PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yorum size kalmış ben kusmaya gidiyorum?


ngcoskun
31-01-2005, 19:07
okuyun da bir saçmalık daha öğrenin.daha neler göreceğiz.vesuphanallah.tu tu tu

Soru : Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve İslâm dininden habersiz olan bir insan, âhirette nasıl sorumlu tutulabilir?

Cevap:

Aslında, bu sanıldığı gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış ve halledilmiş. Şu kadar var ki, dünyanın öte ucu denmemiş de, ıssız bir dağda, toplum hayatından habersiz yaşayan bir adam denmiş. Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Kur’ân-ı kerîm’de bir âyet-i kerîme var. Meâli şöyle: “allah, hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmez.” (bakara sûresi, 286)

Yani, her şeye taşıyabileceği kadarını yükler. Fertleri güç yetirebilecekleri işlerle mükellef kılar. Her gövdenin üzerine, götürebileceği kadar bir baş yerleştirir. Atom çekirdeğine gezegenleri bağlamaz.

Âlimlerimiz, bu âyet-i kerimeyi çeşitli yönlerden tefsir etmişler.
Fıkıh âlimleri, bu âyeti fıkıh yönünden, kelâm âlimleri ise itikat yönünden incelemişler. Bu ikinciler, âyette geçen “güç yetme” meselesini akıl yönüyle ele almış ve şu mânâda birleşmişler: “dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve cemiyet hayatından uzak bir insan, mücerret aklıyla, hangi hakikatleri bilmeye güç yetirebilirse, sadece onlardan sorumludur.” Mücerret akıl denilince, “bir peygambere muhatap olmamış, kendisine ilâhî emirler ulaşmamış, rehbersiz kalmış” bir aklı anlıyoruz.

İşte, böyle bir aklın ulaşabileceği saha konusunda, değişik görüşler ileri sürülmüş: itikat imamlarından, imam mâturudî hazretleri, “insanın, kendi aklını kullanarak bir yaratıcısının olduğunu bilmeye güç yetirebileceği” görüşündedir. Ve böyle bir insanın allah’a inanmaktan sorumlu tutulacağını, diğer iman rükünlerinden ve ibadetlerden ise sorumlu olmayacağını ifade eder.

Bir diğer itikat imamı olan imam eşarî hazretleri ise, böyle bir insanın, peygamber olmaksızın, allah’ı bilmesinin de mümkün olamayacağı fikrini savunur ve bu adamın bir taşa bile tapsa “necat ehli” yani kurtuluşa erenlerden olacağını söyler.

Görüldüğü gibi, her iki imamın da ittifak ettikleri esas nokta şu:
Kişi, içinde bulunduğu şartlarda, neyi bilmeye güç yetirebiliyorsa ondan sorumlu!.. Şüphesiz, hakikati en iyi bilen Allah’tır. Onun ilmine havale ederiz.

Fethullah Gülen :shock:

31-01-2005, 19:16
ben size bosuna les kargasi demiyorum, okadar lesleri deslersen iste boyle miden bulanirda kusmaya gidersin. Hacida benim size les kargasi demem kizmis, aha ornegi coskun iste, bak kusmaya gidiyormus. Tuh tuh ya, ne yapsak, raketime acaba.

Iyide super zeki insan, burda kusacak ne var anlamadim, yani yazdigin basligi okuyunca icinde hakkaten mide bulandirici ateizm faliyelerinden bahsettin sandim, ama yok, gayet normal akillica yapilmis aciklamalar.

Su halde miden bulandigina gore iki ihtimal var.

1-Yukardada dedigim gibi ya cok les gagaladin miden bulandi

2- yada hamilesin.

Birinci onemli degil, onu cozebilirsin, ama eher ikinci sebeb dogru ise doctora gitsen iyi olur.

Fethullah Gulenin agzina saglik, gayet guzel aciklamis. Allah onun gibilerden Razi olsun.

