Orijinalini görmek için tıklayınız : LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİ
Lozan antlaşması neden önemlidir?
Türkiye Lozan’da ne başarmıştır?
Lozan antlaşması bir zafer midir, yoksa bir hezimet mi?
HACI
Haci
o sevimli buldugunuz Amerika
Bizim Türkiyenin dogu sInIrlarini bile tanimiyor
Bizlere yutturmuslar LOZAN diye...
Ve simdide o taninmayan eski sinirlarin yeni cizgilerini cizecekler....
Bu günler bir cok seye gebe... Dikkat le izleyin...
Bizler 1917 lere geri döndük... Gercek KURTULUS SAVASI BASLAMADI daha...
Sevgilerle
Ahmet Bey kardeşimiz bilmediği bir konuya bulaşmış. Ondan beklediğimiz gibi, sorunlara bir çözüm getirmek değil amacı. Ortalığı bulandırmak.. Ben bu konuya devam ediyorum..
Lozan’ın bir zafer olduğunu herkes kabul etmez. Lozan’ı beğenmeyenlerin geçmişi Lozandaki diplomatik görüşmelerin başlama tarihinden bile önceye dayanır. Türkiye’yi Lozan’da kimin temsil edeceği, Mustafa Kemal’in çözmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Adaylardan biri Bolşeviklerle Gümrü antlaşmasını imzalayan Kazım Karabekir Paşa’dır ve kendisi bu göreve taliptir. Diğeri Dışişleri Bakan’ı Yusuf Kemal (Tengirsek)dir. Ayrıca Müttefik’ler 27 Ekim 1922’de hem Ankara hükümetine, hem de İstanbul’daki Vahdettin gölge kabinesine görüşmelere katılmaları için çağrıda bulunmuşlardır.
17 Ekim’de vezir-i azam Tevfik Paşa Mustafa Kemal’den iki hükümet arasında uyum sağlanması için İstanbul’a grup temsilci göndermesini istemiştir. Mustafa Kemal bu teklifi ters bir yanıtla reddetmiş ve Ankara Hükümetinin Türkiye Cumhuriyetinin tek ve yegane temsilcisi olduğunu bütün dünyya ilan etmiştir.
Mustafa Kemal yalnız akıllı ve becerikli değil, aynı zamanda sadık bir baş temsilciye gereksinim olduğunu bilmektedir. Onun kim olduğunu çoktan saptamıştır ama, yine de bazı politik oyunlar oynaması gerektiğini bilmektedir. Çünkü kendi seçtiği İsmet Paşa’nın dışında bu pozisyonu isteyenler vardır. Lozan konferansına katılan ülkeleri Dışişleri Bakan’ları temsil etmektedir Öyle ise Türkiye’nin de Dışişleri Bakanı tarafından temsil edilmesi doğaldır. O aralarda Dışişleri Bakan’ı Yusuf Kemal’dir. Mustafa Kemal’in hemen politik bir numara çevirmesi gerekmektedir.
Yusuf Kemal’e bir telgraf çeker ve onun Dışişleri Bakanlığından istifada israr etmesini anlayışla karşıladığını belirtir. Ayrıca ondan kendisinden boşalan koltuğa İsmet Paşa’yı aday göstermesini de ister.
Yusuf Kemal önce biraz şaşırır ama, durumu anlamıştır. Kendisinden isteneni yapar. İsmet paşa Dışişleri Bakanı olur e Lozan’a gidecek Türk heyetinin başına getirilir. İsmet Paşa’nın iki yardımcısından biri İstanbul ve Ankara hükümetlerinin birleşmesini istemeyen Dr. Rıza Nur’dur.. Mustafa Kemal’e muhalefet eden Dr. Rıza Nur artık kariyerinin sonuna gelmiş biridir. Türk temsilcilerinin danışmanlığını yapanlar arasında eski Osmanlı hazine bakanı ve birleşmeyi savunan ünlü politilacı Cavit ile birlikte, Baş Haham Nahum da vardır.....
Bunlar ilginç günlerdir ki zamanın Başbakan’ı Rauf(Orbay)’dir. Türk delegesinin Rauf Orbay’dan direktif ve tavsiye alması gerekmektedir. Rauf Orbay TC Millet Meclisi’nin arzusunu yansıtmakla görevlidir. Mustafa Kemal ise yalnız İsmet Paşa’ya güvenmektedir. Yalnız o Mustafa Kemal’in arzularını ve politikasını gerçekleştirebilir. Milli sınırlar daha önce bir iki istisnası dışında, Mudanya konferansında geniş ölçüde çözüme bağlandığı için, Lozan’ın öneminin ülkenin bağımsızlığını bütün dünyaya tasdk ettirmekten başka bir anlamı olmadığı açıktır..
İsmet Paşa’ye verilen görev büyük bir sorumluluk içermektedir. İsmet İnönü bu sorululuğun bilincinde olan tek temsilcidir ve Atatürk’ün idellarini gerçekleştirmeye muktedir yegane diplomattır...
