ali oktay
06-02-2005, 12:48
İslam uygarligi çok zarif ve ince bir uygarliktir.O kadar zarif ve incedir ki bazen yokmuş gibi gözükür.
Onu gorebilmek icin ya mikroskoba ya da onun alamet-i farikasi gonul-gozune gereksinim duyulur.
Bu uygarligin gozu pek ve sozu dogru ummeti,futbol maçları da dahil her yere “ölmeye, ölmeye, ölmeye” giderler ve sözlerinde durup ölürler.
Geleneksel sporlarının başında devlet kurmak gelir.
Sık sık devlet kurarlar.En çok korktukları şey, devletlerini başkalarının kendilerinden önce batırması olasiligidir
Bu olasiligi ulusal marslarina dahi ilk tumce yapmis ilk uygarliktir.
Muselmanlar bos islerle ugrasmaz,Marks gibi Epicure ustune, oturup doktora tezi yazmazlar.
Bu uygarlık için rakam uğursuz, söz kutsaldır.
Bütün rakamlar yaşadıkları ülkelerin battığını gösterse bile onlar ülkelerinin “dünyaya uygarlik yaymis ülke” olduğunu ileri süren DİNgillerin sözlerine inanmayı yeğlerler.
Barışçıdırlar, bu yüzden, yaptıkları savaşa “barış operasyonu” adını veren tek uygarlık budur.
Yapayliktan nefret eder doğallığa çok önem verirler,bu yuzden yuksek teknoloji urunu dis fircasi yerine misvak kullanirlar.
Gosterisi sevmezler,cocuklarina bu konuda oldukca mutevazi davranislar ogretirler, bir erkek çocuğuna ilk öğrettikleri şey misafir teyzeye “pipisini” göstermesidir.
İkramı aşırı derecede severler, bu nedenle, lokantada hesabı ödemesine itiraz eden arkadaşını,silahini cekip vuran yalnızca bu uygarlığın mensupları arasından çıkar.
Hiçbir antropoloğun çözemediği bir nedenden dolayı balkonda oturanlara düşmandırlar.
Ne zaman futbol takımları galip gelse o sırada balkonda oturan birkaç kişiyi vururlar.
İnançlarına sadıktırlar, futbolun döner bıçaklarıyla oynanan bir oyun olduğu inancından onları kimse vazgeçiremez.
Edebiyata meraklidirlar,bir dortluk siir okudu diye DİNgilin birini basbakan yapan bu uygarligin,iki dortluk ezberlediginde Cumhurbaskani yapmasi buyuk olasiliktir.
Kadına çok önem verirler, onun için kadınları evlere özenle saklarlar; en büyük arzuları kadınları içine koyabilecekleri bir kasa icat etmektir.
İcat etmek istedikleri ikinci şey ise, komşunun karısını sakladığı kasayı açacak anahtarı yapmaktır.
Teknolojide kimsenin aklına gelmeyen buluşlar yaparlar, şişeyi kıçına vurarak açmak, arabayı tekmeleyerek çalıştırmak, televizyonu yumruklayarak tamir etmek, bu uygarlığın dünyaya armağanları arasındadır.
Rusvetten nefret ederler,İstanbulun fethinden kirk gun sonra Fatih’in,sadrazami Candarli Kara Halil Pasayi,-torik baliklari icinde Bizanstan rusvet alip, kusatmayi geciktirdigi- nedeni ile asmasi bu yuzdendir.
O gun bu gundur muslumanlar rusvet almaktan nefret etmisler sadece vermekle yetinmislerdir.
Muslumanlar harp’i sevmezler,bu yuzden en ileri İslam ulkesi Turkiyede bile sadece 20 tane harp sanatcisi vardir.
Çok eşitlikçidirler, başka devletleri yağmaladıkları kadar kendi devletlerini de yağmalarlar.
Hayvanlari olduresiye severler,bu ugurda yilda bir kez olduresiye sevi fiestasi duzenlerler.
Fikir tartışmalarını severler, bu tartışmaları genellikle daha hızlı bıçak çekenler kazanır.
Mukemmeliyetcidirler,oyle ki mukemmel tasarimci dedikleri tanrilarinin bile tasariminda hata bulup kiz erkek demeden cinsel organlarinda rekonstruksiyon yaparlar.
Bu uygarlık, bozkırlarda doğayla mücadele ede ede geliştiği için, doğaya meydan okumaktan özel bir zevk alır.
Şehirlerini fay hatları üstüne, evlerini sel yataklarına kurarak doğayla dövüşürler.
