Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben de hâlümce Bedreddinem !!
Leipzig Üniversitesi Rektörü ünlü ortaçağ tarihçisi Ernst Werner Büyük Bir Devletin Doğuşu c.2 sayfa 58 de, bir başka tarihçi Kissling’in de tanıklığı ile şöyle diyor :
“Gerçekleştirmeye çabaladığı devlet ve insanlık idealleriyle Bedreddin ,dünya tarihinin büyükleri arasına yükselmiştir. Çağının en güçlü kişiliklerinden ve Mustafa Kemal’e kadar ki en üstün Türk Devlet adamlarından biri sayılabilir.”
Kimdir Bedreddin ?
Sanıyorum bu isim altında yapılacak bir araştırma , Börklüce Mustafa ve Torlakların lideri Hu Kemal hareketi ile birlikte tarihimizin en ilginç ve “soylu” sayfalarının aralanmasına yol açacaktır.
“Yarin yanağından gayrı her yerde her şey de hep beraber” diyebilen ilk öncüllerden birini araştıralım, tartışalım isterim...
Osmanlı tarihçilerinden, “insanların uğradığı meşakkat ve acılardan.karşılaştıkları sosyal güçlüklerden, hele hele halk ayaklanmalarından” hiç bahsetmedikleri için yakınan F.Babinger, bunun tek istisnasının Simavne’li Bedreddin olduğunu söyler.
Saray görevlisi tarih yazarlarının bile görmezden gelemediği ve kendinden sonra gelen bir çok kişiyi düşünceleri,deyişleri ve hayatıyla etkileyen Şeyh Bedreddin Arda ovasında Simavne’de 1358 yılında dünyaya gelir. Babası İsrail Simavne kadısıdır. İsrail ,Orhan’ın oğlu *Süleyman’ın yanında başkomutan yardımcılığı yapmıştır. Kökeni son Selçuklu Sultanı III.Alaeddin Keykubat’a uzanan bir ailedendir. Bedreddin’in dedesi Abdülaziz Osmanlı sarayında görevlidir. I.Murat Abdülaziz’e ailesine de miras bırakabileceği araziler bağışlamıştı..
Bu soylu geçmiş eski bir Türk-Moğol geleneği uyarınca (soyluların kanı toprağa düşmemeli)
cellat kılıç ve işkenceleri ile değil asılarak idam edilmesini sağlayacaktır.Bedreddin Çaydar
adında bir mevlevinin idam fermanını okumasından sonra bir kış günü 1416 da Serez çarşısında asılarak idam edildi.
Serez çarşısı kör,
Serez çarşısı sağırdı...
Şeyh Bedreddin 58 yıllık yaşamına neler sığdırmış ,hangi düşünsel akımlardan beslenmişti ?
Çarmıha gerilerek öldürülen Börklüce Mustafa’nın son sözü “Dede Sultan Eriş.!!” olur. Son nefesini veren Börklüce’nin erişmesini istediği kişi Bedreddin olmalı, ama o erişemeyecek 1416’da “kethudası” Mustafa ile aynı yazgıya boyun eğecekti.
Bu genel bilgilerden sonra Bedreddin’i tanımaya çalışalım...
Sevgili uzmanım ;
Eğer sen sevgili Ahmet Kaya'nın Şafak Türküsü eserindeki:
Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama
Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah.... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan
Her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultanı düşün anne,Şeyh Bedrettin’i
Börklüce’yi Torlak Kemal’i insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusuf’cuk havalansın
Yani benim güzel annem
Alaşafağın da ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet
Giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Bagışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların eline
Sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor
Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek ümit etmek özlemek
Yada mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne
Uçurumlar ki sende büyür
Dağdır ki sende göçer
Ben bayrak derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yine de oğlunu yitirmek
Ne garip şey anne
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan her kadın
Toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim, kavga benim, aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıka gelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçekler içinde bir ülke getirirler...
Ve Usta'nın ise şu dizelerindeki :
Baktı.
Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar.
Git gide yaklaşıyordu bu toprağın sonu
* * * *fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla.
Oysaki onlar bu toprağı,
* * * *bu kayalardan bakanlar, onu,
üzümü, inciri, narı,
tüyleri baldan sarı,
* sütleri baldan koyu davarları,
ince belli aslan yeleli atlarıyla
duvarsız ve sınırsız
bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yarin yanağından gayri her şeyde
* * * * * * * * * * * *her yerde
* * * * * * * * * * * * * * * hep beraber!
* * * * * * * * * * *diyebilmek
* * * * * * * * * * * *icin
on binler verdi sekiz binini..
Yenildiler.
Yenenler, yenilenlerin
* * * * *dikişsiz ak gomleğine sildiler
* * * * * * * * * * *kılıçlarının kanını.
Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi
hep beraber kardes elleriyle işlenen toprak
Edirne sarayında damızlanmış atların
* * * * * * * * * * * * * eşildi nallarıyla.
Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların
* * * * * * * * *zaruri neticesi bu!
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * deme, bilirim
O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim !
Ama bu yürek
* * *o, bu dilden anlamaz pek.
O, "hey gidi kambur felek,
hey gidi kahpe devran hey",
* * * * * * * * * * * * *der.
Gönül adamı isen adın başka da olsa:
Halünce Bedreddin olmanda ne beis olabilir ki ?
sevgili psiko;
Bu güzel şiirlerden sonra söz söylemek düşer mi bilmem...
Ama açtık madem topiği devam edelim..
Ben de hâlümce Bedreddinem demeye...
ŞEYH BEDREDDİN DESTANI'NDAN
Yağmur çiseliyor,
Serez'in esnaf çarşısında
yağmur çiseliyor.
korkak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor,
Serez'in esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkanının karşısında
Bedreddin'im bir ağaca asılı.
Yağmur çiseliyor,
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.
Yağmur çiseliyor,
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor.
Nazım Hikmet
spartacus
10-01-2007, 16:19
Sevgili Frodo güzel konuya güzel giriş yapmışsın. Ben Bedreddin kazanını bilirim, içinde herkese yetecek kadar aşı...
İlk kez Bedreddin ile, Livanelinin söylediği türkü ile tanışmıştım.
"Akdeniz Yakası Aydın elleri...." Türküsü ile... Sonrasında ise Nazım Hikmet'in destanı ile......
...
Sedirde al yeşil, dal dal bursa ipeklisi,
duvarda mavi bir bahçe gibi Kütahyalı çiniler,
gümüş ibriklerde şarap,
bakır lengerlerde kızarmış kuzular nar idi.
