erenkutsuz
29-09-2006, 01:41
Yeryüzünde insanlar, efendi ve kul diye bölündükleri için; gökyüzünde bu ilişkiyi koruyacak bir efendi de gerekliydi ve YARATILDI. D. Perinçek (ÖDP’nin Kimliği, s. 91)
http://www.turksolu.org/116/Foto/hz_muhammed_cinsel.jpg
http://www.turksolu.org/116/Foto/islam_siddet.jpg
http://www.turksolu.org/116/Foto/kuran_yakildi.jpg
Perinçek gibi mütedeyyin bir insan, 2000’e Doğru dergisinde bu kapakları tabii ki müminler İslamiyet’i daha iyi öğrensin diye hazırlamıştı. Perinçek’in dindarlığını yeni öğrenenler yıllar önce bile peygamber efendimizden “Hazreti” diye bahsettiğini görsünler.
Perinçek İslamiyet’le daha önceden tanışıyordu
Beklenen nihayet gerçekleşti. Aylarca süren o çok uzun Kızılelmacılık sürecinden sonra Perinçek sonunda rotayı İslamiyete çevirmeye karar verdi.
Kızılelmacılıkta geçen süre herhalde Perinçek için bir ömür gibi geçmiştir. Bizler bile beklemekten sıkılmış, yeni kimliğinin ne olacağını öğrenmek için iyice sabırsızlanmaya başlamıştık.
Ama ne yalan söyleyelim, rotanın bu sefer İslamiyet’e çevrileceği aklımızın ucundan bile geçmiyordu.
Büyük adam bu Perinçek. Bizleri bir kez daha şaşırtmayı başardı.
Dönüşlerine gerçi tüm Türk Ulusu alışmıştı ama bu kadar keskin dönüşü herhalde hiç kimse beklemiyordu.
Çünkü tüm bu geçen zaman içinde Perinçek, emperyalizme karşı her türlü(!) mücadele yöntemini kullandığından Ultra NATO tarafından Türk Ulusu’na yanlış tanıtıldı ve hep haksızlığa uğradı.
Aslında Perinçek için İslamiyet yeni bir kavram değil. Onun siyasi getirisini çok daha önceden, ta 12 Mart Darbesi döneminde keşfetmişti. Tüm siyasilerin fellik fellik arandığı dönemde, Perinçek Ege Bölgesi’nde ikamet ediyordu.
Daha o zamanlar bile dini bütün bir insandı. Savunduğu değerler uğruna daha o zamanlar türban takmaya başlamıştı. Bazı zındıklar ise onun bu samimi Müslümanlığını çekemediğinden dolayı, “tanınmamak, bu darbe döneminde kolluk kuvvetlerine yakalanmamak için” türban takıp saklandığı yalanını uydurdular.
Oysa ki Perinçek bu konularda son derece samimi bir insandı. Daha sonraki yıllarda siyasi İslam’ın simgesi olan türban eylemleri başladığı zaman, kafir Atatürkçülere karşı Abdurrahman Dilipak ile birlikte kol kola girerek eylemlere katıldılar ve anı fotoğrafları çektirdiler.
PKK’yı bile imana davet etmişti
O yıllarda PKK terörü de hortlamıştı.
PKK Marksist bir örgüt olduğundan dolayı Tanrı ile tüm bağlarını kesmiş, dinden imandan uzak bir yaşam sürüyorlardı.
Büyük İslam mücahidi Perinçek için bu durum kabul edilebilir değildi. İman etmeyen bu insanlar cayır cayır cehennemde yanacaklardı.
Yüreği cız eden Perinçek derhal Apo’nun yanına giderek onlara İslamiyet’i tebliğ etti, hak dine dönerlerse Türk askerlerine kurşun sıkan teröristlerin şehit olarak kabul edileceğini anlattı.
http://www.turksolu.org/116/Foto/14_subat.jpg
PKK Marksist bir örgüt olduğundan dolayı Tanrı ile tüm bağlarını kesmiş, dinden imandan uzak bir yaşam sürüyorlardı. Büyük İslam mücahidi Perinçek için bu durum kabul edilebilir değildi. Yüreği cız eden Perinçek derhal Apo’nun yanına giderek onlara İslamiyeti tebliğ etti, hak dine dönerlerse Türk askerlerine kurşun sıkan teröristlerin şehit olarak kabul edileceğini anlattı.
