Orijinalini görmek için tıklayınız : Kader...
http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_34.html
Jayjay'in isteği üzerine
:))
işte yine tipik harun yahya işkembecisinin yanar dönerliliklerinden bir tanesi, Benjamin Libet çalışmalarında, insan beyninin insanı yanıltığını şu anki zamanı değil geçmişi yaşadığını tezini ortaya atmıştır, libet e göre her dokunuş, her olay, beyin tarafından yarım saniye sonra algılanıyor, oysaki biz o anı, o anda yaşadığımızı sanıyoruz, ancak libete göre bu böyle değil, yani birisi elinizi tuttuğunda siz o anda sanabilirsiniz, ancak beyin bunu ancak yarım saniye sonra algılayabiliyor.
şimdi bu doğru bir tez bile olsa bunun kaderle allah ile ne alakası var,
bunlar bu tür araştırmaları okuduklarında nerelerinden anlıyorlar da
bu tür bir sonuç çıkarmışlar
meslekdaşım. Pirof. Benjamin Libet, doru sölemiş.Sate pırof olupda yannış bişe söliyebilirmi.*? :?
Yanı ne decekti..
"kader deyemessin*-sen kendin ettin.." mi dicekti.*?deyemes.
nelerse kader eyler..
işallah bize güzel şeler söler. :D
nOTKCablamseninde bayramın kutlu olsun.cml.
Sevgili oridinalüs hem de pırof kardeşim Cemal,
Senin ve tüm Müslüman arkadaşların Kurban bayramı kutlu olsun.
Tüm Hıristiyan arkadaşların noel bayramları da kutlu olsun
ve Tüm İnsanlığın yeni yılları da keza.
ozgur_beyin
03-01-2007, 18:12
Sevgili K.C. *yazan benim *,ismimi yazmayı unutmuşum afedersin
zelzeleci
04-01-2007, 04:34
Merak ediyorum. Bilim ilerleyip de DNA rahat bir şekilde çözüldüğünde bu Yahyacı tayfa 'Kuran harflerinin arapça sayısal değerini mod4'e göre sıraya dizip insan DNA'sı ortaya çıkarabilecekler mi?
ozgur_beyin
04-01-2007, 12:24
sevgili zelzeleci *yalana laboratuar gerekmiyorki.
*merak etme onlar istesin kurandan dna 'nın dizilişinin, sırlarını bile bulurlar
spartacus
04-01-2007, 13:19
"
Normalde tüm algılar beyne iletiliyor. Burada bilinçaltında değerlendirilip yorumlanırken, ben(lik) hiçbir şeyin farkında değil.
...
Bu her düşüncenin, duygunun, algının ya da hareketin, biz şuuruna varmadan önce gerçekleştiğini gösterir ki, bu da geleceğin tamamıyla bizim kontrolümüz dışında olduğunu ispatlamaktadır"
Böyle diyor bay bilgin, modern, engizisyon papazı.
Buna göre, demek ki gelecek yarım saniye gecikmeden dolayı bizim kontrolümüz dışındaymış? O halde
1.Gelecek yarım saniye ile gecikmeli olarak bizim kontrolümüz dahilinde olur mu? Yarım saniyelik gecikme, sürekli bir devirdaim ile düşünüldüğünde bir gecikmemidir?
2. Yarım saniye gecikme olmasaydı, gelecek bizim kontrolümüzde mi olurdu? Buradan kestirme çıkan sonuç, evet, eğer yarım saniye gecikme olmasaydı gelecek bizim kontrolümüzde olurdu. Peki ortada algı gecikmesi mi var yoksa algıların değerlendirilmesi mi söz konusu, algılar değerlendiriliyor, kısaca zaten değerlendirilmesi gerekir...
Böyle bir çalışma ancak böyle bir mantıkla heba edilirdi.