Öz kardeşi Musa'yı ok kirişiyle boğup
yani bir altın leğende kardeş kanıyla abdest alarak
Çelebi Sultan Mehmet tahta çıkmış hünkar idi.
Çelebi hünkar idi amma
Al Osman ülkesinde esen
bir kısırlık çığlığı, bir ölüm türküsü rüzgar idi.
Köylünün göz nuru zeamet
alın teri timar idi.
Kırık testiler susuz
su başlarında bıyık buran sipahiler var idi.
Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.
Ve yolların sonu kale kapısında kılıç şakırdar
köpüklü atlar kişner iken
çarşıda her lonca kesmiş kendi pirinden ümidi
tarümar idi
Velhasıl hünkar idi, timar idi, rüzgar idi
ahüzar idi.
...
Sicakti.
Sicak.
Sapi kanli, demiri kor bir bicakti
sicak.
Sicakti.
Bulutlar doluydular,
Bulutlar bosanacak
bosanacakti.
O, kimildamadan bakti,
kayalardan
iki gozu iki kartal gibi indi ovaya.
Orda en yumusak, en sert,
en tutumlu, en comert,
en
seven,
en buyuk, en guzel kadin:
TOPRAK
nerdeyse doguracak
doguracakti.
...
Bakti.
Bedreddin yigitleri kayalardan ufka baktilar.
Git gide yaklasiyordu bu topragin sonu
* * * *fermanli bir olum kusunun kanatlariyla.
Oysaki onlar bu topragi,
* * * *bu kayalardan bakanlar, onu,
uzumu, inciri, nari,
tuyleri baldan sari,
* sutleri baldan koyu davarlari,
ince belli aslan yeleli atlariyla
duvarsiz ve sinirsiz
bir kardes sofrasi gibi acmistilar.
Nazım Hikmet - Şeyh Bedreddin Destanı
http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=373
Sn. Frodo,
Yaktığınız mumun ışığında görebildiklerim;
Google arama motorununu "Şeyh Bedrettin" aramasına karşılık aldığım ilk üç cevabın özeti.
1. Daha önceleri çok dikkatimi çekmeyen bir şahsiyetin hayatı,
http://www.osmanli700.gen.tr/kisiler/ss9.html
2. Biraz daha teferruatlı bir destan denemesi,
http://www.mkutup.gov.tr/n-siir108.html
3. Kendisi ortadan olmayan ama görüşü ortadan birisinin incelemesi,
http://www.osmanli.org.tr/yazi.php?bolum=1&id=361
Şahsen; kaynaklı ve tanımış olduğum bir üstad olan Prof. Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ' ün açıklamaları daha tatminkar,
Destan oldukça duygulu
Kronolojisi oldukça resmi geldi.
Çok derinlemesine incelemek için de doğrusu zamanım olmadı.
Bu yansımalar ile tökezler miyim acaba diye bir sorayım dedim?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Sevgili mhmmd;
* * * * * bahsettiğin linklere hızla bir göz attım.Haklısın 1.link
sıradan bir kronoloji..
* * * * * 2.link nazım hikmet'in Şeyh Bedrettin Destanı (bir kez daha
hayran oldum.Hem kaynaklara vakıf oluşu hem de şiirsel anlatımı nedeniyle)
* * * * * 3.Link ise ehli sünnet'in osmanlı geleneğinde olaylara dar
bir perspektifle bakan bir yazı.Zaten topicte de bu bakış açısının
eksikliğini ( bu eksiklikten dolayı da yanlışlığını ) tartışmak isteğindeyim.
sevgilerimle
Börklüce Mustafa'yla Torlak Kemalin çıkardıkları isyanlar bastırılıp bağlılarının tümü kılıçtan
geçirilince Şeyh Bedreddin, sürgün olarak bulunduğu İznik'ten yola çıkarak Çelebi Sultan Mehmet'in o sırada
bulunduğu Serez'e kendi ayağıyla gelmiş ve boynunu ipe uzatmıştır. Tarih şöyle yazıyor: Çelebi Sultan Mehmet,
Bedreddini karşısında görünce, yüzünüz neden bu kadar sarardı? diye sormuş. Bedreddin de şu karşılığı vermiş:
Güneş, batarken sararır.
Sen bakma havanın durgunluğuna
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Derya dediğin uyur uyur uyanır
Topkapı Sarayı’ndan biraz aşağıya Çemberlitaş’a doğru yürüdüğünüzde sol tarafta yeşillikler içerisinde Türk ocağı olarak işletilen bir yer var. Geniş giriş kapısından bahçeye adımınızı atar atmaz karşınıza sağlı sollu mezar taşları çıkıyor. Ziya Gökalp ve II.Abdülhamit’in karşı karşıya vererek sonsuz uykuya daldığı bu yerde II.Abdülhamit’in mezarına giden yol üzerinde hemen sol tarafta üzerini ayrık otlarının bürümüş olduğu bir mezar taşı göreceksiniz. İşte benim kalbimin yarısı üzerini ayrık otlarının kapladığı o mezarda yatmaktadır.
Her karış toprağı kanla sulanmış Anadolu 1365 senesinde bir büyük doğumu müjdeledi topraklarına. Bedreddin bir diğer namıyla Simavna Kadısının oğlu Şeyh Bedreddin; dağlar, ovalar, zamanlar aşan Bedreddin. Timur’un orduları ile her yeri yakıp yıktığı, Osmanlı’da Beyazıd’ın oğulları arasında taht kavgasının yaşandığı, çoğalan vergiler nedeniyle halkın yaşam savaşı verdiği, açlıktan kırılmaya başladığı bir dönemde kimi durağan tasavvuf ekollerinden birinin gölgesine sığınırak kabuğuna çekilmek yerine “Kalbimin içindeki ateş tutuşuyor. Ve günden güne artıyor, o surette ki kalbim demir de olsa selâbetine rağmen eriyecek” diyerek büyük Anadolu direnişini başlatan Bedreddin.
