slycako
07-02-2005, 23:21
Evrenin ve dünyanın yaratılışının,canlıların ortaya çıkışının aşamalı mı yoksa birdenbire mi olduğu İslam yorumcuları arasında da tartışılan bir konu. Kimileri Kur’an’da aşamalı yaratılışa, hatta evrime ilişkin anlatımlar bulurken kimileri buna karşı çıkar. Daha doğrusu evrime ilişkin bilimsel teoriler ortaya çıkmadan önce, herhalde kimse, Kur’an’da aşamalı yaratılışa ya da evrime ilişkin bir şeyler bulmaya gayret etmiyordu.
Kur’an’daki yaratılış konusu incelenirken evrendeki herşeyin insan için yaratıldığı anlayışı gözden kaçırılmamalı. Yıldızlar, dağlar, denizler, hayvanlar vs..tüm evren adeta insan için düzenlenmiştir. (Bkz.Bakara 29, Casiye 13) Başlı başına bu düşünce bile evrimsel gelişimin sonuçlarına uymaz. Çünkü insan da, sürekli bir gelişim ve değişim içinde olan diğer canlı dallarından yalnızca biridir. Bu anlamda herşeyin ona göre düzenlendiği, halifelik, vekillik gibi kutsal bir niteliği yoktur.
Çoğu dini inanışta ortaklaşılan bilgi, yaratmanın 6 günde olduğudur. Bilindiği gibi buna ilişkin Kur’an’da en açık bilgi Fussilet Suresi’nde. Buna göre yer 2 günde, dağlar, rızıklar, bereketler vb. 2 günde ve sonra gökler 7 kat olarak 2 günde yaratılıyor. Enbiya Suresi’nde (30) gökler ve yerin yapışıkken ayrıldığı söyleniyor. Demek ki yer yaratılıp düzenlendikten sonra, o sırada duman halindeki gökler yerden yapışıkken ayrılmış ve 7 tabaka halinde “direksiz” olarak “bina edilmiş”. Önce göklerin yaratıldığına dair kimi ifadeler de var. (Naziat 27-30) Hangisinin önce yaratıldığını kesin olarak bilemiyoruz. Bitkiler, hayvanlar ve dünyadaki diğer şeyler açıkça belirtilmiyorsa da ikinci 2 gün içinde yaratılmış olmalı. Rızıklar dendiğine göre bitkiler ve hayvanlar bu sırada yaratılmış olmalı. Kimi tefsirciler de böyle yorumluyor sıralamayı. Bu anlatılanlara karşılık olarak evrenin, dünyanın milyarlarca yıllık oluşum süreci hatırlatılır bilindiği gibi. Canlılığın oluşumu da milyonlarca yıl alan bir süreçtir. Bu durumda yorumcular 6 günün 6 devir anlamına geldiğini söylerler. Örneğin Ö.N Bilmen, henüz gökler, güneş vs. yaratılmadığından gün kavramından bahsedilemeyeceğini, bu yüzden bunu 6 devir olarak almak gerektiğini söylüyor. Aynı yorumcu, ortada güneş yokken, bitkilerin ve tüm canlılığın nasıl ortaya çıktığını pek dikkate almıyor aynı titizliği gösterip. Fussilet 9. ayetin başında “yeri iki günde yaratanı yok sayıp eşler mi koşuyorsunuz?” denmekte. Yeri iki gün kadar kısa bir sürede yaratmanın olağanüstülüğü vurgulanıyor. Aslında ayet kendi içinde bildiğimiz gün kavramına işaret ediyor. Bir de türlü nedenlerle “devir” yorumu benimsenmeye çalışılıyor ama ayette neden doğrudan 6 devir denmediği açıklanmıyor? Burada çerçeveyi genişletip dinler tarihinde neredeyse tüm inanışlara yayılmış 6 gün kavramına bakmak gerekiyor. Kur’an aslında bu anlayışı tastikleyip sürdürmekten başka bir şey yapmamıştır. Tüm inanışlardaki veriler 6 günü işaret ediyorken Kur’an’ın birden bire 6 devri kastetmesi tarihsel olarak da anlamlı değildir. Bu arada evren, “gök” ortada yokken bunların yanında toz zerresi kadar kalan dünyanın önce yaratıldığına dair bir söylem var. Bunların gök ve yer olarak birbirinden bu kadar ayrı şekilde varolan nesneler halinde alınması yaratılış mantığınca anlamlıdır ama gerçeğin böyle olmadığını biliyoruz. Gökyüzü, evren hep, kubbe gibi katı, yerin üzerine direksiz olarak dikilen, çatlaksız, kapıları olabilen bir bina ya da çadır gibi tasavvur edilmiştir. Ufku sınırlı olan bir insanın yasadığı ortama baktığında, onu daha değerli, daha fazla uğraştıracak (4 güne karşı, 2 gün) bir nesne olarak görmesi normaldir. Bu arada Hz.Muhammed de hangi gün nelerin yaratıldığını sayarak, yaratma işinin bildiğimiz gün bazında olduğunu anlatır. [Müslim, Sıfatu''l-Kıyâme 27, (2789).]
