PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Cahiliye dönemindeki bir adet hakkında değerli yorumlarınızı bekliyorum!!!


upuaut
26-04-2012, 18:32
Arkadaşlar, Kuran'daki miras ayetlerini incelerken bir yerde takıldım.

Bildiğiniz gibi, Cahiliye döneminde Araplar evlatlıkları öz çocuklarıyla bir sayarlardı. Öz çocuğun sahip olduğu tüm haklara evlatlıklar da sahip olurdu (günümüzdeki gibi). Böyle bir durumda, Hz. Muhammed evlatlığı olan Hz. Zeyd ile halasının kızı olan Hz. Zeynep’i bizzat kendisi evlendirir. Ancak aradan bir yıl geçmeden (veya bir yıl sonra) Allah’ın,

Ahzab-6 (Diyanet Vakfı Meali): Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

emriyle Hz. Zeyd eşini boşar ve Hz. Zeynep Hz. Muhammed ile –Allah tarafından- evlendirilir. Yüce Allah Kuran’da bunun sebebi olarak “evlatlıkların öz çocuklar hükmünde olmadığının bilinmesi” şeklinde açıklar.

Kaynak: Bu konu hakkında bir İslami kaynaktan, Hz. Muhammed'in Hz. Zeynep ile evlenmesi (http://www.quran-miracle.info/muhammed-zeynep-zeyd.htm)nden gerekli bilgileri alabilir, gerekli değerlendirmelerinizi yapabilirsiniz.

Fakat bu konuda verilen,

Ahzab-4 (A. F. Yavuz):Allah bir adamın göğsünde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerinden “Zihar” yaptığınız annelerinize benzettiğiniz, karılarınızı analarınız kılmamıştır. (Bir kimsenin karısını, annesinin bir uzvuna benzetmesine “Zihar” denir. Ancak benzetilen annenin uzvu, veya mahreminin uzvu, zihar yapan için bakılması haram olan bir uzuv olması şartdır. Meselâ bir kimsenin karısına: “- Sen bana, annemin arkası veya karnı gibisin” demesi zihar olur. İslâmdan önce, bu gibi sözler boşanmayı icab ettiriyordu. İslâmda bunun telâfisi bir keffaret ödemekledir). Evlâdlıklarınızı da (neseben olan) oğullarınız yerinde tutmamıştır (Cahiliyyet devrinde olduğu gibi, mirasçı ve mahrem olmazlar. Yabancı bir kimse için, benim oğlumdur diye) bu söylediğiniz, ağızlarınızdaki sözünüzdür (boşuna bir sözdür). Allah ise hakkı söyler ve O, doğru yola hidayet buyurur.

ayeti sizce tam tersini söylemiyor mu?

Benim burada takıldığım nokta şu oldu: İslam öncesi Araplar evlatlıkları öz çocukları yerine koyar ve öz çocuklarının sahip olduğu tüm haklara (buna miras hakkı da dahildir) evlatlıklar da sahip olurdu. Peki yukarıdaki ayetlere göre bu durum tersine mi dönmüş? Eğer böyle değilse, o zaman Hz. Muhammed neden evlatlığı olan Hz. Zeyd'i halasının kızı Hz. Zeynep ile evlendiriyor ve 1 yıl geçmeden ya da 1 yıl sonra Allah'ın emri (Ahzab-6) ile boşatıyor?

Siz, beyinleri dumura uğratan bu olayı, dolayısıyla takıldığım noktayı nasıl açıklarsanız?

Lütfen değerleri fikirlerinizi benden esirgemeyiniz. Çünkü bu problemin çözümü araştırma makalem için çok önemlidir.

sergenci
26-04-2012, 23:00
sn. upuaut, ( Bunlar
Kitap'ta yazılı
bulunmaktadır.
allahın emriyle Hz. Zeyd eşini boşar ve Hz. Zeynep Hz. Muhammed ile –Allah tarafından- evlendirilir.) her ayet allah emri olduğunu ve o ne eylerse güzel eyler dayatması sorgulamanın önünü kapattığı için ne desek anlatamayız. Bu ayet belkide milyonların gözünün açılmasına sebep olmuştur. Muhammed'in sığındığı vahiyler daima onun yaptığı herhangi bir olayın hemen ardından inmiyor, allah sadece onun rahatı, keyfi vs. için kitabı oluşturmuştur. Ama birçok unutkanlığınıda yamamasını da bilmiştir, allah muhammedin kadınlarını (küçük ayşe hariç) daima ilk önce başkalarının kadını yapıp daha sonra fahri alem muhammede kadın yapıp daha sonrada bu dulları müslümanların anaları yaparak kutsallaştırıp öpüp başımıza koydurmuştur.Allah halasının kızı zeynebi muhammedin vasıtası ile önce evlatlığına verip çok kısa bir süre sonra ondan boşattırıp muhammede vermesi, allahın bu ayetlerinde nasıl bir ulviyet yatmaktadır. Allah elçisine karşı nasıl bir düşünce içinde, zeynebi muhammede ilk önce neden nikahlamadı ve zeyd'e öncelik tanıdı. Yoksa daha sonramı aklına geldi muhammed ile evlendirmek, genemi unuttu ileride yapacağını. Muhammed bir taşla 3 kuş vuruyor gibi, önce evlatlığını evlendiriyor daha sonra zeyd'den kurtulmak için, hatta onun ölmesi için birçok savaşa başkomutan olarak yolluyor (kostantiniye dahil) fakat hepsinden geri dönüyor. Tabi allah bu durumu görüyor ve muhammedi gene kurtarıyor. (biz zeydi karısından boşatıp zeynebi sana nikahlamadıkmı ayeti ve bütün akrabalarını ona yani halalarının ve teyzelerinin kızlarını vs. sana helal kılmadıkmı ayeti vede zeyd'i mirastan mahrum edilmesini sağlayan, Yüce Allah Kuran’da bunun sebebi olarak
“evlatlıkların öz çocuklar hükmünde olmadığının
bilinmesi” muradını
açıklar.) Yukarıdaki verdiğin adreste kahramanlara değinmeden geçiştiriliyor tabiki her zamanki gibi. Ben bunları böyle düşünüyorum, her ayet gül kokulu muhammed kokuyor. Esenkalın.

