PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İmam Nikahı


K.C.
14-10-2006, 16:04
Hayrettin Karaman'ın sitesini dolaşırken soru kısmında ilginç bir olaya rastladım. Aslında okuduğum tüm soruların cevapları ilginçti ya neyse.

Aşağıya olayı ve cevabı aynen almayı düşünüyorum. İmam Nikahı'nın nelere kadir olabileceğini ise hayal gücümüze bırakıyorum.

Soru:
Selamünaleyküm...
Saygıdeğer hocam.
Sizi, bilgi ve yorumlarınızı aktardığınız yazılarınızı uzun zamandan beri takip ediyorum. Gerçi Yeni Şafak gazetesinde daha ziyade günlük meselelere değiniyor, siyasi görüşlerinizi aktarıyorsunuz ama Gerçek Hayat dergisindeki fıkhi bilgileriniz ile bizlere "unuttuğumuz ve bildiğimizi sandığımız" bazı konularda yardımcı oluyorsunuz. Allah sizden razı olsun. Benim size danışmak istediğim bir konu var ve bunu kimseye yüz yüzeyken soramıyorum. Bu e-mail'in size ne şekilde ulaşacağını da bilmediğim için sizden kısa zamanda alacağım cevap ile ancak rahatlayabileceğimi söylemek isterim. Bundan iki yıl kadar önce nişanlandım. Nişanlım, "içimiz rahat olur, günaha girmemiş oluruz" diyerek imam nikahı yapmamızı istedi. Ben imam-hatip lisesi mezunuyum. Fakat imam nikahı yapıp yapmama konusunda tereddütlüydüm. Nişanlım, her seferinde bu konuyu daha iyi bildiğini ve bir sakıncası olmadığını, aksine bizi günahtan koruduğunu söyleyip durdu. Annem ve babam da karşı çıkmadı, sonuçta imam nikahı ile nikahlandık. Önceleri sadece alışverişe çıkıyor, yürüyorduk. Bunu söylemek istemezdim ama el ele de tutuştuk. Çok değil, nikahtan 4 ay kadar sonra ise anlaşamadık ve ayrıldık. Bana üç kez boş ol dedi. Hükmen dul olduğumu biliyorum. Asıl sorun ise, geçen ay bir başkası ile sözlendim. Çok iyi bir insan. Dini bilgileri benden çok daha yerinde ve iyi. Bir ara ağzını aradım ve imam nikahına düğünden önce nasıl baktığını öğrenmeye çalıştım. Kesinlikle karşı çıkıyor. Benim daha evvel nişanlandığımı ve anlaşamayarak ayrıldığımı biliyor ama ne ben ne de ailem, ona imam nikahlı olup da ayrıldığımı henüz söylemedik. Açıkçası söylemekten çekiniyorum. Hükmen dul olduğumu biliyorum fakat bunu söyleyecek olursam bana çok kızacağına eminim. Günün birinde bu konu için, "sırf gezip eğlenebilmek için Allah'ın emrini kullanıyorlar, sanki Allah'ı kandırıyorlar 'biz nikahlıyız' der gibi" demişti. Hatta imam nikahlı nişanlıların aciz, zavallı, günahkar ve basit insanlar olduğu gibi şeyler söylemişti. O çok iyi bir insan, benim ileride çevremdeki insanlara güzel dini bilgiler öğretebilmem için bana bildiklerini öğretmeyi istiyor... O çok iyi ve temiz bir insan. Bense kendimi öyle hissetmiyorum, keşke eski nişanlım bunun için beni zorlamasaydı. Ben bir dulum ama bunu söyleyecek olursam beni bırakır diye korkuyorum. Söylemesem olmaz mı? Belki size saçma gelecek bu sorum ama ilk nikahta çok heyecanlı olduğum için hatırlamıyorum, nikah sırasında imam dul olup olunmadığını sorar mı? Onu kaybetmek istemiyorum. Çevremde onun kadar iyi bir kişiyle karşılaşacağımı da hiç sanmıyorum, bugüne kadar benimle hep belli bir seviyede görüştü ama çok da resmi değil, samimi ve cıvık da değildi. Belki söylediklerimle, "söylemezsen bir şey olmaz" demenizi ister gibi davranıyorum ama açıkçası ancak böyle bir cevap vicdanımı biraz olsun rahatlatır. Başka türlüsünü, yani hükmen dul olduğumu söylemeye dilim varmaz ve bahaneler üretip ayrılma yolunu seçerim. Annem "söylemeyelim" diyor, babam "ne yaparsan yap" diyor. İmam-hatip mezunuyum dedim ama böyle bir bilmecenin cevabını veremiyorum. Kitaplara bakmaktan bile çekiniyorum desem inanmazsınız. İnternetin bir faydası da bu olsa gerek. Günlerden beri çektiğim sıkıntıyı ancak bu şekilde hafifletebildim. İnanın sizden henüz cevap gelmediği halde, böyle bir sıkıntım olduğunu yazmak bile biraz olsun bana nefes aldırdı. Sizden rica ediyorum, bana cevap yazın. Böyle bir konuyu köşenizde cevaplamanız, Yeni Şafak'ın düşmanı olan... gibi kurumları harekete geçirerek aleyhte kullanabilirler. Belki Gerçek Hayat'ta belki de bu e-mail adresime cevap verirsiniz, bilemiyorum. Fakat lütfen kısa zamanda cevap verin, bir hafta içinde nişan yapalım istiyorlar bense sizden gelecek cevap gelene kadar ertelemeye çabalıyorum. Zira "mutlaka söylemelisin" derseniz, utancımdan bunu söyleyemem ve bahane bulup reddedeceğim. Bu bahanelerle onun da incineceğini biliyorum ama o çok iyi biri, onun beni suçlayarak reddetmesi daha yıkıcı olur. Lütfen cevap yazın, gecikmeden, Allah razı olsun. Bu e-maili bir de Gerçek hayat dergisindeki ...n adresine gönderdim...