Gerçeklere ulaşmanın yolunun ancak Allah ile kurulacak yakınlık sayesinde insan üzerinde zuhur edeceğini, insanın kendini içsel serüvenleri sonucunda Allah ile özdeşleştirmesi sonucunda hedefe yöneldiği takdirde cennetin bu dünyada kurulabileceği fikrini benimsemiştir. Uzun yıllar aldığı ilahiyat eğitiminin, engin tasavvuf görüşünün, yüksek bir Allah ve insan *sevgisinin ışığında şekillenen fikirleri Varidat isimli eserde toplanmıştır.. Büyük tasavvuf ilkesi Vahdet-i Vücud, yani insanın Allah ile birliği ekolüne inanır. Bu nedenle insanın yaratılışı ile kendisine bahşedilen canda sadece iyinin, güzelin ve adaletin hükmünün olmasını diler, bunu dile getirir. Onunla aynı fikri paylaşmayanlarca, dinsiz, sapkın ve asi ilan edilir. Bu topraklar bu filmi daha kaç kere izlemeye mecbur bırakılacak. Cemil Meriç ne de güzel söyler bir yazısında. ‘Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, "efendim bizde filozof yetişmiyor" diye ah-u vahlar et’
Şeyh Bedreddin yeryüzünde sadece cehennemi görmüş olan ezilenlere yol gösterdiği için, zamanının idarecileri tarafından bir kötülük kaynağı olarak gösterilmiştir. O yüce kalbinde sevgiden başka bir şey barındırmayan ve yarin yanağından gayri her şeyde ortaklık dileyerek, bu sevgiyi çok sevdiği o ezilen, aç bırakılan, ağır vergiler karşısında beli bükülen mazlumlarla paylaşan Bedreddin’in geleneksel şeriat hükümlerine göre katli zevaldir artık.
Çünkü zamanındaki dini algıya göre ibadet, Allah’a bağlanmak, O’na kulluk etmek biçiminde Allah ulaşmaktan geçerken, Bedreddin’de farklı bir anlam kazanır. Ona göre insanın Allah’a kavuşması bütün kötülüklerden arınması ile mümkün olur. İbadet de ancak bütün kötülüklerden ve bütün çıkarlardan arınmış bir gönülle yapılırsa ibadettir. Aksi insanın sadece kendini kandırması, etrafında olup bitenlere gözlerini kapatması ya da işine geldiği üzere çıkarları doğrultusunda kötülüğü, zulmü desteklemesidir ki bu münafıklıktır ve bu insanlar yirmidört saatini ibadetle geçirse faydası olmayacağı açıktır. İnsanlar düşünce ve fikirleriyle, hareketleriyle, güzeli ve iyiyi bulabildikleri zaman bu doğrultuda Allah’a kavuşabilirler. İşte bu nedenle ibadetin dışa dönük bir görevin yerine getirilmesi gibi, bir çıkarın sağlanması, yani cennete gidilmesi amaçlarıyla yapılmasını açık bir dille ret eder. Ve ona göre Allah’a, ya da O’nun bir sıfatına ulaşmaya çalışan insana yakışan, yarin yanağından gayri her şeyin ortak *olduğu bir toplumsal yapılanmadır. Ezenle ezilen ayrımının olmadığı, geceleri birinin çatlayacak kadar tokken diğerinin aç yatmadığı, insanların mevkilerinden dolayı yüceltilip yine içinde bulundukları sefalet yüzünden horlanmadığı bir dünya… Yani eşitlik ilkesi üzerine yaratılmış olan bu dünyada gerçek eşitlik, sosyal adalet, cennet ve aşk.. Yani Şeyh Bedreddin, gerçek bir İslam önderi büyük bir mutasavvuf olan Simavna Kadısının oğlu Bedreddin ve Bedreddin’in aşkına inanan kalplerini, bedenlerini ve sonunda başlarını bu aşk uğruna asilce feda edecek olan Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve peşleri sıra gelen onbinlerce Anadolu’lu.
Cenneti öncelikle bu dünyada kurmak istemenin bedeli her çağda ağırdır. Yüreğinde ancak gerçek anlamda bir aşk barındıran ve yaşamının her anında bu aşktan beslenen kimseler durmaz, pes etmez ya da ardına bakmaz. Aşk soluk aldırır, düşündürür, insanın her anına bir çoşku salar, ölmeden önce öldürür. Bu dünyada mutluluk bir hayalden ibaret midir bilinmez ancak mutluluğa biraz olsun yaklaşılacaksa bu ancak bütünsel anlamda yani hep beraber olacaksa anlam kazanır işte ancak o zaman değerlidir.
Bedreddin’in asırlar önce dile getirdiği fikirler bu toprakların insanını yüceltir ve onlara layık oldukları yaşamı sunar. Fikirleri önce Ege’de yankı bulur. İzmir, Manisa, Aydın ve Tire yörelerinde binlerce kişi Bedreddin’i destekler, Bedreddin ve arkadaşlarının fikirlerine, aşkına baş koyar, sosyal adaletsizliğe karşı eşitlik söylemi ile ayağa kalkar. İşte o zamanlar Ege’de her şeyin ortak olduğu, ekilenin biçilenin sofralara ortak sunulduğu bir yaşam biçimi yaşanmaya başlar. Ancak bu durum karşısında Osmanlı orduları durmaz. Bozguna uğradığı ilk girişimin sonucunda İzmir civarında ikinci bir saldırı ile binlerce kişiyi kılıçtan geçirir. İzmir bölgesindeki tüm erkek nesil yok olur sağ kalanlar sadece çok ihtiyarlar ve kundaktaki bebeklerdir. Halk hareketinin önderlerinden olan Torlak Kemal ve Börtlüce Mustafa çarmığa gerilerek asılıp şehit edilir.
Ve işte bugün Çemberlitaş Türk Ocağı’nın bahçesinde üzerini ayrık otlarının kaplamış olduğu o köşe mezarda yatan Şeyh Bedreddin bundan tamı tamına 586 sene evvelinde Serez’de yağmur çişeleyen bir günde asıldı ve naaşı *ibret olsun diye bir ağaçta uzun süre sallandırıldı. Bedreddin’in asılırken gülümseyerek söylediği sözler ise asırlar boyu akıllardan çıkmadı, çıkarılamadı.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Mademki bu kerre mağlubuz
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * netsek, neylesek zaid.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Gayrı uzatman sözü.
* * * * * * * * * * * * * * * * Mademki fetva bize aid
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * verin ki basak bağrına mührümüzü
Şeyh Bedreddin bu topraklar üzerinde yaşamış olan en büyük mutasavvuflardandır. Mutasavvuf olmak öyle yüce bir gönül işidir ki hem üstün bir zeka, hem de eşi benzeri bulunmaz bir kalp güzelliği gerektirir. Şeyh Bedreddin de onyıllar boyunca aldığı dini eğitimi insanların eşitlik içinde, kardeşce, ezenle ezilenin olmadığı, birinin tokken diğerinin aç yatmadığı bir dünya düzeni tasavvur ederek benliğinde buluşturdu. Yani aşk ile gerçeği gördü ve bu uğurda ne yapılması gerekiyorsa bu vazifeden asla geri durmadı.