HACI
Devam edecek
Lozan’ın önemini anlamak için 1920’lerin Türkiye’sine dönmemiz ve sosyo-ekonomik koşulları yakından incelememiz gerekmektedir. Kapitülasyonlar ve azınlıklara verilen çeşitli haklar Müslüman Türk’lerin geri, cahil ve fakir kalmasının, beceri ve yararlı bir meslek sahibi olamamasının en büyük nedenlerinden biridir. Türk’ler günlük yaşamlarını yabancı ülkeler ve Hristiyan azınlıklar olmadan yaşayamayacak kadar onlara bağımlı bir hale getirilmişlerdir. Dünyaca ünlü süvarilerimizin atlarına bakan nalbantlar bile Türk değildir. Ermenidir. Türk halkı dinle yalnız avutulmakla kalmamış, aynı zamanda onunla eğitilmiştir de... Bilgi birikimi olmayan bir ülkede sermaye birikimi ve zenginlik de olmaz. Kültür birikimi de olmaz. Bu koşullarda mevcut her türlü sosyo-ekonomik süreçler zamanla yozlaşmaya ve ülkeye egemen olan dominan yabancı kültürler ve rejimler tarafından yok edilmeye mahkumdur. Nitekim Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Anadolu Türk’lerinin bin yıldır yaşatmaya çalıştığı uygarlık tümüyle yok olma ihtimal ve tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Türk’ler cahildir. Bir beceriden yoksundur. Fakirdir. Açtır. Sahipsizdir. Öksüz ve yetimdir. Yerlerinden yurtlarından edilmişlerdir. Horlanmış, hırpalanmış ve küçük görülmüşlerdir. Yüzlerine Batı uygarlığına layık olmadığı haykırılmıştır. İtilmiş, kakılmıştır Türk halkı.. Önüne gelen tarafından aşağılanmıştır...
HACI
Devam edecek..
Misak-i Milli sınırlarından taviz verilmesini o günün şartlarında değerlendirirsek doğru yapıldı diyebiliriz. Ancak şu boğazlar komisyonu bağımsızlığa gölge düşürdü.Neyse ki o kritik maddeyi oraya koydurduk da aldık boğazları daha sonradan.
İyi ve kötü yanları var ancak o günün şartlarında vatanı kurtarmak da büyük başarı sayılır.
Ne diyeceğimi şaşırdım ama bence başarıdır.
ngcoskun
04-02-2005, 18:27
İtilmiş, kakılmıştır Türk halkı.. Önüne gelen tarafından aşağılanmıştır...
türk halkının şuanda arkasından gittiği muhammed bile bunu yapmamış mıdır?başka yerlerde de yazdığımız için kalabalık olmasın diye yazmıyorum ama türkleri düşman olarak görmüş onlara lanet etmemiş midir.?
Lozan (Lausanne) konferansı 21 Kasım 1922’de başlamıştır. Ankara hükümetini İsmet İnönü temsil etmektedir. Bu gerçekten güç bir görevdir. İnönü, Sêvres anlaşmasını kabul etmeyen bir ülkenin temsilcisi olmasına rağmen, mağlubiyete uğramış bir devletin temsilcisi olarak kabul edilmektedir. İnönü kendisine ve Türkiye Cumhuriyetine yönelik aşağılayıcı ve küçük düşürücü yorumlara asla önem vermemiş ve onları ihmal etmiştir. Çünkü bilmektedir ki onlara tepki göstermek onlara değer ve önem vermek demektir. Müttefikler tarafından yapılan kışkırtıcı ve aşağılayıcı yorum ve saldırıyı İsmet Paşa, duyma zorluğunu bahane ederek, duymamayı yeğlemiştir. İnönü Ankara hükümetinin pozisyonundan en ufak bir taviz vermemiş, konferansa katılan diğer ülkeler gibi bağımsız bir ülkeyi temsil ettiğini her seferinde hatırlatmıştır. Türk maliyesi, adaleti, azınlık hakları ve korunması, kapitülasyonlar, boğazlar ve benzeri konularda İsmet paşa kendisine verilen direktiflerin dışına çıkmayarak, İngiliz delegesi Lord Curzon’u çileden çıkarmıştır. Bir Amerikalı gözlemci Türkiye’de hukuki kapitülasyonları gündeme getirdiği zaman İnönü tüm bağımsızlıkta israr etmiş ve geriye en ufak bir adım bile atmamıştır. Bir ara Curzon bastonu ile duvarlara vurarak İnönüyü, hiç de medeni sayılmayan bir şekilde, tehdit bile etmiştir. Bir İngiliz temsilcisine göre İnönü’nün bu müthiş inadı ve kırılmaz azmi müttefiklerin sabrının sınırını denemektedir. İnönü karşılaştığı her sorunda sağırlığını bahane ederek, konuyu diğer Türk delegeleri ile tartışmış ve üzerinde uzun uzun düşünebilmiştir. İnönü ayrıca müttefikler arasında olan rekabeti de kendi lehine kullanmıştır. Örneğin Bolşeviklerden bahsederek, İngilizlerin asabını ve morallerini bozmuş, özellikle boğazlar için, Türkiye lehine kararların alınmasını sağlamıştır.
Lozanda konferans devam ederken Mustafa Kemal de boş durmamış ve Trakya cephesinde bazı yerleri TC sınırına dahil etmeyi sürdürmüştür. Tabii bu arada kendi politik pozisyonunu da sağlama almış ve 6 Aralık 1922’de halk fırkasını (şimdiki CHP) kurmuştur. Atatürk ayrıca Anadolu ve Trakya’da Yunanlıların yaptıkları katliam ve zulmü açıklayan son derece ayrıntılı ve çok kalın bir dökümanı Lozan’a göndermiştir. Lozan konferansına 4 Şubat 1923 yılında ara verilmiş ve İnönü yurda geri dönmüştür. İnönü son derece başarılı olmasına rağmen yurda döner dönmez, verdiği tavizlerden dolayı, eleştirilmeye başlanmıştır.
8 Mart 1923’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi barış teklifini hazırlamış ve İnönü onunla birlikte Lozan’a geri dönmüştür. Konferans 23 Nisan’da yeniden başlamıştır. İsmet paşa bu yeni tartışmalarda Mustafa Kemal’le anlaştıkları konulara bir iki taviz vermiş ama, başka hiç bir konuda yumuşak davranmamıştır. 24 Haziran 1923’de Lozan antlaşması imzalanmıştır.
HACI
Devam edecek.
haci kardesim ahmet ortaligi bulandirmis ama dogruda soyluyor.Amerika 200-250 yillik hayallerini gerceklestiriyor.Osmanli diye bir tarafini yirtanlar onlari icimize 1860 - 1880 de sokmuslar Merzifon,Tarsus,Harput,Gaziantep amerikan kolejlerinin anadoluda isi ne?.