Damdanakan.

ngcoskun
31-01-2005, 19:21
Soru : Özürlü olarak yaratılan insanların bir suçumu vardı ki öyle yaratıldılar?

Cevap:

Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse Onun icraatına karışamaz ve icadına müdahale edemez. İnsanın hücrelerini yaratan, organlarını tanzim edin ve ona insanî bir hüviyet bahşeden Allahtır. İnsan bu nimetleri lütfeden Allaha daha evvel bir şey vermemiştir ki, Onun karşısında bir hak iddia edebilsin.

Eğer insan, kendisine verilenler mukabilinde Allaha bir şey vermiş olsaydı, “Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!” gibi iddialarda bulunmaya; “niye iki tane değil de bir ayak verdin” diye itiraz etmeye belki hakkı olurdu. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. İnsanın, Rabbine karşı ne hakkı var ki, onun yerine getirilmemesi sebebiyle bir haksızlığa uğramış olsun?

Cenab-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirir. Kalbini kendisine çevirtip, o insanın duygularına inkişaf verirse, o kulundan çok az bir şey almakla ona pek çok şey vermiş olur. Demek ki zahiren olmasa bile, hakikat da bu o kuluna Allahın lütfünün ifadesidir.

Tıpkı bir kulunu şehit edip ona cenneti vermesi gibi... Bir insan, muharebede şehit olur. Bu şehadetle Allahın huzurunda, sıddıkların, salihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları “keşke Allah bize de harp meydanında şahadeti nasip etseydi” derler. Binaenaleyh, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür.

Bazı kimseler, bu mevzuda küskünlük, kırgınlık, bedbinlik ve aşağılık duygusu ile yanlış düşünseler bile, pek çok kimselerde bu kabil eksiklikler, Allaha teveccühüne vesile olmuştur. Bu itibarla bir kısım asi ve nankör kimselerin, bu meseledeki itirazları haksızdır, yerinde değildir.

yaw kendini mal gibi görmeye ve başkalarına da bunu aşılmaya kalkmış bir, ne desem bilemiyorum adamı ile karşı karşıyayız.
lafa bak ya allah bazen insanın ayağını alırmış ama ahirette ona çok şey verirmiş.nerden baksan adaletsizlik.o ayağını aldığı adam hayattayken -yalan dünyada yani ehe ehe - bir sürü günah işlesin allah ayağını vermedi diye ona ahirette günahlarına bakmasın ve ona çok şey versin.nasıl bir adalet nasıl bir allah bu ya.

31-01-2005, 19:37
sen hakkatende beyinsizssin yaw

bak aciklayayim sana:

Eger Allaha yonelmis biri isen, icinde bulundugun durumu daima iyi degerlendiren her sahip oldugundan dolayi allaha sukreden sin demektir, Velevki sakat bile olsan bu durumundan dolayi allaha isyan yerine yinede sabir ile sukur edersen elbet Allah sana sonsuz hayatta daha hayirlisini verir

bazilarida senin gibi eli kolu saglam ama zihniyeti sakattir, elindeki bu saglamligi degerlendiremez vede Akli yetmediginden anlamiyarak Allaha isyan ederde sonsuz hayatini ziyan eder.

Biz ortalama 60-70 sene omurden bahsediyoruz, Allah ise sabredip sukredene sonsuz omur vadediyor.

Sence burada adaletsizlik nerede.

Ha eger ahmaklik ederde icinde bulundugun duruma isyan edersen, dunyalik icin, iste o zaman hem burada hem orada kaybedenlerdensin.

Simdi sana sozum suL: Eli ayagi saglam olan sen ile, sakat dogan yada sonradan sakat olan biri arasinda fark yoktur. Zira seninde beynin sakatlik icindedir.

Sende hem bu dunyada hem orada kaybedenlerdensin(eger boyle devam edersen.)

Ama anlamiyorsunuz yaw, nasil bir kafaniz var yaw sizin.

Allaha tam iman soz konusu oldugunda sakat dogmak bir adaletsizlik olamdigi gibi, saglikli dogmakta bir ustunluk degildir.

