Orijinalini görmek için tıklayınız : Bedevilerin savaşa zorlanması
quixsoul
19-01-2005, 10:47
FETIH SURESI:
16. Bedevilerden, geri bırakılmış olanlara de ki: "Siz yakında çok zorlu savaş veren bir kavimle çarpışmaya çağrılacaksınız. Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."
17. Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah''a ve resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır.
Bedeviler açıkça savaşa çağrılıyor ve savaşmazlarsa tehdit ediliyor.Tarih bilmesek bile bir dönem insanların nasıl müslümanlaştıklarının bir göstergesi bu.
Oysa kuşku bırakmayan aynı sözde yaratıcı zümerde iyi bir hava sergilemiş:
ZÜMER-41.Kuşkusuz, bu Kitap''ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.
Merhaba quixsoul
Bu mealin kaynagini verebilirmisin.Cunki diyanetin mealiyle arasinda farkliliklar var.Bu nedenle kaynagi sordum.
16 – O gazaya katılmayıp geri kalan bedevilere de ki:
“Siz yakında çok kuvvetli ve savaşçı bir milletle savaşmaya dâvet edileceksiniz.
Onlar teslim olup boyun eğinceye kadar onlarla savaşacaksınız.
Eğer bu sefer itaat ederseniz Allah sizi pek güzel bir şekilde ödüllendirir.
Ama daha önce yaptığınız gibi arkanızı döner, cihaddan kaçarsanız, O, size gayet acı bir azap verir.”
Bu âyetteki çok güçlü millet Farslar ile Bizanslılar olup onlarla yapılacak savaşlara gaybî işaret edilmektedir. Onlarla boyun eğinceye kadar savaşılır. Âyetteki “yüslimûn” kelime mânasıyla “inkiyad etme, teslim olma” diye tefsir edilir. Eğer “çok kuvvetli millet”ten Sakif, Hevazin gibi müşrikler kasdedilirse onlar hakkında “İslâm’a girinceye kadar” diye anlaşılır.
Kur''an-ı Kerim Meâli
Prof.Dr. Suat Yıldırım
Merhaba Quicksoul,
Ayetleri Kuran’ın genel mantığından ve konunun akışından koparmadan okumak çok önemli. Daha önce sana Kuran ayetleriyle söylediğim gibi İslam’da savaş ancak savunma amaçlı olur, yoksa sana saldırmayan, savunmasız insanlara savaş ilan etmek diye bir şey söz konusu değildir.
Burada bahsettiğin ayetlere gelince, söz edilen savaşı yine Kuran’da belirtilen sınırlar içerisinde düşünülmesi gerekir. Aynı suresinin 9. ayetinde peygambere iman edenlerin onu savunup destek olmaları istenmektedir.
Burada bedevileri Peygambere destek olamaya ve onu savunmaya çağrılmaktadır. Fakat onlar bu saldırıya karşı peygamberi savunmak ve ona destek olmak yerine geri kalmayı seçmektedirler. Oysa Müslüman olmaları bir saldırı olduğunda kaçmayı değil, peygamberi desteklemeyi emredir. Burada Müslümanlaştırmak söz konusu değildir. Zaten bu insanlar peygambere daha önce biat etmiş insanlardır. Fakat daha sonra bu inançlarında zayıflık gösterip savaştan kaçmışlardır.
Selamlar
Ella, öncelikle Kurban Bayramını kutlarım
Merhaba Quicksoul,
Burada bedevileri Peygambere destek olamaya ve onu savunmaya çağrılmaktadır.
Bahsedileninin bir savunma savaşı olduğu sonucuna nereden vardın Ella? Böyle bir ibare var mı o surede?
Ayrıca Muhammedin yaşamı boyunca 29 savaş, 40 civarında da baskın-çatışma yaptığı biliniyor. Bunların çoğunluğu savunma değil, saldırı savaşıdır. Örneğin Bedir Savaşı, Şam''dan dönen Mekke müşriklerinin ticaret kervanına Müslümanların düzenlediği çete saldırısı ile başlamıştır.
Örneğin Baht-i Nahle saldırısı, Muhammedin sonradan ödüllendirdiği hatta hakkında Bakara Suresine ayetler yazdığı Abdullah Bin Cahş''ın 8-10 kişiyle birlikte , silahsız müşriklere saldırması ve cinayet işlemesi olayıdır.
Keza, Beni Nadir ve Beni Mustalık ve Hayber savaşları da Muhammedin, tam anlamıyla saldırganlık gösterileridir. Amacı, dinini yaymak, karşıtlarını sindirmek, elde edeceği ganimet ve esirlerle hem kendisini hem de taraftarlarını zenginleştirmek ve böylece daha da güçlenmektir.
