PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Vurun Kahpeye


sargon
18-08-2006, 17:08
Yalçın Bayer'in 17 Ağustos tarihli Hürriyet gazetesindeki yazısı

HÜRRİYET'ten meslektaşımız Gülden Aydın'la karşılaştığımızda tepkiliydi; "Kızının, İzmir Karaburun'da, bikini giydiği için 4 haşemalı erkek, 10 tesettürlü mayolu kadının saldırısına uğradığını" söyledi.

Anlattıkları dehşet vericiydi ve Türkiye'nin nereye gittiğinin açık bir göstergesiydi.

"Onların ruhlarında demokrasi yoktu, vicdan ve mertlik de..." diyen Gülden Aydın'ı dinlerken irkiliyoruz:

"Yıllık iznimde, üniversite öğrencisi kızım Ceren'le birlikte ablamın İzmir-Karaburun'daki yazlık evine gittik. İlk iki gün şahaneydi. Çakmacık mevkiindeki koyda yüzerken batık bir kentin kalıntılarını keşfetmiştim. Ancak bu koya ablam ve komşuları gelmek istemiyordu. Üç yıldır tesettürlü mayolu kadınlarla haşemalı erkekler, Çakmacık'a geliyor ve mayolu, bikinili kadınları sözleri ve bakışlarıyla rahatsız ediyorlardı. Her akşam arkalarında bıraktıkları çöpleri toplamak da ablam ve komşularına düşüyordu. 9 Ağustos Çarşamba günü, yine Çakmacık'a gitmekte ısrar ettim. Bana neydi onların haşemasından, tesettüründen. Koca koyda herkese yer vardı. Hem aramızda yüzlerce metrelik mesafe vardı.

BİKİNİ GİYEN 'PİSLİKLERİ' İSTEMİYORUZ

Ablam, kızım ve komşunun lise öğrencisi iki kızıyla indik Çakmacık'a... Dini bütün grup, kaya gölgesinde oturuyordu. Kızım ve arkadaşları müzik dinleyip kağıt oynamaya, ablam gölgede uyumaya başladı. Ben de başlığımı, gözlüğümü takıp anfi tiyatroya benzettiğim kalıntıya doğru yüzmeye hazırlanıyordum. Kızımın "Lütfen temizler misiniz" diye seslendiğini duydum. Başımı çevirdiğimde bir kadının altı yaşındaki bir kız çocuğunu 15 metre kadar yakınımıza getirip kakasını yaptırdığını gördüm. Bir gün önce de kirli bebek bezini kaya oyuğuna bırakmışlardı. Kadın, uyarıya aldırış etmeden kız çocuğunun elinden tutup gitti. Kızım yine seslendi. "Burası herkese açık bir alan. Lütfen o pisliği temizler misiniz?" Haşemalı iki erkek ve arkasından birkaç kadın, bizim bulunduğumuz tarafa geldi. Erkeklerden biri kızıma "Sen buranın çevre sağlık müdürü müsün?" dedi. Kalabalık çoğaldı. Ben şaşkın ve biraz sonra olacakları aklımın ucuna dahi getirmeden seyrediyordum. Adamın biri kızımın göğsünü avuçlayıp bağırmaya başladı. "Bikini giyen pislikleri istemiyoruz. Gideceksiniz buralardan!" Kızım göğsünden tutan eli itip "Burası Türkiye Cumhuriyeti. Tabii bikini giyeceğim. Beğenmiyorsanız İran'a gidin" dedi. Ve pirhanalar gibi hep birlikte kızımın üzerine abanıp didiklemeye başladılar. Tam bir 'Vurun Kahpeye' romanındaki gibi bir linç harekatı başladı. Ben fırladım. Kızımı ellerinden almaya çalıştım. Şiddeti öyle doğal, öyle sıradan bir maharetle arz ediyorlardı ki... Oysa benim yerden bir taş alıp atmak aklıma bile gelmedi. Uçar gibi gittim, durun, dedim. O saniye ben de yerde, kızımın üzerindeydim. Kollarımdan tuttu bir adam, kaldırdı, birkaç kadın bana da vurmaya başladı. Dizlerimin bağı çözüldü, başım döndü, yığıldım. Ablam geldi, "Durun, Allah ilah aşkına ne yapıyorsunuz? Kardeşim gazeteci" dedi. Evet, sihirli ama beni utandıran sözcük buydu. Gazeteci! Olmasaydım ne olacaktı? Ben mi yoksa onlar mı acizdi? Elleri havada durdu. Linç halkası gerileyerek açıldı. Kızımın koluna girdik ve havlusunun üzerine yatırdık.

