Orijinalini görmek için tıklayınız : Hrant Dink'in Katilinin Kimliği Belirlendi
Gazeteci-yazar Hrant Dink’in katil zanlısının isminin Ogün Samas olduğu, zanlının kimliğinin babasının ihbarı sonucunda belirlendiği bildirildi. Ogün Samas’ın babası ile birlikte Nizam-ı Alem Ocakları’na mensup olduğu belirlenen yaklaşık 10 kişi Trabzon’da gözaltına alındı. Gözaltına alınanların yarın uçakla İstanbul’a getirilmesi bekleniyor. Bu arada, Ogün Samas’ın iki yıl önce Trabzon’da Mc Donald’s”ın bombalanması olayıyla ilgili olarak tutuklanan Yasin Hayal’in arkadaşı olduğu belirlendi.
* * Katil zanlısı Ogün Samas'ın babası Ahmet Samas'ın Trabzon'un Ferizli belde belediyesinde geçici işçi olarak çalıştığı bildirildi.
* * *Ogün Samas'ın ise Trabzon Ahmet Canbalı lisesinde öğrenci olduğu belirtilirken, Samas'ın mezun olup olmadığı bilinmiyor.
(http://www.ntvmsnbc.com/news/397591.asp ve http://www.milliyet.com.tr/2007/01/20/son/sontur38.asp)
Bunu yapan ne müslümandır nede türk *Allahın verdiği canı anca Allah alır bu şahıs kimde çıkıp bir insanı öldüryo şiddetle kınıyorm Hrant Dink e Allahtan rahmet ailesinede baş sağlığı diliyorum...
ozgur_beyin
21-01-2007, 01:19
resulx bu zavallı insan bile değildir. şimdi buna hayvan desem hayvanlardan özür dilemem gerekecek.ben şimdi bu zavallıya ne diyeyim?
İlk başta emniyet kapısından yayın yapan haberci ermeni asıllı olduğunu söyledi.Bakalım ne çıkacak.Hasır altı edecekler mi?
Ogün Samast gibilerin yakalanması sorunu çözmemektedir. Sistem, onun gibilerinin yetişmesini sağlamaktadır. Geçen yıl da papaz cinayetine tanık olmuştuk. Esas sorumlu "Türkün Türkten başka dostu yoktur" politikası güderek gayrı-müslimlere/Türk olmayanlara düşmanlık besleten politikalarıdır. Cinayetin asıl sorumlusu evde, kahvede, toplantıda bu görüşlerle gençliğimizi zehirleten anlayıştır.
Misyoner düşmanı, Yahudi düşmanı, Ermeni düşmanı, Rum düşmanı, Arap düşmanı vs. her türlü kin kusan anlayışın savunucuları, en az Ogün Samast kadar suçludur. Onu yetiştiren ideoloji milyonların içindedir. Şoven milliyetçiler ve dinciler suçu salt bu gence atarak kendi vicdanları rahat ettirmemeliler.
Cem
Bunu yapan ne müslümandır nede türk
haklısın , bir türk müslüman, ermeni vb öldürmez, komonis, solcu, ve alevi öldürür. Kınıyorum...
Ogün Samast gibilerin yakalanması sorunu çözmemektedir. Sistem, onun gibilerinin yetişmesini sağlamaktadır. Geçen yıl da papaz cinayetine tanık olmuştuk. Esas sorumlu "Türkün Türkten başka dostu yoktur" politikası güderek gayrı-müslimlere/Türk olmayanlara düşmanlık besleten politikalarıdır. Cinayetin asıl sorumlusu evde, kahvede, toplantıda bu görüşlerle gençliğimizi zehirleten anlayıştır.
Misyoner düşmanı, Yahudi düşmanı, Ermeni düşmanı, Rum düşmanı, Arap düşmanı vs. her türlü kin kusan anlayışın savunucuları, en az Ogün Samast kadar suçludur. Onu yetiştiren ideoloji milyonların içindedir. Şoven milliyetçiler ve dinciler suçu salt bu gence atarak kendi vicdanları rahat ettirmemeliler.
Tebrik edrim Cem. Bu alçak katil oligarşi, hem modern aklın, hem vatan millet ve cumhuriyet bağlılığının gereği olarak toplumcu bir düzen oluşturmadıkça, bu ülke daha çok acılar yaşayacak. Allah şu aymaz, utanmaz *oligarkları kahr ve perişan etsin, halkımızın millletişmizin ve vatandaşlarımızın çektiği acılar ocaklarına çöksün.
Onur, Ereni asıllı olması neyi degiştirecek ya da ne kanıtlayacak ki.
* * Nizam'ı alem ocakları da mı ermeni ki 10 kişi tutuklanmış. Ermeniler zaten çepeçevre uluslararası platformda Türkiye yi kuşatmış ve zorluyorlar. Manyak mı adamlar öldürsünler.
* * *En son yorumlar Hrant dan evvel Abd meclisinin tasarıyı onaylayacagı yönünde. Katil velev ki *Ermeni asıllı çıktı , bu neyi kanıtlar ki. İpligin arkasını çözmedikçe hiç bir şeyi.
* * * Kendimizi kandırmayalım. Turan Dursun'u da mı Ermeniler öldürdü, ya da Ugur Mumcu'yu ya da Kışlalı'yı.
* * * Veli Küçük'ü suçlamış avukatı. Bak işte sana iyi bir ip ucu. Dogruysa -ben duydugum için böyle söylüyorum. Ciddi bir duman var demektir. Mesele ateşi bulmakta.
