KAN_AKARKEN
14-09-2006, 14:27
İnanç,sadece aklın etkisini,yaratıcılığını kaybettiği beyinlerde yeşerir.Dallanır ve budaklanır.Hayat,inanç-zaman eksenli koordinat sistemine göre şekillenirse,tecrübenin ve olgunlaşma-kusursuzlaşma istencinin yerini durağanlık ve çeşitli kisvelere bürünmüş nihilistik yaşam tarzı alır.
Din, eğer aklı ve sorgulamayı yadsıyorsa,dogmaysa (...ki aklıma "hangi din dogma değilki?" sorusunu getiriyor) din değildir..Gerçek din,hakikat yolunda ölümüne sorguya müsade eden dindir.
Din bir sanattır.
Ötesi değil!
...ve her sanatçı birer peygamber!
Dans edemeyen peygamber,peygambermidir?
Durağanlığa karşı eylem! Eylem ise düşünce eksenli olmalıdır.Dört duvar arasında düşünmek,felsefe yapmak saçmadır.Sahtekarcadır.Felsefe hayattan umudu kesmiş insanların tekelinden çıkmalı ve özünü bulmalıdır.
Felsefe mi din mi?
Sizce hangisi?
Eğer amacınız şööööyle bir yayıp rahat etmek,mutlu olmak ise iyi bir dindar olmanız yeter.Kötü yanı şudur ki kıçınız büyür,göbeğiniz çıkar,kolestrolünüz çıkar,eklem hastalıkları başlar..Sonra kilodan veya şeker hastalığından kaynaklanan iktidarsızlık!...vs..vs.Kısacası yine mutluluğunuz kısa sürer.Yaşamınızın geri kalanını Tanrı'ya size şifa vermesini dilemekle geçirebilirsiniz...Haaaa!..Kıç büyütmek istiyorsanız o ayrı mesele tabi!Ama herşeye rağmen varlıkla yüzleşmekten daha iyidir.Çünkü insanın Tanrı'dan varlık hesabını sorabilmesi yürek ister.
Tanrı'dan varlığının hesabını sormaya güç yetiren,cesaret edenler ise gerçek felsefecilerdir.Elbette hepsi değil..Bu sebeple "gerçek" tabirini kullanıyorum.Bireyin varlığıyla hesaplaşmasını,olgunlaşmasını,gücüne güç katmasını sağlayan felsefe,savaş alanında kanla yapılan felsefedir..
Eğer uykusuz ve şizofren geceler geçirmemişseniz,düşüne düşüne beyniniz çatırdayıp burnunuzdan kan atmamışsa sizde kendinizle hesaplaşacak yürek yok demektir..
Felsefemi istiyorsun?
Hakikati mi arıyorsun tutkuyla?
O halde hayata hodri meydan diyebilmeyi,her türlü sertliğe iki misli sertlikle cevap verebilmeyi öğrenmelisin.
Serliğin bizzat hayata karşı olmalıki,acıyı derinden çekebilesin..
Ne kadar acı, o kadar cesaret,o kadar yürek,o kadar şeref,o kadar onurdur!
Acıyla sevişmeyi bilirmisin?
Öğrenmeden sakın "ben buyum" deme..
Çıldır..Aklını kaybet ama vazgeçme!
Sevgini hayata kudretinle göster..Sürüden ayrıl ve özünü bul!
Sahte sevgiler mademki duymayı istediğimiz şeyleri bize fısıldayanlara mahsus,o halde insanların duymaktan nefret ettikleri şeyleri onlara çığlıklarla anlat!
Ne olacakki?
En fazla bu toplumda linç edileceksin..
Hah!
Zaten ölümün ecelinle olmuşsa , hiç bir halt yapamamışın demektir!
Sahtekarlığa aslı döve döve öğretmek lazım.
Haydi savaş meydanlarına..
Naralar atılmaya başladı!
Din, eğer aklı ve sorgulamayı yadsıyorsa,dogmaysa (...ki aklıma "hangi din dogma değilki?" sorusunu getiriyor) din değildir..Gerçek din,hakikat yolunda ölümüne sorguya müsade eden dindir.
Din bir sanattır.
Ötesi değil!
...ve her sanatçı birer peygamber!
Dans edemeyen peygamber,peygambermidir?
Durağanlığa karşı eylem! Eylem ise düşünce eksenli olmalıdır.Dört duvar arasında düşünmek,felsefe yapmak saçmadır.Sahtekarcadır.Felsefe hayattan umudu kesmiş insanların tekelinden çıkmalı ve özünü bulmalıdır.
Felsefe mi din mi?
Sizce hangisi?
Eğer amacınız şööööyle bir yayıp rahat etmek,mutlu olmak ise iyi bir dindar olmanız yeter.Kötü yanı şudur ki kıçınız büyür,göbeğiniz çıkar,kolestrolünüz çıkar,eklem hastalıkları başlar..Sonra kilodan veya şeker hastalığından kaynaklanan iktidarsızlık!...vs..vs.Kısacası yine mutluluğunuz kısa sürer.Yaşamınızın geri kalanını Tanrı'ya size şifa vermesini dilemekle geçirebilirsiniz...Haaaa!..Kıç büyütmek istiyorsanız o ayrı mesele tabi!Ama herşeye rağmen varlıkla yüzleşmekten daha iyidir.Çünkü insanın Tanrı'dan varlık hesabını sorabilmesi yürek ister.
Tanrı'dan varlığının hesabını sormaya güç yetiren,cesaret edenler ise gerçek felsefecilerdir.Elbette hepsi değil..Bu sebeple "gerçek" tabirini kullanıyorum.Bireyin varlığıyla hesaplaşmasını,olgunlaşmasını,gücüne güç katmasını sağlayan felsefe,savaş alanında kanla yapılan felsefedir..
Eğer uykusuz ve şizofren geceler geçirmemişseniz,düşüne düşüne beyniniz çatırdayıp burnunuzdan kan atmamışsa sizde kendinizle hesaplaşacak yürek yok demektir..
Felsefemi istiyorsun?
Hakikati mi arıyorsun tutkuyla?
O halde hayata hodri meydan diyebilmeyi,her türlü sertliğe iki misli sertlikle cevap verebilmeyi öğrenmelisin.
Serliğin bizzat hayata karşı olmalıki,acıyı derinden çekebilesin..
Ne kadar acı, o kadar cesaret,o kadar yürek,o kadar şeref,o kadar onurdur!
Acıyla sevişmeyi bilirmisin?
Öğrenmeden sakın "ben buyum" deme..
Çıldır..Aklını kaybet ama vazgeçme!
Sevgini hayata kudretinle göster..Sürüden ayrıl ve özünü bul!
Sahte sevgiler mademki duymayı istediğimiz şeyleri bize fısıldayanlara mahsus,o halde insanların duymaktan nefret ettikleri şeyleri onlara çığlıklarla anlat!
Ne olacakki?
En fazla bu toplumda linç edileceksin..
Hah!
Zaten ölümün ecelinle olmuşsa , hiç bir halt yapamamışın demektir!
Sahtekarlığa aslı döve döve öğretmek lazım.
Haydi savaş meydanlarına..
Naralar atılmaya başladı!