Zaten Muhammedin taraftarı yaklaşık 10 yıllık Mekke döneminde sadece 80-100 arasında tahmin edilirken, Medine döneminden itibaren sayısının hızlı şekilde artmasının en büyük nedeninin yaptığı çete saldırıları ile ganimetler elde etmesi, bunların %20 sini kendisine ayırıp kalanını askerlerine dağıtması olduğu biliniyor. Bu şekilde maddi mükafat dağıtması sayesindedir ki taraftarı hızla çoğalmaya başlamaştır.
Muhammed’in yapmadığı zulüm kalmamıştır. Kurnazdır. Akıllıdır. Hilebazdır. Ahlaksızdır. Yalancıdır. Acımasızdır. Kana susamıştır. Hayduttur. Kendini üstün ve mükemmel bir insan olarak lanse etmesini çok iyi bilmiştir. Bir bakıma da öyledir. Hemen bütün cihadları başlatan Müslüman’lar olmuştur. Hem Muhammed zamanında, hem de ondan sonra ve Batı güçlenene kadar. Batı güçlendikten sonra onu emperyalist olmakla suçlamıştır. Asıl emperyalist olan İslam’dır. İslam’ın emperyalist idealleri vardır ve bu dine asla müsamaha edilmemelidir. Bunun da tek yolu laik yasaları eşit olarak uygulamak ve İslam’ı halka indirmektir. Devlete ve siyasete katılmasına asla izin vermemek, buna teşebbüs edenler şiddetle cezalandırılmaktır.
HACI
Kurnazdır. Akıllıdır. Hilebazdır. Ahlaksızdır. Yalancıdır. Acımasızdır. Kana susamıştır. Hayduttur.
az söylemişin haci abim o gelmiş geçmiş en zeki adamdır o kadar zekidir ki allahı sayesinde arabistanda ne kadar karı kız varsa götürmüş,zengin olmuş,ailesine iyi bakıp devletin en yüksek makamlarına yerleştirmiş,karısının kenidisini boynuzlamasını(olabilirde olmayabilirde) ört bas etmiş,nerdeyse ayağına batan dikeni kuranda kafir ilan edecek kadar gözü dönmüş,sübyancı,hurma yiye yiye azmış,arap faşisti..vb..vb
Kısacası o çok büyük bir adamdır o kadar büyüktür ki çöl yerinde bir çobanken bugün bile hala milyarlar tarafından büyük bir sevgiyle anılıyor ya artık böylesine ne denir?Keşke onun kadar zeki olabilsek.
Onun hakkında çok şey yazılabilir ama yazmak için onun kadar zeki olmak gerekir.
BÜYÜKSÜN MUHAMMED BİR O KADARDA HİÇSİN
quixsoul
24-01-2005, 20:13
Yeni merhaba.Meal in kaynağı yaşar nuri.Diğerleri elimde yok.
Ahmet arkadaşın yazdığı tefsir benim kuran yorumlama anlayışıma ters.Kuranın en iyi anlaşılması yönlendirme olmadan araya tarih ve hadisleri karıştırmadan yorumlanmalıdır.(bence)
1-Savaşın bizans yada farklı ırklara karşı yapıldığına dair bilgi yok
2-Diyelimki müslümanlığı hedef alan bir topluma karşı bir savaşa çağrı var.Peki bu insanların savaşa zorlanmasını durumu yumuşatıyormu ? Gücü her şeye yaratıcı burada çelişki yaratmış.Bunu göremeyen göz değil inancın ve şartlanmanın fazlalığıdır.
Ahmet arkadaşın aktardığı devam eden açıklama gayet doğru.Her halükarda ilkokul mezunu olan bir insan bile burada bedevilerin savaşa zorlandığını açıkça anlar.
Kuranın en iyi anlaşılması yönlendirme olmadan araya tarih ve hadisleri karıştırmadan yorumlanmalıdır.(bence)
Bencede.Bu konuda haklisin.Kuran meali mutlaka tarafsiz dil bilimcileri tarafindan yapilmalidir.Nitekim mealler arasinda ciddi farkliliklar olusuyor.Kimin meali dogru?
Savas konusunda ise Ella''nin dedigi gibi bu savas eger savunma amacli bir savas ise bedevilerin savasa cagirilmasi gayet normaldir.Nitekim gunumuzde birakin savasmayi savasa hazirliktan(askerlik gorevi) dahi kacarsaniz kanunen suclusunuz.Ben boyle goruyorum[/quote]
quixsoul
25-01-2005, 19:16
Valla Allah bir savaş komutanı yada politik lider olsa dediğin doğruda biz tüm insanların ulu yaratıcısından bahsediyoruz.İnsanların ayırımcılık kavramlarına yaratıcının kendini bu kadar fazla kaptırması ve ciddiye alması bana gerçekçi gelmiyor.
