PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kral Sargon


erenkutsuz
21-09-2006, 00:51
Forumumuzun gurur kaynağı Sargon abiye bu kısa yazımı armağan ediyorum...

Tevrat'ta geçen bütün olaylar salında Babil ve dolayısıyla Sümer mitolojik hikayelerine dayanır. Babil efsanesi Kral Sargon'un hikayesi, Yahudilere Tevrat'ın ikinci kitabı "Exodus" (Çıkış) için bir esin kaynağı olmuşturç Bu hikayede, ailesi Sargon'un öldürüleceği korkusuyla bir sepet içinde ırmağa bırakır. Onu bulan bir bahçıvan tarafından büyütülür. Sargon sarayda göreve başlar ve gittikçe yükselir. Tanrıça İştar'ın yardımıyla sonunda Babil Kralı olur. Bu tür başka bir hikaye de Arap Tanrısı "Bacchus" hakkında, Bacchus bir suda sepetin içinde bulunur, zamanla lider olur, Kızıldeniz'i yararak geçer ve yasalarını taş tabletlere yazarak halkına bildirir. Musa'nın bu efsanelerden esinlenmiş oolduğu açıktır. Bu arada biraz sonra musa olayında değineceğim için şunu önceden belirtmeliyim -en ufak bir olayı dahi yazıya döken Mısır tarihinde Musa ve burada yüzlerce yıl yaşamış olan yahudierler ilgili bir satır yazı bile bulamayız.- Çünkü yahudiler aslında feleketlerden kaçan mısırlılardır.

firavun'un kızı musa'yı yıkanmak için gittiği nehir kenarında bir sepetin içinde bulmuştur. (bir mısır prensesinin süt banyoları yaptığı muhteşem havuzlerı bırakığta pis bir nehir suyunda yıkanmaya gitmesini aklım almıyor doğrusu) üstelik tevratta evlat olarak edineceği çocuğa bir mısırlı ismi yerine kölelerin dili olan ibrani kökenli "bir yerden çıkarılan" anlamına gelen musa adını verdiği söylenmesi de bana göre mantık dışı... musa isminin kökeni mısır dilinde "oğul" anlamına gelen "mos"tan alıyor. yani musa aslında bir mısırlıydı ve terat'ta "ibrahim peygamber" olarak tanıtılan "Akhenaton"'un oluşturduğu Aton dinine inanıyordu. fakat firavun ölünce yerine yeni firavun gelmiş ve yeniden çok tanrılı dine dönülmüştü. musa ve diğer tek tanrıya inananlar için çok tehlikeli bir yer durumuna gelen ve başlayan felaketlerle mısır topraklarının acilen terkedilmesi gerekiyordu. musa bu insanlara önderlik etmiş ve kendisiyle gelenlerle yahudiliği yaratmıştır.


Sargon abiye sevgiler Saygılar...

Eren Kutsuz

exclusive
21-09-2006, 01:10
Musa'nın aslında mısırlı olduğunu iddia eden çeşitli çalışmalar var. Enteresandır psikolojinin babası Sigmund Freud'da bu konuyla ilgilenmiş. Bir kitabında Musa (Moses) isminin Mısırlılarda da çok yaygın bir isim olduğunu belirtmiş. Tutmoses adında firavun bile varmış.

Ben Musa'nın Akhenaton'dan ya da onun icad ettiği Aton dinindeki rahiplerden etkilendiği kanaatindeyim. Musa ve Akhenaton(eski adıyla Amonofis)in aynı yerde ve sadece 70 yıl arayla yaşamış olmaları bu ihtimali kuvvetlendiriyor.

sargon
21-09-2006, 12:30
Sargon oykusu aslinda cok enteresan bir oyku. Bir tur efsane olarak yayilmis. Sumerlerden Yahudilere gecmis. Hatta biray farkli bicimlerde Turklere ve Romalilara kadar ulasmis. Bunun icin su yaziyi aktarayim. Yazi aslinda Tarkan'la ilgili idi ama buraya baglaniyor.

Tarkan’dan bahsedince insanın aklına hemen kurt geliyor. “Atıl kurt” özdeyişi ile çizgi roman ve sinema tarihimize de perçinlenmiş olan bu kurt teması kesinlikle biz Türk’ler için ayrı bir önem taşıyor. Zira bizler kurt’un çocuklarıyız. Asena öyküsü enteresan bir öykü. Türk göçebe kavimlerinin bu öyküsü, Çin kaynakları tarafından ve Bugut yazıtı diye bilinen türklerin atalarını dişi bir kurtun emzirmesini tasvir eden bir resimle doğrulanmış. Herkes bilsede ben bir kez daha aktarayım öyküyü.