Bütün bunları yaparken kendisine inanmayacaklar olduğunu düşündüğü için anı fotoğrafları da çektirdi.
Daha sonra Apo ile birbirlerine karşılıklı gül verirlerken çekilen fotoğrafları Hiper NATO tarafından basına sızdırıldı ve 70 milyon-%0.1 psikolojik savaş elemanı tarafından anında Apocu ilan edildi.
Oysaki o fotoğrafın anlamı çok daha başkaydı. Gül, Müslümanlar tarafından Hz. Muhammed ile özdeşleştiriliyordu ve Perinçek o sırada Hz. Muhammed’in ne büyük bir devrimci olduğunu Apo’ya anlatıyordu.
Perinçek’in İslamiyet’le ilişkisi elbette bunlarla sınırlı değildi. Aynı zamanda emperyalizme karşı savaş verdiğinden dolayı Cuma namazlarını tam olarak kılmasa bile, yıllar boyunca Salı ve Perşembe namazlarını hiç kaçırmadan kıldı. Hatta daha fazla sevap getireceği için namazlarını cemaatle kıldı. Birlikte namaz kıldığı cemaatlere örnek olarak İBDA-C gösterilebilir.
Elbette bu durum diğer cemaat liderlerinin gözlerinden kaçmadı. Bu kadar samimi bir Müslüman kendi cemaatleri için bile çok yararlı olurdu. Hocaefendi bu yüzden 5 milyon dolar önerip Erol Mütercimler aracılığıyla onu transfer etmek istedi.
Fakat her inanmış Müslüman gibi dinin değerinin para ile ölçülemeyeceğini, Tanrı’ya hizmeti para için değil, sevap kazanmak için yaptığını söyleyip dergahına çekildi.
http://www.turksolu.org/116/Foto/harun_yahya_perincek.jpg
Perinçek Adnan Hoca’yla birlikte. Perinçek’in değiştiğini iddia edenler bu fotoğrafın yıllar önce çekildiğini sanırız bilmiyor. O hep Şeriatçılarla kolkola, gönül gönüleydi *
Zorunlu 28 Şubat molası
Fakat o günlerde kara bulutlar Türkiye’nin üstünde dolaşıyordu. 28 Şubat ile başlayan süreç tüm dinciler gibi Perinçek’i de etkilemişti.
Zorunlu o olarak U dönüşü (onların jargonunda takiyye) yaparak bir anda Atatürkçü oldu.
Tıpkı Harun Yahya gibi.
Ama imanından bir an bile bir şey yitirmemişti. Sürekli olarak dua edip bu günlerin geçmesini bekliyordu. Nasıl olsa bu günler de geçecek ve zorla üzerine yapışan o Atatürkçülük yaftasından kurtulacaktı. O sıralar sürekli olarak eski günlerindeki gibi insanları yazdığı kitaplar ve yayınladığı tefrikalar ile aydınlatmayı düşünüyordu.
http://www.turksolu.org/116/Foto/turkler_musluman_olamaz.png
Turan Dursun Perinçek’in dergisinde yazıyordu. Kitaplarını da Perinçek yayınladı. İşte Turan Dursun’un yazılarından biri...
Müslümanlar uzun zaman boyunca geri bırakılmış, matbaa da ülkemize çok geç girdiğinden dolayı Türk insanı İslamiyet’i yanlış kaynaklardan öğrenmişti. Yapılması gereken iş çok basitti. İnsanlara dinlerini anlatan kitaplar basmak, yayınladığı dergiler aracılığı ile uzun soluklu yazı dizileri hazırlamaktı.
Ve Perinçek bu konuda ne kadar gözü kara olduğunu gösterdi.
Hiçbir kimsenin yayınlamaya cesaret edemediği, büyük İslam mutasavvıfı Salman Rüşdi Hazretleri tarafından yazılan “Şeytan Ayetleri” kitabını tefrikalar halinde Aydınlık gazetesinde yayınlamaya başladı.
