PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : kutsal kefen ve Da Vinci'nin şifresi


frodo
29-08-2006, 13:40
Dan Brown’un “Da Vinci’nin Şifresi” romanı tüm dünyada epeyce gürültü kopardı.Ilümunati örgütünün gizemi,İsa Mesih’in biyolojik soyu devam ediyor mu sorusuyla kurgulanınca ,sadece heyecanlı bir roman okumakla kalmadık,üstünkörü de olsa Hıristiyan inanç sisteminin iç tartışmalarından da haberdar olduk.

Yasaklamalar,romanın filme çekilmesi ile tartışmalara yeni bir boyut getirmekle *kalmadı ,bir de kilise ve onun kutsal kavramlarının sorgulandığı platforma döndü.

Aslında Leonardo da Vinci adı Hıristiyan kilisesinin başına çok daha önce de bir başka “şifre”ile dert açmıştı.
Tarihte küçük bir gezi yapalım.1357 yılında Fransa’da ortaya çıkan keten bir bez Hıristiyan alemi için çok önemli oldu.Kutsal Kase gizemini koruya dursun bu bez efsanesi çabuk ve hızlı bir kabullenmeyle İsa’nın çarmıhtan indirilmesinden sonra sarıldığı kefen bezi olarak çoktan kutsallığını ilan etti.İsa Mesih’in siluetini ve hatta çarmıha gerilince
oluşmuş yaraların kanını taşıyan bir kutsallığa terfi etti.Bu bezin tekrar karşımıza çıkması için 1500’lü yılları beklememiz gerekecekti.Yakın bir coğrafya da tekrar karşımıza çıktı.Bez İtalya’da iktidar mücadelesi veren soylu bir ailenin himayesinde idi.O zamana kadar sadece söylenti olarak varlığı bilinen kutsal kefen aniden bu aile tarafından halkın ziyaretine açıldı.Yalnız Da Vinci araştırmacıları Kutsal kefen sergilenmeye başlamadan hemen önce Leonardo ustanın da aynı soylu ailenin himayesine girdiğini söylüyor.Yani kutsal kefen efsanesine sahiplik yapan saray aynı zamanda Leonardo ustanın da sığındığı bir mekan olarak karşımıza çıkıyor.Bazı tarihçiler ki muhtemelen “zındık” tarihçiler,bu tarihsel kesişme sonrasında hiç sergilenmemiş kutsal kefenin sergilenmeye başlamasını manidar bulmaktalar.Siz onlara aldırmayın !!!!Sadece bu sergilenmenin Da Vinci’yi himayesine alan prensin iktidar kavgasında “birinciler içinde birinci” olmasını sağladığını bilin yeter.Daha sonraları da kutsal kefen İtalyan soyluların elinde gücün,sadece dini değil buna bağlı olarak siyasi gücün sembolü olmaya devam etti.Nerdeyse iktidarın hangi prensin elinde olacağını belirleyen bir güç sembolü oldu.

Tarih akmaya devam etti.Kutsal kefen artık kilisenin korumasına geçti.Kilise yıllar boyunca Hıristiyan hacıların huşu içerisinde kutsal emaneti ziyaret etmelerini sağladı.Hakkını yemeyelim diğer yandan da ortaya çıkan kuşkular üzerine kefenin orijinalliğini bilime de(!)
onaylattı.En ikna edici olanı Zürich kriminal laboratuarı müdürü Max Frei oldu.Kefen üzerinde polen araştırması yapan Frei bulduğu tüm polenlerin ağırlıkla İsa Mesih’in yaşadığı coğrafyaya ait florada bulunduğunu bildirdi.İsrail’li botanikçiler de bu bulguları onaylamakta gecikmediler.Arada Amerikalı kimyager Dr.Walter Cox McCrone gibi
zındıklar çıktıysa da –ki bu bilim adamı kefen üzerindeki lekelerin kan değil kesinlikle boya olduğunu ısrarla söylüyordu- kilise ve inananlar rahat bir nefes almıştı:Kefen gerçekti.!!!!!

Bu güvenle, kefen tarih yaşlandırma(karbon testi) testine tabi tutuldu.Kumaştan alınan bir parça üç ayrı üniversiteye gönderildi:Üç ayrı üniversite de aynı tarihi verdi. Kumaş 1260-1390 yılları arasında dokunmuştu !!!!!Bu şok gelişme sonrasında kilise tüm taleplere rağmen kutsal kefen üzerinde başka test yapılmasını kabul etmedi.Daha sonraları da teste gönderilen parçanın yanlışlıkla kumaşın tamir edilmiş bir kısmından gönderildiği açıklandı.Tarih olarak 1300‘lü yılların çıkmasının nedeni sadece buydu.(!)

Ancak içlerinde sanat tarihi uzmanlarının da bulunduğu bir grup akademisyen kefenin Üzerindeki siluetin inanılmaz biçimde Da Vinci’nin kendi portresine benzediğini kanıtlamaları ile ortalık tekrar karıştı:yoksa Da Vinci tüm Hıristiyan inananlarla ,keskin zekası ile yıllardan beri alay mı etmekteydi....
Kefenin üzerinde tam anlamıyla bir inceleme yapılmasına kilisenin izin vermeyeceği belli.Ve kefen üzerinde Da Vinci Usta daha ne kadar gülümsemeye devam edecek bu belli değil.

spartacus
29-08-2006, 18:48
:D

24-07-2007, 18:39
Eğer bu konu daha önceden yazılmışsa özür dilerim.

Turin üzerindeki kan lekelerinin Nasıralı İsa'nın resmini oluşturduğuna inanılan bir keten kumaştır. Tam hikayesi bilinmemekle beraber, bu örtü ile İsa'nın cesedinin taşındığına inanılır. Şimdi mucize peşinde koşan müslümanların bu konuda düşünceleri nedir? Bu örtü bize Hristiyanlığın hak din olduğunu ispatlar mı? Buyrun buda resmin oldugu bir link:

http://news.nationalgeographic.com/news/2005/01/images/050127_pin_shroud.jpg

Eğer Shroud of Turin diye ararsanız daha farklı resimlerde bulmak mümkün.

ozgur_beyin
24-07-2007, 18:49
sevgili *respendial o bez bulunduğunda (senesini hatırlamıyorum) hrıstiyan dünyasında *büyük bir heyecan dalgası yaratmıştı. daha sonra labaratuvarlarda bezin *tam hatırlıyamıyorum ama ya 14. y.y. veya 12. y.y. ait olduğu saptanmıştı.
*Bu tip mücizevi !bulguların peşinde olanlar sadece bizim bebekçiler değil demekki. :lol:

24-07-2007, 21:03
Birtek buda'nın hiç mucizesi yok sanırım. Geçenlerde üzerinde Meryem ananın resminin olduğu taco* ekmeği de bilmemkaçyüzbin dolara satılmıştı. Ne Meryem'i altı üstü yakmış biraz taco'yu.

*bilmeyenler için söylüyorum taco Meksika'nın meşhur sert mısır ekmeğidir

ozgur_beyin
24-07-2007, 21:11
Sevgili respendial o coğrafyaya uzak duruyoruz. Alfabelerinden dolayı sitelerini okuyamıyoruz,ondandır.
Mucizesi olmayan ulu insan olur mu?. Said nursiye bile hurafeler düzüyorlarda budhayı boş bırakırlarmı? :lol:

24-07-2007, 21:19
Sen varsın işte sevgili ozgur_beyin, ne mucizeni gördük bugüne kadar :)

ozgur_beyin
24-07-2007, 21:29
respendial harika bir buddha resmi buldum, bir bak.



http://swahili.cri.cn/chinaabc/chapter22/chapter220102.htm

ziggurat
24-07-2007, 23:54
Sidharta Gotama da(BUDA) kirk gün kirk gece bir incir agaci altinda meditasyon yapmis ve Nirvanaya ulasmistir.Bazilarina mucize gibi görünse de bir gercektir.Meditasyon durumlarinda bu tür ruhsal olgular olasidir.

beelzbb
25-07-2007, 04:24
Eğer bu konu daha önceden yazılmışsa özür dilerim.

Turin üzerindeki kan lekelerinin Nasıralı İsa'nın resmini oluşturduğuna inanılan bir keten kumaştır. Tam hikayesi bilinmemekle beraber, bu örtü ile İsa'nın cesedinin taşındığına inanılır. Şimdi mucize peşinde koşan müslümanların bu konuda düşünceleri nedir? Bu örtü bize Hristiyanlığın hak din olduğunu ispatlar mı? Buyrun buda resmin oldugu bir link:

http://news.nationalgeographic.com/news/2005/01/images/050127_pin_shroud.jpg

Eğer Shroud of Turin diye ararsanız daha farklı resimlerde bulmak mümkün.

respendial islamdan ,kurandan , hıristiyanlıktan hatta dinler tarihinden bihaber olduğunuz şu cümlenizle sabittir.''Hristiyanlığın hak dini olduğunu ispatlar mı?'' Nerden başlasak bilemiyorum lakin:

1.İslamiyete göre hristiyanlık hak dindir.
2.İslamiyete ve dolayısı ile Kurana göre *Nasıralı İsa çarmıhta ölmemiş,hatta hiç ölmemiştir.Ölen onu ispiyonlayan yahudadır ya da bir başkası bu önemli değil sonuçta ölmemiiştir.Göğe yükselmiştir
3.İsanın,tüm insanlığın günahları için çarmıhta işkence ile ölmesi hristiyanlık öğretisi içinde yer alır
4.kişisel olarak kesinlikle algılamayın lakin dersinize iyi çalışın.araştırın,sorun ve öyle reddedin.pireye kızıp yorgan yakmanın da alemi yok...

haziran
27-07-2007, 21:03
evet böyle bir kumaştan bahsediliyor, isanın kefeni olarak kullanılmış olduğu varsayılıyor. ancak bilimsel bulgularda tarih belirlemek için kullanılan karbon-14 yöntemi için vatikan izin vermiyor. yani şaibeli.

pardus
27-07-2007, 21:13
şaibeli şaibeli
kandırıyorlar bizi...