Bunun yanında, Kur’an’da birşeyin yaratılmasına ilişkin süreç de anlatılır pek çok ayette. Herkesin bildiği ol emridir bu. "O''nun emri, bir şeyin olmasını istedi mi ona, sadece ''Ol'' demektir, o da hemen oluverir." (Yâsîn, 82) "Bizim emrimiz tektir, göz açıp yumma gibi hemen oluverir." (Kamer, 50) Hal böyleyken pek çok müfessir yaratmanın 6 güne yayılmasını şöyle açıklıyor : “Allah’ın kademeli yaratması her hususta yavaş hareket etmenin, sağlamcılığın hikmet ve menfaate ugunluğunu halka anlatmak içindir. İstese Allah bir anda da yaratıverir” Allah, evreni, insanlar bu yavaş hareket etmedeki hikmeti anlasın diye kademe kademe yaratmış. O zaman pek çok yerde geçen ol emri, böyle diyerek yaratırız dendiği halde, ne zaman kullanılıyor, neden bu kadar ısrarla vurgulanmış sorusu geliyor akla. Çoğu zaman olduğu gibi Allah’ın gücü vurgulanmak istenirken başka şeylerden feragat edilmiş. Kur’an’ı Kur’an’la tefsir ilkesiyle meşhur tefsirlerden El-Mizan’da şu yorum yapılıyor : “Yüce Allah''ın fiilleri tedricî değildirler. Bundan da şu sonuç çıkıyor, Tedricî olarak meydana gelen her varlığın bir de yüce Allah''tan kaynaklanan tedricîlik dışı bir yönü vardır.” (1. ciltte Bakara 117’nin yorumuna bkz.) Anlaşılması zor bir durum.
Gün kavramı ister olduğu gibi kabul edilsin, ister süresi bin yıl ya da elli bin yıla bedel bir devir olarak alınsın, bugün bildiğimiz dünyanın, canlılığın yaşıyla kıyaslanamayacak kadar küçük kalır. Bunun dışında Kur’an’da, canlılığın değişimlerle ortaya çıktığına dair herhangi bir ifade yoktur. Bir ayette sizi (insanı) aşama aşama yarattık (Nuh 14) deniyor fakat o ayette kastedilen, insanın anne karnındaki halidir. Kur’an’ı Kur’an’la tefsir adına, bunun tefsiri, örneğin Zümer 6’da açıkça bulunabilir. Kimi “bilimsel” yorumcular Bakara 65-66’da geçen “insanları maymunlara dönüştürme” cezasının evrime işaret ettiğini ifade edebilmektedirler. “Maymundan geliyoruz” ya, o bakımdan. Adem’in yaratılma süreci Kur’an’da açıkça anlatılıyorken milyonlarca yıllık bir evrim sürecinde bu nereye konabilir? Zümer 6’da örneğin “O sizi tek kişiden yarattı, ondan da eşini yaptı, sizin için hayvanlardan sekiz eş indirdi...” deniyor. M.Hamidullah ayetin yorumunda yalnızca ayetlerin değil yaratılan herşeyin Allah katından indirildiğini ifade ediyor. Herşey yaratılmış ve dünyaya indirilmiştir. Herhangi bir tekamül ya da değişim yok. Böyleyken, Kur’an’ın bilimsel verilerle uygunluk gösterdiğini iddia etmek desteksiz kalmaktadır.
