PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İslamcı Kenan Evren


exclusive
25-11-2006, 03:36
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/7/7f/12_eyl%C3%BCl_1980.jpg/460px-12_eyl%C3%BCl_1980.jpg

Ülkemizde Atatürkçülüğe, Atatürk ilke ve devrimlerine en ağır darbeleri indirmiş, yaptığı konuşmaları Kuran'dan ayetlerle süslemeyi seven, kendisine general değil paşa denmesini isteyen, İmam Hatip'lilere yönelik düşük katsayı uygulamasını "vicdansızlık" olarak değerlendiren ve "ben imam oğluyum, namaz kılarım" repliğini sık sık tekrarlayan, Atatürkçü(!) Kenan Evren'in yaptıkları kronolojik sırayla şöyle:

(Sadece islamcı siyasetçiler ve İmam Hatip Liseleri gibi konuları kalın yazdım çünkü diğerleri ya yasaklama, ya mahkumiyet ya da idam gibi üzücü şeylerle dolu...)

12 Eylül 1980: Beş general, 600 üyeli TBMM'nin yasama ve yürütme yetkisini kullanmaya başladılar. Ülkede her şey yasak.

16 Eylül 1980: Milli Güvenlik Konseyi, ikinci bir emre kadar bütün grev ve lokavtları erteledi. Aranan sendikacılardan 950'si teslim oldu. Grevdeki 51 bin işçi işbaşı yaptı. DİSK ve MİSK yöneticilerinin en geç akşam saat 18.00'de teslim olmaları çağrısı yapıldı.

17 Eylül 1980: Gözaltı süresi uzatıldı.

18 Eylül 1980: Milli Güvenlik Konseyi'nin başkan ve dört üyesi TBMM Onur Salonu'nda törenle yemin etti.

19 Eylül 1980: 1402 sayılı yasada yapılan değişiklikle sıkıyönetim komutanları, bütün kamu personelini gerekçesiz görevden alabilecek.

7 Ekim 1980: Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu sabaha karşı Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.

11 Ekim 1980: Türkeş ve diğer milletvekilleri dahil 36 MHP'li hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.

15 Ekim 1980: Erbakan ve diğer MSP'liler 2 Numaralı Askeri Mahkeme tarafından tutuklandı.

30 Ekim 1980: Ecevit, CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti.

10 Kasım 1980: Onur Yayınları Sahibi İlhan Erdost, Mamak Askeri Cezaevi'ne götürülürken, dövülerek öldürüldü.

3 Aralık 1980: 17 yaşındaki liseli Erdal Eren, 17 günlük yargılamadan sonra idam edildi. (Mahkeme önce Erdal Eren'in yaşını büyüttü sonra idam etti)

19 Aralık 1980: DİSK davası başladı.

27 Aralık 1980: Toplu iş sözleşmesi dolan işyerlerinde, yeni toplu iş sözleşmesiyle ilgili yetkiler, kurulan yüksek hakem kuruluna verildi.

24 Nisan 1981: MSP'lilerin yargılanmasına başlandı. Erbakan için 14-36 yıl hapis isteniyor.

29 Nisan 1981: Toplam 587 sanıklı MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında Türkeş dahil 220 sanık hakkında idam isteniyor.

2 Haziran 1981: MGK'nın meşhur 52 numaralı kararı çıktı. Bu karar, pek çok şeyi yasakladığı gibi, yasakların tartışılmasını ve eleştirilmesini de yasaklıyordu.

5 Haziran 1981: 21 yaşındaki Cevdet Karakaş sabaha karşı idam edildi.

6 Haziran 1981: TİP Başkanı Behice Boran ve TÖB-DER Başkanı Gültekin Gazioğlu Türk vatandaşlığından çıkarıldı.

10 Haziran 1981: 23 yaşındaki Veysel Gürsoy idam edildi.

13 Haziran 1981: Bülent Ersoy'a sahne yasağı kondu.

25 Haziran 1981: İki idam daha gerçekleştirildi.

26 Haziran 1981: Başkan Abdullah Baştürk ve 51 DİSK yöneticisi için askeri savcı idam istedi.

9 Temmuz 1981: Danışma Meclisi'ne aday adayı olma başvuruları başladı. İlk başvuruyu yapan emekli bir astsubay.

22 Temmuz 1981: Evren, Erzurum konuşmasında Artık yeni aldığımız bir kararla ilk ve orta okullarda ve liselerde mecburi din dersi konacaktır dedi.