Kararlıdırlar, bu mücadeleyi her seferinde kaybetmelerine rağmen asla doğaya taviz vermezler.
Romantiktirler,romantizme duskunluklerinden asla isikta sevismezler.
Geleneklerine bağlıdırlar, evlerini çadır gibi, arabalarını at gibi kullanırlar.
Bakimlidirlar,saclarina verdikleri onem nedeni ile baslarina torba gecirirler.
Çok saygılıdırlar, bu uygarlığın katillere gösterdiği saygıyı başka hiçbir uygarlık göstermemiştir.
Bilimseldirler,uyruklari ile dinlerini sentezleyen ilk uygarlik olarak tescil edilmislerdir.
Eğlenceye düşkündürler, pikniğe gidip ormanı yakmak, düğüne gidip damadı vurmak en sevdikleri eğlencelerdendir.
Tasarrufu severler,zaman tasarrufu sagladigi icin pijamalarini yil boyu pantolonun altinda hazir tutarlar.
Bu uygarlığın insanları deneye çok önem verirler, bir mayının patlayıp patlamayacağını üstünde zıplayarak, bir gaz tüpünün infilak edip etmeyeceğini kibrit tutarak anlamak konusunda çok kararlıdırlar.
Kadercidirler, “allahın dediğinin olacağına” inanırlar, allah da her seferinde “kibrit tutulan gaz tüpü patlasın” der.
Meraklıdırlar, bir dahaki sefere “allahın gene aynı şeyi söyleyip söylemeyeceğini” merak ettiklerinden gene tüpe kibrit tutarlar.
Bu konuda, allahın mı yoksa İslam uygarlığının mensuplarının mı daha inatçı olduğuna kimse karar verememiştir.
İsraftan nefret ederler,bu yuzden ayda bir yikanarak su ve sabun tasarrufu yaparlar.
Gururludurlar,karinlari guruldasa da istemez, calarlar.
Yalandan nefret ederler.
Hatta zaman zaman, yalana duydukları nefret gerçeğe duydukları nefretin boyutlarına ulaşır..
Rastlantiya inanmazlar,rastalantiya inanmadiklarindan bu uygarlikta uygar olan birine rastalanamaz.
Paraya hiç önem vermezler, özellikle bu para başkalarına aitse....
İlgilidirler,tsunami feleketinde 300 bin insan olurken onlar mustakbel kaynana Semra ile ilgilenirler.
Cinsiyet ayırımı yapmazlar, bir issiz yerde gezen kadın da erkek de eşit biçimde tehlike içindedir.
Pragmatisttirler,bir tablo ile sustali bicak arasinda tercih yapma durumunda sustaliyi tercih ederler.
Sır saklamakta çok başarılıdırlar, en sıkı şekilde sakladıkları sır ise kendi fikirleridir.
Bu uygarlığın insanlarından birine günlerce işkence yapılsa bile onun gerçek fikrinin ne olduğu öğrenilemez.
Bu uygarlığa yabancı olanlar ve sır saklamanın önemini anlamayanlar, Muselmanlarin fikirleri olmadığını sanırlar.
Kaziklamayi hic sevmezler,bu yuzden yapilarini beton kaziklar yerine kaygan toprak uzerine kurar,icindekileri diri diri gomerler,kaziklarini diger muslumanlara saklarlar.
Bonkordurler,deger vermedikleri maddiyati kendilerine ayirir,deger verdikleri maneviyati ise baskalarina dagitirlar.
Cocuklara cok duskundurler,koynuna alacak kadar….
Muselman dansa cok onem verir.Yasami boyunca esi ile bir kez bile dans etmemis olmasina karsin,-Raks eden DİNgil heykeli- dusleyecek kadar dansi sever.
Bu esi benzeri olmayan hatta gorulmeyen uygarlık için “sonsuzluk” çok değerlidir.
Onun için muselmanlar, ölümün sonsuzluğunu, yasamin kısalığına gozlerini kirpmadan tercih ederler.
Akla herkesten cok deger verirler,bu yuzden onu kullanmaktan sakinirlar.Bu durumu bilmeyenler onlari akilsiz sanirlar.
Sekse onem vermezler,dort kadinla evliligi savunmalari sekse duskunluklerinden degil,bir kadinin yukunu dorde bolmek icindir.Boylece kadinlar yipranmaz,
Matematige ozel ilgileri de takdire sayandir,sayi saymayi fasulye ile degil,karilarini ve cocuklarini sayarak ogrenirler.
Çok paylaşımcıdırlar, bütün dünyaya kendi uygarlıklarını paylaşmayı önerirler.
