PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ALLAH'ın adı


K.C.
06-10-2006, 18:08
Allah, iş bu özel adını niçin Musa'ya, İsa'ya ve daha önce gönderdiği 124 bin veya 24 bin peygamberden hiç birine bildirmedi de özel adını açıklayacağı kavim olarak müşrik Mekkelileri seçti?

Müşrik Mekkeliler AY TANRISI diye taptıkları Tanrının gerçekte TEK TANRI olduğunu bilmiyorlar mıydı?

Muhammet, daha önce uyarılmamış bir kavme geldiği iddiasında lakin, bu kavim Allah'ın adını nerden biliyor? Yoksa bu kavim daha önce uyarılmış ve Tanrı o uyaran peygambere özel adının Allah olduğunu bildirmiş midir?

everest
06-10-2006, 19:13
sevgili arkadaşım allah adı daha önceleri kabede var olan büyük bir putun adıydı

pante
06-10-2006, 21:56
K.C.'nin bu güzel sorusuna verilecek yanıtı ben de merak ediyorum. Tabi, Tevrat ve İncil'in tahrif edildiği iddiasına sarılmadan ve İbrahim'den, İsmail'den "Allah" isminin kaldığı ama zamanla putperestliğin ortaya çıktığı şeklinde bir senaryo oluşturmadan verilecek mantıklı bir yanıt..

humayun
07-10-2006, 06:45
Allah kelimesi bizim türkçe de tanrı (yaratıcı) olan karşılığıdır.El-İlah kelimesinden gelmiştir.Arapça karşılığı ilah tır.

hiramusta
08-10-2006, 02:38
İbraniceyle karşılaştıralım;
Allahım=Elohim
YaHu=Yahve
YaHüve=Yehova

de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur...17/110

walla
08-10-2006, 14:11
bence en güzel iki isim.

[silindi..
Sevgili walla, *istediğin tartışmaya gir ama açık provokasyon yapıyorsun. Bu şekilde sitenin düzeyini düşürmene izin veremeyiz
sargon]

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 06:08
Çok önemli bulduğum Bu başlığı aşağıdaki metinle ve daha geniş argümanlarla düşünce tartışmasına açmak istedim:

İSLAM ÖNCESİ ARABİSTANINDA AL-İLAH (ALLAH) İNANIŞI
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=55

---------------------------

Arapçada "ilah" olan tanrı kelimesi İslamiyetle beraber "Allah" a dönüştürüldü.(Southern Arabia, Carleton S. Coon, Washington, D.C. Smithsonian, 1944, p.399) Ay tanrısı Al-ilah erkek kabul ediliyordu ve dişi güneş tanrıçası ile evliydi. Üç kızı vardı. Bunların adları Al-lat, Al-Uzzat ve Al-Menat idi:

http://www.turandursun.com/images/babylonian-2100bc-nannar.jpg

Yukarıdaki resim British Museum'dan. İslam öncesi arap inanışlarını çok güzel özetliyor. Solda Allahın kızları Lat, Uzza ve Menat, sağdaki erkek figürü ise Allahı simgeliyor. Muhammed, şeytan ayetleri diye bilinen olayda önce bu Lat, Uzza, Menat adlı tanrıçaları gaf yaparak övmüş ancak daha sonra pişman olmuş ve o sözleri kendisine şeytanın söylettiğini ileri sürmüştü.

Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay tanrısına değişik adlar veriyordu bunlardan bazıları Sin, Hubal ve Kureyşte Al-ilah. Dilbilimciler "Allah" kelimesinin "Al-ilah" tan türediğini söylerler.(İslam Muhammed and His Religion, Arthur Jeffery, 1958, p 85, Muhammad at Mecca, W. Montgomery Watt, 1953, p 23-29)

Bu düşünceler her ne kadar temelli gibi görünse de İslam literatründe şu gerçek vardır : İslam Dini ve Tek Allah inancı Muhammed ile değil Adem ile insanlığa sunulmuştur. Allah isim ve sıfatlarının ne olduğunu ilk insan Adem'e öğretmiştir. (Meleklerin secde konusu da aslında Allah'ın isimleri'ne ve özelliklerine secdedir). "Allah" kelimesi 'de aslında "Bu isimlere işaret edendir"

Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti.Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz." *Kur'an

Ancak ilk insana verilen bu aydınlatıcı bilgiye rağmen kısa bir zaman sonradan başlamak üzere binlerce yıl insanlar bu tanımları değiştirmişler. Kimileri ay ile güneş, kimileri tabiat olayları, kimileri bazı yapay putlar ile Allah ismini birlikte anmaya başlamışlardır. Zaten Elçi ve Kitapların gönderilme nedeni de aslında bu yozlaşmayı durdurmak ve "Allah" kavramını doğru yerine koymaktır. Fazla uzağa arabistana kureyşe de gitmeye gerek yok. Türk atalarımızın Bozkır Kök-Tengri inancını ve Orkun Anıtlarındaki inanç ritüellerini incelerken çok ilginç bilgilere rastlamıştım. Orkun Anıtlarında Allah şöyle tarif edilir :

tektir, eşi ve benzeri yoktur. Yaratıcıdır; bilinen ve bilinmeyen her şeyi O yaratmıştır. Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır. Buyurur, iradesine uymayanları cezalandırır. İnsanlara kut ve ülüg (kısmet) bağışlar ama bunları layık olmayanlardan geri alır. Canlılara yaşam verir. Ölüm onun iradesine bağlıdır. Varlıklara yaşam verdiği gibi, dilediğinde de onu geri alır.

Ancak Hint kökenli şamanlığın Atalarımızın inanç sistemlerine neler soktuğunu, peri ve cinlerle uğraşan bir toplum olduğunu tarihte inceleyebiliriz.

Yukarıdaki yozlaşma ve sapmalar da tamamen "Öz" Dinin ve tek Allah inancının yozlaşması ile ilgilidir. Bunlar sadece isimlerle sınırlı değildir. Mekkeliler namazda kılıyordu. Namaz İbrahimden o güne süren bir ibadettir. Ancak bu ibadetide yozlaştırmışlardı. Çıplak kılıyorlar ve üstlerindeki elbiselerden arındıklarında Allah'a daha yakın olacaklarını sanıyorlardı. Tıpkı bugün sarık sararak ya da belli bir türbenin yanından namaz kılmanın erdemliliğine inananlar gibi. Günümüzde de tarikat şeyhlerini tanrı yapan çocuklar ve kızlar olarak atayan yozlaşmış kişiler mevcuttur. Ancak bu doğru kaynaklı gerçek Dinin ritüeli değildir. Adem'de bu yana bu Dinin ritüelleri aynıdır. "TEK ALLAH"

Muhammedin babasının adı Abdullah, arapçada "Allahın kulu" anlamına geliyordu ( abd= kul, ullah=allah). Muhammed, Kabedeki 360 puttan en güçlüsü kabul edilen ay tanrısının ismini alıp tek olduğunu söylüyordu. "Al-ilah tan başka ilah yoktur" (The hajj, F. E. Peters, p 3-41, 1994) Muhammed böylece Al-İlah' ı tek tanrı olarak ilan etti ve diğer putlara tapınmayı yasakladı. *

Evet Abdullah ismi Allah'ın kulu anlamına gelir. Ancak bu İbrahim kökenli Hanif inanışlı bir kavramın açılımıdır. Muhammedin babası Mekkede çok az sayıda kalan (Şu an ben ve benim gibi olanlar gibi) ve yozlaşmamış dini yaşamaya çalışan kişilerdendi. Nitekim diğer isimlerde "Allah" içerikli kelimeye rastlanmaması da o toplumun ne kadar Ademin dinine yakın olup olmadığının göstergesidir. Evet Mekkede bu kelime vardı ama yozlaşmıştı. Kur'an da zaten bu yozlaşmayı sona erdirmek için geldi. İnanç zıvanadan çıkmıştı. İnanç adına kız çocukları toprağın altına gömülüyor, inanç adına akla hayale gelmeyecek zulümler yapılıyordu.

Allah'tır O! Yaratan, Yoktan var eden', şekil veren'dir O! En güzel isimler O'nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa O'nu tespih eder. Azîz'dir O, Hakîm'dir. Kuran

..ve O'nu ay tanrıları ya da tahtadan yaptıkları putlarla birlikte ananlara:

En güzel isimler Allah'ındır; O'na onlarla dua edin. O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Kuran

İslamiyet öncesi arap paganlarının (müşriklerin) ilginç gelenekleri vardı. Bunlar Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutarlar, Mekke'ye Hacca gidip Kabe'nin etrafında yedi kez dönerler, "Kara Taş" ı ( Hacerül Esved) kutsal sayar onu öper ve günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılarlar, şeytan taşlarlardı. ( Is Allah the Same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9, İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah)

Yine yukarıdaki yazımın temelinde birkaç Ayet ekliyorum:

Ey iman sahipleri!Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır.Bu sayede korunmanız umulmaktadır. Kur'an

..ve Kabe/Hacc

Hatırla o zamanı ki, biz Beytullah'ı insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık.Siz de İbrahim'in makamından bir dua yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şu sözü ulaştırmıştık: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku-secde edenler için evimi temizleyin!" *Kuran

Oruç ve Hacc'da Muhammed'in sonradan getirdiği ibadetler değildir. Ancak dikkat ederseniz Beytullah kavramına : "insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık." açıklaması varken bile 21.asırda Hacc ibadetine sokulan onlarca hurafe vardır. Aynısı daha önce de olmuştur.

Ayrıca Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından yapılmamıştır,Yaklaşık MÖ. 800 lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Kabe bu tarihten sonra paganlar tarafından "Al-ilah ın evi" olarak anılmaya başlanmıştır (A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim).

Araştırma kilitlenmiş ve yön değiştirmiştir. "eldeki kanıtlar" nedir? Ancak bu konu şu açıdan önemlidir, Kuran'da Kabenin ilk yapılışından daha çok İbrahime "Yerinin Gösterilmesinden" bahsedilir. Yani Kabe Adem ya da daha önceki bir Elçi tarafından da yapılmış/yıkılmış olabilir.

Bir zamanlar İbrahim için, o evin yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû-secde edenler için temizle. Kur'an


Bugün İslamcılar her ne kadar İslam dininin Muhammedden önce de var olduğunu, bu nedenle İslam inacına ait öğelerin eski pagan toplumlarda da görülmesinin normal olduğunu iddia etse de bu iddialarını destekleyecek Kuran haricindeki tarihsel belge ve delillerden tamamen yoksundurlar.

Bu nokta çok önemlidir. Şu açıdan: Kur'an'a karşı çıkan Kureyş ileri gelenleri hiçbir zaman bu kitabın tarihi saptırdığını iddia edememiş bizzat "Eskilerin masalı" argümanı ile yaklaşmıştır. Ya da otoritelerinin yok edilmesi ve yozlaşmış dinin rantlarını yok etmesini sorun yapmışlardır. Yani Kur'an -Dini Ritüeller Açısından- çok güçlü bir kitaptır.

Şimdi yine Kurandan bir alıntı yapalım :

1. Rabbinin, Fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3. Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi,
4. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan (kuşlar).
5. Nihayet onları, kurt yeniği ekin yaprağı gibi yaptı.

Bu Ayetler Habeşli Ebrehenin Kabeye saldırı planı üzerine gönderilmiş ayetlerdir. Ve işin ilginç yanı bu olay Mekkeliler açısından bir yakın tarih olayıdır. yani yaşları 60-70 arası olanlar bu tarihlerde Kabe yakınlarında çok büyük bir tabiat olayı yaşandığını ve binlerce kişinin bu olayda yok olduğunu biliyorlardı. ve hiçbiri buna karşı çıkmamış. Bunu da nerden uydurdunuz dememiştir. Sadece dedikleri "Allah bu olayın yaşandığını niçin göndersinki" olmuştur.

Bu açıdan bakıldığında Kur'an aynı zamanda temelli ve argümanlı bir "İnsanlık Tarihi" kitabıdır.


------------------
Bu konuyu Temelli ve Argümanlı olarak geliştirebilecek arkadaşlarla konuşmaya devam edebiliriz.
Saygılar.

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 06:39
(Şu an ben ve benim gibi olanlar gibi) *kısmına bir kısa açıklama getirmek isterim. İnanın her yıl kurban bayramı diye diye ortalığı kan gölüne çevirenlerin ne yaptığını nasıl bir yozlaşmaya uğradığını Özgür aklımla Kuran'dan öğrenmesem ben zor müslüman olurdum. "Nahr" Arapçada "Göğüsleme" anlamına gelmekte iken ve Muhammed'e "Zorluklara Göğüs ger" emri varken. Kevser suresini "namaz kıl ve kurban kes" şeklinde tercüme edip yayanlar ya tam et oburdu ya da aklı kıt bir güruh. Oysa Kuranda konu edilen kurban ve kurban ile ilgili bilgiler, haccda hacıların mükellef tutulduğu “هدى *Hedy`e (hacıların hediyesi)” yöneliktir, yoksa bayram havası ile sağda solda hayvan kesmeye yönelik değildir. Rivayetlerin ve tarihî belgelerin hiçbirinde, Mekke`de bu sure indiği dönemlerde ve Medine dönemindeki hacca kadar bir kurban olayı anlatımı söz konusu değildir. Yani ne peygamberimiz, ne o günkü Müslümanlar, bu ayetler indiği zaman Mekke`de kurban kesme şeklinde bir ibadet yapmamışlardır. Bazıları kurban konusunu İbrahim peygambere bağlarlar ve onun oğlunu kurban edişini konu alan bir çok Kur`an dışı kültürü kendilerine kaynak kabul ederek detaylara girerler. Ama Kur`an`a, Saffat suresinin 83-113. ayetlerine baktığımızda ise, bu olayların kurban ile uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığı görülmektedir. Yine bazıları da Maide suresinin 27-31. ayetlerindeki “iki âdemoğlu” kıssasından kurbana kaynak aramaya çalışsalar *da ilgili pasajda hayvan kurban etme anlamı bulunmamaktadır.

Bu kurban konusu ya diğer konular? Angarya haline getirilen ibadetler. Allah'ın / "Zorlanıyorsan tutmayabilirsin ve bir yoksul doyurabilirsin"-Kur'an / *açılımı ile yaklaştığı "Oruç" un artık sokaklarda oruç yiyen kovalama şekline çevrilmesi ama günlük yaşamında Allah ile birlikte ve güzel işler peşinde olduğunun "deklaresi" anlamına gelen Namazın bile uyduruk kültür dininde bu kadar önemli olmaması. Gece yarıları dan dan da dan dan diye davul eziyeti.

..ve daha yüzlerce sapma / yozlaşma...

Uyduruk dinin tanıdığı ve empoze ettiği "Allah" gerçekten çok uzaklaştırıcı.

"Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: Bir ateş tutuşturmak istedi. Ateş, çevresindekileri aydınlattığında,Allah onların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler." Kuran

Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz?Bunların içlerinden bir fırka vardı ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, kavramalarının ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı. Kuran

Benim Allahım ise bana dost ve beni hep güzel işlere yönlendiriyor.


Gün gelecek, her benlik, hayırdan işlediğini önünde bulacaktır.Kötülükten işlediğini de...İsteyecektir ki, önüne getirilenle kendisi arasında uzun bir mesafe olsun.Allah sizi, kendisinden sakınmaya çağırır.Allah, kullarına karşı Rauf ’tur, çok şefkatlidir. Kuran

jayjay
22-10-2006, 09:28
İbraniceyle karşılaştıralım;
Allahım=Elohim
YaHu=Yahve
YaHüve=Yehova

de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur...17/110
Sevgili dostum
Sorun olan neden Muhammed'in tanrısı kendisine isim olarak bir put ismi seçmiştir. Başka isim seçse kimse bu kadar üzerine gitmezdi.

22-10-2006, 10:02
Arkadaslar bilerek mi konusuyorsunuz yoksa bilmeden sadece muhalefet etmek için mi konusuyorsunuz? Allah kendisine bir isim secmemiştir. Allah'ın sıfatları vardır ve biz ona bu sıfatları ile sesleniriz.

mmmehmetk
22-10-2006, 10:10
Şimdi yine Kurandan bir alıntı yapalım :

1. Rabbinin, Fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3. Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi,
4. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan (kuşlar).
5. Nihayet onları, kurt yeniği ekin yaprağı gibi yaptı.

Bu Ayetler Habeşli Ebrehenin Kabeye saldırı planı üzerine gönderilmiş ayetlerdir. Ve işin ilginç yanı bu olay Mekkeliler açısından bir yakın tarih olayıdır. yani yaşları 60-70 arası olanlar bu tarihlerde Kabe yakınlarında çok büyük bir tabiat olayı yaşandığını ve binlerce kişinin bu olayda yok olduğunu biliyorlardı. ve hiçbiri buna karşı çıkmamış. Bunu da nerden uydurdunuz dememiştir. Sadece dedikleri "Allah bu olayın yaşandığını niçin göndersinki" olmuştur.

Bu açıdan bakıldığında Kur'an aynı zamanda temelli ve argümanlı bir "İnsanlık Tarihi" kitabıdır.


selamlar
tamamıyla katılıyorum.bu olayda en yaygın görüş peygamberin doğduğu yıl olduğudur.yani hz.muhammet sav.peygamberliğini ilan ettiği zaman bu olayın pek çok şahidi hayattaydı.gerçekten çok ilginç hiç bir müşrik bu olayı peygamber sav a karşı kullanmamışlar yorum yapmamışlar.esasen müşriklerin ALLAH CC.nin varlığıyla ilgili bir problemleri yoktu.Onlar ALLAH CC yi tanıyor ve varlığına inanıyorlardı.

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 10:21
İbraniceyle karşılaştıralım;
Allahım=Elohim
YaHu=Yahve
YaHüve=Yehova

de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur...17/110
Sevgili dostum
Sorun olan neden Muhammed'in tanrısı kendisine isim olarak bir put ismi seçmiştir. Başka isim seçse kimse bu kadar üzerine gitmezdi.

Birde yazılanları okusanız :(
Muhammedin Tanrısı değil Ademin Allah'ı.

mep
22-10-2006, 10:27
Türk ibrahim *abim.
* İncil,Tevrat,Zebur gibi diğer din kitaplarında da tanrının adı Allah olarak geçiyormu?geçmiyorsa Allah bütün isim ve sıfatlarını ademe öğrettiğine göre isa,musa,davut bunu bilmiyorduda kabede *puta tapanlar bilip tanrılarına ,allahtan esinlenip,al-ilahmı diyorlardı?

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 10:36
Türk ibrahim abim.
İncil,Tevrat,Zebur gibi diğer din kitaplarında da tanrının adı Allah olarak geçiyormu?geçmiyorsa Allah bütün isim ve sıfatlarını ademe öğrettiğine göre isa,musa,davut bunu bilmiyorduda kabede puta tapanlar bilip tanrılarına ,allahtan esinlenip,al-ilahmı diyorlardı?

Sayın Mephisto, Yukarıda izah etmeye çalıştım. "Allah" bir isim değil. Sıfatları ve Özellikleri ile işaret edilen demek. bakın Allah şudur ki diyor :

Allah'tır O! Yaratan, Yoktan var eden', şekil veren'dir O! En güzel isimler O'nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa O'nu tespih eder. Azîz'dir O, Hakîm'dir. Kuran

İncil, Tevrat ve İbrahim'in, Davut'un sayfalarında da aynı sıfatlar mevcut. Adem'den bugüne hep aynı sıfat ve özellikler. Örneğin Bozkır Türkleri Kök-Tengri demiş ama yine özellikler aynı. (şamanizmden etkilenmeden önce). Bu Hanif Din. Tevhid Dini. Tek Allah. Araplarda belki tarihi serüvende bir keşişle karşılaştı ve bu sıfat ve isimleri "al-ilah" olarak adlandırdı. sonra bir tarikat ya da yozlaşırıcı birşey çıktı Al-Lat, Al-Uzza çıktı. Onlara sormak gerek benimkisi sadece beyin jimnastiği. Ama sapıttıkları kesin.

Saygılar.

jayjay
22-10-2006, 12:44
Allahın sıfatları aynı değil! Bir çok dinde değşiyor. Hem müslümanlar isme takılmayalım diyorlar da olayı geçiştirmeye çalışıyorlar. Muhammed'in en büyük düşmanı putperestlerdi, neden onların en büyük putunun simini vermiş? Davadan mı dönmüş? :)

agnostic_z
22-10-2006, 12:58
İroniye bakarmısınız şimdi yaratıcı güce tanrı diyince zındık damgası yiyosun allah demen gerekiyo islamda.Madem öyle neden islamda bile tanrı vs. demek yasak ta allah demek zorunlu?Malum arapça olsun çamurdan olsun anlayışı var ya.

22-10-2006, 17:48
JayJay anlasılan oki KUR-AN'ı hiç okumamıssın okuduysanda iyi anlayamamıssın. KUR-AN cok acık bir sekilde ALLAH'ı diyer putperestlerin taptıkların ayırt ediyor ve onlara ibadet edilmemesini emrediyor.
41/37- Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz.

Ayrıca Allah'ın sıfatları aynı değil! Bir çok dinde değşiyor diyosun. Günümüzde hükmü gecerli bir tek din vardır oda islamiyet diger dinler Kur-an geldikten sonra hükmünü kaybetmiştir.

walla
22-10-2006, 18:37
İbrahim 7 dediki
Arkadaslar bilerek mi konusuyorsunuz yoksa bilmeden sadece muhalefet etmek için mi konusuyorsunuz? Allah kendisine bir isim secmemiştir. Allah'ın sıfatları vardır ve biz ona bu sıfatları ile sesleniriz

Haydi İbrahim bu sıfatları ile Allaha bir seslende duyalım...

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 18:45
Haydi İbrahim bu sıfatları ile Allaha bir seslende duyalım...

ben de İbrahim ben yanıt vereyim :)
Şu an yazdığın yazıyı bile onun "Alim" sıfatının yansıması ile yazıyorsun. Yani klavye ve harfleri kastediyorum. *kelimelerini deyil :) inanmaz isen Allahın "Hayy" ismiyle 3 dk. nefes alma. Kuşlar Allahın vahyi ile kanat çırpar.. Bal arısı yine Vahy ile çiçekleri dolaşır. Bulutlar Vahy ile dolar ve boşaltır. Ve hepsi (Senin yapın dahil) Allah'ı Tesbih eder. (Tesbih: Hayranlık, Noksan özelliklerden uzak tutma)

jayjay
22-10-2006, 18:53
JayJay anlasılan oki KUR-AN'ı hiç okumamıssın okuduysanda iyi anlayamamıssın. KUR-AN cok acık bir sekilde ALLAH'ı diyer putperestlerin taptıkların ayırt ediyor ve onlara ibadet edilmemesini emrediyor.
41/37- Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz.

Ayrıca Allah'ın sıfatları aynı değil! Bir çok dinde değşiyor diyosun. Günümüzde hükmü gecerli bir tek din vardır oda islamiyet diger dinler Kur-an geldikten sonra hükmünü kaybetmiştir.
Saolasın dostum, bir müslümandan beklediğim cevabı vermişsin. :D
Kuran'ı okumadığımı nasıl iddia ettin, nasıl anladın?
Sana göre tek hükmü geçerli din islamdır. Kendi adına konuş. Hem hükmü geçerken derken eğer dünya'da takılan, kayda değer bulunanı kastediyorsan biraz yanılıyorsun gibime geldi :)

Saygılar...

skyandstars
22-10-2006, 19:09
ibrahim kardesim ALLAH adına soyledıgın her seye katılıyorum.ancak buradakılere oyle belgeler carptım ki.artık ancak uydurmaktan baska carelerı yok.

onlar palavracı uydurmacıların bırı.

ey insanlar;siz öleceksiniz,onlarda ölecekler.
simdi siz onlara akmayın.ben onlara delillerimi gosterecegim.


ölüm var ölüm...bırakın ne halleri varsa gorsunler.islamiyetin ısıgı sonsuza kadar devam edecektir.

islamiyeti terkeden toplumlar tarihte hep yok olmuslardır.