YasasinBilim
26-04-2012, 23:09
biraz sıkarsam (google'da dolanırsam), kaynakları da bulurum.

o dönemin arap coğrafyasında evlatlık kavramı çok hassastır. bir kişinin evlatlığa kabulü halk önündeki bir yemin töreniyle gerçekleşir. veli (evlatlık edinen), evlatlığa aldığı kişiyi (varsa) kendi öz çocuklarından bile üstün tutacağı sözünü verir.

muhammed, ebu Talib'in evlatlığı olmasa bile kardeşinin bir emanetidir. Ebu Talib, son nefesine kadar müslümanlığı kabul etmemiş olmasına rağmen muhammedi kendi evlatlarından üstün tutmuş, muhammed uğruna her türlü tehlikeye ve zorluğa göğüs germiştir.

Ebu Talib'in muhamed için gösterdiği özveri böyleyken, muhammedin kendi evlatlığına (Zeyd'e) attığı kazık ise utanç vericidir.


saygılar...

upuaut
26-04-2012, 23:51
Arkadaşlar, değerli fikirleriniz için teşekkür ederim. Ziyadesiyle istifade ettim.

Bu arada, ben de Google'dan gerekli araştırmaları yapıp, konu hakkında kendimi aydınlatmaya çalıştım.

Buna göre Ahzab-4 ile Ahzab-6 ayetleri arasında bir çelişki yoktur. Çelişki sanılan şey, Araplar'ın Cahiliye dönemindeki bu adetin bilinmemesidir.

Şimdi bir bakalım Cahiliye dönemindeki Araplar'ın bu adetine.

Cahiliye döneminde Araplar yani Kureyşliler, sözleşme usuülüyle aldıkları evlatlıkları kendi öz çocuklarıyla bir sayarlardı ve kendi öz çocuklarının sahip olduğu tüm haklara evlatlıklarına da tanırdılar. Tıpkı günümüzdeki gibi!!!

Fakat bu adet Ahzab suresinin gelmesiyle ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda,

Ahzab-4 : Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

ayeti Cahiliye döneminden kalma bu adetin kaldırıldığını söyler. Bu ayetteki "O sizin ağzınızdaki lafınızdır" lafzı, Cahiliye dönemindeki bu adetin doğru olduğunu söyleyenlere söylenmiştir.

Ve fakat, günümüzde geçerli olan adet İslam'daki değil, Cahiliye döneminden kalan bu adettir.

Peki, nasıl oluyor da günümüzdeki bu adeti 1400 yıl önce uygulayan Kureyşliler "Cahil" ve onların yaşadığı döneme "Cahiliye Dönemi" deniyor?

Bu soruma kesinlikle ve hararetle bir yanıt istiyorum.

istatistik
26-04-2012, 23:58
Evlatlık, öz evlattan ayrı tutulmadığına göre miras hukukuna da dahil olduğunu kabul edebiliriz. Bu bakımdan, Muhammed'e göre oldukça önemli olan sermaye, bu yolla kan bağı olmayan bir kişinin de araya girmesi ile bölünüyor. yani istenmeyen bir durum gerçeleşmekte.

Zeyd'in eşini gasp etmesi sonradan ortaya çıkan bir durum olarak da değerlendirilebilir.

Daha büyük kazık ise, hayatını kurtarmak için karısını boşayan Zeyd'in, yanlış hatırlamıyorsam 2000 adam ile 10.000 kişilik bizans kuvvetleri ile çerpışmaya yollanıp öldürülmesidir.

YasasinBilim
27-04-2012, 00:08
...
Ve fakat, günümüzde geçerli olan adet İslam'daki değil, Cahiliye döneminden kalan bu adettir.

Peki, nasıl oluyor da günümüzdeki bu adeti 1400 yıl önce uygulayan Kureyşliler "Cahil" ve onların yaşadığı döneme "Cahiliye Dönemi" deniyor?

Bu soruma kesinlikle ve hararetle bir yanıt istiyorum.
...


dostum,
cevabı biliyorsun ama bir de bizden duymak istiyorsun.

"cahiliye dönemi", kur-an'ın arap coğrafyasına inişine kılıf olarak uydurulmuş bir terimdir.

inanın o islam öncesi arap toplumu, 21. yüzyıldaki pek çok müslüman toplumundan daha moderndi.

1) Çağrı filmindeki panayır sahnelerini hatırlayın. ressamlar, şairler bir panayırda sanat icra edebilmektedirler. Başta şiir olmak üzere sanata çok önem verilmektedir.