“Türkler komşu bir devlet tarafından yenilirler ve on yaşında bir oğlan çocuğu dışında tüm kavim öldürülür. Hiçbir asker bu çocuğu öldürmek istemez. Çözümü ayaklarını kesip sazlarla örtülü bir bataklığa atmakta bulurlar. Bu bataklıkta çocuğu bulan bir dişi kurt onu etlerle besler. Çocuk böylece büyür ve dişi kurtla birleşir. Kurt hamile kalır. Çocuğun hala yaşadığını öğrenen kral adamlarını çocuğu öldürmeleri için gönderir. Çocuğun yanında bir kurt olduğunu gören askerler kurdu da öldürmek isterler. Ama kurt Turfan’ın kuzeyinde bulunan yüksek bir dağa kaçar. Bu dağda bir mağaraya sığınır, mağarada etrafı yüzlerce li ve yüksek zirvelerle çevrili, sık otlarla örtülü dümdüz bir ova bulunmaktadır. Burada kurdun on tane erkek çocuğu olur. Bu çocuklar büyüyünce dışardan kızlarla evlenirler, böylece soyları çoğalır. Bunların çocukları birer soyadı seçer ve biri de Asena’dır. “ (Jean-Poul Roux, Orta Asya, s.130-131)

Suya bırakılan çocuk teması oldukça ünlü bir tema. Bu temanın diğer bilinen iki versiyonu dişi bir kurt tarafından büyütülen Romus ve Romulus (Roma’nın kökeni öyküsü) ve Nil’e bırakılan Musa öyküsüdür (Yahudilerin kökeni öyküsü diyemiyoruz ama, kurtuluşu öyküsü demek mümkün)

Tevrat’taki öyküde firavun İbranilerin erkek çocuk doğurmasını yasaklamıştır. Doğan her erkek çocuk Nil’e atılacak, kız çocuklar sağ bırakılacaktır.

“Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp, katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.

O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak ‘Bu bir İbrani çocuğu’ dedi.” (Mısırdan :Çıkış, 2:1-6)

Tevrat’taki öyküde kurt yok. Bir İbrani sütnine bulunup, getiriliyor. Eski türklerde altından bir kurt başı bayrak ve sancakları süslemede kullanılır ve kurdun ordunun önünde yürüdüğü döylencesinden dolayı ön saflarda yürüyen birliklere “kurtlar” denirmiş. Ancak diğer göçebe kavimlerde de bazı hayvanlar çok önemli, muhtemelen kutsallık taşıyorlar.

Öykünün en eski versiyonu yine Sümer kökenli. Asur kral listesinde Sargon aşağıdaki gibi anlatılıyor.

My mother was a changeling, my father I knew not. The brothers of my father loved the hills. My city is Azupiranu, which is situated on the banks of the Euphrates. My changeling mother conceived me, in secret she bore me. She set me in a basket of rushes, with bitumen she sealed my lid. She cast me into the river which rose over me. The river bore me up and carried me to Akki, the drawer of water. Akki, the drawer of water, took me as his son and reared me. Akki, the drawer of water, appointed me as his gardener. While I was a gardener, Ishtar granted me her love, and for four and […] years I exercised kingship. (King 1907: 87-96)

http://en.wikipedia.org/wiki/Sargon_of_Akkad

Burda Sargon Fırat’ın sularını atılıyor ve sulardan alınıp bahçıvan olarak yetiştiriliyor. Aslında bu öyküyü türkçe bir roman yazarımız yazmış. Yanılmıyosam romanın adı İnhuduanna idi. Akılda tutması zor bir isim. Sargon’un yarı tanrı kızının öyküsü.

Daha önce Nuh tufanı öyküsünde olduğu gibi her kavim kendi kültürel değerlerini, yaşam tarzını eklemiş bu öyküye. Öykünün Mezopotamya, Avrupa, Asya içlerindeki farklı versiyonları dinlerin, kültürlerin, nasıl birbirlerinden etkilenmiş olduklarını ne güzel anlatıyor, değil mi?

http://www.blogcu.com/sargon/Tarkan

23-09-2006, 14:28
Peki bu anlatanların kültür ile harmanlaşmış semboller olmayacağını nerden biliyorsun? Unutma hikayeyi insan bir şeyi görür düşünceleriyle birleştirir ve öyle yazar. Kafasından hiç bişy olmadan görmeden incelemeden bişy yazılamaz. Kurdun orda sembol olabileceği ve bunun üzerinde düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum.

sagduyu
30-12-2006, 02:57
Sevgili Sargon,

Bir anekdot daha var, Sargon'nun bu buyuk fetihleri ve Akkad Kralliginin yoreye hakimiyeti kimi tarihcilere gore Zulkarneyn efsanesinin de temelinde yatiyor.