//bkz...islamın ısıgında tarih c1 ,otuken yayınları //

skyandstars
22-10-2006, 19:12
jay jay kardesım sen okumussun o halde soyluyorum ki sana; kuran ı muhammed mi yazmıs...soyle bakalım.

skyandstars
22-10-2006, 19:14
eger kuranı muhammed yazmıs dersen jay jay kardesım..sana sapasaglam bir belge gosterecegım ki...senın okumadıgın bellı olacak.

jayjay
22-10-2006, 19:37
Evet kuran'ı muhammed yazmış. Şimdi belgeni göster dostum.

spartacus
22-10-2006, 20:02
Merhaba
Sevgili K.C., üzerinde pek düşünmediğim bir şeydi, kelime için, ifadesi içine iz sürmek gerekir, *bildiğim ise aşağıdaki kelimelerdir, araştırma yapılabilir.

Sümerler ve sonrasında EL kelimesinin bölge açısından vurgusu üzerine.
EL-ELAH.
MÖ 2000 ler, İbrahim Peygamber dönemi. Kenan dini, yada Ken'an, arkeolojik buluntular kelime için burayı işaret ediyor.. Ama kökene gitmeye çalışmak lazım.

Mesala Dilmun(sümer cenneti) için EDEN bahçeleri, cennetteki ADN bahçeleri gibi.... Okunuşta E-A-İ ilişkisi, ve yerine göre baştaki harfin düşmesi yada ön harf alma durumları gibi ... Abraham-İbrahim, Abram, İbram, ELAH-İLAH, EDEN-ADN, AMON, AMEN, AMİN.... Mesala benim kafamı kurcalayan, ATON ve Musa* Peygamber evveli, her şeyde(Tanrı sende(brahman), sen tanrıda, her şeyde onunla) olduğu öngörülen BRAHMAN(Hint) için iz sürdüğüm, ticaret ve ipek yolunun merkez kabul ettiği yerin Hindistan gibi, kimi peygamberlerin oralara ticaret yaptığı gibi, yada oradan da göç etmiş olduğu iddiaları gibi(ibrahim), BRAHMAN-BRAHİM-RAHMAN-RAHİM gibi....

*Musa Peygamberden neredeyse 1000 yıl sonra yazıldığı öngörülen(dili ile) Tevrat gibi, kaynağa gitmeye çalışmak lazım, eldeki kaynaktan(tevrat) 1000 yıl öncesine gitmek gibi, o zamanda Mısır'da ki ve Musa(Moses) nında orada olduğu dönemde Firavunun( Ahenaton ölüm:1353) tek Tanrı Aton'u ifade etmekle, ve sadece kendisi ile konuştuğunu?!, iletişime geçtigini bildirmekle, rahip ve üst kesimin elindeki gücü kaybetmesine yol açtığı için, büyük bir direnç ile kurtulmaya çalışılan ATON(tek-tanrı) ve ona inanırların sürülebileceği gibi...

walla
22-10-2006, 20:34
İşte Kuranı Muhammedin yazdığının kanıtı;
Fatiha süresi...

* * *1. Bismillahirrahmânirrahîm *

* * 2, 3, 4. 5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. *

* * 6, 7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. *

* * Allah burda kendisi için İKİNCİ BİR ŞAHIŞ gibimi bahsediyor yoksa Muhammed bir an için kuranı kendisinin yazdığını unutup kendi ağzındanmı konuşuyor.
Allah böyle dermi?
Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. *
*yada şöyle dermi?
Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. Allah bunu yine Allahdan mı diliyor?
Yada Allah böyle dermi?
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. *
Allah kendi kendine böyle dermi. Kuran Allahın Söylemleri ise Allah burda Başka bir Allahlamı konuşuyor.

Allahın burda başka bir Allahla konuşması sadece FATİHA süresinde değil birçok ayette var. Yada Muhammed bir an dalgınlığa deliyor Kendi Söylemlerini Kuran (Allahtan) diye yutturmaya çalışıyor.

Bu konuya Mantıklı bir yanıt verene bir lolitop.

jayjay
22-10-2006, 20:44
Walla arkadaşım tövbe et ve yüce dine geri dön. *Sen kaç kurtul beni merak etme. Az sora skyandstars kaynağı yüzüme çarpacak.

walla
22-10-2006, 21:23
:twisted: :twisted: :twisted: :twisted:

yokmu lolitop kazanacak

22-10-2006, 22:49
walla Kuran, mana itibariyle Allah'ın kelamı, fakat söz kalıpları (lafız) itibariyle meleğin sözüdür. BU KUR-AN'dada acıkca belirtilmiştir
"O, değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözüdür" (Teakvîr Suresi: 19)

jayjay
22-10-2006, 23:00
ibrahim7 beklediğim cevapları vermeğe devam ediyorsun.
Bak bu yanlışları kendin yazıyorsun ama düşünemediğin için bunların birer islamiyet gerçeği olduğunu söyleyemiyorsun.

22-10-2006, 23:04
neresi yanlıs lütfen acıklarmısın.

jayjay
22-10-2006, 23:14
walla Kuran, mana itibariyle Allah'ın kelamı, fakat söz kalıpları (lafız) itibariyle meleğin sözüdür. BU KUR-AN'dada acıkca belirtilmiştir
"O, değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözüdür" (Teakvîr Suresi: 19)

Bak dostum sen bi defa ilk yanlışı inanmadığımız kitaptan cevaplar vererek yapıyorsun.
Açıklamaların çelişkili. Yani söz kalıpları olarak meleğin sözüdür diyorsun. Allah söylemek istediğini anlatamıyor da cebrail mi bunu başarıyor? Arapça'ya cebrail mi çeviriyor?
Hem bir de şu cebrail de ayak işlerine bakıyor. Melekte biraz onur olur ya. Kaç zamandır bu işlerde uğraşıyor. En son Bahaulah denilene de vahy getirmiş. 8 milyonu peşine takmış ya bu Bahaullah neyse...

jayjay
22-10-2006, 23:24
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4061

bak bi de burda vahyin geliş şekilleri var.

22-10-2006, 23:32
Sen inkar etmekte ısrar ediyorsan ben napıyım. ALLAH islahetsin seni. Senden tek bir istegim var insanların inanısları ve o inanıslarındaki degerli varlıklar ile ilgi yorum yaparken lütfen alaycı ve asagılayıcı bir uslup ile konusma.

jayjay
22-10-2006, 23:57
Dostum bak yine havalelere başladın. Kendi açtığın çukura düşünce bu yola başvurdun. Bir daha ayet verirken daha dikkatli ol. olur mu?

Üslubumu da sana soracak değilim. benim yazdıklarımda TCK'ya ters bişi yok varsa yönetici abil ve ablalarımıza bildiirrsin. Zaten şikayetler buraya diye bir başlık var.

Benim de senden bir ricam var. Şunu çok iyi bil senin gibi düşünmeyen milyarlar var. O yüzden senin her söylediğin ve çevrendekilerin her söylediği ve düşündükleri kesin doğru değildir. Sadece ne yaptığını sorgula ve korkma.

skyandstars
23-10-2006, 11:50
arkadaslar jay jay ın dedıgın gıbı carpıyorum yuzunuze..ama ılk once bu mesajımda walla nın sozune sunu dıyecegım...kuranın orjınalı arap toplumuna harekesız otresız ve seddesız gonderılmıstır..bunda arap toplumlarının ( o ankı arap toplumunun) anlaya bıldıgı bır lısan mevcuttur..soyle ki ;wallanın yazdıgı ayetler arap toplumuna soylenmesı gereken cebraıl tarafından ıletılmıs sozlerdır..ve arap toplumuna ıletılmesı ıcın cebraıl tarafından onlara DEKİ sozcugu kullanılmıstır..anladın mı valla kardesım benım..her ayetın basında bır gızlı dekı manası vardır..bunun delıllerı ap acık sekılde bıldırılmektedır..kuran ı senın gıbı okursa oohhhhoooo ısımız var bızım..hic okunmaz ve anlasılmaz olur ...yanı soyle ki; butun toplumların anlasılması ıcın kuran harekelı ve seddelı otrelı harflerıyle o ankı zeyt bın sabıt komutasında halıfe omerın sayesınde butun ıslam alemıne mushaf olarak cagaltılıp dagıtılmıstır.ve kuran 7 harflı olarak okunması amaclanmıstır...bunda da anlasılması ve benımsenmesı ıcın kuranın orjınal metnınde belırtılen arap toplumuna soylenme sanatı farklı olup orjınal metnıyle butun aleme bıldırılmıstır..burda kuran da *yazılan soylenme sanatı ıslam mufessırlerı tarafından belgelerle ıspatlanmıstır.yanı her ayetın basında teblıg makamı olarak ıletılme sozcugu vardır..kuranı muhammed yazmamıstır..

ama sız oyle zannedıyorsunuz.

// filibeli ahmed hilmi tefsir,ibni kesir tefsir II. DİYANET kuran meali ve makamı c1 ve c2.hadıs usulleri.tirmizi kutubi sitte c1 II //


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

skyandstars
23-10-2006, 11:53
TEVRAT'TAN 1500 YIL ÖNCESİNE AİT EBLA TABLETLERİNDE
ADI GEÇEN PEYGAMBERLER

M.Ö. 2500'lü yıllardan kalma Ebla Tabletleri, dinler tarihi açısından çok önemli bilgileri günümüze kadar taşımaktadır. Arkeologlar tarafından bulundukları 1975 yılından itibaren birçok kez araştırma ve tartışma konusu olan Ebla Tabletlerinin en önemli özelliği ise, içinde İlahi kitaplarda bahsedilen üç peygamberin adının geçmesidir.

Önemli bilgiler içeren Ebla tabletlerinin, binlerce yıl sonra bulunması, Kuran'da bildirilen toplulukların durumunun coğrafi olarak da açıklanması bakımından oldukça önemlidir.

Ebla, M.Ö. 2500 yıllarında, bugünkü Suriye'nin başkenti olan Şam ile Türkiye'nin güneydoğusunu da içine alan bir bölgeyi kapsayan bir krallıktı. Bu krallık, kültürel ve ekonomik olarak doruğa çıkmış ama bir dönem sonra -birçok medeniyette olduğu gibi- tarih sahnesinden silinmişti. Ebla Krallığının, döneminin önemli bir kültür ve ticaret merkezi olduğu, tuttukları kayıtlardan da anlaşılıyordu. Eblalılar devlet arşivi oluşturan, kütüphane kuran ve ticari sözleşmeleri yazılı kayıt altına alan bir medeniyetin sahibiydiler. Hatta Eblaca (Eblait) denen kendi dillerini oluşturmuşlardı. (Ebla", Funk & Wagnalls New Encyclopaedia, (c) 1995 Funk & Wagnalls Corporation, Infopedia 2.0, SoftKey Multimedia Inc.)

Yer Altında Saklı Kalan Dinler Tarihi

1975 yılında yapılan kazılarda ilk bulunduğunda, o zamana kadar klasik bir arkeoloji başarısı olarak değerlendirilen Ebla Krallığı, gerçek önemini çivi yazılı yaklaşık 20.000 tablet ve parçalarından meydana gelen arşivin bulunması ile kazanmıştır. Bu arşiv, aynı zamanda diğer arkeoloji uzmanlarının üç bin yıldan beri bildikleri bütün çivi yazılı metinlerin dört kat daha fazlasıydı.

Tabletlerdeki dil, Roma Üniversitesi'nde arkeolojik yazı uzmanı olan İtalyan Giovanni Pettitano tarafından çözüldüğünde, konunun ne denli önemli olduğu daha da iyi anlaşılmış oldu. Bu sayede Ebla Krallığının ve bu muazzam devlet arşivinin bulunmuş olması artık yalnızca arkeolojik değil, dini çevreleri de ilgilendiren bir konu haline gelmişti. Çünkü tabletlerde Kuran-ı Kerim'de adı geçen melek Mikail (Mi-ka-il) ve Hz. Davut ile beraber mücadele eden Hz. Talut'un (Sa-u-lum) yanı sıra (Doubleday, 1981, s. 271-321) üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin adı geçiyordu. Hz. İbrahim (Ab-ra-mu), Hz. Davud (Da-u-dum) ve Hz. İsmail (Iş-ma-il)'in isimleri... (Howard La Fay, "Ebla: Bilinmeyen Büyük Bir İmparatorluk", National Geographic Magazine, Aralık 1978, s. 736)

Ebla Tabletlerindeki İsimlerin Önemi

Ebla Tabletlerinde saptanan peygamber isimlerinin çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Çünkü bu isimlere ilk kez bu kadar eski bir tarihi belgede rastlanmaktaydı. Tevrat'tan 1500 yıl öncesine ait olan bu bilgiler oldukça dikkat çekiciydi. Hz. İbrahim'in isminin tabletlerde geçiyor olması, Hz. İbrahim ve onun getirmiş olduğu dinin Tevrat'tan önce var olduğunu teyit ediyordu.

Tarihçiler Ebla'da bulunan tabletleri bu açıdan değerlendirdiler ve Hz. İbrahim ve onun risaleti hakkındaki bu önemli keşif, dinler tarihi açısından önemli bir araştırma konusu haline geldi. Amerikalı arkeoloji uzmanı ve dinler tarihi araştırmacısı David Noel Freidmann da yaptığı incelemelere dayanarak tabletlerdeki İbrahim ve İsmail gibi isimlerin peygamber isimleri olduklarını bildiriyordu. (Bilim ve Teknik Dergisi, sayı 118, Eylül 1977 ve sayı 131, Ekim 1978)

Tabletlerde Geçen Diğer İsimler

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tabletlerde geçen isimler, üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin ismiydi ve tabletler Tevrat'tan çok daha eskiydiler. Ayrıca bu isimlerin yanı sıra tabletlerde başka konular ve yer isimleri de geçiyordu. Bu bilgilerden ve yer isimlerinden anlaşıldığına göre ise, Eblalılar ticarette başarılıydılar. Ayrıca yazılarda Ebla'ya uzak olmayan Sina, Gazze ve Kudüs isimleri de geçiyordu. Bu da Eblalıların bu yerlerle olan ticari ve kültürel ilişkilerini gösteriyordu. (Harun Yahya, Kuran Mucizeleri)

Tabletlerde görülen önemli bir ayrıntı ise Lut kavminin yaşadığı yer olan Sodom ve Gomorra bölgelerinin isimleri idi. Bilindiği gibi Sodom ve Gomorra, Ölüdeniz kıyısında, Lut kavminin yaşadığı, Hz. Lut'un tebliğ yapıp insanları din ahlakına çağırdığı bölge idi. Bu iki yerin dışında ayrıca Kuran ayetlerinde geçen İrem şehri de Ebla Tabletlerinde geçen isimlerin arasında bulunmaktaydı.

Bu isimlerin en dikkat çekici yanı ise, peygamberlerin tebliğ ettiği kitaplar dışında şimdiye kadar bulunmuş başka hiçbir metinde geçmiyor olmalarıydı. Bu o dönemde hak dini tebliğ eden peygamberlerin haberlerinin bu bölgelere de ulaştığını gösteren önemli bir belge niteliğini taşımaktadır. Reader's Digest dergisindeki bir makalede, Kral Ebrum'un iktidarı döneminde Eblalıların dinlerinde değişim olduğu, insanların Yüce Allah'ın adını yüceltmek için isimlerine ön ek kullandıkları kaydedilmiştir.

Yüce Allah'ın Vaadi Haktır...

Yaşadıkları dönemden yaklaşık 4500 yıl sonra ortaya çıkan Ebla tarihi ve Ebla Tabletleri gerçekte çok önemli bir gerçeğe de dikkat çekmektedir: Yüce Allah, Ebla'ya da her topluluğa olduğu gibi elçiler göndermiş ve onlar da kavimlerine gönderilen dini tebliğ etmişlerdi.

Kimi kavimler kendilerine ulaşan dini kabul edip hidayete ermiş kimileri ise peygamberlerin tebliğ ettiği dine karşı çıkıp sapkın bir hayatı tercih etmişlerdir. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Yüce Allah, bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmektedir:

"Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün." (Nahl Suresi, 36)



1) "Ebla", Funk & Wagnalls New Encyclopaedia , (c) 1995 Funk & Wagnalls Corporation, Infopedia 2.0, SoftKey Multimedia Inc.
2) Mitchell Dahood, "Ebla", The Academic American Encyclopaedia ,Op. Cit.
3) Howard La Fay, " Ebla: Bilinmeyen Büyük Bir İmparatorluk ", National Geographic Magazine , Aralık 1978, s. 736.
4) Chaim Bermant ve Michael Weitzman, "Ebla: Arkeolojide bir İlham" , Times Kitapları , 1979, Wiedenfeld ve Nicolson, İngiltere, s. 184. Köşeli parantez içindeki isimler: [İbrahim], [Ismail], [İsrael], [Davut], [Mikail], ve [Mikah] bu yazının yazarınca eklenmiştir

_________________

skyandstars
23-10-2006, 11:56
ibrahim kardesım bırak..bizi yıkamaz onlar..anca ınkar ederler.bız soyluyoruz soyleyecegımızı.hala dırenıyorlarsa bosver.bırak kendı yollarına.nıyetımız fasıstlık degıl.guzelce anlatmak.degıl mı sence de..butun kaynaklar bızden yana..salla gıtsın bunları.sadece uyduruyolar.

skyandstars
23-10-2006, 12:02
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4061


jay jay kardesım ben turandursunun sacmalıklarını sana ıspat ettım.ıslamcı olarak..bır yalanını soyleyeyım sana..

bakara suresınde;

ey ısraıloguları; vaktıyle sızı alemlere ustun kıldıgımı ve verdıgım nımetlerı hatırlayın.


dıyor ki kendısı; kuran da yahudi ırkcılıgı varmıs.bak sıtesıne gorursun.onun agzından yazılmıs bır beyanat.


sen sımdı soyle bana..bu ayet sana sımdıki zamanda yahudi ırkcılıgı oldugunu soyluyor mu..benım 7 yasımda bır oglum var..ona okuttum bu ayeti..ve dedıki bana;

-ama baba bu gecmıs zamanda olan bır hadise.........


yanı turan dursun boyle bırı.anladın mı jay jaycım..uydurmacı palavracının bırı.7 yasındaki bır cocugun aklı yok onda..sen sımdı kalkmıssın bana turandursun un sitesini onerıyorsun..cok yazııııııkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk!!!!!!!

bizde kandık!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
:)

skyandstars
23-10-2006, 12:06
«

--------------------------------------------------------------------------------
jay jay buda sana kapak olsun......





halbu ki edwin hubble hayatında bir kere bıle kuranı okumamıstı.
........

edwin hubble bır hukukcuydu.okulunu bıtırdıkten sonra amerıkaya yasadıgı topraklara gerı donecektı.bındıgı gemısınde uzaklasmanın heyecanını ve buruklugunu bır arada yasıyordu.yıldızları seyredıyordu hubble,olaganustu bır sekılde gozlerını kamastırıyordu yıldızların ahenklı ates toplarındakı ısıkları.hubble hukuk benım ısım olmamalıydı aslında dıyordu.butun omrumu onun bunun davasınla curutmek ıstemıyordu.ve karar vermıstı.

evet evet,karar vermıstı ve astronomı okuyacaktı.yıldızları kendısının ıcat ettıgı dev teleskopla ınceledı.ve yıldızlarda ki red shift (kırmızıya kayısı ) ı buldu..evet modern kozmolojıye damgasını bulacak bır devrımdı bu.yıldızlar samanyolu galaksısınden red shıft olayı ıle uzaklasmaktaydılar.evet soyle ki;

ses ve ısık hızı bır noktadan uzaklastıktan sonra ahnegını ve rengını kaybetmektedir.ornegın;red shıft olayı sabıt bır merkezden uzaklasan bır otomobılın farlarının red shifte benzemesıdır ve kırmızı tona donmesıdır.

edwin hubble bu olayı ıspatladı ve galaksılerın bızden uzaklasmakta oldukları tezını kamu oyuna sundu.tabıkı bılım cevrelerınce anormal karsılandı ..ama ancak.....!!!!!



18 kasım 1982 de amerıkan uzay ajansı COBE ( cosmıc background explorer;) ısımlı roketı yerden 850 km yukseklıkten uzaya fırlattı.ve COBE den gelen kosmık fon ısımaları,olayı tasdık eder cınsteydı.acaba edwın hubble dogrumu soyluyordu.

ve bılım adamları yıne kolları sıvadılar ve bu sefer kesın bır bılgıye ulasmak ıcın WMAP ( wilkinson mıcro anotropy probe ;kosmık fon dalgaları ) adlı roketı uzay semalarına bıraktılar.ve gelen bılgıler yıldızların bıg bung ten 379.000 yıl sonrakı fotograflarını net bır sekılde elde etmeyı basardılar.ve yıldızların red shıft olayı fon dalgalarından ıspat edıldı.

edwin hubble; dunya kosmolojı tarıhınde bır devrım actı ve galaksılerın bızden uzaklastıgını ve evrenın her gecen sanıye genısledıgını ıspat etmıs oldular.

kaynak:// cambrıdge unıvercıty unıversal creatıon ,USA bıg bung historical and cosmolog edwin hubble's teory book c1...bıg bung taskın tuna ol dedi oldu sy 69.. //





evet evren genıslıyor ve yarın daha buyuk bır evrende yasıyor olacagız.


halbuki edwin hubble hayatında bır kere bıle kuranı acıp okumamıstı.



Bir de göğe bakın Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz

zariyat suresi 47.ayeti kerıme

skyandstars
23-10-2006, 12:07
iyi bayramlar

islamci ankara

ozgur_beyin
23-10-2006, 17:24
sky and stars
* * * elbayı okudum ve yeniden hidayete erdim .hrıstiyan sitelerine bir bak
onlarda kutsal kitaplar için senin söylediklerinin benzerlerini söylüyorlarama islamiyetten hiç bahsetmiyorlar. her suya düşen bir şeye sarılıyor .sende elbaya sarılmışın. isim benzerliği veya aynı olması neyi isapat eder tanrıyımı ortak inanç profillerinimi. elbanın yanında muazzez hilmiye çağın kitaplarınada bak mezopamyada şimdiki inanç sistemlerine nasıl yataklık ettiğini görürsün.

skyandstars
23-10-2006, 17:26
ozgur beyın he he he oyle kardesım.devam et sen.:)) ıbrahım tatlısesı de ben cagırayım tam olsun..tabi tabi sarkısı amma da guzel gıder bunun uzerıne :)

dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

skyandstars
23-10-2006, 17:31
ozgur beyın ben mısırdakı krallar tapınagına gıtmıs adamım..kıme yutturuyorsun sen o sozleri..ipuwer papırusune de yalan dersınız sız sımdı :))) ay ne yazıııkkkkkk::!!!! he he he..cagırayım mı ıbrahım tatlısesı bıde asenayı cagırayım..ne guzel kıvırtıyorsunuz sız oyle.tabı tabı felan yani..:)))

Arkadaşım kurallara uyacağım diye geldin ama aynı tarzın devam ediyor. Lütfen düzey düşürmeyecek şekilde tartışalım. Ezkamo.

jayjay
23-10-2006, 17:48
TEVRAT'TAN 1500 YIL ÖNCESİNE AİT EBLA TABLETLERİNDE
ADI GEÇEN PEYGAMBERLER

M.Ö. 2500'lü yıllardan kalma Ebla Tabletleri, dinler tarihi açısından çok önemli bilgileri günümüze kadar taşımaktadır. Arkeologlar tarafından bulundukları 1975 yılından itibaren birçok kez araştırma ve tartışma konusu olan Ebla Tabletlerinin en önemli özelliği ise, içinde İlahi kitaplarda bahsedilen üç peygamberin adının geçmesidir.

Önemli bilgiler içeren Ebla tabletlerinin, binlerce yıl sonra bulunması, Kuran'da bildirilen toplulukların durumunun coğrafi olarak da açıklanması bakımından oldukça önemlidir.