Iste bariz ornek, sizler saglikli bedenlerinizle bile bu firsati kullanamiyor ve hayatinizi zindana ceviriyorsunuz. Ama belkide sakat dogan yada sonradan sakatlanan biri "Rabbim, verdigin herseyde elbet bir hikmet vardir, senden gelen herseye raziyim, bana sabir ihsan eyle, ic yuzunu bilmediklerimle isyan etmeme vesile olacak hareketlerden uzak tut beni, sen herseyi hakkiyla bilicisin" diyerek vede bu dogrultuda gercek bir iman vede sadakatla kurtulusa erecektir.

Ve yarin sana sunu diyecektir. Dunyada sen dort ayakli idin, ellerinle ayaklarinla guzel yuzunle ovunum, Allaha isyan ediyor kafa tutuyordun, hatta ustune vazife olmadigi halde beni baska insanlara gosteriyor "bakin su sakat insana onun ne sucu vardida Allah onu sakat yaratti" diyerek Allahin adaletini golgelemeye calisiyordun. Amam bak bugun sen orada bense burada sapasaglamim, Allaha guvenim ona dayananlara ne mutlu.

Anladinmi bilmem.

Damdanakan.

ngcoskun
31-01-2005, 20:07
Biz ortalama 60-70 sene omurden bahsediyoruz, Allah ise sabredip sukredene sonsuz omur vadediyor.

vadediyor......vaadedemiyor bile be.kim sokuyor bunları o küçük aklınıza yaw.
nerden biliyorsun, kim gitmiş de geri gelip anlatmış.evrim teorisine teoridir o derken sizin söylediklerinize ne dersiniz acep.komiksiniz gerçekten çok eğleniyorum.gülmek için gelmiyordum buraya ama arada böyle komiklikler yapınca çok memnun oluyorum.
hey büyük allahım kudredini göster de şu damdanakan bilgisayardanakan olsun da göreyim şu suratını şunun. :P merak ettim ddoğrusu bu kadar cahil bir adam nasıl olur diye.
sana vakit ayırıp cevap yazarak kendi zamanımdan oluyorum
ve sevgili sessiz izleyiceler burayı böyle boş işlerle doldurarak vaktinizi aldığımız için kendi adıma özür dilerim sizlerden.

31-01-2005, 20:09
Opuyorum seni

Sende yukunu yuklendin, kabul edecegini kabul ettin.

:D

Damdanakan

at_arabas?
31-01-2005, 20:38
aynı peygamberi gibi bu CAMDANAKAN (balgam) önce kendi dediğine kendi inanıyor sonra kerizleride aynı aptal inanca şartlıyor , alık.
bunun aklını kuşa taksak ters uçar bir kuşu bile idare edemez...

31-01-2005, 21:25
Senin aklini kusa taksak kusu ters ucurabilirmi, ama bak benimki ucurabiliyor, bence bu buyuk bir meziyet. Ve sende bu meziyet eksik. Eksik oldugu icinde durmadan bu noktaya takiliyorsun.

Damdanakan.

ella
01-02-2005, 03:33
Sevgili Damdanakan,
Daha önceden bu forumda kötü söz söylemek üzerine yazdığım bir yazıyı tekrar buraya asmak istiyorum. Tartışmalarda karşısındaki kişiye saygı göstermek, karşındakinin sana göre yanlış bir üslubu varsa ona onun üslubu ile karşı tepki vermemek gerçekten önemli diye düşünüyorum. İddialara cevap verip, Kuran ahlakını göstermek en doğru tavır olacaktır.
Eminim kendince dini kaygılarla burada yazıyorsun. Ama burada dikkat etmen gereken nokta din savunmak için dini olmayan bir tavır takınılabilir mi? Kuran savunulmak için değil, her şeyden önce yaşanmak için gönderilmiştir. Bu açıdan Kuran’da Allah’ın Müslümanlara vaaz ettiği tavrı takınmak oldukça önemli diye düşünüyorum. umarım bu ayetleri okur ve bunlarda anlatan ahlaka tabi olursun. Yazı şöyleydi:

Burada da Kuran’ı savunmak düşüncesiyle foruma katılan arkadaşların, karşılarındaki kişiler kendilerine hakaret etseler de onlara kendi üsluplarıyla tartışmamalarını tavsiye etmek istiyorum. Allah Kuran’da insanlara güzel söz söylenmesini emretmektedir.

