PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Cariye hukuku


K.C.
02-09-2006, 17:45
Cevat'ın BEN-U MUSTALIK GAZASI topiki Cariye hukukunun tartışmasına dönüştüğünden bazı mesajları ayırmak ve Cariyelerle ilgili görüşlere burada devam etmek daha uygun olur diye düşündüm.
Cariyelerle ilgili bir topikimiz vardı ancak, bu mesajları oraya yönlendirecek kadar yetenekli olmadığım için ayrı bir başlık açmak zorunda kaldım.
K.C.


semerkant demiş ki: siz sadece ve sadece gerçekleri görmek istemiyorsunuz.işnize geldidiği gibi anlamak ve bununla hüküm sürmek istiyorsunuz.1 ZİNA yapmak islamda enbüyük günahtır.buradaki hadistede buyrun tabi gidin yapın
denilmemiştir.azl kelimesine açıklık getirilmiştir. unutmayın
zina tüm dinlerde haram kılınmştır.ve cezası çok büyüktür.

İyi de kimse o hadiste Muhammet'in zina yapmaya izin verdiğinden bahsetmiyor ki. Sahabenin yaptığı da zina değil zaten. Cariyeler onların mallarıdır. İstedikleri gibi tasarruf ederler. Onlarla cinsel birleşme yapmaları da onlara helaldir zina değildir.
de..
konu o cariyeler cinsel birleşmeyi istiyor muydu?
Kendilerine gece baskını yapıp, eşlerini babalarını öldüren, evlerini yakıp yıkan, kendilerini esir alıp bilahare pazarda satacak olan İslam ordusunun cengaverleriyle ilişkiye girmeyi çok mu arzuluyorlardı acaba?

Belki onlar da diğer hadisleri bildiklerinden Müslüman erlere 'he' dediler. Yoksa melekler sabaha kadar lanet okurdu onlara. Cennet kokusundan nasipsiz kalırlardı...

sodomo--
02-09-2006, 19:29
Cariyeler onların mallarıdır. İstedikleri gibi tasarruf ederler. Onlarla cinsel birleşme yapmaları da onlara helaldir zina değildir.
de..
konu o cariyeler cinsel birleşmeyi istiyor muydu?

Evet KC, cariyelik İslam fıkhında "mülkiyet hukuku"nun konusudur. Eşler "nikah akti" ile bağlı iken cariyeler "mülkiyet hukuku" ile ilişkilidir. Yani mal ne ise cariye de o dur. Alınır, satılır, kiraya bile verilir. Nasıl bir mala ne istediğini sormuyorsan cariyeye de ne istediğini sormazsın, onu istediğin gibi kullanırsın (cinsellik hariç ama 1 günlük Mut'a nikahı ile halledilir bu mesele) Tabii azat etme hakında vardır ve Muhammed'in yaptığı gibi azad edip sonra da bu azadı mehire de sayabilir ve eş olarak alabilirisin. O zaman da nikah akti'nin konusunda girer ama cariye savaş esiri köle kadındır ve savaş ganimetleri içinde yer alır. Tabii bu evlilik için azadlıkta yaşı küçük ve çekici olanlar için kullanılır ve mehirden kaçmanın da iyi bir yoludur cariyelerle evlenmek. Cariye için ise bu durum eskisinden daha kötüdür çünkü evlilik öncesi cinsel olarak kullanılmaz iken (fıkıha göre) evlilik ile birlikte cinsel bir amaca da hizmet etmek zorunda kalır.

Tabii 1 günlük Mut'a nikahı kıyılarak evlenip sonra da ırzına geçildikten sonra satılması genel bir uygulamadır savaş esiri ve ganimet olan cariyeler için. Yani hem şehvet hem de servet aracı olarak oldukça faydaları dokunmuştur Muhammed'e ve onun sahabelerine.

K.C.
03-09-2006, 00:32
Merhaba sodomo-- demişsiniz ki; "onu istediğin gibi kullanırsın (cinsellik hariç ama 1 günlük Mut'a nikahı ile halledilir bu mesele)"
Sanırım burada benim bilgi eksikliğim var zira cariyelerle ilişkiye girebilmek için nikah şartı bulunduğunu bilmiyordum.
Aşağıya almış olduğum ayetlerden de 'nikahsız bir faydalanabilme' sonucu çıkarıyordum.
Cariyeyle ilişkide nikah şartı konusunu biraz açarsanız sevinirim.

Nisa
(3) Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir. (E.H.Y.)

MÜ'MİNÛN SÛRESİ
5. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
6- Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. (Diyanet)

5. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
6. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
7. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır. (E.H.Y.)


AHZÂB SÛRESİ
(50) Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

ME'ÂRİC SÛRESİ
(30) Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar. (Diyanet)

29. Ve onlar ki, apışlarını (ırzlarını) korurlar.
30. Ancak karılarına ve sahibi bulundukları cariyelere başka, çünkü bundan dolayı kınanmazlar.
31. Fakat ondan ötesini arayanlar ise haddi aşan haşarılardır. (E.H.Y.)

Yazarken dikkatimi çekti; Müminun suresi 5,6 ve 7. ayetleri ile Me'aric suresi 29, 30 ve 31. ayetleri ne kadar benzer ayetler. Neredeyse aynı bile diyebiliriz.

sodomo--
03-09-2006, 04:52
Sevgili KC her zaman olduğu gibi yine konunun bam telini yakalamışsın tebrik ederim. Aslında bunu düşündüm ve hala düşünmekteyim çünkü cariyeler mülkiyet hukukunun konusu ise o zaman her türlü tasarruf hakkınına sahip olacaktır onların sahipleri. Bu cinsellik bile olsa durum değişmez.

Bu verdiğin ayetlere bir de Nisa 24'ü ekleyelim:

(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir."


Zannımca evet dediğin doğru ama bazı ayrıntılar var. Mesela cariyeden çocuk sahibi olunursa cariye otomatikmen hür kadın haline geliyor ve alınıp satılır olmaktan çıkıyor İslam fıkhına göre. O halde bu bile cariye ile cinsel ilişkiye girilebileceğinin göstergesi oluyor. Zanndersem Muhammed'in Marya ile olan ilişkisi bu bağlamdaydı. Bir de dikkat edersen bu yukarıdaki ayette cariyenin evli olması bile onunla ilişkiyi haram yapmıyor.

İyi güzelde o zaman Mut'a nikahı neden yaygındı ? Yani neredeyse bütün savaşlarda elde edilen savaş ganimeti cariyeler için bu uygulama yaygın ve olağandı. Hatta bu (Nisa 24) Şia'nın Mut'a nikahına delil gösterdiği ayetmiş Diyanetin sitesinden öğrendiğim kadarıyla. Üstelik Mut'a nikahı yapılması demek "mehir" verme zorunluluğunu da beraberinde getiriyordu.

Zanndersem bu 1 günlük nikaha ilişkin mehir de oldukça düşük tutuluyordu.

Yani bir bakıma savaşta ele geçirilen ganimetlerden olan cariyeler kocalarının öldürülmelerine takiben (evli bile olsalar) adeta bir "hayat kadını" gibi bedeli ödendikten sonra cinsel ilşki kuruluyor ve daha sonra bu verilen mehirlerin kat be kat fazlası da onların pazarda satılması ile kazanılıyordu.

Sonuçta cariyeler hem şehvet hem de servet aracıydı bu kesin.
Üstelik çocuklarda bu ganimetin konusuydu ve onlarda pazarda satılıyordu veya köle olarak çalıştırılıyorlardı.

Zaten konu başlı başına bir insalık trajedisi aynı zamanda.


Bu Müminun suresi 5,6, 7. ayetleri ile Me'aric suresi 29, 30, 31 ayetelerinin öncelikle nüzul sırasına baktım:

Nüzul sırası Kuran sırası
-------------- --------------
73.Enbiya 21.Enbiya
74. Müminun * 23.Müminun
75.Secde 32.Secde
76.Tur 52.Tur
77.Mülk 67.Mülk
78.Hakka 69.Hakka
79. Mearic * * 70. Mearic


Müminun suresinin bu ayetleri Elmalılı'ya göre Mut'a nikahının haram oluşunu ifade ediyor. Diğer bir çok tefsirci için de nesih (hükümsüz kılma) söz konusu, yani daha önce ayetlerde helal olanın haram kılınması sözkonusu. Peki ne zaman helal oldu Mut'a nikahı Kuran'a göre ? Nisa 24'üncü ayette. .."......Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin..."
Peki nedir nüzul sırası bu Nisa Suresinin ? 98. sıra. Peki nasıl olur da nüzul sırası 74 olan bir suredeki bir ayet 98. sıradaki ayeti nesh edebilir ?

Yani Müminun suresi Mekke dönemine ait iken Nisa suresi Medine dönemine ait bir suredir ve bütün Mekki sureleri Medeni surelerinden önce gelir. Aslında Şia'nın bu konuda görüşleri daha doğru çünkü bu Müminun 6. ayette Mut'a nın neshi değil tam tersine teyit var çünkü Mut'a nikahı yapılan cariye zevce oluyor.

İlginç olan Elamlılı gibi tefsirlerini Hanefi mezhebine göre yazdığını söyleyen bir müfessir bu Müminun 6. ayetinden Muta'nın haram olduğu sonucunu çıkartırken (ki Elmalılı Nisa 24'te de Muta'nın haram olduğunu söylüyor) Şia müfessirleri tam tersine helal sonucu çıkartıyor.

"Mearic" suresi 29-30-31 de Elmalılı'ya göre hanımların nikah akti ile cariyelerin de mülkiyet akti ile helal kılındığını gösteriyor.

Ne kadar ilginçtir ki; bu iki surenin bu ayetleri birbirinin aynısı olmasına rağmen Elmalılı'ya göre birisi Mut'a nikahının haram olduğunu gösteriyor diğeri de cariyelerin mülkiyet ilişkisinden dolayı helal olduğunu gösteriyor.

Bence bu iki surenin birbirine yakın nüzul sıralarının olması oldukça manidar. Zanndersem Muhammed bu ayetleri daha önce söylediğini unutmuş ve tekrar söylemiş.

Not : Bu linkten surelerin nüzul sırasını bulabilirsin: http://www.akvekara.com/kuran/surelern.asp?iMeal=2

K.C.
04-09-2006, 00:27
Bakalım efendi-cariye ilişkisi nasıl bir şey:

Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ
Konu : Alım-Satımı Caiz Olmayan Eşyalar Hakkında
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Hz. Ömer (ra) buyurdu ki: "Efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe edemez, miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder. Ölecek olursa cariye hür olur."
HadisNo : 240

Bu hadisi azıcık irdelemek istiyorum.
-Öncelikle cariye çocuk doğurmamış olsaydı satılabilirdi. Bunda zaten bir ihtilaf yok. Ancak bu cümle bize cariye ile efendi arasında nikah akdine bağlı olmayan bir cinsel kullanma durumu olduğunu da gösteriyor. Nikah akdi olmuş olsa, kişinin çocuk doğurmasa bile kendi eşini satması söz konusu olabilir miydi?
Açıkçası bu konuda bir bilgim yok. Nikahlı cariyeler de var. Efendisi ile nikahı olan cariye eşi tarafından satılabiliyor mu? Henüz hadisleri inceleme safhasındayım..

--Dikkatimi çeken ikinci nokta yukarıya almış olduğum hadisin Kütüb-ü sitte'de bulunduğu FASIL. "BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ"

Bir diğer hadis:
Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ
Konu : Hayvan Vs. İle İlgili Teferruat
Ravi : Ümmü Yunus
Hadis : Zeyd İbnu Erkam (ra)`ın Ümmü Veled`i (çocuk doğurmuş cariyesi), Hz. Aişe (ra)`ye uğradı ve dedi ki: "Zeyd`in bir cariyesini el-Ata`ya sekiz yüz dirheme sattım. Sonra aynı cariyeyi ondan, ödeme zamanı dolmazdan önce altı yüz dirheme satın aldım. Ayrıca ben kendisine, bunu satacak olursan senden ben satın alacağım diye şart koşmuştum." Hz. Aişe (ra): "Şart koşman da uygunsuz, satın alman da uygunsuz olmuş. Zeyd İbnu Erkam`a söyle ki, bu iş sebebiyle tevbe etmezse, Resulullah (sav)`la birlikte yaptığı cihadı iptal etmiştir" dedi. Kadın: "Zeyd ne yaptı ki (böyle hükmediyorsun?)" diye sorunca Hz. Aişe cevap olarak şu ayeti okudu: "Kime Rabb`inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah`a aittir..." (Bakara, 275). Ashab`tan pek çoğu hayatta olduğu halde, kimse bu hükümden dolayı Hz. Aişe`yi reddetmedi.
HadisNo : 342

Bu hadisin konu'su da oldukça dikkat çekici. "Hayvan Vs. İle İlgili Teferruat"
Cariyeler mülküyet hukuku içinde düzenlenmişler tamam da, bu kadar da mal yerine konulmaları, hadis derleyicileri tarafından Hayvanlarla aynı başlık altında zikredilmeleri insan onuruna ve yücelik, mükemmellik, evrensellik ve tüm zamanları kapsadığı iddiasında olan bir dine ne kadar yakışıyor, veya din kılıfına böylesine insanlık dışı olaylar kılıfı yırtmadan ne kadar sığıyor acaba?

mhmd
04-09-2006, 09:10
Sn. K.C.,
1400 Yıl önceki köleliğe bir bakış;
a) Bir köle bedelini ödeyerek hür olmak isterse -kölenin durumu müsait olduğu takdirde- sahibi bu teklifi kabul edecek ve ona bazı günler bu maksatla çalışması için izin verecektir.
b) Kölelerin bedelleri ödenerek azat edilmeleri için zekat bütçesine ödenek konmuştur.
c) Sahibi, kadın köle ile karı koca hayat yaşar da cariye çocuk doğurursa bu çocuk hür olduğu gibi anasının da statüsü değişmekte, "ümmü'l-veled" adını alan cariye artık alınıp satılır olmaktan çıkmaktadır.
d) Devamlı köleleştirmenin kaynakları ortadan kaldırılmış, geçici olarak ve daha ziyade misilleme zorunluluğu yüzünden savaş esirlerinin köle olarak gazilere dağıtılması uygun görülmüştür. Bunun dışında hür bir insanı köleleştirmek şiddetle yasaklanmış, Hz. Peygamber (s.a.) "Bunu yapanlar kıyamette karşılarında davacı olarak beni bulacaklar" buyurmuştur. Harp esirlerine yapılacak muamele hakkında karar vermek devletin yöneticilerine bırakıldığı için yöneticilerin "karşılıksız salma, bedel ile serbest bırakma, müslüman esirler ile değişme" gibi bir karar vermeleri halinde köleliğin hiçbir meşru kaynağı kalmamış olacaktır.
e) Yemin edip vazgeçme, Ramazan orucu tutarken cinsel temas yaparak oruç bozma, kaza yoluyla adam öldürme gibi birçok durumda kölesi olana köle azat etme mecburiyeti getirilmiştir. Böyle bir mecburiyet olmadığı halde köle azat edenlere büyük mükâfatlar vaadedilmiştir... (Hayrettinkahraman.net.)