30-07-2007, 13:16
"respendial islamdan ,kurandan , hıristiyanlıktan hatta dinler tarihinden bihaber olduğunuz"

yahu sen beni bırak şimdi, mevzuya gel.

Bu örtü 12-14 yy arasında dokunmuştur. Bu örtü dokunduğu sırada Hristiyanlık hak din değildi, kitapları değişmiş deniliyordu ve müşriklerden sayılıyorlardı. Üstüne üstlük bezdeki resim kafasında dikenli taç takan bir İsa'ya ait, bu hikaye Kuran ile örtüşmüyor. Çünkü Kuran'a göre İsa çarmıha gerilmedi ve kafasınada dikenli taç geçirilmedi. Bu muameleyi gören Nasıralı İsa değil, onu ihbar eden zattır. Bu durumda bu İsa'nın kafasında dikenli taç olan hali tek hak din kalan (!) İslam için birşey ifade etmez. Pigment lekelerinde, karpuz çekirdeklerinde, koyun postlarında bulutlarda Allah yada Muhammed yazısı arayıp, eğri büğrü muğlak şekillerle teselli olan müslümanlara şunu soruyorum, Bu mucize mi tesadüf mü, neden. Teşekkürler Türkiye.

frodo
30-07-2007, 18:59
Sevgili respendial Kutsal Kefen'le ilgili daha önce bir başlık açılmış idi. Başlığını daha önceki başlıkla birleştirdim. Sevgiler.

sargon
30-07-2007, 19:43
Benim bildiğim buna benzer başka şeyler de olması lazım. İsa'nın gerildiği çarmıhın bir parçası gibi... 1500'lerde reform hareketi başladığı zaman bu tür şeylere sert bir şekilde karşı çıkmışlar. Ama katolik dünyasında hala revaçta.

Bizim müzlümanlardaki karşılığı da peygamberin sakalından bir tel, ayak izi, hırkası vb.

sinner
07-10-2009, 15:58
http://img19.imageshack.us/img19/168/isakefen.jpg

Torino Kefeni veya İsa’nın Kefeni olarak bilinen ve Hz İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı ve yüzünün siluetini taşıdığı iddia edilen keten kumaşın sahte olduğu bir kez daha ispatlandı.

İlk kez 1350’lerde Fransa’da sergilenen kefen, 1578’de İtalya’ya getirilerek Torino’da San Giovanni Battista Katedrali’nde muhafaza edilmeye başlandı. 1988 yılında karbon-14 yaş belirleme testine tabi tutulan kefenin 700 yaşındaki keten bitkilerinden yapıldığı belirlenmişti. 1260-1390 arası bir tarihe ait olduğunun belirlenmesiyle gözden düşmesine rağmen, kumaş dini çevrelerde değerini hala koruyor ve çok ender olarak halka gösteriliyor.

AA
http://haber.mynet.com/detay/ilginc-haberler/hz-isanin-kefeni-sahte-mi/473715

Murat Bardakçı :Hazreti İsa’nın kefeni, İsa’dan 800 yıl genç çıktı

Vatikan, asırlar boyunca Hazreti İsa’ya ait olduğuna inanılan kefene, 1988’de Karbon-14 testi uygulattı. Ama testin sonucu kefen hakkındaki bütün inançları bir anda kökünden değiştirdi: 2,5 metrelik bu keten dokuma, İsa’dan en az 800 yıl sonrasına aitti.
Kutsal Emanetler’e Karbon-14 testi yapılsın ... !
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-251919

siparisci
07-10-2009, 16:54
Bunu da İsa'nın seçilmişleri yapmıştır. İsa'nın böyle bi derdi olmsa gerek :)

vesper
07-10-2009, 20:20
bilemiyorum bu kefeni gerçek kabul edersek de üzerindeki kan izleinden İsanın çarmıha gerildikten sonra ölmediği sonucu çıkıyormuş zaten... Çünkü ölen bir insandan asla o kadar kan yayılamazmış...

Paolo
07-10-2009, 22:50
Farzedelim k öyle olsun.Ee?Amacınız nedir?RAB MESİH İSA'ya gölge düşürmez bu.

cigi
07-10-2009, 23:20
RAB MESİH İSA'ya gölge düşürmez bu.

Tabii canim 800 senelik gölge olur mu hic?
Topli igne ucu kadar mini, minnacik bir ayrinti...
Insanin bir yerine batsa, hic anlasilmaz.

Acimadi, degil mi Paolo?:)

ozgur_beyin
08-10-2009, 00:46
BÖYLE ŞEYLEWR SÜREKLİ UYDURULUR ama bulunmaz tıpkı ahit sandığı kutsal kase
kutsal emanetler gibi yalanlar.
yalanda olsa olmasada halk inanır böyle şeylere

Paolo
08-10-2009, 01:48
Bana acımadıda cigiciğim.Seni acıttığı beli;)))))).Özgür beyin belki bu böyle olabilir.Ama İSA MESİH gerçek.Kabul etsende etmesende.Böyle biline!KULAĞI OLAN İŞİTSİNNNNNNNN!

Lestat
08-10-2009, 01:51
paolo mantıksal hiçbir açıklaman yok.bir fikir de üretip anlatmıyorsun.bu böyle şu şöyle bunu bilin bize bişi olmaz.bunları yaptkça nasıl da küçük düşüyorsunuz.diycek hiçbi şeyinizin olmadığı tekrar tekrar kendi tarafınızdan teyit ediliyor:D
işte bunu seviyorum:D

frodo
08-10-2009, 02:01
Kutsal Kefen ya da Torino Kefeni bizim kutsal emanetlerimize benzer. Gerçekliği su götürür bir rivayetler zincirine bağlıdır. Daha önce bu konuda bir başlık açılmıştı.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2649&highlight=Kutsal+Kefen

Paolo
08-10-2009, 02:08
Açıklaması varda.Kılıfını uydurursunuz yine))))))))İşiniz bu.Herşeye bir kılıf bulma.Bende boş konuşanları çok severim hehehe)))))RAB boşuna mı diyor?Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur diye))))Kulağı olan işitsinnnnnn ve gerçekten yana olanda!

Paolo
08-10-2009, 02:14
Buda hediyem olsun))))))))

3-5Eğer bir kişi farklı öğretiler yayar ve doğru sözleri, yani Rabbimiz İsa Mesih'in sözlerini ve Tanrıyoluna dayanan öğretiyi onaylamazsa, kendini beğenmiş, bilgisiz bir kişidir. Böyle biri, tartışmalar ve kelime kavgaları çıkarmayı hastalık derecesinde sever. Bu şeyler kıskançlıklara, çekişmelere, iftiralara, kötü kuşkulara, düşünceleri yozlaşmış ve Tanrı yolunu kazanç yolu sanıp gerçeği yitirmiş adamların durmadan sürtüşmelerine yol açar.

sinner
08-10-2009, 13:30
Torino Kefeni'nin İsadan 800 yıl yaşlı olması dolayısıyla sahte çıkması, gerçekte bir İsa'nın yaşadığına dair inanca darbe vurur çünkü bu inancın varlığının dayandığı somut kanıtlardan biri sahtedir !

paolo,
İnancınız tanrı ürünü değildir tüm inançlar gibi insanlar tarafından üretilmiştir.

Bazen,
tanrı gibi her şeyi yaratan ve bilen iddiasını taşıyan yüce (!) bir varlığın insanlarla iletişim kurmak için elçiler kullanarak son derece subjektif ve suistimale açık bir yöntem seçmesi beni düşündürüyor... :)

ozgur_beyin
08-10-2009, 13:39
paolo hiç yeni bir şey ya söylemiyoryada papağanlıktan vazgeçemediği için söylenini söylüyor.
yok rab böyle dedi . yok rab böyle dedi.
halbuki dedi dedikleri rivayet tıpkı müslüman hadisleri gibi.
aşık mahzuni derya bir türküsünde
caferin beşiği tahta anası babası sahte...
isada böyle işte

AhbAp
08-10-2009, 16:28
Yanılmıyorsam 2 sene önce National Geographic Channel, bununla ilgili bir belgesel yayınladı. Orada bu kefene yapılan karbon testine Rusların itirazı olduğu anlatıldı. İkinci kere Ruslar tarafından yapılan testte ise kefen 11. yüzyıla ait çıktı.

Yine İtalya'daki bir kilisede, İsa'nın kanı olduğuna inanılan ve küçük bir tüp içerisinde muhafaza edilen kan pıhtısı gibi bir madde var. Her sene İsa'nın dirildiğine inanılan tarihte bu pıhtının sıvılaştığına inanılıyor ve Hıristiyanlığın en büyük delillerinden biri olarak görülüyordu. Bilim adamlarının yaptığı araştırmayla bunun bir simya oyunu olduğu, hafif bir sallantıyla sıvılaşan bir madde olduğu kanıtlandı. Ama kefen olayında olduğu gibi, o kilisenin müdavimleri bunu kabul etmekten kaçınıyor.

İnancın insanlarca zorla yaşatıldığının bir başka çarpıcı göstergesi...

ozgur_beyin
08-10-2009, 17:07
yahu ahbap iş kanla bitmiyor isanın annesine ait zannedilen bir kilise var fransada hatta orasıda hac yeridir

ozgurrr
08-10-2009, 17:30
Yanılmıyorsam 2 sene önce National Geographic Channel, bununla ilgili bir belgesel yayınladı. Orada bu kefene yapılan karbon testine Rusların itirazı olduğu anlatıldı. İkinci kere Ruslar tarafından yapılan testte ise kefen 11. yüzyıla ait çıktı.