Ebla, M.Ö. 2500 yıllarında, bugünkü Suriye'nin başkenti olan Şam ile Türkiye'nin güneydoğusunu da içine alan bir bölgeyi kapsayan bir krallıktı. Bu krallık, kültürel ve ekonomik olarak doruğa çıkmış ama bir dönem sonra -birçok medeniyette olduğu gibi- tarih sahnesinden silinmişti. Ebla Krallığının, döneminin önemli bir kültür ve ticaret merkezi olduğu, tuttukları kayıtlardan da anlaşılıyordu. Eblalılar devlet arşivi oluşturan, kütüphane kuran ve ticari sözleşmeleri yazılı kayıt altına alan bir medeniyetin sahibiydiler. Hatta Eblaca (Eblait) denen kendi dillerini oluşturmuşlardı. (Ebla", Funk & Wagnalls New Encyclopaedia, (c) 1995 Funk & Wagnalls Corporation, Infopedia 2.0, SoftKey Multimedia Inc.)

Yer Altında Saklı Kalan Dinler Tarihi

1975 yılında yapılan kazılarda ilk bulunduğunda, o zamana kadar klasik bir arkeoloji başarısı olarak değerlendirilen Ebla Krallığı, gerçek önemini çivi yazılı yaklaşık 20.000 tablet ve parçalarından meydana gelen arşivin bulunması ile kazanmıştır. Bu arşiv, aynı zamanda diğer arkeoloji uzmanlarının üç bin yıldan beri bildikleri bütün çivi yazılı metinlerin dört kat daha fazlasıydı.

Tabletlerdeki dil, Roma Üniversitesi'nde arkeolojik yazı uzmanı olan İtalyan Giovanni Pettitano tarafından çözüldüğünde, konunun ne denli önemli olduğu daha da iyi anlaşılmış oldu. Bu sayede Ebla Krallığının ve bu muazzam devlet arşivinin bulunmuş olması artık yalnızca arkeolojik değil, dini çevreleri de ilgilendiren bir konu haline gelmişti. Çünkü tabletlerde Kuran-ı Kerim'de adı geçen melek Mikail (Mi-ka-il) ve Hz. Davut ile beraber mücadele eden Hz. Talut'un (Sa-u-lum) yanı sıra (Doubleday, 1981, s. 271-321) üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin adı geçiyordu. Hz. İbrahim (Ab-ra-mu), Hz. Davud (Da-u-dum) ve Hz. İsmail (Iş-ma-il)'in isimleri... (Howard La Fay, "Ebla: Bilinmeyen Büyük Bir İmparatorluk", National Geographic Magazine, Aralık 1978, s. 736)

Ebla Tabletlerindeki İsimlerin Önemi

Ebla Tabletlerinde saptanan peygamber isimlerinin çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Çünkü bu isimlere ilk kez bu kadar eski bir tarihi belgede rastlanmaktaydı. Tevrat'tan 1500 yıl öncesine ait olan bu bilgiler oldukça dikkat çekiciydi. Hz. İbrahim'in isminin tabletlerde geçiyor olması, Hz. İbrahim ve onun getirmiş olduğu dinin Tevrat'tan önce var olduğunu teyit ediyordu.

Tarihçiler Ebla'da bulunan tabletleri bu açıdan değerlendirdiler ve Hz. İbrahim ve onun risaleti hakkındaki bu önemli keşif, dinler tarihi açısından önemli bir araştırma konusu haline geldi. Amerikalı arkeoloji uzmanı ve dinler tarihi araştırmacısı David Noel Freidmann da yaptığı incelemelere dayanarak tabletlerdeki İbrahim ve İsmail gibi isimlerin peygamber isimleri olduklarını bildiriyordu. (Bilim ve Teknik Dergisi, sayı 118, Eylül 1977 ve sayı 131, Ekim 1978)

Tabletlerde Geçen Diğer İsimler

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tabletlerde geçen isimler, üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin ismiydi ve tabletler Tevrat'tan çok daha eskiydiler. Ayrıca bu isimlerin yanı sıra tabletlerde başka konular ve yer isimleri de geçiyordu. Bu bilgilerden ve yer isimlerinden anlaşıldığına göre ise, Eblalılar ticarette başarılıydılar. Ayrıca yazılarda Ebla'ya uzak olmayan Sina, Gazze ve Kudüs isimleri de geçiyordu. Bu da Eblalıların bu yerlerle olan ticari ve kültürel ilişkilerini gösteriyordu. (Harun Yahya, Kuran Mucizeleri)

Tabletlerde görülen önemli bir ayrıntı ise Lut kavminin yaşadığı yer olan Sodom ve Gomorra bölgelerinin isimleri idi. Bilindiği gibi Sodom ve Gomorra, Ölüdeniz kıyısında, Lut kavminin yaşadığı, Hz. Lut'un tebliğ yapıp insanları din ahlakına çağırdığı bölge idi. Bu iki yerin dışında ayrıca Kuran ayetlerinde geçen İrem şehri de Ebla Tabletlerinde geçen isimlerin arasında bulunmaktaydı.

Bu isimlerin en dikkat çekici yanı ise, peygamberlerin tebliğ ettiği kitaplar dışında şimdiye kadar bulunmuş başka hiçbir metinde geçmiyor olmalarıydı. Bu o dönemde hak dini tebliğ eden peygamberlerin haberlerinin bu bölgelere de ulaştığını gösteren önemli bir belge niteliğini taşımaktadır. Reader's Digest dergisindeki bir makalede, Kral Ebrum'un iktidarı döneminde Eblalıların dinlerinde değişim olduğu, insanların Yüce Allah'ın adını yüceltmek için isimlerine ön ek kullandıkları kaydedilmiştir.

Yüce Allah'ın Vaadi Haktır...

Yaşadıkları dönemden yaklaşık 4500 yıl sonra ortaya çıkan Ebla tarihi ve Ebla Tabletleri gerçekte çok önemli bir gerçeğe de dikkat çekmektedir: Yüce Allah, Ebla'ya da her topluluğa olduğu gibi elçiler göndermiş ve onlar da kavimlerine gönderilen dini tebliğ etmişlerdi.

Kimi kavimler kendilerine ulaşan dini kabul edip hidayete ermiş kimileri ise peygamberlerin tebliğ ettiği dine karşı çıkıp sapkın bir hayatı tercih etmişlerdir. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Yüce Allah, bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmektedir:

"Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün." (Nahl Suresi, 36)



1) "Ebla", Funk & Wagnalls New Encyclopaedia , (c) 1995 Funk & Wagnalls Corporation, Infopedia 2.0, SoftKey Multimedia Inc.
2) Mitchell Dahood, "Ebla", The Academic American Encyclopaedia ,Op. Cit.
3) Howard La Fay, " Ebla: Bilinmeyen Büyük Bir İmparatorluk ", National Geographic Magazine , Aralık 1978, s. 736.
4) Chaim Bermant ve Michael Weitzman, "Ebla: Arkeolojide bir İlham" , Times Kitapları , 1979, Wiedenfeld ve Nicolson, İngiltere, s. 184. Köşeli parantez içindeki isimler: [İbrahim], [Ismail], [İsrael], [Davut], [Mikail], ve [Mikah] bu yazının yazarınca eklenmiştir

_________________

Bir müslümana yakışan cevap. Cehaletin bu kadarı olur.
Sen biraz sümerleri araştır istersen, bu dinlerin ve anlatılan efsanelerin masalların nereden geldiğini öğren. Bunlar zaten ortadoğu'da yazılı yerlerde bulunan şeylerdi. Bu bahsettiğin toplumda bu peygamber isimlerinin ve melek isimlerinin geçmesi asıl bizim fikirlerimizi destekler, ama cahil olduğun için anlayamıyorsun. Ne varmış yani geçiyorsa...

jayjay
23-10-2006, 17:57
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4061


jay jay kardesım ben turandursunun sacmalıklarını sana ıspat ettım.ıslamcı olarak..bır yalanını soyleyeyım sana..

bakara suresınde;

ey ısraıloguları; vaktıyle sızı alemlere ustun kıldıgımı ve verdıgım nımetlerı hatırlayın.


dıyor ki kendısı; kuran da yahudi ırkcılıgı varmıs.bak sıtesıne gorursun.onun agzından yazılmıs bır beyanat.


sen sımdı soyle bana..bu ayet sana sımdıki zamanda yahudi ırkcılıgı oldugunu soyluyor mu..benım 7 yasımda bır oglum var..ona okuttum bu ayeti..ve dedıki bana;

-ama baba bu gecmıs zamanda olan bır hadise.........


yanı turan dursun boyle bırı.anladın mı jay jaycım..uydurmacı palavracının bırı.7 yasındaki bır cocugun aklı yok onda..sen sımdı kalkmıssın bana turandursun un sitesini onerıyorsun..cok yazııııııkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk!!!!!!!

bizde kandık!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
:)
Eğer turan dursun'un söyledikleri saçmalık olsaydı sırf cevap vermek için koskoca eski diyanet işleri başkanı kitap yazmazdı. Hala internet sitelerinde akılarınca turan dursun'a cevap yazıları yazılıyor. Ancak bu bir gerçek her zaman (t.d. hayatta iken de) turan dursun'un kişiliğine laf edildi. Söylediklerine kolay kolay cevap verilelmedi. Defalarca davet etti ermeydanına islam alimlerini.

Neyse...

Bak dostum Kuran'ın bir çok yerinde yahudilere Muahmmed ateş pükürüyor. Çünkü yahudiler onu aşağıladı ve dalga geçti. Mesela bir yerinde Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin diyor. yanlış hatırlamıyorsam Maide 50. ayetti. Bu mealde'de aynen geçmişten bahsedip insanları onlara karşı kışkıtrtıyor.

Oğlun için üzüldüm senin gibi bir babası var, ama umarım o da Turan Dursun gibi aydınlanır ve bu dinin bir yalan olduğunu görür.

jayjay
23-10-2006, 18:00
«
--------------------------------------------------------------------------------
jay jay buda sana kapak olsun......

halbu ki edwin hubble hayatında bir kere bıle kuranı okumamıstı.
........

edwin hubble bır hukukcuydu.okulunu bıtırdıkten sonra amerıkaya yasadıgı topraklara gerı donecektı.bındıgı gemısınde uzaklasmanın heyecanını ve buruklugunu bır arada yasıyordu.yıldızları seyredıyordu hubble,olaganustu bır sekılde gozlerını kamastırıyordu yıldızların ahenklı ates toplarındakı ısıkları.hubble hukuk benım ısım olmamalıydı aslında dıyordu.butun omrumu onun bunun davasınla curutmek ıstemıyordu.ve karar vermıstı.

evet evet,karar vermıstı ve astronomı okuyacaktı.yıldızları kendısının ıcat ettıgı dev teleskopla ınceledı.ve yıldızlarda ki red shift (kırmızıya kayısı ) ı buldu..evet modern kozmolojıye damgasını bulacak bır devrımdı bu.yıldızlar samanyolu galaksısınden red shıft olayı ıle uzaklasmaktaydılar.evet soyle ki;

ses ve ısık hızı bır noktadan uzaklastıktan sonra ahnegını ve rengını kaybetmektedir.ornegın;red shıft olayı sabıt bır merkezden uzaklasan bır otomobılın farlarının red shifte benzemesıdır ve kırmızı tona donmesıdır.

edwin hubble bu olayı ıspatladı ve galaksılerın bızden uzaklasmakta oldukları tezını kamu oyuna sundu.tabıkı bılım cevrelerınce anormal karsılandı ..ama ancak.....!!!!!



18 kasım 1982 de amerıkan uzay ajansı COBE ( cosmıc background explorer;) ısımlı roketı yerden 850 km yukseklıkten uzaya fırlattı.ve COBE den gelen kosmık fon ısımaları,olayı tasdık eder cınsteydı.acaba edwın hubble dogrumu soyluyordu.

ve bılım adamları yıne kolları sıvadılar ve bu sefer kesın bır bılgıye ulasmak ıcın WMAP ( wilkinson mıcro anotropy probe ;kosmık fon dalgaları ) adlı roketı uzay semalarına bıraktılar.ve gelen bılgıler yıldızların bıg bung ten 379.000 yıl sonrakı fotograflarını net bır sekılde elde etmeyı basardılar.ve yıldızların red shıft olayı fon dalgalarından ıspat edıldı.

edwin hubble; dunya kosmolojı tarıhınde bır devrım actı ve galaksılerın bızden uzaklastıgını ve evrenın her gecen sanıye genısledıgını ıspat etmıs oldular.

kaynak:// cambrıdge unıvercıty unıversal creatıon ,USA bıg bung historical and cosmolog edwin hubble's teory book c1...bıg bung taskın tuna ol dedi oldu sy 69.. //





evet evren genıslıyor ve yarın daha buyuk bır evrende yasıyor olacagız.


halbuki edwin hubble hayatında bır kere bıle kuranı acıp okumamıstı.



Bir de göğe bakın Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz

zariyat suresi 47.ayeti kerıme

İşte bilip bilmeden yine alıntı yapıp yazmışsın. Seni doğruca "Kuran'da Mucize Yoktur" forumuna yönlendiriyorum.

http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1627

Bak kolaylık ta yaptık. *:wink:

narca_zeynep
23-10-2006, 18:05
skyandstars yazılarını okudum.cok guzel.islamiyeti savunanlar her zaman
bir numaradır.dıgerlerı islamiyete camur atan ınsanlardır.jay jay, sumerler goklere cıkmamıslardır.goklerın sekıllerını bılemezler.onlar sadece gunes tutulmalarını,yıldız kaymalarından ay yılı ,gunes yılı,cesıtlı gok olayları ıle ılgılı tahmınler yapmıslardır. yoksa teleskop o zamanda mı ıcat edıldı de uzayın derınlıklerını gormusler.yapmayın gozunu seveyım.bıraz asın kendınızı.sumerlerden bana bır tane adam gosterebılır mısın uzaya roketlerle cıkmıs ha.skyandstars burda cok haklı.

skyandstars ın bır yanı daha hosuma gıttı.kaynak gostermesı.helal olsun valla.bende katıldım aranıza.saygılarımla.


ask,ustun bır ımanın gostergesidir.asksız biri imansızdır.

narca_zeynep
23-10-2006, 18:17
jay jay yanlıs dusunuyorsun.skyandstars dogru soylemıs bence.ölenin arkasından konusulmaz ama demıssın kı; koskoca dıyanet ona karsı kıtap yazmıs.ne yanı yazmasınlar mı.sadece turan dursunun sacmalıklarını mı dınleyelım.insanları bılınclendırıyolar ıste.skyandstars a katılıyorum ben.

jayjay
23-10-2006, 18:17
narca_zeynep ben sana kitap tavsiye edeyim erich von daniken "tanrıların arabaları"

narca_zeynep
23-10-2006, 18:20
ben skyandstars gıbı belge gosteremem ama sumerlerın kıtabını okumustum.goklere bakarak tahmın yurutmusler sadece ay yılı gunes yılı da onların ve tum ınsanların gozlemleyebılecegı bır olaydır.jay jay okurum senın dedıgın kitabı .ama sanmıyorum oyle bır durum soz konusu degıl.ben ınanmam ki gunesteki yorungelerı sumerler gorebılsın..bu ımkansız bır sey.

spartacus
23-10-2006, 18:24
skyandstars, islamcı kadar sorumsuzluk taşıyorsun, değişen sadece nick olmuş. Biraz dinlemeyi öğrenmen lazım, sırf kendi sesin çıkıyor, başka bir şeyde duymuyorsun, biraz dinle, dinlen. kafana göre gidiyorsun, kim nerede, ne konuda ne düşünmüş umurunda değil, oradan buradan, alakasız, alakalı kopyalayıp duruyorsun, tabi sen yalnız değilsin bu konuda. Şimdi cevap versek, konu dağılıyor vermezsek, nasılda oturttum ama!!! havalarına giriyorsun!

Konu başlığına bak, varsa diyeceğiniz onu yazın, evren genişliyormuş, Hubble'nin hayatıymış ne alaka? *Okumanız var ise önce başlıklara bakın, varsa fikrin konuş yok ise sus, kargaşa çıkartmaya çalışma.

Tevrat'dan 1500 yıl önce Ebla Tabletleri olarak oraya aldıklarında, neden kaynak göstermiyorsun? Söyleyeceğini söyle, link ver, hayır benim için fazlasıyla önemli diyorsan, en azından fikrini söyle altına kaynağını yaz. *Hala konuşmayı öğrenmedin, başkalarının ifadelerini alıp kendin söylüyor gibi dolduruyorsun. Kaynağı yazki, seninlemi, H.YAHYA ilemi muhatabız bilelim.
Kaynak: http://www.harunyahya.org/Makaleler/ebla_tabletleri.html

Ebla Tabletleriymiş, siz arkeoloji konusunda epey bilgi sahibisiniz sanırım?! Artık arkeolojiye kötü gözle bakmazsınız.
Arkeolojik kazılar H.Yahya gibilerin kafasının içinde yapılmıyor, benden söylemesi.

Konumuza Gelelim, Sizden Allah kelimesinin nasıl ortaya çıktığını, kaynağını *öğrenelim?
Mesala El kelimesi Araplarda Al olmuş, doğrumu yanlışmı, ben böyle biliyorum.
El-İlah, Ellah, Ellah da Allah olmuş, ne diyorsunuz, arkeolojik bulgularını alabilirmiyiz.

narca_zeynep
23-10-2006, 18:25
skyandstars burda % 100 haklı dıyorum.kımse goklere cıkmadan goklerden haber veremez.skyandstars ında dedıgı gıbı roket mı varmıs o zamanlar.


ask,ustun bır ımanın gostergesidir.asksız biri imansızdır.

narca_zeynep
23-10-2006, 18:29
spartacus kaynakları yazmıs ya adam.daha ne yazsın.kım bu skyandstars neden dusmansınız bu kadar bu adama.anlamıs degılım.herkes kendı fıkırlerınde ozgur degıl mı yaaa.nerde yasıyoruz.bıraz sakın olalım lutfen.

narca_zeynep
23-10-2006, 18:34
spartacus bu sorunu ben cevaplasam olmaz mı.hanı demıssın ya.el mı al mı dıye.hangı kitapta ALLAH kelımesı yazıyor kihep tanrı kelımesi kullanılmıs butun kıtaplarda.araplarda kuran varken ALLAH kullanılmıs.hem tanrı dedıklerı seyde kımseye yararı yada zararı dokunmayan putlar.kavramları karıstırmayalım arkadaslar.lut mus uzzamıs bunlar tastan topraktan yapılmıs putlar.ALLAH ıse bunların dısında bır sey.

jayjay
23-10-2006, 18:35
narca_zeynep dinle sadece, yazacağın birşey varsa okuruz yoksa forum kirliliği yapma.

narca_zeynep
23-10-2006, 18:38
uzun yazmak mı gerek ıllaki.neden ki? ne soyluyorsunuz dınlıyorum,

narca_zeynep
23-10-2006, 18:40
narca_zeynep ben sana kitap tavsiye edeyim erich von daniken "tanrıların arabaları"


jay jay bunu sen yazdın..bu form kirliligi yapmıyor mu..yoksa ınananları sıtenızden kovmayı mı ıstıyorsunuz.

skyandstars
23-10-2006, 20:56
jay jay benım sumerleri okumadıgımı nerden bılıyorsun sen.bırılerının kara listesindeyım zaten.en ufak hatamda sutluycaklar benı.kotu davranmak ıstemıyorum kımseye karsı.ben sumerlerın tanrılarına kadar her seyı okudum jay jay arkadasım.

zeynep hanımında dedıgı gıbı.uzaya cıkan roketı mı ıcat etmısler.vay beeee..ne buyuk ne medenıyet ne teknolojık bır kavımmıs o..

peki size sunu soylesem;medenıyet sızce bu devırde gerımı kalmıs yoksa ılerı mı gıtmıs..bız mı ılkellesıyoruz yoksa sumerler mı cok teknolojıkti.madem onlar sumerler teknolojıde cok ılerı gıtmısler. ozaman bız bu devırde yerımızde sayıp duruyoruz.kullandıgımız laptoplar felan sumerler zamanında da vardı..ben bı kitapta okudum arkadaslar..sumerler evrenın genıslemesını de bılıyolar mıs zaten. kullandıgımız serverler var yaaa..www.turandursun.com *sumerler zamanında da varmıs.bende yenı ogrendım valla..oyleymıs..roketı ılk ıcat eden sumerlermıs.ılk uzaya cıkıpta kesıfler yapan sumerlermıs..gunestekı yorungelerı ve yıldızların ve gunesın atesını olcmeye ılk sumerler ulasmıs..bunun gıbı dahaaaaa bır cooookkk kesfi..sumerlerde zaten varmıs...bılgısayar ve ısletım sıstemlerı sumerlerde de vardı..bugun ucakla bı yerden bı yere gıdebılıyorsak ..bunu sumerlere borcluyuz..kuran sumerlerın buldukları ıcat ettıklerıne gore hazırlanmıs..

sumerler teknolojıde o kadar ılerı gıtmısler ki; anlatamam sıze..bugun amerıkada yıkılan ıkız kulelerın yukseklıgı 400 metreyse sumerler zamanında ki bınaların yukseklıgı 10000 metreymıs..

bunu kıtaplar yazıyor ben yazmıyorum..eksık okumusum sumerlerı kusura bakmayın..af edersınız yani..sız haklısınız..klavyeyi ilk ıcat eden sumerlerdır..yer cekımını ılk bulan sumerler zamanındaki newton dur.

teleskopu ılk ıcat eden sumerlerdı.tıp dalında o kadar ılerlemıslerdır ki..anne karnında cocugun uc evrede gelıstıgını bılıyolardı..kalp cerrahi yontemleri ılk defa sumerlerde ortaya cıktı.o zaman da bunlar bılındıgı ıcın kurana yazılmıstır..haklısınız yani...bugun her seyımızı bız sumerlerden aldık..hatta bır kıtapta oyle guzel bir bilgiye rastladım kii..sumerler olumsuzlugu ıcat edıyormus kii..ne yazık ki omurlerı yetmemıs...:)))))) bızde arıyoruz ıste..onlar ılerı medenıyet oldukları ıcın..bız ılkel kalmısız bıraz.. o yuzden bulamıyoruz...


ınsanın spermadan yaratıldıgını ılk sumerlerden ogrendık bız..jupiter,yıldızları,andromedea yı ılk sumerler kesfetmıstır..ve daha nıceee kuranda olan bılgıler sumerller zamanınd aortaya cıkartılmıstır..

ne medenıyet ama beeeeee...!!!!!!!!!!!


islamci-ankara

skyandstars
23-10-2006, 21:03
zeynep hanım..kusura bakmayın sıze ıyı bayramlar dıyemedım..ramazan bayramınız kutlu olsun..dıkkat edın cevrılmeyın haa..yazık olur.bu arada ben bu forum kırlılıgını hala anlamıs degılım.neye gore bu forum kırlılıgı bı soylesenızde feyz alsak bı haa..ne dersınız?

sumerli arkadaslarım benım..gokturkler zamanında ne olmus bı anlatıversenız yaa bıze bı..yanı sız o zamandan geldıgınız ıcın..bılırsınız o acıdan sordum..

bu yazdıklarım hakaret felan degıl haa..sakın mımlemeyın benı..yonetıcıler..surda sununu surasında bılgılerımızı paylasıyoruz...bak sıze ne guzel sumerlerden bılgı verdım..zeynep hanım nasıl begendın mı? valla bunlar jay jay ın onerdıgı tanrılar ve arabalarda yazıyor..ben o kitabın yalancısıyım ..kusura bakmayın yan..