Günümüz dünyası;
Konu dünyanın her tarafında alınıp satılan, esir edilen, şiddet gören, sırtından para kazanılan 27 milyon insan. Ve bu 27 dan birinin öyküsü. Victoria’ nın öyküsü.
Victoria’nın serüveni 17 yaşında, eski Sovyet cumhuriyeti Moldova’nın ekonomik açıdan çökmüş başkenti Kişinev’de okulunu bitirir bitirmez başlamıştı. “Ne iş vardı ne de para” diye açıklıyor sadece. Bu yüzden bir arkadaşı –“en azından ben arkadaşım olduğunu düşünüyordum” diyor– Türkiye’deki bir fabrikada iş bulmasına yardım edebileceğini söylemiş, o da bu fırsatın üzerine atlayarak arkadaşının Romanya üzerinden arabayla kendisini götürme teklifini kabul etmişti. “Ama batıya, Sırbistan sınırına doğru gittiğimizi fark ettiğimde bu işin içinde bir bit yeniği olduğunu anladım.”
Artık çok geçti. Sınıra vardıklarında bir grup Sırp’a teslim edilmiş, adamlar onu 18 yaşında gösteren yeni bir pasaport düzenlemişti. Onu yaya olarak Sırbistan’a götürmüş ve direnirse canından olacağını söyleyerek tecavüz etmişlerdi. Sonra da korumalar eşliğinde, yıllar süren ve soykırımla örülü bir iç savaşın ardından uluslararası yardım sağanağıyla yeni baştan kurulmakta olan Bosna–Hersek’e gönderilmişti.
Victoria artık sadece alınıp satılan bir metaydı ve iki yıl boyunca farklı genelev sahipleri tarafından ortalama 1500 dolara 10 kez satılmıştı. Sonunda, dört aylık hamileyken kürtaj korkusuyla kaçmıştı. Onu Mostar’da, bir grup Bosnalı kadının himayesinde saklanırken buldum. (nationalgeographic.com.)

Bütün bunlara rağmen İslam tarihinde köleliğin devam etmesi ve bu insanlık ayıbını başka milletlerin, oldukça geç de olsa müslümanlardan önce kaldırmaya teşebbüs etmeleri müslümanların kusurudur; dinlerini iyi anlamamaları, Allah ve Resulü'nün maksadını gerçekleştirme konusunda titiz davranmamaları, dünya menfaatini ahiretinkine tercih etmeleri yüzünden bu böyle olmuştur.
Savunma, yargılama, yönlendirme yapmadan ortaya koymaya çalıştığım iki pencere.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

sodomo--
04-09-2006, 18:11
Hayvan Vs. İle İlgili Teferruat başlığı altında cariyeler ile ilgili mülkiyet hukukunun düznelenmesi ve cariyelerin cinsel bir mal olduğunun ispatı.

Aferin KC, olayı tam olarak ortaya koymuşsun.

O halde sorumuz şu olmalı : Kadınlar neden şeriat ister ? (Özellikle Türkiye'de)

Bu ahvalde şeriata karşı mücadele de bir insanlık görevidir, insan olma onurunun korunması ile ilgilidir.

Tebrikler.

K.C.
04-09-2006, 20:45
merhaba mhmmd,

hayrettinkahraman.net'ten yaptığınız alıntıda yazıların kaynağı belirtilmemiş. Kur'an kaynaklı olmadıklarına göre acaba hadis kaynaklı mı yoksa içtihat mı?
Kölelerin azatlarıyla ilgili nisbeten yumuşak ve İslamı da köleliği kaldırmaya azmetmiş bir din olarak göstermiş yazılar.
Ancak aşağıdaki hadisleri de göz önünde bulundurmamız gerekir kanısındayım.

Fasil : İMAN VE İSLAM HAKKINDA
Konu : İmanın Hakikati
Ravi : eş-Şerrid İbnu`s-Süueyd es-Sakafi
Hadis : "Ey Allah`ın Resulü", dedim, "annem bana, kendisi adına mü`mine bir cariye azad etmenü vasiyet etti. Benim yanımda, Sudanlı (nübi) siyah bir cariye var, onu azad edeyim mi?" Hz. Peygamber (sav): "Çağır, onu (göreyim)" dedi. Çağırdım ve geldi. Cariyeye sordu: "Rabbin kim?" Cariye: "Allah!" dedi, tekrar sordu: "Ben kimim?" Cariye: "Allah`ın elçisisin!" cevabını verince Hz. Peygamber (sav): "Bunu azad et, zira mü`minedir" buyurdu.
HadisNo : 20



Fasil : İMAN VE İSLAM HAKKINDA
Konu : İmanın Hakikati
Ravi : Muaviye İbnul-Hakem es-Sülemi
Hadis : Hz. Peygamber (sav)`e gelip: "Bir cariyem var, çoban olarak çalıştırıyor, koyunlarımı otlatıyordum. Yakınlarda bir koyunumu yitirdi. Ne oldu? diye sorunca, kurt kaptı dedi. Koyunun kaybolmasına üzüldüm. İnsanlığım icabı cariyenin suratına bir tokat vurdum. Bu davranışımın kefareti olarak bir köle azad etmeyi adadım. Onu azad edebilir miyim?" diye sordum. Hz. Peygamber (sav) cariyeye: "Allah nerede?" diye sordu O: "Göktedir" deyince, "Pekala ben kimim? dedi. Cariye: "Sen Allah`ın Resulüsün" cevabını verince, Hz. Peygamber (sav) bana yönelerek: "Bunu azad et, zira mü`minedir" buyurdu.
HadisNo : 21

Her iki hadiste de görüyoruz ki cariyenin azad edilebilme kriteri onun MÜMİNE olmasına bağlı.
Aşağıdaki hadiste ise başkasına ait bir mal (cariye) kullanılmış (yatılmış) ve mal sahibinin malını (cariyesini) helal edip etmemesine göre kullanana verilecek cezadaki değişim anlatılmış. Helal ederse 100 sopa, etmezse zina sayılacağı için, (yani malı kullanmada nikahsız bir birliktelik olduğu iyice kesin oluyor) recm uygulanacak.

Fasil : HUDUD BÖLÜMÜ
Konu : Zina Haddi
Ravi : Habib İbnu Salim
Hadis : Abdurrahman İbnu Huneyn denen bir adam karısının cariyesine temasta bulundu. Hadise, Kufe emiri Nu`man İbnu Beşir (ra)`e götürüldü. "Ben, dedi, hakkınızda, Resulullah (sav)`ın hükmüyle hükmedeceğim: Eğer zevcen, cariyeyi sana helal ederse, yüz deynek yiyeceksin, helal etmezse recmedileceksin." Sonra (tahkik etti) karısının cariyeyi adama helal ettiğini görünce, emir yüz deynek vurdu.
HadisNo : 1598

Şu hadis biraz mide bulandırıcı. Hadisin kendisi değil de düşündürdükleri.
Fasil : HUDUD BÖLÜMÜ
Konu : Haddlerde Şefaat Ve Müsamaha Hakkında
Ravi : Ebu Ümame İbnu Sehl İbni Huneyf
Hadis : Resulullah (sav)`ın Ensari bazı sahabelerinden naklen anlatıyor: "Ensar`dan bir adam hastalandı ve çöktü, öyleki bir kemik bir deriye döndü. Bir ara Ashab`dan birine ait bir cariye hastanın yanına girmişti. Adam, ona müncezib oldu ve temasta bulundu. Bu sırada, kavminden kendisine geçmiş olsun ziyaretine gelenler oldu. Yaptığı işi onlara haber verdi ve: "Benim için Resulullah (sav)`a sorun, ben yanıma giren bir cariyeye temasta bulundum" dedi. Durumu Hz. Peygamber (sav)`e anlattılar ve ilaveten: "Hiç kimsede hastalığın bu derece şiddetlisini de görmedik. Adamı sana getirmeye kalksak kemikleri kırılıp dağılacaktır, bir kemik bir deriden başka bir şey değil!" dediler. Resulullah (sav) "Yüz tane hurma çubuğu alın, (bunları tek bir sopa halinde bağlayıp) adama bir kere vurun!" diye emretti.
HadisNo : 1656

Adam yatağından kalkamayacak derecede hasta, kalksa kemikleri dağılacak, o haliyle bile kendisine hastalığında yardım etmeye gelen cariyeye tecavüz edebiliyor. Ve o zavallı cariye nasıl teskin ediliyor? Mütecavize hastadır diye had cezası 1 kez uygulanarak. Tecavüze gücü yeten birine 100 değnek bile azdır zannımca. Araplardan iyice tiksinmeye başladım.

sorogren
04-09-2006, 20:51
kc yatagindan kalkamayacak kemikleri kirilacak olcude hasta olan bir adam bir insana nasil tecavuz eder.hadiste temas demis bu tecavuz demek mi oluyor ki.

K.C.
04-09-2006, 21:04
soröğren,
nasıl bir temas zina suçu sayılıyor?

Bir kadına sadece dokunmak suretiyle temas edenlere 100 değnek cezası verilir mi?
Kur'an'da 100 değnek cezasının zina halinde verileceği yazmaz mı? Yoksa Nisa suresinde 'zina' değil de 'temas' mı diyor?

sorogren
04-09-2006, 21:28
zatgen yuz degnek cezasi verilmemis.yuz tane ince degnek tek degnek yapilip,temas ettirilmis.
tecavuz cok zor bir is olsa gerek.ve de tecavuze ugrayan nerede.o niye sikayet etmemis.temas demek belki zinayi anlatir diyelim hadi e tecavuz daha farkli degil mi.sen tecavuzu nerden cikardin.

K.C.
04-09-2006, 21:41
100 değnek cezası (adama hasta diye hafifleterek vermişler ama aslı 100 değnek cezası) hangi suçta veriliyor soröğren?

Nisa suresindeki 100 değnek cezası sıradan bir dokunma fiili için mi veriliyor yoksa zina için mi?

Biraz daha kapsamlı düşünmeyi deneyin lütfen. Erkeğin kadına temas (dokunma) etmesi bazı mezheplere göre ancak abdesti bozabilir, 100 sopa cezasını gerektirmez.

Temas etmenin (dokunmanın) 100 sopa cezasını gerektirdiği bir ayet veya hadis var mı? Yukarıdaki hadisteki 'temas'ın 'dokunmak' olduğunu siz neye dayanarak söylüyorsunuz?
Ben dayanağımı söyledim.

sorogren
04-09-2006, 21:45
sayin kc siz zina degil,tecavuzden bahsettiniz.baslangic noktaniz tecavuz.zine ile tecavuz baska baska seyletdir.

K.C.
04-09-2006, 21:57
sn. soröğren,
İslam hukuku tecavüz ile zinayı cezai yaptırım bakımından ne yazık ki pek ayırmamış. Bir zamanlar kütüb-ü sitte'de tecavüzle ilgili hadis ararken bulduklarım zina başlığı altındaydı ve uygulanan cezalarda evliyse recm idi değilse 100 sopa idi. Yani zina'ya uygulanan cezaların aynısıydı.

Üstteki hadiste cariye'ye de had uygulandığına dair bir bilgi yok. Zinayla ilgili diğer hadislere baktığımızda genellikle iki taraf açısından verilen cezaları kapsadıklarını görüyoruz. Ancak bu hadiste cariyeye verilmiş bir cezayı göremiyoruz.
Cariyenin şikayeti var mı diye sormuşsunuz. 'Hayvan'ın veya 'mal'ın şikayeti olabilir mi? İslam fıkhı cariye'yi 'hayvan v.s.' konu başlığı altında Mülkiyet'e tabi eşya kadegorisinde düzenlemiş biliyorsunuz.

K.C.
04-09-2006, 22:19
Köle/cariye azad etmek teşvik edilmiş ama herkes için ve her zaman değil.

Fasil : SILA-İ RAHM BÖLÜMÜ
Konu : Sıla-i Rahm Hakkında
Ravi : Meymüne
Hadis : Resulullah (sav) `dan izin almadan bir cariye azad ettim. Resulullah`ın benimle kalma günü gelip, beraber olduğumuz zaman: "Ey Allah`ın Resulü, cariyemi azad ettim, farkettiniz mi?" dedim. "(Sahi mi söylüyorsun), bunu yaptın mı?" dedi. Ben, "Evet!" deyince: "Keşke onu dayılarına verseydin, senin için daha hayırlı olacaktı!" buyurdular.
HadisNo : 3291
Azad etmek o kadar hayırlı bir iş değilmiş demek ki.

Fasil : AZAD MÜDEBBER KILMA; MUKATEBE VE KÖLE İLE MUSAHABE
Konu : Müdebber Kılma - Mükatebe Yapma
Ravi : Nafi`
Hadis : İbnu Ömer (ra), kendine ait iki cariyeyi müdebber kıldı. Onlar müdebber oldukları halde İbnu Ömer onlara temasta bulunuyordu.
HadisNo : 4179

Fasil : İDDET VE İSTİBRA BÖLÜMÜ
Konu : İstibra
Ravi : Ebu Said
Hadis : Resulullah (sav) Huneyn seferi sırasında Evtas`a bir ordu gönderdi. Ordu düşmanla karşılaştı ve çarpıştılar. Müslüman askerler onlara galebe çaldı, bir miktar kadını da esir etti. Resulullah (sav)`ın Ashabından bir kısımları, ele geçirilen cariyelere teması, müşrik kocaları sebebiyle sanki günah addettiler. Bunun üzerine aziz ve celil olan Allah şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna..." (Nisa 24) Yani "bunlar (esir aldıklarınız) iddetlerini doldurunca size helaldir."
HadisNo : 4198

Fasil : İDDET VE İSTİBRA BÖLÜMÜ
Konu : İstibra
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Temas edilmiş bulunan bir cariye hediye edilir veya satılır veya azad edilirse onun rahmi bir hayız müddetince istibra edilsin. Bakirenin istibrası aranmaz. [Rezin tahric etmemiştir. Buharı, bu rivayeti muallak olarak zikretmiştir. (Büyu 111).]
HadisNo : 4202

Demek ki TEMAS etmek dokunmak değilmiş. Daha fazlasıymış.

Sayın soröğren,
müdebber ne demek?

sorogren
04-09-2006, 22:38
sayin kc ben hukukcu degilim.gercekten merak ediyorsaniz o konudaki bir uzmanla gorusmenizi tavsiye edecegim size.

cariyelerin hukuki haklari oldugunu evvelden bir topicte anlatmistim.yine merak ediyorsaniz islam hukuki kaynaklarina bakiniz/
mudebber ne demek bilmiyorum.
tecavuz anlatilmamis ise,tecavuz olmamistir belki.bakmak lazim.
insanlar zaten fazla esli bir de tecavuz mu etsinler.

K.C.
05-09-2006, 00:06
SAHABEM GÖKTEKİ YILDIZLAR GİBİDİR


Fasil :NİKAH BÖLÜMÜ

Konu :Müebbed Haramlık

Ravi :Abdullah İbnu Dinar

Hadis : Bir adam İbnu Ömer (ra)`e büyüğün emmesinden sormuştu. Şu cevabı verdi: "Bir adam Ömer (ra)`e gelip: "Benim, kendisine temasta bulunduğum bir cariyem vardı. Hanımım bunu önlemeye azmetti ve cariyeyi emzirdi ve bana da: "Sakın ha! Vallahi ben cariyeni emzirdim!" dedi. (Şimdi ne yapmalıyım?" diye) sordu. Babam Ömer ona şöyle cevap verdi: "Hanımını çatlat: Git cariyene temasta bulun. Çünkü (harama sebep olan) emme küçüklükte olan emmedir."
HadisNo : 5677

Bu hadisle bir şey daha öğreniyoruz ki cariyeye temas (?) için nikahlı eşin iznine gerek olmadığı gibi, hanımın çatlaması da sorun değil, hatta tavsiye edilen bir durum.
Tanrım, bunlar senin emrin, senin tavsiye edeceğin hayat şekli olamaz. Hayır, kesinlikle mümkün değil.

sodomo--
05-09-2006, 04:12
Nisa3. Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.

KC bu ayete ne diyorsun ?

Bak Aişe nüzul sebebi ile ilgili ne diyor :

"Hz. Aişe anlatıyor : Bir adamın yanında yetime bir kız vardı. Onu kendisine nikahladı.Kızın meyve veren bir hurma ağacı vardı. kız, o hurma ağacında olsun, adamın başka malında olsun ona ortaktı. Adam kızı kendisi için tutuyor, kıza kendisinden (mehir olarak) bir şey vermiyordu. Bunun üzerine bu ayet indi.