Tabii ki yer yerinden oynadı. Çünkü Perinçek bu kitap sayesinde insanlara İslamiyet hakkında neler düşündüğünü çok açık bir biçimde gösteriyordu.
Kolay değildi bu iş. Bu kitaptan dolayı Salman Rüşdi, İsrail ve emperyalizm tarafından ölüme mahkum edilmişti.
Ama Perinçek yılmadı ve yayınlamayı sürdürdü.
Belki bu yüzden Sivas dolaylarında bazı tatsız durumlar yaşandı ama bunlar onun için yalnız teferruattı.
Elbette tek yayınladığı bunlarla değildi. David Hume’un “Din Üstüne” adlı kitabını, Holbach’ın “Tanrısızlığın İlmihali” eserlerini de yayınlayarak mutedeyyin insanlara büyük hizmetlerde bulundu.
http://www.turksolu.org/116/Foto/perincek_taha_kivanc.jpg
Haksızlık etmeyelim. Perinçek’e sahip çıkanlar da oldu. Taha Kıvanç köşe yazısında din kardeşine sahip çıktı. *
En büyük İslam ilmihallerini Perinçek bastı
Ama Perinçek hiç yılmadı. Doğru bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin sözüne sonuna kadar hep sadık kaldı.
Turan Dursun’un “Din Bu”, “Kulleteyn” gibi kitaplarını basarken bile hiç endişelenmedi. O bu dava yoluna başını koymuştu.
Onu bu yoldan Mega NATO bile döndüremezdi.
Bilinçsiz Müslümanların aydınlatılması her Müslümanın boynuna farzdı çünkü. Bu kitapları neden bastığını bir kitabın önsözünde şöyle açıklıyordu:
http://www.turksolu.org/116/Foto/kuran_siyonizm.jpg
Yine Perinçek günümüz Şeriatçılarının yeni keşfettiği “Medeniyetler buluşması”nın ilk savunucularındandır. Yanda Kur’an siyonizmin parçasıdır başlığı “Yahudi-Müslüman buluşmasının” ilk örneğidir.
“...İmamlardan, müftülerden ... öğrenemediğimiz İslamı, kendi kaynaklarından Turan Dursun aracılığıyla öğreniyoruz.
Bugün insanlarımız Turan Dursun okuyarak Cumhuriyet devriminden sonraki en kapsamlı aydınlanma olayını yaşıyorlar.” (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, Kaynak Yayınları)
Ve bu yapıtların yayılmasıyla aydınlanan insanalar daha bir Müslümanlığa sarıldı.
Örneğin 2000’e Doğru dergisinde en ince ayrıntısına kadar Hz. Muhammed’in cinsel yaşamını anlatıyordu.
Belki Müslümanların %100-%0.1’i için bu konu bir tabuydu ve saygılarından dolayı hiç kurcalamıyorlardı ama bilimsel Müslüman birisi için insanların, en kutsal kabul edilen kişilerden biri olsa bile, yatak odasına girilebilirdi.
http://www.turksolu.org/116/Foto/seytan_ayetleri.png
Müslümanlar uzun zaman boyunca geri bırakılmış, matbaa da ülkemize çok geç girdiğinden dolayı Türk insanı İslamiyeti yanlış kaynaklardan öğrenmişti. Yapılması gereken iş çok basitti. İnsanlara dinlerini anlatan kitaplar basmak, yayınladığı dergiler aracılığı ile uzun soluklu yazı dizileri hazırlamaktı. Ve Perinçek bu konuda ne kadar gözü kara olduğunu gösterdi. Hiçbir kimsenin yayınlamaya cesaret edemediği, büyük İslam mutasavvıfı Salman Rüşdi Hazretleri tarafından yazılan
“Şeytan Ayetleri” kitabını tefrikalar halinde Aydınlık dergisinde yayınlamaya başladı. *
“İki günü aynı olan ziyandadır” hadisi her zaman yol göstericisi oldu.
