05-08-2006, 10:00
Sevgili arkadaşlar,
Gitme zamanı geldi. Neden? İki neden söyleyeceğim...
1.
Benim bu sitedeki amacım "din", "evrim" veya bilimsel bir konuda chat yapmak değil. Eğer bu site "dinlerden özgürlüğü" savunanların sitesi ise ve ben de dinlerden özgürlüğü savunuyorsam bir ortak paydamız var ve bu payda etrafında yürüyebiliriz düşüncesiyle burada bulunuyorum.
Eğer burada din konusunda bir kaç kelime söylüyorsak bunun tek amacı Selim50 abimizin çok iyi tarif ettiği gibi insanların "din hapishanesinden" çıkmasına yardımcı olmaktır. Sorogren örneğin, bana göre hapiste bir tutukludur. Hatta ve hatta hücre cezası alıp hücresine tıkılmış, risale-i nur ile sürekli çin işkencesi altında yaşayan bir tutukludur. Bir tutsak ile uğraşırken bir de başlık kapatma sevdasına yakalanmış yönetici müsveddesi çıktı karşımıza...
Uzun bir süredir "yöneticilik" vasfı ile çalışıyorum. Yöneticilik konusunda oldukça deneyimli olduğumu söyleyebilirim. Bir yöneticinin aşağıdaki fıkrayı bilmesinde fayda olduğu düşüncesindeyim:
Vücudun organları kendilerine bir yönetici seçecekmiş. Beyin en akıllınız benim, yöneticiniz ben olmalıyım demiş. Kalp ben size kan pompalıyorum ben olmazsam hepiniz ölürsünüz, ben yönetici olmalıyım demiş. xxxxxxxxxx artık tüm yöneticiler de xxxtür. (Küfürler tarafımdan silinmiştir. Cem)
İş dünyası bu olayın farkına varmış ve göt yöneticilerin verimsiz olduklarını anlamışlar ki, yöneticiliğe alternatif olarak "koçluk" kavramını geliştirmiş. Nedir koçluk? Koçluk en basit anlamıyla şudur:
Benim amacım belli, adamı özgürlüğüne kavuşturmak. Ben işimi yaparken kendimi izleyemiyorum ama sen izleyebiliyorsun. Benim eksik yaptığım veya yapamayıp başarısız olduğum bir nokta veya işimi daha iyi yapabileceğim bir yol görmüşsen beni bundan haberdar et ki daha başarılı daha verimli olabileyim.
Daha iyi bir tanım için internetten yararlanabilirsiniz :)
Müsadenizle, bu fıkradan sonra artık, yöneticilik yerine "koçluk" terimini kullanayım :)
2.
(Burada yazdıklarım, kesinlikle kişisel değildir ve Psikokemoterapi ile hiç mi hiç ilgili değildir. Açıkça söylemek gerekirse, Psikokemoterapi'nin yazılarını da pek takip etmiyordum... daha önemli vakalar varken gerek de duymadım :) )
"Dinlerden özgürlüğün" koşulu "dinlerden özgürlüktür". Çok basit gibi gözükse bile zor bir iştir ve özen göstermek gerekir. Eğer bu sözünüzde/savınızda samimi iseniz, "dinlerden özgürlük" tarafınızı belirler ve o yönde ilerlersiniz. Taraf iseniz taraflığınızın bilinci içinde olacaksınız ve yürüyüşünüzü ciddiye alacaksınız. Din bir inanç meselesi değil, bir özgürlük/tutsaklık meselesidir.
"...Dinlerden bağımsız olan bu sitede ilk olarak bir Bahai, yada bir dine bağlı olan kişi yönetici yapılıyor. Bu aslında bizleri saçma sapan şeylerle suçlayanlara da verilmiş bir cevaptır. İnsanı, bilimi, laik, demokratik, çağdaş değerleri ön planda tutan, adil, olgun ve düzeyli bir tutum alan herkesin sitede görev alabileceği anlamına gelir bu. " demiş.
Sargon kim sizi ne ile suçluyor bilemiyorum ama biri sizi birşeyle suçluyor diye suçlamanın yanlış olmadığını göstermek için böyle bir çabaya girmenin nedeni ne?
Burası "dinlere hoşgörü" sitesi olsa idi, yukarıda söylediklerine katılırdım ama burası, dinlere karşı özgürlüğünü ilan etmiş ve gerçekleri söylemek adına hayatını ortaya koyabilmiş bir insanın adının verildiği ve "dinlerden özgürlük" savında olan bir sitedir ve bu sitede dini anlayışta birinin "koçluk" yapması komiktir.