(Buhari, Vesaya 21, Tefsir, Nisa 1, 23, Nikah 1,16,19,37 Hiyel 8;
Müslim, Tefsir 6, 3018;
Ebu davud, Nikah 13, 2068;
Nesai, Nikah 66(6,115,116) )

Soru şu: İslamda velisi olunan yetim kızlar ile evlenmek (haksızlık yapmamak koşulu ile) helal mi ?


Nisa 127. Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açıklıyor: Kitap'ta, kendileri için yazılmışı (mirası) vermeyip nikahlamak istediğiniz yetim kadınlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karşı adil davranmanız hakkında size okunan ayetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymaktadır). Hayırdan ne yaparsanız şüphesiz Allah onu bilmektedir.

Bu ayette önceki Nisa 3'e atıf yapılıyor.

536 - Bir diger rivayette, Hz. Aise (radiyallahu anha) şöyle demektedir: "Cenab-i Hakk'in şu ayette: "Ey Muhammed! Kadinlar hakkinda senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkinda fetvayi size Allah veriyor: Bu fetva kendilerine yazilan seyi vermediginiz ve kendileriyle evlenmeyi arzuladiginiz yetim kadinlara ve bir de zavallı cocuklara ve yetimlere dogrulukla bakmaniz hususunda Kitab'ta size okunandir.." (Nisa 127) ayetinde atıfta bulunan bahis, önceki ayettir ki orada şöyle denmektedir: "Eger velisi oldugunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlik yapmaktan korkarsaniz, onlarla degil, hosunuza giden baska kadinlarla iki, ic ve dorde kadar evlenebilirsiniz."

Hz. Aise (radiyallahu anha) devamla sunu soyledi: "Sonraki ayette yani, "...kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara..." (Nisa, 127) ifadesinin gectigi ayette, Cenab-i Hakk'in mevzubahis ettigi arzu, kişinin terbiyesi altinda bulunan yetimenin malı ve guzelliği az olması halindeki arzudur. Bu durumda onunla evlenmek istememektedir.


Gerçi bu konunun cariyelerle değil yetimlerle ilgisi var ama bana oldukça ilginç geldiği için buraya aldım.

spartacus
05-09-2006, 09:43
Sn K.C.
Konuya ben düşüncelerim ile katılacağım, umarım ne anladığımı anlatmak konuyu bölmüyordur.

Bilmek 2 ile 2 nin çarpımını ezberlemek değildir, bilmek 2 tane ikiyi yanyana getirip toplamayı başarabilmektir ve toplananlar ve çarpılanlar her zaman rakam olmayabilirler, ezber bir kez ve değişmeyen şeyi ifade eder içinde yorum ve mantık yoktur, hareketsiz ve durağandır fikir üretmez, oysa 2 tane ayrı ekmeği topladığımda dört ekmeğe ulaşmamı sağlayan ezber değil bilgidir ve ne 2 nin nede çarpımın artık önemi yoktur.

"Gerçeği bulan başkaları farklı düşünüyor diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hemde alçaktır. (Daniel DEFOE)"

Anadoluda yaşayan Hitit uygarlığının 1000 Tanrısı var idi. Bu rakam bin tanrılı din adı ile geçtiği için olsa bile, tanrı sayısı bu rakamla ancak ifade ediliyor. Krallar, yaşıyor ve toplumun çok az bir kısmı insan sayılırken, geriye kalan çoğunluk tanrılara hizmet için(köle) varlık gösteriyordu. Bu şuna dayanarak sağlanıyordu.

Krallar doğduklarında, bir kralın oğlu yada eşrafından doğuyorlardı. doğumların da Tanrı onu kutsuyor ve oğulluk ediniyordu. Böylelikle krallar bize hiç yabancı gelmeyecek olan Tanrının oğlu olma noktasına geliyordu. Kayıtlarda hiç bir kral babasının ölümünden bahsetmemiştir yerine Babam Tanrı olduğunda demiştir, öldüklerinde ise tanrı oluyorlardı. İnsanlığın ise krala tabi olan gerisi, ona hizmet için yaşıyordu, inanç bu şekilde şekillendirilmiş ve KRAL Tanrıya karşı insanları temsil eden ve tanrıların adına hizmeti alan olarak ifade edilmişytir. Şimdi bunda ne var denebilir, elebette krala bu gücü ve temsili veren nedir, o güç o kuvvet nerededir, insanları birer köle, hizmetçi konumuna düşüren ve bunu gönüllü bir çerçevede bağlayan DİN yani inançlar toplamıdır ve bu kralın elinde ve eşrafı elinde büyük bir güç timsali olarak iyi bir araçtır. Öyle bir araçtır ki, insanı en sert rüzgarların dahi dize getiremediği, yerlere yatıramadığını, bu araç gönül rahatlığı ve bir ahmaklıkla rahatlıkla yaptırmaktaydı, aynen bu günkiler gibi.

Hitilerde diğer ve kendi inançları dışındaki uygarlık ve yerleşimlere şu şekilde saldırıyorlardı, Hitit egemenliğini kabul ediyor ise, affediliyorlar ve toprakları hititlere katılıyordu, etmezler ise yerle bir edilirken erkekler öldürülüyor kadın ve çocuklar esir ve ganimet ediliyordu. Ganimetlerden kadınlar; bedeni olmanın dışında gönül eğlendiren esirler olarak da, aynen cariyeliğin kendisini temsil ediyordu. Bu gelenek ortaçağa kadar neredeyse KRAL, yada üst makamlar tarafından kendileride birer kullanıcı olarak sürdürülmüş ve hatta özendirilmiştir, çünkü işine gelmektedir. Savaşlarda ganimet toplamak, insanları öldürmek kadın ve çocukları köle olarak almak, satmak, kendi istemleri için kullanmak sürmüş, sürdürülmüştür.
Düşünün tarihde eline büyük fırsatlar geçmiş kişileri, ne yapmışlardır, her şeyden önce kaldırmaları gereken esirlik, kölelik, ganimet avcılığı vs konularda, hukuku baştan bunu kabul ederek yada ettirerek üstelikde İlah(allah kelimesinin kökeni) kelimelerinin arkasına saklanarak meşru kılmaya çalışmışlardır. Kökeni böyle olan bir durumun, hukukununda içler açıcı olduğunu düşünmek ve helede budalaca, bak şu hakkı vermiş ne güzel yapmış gibi, tam bir budala bakışı ile yaklaşmak, hani o en sert rüzgarların bile dize getirmediği insan vardıya, onun gibi canı gönülden kendini esir etmek için, kendini kullandırmak için, 3-5 tane uyanığın gönlünü hoş etmek için dizlere gelecek yerlerde sürünecektir, ama nafile dize geldiği sürecede bir kez osun kafasını onu dizlere çökerten kumun içinden kaldıramayacak, kendi hak ve hukukunu, kendi yasa ve haklarını o diz çöktüğü 3-5 tane uyanık kendi çıkarları ile çelişmeden bunların adına yapacaktır ve size sadece uymak emredilmiştir, siz sadece birer uygulayacısınız bunlarda buyruklardır diyeceklerdir.
Birde ahmakca iyide bakın ne kadar çok kişi inanıyor demezler mi, resmen konumuz cariyelik ve bunun hukuka bile girdiği iken, ya nasıl insan insana esir ve cariye edilir bu doğru bir şeymidir diye sormak yerine, düşüncenin ve mantığın vede aklın olmadığı denizlerde balık gibi gezinmeyi tercih etmektedirler. Uyanın balığa gidelim demek en doğru söz olsada, Hitilerde binlerce yıl sürdü, Sümerler, asurlar, akadlar, her kralı birer tanrı olan(İbrahim gibi), aynı geleneğin utangaç(peygamber, tanrı değil ama onu temsil eden her söz ondadır) sürdürücüsü yahudiler gibi. Bir şeyin uzun yıllar sürmesi onu doğru yapsa idi, dünyanın en uzun yıl süren tanımı onun bir disk biçiminde olduğu düşüncesi değilmiydi? *

Cariye hukuku var ise ki vardır, bu utanç timsalidir ve tarihten dahada fazla örnek vermek şu anda yersizdir. Bu bu hukukla cariyeliği, esirliği meşrulaştırmak isteyen, kendinden gayrısını bey, krallar vs için hizmet etmekle mükellef tutan, ilkel dünya görüşünün devamından başka bir şey değildir, ve bu gün en iyi şekilde ait olduğu yer, tarihin çöplüğüdür, yoksa düşünce ve mantığın, akıl ve izanın olmadığı denizler var olmaya devam edecek, ancak o koşullarda yaşama şansı olan balıklarda bol ve boş bir şekilde oralarda yüzmeye devam edecektir.

"Tek bir olayın gerçek nedenini bilebilmek için, bütün bildiklerimden vazgeçmeye razıyım. - Diderot

"Bir insan topluluğunun nasıl yönetildiğini bilmek istiyorsanız onun müziğine bakın -Konfuçyüs" Resim yasak, şarkı yasak, şiir kötü bir şeydir tek şey ilahi söyleyin, bir şey çağrıştırıyor mu?

"sanatın aynasında güzelleşmeyen hiç bir canavar yoktur" -Boileacu"

Cariyeliği yok etmek yerine, illede daha yazının başında örnek verilen ve kökeni bizden 4000 yıl önceye ulaşan anadolu uygarlığının insan anlayışı, esirlik, Tanrılara(dolayısıyla krallara, yada elçilerine yada sözcülerine)kutsal hizmet olarak saf dahi görülebilse, M.S. için aynı şeylerin aynı insanlıkdışı duygularla sürüdülmesi saf bir duruş olarak görülemez, bu olsa olsa bir insanlık cinayetidir. Hukukunu yapmak ise bu cinayeti meşrulaştırmaktır. Binlerce tane daha böyle yasaları buraya yazsak ne olur, temeli bu olduktan sonra
Sonrada dünya tüm insanlığa yeterken, herkes birbirini boğazlamıştır, neden acaba? Hizmette kusur mu ettik?

mhmd
05-09-2006, 10:05
Sn. K.C.,
Vermiş olduğum örneklerdeki amacım Hayrettin Kahraman’ın yumuşatılmış fikirlerinden öte, ikinci kısımdaki günümüz kölelik uygulamalarına dikkat çekmek idi.
Daha yakın bir örnek de vermem mümkün. Günümüz şartlarında; 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı (Asgari gıda harcaması) 542.57 YTL iken bu giderlere giyim, kira, ısınma, ulaşım gibi diğer yaşamsal giderleri de ekleyince 1.713.22 YTL olmaktadır. (SEPAM araştırması)
İçinde bulunduğumuz ülke; laik, demokratik bir hukuk devleti olmasına karşı devletimizin belirlediği asgari ücret 450.-YTL!!!
Abraham Maslow’un teorisindeki en alt kademede bulunan fizyolojik ihtiyaçlarını bile karşılamayan asgari ücret ve günümüz devlet politikasına bakarak kölelik kavramını bir daha mı düşünsek diyorum.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

sorogren
05-09-2006, 12:42
sayın kc,
efendim,

bilirsiniz ki esaret ve cariye müessesesi islamdan önceden gelen bir uygulamadır.
şimdi sizin aldığın her hadis,
evvelden beri gelen uygulamada o esir kişiye verilmeyen haklar ile ilgilidir.,
gerek kendisi gerek çocuk ve gerekse ailesi ve kocası hakkında.

bundan dolayı esareti islam ıcat etmiiş gibi yanlış bir fikre kapılmamaıza yol açmadan,olayı zaman içinde esaretin kalkmasına da yol açan ,hukuki ve uygulama bazında bazı hakların tesis edilmesi olarak algılamamız lazımdır.
islamda yeni yeni esirler alın.pazarda satın,gerekirse canınızın çektiğini yapın gibi emirler görmemişsinizdir sizde zannedersem.
dolayısıyla bu işler zaman alır.
esareti hemen bitirmek mümkün değildi demek ki.
binlerce köle ve cariyeyi nereye salacaksınız.çoluk çocukları işle,aç açıkta,topraksız,işsiz güçsüz sudan çıkmış balık gibi kalırlardı ve hatta eskiye geri dönmek isteyen bile olabilirdi.hayat şartlarının zorluğundan.bu sefer artık hiç kalkmazdı belki de kölelik.

ama yapılanlarla zaman içinde işte bitti.
dolayısıyla olayı tüm açılardan incelemek daha doğru olur bence.

iyi günler diler saygılar sunarım,efendim.

spartacus
05-09-2006, 13:07
Hayır efendim, bir şeye karşı olmak ayrı bir şeydir onu yeniden şekillendirmek ayrı, yeniden şekillendirmekte onu ortadan kaldırma gayesi yoktur. Tüm dünyaya hükmetmeyi gözüne kestiren, ağzından çıknları emir ederken ve diğerleri öyle sayarken *helede küçücük cariyelik için bir gaye güderdi, yada görürdük. Hiç bir renk elbiseyi farklı kılmıyor, kılıf aynı kılıftır.

Beni dinleyin şu söylediklerim tanrı buyruğudur ve inanın yoksa hııııı!!!, tüm dünya inanacak yoksa haaaa!!!! demek dahi bir dayatmadır, kendi söyleyeceği sözü olamayanın başkalarına dayatmasıdır ki zaten cariyeliğinde, köleliğinde kökeni budur. Bir şey başka bir şeyin kökü iken nedeni iken zaten onu yokedemez. Sorun burada, o çerçevede(din) zaten yokedemezdiniz, neyseki birikimlerinin toplamı olan insan tarafından, bir çok ilkel kutsallar frenlenebilmişte az çok kurtulmuştur ama tam değil, başka biçimlerde kölelelik yine sürmektedir ve en önemlisi ise insanlık birikimlerini sürdürmeye devam etmektedir. Bu konuda bu birikime iyi bir örnektir, ne diyelim daha nice konulara...

sorogren
05-09-2006, 13:27
sparta,
kardeşim,
bazen sen şekillendirme diye görürsün,
o karşı çıkmanın kestirmesi olur.
bazen de karşı çıkma gibi görürsün o da şekillendirmein kısa yoludur.amerikanın ırakı demokratiklerştirmesi gibi.

spartacus
05-09-2006, 15:33
(bilirsiniz ki esaret ve cariye müessesesi islamdan önceden gelen bir uygulamadır. -sorogren-) Haklısınız.

Şekillenmişmi ona bakalım o halde. Bazen demek evet oda kabul edilebilir bir şeydir, ki haklısınız, şimdi bu konu o bazene giriyor mu girmiyor mu ona bakalım.

Temeli aidiyet sağlamak(cariyelikde bir aidiyettir değil mi?), biat oluştumak olan ve buradan zorla seçime götüren bağlılık elde etmeye kurulu olan, bunuda ya keser yada sapı gibi insana dayatmadan başka bir içerik taşımayan yöntemle yaptığınız her şey size eskiden beri vardı dediğiniz yerin ta kendisidir.

*Hititlerde Kral tanrının oğludur, Kral tanrıyı(elindeki sihirli değnek) temsil eder ve tanrıların buyruklarını kullarına iletirler, kullarda tanrı buyruklarını ve onun temsilcisi krala biat ile tamamlarlar çünkü insanlardan tanrılar sadece hizmet ve buyrukları yerine getirmesini ister, yaşayan kral ve eşrafı parsayı kapar, ölen kralda tanrı olup heykeli dikilir, yaşayn kral belirli bir yıl yaşamışsa, geride bir sürü kural vs bırakır onlarda toplanır kutsal kitap yapılır.

Sümerlerde akadlarda, asurlarda, hemen hemen çoğunda ise yine aynıdır.