Ne yazık ki bu iyi niyetleri anlasilamamis, öneriyi kabul eden bir başka toplum çıkmamıştır.
Onu gorebilmek icin ya mikroskoba ya da onun alamet-i farikasi gonul-gozune gereksinim duyulur.
Bu uygarligin gozu pek ve sozu dogru ummeti,futbol maçları da dahil her yere “ölmeye, ölmeye, ölmeye” giderler ve sözlerinde durup ölürler.
Geleneksel sporlarının başında devlet kurmak gelir.
Sık sık devlet kurarlar.En çok korktukları şey, devletlerini başkalarının kendilerinden önce batırması olasiligidir
Bu olasiligi ulusal marslarina dahi ilk tumce yapmis ilk uygarliktir.
Muselmanlar bos islerle ugrasmaz,Marks gibi Epicure ustune, oturup doktora tezi yazmazlar.
Bu uygarlık için rakam uğursuz, söz kutsaldır.
Bütün rakamlar yaşadıkları ülkelerin battığını gösterse bile onlar ülkelerinin “dünyaya uygarlik yaymis ülke” olduğunu ileri süren DİNgillerin sözlerine inanmayı yeğlerler.
Barışçıdırlar, bu yüzden, yaptıkları savaşa “barış operasyonu” adını veren tek uygarlık budur.
Yapayliktan nefret eder doğallığa çok önem verirler,bu yuzden yuksek teknoloji urunu dis fircasi yerine misvak kullanirlar.
Gosterisi sevmezler,cocuklarina bu konuda oldukca mutevazi davranislar ogretirler, bir erkek çocuğuna ilk öğrettikleri şey misafir teyzeye “pipisini” göstermesidir.
İkramı aşırı derecede severler, bu nedenle, lokantada hesabı ödemesine itiraz eden arkadaşını,silahini cekip vuran yalnızca bu uygarlığın mensupları arasından çıkar.
Hiçbir antropoloğun çözemediği bir nedenden dolayı balkonda oturanlara düşmandırlar.
Ne zaman futbol takımları galip gelse o sırada balkonda oturan birkaç kişiyi vururlar.
İnançlarına sadıktırlar, futbolun döner bıçaklarıyla oynanan bir oyun olduğu inancından onları kimse vazgeçiremez.
Edebiyata meraklidirlar,bir dortluk siir okudu diye DİNgilin birini basbakan yapan bu uygarligin,iki dortluk ezberlediginde Cumhurbaskani yapmasi buyuk olasiliktir.
Kadına çok önem verirler, onun için kadınları evlere özenle saklarlar; en büyük arzuları kadınları içine koyabilecekleri bir kasa icat etmektir.
İcat etmek istedikleri ikinci şey ise, komşunun karısını sakladığı kasayı açacak anahtarı yapmaktır.
Teknolojide kimsenin aklına gelmeyen buluşlar yaparlar, şişeyi kıçına vurarak açmak, arabayı tekmeleyerek çalıştırmak, televizyonu yumruklayarak tamir etmek, bu uygarlığın dünyaya armağanları arasındadır.
Rusvetten nefret ederler,İstanbulun fethinden kirk gun sonra Fatih’in,sadrazami Candarli Kara Halil Pasayi,-torik baliklari icinde Bizanstan rusvet alip, kusatmayi geciktirdigi- nedeni ile asmasi bu yuzdendir.
O gun bu gundur muslumanlar rusvet almaktan nefret etmisler sadece vermekle yetinmislerdir.
Muslumanlar harp’i sevmezler,bu yuzden en ileri İslam ulkesi Turkiyede bile sadece 20 tane harp sanatcisi vardir.
Çok eşitlikçidirler, başka devletleri yağmaladıkları kadar kendi devletlerini de yağmalarlar.
Hayvanlari olduresiye severler,bu ugurda yilda bir kez olduresiye sevi fiestasi duzenlerler.
Fikir tartışmalarını severler, bu tartışmaları genellikle daha hızlı bıçak çekenler kazanır.
Mukemmeliyetcidirler,oyle ki mukemmel tasarimci dedikleri tanrilarinin bile tasariminda hata bulup kiz erkek demeden cinsel organlarinda rekonstruksiyon yaparlar.
Bu uygarlık, bozkırlarda doğayla mücadele ede ede geliştiği için, doğaya meydan okumaktan özel bir zevk alır.
Şehirlerini fay hatları üstüne, evlerini sel yataklarına kurarak doğayla dövüşürler.
Kararlıdırlar, bu mücadeleyi her seferinde kaybetmelerine rağmen asla doğaya taviz vermezler.