Cevap:
Bu soruya zamanında, soru sahibinin adresine yazarak cevap vermiştim. Aynı mahiyette pek çok soru mektubu aldığım için hem detaylı ve ibretli soruyu olduğu gibi vermeyi hem de kısaca vereceğim cevabı Gerçek Hayat sayfalarından ilgililere duyurmayı uygun buldum.
Bizim dilimizde ve kültürümüzde dul diye, başından nikah geçmiş kimseye değil, nikahlandıktan sonra eşi ile cinsel hayat yaşamış ve bekareti bozulmuş kimseye (özellikle kadına) derler. Fıkıh kitaplarında da dul (seyyib) bu mânada kullanılır. İddet (yeniden evlenebilmek için kadının beklemesi gereken süre) bakımından da yalnızca nikahlanmak yetmez; nikahtan sonra ya cinsel temas veya bunu yapmaya imkan verecek şekilde başbaşa kalmak (halvet-i sahîha) gerekir. Buna göre kızımızın "Ben hükmen dulum" sözü, hem geleneğimiz hem de dinimiz bakımından yerine oturmuş olmuyor.
Nişanlı iken görüşme durumunda olan ve görüşmeler esnasında haram işlemekten korkan kimseler, "nasıl olsa fiilen de evleneceğiz, şimdiden evlenme akdini yapıp haram işlemekten kurtulalım" diyerek, böyle düşünerek nikah (evlenme akdi) yapıyorlar. Bu akdin, taraflar haram işlemekten kurtarmak gibi bir yararı oluyorsa da, soruda gördüğümüz gibi sakıncaları da oluyor. Dilimizde "Gelin ata binmiş de ya nasip demiş" şeklinde güzel bir söz vardır. Nişanlandıktan sonra bundan vazgeçen nice çift çeşitli problemler yaşıyorlar. İşte bu durumda, yukarıda gördüğümüz problemden daha önemli olarak bir de, kocanın, kendisini terkeden bayandan intikam almak için onu boşamaması olayı vardır. Nişanlı iken nikah yapan, sonra nişanı bozan bayanın, bir başkasıyla nişan ve nikah yapabilmek için eski nişanlı-nikahlısının kendisini boşamasına ihtiyaç vardır; o da boşamayınca ortaya, çözümü güç bir problem çıkmaktadır. Bu sebeple gençlere, sabırlı ve ölçülü davranmalarını, fiilen evlenme zamanı gelinceye kadar nikah yaptırmamaların tavsiye ediyorum.
Kocanın, evli yaşamak istemediği (veya bunu karısı istemediği) halde, sırf başkasıyla evlenmesini engellemek ve ona eziyet etmek için eşini boşamama hususunda direnmesi durumunda çözümün nasıl olacağı konusunu bir başka yazıda ele alacağız. Soruda geçen "söyleme, söylememe" meselesine gelince:
Karşı taraf, senin başından -cinsel temas veya halvet-i sahihayı içersin içermesin- bir nikah olay geçti mi" diye sormadıkça, kızımızın kendisini bakire olarak tanıtmasında, cinsel olaysız bir nikah geçirdiğinden söz etmemesinde bir sakınca olmaması gerekir; çünkü bu nikah onu dul yapmamaktadır. Ancak evlilikten sonra bu olayın duyulması ihtimali varsa önemli bir risk yüklenilmiş olur; koca "Bunu bana söylemeliydin" diyebilir. Söylendiğinde iyi bir nasibi kaçırma, söylenmediğinde, ileride duyulması ve tepki gösterilmesi riskleri var; bunlardan birini tercih etmek ilgili taraflara kalmaktadır.