Önceki uygarlıklar; bir yığın hatta binlerce kutsal tanrı emirini tapınaklara, taşlara kazımışlardır. Bu uygarlıkların(hint bölgeside dahil) Kimilerinin çağdaşı olan yahudilik de yukarıdaki gelenekleri sürdüren uygarlıkların kimilerinin fiziken kimilerininde devredilen(sümerden-sami Akadlara gibi) miras olarak yaşadığı dönemlerdir, yine aynı şekilde görürüzki İbrahim omzuna 10 Emiri takmış resmi çizilmiştir, çünkü Tanrı'yı o temsil etmektedir.Hatta Tanrı onda bütünleşmektedir. Adına kral dediğimiz müessese yine elinde sihirli değneği-asası(ilah) işbaşındadır ve değişen sadece kişilerin Tanrılarının şeklidir. Şekillendirme uygulanmış, temel korunmuş, senaryo aynı, oyuncular farklıdır. Yine herkes kralının, anası babasının eşrafının önünde diz çökmekte, yine her insan buyruk uygulayıcısı ve yine insanlardan tanrı hep bir şeyler isteyen ve yapmaları için ya keser yada sapı boynun için seçimini yap demektedir, bunu iletenler ise ya hep kraldır, ya eşraftır, yine köleler, yine cariyelik, yine ganimet ve savaşlar aynıdır, kurumlar aynıdır, krallar yaşarken yada öldükten sonra hititler gibi tanrı olmasalar bile bu seferde aracılar olarak peygamberleşmektedirler. Hani bu yahudilerin kralları hepmi peygamber yoksa her peygamberi kralmıdır diye bir soru soracak olan olursa, Hititlerden aktardığımız Tanrı ve Kral hikayesine baksınlar(* işaretli paragaraf) daha iyi anlaşılacaktır. Aynen şuna benzer, ya bu Hitilerin her kralı öldükten sonra tanrımıdır, yoksa her tanrısı ölmeden önce tanrının oğlu kral olan insanmıdır? İkiside geçerlidir. Her tanrı bir kral her kral bir tandırıdır. Her peygamber bir kral(büyük adam-lider-önder) her kral bir peygamberdir. Temel eski çağlardan devralınmıştır[1], devretmiştir[1], devralmıştır[2] hristiyanlık, devretmiştir[1 ve 2] devralmıştır[3] islam. devredimiyor[4]

Konu cariyelik ise, kölelik ise asıl özü hizmet ise tarih neden yanıtı vermemiş olsun! Bir şeyin hukukunun yapılması, o şeyin ister resmen isterde zımnen kabul edilmiş olması anlamına gelir. Bu kurum hukuku var ise meşru bir kurumdur ve hiç bir uygulama ve onda yapılacak olan şekillendirme kabul gerçeğini değiştirmez. Ben ilahınıza inanmıyorum diyene helak edenin küçücük bir cariyeliği kaldırmaktan korktuğunu yada kudret edemediğini düşünebilirmisiniz yinede bu ayrı bir mesele, devam edelim.
Cariyeliğin Hukuku meşruluğuna yeterlidir. Kısaca cariyelik bir hizmet kurumudur, insanlardan istenen ise sihirli değnek namına(üst paragraflara bakınız) hizmettir. İster bedeni kullanın ama isterse düşünceyi tehditle yada dayatmalar ile ele geçirin farklı değildir ve son noktada herkes birer hizmetçi herkes biraz cariyedir, roller farklı öz aynıdır! Ama kimileride ya bir kral, ya bir lider yada eşraftır hepsi bu!

Cariyelik de kölelikde vardır, gerçek budur ve hukuku bile vardır, konuda budur :) Sorulacak tek soru ise şudur; hizmette kusur mu ettik, düşünüp akılmı yürüttük, bilgiyi muhasebe ederekmi kazandık!?
Alınacak tek yanıt ise şudur, Cehennem sizi bekliyor, onu söyledik yinede boyun eğip hizmet etmediniz!

Kalsın o halde kusur bizim hizmet(cariyelik) sizin olsun!

sodomo--
06-09-2006, 05:18
Sevgili KC, Aşağıya Prof. İlhan Arsel'in bu konu ile ilgili yazısını aldım. Aslında bundan sonra konusu ile ilgili olarak Turan Dursun Ve İlhan Arsel'in yazılarına da yer vermeyi düşünüyorum forumlarda çünkü sitede bulunan kapsamlı yazılar zanndersem okunmuyor, onun yerine bu iki değerli araştırmacı/bilim adamının yazılarını konusuna göre parça parça, hazmedilebilir bölümler halinde ve konusu ele alındıkça vermek yerinde olacaktır.

----------------

Seriât sisteminde köle (ve câriye) efendisinin mutlak tasarrufu altinda bir "mal", bir "esya" niteliginde

Kur'ân'in çesitli âyet'lerinde köle'den (ya da câriye'den) söz edilirken çoğu kez "mal", "esya", "alinip satılabilen sey" anlamlarına gelen deyimler kullanılmıştır; köle sahibi kimseler ise "mal/esya sahibi kimseler" olarak gösterilmislerdir. Örnegin Rûm Sûresinde "Milku'l-yemin" yani"sağ elin satin aldigi, sahip oldugu köleler" diye yazilidir (Bkz. . Rûm 28; Ayrica bkz. Nûr 31, 33, 58; Ahzab 55; Nahl 71). Nahl sûresi'nde "memlûk" yâni "Birinin malı olan köle" deyimi yer alır (K. Nahl 75). Nisâ Sûresinde "Rakabe" yâni "sahibi bulundugu köle" diye yazılıdır (Nisa 92; Ayrica bkz. Mâide 89; Mücâdele 3; Beled 13). Bakara Sûresinde "Rikâb" yâni "sahip bulundugu köleler" diye geçer

Bundan anlasilan şu: köle (cariye), öyle bir yaratiktir ki efendisinin mutlak tasarrufu altındadır. Efendisi onu dilerse ömrü boyunca köle olarak hizmetinde kullanır, dilerse bir mal gibi satar, ya da dilerse ömrü boyunca kendisine hizmette bulunmak üzere azâd eder.

Öte yandan Muhammed, iman sahibi erkeklere, köle kadınları "cariye" (odalik) olarak şehvet aracı seklinde kullanma olasılığını sağlamıştır. Araplarin kadina ne kadar düskün olduklarini bildigi için, su veya bu nedenle kadinsiz kalmasinlar diye bu yolu düsünmüstür. Gazalî bu konuda söyle der: "Arap kavminde sehvet gaalib oldugu için, sâlih olanlari da daha çok evlenme ihtiyaci duyarlar... Kalbin huzurunu saglamak ve zinâyi önlemek için câriye ile evlenmek mübah olmustur..." 1.

Bundan dolayidir ki Muhammed Kur'ân'a bu olasılığı sağlayacak hükümler koymuştur. Örneğin Nisâ sûresinde, "imanli hür" kadinlarla evlenmeye gücü yetmeyen müslüman erkeklerin, kendi elleri altında bulundurdukları câriyeleri alabilecekleri yazılıdır: "Içinizden, hür mü'min kadinlarla evlenmeye güç yetiremeyen kimse, ellerinizin altinda bulunan imanli genç kizlariniz (sayilan) cariyelerinziden alsin..." (K. Nisâ 25).

Yine bunun gibi, birden fazla kadınla aynı zamanda evlenemeyecek durumda olan erkeklere, bir kadın ve ayrıca diledikleri sayida câriye alabilme olanagini saglamistir. Kur'ân'in Nisâ sûresinde şöyle yazılı: "...begendiginiz (veyâ size helâl olan) kadinlardan ikiser, üçer, dörder alin. Haksizlik yapmaktan korkarsaniz bir tâne alin; yahut da sahip oldugunuz câriyeler ile yetinin..." (K. Nisâ 3)

Şehvet ihtiyacını gidermek üzere câriye alma olasılığını Muhammed, sadece baska erkekler bakımından değil fakat kendi ihtiyacı bakımından da öngörmüs ve Kur'ân'a bu doğrultuda âyetler koymuştur. Örnegin onbir kadınla aynı zamanda evli bulunduğu sırada artık başkaca kadın almaması için (velevki güzelligi hosuna gitmis olsun) Tanri'dan vahy indigini söylerken cariyelerin bu sınırlama dışında bırakıldığını eklemiştir. Ayet şöyle:"(Ey Muhammed!). Sağ elinin satin aldigi cariyeler hariç, bundan böyle (simdiye kadar aldigin kadinlardan) baska hiçbir kadın, güzellikleri hosuna gitse bile, sana helâl olmaz. Karılarını başka karılarla degiştirmen de (öyle)...." (K. 33 Ahzâb 52)

Bundan başka bir de erkeklere evli kadınlarla evlenme yasağını koyarken evli câriyelerle evlenme olasılığını tanımıştır: çünkü câriye her hususta kullanılabılecek bir maldır. Nisâ sûresindeki âyet şöyle:"Sahib oldugunuz câriyeler müstesna, evli kadinlar da size haram kılınmıştır..." (K. Nisâ 24).

Her ne kadar bu âyet'de sözü edilen câriyelerin savas esiri olarak ele geçirilmis kadınlar olduğu, ve bu kadinalrin evliliklerinin kendiliginden, tutsaklik nedeniyle, kendiliginden bozulmus sayılacagi belirtilirse de, söylemeye gerek yoktur ki insan haklarina ve ahlâkilige terslik bakimindan cariyenin savas esiri olup olmamasinin fark yaratmaması gerekir. Tutsak alınan bir kadını, sırf kocası düşman kesimindedir diye, bir baska erkegin koynuna sokmanin ne adâletle ve ne de insafla ilgisi vardir.

Yine her ne kadar câriyelerin fuhşa zorlanmasını önlemek için Muhammediin: “cariyelerinizi fuhsa zorlamayin” (Bkz. K. Nisa 33) seklinde hükümler yerlestirdigi kabul edilirse de, bu hükümlerin uygulama gücünden yoksun bulundugu anlasilmaktadir. Örnegin câriyesini fuhşa zorlayan ve bundan kazanç sağlayan kimseye belirli bir cezâ getirmemiştir. Getirmek söyle dursun fakat efendisinin isteği üzerine câriye'nin böyle bir ise gönüllü olarak katlanmasi halinde bu davranisin bagışlanabilir sayılacağını bildirmiştir. Nisâ sûresiine koydugu âyet söyle: "Dünyâ hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayin. Kim onlari buna zorlarsa, bilsin ki Allah hiç süphesiz onu degil, zorlanan kadınları bağışlar..." (K. Nisa 33)

Görülüyor ki cariye sahibi kimse "iffetli kalmak isteyen" câriyesini fuhşa zorlayacak olursa, belli her hangi bir dünyevî cezâya çarptırılmayacaktır. Sadece gelecek dünyada Tanrı onu bağıslamayacaktır. Fakat eger câriye "iffetli" kalmak istemez ise, onu fuhsa sürükleyen efendisi için, bağışlanmamak dahi söz konusu olmayacaktır.

1 Gazalî, age (1975), II. 79

Prof. İlhan Arsel--- Şeriat ve Kölelik--

Not : Zannedersem *klavye sürçmesi niteliğinde bir hata var metinde. Bu bölümde Nisa 33 olarak geçen ayetin Nur 33 olması gerektiğini farkettim. Ayeti Nur 33 olarak okuyunuz.

sodomo--
13-09-2006, 10:11
Nisa 3 ile ilgili topiğimizde belirtiğimiz bilgiyi buraya da alalım.

Kuran'da (Nisa 3/24/36, Nahl 71, Müminun 6, Nur 31, Rum 28, Ahzap 50/52/55 Mearic 30) da geçen

Ma Meleket Eyman yani Mülk'l-yemin veya yeminli/sözleşmeli/akitli mülk anlamına gelen cariyelik, Muhammed'in müminler arasında paylaştırdığı savaş ganimetlerinden olan kadın kölelerin Teserri Akdi ile alınması anlamına geliyor.

Teserri akdi ile yeminli/sözleşmeli/akitli devralınan bu savaş ganimeti kadınlar Kuran'da Ma Meleket Eyman veya Ma Meleket Yemın olarak yukarıda bahsettiğim ayetlerde geçiyor.

Bunun dışında da "imaiküm" olarak Nur 32 de, "emetüm" olarak Bakara 221 de geçiyor.

Cariyeler ile cinsel ilişki onayı da apaçık bir şekilde Müminun 4-5-6 ve Mearic 28- 29-30 (Bu iki surenin bu ayetleri birbirinin aynıdır aynı zamanda) belirtilmiş olup Ahzap 50'de de Muhammed kendisi için iki helal unsur tanımlamış: Eşleri (ezvac) ve Ma Meleket Eyman'ları yani cariyeleri...

Not : Yukarıdaki yazıda yıldızlı yerler "ganimeti" olması gerekirken yıldızlı olarak çıktı. Yani "savaş ganimeti" olacak. Neden "ganimet" yıldızlanıyor anlamadım...

K.C.
22-07-2008, 12:21
Güzel konuymuş, güncelleyelim. :)
Sodomo'ya selamlarımızı iletelim..

pante
22-07-2008, 21:33
Cariyelerde setri avret, yani örtülecek vücut kısımları erkeklerle aynı tutulmuştur.
Yani, göbeği ile diz kapağı arasını örtmesi yeterli görülmüştür.
Ayrıca başını örtmesi de yasaktır. Çünkü hür kadınlarla köle kadınların anlaşılması bu yolla sağlanır.

Diyelim ki bir savaşta Yahudi kabilesinden kadınlar esir alınıyor.
Yahudi bir kadın, bu savaştan önce hürdü. İnançları doğrultusunda hareket edebiliyor, başını da örtüyordu.

Bu kadının bırakın kocasının, babasının, tüm yakınlarının öldürülmesini, özgürlüğü de elinden alınıyor ve bir başka insanın kölesi oluyor.
Bununla da kalmıyor, diğer hür kadınlardan olmadığı belli olsun diye başını örtme yasağı getiriliyor.
Bununla da kalmıyor, erkeklerle aynı örtünme ölçüsünde tutularak bir nevi aşağılanmış oluyor. Yani, "Sen bir cariyesin, sen göğüslerini herkese gösterebilir , sokakta yarı çıplak gezebilirsin" denmiş oluyor.

