haci
05-02-2005, 18:56
Bu konuyu öteden beri düşünmüşümdür. Önce ehemmiyetsizlikten neyi kastettiğimi açılayım. “Ehemmiyersizlik” nedir? Daha sonra önemine değinirim.
Hayati önemi olmayan her hangi bir şey için ehemmiyetsizdir denir. Küçük şeyler için... Önemsiz kelime ve ifadeleri günlük yaşamımızda yüzlerce, binlerce kere kullanırız. Tek başlarına önemleri yoktur o ifadelerin. Çoğu kere ana tema içerisine yerleştirilmiş, kısa, anlamsız, önemsiz cümle ve kelimeler, bağlar, ekler ve nidalardır. Anlatılmak istenen ana temaya çeşni katarlar. Onu daha kolay sunulur, anlaşılır bir şekle sokarlar. Tek başlarına önemleri olmamakla beraber, bir bütünün içinde önemlidirler, bu ehemmiyetsiz kelime ve cümleler. Hatta davranışlar! Küçük jestler, mimikler, gülümsemeler, el ve kol hareketleri, kaş çatmalar, alın buruşturmalar, yüz asmalar.... Hiç biri önemli değildir, tek başlarına. Yine de günlük yaşamımızı renklendirir, bizleri çok daha canlı, etkileyici, anlamlı ve dokunaklı yaparlar.
Onlara insan yaşamının her kesiminde rastlarız. Şarkılarda, türkülerde, şiirlerde, romanlarda, müzikte, iş yerlerinde, çarşıda, pazarda, camide, okulda, her yerde......... Yaşamımızın önemli bir kısmı önemsiz ve ehemmiyetsizdir. Aslında bizler önemsizliğin yaygın olduğu bir dünyada yaşamaktayız.
Bu ilginç durum ehemmiyetsizliğin önemine işaret etmektedir. Yaşamımıza hükmeden diğer her şey gibi önemsizlik de önemli olmaldır ve önemlidir de....
Ama bir şartla!
Ehemmiyetsizlikler yalnız ana temanın bir parçası oldukları süre değerlidirler. Tek başlarına önemleri yoktur. Aslında ehemmiyetsiz kelime ve cümleler bazı akıl hastalıklarının oldukca tipik gösterisidirler. Akıl hastaları günlük yaşantılarını süsleyen önemsiz olgulara büyük önem verirler ve onları ana temadan ayırmada güçlük çekerler. Ehemmiyetsizlik tek başına önemli bir akıl hastalığı işaretidir.
Ancak ehemmiyetsizliğe her önem veren mutlaka akıl hastası demek değildir. Çoğu kere onlar için cahil ve eğitimsiz terimleri daha uygundur. Bu iletimde işte bu tür ehemmiyetsizliğe önem verenlere değinmek istiyorum.
Ehemmiyersizlik İslam’da sıklıkla gözlemlediğim bir durumdur. Doğrusunu isterseniz İslam’dan soğumama, hatta nefret etmeme neden olmuştur. Son derece Müslüman ve bu alanda sayısız eserler veren bir aileye mensup olmama rağmen İslam’a karşı olumsuz duygularla dolu olduğumu itiraf etmeliyim. Nedeni ise çok basit....
Bazı İslam alimlerinin ve diğer Müslüman’ların günümüzde ve geçmişte, bazı ehemmiyetsiz olgulara, gözlemlere, kavramlara gereğinden fazla önem vermeleridir...
Çok sayıda örnek vermem mümkündür ama, ne demek istediğimin anlaşılması için bu konuda bir iki örnek vermekle yetineceğim.
Bazı Müslüman’ların indinde bal yemek harammış... Nedeni ise, arıların o balı yaparken, çiçek sahiplerinden izin almamış olmaları imiş......
Bu çok ince ve ahlaksal bir düşünce midir?
Bu bir saçmalıktır. Aptallıktır. Yobazlıktır. Bağnazlıktır.