Yine İtalya'daki bir kilisede, İsa'nın kanı olduğuna inanılan ve küçük bir tüp içerisinde muhafaza edilen kan pıhtısı gibi bir madde var. Her sene İsa'nın dirildiğine inanılan tarihte bu pıhtının sıvılaştığına inanılıyor ve Hıristiyanlığın en büyük delillerinden biri olarak görülüyordu. Bilim adamlarının yaptığı araştırmayla bunun bir simya oyunu olduğu, hafif bir sallantıyla sıvılaşan bir madde olduğu kanıtlandı. Ama kefen olayında olduğu gibi, o kilisenin müdavimleri bunu kabul etmekten kaçınıyor.

İnancın insanlarca zorla yaşatıldığının bir başka çarpıcı göstergesi...

evet o belgeselde o sıvının aynısını yaptılar hatta

cigi
08-10-2009, 18:01
RAB boşuna mı diyor?Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur diye))))Kulağı olan işitsinnnnnn ve gerçekten yana olanda!

Cok haklisin Paolo'cugum.:)
Dogru söze ne denir?

Frodo'nun verdigi linki okuma zahmetine dahi gerkesinim duymadigin belli oluyor.

Suyundanmidir, topragindanmi; müslümani, hiristiyani hepsi, ayni kalin dalga üzerinden yayin yapiyorlar.

Sadece cizirtilarinin sesleri degisik vurgulamali.:lol:

ozgur_beyin
08-10-2009, 20:05
Açıklaması varda.Kılıfını uydurursunuz yine))))))))İşiniz bu.Herşeye bir kılıf bulma.Bende boş konuşanları çok severim hehehe)))))RAB boşuna mı diyor?Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur diye))))Kulağı olan işitsinnnnnn ve gerçekten yana olanda!

sevgili pa olo kuranda öyle söylüyor ikinzden biriniz yalan söylüyor yalncı kim????

Paolo
08-10-2009, 20:54
İseviliĞİ TANRI kurmuştur.

Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.Rab Mesih İsa.


Yine döktürmüşsünüz))))))))İseviliği öğrenmeniz için 100 fırın ekmek yemeniz lazım))))))))Özgür beyin beni kendinle karıştırma)))))))))RAB İSA MESİH gerçektir.Kulağı olan işitsinnnnnnnnn.Zaten GERÇEKTEN yana olan Ona gelir.Yani sizler gelmezsiniz Ona.Çünkü karanlıktan yanasınız!RAB İSA yol gerçek ve yaşam Ben'im demiştir.Anla artık özgür gerisini.

Freester
08-10-2009, 23:18
Sayın paolo yorumlarınızı okurken dikkatimi şu çekti hep dediyiniz rab rab rab bu durumu aklıma 7 yaşında bi çoçuğa sorsanız bana nasıldı oda sizin gibi aynı cevaplar verebilir babam iyidir herşeyi bilir süperdir. Hadi onuda bırakın bu kadar somut kanıt var ama sizin bi somut kanıtınız dahi yok bu duruma ne diceksiniz ?

Paolo
09-10-2009, 00:34
Kutsal Kitabı okumadığınız belli anlaşılan sorudan.Ölüleri diriltiyor.Cinleri kovuyor vs.Etrafa bakarsanız görürsünüz.Yok göremiyorum derseniz sizin sorununuz.


Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'


Kulağı olan işitsinnnnnn!

AhbAp
09-10-2009, 00:41
Kulağı olan ayrıca Gnostik Hıristiyanlığın İsa'sının neden önceki tanrıların bir kopyası olduğunu da duysun!

Freester
09-10-2009, 00:58
Sayın paola yine beni şaşırtmadınız bu bana yine alice harikalar diyarındaki beyaz tavşan ile konuşmasını anlatıyor bana somut kanıt gösterin demiştim hikaye anlatın demedim ?

siparisci
09-10-2009, 01:21
Sayın Paolo bunu hep yapıyor.

Zaten herkesin değiştirildiğini bildiği kitaptan delilmiş gibi kanıtlar (!) öne sürüyor.

Meryem'in sütüne mahkûm olan biri Tanrı olabilir mi?

Gülünç :)

Paolo
09-10-2009, 01:30
Ahbapbu sana Gerçeği gören Işığa gelsin.Kulağı olan işitsinnnnnnn!Free etrafa bak dedim.Kutsal Kitaba değil.O zaman görürsün.Siparişçi Mesih İsa aynı zamanda insanı bunu unutma!

AhbAp
09-10-2009, 01:37
Sayın Paolo,

Ne demek istediğinizi anlamadım. Önce şu şekilde kutsal kitabınızdan bir alıntı veriyor;

Kutsal Kitabı okumadığınız belli anlaşılan sorudan.Ölüleri diriltiyor.Cinleri kovuyor vs.Etrafa bakarsanız görürsünüz.Yok göremiyorum derseniz sizin sorununuz.


Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'


Kulağı olan işitsinnnnnn!

ve buna istinaden "Kulağı olan işitsin" diyorsunuz, sonra da;

Ahbapbu sana Gerçeği gören Işığa gelsin.Kulağı olan işitsinnnnnnn!Free etrafa bak dedim.Kutsal Kitaba değil.O zaman görürsün.

"Etrafa bak, kutsal kitaba değil" diyorsunuz. Anlamlandıramadım. İşitmemizi istediğiniz şey o alıntıladığınız şey ve kutsal kitabınız ise, neden kitaba bakmıyorum?

Saygılarımla!..

Paolo
09-10-2009, 01:39
Ordaki ayetler Kutsal Kitaba yada Mesihe bakıpta görmeyenler içindir.Etrafa bakın derken free'yi kastetmiştim.

Paolo
09-10-2009, 01:41
Bu arada siparişçi senin gibi bilgisizlerin iddası bu!Önce kendi merteğini çıkar bakayım)))))))))))Kuranın nasıl yakıldığından ve yazıldığından anlatsana yiyorsaaaaaaaaa!

AhbAp
09-10-2009, 01:45
Ordaki ayetler Kutsal Kitaba yada Mesihe bakıpta görmeyenler içindir.Etrafa bakın derken free'yi kastetmiştim.

Bana İsa'nın, diğer Pagan tanrılarla aynı tarihte 3 gün ölü kalıp dirilmesini, Noel'i, Noel ağacının manasını, yine diğer birçok Pagan tanrı gibi bir bakireden doğmasını açıklayabilirseniz, belki kulaklarım işitmeye başlar.

Saygılarımla!..

Paolo
09-10-2009, 01:50
Öncelikle pagan tanrıları dediğiniz tamamen uydurmadır.Örneğin kimse zeusu görememiştir.O kadar övüldüğü halde.Ama Mesih İsa yaşamıştır.Onu gören Onla konuşan birçok insan vardır.Halada Onu görenler vardır.Noel ağacı süstür.İnsanların sonradan çıkardığıdır.Bakireden doğmasının nedeni günahsız olmak içindi.Eğer bakire olmayan birinden doğsa bizim gibi günahkar olucaktı.Ve Kurtarıcımız olamazdı.

AhbAp
09-10-2009, 01:56
Öncelikle pagan tanrıları dediğiniz tamamen uydurmadır.Örneğin kimse zeusu görememiştir.O kadar övüldüğü halde.Ama Mesih İsa yaşamıştır.Onu gören Onla konuşan birçok insan vardır.Halada Onu görenler vardır.Noel ağacı süstür.İnsanların sonradan çıkardığıdır.Bakireden doğmasının nedeni günahsız olmak içindi.Eğer bakire olmayan birinden doğsa bizim gibi günahkar olucaktı.Ve Kurtarıcımız olamazdı.

Sevgili Paolo,

Pagan tanrılarının nasıl, ne zaman ve ne şekilde uydurulduğunu somut göstergelerle açıklar mısınız?

Zeus'u kimse görmedi diyorsunuz? İsa'yı kim gördü? İsa'nın yaşadığını İncil'den başka yazan kaynaklardan birkaç tane örnek verir misiniz? "İsa'yı gördüm" diyenlere inanıyorsanız, ben de İnanna'yı gördüm, bu durumda bana inanacak mısınız?

Paolo
09-10-2009, 02:02
Peki siz ispatlayabilir misiniz olduğunu pagan tanrılarının olduğunu?Mitolojiyi okusaydınız uydurulduğunu anlardınız.İsa Mesihi bugünde dahil asırlardır birçok insan görmüştür.Sonradan iman eden birçok kişide görmüştür örneğin.Tarihçilerin tanıklığı var.Takitus,Lusian MESİHE'in varlığına.

Freester
09-10-2009, 02:06
Sayın paolo etrafa bakdığımda doğa ile insanları görebiliyorum ama söledikleriniz ile alakası olmuyor bu,da iyi bi ikilem yaratıyor bu arada mitoloji uyudurma ise hristiyanlık nedir bana açıklarmısınız ?

Paolo
09-10-2009, 02:08
Etrafa bakında kastım tarihedeydi.İsevilik İsa Mesihe inanmak,Onun yolundan gitmektir.Ve Rab İsa Mesih gibi yaşayabilmektir.Her zaman Onu örnek almak ve izlemektir.

AhbAp
09-10-2009, 02:08
Peki siz ispatlayabilir misiniz olduğunu pagan tanrılarının olduğunu?Mitolojiyi okusaydınız uydurulduğunu anlardınız.İsa Mesihi bugünde dahil asırlardır birçok insan görmüştür.Sonradan iman eden birçok kişide görmüştür örneğin.Tarihçilerin tanıklığı var.Takitus,Lusian MESİHE'in varlığına.