Yarım saniye gecikmeye bir örnek, masa tenisi! Top yarım saniye önde gitmektedir, fakat masanın diğer tarafında topu karşılayacak olan oyuncu, yarım saniye önceden geçip giden ve yarım saniyede masanın bir ucundan diğer ucunu kat eden topu yarım saniye gecikme ile gördüğü için Kadere yenik düşmektedir, yarım saniyelik gecikme, çoktan gelip geçmiş bir topu yarım saniyede görme, Raketi kaldırıp topa vurmasınıda yarım saniyede yapacağına göre, vurduğunuda şuuuuuur ettiğinde *toplamda 1 saniyeye mal olmuştur. Ve tarihde masa tenisi diye bir oyun bu yüzden oynanamamıştır. kader diyelim, yarım saniye farkı olmasaydı, masa tenisi oynanabilirdi değil mi? Ama gel gör ki, parmağımıza dokunan bir cismi algılamak başka ne yapacağına karar vermek başka bir şey iken, bizim bay bilgin, şuuruna varmak ile algıyı çorba edip, sözde kaderi yarım saniye ile açıklayarak halt etmektedir.
"ancak beyin bunu ancak yarım saniye sonra algılayabiliyor. "
Sevgili Gandalf beyin bunu anında algılıyor, birisi elinizi tuttuğunda beyin anında algılıyor, bu bay bilgininde dediği gibi ne yapacağına karar vermesi, değerlendirme yorumlama süreci 300-500 milisaniye oluyor. Değerlendiren, algıyı alanda beyin olduğuna göre değil mi? Beyinimizin benlik merkezi bizimde, algıyı alan yer Tepegözünmü?
Geleceği bilmemek kader olabilir mi? Böyle bir mantık var mı? Gelecek, zaman vs bunlar soyut kavramlar değil mi? Zaman önde giden bir yol ve belirli uğrakları, durakları olan bir şey değildir, zaman sadece ve sadece maddenin hareketinin bir sonucudur, kısaca önce zaman değil madde var o halde gelecekte A kişisinin kim, nasıl nerede ve nasıl yaşayacağını hiç bir şey bilemez. Zamanı anlamanın en güzel yolu, demirdir. 2 Ayrı demiri alırsınız, 2 farklı koşula korsunuz, birisi kuru diğeri nemli, ikiside açığa farklı bir zaman çıkartır. Bu zamanıda Dünyanın güneş etrafındaki turu ile ancak ifade edebiliriz ama demirin paslanması ise bize kendi zamanını verir. Nemli yerdeki demir 2 haftada paslandı, kuru yerdeki az nemli demir 2 ayda paslandı, demek ki neymiş zaman buymuş. Yani demirler zaman geçtiği için(kader) paslanıyor değiller, aksine paslandıkları için ortaya zaman çıkıyor.
"Prof. Benjamin Libet'in deneylerinde bu gecikme 350 milisaniye ile 500 milisaniye arasında değişmektedir, fakat ortaya çıkan sonuç bu rakamlardaki kesinliğe bağlı değildir. Çünkü Libet'e göre bu gecikme olduğu sürece -ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun, bir saat ya da bir mikro saniye olması fark etmeksizin- bizim maddesel olan şu anı yaşamamız, her zaman geçmiştedir. Bu """her düşüncenin, duygunun, algının ya da hareketin, biz şuuruna varmadan önce gerçekleştiğini gösterir ki, bu da geleceğin tamamıyla bizim kontrolümüz dışında olduğunu ispatlamaktadır.49""""
bu yazıya göre biz sadece oyuncuyuz yazılmış bir senaryoyu oynuyoruz.
benlik karar veren mekanizma aklımız yani düşüncelerimiz bile biz karar vermeden gercekleşiyor.
o halde nasıl irademiz var diyebilirizki verilen rollerimi oynuyoruz?
herkes soruya profesorun açıklamasının kadere baglanmasına eleştirerek baslamıs, oysa burda oyle bir kader varki irademizin kontrolunda olmuyan,tamamen yazılmıs bir senaryoyu oynadıgımızı gosterıyor.
cok ilginç hakkaten.bu profesorun yazılarını ve googlede bunu iyice arastırmak ıstıyorum.