17/53- Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.

Bu güzel söz söyleme tavrı olumsuz durumlarda da geçerlidir.

25/63- O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

28:55 Boş sözleri işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işimiz bize, sizin işiniz size. Size selam (barış) olsun. Biz cahillerle uğraşmak istemeyiz," derler.

Hakaret eden, iftira eden yada yalan yazanlar olabilir ki, bu tarz bir çok örnek var. Fakat bu durumda bile yapılacak en doğru davranış, gerçeği açıklamak ve çirkin üsluba karşılık vermemektir. Allah İbrahim Suresinde kötü ve güzel sözü şöyle anlatıyor:

14:24 Görmez misin ki ALLAH güzel bir sözü güzel bir ağaca benzetir: Kökü sabit, dalları ise göktedir.
14:25 Rabbinin izniyle her mevsim meyvelerini verir. Öğüt almaları için ALLAH insanlara böyle örnekler verir.
14:26 Kötü bir söz de, yerden koparılmış köksüz kötü bir ağaç gibidir.

Bazı durumlarda gerçekten son derece çirkin iftiralarla ve küfürlerle karşılaşılabilir. Bu durumda sinirlenip kötü söz söyleme hakkına kimse sahip değildir. Allah bir mümin özelliğini şöyle bildiriyor:

3/134- Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.

Bu forumda yazı yazan Müslüman arkadaşların niyeti dinin anlatılmasıdır. Ama bir dinin anlatılması ve onun gerçeklerinin savunulması, din dışı yöntemlerle olabilir mi? Din insanlara güzel ahlakı, güzel söz söylemeyi vaaz ederken, tam tersi bir tavırla bu gerçeklerin anlatılmaya çalışılması doğru mudur? Burada sorulması gereken nokta budur. Makevelllist bir yaklaşımla bir amaca ulaşmak için her yol mubah görmek yanlış bir tavır olur düşüncesindeyim. Çünkü ulaşılması gereken güzel ahlakken, bu ahlak dışı bir tavırla anlatılabilir mi?

n0thing
01-02-2005, 18:55
Eğer sakatsan, yoksulsan, boş ve kendini önemsiz hissediyorsan, eziliyorsan yaratıcıya ve diğer dünyadaki hayata inanırsın/inancın artar.Öteki dünyada rahat, cillop gibi hayat seni bekliyor diye gizli vicdanını rahatlatırsın.

Yoksa bizde isterdik cennette hurilerle çılgınlarca sevişmeyi.Meyvelerin en güzelini yemeyi, yeşilliklerin, ırmakların olduğu bir yerde yaşamayı.

01-02-2005, 19:21
Kusura Bakma Ella, sana katildigim noktalar oldugu gibi, katilmadigim noktalarda var.

Evet elbette sakin olmak vede bagislayici olmak enguzeli, Ama senin degerlerine alabildigine kufur ediliyorsa, onlarla dalga geciliyorsa bu noktada hala sakin olmayi ben yanlis buluyorum, ben buna sessiz kalmayi sessiz seytan olmakla bir tutuyorum.

Senin verdigin o ayetler cok farkli ve daha ozel durumlar icindir. Ama biri almis eline kalemi, aklina ne esiyorda onu yaziyorsa, yazdiklarinin arasina yalan yanlis iftira hakaret kufurde ekliyorsa ve sen sadece sessiz kaliyorsan(iyi ahlakini gostermek adina) benim size diyecek cok sozum yok, sizin icin sadece yolunuz acik olsun derim.