Kur’an’daki yaratılış konusu incelenirken evrendeki herşeyin insan için yaratıldığı anlayışı gözden kaçırılmamalı. Yıldızlar, dağlar, denizler, hayvanlar vs..tüm evren adeta insan için düzenlenmiştir. (Bkz.Bakara 29, Casiye 13) Başlı başına bu düşünce bile evrimsel gelişimin sonuçlarına uymaz. Çünkü insan da, sürekli bir gelişim ve değişim içinde olan diğer canlı dallarından yalnızca biridir. Bu anlamda herşeyin ona göre düzenlendiği, halifelik, vekillik gibi kutsal bir niteliği yoktur.
Çoğu dini inanışta ortaklaşılan bilgi, yaratmanın 6 günde olduğudur. Bilindiği gibi buna ilişkin Kur’an’da en açık bilgi Fussilet Suresi’nde. Buna göre yer 2 günde, dağlar, rızıklar, bereketler vb. 2 günde ve sonra gökler 7 kat olarak 2 günde yaratılıyor. Enbiya Suresi’nde (30) gökler ve yerin yapışıkken ayrıldığı söyleniyor. Demek ki yer yaratılıp düzenlendikten sonra, o sırada duman halindeki gökler yerden yapışıkken ayrılmış ve 7 tabaka halinde “direksiz” olarak “bina edilmiş”. Önce göklerin yaratıldığına dair kimi ifadeler de var. (Naziat 27-30) Hangisinin önce yaratıldığını kesin olarak bilemiyoruz. Bitkiler, hayvanlar ve dünyadaki diğer şeyler açıkça belirtilmiyorsa da ikinci 2 gün içinde yaratılmış olmalı. Rızıklar dendiğine göre bitkiler ve hayvanlar bu sırada yaratılmış olmalı. Kimi tefsirciler de böyle yorumluyor sıralamayı. Bu anlatılanlara karşılık olarak evrenin, dünyanın milyarlarca yıllık oluşum süreci hatırlatılır bilindiği gibi. Canlılığın oluşumu da milyonlarca yıl alan bir süreçtir. Bu durumda yorumcular 6 günün 6 devir anlamına geldiğini söylerler. Örneğin Ö.N Bilmen, henüz gökler, güneş vs. yaratılmadığından gün kavramından bahsedilemeyeceğini, bu yüzden bunu 6 devir olarak almak gerektiğini söylüyor. Aynı yorumcu, ortada güneş yokken, bitkilerin ve tüm canlılığın nasıl ortaya çıktığını pek dikkate almıyor aynı titizliği gösterip. Fussilet 9. ayetin başında “yeri iki günde yaratanı yok sayıp eşler mi koşuyorsunuz?” denmekte. Yeri iki gün kadar kısa bir sürede yaratmanın olağanüstülüğü vurgulanıyor. Aslında ayet kendi içinde bildiğimiz gün kavramına işaret ediyor. Bir de türlü nedenlerle “devir” yorumu benimsenmeye çalışılıyor ama ayette neden doğrudan 6 devir denmediği açıklanmıyor? Burada çerçeveyi genişletip dinler tarihinde neredeyse tüm inanışlara yayılmış 6 gün kavramına bakmak gerekiyor. Kur’an aslında bu anlayışı tastikleyip sürdürmekten başka bir şey yapmamıştır. Tüm inanışlardaki veriler 6 günü işaret ediyorken Kur’an’ın birden bire 6 devri kastetmesi tarihsel olarak da anlamlı değildir. Bu arada evren, “gök” ortada yokken bunların yanında toz zerresi kadar kalan dünyanın önce yaratıldığına dair bir söylem var. Bunların gök ve yer olarak birbirinden bu kadar ayrı şekilde varolan nesneler halinde alınması yaratılış mantığınca anlamlıdır ama gerçeğin böyle olmadığını biliyoruz. Gökyüzü, evren hep, kubbe gibi katı, yerin üzerine direksiz olarak dikilen, çatlaksız, kapıları olabilen bir bina ya da çadır gibi tasavvur edilmiştir. Ufku sınırlı olan bir insanın yasadığı ortama baktığında, onu daha değerli, daha fazla uğraştıracak (4 güne karşı, 2 gün) bir nesne olarak görmesi normaldir. Bu arada Hz.Muhammed de hangi gün nelerin yaratıldığını sayarak, yaratma işinin bildiğimiz gün bazında olduğunu anlatır. [Müslim, Sıfatu''l-Kıyâme 27, (2789).]