24 Temmuz 1981: Askeri mahkeme, Erbakan ve 9 MSP'li için tahliye kararı verdi.

12 Ağustos 1981: Takip edilecek şahıslar hakkında alt maddeleri de bulunan 35 maddelik bir belge yayınlandı.

14 Ağustos 1981: 2 Danışma Meclisi için aday adaylarının başvuru süresi sona erdi. MGK 6 bin kişi arasında seçim yapacak.

15 Ağustos 1981: Uluslararası Hür Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) Genel Sekreteri, Sadık Şide'yi 12 Eylül Hükümeti'ne Sosyal Güvenlik Bakanı olarak veren Türk-İş'in üyeliğini askıya aldı. Dev-Sol Davası başladı. Savcı, 141 idam istedi.

12 Ekim 1981: Ecevit, dört konuşma nedeniyle yargılandı. Danışma Meclisi üyeleri MGK tarafından açıklandı.

15 Ekim 1981: Ülkedeki bütün siyasi partiler kapatıldı.

23 Ekim 1981: Danışma Meclisi ilk toplantısını yaptı. Yeni meclis toplantı yaptığı sırada, eski meclisin 14'ü MSP'li, 11'i MHP'li, 4'ü CHP'li, 1'i AP'li 1'i bağımsız toplam 31 milletvekili tutuklu bulunuyordu.

26 Ekim 1981: Nazlı Ilıcak'ın siyasi partilerin kapatılmasını eleştiren iki yazısı üzerine Tercüman Gazetesi süresiz kapatıldı.

2 Kasım 1981: Ecevit MGK'nın 52 numaralı kararını ihlalden, 4 ay hapse mahkum oldu.

6 Kasım 1981: 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

3 Aralık 1981: Ecevit hapse girdi.

20 Aralık 1981: Bankerler birbiri ardına ortadan kaybolmaya başlıyor. Banker haberlerinin verilmesi yasaklanıyor.

25 Aralık 1981: TÖB-DER davasında 50 sanık, 1-9 yıl hapse mahkum oldu.

15 Mart 1982: Ulusu Hükümeti'nin Devlet Bakanı İlhan Öztrak resmen açıkladı: Uluslararası Af Örgütü'nün 60 işkenceyle ölüm iddiasından 15'i doğru.

24 Mart 1982: İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü; cadde, sokak, meydan ve parklara 12 Eylül öncesinde verilmiş olan, 'milli birlik ve bütünlüğümüzle bağdaşmayan'isimlerin derhal değiştirilmesini isteyen bir genelge yayımladı.

10 Nisan 1982: Ecevit yine hapse girdi.

17 Mayıs 1982: Barış Derneği davası başladı. 30 sanık hakkında 8 yıldan 30 yıla kadar hapis istendi.

21 Haziran 1982: Banker Kastelli kaçtı.

1 Temmuz 1982: Sosyalist veya sosyal demokrat partilerin iktidarda olduğu beş Avrupa ülkesi, Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na şikayet etti.

13 Temmuz 1982: Geçici maddeler dışında 200 maddeden oluşan yeni anayasa tasarısı açıklandı.

4 Eylül 1982: Askeri savcı, 10 DİSK uzmanı için idam istedi.

19 Ekim 1982: 186 idam istemli Ana Dev-Yol davası başladı.

7 Kasım 1982: Yeni Anayasa için halk oylaması yapıldı. 16,945,545 'Evet', 1,584,661 'hayır'oyu çıktı. Bu arada Evren 7 yıllığına cumhurbaşkanı seçilirken, Milli Güvenlik Konseyi de 2 yıl 1 ay 24 gün sonra Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne dönüştü.

25 Kasım 1982: Muhbir güvenliği genelgesi yayımlandı. Ankara'da darbenin ilk yılında 20,921 ihbar yapıldı. Bu ihbarlar da 18,525 kamu görevlisi hakkında işlem yapıldı.

24 Nisan 1983: Siyasi Partiler Yasası çıktı.

20 Mayıs 1983: ANAP kuruldu.

16 Haziran 1983: İmam Hatip Lisesi mezunlarının üniversitelerin bütün bölümlerine girebilmelerini sağlayan yasa değişikliği yapıldı.

1 Temmuz 1983: Evren, Genelkurmay Başkanlığını Kara Kuvvetleri Komutanı'na devretti.

6 Kasım 1983: Yasaklı, vetolu seçimler yapıldı. Seçime giren bütün partiler derece aldı. Çünkü üç partiye izin verildi. Seçime girmek isteyen 15 siyasi partiden 12'si, 750 kurucu adaydan 435'i, 1682 milletvekili adayının 672'si veto edildi.