2) Kadınlar erkeklerin tapulu malı (hele tarlası hiç) değildir. muhammed'in ilk eşi hatice, muhammed'den önce 3 kez evlenip boşanmış, her evliliğinden bir çocuğu olmuştur. 4. evliliğini muhammed'le yapmıştır. hiç bir evliliğinde bir erkeğin kuması (2., 3., 4. eşi) olmamıştır.

3) yine aynı hatice, deve kervanı sahibi olabilmiş, hiç bir erkek çıkıp ta onun mallarını elinden almaya uğraşmamıştır.

4) muhammed, kendisine vahiy geldiği iddiasıyla müşriklere her türlü hakareti yapmış, onları tahrik etmiş ama bu insanlar muhammed'i oracıkta temizlemek yerine uyarmayı, daha sonra da amcası Ebu Talib'e şikayet etmeyi tercih etmişlerdir. insan canı o kadar da kıymetsiz değildi.

5) kız çocuklarını diri diri toprağa gömme konusu ise bu sitede ayrı bir başlık altında tartışılmıştı. bu hadisenin de islam literatüründeki gibi olmadığını görmüştük.

asıl cahiliye dönemi muhammed'le başlamıştır ve islam coğrafyasında hâla devam etmektedir.


saygılar...

YasasinBilim
27-04-2012, 00:32
yukarıda sıraladığım 5 maddeye ek olarak:

6) o coğrafyada (en azından mekke'de) yahudiler, paganlar ve azınlık olarak da hristiyanlar yaşamaktaydılar. paganların ise farklı farklı tanrıları vardı.

araştırın; farklı inaçlara sahip bu topluluk arasında inanç yüzünden bir tane savaş bulamazsınız. hele paganlar; "senin putun üstün benim putum üstün" kavgasına girmek bir kenara, tüm putları aynı mekânda (kâbe'de) toplamışlar, her grup kendi putuna ibadet etmiştir (namaz, oruç, hac, kurban dahil).

ama asıl cahiliye dönemi başladıktan sonra, islam inanışı dışındaki tüm inançlar ölümle cezalandırılmıştır.

belki de en önemli tez bu 6. maddedir.


saygılar...

upuaut
27-04-2012, 00:38
dostum,
cevabı biliyorsun ama bir de bizden duymak istiyorsun.

"cahiliye dönemi", kur-an'ın arap coğrafyasına inişine kılıf olarak uydurulmuş bir terimdir.

inanın o islam öncesi arap toplumu, 21. yüzyıldaki pek çok müslüman toplumundan daha moderndi.

1) Çağrı filmindeki panayır sahnelerini hatırlayın. ressamlar, şairler bir panayırda sanat icra edebilmektedirler. Başta şiir olmak üzere sanata çok önem verilmektedir.

2) Kadınlar erkeklerin tapulu malı (hele tarlası hiç) değildir. muhammed'in ilk eşi hatice, muhammed'den önce 3 kez evlenip boşanmış, her evliliğinden bir çocuğu olmuştur. 4. evliliğini muhammed'le yapmıştır. hiç bir evliliğinde bir erkeğin kuması (2., 3., 4. eşi) olmamıştır.

3) yine aynı hatice, deve kervanı sahibi olabilmiş, hiç bir erkek çıkıp ta onun mallarını elinden almaya uğraşmamıştır.

4) muhammed, kendisine vahiy geldiği iddiasıyla müşriklere her türlü hakareti yapmış, onları tahrik etmiş ama bu insanlar muhammed'i oracıkta temizlemek yerine uyarmayı, daha sonra da amcası Ebu Talib'e şikayet etmeyi tercih etmişlerdir. insan canı o kadar da kıymetsiz değildi.

5) kız çocuklarını diri diri toprağa gömme konusu ise bu sitede ayrı bir başlık altında tartışılmıştı. bu hadisenin de islam literatüründeki gibi olmadığını görmüştük.

asıl cahiliye dönemi muhammed'le başlamıştır ve islam coğrafyasında hâla devam etmektedir.

saygılar...

Aynen dostum. Ben bir önceki mesajımı yazdıktan sonra Youtube'da 1976 yapımlı "Çağrı" filmine bir bakayım dedim, bu adet hakkında belki oradan bir şeyler kaparım diye!

Bir de ne göreyim? Daha filmin ilk sahnelerinde Kureyşliler'in şimdiki Avrupalılar'dan hiçbir farkının olmadığını gördüm. Bir ara, acaba flimde oynayan kişiler Batılı aktör ve aktristlerdir, belki ondan kaynaklanıyor zannettim. Fakat filmi izlemeye devam ettikçe, bunun flimdeki oyuncuların uyruklarıyla hiçbir ilgisi olmadığını, tam tersine, Kureyşler'in adetlerinden, daha doğrusu yaşam anlayışlarından kaynaklanmış olduğunu farkettim.

İslam kaynakları bize hep 1400 yıldır Kureyşliler'in Cahiliye Dönemi'nde yaşadığını söylerdi. Ama birkaç aşırılıkları dışında, 1400 yıl önce Mekke'de yaşayan Kureyşliler'in şimdiki Batılılar'dan hiçbir farkı yok.

Eğer buna inanmayan varsa,

http://www.youtube.com/watch?v=awWDVsHDUiI

filmini izleyip, Batı'dakiyle karşılaştırabilir.

Ebu Süfyan ve Hint'in şimdiki Batılılar'dan ne farkı var?