Kader diye birşey yoktur.Herşey insanlığın ve doğanın elindedir.Düşüncelerimizle ve hareketlerimizde dünyayı yönetiyoruz. Sonuçta kendi hayatını tabiki de sen belirlersin. Alın yazısı diye bişi yok yani :D
hani bi kapıyı kapayan digerini açıyordu...oynamayın benim kapımLa kardeşim ya :D
BenDeniz
21-05-2008, 12:27
Kadere inanıyorum!Evet...Nerde doğacağımız,Ne zaman doğacağımız,Hangi ülkede nasıl bir düzenek içinde, hangi ailede doğacağımız,Güzel mi,çirkin mi,erkek mi dişi mi?Sakat mı sıhhatli mi doğacağımız...???vs. vs.Bir kaderdir,yada evrenin kendi içindeki bir kanunuda denilebilirdi.
Tek ayrıştığım nokta ise;tüm bunların belli bir plan üzere bir şuurla yapıldığı fikridir, imanıdır.
Kadere inanıyorum!Evet...Nerde doğacağımız,Ne zaman doğacağımız,Hangi ülkede nasıl bir düzenek içinde, hangi ailede doğacağımız,Güzel mi,çirkin mi,erkek mi dişi mi?Sakat mı sıhhatli mi doğacağımız...???vs. vs.Bir kaderdir,yada evrenin kendi içindeki bir kanunuda denilebilirdi.
Tek ayrıştığım nokta ise;tüm bunların belli bir plan üzere bir şuurla yapıldığı fikridir, imanıdır.
Kader, daha insan doğmadan önce planlanmış olmalı.
Örneğin, bugün doğacak olan bebek sayısı diyelim ki 300 bin olsun.
Bu 300 bin çocuğun herbiri önce babasının spermindeki 300 milyon hücreyle bir yarışa girecek ve yarışı kazanarak yumurta ile birleşip döllenecek ve dna'sındaki şifrelere göre bölünerek trilyonlarca hücreye dönüşüp farklı yüz, göz, kulak, vücut oluşturacak.
Yani, Allah hergün doğmasına karar verdiği yüzbinlerce insanı programlayacak ya da meleklerine programlatacak. Onların hangi ülkedeki, hangi şehirdeki, hangi ailenin çocuğu olacaklarına karar verecek.
Doğduktan sonraki yaşanacakları da.
"a1b2c33846 kodlu bebek 402 günlükken yürümeye başlasın."
"a2b3 c1 86539 kodlu bebek 943 günlük iken balkondan düşsün ve ölsün."
Tabi tüm bu programların ayrıntıları da var.
"Annesi balkon kapısını açık unutsun. Tv'deki kadın programını seyretmeye dalmışken çocuk balkona çıksın ve oynarken bir ses duyup iskemleye çıksın, balkondan sarksın ve 6. kattan aşağı çakılsın. Anne feryat figan.."
Hergün bu şekilde her insanın tüm ömründeki fiileri programlayan Allah, tabi ki iyileri, kötüleri, kimlerin cehennemlik ve cennetlik olduklarını da programlamıştır.
Cüz'i irade ise fasa fiso. Allah'ın çizdiği kaderi değiştirecek bir güç olamaz. :)
rastlantı ve zorunluluk ilişkisini kabul etmeyen inanırlarımız böyle bir kader olasılıgını nasıl kabul ediyorlar ona hayret ediyorum. Pantenin yazdıklarına göre böyle bir varlıgın evren dahil tüm bu olasılıkları hesapları yapabilme ihtimali nedir. Ve buna gerek var mıdır, varsa neden gerek vardır.
Düşünün ki sınırsız evrende bir tanrı tüm bu sınırsızlıgı ve kitleyi yönetecek, ondan sonra sınırsız evrende bir kum tanesi bile olmayan dünyadaki insanların yaşamlarına müdahale edecek, o da yetmeyecek 6,5 milyar insanın dualarıyla ilgilenecek. Gerçekten hayret ediyorum. Düşünce şu yüzyılda böyle bir varlık algılayabilir mi.
saygılarımla