Romantiktirler,romantizme duskunluklerinden asla isikta sevismezler.
Geleneklerine bağlıdırlar, evlerini çadır gibi, arabalarını at gibi kullanırlar.
Bakimlidirlar,saclarina verdikleri onem nedeni ile baslarina torba gecirirler.
Çok saygılıdırlar, bu uygarlığın katillere gösterdiği saygıyı başka hiçbir uygarlık göstermemiştir.
Bilimseldirler,uyruklari ile dinlerini sentezleyen ilk uygarlik olarak tescil edilmislerdir.
Eğlenceye düşkündürler, pikniğe gidip ormanı yakmak, düğüne gidip damadı vurmak en sevdikleri eğlencelerdendir.
Tasarrufu severler,zaman tasarrufu sagladigi icin pijamalarini yil boyu pantolonun altinda hazir tutarlar.
Bu uygarlığın insanları deneye çok önem verirler, bir mayının patlayıp patlamayacağını üstünde zıplayarak, bir gaz tüpünün infilak edip etmeyeceğini kibrit tutarak anlamak konusunda çok kararlıdırlar.
Kadercidirler, “allahın dediğinin olacağına” inanırlar, allah da her seferinde “kibrit tutulan gaz tüpü patlasın” der.
Meraklıdırlar, bir dahaki sefere “allahın gene aynı şeyi söyleyip söylemeyeceğini” merak ettiklerinden gene tüpe kibrit tutarlar.
Bu konuda, allahın mı yoksa İslam uygarlığının mensuplarının mı daha inatçı olduğuna kimse karar verememiştir.
İsraftan nefret ederler,bu yuzden ayda bir yikanarak su ve sabun tasarrufu yaparlar.
Gururludurlar,karinlari guruldasa da istemez, calarlar.
Yalandan nefret ederler.
Hatta zaman zaman, yalana duydukları nefret gerçeğe duydukları nefretin boyutlarına ulaşır..
Rastlantiya inanmazlar,rastalantiya inanmadiklarindan bu uygarlikta uygar olan birine rastalanamaz.
Paraya hiç önem vermezler, özellikle bu para başkalarına aitse....
İlgilidirler,tsunami feleketinde 300 bin insan olurken onlar mustakbel kaynana Semra ile ilgilenirler.
Cinsiyet ayırımı yapmazlar, bir issiz yerde gezen kadın da erkek de eşit biçimde tehlike içindedir.
Pragmatisttirler,bir tablo ile sustali bicak arasinda tercih yapma durumunda sustaliyi tercih ederler.
Sır saklamakta çok başarılıdırlar, en sıkı şekilde sakladıkları sır ise kendi fikirleridir.
Bu uygarlığın insanlarından birine günlerce işkence yapılsa bile onun gerçek fikrinin ne olduğu öğrenilemez.
Bu uygarlığa yabancı olanlar ve sır saklamanın önemini anlamayanlar, Muselmanlarin fikirleri olmadığını sanırlar.
Kaziklamayi hic sevmezler,bu yuzden yapilarini beton kaziklar yerine kaygan toprak uzerine kurar,icindekileri diri diri gomerler,kaziklarini diger muslumanlara saklarlar.
Bonkordurler,deger vermedikleri maddiyati kendilerine ayirir,deger verdikleri maneviyati ise baskalarina dagitirlar.
Cocuklara cok duskundurler,koynuna alacak kadar….
Muselman dansa cok onem verir.Yasami boyunca esi ile bir kez bile dans etmemis olmasina karsin,-Raks eden DİNgil heykeli- dusleyecek kadar dansi sever.
Bu esi benzeri olmayan hatta gorulmeyen uygarlık için “sonsuzluk” çok değerlidir.
Onun için muselmanlar, ölümün sonsuzluğunu, yasamin kısalığına gozlerini kirpmadan tercih ederler.
Akla herkesten cok deger verirler,bu yuzden onu kullanmaktan sakinirlar.Bu durumu bilmeyenler onlari akilsiz sanirlar.
Sekse onem vermezler,dort kadinla evliligi savunmalari sekse duskunluklerinden degil,bir kadinin yukunu dorde bolmek icindir.Boylece kadinlar yipranmaz,
Matematige ozel ilgileri de takdire sayandir,sayi saymayi fasulye ile degil,karilarini ve cocuklarini sayarak ogrenirler.
Çok paylaşımcıdırlar, bütün dünyaya kendi uygarlıklarını paylaşmayı önerirler.
Ne yazık ki bu iyi niyetleri anlasilamamis, öneriyi kabul eden bir başka toplum çıkmamıştır.