Örneğin, Ebu Süfyan'ı düşünün. Ebu Süfyan, Kabe çevresinde kurulmuş pazarı gezerken, ona, arkasında güneşten korunması için bir (köle değil) hizmetli eşlik ediyor ve karısı Hint de, pazardan kumaş satın alırken, yine onun yanında bir hizmetlisi var. Bu hizmetli Hint'in pazardan satın aldığı şeyleri (kumaş vs.) eve götürmekle sorumlu.

Peki, bugün Batı'daki durum çok mu farklı sanki? Ebu Süfyan ve karısı Hint'in yaşadığı bu hayat 1400 yıl sonra Batı'da aynen icra ediliyor.

Bence bu önemli tespit karşısında isteyen bu sözümü kayda geçebilir.

vartor
27-04-2012, 00:42
Ne cahiliye devriymis bu; 1400 sene oncesi baslamis ve hala devam ediyor.Dinlerin hepsi de cehaleti korukler ama, islam birinciligi digerlerine daha bir muddet birakmaz bana kalirsa.....

Sesli
27-04-2012, 01:33
Dostlar,

İşin gerçeğini arayanlar açıkça görmektedirler ki cahiliye devri denilen devirde, insanlar daha medeni ve daha hukuki ve daha insancıldılar.

İşte size Muhammed peygamberin yaşamı, Hz. Hatice patrondu. Kadınlar İslam geldikten sonra artık patron olamamıştır. Öyleki cahiliye devrinde put dedikleri dahi tanrıçalar olarak kadınlardı. Cahiliye devrinde evlatlığı ile evlenemeyen insanlar İslam gelince,ne evlatlık tanımış ne de hukuk tanımıştır.

Gerçeği arayanlar İslamın gelişiyle esas cahiliye devrine geçildiğini açık ve net olarak her hususta görebilirler.

Muhammed peygamber açıkça Allah maskesi arkasında gizlenmiş ve keyfine göre bir yaşam geliştirmiştir. Bunu Hz. Ayşe çok güzel bir tarzda, Muhammed peygambere söylemiştir. Der ki; ''Senin rabbin daima senin hevvanı düşünüyor ''


Farkındalık / Farkındalık / Farkındalık

Olimpiyat
27-04-2012, 11:46
Evlatlıkların öz çocuk olmadığını ispat için bir Kuran ayeti yeterdi. Müslümanlarda buna inanırdı zaten. Bunu ispat için, evlatlığının karısını almasına gerek yoktu:)

hackercesur
27-04-2012, 13:33
islam peygamberi işini biliyor.

upuaut
27-04-2012, 13:58
Aynen dostum. Ben bir önceki mesajımı yazdıktan sonra Youtube'da 1976 yapımlı "Çağrı" filmine bir bakayım dedim, bu adet hakkında belki oradan bir şeyler kaparım diye!

Bir de ne göreyim? Daha filmin ilk sahnelerinde Kureyşliler'in şimdiki Avrupalılar'dan hiçbir farkının olmadığını gördüm. Bir ara, acaba flimde oynayan kişiler Batılı aktör ve aktristlerdir, belki ondan kaynaklanıyor zannettim. Fakat filmi izlemeye devam ettikçe, bunun flimdeki oyuncuların uyruklarıyla hiçbir ilgisi olmadığını, tam tersine, Kureyşler'in adetlerinden, daha doğrusu yaşam anlayışlarından kaynaklanmış olduğunu farkettim.

Bize İslam kaynakları hep 1400 yıldan beri Araplar'ın, dolayısıyla Kureyşliler'in Cahiliye Dönemi'nde yaşadığını mı söylüyordu?

Evet, arkadaşlar. Önceki bir mesajımı alıp, alıntımdaki önemli bir sorumu kırmızı renkle gösterdim.

Şimdi, Prof. Şahan'ın "Dünya dönmüyor!" adlı iddiasındaki yine kırmızı renkle vurguladığım sorusuna dikkat ediniz lütfen!

http://www.youtube.com/watch?v=28KRphYJkKc

0:40: Ne kadar bu ekvatorun çapı? 40,000 KM.
0:45: Bize hep eskiden beri 1 günde mi döndüğü söyleniyordu? Yani ne demek bu? 24 saat demek.
0:51: Şimdi ufak bir hesap bu yahu, ufak bir mantık hesabı!

Peki bu iki farklı olay size neyi hatırlatıyor?

vishnu
27-04-2012, 16:01
15 senedir inmeyen ayet muhammede lazım olunca iniyor.

Neva
27-04-2012, 19:00
Arkadaşlar, değerli fikirleriniz için teşekkür ederim. Ziyadesiyle istifade ettim.

Bu arada, ben de Google'dan gerekli araştırmaları yapıp, konu hakkında kendimi aydınlatmaya çalıştım.

Buna göre Ahzab-4 ile Ahzab-6 ayetleri arasında bir çelişki yoktur. Çelişki sanılan şey, Araplar'ın Cahiliye dönemindeki bu adetin bilinmemesidir.

Şimdi bir bakalım Cahiliye dönemindeki Araplar'ın bu adetine.

Cahiliye döneminde Araplar yani Kureyşliler, sözleşme usuülüyle aldıkları evlatlıkları kendi öz çocuklarıyla bir sayarlardı ve kendi öz çocuklarının sahip olduğu tüm haklara evlatlıklarına da tanırdılar. Tıpkı günümüzdeki gibi!!!