TACİZCİ VE SALDIRGAN KAÇIYOR

Cep telefonu bu koyda çekmiyordu. 156 jandarmayı aramak için yukarıya çıkmam gerekiyordu. Liseli komşu kızlarıyla yokuşu tırmandık. Ben jandarmayla konuşurken kızlar saldırganlara ait üç otomobilin plakalarının fotoğraflarını çektiler. Tam bu sırada kızımı taciz eden adamla iki kadın 34 HRC 66 plakalı otomobile binip kaçtı. Jandarma, J.Üstçavuş Veli Sadık Işık ile birlikte on dakika içinde geldi. Karaburun Jandarma Karakolu'na gittiğimizde saldırganların sayısı dokuza inmişti! Daha sonra olayı seyredenlerden, saldırganların bir kısmının kayalıkların arkasına dolaşarak kaçtığını öğrendik. Saldırganlardan iki erkek A.G., M.G. ile iki kadın T.G., K.G. şikayetçi, beşi de tanık oldu. İfadelerinde hepsi de kızım Ceren'in kendilerine hakaret edip tartakladığını söylediler. 13'e karşı 1!

İTÜ'LÜ DOÇENT SALDIRGANI KORUDU

Tacizci saldırganın kaçtığı ve İstanbul'daki bir şirkete ait otomobilin bulunması için ısrarcı oldum. Kızımla birlikte haşemalı tacizci saldırganın eşkalini verdik. 40 yaşlarında, kısa boylu, göğüs kafesi geniş, ince kollu, beyaz saçlı... 36 saat sonra otomobil bulundu. Karaburun C. Başsavcısı Serkan Beyoğlu'nun makamında yüzleştik. "Buyrun, benim" diyen kilolu ve daha yaşlı şahıs ile yine kilolu ve yaşlıca eşinin kaçaklarla uzak yakın ilişkisi yoktu. Saldırganı gizleyerek sahiplenen ve kanunları yanıltmaya çalışan bu şahsa, kızımı darp ve taciz etmeyi de üstleniyor musunuz, diye sordum. Tabii ki reddetti. Savcılık kayıtlarından bu şahsın İTÜ'de doçent ama TSE Yönetim Kurulu'nda profesör unvanlı İ.H.B. olduğunu öğrendim. Diğer saldırganlar Rize-İkizdere ve Samsun-Bafralı'ydı. Hepsi de İstanbul Fatih'te ikamet ediyorlardı. Üç yıldır, Karaburun'da emekli bir başkomisere ait kaçak olduğu iddia edilen bir pansiyonda kalıyorlardı. Adli süreci başlayan bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağım."

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4934363.asp?yazarid=42&gid=61

Aqura
18-08-2006, 17:30
Eee burası türkiye naparsınız. Başımızdada Tayyip gibi bir "yüce" müslüman var.

jayjay
18-08-2006, 17:32
Fas gibi oluyoruz. Baykal güzel örnek verdi. Gitgide şeriata ilerliyoruz. Dün de Taha Akyol Milliyetteki köşesinde baykalı aklınca eleştirmiş ve neden söylediği gibi bir rejime gidemeyeceğimizi anlatmış. Peki bu olaydan haberi yok mu? Yoksa bi göz atsın.

18-08-2006, 18:05
Ya inanamıorum ya! Kendilerine özgürlük isteyen insanların başkalarının özgürlüğüne karışması.. Ne ikiyüzlülükkk!... Ne tahammülsüzlük!

exclusive
18-08-2006, 20:00
Ağzıma öyle sözler geliyoki kendimi zor tutuyorum, ucu buradaki müslüman arkadaşlara da dokunacağından yazmıyorum.