Genede uyariniz icin tesekkurler, ama bu benim yolum, ve birakta ben kendi yolumdan gideyim, senin verdigin o ayetleri O mubarek kitabi defalarca okumus biri olarak biliyorum elbet, ama ben o kitaptan hangi durumda ne yapilmasi gerektigini, nekadar sabredilmesi gerektigini, sabretmekle zulme onay vermenin ince sinirinin ne oldugunu biliyorum.

Tesekkur eder, Allahtan kolayliklar dilerim.

Damdanakan.

haci
01-02-2005, 19:36
Aman Ella kardeşim..
Damdanakan’ı eleştirirken biraz daha dikkatli olmalısın. Yoksa seni zındıklıkla suçlayabilir.. Çünkü Kur’an’da epeyi küfür olduğunu biliyor o.. Onlara dayanarak ateistlere küfrediyor. Siz o küfürlere daha gelmediniz mi yoksa?..
Keeeeeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhh
HACI

peeser
02-02-2005, 04:40
zamanın var olması için zamandan bağımsız bir varlığın olması gerektiğini söyleyen einsteinin sözünü bir ateistin kullanması ne kadar saçma... bilgisizsiliğinizle, inat ve kibirinizle kendinizi hem komik duruma düşürüyor hemde ateşe atıyorsunuz...

ngcoskun
02-02-2005, 13:20
sen nerden çıktın şimdi yaw.
ben senin gibi düşünen bir başkasına bu konuda cevap yazmıştım.araştır ve bul.
ooof ooof.tekrarlar, tekrarlar..........

ngcoskun
02-02-2005, 13:23
ayrıca benim cümlemle senin cümle nerde birleşiyor acaba.......

zamanın var olması için zamandan bağımsız bir varlığın olması gerektiğini söyleyen einsteinin sözünü

benim cümlemde ne zamandan ne de zamandan bağımsız bir varlıktan bahsediliyor.ben eıntaının sadece bir cümlesini kullanmışım sen görüşünü yazmışsın.cık cık cık.........

haci
02-02-2005, 14:47
Einstein bir ateisttir.. Arada bir iligili ilgisiz yerde Tanrı lafı eder. Bu onun kusurudur. Yoksa Tanrı’nın olmadığını o da çok iyi bilmektedir. Şimdi de bir Yahudi asıllı Einstein’a mı sahip çıkıyorsunuz....

Haci

05-02-2005, 17:48
einstein ateist olduğunu gelip sana söyledi mi hey güzel kardeşim.......
Burada ayrımcılık yoktur.........
İster yahudi ister hristiyan ister ateist olsun ...
İnsan insandır ve görüşlerinden dolayı saygı görmelidir diyorum.......
Bence sen arada biri karıştırıyorsun...
O arada bir dediğin sonlara doğru olmasın ??

haci
05-02-2005, 17:56
Einstein’ın ne olduğu beni ilgilendirmiyor.. Ama ateist olduğunu söylüyorum. Bana şahsen söylemesi mi gerek? Ne aptalca bir çıkarsama.. Bütün Batı fizikçileri biliyor ki Einstein bir inanmazdı. Ama arada bir Tanrı lafını kullanırdı.
Ne oldu anlamadım.. Einstein’ın ateist olduğunu söylemem size neden battı öyle?
Neden gocundunuz?