Buradan yola çıkarak örtünme gerekliliği olarak öne sürülen nedenler de tartışılabilir ve "Cariyelerin yarı çıplak hali erkekleri tahrik etmiyor mu peki?" diye sorulabilir. Herhalde yanıtı "Önemli olan hür kadınları tacizden korumak, cariyelere taciz serbest" olacaktır.

yucemanitu
27-07-2008, 14:23
Şimdi bütün bunlardan sonra değil mi ki savaş esirleri mal, değil mi ki Buhari gibi bir kaynakta bile peygamber savaş esirlerinin ırzlarına geçilmesine müsaade edip dışarı boşalmalarını tenbih etmiş... O halde Irak'ta ABD askerlerinin Iraklı kadınlara tecavüzü de bu mantıkla meşru oluyor.

nehir
26-08-2008, 05:24
bir şeyi merak ettim o dönemde cariyeler birde fuhuş yapmaya mı zorlanıyordu ki(müslüman gaziler cariye bile olsalar bu kadınlara fuhuş yaptırıp onun üzerinden birde fuhuş parası mı kazanıyorlardı ve bu para haram kazanç olmuyor muydu?onlar bunu bilmiyormuydu yada islamda bu kazanç benim bildiğimin aksine helal mi?yada bilmezlikten gelip cebe indirmek işlerine mi geliyordu bu gazilerin ve müslüman erkeklerin);iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın... diye ayet inme gereği duyulmuş anlamadım

nehir
26-08-2008, 05:28
cariyelerde kadın onların giyimi (aslında nerdeyse çıplaklığı)niye farklı?ve onlara günah yokta diğer kadınlara niye var ?ve niye örtünme sadece diğer kadınlara zorunlu bu durumdada cariyelere değil?kadın kadındır yani.

nehir
26-08-2008, 05:33
hür kadınlarla cariyeler ayrılsın diye cariyelerin örtünmesi yasaksa ve hür kadınlar birtakım erkekler tarafından cariye sanılıp rahatsız edilmesin diye örtünme emri geldi ise hür kadınları rahatsız eden(hatta cariyeleride taciz eden bugüruh)ler neden ceza görmüyorda özgürlüğü kısıtlanan bir nevi cezalandırılan yine kadın oluyor onuda anlamış değilim!

nehir
26-08-2008, 05:45
bu tip tacizci erkekler için getirilen ceza var mı kurandaki ayetlerde (hür kadını ve hatta cariyeleri taciz edenlerde dahil)?sadece merak ettim,belki asıl suçlulara bir ceza bir yaptırım olsaydı birdaha ne hür kadına nede bir cariyeye herhangi bir taciz olmazdı ve hür kadın cariyelerden ayrılsın diye örtünsün gibi bir ayette inmezdi diye düşünüyorum.Allah niye bunu akıl etmedi oda ilginçtir yani, birde bu hür kadına örtünme ayeti nedeni ile şuda merak edilebilir ayet sonucunda hür kadın örtünüp cariyeden ayrılarak tacizden korunduruluyorda, cariyenin durumu ne? cariye taciz edilebilir, o açık kalsın ki tacizler devam edilebilsin mi demek oluyor,yani onlar cariyedir,zaten iffetli değil ki,manası mı var? tacize devama izin mi var? pek tutarlı değil.

K.C.
14-09-2008, 02:22
bu tip tacizci erkekler için getirilen ceza var mı kurandaki ayetlerde (hür kadını ve hatta cariyeleri taciz edenlerde dahil)?
Sevgili Nehir'in sorusu yok olup gitmesin arada.. Hala cevap bekliyor!

sadece merak ettim,belki asıl suçlulara bir ceza bir yaptırım olsaydı birdaha ne hür kadına nede bir cariyeye herhangi bir taciz olmazdı ve hür kadın cariyelerden ayrılsın diye örtünsün gibi bir ayette inmezdi diye düşünüyorum.
Bu kadarını ya akıl edemediler ya da işlerine gelmedi herhalde. :)
ayet sonucunda hür kadın örtünüp cariyeden ayrılarak tacizden korunduruluyorda, cariyenin durumu ne? cariye taciz edilebilir, o açık kalsın ki tacizler devam edilebilsin mi demek oluyor,yani onlar cariyedir,zaten iffetli değil ki,manası mı var? tacize devama izin mi var? pek tutarlı değil.
Burada şöyle bir durum var sankim.
Bu adamlar zaten azmış, tacizci. Kur'an'a göre potansiyel sapık bu erkek milleti. Kadın kısmısından hür olanları kurtarabilmek için diğerlerini yem olarak kullanmak çıkarlarına daha uygun gibi.. Ötekilerde nefislerini söndürsünler, berikilere ilişmesinler.
Allah Gafurdur.

DreiMalAli
27-09-2008, 09:20
Dün Ateistforumda dikkatimi çekti:

33 - Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Burada Allah tarafından çok bağışlananlar, çok merhamete uğrayanlar kim? Fuhuş yapmaya zorlanmış olan cariyeler mi?
Ki bu anlamsız ve iğreti kalıyor.

Yoksa fuhuş yapmaya zorlayan, muhtemelen bundan kazancı olan köle/cariye sahibi erkekler mi?
Bana öyle geliyorki; söylenen bu.

Gerçi diyanetin yukarda verdiğim çevirisinde parantez içinde "onlar" denilmiş. Fakat "onlar"ın kim olduğu belli değil. Diğer bazı Türkçe çevirilerde, yine parantez içinde kadınların bağışlanacağı ilave edilmiş. Ama sadece ilave edilmiş. Bu, bir yerde, durumu şirin gösterme gayretinden başka bir şey değil. Sonuçta sadece bir ilave.

Almancasına baktığımda da açık açık kimlerin bağışlanacağı belirtilmese de, cümlelerin gelişinden, fuhuş yaptıran erkeklerin bağışlanacağını anlıyorum.

Bir arkadaş İngilzcesinden çeviri yaptı. Bu çeviride de bağışlananlar, yine parantez içinde, ne idüğü belirsiz "onlar".

Sevgiler

aydoe
27-09-2008, 10:12
Yapanda yaptıranda bağışlanabilir muhakkak ki Allah çok affedicidir.
Allah bütün günahları affedebilir ama Allah'a inanmayan ve onu zikretmeyenleri asla,onun için bu tür günahları işleselerde Allah'ı zikretmeleri elzemdir.
Doğrusunu Allah bilir

DreiMalAli
27-09-2008, 10:27
Hmmmm.
Demek bir kadın köle, köle sahibi tarafından fuhuş yapmaya zorlanınca suç işlemiş ve günaha girmiş oluyor. Ve Allah da bu suçu ve günahı bağışlamaya hazır.
Hmmm.
Hmmm
Ve de
Hmmmm

Sevgiler

can35
27-09-2008, 14:50
bakarmısınız? tanrının yarattıklarından bir bölümü cariye ve köle, bir bölümü efendi... bu cariye ve köleleri başka bir tanrı mı yarattı? bunların bir başka cenneti mi var?

"Kölelerinize iyilik yapın (nisa 36)", "kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin (nur 32)" şeklinde ayetleri okurken bu işte bir tuhaflık var diye düşünen olmuyor mu?

şimdi bunu okuyan ya da dünyanın her hangi bir yerinde yaşayan kaç kişinin evinde bir kölesi ya da cariyesi var?

aslında herşey çok açık değil mi?

ve bu adeleti zaman içinde insanların değil, önce tanrının sağlaması gerekmez miydi? cariyeliği bir kurum olarak tanımlamak tanrının adeletine ve eşitliğine yakışıyor mu?

okumak ve okuduğunu anlamak farklı şeyler elbette... ama bulanmamış / bulandırılmamış beyinler için...

sevgi ve saygılarımla...

yucemanitu
28-09-2008, 00:15
Aslında başını örtme (Türkiye için söylüyorum) bugün bile kadını tacizden korumaya yönelik bir tedbir olarak işe yarıyor. Ama tacizcinin hayvani hislerinin önüne geçmesi çıplak dolaşan birini bile kimsenin taciz etmeye hakkının olmadığı fikri çok fazla kişiye tuhaf görünüyor. Pek çok kadın bile dekolteli kıyafetlerle gezenin tacizi hak ettiğini düşünüyor. Birkaç kadınla konuşun kulaklarınıza inanmazsınız. Ben gerçekten bir sürü kadının kızın böyle hararetli bir şekilde tacizciyi korumasına şaştım. Nehir'in sorusuna gelince "Hayır yok". Bu arada Nehir "cariyenin durumu ne? cariye taciz edilebilir, o açık kalsın ki tacizler devam edilebilsin mi demek oluyor,yani onlar cariyedir,zaten iffetli değil ki,manası mı var? tacize devama izin mi var?" demiş evet iyi bilmişsin Nehir doğru. Ömer bir gün çarşıda dolaşırken başörtülü bir cariye görüyor ve elindeki sopayı kadının başı ile örtü arasına sokup örtüyü başından çekip alıyor ve kadını başını örttüğü için azarlıyor. (Kaynak Sünni Müslüman olan Süleyman Ateş'tir) Herhalde şöyle bir mantık var hani balık var biz onu tutar ve yeriz ama kimileri çıkar "Allah balığı insanlar yesin diye yaratmış" der. Burda da şu denebilir "Allah cariyeyi taciz edelim diye yaratmış."

okinono
10-10-2008, 22:01
Euro üzerinde fahişe
Seks köleleri paraya sığındı...

10.10.2008 09:41
Ukraynalı kadınların Avrupa’da seks kölesi olarak kullanılmasını önlemek için ilginç bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında, euro banknotların üzerinde fahişe resmi kullanıldı. İngiliz Telegraph gazetesinin haberine göre gönüllüler tarafından başlatılan kampanyayla, eski Sovyet cumhuriyetlerinde yaşayan kadınların Avrupa ülkelerinde fahişeliğe zorlanmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Kayıtlara göre, geçen yıl 117 bin Ukraynalı kadın Avrupa’da fuhuş yapmaya zorlandı.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=101977&cat=180&dt=2008/10/10


Bir Hukuğun varlığı, hukuksuzluktan iyidir gibi görünüyor sanki...

Selamlar

gargoyle
11-10-2008, 00:01
Euro üzerinde fahişe
Seks köleleri paraya sığındı...

10.10.2008 09:41
Ukraynalı kadınların Avrupa’da seks kölesi olarak kullanılmasını önlemek için ilginç bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında, euro banknotların üzerinde fahişe resmi kullanıldı. İngiliz Telegraph gazetesinin haberine göre gönüllüler tarafından başlatılan kampanyayla, eski Sovyet cumhuriyetlerinde yaşayan kadınların Avrupa ülkelerinde fahişeliğe zorlanmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Kayıtlara göre, geçen yıl 117 bin Ukraynalı kadın Avrupa’da fuhuş yapmaya zorlandı.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=101977&cat=180&dt=2008/10/10


Bir Hukuğun varlığı, hukuksuzluktan iyidir gibi görünüyor sanki...

Selamlar

bir tarafta ekonomik veya başka nedenlerle fuhuşa zorlanan kadınlar, diğer tarafta allahın "kanunları". cariyelik "hukukuna" fuhuşla savunma. harika.

kadınları fuhuş yapmaya zorlayan kanunlara yer veren bir hukuk sistemi biliyorsanız islam hukuku ile karşılaştırabiliriz elbette.

meaculpa
11-10-2008, 00:09
İyi de ne alaka! yani banknot üzerindeki bir fahişe resminin fuhuşu önleyecek olması??? anlamadım! anlayanlar, anlamayanlara anlatsınlar lütfen...

Hukuk ne burda, hukuksuzluk ne sevgili Oki abim ?

okinono
11-10-2008, 10:34
bir tarafta ekonomik veya başka nedenlerle fuhuşa zorlanan kadınlar, diğer tarafta allahın "kanunları". cariyelik "hukukuna" fuhuşla savunma. harika.

kadınları fuhuş yapmaya zorlayan kanunlara yer veren bir hukuk sistemi biliyorsanız islam hukuku ile karşılaştırabiliriz elbette.
.............

Merhaba,

Fuhuşu tanımlarmısınız lütfen.

Selamlar

niveru
14-10-2008, 18:03
fuhus , en basit tanimi ile para ile seks hizmeti sunmaktir ,
cariyelik nedir ? ozgurlukleri elinden alinmis , para karsiligi satilan her konuda efendisinin isteklerine bagli kadin!

sayin okinono , icinde birazcik insanlik tasiyan biri , cariyelik kurumunu tartismaz , islam cariyelerede hak getirmis ama , demez ,
Boyle asagilik bir kurumu degil yok etmek , mesrulastiran bir dinide en azindan savunmaz , susar ,,,
ama ben icinde biraz insanlik tasiyan biri dedim

okinono
15-10-2008, 10:41
fuhus , en basit tanimi ile para ile seks hizmeti sunmaktir ,
cariyelik nedir ? ozgurlukleri elinden alinmis , para karsiligi satilan her konuda efendisinin isteklerine bagli kadin!
................................................
İkisi arasındaki farkı , geçenlerde TV lerde izlediğimiz toplama kampındaki isyandan anlıyoruz zaten.


Boyle asagilik bir kurumu degil yok etmek , mesrulastiran bir dinide en azindan savunmaz , susar ,,,
ama ben icinde biraz insanlik tasiyan biri dedim
..............

Bizim meşrebimizde, insanlara hakaret ederek kendimizi esfeli safiline atmak yoktur.
Canınız sağolsun.

Selamlar

yucemanitu
17-10-2008, 01:42
Kızgınlık ara sıra oluyor Okinono kardeş biz sakin sakin tartışalım. Cariyeler bir yerde "müebbet fuhuş mahkumu" olmaz mı? Yani cariye bunu yapmak istemiyor ama efendi de azat etmiyor. Burda bir sıkıntı yok mu? Azat edip etmemek tamamen iradesine bağlı çünkü.
Bir de kölelik konusuna bakarsak da benzer bir şey. (Farklı bir şey demiyorum aslında durumu somutlaştırmak için hatırladığım bir örneği anlatıyorum. Yalnız örnekteki cariye değil erkek köle) Firuz azat edilmek istemişti efendisi fazla fidye istedi. Firuz Ömer'e başvurunca Ömer köleyi değil efendiyi haklı buldu. Bir de Firuz'a "Sen çok iyi değirmen yaparmışsın bir değirmen de bana yap." diyince neler oldu biliyorsunuz. Yani Ömer dememiş ki "Fidyesiz sal kalksın kölelik azat edin."

niveru
18-10-2008, 15:08
ne o kizdimiz mi ?
siz "Bir Hukuğun varlığı, hukuksuzluktan iyidir gibi görünüyor sanki..." derken sanki ab ulkelerinde kadin pazarlarinin kurulmasini ve insanlarin seks kolesi olarak kullanilmasini engelleyecek karsi koyacak hukuk sistemi yokmus gibi gostererek kurandaki cariye hukukunu bir nimet gibi sunarken ,
benim size insanliginizdan utanin demiyecegimi mi saniyordunuz , bekliyordunuz cok beklersiniz ,
her kim cariyeligi koleligi bir nebze dahi savunuyorsa insanlikdan cikmistir
her kim allah bunu zamana yaydi zamanla koleligin kalkacagini biliyordu , muhammed o yuzden koleligi kaldirmadi ama IYILESTIRDI diyorsa , insanligindan utansin !
islamda , osmanlida bati hristiyanlarinin baskisi olmasa idi kolelik kalkmiyacakti , o nasil anlayistir ki osmanlida 1800 lu yillara kadar kole , cariye pazarlari vardi ve hukukunu temelini KURANDAN aliyordu , bu nasil zamana yamadir be gafiller !
yine diyorum , "evet cariyelik ve kolelik insanlik ayibidir AMA kuran en azindan iylestirme getirmistir " derseniz , bende size o AMA larinizi alin ........ derim , oh be !!)

yucemanitu
18-10-2008, 16:03
Niveru cariyelik konusunda tamamen aynı düşünüyoruz. (Zaten bu konu altında yazdıklarıma bakarsan bu anlaşılır.) Yani alınmam söz konusu değil. Ama lütfen adabıyla tartışalım. Karşındaki yanlış bir şeyi de savunsa da sövmek gerekmez. Farklı fikirde olanların düşüncelerini kaldırmayı bilelim. Zaten burda bulunuş amacımız tartışmak. Ben Okinono'yu çok eleştirdim ama hiç al o amalarını da... demedim. Belki de bu rahatlık mesajların yazılı olmasından kaynaklanıyor. Yüz yüze olmayınca bu laflar söylenmez. Sanal ortamda böyle davranmaya hakkın yok.
(Bak şimdi dikkatimi çekti sövdükten sonra bir de "oh be!" demiş.)

niveru
20-10-2008, 00:11
tamamen haklisin titanatlas , oncelikli olarak okinono dan sahsi olarak , ve diger form uyelerinden de ozur dilerim, ... (ama diyerek kendimi savunmayacagim , cunku savunacak bir tarafi yok ve ama lardan nefret ederim!)