Osmanliyi savunanlar aslinda amerikanin cikarlarina hizmet etmiyorlarmi?
Cumhuriyetin ilk yillari turkiye zavalli durumda evet dogru zavalli"ac gezip tok sallanan bir ekip var" osmanlida ne devralmislar.Osmanli kilicin,okun devrinin bittigini farkina varamadigi icin vatan savunmasini bile ruslarin silah
bagisi ile yapmisiz daha ne olsun.Sizin savundugunuz osmanlinin kime hizmet
ettigini okursaniz daha iyi anlarsiniz.
haci kardesim ahmet ortaligi bulandirmis
baska isim yok tu.... sanki...
CIA''in AB''ye ''Türkiye''yi Almayın'' Raporu
Türkiye''nin Avrupa Birliği macerası 40 yıl önce başladıysa da, net üyelik istemi 1990''larda belirdi ve 1996''dan öteye Gümrük Birliği''yle gerçek, ciddi ''entegrasyon'' sürecine girildi. Aslında üyelik istemi, Türkiye''nin kendi kafasında netleşmişti. AB, Türkiye''yi Gümrük Birliği''yle daha uzun zaman oyalayabileceğini, tam üyelik opsiyonunun çeyrek yüzyıldan önce gündeme gelmeyeceğini sanıyordu.
Ama Türkiye, 2000''den öteye ''koç başı''yla vurmaya başladığı AB kapısını, 2003 sonunda kurulan AKP hükümetinin ataklarıyla sarsmayı başardı, zaten sonunda araladı da. Ancak müzakere tarihiyle sonuçlanan son vuruşa kadar, tüm Türk hükümetleri, her önemli dönemeçte Avrupa''yı turlamadan önce Washington''u ziyaret ettiler, AB gazasında ABD''den ''baskı'' desteği istediler. Baba Bush''tan oğul Bush''a, arada Clinton da olmak üzere ABD bu isteği ikiletmiyor, AB''ye ''Türkiye''yi alın!'' diye çığırıyordu.
Oysa AB''nin tam da ABD''ye karşı gerek siyasal, gerekse ekonomik bir güç oluşturmak için kurulduğunu bilen başta ben herkes için AB yolunda Amerikan desteği, destek değil köstekti. Ama Türkiye, AB''ye Amerikan baskısıyla ulaşmak ''sanrı''sını Irak''ın işgaline ve işgal sonrası ABD ile çıkarları çatışana değin sürdürdü, ancak müzakere tarihine yönelik son çıkarma sırasında anladı Amerikan icazetinin AB kapısında lehine değil, aleyhine işlediğini.
Bugün AB''deki Türkiye aleyhtarları, ABD''nin AB''ye girişine verdiği destek ve oğul Bush''un Türkiye''nin üyeliğine ilişkin açıklamalarını, ''Türkiye, ABD''nin Truva atı, AB''yi parçalamak için üyeliği isteniyor,'' diye kullanıyorlar hâlâ.
Dahası, müzakere tarihi verilmesiyle birlikte üyelik perspektifi ciddileştikten sonra ABD yönetimlerinin de aslında Türkiye AB''ye alınmasın, sözde verilen destek özde geri tepsin diye konuştuğu anlaşıldı. Nasıl mı?
2004 yılında CIA''in proje birimi National İntelligence Council 2020 yılında dünyanın konumuna yönelik öngörülerini içeren bir rapor hazırladı ve 120 sayfalık bu raporu, ne tesadüf, tam da Türkiye''ye müzakere tarihi verileceği kesinleşen aralık ayında yayımladı. Dünyanın gelecekteki siyasi coğrafyasına ilişkin uçuk kaçık öngörülerin yanı sıra, geniş genelinde herkesin bildiği, eften püften verilerin yer aldığı raporun en orijinal bölümü ve en beklenmedik yorumu ''neyle'' ilgiliydi, bilin bakalım. Türkiye''nin olası AB üyeliğiyle, sayın seyirciler! İşte size bu bölümden alıntılar:
"AB''nin dünya gidişatına etkisini siyasal bütünlüğü belirleyecektir. Oysa AB''nin 10 yeni üyeye genişlemesi, birlik kurumlarının kökleşmesini, stratejilerde ortak bir vizyon geliştirilmesini, dış politika ve savunmada bütünlük sağlanmasını frenleyecektir. YOĞUN MÜSLÜMAN NÜFUSUYLA Türkiye''nin üye alınması, birlikte ''fren motoru'' görevi üstlenecek ve AB''nin her türlü gelişimini durdurduğu gibi, uluslararası etkinlikte büyüklüğüne orantılı başrol almasını engelleyecektir. Türkiye''nin üyeliği, AB''yi parçalamak ya da dağıtmak riski taşımaktadır."(*)
CIA, bu raporu Türkiye için ''asli'' önemde aralık ayında yayımlamakla yetinmedi, raporu hazırlayan NİC Başkanı Robert Hutchings''i, raporun hemen ardından alelacele.. Türkiye karşıtlığının en üst düzeyde cepheleştiği Paris''e gönderdi. Ne tesadüfdür ki, Fransız parlamentosu Türkiye''nin olası üyeliğini referanduma bağlayan Anayasa değişikliğini görüşmeye başladığı günün arifesinde, yani 24 Ocak 2005''te, Mr. Hutchings Paris''teki Fransa''nın siyasal ''think thank'' kurumu, Sciences Politiques kürsüsünden altına imzasını koyduğu raporu övüyor, ''AB''nin Türkiye''yi niçin almaması gerektiğini'' anlatıyordu!
Bu kadar tesadüf, ne kadar tesadüftür, varın siz karar verin, sayın seyirciler. Ancak asıl tuhaflık, Türkiye''de bu CIA raporu hakkında tek satır çıkmaması. Üstelik raporun Türkiye''nin AB üyeliğine ilişkin olumsuz öngörüleri, Le Figaro, France Soir gibi gazetelerde de yayımlandı. Zaten ben de Fransız basınından öğrendim, raporun varlığını.