Belki hadisi yanlış anladı ama sözcük anlamı olarak bu hadise her zaman uydu.
Hiçbir günü diğeriyle aynı olmadı.
Dün söylediğinin ertesi gün tam tersini söyleyerek iki gününün hiçbir zaman aynı olmamasını sağladı.
Bu hızlı değişimler belki bazılarının başını döndürdü ama o Peygamber’in sünnetini yerine getirdiği için huşu buluyordu.
Fakat en son olarak Mao Aleyhisselam’ın yerine Atatürk’ü koymaya karar vermesi birçok kişiyi şaşırttı.
Çünkü daha önce yazdığı “Din ve Allah” kitabında, kendisine gökten inen belgelerin yardımıyla Atatürk’ün bir inançsız, bir materyalist olduğunu kanıtlamaya çalışmıştı.
Namazında, niyazında bir insan olan Perinçek’in Atatürk’ü programına alması bu yüzden beni bile şaşırttı.
Ama büyük insanların hikmetinden sual olunmaz. Günaha girmeyelim, belki az önceki hadise uyduğundan dolayı böyle yapıyordur.
Nasıl yıllar boyunca savunduğu Mao Aleyhisselam’ı bir kalemde silip attıysa, belki aylar sonra Atatürk’ü de programından çıkarabilir.
Bu da kimse için şaşırtıcı olmaz.
Şaşırsa şaşırsa ancak Siber NATO şaşırır.
Bizim bu noktada Perinçek’e diyebileceğimiz tek şey, “Cenab-ı Allah yolunu açık etsin”olabilir. A
ma biz yazımızı bu büyük İslam mutasavvıfının çeşitli vaazlarında söylediği Allah hakkındaki sözleriyle bitirelim.
“Ortadoğu dinlerinde “Rab” sözcüğünün efendi anlamına gelmesi, Allah’ın sınıfsal kökenini açıklar.”
“Yeryüzünden koparılarak soyutlanmasına rağmen semavi dinlerdeki Allah’ın insan modelinden türetildiği, üstünkörü bir incelemeyle bile görülür.”
“Allah, insanların çoğunun kul olarak kalması için icat edilmiştir (!!!)”
(Din ve Allah, Kaynak Yayınları)
http://www.turksolu.org/116/Foto/hz_muhammed_cinsel.jpg
http://www.turksolu.org/116/Foto/islam_siddet.jpg
http://www.turksolu.org/116/Foto/kuran_yakildi.jpg
Perinçek gibi mütedeyyin bir insan, 2000’e Doğru dergisinde bu kapakları tabii ki müminler İslamiyet’i daha iyi öğrensin diye hazırlamıştı. Perinçek’in dindarlığını yeni öğrenenler yıllar önce bile peygamber efendimizden “Hazreti” diye bahsettiğini görsünler.
Perinçek İslamiyet’le daha önceden tanışıyordu
Beklenen nihayet gerçekleşti. Aylarca süren o çok uzun Kızılelmacılık sürecinden sonra Perinçek sonunda rotayı İslamiyete çevirmeye karar verdi.
Kızılelmacılıkta geçen süre herhalde Perinçek için bir ömür gibi geçmiştir. Bizler bile beklemekten sıkılmış, yeni kimliğinin ne olacağını öğrenmek için iyice sabırsızlanmaya başlamıştık.
Ama ne yalan söyleyelim, rotanın bu sefer İslamiyet’e çevrileceği aklımızın ucundan bile geçmiyordu.
Büyük adam bu Perinçek. Bizleri bir kez daha şaşırtmayı başardı.
Dönüşlerine gerçi tüm Türk Ulusu alışmıştı ama bu kadar keskin dönüşü herhalde hiç kimse beklemiyordu.
Çünkü tüm bu geçen zaman içinde Perinçek, emperyalizme karşı her türlü(!) mücadele yöntemini kullandığından Ultra NATO tarafından Türk Ulusu’na yanlış tanıtıldı ve hep haksızlığa uğradı.
