PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ZAMAN


19-01-2005, 20:23
Kucuk bir matematik hesabi.

Turkiyede erkeklerin ortalama yasam suresi 62 yil.(Yanlis biliyorsam duzeltin lutfen)

Eger 20 yasinda iseniz 42 sene omrunuz kaldi.Yani 1963''ten bu yana gecen sure kadar.

Eger 35 yasinda iseniz 27 sene omrunuz kaldi.Yani 12 eylulden bu yana gecen surenin iki sene fazlasi.

Eger 51 yasinda iseniz 11 sene omrunuz kaldi.Yani 94 dunya kupasindan bu yana gecen sure kadar.

Moralinizi bozmak icin yazmadim bunlari.Hayat gercekten kisa ve zaman cok cabuk geciyor.Onumuzde kalan kisa zamani en guzel sekilde degerlendirelim.Cok gec olmadan.

ella
20-01-2005, 03:43
Merhaba Yeni,
Hatırlatıcı ve düşündürücü bir yazı olmuş. Ben de bir düzeltme ve bir ilave yapmak istiyorum. Türkiye’de erkeklerin ortala ömrü 68 yıl.
Bir makale okumuştum. Son bilimsel gelişmelerle, özellikle gen terapisi ve yeni tedavi yöntemleri sayesinde insanların ömrünün daha da uzayacağını anlatıyordu. Makaleye göre şu anda 30 lu yaşlarda olan insanlar 120li yaşları çok rahatlıkla geçebileceği öngörülüyor. Özellikle önümüzdeki 20 yıl içinde gen tedavisi konusunda çok iyi gelişmeler bekleniyor. Bunlar gerçekleşmese bile sağlıklı beslenem ve sporla çok daha yaşam kalitesi yüksek ve uzun bir ömür sürülebilir.
Fakat 62 değil 262 yıl yaşasan da sonuçta herkes ölecektir. Tarih boyunca yaşamış milyarlarca insan ölmüş. Biz de bir gün öleceğiz.
Cenazelerde tabutlara sarılı yeşil örtünün üstünde Arapça bir ayet yazar. “ Kullü nefsin zaikatül mevti” “ Her nefis mutlaka ölümü tadıcıdır”. Bir cenaze gördüğümde bu yazıyı okuduğumda ben de hayatın ne kadar kısa olduğunu hatırlıyorum. Hayatımız için hep planlar yapıyoruz. Bunların hiç birinin gerçekleşme ihtimali kesin değildir. Ben bu yazıyı bitirip gönderip göndermeyeceğim bile kesin değildir. Fakat hayatımda kesin olan şey ise ayette ifade edildiği gibi ölümü tatmaktır.
Onun için zamanı iyi değerlendirip, bize verilen bu ömrü güzel geçirmemiz en doğrusu olacak. Sonuçta ikinci bir şansımız olmayacak.
Selamlar.

Russell
21-01-2005, 02:11
1.Yeni bu cafeye asılacak bir konuydu ama iyi oldu çünkü yeni bir soru aklıma getirdin.

2.Cenazelerde tabutlara sarılı yeşil örtünün üstünde Arapça bir ayet yazar. “ Kullü nefsin zaikatül mevti” “ Her nefis mutlaka ölümü tadıcıdır”.
ella senden bunun mantığını istiyorum neden arapça yazar.
Nedir bu arapçılık NEDİR! NEDİR! NEDİR!aklıma geldikçe sinirlerim ayağa kalkıyor.

Russell
21-01-2005, 02:12
3.Bazı insanlar öldükten bir süre sonra yeniden diriliyor böyle olaylar duymuşsundur.tabi siz buna vadesi yetmemiş diyorsununz.bu insanlara ölürken ne hissettiniz diye sorulunca hiçbir şey hissetmediklerini söylüyorlar benim duyduklarım ve tv de gördüklerim bunlar peki şu 40 kılıç acısı nerde sen şimdi hadisleri inkar edersin malum biz nasıl tanrı tanımazsak sende "HADİSTANIMAZSIN"(yeni bir kavram bulduk iyimi) neyse kılıç işini geçelim o ölüm hissi nerde neden bu insanlar o hissi bilmiyolar?


4.Onun için zamanı iyi değerlendirip, bize verilen bu ömrü güzel geçirmemiz en doğrusu olacak. Sonuçta ikinci bir şansımız olmayacak.
Burda sanki islam mantığına uyuşmayan bir şey var iyi yaşayalım ikinci şansımız olmayacak diyorsun.Sanırım demek istediğim anlaşıldı.