14-10-2006, 18:00
Sevgili K.C.,
Yazık. Şu bilgi çağında uğraştığımız şeylere bakın. İmam nikahı. Ve sonunda üç kere boş olla kendi kaderine terk edilmiş bir genç kızımız. Yine bu şanslı. Hadi bir de gerçek dul bir kadın konumuna düşseydi. Ne kadar korkunç bir olay. Bir erkek üç kere boş ol diyor ve kadında bunu kabullenerek kaderine razı oluyor. İşte böyle düşünenler bunu hak ediyor. Bu genç kızımız da hak etmiştir. Niçin hak etmiştir?. İslamiyet kadına değer veriyor yalanına inandığı için. Bu nasıl değer vermedir ki üç kere boş ol denilerek kadını boşama üstünlüğü erkeğe verilmiştir. Ve kadın savunmasız bir şekilde bırakılmıştır. Artık bunu anlasınlar.

İkincisi. Tam bir takiyyecilik örneğini görüyorum hocalarında. Sonuç olarak diyor nişanlandığını ister söyle ister söyleme. Takiyye ruhlarına işlemiş. Dürüst değiller. Bu genç kıza açıkça şunu diyemiyor. Kızım başından geçenleri söylemelisin. Zaten o kişi gerçekten seni seviyorsa bunu da normal karşılayacaktır. Ondan sonra da kalkarlar islamiyetin yüceliğinden bahsederler. Yazıklar olsun...

Üçüncüsü. Kuranın allahı her zaman müminlerine bir açık kapı bırakmıştır. Bir günah işlemişsin. Hem de ufacık bir günah!. Yalan söylemişsin veya bir gerçeği gizlemişsin. Bu hiç önemli değil. Önemli olan ona tapmak ve ibadet etmek. Sen ibadetini inancını yerine getir. Gerisi önemli değil. O her zaman bağışlayıcıdır...

Onun için bu dinlere karşıyız. Bir genç kızımıza bakın. Bir de akıl hocasına bakın. Nasıl bir parallelik var. Dikkatinizi mutlaka çekmiştir. İkisinde de dürüstlük adına bir şey göremiyorum. İşte ben bu iki insanın da sorumlusu olarak bu dini görüyorum. Eğer tapınmadan ziyade sevgiyi, doğruluğu, dürüstlüğü ve güzellikleri temel alsaydı bu insanların bu şekilde hareket etmeyeceklerini düşünüyorum. Böylece de böyle düşünen insanların bir daha düşüncelerini gözden geçirmelerinde yarar vardır. Benim bunda bir çıkarım söz konusu değildir. Bunu kendileri için yapacaklardır.

dolfen
15-10-2006, 12:29
ewet bu cahiliyeden dine geçmiş bir olgudur yada kuraldır. düşünsenize bide yukarda 185751 tane kayıt memuru olsa bu nikah ve boş ol olaylarına yetişemezler....