Fakat bu adet Ahzab suresinin gelmesiyle ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda,

Ahzab-4 : Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

ayeti Cahiliye döneminden kalma bu adetin kaldırıldığını söyler. Bu ayetteki "O sizin ağzınızdaki lafınızdır" lafzı, Cahiliye dönemindeki bu adetin doğru olduğunu söyleyenlere söylenmiştir.

Ve fakat, günümüzde geçerli olan adet İslam'daki değil, Cahiliye döneminden kalan bu adettir.

Peki, nasıl oluyor da günümüzdeki bu adeti 1400 yıl önce uygulayan Kureyşliler "Cahil" ve onların yaşadığı döneme "Cahiliye Dönemi" deniyor?

Bu soruma kesinlikle ve hararetle bir yanıt istiyorum.

Haklisiniz celiski varmis gibi gorunur. Ancak Ahzap 5 ayeti olayi aydinlatir, miras acisindan.


Bakin o ayette diyor ki; Evlatligini, babasinin adiyla cagir.

Diger turlu evlatlik ozcocuk yerine konulur, ve haklardan yararlanir. Ancak tam anlamiyla adaletli sekilde mirasci olamaz.

Ama evlatlik sayet babasinin adiyla cagirilirsa, cagirildigi adamdan da kalan mirastan pay sahibi olur.

Yani cahiliye donemindeki insanlar da , bugun bizim uyguladigimiz sistemi uygulamislardir ve Kuran'i yazan kisi bu sistemi degistirmemistir.

Mesela ornek; bir evlatlik aldik, o bizim haklarimizdan yararlanir(miras vs.), zira o bizim nufusumuz altinda gider.

Oysa evlatligimizin babasinin cok zengin ve vefat ettigini ve vasiyet birakmadigini da varsayarsak, evlatligimiz babasindan kalan mirasa resmi yollardan sahip olamaz, soyadi sebebiyle.. Cunku kendini evlatlik edinen ailenin nufusu altindadir.

Cok zaman aileler(sevgi bagi veya kaybetme korkusuyla), evlatlik edinilen cocuga hayat boyu gercek babasindan vs. soz etmez bile, insafina kalmistir yani. Cunku her zaman yasal yollardan evlat edinmez insanlar hali hazirda .

(Cok fazla sayida film vardir bu bahsi isleyen)

Eski devirde insanlar babalarinin adiyla veya lakabiyla cagirilirdi. Filanca oglu, filanca kizi seklinde.

Bu sorun gunumuzde DNA testi vs. ile asilir. Veya sahitlik yonteminden yararlanilir.


Ancak o donemde tip bu kadar ileri olmadigindan dolayi, evlatligi baba adiyla cagirma yontemi ile cozulmustur bu durum.

Cunku miras bolusumunde sahitlik esasi yoktur, ancak bu sekilde sahitlik saglanir.

Eger islam oncesi sistemle giderse, sozlesme gecerlidir, ancak evlatlik ozcocuk kabul edilir. (o sizin agzinizdaki laftir tabiri)

Vefat eden'e iliskin, cocuk gercek babasinin mal mulkunden faydalanamaz.

(Ozcocuk olarak kabul etme sistemi , anasi ve babasi olmayan (mesela kureyza'da kesilip bicilenlerin cocuklari) cocuklarin inanirlar arasinda bolusulmesi acisindan kar getiren bir sistemdir. Ana-babadan kalan mallar vs. da otomatikman cocugu alan aileye gecer.


Ancak baba yasiyorsa veya farkli bir bolgede ikamet ediyorsa ve zenginse, veya vasiyet birakmamissa, olumu halinde (ozcocuk sistemiyle)cocuk mirasindan faydalanamaz.

Bu gibi bir senaryoda;

Eger, gercek babasinin adi ile cagrilirsa toplum icinde, bu bir ispat teskil eder. O evlatliktir, ancak gercekte bir baska insanin ozcocugudur, dolayisiyla mirascisidir.


Diger ayet ise cok da mantiksizlik icermez. Aksine mantiklidir. Cunku bosanma yasak degildir Kuran'da.

Ancak nikahla edinilmis bir kadini, sen bana anamin sirti gibisin diye, kisaca seni annem olarak algiliyorum olayi, haram addetmek usuluyle bosamak, nikah ve bosanma ayetlerine terstir.

Zira nikahli esler birbirine haram degildir Kuran'da.

Bu kisim anlasilir bir durumdur.

Islam oncesi eski donem uygulamasini kaldiran, analariniza nikah kiymayin ayeti mevcuttur kitapta. Bir kisim uyaniklarda bu ayeti nokta alarak kullanmis olabilir kadinlara ve bosanmaya iliskin.

Yani son derece akla yatkindir bu ayet.

Bugun bile bosanmak istediginiz bir kadini, hakim karsisinda bana annem gibisin gerekcesiyle bosamak akildisidir . (onca sebep mevcutken)

Zira nikah yoluyla evlenen esler birbirilerinin oz annesi veya babasi degildir.

Yani bu konuda kitaptaki ayetler(miras acisindan), aslinda buyuk olcude bugunku isleyisle paralel gider hak hukuk bakimindan.

Sadece yontem farki vardir gelismislige iliskin.

Diger pencereden bakilacak olursa da, bu ayet islam birliginin basina Muhammed'in olasi olumuyle birlikte , kole statusunden gelen birinin gecmesini veya soz sahibi olmasini onler. Politiktir yani. Ayni politik konular, bir sorun halinde gunumuze kadar ulasiyor sonucta.