Aslında Perinçek için İslamiyet yeni bir kavram değil. Onun siyasi getirisini çok daha önceden, ta 12 Mart Darbesi döneminde keşfetmişti. Tüm siyasilerin fellik fellik arandığı dönemde, Perinçek Ege Bölgesi’nde ikamet ediyordu.
Daha o zamanlar bile dini bütün bir insandı. Savunduğu değerler uğruna daha o zamanlar türban takmaya başlamıştı. Bazı zındıklar ise onun bu samimi Müslümanlığını çekemediğinden dolayı, “tanınmamak, bu darbe döneminde kolluk kuvvetlerine yakalanmamak için” türban takıp saklandığı yalanını uydurdular.
Oysa ki Perinçek bu konularda son derece samimi bir insandı. Daha sonraki yıllarda siyasi İslam’ın simgesi olan türban eylemleri başladığı zaman, kafir Atatürkçülere karşı Abdurrahman Dilipak ile birlikte kol kola girerek eylemlere katıldılar ve anı fotoğrafları çektirdiler.
PKK’yı bile imana davet etmişti
O yıllarda PKK terörü de hortlamıştı.
PKK Marksist bir örgüt olduğundan dolayı Tanrı ile tüm bağlarını kesmiş, dinden imandan uzak bir yaşam sürüyorlardı.
Büyük İslam mücahidi Perinçek için bu durum kabul edilebilir değildi. İman etmeyen bu insanlar cayır cayır cehennemde yanacaklardı.
Yüreği cız eden Perinçek derhal Apo’nun yanına giderek onlara İslamiyet’i tebliğ etti, hak dine dönerlerse Türk askerlerine kurşun sıkan teröristlerin şehit olarak kabul edileceğini anlattı.
http://www.turksolu.org/116/Foto/14_subat.jpg
PKK Marksist bir örgüt olduğundan dolayı Tanrı ile tüm bağlarını kesmiş, dinden imandan uzak bir yaşam sürüyorlardı. Büyük İslam mücahidi Perinçek için bu durum kabul edilebilir değildi. Yüreği cız eden Perinçek derhal Apo’nun yanına giderek onlara İslamiyeti tebliğ etti, hak dine dönerlerse Türk askerlerine kurşun sıkan teröristlerin şehit olarak kabul edileceğini anlattı.
Bütün bunları yaparken kendisine inanmayacaklar olduğunu düşündüğü için anı fotoğrafları da çektirdi.
Daha sonra Apo ile birbirlerine karşılıklı gül verirlerken çekilen fotoğrafları Hiper NATO tarafından basına sızdırıldı ve 70 milyon-%0.1 psikolojik savaş elemanı tarafından anında Apocu ilan edildi.
Oysaki o fotoğrafın anlamı çok daha başkaydı. Gül, Müslümanlar tarafından Hz. Muhammed ile özdeşleştiriliyordu ve Perinçek o sırada Hz. Muhammed’in ne büyük bir devrimci olduğunu Apo’ya anlatıyordu.
Perinçek’in İslamiyet’le ilişkisi elbette bunlarla sınırlı değildi. Aynı zamanda emperyalizme karşı savaş verdiğinden dolayı Cuma namazlarını tam olarak kılmasa bile, yıllar boyunca Salı ve Perşembe namazlarını hiç kaçırmadan kıldı. Hatta daha fazla sevap getireceği için namazlarını cemaatle kıldı. Birlikte namaz kıldığı cemaatlere örnek olarak İBDA-C gösterilebilir.
Elbette bu durum diğer cemaat liderlerinin gözlerinden kaçmadı. Bu kadar samimi bir Müslüman kendi cemaatleri için bile çok yararlı olurdu. Hocaefendi bu yüzden 5 milyon dolar önerip Erol Mütercimler aracılığıyla onu transfer etmek istedi.
Fakat her inanmış Müslüman gibi dinin değerinin para ile ölçülemeyeceğini, Tanrı’ya hizmeti para için değil, sevap kazanmak için yaptığını söyleyip dergahına çekildi.
http://www.turksolu.org/116/Foto/harun_yahya_perincek.jpg
Perinçek Adnan Hoca’yla birlikte. Perinçek’in değiştiğini iddia edenler bu fotoğrafın yıllar önce çekildiğini sanırız bilmiyor. O hep Şeriatçılarla kolkola, gönül gönüleydi *
Zorunlu 28 Şubat molası
Fakat o günlerde kara bulutlar Türkiye’nin üstünde dolaşıyordu. 28 Şubat ile başlayan süreç tüm dinciler gibi Perinçek’i de etkilemişti.