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur

islamci-ankara

jayjay
23-10-2006, 21:04
jay jay benım sumerleri okumadıgımı nerden bılıyorsun sen.bırılerının kara listesindeyım zaten.en ufak hatamda sutluycaklar benı.kotu davranmak ıstemıyorum kımseye karsı.ben sumerlerın tanrılarına kadar her seyı okudum jay jay arkadasım.

zeynep hanımında dedıgı gıbı.uzaya cıkan roketı mı ıcat etmısler.vay beeee..ne buyuk ne medenıyet ne teknolojık bır kavımmıs o..

peki size sunu soylesem;medenıyet sızce bu devırde gerımı kalmıs yoksa ılerı mı gıtmıs..bız mı ılkellesıyoruz yoksa sumerler mı cok teknolojıkti.madem onlar sumerler teknolojıde cok ılerı gıtmısler. ozaman bız bu devırde yerımızde sayıp duruyoruz.kullandıgımız laptoplar felan sumerler zamanında da vardı..ben bı kitapta okudum arkadaslar..sumerler evrenın genıslemesını de bılıyolar mıs zaten. kullandıgımız serverler var yaaa..www.turandursun.com *sumerler zamanında da varmıs.bende yenı ogrendım valla..oyleymıs..roketı ılk ıcat eden sumerlermıs.ılk uzaya cıkıpta kesıfler yapan sumerlermıs..gunestekı yorungelerı ve yıldızların ve gunesın atesını olcmeye ılk sumerler ulasmıs..bunun gıbı dahaaaaa bır cooookkk kesfi..sumerlerde zaten varmıs...bılgısayar ve ısletım sıstemlerı sumerlerde de vardı..bugun ucakla bı yerden bı yere gıdebılıyorsak ..bunu sumerlere borcluyuz..kuran sumerlerın buldukları ıcat ettıklerıne gore hazırlanmıs..

sumerler teknolojıde o kadar ılerı gıtmısler ki; anlatamam sıze..bugun amerıkada yıkılan ıkız kulelerın yukseklıgı 400 metreyse sumerler zamanında ki bınaların yukseklıgı 10000 metreymıs..

bunu kıtaplar yazıyor ben yazmıyorum..eksık okumusum sumerlerı kusura bakmayın..af edersınız yani..sız haklısınız..klavyeyi ilk ıcat eden sumerlerdır..yer cekımını ılk bulan sumerler zamanındaki newton dur.

teleskopu ılk ıcat eden sumerlerdı.tıp dalında o kadar ılerlemıslerdır ki..anne karnında cocugun uc evrede gelıstıgını bılıyolardı..kalp cerrahi yontemleri ılk defa sumerlerde ortaya cıktı.o zaman da bunlar bılındıgı ıcın kurana yazılmıstır..haklısınız yani...bugun her seyımızı bız sumerlerden aldık..hatta bır kıtapta oyle guzel bir bilgiye rastladım kii..sumerler olumsuzlugu ıcat edıyormus kii..ne yazık ki omurlerı yetmemıs...:)))))) bızde arıyoruz ıste..onlar ılerı medenıyet oldukları ıcın..bız ılkel kalmısız bıraz.. o yuzden bulamıyoruz...


ınsanın spermadan yaratıldıgını ılk sumerlerden ogrendık bız..jupiter,yıldızları,andromedea yı ılk sumerler kesfetmıstır..ve daha nıceee kuranda olan bılgıler sumerller zamanınd aortaya cıkartılmıstır..

ne medenıyet ama beeeeee...!!!!!!!!!!!


islamci-ankara
seni daha fazla muhatap almıyacağım.

skyandstars
23-10-2006, 21:10
arkadaslar bu yazdıgımız mesajda sumerlere aıttı haaa..kaynak sumeroloji kitabındadır..okuyun sumerlerın teknolojısını..
.................................................. ...............................................


*

--------------------------------------------------------------------------------

KURAN GERÇEKLERİ
Kuran-ı kerim 7.yyda peygamber aleyhisselatu vesselama inen Allah tarafından bir vahy kitabıdır ve tum aleme ogut olmak uzere ındırılmıstır.o anki insanlara hatta arap yarımadasına inen kitapta olaganustu mucizeler vardır.ve bu mucizeler o anki teknolojiyle bulunması mumkun olmayan gercekustu bilgilerdir.iste bu bilgilerden sizinle paylasacagımız olan ayetlerden bir tanesi rum suresinde gecmektedir.

-RUMLAR YENİLGİYE UGRATILDI.DUNYANIN EN ALCAK BOLGESINDE.ANCAK ONLAR 3 İLE 9 YIL ICINDE YENECEKLERDİR.BUNDAN ONCEDE SONRADA EMİR ALLAHINDIR.
bu ayetler rum suresinin basındaki (2-3-4) ayetlerdir.ancak bu ayetlerin ne demek ıstendigi konusundan insanlarımız arastırmaya gitmemislerdir.ve ayetin ne manaya geldigi konusunda iddaa edebiliriz ki.cogu insanımızın haberi olmamaktadır.iste biz islamiyetin yaygınlasması icin bu ayetlerin ne manaya geldigini sizlerle paylasacagız.lutfen tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyoruz.

ayette rumların yenilgiye ugratılması derken bizans imparatorlugundan bahsedilmektedir.M.Ö 613 yıllarında bizanslılarla, putperest pers kavmi.suriye ile filistinin bugun ku urdunun yakınlarında bulunan lut golu havzasında cok cetin bir savasa girmislerdir ve pers kavmi bizanslıları cok agır bir yenilgiye ugratmıslardır.bu oyle bir yenilgi olmustur ki.bizanslıların cokme asamasına getıren bir yenilgiydi bu.

iste bu savastan yaklasık 7 yıl sonra.arap yarımadasında yasayan peygamber aleyhisselatu vesselema rum suresinin ilk ayetleri 620 yılında vahy olmustur.ve ayetler gercekten cok carpıcıdır.rumlar yenildi .ancak onlar yeneceklerdir.suresi 3 ile 9 yıl ıcınde.

bizans imparatorlugu yenilgiyi taddıktan sonra .kendisini yıkılmanın esigine kadar ıc calkantılarla ugrasmıstır.cunku perslerden cok avarlar,slavlar ve lombardlar da bizansın basına bela olmuslardır.bizans kralı heraklius o devirde askerin ihtiyacını karsılamak ıcın ılgınc yollara bas koymustur.o devirde heraklıusa bir cok devlet adamı karsı cıkmıstır ancak heraklıus o zaman para ıhtıyacını sus esyalarını altınları ve gumuslerı erıtererk karsılamak zorunda kalmıstır.ve askerin ihtıyacını boyle kalmıstır.kilikya,suriye,filistin ve ermenistan perslerin eline gecince bizans zor gunler yasamaya devam etmistir.i

iste bu sıralar da ayetlerin soyledıgı gıbı bizans nasıl bir daha yenecektir.yıkılması beklenen bizans imparatorlugu tekrar yenmesi icin mukemmel bir moral vizitesine ihtiyacları olacaktı.ancak nasıl olacaktı? iste bu ayetlerde bahsedilen yenecektir kelimesi o anki mekke musrıklerınce oylesıne alaya alınmıstır ki.vahyin dogru olacagını kımse o zamanda kestiremezdi.ancak daha onceki bilgilerin dogru oldugu gibi bu gelen vahy de dogrulanacaktır ve kuranın ALLAH sozu oldugu bır kez daha kanıtlanacaktır.

627 Yılında bizanslılarla persler ninovva harabelerinde bir kez daha karsı karsıya geldiler ve bu kez bizans imparatorlugu persleri cok agır bir yenilgiye ugratmıslardır.buda oyle bir yenilgiydi ki,persler bizanslılardan aldıgı daha onceki butun yerleri bizansa vermek zorunda kalmıslardır.iste kuran da ki gercek burdada tecellisini gostermıs olmaktadır ve kuranın ALLAH sozu oldugu bir kez daha kanıtlanmıstır.

ancak kuran da son derece dikkat cekıcı bir gercege daha yer vermektedir.rum suresinin 3. ayeti dikkatle okunacak olursa.bizansın yani rumların dunyanın en alcak yerınde yenilgiye ugratılmasından bahsedılmektedir.gercekten de bizans imparatorlugu lut golu havzasında yenilgiye ugramıstır.

ve gercekten dogrudur ki..bugunun teknolojısınle yenı anlasılmıs olan lut golu havzası dunyanın rakımca en alcak yeridir.395 metre denizden alcak olan bu havza.7 yy da peygamberimize inen vahy de acık secik bildirilmistir.bugun yeni modern teknolojı araclarınla ıspat edılmıs olan lut golu havzası..denize gomulu olan marıanna cukurunla asla karıstırılmasın.marıanna cukuru denize gomulu olan cukurdur.bızım bahsettigimiz olay rakım sevıyesidir.ve lut golu havzası rakım seviyesınden en alcak yerdir.ve bu ayette gizlenmis olan mucize 20 yy da ortaya cıkartılmıstır.iste KURANIN İLAHİ SOZ OLDUGU BİR KEZ DAHA İSPAT EDİLMİSTİR.cunku o anki insanların bu bilgiye ulasmaları mumkun degıldır.peygamber aleyhisselatu vesselam devrınde arapyarımadasına ınen bu ayetin o ankı ınsanlarla hic bir ilgisi yoktur.

İSTE ALLAH YERYUZUNDE DELİLLERİNİ ACIKLIYOR.HALA İNANMAYACAK MISINIZ?
//dunya islam tarihi ve kurandaki deliller c1 //

islamci-ankara
ha buarada unutmadan soylıyım..ıslamıyetı sadece harun yahya mı teblıg edıyormus.
bız ıslamcı degılmıyız.bızım kendı rapor ve kaynaklarımız yok mu?
cok yazııkkkkkkk...!!!!
demek bı harun yahyaya kaldık yanı..vay beee...

skyandstars
23-10-2006, 21:14
eyvallah kardesım jay jay..alırsan hata edersın zaten..:)))
kalbınıze suphe dusurdum dımı...
ıyı ıste hıdayete erersınız *kotu mu..

spartacus
23-10-2006, 21:18
Narca_Zeyenp

Proveke ediyorsunuz, elbirliği ettiniz sanki! Başlıpa bakın, başlık ne diyor, skyandstars'ın derdi neyi anlatmak, dam üstünde saksağan durumları!

skyandstars, şurada tek bir belgesi yok. Birde aldanmış bir şekilde, Dönüp diyorsunki skyandstars alıntı yapmamış kaynak gösteriyor diyorsun, çok güzel belgeler koyuyor, güzel yazıyor diyorsun, bir sayfa geriye giderseniz bakın H.Yahyanın sitesinden kopyalamış, yapıştırmış, haaa dememiş H.Yahyadan aşırdım diye, altındaki kaynakda H.Yahya için. Sevdiyseniz yazılarını, sizde Harun Yahya sitelerinden birisine girip okuyabilirsiniz, ama en azından H.Yahya yazmış der, bilimsel çalışma, arkeolojik kazı, vs onun kafasının içinde yapmış olursunuz, onu tebrik edersiniz ok!

http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4508&postdays=0&postorder=asc&&start=30

Siz Sümerler üzerine hiç bir şeyi okumamışsınız, demek fal bakıyorlardı, o halde Ortadoğu islam döneminede farklı bir şey denemez, olmayan havaya el açıp, boşluğa diz çöküyorlardı onlarda. İşte konu kapandı, Sümer falcı, Arap da havacı, işte tarihe nasıl baktığınız!

Siz neye taptığınızı dahi bilmiyorsunuz, kelimeyi irdelemeye korkuyorsunuz. Siz Allah kelimesi evvelde yokdu dedinizya, her şey halloldu şimdi. Falcı? Sümerlerden çok şey almışsınız....

walla
23-10-2006, 21:50
Sevgili narca_zeynep
Sümerler sadece uzayı gözlemlemiştir değilmi, ay takvimi güneş takvimi yapmıştır değilmi... Müslümanlar ne yapmış. *Bazen Ramazanın ne zaman başlayacağı konusunda islam ülkeleri muhalefete düşüyor. Bu çağda günleri hesap edemiyorlar. Arabistan diyor ayın 20sinde iran diyor yok 21inde. buna ne dersin.

Ama elin gevuru bilmemne kuyruklu yıldızının ne zaman geçeceğini hesap ediyor.

skyandstars
24-10-2006, 09:58
walla kardesım arap ulkeleri hilalin gorunumunde ramazana baslarlar bız ıse tam gorunumunde ramazana baslarız arada 24 saatlık bır fark var.buda onemsenmeyecek kadar az bır zamandır.bundan dolayı hilal gorunumlerinin farklı olması bazı yerlerde ramazanı erken baslatır.bunda supheye duscek bir durum yok..kaldı ki hilalin gorunmeye baslandıgı vakit bende oruc tutuyorum.onemlı olan nıyet etmektir.nıyetın nasılsa o kadar gecerlıdır.

o zaman amerıkada neden suan gece o zaman..bunda bıle basarısızlık var o zaman..bız gerı bı ulkeyız..baksana amerıkada gece...o hhhooooo bız cok gerıyız canım...onlara ayak uyduramıyoruz baksana...senın dedıgın bu mantıga gelıyor..daha sevıyelı cumleler kuralım arkadaslar..


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

skyandstars
24-10-2006, 10:06
spartacus kardesım...sana son kez soyluyorum.ben harun yahyadan almısım almamısımhic bir sey farketmez.soyledıklerım ıslam kıtaplarında ve bılım kıtaplarında aynıları var.aynı zamanda tarih kitaplarında *da var..harun yahyanın yazılarına saygım var kısılıgı benı hic mi hic ılgılendırmıyor..gercekler batıyorsa benı muhatap almassınız olur bıter..

bıde bu sumer konusunun suyu cıktı..ben sıze sumerlerle ılgılı yazıları attım..muhtesem bır medenıyet..tebrık edıyoruz valla..teleskopu felan ıcat etmısler helal olsun valla..

jay jay kardesım sana da yaranamıyoruz haa..hem sumerler ılerı medenıyet dıyorsun hemde benım yazdıklarıma dıyorsun ki; senı daha fazla muhatap almıyorum...emmeye gommeye getırdın benı haa..ne dıycegımı sapıttım..oyle dıyorum olmuyor boyle dıyorum olmuyor..:)

tamam ıste muhtesem bı medenıyet sumerler..uzaya ılk cıkan da ılk sumerlıydı zaten.adı da sumer sumeroloji........................................ ....................

ben daha ne dıyım sıze...sızın suyunuza gıtmeye calısıyorum ıste..derdım kımseyı kırmak degıl..


spartacus sende kormusun abicim yaaa..benım gosterdıgım kaynaklara bak bakalım bır tane harun yahyanın kendı eserı var mı..hepsı yabancı ve hadıs kaynaklı dıyanetın kıtapları..gormeyen gozu gordumde bu kadarını da sende goruyorum...gormeyen goz nasıl olurda yazabılıyo hayret..



dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

skyandstars
24-10-2006, 10:19
ha bu arada su turandursundan site gostermesenız cok memnun kalacamm..kala kala o adamamı kaldık...spartacus bana harun yahyadan getırme dıyorsun ama sende turandursundan getırıyorsunn...aynayı kendıne tutmadan baskalarına saldırıyorsunuz...yapmayın ben sıze turandursunun mallıgını ıspat ettım..kusura bakmayın arkadaslar..akıllı ınsan baska mal ınsan baska..olenın arkasından konusulmaz ama..oyle demek zorunda kalıyorum.

turandursun sacma ıtırafları cokertılmıstır.yalan dolanla peynır gemısının kaptanlıgını yapıyor.ee ıste uzamıs gıtmıs obur dunyaya..gelse yaa yardım etse ya sıze...gelemez cunku dunyalık vadesı doldu..bu yuzden benı sıteden kovacaksanız kovun arkadaslar..sızde benım peygamberıme kufur edıyorsunuz..hic kusura bakmayın..karar sızın..


bıde sunu soylıyım..gerceklerle yuzlesmek ıstemıyorsanız bana olmadık cumleler yazcagınıza..hic muhatap almayın daha ıyı..jay jay kardesım gıbı...

ben soyleyeceklerımı soyluyorum sıze...gıdın ıstersenız ınege tapın,kusa tapın,kayaya tapın,,neye taparsanız tapın..benı hic mi hic ilgilendirmiyor..ben yasadıgım surece ıslamıyet yasayacaktır ve teblig edılecektır....sızın ınancınız benı tınlamaz...sız soyleyeceklerınızı soyluyorsunuz ben de soyluyorum...burda amac kımsenın kalbini kırmamak..

haklı mıyım arkadaslar?


islamci-ankara

skyandstars
24-10-2006, 10:35
Siz Sümerler üzerine hiç bir şeyi okumamışsınız, demek fal bakıyorlardı, o halde Ortadoğu islam döneminede farklı bir şey denemez, olmayan havaya el açıp, boşluğa diz çöküyorlardı onlarda. İşte konu kapandı, Sümer falcı, Arap da havacı, işte tarihe nasıl baktığınız


spartacus bunu sen yazmıssın? havacı ne demek falcı ne demek ? bana bı acıklayı versen cok makbule gecıcem..osmanlıda havacı mıydı? havacıysa ne guzellık o bee..700 yıllık ımparatorluk kurmus...aynayı kendıne tut bakalım sen necısın? ve ne olmussun?

haydı bunları bana bı cevapla..peygamberde havacı mıydı? havacıysa o ne guzel havacılıkmıs ...dunya tarıhınde bır ıslam devrımı acmıs..hala ızınde yuruyen mılyonlarca havacı var..oyle mi? oh ne guzel meslekmıs oyle havacılık.

fatıh sultan mehmet de havacımıydı? o ne guzel mıs oyle..ıstanbulu kusatmıs bızansı yıkmıs..

turk kurtulus savasında ki sehitlerımızde havacı mıydı? ALLAH ALLAH ALLAH diyerek dusmana saldırmıslar..ve bugun ku turkıyemızı bıze bagıslamıslar..onlar da havacımıydı?

nene hatunda havacmıydı? o ne guzel ısmıs oyle? ya rabbı bıze esenlık ver dusmana karsı bızı sapasaglam durdur...o da havacmıydı?

mehmet akif ersoyun yanı ıstıklal marsımızda havacı mı spartacus? o ne guzel mıs oyle...turk cumhuriyetının en guzel sıırı ve marsımız..o da havacı mı?

ataturk de havacımıydı ? o ne guzel mıs oyle...bu turk mılletı sereflı ıslam ugrunda savasan askerlerle turk cumhuriyetını kurtarmıstır demıs..o da havacımıydı?

albert eınsteınde havacımıydı?
ALLAH ın dusuncelerını ogrenmek ısterdım.gerısı ayrıntıdır demıstır..
o da havacı mı ? o ne guzel meslek mıs oyle..

eger degıllerse o zaman havacı ne demek spartacus..falcı ne demek...havacı eger pilotsa...konumuzla ne alakası var bunun..islamcıların hepsi pilot mu? vay beee..ne guzel bır ıstatıstık...benım dedem zaten pilotmus onceleri :))

hey yarabbı yaaa..ne dıyorsunuz sız yaaa..


dusunmeyen *toplumlar yok olmaya mahkumdur.

narca_zeynep
24-10-2006, 10:40
skyandstars yuregıne elıne saglık..saygılarımla..sımdılık kacıyorum..sonra tekrar gorusuruz.yazıların cok guzel cok mantıklı.muhakeme ıste budur bence.

mep
24-10-2006, 10:40
skyandstars *olmuş islamcı abim benim.
*Abi sağlam gelmişin bu sefer,destekçi bulamadığın siteye destekçinle gelmişin güzelde olmuş hani,abla hemde he!,zeynep abla! he! he! he! .
Profesör abim yokmu,profesör bi abimde gelicekti.zeynep ablamla aynı kafadansınız ne güzel valla,senin yedi yaşındaki çocuğuda üye yapsaydın abim,oda destek verirdi sana bizde''yav adamı herkes destekliyo doğru söylüyo galiba''filan derdik içimize kuşkular düşer senin gibi hidayete ererdik.he!he!he!.
* *Boş işlerle uğraşıyosun islamcı abim,bu kefereler anlamaz seni.bunların kalbinde mühür.kulaklarında ağırlık.gözlerinde sürme..ı-ıhh perde var.nafile sen gibi göreemiyolar islamiyetin güzelliğini,bilimselliğini.
banlamış allah bunları,iman etçezz deselerde atıyo bunları hidayetten.nick değiştirmekle filanda olmuyo.zor yani işleri.hele senin işin daha zor valla.
allahın saptırdıklarını ''hepsini yola getircem''diye örnek bi mücadele veriyosun işin çok zor valla. allah yardımcın olsun diycem ama onunda pek yardım ediceni sanmıyom sana.
* *Neyse ramazan bitti oruç yok artık kafan daha iyi çalışacağı için daha iyi fikirler üretecek,zeynep ablamında destekleri ve alkışlarıyla sitede tam bir tebliğ fırtınası estireceğine eminim.allah herkese sabır selamet versin.

mep
24-10-2006, 10:48
zeynep ablam yazmış
* yazıların cok guzel cok mantıklı.muhakeme ıste budur bence.
* :lol:
* :lol:
* * *zeynep ablamın sitede tek bulunuş amacı islamcı abimi alkışlamak ve onun mantık(!) ve muhakeme (!) yeteneğini bizlere gösterebilmek.ne güzel bi amaç.aferin islamcı abi

*Bende yeğenimi üye yapcam siteye,bana methiyeler düzsün sadece. :lol:

skyandstars
24-10-2006, 12:58
mephisto nerdesin sen yaa..gozlerimiz yollarda kaldı..ozledım valla seni..mephisto bana bak sumerler yazımı okudun mu..iste ne medenıyet ama dımı..heee valla senın de dedıgın gıbı cok yıpratıyorum kendımı herhalde..yıpratmıycam yaaa..ne halleri varsa gorsunler.mephisto ıyısın hossunda aıleme laf atma lutfen senden rıca edıyorum..bu arada zeynep hanımıda tanımıyorum bıle..ılk burda gordum..ne yanı kadın gerceklerı soyluyor dıye tefeye mı aldınız kadıncagızı..her neyse..ıster destekleyen olsun ıster desteklemeyen..ben yolumda emın adımlarla gıdıyorum.sızın gıbı 100 e yakın ınkarcıyla ugrasıyorum.

bazen dusunuyorum da..hata mı edıyorum acaba dıye..bunca adamla nıye ugrasırsın be adam dıyorum..delı mısın sen dıyorum ama vazgecemıyorum da..cunku sevıyorum sızın sacmalıklarınızı yaaa..

mephisto senı severım haa..sozum sana degıl..gulduruyorsun laa benı sen..turk milleti ıcın sagol kardesım...
neyse mephisto benı attılar bılıyorsun nık degıstırmek zorunda kaldım..gok ve yıldızları yaptım..bı senın ıcın geldım haaa...haberın olsun..sevıldıgını bıl..:))

skyandstars
24-10-2006, 13:15
aligurbuz@hotmail.com

mephisto ekle beni msn ene.

jayjay
24-10-2006, 13:23
Forumlarda Msn'de konuşulur gibi konuşulmaz. Hah şöyle msn adresini ver de orada bu üslupta konuş. Müslümana terbiye öğretiyoruz.

skyandstars
24-10-2006, 13:33
jay jay nasıl konusayım sen soyle yaaa..ayyy sıkıntı bastı benı yaa..jay jay arkadasım kalbını kırdıysam ozur dılerım..benım oyle bı derdım yok.gercekten.ben ınsanlara saygı duyarım.ama bıldıklerımden de gerı donmem.sonuna kadar savasırım.ee burası da forum degıl mi? herkes ozgur degıl mi?

islamci-ankara

mep
24-10-2006, 13:39
Gökve yıldızlar abim.
Sümerler yazını okudum bayıldım valla.Tuvalet banyo gibi yapılara sahip *pis sümerleremi inanıcaz abi.poponuzu 3 adet taşla silin diyerek,3 katlı tuvalet kağıdına işaret etmiş arap toplumları varken,neyse sen sümerlere takma bu kadar.abim ailenle ilgili bişey yazmadım ben,zaman zaman 7 yaşındaki oğlunu örnek veriyosun ya hani bazı şeyleri ona soruyomuşsun,mantıklı cevap alabilmek için o yüzden ondan bahsediyorum.zeynep hanımla ilgili kadını tefe aldınız demişin,ben zeynep hanımı genç bi arkadaş sandıydım,kadını tefe aldınız filan demenden yaşça baya büyük olduğunu düşündüm,niye tefe alalım abi.

ben yolumda emın adımlarla gıdıyorum.sızın gıbı 100 e yakın ınkarcıyla ugrasıyorum.
*Aman abim körle yatan şaşı kalkarmış,böyle çok uğraşırken dikkat et maazallah senide kaybetmesin islam alemi.

bı senın ıcın geldım haaa...haberın olsun..sevıldıgını bıl

saolasın be abim,valla sen beni yola getircen galiba.kısmet hidayete senin sayende ermek olacak galiba.

skyandstars
24-10-2006, 13:51
yok laaann sen hidayete gelır mısın hic..ınsallah ama hic sanmıyorum.onyargılısınız oglum hepınız sız..dıger omer hayyamlı olan sıteye baktın mı..orda sana bır mesaj attım..
her neyse mephisto ben kacıyorum.

eyvallah..eee sız ıstedınız sumerlerle ılgılı medenıyetı..alın ıste..ne medenıyet ama beee..bravo valla..

mep
24-10-2006, 14:23
islamcı abim ben ön yargılıyım hemi!
Abim be ben ön yargılı olsaydım bende şimdi sen gibi müslüman olurdum.
dinden çıkmış bi adama ön yargılı diyene bak.ön yargılı olsaydım bende senin gibi sorguluyamaz,tabulardan çekinir.elhamdülillah müslümanım der milleti çöl araplarının ahlakıyla,kültürüyle,fantezileriyle.ve daha arab a ait ne zırvalık varsa onunla donatmaya çalışırdım.hangimiz ön yargılıki acaba.
ömer hayyamlı site(!)ye baktım abi bana yalancı demişin güldüm ayetler sizin tercümeler sizin kitap sizin birbirini tutmayan bi şey varsa o sizin komikliğinizdir.bizim yalanımız değil.hangine inanmak istiyosan inanabilirsin sizin kitabınızda seçenek çok abim,bi laf kırk manaya geliyo hangisi işine yararsa o doğru olsun,yeterki sen stres yapma.ilaç gibi kitap.

skyandstars
24-10-2006, 16:24
mephisto sacmalama,ben sana elmalının yazdıgının dogrusunu gosterdim.sen ne diyorsun ya..neymıs senın dogru dusuncen soyle bakalım..ıslamıyete fantazı dıyenlerın duzgun yasamları neymıs..soyle bakalım ıslamıyet olmasaydı turk mılletı kurtula bılır mıydı..bırak mephisto bırakkk..bos ıslerle ugrasıyorsun..onyargılı felan degıl bu..agır konusacak kusura bakma..dupeduz menfaatcısınız oglum sız.dupeduz bırılerıne yalaklık yapıyorsunuz.turandursuna mı yoksa haa..