Zeyd konusunda durum biraz farklidir zira. Islam kaynaklarina gore;

Zeyd, kendi soy kutugune gore Makhdhoom kabilesindendir. Anasi, babasi vs. bellidir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Zayd_ibn_Harithah

http://en.wikipedia.org/wiki/Sayyid



Zira Zeyd koleyken Hatice'nin hizmetindedir,(once Hatice'nin, sonra Muhammed'in),sonradan azat edilmistir. Evlatliktir. Zeynep'le evlendirilir.

Ancak ailesi sonradan onu arayip bulmustur ve geri donmesini istemistir islami kayitlara gore. Ancak Zeyd Muhammed'i secmistir.

Eger evlatliklariniz oz cocuklardir sistemi devam etseydi, (Zeyd Muhammed'in ogludur seklinde) Muhammed'in olasi olumuyle birlikte, Zeyd hiyerarsik bakimdan(hilafet vs.) on plana cikacakti.Muhammed'in oglu olarak yukselecekti.

Miraslarin en buyugune varis olacakti, dini acidan/statuden dolayi.

Zeynep'le evli kalmasi halinde(varsayim), Zeynep de peygamber soyundan oldugundan dolayi daha da guclenecekti. Olasi bir erkek cocuk yapmalari halinde ise, isler daha da sarpasaracakti.


Ve tum bunlar gecmiste kole oldugu ve mensubu oldugu kabile gercegini degismeyecekti.

Bu da en cok, Muhammed'in kurmaylarini( Omer vs.) rahatsiz edecekti buyuk olcude. Omer'in rahatsiz oldugu seyler, islam acisindan daima onem tasimistir.

Ali'yi dahi hazmetmeyen kurmaylar, buyuk ihtimalle Zeyd'i hicbir sekilde kabul etmeyecekti.



Bu sebeple, diger nedenlerin yanisira, bu ayet yazilmis olmalidir buyuk ihtimalle ve boylece hiyerarsik bakimdan statu farki ve iktidar gozetildi. Ve bosanma olayi gerceklestirildi. Ve sonrasinda evlilik yapilmis olabilir.

Sadece miras acisindan baktigimizda, hic de mantiksiz degildir. Zira gunumuzde de ornekleri mevcut evlatliklara iliskin.

upuaut
27-04-2012, 19:10
Sayın Neva, siz bu konularda gayet iyi bir araştırmacısınız. Lütfen bana söyler misiniz; "Tebenni olayı" olarak geçen bu olayda Hz. Muhammed'in Hz. Zeynep'i Hz. Zeyd'ten alırken Ahzab suresini kullanıyor ama, bu sureyi kullanırken kimseyi incitmemek için orta bir yol bulmaya çalışıyor mu?

Benim bu olaydan anladığım bu. Sen de bu soruma yanıt verisen, olay tamamen aydınlanmış olacak.

Bununla birlikte şu resmi de koyalım ki, düşünürken size yardımcı olsun.

http://i1180.photobucket.com/albums/x410/brainkebab/mhmmmmm1.jpg

3. karede Zeynep'in bılgılları görünüyor. Acaba bütün sorunların kaynağı bu olmasın?

Neva
27-04-2012, 21:19
Sayın Neva, siz bu konularda gayet iyi bir araştırmacısınız. Lütfen bana söyler misiniz; "Tebenni olayı" olarak geçen bu olayda Hz. Muhammed'in Hz. Zeynep'i Hz. Zeyd'ten alırken Ahzab suresini kullanıyor ama, bu sureyi kullanırken kimseyi incitmemek için orta bir yol bulmaya çalışıyor mu?

Benim bu olaydan anladığım bu. Sen de bu soruma yanıt verisen, olay tamamen aydınlanmış olacak.



Siz isin evlilik kismiyla mi ilgilisiniz? Yoksa MIRAS kismiyla mi?




Hayir yanlis anlamissiniz mesajimi.

Ben sizin ilk mesajinizda belirttiginiz miras calismaniz icin, sordugunuz yonde cevapladim.

Muhammed'in Zeynep'le evliligi zaten asikar, ayet buna yol veriyor.

Ayetler yazilmistir. Ancak o ayetlerle, bir tasla 3 kus misali sorun giderilmistir. Ben bu yonuyle baktim.

Cunku hilafet/iktidar, o donem icin son derece onemli bir konudur. Ebubekir, Omer vs. bunlar kurmaylardir. Bunlarin arzulari yok sayilamaz.

Yani bana gore evlatliklarinizi babalarinin adiyla cagirin ayeti, mantiksizlik icermez.

Zira ayetlerin bir cirpida gelmedigi soylenir. Bu baglamda belli surecler arasinda yazildigini soylememiz garip olmaz.

3 adet ayet var.

Ayrica insani olarak anlasilmaz bir durum degil. Sonucta Muhammed de bir insan, Zeynebi sevmis olabilir. Orta yol bulmak zorunda elbet kimse incinmeden.

Ama konuda baska politik siyasi unsurlar da var. Bunu goz ardi etmemelisiniz. Zeyd'in kokeni geldigi kabile buyuk sorun yaratir zira kurmaylar icin, Muhammed'in oglu olarak kalmasi durumunda.

Bu tip seyler o donem sorun yaratmiyor olsaydi, bugun sunni, alevi, sii vs. ayrimlar olmazdi. Eger arastirmaci iseniz , detayli sekilde panaromik bakmaniz gerekir.