2 örnek ayet verdim.Çünkü iki ayet beni inandıramayan ayetler.İğreti hayatında sadece kendinden sorumlu bir insanın tüm dünyanın müslüman olması için gayret göstermesini ben mantıklı bulmuyorum.
Arkadaşlar İslamın barış dini olduğunu söyleyebilmek için Turan Dursun''un deyimi ile ''''Aklı iman torbasına koymak gerekir''''.İslamda CİHAD diye başlı başına bir konu vardır ki akıllara seza.Nedemek bu:
Bütün yeryüzü islam olana kadar onlarla savaşmak her müslümana farz kılınmıştır.Şimdi bir müslüman çıkıpta İslamda Cihad yoktur diyebilirmi.Bunu diyen insan İslamı bilmiyor demektir.Yada kasıtlı olarak konuyu çarpıtmaya çalışıyordur.Bunun aksini savunan islamcılar Dinde zorlama yoktur ve ya senin dinin sana benim dinim bana yahut da ey Muhammed sen şüphesiz uyarmak için gönderildin vs.örnekleri İslamın barış dini olduğu yönünde bir takım iddiaları desteklemek için kullanıyorlar.Ancak bütün bu ayetler kılıç ayeti ile nesh edilmiştir.Yani yürürlülükten kaldırılmıştır.Hiç bir hükümleri yoktur.Hukukta buna butlanla malüldür denir.Bir ayetin nesh edilmesi demek,onun hükümlerinin yeni gelen ayetle kaldırılması demektir.Kuranda bu şekilde nesh edilmiş 250 ayet bulunduğunu söyleyen müellifler vardır.Miktar tartışmalıda olsa sonuçta Kuranda Nasih ve Mensuh olayı vardır.Yani tanrı önce bir ayet gönderiyor,sonra her ne sebple olursa olsun bu ayetin tam tersi hükümler doğuracak başka bir ayet gönderiyor.Yani tanrı görüş değiştiriyor.Önceki söylediğinden vaz geçiyor.Böyle bir tanrı olabilirmi.Yanılan tanrı,görüş değiştiren tanrı olabilirmi.Biz akla vurduğumuzda böyle bir şey olamaz diyoruz.Ama din inanırları her şeyi koşulsuz olarak kabul ettiklerinden hikmetinden sual olunmayan tanrılarının görüş değiştirmesinide sineye çekmek zorunda kalırlar.Çünkü onlar baştan beri var olan akıllarıyla tanrıyı kavrayamayacaklarını peşinen kabul etmişler.Oysa var olduğunu savundukları tanrı bile ne istediğini bilmiyor gibidir.Önce yahudiliği göndermiş,sonra onun devamı niteliğinde hiristiyanlık ve ardın İslam.Bu üçünün aynı şeyin devamı olduğunu söylemek mümkün değildir.Doğru benzer noktalar çoktur.Ama bu üç dinin aynı şeyler olduğunu söylemekte mümkün değildir.Öyleyse Aynı tanrı üç farklı din göndererek zaman içinde düşüncelerininde farklılaştığını kabul etmiş demektir.Ben böyle bir tanrıya tapmayı reddederim.
quixsoul
01-02-2005, 19:12
Kuranın sürekli güncellendiğini bilmiyordum.Kaynak yada yeteri kadar geniş bilgi verebilirmisin ?
Önce yahudiliği göndermiş,sonra onun devamı niteliğinde hiristiyanlık ve ardın İslam.Bu üçünün aynı şeyin devamı olduğunu söylemek mümkün değildir.Doğru benzer noktalar çoktur.Ama bu üç dinin aynı şeyler olduğunu söylemekte mümkün değildir.Öyleyse Aynı tanrı üç farklı din göndererek zaman içinde düşüncelerininde farklılaştığını kabul etmiş demektir.
Ayrıca,
Düşüncelerin değiştiği konusunda emin değilim çünkü hristiyanlığın ve museviliğin insanların çıkar uğruna değiştirdiklerini varsayıyoruz.Lakin böyle varsaysak bile o zaman "tanrının değişikliğe dur diyememesi" gibi bir çelişki doğar.Eğer bilerek değişikliğie dur dememişse o zaman islamda değiştirilemeyeceğine dair büyük iddialarda bulunması hiç bir mantığa sığmaz.
Ben her üç dine ait insanlarda bir farklılık göremiyorum.Hepsi dinlerine ait olmalarını, büyük ayrıcalık olarak görüyorlar.Halbuki hepsinin inancı çevre koşullarından dolayı henüz yeşilken hapsolmuş.Yıkanmış ve kalıplaşmış.