Benim şahsen İslam’dan nefret etmeme neden olan bir zihniyettir.
Zina İslam’daki en büyük suçtur. Daha büyüğü yoktur. Cezası recmdir. Her ne kadar recm cezası Kur’an’da yoksa da, Müslüman ülkelerinde sıklıkla pratik edilen bir cezadır. Bir kadının kocasını aldatması kocası için önemli olabilir ama, İslam ve Müslüman bir toplum için ehemmiyetsiz bir durumdur. Ama İslam bu ehemmiyetsizliğe büyük ehemmiyet verir. Zinanın ne kadar önemli ve kötü bir şuç olduğu her seferinse tekrarlanır ve kadınlar tehdit edilir. Sanki zina bu öneme haiz olmasaydı, bütün Müslüman kadınlar bu günahı işleyeceklerdir gibisine bir hava estirilir. Oysa biliyourz ki zina Batı’da bir suç değildir. Yüzlerce yıldır değildir hem de. Sadece bir boşanma nedenidir. AB giriş hazırlıkları içinde olan Müslüman ülkemizde de zina bir suç olmaktan çıkmıştır. Ama bu bazı Müslüman erkekleri rahatsız etmektedir. Zinanın son derece önemli bir ahlak kuralı olduğunda israr eden Müslüman’lar delil olarak aile kurumunun İslam’daki önemini gösterirler. Oysa İslam aile kurumuna gerektiği önemi veren bir din değildir. İslam’ın gözünde erkek-kadın birliği, erkek tarafından başlatılan ve onun tarafından idame ettirilen, gerektiğinde yalnız onun tarafından sonlandırılan, olağan bir kurumdur. Erkek eve istediği kadar kadın getirebilir. Bu zina olarak kabul edilmez ve hiç bir zaman büyük önemi ve ehemmiyeti olan bir konu olarak kabul edilmez. Oysa kadının ailesi dışında bir erkeği sevmesi en büyük suç ve günahdır. Bir aile kurumundan çok daha ehemmiyetsiz olması gereken bir konuda İslam, ehemmiyetsizliğe büyük bir ehemmiyet vermektedir. Bir kadının erkeğine ihanet etmesi neden diğer Müslüman’ları rahatsız etmektedir? Bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilir misiniz? Bir erkeğin acı, keder, düş kırıklığı ve üzüntüsü, onur kırıcı ve aciz bir duruma düşmesi neden diğer erkekler tarafından paylaşılmaktadır? Kadınlar neden kendilerine yönelik ihanetleri hazmetmeye zorlanmaktadırlar?
İslam yedi yaşındaki kız çocuklarının örtünmesini emreden bir dindir. Kız çocuklarına hicap o yaşlardan başlanarak öğretilmelidir. Yedi yaşındaki bir kız çocuğunun örtünmesindeki gerekçe budur. Başka bir gerekçe olabilir mi? Bence başka bir gerekçe daha vardır. İslam 7 yaşındaki kız çocuklarını birer seks objesi olarak gören ve kabul eden bir dindir. Bu son derece ehemmiyetsiz ilkeye büyük bir ehemmiyet vererek, kız çocuklarının ve kadınların her yaşta birer seks objesi olduklarını erkeklere hatırlatır, Islam. İslam kadınları bir seks objesi olarak görür. Yedi yaşındaki kız çocuklarını örtmek iyi ahlak mıdır?
İslam’ın değer yargılarını yakından inceleyecek olursak, bu dinin bunlara benzer sayısız ehemmiyetsizliklerle bezendiğini gözlemleriz. Sürekli olarak Allah’ın adını anmak, eşiği her zaman sağ ayakla geçmek, sağ elle genitallere dokunmamak ve tahrat almamak, çiftleşirken ve boşalırken dua etmek, abdestli iken kadınlara ve köpeklere dokunamamak, gayri müslimlerle iş ve arkadaşlık yapmamak ve diğerleri…
İslam ayrıntılarda kaybolmuş, ahlaksal değerlerden yoksun ilkel bir dindir. Neyin önemli olduğu çoktan unutulmuştur. Ehemmiyetsizlik önem kazandığı gibi, önemsizliğe önem veren onunla iftihar bile etmektedir.