Sorun sadece Muhammed'in Zeynebe sevgisi ve onunla evlenme istegi olmus olsaydi, 5. ayet'in olmamasi gerekirdi.

Gunumuzde de insanlar evlatliklari ile evleniyorlar.

Siz ornegin, Woody Allen'in evlatligi ile evliligine "oha yani" diyor musunuz?

Sonucta bir kan bagi soz konusu degil.

Ha peygambere yakisir veya yakismaz, onu inanir kisiler dusunsun. O benim problemim degil.

YasasinBilim
27-04-2012, 22:58
muhammed'in zeyneple evlenmesine gerekçe yaratacak her türlü kılıf bir utanmazlığa onay vermekten ileri gitmez.

"evlatlıklarınız sizin oğullarınız değildir" ayetini ille de bir örnekle açıklamak zorunda değildi. sevgili Olimpiyat'ın dediği gibi bu ayetin inmesi için Zeynep'le evlenmesi gerekmiyordu.

bu utanmazlığı günümüze uyarlayarak haklı çıkarmaya çalışanlara da şunu hatırlatırım:
muhammed, evlatlık edindiği bir kızla evlenseydi diyecek sözümüz olmazdı. "alan razı veren razı" der geçerdik (9 yaşındakilerle olmamak kaydıyla).

ama muhammed vakasında, en ağırından mağdur olan biri var. Zeyd'in maduriyetini ne yapacağız? bu olay günümüz müslümanlarının başına geldiğinde ne olduğunu merak eden varsa gazetelerin 3. sayfa haberlerine baksınlar.

iki kafadar (muhammed ve tanrısı) bir araya gelip Zeyd'e bu kazığı atarlarken şak şak yapanların mutlaka onlardan bir beklentisi var (sevap vs.). ama bizim dinsiz (sandığımız) üyelerden şakşakçılığa soyunanları ise anlamıyorum.

saygılar...

sergenci
28-04-2012, 00:20
Birkaç hadis vardı sanırım buhariden de vardi, muhammed zeyd'i evlatlık aldıktan sonra onun öz baba adı ile beraber çağırılması son buldu. Muhammedin oğlu zeyd olarak çağırılıyordu, daha sonraları muhammedin himayesinden çıkarıldıktan sonra tekrar kendi öz baba adı ile çağırılmaya başlandı. Falancanın oğlu zeyd gibi, her şey bir yana muhammed zeyd'i evlatlık aldığına pişmanmı olmuştu ve direk olarak zeynebi almadı, şöyle bir bağ kuralım. 1. Evet mirasa ortak oldu bu yüzden muhammede baskı olabilir. 2. Muhammedın zeynebde gözü vardı, ama halasının kızı olduğu için evlilik olamıyor du, 3. Muhammed zeyd den nasıl kurtulacaktı. Önce zeyneb ile evlendirdi, daha sonra dolaylı şekilde zeynebi arzuladığını belirtti, bu istek zeyd'in kendisinede gitti ve daha sonra allah ayeti ile destekledi, (ayeti biliyoruz) zeyd'i boşattırdı, zeynebe kavuşmak içinde allah gene destekledi (halalarının, teyze kızların vs. Akrabalarının kızlarını sana helal kıldık ayeti ile) bunuda halletti. Sıra zeyd'in evlatlıktan afaroz edilmesi işi kaldı, onuda böyle hal yoluna gitti (“evlatlıkların öz
çocuklar hükmünde
olmadığının
bilinmesi” muradını
açıklar.) zeyd'den bir türlü kurtulamıyor, en güçlü savaşa yolluyor ölmesi için ama geri geliyor. Bunuda allahın hükmü ile hallediyor, sen sağ ben selamet. İşte baştada söylediğim gibi eğer yüce ve adil bir tanrı elçisi olsa bu gibi entrikalara asla meyletmez ve yüce olan allah da muhammedin oyunlarına ortak olmaz. Eğerki allahın elçisi ve allah bu tip oyunlarla ayağa düşüyor, kullarının seviyesine iniyor ise bu allahın ulviyeti ve hakkaniyeti 1400 sene sonra ortadan kalkıyor ise soru işareti? (karar sizin) Esenkalın.

Neva
28-04-2012, 03:56
Evlatlık, öz evlattan ayrı tutulmadığına göre miras hukukuna da dahil olduğunu kabul edebiliriz. Bu bakımdan, Muhammed'e göre oldukça önemli olan sermaye, bu yolla kan bağı olmayan bir kişinin de araya girmesi ile bölünüyor. yani istenmeyen bir durum gerçeleşmekte.

Zeyd'in eşini gasp etmesi sonradan ortaya çıkan bir durum olarak da değerlendirilebilir.

Daha büyük kazık ise, hayatını kurtarmak için karısını boşayan Zeyd'in, yanlış hatırlamıyorsam 2000 adam ile 10.000 kişilik bizans kuvvetleri ile çerpışmaya yollanıp öldürülmesidir.


Haklisin.

Zaten Zeyd, oncelikle Hatice'nin kolesi iken, evlendikten sonra Hatice tarafindan Muhammed'e hediye ediliyor.

Islam yayilip da, guclenmeye baslayinca ganimetler, cizye bedelleri vs. cogalmaya baslayinca, Zeyd miras acisindan tehlike unsuru olarak gorulmustur muhtemelen.