Bunun yanında, Kur’an’da birşeyin yaratılmasına ilişkin süreç de anlatılır pek çok ayette. Herkesin bildiği ol emridir bu. "O''nun emri, bir şeyin olmasını istedi mi ona, sadece ''Ol'' demektir, o da hemen oluverir." (Yâsîn, 82) "Bizim emrimiz tektir, göz açıp yumma gibi hemen oluverir." (Kamer, 50) Hal böyleyken pek çok müfessir yaratmanın 6 güne yayılmasını şöyle açıklıyor : “Allah’ın kademeli yaratması her hususta yavaş hareket etmenin, sağlamcılığın hikmet ve menfaate ugunluğunu halka anlatmak içindir. İstese Allah bir anda da yaratıverir” Allah, evreni, insanlar bu yavaş hareket etmedeki hikmeti anlasın diye kademe kademe yaratmış. O zaman pek çok yerde geçen ol emri, böyle diyerek yaratırız dendiği halde, ne zaman kullanılıyor, neden bu kadar ısrarla vurgulanmış sorusu geliyor akla. Çoğu zaman olduğu gibi Allah’ın gücü vurgulanmak istenirken başka şeylerden feragat edilmiş. Kur’an’ı Kur’an’la tefsir ilkesiyle meşhur tefsirlerden El-Mizan’da şu yorum yapılıyor : “Yüce Allah''ın fiilleri tedricî değildirler. Bundan da şu sonuç çıkıyor, Tedricî olarak meydana gelen her varlığın bir de yüce Allah''tan kaynaklanan tedricîlik dışı bir yönü vardır.” (1. ciltte Bakara 117’nin yorumuna bkz.) Anlaşılması zor bir durum.
Gün kavramı ister olduğu gibi kabul edilsin, ister süresi bin yıl ya da elli bin yıla bedel bir devir olarak alınsın, bugün bildiğimiz dünyanın, canlılığın yaşıyla kıyaslanamayacak kadar küçük kalır. Bunun dışında Kur’an’da, canlılığın değişimlerle ortaya çıktığına dair herhangi bir ifade yoktur. Bir ayette sizi (insanı) aşama aşama yarattık (Nuh 14) deniyor fakat o ayette kastedilen, insanın anne karnındaki halidir. Kur’an’ı Kur’an’la tefsir adına, bunun tefsiri, örneğin Zümer 6’da açıkça bulunabilir. Kimi “bilimsel” yorumcular Bakara 65-66’da geçen “insanları maymunlara dönüştürme” cezasının evrime işaret ettiğini ifade edebilmektedirler. “Maymundan geliyoruz” ya, o bakımdan. Adem’in yaratılma süreci Kur’an’da açıkça anlatılıyorken milyonlarca yıllık bir evrim sürecinde bu nereye konabilir? Zümer 6’da örneğin “O sizi tek kişiden yarattı, ondan da eşini yaptı, sizin için hayvanlardan sekiz eş indirdi...” deniyor. M.Hamidullah ayetin yorumunda yalnızca ayetlerin değil yaratılan herşeyin Allah katından indirildiğini ifade ediyor. Herşey yaratılmış ve dünyaya indirilmiştir. Herhangi bir tekamül ya da değişim yok. Böyleyken, Kur’an’ın bilimsel verilerle uygunluk gösterdiğini iddia etmek desteksiz kalmaktadır.