13 Şubat 1985: MSP davasının sanıkları yargılandıkları askeri mahkeme tarafından aklandı. (24 Temmuz 1981'de verilen beraat kararı, 1984 yılında Askeri Yargıtay tarafından bozulmuş, bu nedenle davanın görülmesine yeniden başlanmıştı. Necmettin Erbakan ve 22 MSP'li 2. kez beraat etti.)

26 Mayıs 1985: Ankara Sıkıyönetim Komutanı, Bilim ve Sosyalizm yayınlarına ait 133,607 kitabın imha edilmesini emretti.

11 Haziran 1985: Pişmanlık Yasası yürürlüğe girdi. 1,5 yıl içinde 497 başvuru oldu. Bunlardan 29'u geçerli itiraf sayıldı.

7 Nisan 1987: MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası bitti. Türkeş'e 5 yıl 11 ay 8 gün hapis cezası verildi.

6 Eylül 1987: Eski siyasi liderlerin siyaset yasaklarının kalkmaması için halkoylaması yapıldı. %49'luk 'hayır'oyuna karşılık, %51'lik 'evet'oyu çıkınca, Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş ve diğer siyasi parti yöneticileri siyaset yapma hakkı kazandı.

9 Kasım 1989: Evren Cumhurbaşkalığını Özal'a devrederek Marmaris'e çekildi. Hala orada.


Not: Evren döneminde görevden alınan 3 binden fazla öğretmen ve üniversite görevlisinden boşalan kadrolara yapılan atamalarda imam hatiplilere öncelik tanındı. 40'ın üzerinde imam hatip lisesi açıldı (evren paşa'ya göre onun döneminde sadece bir tane imam hatip lisesi açılmış, diğerleri evvelden açılmış ama bilinmeyen bir sebepten ötürü öğrencisiz, öğretmensiz, bomboş duruyormuş.) Ayrıca yönetimde kaldığı süre boyunca ziyaret ettiği tek lise Erzincan İmam Hatip Lisesi.

NedimYilmaz
26-11-2006, 20:17
Acaba, Kenan Evren, Atatürk zamanında yaşsaydı ve o dönemde Genelkurmay Başkanı olsaydı ne olurdu çok merak ediyorum doğrusu.

Tahmin etmek çok zor olmasa gerek !

vacsmt
26-11-2006, 21:18
Bir de bunlara şunu ekleyebiliriz:12 Eylül askeri yönetimi bir anayasa kurumu
olarak Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu isminde bir kurum
oluşturmuştu.26 Haziran 1986 günü bizzat Cumhurbaşkanı Kenan Evren 'in
Başbakan Turgut Özal'ın ve Genelkurmay başkanı Necdet Üruğ'un idaresinde
toplanan bu kurul, Türk-İslam sentezine yönelik milli bir kültür politikasını
benimseyen 37 sayfalık bir raporu kabul etti.
Böylece resmi istikamet TÜRK-İSLAM sentezi olarak tescil edilmiş oluyordu !

dilaver
26-11-2006, 21:50
Acaba, Kenan Evren, Atatürk zamanında yaşsaydı ve o dönemde Genelkurmay Başkanı olsaydı ne olurdu çok merak ediyorum doğrusu.

-----------------

* * * * *sayın Nedim Yılmaz

* * * * *Atatürk zamanında degil ama tahminim 194o lı yıllarda yaşayan bir paşa var. Mustafa Muglalı Paşa , Genelkurmay Başkanı olamamış ama olacaktı azkalsın. Ordu komutanı olmuş. Bizzat Milli Şeften aldıgı emirle 33 kişiyi kurşuna dizmiş. Ne yazıktır ki DP İnönü çelişkisi ile 1946 seçimlerinden sonra hakkında takrir verilmiş. Garibim paşa da cezaevinde hücceten ölmüş.


* * * * saygılarımla

pante
26-11-2006, 21:59
"Atatürk zamanında degil ama tahminim 194o lı yıllarda yaşayan bir paşa var. Mustafa Muglalı Paşa , Genelkurmay Başkanı olamamış ama olacaktı azkalsın. Ordu komutanı olmuş. Bizzat Milli Şeften aldıgı emirle 33 kişiyi kurşuna dizmiş. Ne yazıktır ki DP İnönü çelişkisi ile 1946 seçimlerinden sonra hakkında takrir verilmiş. Garibim paşa da cezaevinde hücceten ölmüş."