Ben peşin peşin söyleyeyim, birgün bu şeriatçı pisliklerle, aynı "kanlı mı kansız mı" necmettin'in söylediği gibi, kanlı bıçaklı olacağız. Tıpkı sağcılarla solcuların sokaklarda birbirlerini kurşunladığı dönemler gibi. Bu şeriatçı şerefsizlerin memleketi sürüklemeye çalıştığı nokta orası ve bizi bu iç savaş noktasına sürüklemede başarılı olacaklarını tahmin ediyorum. Ama bu işten gerçekten tahmin ettikleri gibi karlı çıkabilirler ve nihai hedeflerine ulaşabilirler mi onu bilmiyorum.

hiramusta
18-08-2006, 22:25
Bu olanlar doğruysa çok iğrenç.İnsanlığımdan utandım.Çevremde radikalinden,tarikatçisine,nurcusundan,partilisine ,tevhidi müslümanına kadar yüzlerce insan var.Her gruptan arkadaşlarla deniz eğlencelerine katılmışızdır.Bizler çevremize saygılı olmuş,çevremizde bize saygılı olmuştur.Bu iğrençliği şimdiye kadar ne gördüm ne de işittim.İnşallah asparagas bir haberdir.

eternity
18-08-2006, 22:46
muhtemelen bu olay siyasi erk ve çoğunlukça münferit ve asılsız olarak geçiştirilmek istenecektir, ama unutmayalım bu tip olayların sıklığı arttığı sürece gideceğimiz yol ne acıdır ki bellidir.

turok
19-08-2006, 00:08
Herseyden once olayi tek tarafli dinledik.Boyle olma ihtimali var , yok demiyorum. Ama olay gazeteci kizimizin!))) , gostermeye calistigi gibi bir rejim sorunu degil , halkin plaja inmesinden dolayi vatandasin magdur olmasi !

* Plaj piknik vb *safiye ve eglence yerlerinde lumpen halkimizin oturup kalkma ve baskalarina saygi kulturu pek fazla olmadigi icin bu tur kavgalar sikca gorulur , ama bundan bir rejim krizi cikarmak ne kadar saglikli bir ongoru olur bilemem..

* *Benim anladigim *gazetecinin kizi ile o grupdan bir kadin arasinda agiz dalasi yasanmis , "kizim sadece uyardi " diyor ama bakmayin ona kim bilir birbirlerine ne hakaretler etdiler. Zaten yazinin detaylarinda lumpen halka bir onyargi ile yaklastiklari da goruluyor.

* Benim de basima cok gelmistir, bunlardan birisinin coluguna cocuguna laf etdiniz mi suruyle akrabasi dostuyla basiniza toplanir.

* *Bu adliyelik bir olaydir.Seriat ile din ile alakasi yok.zaten sikayetci olmus ve yasal prosedurde isliyor.
* * Bu tur olaylari laiklige karsi saldiri gibi ,seriatin baskaldirmasi gibi *ayakalri yere basmayan argumanlara dayandirmak bana gore pek mantikli degil.

* *Halk ile vatandasin kucuk bir temasindan baska bir sey degil yani !)

exclusive
19-08-2006, 01:13
Hiramusta, haberin asparagas olma ihtimali hiç yok gibi. Jandarma karakolundan olayla ilgilenen jandarma çavuşuna kadar bütün detaylar verilmiş. Sadece saldırganların isimleri kısaltılmış.


turok, Güler Aydın'ın anlattıklarında herhangi bir yorum yok ki, sadece olup bitenler anlatılmış. Konunun bir rejim sorunu olduğu yorumu olayı kendi köşesinde aktaran Yalçın Bayer'in bir cümlesinde ve JayJay'in Aqura'nın Eternity'nin ve benim yazılarımızda var. Gazeteci kızımız dediğin Güler Aydın'ın bi suçu yok yani.

Ayrıca yazının genelinde bir önyargı var diyorsun ama o pek ÖNyargı olmuyor. Yazı olaydan sonra yazılmış. Böyle bir olay senin başına gelse, senin ailen, senin kızın böyle bir tacize ve saldırıya maruz kalsa sen olayı böyle düzgün bir uslupla anlatabilirmiydin acaba?