Zeynep'le evlendirilmesi baslarda belki mirasin disariya gitmemesi icin bir cozum olabilir. Bu arada halkta Zeyd'i peygamber oglu olarak kabul ettiginden, yukselise gecmesi kacinilmazdir.

Zeyd'in esini gaspetmesi, dedigin gibi bundan sonraki safha olarak dusunulebilir.

Sesli
28-04-2012, 21:22
İsa mesih ne evlenecek kadar kendisi ile ilgilenebilmiş, ne de kadınlarla zevkli anlar geçirebilmiş, Lut'a bakmayın kızları onun her türlü işini çözümlemiş...

Mesele Muhammed peygambere gelince, 13 defa nikahlı olarak evlenmiş, yaşlısı da var, çok genci de var. Harpte öldürülen adamın karısı da var, evlatlığının karısı da var...

Bir de nikah dışı olan yani cariyelerle olan ilişkiler var...

Tabii Müslümanlar bu gibi durumların Muhammed peygamber tarafından zevk için değil de, zavallı kadınları korumak ve kollamak için olduğunu bize söylerler...

Anlayan varsa bize de anlatsın...

YasasinBilim
29-04-2012, 17:41
...
her şey bir yana muhammed zeyd'i evlatlık aldığına pişman mı olmuştu ve direk olarak zeynebi almadı, şöyle bir bağ kuralım.
1. Evet mirasa ortak oldu bu yüzden muhammede baskı olabilir.
2. Muhammedın zeynebde gözü vardı, ama halasının kızı olduğu için evlilik olamıyor du,
3. Muhammed zeyd den nasıl kurtulacaktı. Önce zeyneb ile evlendirdi, daha sonra dolaylı şekilde zeynebi arzuladığını belirtti, bu istek zeyd'in kendisinede gitti ve daha sonra allah ayeti ile destekledi, (ayeti biliyoruz) zeyd'i boşattırdı,
zeynebe kavuşmak içinde allah gene destekledi (halalarının, teyze kızların vs. Akrabalarının kızlarını sana helal kıldık ayeti ile) bunuda halletti.
...


1) miras yüzünden olduğunu hiç sanmıyorum. "evlatlıklarınız sizin öz oğullarınız değillerdir, miras hakları yoktur" diye bir ayet koyar, işi bitirirdi.

2) halasının kızıyla çok rahat evlenebilirdi, ayşe de amcasının torunuydu. muhammedin ifadesiyle söylüyorum "allah zeynebin aşkını onun kalbine düşürmüştür", yani zeyd'le evlendirdikten bir süre sonra zeyneb'e aşık olmuştur. (cinsel arzuya dayalı bir aşk da olabilir).

3) muhammed'in zeyd'den kurtulma gibi bir endişesi olamaz. zeyd, kazığı yedikten sonra bile muhammed'e inanmayı sürdürmüş, ahzab suresindeki ayetleri yemiş, bir süre sonra da muhammed uğruna savaşarak ölmüştür. böyle enayi evlatlık herkese nasip olmaz.

saygılar...

upuaut
02-05-2012, 19:36
Arkadaşlar, ben bu tartışmayı açmadan önce 2 sayfalık "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Draft) (http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kuran'daki_Miras_Ayetlerinin_Analizi_(Draft).pdf)" taslak çalışmasını yapmış ve bu çalışmanın sonundaki soruya yanıt için bu tartışmayı açmak zorunda kalmıştım.

Daha sonra bu tartışmayı açıp, değerli yorumlarınızdan yararlandım ve bu taslak çalışmayı yeniden gözden geçirdim. Şimdiki çalışma PDF formatında 10 sayfa ve 344 KB boyutundadır. Fakat bu yeni çalışmayı ne yaptımsa (bir sürü bedava web hosting almak suretiyle) bir türlü siteye koyamadım. Çünkü free web hostingler birçok kısıtlamayla birlikte geliyor. Örneğin, bir web hostingte yukarıdaki 81,86 KB'tan oluşan 2 sayfalık PDF dosyasını koyabilirken, bu dosyanın 10 sayfaya yani 344 KB'a genişletilmiş şeklini koyamadım.

Mümkünse, bir moderatör arkadaşımız bu konuda bana yardımcı olabilir mi? Çok makbule geçer!

upuaut
02-05-2012, 19:48
Arkadaşlar, denedim, denedim, en sonunda yeni dosyamı da web sitesine koyabildim.

Şimdi bu dosyayı "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Revised) (http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kuran'daki_Miras_Ayetlerinin_Analizi_(Revised).pdf )"nden okuyabilirsiniz.

Evet, arkadaşlar, hacılar, hocalar, abiler, kardeşler vs. Bu da mı (Geoff Hurst, 1966) gol değil???

http://www.youtube.com/watch?v=LrqLo5WJzlA&feature=player_embedded

Eğer bu gol değilse, golün ne olduğunu ben bilmiyorum demektir. Ve burayı derhal terkediyorum, arkadaş!

Neva
02-05-2012, 23:48
Arkadaşlar, denedim, denedim, en sonunda yeni dosyamı da web sitesine koyabildim.

Şimdi bu dosyayı "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Revised) (http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kuran%27daki_Miras_Ayetlerinin_Analizi_%28Revised% 29.pdf)"nden okuyabilirsiniz.



Okuruz elbette. Henuz calismanizi okumadim ama;


Bir de suradaki miras sorusu hakkinda fikriniz nedir?


http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=27871