Demek ki ABD, ister göründüğü Türkiye''nin AB üyeliğini aslında pek istemezmiş. Üyelik süreci müzakere tarihiyle ciddiye binince, karşı kampanya CIA tarafından ele alınacak kadar ciddi başlatıldı, sayın seyirciler.
Zarar yok. Zaten AB içinde Türkiye''ye ''Nasılsa üye olamaz'' diye destek verenler de aynı telaşın içinde.
(*)NİC raporuna, http://www.cia.gov/nic adresinden ulaşılıyor.
Radikal Gazetesi Yazarı Mine G. Kırıkkanat
Türk’ler kendi topraklarında yaptığı savaşları kazanmış ve düşmanı püskürtmüştür. Mondoros mütarekesi ile sınırlarının önemli bir kısmını sağlama almıştır. Geride bir iki pürüz kalmıştır. Musul ve Hatay gibi... Batı Trakya gibi... Onlar Lozan’da Batı ile aramızdaki pazarlık konusundan öte, bir anlaşmaya ulaşacak en büyük engellerdir. O engelleri aşmak ve Batı ile uzlaşmak zorunluğu vardır. Lozan antlaşması ile Türkiye geniş topraklar kazanmak istememektedir. Türkiye Batı’dan ve diğer dünya ülkelerinden saygınlık beklemektedir. Bağımsızlığını bütün dünyanın kabul etmesini ve onaylamasını istemektedir. Kendi iç işlerine artık hiç bir ülkenin müdahale etmesine izin vermeyecektir.Azınlık hakları ve kapitülasyonlar yoktur artık. Limanlarında yabancı gemiler göndere yalnız Türk bayrağı çekerek demirleyebileceklerdir. Denizlerinde istedikleri gibi özgürce seyredemeyeceklerdir. Hamen hiç olmayan oto yollarında ve demiryollarında yabancı araçlar izinsiz dolaşamayacak, yabancılar istedikleri gibi seyahat edemeyeceklerdir. Türk’ler artık kendi istedikleri gibi yaşamak istemektedirler. Batı kültürünün kendi kültürlerini daha fazla yozlaştırmasına izin vermekten usanmışlardır.
Türkiye Lozan’da toprak kazanmamıştır. Onur kazanmıştır. Saygınlık kazanmıştır. Gurur kazanmıştır. Türkiye bu antlaşma ile para, pul kazanmamış, zengin olmamıştır. Batı’nın boyunduruğu altında geri kalmış diğer ülkelere örnek olmuştur.
HACI
Haci lozan konusunda katiliyorum sana, ama bu yeterli degildi.
Su an ki halimize bak önemli olan da o degilmi...
Ben diyorum ki Amerika dogu sinirlarimizi LOZAN da tanimiyor, sen ona aciklik getirsene...
Son gönderdigim yaziyi da ciddiye al...
Ahmet kardeşim..
Ben AB’ye girmeye karşıyım. Bunu belki sen bilmiyorsun.. Ayrıca CIA’in Türk’lerin AB’ye girmesi için böyle bir rapor verdiğini hiç sanmıyorum. Hem vermiş olsa bile bir şey ifade etmez. O CIA’in kendi düşüncesidir.
Amerika’nın Türkiye’nin Doğu sınırlarını tanımadığı tamaman palavra bir iddiadır. Amerika Türkiye ile bu konuda hiç bir itilafa düşmemiştir. Çünkü Türkiye’nin Doğu sınırları Amerika’nın ilgi ve yetki alanı değildir. NATO’da birlikte savaşacağımız bir müttefikimizin bizim Doğu sınırlarını tanımadığını iddia etmek ne kadar aptalca bir şey.. Türkiye’nin doğu sınırlarını yakından incele istersen.. Orada Rusya ve İran var.. SSCB ile Kurtuluş Savaşı sonunda sınır kesin olarak belirlenmiştir. İran’la ise yüzyıllar önce belirlenmişti.
Güney’den bahsediyorsan orası ayrı bir olay.. Irak’la sınırımız Lozan’da saptandı.. Suriye ile de öyle ama, Hatay bir tartışma konusu. Suriye Hatay’ı istiyor..
Biz de OK diyoruz.. Gel de al..
Keeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
Selam
HACI
Türkiye’nin Doğu sınırları Amerika’nın ilgi ve yetki alanı değildir.
Buna seninde inandigini sanmiyorum...
Bazi gücleri yerlestirende silah verende onlar..
Selam
LOZAN SADECE VE SADECE YENİ T.C HÜKÜMETİ TANINSIN OSMANLI YIKILSIN DYE YAPILMIŞ BİR ANLAŞAMADIR........
BOĞAZLAR GİTMİŞ
12 ADA GİTMİŞ
MUSUL KERKÜK GİTMİŞ
HATAY GİTMİŞ
OSMANLININ BORÇLARI ÜSTLENİLMİŞ
KAZANILAN NE?
YENİ T.C DEVLETİ.....
SENİN O KURTULUŞ SAVAŞIN HİKAYE DOSTUM....MİLİS KUVVET CARPIŞMALARI SAVAŞ DİYE YUTTURULUIYOR..
YUNANLILARA SOR BAKİM ANADOLUDA KAÇ ASKER KAYBETMİŞLER?
http://www.network54.com/Forum/thread?forumid=218677&messageid=1033309065&lp=1033483939
Reel... Yukardaki adrese gir ve yazılanları oku.. Senin daha kurtuluş savaşımız hakkında en ufak bir bilgin yok..
Sen cahil bir yalancısın Reel kardeşim..
Sen bir nankörsün... Üklemizde hala sizin gibi milyonlarca nankör ve hain insan yaşamaktadır.
Ne acı...