ıslamıyet devrındeki arap mılletı ıle sımdı kı arap mılletını karıstırıp un yaptınız lan sız..peygamberın ornek ahlakı cahılıye devrınden sonraki donemde esır aldıgını bılmıyor musun? peygamberın bana bır tane ornek olmayan davranısını gostere bılır mısın bana..

bırak mephisto yaaa.yalakcısınız oglum sız.ıslamıyete olur olmaz yerden camur atıyorsunuz.sızın gıbı ınsan gormedım.hanı oglum peygamber hakkındaki olumsuz belgelerın nerde..goster bakalım..


Sümerler yazını okudum bayıldım valla.Tuvalet banyo gibi yapılara sahip *pis sümerleremi inanıcaz abi.poponuzu 3 adet taşla silin diyerek,3 katlı tuvalet kağıdına işaret etmiş arap toplumları varken,neyse

dıye zırvalamıssın..kardesım peygamberın sahabesınden bır ornek ver bana..kıclarını tasa sılıyormus dıye belge goster bana haklısın dıcem..

un yaptınız lan sımdı kı arap mılletıyle peygamberın sahabesını...bırakın lan bu isleri..peygamber turk olsaydı o zaman ınancakmıydınız...yalancı herifler..bı halttan haberınız yok..gecmıssınız karsıma..yok sen onyargılısın ..yok ben onyargılı olsaydım musluman olur musumda...bılmem ne...

benım belgelerımde bır tane onyargıyı goster ataıst olcam harbıyım yaa..hadı goster bakalım..evrenın genıslemesınden bahsedıyorum ben..sonra yorungelerden bahsedıyorum.atom altı parcacıklardan bahsedıyorum. atomların yapısını bılır mısınız sız..hepsı kuranda var ıste.ama nerdeeee.....kıme anlatıyorum.nasa raporlarından bahsedıyorum...sız dıyorsunuz ki ,onyargılısınız...

he heh heee oyle onyargılıyım..:)))) sahtekar herifler.camur atmaktan baska bı halt yemıyorsunuz.gelmısler muhammede mamı dıyolar..sonra turan dursun gerızekalısına laf attımı tepeme ususuyorsunuz.peygamberın bana bır tane hayatında yaptıgı olumsuz bır hareketını gosterın..

soyluyım mı sızın agızınızdan..cınsel hayatı..cevap verıyorum sıze arkadaslarım;peygamber kac hanımla evlıydı kac cocugu olmus bı arastırın ıstersenız...peygamberın hanımlarının agzından aıseden bır tane hadıs soyleyın bana; o da soyle olsun; peygamber pisin biri,gotunu tasa sılıyor,sonra da uckuruna sahip olamıyordu...

haydi hodrı meydan..gelmıssınız bana lak lak lak yapıyorsunuz..onyargılıymıssın...len sen daha hayatında peygamberın modelını gormemıssın.oku da gor...sallama oyle...kafandan ..ohhh valla turkıye genıs sallayın durun...

mephisto kusura bakma kardesım..bı halttan cakmıyorsun.dost acı soyler.
ben hayatımda bıtırmedıgım ıslam kıtabı yok belkı de..gelmıssın bana onyargılı dıyorsun pıskın pıskın yaaa..bu ne curet..

eger ınkar etseydım ben ınkar ederdım..sıze noluyor..? sız kımsınız? bebeler...daha bır ınsanın farklı cumlelerını aynı manaya getıremeyen topluluksunuz sız.


hadı bakalım surun yalan kozlarınızı acıklıga kavusturayım..haydı..ama sakın bana turan dursun malından sıte getırmeyın.sevıyenızı dusurursunuz.

dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

skyandstars
24-10-2006, 19:37
EVRENİ (30) [yaratıcı] güc[ümüz] ile inşa eden Biziz: ve, şüphesiz, Biziz onu istikrarlı bir şekilde genişleten. (31)

30 - Lafzen, "göğü" yahut "uzayı", ki Kur'an'da çoğu zaman "evren" veya çoğul kullanımda "kozmik sistemler" anlamına gelmektedir.

31 - Bkz. 21:30'un ilk bölümü ile ilgili not 38. innâ le-mûsi‘ûn ("Biziz ... genişleten") ifadesi, modern düşüncedeki "evrenin genişlemesi" anlayışının ön habercisidir: bu düşünce, evrenin sonlu bir büyüklüğe sahip olmasına rağmen alan olarak sürekli genişlediği gerçeğini ifade eder.


kardeslerım kuranın tefsırınde musiune kelımesi vardır.ve genısletmek anlamına gelır.bunu ataturkun de yardımında bulundugu elmalının tefsırınde gorebılırsınız..dıyanetın dıger tefsırlerınde de musıune kelımesı aynı manada acıklanmıstır.yanı goklerden bahseden bır ayette genısletmek bu tarz manaya gelır..arapcada gok sadece gokyuzunden mana ıhtıva etmıyor.gokyuzu evrenın bır baska deyısle kaınatın bır baska deyısle kozmografyanın ta kendısıdır.

turan dursun malı gıbı eger ALLAH gokteyse gokten daha kucuk olması gerekıyor gıbı dusunursenız..herkes sıze bır tarafınla guler..mephisto her seye masal dıyen benmıyım yoksa sız mı? bılım getırıyorum sıze bılım..ne yalanlamasından bahsedıyorsunuz sız..

kım var sızın karsınızda.30 yılımı verdım ben bu ıse be...3 5 aylık ınkarcı bebelere mı kalmısım.turandursun amma cevırmıs lan sızı..helal olsun valla adama...demek ki yalancılık bulasıcı bır hastalık mıs....

kardeslerım bazı mufessirler kuranı yorumlarken kendı ıctıhadlarını katmıslardır.ancak filibeli ahmed hilmi,ibni kesir ,elmalı ve bedıuzzaman saıd nursinin tefsırlerınde gok ve genısleme acıkca bıldırılmektedir...ya gozume mı ınanayım sıze mi? ALLAH ALLAH YAAAAAAA....

eyvallah..devam edın sız yolunuz da..

skyandstars
24-10-2006, 19:39
KURANDAKİ GERCEKLER;



*
Brown hareketi: Botanikçi Robert Brown, polen gibi çok küçük maddeleri, mikroskop altında incelediğinde, onların sallanıp titeştiğini gözlemledi. Yaklaşık 70 yıl sonra Albert Einstein, “Brown hareketi”nin molekül bombardımanından kaynaklandığını açıkladı. Matematiksel olarak da, moleküler bombardıman sonucu, parçacıkların zamanla alacağı ortalama mesafeyi hesapladı. Bundan birkaç yıl sonra, Jean Perrin, suyun içinde asılı halde duran, büyük moleküler yapıya sahip “rezin” iyonlarının yer değiştirmesini ölçtü. Jean Perrin’in deneysel olarak bulduğu ortalama yer değiştirme hızıyla, Einstein’ın teorik hesapları, mükemmele yakn derecede örtüstü.
*
//bkz. http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=6&soru_id=249 *//
*

*


*
Toprağın Titreşmesi
*
*
TOPRAĞIN TİTREŞİMİ
Hac Suresinde Yüce Allah, yağmurun yağmasından sonra topraktan oluşan titreşimden söz eder. Toprağın bu özelliği 5. ayette söyle ifade edilmektedir.
*
…Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, ancak üzerine su yağdırdığımız zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bir şeyler bitirir. (22 Hac Suresi, 5)
*
Gözle gözlemlenemeyecek kadar küçük olan bu titreşim, İngiliz Botanikçi Robert Brown tarafından 1828 yılında mikroskop altında tespit edilmiştir.
Toprağın üzerine düşen su damlacıkları bir hedef olmaksızın birçok yönde hareket eder. Suyun toprağa düşmesiyle topraktaki farklı moleküller arasında elektrik akımı oluşur. Toprağın parçacıkları iyonlaşır. Elektrik akımının düşüşüyle pozitif iyona, yükselişiyle negatif iyona dönüşüm olur. Suyun toprağa gelişiyle iyonik moleküller titreşir. Bu hareket, suyun toprağın üzerine düşmesiyle oluşan
bir süreçte gerçekleşir. Botanikçi Robert Brown’ın keşfettiği bu harekete Brown Movement (Brown Titremesi) adı verilmiştir. Brown titremesinin 19. yüzyılın başında bulunmasına rağmen daha sonra hakkında bazı spekülasyonlar yapılmıştır. Brown’ın yaşadığı dönemde var olan mikroskopların böyle bir olayı gözlemlemeye yeterli olmadığı iddia edilmiş ve Brown’ın çalışmalarının abartılı olduğu eleştirilerinde bulunulmaya çalışılmıştır. Bu karşı iddialardan dolayı Brown’ın keşfinden tam 165 yıl sonra aynı gözlem bir daha video kayıtları kullanarak yapılmıştır ( Ford, Brian J., [lecture] An Evening with Brian: The Proof of Brownian Movement. Inter Micro 92, McCormick Center, Chicago, Illinois, 2000h, 13 July 1992.) Sonuçlar son derece ilgi çekicidir. Brown’ın keşfinde hiçbir abartı olmadığı ortaya çıkmış ve bu titreşim tekrar tespit edilmiştir. Burada biraz durup düşünmemiz gerekir. Kuran’ın inişinden tam 12 asır sonra mikroskoplar kullanılarak bir keşif yapılıyor ve keşif
mikroskoplar yeterli olmayabilir gerekçesiyle eleştiriyor. Daha sonra, çok daha gelişmiş teknoloji kullanılarak aynı gözlem tekrarlanıyor ve benzer bir sonuca ulaşılıyor.
RESİM-16
Brown movment adı verilen bu titreşim hakkında bilgi keşfinden yüzlerce yıl önce, Rabbimizin sözlerinden oluşan Kuran’ı Kerim’de insanlara bildiriliyor. Bu detay bilgi bir defa daha bizlere Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu bizlere göstermektedir.
*

*

*
Hala Kur'an'ı gerektiği gibi düşünmezler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı, elbette içinde bir çok ahenksizlikler bulacaklardı *
*

*
nisa suresi 82

skyandstars
24-10-2006, 19:43
eeee ınkar etmenıze devam edın sız..bosverın beni..ben gercekcıyım ıste..naparsınız..gercekler ınsana *bazen bata biliyor:.

eyvallah...

islamci-ankara

deli_cevat
24-10-2006, 19:48
skyandstars kardeşim sen şimdi td ile hy yi aynı kefeye koyuyosan ne diyim sana artık bu forumun mazisinde KAAABBBAKKK gibi yalan olduğu ispatlanan ve yazarları tarafından özür dilenen bissürü hy yazısı war sen bana bi tane turan dursunun yalan söylediği bi yer getir ağzımı bile açmıcam

sümerler konusuna gelince bana neden nuh tufanındaki olayın sümerlerden çarpıntı olduğunu açıklayabilirmisin
şindi diceksinki Allahın hak dini islam ademden beri yeryüzünde idi ve farklı peygamberler ile tebliğ ediliyordu ordan sümer tabletlerine de geçmiş

tamam kardeşim peki niye Allahın nuh'u orda utnapiştim diye geçiyo ??????????????????

deli_cevat
24-10-2006, 19:51
gerçekler insana batabiliyosa dikkatli ol evrim gerçeği şu günlerde çok müslümana batıyo

ömer hayyam
24-10-2006, 20:04
skyannnn
sen piangodan mı çıktın
bu ne üslup bu ne mantık biraz sakin ol
sakinleş demiştim sana ömer hayyamlı(!) :D sitede
ama nerdeee
dinlemiyon ki
bak kardeşim burda eğer davanı ispatlamak için bulunuyosan (umarım öyledir)o zaman lütfen dikkatli ol sana bu konuda bi ipucu vereyim belki aydınlatıcı olur sizden biri şöyle diyor :insanların islama olan kötü bakış acılarını azaltmak şöyle dursun artırmamak bile büyük bir hizmettir
umarım ne demek istediğimi anlamıssındır
emin ol sen üslubunu düzeltiğin ölçüde karsındsakilerden de aynı yaklasımı göreceksinn

skyandstars
25-10-2006, 14:18
deli cevat kardesım..celıskı kuranın butunu demen neye gore;
ben sana turandursunun mallıgını ıspat ettım..yazılarıma bak...herkese aynı seylerı yazmaktan sıkıldım..

harun yahya dedıgın adamda ıslamıyetcı bıryazıları var..tum dedıklerı dogru..kaldı ki benım kendı raporlarım var..ondan alıntı yapmıyorum..sadece harun yahya mı ıslamıyetcı anasını satayım bu turkıyede yaaa...kısılıgı benı hic ılgılendırmıyor..

evrım cokertılmıstır sana tek sorum var.delı cevat...dna yı evrımcılerın hic bırı acıklayamıyor..sen nasıl acıklayacaksın cok merak edıyorum..

hadı onu da gectım..bugun bıg bung tan 15OOO YIL SONRA bılım adamları yenı bır orumcek fosılı buldular ve kan orneklerı orumcegını ısmını dahi vermektedır..buna ne dıyceksın..

bırak bu ıslerı delı cevat turan dursundan alıntı yapma..oku bıraz oku...
benım derdım kımseyı kırmak degıl..

eyvallah

skyandstars
25-10-2006, 14:22
Evrimciler, büyük varillerin içine canlılığın yapısında bulunan fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden bol miktarda koysunlar. Hatta normal şartlarda bulunmayan ancak bu karışımın içinde bulunmasını gerekli gördükleri malzemeyi de bu varillere eklesinler. Karışımların içine, istedikleri kadar (dünya atmosferinde kendiliğinden oluşumu mümkün olmayan) amino asit, istedikleri kadar da (bir tekinin bile rastlantısal oluşması imkansız olan) protein doldursunlar. Bu karışımlara istedikleri oranda ısı ve nem versinler. Bunları istedikleri gelişmiş cihazlarla karıştırsınlar. Varillerin başına da dünyanın önde gelen bilim adamlarını koysunlar. Bu uzmanlar nöbetleşe milyarlarca, hatta trilyonlarca sene varillerin başında beklesinler. Bir insanın oluşması için hangi şartların var olması gerektiğine inanılıyorsa hepsini kullanmak serbest olsun. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar o varillerden kesinlikle bir insan çıkaramazlar. Zürafaları, aslanları, arıları, kanaryaları, bülbülleri, papağanları, atları, yunusları, gülleri, orkideleri, zambakları, karanfilleri, muzları, portakalları, elmaları, hurmaları, domatesleri, kavunları, karpuzları, incirleri, zeytinleri, üzümleri, şeftalileri, tavus kuşlarını, sülünleri, renk renk kelebekleri ve bunlar gibi milyonlarca canlı türünden hiçbirini oluşturamazlar. Değil burada birkaçını saydığımız bu canlı varlıkları, bunların tek bir hücresini bile elde edemezler.

Kısacası, bilinçsiz atomlar biraraya gelerek hücreyi oluşturamazlar. Sonra yeni bir karar vererek oluşan bu hücreyi ikiye bölüp, sonra art arda başka kararlar alıp, elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi hücre yapısını bu mikroskop altında izleyen profesörleri yaratamazlar. Madde bilinçsiz, cansız bir yığındır ve ancak Allah'ın üstün yaratmasıyla hayat bulur.

Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen aykırı bir safsatadır. Evrimcilerin ortaya attığı iddialar üzerinde biraz bile düşünmek, üstteki örnekte olduğu gibi, bu gerçeği açıkça gösterir

skyandstars
25-10-2006, 14:30
Elektron Mikroskopları hücredeki yaratılış
mucizesini gözler önüne serdi *




*

Ortada; hücre içindeki madde ulaşımını sağlayan "Endoplazmik Retikulum” isimli organel ve bu organelin elektron mikroskobuyla elde edilmiş bazı görüntüleri. Sağda, 20. yüzyılın ortalarında keşfedilen elektron mikroskobu hücrenin derinliklerini ve hücre içindeki organellerin en ince ayrıntılarını gözler önüne serdi. Hücrenin önceden sanıldığı gibi ilkel ve basit bir yapı olmadığı ortaya çıktı. Böylece bir canlı hücresinin, tesadüflerle meydana gelmesinin kesinlikle imkansız olduğu da anlaşılmış oldu. Sağda hücre zarından bir kesit ve hücreye giriş-çıkışları denetleyen farklı yapı ve özelliklere sahip hücre zarı proteinleri.


Laboratuvarlarda Bile Üretilemiyor...
İngiliz matematikçisi Sir Fred Hoyle, kendisi de bir evrimci olmasına rağmen, 12 Kasım 1981 tarihli Nature dergisinde yer alan bir açıklamasında, tesadüfler sonucu hücre gibi kompleks bir yapının meydana gelmesiyle, bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla tesadüfen bir Boeing 747 oluşmasının aynı ihtimale sahip olduğunu belirtmiştir.

Evrimciler çaresiz bir inatla, canlılığın ilkel dünya ortamında tesadüfler sonucu meydana gelen bir canlı hücreyle başladığını savunurlar. Oysa, ilkel dünya şöyle dursun, günümüzün en ileri teknolojiye sahip laboratuvarlarında bile canlı bir hücre yapay olarak üretilememiştir. Olabilecek en kontrollü ortamda, her türlü imkan ve teknoloji kullanılarak, zeki ve bilinçli bilim adamlarının başaramadığı bir işi, ilkel dünya ortamının kontrolsüz doğal şartlarının, fırtınanın, yağmurun, çamurun, yıldırımların başardığını savunmak gerçekten de evrim teorisinin içine düştüğü aczin ve ümitsizliğin çok güzel bir göstergesidir. Böyle bir düşüncenin hiçbir bilimsel ya da mantıklı yaklaşımla ilgisi yoktur. En basit ihtimal hesapları, en bilinen fizik ve kimya kanunları bile, değil canlı bir hücrenin o hücrenin yapıtaşı olan proteinlerden tek bir tanesinin bile tesadüfler sonucu oluşamayacağını bilimsel olarak kanıtlamıştır.

Bu durumda, gelmiş geçmiş milyonlarca canlı türünün varlığına ve çeşitliliğine gerçek-dışı senaryolar üretmeye çalışan evrim teorisinin daha canlılığın ilk ortaya çıkışı aşamasında tıkandığı ve daha fazla ileri gitme şansının kalmadığı çok iyi anlaşılmalıdır. Henüz hücrenin hatta hücreyi meydana getiren proteinlerin,

hatta proteinleri meydana getiren amino asitlerin dahi meydana gelişini açıklayamayan bir teorinin canlılığın diğer safhaları hakkında ahkam kesmesi son derece gülünç bir tutumdur.

Sonuçta canlılığın en küçük parçasının dahi tesadüfler sonucu ortaya çıkması mümkün değildir. Tüm canlılar, cansız varlıklar da dahil olmak üzere, Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından yaratılmışlardır ve O'nun üstün kudret, ilim ve sanatının birer eseridirler.

Bir sonraki sayımızda, hücrenin derinliklerine inerek hücrenin yapıtaşı olan proteinlerin kompleks yapı ve işlevlerini ele alacak, evrim teorisinin bu konudaki çaresizliğine de tanık olacağız.



dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur

skyandstars
25-10-2006, 14:36
ATATÜRK'TEN MATERYALİSTLERE CEVAPLAR


"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)

"Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur." *(Atatürk'ün S.D. II, 1923, s. 127)

"Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. Ikinci devir, insanligin kemal (olgunluk ) devridir."

"Ey millet! Allah birdir, sani, büyüktür. Allah’iın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’ani azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır." *(Atatürk'ün 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir'de Zağanos Paşa Camii'nde vermiş olduğu hutbeden bir bölümdür.)

"Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır." *


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.
islamci -ankara

skyandstars
25-10-2006, 14:49
dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.
islamci ankara
.............................................
Fosil Kayıtlarının Gösterdiği Gerçek

.....


İslamcı,

Harun Yahya'dan bir daha copy-paste yapman durumunda şu anki üyeliğini de iptal ederim, bundan sonra açacağın hesapları da hiç sormadan kapatırım. Yeteri kadar açık olmuştur sanırım. Forum kurallarını oku..

neutrino

25-10-2006, 15:32
güncelleme..

skyandstars
25-10-2006, 17:11
harun yahya ya neden dusmansınız gercekcı dıye mi? hadi itiraf edin..silmeyin tamam kendi yazılarımı yazıcam..ama merak ettim sorumun cevabını

25-10-2006, 17:42
aslında bizimkisi düşmanlık değil,bir tür kıskançlık,adam işkembeden
sallayarak bu kadar ahmak insanı maymuna çevirmiş krallar gibi yaşıyor
bizse bu ahmaklardan bir kaçına bile gerçeği anlatamadık,kızgınlığımız bu
ahmakların ona olan bağlılığı,kızgınlığımız bu ahmakların araştırmadan
düşünmeden bu şarlatana kayıtsız şartsız inanmaları.kızgılığımız zeka fakiri insanların bu şarlatanı savunması,bizimkisi düşmanlık değil.