Dilaver;

"Bizzat Milli Şef'ten aldığı emirle" diyorsun. Bunu ispatlıyabilir misin?
Konu bu değil ama, bu iddian da müdahale edilmeyecek gibi değil..

sosyalist18
26-11-2006, 22:26
Islamci kenan evren ayni zamanda hem kemalist hemde demokrattir!
Zaten Darbeyide yaparken son derece demokrat davranmis ve kurmay arkadaslarinin fikrinide almistir!Bununlada kalmaz demokrat pasamiz,referandum yapar.Ve halkin buyuk bir cogunlugu pasamizdan memnundur!
Ben sunu merak ediyorum O mevkide Kenan evren degilde baska bir ademoglu olsaydi darbe olurmuydu? Farkli birsey olurmuydu??

26-11-2006, 22:47
netekim paşa nın hayatı boyunca tek doğru icraatı *:lol:
13 Haziran 1981: Bülent Ersoy'a sahne yasağı kondu.

şaka bir yana netekim * bu ülkenin en karanlık dönemlerinden birine damgasını vurmuş biridir.
kanımca paşa olmasa ajdar karekterinden öteye gidemeyecek şahsiyettir kendisi, gencecik insanların ip de sallandırıp hiçbirşey olmamış gibi marmariste gününü gün etmektedir, demokrasi gasp'ı yetmiyormuş gibi emekliliğindede hırsızlığa başlamıştır, ressam fikret otyamın resimlerini
kopya edip kendi eserleriymiş gibi sunmuştu piyasaya.

dilaver- mustafa muğlalı olayı karanlık bir hadisedir, her ne kadar olay mustafa muğlanın
başına patlamışsada olay tamamen yerel yönetim ve bölge kaymakamının işgüzarlından kaynaklanmaktadır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=116496

dilaver
27-11-2006, 00:34
Dilaver;

"Bizzat Milli Şef'ten aldığı emirle" diyorsun. Bunu ispatlıyabilir misin?
Konu bu değil ama, bu iddian da müdahale edilmeyecek gibi değil..

---------------

* * * * bunu ispatlayamam pante, yorumum böyle. Ama şayet yasak degilse İsmail Beşikçinin 33 kurşun adlı eserinde bu konuda oldukça ikna edici malumatlar oldugunu hatırlıyorum. En kısa zamanda yeniden bakacagım. Ama teorik olarak bu tarz olayların bizzat en üst merciinin haberi olmadan yapılması mümkün degil.

* * * * saygılarımla

dilaver
27-11-2006, 01:17
pante kitaba bir göz gezdiriyorum.Bazı noktaları buraya alıyorum.Bunlar gazete küpürleri :

* * * * 16 Agustos 1956 tarihli Zafer gazetesinden : 'Tahkikatı yapacak komisyonca bu faciznın ihdasında medhaldar bulundukları belirtilen İsmet İnönü,Hilmi Uran, Kazım Orbay ... hakkında soruşturma başlıyor. *'

* * * * Mustafa Muglalının yargılanması sırasında kendisi ile görüşen Çankırı Mebusu Kenan Çığman dünkü mecliste Şayanı dikkat ve tüyler ürpertici ifşaatta bulundu. Mustafa Muglalı kendisine şunu ifade etmişti. 'Bu cinayeti yaptıran ve emri veren İnönüdür. '

* * * * 16 Agustos tarihli Yeni Sabah gazetesinin başlıgı : '1943 senesinde merhum Mustafa Muglalı'nın emriyle 32 vatandaşın kurşuna dizilmesi hadisesi dünkü mecliste uzun müzakereye yol açtı. Bazı mebuslar İnönünün bu hadisede mesuliyeti oldugunu ileri sürdüler.

* * * * 16 Aguston 1956 tarihli Vatan 'Sebati Ataman ,İnönünün hadise ile ilgisi bulunup bulunmadıgının tespitini istedi.'

* * * * 21 Agustos 1956 tarihli Zafer gazetesi : 'Adliye vekaleti vekili Cemil Bengünün İnönüye cevabı ' İnönü ve diger alakalılar ancak şimdi hesap verme mevkiine gelmişlerdir.'

* * * * *21 Agustos 1956 tarihli Yeni İstanbul : 'Cemil Bengü : İnönünün kendisini *Murürü Zaman ve Af siperlerine gizlenerek *müdafaaya çalışmaması lazım gelir. Bakalaım bu siperler müdafaasını temine kafi gelecek mi '


* * * * * *bunlar o zamanın gazetelerinden küpürler. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye düşünmüşümdür hep.