Çemberlitaş Türk Ocağı’nın bahçesinde yatmakta. Mezarının üzerini ayrık otları kaplamış ve bir köşede yapayalnız durmakta.. Bugün resmi tarih kitaplarında sıradan bir asi gibi iki satırla geçiştirilen Şeyh Bedrettin 600 sene evvelinde bize gerçeği fısıldadı aşk ile geldi aşk ile vücud buldu ve aşk ile gitti ama gerçeği bilerek gitti. Ya bugün etrafımıza bakınca gördüklerimiz, onlar ne fısıldıyor bize.. Sus ve otur !
Aziz ruhu şad olsun…
Peren Birsaygılı
Erol Toy'un üç ciltlik bir romanı vardır: Azap Ortakları. Şeyh Bedreddin'in bir başka destanıdır. Tadına doyamayacağınız güzellikte anlatıyor Şeyh Bedreddin'i ve yaşadığı dönemi.
Börklüce Mustafa'yla Torlak Kemalin çıkardıkları isyanlar bastırılıp bağlılarının tümü kılıçtan
geçirilince Şeyh Bedreddin, sürgün olarak bulunduğu İznik'ten yola çıkarak Çelebi Sultan Mehmet'in o sırada
bulunduğu Serez'e kendi ayağıyla gelmiş ve boynunu ipe uzatmıştır. Tarih şöyle yazıyor: Çelebi Sultan Mehmet,
Bedreddini karşısında görünce, yüzünüz neden bu kadar sarardı? diye sormuş. Bedreddin de şu karşılığı vermiş:
Güneş, batarken sararır.
Sevgili dostum: Bu bilgiler,en azından Bedreddin ile ilgili olanlar yanlış. Bedreddin İznikten kalkıp kendi ayağı ile Serez'e teslim olmaya gitmez.Edirne yakınlarında Bedreddin'in güçleri ve .I.Mehmed'in ordusu arasında bir savaş yapılır. Savaşın başında Bedreddin'in yanındaki sipahiler Bedreddin'i terk ederler. Beddreddin Deliorman'a çekilir güçlerini toplamaya çalışırken yakalanır.
seyyah3441
12-01-2007, 00:03
Sevgili Dostlar,
Evet I.Mehmed 'in kuvvetleri tarafından *yakalanıp bir çuval içinde atın terkisinde getirilmiştir malesef o güzel insan.
Ve yarin gül dudağından başka herkesin mmalı herkesindir dediği için açamadan *kopartılmış o gül tomurcuğu başı bedeninden.
Ölümü için fetva verecek ondan üstün zamanın din alimi olmadığı ve mevcutların hemen hepsi onun öğrencisi olması sebebi ile kendi idam fetvasını kendisi verip altını kendi mührü ile *mühürlemiştir.
Bu ne yüceliktir ki amacı şeriata uygun idam edilmesini sağlamak ve inandığı değerlere *halel gelmesini engellemeye çalışmaktır.
Allah rahmet eylesin ışıklar içinde yatsın.
Şeyh Bedreddin olgusunu kavrayabilmek için şu bilgilere sahip olmamız gerekir.
a) Dönemin sosyal gerçekliği
b) Dönemin siyasal hareketliliği
c) Bedreddin’in düşünsel evrimi ve bu evrimin ulaştığı yer.
Sıkıcı olmaması *için bu başlıkları mümkün olduğunca birer “post” olarak yazmak
niyetindeyim. Böyle bir kaygı ister istemez bazı eksiklikleri taşıyacaktır. Bu anlamda sizlerin katkılarını bekliyorum...
* * * * BEDREDDİN’İN DÜŞÜNSEL EVRİMİ
Aslan kendi tarihini yazmayı öğrenene kadar, bilinen “Avcıların” tarihi olacaktır. Aklımda böyle kalmış bir yerlerde okuduğum Afrika atasözü..
Şeyh Bedreddin ayaklanmasını sıradan bir asinin , dinden çıkmış bir rafizinin hezeyanları olarak *gören tarih, “avcıların” tarihidir.
Bedreddin mesleki yaşamına “sünni” bir din adamı olarak başlar..Bu yaşadığı dönemin baskın şii etkili tasavvufuna uzak, mesafeli bir başlangıçtır. Astronomiye tıbba ilgilidir.
Bilmek, öğrenmek tutkusu onu uzun yolculuklara sürükler .Kahire, Bağdat, Halep,Mekke bu tutkuyla ulaştığı yerlerdendir.
Kahire’de Ahlati’ye mürit olur. Yine bu dönemde Hıristiyan düşüncesini baldızı Meryem (Maria) öğrenir. Bu köken daha sonra hareketine katılan veya ondan saygıyla bahseden
grek Hıristiyan dünyasının gönül kapılarını açacaktır. (Aslında bazı kaynaklar Hıristiyan teolojisine vakıf oluşunu *Bursa’da karşılaştığı *Platoncu *Hemitasdas ve onun hocası * Elisayos’a bağlarlar. Ki bu görüş Bedreddin’in sonunda ulaştığı materyalist-panteizmine açıklama getirmesi bakımından dikkate değerdir.) Ahlati’nin halefi olur ve onun postuna oturur. Memlük Sultanının dikkatini çeker ve Sultan Berkuk döneminde şeyhülislam olur .
Burada da fazla kalmaz ve Gurkan (damat) Timur ününü duyduğu bu alimi çağırır.Tekrar
yola düşer. Halep’te onu bin kadar Türkmen karşılar. Onda babai geleneğinin vaazlarını ve başkaldırmasını ummaktadırlar. (menakıpname) .Yoluna devam eden Şeyh Timur’la tanışır. Dini *konularda sohbetler yaparlar.Timur onu Semerkand’a götürme dileğindedir, ancak Bedreddin bu kan dökücü Handan hoşlanmaz ve ayrılır yanından. (Timur bu arada Anadolu
içlerine doğru sefer halindedir ve Bedreddin onun ordusundan kaçan Türk birliklerine lanet-
ler yağdırır .)