K.C.
21-11-2008, 18:28
Fasil : TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ
Konu : Köle Ve Cariyenin Talakı
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : köle, hanımını iki talakla boşadı mı artık kadın, başka bir kocaya var(ıp ondan boşan)madıkça ona haram olur. Bu kölenin hanımı hür de olsa, köle de olsa hüküm böyledir. Hür kadının iddeti üç hayız müddeti, köle kadının iddeki iki hayız müddetidir." HadisNo : 4071

İddet müddeti kadın eğer hamileyse çocuğun nesebinin belirlenmesi için var.
Bu şekilde hür ve köle ayrımı yapmakla; köle kadınların hür kadınlar gibi 40 haftayı beklemeden çok önce doğurduğu, ya da hür kadınlardan önce hamileliklerinin anlaşılır hale geldiği gibi bir sonuç çıkıyor.

İddetin nesebi tashih etmekle bir ilgisi yok demek ki.

sinner
21-11-2008, 18:42
Cariye hukuku gerçekten can alıcı bir konu.
Hala para için zorla sex yaptırılan bu yolda eziyet gören kadınlar var.

yucemanitu
21-11-2008, 19:02
Bir insan ömür boyu fuhuşa mahkum ediliyor ve bu Kuran'da yasaklanmıyor. Görün arkadaşlar hepiniz sadece bakın ve görün. İnanacak olan inanmaya devam eder elbette ona karışan olmaz. Ama bazı şeyleri düşünüp yargılamak iyice bir tartmak lazım.

unbe
21-11-2008, 19:26
"Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. "

Bende buna takıldım.Resmen akraba evliliği teşvik ediliyor gibi sanki.Zaten Türk halkının zeka ortalaması diğer ülkelere göre ortanın altında eh akraba evlilikleri de bunu düzeltmez:D

yucemanitu
23-11-2008, 13:40
Bir de mehirsiz (beleş) kadın almayı sadece Muhammed'e helal kılıyor. "Ağaya beleş" yani.
"bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık)"

Diğerleri fiyatı neyse ödüyor. "Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.)"

karadenizli
26-11-2008, 21:07
Ben süleyman ateş i pek sevmem.anşattıklarınada çoğunlukla inanmam.neyse

Ama cariye anlayışı islamla gelmiş birşey değildir aynı şekilde köle de öyle.Şimdi devir değişince bunlarda bir kenara bırakılır şimdi ''Ben cariye alayım demek''islama kesinlikle terstir.

Bak atlas kölelik,cariye islamla gelen birşey değildir. şimdi sen diyeceksinki bunları islam net bir şekilde yasaklamadı evet ama bir sürü ayet var;Yanlış birşey yaptığınızda şu kadar köle azat edin diye islam bu stokları bitirmeye çalışmıştır.Birden kaldırmak o toplumun yapısını alt üst edeceğinden islam böyle birşeye yanaşmadı o sadece stokları yavaş yavaş azalttı.

konunun dışına çıktık ama neyse

yucemanitu
27-11-2008, 04:34
"şimdi ''Ben cariye alayım demek''islama kesinlikle terstir."

Kaynak verebilir misin Karadenizli biraderim ;)

karadenizli
27-11-2008, 11:53
İslam akıl ve mantık dinidir.Şimdi ben aklımla bazı şeyleri çözebilirim değilmi.Ve günümüzün islam alimlerine bakarım değil cariye içlerinde evlenenler bile yok.Demek devir değişmiş.Devrin getirdiği bazı şeyleri atabiliyoruz.Şimdi ben sünnete uygun olacak diye deveye binsem olmaz onlar o devirde kaldı.

Ama tarihi akılla,mantıkla çözemeyiz önce bilgi lazım onu doğrulamak için kaynak lazım sonra akıl ve mantık devreye girer ve çözümleme yaparız.;)

hiramusta
27-11-2008, 11:59
Sorunuzu neye göre soruyorsunuz?İslam'dan kasdınız Allah'ın vahyettiği Kur'an ise...Kur'an'da cariye diye bir kelime geçmiyor.Onu bilelim de ona göre cevap verelim.

yucemanitu
27-11-2008, 12:14
Sevgili hiramusta Karadenizli'ye verdiği bilginin kaynağını sordum o sürekli sorunca ben de ona "kaynak ne? " dedim sorum buydu. ;)

Kuran'da cariye kelimesinin geçmediğini ben de biliyorum. Yalnız Nisa 3'te "sağ ellerinizin malik olduğu" derken kastedilen cariye değilse ne?"

"Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır."
Elimdeki mealde parantez içinde "cariye" yazıyor bak ben onu yazmadan astım buyur bak. Keşke Kuran'da cariye kelimesi geçseydi ama "Cariyelik haramdır günahtır" şeklinde geçseydi. O zaman karadenizli kardeşin iddiasına itiraz etmezdim.

karadenizli
27-11-2008, 12:17
36. mesaj yukarıda kaldı

Denetimde olduğum için karışıyor biraz

yucemanitu
27-11-2008, 12:33
"günümüzün islam alimlerine bakarım değil cariye içlerinde evlenenler bile yok.Demek devir değişmiş.Devrin getirdiği bazı şeyleri atabiliyoruz"

Hay sen çok yaşa e mi çok güzel bir ileti yazmışsın. Özellikle bu kısmı çok iyi ;)

karadenizli
27-11-2008, 12:37
Hepsini değil atlas:eek::eek:

Hepsini atmayız:D

mep
27-11-2008, 13:10
Nûr(*) Sûresinin 33 . Ayetinde
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.3 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Yav cariye lafı hep geçiyo parantez içinde ama..
ben yukardaki ayete takıldım..
(cariyelere)'a fuhuş yaptırılıyormuş galiba..
nasıl oluyo yani...
yani bildiğimiz.pez... lik gibimi..?

hiramusta
27-11-2008, 13:11
Ayetlere Bizans ve Sasani saray yaşamlarından etkilenmiş olan Emevi saltanatının besleme din adamları anlayışıyla bakarsan meşruiyeti ifade eden sağ elle sahip olma terimini seks köleliği olarak anlaşılan cariyeye çevirmiş olursun.Bu ayet "ev" bağlacının manasına göre iki anlama gelir."ev" bağlacını "ve" anlamında alırsan;"adaleti sağlayamayacağın takdirde,yetimlerin kadınlarından ikişer,üçer,dörder değil biriyle "ve" meşru eşinle yetin"."ev"bağlacını "yani" anlamında alırsan;"adaleti sağlayamayacağın takdirde yetimlerin kadınlarıyla evlenmekten vazgeç evindeki bir eşinle "yani" meşru şekilde sahip olduğun eşinle yetin." anlamına gelir.Hani burada cariye?

yucemanitu
27-11-2008, 14:23
"Emevi saltanatının besleme din adamları anlayışıyla bakarsan" bak şu üslubunu düzelt. Meali yapan ben değilim bu bir. İkincisi elimdeki mealde "cariye" kelimesi geçtiği halde (parantez içinde) ben tartışmayı saygılı yürütmek adına işte var deyip onu yazmadım. Sağ elle sahip olduğun ne dedim? Saldırganlığı bırak. İyi niyetimi suistimal edersen anlayacağın dilden de konuşurum.

yucemanitu
27-11-2008, 14:26
Bu arada diğer ayeti hatırlatan mep'e teşekkür ederim buyrun bu ayette fuhuşa zorlananlar kimler?

mep
27-11-2008, 14:55
Kuran' 10 ayette (cariye ) geçer.

Bakara(*) Sûresinin 221 . Ayetinde
Nisâ(*) Sûresinin 3 . Ayetinde
Nisâ(*) Sûresinin 25 . Ayetinde
Mü’minûn Sûresinin 6 . Ayetinde
Nûr(*) Sûresinin 32 . Ayetinde
Nûr(*) Sûresinin 33 . Ayetinde
Ahzâb(*) Sûresinin 50 . Ayetinde
Ahzâb(*) Sûresinin 52 . Ayetinde
Ahzâb(*) Sûresinin 55 . Ayetinde
Me’âric Sûresinin 30 . Ayetinde

Bu ayetlerin anlattıklarına dikkat..

karadenizli
27-11-2008, 14:58
Kuran da cariye geçer o yüzdende inanmıyoruz:D

Kuran o dönemin sorunlarına ışık tutar.

Anlatabiliyormuyum

yucemanitu
27-11-2008, 15:14
"Kuran da cariye geçer o yüzdende inanmıyoruz:D"

Karadenizli sen iletileri okumuyorsun galiba. Arkadaş Kuran'da cariye geçmez demiş mep de geçtiği yerleri göstermiş. İnanıp inanmamayla ne ilgisi var şimdi bunun.

yucemanitu
27-11-2008, 15:24
37. mesajdan itibaren cariyelik konuşuyoruz. Başlık iyice yetim kaldı. Yav artık utanıyom benim yerime mep ya da karadenizli biraderlerimden biri desin ki mod abim/ablam şunları "cariyelik hukuku"na eklermisin bizahmet derse iyi olur.

mep
27-11-2008, 15:25
Kuran da cariye geçer o yüzdende inanmıyoruz:D

Kuran o dönemin sorunlarına ışık tutar.

Anlatabiliyormuyum


Nur.33. .........Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Ben zaten bazı ayetleri okuyunca ..
o dönemin sorunlarını..;)
ve çözümlerini görebiliyorum..:D
anlatabiliyosun abi ..anlıyoruz..:rolleyes:

hiramusta
27-11-2008, 16:47
Günümüzün sorunları nasıl çözülüyor Mep kardeş?Yoksa çözümsüzlükle mi?O kadar polis/asker gücüne,yasalara,istihbarata,teknolojiye rağmen insan ticareti,fuhuş ticareti,töre cinayetlerinin önüne bir türlü geçilemiyorsa...çözümsüzlük,çözüm olarak görülüyor sanırım.

KızıL
27-11-2008, 16:51
Nur.33. .........Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.


zaten o dönemlerde fuhuş en yaygın şey kadınların çıplak dolaştığını mahrem yerini örtmekde bunun için geldiğini söyleyen cesur tarihçiler var kı tam olarak araştırdığımızda kıyafetli olan insanların bi yerlerini örtmesine gerek olmaz...

hiramusta
27-11-2008, 17:00
"Emevi saltanatının besleme din adamları anlayışıyla bakarsan" bak şu üslubunu düzelt. Meali yapan ben değilim bu bir. İkincisi elimdeki mealde "cariye" kelimesi geçtiği halde (parantez içinde) ben tartışmayı saygılı yürütmek adına işte var deyip onu yazmadım. Sağ elle sahip olduğun ne dedim? Saldırganlığı bırak. İyi niyetimi suistimal edersen anlayacağın dilden de konuşurum.

Üslubumda bir problem göremiyorum Atlas.Çünkü dini yozlaştıran din adamlarıyla aynı gözlükten bakıyorsun.Ayrıca bu itham bir saldırı da değildir üstelik.Sen öyle anlamışsan,yanlış anlamışsın.Böyle düşünmeme rağmen gene de özür dilerim.

hiramusta
27-11-2008, 17:04
Sevgili Mep.
Cariye kelimesi Arapça'dır ve Kur'anda cariye kelimesi geçmez.Verdiğin liste içinde sadece Nur 32 de geçen "imaiküm" kelimesi vardır.Kadın köle anlamına gelir.Şimdilik bu kadar cariyelikle ilgili detaylı bir yazı hazırlayacağım.

unbe
27-11-2008, 17:09
"Günümüzün sorunları nasıl çözülüyor Mep kardeş?Yoksa çözümsüzlükle mi?O kadar polis/asker gücüne,yasalara,istihbarata,teknolojiye rağmen insan ticareti,fuhuş ticareti,töre cinayetlerinin önüne bir türlü geçilemiyorsa...çözümsüzlük,çözüm olarak görülüyor sanırım. "

O polis ve asker gücüne kim sahip peki????AKP. Akp'nin gücü kime yetiyo???? Kendisini protesto eden öğrenciye tekme tokat girer ama doğuda ki provokatif eylemlerde polis dayak yer.Neden???Doğuda bi oy potansiyeli var çünkü.

mep
27-11-2008, 17:24
Sevgili Mep.
Cariye kelimesi Arapça'dır ve Kur'anda cariye kelimesi geçmez.Verdiğin liste içinde sadece Nur 32 de geçen "imaiküm" kelimesi vardır.Kadın köle anlamına gelir.Şimdilik bu kadar cariyelikle ilgili detaylı bir yazı hazırlayacağım.

Hiram abi ..
sanırım tam adlandırılamamış..
o yüzdende
Cariye kelimesi meallerde parantez içinde geçiyor..
ama bu kast edilen şeylere ne ad vericez...
kadın köle mi dememiz gerekiyor..?
gerçi şimdi karadenizli abim çıkar..
"Hayır canım evde kedi besliyolardı,kedileri kast ediyor ,kedi onlar" dermi der valla..:)

karadenizli
27-11-2008, 17:27
Hiram abi ..
sanırım tam adlandırılamamış..
o yüzdende
Cariye kelimesi meallerde parantez içinde geçiyor..
ama bu kast edilen şeylere ne ad vericez...
kadın köle mi dememiz gerekiyor..?
gerçi şimdi karadenizli abim çıkar..
"Hayır canım evde kedi besliyolardı,kedileri kast ediyor ,kedi onlar" dermi der valla..:)

Ya mep sen ne diyorsun şu anda hayır söylemek istediğini söyle. kuranda cariye kelimesi geçemezmi geçse ne olur.Ne anlatmak istiyorsun?

inanmamak için bahane çooook

yucemanitu
27-11-2008, 17:45
Yok o inanmamak değil albeni çikolatanın bahanesi çoook :D

mep
27-11-2008, 18:18
Ya mep sen ne diyorsun şu anda hayır söylemek istediğini söyle. kuranda cariye kelimesi geçemezmi geçse ne olur.Ne anlatmak istiyorsun?

inanmamak için bahane çooook


Yav karadenizli abi sen iyi değilsin he..
bi kalkıyosun "Kuranda cariye geçmiyo" diyosun.
adamlar tuğla gibi meal yazmışlar..
parantez açıp "cariye" yazmışlar.diyoz..
"geçemezmi yani geçse n'olur "diyosun..
iyide niye kızıyosun yav..
Allah Allah ..Adamlar orda meale " cariye" yazıyo..
zılgıtı burda ben yiyorum yav..
duyanda
"mep ilimde derinleşmiş,meal işine filan girmiş" sanıcak
ne anlatmak istiycem abi..
bu parantez açıp " cariye" yazan adamlar..
niye cariye yazmış diyom..
asıl adları ne bunların sen biliyonmu.(hani herşeyi biliyon ya)
sen kızıyon diye bunlara cariye demiyceksek ne diyecez..
bi isimleri olsun diyom abi..
cariye diyemiyoz kızıyon..
köle kadın diyemiyoz kızıyonuz..
ne bunlar be..
Balık ye abi ..hamsi bol bu sıralar
burda 2 ytl kilosu valla..
iyi gelir..

karadenizli
27-11-2008, 18:20
Esas konuya geçersen sevinirim demek istiyorum.

Sadede gel sadede.Sor bizde cevaplamaya çalışalım.

Sen ''kararsızsın'' değilmi.üye ha yanlış anlama

mep
28-11-2008, 08:31
Ne kararsızı abi...
Ne diyosun yine anlamıyom...
"Üye" diye Dinlerden Özgürlük Grubu'nu kastediyosan..
evet abi üyeyim..
Ketenpereye getirdiler beni abi..
"Biz daha çok huri veriyoz"..! dediler.
"Şarap akan ırmağı nabıcan,bizim tarafta
Viski,Likör,Bira akan ırmaklar..var dediler.
Kandırdılar beni abi..
Dilaver abim "Devrim yapçaaz,cehennemi cennete çeviricez"dedi.
bende inandım abi..beynimi yıkadılar benim abi...
ama kısa programda yıkamışlar..
o günden beri kararsız kaldım..
Karadenizli abi..
sen sahiden sorunlusun he.
yav..soru soruyom cevap vermiyon..
diyomki şimdi..
Hani bu (...Bipppp..)
(Cariye lafına kızıyonuz ya bende sansür uyguladım.Rütük ten kaptım bu bipp'i)
ne diyoduk he..bu " Bippp" lere ne ad vericez abi..?
bunlara "Bippp" Diyemiyceksek ne diycezz..
sence caiz olan ne demektir..
"Bipp" demek dinen günahmıdır..
" Bippp" diyen bi kişinin kaza namazı kılması gerekirmi...
"Bippp" demek orucu bozarmı..
yav söyle işte
Biz bu "biiiippppp" lere ne diyecez..
sabah sabah yorma beni ya!

hiramusta
28-11-2008, 11:18
Bu konuyla ilgili olarak değerli insan R.İhsan Eliaçık hocamın bir yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum...