İsa'dan binlerce yıl önce, farklı toplumlarda çok sayıda farklı Tanrıların olduğunu tarihsel kayıtlardan ve arkeolojik bulgulardan biliyoruz. Bunlardan üç tek tanrılı dinin nasıl oluşturulduğunu da biliyoruz. Bununla ilgili sayısız akademik çalışma ve bilimsel yayın mevcut. Ben o tanrılar gerçektiler demiyorum, ama bu dinler yeryüzünde var oldu. Bugün bu dinler, her üç tek tanrılı din sayesinde değişik bir görünümde yaşamaktadır.

İsa'nın yaşadığını kaleme alan tarihçiler ile ilgili olarak Zeitgeist The Movie belgeselinden bir alıntı:

"İsa’dan bahsettiği iddia edilen dört tarihçi vardır. Bunlardan üçü Pliny, Suetonius ve Tacitus’tur. Bu kimselerin yazdıkları birkaç satırdan ibarettir ve “Christus – vaftiz edilen kişi” diye birinden bahsederler. Dördüncüsü ise, sahte olduğu yüzyıllar önce kanıtlanmış olan Josephus’tur ve bağnaz Hıristiyanlar tarafından hâlâ doğru kabul edilir. Birkaç kırıntıdan başka, böyle mucizeler gerçekleştirmiş bir kimseden bahseden hiçbir tarihçi bulunmamaktadır."

Paolo
09-10-2009, 02:15
Yarın size tarihçilerin İsa Mesih ile ilgili yazılarını yayınlayacağım.Şimdilik çıkmam lazım.İşlerim var.Yarına devam etsek daha iyi olur sanırım.İyi geceler.

ozgur_beyin
09-10-2009, 02:22
Yarın size tarihçilerin İsa Mesih ile ilgili yazılarını yayınlayacağım.Şimdilik çıkmam lazım.İşlerim var.Yarına devam etsek daha iyi olur sanırım.İyi geceler.

yahu paolo bunu elli defa sorduk. sana yeni hidayet geldi galiba .açıklaman için

siparisci
09-10-2009, 02:33
Bu arada siparişçi senin gibi bilgisizlerin iddası bu!Önce kendi merteğini çıkar bakayım)))))))))))Kuranın nasıl yakıldığından ve yazıldığından anlatsana yiyorsaaaaaaaaa!

Senin İncil'in değiştirilmekten nevri dönmüş, kalkmış bana Kur'anı söylüyorsun.

Dinime küfreden müslüman olsa :)

ozgur_beyin
09-10-2009, 02:49
Senin İncil'in değiştirilmekten nevri dönmüş, kalkmış bana Kur'anı söylüyorsun.

Dinime küfreden müslüman olsa :)

bunun böyle olduğunu müslümanlar söylüyor sadece elinizde bir delil olarak kuran var.
ama bilmediğin veya kabullenemediğin bir şey var.
isanın bir incili yok çünkü bunları yapacak kadar yaşatmadılar eğer yaşadıysa

Paolo
09-10-2009, 09:02
Sen öyle san kendini avut siparişçi.Cahilsin kusura bakma.Hemde önde gideni.Haşa Rab yada allah farkedemiyor sözünün değiştirildiğini bir sen mi farkediyorsun?Sen mi akıllısın bir?Allah sözünü koruyamayacak kadar aciz değil!İspata davet ediyorum.Hadi boş boş konuşma!Lafla peynir gemisi yürümez.İNCİLİN kendisi RAB MESİH İSA'dır bu arada)))))))))))Buda hediyem olsun)))))))))

4Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, `İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? 5Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.

Özgür beyin akşam yazımı yollayacağım.Tarihçilerin İsa Mesih hakkında düşüncelerini.

Yargan Kam
09-10-2009, 10:24
Kutsal Kitabı okumadığınız belli anlaşılan sorudan.Ölüleri diriltiyor.Cinleri kovuyor vs.Etrafa bakarsanız görürsünüz.Yok göremiyorum derseniz sizin sorununuz.


Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'


Kulağı olan işitsinnnnnn!

Sayın Paolo,

Eğer semavi dinlere inanmayan insanların etraflarındakileri görememeleri gibi bir durum mevcutsa, bu inananlardan kaynaklı oluyor olmasın?

Bu durumda, insanların inanmasını kötü yönde etkileyenler din mensupları oluyor.

Buna cevabınız ''insanlar da diğer insanlardan etkilenmesinler kardeşim, gitsinler kendileri arasınlar ve araştırsınlar'' gibi bir şey olabilir.

Ama insan denen varlık, herşeyden etkilenebilen bir varlıktır.

Eğer bir insan, başka insanlardan etkilenerek inanç sahibi oluyorsa bu sizler için iyi bir şey o kişi için.

Ama aynı şekilde insanlaran etkilenerek inanç sahibi olmuyorsa, yine sizler için kötü bir şey bu o kişi için.

Dediklerinize göre Tanrı için de öyle.

Ama burada bir nokta var ki, ilişki içerisinde olan varlıklar yine insanlar.

Bu durumda bir insanın iyi ve/veya kötü olması sadece sizlerin bakış açısının insifiyatifine kalmış görünmektedir.

Çünkü kutsal kitaplarınız, insanların bulundukları durumun nedenleri ile değil, sadece sonuçları ile ilgileniyor.

Ya da en fazla neden olarak 'şeytan'ı sunuyor.

Eh madem kötülükleri ve sapkınlıkları bay şeytan yaptırıyor; günah haneleri neden ona değil de bize yazılıyor?

Yine bir tahminde bulunayım ki, önüme sunulacak söylem ''ama kişilerin iradeleri ve seçim özgürlükleri var''...

İnançlarınızdaki gibi bir Cebrail'in, Mikail'in, ya da bir Azrail'in yapabileceklerine karşı gücümüz yok (Onlar Tanrı'nın isteklerini yerine getiren özel yaratımlar çünkü), işinden kovulmuş bir melek olan Şeytan'ın yaptırımlarına karşı nasıl bir gücümüz olabilsin? (Şeytan, Tanrı'nın emirlerine karşı gelebilen bir yaratıkdır, istediği olan ve istemediği olmayan yaratıcının yani).

Hayır ve şer yaradandandır ise eğer, seçimlerimiz ve irademiz nasıl bunları alt edebilecek güçte olabilsin?

(Ayrıca diğer meleklerin nurdan, Şeytan'ın ise ateşten yaratılma sebebini halen daha bilmemekteyim).

Lütfen iletimi bir saldırı ya da küçümseme olarak algılamadan, samimice cevaplamanızı rica ediyorum.

Tabii eğer cevaplamak istiyorsanız.

Sevgi ile...

Paolo
09-10-2009, 21:47
Slm.Tarihçiler İsa Mesih hakkında ne diyor?

İsa gerçekten yaşadı mı? İsa Mesih’in yaşadığına ilişkin tarihi kanıtlar var mı?




Soru: İsa gerçekten yaşadı mı? İsa Mesih’in yaşadığına ilişkin tarihi kanıtlar var mı?

Yanıt: Bu soru sorulduğunda soran kişi genellikle “Yani, Kutsal Kitap’ın dışında demek istiyorum” gibi ifadeler ekliyor. Oysa İncil’in tarihsel kanıtlar için kaynak olamadığı düşüncesine katılmıyoruz. İncil’de İsa Mesih’le ilgili yüzlerce referans var. İncil’in ikinci yüzyılda, yani İsa’nın ölümünden yüzden fazla yıl sonra, yazıldığını iddia edenler var. Bu böyle olsa bile (kaldı ki, o düşünceyi zaten kesinlikle reddediyoruz), eski tarih kanıtları bağlamında, adı geçen olaylardan ikiyüz yıldan daha az bir zaman sonra kaleme alınan yazılar, son derece güvenilir kanıtlar sayılıyor. Üstelik, hristiyan olsunlar olmasınlar, bilim adamlarının büyük çoğunluğu, Pavlus’un mektupları (hiç değilse onların bazıları) birinci yüzyılının ortasında, yani İsa’nın ölümünden en fazla 40 yıl sonra, yazıldığını kabul ediyorlar. Eski el yazıları ölçüsünde bu, milattan sonra birinci yüzyılında İsrail’de İsa adında bir adamın yaşadığına dair, son derece güçlü bir kanıttır.

Dikkat edilmesi gereken başka bir nokta şudur: M.S. 70 yılında Romalılar, Kudüs kentini ve İsrail’in çoğunu işgal edip yok ettiler, nüfusunu da kılıçtan geçirdiler. Bütün kentler ateşe verilerek yerle bir edildi. Durum böyle iken, birçok tarihsel kanıtların da imha edildiğine şaşmamalıyız. Büyük olasılıkla İsa’nın yaşadığını kanıtlayabilen birçok göz şahitleri de öldürüldü. Bütün bunlar birinci el tanıklıkların az olmasına sebeptir.

İsa’nın hizmeti büyük ölçüde Roma Emperatorluğunun geri kalmış bir taşra bölgesinde bulunan önemsiz bir kasabaya sınırlı olduğunu da göz önünde bulundursak, Hristiyanlıkla ilgili olmayan kaynaklardan şaşılacak kadar çok bilgi alınılabilir. İsa hakkında en önemli tarihsel kaynakların arasında şunlar var:

Birinci yüzyılda yaşamış olan ve eski zamanlarının güvenilir tarihçilerinden sayılan Romalı Tasitus, yazılarında ‘batıl inançlarına’ sahip olan “Hristiyanlar”dan söz ediyor (adları da, asıl eski Yunanca bir söz olan ‘Hristos’un Latince hali ‘Hristus’tan gelmiştir). O Hristus’un da emperator Tiberyus’un zamanında valilik yapmış olan Pontuslu Pilatus’un altında acı cektiğini söylüyor. Emperator Hadrian’ın başsekreteri olan Suetonius, ‘Hrestus’ (ya da Hristus) adında bir adamın birinci yüzyılda yaşadığını yazdı (Annali 15,44).