Mesele koçluk yapmak ise, liop, panteidar ve sodomo başta olmak üzere pek çok arkadaşımızın koçluk yapabilecek tecrübe ve anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum.
Veda etme zamanı geldi,...
Marks "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" demiş ama inanıyorum ki, elinde yeterince veri olsaydı sanırım değişimin kendisi bile değişiyor derdi . Örneğin, internet sayesinde insan arzu ettiği bilgiye kolaylıkla ve anında ulaşabiliyor. bu olanakların insana yaptığı katkı elbette o oranda fazla oluyor ve bu da değişimin niteliğini hızını vs değiştiriyor.
Bu site sayesinde, çok değerli insanlarla karşılaştım. Sizlerin yaşam ve felsefe pınarından beslendiğimi düşünüyorum. Tekamül ve inkişafımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Beni aydınlattınız. Umarım bana harcadığınız emekler boşa gitmez ben de başkalarına bu aydınlığı yansıtabilirim.
Bu sitede yazdıklarımı inanarak ve hissederek yazdım. Bu duygusallık içinde bazı arkadaşları kırmış olabilir, şahsen tanımadığım insanlara 40 yıllık dostummuş gibi teklifsiz davranmış, en can alıcı cümleleri içimden geldiğince ve tüm çarpıcılığı ve abartmalarıyla söylemiş olabilirim.
Hiç kimseyi rencide etmek, hiçkimseyi kırmak amacında değildim ve arkadaşlardan bu yönde intibaa oluştuğu uyarısı aldığım zaman da bu kişilerden özür diledim. Özür dilerken de tüm samimiyetimle diledim. Bu samimiyetimin bir ifadesi olarak, bu arkadaşlardan tekrar tüm kalbimle özür diliyorum.
Lütfen zaman zaman yaptığım sert çıkışları, sert tavırları size kişiliğinize karşı yapılmış larak değerlendirmeyin. Çoğu zaman karşımdakini kışkırtarak düşünce kalıbının dışarısına çıkmasını sağlama amacındaydım.
İnsanız; evrimimizin çok erken aşamalarındayız ve elbette insan olmanın tüm gerekliliklerini yerine getiremediğimiz gibi, kişisel zaafiyetler de sergiliyoruz.
Tüm bunlar için herkesten tekrar tüm samimiyetimle özür diliyorum...
Gitme zamanı geldi. Neden? İki neden söyleyeceğim...
1.
Benim bu sitedeki amacım "din", "evrim" veya bilimsel bir konuda chat yapmak değil. Eğer bu site "dinlerden özgürlüğü" savunanların sitesi ise ve ben de dinlerden özgürlüğü savunuyorsam bir ortak paydamız var ve bu payda etrafında yürüyebiliriz düşüncesiyle burada bulunuyorum.
Eğer burada din konusunda bir kaç kelime söylüyorsak bunun tek amacı Selim50 abimizin çok iyi tarif ettiği gibi insanların "din hapishanesinden" çıkmasına yardımcı olmaktır. Sorogren örneğin, bana göre hapiste bir tutukludur. Hatta ve hatta hücre cezası alıp hücresine tıkılmış, risale-i nur ile sürekli çin işkencesi altında yaşayan bir tutukludur. Bir tutsak ile uğraşırken bir de başlık kapatma sevdasına yakalanmış yönetici müsveddesi çıktı karşımıza...
Uzun bir süredir "yöneticilik" vasfı ile çalışıyorum. Yöneticilik konusunda oldukça deneyimli olduğumu söyleyebilirim. Bir yöneticinin aşağıdaki fıkrayı bilmesinde fayda olduğu düşüncesindeyim:
Vücudun organları kendilerine bir yönetici seçecekmiş. Beyin en akıllınız benim, yöneticiniz ben olmalıyım demiş. Kalp ben size kan pompalıyorum ben olmazsam hepiniz ölürsünüz, ben yönetici olmalıyım demiş. xxxxxxxxxx artık tüm yöneticiler de xxxtür. (Küfürler tarafımdan silinmiştir. Cem)
İş dünyası bu olayın farkına varmış ve göt yöneticilerin verimsiz olduklarını anlamışlar ki, yöneticiliğe alternatif olarak "koçluk" kavramını geliştirmiş. Nedir koçluk? Koçluk en basit anlamıyla şudur:
Benim amacım belli, adamı özgürlüğüne kavuşturmak. Ben işimi yaparken kendimi izleyemiyorum ama sen izleyebiliyorsun. Benim eksik yaptığım veya yapamayıp başarısız olduğum bir nokta veya işimi daha iyi yapabileceğim bir yol görmüşsen beni bundan haberdar et ki daha başarılı daha verimli olabileyim.