HACI
Sen radikal kemalist kof beyinli bir adamsın....yazdıkların okundu..boş !hikaye ,terennüm.........
yunanlılara bir sor kaç adam kaybetmişler???aynı soru yine soruldu..
Ya izmirde kaç yunan mezarı var?
ya sakaryada?
ya inönüde?
sen bir ahmaksın dostum..hikayere kanan bir ahmak!
ben gerçekleri söylerim..
savaş hikayeleri ile süslenmiş ,masa başında çizilmiş bir devletin olmuş..
senin aslanlığın ,kaplanlığın,yok imanın,yok vatan aşkın onlara sökmezdi..
bir tane uçağın yok ,motorize birliğin yok savaş kazanacaksın?
herhalde senin 1. dünya savaşı teknolojisinden haberin yok...
Hatta eskiden top tüfeğinimizide kendimiz yaptık diye yutturlıurdu ...Yeni yeni rus desteğiyle işgale engelledik cümleleri kuruluyor..
kurtuluş savaşı ,akılla,ilimle ,mantıkla çelişiyor....
Hakaretlere başlama reel kardeşim. Burada bu tür küfür ve hakarete izin veremem.. Kendini daha kibarca belirtemeyebilirsin ama, daha az hakaret etmeye çalış. Başkalarına kullanıdğın kelimeleri sana da kullanmaya hakkımız var.. Sonunda gerekirse seni kolundan tutup atmaya da gücümüz yeter.. Burasını temiz tutmak için.. Sabrımızı taşırma.. Kılıfını zorlama.. Hakaret etmemeye çalış..
Yunanlıların kaç asket kaybettiğini de yazdım.. Onları oku ve araştır istersen.. Yunanlıların mezarı neden olsun? Ya cesetlerini alıp gitmişlerdir ya da onlar Türk’ler tarafından gömüşmüş, üstlerine ekin ekilmiştir..
Bilmediğin bir konuda ahkam kesiyorsun. Araştırmıyorsun da.. İnsan bu yazılarından dolayı utanır ama, utanma var mı sende..
Biraz utansan daha iyi olacak..
Türkiye’ye saldıran Yunan ordularının ki sanırım sayıları 150 bin idi... Yarısı ya ölmüştür ya da yaralanmıştır. Savaş sonunda Yunanistanın orduları yok edilmiştir. Bu gerçekleri reddeden gafiller için ne diyeceğimi bilmiyorum. Türk kurtuluş savaşlarını da inkar eden dangalaklar ne olabilirler? Vatansever mi? Vatan haini mi?
HACI
Sevgili Haci lozan antlasmasinda bazi maddeler ki bunlar azinliklar icin olanlar o zamanki ihtiyaclardan dogmus olmasi kacinilmazdi.Nedir bu azinliklari ilgilendiren maddeler:
Madde 38: Türkiye Hükümeti, doğum, milliyet, dil, ırk veya din ayırmaksızın Türkiye halkının hepsine hayat ve hürriyetlerinde tam ve üstün koruma sağlamayı taahhüt eder.
Madde 39: Gayrı müslim azınlıklara mensup Türk vatandaşları, müslümanların yararlandıkları aynı medeni ve siyasi haklardan yararlanacaklardır.
Resmi dil mevcut olmakla birlikte, Türkçe''den başka bir dil konuşan Türk vatandaşlarına mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri için uygun kolaylıklar gösterilecektir."
Tabi bunlarin uygulamalarinda hatalar varmi yok mu diye sormaya gerek yok.K.Maras,Corum,Sivasta bunlari hemde sonuncusunda sol partili bir koalisyonda gördük. Ates düstügü yeri yakmasin her zaman .
SAYGILAR
Siz Kurtuluş savaşlarına inanmayan vatan hainlerine Andrew Mango’nun Atatürk adlı kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. O zaman nasıl bir gaflet ve dalalet içinde olduğunuzu görürsünüz. Siz ahlaksızlar utanmadan Türk’ler tarafından yazılan bir destanı inkar ediyorsunuz. Siz reziller için söyleyecek başka kelime bulamıyorum..
Mango''ya dayanarak bazi sayilara bakalim.
Yunanlı’ların Anadoluya 200 bin askerle girdikleri bilinir. Bunun hepsini cephelerde kullanmamışlardır. Sakarya savaşlarında 126 bin Yunan askeri 122 bin Türk askerine karşı saldırıya geçmiştir. Yunanlıların elindeki savaş malzemesi çok daha fazladır. Yunanlılarda 400 arazı topu vardır. Türk’lerdek top sayısı 160’dır. Yunanlılarda 4000 makineli tüfek, Türk’lerde ise 700 makineli tüfek vardır. Yunanlıların 20 uçağına karşı Türk’lerde yalnız 4 uçak kullanılmıştır..
Sakarya savaşındaki kayıplar şöyledir..
Yunanlılar.. 4000 ölü, 19000 yaralı. 15000 askeri geride bırakarak kaçtılar..
Türk’ler.. 3700 ölü. 18000 yaralı.. Yedek subaylardan ve subaylardan ki sayıları 5000 dir.. 300’ü ölmüş, 1000’den fazlası yaralanmıştır..
Savaşın büyüklüğüne rağmen bu sayılar fazla değildir.
Bütün Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlıların kaybı yüzde 50’dir. Yani muhtemelen 100 bin Yunanlı ya öldürülmüştür ya da yaralanmıştır.
Bu sayı daha düşük olabilir.. Ama savaşan Yunan askerlerinin yarısının kaybedildiği bilinmektedir..
HACI
Reel dersini aldı mı dersiniz?
Onun ardını bırakmayacağım.. Çünkü o şahsında Türkiye’deki hain Müslüman zümreyi simgeliyor. Onlara karşı da bir kurtuluş savaşı vermemiz gerektiğini biliyoruz. Bu forumların nedeni o dur. Onları ya eğitmek. Ya da nötralize temek. Yalanlarını, ahlaksızlıklarını ortaya koymak ve onları elimine etmek. Ya da onları kendi sapık sitelerinin dışına çıkmasına izin vermemek.