* * * * * *saygılarımla

dilaver
27-11-2006, 01:49
şimdi de 30 Nisan 1958 tarihli TBMM tahkikat komisyonunun bu konuyla ilgili raporundan gereken kısmı veriyorum :

* * * * *Komisyonumuzun bu konuda saptadıgı noktaları aşagıda sırayla arzediyoruz.

* * * * *A- İnönünün Muglalıya 'Doguya gihudut olaylarını hallet 'diye genel bir direktif verdigi her türlü kuşkudan uzaktır.

* * * * *B- Özalp olayının cereyanından hemen sonra Erzuruma giden İnönünün orada herkesin huzurunda *Muglalı'nın arkasını sıvazlayarak 'Muglalı dogunun kralıdır, ben onun burada bulunması sayesinde rahat uyuyorum diyerek katil oldugu daha sonra ispat edilen generali onurlandırdıgı sabittir.

* * * * * C- Muglalı'nın ifadesine göre ,İnönü aynı seyahatinde kendisine 'Muglalı ,senin dogudaki uygulamaların sayesinde biz Ankara'da rahat uyuyoruz' diye iltifatta bulunmuştur. Muglalı'nın övülen Dogudaki uygulamaları arasında 32 vatandaşın sorgusuz sualsiz kurşuna dizilmelerinin mevcudiyetini İsmet İnönü'nün unutmuş olması veya unutmuş görünmesi dikkat çekicidir.

* * * * * *D- Yine olaydan sonra İnönü olay mahalli olan Van'a giderek orada haksızlıga ugramışların gözleri önünde Muglalı'nın koluna girerek gezmiştir.Bir katliam failinin, katliam bölgesinde Devlet Reisi tarafından onurlandırılmasının anlamı üzerinde durulabilir.

* * * * * * E- Komisyonumuz tanık sıfatıyla dinledigimiz Kenan Çıgıman'dan şu bilgiyi almıştır : Muglalı'nın tutuklulugu sırasında hasta olarak yattıgı hastahanede önceden tanıdıgı Kemal Çıgıman'la birçok sohbetleri olmuştur. Bu sohbetlerde ' Ben askerim, Başkumandanımın verdigi her emri yaparım .Bugün de verse gene yaparım. ' Tutuklu generalin Başkumandan sözü ile kastettigi anlam düşünülmege deger bir husustur.

* * * * * * G- Muglalı'nın kızlarının *' babamıza bu işi yaptıranlar meydana çıksınlar ' diye ısrar etmelerinin bir anlamı olması gerekir.

* * * * * * *H- Muglalı ' bana bu işi yaptırana iki kere yazdım. Cevap bile vermedi diye bir ifadede bulunmuştur.

* * * * * * * * Gerçekten Muglalı'nın Reisicumhur İnönü'ye 19-2-1949 tarihli bir mektubu ile 26-9-1949 tarihli bir tel yazısı dosyalarımızda bulunmaktadır.

* * * * * * *İ- Komisyonumuz huzurunda dinlenen pek çok tanıkların Mustafa Muglalı'nın bir görev görüyorum zannıyla 33 Türk vatandaşının öldürülmeleri gibi korkunç ve tüyler ürpertici bir emri yüksek makam sahiplarine dayanıp güvenmeden veremiyecegi yolunda kanaat beyanında bulunmalarını haklı gösterecek nedenlere sahip oldukları kuşkusuzdur.

* * * * * * * J- İsmet İnönü'nün devlet reisligi boyunca Özalp olayının ısrarla gizli tutulmaga çalışıldıgı yukarıda açıklanmış bulunmaktadır.


* * * * * * * *Evet komisyon raporunun bir bölümü böyle. Bu arada 1950 yılında çıkan 5677 sayılı Af Kanunu TCK nın 140 ve 230 maddeleri geregince (Muglalı olayına istinaden ) yapılacak kovuşturmayı durdurmuş oldugundan bu kısım sanıklar hakkında ceza davası açmaya olanak kalmamıştır.

* * * * * * * *Elbette insanların ne yaptıgını hele de TC gibi bir devletin en üst düzeyinde nelere karar verdiklerini bilemeyiz. Ama o zamandan bu zaman yaşadıgımız toplumsal pratik ve de yukarıdaki rapor beni böyle bir *yorum yapmak zorunda bırakıyor.

* * * * * * * İstenirse konuyu daha da detaylandırmak mümkün ancak kanımca ve de benim için bunlar yeterli.

* * * * * * *saygılarımla

NedimYilmaz
27-11-2006, 20:43
Kenan Evren'e döner isek...

mhmd
27-11-2006, 22:28
Sn. Nedim Yılmaz,

Bizimle birlikte yargı da dönebilse...

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın