PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İlkel Bir Savunma


mhmd
17-08-2006, 08:06
(Bilim ve Teknik, Ekim, 1993)
Canlıların üzüntüleri genellikle midelerine vurur. Büyük korkular yaşayan insanların, korkunun büyüklüğüne bağlı kalarak iştahları tamamen kapanır veya oburluk derecesinde açılır. Korkuyu yenmenin çaresi, karşı saldırıya geçmektir. İnsanın besinlere saldırıp aşırı beslenmesinin sebebi, aç kalma korkusunu yenme isteğidir. Diğer taraftan tuzak çukuruna düşen Hint kaplanı (Panthera tigri tigris) mide sancıları geçirir beslenme düzenini her tür yiyeceğe karşı kapalı tutar. Yemesi için etler, butlar, çukura atılsa bile hiçbirine dokunmaz. Afrika memelilerinin sırtlarında gezip, böceklerle beslenen kuşlardan biri olan Sığır balıkçılı (Ardeola ibis) korkunca midesini olduğu gibi boşaltır ki, korku kaynağına daha iyi saldırıp kendini korusun ya da daha hızlı kaçıp tehlikeden bir an önce kurtulabilsin.
1. Soru: İnsan tekamülü memeliler gurubunun evrimine girer ve böylece evrimleşmiştir. Dolayısı ile memelilerin gösterdiği davranışları alt benliklerinde daima taşırlar. Yukarıdaki olayların ışığında insanın karşı görüşlere duyduğu tepkiler saldırgan veya tamamen ilgisiz, *görünüyorsa, sizce içinde bulunduğu psikolojik durum nedir?
2. *Soru: * Pek çok inanışta; önemli eylemlerden biri de, çeşitli şeylere karşı perhiz yapmaktır. Yukarıdaki açıklamaların eşliğinde düşünür isek bu eylemin gelişmiş memeliler üzerindeki nedeni de olabilir?

Hatalarımızı cehaletimize bağışlayın.

17-08-2006, 10:58
Sevgili mhmmd,

İkinci sorunuza cevap vermek isterim, eğer ki yukarıdaki açıklamalara bağlı düşünürsek, dinlerdeki perhizler, insanların korkusunu kontrol altına almayı amaçlamaktadır.
Şöyle ki, eğer ki insan oğlu, ani bir üzüntü, korku ve heyecan karşısında kendini içgudusel olarak perhize sokuyorsa, veya tam tersine aşırıya itiyorsa, dinler, insanların bu içgüdülerini tatmin etmenin bir yolu olarak bu perhizleri meşrulaştıryor. Ve korku kaynaklı bu aşırılıklara bir maske oturtarak rahatlamayı sağlıyor. Yani hayvani dürtülerimize ilahi kılıflar koyuyoruz.

Tabiki bu cevabım sordugunuz soruya goreydi. Bu konu daha farklı acılardan alınırsa daha farklı cevaplar da verilinebilinir.
Sevgilerimle

ilge
17-08-2006, 11:42
Merhabalar,
1. SUALE YANIT:(BELKİ DE!!!)
* * * İnsan abartılmış bazı davranışlar gösteriyorsa gerçekte o davranışların tam karşıtı duygular yaşamakta olduğunu düşünmek gerekir.
* * * Kişinin karşı tarafa ilgisiz davranması öfkesini bastırmak anlamına gelir ki bu durumda en çabuk yoldan güvenlik sağlasa da, kişinin savaşması gerektiği yerlerde bundan kaçınarak sanki her şey yolunda gidiyormuşcasına davranmasına neden olabilir!! Bir insanın diğer insanlarla birlikteyken tedirgin oluşu kendisinde var olan salt *potansiyeli harekete geçiremez. Buda tepkisiz kalışına sebebiyet verişidir belki de tedirginliği!!
* * * Aslında herkesin çocukluk döneminde bir şeyler aksar. Eğer insanlar reddedilme kaygılarının herkes tarafından yaşanmakta olduğunu bilselerdi bu tür duygularını kapamazlardı sanırım.
* * * Saldırganlığa gelince: *Kişinin geçmişten getirdiği kızgınlıkların dışavurumu olabilir. İnsan kızgın olduğunda diğer insanlardan korkar. Korktuğu içinde onlara saldırgan davranır belki de. Öfkelenip diğer insanları küçümsüyorsa aslında küçümsenmekten korkandır! Başkalarına güçsüz görünmekten yada güçsüz yönleriyle yüzleşmekten korkandır! *saldırganlık gösteren. Yada; saldırganlığın 2. bir tarifini şöylede düşünebiliriz: Saldırganlığının bilincindedir. Bazı insanlar saldırganlığını sevebilir. İlk bakışta saldırganlığı sevmek anlamsız gelebilir. Ancak, *bazı insanlar yalnızlıklarını ve boşluklarını saldırganlıkla giderme çabasında olabilirler.
* * * *2. SUALE YANIT: Zamanım yok şimdilik sonra olabilir...

mhmd
09-06-2008, 22:26
Yahudi, bakkal ya da iflas etmekle bir alakamız olmasa da kendi başlıklarımızı kurcaladık.
Fii tarihindeki bazı başlıklarımıza sonuç yazılarımızı yazıp, yazan arkadaşlara teşekkür edelim dedik.

Sn. ilge ve Sn. misafirimize teşekkür ediyorum. (Belki de bir daha hiç uğramayacak olmalarına rağmen)

Burdaki düşüncemiz şuydu;
Pek çok inanışta olan ritüellerin temelleri sandığımızdan çok farklı olabilir.
Uygulayanların da ötesinde, eleştirenlerin dahi bilmediği nedenler, insanoğlunun özünde saklıdır. Bu öz zamanla ritüelleşmiş, yozlaşmış, gerçekten uzak düşmüştür.

Sizlerin İslamiyet adına vereceğiniz örnekler vardır, doğrudur ve bunlar oldukça da çoktur.
Biz başka bir inanışın örneğiniği sunup konuyu toplayalım.
Bir zamanlar Sn. antimuhammet arkadaşımızın(bu arada kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum) şahsen bize gönderdiği, kendi gezi ve derlemesinin özeti olan Hindistan seyahatinde bir sahneyi aktarıyorum.
Kutsal tapınağın etrafında dolaşan inanırlar, silindir şeklindeki bir objeyi çevirip geçiyorlardı.
Ne yaptıklarını sorunca;
Bu silindirlerin üzerlerinde kutsal metinlerin olduğu ve bu metinlerin bulunduğu silindirleri çevirmekle, günahlarından arınıp, temizleneceklerine inandıklarını belirtmişti.
Bana oldukça tanıdık gelen bir ritüel!!!

Zamanında kişisel gelişim ve toplumsal düzen uğruna yazılan prospektüsler; değişerek, evrilerek önce sloganlaşmış sonra tekerlemelenmiş ve nihayetinde ritüelleşerek silindir çevirmeye dönüşmüş!

Son sözümüz odur ki;
"Kafa bomboşsa ayağa yazık olur." Dermiş Çerkezler. Katılıyor, ayaklarımızın hatırına dahi olsa kafalarımızı doldurmanın elzemliğini bir kez daha yineliyoruz.