Zorunlu o olarak U dönüşü (onların jargonunda takiyye) yaparak bir anda Atatürkçü oldu.
Tıpkı Harun Yahya gibi.
Ama imanından bir an bile bir şey yitirmemişti. Sürekli olarak dua edip bu günlerin geçmesini bekliyordu. Nasıl olsa bu günler de geçecek ve zorla üzerine yapışan o Atatürkçülük yaftasından kurtulacaktı. O sıralar sürekli olarak eski günlerindeki gibi insanları yazdığı kitaplar ve yayınladığı tefrikalar ile aydınlatmayı düşünüyordu.
http://www.turksolu.org/116/Foto/turkler_musluman_olamaz.png
Turan Dursun Perinçek’in dergisinde yazıyordu. Kitaplarını da Perinçek yayınladı. İşte Turan Dursun’un yazılarından biri...
Müslümanlar uzun zaman boyunca geri bırakılmış, matbaa da ülkemize çok geç girdiğinden dolayı Türk insanı İslamiyet’i yanlış kaynaklardan öğrenmişti. Yapılması gereken iş çok basitti. İnsanlara dinlerini anlatan kitaplar basmak, yayınladığı dergiler aracılığı ile uzun soluklu yazı dizileri hazırlamaktı.
Ve Perinçek bu konuda ne kadar gözü kara olduğunu gösterdi.
Hiçbir kimsenin yayınlamaya cesaret edemediği, büyük İslam mutasavvıfı Salman Rüşdi Hazretleri tarafından yazılan “Şeytan Ayetleri” kitabını tefrikalar halinde Aydınlık gazetesinde yayınlamaya başladı.
Tabii ki yer yerinden oynadı. Çünkü Perinçek bu kitap sayesinde insanlara İslamiyet hakkında neler düşündüğünü çok açık bir biçimde gösteriyordu.
Kolay değildi bu iş. Bu kitaptan dolayı Salman Rüşdi, İsrail ve emperyalizm tarafından ölüme mahkum edilmişti.
Ama Perinçek yılmadı ve yayınlamayı sürdürdü.
Belki bu yüzden Sivas dolaylarında bazı tatsız durumlar yaşandı ama bunlar onun için yalnız teferruattı.
Elbette tek yayınladığı bunlarla değildi. David Hume’un “Din Üstüne” adlı kitabını, Holbach’ın “Tanrısızlığın İlmihali” eserlerini de yayınlayarak mutedeyyin insanlara büyük hizmetlerde bulundu.
http://www.turksolu.org/116/Foto/perincek_taha_kivanc.jpg
Haksızlık etmeyelim. Perinçek’e sahip çıkanlar da oldu. Taha Kıvanç köşe yazısında din kardeşine sahip çıktı. *
En büyük İslam ilmihallerini Perinçek bastı
Ama Perinçek hiç yılmadı. Doğru bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin sözüne sonuna kadar hep sadık kaldı.
Turan Dursun’un “Din Bu”, “Kulleteyn” gibi kitaplarını basarken bile hiç endişelenmedi. O bu dava yoluna başını koymuştu.
Onu bu yoldan Mega NATO bile döndüremezdi.
Bilinçsiz Müslümanların aydınlatılması her Müslümanın boynuna farzdı çünkü. Bu kitapları neden bastığını bir kitabın önsözünde şöyle açıklıyordu:
http://www.turksolu.org/116/Foto/kuran_siyonizm.jpg
Yine Perinçek günümüz Şeriatçılarının yeni keşfettiği “Medeniyetler buluşması”nın ilk savunucularındandır. Yanda Kur’an siyonizmin parçasıdır başlığı “Yahudi-Müslüman buluşmasının” ilk örneğidir.