25-10-2006, 18:06
harun yahya ya neden dusmansınız gercekcı dıye mi? hadi itiraf edin..silmeyin tamam kendi yazılarımı yazıcam..ama merak ettim sorumun cevabını

Tam tersine, sahtekar, yalancı diye. Gerçekle hiç bir ilgisi yok diye, insanları kandırıyor diye ve kendisinden yapılan (kendisinin de abd'de icr yayınlarından yaptığı) alıntıların bu forumda şimdiye kadar fazlası ile tartışılmış olması nedeni ile. Kendisi ile ilgili siteler de var, üyelerimizden da Vinci'nin sitesi var örneğin, oraları incelemenizi öneririm. Başka bir sorun yoktur umarım?

skyandstars
25-10-2006, 20:37
arkadaslar cok sakacısınız siz yaaa...yemın edıyorum cok sakacısınız..ya sarhossunuz sız ,,,yada ne dediginizi bilmiyorsunuz...harbiden siz piyangodan felan mı cıktınız...

la sız harun yahyaya resmen ıftıra atıyorsunuz..sanki kendısı yazıyor haa...lan hepsi alıntı beeee...avrupa kaynaklı hepsi..mucizelerin hepsı bugun bılım raporlarında ıspatlanmıs...sız harun yahyaya degıl ..dırek bılıme sacma dıyorsunuz....

harbı sız sarhossunuz haa..harbı soyluyorum bakk...harun yahya butun bılımden alıntı yapıyor...kendısının bır tane cumlesı yok...hepsını nakledıyor ve sıtelerıne koyuyor..sizde sazan gıbı atlayarak; o yazmıs zannedıyorsunuz..bır tane kendı cumlesı yok bır tane...sız kıme ıftıra atıyorsunuz...bakın sıze kaynaklarını yazıyorum


1. Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1989, s.84
2. S. Jaki, Cosmos and Creator, Regnery Gateway, Chicago, 1980, s. 54
3. Stephen Hawking, Evreni Kucaklayan Karınca, Alkım Kitapçılık ve Yayıncılık, 1993, s. 62-63.
4. Henry Margenau, Roy Abraham Vargesse, Cosmos, Bios, Theos, (La Salle IL: Open Court Publishing, 1992) s. 241
5. Hugh Ross, Cosmos and the Creator, 1993, s. 112
6. Fred Hoyle, The Intelligent Universe, 1984, s. 184-185
7. Paul Davies, Superforce: The Search for a Grand Unified Theory of Nature, 1984, s. 184
8. Stephen Hawking, A Brief History Of Time, Bantam Press, London: 1988, s. 121-125.
9. Paul Davies, God and the New Physics, New York: Simon & Schuster, 1983, s. 189
10. George Greenstein, The Symbiotic Universe, New York, 1988, s. 27
11. A Dorling Kindersley Book - The Science, Published in the United States by Dorling Kindersley Inc., s. 24.
12. Stephen Hawking, Evreni Kucaklayan Karınca, Alkım Kitapçılık ve Yayıncılık, 1993, s. 143.


bakın bakalım bır tane turk eser varmı ıcınde..bu adamların hepsı bılımde kendılerını ıspat etmıs adamlar...sızde bunlara yalan dıyorsunuz...eee deyin arkadaslar...herkesın agzı var..buzemeyız ki dimi ama:))

harun yahyada bu adamların eserlerınden alıntı yapıp aynılarını kuran ayetlerını de ekleyerek sıtesıne yazıyor hepsı bu...sızen turan dursun gıbı kafasından uydurmuyor..

kac sıse votka ıcdınız sız hepınız aynı meyhaneye mı gıttınız? ayyy cok ıcmeseydınız barı..yazık valla sıze..

sız bunlara yalan dıyorsanız varın deyın..bende yalan desem ne farketcek ki..gercekler bunlar..ve gercekler acıdır..sız yalan demeye devam edın..KURAN ALLAH SOZUDUR.
peygamber bu kıtabı yazamaz..hic kımse yazamaz.

istedıgınız kadar yalan deyın..ıspatlanmıstır..bugun mısırda cıkan ıpuwer papırusu kuranın ayetlerını tastamam tasdıklıyor.

bı ara su sıteden cıkında bıraz ...gerceklerle yuzlesın..:))) burası koreltmıs sız..

eyvallah
islamci-ankara


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

Eğer bir toplum senin gibi düşünecekse vay o toplumun haline. Şu kullandığın üsluba bak. Yazıklar olsun. Kurallara uyacağım diye geri döndün. Senin gibilerin bu forumlarda yeri olamaz. Ezkamo.

walla
25-10-2006, 22:53
Sevgili skyandstars
Nasılki Kuran çevirilerinde Yaşar Nuri Kendinden ilaveler yada çeviri hataları yapıyorsa bu Harun Yahya denilen Adnan hocada KASITLI tercüme hataları veya eksik metinler kullanmaktadır. Namaz kılmayın. der kuran ama şaraplı ikeni okumazsan...

jayjay
25-10-2006, 23:06
Ben bunu muhatap almayacağımı söylemiştim. Eğer bu ve bunun gibiler (üslup olarak) bu sitede muhatap alınırsa kendilerini bir şey sanar ve yazmaya devam ederler.

25-10-2006, 23:41
"İslamcı" soytarısı,

2. kere forumdan atılıyorsun. Bu sende alışkanlık yaptı anlaşılan. Daha yazdıklarımı bile anlamakta yetersizsin.

"... Tam tersine, sahtekar, yalancı diye. Gerçekle hiç bir ilgisi yok diye, insanları kandırıyor diye ve kendisinden yapılan (kendisinin de abd'de icr yayınlarından yaptığı) alıntıların bu forumda şimdiye kadar fazlası ile tartışılmış olması nedeni ile...." yazmışım. Daha da yazardım ama, bu aralar terbiyeli bir dönemimdeyim.

Yazılanları bile anlamakta bu kadar yetersiz isen, bu forumda bir işin yok. Tekrar üye olmayı düşünme bile. Ek olarak, "bize yazın" link'ini kullanarak bizi meşgul de etme.

En baştan beri, kendini fasulye gibi nimetten sanma tavrın nedeni ile zaten dikkatimi çekmiştin. Polat Alemdar tavırları her ne kadar lise seviyesindeki beynini az kullanılmış tutma eğilimindeki çoğunluğu etkilese de, burada işe yaramıyor. Ek olarak, 1-2 kitap okuyarak -ki onlar da ilgili konularda uzmanlığı olanlara değil, çok temel bilgisi olanlara hitap edenler, taşkın tuna gibi- ne kadar yüzeysel fikir sahip olduğunu zaten gösterdin bizlere. Ama düzeysizliğin affedilir gibi değil. Birşeyleri tartışabilmek için insan karşısında çok temel bilgilerin dışında birşeyler arıyor, bulamayınca da senin de farkedebildiğin gibi sinirlenebiliyor. Buna ek olarak soytarılık yapmak, zaten az olan saygınlığını deniz seviyesinin altına indiriveriyor birden.

Umarım anlamışsındır.

neutrino

spartacus
26-10-2006, 09:51
[quote:df0055ab12="skyandstars"]spartacus bunu sen yazmıssın? havacı ne demek falcı ne demek ? bana bı acıklayı versen cok makbule gecıcem..[/quote:df0055ab12]

Sende okuma problemleri var. Sümerler için Falcı sözünü bu forumda senin sağdan soldan, oradan buradan kafana göre konuları arap saçı gibi doldurmanı destekleyen, senin gibi tarih konusunda zerre kadar fikri olmayan narca_zeynep demişti. Eğer Sümerler inanç konusunda falcı ise, *İslam dini ve çıkış dönemi tarihi de havacıdır, birde İlahi masalların kökenide o Falcılar olunca ortaya daha farklı bir güzellik çıkıyor. Onlar yıldızlara inanıyordu, hareketlerini inceliyordu, 600 lü yılların İslam tarihi de, havaya diz çöküp(namaz) secde ediyordu. Havaya rekat rekat diz çökmekten, el açmaktan, daha iyidir yıldızları inceleyip fal bakmak. Bu bakış açısı, böyle boş laf etmek Narca_Zeynep'e ait, ben sadece onun bakışına göre yorumladım, formül ondan. Sümere falcı diyen Narca_Zeynep, masala(Nerde Tanrınız hadi gösterin) tapınıyor olmakla havacı oldu. Öncekiler en azından Yıldızları gösteriyordu işte diyordu bizim Tanrımız. Şimdi falcılık ile havacılığın, nasıl bir şey olduğunu ve aralarındaki Narca_Zeynep bağını öğrenmişsindir, en azından pilota benzetemezsin artık, çünkü pilot, var olan bir uçağı uçuruyor!

[quote:df0055ab12="skyandstars"]spartacus bana harun yahyadan getırme dıyorsun ama sende turandursundan getırıyorsunn[/quote:df0055ab12]

Okuma problemlisin, anlayamıyorsun. Hırsızsın belki bu daha iyi izah eder sana, başkalarının başka sitelerde söylediklerini kim olursa, alıp, alıp kopyalayıp buraya ben yazdım edaları ile yapıştırıyorsun. İşte seninle ilk farkımız bu, ben bana ait olanlar ile, başkalarına ait olanları ayırmayı yapıyorum, bu arada sana ait olanlarla, senin aşırdıklarınıda zorluk çekmeden ayırabiliyorum, 3-5 harfine, düzeye bakmam yetiyor. Bundan sonra komple makale alıp konu dışından buralara yapıştırırsan, mesala şu konumuz "Allah'ın adı", sen Hubble'nin hayatını buraya korsan, yazını havada okursun haberin olsun.

Konu:ALLAH'ın adı
Konu:ALLAH'ın adı
Konu:ALLAH'ın adı

Okuyabildin mi? Okuyamamışsındır! Bundan sonra, Konu başlığı dışında, karşılıklı iletişim gerekleri dışında yazacağın her yazıyı havada okursun. Verecek bir şeyin olduğuna inanıyorsan, forumlara ve konulara, başlığa kişilikli, ciddiyetli ve adabı ile yaklaşırsın! Konuyla ilgili diyecek bir şeyin mi yok, ne yapman gerektiğini bilmen lazım.

hiramusta
26-10-2006, 10:38
Allah bize tıpkı Fatihada olduğu gibi kendisini nasıl anacağımızı öğretir.

Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın. 2/239

K.C.
26-10-2006, 11:09
Başlığım almış başını gitmiş. Ben de bir iki kelam edeyim, konu dışı olacak ama kendi affıma sığınıyorum. :)

Spermayı ilk Sümerler keşfetmiş demiş sky kardeşim. Nam-ı Diğer İslamcı kardeşim.
Sumer aşk ve bereket tanrıçası İnanna'nın, şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivi'nde bulunan bir tablette bir şiiri var. Kendisini tarlaya benzetmiş ve eşi olan Tanrı Dumuzi'nin (Temmuz) tohumlarını (spermlerini) kendisine bırakmasından bahsetmiş. Bak şu Allah'ın işine ki Kur'an'da da kadın için bir tarla benzetmesi var. Spermleri de hakikaten Sumer'ler bulmuş. Aslında bulmuş demeyelim. Tarih onların yazılı tabletlerinin çözümüyle başladığından, onlardan öncekiler bulmuşsa da bu günümüze ulaşmamış.


Asıl konumuza dönersek. Çözülmüş Sumer tabletlerinden birinde rastladığım bir isim dikkatimi çekti. Cinsel hazzı arttırmak için yapılan sihir ve büyülerin yazıldığı bir tablette: "... Tanrın sana dönmeli, Sihir Tanrısı Asalluhi dönmeli! Vücudunu İştar'ın (Aşk Tanrıçası) çekiciliği ile çoştursun!" denmiş bu duada.
Günümüzden 4000 yıl önceye ait bir tabletteki Sihir Tanrısı'nın adı nasıl da
İslam Tanrısının adına benziyor.

hiramusta
26-10-2006, 11:29
Kelmelerin birbirine benzemesi nekadar güzel bişey.Demekki Rabbim onları da vahiysiz,rehbersiz,elçisiz bırakmamış.

hiramusta
26-10-2006, 11:34
Bir Sümer peygamberi olan Nuh'u da ,kelimelerin bu benzerliğindeki katkısını da unutmamak lazım.

K.C.
26-10-2006, 11:44
Sevgili Hiramusta,
Bildiğim kadarıyla Sumerler hiçbir zaman Tek Tanrılı bir dine mensup olmamışlar. Peygamberlik gibi bir kurumları da olmamış. Baştaki kral aynı zamanda en yüksek derecede Din adamı ve hatta Krallarına Tanrı dedikleri, Krallık ve Tanrılığı bir tuttukları dönemler de olmuş.

hiramusta
26-10-2006, 12:03
Doğru diyorsun.Sümerler müşrik bir halk.Yani Allah'ı tanıyorlar,biliyorlar.O'nun yanında başka ilahlar da ediniyorlar.

Andolsun biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım." Kavmimin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir ‘şaşırmışlık ve sapmışlık' içinde görüyoruz" dediler. O: "Ey kavmim, bende bir ‘şaşırmışlık ve sapmışlık' yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim." dedi. "Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum. "Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?" Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi. (7/59-64)

Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaçık bir uyarıcıyım.Allah'tan başkasına tapmayın! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabından korkuyorum." (11/25-26)

Nuh'ta onları Tevhide davet eden bir Peygamberdir.Maalesef,Sümerlerden çokaz kişi Nuh'un bildirdiği inanca iman etmiştir.

K.C.
26-10-2006, 12:49
Muazzez İlmiye Çığ'ın Ortadoğu Uygarlık Mirası 1. cilt'inin 64.s.'ndan bizzat yazıyorum. (copy paste değil) :)

"1872 yılına kadar Tufan hikayesinin yalnız Tevrat'ta olduğu biliniyordu. Fakat Ninive'de çıkarılan Asurbanipal Kitaplığı içindeki bir çiviyazılı tablet okununca büyük bir şaşkınlık oluşmuştur. Gilgameş Destanı'nın son kısmını oluşturan bu hikaye ölümsüzlüğü arayan Gilgameş'i Nuh'un Babilce karşılığı olan Utnapiştim anlatmış. Buna göre çoğalan insanların gürültüsünden rahatsız olan Tanrılar bir tufan yapmaya karar veriyorlar. Fakat bilgelik Tanrısı gizlice bir duvar arkasından Utnapiştim'e durumu bildiriyor.

Gemi yedi günde yapılıyor. Utnapiştim içine akrabalarını, sanatçıları çeşitli hayvanları dolduruyor. Tufan başlıyor, altı gün altı gece sürüyor. Yedinci gün gemi Nizir Dağı'na oturuyor. Suların çekildiği kuşlar gönderilerek anlaşılıyor. Gemiden dışarı çıkınca Utnapiştim kurbanlar kesiyor, onların kokusunu duyan Tanrılar üşüyor. Tanrılar Utnapiştim'e ölümsüzlük vererek Tanrıların bulunduğu yere oturtuyorlar. Bu hikaye geç çağda Sami olan Akat dilinde yazılmıştır.

Bu yüz yılın içinde bu hikayenin daha erken çağa ait olan Sümercesi bulundu. Tablet çok kırık olmasına rağmen Tanrıların bir Tufan yapmaya karar verdiği, bu kararı Bilgelik Tanrısı Enki'nin duvar arkasından Utnapiştim'in Sümerçe karşılığı Zinusdra'ya bildirdiği Tufan'ın yedi gün yedi gece sürdüğü, bittiğinde Zinusudra'nın kurbanlar yaptığı yazılı. Görüldüğü gibi Tufan hikayesinin Sumerlilerde yazıya geçtiği, onlardan Akatların aldığı, onlardan da Tevrat'a, arkadan Kur'an'a geçtiği anlaşılmaktadır. "

Bizzat Nuh'un (Utnapiştim veya Zinusudra'nın) anlattığı bir hikayede Allah adı geçmiyor. Tanrılar ve kendisine tiye veren Bilgelik Tanrısından bahsediliyor. Üstelik insanlar Bilgelik Tanrısına/ Tek Tanrıya inansınlar, diğer Tanrıları reddetsinler diye kendisine gelmiş bir vahiyden, inanmadıkları için bu Tufanın oluştuğundan da söz etmiyor Nuh.

hiramusta
26-10-2006, 15:00
Din konusunda cehaleti kitabının sayfalarından akan bir yazardan alıntılanan bu paragrafların neresini değerlendireceğimi şaşırıyorum.Balık baştan kokuyor.Diyor ki zat-ı muhtereme teyzemiz, "1872 yılına kadar Tufan hikayesinin yalnız Tevrat'ta olduğu biliniyordu."Yav bir insan cehaletini bu kadar mı belli eder.Hiç mi içinde yaşamış olduğu toplumun kitabını okumaz.Muazzez teyze iyi bir sümerolog olabilir ama kötü bir din gözlemcisidir.Allah'ın isimlerine gelince...Şayet sümerce bilseydim,ilahlara atfedilen isimlerin Türkçe karşılıklarını verebilirdim.Allah'ın birçok ismi vardır ve bunların mutlaka herdilde karşılıkları vardır.Öğretmen-Rabb,Bağışlayıcı-Rahiym,Doyuran-Rezzak,Bilgili-Alim,Yargıç-Hakim,vs. gibi.

spartacus
26-10-2006, 16:54
Hiramusta

Bu konuda da süreci ters işletiyorsunuz, külahı yine ters giyiyoruz.

İlah kelimesi özel bir kelime değildir, o şu an nasıl biz Tanrılar dediğimizde mesala Zeus'a Tanrı derlermiş dediğimizde Tanrı kelimesini kullanıyorsak, oralarda ise bunu karşılayan El kelimesi ile bileşke, Elah, İlah, Eloah, kelimesi vardır. Bu gün Allah ismi, Ellah olarak da anılır. El-Elah ise El-İlah dır, geçmiş Kenan dinindede var olduğu biliniyor, El-Menat, El-Lat gibi Tanrıça isimlerindede aynı El kelimesi vardır. Birleşikte ise, en yüce Tanrı, El-Elah-El-İlah, Ellah yada Allah oluyor ve ortada çok Tanrılı bir din sözkonusu, fiili durumda ise değişiklik, sadece büyük tanrının dışındakiler melek yapılmış.
Mesala Abdullah, oysa bunun açılımı Abd-el-lah olması sözkonusu. Burada, El-ilah ise, tanrılardan sadece birisi. Ortada olan kelimedir kısaca, ateşten top parçası değildir. Tengri, Tanrı olmuş mesala?

Geçmiş, yaklaşık 2600 yıl sonra Kur'an da bahsedildiği gibi ne İbrahim, ne İsmail(İbrahim'in cariyesinden doğma) ama ne Musa nede evvelkilerin hayatı, nede toplumsal ve sosyolojik yapısı kulaktan dolma ve mitolojik değildir. Her kabilenin tanrıları sözkonusudur ve görülüyor ki, Filistin ve Suriye bölgesinde İbrahim'den daha evvel olan Tanrı inanışı tekil olmadığı gibi orada tapılan ilahlardan biriside, ve muhtemel en yücesi El-Elah'dır. Benim tanrım, senin tanrın durumu pek revaçtır. Sümerler'inde yaradılış destanında büyük ve küçük tanrıları görmek mümkün, küçükleri melek, en büyüğü ilah yapmak çok fazla bir şey olmuyor, zaten geçilmiş Sami Akad, Babil dönemleri sözkonusu ve Sümerler epeyce yaşayan kaynak olmuş o dönemler.

El-Elah, Eloah, Aloha, El-İlah, Ellah, Allah. The God, Der Gott, De God, O Deus, Guden.

K.C.
26-10-2006, 18:08
İslam kaynaklarında "Allah" kelimesinin Tanrının özel adı olduğu yazar. Tıpkı benim adım gibi. Ben başka bir ülkeye gitmiş olsam orada benim ismim değişmeyecektir. Nüfuz cüzdanımda ne yazıyorsa odur. Telaffuz farkına birşey demiyorum. Ama ben bir ilah olmadığım için bu telaffuz farkına veya yüzyıllar içinde toplumdan topluma adımın değişmesine müdahale edemem, benim elçilerim de yok ki her birine sürekli adımı hatırlatayım, onların toplumunun adımı doğru bilmesini ve telaffuz etmesini sağlayayım.

En büyük İlah'ın adı toplumdan topluma değişmişse, üstelik her topluma değişmemiş gerçek adını bildirebilecek bir elçi gönderdiği iddiasında ise, bu elçilerden bir kısmına kitap da vermiş ve kitaplardan sonuncu hariç diğerlerinde bu özel adı aynı şekilde geçmiyorsa bu bana düşündürücü geliyor.

Rab kelimesi hem Tevratta hem İncil'de hem de Kur'an'da var. Bu kelime değişmeden kalabilmiş ve her üç kitapta da bildirilmişken niçin Allah adı aynı şekilde olmamış?

Allah'ın Allah dışındaki isimleri ve karşılıkları da değil mevzumuz. Bizzat Allah olan adıdır mevzu. Diğer isimlerin tarih içindeki izlerini sürersek çok Tanrılı inanışlardan her Tanrının ayrı ayrı özelliklerinin bir araya getirilişine kadar gideriz.

spartacus
26-10-2006, 19:52
[quote:c0f85cf280="K.C."]Diğer isimlerin tarih içindeki izlerini sürersek çok Tanrılı inanışlardan her Tanrının ayrı ayrı özelliklerinin bir araya getirilişine kadar gideriz[/quote:c0f85cf280]
Aynen.
Allah ismi köken olarak özel bir isim değil mi? Bildirdiği bir Tanrı vardır bence, Özel isimlerde dilden dile değişiklik gösterir, okunuş, alışkanlık ve beceri vs farkından dolayı. El-Elah ise, Allah olarak ifade bulmuş ve İslami dönemden evvel ifade ediliyor. enan dininin bir Tanrısı olarak.
Hayır ilah yüce, kudretli olanın karşılığı ise, her tanrı zaten bir ilahtır, Zeus bile.
"El" bir ön ektir, El-Menat gibi, El-Elah da bu ön eki alıyor. The God(İngilizce), der Gott(Almanca) gibi, telaffuzda isim alıyor.
"Rab" konusunu ise gerçekten incelemek lazım.

mep
27-10-2006, 11:56
mephisto sacmalama,ben sana elmalının yazdıgının dogrusunu gosterdim.sen ne diyorsun ya..neymıs senın dogru dusuncen soyle bakalım..ıslamıyete fantazı dıyenlerın duzgun yasamları neymıs..soyle bakalım ıslamıyet olmasaydı turk mılletı kurtula bılır mıydı..bırak mephisto bırakkk..bos ıslerle ugrasıyorsun..onyargılı felan degıl bu..agır konusacak kusura bakma..dupeduz menfaatcısınız oglum sız.dupeduz bırılerıne yalaklık yapıyorsunuz.turandursuna mı yoksa haa..

ıslamıyet devrındeki arap mılletı ıle sımdı kı arap mılletını karıstırıp un yaptınız lan sız..peygamberın ornek ahlakı cahılıye devrınden sonraki donemde esır aldıgını bılmıyor musun? peygamberın bana bır tane ornek olmayan davranısını gostere bılır mısın bana..

bırak mephisto yaaa.yalakcısınız oglum sız.ıslamıyete olur olmaz yerden camur atıyorsunuz.sızın gıbı ınsan gormedım.hanı oglum peygamber hakkındaki olumsuz belgelerın nerde..goster bakalım..