İslam’ın ehemmiyetsiz değer yargılarına önem vermesi aslının bağnaz ve cahil bir toplumdan kaynak aldığının en kesin delilidir. Gerçekten 600’lü yıllarda Orta doğu ve Arabistan’da yaşayan toplumlar, özellikle Arap’lar ve Yahudi’ler, bu basit ve ilkel niteliklere sahiptirler. Bugün için ehemmiyetleri olmayan sayısız değerler o zamanın ahlaksal değer yargılarını, hatta temel yaşam felsefesini yansıtmaktadırlar. İnsanlık o zamanlardan ve orta çağın karanlığından çoktan uzaklaşmıştır. Ama ne yazık ki eski ehemmiyetsiz gelenekler İslam’da yaşamlarını sürdürmeye devam ederek, günümüze kadar ulaşmayı başarmışlardır.
Günümüzde ehemmiyetsizliğe ehemmiyet veren her eğilim sapkın olarak kabul edilmelidir. Onlara günlük yaşamımızda kullandığımız bazı kelimeler, jestler ve hareketlerden fazla ehemmiyet vermemeliyiz. Onların bütün ehemmiyeti, ehemmiyetsiz olduklarının bilinmesinde saklıdır. Ahlakla ilgili ehemmiyetsiz bir kavrama gereğinden fazla ehemmiyet verilmesi aslında, iyi ahlakın değil, ahlaksız bir eğilimin habercisidir.
Ehemmiyetsizlik İslam’ı sarmıştır ve bir kanser gibi kemirmektedir.
İslam’ın kurtuluşu yalnız aslına dönmekle ve diğer tedbirlerle başarılamaz. Aslı zaten ilkel ve bağnaz bir dindir. Dönülecek değerli bir aslı yoktur..
İslam önce içindeki bu ahlaksız, değersiz ve önemsiz ehemmiyetsizlikten kurtulamalıdır.
HACI
Hayati önemi olmayan her hangi bir şey için ehemmiyetsizdir denir. Küçük şeyler için... Önemsiz kelime ve ifadeleri günlük yaşamımızda yüzlerce, binlerce kere kullanırız. Tek başlarına önemleri yoktur o ifadelerin. Çoğu kere ana tema içerisine yerleştirilmiş, kısa, anlamsız, önemsiz cümle ve kelimeler, bağlar, ekler ve nidalardır. Anlatılmak istenen ana temaya çeşni katarlar. Onu daha kolay sunulur, anlaşılır bir şekle sokarlar. Tek başlarına önemleri olmamakla beraber, bir bütünün içinde önemlidirler, bu ehemmiyetsiz kelime ve cümleler. Hatta davranışlar! Küçük jestler, mimikler, gülümsemeler, el ve kol hareketleri, kaş çatmalar, alın buruşturmalar, yüz asmalar.... Hiç biri önemli değildir, tek başlarına. Yine de günlük yaşamımızı renklendirir, bizleri çok daha canlı, etkileyici, anlamlı ve dokunaklı yaparlar.
Onlara insan yaşamının her kesiminde rastlarız. Şarkılarda, türkülerde, şiirlerde, romanlarda, müzikte, iş yerlerinde, çarşıda, pazarda, camide, okulda, her yerde......... Yaşamımızın önemli bir kısmı önemsiz ve ehemmiyetsizdir. Aslında bizler önemsizliğin yaygın olduğu bir dünyada yaşamaktayız.
Bu ilginç durum ehemmiyetsizliğin önemine işaret etmektedir. Yaşamımıza hükmeden diğer her şey gibi önemsizlik de önemli olmaldır ve önemlidir de....
Ama bir şartla!