Seni bilmem ama ben etmedik küfür bırakmazdım sanırım, hatta olayın etkisiyle bu herifleri canlı yakalayıp bana getirecek kişiye ödül vereceğimi, onları ellerimle geberteceğimi bile söyleyebilirdim.

turok
19-08-2006, 01:33
Yine soyluyorum, bu bir adliyelik olaydir.
Ben bu insanlarla cok karsi karsiya geldim.
Olay bikini hesama kavgasi degildir. Gazetecinin yerinde tesetturlu baska bir grup olsaydi bu kavga yine ayni sebebden olurdu.

* * Bu gazetecinin ve yanindakilerin bikinili olmalarindan degil sadece o lumpen takimindan birisinin azarlanmasindan ,ona laf edilmesinden kaynaklanmis bir mesele .

* *Bunlar sehirlesememis,oturup kalkma kulturunden bi haber bir kitlenin turkiyede cogunlugu olusturmasi olayi.

*Bunlarin suru psikolojisi vardir. Eger seni ezebileceklerini gorurlerse uzerine gelirler. Sen laikmissin,sen seriatciymissin sen oymususun buymussun onemli degildi , ya onlarin surusundensinsir yada degil , olay budur.

istavrit
19-08-2006, 10:46
yazi 15 agustos sali hincal uluc imzalidir..

Türkiye'yi nereye götürmek istiyorlar?

"(Gürültüyü önlemenin birçok önlemi varken...) işletmeleri kapatmaya kalkışmak, ancak belli bir dünya görüşünün, düşmanı olduğu eğlence anlayışını ortadan kaldırmaya çalışmasıyla açıklanabilir. Öyle görünüyor ki, AKP 'İçkili bölgeler' genelgeleriyle yapmayı başaramadığı şeyi şimdi 'Gürültü' bahanesinin arkasına saklanarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır" diye yazdı Mehmet Y. Yılmaz hafta içinde, İstanbul Belediyesi'nin tamamen AKP'li üyelerden kurulu encümeninin aldığı yasaklama kararı üzerine..
"Mehmet ne derece haklı" tartışmasına girmeden, geçen hafta birbiri ardına yığılan başka haberleri şöyle bir sıralayalım..

Alanya'dan Marmaris'e, tüm Akdeniz sahillerinde valilerin emirleriyle bir terör estirildi. Tamamen turistlerle dolu eğlence yerleri il merkezlerinden yollanan takviye polisler ve jandarmalarla basıldı. Birbiri ardına patlak veren olaylarla (Kuş gribi, rahibin öldürülmesi, İsviçre maçı, patlayan bombalar) zaten darbe üstüne darbe yiyen turizm sektörüne bu defa darbeyi bizzat devlet vurdu. Baskınlar turistleri iyice huzursuz ederken, haberler dışarıya da yansıdı.

İstanbul'daki gürültü yasağı, çok daha şiddetle Bodrum'da uygulanmaya başladı. Deniz, kum ve güneş artık turist getirmeye yetmez, eğlence turizmi büyük hız kazanırken, eğlence turizmine darbeyi AKP iktidarı vurmaya başladı.
"Turist döviz getirir, ama ahlak götürür" diyen partiydi bu.

Şarap üreticileri hızla gelişmekte olan Türk şarapçılığına darbe üstüne darbe vuran hükümeti protesto etti.. Dünyanın en iyi şaraplık üzümleri yetiştiren Türkiye'de, şarapçılık arka arkaya alınan kararlarla baltalanıyor. Hükümetin şaraba "Günah" olarak bakması, sektörü öldürüyor.