K.C.
15-10-2006, 13:16
Sitedeki bir başka soru cevapta 3 kez boş ol deyince boş olunmayacağını söyleyen Karaman ne yazık ki bu kızımıza aynı cevabı verememiş. Onu boşanmış saymış. Böylesine teferruata giren bir dinin kurallarıyla baş edebilmek, tutarlı cevaplar verebilmek gerçekten güç.

İslam hukukunu laik bir ülkede uygulamaya çalışmak görünürdeki somut çıkmazlarla baş edemiyor ne yazık ki. Ya uyarlamaya çalışıyor, ya da uyarlayamadığı yerlerde mevcut hukuka aykırı davranışlar sergilenmesini bekliyor ve öneriyor. (hukuksuzluk)

Kişiler asıl sorunu mevcut hukuka uyduramadıkları durumlar karşısında yaşıyorlar ki bence yukarıdaki örnek o sorunu çok güzel dile getiriyor.

Vicdan azabı, psikolojik baskı ve bunalım.

Kızımız; her ne kadar imam nikahlı olsa da yine de kendi inancına göre eşi olan kişinin elini tuttu diye kendisini 'kirli' hissediyor. Bu hissin sonuçları kişiyi travmaya bile götürür.

Bir tarafta sevgi var, diğer tarafta korkunç bir kendini aşağılama, suçluluk duyma, vicdan azabı ve muhtemelen sürekli edilen tevbeler. Kendisini Dul olarak hissettiğinden psikolojik olarak perişan olmuş zaten. El ele tutuşurken dahi eminim içindeki bir fısıltı ona sürekli telkin ediyordu. Büyük bir günah işliyor olmanın, imam Nikahı adı altında Allah'ı kandırıyor gibi olmanın yol açtığı baskı ayrı bir buhranın habercisi bence.

Karaman'ın bence cevabında es geçtiği veya bağlantı kuramadığı bir diğer konu ise İslam inancında "Ecel ve Nikahın saatinin değişmezliği."
Kader inancı gereği eğer o kızın şimdiki gençle evleneceği yazılıysa zaten o söylese de söylemese de bu nikah gerçekleşecektir. Sanki hem soruyu soran hem de yanıtlayan kişi Kader'i reddeder durumdalar.

Kaderi reddediş ise; akılcı düşünceyi de, mantığı ve muhakemeyi de beraberinde getiriyor bence. Kader inancı, her ne kadar görünürde psikolojik bir rahatlama sağlıyor olsa da, kişinin azmini körelten, uzağa bakmasını, öngörüyü engelleyen bir inanç aynı zamanda.

Aslında inancın kişiler üzerindeki psikolojik etkileriyle ilgili birşeyler yazmak için bu başlığı açtım. Ancak üstteki yazıma bakıyorum da, bu gün hiç formumda değilim. Düşündüklerimi ifade etmekten aciz kaldım. (her zamanki gibi:))

hiramusta
16-10-2006, 10:04
H.Karaman hanefi dininin fıkıhçısıdır.İslam'ın değil.