“...İmamlardan, müftülerden ... öğrenemediğimiz İslamı, kendi kaynaklarından Turan Dursun aracılığıyla öğreniyoruz.
Bugün insanlarımız Turan Dursun okuyarak Cumhuriyet devriminden sonraki en kapsamlı aydınlanma olayını yaşıyorlar.” (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, Kaynak Yayınları)
Ve bu yapıtların yayılmasıyla aydınlanan insanalar daha bir Müslümanlığa sarıldı.
Örneğin 2000’e Doğru dergisinde en ince ayrıntısına kadar Hz. Muhammed’in cinsel yaşamını anlatıyordu.
Belki Müslümanların %100-%0.1’i için bu konu bir tabuydu ve saygılarından dolayı hiç kurcalamıyorlardı ama bilimsel Müslüman birisi için insanların, en kutsal kabul edilen kişilerden biri olsa bile, yatak odasına girilebilirdi.
http://www.turksolu.org/116/Foto/seytan_ayetleri.png
Müslümanlar uzun zaman boyunca geri bırakılmış, matbaa da ülkemize çok geç girdiğinden dolayı Türk insanı İslamiyeti yanlış kaynaklardan öğrenmişti. Yapılması gereken iş çok basitti. İnsanlara dinlerini anlatan kitaplar basmak, yayınladığı dergiler aracılığı ile uzun soluklu yazı dizileri hazırlamaktı. Ve Perinçek bu konuda ne kadar gözü kara olduğunu gösterdi. Hiçbir kimsenin yayınlamaya cesaret edemediği, büyük İslam mutasavvıfı Salman Rüşdi Hazretleri tarafından yazılan
“Şeytan Ayetleri” kitabını tefrikalar halinde Aydınlık dergisinde yayınlamaya başladı. *
“İki günü aynı olan ziyandadır” hadisi her zaman yol göstericisi oldu.
Belki hadisi yanlış anladı ama sözcük anlamı olarak bu hadise her zaman uydu.
Hiçbir günü diğeriyle aynı olmadı.
Dün söylediğinin ertesi gün tam tersini söyleyerek iki gününün hiçbir zaman aynı olmamasını sağladı.
Bu hızlı değişimler belki bazılarının başını döndürdü ama o Peygamber’in sünnetini yerine getirdiği için huşu buluyordu.
Fakat en son olarak Mao Aleyhisselam’ın yerine Atatürk’ü koymaya karar vermesi birçok kişiyi şaşırttı.
Çünkü daha önce yazdığı “Din ve Allah” kitabında, kendisine gökten inen belgelerin yardımıyla Atatürk’ün bir inançsız, bir materyalist olduğunu kanıtlamaya çalışmıştı.
Namazında, niyazında bir insan olan Perinçek’in Atatürk’ü programına alması bu yüzden beni bile şaşırttı.
Ama büyük insanların hikmetinden sual olunmaz. Günaha girmeyelim, belki az önceki hadise uyduğundan dolayı böyle yapıyordur.
Nasıl yıllar boyunca savunduğu Mao Aleyhisselam’ı bir kalemde silip attıysa, belki aylar sonra Atatürk’ü de programından çıkarabilir.
Bu da kimse için şaşırtıcı olmaz.
Şaşırsa şaşırsa ancak Siber NATO şaşırır.
Bizim bu noktada Perinçek’e diyebileceğimiz tek şey, “Cenab-ı Allah yolunu açık etsin”olabilir. A
ma biz yazımızı bu büyük İslam mutasavvıfının çeşitli vaazlarında söylediği Allah hakkındaki sözleriyle bitirelim.
“Ortadoğu dinlerinde “Rab” sözcüğünün efendi anlamına gelmesi, Allah’ın sınıfsal kökenini açıklar.”
“Yeryüzünden koparılarak soyutlanmasına rağmen semavi dinlerdeki Allah’ın insan modelinden türetildiği, üstünkörü bir incelemeyle bile görülür.”
“Allah, insanların çoğunun kul olarak kalması için icat edilmiştir (!!!)”
(Din ve Allah, Kaynak Yayınları)