En ünlü Yahudi tarihçi Flavyus Yosefus’tur. ‘Kronikler’ adlı eserinde Yakup’tan söz ederken, onun “Mesih denilen İsa’nın kardeşi” olduğunu söylüyor. Aynı eserde bulunan 18:3 numaralı paragraf uzun tartışmalara sebep olmuştur: “O zamanlarda İsa adında bilge bir adam vardı (ki, ona adam demek yerinde mi, değil mi bile tartışılıyor). Çünkü şaşılacak işleri yapan biriydi... Mesih oydu... Onlara üçüncü gün yeniden diri olarak göründü. Allahtan gelen peygamberler zaten onun hakkında bunu ve bunun gibi daha on binlerce şey önceden bildirmişlerdi”. Aynı paragrafın başka bir versiyonu şöyle: “O günlerde İsa adında bilge bir adam vardı. Davranışı çok güzeldi ve erdemli biri olarak tanındı. Yahudilerden ve başka milletlerden birçok kişi onun öğrencisi oldu. Pilatus onu çarmıhta öldürülmek üzere idam etti. Oysa müridleri onu izlemekten vazgeçmediler. Çarmıha gerilmesinden üç gün sonra kendilerine göründüğüne ve hayatta olduğunu anlattılar. Ona göre, belki de peygamberlerin mucizeler atfettiği Mesih oydu.”

Yulyus Afrikanus, İsa Mesih’in çarmıha gerilmesinde baş gösteren karanlığı tartışırken, tarihçi Tallus’tan alıntı yapıyor (‘Baki Yazılar’, 18).

Genç Plini, ‘Mektuplar’ adlı eserinde, paragraf 10:96, en eski Hristiyan tapınma uygulamalarından söz ediyor. Hristiyanların İsa’ya Tanrı olarak ibadet ettikleri ve ahlaka çok önem verdiklerini söylüyor; her hafta kutlanan yemek paylaşımı ve Rabbin Sofrası ayinine de değiniyor.

Yahudilerin önemli bir eseri olan Babil Talmudu, ‘Sanhedrin 43a’ numaralı makalesinde, İsa’nın Fısıh Bayramı’nın arifesinde çarmıhta öldürüldüğünü tasdik ediyor, İsa’nın düşmanları tarafından büyücülük yapmak ve Yahudileri dinlerinden döndürmekle suçlandığını da kaydediyor.

Samosatalı Luçyan ikinci yüzyılda yaşamış olan bir Grek yazardır. İsa’nın Hristiyanlar tarafından tapıldığını, yeni öğretiler yaydığını ve onların uğruna çarmıhta öldürüldüğünü kabul ediyor. İsa’nın öğretilerinin arasında imanlılarının birbirlerini kardeş saymaları ve tövbe edip bütün başka tanrıları reddetmenin önemi de yer alıyor. Hristiyanların İsa’nın geri braktığı yasalarına uygun yaşadıklarını, kendilerini ölümsüz saydıklarını söylüyor. Ölümden korkmamak, gönüllü fedakar olmak ve maddi şeylerden feragat etmek özyapılarında bulunduğunu da vurguluyor.

Mara Bar-Serapyon, İsa’nın bilge ve erdemli bir adam olarak tanındığı, birçokları tarafından İsrail’in kralı sayıldığı, Yahudiler tarafından öldürüldüğü ve müritlerinin öğretilerinde yaşamakta olduğunu tasdik ediyor.

Sonra, Gnostik yazarların tüm eserleri de mevcuttur: ‘Hakikat İncili’, ‘Yuhanna Apokrifi’, ‘Tomas İncili’, ‘Diriliş hakkında İnceleme’ v.s. Bunların hepsi de İsa’dan söz ediyorlar.

Hatta, İncil’in özü olan İsa’nın müjdesi, hristiyan olmayan erken kaynaklardan adeta yeniden oluşturulabilir: İsa’ya Mesih denildi (Yosefus), İsa “büyücülük” (= mucize) yaptı, İsrail halkına yeni öğretiler sundu, onların yüzünden Yahudiye ilinde (Tasıtus) Fısıh Bayramında idam edildi (Babil Talmudu), fakat Tanrı olduğunu ve tekrar döneceğini iddia etti (Eliezar). Öğrencileri buna iman edip ona Tanrı olarak taptılar (Genç Plini).

Sonuç olarak, hem hristiyan hem de hristiyan olmayan kaynaklara bakarak, İsa Mesih’in yaşadığına dair kesin kanıtlar bulunduğu kanısındayız. Milattan sonra birinci yüzyılda, İsa’nın 12 havarisi dahil, binlerce hristiyanların hayatlarını seve seve feda edip öldürülmeye razı geldiler. İsa Mesih’in gerçekten yaşamış olduğuna en büyük delil, belki de budur. Kişi gerçek saydığı bir şey için ölebilir

Paolo
09-10-2009, 21:52
Yargan bey.Dediğinizde olabilir.Ama bunun temel nedeni Kişinin kendi yüzündendir.Yüreğini nasırlaştırdığı için.Günah işleyene yazılır.Ama günaha düşürenlerin hali işleyenlerden daha beter olur ama onların suçu daha ağır yani.Şeytan önceden melekti.Sonradan kendi suçundan bu hale geldi.

cigi
10-10-2009, 00:22
Şeytan önceden melekti.Sonradan kendi suçundan bu hale geldi.

Hangi sucundan ve nasil bu hale geldi?
Sen seytani taniyormusun Paolo?

Paolo
10-10-2009, 00:43
Tanrı gibi olmak ve Rabbe karşı gelmekti suçu.Kutsal Kitabı okuyarak şeytanın kim olduğunu görüyoruz.

ozgur_beyin
10-10-2009, 03:30
Tanrı gibi olmak ve Rabbe karşı gelmekti suçu.Kutsal Kitabı okuyarak şeytanın kim olduğunu görüyoruz.

sevgili paolo senin yazdıklarını okudukça aziz nesin'in söylediği orana içten katılıyorum

cigi
10-10-2009, 09:56
aziz nesin'in söylediği orana içten katılıyorum.

Ben katilmiyorum.
Aziz Nesin'in söyledigi oranin az oldugunu düsünüyorum.:)

Paolo
10-10-2009, 15:10
Özgür beyin ve cigi bende sizi görünce İSA MESİH'e olan sevgim imanım artıyor.Onun bütün sözlerine katılıyorum))))))Herkes bu şerefe erişemiyor malum hahaha))Çağrılanlar çok seçilenler az.İyiki sürçme taşlarıda var))))Sayelerinde imanımızın artmasına neden oluyorlar)))))))))))

proximo
10-10-2009, 21:32
Slm.Tarihçiler İsa Mesih hakkında ne diyor?

İsa gerçekten yaşadı mı? İsa Mesih’in yaşadığına ilişkin tarihi kanıtlar var mı?




Soru: İsa gerçekten yaşadı mı? İsa Mesih’in yaşadığına ilişkin tarihi kanıtlar var mı?

Yanıt: Bu soru sorulduğunda soran kişi genellikle “Yani, Kutsal Kitap’ın dışında demek istiyorum” gibi ifadeler ekliyor. Oysa İncil’in tarihsel kanıtlar için kaynak olamadığı düşüncesine katılmıyoruz. İncil’de İsa Mesih’le ilgili yüzlerce referans var. İncil’in ikinci yüzyılda, yani İsa’nın ölümünden yüzden fazla yıl sonra, yazıldığını iddia edenler var. Bu böyle olsa bile (kaldı ki, o düşünceyi zaten kesinlikle reddediyoruz), eski tarih kanıtları bağlamında, adı geçen olaylardan ikiyüz yıldan daha az bir zaman sonra kaleme alınan yazılar, son derece güvenilir kanıtlar sayılıyor. Üstelik, hristiyan olsunlar olmasınlar, bilim adamlarının büyük çoğunluğu, Pavlus’un mektupları (hiç değilse onların bazıları) birinci yüzyılının ortasında, yani İsa’nın ölümünden en fazla 40 yıl sonra, yazıldığını kabul ediyorlar. Eski el yazıları ölçüsünde bu, milattan sonra birinci yüzyılında İsrail’de İsa adında bir adamın yaşadığına dair, son derece güçlü bir kanıttır.

Dikkat edilmesi gereken başka bir nokta şudur: M.S. 70 yılında Romalılar, Kudüs kentini ve İsrail’in çoğunu işgal edip yok ettiler, nüfusunu da kılıçtan geçirdiler. Bütün kentler ateşe verilerek yerle bir edildi. Durum böyle iken, birçok tarihsel kanıtların da imha edildiğine şaşmamalıyız. Büyük olasılıkla İsa’nın yaşadığını kanıtlayabilen birçok göz şahitleri de öldürüldü. Bütün bunlar birinci el tanıklıkların az olmasına sebeptir.

İsa’nın hizmeti büyük ölçüde Roma Emperatorluğunun geri kalmış bir taşra bölgesinde bulunan önemsiz bir kasabaya sınırlı olduğunu da göz önünde bulundursak, Hristiyanlıkla ilgili olmayan kaynaklardan şaşılacak kadar çok bilgi alınılabilir. İsa hakkında en önemli tarihsel kaynakların arasında şunlar var:

Birinci yüzyılda yaşamış olan ve eski zamanlarının güvenilir tarihçilerinden sayılan Romalı Tasitus, yazılarında ‘batıl inançlarına’ sahip olan “Hristiyanlar”dan söz ediyor (adları da, asıl eski Yunanca bir söz olan ‘Hristos’un Latince hali ‘Hristus’tan gelmiştir). O Hristus’un da emperator Tiberyus’un zamanında valilik yapmış olan Pontuslu Pilatus’un altında acı cektiğini söylüyor. Emperator Hadrian’ın başsekreteri olan Suetonius, ‘Hrestus’ (ya da Hristus) adında bir adamın birinci yüzyılda yaşadığını yazdı (Annali 15,44).