Russell

21-01-2005, 04:37
2.Cenazelerde tabutlara sarılı yeşil örtünün üstünde Arapça bir ayet yazar. “ Kullü nefsin zaikatül mevti” “ Her nefis mutlaka ölümü tadıcıdır”.
ella senden bunun mantığını istiyorum neden arapça yazar.
Nedir bu arapçılık NEDİR! NEDİR! NEDİR!aklıma geldikçe sinirlerim ayağa kalkıyor.

Bu sorunun cevabını ben veremem, böyle bir sorunu olanlar uğraşsınlar ama belki başka örneklerden hareket edip perspektif sunabilirim.

Εlin adamı sormaz mı; bre “geyik” senin neyin Türkçe ki, o Türkçe olsun. Mesela senin çiçeklerin-bitkilerin-otların-meyvaların-sebzelerin Türkçe mi? dese, biz de şöyle bir baksak:

Çiçek: Farsça (Çeçek), Nebât: Arapça, Sebz: Farsça; yeşil anlamında, Hububat: Ar, Bakla: Ar, Bakliyat: Ar, Baklava: Ar, Gül: Farsça, Karanfil: Yunanca (Garifalo), Müge: Fr; Muguet, Menekçe: Farsça-Kürtçe; Binevş, Sümbül: Farsça, Fulya: Yunanca, Krizantem: Yunanca, Ortanca: Yun (Hortensia), Glayöl: Fr-İng, Lâle: Farsça, Manolia: Yun., Anemon: Yun; Dağ lâlesi, Kâkûle: Farsça, Zencefil: Arapça; Zencebil, Tarçın: Ar, Domates: Meksika yerlilerinin dilinden, Çay: Çince, Kahve: Ar, Şeker: Hint-Avrupa dillerinden, Açalya: Yun; Azalea, Barbunya: Yun, Reyhan: Arapça-Farsça, Fesleğen: Vasilikos (Krallara lâyık yiyecek anlamında), Turunç: Farsça, Portakal-Mandalin: Hint-Avrupa dillerinden, Narenc-Narenciye: Fars.Greyfurt: İng; Grape-fruit, Brokoli: İt, Şebboy: Farsça (Şeb: Gece kelimesinden mülhem), Papatya: Yun; Papadia, Kaktüs: Amerika yerli dilinden, Safran: Farsça, Nişasta: Farsça, Limon: Hint-Avrupa dilleri’nden, Kivi: Avustralya yerli dili, Avokado: Güney Amerika yerli dili, Ökaliptus: Yun; Ev-Kalips: Hoş, güzel gonca anlamında, Gonca: Farsça, Şeftali: Farsça (Şeftalû), Gülnâr: Farsça; Nar çiçeği anlamında, Köknar: Yun; Kukunari, Zeytin: Ar; Zeytûn, Meşe: Farsça, Kiraz: Yun; Kerasi (Giresun ismi de oradan, Kirazlık), Vişne: Yun; Visine, Lahana: Yun, Pırasa: Yun. Ve daha binlercesi yabancı!

Peki hayvanların?

Hayvan: Arapça, "Ayakta kalan, diri kalan, hayy kalan anlamında, Akreb: Ar, Fâre: Ar, Kedi: Hint-Avrupa dillerinden, Beygir: Farsça-Kürtçe: Bergir, Akbaba: Farsça-Arapça: Uqab, Öküz: Hint-Avrupa dillerinden, Zürafa: Ar, Fil: Ar, Timsah: Ar, Krokodil: Yun, Piton: Yun, Boa: Güney Amerika yerli dili, Jaguar: Güney Amerika yerli dilinde “Orman’ın Hayâleti” anlamında, Kukumav: Yun; Kukuvaya, Papağan: Latin Amerika yerli dilleri, Kalkan: Yun, Kefal: Yun, Lüfer: Yun, İzmarit-İstavrit-İspari-İspendik-Levrek-İspermeçet-İspinoz-İskorpit: Yun.
Hepsini buraya çağırsam sığmazlar!

Daha gerisi var ama bu yeter herhalde...

Selamlar

Russell
21-01-2005, 15:47
vah canım cevap diye yazdıklarına bak.

olmadı 10 üzerinden 0 ama önemli diil mühim olan katılmaktı bir sonraki soruya bekliyoruz şansınız açık olsun.

ama unutmuşum bu soruya şansınız daha bitmedi iyi arayın belki kopyala-yapıştır yapacak bir cevap bulursunuz.