Sümerler yazını okudum bayıldım valla.Tuvalet banyo gibi yapılara sahip pis sümerleremi inanıcaz abi.poponuzu 3 adet taşla silin diyerek,3 katlı tuvalet kağıdına işaret etmiş arap toplumları varken,neyse

dıye zırvalamıssın..kardesım peygamberın sahabesınden bır ornek ver bana..kıclarını tasa sılıyormus dıye belge goster bana haklısın dıcem..

un yaptınız lan sımdı kı arap mılletıyle peygamberın sahabesını...bırakın lan bu isleri..peygamber turk olsaydı o zaman ınancakmıydınız...yalancı herifler..bı halttan haberınız yok..gecmıssınız karsıma..yok sen onyargılısın ..yok ben onyargılı olsaydım musluman olur musumda...bılmem ne...

benım belgelerımde bır tane onyargıyı goster ataıst olcam harbıyım yaa..hadı goster bakalım..evrenın genıslemesınden bahsedıyorum ben..sonra yorungelerden bahsedıyorum.atom altı parcacıklardan bahsedıyorum. atomların yapısını bılır mısınız sız..hepsı kuranda var ıste.ama nerdeeee.....kıme anlatıyorum.nasa raporlarından bahsedıyorum...sız dıyorsunuz ki ,onyargılısınız...

he heh heee oyle onyargılıyım..:)))) sahtekar herifler.camur atmaktan baska bı halt yemıyorsunuz.gelmısler muhammede mamı dıyolar..sonra turan dursun gerızekalısına laf attımı tepeme ususuyorsunuz.peygamberın bana bır tane hayatında yaptıgı olumsuz bır hareketını gosterın..

soyluyım mı sızın agızınızdan..cınsel hayatı..cevap verıyorum sıze arkadaslarım;peygamber kac hanımla evlıydı kac cocugu olmus bı arastırın ıstersenız...peygamberın hanımlarının agzından aıseden bır tane hadıs soyleyın bana; o da soyle olsun; peygamber pisin biri,gotunu tasa sılıyor,sonra da uckuruna sahip olamıyordu...

haydi hodrı meydan..gelmıssınız bana lak lak lak yapıyorsunuz..onyargılıymıssın...len sen daha hayatında peygamberın modelını gormemıssın.oku da gor...sallama oyle...kafandan ..ohhh valla turkıye genıs sallayın durun...

mephisto kusura bakma kardesım..bı halttan cakmıyorsun.dost acı soyler.
ben hayatımda bıtırmedıgım ıslam kıtabı yok belkı de..gelmıssın bana onyargılı dıyorsun pıskın pıskın yaaa..bu ne curet..

eger ınkar etseydım ben ınkar ederdım..sıze noluyor..? sız kımsınız? bebeler...daha bır ınsanın farklı cumlelerını aynı manaya getıremeyen topluluksunuz sız.


hadı bakalım surun yalan kozlarınızı acıklıga kavusturayım..haydı..ama sakın bana turan dursun malından sıte getırmeyın.sevıyenızı dusurursunuz.

dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.




kardesım peygamberın sahabesınden bır ornek ver bana..kıclarını tasa sılıyormus dıye belge goster bana haklısın dıcem..

İslamcı zırvacı palavracı abim.yine gitmişsin,giderkende çamurunu atıp öyle gitmişsin.yazdıklarından sadece bi tekine cevap vereyim diğer komikliklerinle kafa bile yormayacağım,bak seni adam yerine koyup yanıt bile yazıyorum,bu kıyağımıda unutma.gittiğin heryerde anlat bi mephisto vardı beni adam yerine koyuyordu diye tamammı abim.yukarıda yazdığın.ve örnek istediğin konuda sana bi kaç hadis örneği vereyim,tuvalet kağıdı kullanan muhammedle ilgili.

peygamberın hanımlarının agzından aıseden bır tane hadıs soyleyın bana; o da soyle olsun; peygamber pisin biri,gotunu tasa sılıyor,sonra da uckuruna sahip olamıyordu...


Hadis No : 3562
Ravi: Aişe
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biriniz helaya giderken beraberinde üç tane de taş götürüp onlarla temizliğini yapsın. Bunlar ona yeterlidir."

Hadis No : 3563
Ravi: İbnu Mes'ud
Tanım: Resulullah (sav) abdest bozmaya çıkmıştı. Bana üç taş bulmamı söyledi. İkisini buldum, üçüncü taşı aradım fakat bulamadım. Onun yerine bir kurumuş mayıs aldım ve onu getirdim. Taşları aldı, mayısı attı ve: "Bu necistir" buyurdu.

Hadis No : 3564
Ravi: İbnu Mes'ud
Tanım: Cinlerin heyeti Resulullah (sav)'a gelince: "Ey Allah'ın Resulü! Ümmetini kemikle, mayısla veya kömürle istinca yapmaktan nehyet. Zira, Allah onlarda bize bir rızk yarattı!" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav) bizi, onları taharette kullanmaktan menetti."

Hadis No : 3560
Ravi: Aişe
Tanım: Resulullah (sav) bevletti. Hz. Ömer de arkasında, elinde su kabı olduğu halde durdu. Resulullah onu görünce: "Bu da ne, ey Ömer?" buyurdular. Hz. Ömer: "Sudur, yıkanırsın!" dedi. Resulullah: "Ben her bevledişimde abdest almakla emrolunmadım, bunu yapacak olsam bu, (ümmete vacib) bir sünnet olur" buyurdular.

Hadis No : 3530
Ravi: Ümeyme Bintu Rukiyye
Tanım: Resulullah (sav)'ın karyolasının altında bulundurduğu hurma kütüğünden bir çanağı vardı. Geceleyin ona küçük abdest bozardı.

Hadis No : 3548
Ravi: Selman
Tanım: Ravi, anlattığına göre, müşrikler kendisine: "Sizin arkadaşınızın (sav) sizlere helada abdest bozmayı bile öğrettiğini görüyoruz" demişlerdir. O da onlara şöyle cevap vermiştir: "Evet, doğrudur. Resulümüz (sav), bizi sağ elimizle istinca yapmaktan nehyetti, büyük veya küçük abdest bozarken, kıbleye yönelmektende nehyetti. Abdest bozduktan sonra istinca ederken kurumuş hayvan mayısını veya kemiği kullanmamızı da nehyetti ve dedi ki: "Sizden kimse, üç taştan daha azı ile istinca etmesin."


temiz müslümanlarla ilgili başka belge istersen,hayvan leşleri bile bulunan bi kuyunun suyunu bile temizdir diyen peygamberinin düzinelerle hadisi mevcut okuyup,okuyup kendine kapak yaparsın.

BİLMELİ_
27-10-2006, 12:25
demek ki islamdan evvel din yokmuş ki İnsanlar Ulu tanrıya Allah demezler imiş ademden bu yana...
ne kadar acaip
halbuki nice uyarıcılar gelmiş Allah da beyan etmiş
peygamberleri: ben alemlerin rabbi olan Allaha sizi davet ediyorum Allah diyin demiş.. dedikleri halde.. peki *bay sorucu bey kardeşe islamdan evvel din yoktu diye kim söylemiş

K.C.
02-11-2006, 11:34
Başka bir topikten aşırdım. :)
Allah'ın adıyla ilgili Hz. Said-i Nursi de aşağıdaki gibi buyurmuş:


220- Allah’a Tanrı demek yanlıştır. Allah isminin mânasını ifade eden başka bir kelime, hiçbir dilde yoktur. Tanrı sözü müslümanlıktan önceki Türkle¬rin Şamanizm denilen batıl dinlerinde Gök İlahı mânasına gelen (Tengri) sözü¬nün bugünkü dilde aldığı şekildir.
Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinden kısmen aldığımız Allah lafzı hakkın¬daki izahat şöyledir:
« Allah«~ Ma’bud-i Hakk’ın ism-i hassıdır. Daha doğrusu ism-i zattır ve ism-i alemdir... Allah ism-i zatını, ism-i has olarak bir mefhum ile mülahaza edebilmek için, selbî, sübutî bütün sıfat-ı zatiye ve fiiliyesini tasavvur etmek ve sonra onu ic¬mal eylemek lâzım gelir. Binaenaleyh bu da şu suretle ifade edilmiştir: “O zat-ı vacib-ül vücud ki bütün sıfat-ı kemaliyeyi müstecmi” Sadece “Zat-ı vacib-ül vücud” demek de kâfidir. Çünkü bütün sıfat-ı kemaliyeyi cami’ olmak, vacib-ül vücudun bir tefsiri, bir sıfat-ı kâşifesidir...
Bunun bir telhisi de “bihakkın ma’bud = İlah-ı hak” mefhumudur. Arapçada bu mefhum, İlah-ı ma’lum demek olan “El’ilah” ism-i hassıyla hülasa edilmiş¬tir. “Hâlik-ı âlem” veya “Hâlik-ı küll” mefhumuyla da iktifa olunabilir. Bunları Allah Teala’nın bir tarif-i ismî veya lafzîsi olarak ahzedebiliriz. Biz herhalde şunu itiraf ederiz ki, bizim “Allah” ism-i celalinden duyduğumuz mâna-yı vahid, bu mefhumların hepsinden daha vazıh ve daha ekmeldir... “Allah” ism-i celali ile yine Allah’dan maada hiç bir ma’bud yadolunmamıştır... (Benim notum: Niye yad olunmamış? Aynı Allah değilmidir İncil'i Tevrat'ı gönderen? Bu kitapları gönderdiği Milleti diğer milletlere üstün kıldığı halde niçin o sevgili ve üst millete kendisini bildirmemiştir El-İlah?) Meselâ: Tanrı, Huda isimleri “Allah” gibi ism-i has değildir. İlah, Rab, Ma’bud gibi ism-i âmmdır. Huda, Rab demek olmayıp da “huday” muhaffefi ve vacib-ül vücud demek olsa yine ism-i has değildir. Arapçada “ilah”ın cem’inde “âlihe”, “rab’ın cem’inde “erbab” denildiği gibi, Farisî’de “Huda”nın ceminde “hudayan” ve lisanımızda “tanrılar, ma’budlar, ilahlar, rablar” denilir. Çünkü bunlar hak¬lıya haksıza ıtlak edilmiştir. Halbuki “Allahlar” denilmemiştir. ve denmez... Batıl ma’budlara dahi “tanrı” ism-i cinsi verilir. Müşrikler bir çok tanrılara ta¬parlardı, denilir. Demek ki “Tanrı” ism-i cinsi, “Allah” ism-i hassının müradifi değildir, eamdır. Binaenaleyh “Allah” ismi “Tanrı” adıyla terceme olunmaz... La ilahe illallah diyen “Allah’dan başka tanrı yoktur” diyor ve asla şa¬ibe-i tenakuz olmayan açık bir tevhid söylüyor...

(benim notum: 124.000 peygambere Tanrı olarak bildirdiyse kendini, Allah demeyenlerin ne kabahati var.
124.000 peygamberden hiç birinden Allah adı ulaşmadıysa Müşrik Araplara kadar, aksine hep çok Tanrılar ulaştıysa, Çok Tanrılar Allah adına galip gelebilecek güçte ise, Tanrıların nelere kadir ve Allah'ın nelere kadir olduğunu ayrı ayrı düşünmek lazım.)

soro
02-11-2006, 11:48
yürüttün ama acemi hırsız seni said nursi nerde demiş onları bir ispatla bakayım.veya temizle ortalığı.......

K.C.
02-11-2006, 12:04
:lol:

soro
02-11-2006, 12:13
:roll:

ne bu? sayın kc.rüşvetmi? ı-ıh kabul değil.ispatla veya temizle.....

spartacus
02-11-2006, 12:34
"Öğretmen-Rabb,Bağışlayıcı-Rahiym,Doyuran-Rezzak,Bilgili-Alim,Yargıç-Hakim,vs. gibi."

Sevgili Hiramusta, Hammurabi de bir isim mi sizce?
Rab diye bir adlandırma var mı, varsa hangi dillerde?

Tanrı kelimesinden bu kadar niye korkuyorsunuz? Her dilde yaratıcı aynı kelimelerden müteşşekkül olmak zorundamıdır, temsillere anlamlardan daha çok önem vermenizin kaynağı nedir sizce? Temsile verdiğiniz aşırı saygıdan biz Tanrı demek durumunda kalıyorsak dönüp biraz kendinize bakın. Her kelime gibi Allah'ın da kelime kökeni vardır ve güneş balçıkla sıvanmaz. Kabe'nin kutsallığı ayrıdır, onun insanlarca taştan ve topraktan yapıldığı ayrı. Arkeolog yapı taşlarını açığa çıkartır, kimsenin derdi onu germez, arkeologun derdide kimseyi germek değilse, Kabe'nin yapı taşından gerilmeye kimsenin hakkı yoktur, helede kelimelerin kökenlerinde gerilmek dahada anlamsızdır.

Neden Allah diyorsunuz, Eloah demiyorsunuz, hiç düşündünüz mü, yada neden El-Elah değil? Arap dilinde kelime ve ses değişimi neden bu kadar önemli? Allah başka dillerde söylenemiyor mu? Öyleyse İbrahim çocuklarının Eloah'ı kim?
Eski türkçede Tengri denirmiş ama şimdi Tanrı deniyor. İşte kelimenin kökeni ve sonraki halleri.
Kahpe Bizans filminde, sonunda kahpe Bizans'ın yiğit kızları sesleniyor, Kralım o sizin oğlunuz değil!
Kral- Oğlum değilse neyim!!!?... diyor ya aynen öyle. Her dilde oğul gibi ilahın adı başkadır, suç kelimede değil, başka dillerce dayatılandadır.

Unutmadan El-Elah bir Tanrıdır(Allahdır), çok dinli Kenan dininin, İbrahim'in Tanrısıdır(erkek ilahıdır) Çünkü Elahıdır-ilahı-, çocuklarının Eloahıdır o hatta yer-şehir ismidir bile, Eloah'ın Yeri!, Kabede Eloah'ın Evi değilmi, peki heykeli hiç mi dikilmemişti, *yoksa?...

Size sizin için masal olan Sümer masallarından, İnananna ile Dumuzinin aşkını öneririm, İbrahim ile Sara'nın yaşam öyküleri için. O devirlerde yüzlerce masal, çeşitli uygarlıklarda senaryo hemen hemen aynı olmak kaydıyla elden ele, dilden dile geçmiş, söylenmiştir.
Dumuzi'nin yeraltı, yani ölüme gitme öyküsü bir rüya ile başlar, İbrahim'in de kaderi bir rüya ile ortaya çıkar, Dumuzi için Kız kardeşi, İbrahim için eşi kendisini feda eder, ve senaryonun baş kahramanlarından Eloah, rüyalarında İbrahim'e seslenmektedir, hatta torunları Eloah ile güreş bile tutmaktadır. Ve sümerlerde etkin olan rüya olayları, İbrahim'in torunlarıncada aynı içerik ve hemen hemen aynı rüyalar olmak ile meşhurdur, Yusuf'u kardeşlerince kuyuya bile gönderir o rüyalar. Eloah ise mezbahlar ve kendisi için taşlar diktirmesini istemektedir, İbrahim ise taş dikecek kadar zengindir, 300 kişiye yakın insanı hüküm altında tutacak ve besleyecek kadar zengin, Eşi'ne mezar yapmak için çeyrek ton gümüş verecek kadarda mallı, mülklüdür. Eloah ise sağlam ve güçlü ellerde hayatının baharında, sırtı yere gelmez üstünlüğe sahip olacaktır.

dolfen
03-11-2006, 19:56
ewet sık sık herşeyden döndükleri gibi bundanda dönmüşlerdir...
onun ne ismi sabittir ne cismi....

istavrit
03-11-2006, 21:27
islam sekilciliktir...

almancada michael, fransizcada michel,ingilizcede michael,ibranicede mişel ayni isimlerdir..

hemen hemen ayni yazilir..hepsinde farkli okunur..ama cagrisimlari aynidir..

yok allaha tanri demezlermis..ne derseniz deyin..sonucta ayni seyi soyluyorsunuz..

bende tanri'da, allah'da, rab'da sizin demek istediginiz yaratigi cagristiriyor...

hiramusta
28-11-2006, 15:43
Alıntıdır....

Vatan gazetesinde köşesinde “Eli, İlah, Allah” başlıklı yazısında bu konuya değinen Zülfü Livaneli, katıldığı bir toplantıda ilahiyatçılarla yaşadığı bir diyalogu şöyle aktarıyor:

Yıllar önce Çorum’da katıldığım bir toplantıda İlahiyat hocaları da vardı.
Ben konuşmamda Allah adının, Hz. Muhammed’ten önce de var olduğunu söyleyince şiddetle itiraz ettiler.
“Nasıl olur?” dediler.
Ben de onlara basit bir soru sordum:
“Peki Hz. Muhammed’in babasının adı neydi?”
“Abdullah!” dediler ve der demez de önlerine baktılar.
Abdullah; yani Allah’ın kulu.

Bu konuda sayın Livaneli’nin tespiti doğru, buna itiraz ettiği iddia edilen ilahiyatçıların ise itirazları yanlıştır. Bu konuda daha önce de “Ay Kültü” başlıklı bir yazı bu sitede yayınlanmıştı.
Bir çok ayetten, İslam dini geldiğinde Allah kavramının ve kelimesinin müşrikler tarafından bilindiği anlaşılmaktadır. Zaten müşrik kelimesinin anlamı, Allah’a şirk koşan demektir. Yani ortada bir Allah bilgisi vardır bunun yanında müşrikler başka ilahlar da edinmişlerdir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) “Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (39 Zümer Suresi - 3)

Dikkat edilirse burada müşrikler Allah’ı inkar etmemektedir. Araya bazı aracılar koyarak ona yaklaşacaklarına inanmaktadırlar. Bu ayetten de o dönemde müşriklerin Allah kavramı ve kelimesini bildikleri anlaşılmaktadır. Bu örnekler çoğaltılabilir.
Allah inancı İslam dini ile ortaya çıkmamıştır. İnsanlık tarihi boyunca yaşamış tüm topluluklarda doğru yada yanlış Allah inancı olmuş ve bu inancı ifade etmek için de kendi dillerinde bu kavramlara ilişkin kelimeler kullanılmıştır.
Arap dilinde de “Allah” kelimesi hep var olmuştur. Allah kelimesi köken olarak “İlah” kelimesinden gelir. “El- İlah” ifadesi daha sonradan “Allah” olarak telaffuz edilmeye başlanmıştır. ingilizce bilenler bu ifadeyi daha iyi anlayacaktır. “The God” gibi bir anlam taşımaktadır. Yani belli bir ilah, bilinen ilah, gerçek ilah demektir.
Bu aslında sadece Arap dilinde var olan bir kelime de değildir. Aynı dil ailesinden olan Aramice ve İbranicede de “ilah” kelimesi bulunmaktadır. Hz. İsa’nın anadili olan Aramicede “Allah” kelimsenin karşılığı “ilah” kelimesidir. Hatta buna çok yakın telaffuz edilir. Bu konuda Aramice bir sözlüğe ulaşamayanlara bir filmi kaynak olarak gösterebiliriz. Mel Gibson’un yönettiği “Passion” filminde, konu orijinali gibi olması için o dönemde konuşulan diller seçilmiştir. Filmde, İsa rolünde oynayan kişi de Aramice konuşmaktadır. Bu filmde bir çok yerde Tanrı kelimesi kullanırken Aramice “İlah” şeklinde telaffuz edilir. (Bu filmi seyretme imkanı bulunanlar, Hz. İsa rolündeki kişinin çarmıha gerildiği sahnede, Aramice Allah’a dua ederken “İlah” diye seslendiğini duyabilirler, yine benzer bir şeyi Yahudi rolündeki kişinin Hz. İsa’yı sorgularken, “Sen Allah’ın oğlu musun?” diye sorarken, yine Aramice “ilah” kelimesini kullandığını duyabilirsiniz.”)
İbranicede ise “Elohim” dir ki, bu da “İlah” kelimesinden gelmektedir.
Sonuçta Hıristiyanların da, Yahudilerin de, Müslümanların da taptıkları tanrı tek ilah olan Allah’tır ve kendilerini yaratana dua ederlerken aynı kelime ile dua ederler. Zülfü livaneli’nin yazısında dikkat çektiği başka bir nokta bu açıdan önemli diye düşünüyorum. Sayın Livaneli şöyle diyor:

“Bütün dinler ve bütün peygamberler insanları doğru yola, güzel ahlaka çağırmış; “Öldürmeyeceksin!” demiş ama insanoğlu o kadar garip ki bu buyruğu bile kendine göre yorumlayıp, kan dökmeye vesile ediyor.
Ve böylece en kutsal dini kavramları bile kendi içindeki karanlık vahşeti tatmin etmek için kullanıyor.”

Bu 3 kitaplı dinin mensupları aynı Allah’a iman etmektedirler. Hatta aynı kelimelerle ona seslenmektedirler. Buna rağmen 3 ayrı dinin mensupları din adına birbirlerini öldürmekteler. Fakat burada eksik bir noktayı tamamlamak istiyorum. Bu 3 din içinde saldırgan olan taraf emperyalist duygularla hareket edenlerdir. Bu saldırganlıklarına dini motivasyon aracı olarak kullanmaktadırlar. Müslümanlar ise saldırılan taraftır ve kendini savunma duygusu içinde bu savaşa taraf olma durumunda bırakılmışlardır. Bu savaşı bir tarafı olarak gösterilirken müslümanlara haksızlık yapılmaktadır. yüzyıllar öncesinden Rabbimiz Kuran’da tüm kitap ehline bir çağrı yaparak bu ortak kelimeye çağırmaktadır:

De ki: “Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.”( 3 Ali İmran- 64)

Gerçekten de Allah kelimesi bu üç din için ortak bir kelimedir. Dünya barışının temelinde de bu kelime olacaktır. Dinler bu kelime üzerinde ittifak ettiklerinde diğer detayları çözebileceklerini düşünüyorum.
Müslümanlar, kitap ehlinden sağ duyu sahibi olanlarla bu kelime etrafında bir ittifak oluşturabileceğine inanıyorum. Tüm Hıristiyan yada tüm Yahudileri aynı olmadığını bilmek ve içlerinde uzlaşa kültürüne sahip olanlara bu çağrıyı ulaştırmak önemli bir görevdir.

spartacus
28-11-2006, 16:34
Hiramusta, Evvelki sayfalara bakınız.

Farklı bir şey söylemedik. 3 din içinde ortak isim, burada birleşelim tamam ama 3 din evvelinde yokmu bu isim ? İşte sorun burada.

İlah kelimesi tümünde ortaktır. İlah, Elah olarak görülüyor. Ancak evvelceki tanrı ve tanrıçalardan ise isime köken olan Tanrıya ulaşıyoruz. Örneklerle gidersek.

El-İlah.

İşte göklerin tanrısıdır bu isim. Bu isimden evvelce, bu aynı büyük tanrı, Sümerlerce Enlil, *Babillerce Ba'al,(efendi anlamında, Bel)-Marduk, Fenikelilerce El(ilah eki alıyor) bakın bunlarda ortak.
Enlil=Ba'al=EL

http://www.anlamak.com/dusunmek/sumer-mitolojisi.htm
http://www.forumfor.biz/showthread.php?t=20305

Demek ki 3 dinin ortak saydıkları, evvelce ortak olan tanrıların farklı dillerce kelime almış olan kendisidir.

Peki Fenikeliler yada Kenan'i ler ne ad verirdi, işte bu konu başlığında bizi ilgilendirende burasıdır. İsmi EL dir. Eki ise İLAH dır. İlah kelimesi ses farklılıklarından dolayı farklılaşsada aynı şeydir, İlah ve Elah aynı kelimedir.

Büyük gök tanrısı kimdir ? EL
Ekli hali ise El-Elah dır. Bu anlamda Ellah yada Eloah yada Allah olarak ses farklılığı oluşmuştur.
Asıl adı EL dir, ancak ilah eki ile tanrı tamlaması almıştır.

İslam öncesi Arap tanrılarına, meleklerine, yer ve peygamber adlarına örnekler.
EL-İlah(Elah)
EL-Lat
EL-Menat
EL-Uzat
Isra-EL
Cebra-EL
Azra-EL
Mika-EL
İsraf-EL
Dani-EL
Samu-EL
İsma-EL
Abd-EL(ul)-Lah
EL-Lah(El-İlah başka biçim)
UL-İlah(El İlah, ULLAH)
EL-Elah(Ellah, Eloah, Allah)

Babillerce Bel genel anlam alır, ancak Enlil in Babil adınıda ifade eder. Göklerin efendisi anlamına kavuşur, bu durumda, yeryüzünün Tanrısı olan Enlil, göklerin tahtında oturan efendidirde. Bel de aynısıdır, burada EL'inde göklerin efendisi olduğu ortaya çıkmaktadır, ayrıca Enlil'in yeryüzünü, yer olaylarının tanrısı olmasıda onu yerin ve göğün efendisi konumuna ulaştırmaktadır. Sonraki süreçlerde ise senaryoların tekrar tekrar elden geçtiği, revize olduğu farklı tanrı isimleri yada bu tanrıarın oğullarının öne çıktıkları görülmektedir. Mesala Ejderha öldürülmesi konusunda Enlil ve Enki başarısız ama Marduk başarılı olmuştur, tabi Marduk sonraki dönem tanrısıdır...

