma talihsizliğine eriştim,
ilk sorum :Sayın Hasan Hüseyin ARI prof. mu dur? yrd.doç mu?
2. sorum ise sizin hiç bir bilimsel niteliği olmayan EVRİM denen saçmalık ile Sevgili hocamı zan altında bırakma cesaretini nerden bulduğunuzdur?
3.Şundanda eminim ki sizn ile inanın bu mesleği paylaşacağımdan dolayı üzüntü duyuyorum
EVRİM YOKTUR EYER OLSA İDİ KARINCALAR SEFALETTEN BIKIP BOYLARINI UZATIRLARDI :))))
deli_cevat
16-12-2006, 00:12
yaw kardeşim kendinize bakıp ibret alın Allah var olsa sizin gibi abidik kubidig şeyler yaratırmıydı
yenidendogus
16-12-2006, 00:21
2. sorum ise sizin hiç bir bilimsel niteliği olmayan EVRİM denen saçmalık ile Sevgili hocamı zan altında bırakma cesaretini nerden bulduğunuzdur?
Gerçekler feci acıtmış :D *:D
NedimYilmaz
17-12-2006, 14:55
Sayın heleBak;
1) Haklısınız Prof. Dr. olarak yazdığım ünvan, Doç. olacaktır. Affınıza sığınarak yanlış yazdığımı belirtmek isterim.
Sorum ise sizin hiç bir bilimsel niteliği olmayan EVRİM denen saçmalık ile Sevgili hocamı zan altında bırakma cesaretini nerden bulduğunuzdur?
2) Sayın Arı ile bir çok görüşmem oldu. Hocamın inançlı olduğu kesin bir olay. Onun tartışmasını yapacak değilim. Fakat aynı ölçüde evrimin gerçek olduğunu da söylüyor. Asla "Evrim safsatadır, bilimsel bir değeri yoktur" gibi bir yaklaşım içine girmemiştir.
Hatta bir keresinde ilk insana dair bi soru sorduğumda
"İnsanlar değişim içerisindedir. Ve canlı hücreler daima değişir. İnsan da değişmiştir. Ben bu değişim formunu Adem ve Havva olarak görüyorum"
dediğini adım gibi hatırlıyorum.
Yeri geldiğinde Kur'an dan örnekler de verdir, yeri geldiğinde Darwin'in haklılıklarına değinir.
Ben kimsenin avukatı değilim ama ,hocamı bir tarafa çekmek son derece yanlıştır.
Şundanda eminim ki sizn ile inanın bu mesleği paylaşacağımdan dolayı üzüntü duyuyorum
Bu nefretin sebebini anlayamadım, fakat ben her türlü insan gibi mesleğimle gurur duyuyorum. Birisinin düşünceleri ve araştırmaları (iyi ya da kötü olsun) mesleği karalayamaz ve beni üzüntü içinde bırakamaz.
İnsanların görüşleri karşısında nefret duygusuna kapılanlara duyrulur.
burcu_islam
17-12-2006, 15:12
yaw kardeşim kendinize bakıp ibret alın Allah var olsa sizin gibi abidik kubidig şeyler yaratırmıydı
hangi abudik kubidik sey bu.ne anlatmak ıstedıgını anlayamadım deli cevat.acar mısın
deli_cevat
17-12-2006, 20:22
burcu kardeş benim niyetim sıradan müslümanlara laf etmek değil ama bazı sazanlar oluyo ipini koparan cümle kurmaya çalışıyo bunlarla mücadele etmenin yollarından biriside bu tip insanları rencide etmek ve bende bunu yapıyorum bayaa da işe yarıyo şimdi abidig kubidikin tanımı yok bilakis bu laf tanımsız olanlar için sarf edilir