Nurcular ve Osmanlı hayranlarına layık oldukları dersi vermekle yükümlüyüz. Onları okumaya ve öğrenmeye zorlayacağız..
Bu forum daha bir çok Reel’ler tarafından izlenmektedir. Onlar da derslerini almalıdır..
HACI
yunanlılar 75 bin asker kaybetmişler.....??????????
Çanakkelede ölü adamlarını bırakanlar,sakaryda ,büyük taaruzda kaçarken kaçarken biry andanda ölülerini toplamışlar..ne mantık?
ondan sonrada okadar kayıba rağmen 12 ada azınlık haklarını ve borçlarınıda almışlar.......
İster muhamet olsun ister atatürk ben hiç bir zaman popilist şişirme tarih anlayışını kabul etmem..
utananılacak bir şey yok burada...çünkü bu kadar gücümüz varmış..
Sen tarih bilmiyorsun kardeşim.. Ben sana en güvenilir kaynaklardan referans veriyorum. Sen bir milletin yaptığı koca bir savaşı inkar eden bir münafıksın. Sen bir vatan haini nankörsün. Sen kör bir gafilsin.. Gözlerine perde inmiş senin. İslam aklını yozlaştırmış... Cami köşelerinde buldugun asılsız kaynaklara dayanarak bir milletin en değerli hazinesini ondan çalıyorsun.. Kurtuluş savaşımızı bize çok görüyorsun..
Yunanlıların kaç asker kaybettiğini dostun Yunanlılara sor istersen.. Bizden yanıtını aldın.. Yunanlılar en az 75 bin ölü ve yaralı vermişlerdir. Burası kesin.. Daha güvenilir bir kaynağa bak istersen.. Senim Müslüman kaynaklar ne diyor? Hiç Yunan ölmemiş, Yunanistan Anadoluya girmemiş, Atatürk Müslüman Türk’leri kesmiş doğramış mı diyor. Benim gafil arkadaşım. Zavallı dostum.. Ah kel başım ah.. Sizlerle yaşamak çok zor ama, ne yapacaksın!.. Hain ve münafıklar da toplumun bir parçası.. Cahil ve bağnazlarda.. Kötüler de.. Ne yapacaksın..
HACI
belgeler yayınlanması yasak ..........koruma kanunu nedeniyle...
bunun dinlen bir alakasıda yok..
sadece teknik bir eleştiri yapılmıştır..
çünkü bir akrabana sorarsan çanakkalede şehid düştü diye eski bir akraban çıkar...hiç duydunuzmu ,benim dedem inönüde öldü?
sakaryada şehid düşütü?
veya büyük taaruzda şehid düştü?
valla ben hiç duymadım..garib dimi....
Bütün kaynaklar yanlış mı?
Aç tarih kitaplarını.. Türkçe olanları değil. Yunanca olanlarını..
Google search yap..
Hangi belgeler yasak? Ne aptalca bir iddia. Benim elimde yüzlerce literatür var.. Kaynak var.. Onları bulmak o kadar kolay ki.. Çoğu yabancı. Sizler utanmadan tarihimizi değiştiriyor, koca bir savaşlar dizisini reddediyorsunuz.
Bu ne gaflet ve dalalettir. Ama bu ilkelliğiniz elbette ödemeyecektir..
Tarihi yeniden yazamayacaksınız.
Müslüman yalanlarını biliyoruz. Bunu da onlar gibi örtbas edemeyeceksiniz. Kılıfını bulamazsınız bu büyük yalanın. Sizden büyüktür bu yalan..
HACI
BURNUMUZ UCUNDA BİR SAVAŞ OLMUŞ ,NEDENSE HİÇ İZİ YOK?
ÇANAKKELE ONDAN DAHA ESKİ OLMASINA RAĞMEN SAVAŞIN İZLERİ HALA DAHA ORADA..HATTA MÜZESİ BİLE VAR...
BÜYÜK TAARUZDA YUNAN KUVVETLERİNDEN ALDIKLARIMIZI NEDEN BİR MÜZEYE KOYMADIK??
DEMEK 70 BİN YUNANLI TOPRAĞA GÜBRE OLDU ...BİR ANIT BİLE DİKİLMEDİ..
SEN BİR MAAŞLI MİSYONERSİN,ANTİ TEİSMİ SAVUNAN BİR DEVLETCİ İDOLOJİ MİSONERİ...
YOKSA BİR İNSAN BUKAR İNTERNETLERDE BOŞU BOŞONA VOLTA ATMAZ..
Hala yazıyor bu gafil.. Hala inkar ediyor..
Atatürk’ü de inkar etsene..
TC ‘yi de inkar etsene..
Sakarya’yı, Dumlupınarı inkar eden daha neleri inkar edebilir?
Bu salakça oyuna daha fazla muhatab olmayacağım..
Siz istediğinize inanın istemediğinize inanmayın..
Tarihi değiştirecek güce sahip değilsiniz. Siz bir sapık olabilirsiniz Bir idiot da olabilirsiniz. Sizle mi meşgul olacam..
Hadi oradan....... zavallı gafiller..
Cürmünüz kadar yer yakarsınız. O da önemsizdir.
HACI
Burada daha genis bilgilere ulasmak mümkün olabilir. :?:
http://www.tayyareci.com/hvtarihi/1919-23/11.asp
SAYGILAR
Teknik bir eleştriye daha teknik bir cevab beklerdim.........
Doğruyu söylersen vatan haini oluyorsun ha? :lol:
Yalanları savunazsın dostum..
atattürkü inkar eden yok .......elde bir kanıt var..Çankayada mezarı var...
Kac yasindasin sen kardesim?...
Neyi reddettiginin farkinda oldugunu sanmiyorum...