Anadolu’da dolaşmaya devam eder Bedreddin. Karaman beyi ile tanışır. Bu arada ardeşi
I.Mehmed’in yanında kalan Musa ile tanışmış olması da muhtemeldir.Aksaray’da tanıştığı Şeyh Hamit bin Musa onu “imamiye” mezhebine kutsar.Anadolu’da yaşayan tüm fikri-dini akımları öğrendiği bu süreç onun ileride yazacağı Varidat adlı eserinde ortaya koyacağı “hümanizm” temelli tüm düşüncelerin de kaynağı olacaktır.
Nihayet Edirne’ye yönelir. Kütahya yakınlarında yolu Torlaklarca kesilir. Orta asya geleneklerini hala taşıyan bu Türkmen gurubu onu Tebriz ve Kahire’de saraylarda dolaşmakla suçlarlar. Ancak konuşmalarla Bedreddin’in karizması onları da etkiler ve onu kendilerine “Şeyh” ilan ederler. Bursa’ya kadar ona eşlik ederler. Bursa’da da etrafını yoksul köylüler esnaf ve zanaatkarlar kaplar. Torlakların şefi Hu Kemal daha sonraları Bedreddin ayaklanmasının temel taşlarından biri olacaktır.
Şeyh Bedreddin N.Filipoviç’in aktardığına göre grek rahipler şöyle sesleniyormuş;
“Dinlerimiz ayrı olsa bile hepimiz o gizli gerçeği arıyoruz.Hepimizin efendisi bir, hepimiz gerçeğin kölesiyiz.” Bu her ne kadar “gel kim olursan ol yine de gel” diyen tasavvufçulara benzese de Bedreddin onlardan kesinlikle ayrılır. Çünkü o sadece bilmek ve ifade etmekle kendini sınırlamaz. O dünyanın değiştirilmesi gerektiğine inanır. Din adamının aynı zamanda dünyevi görevleri olduğunu hatırlatır. Çevresinde yaşanan toplumsal haksızlıklara seyirci kalmaz. Hizmetkarım dediği Börklüce Mustafa gibi erken bir “komünü” hayal etmez Şeyh Bedreddin. O daha çok ayakları yere basan bir reformcu-devlet adamıdır.
dersimmm
24-01-2007, 13:46
“Yarin yanağından gayrı her yerde her şey de hep beraber”
işte komünizmin özü
bu düşünceyi bedreddin'den sonra ona en yakın mustafa suphi savundu
anıları kalbimizde yaşıyor, mücadeleleri mücadelemize ışık olsun
hiramusta
24-01-2007, 21:00
İsyancı bir sufinin darağacı yolculuğu,
Şeyh Bedreddin destanı;
http://www.seyhbedreddin.net/index.asp?sayfa=seyhbedreddin
deli_cevat
24-01-2007, 22:14
Nazım Hikmetof Yoldaş Peyami Safa`ya yüksekten bakıyor. "Okuman lazım evlat" diyor. Peyami Safa`nin Hikmetof Yoldaştan daha okumuş. yüksek kültürlü olduğu muhakkak olmakla beraber acaba Hikmetof Yoldaş el aleme "okuman lazım" diyecek kadar okumuş mudur? Ben bunu hiç ummuyorum. Eğer Hikmetof Yoldaş biraz okumuç olsaydi Türkmenistan`da budizm dininin bulunmadığını ve Simavneli Şeyh Bedreddin`nin komünist olmadığını bilecekti. Malum ya, Hikmetof Yoldaş ilmi, siyasi, içtimai, tarihi hakikatlerle (?!) dolu olan şiirlerinin (?!) birinde kendilerinin (yani komünistlerin) vaktiyle Şeyh Bedreddinle beraber ayaklandıklarını söylediği gibi başka bir şiirde de Türkmen kayıkçıyı Türkmenistanlı bir buda heykeline benzetiyor. O halde ben de kendisine şöyle söylüyebilirim: "Okuman lazım Yoldaş!Buda dini Türkmenistan`a tarihin hiçbir devrinde girmemiştir. Türkmenistanlı Buda heykeli demekle İskoçyalı Safii imami demek arasında fark yoktur ve Şeyh Bedreddin senin sandığın gibi bir komünizm mübessiri değildir. O`nun ne olduğunu senin bugünkü ilmin, kafan ve seciyen anlıyamaz. Okuman lazım Yoldaş! Mujikistan cambazhanesinde size bunları elbette öğretemezlerdi. Okuman lazım, okuman!"
Nihal Atsız isimli şuursuzdan inciler heyt be atsız keşke bu foruma üye olsaydında seni elimin içinde oynatsaydım ama teknik olarak imkansız
dersimmm
27-01-2007, 17:39
turancı-kemalist atsız dan ancak böyle sözler çıkabilir
deli_cevat
28-01-2007, 00:22
dersim şu adama kemalist deme rica ediyorum *bak aşağıda bu adamın vasiyeti var
Yağmur Oğlum!
Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır.
Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.
Tanrı yardımcın olsun!
Nihâl Atsız
4 Mayıs 1941
Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale’de kalmış askerlerin annelerini engin insan sevgisi ile
“Ey çocuklarını bu ülke topraklarında bırakan anneler, onlar için üzülmeyiniz, onlar bu topraklar için çarpışırken bu toprağın çocukları oldular, şimdi, Türk kardeşleriyle birlikte yan yana uyuyorlar”
Atatürk milliyetçiliği kafatası milliyetçiliği değildir al bir tane daha kendi sözü
"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir."
bi yanda kendi ırkından başka tüm ırkları kendine düşman edinen faşizmin ve ırkçılığın doruk noktası bir yanda *bu da kendi ülkesine bilmem kaç kilometre uzaktan gelen akif'in bile
"kimi yamyam kimi bilmem ne bela" diyecek kadar değer verdiği insanlara Atatürkün tüm humanist duygularının doruk noktası
şimdi elini vicdanına koy ve söyle nihal atsız Kemalistmi ?
dersimmm
28-01-2007, 16:24
Komünizm bize düşman bir meslektir.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * nihal atsız
deli_cevat atatürk değil midir komünizme karşı olduğu için mustafa suphi'yi öldürten
hem bak ağzından nasıl bal damlıyor:
"Biz ne bolşeviğiz ne de komünist;ne biri ne diğeri olamayız.
Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız."
-Mustafa Kemal Atatürk
İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * nihal atsız
atatürk değil midir batıya güvenmeyin, araplarla işbirliği yapmayın diyen?
Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *nihal atsız
kemalistler değil midir kürt isyancısı şeyh said'in isyanını dini bir isyan gibi gösteren. sen böyle bir şey yok diyebilirsin, sana adresi vereyim oku
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=352
ayrıca yıllarca korumalığını yapmış olan topal osman'ı bir kalemde silen atatürk değil midir?
sayın deli_cevat ben nihal atsız'ın buradaki sözlerin de kemalizmle çelişen hiç bi şey görmedim, sebeblerini de yukarı da açıkladım
yorum senin
"atatürk değil midir komünizme karşı olduğu için mustafa suphi'yi öldürten"
Dersim, bu iddianı kanıtlamadığın takdirde ikinci kınamayı ve son uyarıyı almış olacaksın.
deli_cevat
28-01-2007, 21:01
dersim Atatürkün söylemediği 3 kuruşluk ülkücü takımının kendilerini meşrulaştırmak için bi tarafından sıktığı sözleri bana söyleme kendi 5 ilkesinin 3 tanesini bolşevik devriminden alan bir insan biz bolşevik olamayız DEMEZ bunlar kurtçukların uydurmaları
bir ikincisi
batıya sen güvenmek istiyosan biz seni tutmayalım abd emperyalizminin dünyadaki bir numaralı destekçisi olan avrupaya güvenilmemesini söyleyen bir insanı bunları söylediği için eleştirmek bir sosyalistin söylemesi gereken şeylerden değildir
kemalistler değil midir kürt isyancısı şeyh said'in isyanını dini bir isyan gibi gösteren
bu konuda pek bir bilgim yok ama ne farkeder ha şeriatçı bir hareket ha ayrılıkçı ikiside devrimin karşısında duran hareketler
topal osman nerden çıktı bu konuyuda biraz aç ne alakası var ırkçılıkla şimdi ?
Sevgili Deli_Cevat;
Ben bir Kemalist değilim. Komünist de değilim.
Kemalist olmayışım, Atatürk aleyhindeki yalan ve iftiralar karşısında *susmamı gerektirmiyor.
Bir iftiraya karşı çıkıp gerçeği açıkladığımda da bu Kemalist olduğumu göstermez.
Bu arada, Kemalist olunabilir, bir sakıncası yok ancak imzama bakıldığında bunun benim yapıma aykırı olduğu kolayca görülebilir.
Aynı şekilde bir kapitalistin, bir faşistin komünizme karşı olan söylemlerine de karşı durup savunma yapmamın nedeni komünist oluşumdan değil, anti-emperyalist, anti-faşist oluşumdandır.
Ancak bunu şovenistlere anlatamazsınız, anlamazlar..
Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı hakkındaki gerçeği yakında bir başlıkta işlemeyi düşünüyorum.
Şeyh Sait isyanını defalarca yazdık, tartıştık bu forumda. Ama bin kere de gerçeği koysanız ortaya şoven, şovence davranacak ısıtıp ısıtıp tekrar önümüze getirecektir. Can Dündar'ın parmak bastığı konu, Said'in dinci isyan yapmadığı değil, bunu kabul etmediğidir. Biliyoruz ki Molla Sait Kürt-İslam isyancısıdır.
Gerekirse Topal Osman konusunu da işleriz. Hepsinin yanıtı, açıklaması var.
Ancak ikide bir de Atatürk'ün soyunu soranlar, soyu ortaya döküldüğünde resmi belge isteyenler, resmi belgeleri de ortaya koyduğunuzda "bunlar eski yazı, anlaşılmıyor" diyenler bilmelidirler ki bu vatan için emperyalistlere karşı vuruşanlar soyu, ırkı, cinsi ne olursa olsun şan ve şerefleriyle halkımızın ve tüm ezilenlerin kalbindedir.
dersimmm
28-01-2007, 23:29
kurtcuların uydurması diyorsun deli_cevat
atatürk bir zamanlar paralara kurt resmi bile koydurttu. neyi ispatlamaya çalışıyosunuz anlamıyorum.
umarım ortaya atatürk komünist'tir iddiasını atmazsınız
Sayın panteidar,
Atatürk bir tane değil!
Atatürk hayatı boyunca da çeşitli siyasi durumlar gereği birbirine zıt söylemlerde bulunmuş bir liderdir.
İşte bu yüzden de Türkçülerde,ülkücülerde,solcularda hatta dindarlar bile onda kendinden birşeyler buluyor.
Elinizi sallasanız Kemalist'e çarpıyor. :)
Tabii saygımız sonsuzdur!
..
* * * Ben bir komünistim, kemalist de degilim. Kemalistlere pek yakın durdugum da söylenemez. Ancak bir kaç meseleye deginmek istiyorum.
* * *Birincisi Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu devrimini gerçekleştirirken en büyük yardımı bolşeviklerden almışlardır. Bunun bolşevikler açısından gerekçesi emparyalist zincirin en zayıf oldugu halkadan kopacagı ile ilgili Lenin!in tezidir. Bu yüzden bolşevikler tüm dünyadaki ezilen ulus hareketlerini destekleyerek onlara maddi manevi katkı saglamışlardır.
* * *Mustafa kemal bir taraftan bolşeviklerle anlaşırken diger taraftan da bolşevizmin ezilen halklar üzerindeki prestijinden yararlanmak için resmi bir komünist partisi kurdurmuş ve pek çok kuvvayi milliyeciyi de buna üye yaptırmıştır. Bu meseleler tartışılırken de Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ciddi bir biçimde bolşevizmi tartıştıkları, fakat bizim ülke şartlarına uymadıgına karar verdikleri tarihlerde yazılıdır.
* * *Komünist ilerlemeyi bir şekilde engelleyen Anadolu hareketi Mustafa Suphi ve arkadaşlarının idam hükmünü bolşeviklerle birlikte vermiştir. Kazım Karabekir'i emriyle yurda sokulmayıp dolaştırılan bu insanların öldürülmelerine en azından bolşevikler de yeşil ışık yakmıştır. Aynı dönemde Ermeniler üzerine yapılacak bir hareketi Ruslar ne der diye erteleyenlerin bu kıtaale cüret etmeye teşebbüs edemeyecekleri aşikardır. Tarihi, tarih gibi okumak istiyorsak meseleyi iki boyutu ile de görmemiz gerekmektedir.