21-01-2005, 18:56
russel

senin adin nece

ona buna bakacagina once kendine sectigin ada bak.

kirkit nedir dersin sen, aciklayayim, has turkcedir kendileri, anlami zayif gorunen ama pek olan demektir, bir baska anlamida, hali dokurken kullanilan tokmagin adidir ki o da oldukca set bir agactan yapilir(kazakca da da ayni anlamda kullanilir)

peki russel nedir benim olmamis kavunum, ha.

kirkit.

Russell
22-01-2005, 19:02
ella senden cevap bekliyorum.

bedir
23-01-2005, 05:00
Zaman in neyini ögrenmek istediniz.
zamanin gectiginimi yoksa
gecenin zaman oldugunu mu...

ella
23-01-2005, 19:55
Merhaba Russel,
Sinirlerine dikkat et. sinir sağlına zarar verir. :-) Bazı şeyleri futbol tabiriyle avantaja bırakmak lazım.
Bence de O ayetin Arapçası değil Türkçesi yazılsa daha iyi olur. Ben Arapça okuyabildiğim için, bir cenaze gördüğümde, hayatın nasıl geçici olduğunu ve o ayetteki uyarıda olduğu gibi bir gün ben de ölümü tadacağımı hatırlıyorum. Bu hatırlamayı Arapça bilmeyen bir kişinin de yaşaması için keşke bunun Türkçesi yazsalar. Ya da en azından Arapçasının yanına bunun mealini de ekleseler diye olur diye düşünüyorum.

Russel Yazdı:
Bazı insanlar öldükten bir süre sonra yeniden diriliyor böyle olaylar duymuşsundur.tabi siz buna vadesi yetmemiş diyorsununz.bu insanlara ölürken ne hissettiniz diye sorulunca hiçbir şey hissetmediklerini söylüyorlar benim duyduklarım ve tv de gördüklerim bunlar peki şu 40 kılıç acısı nerde sen şimdi hadisleri inkar edersin malum biz nasıl tanrı tanımazsak sende "HADİSTANIMAZSIN"(yeni bir kavram bulduk iyimi) neyse kılıç işini geçelim o ölüm hissi nerde neden bu insanlar o hissi bilmiyolar?

Hadistanımaz ismi fena değil.:-) Ama ben kendimi Kuran talebesi yada sadece Müslüman olarak sıfatlandırıyorum.
Birincisi dediğin gibi o kişiler daha ölmemişlerdir. Zaten bilimsel olarak da ölmediği açıktır. Eğer belli bir süre kalp çarpmasa ve beyne kan gitmese beyin ölümü gerçekleşir, bu noktadan geri dönüş olmaz. Bu tarz insanlar ölmemiş sadece canlı oldukları fark edilmemişlerdir.
Kuran’dan benim anladığım kadarıyla ölüm anında can verirken inkarcılar için bir acıdan söz edilir. Ama öyle 40 kılıç acısı gibi bir şey değil. Canları alındıktan sonra da kıyamet günü tekrar can veriliyorlar. Bu esnada da sanki uykudaymış gibi bir hisse kapılıyorlar. Yoksa uydurma hadislerde anlatıldığı gibi kabir azabı diye bir olay söz konusu değil. Kuran’da bu yönde hiçbir ayet yok. Sadece yeniden dirilmeyle ilgili şu şekilde ifadeler geçiyor:

36:51 Boruya üflenince, onlar mezarlarından kalkıp Rab''lerine koşacaklar.
36:52 "Vay halimize" derler, "Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman''ın söz verdiği şeydi. Demek elçiler doğru söylemişti."

Russel Yazdı:
Onun için zamanı iyi değerlendirip, bize verilen bu ömrü güzel geçirmemiz en doğrusu olacak. Sonuçta ikinci bir şansımız olmayacak.
Burda sanki islam mantığına uyuşmayan bir şey var iyi yaşayalım ikinci şansımız olmayacak diyorsun.Sanırım demek istediğim anlaşıldı.

Tabi burada “Ye iç bade güzel sev varsa aklı şuurun/ Dünya varmış yada yokmuş ne umurum” tarzı bir yaklaşım değil. Burada vakti iyi değerlendirmekten kastım, daha fazla hazcı bir yaklaşımdan öte, yapabildiğin kadar çok iyilik yapmak, kendini daha iyiye daha doğruya doğru geliştirmektir, daha ahlaklı olmak, daha hoş görülü olmak vs. olarak kısaca özetleyebilirim. Tabi buradan dünyanın güzelliklerinden de Allah’ın veridiği sınırlar içinde en iyi şekilde istifade etmeyi de unutmamak lazım.
Selamlar

Russell
23-01-2005, 21:24
Bu hatırlamayı Arapça bilmeyen bir kişinin de yaşaması için keşke bunun Türkçesi yazsalar.