Tarihi yeniden yaziyorsun..
Ben sana binlerce kaynak gosterebilirim..
Sen bana tek bir kaynak gosterebilir misin? Guvenilir tek bir kaynak?
Hadi hadi, bekliyorum..
Tek bir kaynak..
sende piskoloji kalmadı ............soruları yine bir düşün.......
liberal demokrasiye geçildiğinde o zaman kanıtlar ortaya çıkar...karga kovalayan küçük musatafanın durumu daha iyi anlarız..demokratmıydı,faşistmiydi....
Liberal demokrasi mi?
O da neymiş?
Müslüman’ların icat ettiği yeni bir terim olmalı...
Demokrasiye inananlar liberal de olabilirler, tutucu da.. İkisinin arasıda da..
Tabii senin asıl istediğin şeriat.. O da demokrasi ile bağdaşmıyor. Şeriat gelince sen bize tonla delil göstereceksin. Kurtuluş savaşının olmadığına ait binlerce şeriat şerhleri göstereceksin..
Kurtuluş savaşı olmamışmış...
keeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh hhhhhhhhhh
FITIK OLDUM....
hacı izmirde kaç tane toplu mezar bulundu???
maaş aldığın yere sor!
millet bu hikayelere inanmıyor......Bu açığı nasıl kapatırız deyin..
kurtuluş savaşı olmadı demedim..oldu..Fakat çok küçük milis çatışmaları şeklinde..
senin o anladığın gibi 7 düvele aslanlar ,kaplanlar gibi dişe diş bir savaş olmadı...
söylenen bu..
Demek 200 bin Yunan askerini beş on Türk askeri halletti..
Keeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
Bu arada sana para veren kim onu çok merak ediyorum. Hacı’yı satın alabilecek zenginliğe kimse sahiğ değil. Seni ise üç kulhuallahı ve bir elham la satın alabilirler..
Keh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
Toplu mezardan bahseden kim? Neden toplu mezar olsun.. Yunan katliamı Türk’ler tarafından dökümanlanmış ve Lozan konferasında delil olarak sunulmuştur..
Kendi tarihini bilmeyen, daha da kötüsü reddeden bir zihniyet bana nedense iğrenç geliyor.. İğrenç..
Senin adına ben utanıyorum. Çünkü sende utanma da yok..
Ar olmadığı gibi...
Hadi bakiiiiiiiiiiiimmmmmmmmmmmmmm
HACI
ÇAMUR reel ozaman burayi OKU !!
1. SINIRLAR
a) Trakya sınırı:
Sevres''de: Çatalca hattından biraz ileride bulunan Podima - Kalikya hattı.
Mart 1921 teklifinde: Söz konusu edilmemiştir.
Mart 1922 teklifinde: Tekirdağ bize, Babaeski Kırkkilise (Kırklareli) ve Edirne Yunanlılara kalacak şekilde bir hat.
Lozan''da: Karaağaç da bizde olmak üzere Meriç hattı.
b) İzmir bölgesi:
Sevres taslağında: Bu bölgenin sınırları Kuşadası, Ödemiş, Salihli, Akhisar ve Kemer iskelesine azçok yakın yerlerden geçmektedir.
Bu bölge, Türk hâkimiyetinde kalacak, fakat Türkiye, bu hâkimiyetini kullanma hakkını Yunanistan''a devredecek. Türk hâkimeyitinin belirtisi olarak, İzmir şehrinin dış istihkâmlarından birinde Türk bayrağı bulunacak. Bir bölge meclisi toplanacak ve beş yıl sonra bu meclis, bu bölgenin sürekli olarak Yunanistan''a katılmasına karar verebilecekti.
Mart 1921 teklifinde: İzmir şehri Türk hâkimeyetinde kalacak, İzmir şehrinde bir Yunan kuvveti bulunacak ve İzmir bölgesinin geri kalan yerlerinde, çeşitli unsurların nüfus oranlarına göre oluşturulacak bir jandarma birliği görev alacak ve buna İtilâf Devletleri''nin subayları komuta edecek.
Yönetim işlerinde de yine aynı nüfus oranı göz önünde bulundurulacak, bölgenin Milletler Cemiyeti''nce tayin edilecek bir Hristiyan valisi olacak, bunun yanında seçim yoluyla kurulmuş bir meclis ile bir danışma kurulu bulunacak. Valilikçe, Türkiye''ye gelir artışına göre ayarlanacak bir vergi konacak; bu anlaşma beş yıl süre ile geçerli olup iki taraftan birinin isteği üzerine Milletler Cemiyeti''nce değişikliğe uğratılabilecek.
Mart 1922 teklifinde: Bütün Anadolu ve dolayısıyle İzmir de bize geri verilecek yolunda aldatıcı bir vaat. İzmir Rumları''nın yönetime adaletli bir şekilde katılmasını sağlamak için ve aynı hakkın Yunanistan''da kalacak Edirne Türklerine de verilmesi şartıyla bir usul tespiti konusunda İtilâf Devletleri, Türkiye ve Yunanistan ile anlaşacaklardır.
Lozan''da: Elbette bu gibi meseleler söz konusu bile edilmemiştir.
c) Suriye sınırı:
Sevres''de: Akdeniz kıyısında aşağı yukarı Karataş burnundan başlayarak Osmaniye, Bahçe, Gaziantep, Birecik, Urfa, Mardin ve Nusaybin''i epey güneyde ve Suriye topraklarında bırakan bir sınır.
Mart 1921''de: Aşağı yukarı şimdiki sınır olmak üzere Fransızlarla ayrıca bir anlaşma imzalanmıştır.
Lozan''da: 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması''ndaki sınır olduğu gibi bırakılmıştır.
d) Irak sınırı:
Sevres''de: İmadiye bizde kalmak şartıyla, Musul ilinin kuzey sınırı.
Mart 1921 teklifinde: Söz konusu edilmemiştir.