Ehemmiyetsizlikler yalnız ana temanın bir parçası oldukları süre değerlidirler. Tek başlarına önemleri yoktur. Aslında ehemmiyetsiz kelime ve cümleler bazı akıl hastalıklarının oldukca tipik gösterisidirler. Akıl hastaları günlük yaşantılarını süsleyen önemsiz olgulara büyük önem verirler ve onları ana temadan ayırmada güçlük çekerler. Ehemmiyetsizlik tek başına önemli bir akıl hastalığı işaretidir.
Ancak ehemmiyetsizliğe her önem veren mutlaka akıl hastası demek değildir. Çoğu kere onlar için cahil ve eğitimsiz terimleri daha uygundur. Bu iletimde işte bu tür ehemmiyetsizliğe önem verenlere değinmek istiyorum.
Ehemmiyersizlik İslam’da sıklıkla gözlemlediğim bir durumdur. Doğrusunu isterseniz İslam’dan soğumama, hatta nefret etmeme neden olmuştur. Son derece Müslüman ve bu alanda sayısız eserler veren bir aileye mensup olmama rağmen İslam’a karşı olumsuz duygularla dolu olduğumu itiraf etmeliyim. Nedeni ise çok basit....
Bazı İslam alimlerinin ve diğer Müslüman’ların günümüzde ve geçmişte, bazı ehemmiyetsiz olgulara, gözlemlere, kavramlara gereğinden fazla önem vermeleridir...
Çok sayıda örnek vermem mümkündür ama, ne demek istediğimin anlaşılması için bu konuda bir iki örnek vermekle yetineceğim.
Bazı Müslüman’ların indinde bal yemek harammış... Nedeni ise, arıların o balı yaparken, çiçek sahiplerinden izin almamış olmaları imiş......
Bu çok ince ve ahlaksal bir düşünce midir?
Bu bir saçmalıktır. Aptallıktır. Yobazlıktır. Bağnazlıktır.
Benim şahsen İslam’dan nefret etmeme neden olan bir zihniyettir.
Zina İslam’daki en büyük suçtur. Daha büyüğü yoktur. Cezası recmdir. Her ne kadar recm cezası Kur’an’da yoksa da, Müslüman ülkelerinde sıklıkla pratik edilen bir cezadır. Bir kadının kocasını aldatması kocası için önemli olabilir ama, İslam ve Müslüman bir toplum için ehemmiyetsiz bir durumdur. Ama İslam bu ehemmiyetsizliğe büyük ehemmiyet verir. Zinanın ne kadar önemli ve kötü bir şuç olduğu her seferinse tekrarlanır ve kadınlar tehdit edilir. Sanki zina bu öneme haiz olmasaydı, bütün Müslüman kadınlar bu günahı işleyeceklerdir gibisine bir hava estirilir. Oysa biliyourz ki zina Batı’da bir suç değildir. Yüzlerce yıldır değildir hem de. Sadece bir boşanma nedenidir. AB giriş hazırlıkları içinde olan Müslüman ülkemizde de zina bir suç olmaktan çıkmıştır. Ama bu bazı Müslüman erkekleri rahatsız etmektedir. Zinanın son derece önemli bir ahlak kuralı olduğunda israr eden Müslüman’lar delil olarak aile kurumunun İslam’daki önemini gösterirler. Oysa İslam aile kurumuna gerektiği önemi veren bir din değildir. İslam’ın gözünde erkek-kadın birliği, erkek tarafından başlatılan ve onun tarafından idame ettirilen, gerektiğinde yalnız onun tarafından sonlandırılan, olağan bir kurumdur. Erkek eve istediği kadar kadın getirebilir. Bu zina olarak kabul edilmez ve hiç bir zaman büyük önemi ve ehemmiyeti olan bir konu olarak kabul edilmez. Oysa kadının ailesi dışında bir erkeği sevmesi en büyük suç ve günahdır. Bir aile kurumundan çok daha ehemmiyetsiz olması gereken bir konuda İslam, ehemmiyetsizliğe büyük bir ehemmiyet vermektedir. Bir kadının erkeğine ihanet etmesi neden diğer Müslüman’ları rahatsız etmektedir? Bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilir misiniz? Bir erkeğin acı, keder, düş kırıklığı ve üzüntüsü, onur kırıcı ve aciz bir duruma düşmesi neden diğer erkekler tarafından paylaşılmaktadır? Kadınlar neden kendilerine yönelik ihanetleri hazmetmeye zorlanmaktadırlar?