"Cariye, özellikle savaş sonucu esir düşmüş ve bir efendiye köle yapılmış kadın demek.


Bu nedenle yazıya esir almak, köleleştirmek, cariye yapmak ile ilgili bir girişle başlayalım.


***

“Ölümüne girdiği zorlu bir meydan savaşı sonucu değilse esir almak bir peygambere yakışmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, hâlbuki Allah sizin için ahireti istiyor. Allah çok güçlüdür, çok bilgedir.” (Enfal; 8/67)


Bu ayet Bedir savaşında ele geçirilen esirlere ne yapılması gerektiği tartışması çıkınca nazil oldu.


Rivayete göre Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına içlerinde kendi amcası Abbas ve amca çocuğu Akil b. Ebi Talip’in de bulunduğu yetmiş esir getirildi. Hz. Ebubekir bunların fidye alınıp serbest bırakılmasını teklif ederken, Hz. Ömer öldürülmelerini, Abdullah ibn Revaha da odunu bol bir ateşte yakılmalarını teklif etti. Hz. Peygamber bu teklifler üzerine duygulanarak Ebubekir’i İbrahim ve İsa’ya, Ömer’i Nuh ve Musa’ya benzeten bir konuşma yaptı ve fidye alınarak serbest bırakılmaları yönünde eğilim gösterdi. (Razi, İbn Kesir, Kurtubi).


Dikkate edilirse ayette fidye almanın kınanıp, Hz. Ömer’in görüşü doğrultusunda öldürülmeleri gerektiği yolunda bir görüş belirtilmiyor. Sonuçta esirlerin öldürülmemiş olması, Allah tarafından da Hz. Ömer’in teklifi doğrultusunda öldürülmesinin istendiği yorumunu geçersiz kılmaktadır. Bilakis, tartışmaya katılan tarafların hepsi birden eleştiriliyor ve bu tartışmanın kendisi mahkûm ediliyor. Kur’an, esirlere ne yapılacağı konusunda taraf olmuyor. Ömer’in teklifi doğru Ebubekir’inki yanlış demiyor.


Kuran’ın burada odaklandığı şeyin, kendilerinden çok şey beklediği Bedir’e çıkan bu bir avuç insanın “saf bir yürek temizliği içinde” olup olmadıkları olduğunu anlıyoruz. Yani asıl ganimet, ele geçirme, fidye, boyunlarını vurma, ateşte yakma vs. bunlar için tartışıp durmalarına içerliyor.


Âdeta “Siz bunlar için savaşmadınız, sizin davanız esir, köle, fidye, ganimet, öldürme, yok etme vs. değil” demeye getiriyor ve demek istiyor ki: Ölümü göze alarak, yiğitçe ve mertçe giriştiği bir meydan savaşı sonucu olmadıkça bir peygambere esir almak yakışmaz. Savaşta yenilen taraf esir düşer; bu savaşın evrensel bir kuralıdır. Fakat bundan kişisel menfaat temin etmeye kalkmak, insanları köleleştirme amacı için kullanmak doğru değildir. Zafer sarhoşluğu içinde elinize esir düşen insanları öldürmeyi veya onları para karşılığı serbest bırakmayı düşünebiliyorsunuz. Hâlbuki siz saf hürriyet ve adalet savaşçısı olmalısınız. Böyle şeylere tenezzül etmemeniz gerekirdi. Size yakışan budur…


Sonuçta, önceden fidye karşılığı bırakılanların ardından esirlerin her on kişiye okuma yazma öğretme karşılığı serbest bırakıldığını görüyoruz. Bilebildiğim kadarıyla dünya tarihinde bu bir ilktir.


***

“Kur’an’ın ruhunu” bu olay vesilesi ile çok iyi kavradığı anlaşılan Hz. Ömer’in sonraki icraatlarının hep bu yönde olduğunu görüyoruz. O Hz. Ömer ki sonraki savaşlarda esir alınıp köle pazarlarında satılmak istenen insanları serbest bırakıp memleketlerine geri göndertmiştir. (bkz. “Kur’an köleliği kaldırdı mı” başlıklı makalemiz).


Hele, Bedir’de ortaya çıkan “Kur’an’ın ruhu”nun, Hz. Ömer’den sonra Hz. Ali’de billurlaşan ifadesini şu olayda daha da net görüyoruz;


Hz. Ömer’in hilafeti sırasında Suriye’nin fethi sebebiyle sayıları yüz bini bulan erkekli kadınlı esirler ele geçmişti. Bu kadar insana ne yapılacağı sorun olunca Hz. Ömer sahabeleri topladı ve onlara görüşlerini sordu. Yapılan tartışmalar sonucunda hepsi için “idam” kararı çıktı. Fakat bu Hz. Ömer’in içine sinmedi ve kararı kabul etmeyerek, o anda hasta olduğu için toplantıya gelemeyen Hz. Ali’ye haber gönderdi ve görüşünü sordu.


Hz. Ali’nin verdiği cevabı lütfen dikkatle okuyun. “Kur’an’ın ruhu ve vicdanı” derken neyi kastettiğimi mükemmel anlatıyor.


“Ey Ömer! Bunların hepsi Bizans’ın zulmü altında inleyen sefil ve biçare insanlardır. Artık bunlar bizim halkımızdır. Bunların kolları ve cesetleri kazanıldı, şimdi de yüreklerinin kazanılmasına sıra geldi. Görüşüm şudur: Hepsini kayıtsız şartsız serbest bırak! İslam’ın sevgi, merhamet ve adaleti altında saadetle yaşasınlar. Varsınlar çoluk çocuklarına kavuşsunlar.” (Filibeli Ahmet Hilmi; İslam Tarihi, shf. 287)


Hz. Ali, Hz. Ömer’in şahsında gelecek nesillerin Müslümanlarına çok esaslı bir mesaj veriyor ve adeta şunu demeye getiriyor: “Biz bu dini niçin kabul ettik, bu din neden var? Et kokmuş, tuz da kokarsa halimiz nice olur. Neden, niçin savaşıyoruz ey Ömer!”


Hz. Ömer bu görüşü büyük bir sevinçle kabul etti. Yüz bin esirin serbest bırakılması için derhal bölge komutanı Ebu Ebeyde b. Cerrah’a emir gönderdi.


O devrin savaşlarında eşi ve benzeri görülmeyen bu alicenap hareket, o yüz bin esiri, İslam’ın gönüllü savaşçısı haline getirdi. Böylece İslam, fethettiği o gün için Bizans toprağı olan Suriye’den bir daha çıkmadı…


“Fetih” açmak demek; gönüller açmak, yürekler fethetmek… İşgal ise zorla şekillendirmek... Bugün üzerine yan gelip yattığımız İslam dünyası topraklarının ne ile kazanıldığını sanıyorsunuz? Dünya Bizans’ın ve Sasani’nin zulmü altında ezilirken, İslam’ın, o günkü dünya kamuoyunda estirdiği hürriyet ve adalet rüzgarı ile değil mi?


***


Şimdi…


Giriş biraz uzun oldu ama lütfen “kadın köle” demek olan cariye konusunu bu giriş ışığında okuyun.


“Cariye” kelimesi Arapça (CRY) kökünden geliyor. Sözlükte “olmak, geçmek, koşmak, akmak” demek. Yapmak, yürütmek, uygulamak (icra), akıcı, akan, geçerli (câri), kız çocuğu, halayık (câriyeh), su üzerinde akan, gemi (câriyetun), askerin günlük yiyeceği (cerâye), rota, alt yapı, kanal, çığır, akım yeri (mecra), akan, dolanan, elektrik akımı (cereyân) kelimeleri bu kökten…


Şu halde cariye, akan, elden ele dolanan, parayla alınıp satılabilen köle kadın demek.


Kur’an bir eski dünya alışkanlığı olan esir kadınların elden ele dolaşması, alınıp satılması olayına nasıl bakmaktadır?


Evlilik yetmiyormuş gibi, bir de “cariye” adı altında bir takım kadınlara sahip olunabileceğini, hatta bunun bir sınırının da olmadığını mı söylemektedir? Dahası bunu Müslümanlara tavsiye mi etmektedir?


***


Kur’an fekku ragabe (kölelik zincirlerini kırmak, parçalamak) ve tahriru regabe (kölelere özgürlük, hürriyet) diyerek köleliği kaldırma çağrısı yaptı. Aşama aşama kaldırma operasyonlarına girişerek köleliğin olmadığı bir toplum idealini Müslümanların önüne koydu. Bu çağrı o günkü dünyada muazzam bir rüzgar estirdi. Fakat köleci dünya buna direndi. (Bkz. “Kur’an köleliği kaldırdı mı” başlıklı makalemiz).


Hayatın diğer tüm alanlarında olduğu gibi, savaşlardan da en çok zarar gören kadınlar oluyordu. O günkü dünyada savaşta yenilenin, borcunu ödeyemeyenin kendisi köle karısı veya kızı da cariye olurdu. Kadınlar alınıp satılır, elden ele dolaştırıldı. Bir cariye pazarına gidip kurbanlık hayvan seçer gibi kadının dişlerine, etine, boyuna posuna vs. bakıp satın alarak evinize götürebilirdiniz. (Tayland da hala bu uygulama devam ediyor. Zengin batılılar parayla kadın ve çocuk satın alıp evlerine/villalarına götürüyorlar).


Her zaman mağdurun, mazlumun, ezilenin yanında olan ve hatta onların sesi ve soluğu olarak doğan Kur’an’ın böylesi bir uygulamayı onaylaması mümkün müdür?


Kur’an’a baktığımızda kadınların çok kötü olan durumlarını düzeltmeye yönelik ayetlerin geldiğini ve bir dizi reforma giriştiğini görüyoruz. Kadınlarla ilgili bütün ayetleri bu çerçevede anlamak icab eder.


Bu nedenle Kur’an’da “cariye” kavramı geçmez.


Kur’an’da geçen “meleket eymanuhum” kavramını “cariyeler” olarak yorumlayanlar yanılıyorlar. Bu kavramın cariye manasına yorulması hem beyhudedir hem de Kur’an’ın ruhundan habersiz olmak manasına gelir. Şu halde bir çok meal ve tefsirde “cariye” olarak yorumlanan bu kavramı biraz deşelim bakalım ne demekmiş…


MELEKET EYMANUKUM: Harfi harfine “Sağ ellerinizin sahip olduğu” demektir. Bu deyimle iki mananın kastedildiği anlaşılıyor; 1- Veli, şahitler vb. meşru şartları yerine getirerek nikah sahibi olmak 2- Savaş sonucu esir kadınlara sahip olmak. Yani ister hür ister esir böyle “meşru nikah sahibi olmadan” hiç kimseyle evlilik ilişkisine girilemeyeceği anlatılmak isteniyor. Çünkü “Sağ elin sahip olduğu” deyiminden maksat nikah mülkiyeti veya nikah sahibi olmaktır. Zira bu tabir henüz savaş ve esir kadın ele geçirmenin söz konusu olmadığı Mekke dönemi ayetlerinde de geçmektedir (70/30). Bu kavramın maksadı insanları zinadan menetmek ve yeni bir nikah bulunmaksızın veya eğer kadın memluke (esir, köle) ise nikah sahibi olmaksızın onlarla cinsi temasta bulunmaktan men etmektir. Cenabı-ı Hak bunu “sağ elin sahip olduğu” ile ifade etmiştir. Çünkü “sağ elin sahip olduğu” hem nikah ile evlenilen kadınlar hem de mülk olarak sahip olunan kadınlar hakkında söz konusudur (Razi).


Demek ki savaşta esir alınan kadınlar, mübadele (esir değişimi) veya serbest bırakma söz konusu değilse, siyasi olarak esaret altında olurlar fakat onlarla cinsel ilişkiye girilemez. Yani “cariye” yapılamaz. Bunun için her normal kadınla yapıldığı gibi ayrıca nikah kıyılması gerekir. Buna ise “eş” denilir. İslam vicdanı her ne şekilde olursa olsun “nikahsız” ilişkiye cevaz vermez.


***

Bu çerçevede Hz. Peygamber’in iki tane cariyesi olduğu görüşü de doğru değildir. Çünkü bunlardan ilki Reyhane, Medine’deki Yahudi Kurayza kabilesine mensup bir hanımdı. Bu kabile ile yapılan savaş sonunda esir düştü. Hz. Peygamber Reyhane’yi önce serbest bıraktı sonra da evlenme teklif etti. O da kabul edince nikah kıyarak evlendi. (Belazuri,1, 920).


Mariye ise babası İranlı, annesi Yunan Mısırlı Hrıstıyan bir hanımdı. H. 7 yılda Hz. Peygamber’in İslam’a davet mektubuna bir yazı ile karşılık veren Mısır Kralı tarafından gönderilmişti. Hz. Peygamber’in Reyhane’ye yaptığını ona da yaptığı anlaşılıyor. Çünkü Kur’an içlerinde Mariye’nin de olduğu Hz. Peygamber’in hanımlarından ayırdetmeksizin “Ey peygamber eşleri” diye bahseder. Başka bir tabir kullanmaz. Mesela şu ayette adı geçen hanım Mariye idi.


“Ey peygamber! Eşlerini memnun etmek için Allah’ın serbest bıraktığı şeyi niçin kendine yasaklıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır. Allah yeminlerinizi bir çözüme bağlamayı istemektedir.” (Tahrim; 66/1-2).


Eğer Mariye cariye olsaydı, onu kendine haram kılma (tahrim) söz konusu olmazdı. Bu nedenle bir çok müfessirin bunun bir boşama (talak, zıhar) olup olmadığını tartıştığını görüyoruz. (Razi, Kurtubi, İbn Kesir, Zemahşeri). Tahrim, talak, zıhar vs. ise nikah sorumluluğu altındaki “eşler” için geçerlidir. Buradaki eş ise Hafsa, Aişe ve Zeynep ile aynı statüde olan Mariye idi. Dahası Mariye, Hz. Peygamber’in tek erkek evladı olan İbrahim’in annesiydi. Cariye statüsünde olması bu açıdan da mümkün değildir.


***


“ Meleket eymanuhum” kavramına dönelim…


Genellikle “cariyeleri” diye çevrilen bu deyimin geçtiği ayetlerin meali, bu durumda, örneğin şöyle olmak icab eder;


“Kesin olan şu; müminler kurtulacak!

Onlar namazlarında korku ve titreme içinde olanlardır.

Onlar faydasız boş işlerlerle uğraşmayanlardır.

Onlar karşılıksız arındırıcı harcamada bulunanlardır.

Onlar iffetlerini koruyanlardır. Yalnızca eşleri yani meşru şekilde sahip oldukları ile birlikte olanlardır. Çünkü bu ayıplanacak bir şey değildir.

Kim bunun ötesini ararsa, onlar da haddi aşanlardır.

Yine onlar sözü ve emaneti namus bilenlerdir.

Onlar namazlarını asla ihmal etmeyenlerdir.

İşte onlardır varis olacak olanlar.

İşte onlardır ebedi Firdevs’e varis olanlar…” (Mu’minun; 23/1-11)

Ayette geçen “Ezvâcuhum ev ma meleket eymânuhum” ifadesi, “Yalnızca eşleri veya cariyeleri ile birlikte olanlardır.” değil; “Yalnızca eşleri yani meşru şekilde sahip oldukları ile birlikte olanlardır” manasına gelmektedir. Kadın erkek bütün eşleri kapsamaktadır. Çünkü 11 ayetlik yukarıdaki pasajda konu erkek ve kadın bütün müminlerin temel özelliklerinin sıralanmasıdır. Aradaki “ev” bağlacı seçenek bildiren “veya” değil; açıklama getiren “yani” anlamında kullanılıyor. Kur’an’ın kendi kendini tefsir ettiğine dikkat ediniz. “Düşünmek veya/yani şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur” (Furkan; 25/62) ayetinde geçtiği gibi.


Şu ayet ise, esir alınarak köle yapılan ve böylece evlilik dışı nikahsız cinsel ilişki kurulabilen kadın demek olan “cariye” uygulamasına yol olmadığının apaçık delilidir:


“Hür mümin kadınlarla (muhsanât) bir yuva kurmaya güç yetirecek durumda olmayanlarınız, savaşta esir alarak sahip olduğunuz (ma meleket eymânukum) iman etmiş kadınları düşünebilir. Allah imanınız ile ilgili her şeyi biliyor. İman edenler artık birbirinin can yoldaşıdırlar. Şu halde onları namusuyla yaşamaları şartıyla, ailelerinden izin alarak ve mehirlerini vererek nikâhlayın.” (Nisa; 4/25)


Dikkate edin, düpedüz ailesinden izinli, mehirli, normal (meşru) evlilikten bahsediliyor. Rızası olmadan, izin alınmadan, mehir verilmeden, nikah kıymadan, sırf savaşta elime esir düştü diye kadıncağızı cariye yapmak bunu neresinde? Her şeyden önce bu Kur’an’ın ruhuna ve vicdanına ters.


***

Şöyle bir soru soralım, daha iyi anlaşılsın. Bugün bir savaş olsa ve Müslümanların eline erkek ve kadınlardan oluşan yüzlerce, binlerce esir düşse, özellikle kadın olanlarına ne yapmak lazım gelir?


Eskiden (ihya çağları) üretilen cariye fıkhına göre; ganimet olarak askerlerin mülküne birer ikişer verilip cariye yapılırlar. Ancak bu rastgele ve kuralsız bir şekilde de olmaz. Cariyenin önce hamile olduğunun anlaşılması için bir ay bekletilir. Cariyeye sadece efendisi dokunabilir. Efendisinden çocuğu olursa artık başkasına satılamaz ve efendisi ölürse azat edilir. Efendisinden başka birisiyle evlendirilirse cinsel hakları evlendiği adama geçer ve fakat mülkü efendisinde kalmaya devam eder. Hür eşlerdeki dört sınırı cariyelerde gözetilmez. Eğer efendisinden çocuğu olmazsa alınıp satılabilir. Cinsel ilişkide kullanılmaları için askerlere rasgele dağıtılamaz.


Bunlar geçmiş çağlarda (ihya çağlarında) üretilen ve esir kadınların aşama aşama topluma kazındırılmalarını amaçlayan iyileştirilmiş kölelik hukukudur. En azından Roma veya Sasani kölelik uygulamasından daha insaflı olduğu kabul edilmelidir.


Ancak bu uygulama kendi döneminde olumlu işlevler görmüşse de artık bir anlamı kalmamıştır. Kur’an’ın öngördüğünün bu olduğunu söylemek de mümkün değildir. Bu konuda geçmiş çağlar boyunca üretilen fıkıh, girişte değindiğimiz Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin ufkunu yakalamaktan uzaktır. Müslümanlar, tarihin ve insanlığın kendilerinden beklediğini yapmamışlar, ellerindeki Kitap’ın gerisine düşmüşlerdir. Hadi iyi niyeti elden bırakmayalım; o günkü insanlık şartlarını aşmaya güçleri yetmemiştir.


Ancak bugün öyle değil.


Onlardan dahi iyi bir noktadayız ve cesur olmamızı gerektirecek bir çok sebep var.


Bugün yeniden üretilecek (inşa çağı) fıkhında bunun adı “savaş esirleri hukuku”dur. Buna göre bugün bir savaş olsa ve Müslümanların eline erkek ve kadınlardan oluşan yüzlerce esir düşse şunlar yapılır: Güvenliği sağlanmış korunaklı bir yerde bekletilirler. Ganimet olarak görülemezler. Esir alan askerlere dağıtılamaz, hiçbiri köle ve cariye yapılamaz. Evli olanların evlilikleri devam eder. Esir düştü diye ailesinden veya eşinden zorla koparılamaz, hangi dine göre kıyarsa kıymış olsun nikahı feshedilemez. Her türlü kötü muamele, angarya, işkence, tecavüz, cinsel taciz yasak olur. Misafir muamelesi görürler.


Ya esir mübadelesi karşılığında serbest bırakılırlar.


Ya fidye veya tazminat karşılığı salıverilirler.


Ya örneğin, lisan belletme, teknoloji öğretme, meslek kazandırma vs. karşılığı üçer beşer serbest bırakılırlar. İçlerinden kendi istekleri ile evlenmek ve Müslüman toplumda yaşamak isteyen olursa, kendi rızasıyla, ailesinin izni alınarak (hatta çağrılarak) ve mehirleri tastamam verilerek bekarlarla telli duvaklı, davullu zurnalı baş göz edilip serbest bırakılırlar.


Ya da zamanın Ali’si çıkar, hepsini bir meydana toplar, etkili, dokunaklı ve gayet centilmen bir hitapla; insanlığa ne getirmek istediklerini, niçin savaştıklarını, hürriyetin ve adaletin insanlık açısından önemini, İslam’ın sevgi ve merhamet dini olduğunu, kendilerini diğer din ve ideolojilerden ayıran farkın ne olduğunu, neye hizmet için var olduklarını tıpkı Hz. Ömer’e anlattığı gibi anlatır ve kayıtsız şartsız hepsi yurtlarına, yuvalarına gönderilerek serbest bırakılırlar.


Kur’an’ın, girişte anlattığımız Bedir esirleri uygulamasında, daha sonraları da Hz. Ali’nin cevabında ifadesini bulan “ruhunu ve vicdanını” esas alan bir fıkıh çağımızda kanaatimce böyle olmak icap eder.


Geçmişte Bizans’ın ve Sasani’nin köleci düzenlerine ve saray cariyelerine kendini kaptıranlar, ne yazık ki İslam’ın hürriyet ve adalet iklimini çoraklaştırmış, vicdanını kurutmuş, insanlıkta estirdiği o muazzam rüzgarı içten kırmış, üstelik bunun farkına bile varamamışlardır. Zihnini ve ufkunu eski (ihya) çağlarında donduran bir çoğumuz, hala farkında olmadığı için geçmişin cariye hukukunu aşamamaktadırlar. Halbuki her çağın fıkhı o çağda üretilir, o çağı yaşayanlarca üretilir.


Yazanın giriş bölümünü tekrar okuyun; o muazzam rüzgar tekrar oradan esecek, başka yolu yok."

mep
28-11-2008, 11:43
Hiram abi...
Cariye konusundaki bilgiler için teşekkürler..
ama yazılanlardan sonra..
kafamda bazı soru işaretleri oluştu..

Demek ki savaşta esir alınan kadınlar, mübadele (esir değişimi) veya serbest bırakma söz konusu değilse, siyasi olarak esaret altında olurlar fakat onlarla cinsel ilişkiye girilemez. Yani “cariye” yapılamaz. Bunun için her normal kadınla yapıldığı gibi ayrıca nikah kıyılması gerekir. Buna ise “eş” denilir. İslam vicdanı her ne şekilde olursa olsun “nikahsız” ilişkiye cevaz vermez.

Diyor yazıda..
Ancak Benu mustalik'te yaşananlar düşünüldüğü zaman..
kaldı ki.Başlarında Peygamber olduğu halde yapılan bu davranış..
yukarıda sözü edilen..
"İlişkiye girilemez.." "İlişkiye cevaz vermez" laflarını havada bırakıyor..

hiramusta
28-11-2008, 11:53
Adama "orda mıydın" diye sormazlar mı değerli kardeşim?Şunu ilke edinmen,İslam konusundaki doğruları yakalamanda yardımcı olabilir;Allah'la,İslam'la,Peygamberle ilgili olarak karşına çıkan rivayetleri,Kur'an süzgecinden geçir.Kur'anın çerçevesine uymayan her rivayet mutlaka yalandır.Bu sağlamayı yakalayabildiğin takdirde,din adına önüne gelen bilgilerin doğruluğunu ya da yanlışlığını tesbit edebilirsin.

K.C.
28-11-2008, 12:28
Ahzab
(55) Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir.

Mearic
(30) Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

Eşler ve cariyeler aynı ilişki türü içinde sayılmış ve müslüman erkeklerin bu ilişkilerinde kınanmayacakları söylenmiş. Cariyelerle evlenme şartı olsaydı ayrıca cariye diye zikredilmesine gerek kalmadan "eş" olarak bahsedilmesi yeterliydi.

Nisa
(24) (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Savaş esiri olan evli kadınlar haram değil.

mep
28-11-2008, 12:38
Ama hiram abi..
Rivayetler konusunda söylediklerin ele alındığında..
Kuran'a , İslam'a olumsuzluk katacak rivayetler göz ardı edilmeli..
inanılmamalı yukarıda yazdığın türden..Kuran ve islam'ı öven rivayetlere
ise inanılmalı diyorsun sen..
Mutlak suretle islamı zedeliyecek faliyetlerde olmuştur..
hayır yoktur diyemessin..
yani şunumu yapalım..

“Fetih” açmak demek; gönüller açmak, yürekler fethetmek… İşgal ise zorla şekillendirmek... Bugün üzerine yan gelip yattığımız İslam dünyası topraklarının ne ile kazanıldığını sanıyorsunuz?

İslam işgalci değildir diyerek..
Talkan,semerkant,buhara..
bunları unutmalımıyız..
tarihi değiştirmelimiyiz.

frodo
28-11-2008, 13:11
Sevgili hiram, İhsan Eliaçık hocan bir de Ahzab 50'yi tefsir etse de peygambere helal kılınan kadınlardan zevcelerden ayrı sayılan "Ya eyyühen nebiyyü inna ahlelna leke ezvacekellatı ateyte ücurahünne ve ma meleket yemınüke" bu isimsiiz kadınların ne olduğunu öğrensek. Öyle ya madem bu sağ ellerle sahip olunanlar aslında zevce ise neden ayrı sayılıyorlar ?

Allah aynı şeylerin aynı, ayrı şeylerin ayrı sayılacağını gayet güzel biliyormuş. Bunu bilmeyen bir "hanif" modacılar galiba.

nehir
10-01-2009, 03:37
Ben süleyman ateş i pek sevmem.anşattıklarınada çoğunlukla inanmam.neyse

Ama cariye anlayışı islamla gelmiş birşey değildir aynı şekilde köle de öyle.Şimdi devir değişince bunlarda bir kenara bırakılır şimdi ''Ben cariye alayım demek''islama kesinlikle terstir.

Bak atlas kölelik,cariye islamla gelen birşey değildir. şimdi sen diyeceksinki bunları islam net bir şekilde yasaklamadı evet ama bir sürü ayet var;Yanlış birşey yaptığınızda şu kadar köle azat edin diye islam bu stokları bitirmeye çalışmıştır.Birden kaldırmak o toplumun yapısını alt üst edeceğinden islam böyle birşeye yanaşmadı o sadece stokları yavaş yavaş azalttı.

konunun dışına çıktık ama neysesn.karadenizli;demişsiniz ki ''birden kaldırmak o toplumun yapısını alt üst edeceğinden islam böyle birşeye yanaşmadı o sadece stokları yavaş yavaş azalttı''çok güzelde ,merak ettiğim bazı şeyler var şöyle ki:o dönemde araplarda ''cahiliye dönemi''denilen dönemmiş bu, işte bu dönemde ''araplar evlatlıklarının boşanmış ta olsa ,bu boşadıkları eşleri ile evlenmezlermiş ''oysa islam sizde çok iyi bilirsiniz ki, bu adeti ayetlerle kesin bir biçimde kaldırıvermiştir( bkz.ahzab 5,36,37,40),peki böylesine kemikleşmiş bir adet ,biranda ortadan kaldırılırken toplum yapısının sizin deyiminizle ,alt üst olmasından neden çekinilmemiştir acaba?,birde ''islam stokları yavaş yavaş azalttı ''demişsiniz, e iyide bunun mümkün olması için bence, yine o dönemde artık islam ordusunun hiç savaşmaması gerekirdi ki yeni köle/cariye olmasın çünkü sizde biliyorsunuz ki ,bu insanlar savaşlar sonucu esir edilen ve özgürlükleri ellerinden alınan insanlar ,oysa stoklar derseniz sanki şöyle bir durum varmış gibi bir şey oluyor ki oda şudur:islam savaş yolu ile yayılmıyor,hiç savaş olmuyor!, ama elde daha önce bir şekilde satın alınmış yada miras yolu ile devr olunmuş köle ve cariyeler varda islam bunların stoklarını yavaş yavaş azaltma yoluna gitmiş,ama sizde biliyorsunuz ki kuran 23 yılda tamamlanmış ve bu aradada savaşlar olmuş,hatta peygamberden sonrada bu savaşlar devam etmiş ve islam siyasetleşme yoluna girdiğindede bu savaşlar yolu ile ganimetler elde edilmiştir ,bundan yakınan bir islam halifeside sanırım olmamıştır!yani stoklar biraz erime yoluna girdi ise bile yenileri bu stoklara eklenip durmuş ve köle azad etmekse'' eğer isterseniz ve yaparsanız çok sevapla'' kalmış, azad etmeyenede herhangibir ceza olmamıştır eğer yanılmıyor isem.:)
saygılar

K.C.
29-08-2011, 15:06
"ve ma meleket yemınüke"
Bu lafsı "cariye" olarak değil de dedikleri / savundukları gibi sağ elin maliki olduğu şeklinde anladık, hadi...

Ama bu sefer de "malik olmak" dediğimizde, mülkiyetten bahsetmiş oluruz.
Mülkiyet ise ancak "mallar" üzerinde mümkündür.

O halde bu kadınlar cariye değilse mal'dır sonucu çıkar ki,

al birini, vur ötekine...

Başlığın açılış ve savunuluş amacı da zaten buydu, müsülanlarca da dasdik edildi.

Jingo
25-11-2012, 06:23
Diyelim ki cariye ile "nikah" şart (değil ama neyse).

Ne fark eder?

Siz işin esas kısmını KAÇIRIYORSUNUZ !!!

Nisa 24 = (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı...

Cariye, EVLİ BİLE OLSA, ele geçirdiğiniz zaman size HARAM DEĞİLDİR...

Peki cariyenin kocası ne olacak?

Evliliği iptal oldu. İslam'ın hükmü böyle. Yani İslam, evli kadınlara "sahip olmayı" MEŞRU sayar...

Siz bunu tartışmıyorsunuz da, nikah şart mı değil mi, buna takılmışsınız.

Durun bir örnek daha vereyim. Bakalım cariye'yi nasıl tanımlıyor Kuran:

Ahzab 50 = ...Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri...

Ganimet nedir?

1- Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal.
2- Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân.
3- Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı.

Buyrun size "cariye" konusu.

Sevgiler...

yucemanitu
11-09-2014, 19:33
Günümüzün modernize Müslümanları durumu kurtarayım diye uğraşırken Kuran'ı değiştirmeye kadar vardırıyor işi ya işte bu trajikomik.