Bende sana bunun soruyorum işte neden yazmıyorlar?


Ya da en azından Arapçasının yanına bunun mealini de ekleseler diye olur diye düşünüyorum.

Burdaki "en azından" cümlesiyle bu konuda sendede umutsuzluk olduğunu görüyorum.Ama nedeni önemli "NEDEN" veya nedenini bilmiyorsan kendi tahminini söyle.

Russel

24-01-2005, 05:31
Nobel ödüllü kimyacı İlya Prigogine : "ZAMAN YARATILIŞTIR"

Tartismayi genisletmek icin yazdim...
selamlar

ReS
24-01-2005, 13:18
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va''dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (HAC SURESİ / 47 )

Russell
25-01-2005, 03:56
res yazdı:
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va''dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (HAC SURESİ / 47 )


RES
SEN İNANDIĞIN ALLAHA NASIL OLUYORDA ZAMAN KAVRAMI YAKIŞTIRABİLİYORSUN.HANİ O ZAMANDAN VE MEKANDAN MÜNEZZEHTİ.

Russell
25-01-2005, 03:59
res yazdı:
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va''dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (HAC SURESİ / 47 )


RES
SEN İNANDIĞIN ALLAHA NASIL OLUYORDA ZAMAN KAVRAMI YAKIŞTIRABİLİYORSUN.HANİ O ZAMANDAN VE MEKANDAN MÜNEZZEHTİ.

26-01-2005, 03:33
Ula russel simdi bisey dicektim ama, neyse seni sevmeye basladim...

sure de gecen "sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir" , Ne diyor orda GiBiDiR..... Bin yildir demiyor...

Selamlar

Russell
26-01-2005, 03:53
ister gibi olsun ister kesin olsun allahın katı dedğiniz yerde zaman kavramı var mı yok mu? bütün mesele bu.

Russel

26-01-2005, 11:51
Ahmet bey bahse konu günlerin 1000 yıl olduğunu(Allah katında)yazmış.Doğrudur.Bunu Kuran''da bende okudum.Ama Kuranda Tanrı katında bir günün 50.000 yıl olduğu en az iki yerde daha geçiyor.Gerekirse yerini arar bulurum.Yani tanrı katında bir gün bazen 1000 yıl olduğu gibi 50.000 yılda olabilir.Peki hangisi doğru.Burada apaçık bir çelişki vardır.Oysa kuran kendisini savunurken bir yerde şöyle der.Bu tanrı katından gelmeseydi içinde apaçık aykırılılıklar olurdu.Durum bu.gelelim işin aslına.Kuranda çelişki olması bir zorunluluktur.Nedenmi?Kuranda Nasih ve Mensuh meselesi vardır.Yani tanrı önce bir ayet gönderiyor.Sonra her nasılsa bu olmadı deyip ilk ayetin hükmünü yürürlükten kaldıran ikinci bir ayet gönderiyor.Burada birinci ayet nesh edilmiş,yani hükmü kaldırılmış oluyor. Örneğin kuranın bir yerinde ''''senin dinin sana,benim dinim bana''''der.Ama daha sonra gelen bir ayetle ''''Onları bulduğunuz yerde öldürün''''der.Bu ikinci ayet birinci ayetin hükmünü yürürlükten kaldırmıştır.Ama bir çok tartışmada islamın barış dini olduğunu savunurken Müslüman kardeşler ilk ayeti okurlar.ancak bunun nesh edildiğini,bir hükmü bulunmadığını da söylemezler.Konuyu toparlayacak olursak Kuranda çelişki olmaması mümkün değil.Çünkü bir ayet nesh edilmişse birbiriyle çelişen iki ayet vardır.Birbirinin tam aksi,zıttı iki ayet varsa çelişki var demektir.Bu mantığın sonucudur.Madem ki çelişki var,kuranın bu öğünmesi boş ve anlamsız bir öğünme değilmi?Bir düşününüz.Saygılar.

26-01-2005, 12:50
Selam
bunlar bence celiski degil
Aksine Zaman olayinin göreceli oldugunun bir kaniti

Selamlar