HACI

05-02-2005, 18:15
Dövüsmeyin dövüsmeyin Einstein benim gibi Panteistti !! :D
Unlu fizikci A. Einstein’in Tanri’ya inandigi cok soylenir. Fakat Einstein’in Tanri’dan bahsederken kastettigi ile teistlerin Tanri’dan kastettigi ayni sey degildir. Bakin Einstein Tanri konusunda neler demis:

"Hayatin gelismesi ve yuceltilmesine iliskin temel ahlaki ilkelerin oneminin bilince cikarilmasinda, kural koyucu inancina ozellikle de odullendiren ya da cezalandiran bir kural koyucuya gereksinim olmadigindan eminim."
M.Berkowitz''e mektup, 25 Ekim 1950

"Yarattiklarini cezalandiran ve odullendiren ya da bizim yasayacagimiz bir irade turune sahip bir tanri dusunemiyorum. Bedensel olumden sonra kisinin yasamini surdurdugune ne inanirim, ne de inanacagim..."
1930, Ideas and Opinions, s.80

"Algilanamaz bir varligin oldugunu varsaymak....algilanabilir dunyada buldugumuz duzenliligi anlamaya yardimci olmaz."
"Tanri nedir?" diye soran bir Iowa ogrencisine mektup, Temmuz 1953

Einstein panteist gorusu benimsemisti kesinlikle bir teist degildi.
Benim Tanrim Spinozanin Tanrisidir demistir.

Kaynak:
http://www.geocities.com/wankeragnostic/einstein_ve_hawking.htm

SAYGILAR

05-02-2005, 18:40
Gördüğün gibi Aytaç kendine göre bir açıklama getirmiş
haci ateist der iken
aytaç panteist diyor
Neyse.......
Hem size derken kimi kastettiğini anlamadım?
Bu bir......
İki
Ne o battı mı falan? he
Bir şey söyleyeceksen doğru düzgün söyle
Burada inandıklarımızı anlatmaya çalışıyoruz
Başkasını incitmeye değil....

05-02-2005, 19:02
Panteist bir ateizm cesididir.
Tanrı ile evreni bir, aynı ve özdeş kabul eden görüştür. Panteizm, anlam olarak tümtanrıcılık demektir.
Panteizme göre Tanrı''nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır. Her şey Tanrı''dır.
Bu algılamada Tanrı’nın, evrenin kendisi olduğunu savunulur. Panteistler evrende varolan her şeyin (atom, hareket, insan, doğa, fizik kanunları, yıldızlar... ) aslında bir bütün olarak Tanrı’yı oluşturduğunu söylerler. Bu bakımdan evrende vuku bulan her olay, her hareket aslında doğrudan Tanrı’nın hareketidir. Bu görüşün ilginç ve çarpıcı bir sonucu, insanın da Tanrı’nın bir parçası olduğudur.
Panteizme göre; Tanrı her şeydir ve her şey Tanrıdır. Tanrı – Evren - İnsan ayırımı yoktur. Böyle bir ayrım aklın yanılsamasıdır. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, her hangi bir yaratmadan da söz edilemez.
Evreni algılayış biçimi olarak Panteizm, Hindu, Buda dinlerinde hayal gücü geleneğine uygun bir anlayıştır. Felsefî bir tasarım olarak Panteizm ise, eski Yunan felsefesinde Plotinos (205-270), Rönesans''tan sonra Giordano Bruno (1548-1600) ve Spinoza (1632-1677) tarafından temsil edilmiştir. Düşünsel kökü Antik Çağ Yunan Stoacılığına dayanan Panteizmin ileri sürdüğü “Evrenin Ruhu Anlayışı”, Hegelciliği ve Spinozacılığı doğurmuştur.
Tek Tanrı’lı Dinlerdeki Tanrı-Alem ayrılığı, Yaratan-Yaratılan diye bir ikilem, Panteizmde yoktur. Doğayla Tanrı bir ve aynı şeydir. Tanrı yaradan değil, varolandır ve evrenin tümüdür. Evrende görülen şeylerden gayri bir Tanrı yoktur. Tanrı, evrendeki bütün varlıkların toplamıdır. Evrenin başlangıcı ve sonu yoktur. Evrendeki mevcut canlı cansız her şeyin bütünlüğü Tanrı’dır. Önsüz ve sonsuz olan Tanrı, hem makro kozmosta (evrende), hem de mikro kozmosta (insanda) bulunur.
Kaynak:Ateizm ve Din