Mart 1922 teklifinde: Söz konusu edilmemiştir.
Lozan''da: Çözümü daha sonraya bırakılmıştır.
e) Kafkas sınırı:
Sevres''de: Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı W i l s o n ''a bırakılmıştır. W i l s o n, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun doğusundan başlayan, Erzincan''ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü''nün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı''ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir.
Mart 1921 teklifinde: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan''a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.
Lozan''da: Bu konu ortadan kaldırılmıştır.
f) Boğazlar bölgesi:
Sevres''de: Rumeli''nin Türkiye''de kalan bütün parçaları.
Anadolu''nun Adalar Denizi üzerinde aşağı yukarı İzmir bölgesinin sınırından başlayarak Manyas Gölü''nün güneyine, Bursa''nın ve İznik''in biraz kuzeyinden ve Sapanca Gölü''nün batı ucundan Ahabadr (Ağva) deresinin göle döküldüğü yere kadar uzanan bir hatla sınırlandırılmış bölge. Bu bölgelerde asker bulundurmak ve askerî harekatta bulunmak hakkı yalnız İtilâf Devletleri''ne aittir. Bu bölgedeki Türk jandarması da İtilâf Devletleri''nin komutası altında olacaktır.
İtilâf Devletleri, bu bölge içinde, askerî maksatlarla kullanılabilecek yol ve demiryolu yapımını yasaklayabileceği gibi, yapılmış olan yollardan bu gayeyle kullanılacak olanları da tahrip ettirebilecektir.
Mart 1921 teklifinde: Çanakkale güneyinde Bozcaada karşısından Karabiga''ya çekilen hattın kuzeyi ile Boğaziçi''nin her iki yakasında 25 kilometrelik bir bölge.
Çanakkale boğazına hâkim olan her iki tarafındaki adalar.
İtilâf Devletleri yalnız Yunanistan''a kalacak olan Gelibolu ve bize kalacak olan Çanakkale''de asker bulunduracak böylece, İstanbul''u ve İzmit yarımadasını boşaltacak, Türkiye''nin İstanbul''da asker bulundurmasına ve Anadolu''dan Rumeli''ye ve Rumeli''den Anadolu''ya asker geçirmesine izin verecektir.
Mart 1922 teklifinde: Çanakkale''nin güneyinde Erdek yarımadası dışarıda kalmak üzere Çanakkale sancağı. Boğaziçinin güneyinde o zaman tarafsız sayılan bölge, yani aşağı yukarı İzmit yarımadası askersiz bölge olacaktır.
Bizde İtilâf Devletleri''nin işgal kuvvetleri kalmayacaktır.
Lozan''da: Gelibolu yarımadası ile Kumbağı, Baklaburnu hattının güney-doğusu, Çanakkale bölgesinde kıyıdan yirmi kilometrelik bir yer ve Boğaziçi''nin iki yakasında kıyıdan on beş kilometrelik birer bölge ve Marmara''da da İmralı dışındaki adalarla İmroz ve Bozcaada askerden arınmış bir duruma getirilecektir.
Hiç bir yerde İtilâf Devletleri''nin işgal kuvvetleri kalmayacaktır.
ermenilerin yaptığı katliamın delilleri erzurumda var....toplu mezarlar delil..
izmirde hiç bişe yok ....
vatan adamı bi açıklama........
ermenilerin yaptığı katliamın delilleri erzurumda var....toplu mezarlar delil..
izmirde hiç bişe yok ....
vatan adamı bi açıklama........
Sende biraz anlayış kıtlığı var.. Herhalde sorun ondan kaynak alıyor..
Yunanlıların toplu katliam yaptıklarını kim iddia etti. Öyle bir iddia yok. Atatürk Yunan katliamlarından bahsederken, onların jenosid gibi olduğından bahsetmedi. Öyle olduklarını sanmıyorum. Sadece Yunan vahşeti... Yunanlılar liman şehirlerini bombaladı ve rastgele insan kaybına neden oldular. Bunun üzerine Türk’ler de Anadoludaki bütün Hristiyanlardan kurtulmanın yollarını aradılar ve onları Batı’ya sürdüler..
Bosna’da Sırp’ların, ya da Almanya’da Alman’ların yaptığı gibi bir jenosid olayı yok..
Doğuda ise bir tür jenisit var.. Tam bir jenosit örneği değil belki ama toplu mezarlar var. Ermenilerle yapılan karşılıklı çatışmalarda ölenlerin kafa taslarından oluşan küçük tepeler var. Ama onların Ermenilere mi, yoksa Türk’lere mi ait olduğu belli değil..
Yunanlıların ve Türk’lerin kaybı savaş kaybı şeklinde.. Jenosid şeklinde değil..
Anladın mı şimdi benim kafasız çocuğum. Batı’da toplu mezar arama. Bulamazsın..
HACI
anlama özürlü ,maaşlı misyoner herif ,kutuluş savaşıda 70 bin yunanlıyı mezara sokan sen değilmiydin?
bu yunanlılar böyle müthiş bir kayıpla izmirde hiç bir katliamda bulunmadan gidecekler ,mantıklımı?
senin atmasyon yazıların bu soruları gündeme getiriyor...
yunanlılara söylerim 70 bin kayıp verdiniz gelin izmire bir anıt dikin..bizim yakın tarih öyle diyor............
ulan işin gücün komplo..komplo teorisyenliğinle izmirdeki katliamıda engelledin
çok zenginmiş?
zenginsen yatınla geziye çık ..sana ne milletin inancından....
Ama ne yapsın ..zengin demekle zengi olunmuyor...ekmek parası için sürtüyor buralarda.........maaşlı misyoner
Iyıce sapıtmaya başladın..
Defol gıt karşımdan..
Sana cevap yok artık.
Seni adamdan saymıyorum bundan sonra..
Hadi bakiiiiiiiiiiimmmmmmmmmmm
Yallah fellah..........
HACI