Tuğlalar yerine oturmaktadır, El-İlah, Aden bahçeleri(Dilmun), Gehinnom-bir vadi ismi-(cehennem)... Tufanlar, depremler, su taşkınları, gök olayları ve bunları yöneten göklerin efendisi Enlil'in bu işlerdeki parmağı, yada eş anlamlısı EL'in. Sonuç ortada, depremler olmasın, şimşekler çakmasın, tufanlar olmasın diye önünde eğilinen, kurbanlar ve tapınaklar yapılan ilah, *Enlil=Bel=EL(İlah).

28-11-2006, 17:23
birde bu allahın 99 adı meselesi vardır, hiçbir müslüman hiç merak etmez ( ) benim koskoca allahımın isme ihtiyacımı var kendine 99 dokuz ad alıp
tescil ettirmiş, hiç içlerine şüphe düşmezmi, demezlermi, ''acaba bizim peygamberimiz eski inançlarından kopmayanları sakinleştirmek için eski tüm
putların ismini bir arada toplamış olmasın''. ama malesef öyle,muhammet eski inanç sahiplerini sakinleştirmek için tüm eski yaratıcı yıkıcı güçlerin ismini bir araya toplayıp,'' bunlar allahın en güzel adlarıdır'' demiştir.
üstelik allahın 99 değil yüz adı vardır, bu isimler arasından yüzüncü ismi bulan istediği kadar günahkar olsun cennetin baş köşesinde yeri ayırt edilmiştir.

bu büyük çekilişin sonucu ahiret günü allahın 100 adını zikredene verilecek
hadi () şimdiden başlayın

Birisi
28-11-2006, 20:47
bir çok müslüman bu adlardan değil 99 9'unu bile doğru dürüst bilmezler o bakımdan sorun yok gibi :)

spartacus
28-12-2006, 12:57
Kaldığımız yerden dağıtarak devam edelim, daha sonralarda derleyip toplayacağım, buradakiler sadece kesit bağlantılar. Resimden anlaşılmak üzere Kesit alınmış bağlantılar, sonraki yazılarla resim birleştirilecek.

Aleviligin Tarihi konusunda, Hatti'lerin büyük Tanrısı Taru'dan(Taşup) fırtınaların Tanrısı olarak bahsetmiştim. Taru'nun fırtına Tanrısı olduğunu söylemiştim ve boğa biçiminde işlendiğini ifade etmiştim. Orada amacım, Babil sayesinde Anadoluya taşınan Sümer kültürünün izlerinin tartışmasız varlığını ifade etmekti, bir bağ kurmaktı. Mesala uygarlıklar da şu çok önemli, görece diğerlerinden ileride olan uygarlıklar sürekli kültürel olarak diğerlerini etkilemiş, onlardanda etkilenmiş ayrıca, bir karışım bir çorba var ortada. Bu gün mü? Bu günde öyle, bu günde Batı kültürü olarak ifade ediyoruz ama o gün kültürlerin beşiği batı değil doğu. Mesala Aryan(İran) Mitolojisi var, Hindistana kadar etkili olmuş, *Zarathuştra-belkide çok kişi bu isime sahip, bir gelenek ismi gibi,Zerdüşt'den- o kültürden de çok şeyler almışlar. İblis Zerdüştlerin Avestasında en çok geçen isimlerdendir mesala.

Orada verdiğim link Hatti-Hitit kaynaklarındandı, Hatti-Hitit kaynakları dışında bir başka kaynakda daha buna denk geliyoruz.

"Batı Samileri diye adlandırılan bu halkın* çok sayıda tanrısı vardı. Onların baş Tanrısı El, bir boğa ile simgelenmiş. Bu Sümer'in baştanrısı, Tanrıların babası Enlil'in karşılığı. El'den sonra gelen, fakat O'na çok yakın güçte olan Tanrı Baal. Bu fırtına ve yağmur tanrısı.(M.Ilmiye Çığ, İbrahim Peygamber,Kaynak yayınları 5. basım s:129)"
Kenan tanrısı El, zamanla İbranilerde Elolam(ebedi Tanrı), El Eliyon(en büyük Tanrı) El roi(görü Tanrısı), El Şadday(dağların Tanrısı) olmuş. (a.g.e, s:131)
El aynı zamanda Akadca İlu karşılığı. Kenan'da buna İl de deniyor.(a.g.e, s:131)

Allah, Ullah, İllah. Bunlar geniş ve etraflıca düşündüğümüzde işlediğimiz konuyla dolaysız bir bütünlüğe sahip aslında.
Sümerlerde Tanrılar insanları hizmet için yaratıyor. Keza Hattiler içinde aynı şey geçerli, hatta sembollere, içeriğe kadar büyük benzerlik ve hatta aynılaşma var Kutsal dinler denen dinlerde dahi sürekli gökyüzünden, yücelik addeldiği anlarda bahsedilir, yıldızlardan ve güneşten çok bahsedilirken, Kur'an'da Allah Yıldız üzerine yemin eder... Allah katında ayların sayısı 12 dir, oysa 12 rakamı tamamen burçlardan gelmektedir.
"TEVBE SÛRESİ
(36) Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir."
İsrail bölgesinde yapılan bir çok kazıda İbranilere ait bir yığın belge bulunmuş ve bunlardan azımsanamayacak çoğunluğu fal oluşturuyor.

"Baal" ise Sümerlilerde An, Akatlarda Anu olan, Gök tanrısının karşılığı. Baal'in üç kızı var, Pidai(ışık), Arsal(yer ve toprak), Tallai(nem ve toprak). Bunlar, İslamdan önceki Araplara Allah'ın(El İlah, El Eloah-Tevratda geçer- b.n) kızları, Lat, Uzza, Menat olarak geçmiş.(a.g.e, s:130)

Birazdan Baal üzerine Tevratdan örnekler vereceğim. Yer denen dünyanın neresi olduğu, kuşku götürmez olarak Tanrıların Cennetidir. Tanrılar bu Cennette, kendilerine hizmet-kulluk için insanları yaratıyor.

Bu başlığa Allah'ın ismi konusunda, O'nun Kenanlıların(Fenikeliler) Gök Tanrısı El-İlah olduğunu yazmıştım. Kur'an yada islam'ın tahrifatını dışta bırakırsak adına PUT denen putların en büyüğü El-İlah dır, bunlar özünde Put değil, temsil, semboldürler. Bu gün Kabe özünde bir tapınak olsa gerektir. Sembollerin merkezi ve gariptir ki, bugünde Kabe bir semboldür.

Allah'ın adının aslında bu EL olduğuna, İsraEL(Tanrı ile güreşen), AzraEl, MikaEL, EL-Menat... diye ifade etmiştim, şimdi yeni şeyler katıldı.

Yar.32: 30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı"
diyerek oraya Peniel* adını verdi.

*PaniEL'i(Tanrının Yüzü) gördük.

"Jocop-El: Yakup.....anlamı: El korusun. (*)
Jisma-El: İsmail....anlamı: El işitsin.
Jishak-El: İshak....anlamı: El bana gülsün.
Elizer: El-ezer.....anlamı: El yardımcım olsun" (a.g.e, s:132)

(*) Burada aklıma bir şey geliyor, zamanıdır şimdi diyorum. Bir zamanlar Sevgili Sargon'un açtığı Kur'an'da Ayet bulma oyununda Hiramusta oyun dışı olabilen bir ayet bulmuştu. Meryem Suresi Ayet 49.
Oysa oyunda seçmece kazanan sevgili Hiramusta :) astığı Sure sayesinde hatrımıza bir başka şeyi daha yersiz bir zamanda getirmişti. Yakup'un İbrahim'in oğlu olmadığını. Ancak Meryem Suresinde İbrahim'in torunu Yakup (Jocop-EL) O'nun oğlu yapılıyor.

Burada Şeytan Ayetleri olan, El menat ve diğer ikisini yüce ilah yapan, ancak açıkca tahrif edilerek değiştirilmiş olan, şeytanın söylettiği?! Necm Suresi aklımıza geliyor. Sadece aklımıza gelsin.

Bu forumda örnek göstermiştim.

"Yar.33: 20 Orada bir sunak kurarak El-Elohe*-İsrail adını verdi." (Tevrat Yaratılış)
El-Elohe Israel: Israel'in Tanrısı" anlamına gelir.

Bu yazıda se ilk başta örnek verdik, Eloah El-Elohe dir, El-Elohe ise EL. İlah genel bir anlam evet tanrı anlamı çağrışımı var. O halde El-İlah, ilah Tanrı oluyor. Kısaca Allah kelimesi, Ullah kelimesi, Ellah, Eloah, bilemediniz İllah kelimesi.

Ayrıca bu forumda Şeytanıda bulduk, Zerdüştün İblisini(ki Kur'an'da çok geçer) yani, AzaEL.

Baal'in izini sürelim, İbranilerin Kabile Tanrısı EL'in savaşmak zorunda kaldığı Baal.

"2 Akbor oğlu Baal-Hanan ölünce, yerine Hadat geçti. Kentinin adı Pau`ydu. Karısı, Me-Zahav kızı Matret`in kızı Mehetavel`di.
Yaratılış 36:39" Tevrat Yaratılış Bölüm 36
Burada şahıs isimlerinde rastlıyoruz bunlara aynen Yakup'un, İsraEL olduğu gibi, Jisma-EL,Jishak-El, Abd-Ul-Lah gibi.

Baal hakkında az çok bilgi vermiştik, peki ya Hadat kim? Muhtemel Hadad'dır(Akadların, Adad'ı), yani Babil mitolojisinde Fırtına tanrısı. Sembolik olarak bir boğa üzerinde figürlenmiş. Yine fırtına yine boğa, fırtına deyince aklımıza Tufan'dan başkası gelmiyor. Hadad'da Beel'in tufan emrini pratiğe geçiren Tanrı oluyor.

"3 RAB Musa`ya, “İsrailliler`e söyle, dönsünler” dedi, “Pi- Hahirot yakınlarında, Migdol ile deniz arasında, Baal-Sefon`un karşısında deniz kıyısında konaklasınlar.
Mısır'dan Çıkış 14:1-2"

"5 Böylece Baal-Peor`a bağlandılar. RAB bu yüzden onlara öfkelendi.
Çölde Sayım 25:3"

"6 Bunun üzerine Musa İsrail yargıçlarına, “Her biriniz kendi adamlarınız arasında Baal-Peor`a bağlanmış olanları öldürün” dedi.
Çölde Sayım 25:5"
Emri Musa veriyor. Nedenlerine geçmeden aklımıza Kurban başlığı geliyor. Tanrıya Rüşvet demiştim.

PaniEL bir yer ismiydi değil mi, Burada görüyoruz ki, Baal-Sefonda bir yer ismi, Baal'in, El'e evrimleşme sürecine sonradan tanık oluyoruz gibi.

"Tevrat'da adı geçen Molek, kenan Tanrısı Baal imiş. Körpe etleri sevdiği için, onun tunç heykelinin karnındaki fırında çocuklar yakılırmış.
..
Görüldüğü gibi kurban, Tanrı ile insan arasında bir anlaşma. Tanrıdan istemeye karşı bir ödeme
(a.g.e s:132)"

Kurban başlığında, karşılığında-rüşvet dediğimi hatırlıyorum.

"17 `Firavun bizi salıvermemekte diretince, RAB Mısır`da insanların ve hayvanların bütün ilk doğanlarını öldürdü. İşte bunun için hayvanların ilk doğan erkek yavrularını RAB`be kurban ediyoruz. İlk doğan erkek çocuklarımızın bedelini ise bir hayvanla ödüyoruz.`
Mısır'dan Çıkış 13:15"

Doğrusu ilk doğan erkek çocuklar, o zamanlarki Bereket Kültünden(ki Sümere dayandığı ifade edilir) dolayı, Tanrıya kurban ediliyor. Bu Babilliler içinde geçerli, Kenanlılar içinde. Musa buna bir yasak getirmeye çalışıyor, ancak MÖ 6-7. Yüzyıllarda Gehinnom(Cehennem) da bulunan arkeolojik kazılarda Bu geleneğin uzun yüzyıllar sürdüğünü göstermiştir, hatta Muhammed'in babası, Hübel'in sevgili kulu Abdullah'da Hübel'e adanmış kurbanlıktır. Tevrat'da ise ilk doğan erkek çocuklar yerine hayvan kurban edilmesi burada bizi bu geleneğin süreceğinden dolayı ilgilendiriyor.. Neyin kurban edildiği değil, neden kurban edildiği, ilk doğan erkek çocuk için!?

19 RAB`den başka bir ilaha kurban kesen ölüm cezasına çarptırılacaktır.
Tevrat Mısır'dan Çıkış 22:20

Burada ise şu mantık bizi ilgilendiriyor, başkasına inanırsan öleceksin. Durmaksızın ifade ettiğimiz adına Kutsal kitap denen kitapların, dili geçmiş hikayelerin özünde bir yöntemin vazgeçilemez halkası oldukları.
Bir diğer ilgilendiren ise, Babil'in Baal'i ile eşdeğer olan ancak İbranilerin Tanrısı olan EL'in arasındaki bir savaştır bu. Bu bir yerde aslında Baal'in, evvelce yerleşik Tanrı olduğunu, ancak sonraki EL ve daha sonralar(MÖ 6. yüzyıllar) tek Tanrı anlayışının yansımalarıda görülüyor. Tevrat, ne İbrahim ne İshak, Ne Yakup ama nede Musa zamanının değil, MÖ 6-7. Yüzyıllarda yazılmaya başlanan, MÖ 4. Yüzyılda kitap halinde derlenen, MÖ 3. Yüzyılda Greekçe dilinde de kitaplaştırılan dili geçmiş bir hikaye anlatımıdır. Gerek dil bilimi ve gerekse olayların anlatımı, ve gerekse yaşam kültürü bu noktayı işaret etmektedir. Bir başka işaretide ben burada Tevratın kendinden göstereceğim.
"10.Tevrat 6. yüzyılda yazılmaya başlanıyor, ilk kitap halinde derleme MÖ 4. yüzyıl. Eski Tevrat, İÖ 3. Yüzyılda İskenderiye'de Yunancaya çevrilmiş. Tevrat'ın bir kitap halinde yazılması, İÖ 4. Yüzyılın içinde, Babil tutsaklığından sonra. (age, 10 nolu dip not, s:18)"

Yar.6: 4 İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.

Sümer Tanrısı Enlil, Ninlil ile evleniyor, üstelikte zorla sahip olarak(Enlil şeytan gibi taşlanıyor). Enki, Ninki ile, Dumuzi,İnanna ile...

Gelelim Hübel'e. Kabedeki en büyük puta. Ba'al'in yada Bel'in anlamı EFENDİ demektir. RAB demeninde Efendi demek olduğu gibi.
Kuvvetle muhtemel El İlah, efendi olan ilah anlamına sahip. Kısaca hükümdar, yer ve gökyüzünün efendi tanrısı anlamına geliyor.

Ne demiştik, Enlil(tufanları yönetir, yer ve göklerin tahtında oturur), Baal(Enlil ile aynı, boğa sembollü), Taru(Hatti-Hitit Fırtına Tanrısı, Boğa sembollü), El-İlah(Kenanilerin Baal'i, Boğa sembollü).
Muhammed'in babasının kurban verileceği Tanrı(ça belki), Hübel. EL-İlah'ın eşi kimdi, işte böyle bir soru geliyor aklımıza, olurda Hübel Ana Tanrıça olamaz mı? Kibele gibi, burası biraz karışık, şimdilik karışık kalsın.
El Menat'ın babası El ise anası kimdi ?

"BAKARA SÛRESİ
(107) Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır."

"ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
(189) göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir."

Allah'da yer ve gökyüzünün hükümdarı, efendisidir(RAB-eğitmendirde-). Ortada farklı isimde ifade edilegelmiş bir hükümdar var, Enlil, Baal, El,Taru.

Tevrat yada Kur'an'da da Allah insanları cezalandırır. Yaradılış hikayesinin tersine davranır Allah, yada Rab. Tufanlar yollar, yağmur ve Fırtına Tanrısı Taru gibi, yıldırımlar gönderirde dilediğini çarpar? Tufan Tanrısı Enlil gibi...


Dumuzi için işte size kanıt.
"1 Bundan sonra beni RAB`bin Tapınağı`nın kuzeye bakan kapısının giriş bölümüne götürdü. Orada oturup Tammuz için ağlayan kadınları gördüm.
Hezekiel 8:14"
Kudüs burası ve MÖ 6. Yüzyıl, kadınlar hala ölen Tanrı miti olan Dumuzi'ye yas tutuyorlar, nasıl beğendiniz mi?

Kindadır, öç alır, emir ve buyruklar verir, bir hakikat elması adına yüzlerce öğüt verir, yok eder, cehennemlerde yakar ve hatta Tevrat'ın Tanrısı kıskançtır bile!

"2 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben kıskanç bir RAB, kıskanç bir Tanrı`yım.
Mısır'dan Çıkış 34:14"

Burada keseyim.

spartacus
05-01-2007, 13:04
Serimize devam edelim, ister ilgi çeksin isterse isteyen anahtar kelimeler olarak araştırsın. Çeşitli bağlar ile Döküp saçalım...

Her ne kadar Tek Tanrılı sistematiğe geçiş sonraları, evvelki çok görevli çok Tanrılı dinler ile dalga geçen arkadaşlarımız, görevlerin aynen alınmış, tanrılarında melek yapılmış olduğunu düşünmezler bile. (Bu konudan sonra Meleklerin adlarına gireceğiz demekki)
Çoğunlukla bir çok dinin atası sayılan isimler tartışmalıdır, kaynağını efsanalerden alan isimlerde atalık mertebesine erişmiş olabilir, yada devşirme olarakda alınmış olabilir.
Mesala Mısır'da M.Ö. 1364 Ameophis IV(Akheneton) Tahta geçmektedir. Akheneton, tahta geçişi ile birlikte yeni bir din oluşturmuştur. Tek tanrılı Aton dini. Mısır'da yeni din, menfi çıkarlarını eski çok Tanrılı dine bağlayan ve üst sınıfları temsil eden Rahiplerin, gündelik kazançlarına ve hakim statülerine büyük bir darbe olmuştur. Tabi sonuçta Rahipler kazanacaktır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aton

Kökeni Akdeniz, Suriyeye kadar dayanan ADONİS efsanesi vardır. Bu efsanede, Adonis doğar, ve ölür. Aynen Akheneton'un Aton'u gibi, bir müddet var olur sonra Rahiplerin eski tanrılarına yenik düşer.
http://www.tebe.org/tr/dosyalar/mitoloji/adonis.htm
Aton, İbranice Adonai, Fenike dilinde Adonis olarak ifade buluyor.
...
Musa ise hemen hemen aynı dönemde yaşamıştır ve muhtemel Akheneton'un devamcısı, takipcisi hatta torunlarından görülmektedir. Musa diğerleri gibi bir köle değildir, bir Prenstir. Kenaniler'in ne ata soyundan ama nede atası değildir, köken olarak buraya dayanma ve tek Tanrılaşma çabası, bir bağ kurma süreci olarak ve ayrıca, Mısır tutsaklığındaki esir ve kölelerin kaçış, kurtuluş ümidinide simgeler. Tabi ki esir ve kölelerde azımsanamayacak kesim İbranidir-İbrahim'in Mısır ile olan ilişkileri, ticaret vs. vs. gözardı edilmez ise-. Eğer bir firavun torunu olarak yetişmiş ise, Moses bir prens ise Akheneton M.Ö. 1364 yılında tahta geçmiş ise vede Tek tanrılı dininin temellerini atmış ise, neden Akheneton'u es geçelim değil mi?
O dönemlerde gündemde olan El-İlah, acımasız Tanrı El-Elohe ise malesef tek Tanrı değildir, tek tanrılı dinide temsil etmez. Musa'ya Tevrat atfedildiğine göre ve Tevrat'da aslında MÖ 6. Yüzyılda yazılmaya başlandığı ve M.Ö 4. Yüzyıla kadar sürdüğüne göre?! Mesala Tanrı Baal için sunulan ilklerin kurbanı(doğan ilk erkek çocuk), El-Elohe ile Musa'nın davranışı bütünleştirilerek yasaklanmaya çalışılıyor, birileri Baal den kurtulmak istiyor, El-İlah'ı ise tek tanrılaştırma çabası var.
Baal'den kurtulmak isteyeceklerdir çünkü Mısır Tutsaklığından sonra sırada babil tutsaklığı vardır, tabi Babil tanrısından da kurtulmak gerekir...
...
Akheneton'dan sonra tahta Tutankhamon geçiyor. Tabi geçmesi ile birlikte, Akheneton'un tek Tanrılı dini yerine eski çok tanrılı din, üst sınıflarında çıkarı temelinde tekrar resmi hale getiriliyor. Burada muhtemel eskisinin Akheneton'a direndiği gibi, Akheneton inancında olanlarda tekrar direniş göstermek durumundalar. Bunuda es geçmeyelim.
...
Asa demiştik çok önemlidir.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=77883
Bu haberde Nefertiti olduğuna inanılan mumyanında ASA sı dikkat çeker. Asa Sümerler içinde çok önemli bir semboldür, sonraki Kutsal dinlerin liderleri içinde, çünkü Asa, kralın tahtı-tacı gibi bir Tanrısal semboldür. Arada dursun.
....
Gelelim Musa ile Ramses ll(MÖ 1293 tahtta geçmiş) arasındaki mücadeleye. Bizi burada evvela ilgilendiren Ramses kelimesinin anlamıdır ve türeyişidir.
Ra= Mısır'ın Büyük Tanrısıdır.
Moses = Oğul demektir.
Ramoses ise Ra'nın oğlu demektir. Ramses ise, yine Ra'nın oğlu anlamına geldiği iddia edilir. Bir çok firavun isimlerinde Ra ve Moses eki almıştır. Ra, Güneş'i temsil ettiği gibi ışığıda temsil eder, bu anlamda Ramses'e ışığınoğlu da denebilir.

İbranice'de Musa'nın(Moses) karşılığı Mose'dir. Moses kelimesi İbrani bir kelime değildir. Oğul demektir, peki ön eki hani, kayıp?!
...
Tutsaklık dönemlerinde Kurtarıcıların nehire bırakılmış ahşap sandıktan alınıp büyütülmesi bir GELENEKTİR. Mesala Sümerler hakimiyeti altında yaşayan Samilerde tutsaklık dönemindedirler, hizmetçilerdir çoğunlukla. Samilerin büyük Kralı ve Sümerlere karşı zafer kazanan Sargon'unda hayat hikayesi Musa'nınki ile başlangıçta özdeştir. Sargon'da nehirde bulunmuş ve Musa gibi sarayda yetişmiştir?! Geleneklerine bağlı olarak, efsaneleride aynı motifle işlemeleri kurtarıcı yada kahramanları nehirde bulunmuş olmak kaderi ile çok kere karşı karşıya getirmiştir?!
....

El-Elohe İsrael, İsraEl'in Tanrısı, Musa'nın tek tanrısı ve Musa'yı elçi seçen Tanrı! Babil Tanrısı Baal'in çok sonraları çoktan gelip geçmiş Musa'nında(Moses) efsanevi gayretlerini, Akheneton'un katkılarını ve bilhassa tutsaklıktan kurtuluşun o büyük değerini görerek tekliğe evrimleşen ikizi... Peki ya diğerleri nerede, onlarda melek olacak, birer melek. Tabi Azael(şeytan) de işin içine girecek! Güzelim Adem efsanesinin içine edecek ama yalan söylemediği, doğru söylediği halde ve bize iyi ile kötüyü bilmeyi hakikati öğrenmeyi esirgeyen El-İlah'a karşı, bu duygulara sahip olmamızı sağlayarak-bir suçlu olarak.