İslam yedi yaşındaki kız çocuklarının örtünmesini emreden bir dindir. Kız çocuklarına hicap o yaşlardan başlanarak öğretilmelidir. Yedi yaşındaki bir kız çocuğunun örtünmesindeki gerekçe budur. Başka bir gerekçe olabilir mi? Bence başka bir gerekçe daha vardır. İslam 7 yaşındaki kız çocuklarını birer seks objesi olarak gören ve kabul eden bir dindir. Bu son derece ehemmiyetsiz ilkeye büyük bir ehemmiyet vererek, kız çocuklarının ve kadınların her yaşta birer seks objesi olduklarını erkeklere hatırlatır, Islam. İslam kadınları bir seks objesi olarak görür. Yedi yaşındaki kız çocuklarını örtmek iyi ahlak mıdır?
İslam’ın değer yargılarını yakından inceleyecek olursak, bu dinin bunlara benzer sayısız ehemmiyetsizliklerle bezendiğini gözlemleriz. Sürekli olarak Allah’ın adını anmak, eşiği her zaman sağ ayakla geçmek, sağ elle genitallere dokunmamak ve tahrat almamak, çiftleşirken ve boşalırken dua etmek, abdestli iken kadınlara ve köpeklere dokunamamak, gayri müslimlerle iş ve arkadaşlık yapmamak ve diğerleri…
İslam ayrıntılarda kaybolmuş, ahlaksal değerlerden yoksun ilkel bir dindir. Neyin önemli olduğu çoktan unutulmuştur. Ehemmiyetsizlik önem kazandığı gibi, önemsizliğe önem veren onunla iftihar bile etmektedir.
İslam’ın ehemmiyetsiz değer yargılarına önem vermesi aslının bağnaz ve cahil bir toplumdan kaynak aldığının en kesin delilidir. Gerçekten 600’lü yıllarda Orta doğu ve Arabistan’da yaşayan toplumlar, özellikle Arap’lar ve Yahudi’ler, bu basit ve ilkel niteliklere sahiptirler. Bugün için ehemmiyetleri olmayan sayısız değerler o zamanın ahlaksal değer yargılarını, hatta temel yaşam felsefesini yansıtmaktadırlar. İnsanlık o zamanlardan ve orta çağın karanlığından çoktan uzaklaşmıştır. Ama ne yazık ki eski ehemmiyetsiz gelenekler İslam’da yaşamlarını sürdürmeye devam ederek, günümüze kadar ulaşmayı başarmışlardır.
Günümüzde ehemmiyetsizliğe ehemmiyet veren her eğilim sapkın olarak kabul edilmelidir. Onlara günlük yaşamımızda kullandığımız bazı kelimeler, jestler ve hareketlerden fazla ehemmiyet vermemeliyiz. Onların bütün ehemmiyeti, ehemmiyetsiz olduklarının bilinmesinde saklıdır. Ahlakla ilgili ehemmiyetsiz bir kavrama gereğinden fazla ehemmiyet verilmesi aslında, iyi ahlakın değil, ahlaksız bir eğilimin habercisidir.
Ehemmiyetsizlik İslam’ı sarmıştır ve bir kanser gibi kemirmektedir.
İslam’ın kurtuluşu yalnız aslına dönmekle ve diğer tedbirlerle başarılamaz. Aslı zaten ilkel ve bağnaz bir dindir. Dönülecek değerli bir aslı yoktur..
İslam önce içindeki bu ahlaksız, değersiz ve önemsiz ehemmiyetsizlikten kurtulamalıdır.
HACI