Cemal
16-10-2006, 12:25
şimdik bu konuda en sona yakın konuşceklerden biride benim*-ama issan böle cahil işleri görünce bozuluyo.
bilader veyama hanım kardeşim..yaw sen nişandan bassediyon*-ordan sona nika yaptık diyon..yaw bu ne ap*tallık.
Kardeşim bide utanmadan lise mezunuyum filece diyon*-kusura bakma *-hanıma küfür olmas ama*-ben sana --kaz kafalı-demekten kendime alamıyom.
yaw nişan zamanı neden dini nikaı yaptırıyosunuz ahmak kafalar..Evela kendizi salama alın-resmi nikaı yaptırın-elinizde bi tapu olsun.Herif -boş ol*-dolu ol desede hiçbi şey ifade etmesin kanun karşısında..Boşacekse gitsin hakim boşasın.senin alman gerekn hakın varsa kanun sana onu teslim etsin..
Ordan sonada aranızda dini nikah varsa *-ayrıca birbirinize* boş ol * deyin dindende boşanın.
İnaç bu yabende resmi nikaı yaptıktan sona*hem benim kararım *hem ayilelrin isteiynen* bizde hanımnan-hoca tuttuk nikaı dinende yaptık.iki şahit yaptık*meyir konuştuk..(ben bulmuşum hanımın altınını -meyir olarak 100 cumuriyet altını meyir koydum*herkeşin gözü açıldı*hoca bilene garip*olum sen zengin deilsin-bu çok dedi.Bende içimden-Allah ayırmasın ben boşatmam hanımı diyom-gözüm gimi bakıyom ona-vazgeççek diye ödüm şeyime kaçıyo..zate 18 yaş sorumu vardı ana-baba rızası ile uculan sıyırdıkdı*neysem yiitliede şey sürmez havalarda*hocam laf azımdan çıktı*-dönmem.Hem hanımımda milyon altın deerinde *benim için*dedim.hanımda milyon lafıyla-4 köşe oldu tabi..gönnünü kazandık.
Allah herkeşe mutlu evlilik versin abim.
Sonuçta eweli resmi nikah*-ordan sonama isteyen gitsin dini nikaı kıydırsın maneviyat yapsın.Ama bacılarımız eşei önce salam kazıa balasınnar.(lan cemal..şindi sen bize eşekmi diyon.... :lol: **** Son kavga başlıımız... evlilikte erkekler..**0**0*..mi * :evil: )

cml. (pırof-bilinsel konularda+ ufak ufak dini yorumlarda yapar..cemal bu :mrgreen: )

hiramusta
16-10-2006, 14:08
Cemalim senin gene iyi,bizim hanımın mehri maaşımın 1/5i.Hanıma şimdiden 21 milyar borcum var ve bu borç hanım dur diyene kadar sürekli artacak.Ee laz kızı alırsak olcağı buydu.Sıkıysa boşan. 8O

soro
16-10-2006, 15:14
müslüman gençlerin resmi bir evlilik yapmadan,yani haklarının ve sorumluluklarının *kanunlar çerçevesinde kabul edilmeden ve resmen hukuki sonuç doğurmayacak bir şekilde *dini nikah yapmalarını uygun bulmuyorum.
sakıncaları saymakla bitmez.ve kadının su-i istimal edilip zarar görmesine yol açar.
evli erkeğin de dini hakkımdır diyerek,kanunlarca kabul edilmemiş hukuki sonuçları tanınmamış *2. bir eşi nikahlamaları doğru olmaz.çünki bu durumda kadını zarara uğratmayacak ve asli eşiyle aynıhak ve sorumluluklarda davranacak erkek olduğunu pek sanmıyorum.kanunca ve toplumca kabul edilmeyen uygulamalar maalesef sonucta genellikle kadının güzelliği veya cazibesi bitince terkedilmesi gibibir sonuç doğurabilir.
amma artık ok yaydan çıkmış,ve beraberlikleri ortak kararla devam ettiren insanların ise tabii ki,bu durumdan daha uygun olan nikahlanma yolunu tercih etmeleri gerekmektedir.

17-10-2006, 09:31
Sayın Hiramusta,

H.Karaman hanefi dininin fıkıhçısıdır.İslam'ın değil.
diye yazmışsınız.Ben hanefiliği islamın içinde olan bir mezhep olarak biliyorum.Hanefilik ne zamandan beri bir din oldu acaba? 8O

hiramusta
17-10-2006, 10:11
Sevgili Billur,Allah'ın vahyine muhalif hiçbir anlayış İslam olamaz.Mevcut mezhebi oluşumlarda bu muhalif anlayışlar ziyadesiyle vardır.Dolayısıyla bunlar İslam'dan ayrı birer inanç sistemi yani din olarak değerlendirilmelidir.Kur'an geçmişin hurafe inançlarını "atalar dini" diye isimlendirmektedir.Hanefi mezhebi de bu atalar dininin versiyonlarından birisidir.Birilerinin sapmış olan mezhepleri,cemaat ve tarikatleri İslam'i gibi göstermeye çalışması şeytanın sırat-ı mustakim (dosdoğru yol) üzerinde bulunarak (7/16) insanları saptırmak için sağdan yaklaşması (7/17) ve Allah ile aldatmasından (7/20,35/5) başka birşey değildir.Hoş ve esen kal.