SAYGILAR

haci
05-02-2005, 19:04
Einstein''in ateist olmasindan rahatsiz olmus bir haliniz var.. Yaniliyor muyum?
Musluman''larin bazi ateistleri, Yahudi ve Hristiyan''lari Musluman yapmaya meyilli olduklarini biliyoruz.. Bu yuzden tepki gosterdim. Yoksa Einstein''in veya Newton''un ya da Cousteau''nun hangi dine mensup oldugu beni hic ilgllendirmiyor. Sizin tepkinizi de anlamis degilim..
Dini ugruna bazi degerleri kaybedenler boyle dusunmuyorlar ve yalanlari ile forumu kirletiyorlar.... Siz oyle degilseniz, bundan ilk memnun olacak benim... Sadece bu konuda tepkisel olmanizin nedenini anlamadim. Einstein sana mi soyledi diyerek...
HACI

peeser
06-02-2005, 01:17
Adı ateizm ve din olan bir kaynaktan başka türlü bir fikir çıkmasını zaten kimse beklemiyor..
Hep söyledikleri şeyi defalarca tekrarlayarak bir yere vardıklarını sanıyorlar ama hepsi boşuna.
Ama benim kafama takılan "Evrenin başlangıcı ve sonu yoktur" cümlesi... Başlangıcı ve sonu
olmayan bir evrene mi inanmak yoksa başlangıcı ve sonu olmayan Allaha mı inanmak daha mantıklı?
Başlangıcı ve sonu olmayan evren nasıl genişler? ki genişliyor bu yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.
genişlediğine göre zamanı tersine döndürürsek evren daralacak ve başlangıç noktasına varacaktır.
Bu da Big bangi kanıtlamaktadır. Bu da Einsteinin ortaya attığı uzay-zaman teorisini doğrulamaktadır.
Ama siz bi türlü kabul edemiyorsuzunuz. Diğer yandan Einsteinin hangi dine dahil olduğu hiç önemli değil ama ateist olmadığı kesin.
Önemli olan onun insanlık için yaptıklarıdır. Beni ilgilendiren kısmı budur... Büyük buluşlar ve keşifler gerçekleştirmiş bütün
bilim adamlarının hepsini ateist yada pateist (bi de bu çıktı başımıza) yapan sizler farkında değilsiniz
ama bilim Allahı bulma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor.
Bilimsel olduğunuzu söylüyorsunuz ama her zaman onun bir adım gerisindesiniz..

09-02-2005, 22:36
Einstein ın ateist veya herneyse olması bana fayda sağlamaz bunu sende biliyorsun
Ben sadece kesin bilgi olmadığı kanısındaydım o yüzden öyle söyledim

Ayrıca peeser bence çok güzel yazmışsın

Saygılar

09-02-2005, 23:01
Einstein ın ateist veya herneyse olması bana fayda sağlamaz bunu sende biliyorsun
Ben sadece kesin bilgi olmadığı kanısındaydım o yüzden öyle söyledim

Ayrıca peeser bence çok güzel yazmışsın

Saygılar

20.Yüzyilda yasamis birisi icin böyle dersiniz ama Kurandan cok eminsiniz.Bunu nasil basariyorsunuz :?:

09-02-2005, 23:17
Einstein hakkında kesin bilgim yok sadece bunu söyledim
Kuran ın kesinliğine gelince onda ise hiç şüphem yok
Çünkü elimin altında...
Bir insanın gerçekte neye inandığını bilemeyiz
Sözlerimle bunu anlatmak istemiştim

Eğer başarmak istiyorsan biraz çaba sarfetmen lazım derim
Etrafına şöyle bir bak
ve biraz düşün
elbette ki herkes için bir yol vardır

haci
09-02-2005, 23:28
Kur''an''ın kesinliğine inanmaya katılmamaya olanak yok...
Elimizin altında ve üstünde...

Ama doğruluğuna?
İlahi olduğuna?

HACI

09-02-2005, 23:36
zaten aramızdaki fark da bu......