* * *Topal Osman Mustafa Kemal'i canı kanı pahasına koruyan bir çete reisi idi. Kahramanlıkları varittir. Ancak bu adam mebbus şükrü beyi öldürünce ipler kopmuştur. İsmail Tekçe komutasındaki muhafız birligi ile çatışma esnasında öldürülmüştür. Üstelik de Mustafa Kemal'in bu yüzden yer degiştirdigi de yazılıdır. Burada bireysel olarak tavır koyan ve astıgı astık bir çete reisi ile devlet olmak isteyen bir zümrenin çelişkisi yaşanmıştır. Aynen Çerkez Ethem örneginde oldugu gibi.
* * * Dersimm, Kürt Said'in isyanıyla ilgili bir belgeyi bizzat genelkurmay tarihinde "Irkçılık mı"başlıgında verdigimi hatırlıyorum. Bu isyanı din kisvesi altında sunan bizzat isyancılardı. Genelkurmay tarihi Kürt isyanı olarak çıksalardı çok ciddi güçleri olurdu itirafını yapmaktadır. İlgili sayfalara bakılabilir.
* * * *Mustafa Kemal'in soyu sopu neden bu kadar ilgi çekiyor anlayamıyorum. Velev ki anası da belli degil babası de ; ne degişir, eyleminin muhtevasını mı karartır. Var mı böyle bir babayigit çıkıp ta bunu iddia edebilecek. Annelerimizden başka hiç bir kimse hiçbirimizin babalarının kimligini bilemez, DNA testi yaptıramadıgımız müddetçe. Bu bir gerçektir. Kaldı ki şayet herhangi bir kişi asalet iddiasında bulunmuyorsa bunun bir kıymet-i harbiyesi de yoktur. Mustafa Kemal'in ana baba soyu ile ugraşanların bir tek amacı vardır. O da halkın geri kalmış, ilkel, dinsel soy güdülerine hitap ederek bundan prim yapabilmektir.
* * * *Kemalistleri de anlayamıyorum. böyle bir tartışmayı ciddiye bile almamak gerekiyor. Üzerinde bile durmak gerekmiyor, ama ne hikmetse bir kendini bilmez böyle bir şey iddia edince hemen aslan kesiliniyor. Sormazlar mı adama kardeşim sen veraset memurumusun sana ne soyundan sopundan diye. Ancak ırkçılık ve milliyetçilik insanlarımızı öyle bir şartlanmışlaga sokmuş ki sanki birinin soyu sopu belli olmayınca tarihsel degeri yara alacak.
* * * *Aslında burada suçu yine kemalistlerde aramak lazım. Öyle bir tek mabudlu panteon yarattılar ki karşı taraf ta bu tanrısal iddialara karşı, tanrıların soy kütügü masalını ortaya dökerek yanıt vermeye çalışıyor.
* * * *Mustafa Kemal'in ölümünün üzerinden 69 yıl geçmiş. Artık da ortada 1927 kadro hareketi ile teorisi yapılan kemalizm falan kalmamış . Bugün Tayyib de kemalist, Kenan Evren de hatta söylemlerine bakarsanız Abdullah Öcalan'da. Apo'yu okursanız Mustafa Kemal'den övgüyle bahsettigine tanık olur hayret edersiniz. (Bu konuda şayet yasaklanmamışsa ve de varsa Ali Fırat takma adıyla yazdıgı kitaplara bakılabilir. )
* * * Şayet sosyalizmden bahsedenler var ise aramızda 3. Enternasyonel belgelerinden kemalizm tahlilinı ve Mustafa Kemal'in nitelendirilmesini bir göz gezdirsinler. Ondan sonra 1920 lerdeki Anadolu hareketinin anti emperyalist mücadelede enternasyonelist işçi sınıfı hareketinin birinci derecede müttefiki oldugunu görebilsinler.
* * * Şayet aramızda anti emperyalist olanlarımız varsa Anadolu kareketinin anti emperyalist niteligi ile aristokrasiye ve gericilige ciddi bir darbe vurdugunu , bu harekete sınıf temeli olabilecek ulusal bir burjuva ve işçi sınıfı oluşmadıgını, bu hareketin, sermaye birikimini saglayabilmek için, yukarıdan aşşagıya dogru bir üstyapısal devrimler ile geliştigini, bunu yapabilmek için de eski düzenin takipçilerini yok etmekten çekinmedigini görebilsinler.
* * * Şayet yurtsever olanlar var ise aramızda bu ülkenin misak'ı milli sınırlarının bütünlügünün korunması için verilen bu mücadelenin önderinin kurucusunun Mustafa Kemal oldugunu, ve onun örgütçülügü ile bu ülkenin yeni bir devlete kavuştugunu görebilsinler.
* * * *Mustafa Kemal'i eleştirmek isteyenler ise belden aşşagıya vurmaya çalışmasınlar. Onunla aynı düşüncede olmayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz de ama bu dedikodular tarzında olmamalıdır. Fikirlerini ortaya koyun ve eleştirin. Örnegin *"sınıfsız ve imtiyazsız bir milletiz" söylemi dogrumudur. Ne Mutlu Türküm diyene lafzı diger milliyetler için ne anlam ifade eder. Bir Türk dünyaya bedel olabilir mi. Ya da İsmet İnönü'nün tasviyesi bir devlet içi mücadele mi idi, gibi
* * * * Bunlar tartışılabilecek bazı başlıklardır bana göre. Ancak soyla sopla dedikodu ile ugraşmanın bizde atasözü olarak bir karşılıgı vardır "Kedi ulaşamadıgı cigere mundar dermiş" denir. Bu tür dedikodu ile prim yapmak isteyenlere ise en güzel cevabı İsmet Paşa vermiş :
Hadi canım sende.
* * * * Mustafa Suphi konusu açılırsa o konuda söyleyeceklerim olacaktır, ama bu başlık altında bu kadarı yeterlidir sanıyorum.