17-10-2006, 10:29
Sayın Hiramusta,

Dolayısıyla bunlar İslam'dan ayrı birer inanç sistemi yani din olarak değerlendirilmelidir.
Şimdi din derken, dinin bir peygamberi ve kitabı olması gerekmez mi?
Ben böyle biliyorum yani *:)

Saygılarımla

hiramusta
17-10-2006, 13:33
Bu batıl dinlerin Peygamberlik makamlarında imam hazretleri,şeyhler,gavslar,kutuplar,efendi hazretleri gibi isimlendirilen kimseler oturmaktadır.Bunların tonla kitapları da vardır.

K.C.
15-11-2008, 17:12
güncelleme

evrensel-insan
17-11-2008, 21:08
Saygideger arkadaslar;

Imam nikahlilara, kanuni haklar taninmasi tasarisi mecliste sunulmus-star haber

Konuya hangi acidan bakmak gerekiyor dersiniz? Imam nikahinin resmilestirildigi acisindan mi?" o zaman resmi nikaha ne gerek var?" acisindan mi? Imam, nikahinin nasil ispat edilebilmesi acisindan mi? "Kadinlar, rahatca; herhangibir erkekten, imam nikahi temelinde kanuni hak talebedebilir", acisindan mi? Yoksa; " imam nikahli kadinlarda; terkedilirlerse, boylece madur kalmazlar", acisindan mi?

Yorum ve goruslerinizi bekliyorum. Hem, dini; hemde dine karsi yazarlardan.

Saygilarimla;
evrensel-insan

pante
17-11-2008, 23:50
Konuya hangi acidan bakmak gerekiyor dersiniz? Imam nikahinin resmilestirildigi acisindan mi?" o zaman resmi nikaha ne gerek var?" acisindan mi? Imam, nikahinin nasil ispat edilebilmesi acisindan mi? "Kadinlar, rahatca; herhangibir erkekten, imam nikahi temelinde kanuni hak talebedebilir", acisindan mi? Yoksa; " imam nikahli kadinlarda; terkedilirlerse, boylece madur kalmazlar", acisindan mi?


"Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptıran erkek ve kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."

Bu kanuna göre imam nikahlı olanlar yargılanıp ceza alabilirler.
Hatta imam nikahlı bir çift resmi nikah yapmaya karar verip başvuru yaptığında bu kanun uygulanabilir.

Ama diğer taraftan evlenme akdi olmadan yaşayan çiftler var.
Üstelik sanatçı oldukları için herkesin tanıdığı ünlüler.
Türkan Şoray, Fatma Girik, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur vb.
Bunlara kanun işlemiyor. Çünkü imam nikahından söz etmiyorlar.

Bunun yanında zina da suç değil artık.

Bu durumda mevcut kanun adaletli görünmüyor.
İsteyen nikahsız yaşasın, isteyen imam nikahıyla.
Ama resmi nikah gerektiren haklardan yararlanamamayı göze alsınlar.
Bunun en önemli sakıncası kadın haklarına aykırılığı.
Çözümü ise kadınların bilinçlendirilmesi, sahip çıkılması ve korunması.

Eğer, kadınlar mağdur olmasın diye imam nikahlı ve nikahsız olanlarla resmi nikahlılar aynı kefeye konursa bir kaos yaşanabilir. Ortada belge olmadığından yalancı şahitler devreye girecek ve sorun büyüyecektir.

Bence doğrusu, çocuğu olup ta nüfusa kaydını yaptıracak olan resmi nikahsız çifte resmi nikah işlemi yapıp nüfusa geçirmek.
Birden fazla eşi dahi olsa bu yapılmalı ama ilk eşi gerçek eş sayılmalı.

Bu, imam nikahını ve nikahsızlığı savunmak gibi görülebilir.
Fakat mevcut kanunlarla önüne geçilemeyen ve kanunun işletilmediği bu durumda, bunu sürdürmenin anlamı yok.