Devletin özel tiyatrolara kültür yardımı yasaklandı. Yıllardan beri bu yardımlarla ayakta durmaya çalışan pek çok tiyatro kapanacak.
Türk 2000 Vakfı, 1996'da İstanbul Valiliği'nce kendisine tahsis edilen Rüstem Paşa Medresesi'nden çıkarılıyor. Medrese Nurcu olduğu bilinen İstanbul İlim ve Kültür Vakfı'na tahsis ediliyor.
Adnan Hocacılar yeniden hortladı. İstanbul'un AKP'li belediyelerini kullanarak fikirlerini yaymaya devam ediyorlar. Bu defa da, İstanbul'un göbeğinde, İstiklal Caddesi'nde Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde, çocuklara yönelik propagandalarını yapıyorlar.


Dikkat buyurun, bir sadece bir hafta içindeki gazete haber ve yazılarından bir derleme yaptım sadece.. Uzun vadeli değil yani..
Belli bir görüş, hükümette ve belediyelerdeki bütün gücünü kullanarak, Türkiye'yi yönlendirmeye çalışıyor..
Eğlenceyi önleme.. Turizmi önleme.. İçkiyi önleme.. Kendi görüşüne paralel hareket eden özel kurumlara devletin ve belediyelerin tüm imkanlarını tahsis etme..
Şimdi bunların birbiri ardına yığılmasına hala ve hala "Tesadüf" diyen Sentellerden (Saf entel) misiniz?.
Yoksa, ülkenin nereye götürülmek istendiğini hâlâ anlamayan Gentellerden (Geri zekâlı entel) mi?..

Aqura
19-08-2006, 12:28
Türkiyenin %45'i bundan memnun hatta daha fazlası. Daha ondan sonra diyorlarki "Yok efendim beyin göçü oluyor, ülkemizi geliştireceklerine yurtdışına gidiyorlar" vicdanı olan bir insan söylesin herşeyi bu kadar gerileştirmeye ve ilkelleştirmeye çalışan bir hükümet, daha doğrusu bir halk varken aklı olan hangi insanevladı bu ülkede kalır?

hiramusta
19-08-2006, 12:58
Gürültüye karşı alınan önemler azbile olmuş.Eğlencelerini kapalı mekanlarda,ses geçirmeyen ortamlarda yapsalar,kimsenin bişey diyeceği olmaz.Ama inanın açık hava eğlencelerinde ki yüksek ses insanı çıldırtma noktasına getiriyor.Zaten yorgun argın eve geliyoruz.Biraz kafamızı dinleyip,çoluk çocuğumuzla iyi vakit geçirmek istiyoruz....bazı görmemişlerin benim bugüzel anlarımı mahfederek özgürlüğümü gasbetmelerine ne hakları var.

Aqura
19-08-2006, 14:21
Sabahın 5inde o rezalet sesiyle bizim cami imamınında beni uyandırmaya ne hakkı var hayır merkezi sisteme geçildi adam halen okuyor hemde vaktinden 15 dakika sonra :)

exclusive
19-08-2006, 15:07
Ya gürültü fln bahane, çocuk mu kandırdıklarını sanıyo bu herifler? Mesele gürültüyse gidip ezanın sesini kıssınlar...

Bir tanıdığım daha birkaç ay önce ufacık bi pub açmıştı. Öyle 4-5 masa ancak olan, genellikle klasik müzik çalan biyer. Öyle gürültüsü mürültüsü de yoktu, kimseye bi zararı da yoktu, kendi halinde şirin bi mekandı.

İ. Melih Gökçeğin ekipleri sayesinde yakında kapatacak. Hergün denetime, ıvıra, zıvıra gelip yıldırmaya çalıştılar ve başardılar. Dışarıya 2 tane masa koymuştu yasak diye ceza kestiler, çevredeki tüm kafelerin, hamburgercilerin vs. dışarıda masası olduğu halde masaları içeri almak zorunda kaldı. Ufacık bi tabela astı ona da yasak diyip söktürdüler, üstüne de ceza kestiler. Yok elektriğini vermediler, yok sayaçlarını söküp götürdüler. Tek sebebi mekanın içkili olmasıydı.

Bunların tümü YILDIRMA POLİTİKASI. Hiçbiri birbirinden bağımsız değil. Kendi kafalarından olmayan herkesi böyle yıldırmak istiyorlar. Yıldıramadıkları yerde de Alpaslan Aslan gibi tetikçileri devreye sokup ibreti alem için adam öldürtüyorlar.