En ünlü Yahudi tarihçi Flavyus Yosefus’tur. ‘Kronikler’ adlı eserinde Yakup’tan söz ederken, onun “Mesih denilen İsa’nın kardeşi” olduğunu söylüyor. Aynı eserde bulunan 18:3 numaralı paragraf uzun tartışmalara sebep olmuştur: “O zamanlarda İsa adında bilge bir adam vardı (ki, ona adam demek yerinde mi, değil mi bile tartışılıyor). Çünkü şaşılacak işleri yapan biriydi... Mesih oydu... Onlara üçüncü gün yeniden diri olarak göründü. Allahtan gelen peygamberler zaten onun hakkında bunu ve bunun gibi daha on binlerce şey önceden bildirmişlerdi”. Aynı paragrafın başka bir versiyonu şöyle: “O günlerde İsa adında bilge bir adam vardı. Davranışı çok güzeldi ve erdemli biri olarak tanındı. Yahudilerden ve başka milletlerden birçok kişi onun öğrencisi oldu. Pilatus onu çarmıhta öldürülmek üzere idam etti. Oysa müridleri onu izlemekten vazgeçmediler. Çarmıha gerilmesinden üç gün sonra kendilerine göründüğüne ve hayatta olduğunu anlattılar. Ona göre, belki de peygamberlerin mucizeler atfettiği Mesih oydu.”

Yulyus Afrikanus, İsa Mesih’in çarmıha gerilmesinde baş gösteren karanlığı tartışırken, tarihçi Tallus’tan alıntı yapıyor (‘Baki Yazılar’, 18).

Genç Plini, ‘Mektuplar’ adlı eserinde, paragraf 10:96, en eski Hristiyan tapınma uygulamalarından söz ediyor. Hristiyanların İsa’ya Tanrı olarak ibadet ettikleri ve ahlaka çok önem verdiklerini söylüyor; her hafta kutlanan yemek paylaşımı ve Rabbin Sofrası ayinine de değiniyor.

Yahudilerin önemli bir eseri olan Babil Talmudu, ‘Sanhedrin 43a’ numaralı makalesinde, İsa’nın Fısıh Bayramı’nın arifesinde çarmıhta öldürüldüğünü tasdik ediyor, İsa’nın düşmanları tarafından büyücülük yapmak ve Yahudileri dinlerinden döndürmekle suçlandığını da kaydediyor.

Samosatalı Luçyan ikinci yüzyılda yaşamış olan bir Grek yazardır. İsa’nın Hristiyanlar tarafından tapıldığını, yeni öğretiler yaydığını ve onların uğruna çarmıhta öldürüldüğünü kabul ediyor. İsa’nın öğretilerinin arasında imanlılarının birbirlerini kardeş saymaları ve tövbe edip bütün başka tanrıları reddetmenin önemi de yer alıyor. Hristiyanların İsa’nın geri braktığı yasalarına uygun yaşadıklarını, kendilerini ölümsüz saydıklarını söylüyor. Ölümden korkmamak, gönüllü fedakar olmak ve maddi şeylerden feragat etmek özyapılarında bulunduğunu da vurguluyor.

Mara Bar-Serapyon, İsa’nın bilge ve erdemli bir adam olarak tanındığı, birçokları tarafından İsrail’in kralı sayıldığı, Yahudiler tarafından öldürüldüğü ve müritlerinin öğretilerinde yaşamakta olduğunu tasdik ediyor.

Sonra, Gnostik yazarların tüm eserleri de mevcuttur: ‘Hakikat İncili’, ‘Yuhanna Apokrifi’, ‘Tomas İncili’, ‘Diriliş hakkında İnceleme’ v.s. Bunların hepsi de İsa’dan söz ediyorlar.

Hatta, İncil’in özü olan İsa’nın müjdesi, hristiyan olmayan erken kaynaklardan adeta yeniden oluşturulabilir: İsa’ya Mesih denildi (Yosefus), İsa “büyücülük” (= mucize) yaptı, İsrail halkına yeni öğretiler sundu, onların yüzünden Yahudiye ilinde (Tasıtus) Fısıh Bayramında idam edildi (Babil Talmudu), fakat Tanrı olduğunu ve tekrar döneceğini iddia etti (Eliezar). Öğrencileri buna iman edip ona Tanrı olarak taptılar (Genç Plini).

Sonuç olarak, hem hristiyan hem de hristiyan olmayan kaynaklara bakarak, İsa Mesih’in yaşadığına dair kesin kanıtlar bulunduğu kanısındayız. Milattan sonra birinci yüzyılda, İsa’nın 12 havarisi dahil, binlerce hristiyanların hayatlarını seve seve feda edip öldürülmeye razı geldiler. İsa Mesih’in gerçekten yaşamış olduğuna en büyük delil, belki de budur. Kişi gerçek saydığı bir şey için ölebilir


İslamiyette de İsa'nın önemli bir yeri vardır. Kuran'da birçok yerde "Meryem oğlu İsa" diye geçer ve Meryem'in bakire olmasına rağmen İsa'yı doğurduğu inancı Hristiyanlıktaki ile aynıdır. Ama İslamda Hristiyanlıktaki gibi İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu gibi bir inanış yoktur. Ayrıca Hristiyanlıktaki İsa'nın aynı zmanda Tanrı da olduğu inancı Kuran'da açıkça reddedilmiştir (3 (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam%27da_%C4%B0sa)). İslama göre İsa önemli bir peygamberdir ve İncil kendisine vahiy ile indirilmiştir. Ayrıca Kuran'da İsa'dan "Mesih" diye de bahsedilir ama bu kavramın Hristiyanlıktaki Mesih kavramı ile aynı değildir çünkü Hristiyanlıktaki İsa Mesih (Jesus Christ) aynı zamanda tanrısal özelliklere sahiptir, Tanrı'dır (4 (http://en.wikipedia.org/wiki/Islamic_views_of_Jesus)). İslamda ise hiçbir peygamberin tanrısal özellikleri yoktur.İsa'nın ölümü konusunda da İslam ile Hristiyanlık görüşü arasında farklılık vardır ama bu farklılık bu yazı açısından önemli olmadığı içni onu geçeceğim. Bu yazı açısından önemli olan benzerlikler. İslam ile Hristiyanlığın üzerinde kesin olarak anlaştığı bir konu var: İsa'nın varlığı. Her iki dine göre de mucizeler gerçekleştirmiş olan İsa diye biri günümüzden 2000 yıl önce yaşamıştır.

Peki bu gerçekten doğru mu? Yani böyle biri grçekten yaşadı mı? Bu konuda tarihi belgeler var mı? Yani İsa'nın varlığını gösteren tarihsel deliller var mı?
İsa'nın yaşadığı dönemde Filistin'de dini ve siyasi olayları birçok tarihçi ve filozof vardı ama bunların hiçbirinin yazılarında İsa'dan bahsedilmez. Yani İsa'nın yaşadığı iddia edilen dönemde yaşamış olan kişilerin yazılarında İsa'dan bir kere bile bahsedilmiyor. Bu biraz garip çünkü İncillerde (Yeni Ahit'in ilk dört kitabı olan ve Türkçe'de İncil diye bilinen Mark (Markos), Matthew (Matta), Luke (Luka) ve John'un (Yuhanna) yazdıkları kitaplarda İsa'nın hayatı, yaptıkları ve öğretileri anlatılır. Bunların en erken yazılmış olanı M.S. 70 yılı civarında yazılmış olan Mark'ın İncilidir. Diğerlerinin Mark'ın İncilinden sonra yazıldığı kabul edilir. İsa ise M.S. 29-36 arasında ölmüştür. Yani İncillerin tamamı İsa'nın ölümünden yaklaşık 40-50 yıl sonra yazılmıştır diyebiliriz.) İsa'nın gerçekleştirmiş olduğu inanılmaz olaylardan, mucizelerden bahsediliyor ve bu sayede ününün hızla yayıldığı söyleniyor. Matthew 4. bölümde (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1504&mc=2&sc=1480) ve Luke 6. bölümde (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1555&mc=2&sc=1531) şöyle diyor:Matthew 4:23-25 İsa, Celile bölgesinin her tarafını dolaştı. Buralardaki havralarda ders veriyor, Göksel Egemenliğin müjdesini duyuruyor, halk arasında rastlanan her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu. O'nun ünü bütün Suriye'ye yayılmıştı. Çeşit çeşit hastalıklara yakalanmış, ıstırap içinde olan, cine tutsak,saralı, felçli olanların hepsini O'na getirdiler, O da onları iyileştirdi. Celile, Dekapolis, Kudüs, Yahudiye ve Şeria nehrinin ötesinden gelen büyük kalabalıklar O'nun ardından gidiyordu.Luke 6:17-19 İsa bunlarla birlikte aşağı inip düzlük bir yerde durdu. Öğrencilerinden büyük bir kalabalık ve tüm Yahudiye'den, Kudüs'ten, Sur'la Sayda yakınlarındaki kıyı bölgesinden gelen büyük bir halk topluluğu da oradaydı. İsa'yı dinlemek ve hastalıklarından şifa bulmak amacıyla gelmişlerdi. Kötü ruhlardan sıkıntı çekenler de iyileştiriliyordu. Kalabalıkta herkes İsa'ya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü O'nun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Bu tip olayların hiçbir tarihi belgede yer almıyor olması garip. Hele bir de o döneme ait olaylarla ilgili birçok tarihi belge varsa. Yani mucizeler gerçekleştiren birinin izlemek için, şifa bulmak için büyük kalabalıklar hareket ediyor, insanların gözleri önünde mucizeler gerçekleşiyor ama bunları belgeleyen tek bir tarihi belge yok.