Daha iyi bir tanım için internetten yararlanabilirsiniz :)
Müsadenizle, bu fıkradan sonra artık, yöneticilik yerine "koçluk" terimini kullanayım :)
2.
(Burada yazdıklarım, kesinlikle kişisel değildir ve Psikokemoterapi ile hiç mi hiç ilgili değildir. Açıkça söylemek gerekirse, Psikokemoterapi'nin yazılarını da pek takip etmiyordum... daha önemli vakalar varken gerek de duymadım :) )
"Dinlerden özgürlüğün" koşulu "dinlerden özgürlüktür". Çok basit gibi gözükse bile zor bir iştir ve özen göstermek gerekir. Eğer bu sözünüzde/savınızda samimi iseniz, "dinlerden özgürlük" tarafınızı belirler ve o yönde ilerlersiniz. Taraf iseniz taraflığınızın bilinci içinde olacaksınız ve yürüyüşünüzü ciddiye alacaksınız. Din bir inanç meselesi değil, bir özgürlük/tutsaklık meselesidir.
"...Dinlerden bağımsız olan bu sitede ilk olarak bir Bahai, yada bir dine bağlı olan kişi yönetici yapılıyor. Bu aslında bizleri saçma sapan şeylerle suçlayanlara da verilmiş bir cevaptır. İnsanı, bilimi, laik, demokratik, çağdaş değerleri ön planda tutan, adil, olgun ve düzeyli bir tutum alan herkesin sitede görev alabileceği anlamına gelir bu. " demiş.
Sargon kim sizi ne ile suçluyor bilemiyorum ama biri sizi birşeyle suçluyor diye suçlamanın yanlış olmadığını göstermek için böyle bir çabaya girmenin nedeni ne?
Burası "dinlere hoşgörü" sitesi olsa idi, yukarıda söylediklerine katılırdım ama burası, dinlere karşı özgürlüğünü ilan etmiş ve gerçekleri söylemek adına hayatını ortaya koyabilmiş bir insanın adının verildiği ve "dinlerden özgürlük" savında olan bir sitedir ve bu sitede dini anlayışta birinin "koçluk" yapması komiktir.
Mesele koçluk yapmak ise, liop, panteidar ve sodomo başta olmak üzere pek çok arkadaşımızın koçluk yapabilecek tecrübe ve anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum.
Veda etme zamanı geldi,...
Marks "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" demiş ama inanıyorum ki, elinde yeterince veri olsaydı sanırım değişimin kendisi bile değişiyor derdi . Örneğin, internet sayesinde insan arzu ettiği bilgiye kolaylıkla ve anında ulaşabiliyor. bu olanakların insana yaptığı katkı elbette o oranda fazla oluyor ve bu da değişimin niteliğini hızını vs değiştiriyor.
Bu site sayesinde, çok değerli insanlarla karşılaştım. Sizlerin yaşam ve felsefe pınarından beslendiğimi düşünüyorum. Tekamül ve inkişafımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Beni aydınlattınız. Umarım bana harcadığınız emekler boşa gitmez ben de başkalarına bu aydınlığı yansıtabilirim.
Bu sitede yazdıklarımı inanarak ve hissederek yazdım. Bu duygusallık içinde bazı arkadaşları kırmış olabilir, şahsen tanımadığım insanlara 40 yıllık dostummuş gibi teklifsiz davranmış, en can alıcı cümleleri içimden geldiğince ve tüm çarpıcılığı ve abartmalarıyla söylemiş olabilirim.
Hiç kimseyi rencide etmek, hiçkimseyi kırmak amacında değildim ve arkadaşlardan bu yönde intibaa oluştuğu uyarısı aldığım zaman da bu kişilerden özür diledim. Özür dilerken de tüm samimiyetimle diledim. Bu samimiyetimin bir ifadesi olarak, bu arkadaşlardan tekrar tüm kalbimle özür diliyorum.
Lütfen zaman zaman yaptığım sert çıkışları, sert tavırları size kişiliğinize karşı yapılmış larak değerlendirmeyin. Çoğu zaman karşımdakini kışkırtarak düşünce kalıbının dışarısına çıkmasını sağlama amacındaydım.
İnsanız; evrimimizin çok erken aşamalarındayız ve elbette insan olmanın tüm gerekliliklerini yerine getiremediğimiz gibi, kişisel zaafiyetler de sergiliyoruz.
Tüm bunlar için herkesten tekrar tüm samimiyetimle özür diliyorum...