* * * * saygılarımla
dersimmm
29-01-2007, 15:12
Dersim, bu iddianı kanıtlamadığın takdirde ikinci kınamayı ve son uyarıyı almış olacaksın.
sayın pante mustafa suphi başlığına atatürk'ün konuşmasını koydum. umarım görmemezlikten gelmezsin. ispatı odur
Nihal atsızın herkes düşmanı bu adamın hiç dostu yokmu kendine bile düşmandır .
deli_cevat
29-01-2007, 18:23
pante abi merakla bekliyorum yapacaklarını...
kurtcuların uydurması diyorsun deli_cevat
atatürk bir zamanlar paralara kurt resmi bile koydurttu. neyi ispatlamaya çalışıyosunuz anlamıyorum.
zaten Atatürk ülkü ocaklarının müptelalarındandır kendisi defalarca komunistlerle kavgaya karışmıştır hatta dövüşte satır kullanmak onun sünnetidir
dersimmmm kendine gel ordamısın
paraya kurt bastırması ümmet bilincinden millet bilincine doğru yaptığı geçişi desteklemek içindir ülkücü olduğu için değil
umarım ortaya atatürk komünist'tir iddiasını atmazsınız
Atatürkün sosyalist olup olmaması umrumda bile değil sadece anadoludaki en büyük anti-emperyalist zaferin sahibidir ayrıca sosyalizme doğru gidebilecek bir yolu açmıştır bide tüm bunların üstüne hayatta en hakiki mürşid ilimdir fendir diyip materyalizmi de benimsetmeye çalışıncaaaa bana ana avrat sövmüş bile olsa umrumda değil bu halk için tarihte daha iyi bişey yapmış hiçkimse yokken elimizi belimize dayayıp mahalle karıları gibi oturduğumuz yerden vatan memleket kurtarmak kimini vezir kimini rezil yapmak olmaz hele Atatürk gibi birisine sudan sebeplerle çamur atmak hiç olmaz
bak dilaver abim ne güzel yazmış
fakat bizim ülke şartlarına uymadıgına karar verdikleri tarihlerde yazılıdır.
bu laftan sosyalist olmadığı çıkarılamaz sadece yüzyıllardır şeriat ile yaşamış koyu bir islam devletinin küllerinden sosyalist devlet kurulmaz demek istediği çıkarılır
gene dilaver abimden
Mustafa Kemal'i eleştirmek isteyenler ise belden aşşagıya vurmaya çalışmasınlar. Onunla aynı düşüncede olmayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz de ama bu dedikodular tarzında olmamalıdır. Fikirlerini ortaya koyun ve eleştirin. Örnegin *"sınıfsız ve imtiyazsız bir milletiz" söylemi dogrumudur. Ne Mutlu Türküm diyene lafzı diger milliyetler için ne anlam ifade eder. Bir Türk dünyaya bedel olabilir mi. Ya da İsmet İnönü'nün tasviyesi bir devlet içi mücadele mi idi, gibi
* * * *Bunlar tartışılabilecek bazı başlıklardır bana göre. Ancak soyla sopla dedikodu ile ugraşmanın bizde atasözü olarak bir karşılıgı vardır "Kedi ulaşamadıgı cigere mundar dermiş" denir. Bu tür dedikodu ile prim yapmak isteyenlere ise en güzel cevabı İsmet Paşa vermiş :
Hadi canım sende.
dersimmm
29-01-2007, 18:57
anti-emperyalist neden mustafa suphi'yi öldürtmüştür. ispatın ne dersen mustafa suphi başlığına atanızın mecliste ki konuşmasını koydum
MADEM Kİ BU KERRE MALUMUZ NETSEK NEYLESEK ZAİT,
MADEM Kİ FETVA BİZE AİT VERİN Kİ BASAK BAĞRINA MÜHRÜMÜZÜ
kurt_cobain
07-05-2007, 18:13
tamam iyi hoş da bu herif yarin yanağını da paylaşalım diyordu.aynı şeyi börklüce de söylemişti.onlardan daha önce gelen ve fazla bilinmeyen mazdek de.yani bu herifler yarı da paylaşıyorlar.sakat abicim sakat.
spartacus
07-05-2007, 19:40
kurt_cobain
Böylesine götürü ile laf söylemek sakat. Sakat abijim sakat, ok?
şimdi mum söndüde yapıyorlardır değil mi? Seni gidi seni!
bende halimce bedreddinem...frodo çok teşekkür ederim bu yazıların için
prometheus4517
05-09-2008, 15:24
Herkesi yazdıklarından ötürü takdir ederim.
Sayın dilaver e özellikle teşekkürü borç bilirim.
Yazılanları dikkatle okudum. Konu şeyh saitten atatürke dolaşmış Zaten türkiyedeki hangi olayı hangi kişiyi farklı görüşlerden insanlarla oturup incelesen karşına atatürk çıkar. Nitekim Kenan Evren'de hangi taşı kaldırsam altından Atatürk çıkıyor demişti. (Kendisi farklı birşey söylemek istemiş fakat altbilinci bunu söyletmiş herhalde).
Şeyh Sait Asıl adıyla Said-i kürdi yi incelemek için bana göre en güzel kaynak Uğur Mumcu üstad'ın yazdığı Kürt İslam ayaklanması adlı kitaptır. Kürt ayaklanmalarının neredeyse hepsi dini karakterlidir ve neredeyse hepsi dış desteklidir.
Atatürk'ün onlarca görüşten insanları bir çatı altında toplayarak yıkılan bir imparatorluğun küllerini süpürüp yepyeni bir devlet kurduğu tartışmasız bir gerçektir. Bunu yaparken elbette ki bütün fikirleri bütünleştiren kucaklayan birisi olması öngörülür. Kendisi başkomutan, cumhurbaşkanı iken kimi görmezden gelse daha sonra zarar olacağını çok iyi biliyordu. Fakat Atatürk'ü incelerken öncelikle psikolojisine inmek gerektiğine inanıyorum. "Çocukluğu'na inmek" deyimini de kullanabilirsiniz. Bu tür bir inceleme yaptığınızda emin olun hepiniz kendinizden birşeyler bulacaksınız. Birçok söz Atatürk'e mal edilmiştir. Hatta cetvelle kafatası ölçtüğü bile iddia edilmiştir. Ben bunları mesnetsizlik olarak görürüm. Bilimsel temelde kabul görmüş yayınların dışındakileri artık okumuyorum ciddiye bile almıyorum. Nutuk yeterlidir.
Nitekim kendisinin not defterlerinden bir cümle:
Evvela sosyalist olmalı maddeyi anlamalı.
Buyrun burdan yakın.
Kaygusuz
14-02-2009, 23:15
Seyh Bedrettin, ne kadar gururlansak az, bu topraklarda yüzyillar öncesi Enternasyonalin düsünceleri ortaya cikmis, ortaklar köyü olan paris komünü'nü kurmuslar.
"Yarin yanağından gayrı her yerde her şey de hep beraber" bizim millet icin illa böyle "Yarin yanağından gayrı" durumunun belirtilmek zorunda olmasi ne aci :(