Doğru zamanda (M.Ö. 20 ile M.S. 40 arasında) doğru yerde (Judea yani bugünkü Batı Şeria bölgesi) olan İskenderiyeli Philo (Philo of Alexandria (http://en.wikipedia.org/wiki/Philo)) önemli bir tarihçi ve filozoftu. 850000 kelimeden fazla yazısı günümüze kadar gelmiştir. Ama bunların içinde İsa'dan veya yaptığı mucizelerden bahseden tek bir kelime bile yok. Aynı şekilde İsa ile çağdaş olan birçok tarihçi ve filozof içinde ondan, yaptıklarından veya mucizelerinden bahseden bir tane bile yokMatthew 14:19-21 Halka çimenlerin üzerine oturmalarını buyurduktan sonra, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe dikerek şükran duasını yaptı; sonra ekmekleri bölüp öğrencilerine verdi, onlar da halka dağıttılar. Herkes yiyip doyduktan sonra on iki sepet dolusu yemek artığı topladılar. Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, yaklaşık beş bin erkekti.İnsanları mucizevi şekilde iyileştiren, binlerce kişiyi 5 ekmek ve 2 balık ile doyurabilen ve dolayısıyla yapabildikleri sayesinde neredeyse herkes tarafından tanınan birinin adının o dönemin olaylarını not alan ve yazan kişiler tarafından bir kere bile belirtilmemiş olması gerçekten düşündürücü.
Hristiyan.net sitesinde İsa Mesih Gerçeği (http://www.hristiyan.net/cevaplar/tarihselcevap.htm) başlıklı bir yazıda Hristiyanlık dışı trihi kaynaklarda İsa'nın belirtildiği iddia ediyor. Kısaca bu iddialara bakalım:
İlk olarak orijinal kaynakta İsa Mesih değil sadece Mesih geçiyor: "…[the Christians] sang in alternate verses a hymn to Christ, as to a god" (Josh McDowell, “Evidence for Christianity”, 2006, s. 87). Sadece Christ yani Mesih deniliyor. Aslında bu çok önemli değil çünkü burada İsa'nın varlığına değil Hristiyanların varlığına delil vardır. Yani M.S. 112 yılında Hristiyanlar olduğunu gösteriyor bu tarihi kaynak. Burada İsa'nın varolduğunu gösteren herhangi bir veri yok. Bir diğer iddiaya bakalım:İ.S. 115 ile 117 yılları arasında tarihçi Takitus, ‘Roma Tarihi’ adlı yapıtında, İ.S. 64 yılında Roma’yı yakıp kavuran yangının sorumlusu olarak zamanın Hristiyanlarının suçlandığını yazmakta ve Hıristos’un, ki Hristiyanlar bu ismi buradan almışlardır, İmparator Tiberyus’un yönetimi döneminde vali Pontiyus Pilatus tarafından ölüm cezasına çarptırılışı konusunda yorumlarda bulunmaktadırBu kaynağın doğruluğundan şüphe etmek için önemli birkaç neden var. Mesela orijinal kaynakta Pilatus için vekil (procurator) diyor ama gerçekte Pilatus valiydi (prefect). Birinci yüzyılda hiçbir Yunan veya Romalı tarihçi "Hristiyan" tabirini kullanmamıştır. Hristos (Christ) ve türevi olan Hristiyan (Christian) kelimeleri Trajan'ın İmparatorluğu zamanında yani Tiberyus'un yaşadığı dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca İncillerde de Hristos veya Hristiyan kelimeleri geçmez. Bunlar daha sonradan kullanılmaya başlanan kelimelerdir. İsa'nın yaşadığı iddia edilen dönemde yani M.S. 36'dan önce İsa'nın Hristos, takipçilerinin ise Hristiyanlar olarak adlandırılması bu kaynağın güvenilirliği hakkında soru işaretleri oluşturmakta ve bunun Tiberyus tarafından kendi zamanında yani M.S. 110'larda o dönemde yaşayan Hristiyanlardan duyduklarına dayanarak yazıldığı düşüncesini desteklemektedir (5 (http://skeptically.org/newtestament/id6.html))
Ayrıca 3. ve 4. yüzyıllarda Hristiyanlıkla ilgili delilleri ortaya koymaya çalışan Hristiyan din adamlarından hiçbiri bu alıntıya başvurmamıştır. İsa'nın varlığına dair ellerindeki tüm delillerden daha kuvvetli olabilecek böyle bir belgeyi kullanmamış olmaları düşündürücü. Mesela Tertullian (http://en.wikipedia.org/wiki/Tertullian), Tiberyus'un birçok çalışmasından faydalanmasına rağmen bu bölümden alıntı yapmamıştı (5 (http://skeptically.org/newtestament/id6.html)). Neden acaba? Belki de o tarihte böyle birşey yoktu. Böyle önemli olabilecek birşeyi kullanmaması için başka nasıl bir sebep olabilir?Bir diğer iddia şöyle:
Yosefus'un (Josephus) İsa’nın kişiliği, mucizeleri, öğretileri ve çarmıha gerilişi konusunda yazdılarının sahtekarlık olduğu, daha sonradan ekleme olduğu Hristiyanlar tarafından bile kabul edilmektedir. 4. yy'a kadar bunlardan kimsenin haberi yokken bir anda Eusebius tarafından Yosefus'un olduğu iddia edilmiştir ve kanıt olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ama Hristiyanlık apolojisti Lee Strobel, The Case for Christ kitabında bunun sahtekarlık olduğunu kabul etmektedir (6 (http://www.godvsthebible.com/chapter08.htm#_ftnref60)). Hatta Katolik Ansiklopedisi'nde bile bu alıntı sahtekarlık olarak belirtilmektedir (7 (http://www.catholicity.com/encyclopedia/j/josephus,flavius.html)).Sonuçta tüm bunların ışığında insanın aklına "İsa ve çevresinde oluşturulan Hristiyanlık sadece bir mit mi?" sorusu geliyor.

İlgilenenler için bu konuda okunabilecek ve yukarıda kısaca bahsettiğim noktalara daha ayrıntısıyla değinen birkaç yazı tavsiye etmek istiyorum:


Did Jesus Christ Really Live? (http://www.infidels.org/library/historical/marshall_gauvin/did_jesus_really_live.html) by Marshall J. Gauvin
Historicity of Jesus FAQ (http://www.infidels.org/library/modern/scott_oser/hojfaq.html) by Scott Oser
A Thorough Examination of the Evidence for Jesus (http://www.rationalresponders.com/forum/rook_hawkins/the_jesus_mythicist_campaign/2889) by Rook Hawkins
The Jesus Story Makes No Sense (http://www.godvsthebible.com/chapter08.htm) by John Armstrong
Josh McDowell's "Evidence" for Jesus: Is It Reliable? (http://www.infidels.org/library/modern/jeff_lowder/jury/chap5.html) by Jeffery Jay Lowder

ozgur_beyin
10-10-2009, 21:52
proxsimo bakalım paolo nasıl bir kulp hazırlayacak bu yazılara

proximo
10-10-2009, 21:58
proxsimo bakalım paolo nasıl bir kulp hazırlayacak bu yazılara
Merakla bekliyorum sayın özgür beyin..:)

Paolo
10-10-2009, 22:01
Mesih İsa zamanındaki tarihçi ve filozoflar Ondan bahsetmemişti doğru.Ama bu var olmadığını göstermez.Hatırlatırım ki Aziz Luka aynı zamanda felsefe ve tarih biliminide biliyordu.Uzman derecesinde.Madem öyle biri yok.Peki nasıl Onun adına onca mucize yapılıyor?Niye insanlar yalan uğruna canını versin?

ozgur_beyin
10-10-2009, 22:07
Mesih İsa zamanındaki tarihçi ve filozoflar Ondan bahsetmemişti doğru.Ama bu var olmadığını göstermez.Hatırlatırım ki Aziz Luka aynı zamanda felsefe ve tarih biliminide biliyordu.Uzman derecesinde.Madem öyle biri yok.Peki nasıl Onun adına onca mucize yapılıyor?Niye insanlar yalan uğruna canını versin?

bu cevap değil paolo sadece mesnedsiz savunma şartlı refleks

Paolo
10-10-2009, 22:23
İstediğin gibi yorumlayabilirsin özgür.Umrumda değil!Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

yucemanitu
14-10-2009, 20:24
Niye insanlar yalan uğruna canını versin?


İnsanlar Muhammed uğruna da canlarını vermişti. Peki sence İslam hak din mi?

Paolo
14-10-2009, 21:35
Mesih İsaya muhammedi kıyaslama lütfen.İkisinin arasında dünyayla uzay arasındaki daki kadar fark var.Bir insan bildiği yalan uğruna ölmezzzzzz.

tayyare
15-10-2009, 14:29
İsa Mesih Hazretleri bizzat gelse ben yokum dese yine de fark etmez. İnancın tartışılması saçmadır. Bilimsel açıdan insan olanı değil felsefi İsayı tartışmalıyız.
Ancak gerçekden yaşamış ''bir'' İsanın yan sanayi kefeni olur; besbelli ki KapalıÇarşıdan alınmıştı.

nehir
16-10-2009, 02:07
Kutsal Kitabı okumadığınız belli anlaşılan sorudan.Ölüleri diriltiyor.Cinleri kovuyor vs.Etrafa bakarsanız görürsünüz.Yok göremiyorum derseniz sizin sorununuz.


Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'


Kulağı olan işitsinnnnnn!
Sn.Paolo;

Bu sözlerde biryerlerden tanıdık geldi bana,''gözleri vardır görmezler,
kulakları vardır duymazlar,kalpleri vardır ama onların kalpleride mühürlenmiştir''

Demekki aynı terane ile, pekte inandırıcı olmadıklarını gizleyebilmek için karşı tarafı suçlama cümleleri kurmak, her kutsal olduğu iddia edilen kitapta var!..
:))

saygılar...

ozgur_beyin
16-10-2009, 02:23
sevgili nehir bunlar aynı tiyatronun farklı tekstle oynayan oyuncularıdır.
oyuncular aynı senaryo farklı hepsi bu

Mohikan
16-10-2009, 02:41
Tabiki sahte olacak Hz.İsa(a.s) ölmediki kefeni olsun...

nehir
16-10-2009, 03:25
sevgili nehir bunlar aynı tiyatronun farklı tekstle oynayan oyuncularıdır.
oyuncular aynı senaryo farklı hepsi bu
sevgili ozgur_beyin;
bencede öyle ,ama gelde anlat anlatabilirsen!..:biggrin1:
saygılar...

nehir
16-10-2009, 03:33
http://img19.imageshack.us/img19/168/isakefen.jpg

Torino Kefeni veya İsa’nın Kefeni olarak bilinen ve Hz İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı ve yüzünün siluetini taşıdığı iddia edilen keten kumaşın sahte olduğu bir kez daha ispatlandı.

İlk kez 1350’lerde Fransa’da sergilenen kefen, 1578’de İtalya’ya getirilerek Torino’da San Giovanni Battista Katedrali’nde muhafaza edilmeye başlandı. 1988 yılında karbon-14 yaş belirleme testine tabi tutulan kefenin 700 yaşındaki keten bitkilerinden yapıldığı belirlenmişti. 1260-1390 arası bir tarihe ait olduğunun belirlenmesiyle gözden düşmesine rağmen, kumaş dini çevrelerde değerini hala koruyor ve çok ender olarak halka gösteriliyor.

AA
http://haber.mynet.com/detay/ilginc-haberler/hz-isanin-kefeni-sahte-mi/473715

Murat Bardakçı :Hazreti İsa’nın kefeni, İsa’dan 800 yıl genç çıktı

Vatikan, asırlar boyunca Hazreti İsa’ya ait olduğuna inanılan kefene, 1988’de Karbon-14 testi uygulattı. Ama testin sonucu kefen hakkındaki bütün inançları bir anda kökünden değiştirdi: 2,5 metrelik bu keten dokuma, İsa’dan en az 800 yıl sonrasına aitti.
Kutsal Emanetler’e Karbon-14 testi yapılsın ... !
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-251919
Sevgili Sinner;
Hiç yaşamamış olan İsanın nasıl bir kefeni olabilirdi ki?olsa olsa sahte olurdu tabikide ,ama körükörüne inanmış kişilerede değil bir tane bintane karbon testi olsa ve hepside sahteliğini belgelemişte olsa asıl bu karbon testleri sahtedir,çakmadır denirde eklenir ''gözleriniz var görmezsiniz,kulaklarınız var duymazsınız...vs.'' :lol:

Paolo
16-10-2009, 09:00
Hahahah))))))))))İspat var mı acep?Yok.Güya İsa Mesihin var olmadığını idda edersiniz.Ama elinizde delil yok.Sorularımada cevap veren olmadı.Buda gösteriyorki Rab Mesih İsa vardır yaşamıştır.Bu arada bahsettiğiniz kurandaki ayetler zaten Kutsal Kitapta alınmıştır.Nehir o ayet tam size hitap ediyor)))))))Nasıl ama etkileyici dimi?

Paolo
16-10-2009, 09:02
Ayetimizi tekrar alıyoruz.

Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'

ozgur_beyin
16-10-2009, 10:26
sevgili paolo senden gözlemlediğim bir şey var oda hrıstiyan lığa ait yalan ve uyduruk jargonu çok iyi ezberlemişsin.aynı vatikandaki papa gibi konuşuyorsun

Paolo
16-10-2009, 19:08
Rica ederim.Sende tahrikte ve milletin kutsallarına saldırmakta çok iyisin.Ama yemiyorlar)))))))))))Sende bozuk plak ve ferisiler gibi devamlı saldırmak için fırsatlar kolluyorsun))))))))))

ozgur_beyin
16-10-2009, 19:16
Rica ederim.Sende tahrikte ve milletin kutsallarına saldırmakta çok iyisin.Ama yemiyorlar)))))))))))Sende bozuk plak ve ferisiler gibi devamlı saldırmak için fırsatlar kolluyorsun))))))))))

sevgili paolo seninle kişisel bir problemim olamazbir yerede saldırma kasdim yok.

hrıstiyansın ama delilin müslümanlar gibi yok orası kapalı burası tıkalı her şeyi anlıyorsunda diğer dinlerinde size farklı baktığını niye anlamıyorsunuz.
sizin vaftiziniz var hinduların ganjı var .ganjda yıkanmazsan nirvanaya gidemezsin
sizde gitmeniz için vafriz şart değilmi ?sizinki doğruda onlarınkilermi yanlış.
üzerindeki vaftiz suyu silinmesin diye avrupa yıllarca yıkanmadı dört ta.aklı tekeler gibi koktular. bu salaklık dinmi?.
övdüğün ne sapı silik yalın bir yahudi siz sinek siklet bir boksörden herkül yartamışsınız.daha ne diyeyim

Paolo
16-10-2009, 19:50
Bende delil çok.Bazılarınıda gösterdim zaten.Diğer dinlerden banane.Ben kendi inancıma bakarım.Ha onlarla gerektiğinde diyalog yaparım ayrı.Biz inandığımız dinden çok öte.Kutsal Kitabın neresinde din kelimesi geçiyor acaba?Bizde önce inanmak şart canım.Gelelim iddana.Avrupanın cahilliğiyle İseviliğin ne alakası var?MESİH İSA mı demiş onlara pis kalın diye?Kendi suçlarından dolayı o halde kalmıştır.

nehir
16-10-2009, 21:07
Ayetimizi tekrar alıyoruz.

Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=1510&mc=2&sc=1480#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'
Sn.paolo;
Bana yabancı gelmemesini ''kur'an incilden almışta o yüzden''şeklinde açıklamışsınız ama belkide incilede tevrattan geçmiştir ne dersiniz,hatta tevratada başka bir yerden belkide asıl kaynak mitolojidir!:amen:

saygılar...

Paolo
17-10-2009, 01:32
Rica ederim.Eski Ahitle Yeni Ahit bir bütün zaten.Evt RAB MESİH onlara peygamberi aracılığıyla söylediği sözü bir kez daha söylüyor.

ozgurrr
17-10-2009, 01:37
o yüzden yahudiler topluca hristiyan oldular

ozgurrr
17-10-2009, 01:58
deliller hep şöyle ;
isa dedi ki
tevrat der ki
incil der ki
dup dup der ki
spaghetti canavarı der ki

Paolo
17-10-2009, 10:08
Musevilerin İsevi olmasının nedeni İSA MESİHİN Mesih olduğuna inanmalarından ötürüdür.O gerçekten MESİHTİR.RABDİR.Bunuda ispatladı zaten.Delillerde çok.Biraz etrafınıza baksanız görürdünüz.

sinner
17-10-2009, 12:35
paolo,
Sizin delil dediklerinizin hepsinin o inanca sahip olanlar tarafından zamanla üretilip İsa'ya atfedildiği Torino Kefeni örneği ile ayan beyan ortada tıpkı 'kör göze parmak' gibi ;)


Şu iki atasözümüzü de sana ithaf ediyorum :

Canı kaymak isteyen cebinde manda taşır... :)
Minareyi çalan kılıfını hazırlar... :D

Paolo
17-10-2009, 14:55
Bende o atasözlerinize karşılık kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş diyerek cevaplıyorum.Ayrıca minareyi çalan klıfını hazırlar sözüde tam sizlik.Herşeye bir bahane buluyorsunuz ya.

sargon
22-12-2011, 11:05
Kutsal kefen konusu yeniden basinda yer almaya basladi. Bu konuda baska bir baslik da acilmis >bak (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=13608&highlight=kefen)< ama ben frodo'nun basligini güncellemeyi tercih ettim.

Bugünkü gazetelerde asagi yukari ayni metni görebilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/19515763.asp
http://www.sabah.com.tr/Dunya/2011/12/22/hz-isanin-kefeni-hakkinda-yeni-iddia

Buna göre Paolo Di Lazzaro ve ekibi ketendeki resim benzeri lekelerin yogun bir isik patlamasiyla olustugunu iddia ediyorlar. Ortacag teknolojisiyle bunun olamayacagini, yogun ve kisa süreli "mor ötesi yönlendirilmis radyasyon" (ne demekse) ile mümkün oldugunu ileri sürmüsler.

Iyi de bu ketene daha önce carbon testi yapilmis ve sadece 700 yasinda oldugu tespit edilmisti. Varsayalim ki bir Ortacag mucizesi oldu ve bu keten böyle bir lekeye kavustu. Isa ile ilgisini nasil kuracagiz? (Pardon unuttum, carbon testi yapilan parcalar, sonradan eklenen yamalardi degil mi?)

istatistik
22-12-2011, 23:39
Özellikle tutucu diyebileceğimiz Hıristiyanlar içinde yaş hesabı testlerine pek itibar edilmemekte. Çıkan sonuçların tanrının başka bir testi olduğunu düşünmekteler. Tıpkı dinozor ve pek çok diğer fosilde olduğu gibi.