* * * *saygılarımla
Sevgili dilaver ben birşeyi değiştirecek demedim sen yanlış anladın hemen patlıyorsun abicim.Sabahtan beri takip ediyorum televizyonda saçma sapan 2-3 şeye rastladım.Yok şapkası bulundu saç örnekleri analiz edilecek.Adam yakalandı şapka kafasında çıktı.Emniyet müdürlüğü kapısında haber yapan spiker İlk önce soyadını farklı söyledi sonra düzeltti ve ermeni asıllı olduğu zannediliyor dedi.Soyadını görünce kafasından uydurdu zannedersem.Bende o sırada buraya yazdım.Çünki çok şaşırdım.Sağcı ermenilerinde kendisini sevmediğini belirtmişti rahmetli hirant dink.Bende öyle olabilir diye düşündüm.
Şimdiden herkes çocuğu yargılamaya başladı ama daha 17 yaşında.Bakalım arkasından başka güçler çıkacak mı?Çok ilginç şeyler var.Silahta üzerinde berede kafada hiçbirşey değiştirmeden aynen devam etmiş.Heralde kafadan da kontak.Şimdi düşününce ben böyle birşey yapmış olsam ne bere kalaır kafamda nede silah yanımda olur.Silahı otobüsün mola verdiği yerde rahat atabilirdi ki.Kaldı ki Otobüse İstanbuldan binecek ve silah halen yanında olacak.Ben çok merak ediyorum arkasında ki kişileri.
Veli Küçüğü bilirim.Dün olay olduktan sonra zaten polis aldı bu kadrodan bazı kişileri.Ama olayın arkasında onların olduğunu hiç zannetmiyorum.Çünki zaten şu anda yargılanıyorlar.Dur bakalım zaman gösterecek bazı şeyleri...
Dur bakalim ne olacak demeye basladik bile.
Durmayalim, devleti harekete gecirelim, hesabini soralim bu cinayetlerin, sonuc alincaya kadar dinlenmeden devam edelim. Veli Kucuk, Ali Buyuk, her kim ise ardinda, ortaya cikaralim indirelim maskelerini tum suclularin.
sevgili Onur
* * *Patlıyorum, dogrudur. Ama bu seninle ilgili degil. Yahu bu devlet tescilli katil, ya da içindeki tescilli katilleri barındırıyor. İnsan kanıyla politika yapılıyor.
* * *Yaşamım aydınların ölüsünü saymakla geçti. Yeter artık demek istiyorum. Üstelik akıllı birinden katil ermeni asıllı imiş , sözünü duyunca sanki bu işin örtbas edilmesi çabalarına, düşünen insanların da kanabilecegini hissediyor ve kızıyorum.
* * * Hangi düşüncede olursak olalım bu işin peşini bırakmayalım. Susurluk'a dönmesin iş. Sonucu temiz topluma geçişte bir aşama olsun istiyorum.
* * * Sıradan hiç bir katil bu işi yapamaz, düşünemez bile. Böyle bir ölümden çıkarı olanları alt alta yazmak gerekiyor. Bu cinayet sonrasında muazzam bir öfke seli olacagı aşikar. O halde neyi amaçlayıp niye öldürdüler Hrant'ı. Katili bir yerlerde ölü bulurlarsa hiç şaşmam.
* * * saygılarımla
Haklısın abi ben özellikle kızının durumunu görünce nerdeyse ağlayacaktım.''Babam olamaz o yatan babam mı'' falan Allah kahretsin ya.Böyle ucuz bu kadar basit mi insan hayatı.Sonuna kadar soralım.Ateş düştüğü yeri yakmasın...
Hrant'ın üstü örtülü ölüsüne dikkat ettiniz mi, ayakkabılarına. Birinin altı delik, yırtılmış.
* * *Egemen sınıflarca uzlaşıp onların maşası olsaydı delik ayakkabı ile mi gezerdi. Binlerce dolar alan gazetecileri de görüyoruz, televizyoncuları da.
* * *İşte Hrant'ın yeni dogacak torununa verebilecegi en büyük hediye. İnsanlık onurunun timsali, başegmemenin, insanlıgın, sevginin, fedakarlıgın bir simgesi. Bir adet yırtık ayakkabı. Ve onu giyen egilmez bir yürek , satılmaz bir kalem. Gerçek bir gazeteci ve düşün insanı.
* * *saygılarımla
simonuniti
21-01-2007, 15:03
Polis isterse nasil da buluyor katilleri.iki gun gecmeden hem de
yeter ki devletimiz istesin,hukumet istesin.
dersimmm
21-01-2007, 15:20
danıştay katliamında vakit gazetesi suçlandı üstüne gidildi
faşist türksolu gazetesi aylarca hrant dink'i hedef gösterdi, av kemal denilen adam yazarın o kadar üstüne gitti
onlara niye değinen yok!!!!!
Darwinist
21-01-2007, 15:40
kendi cemaati vurdurtmuştur. Ermeniden her şey beklenir. Türk ulusunun bilinçlenmesinin önüne geçilmeyşe çalışılıyor. Bu bir provakasyon. Suç milliyetçilere atılacak.
dersimmm
21-01-2007, 16:00
kendi cemaati vurdurtmuştur. Ermeniden her şey beklenir. Türk ulusunun bilinçlenmesinin önüne geçilmeyşe çalışılıyor. Bu bir provakasyon. Suç milliyetçilere atılacak.
oooooo milliyetçi darwinist'ten inciler
ermeni'den her şey beklenirmiş, milliyetçiler yapmamışmışımışımımış
arkadaş uğur mumcu'yu sosyalistler mi wurmuştu?
ahmet taner kışlalı'yı kemalistler mi wurmuştu?
saçma saçma konuşuyosunuz
Polis isterse hükümet isterse olayı değil bence.İşin içinde derin devletin olmamasının ,belli bir örgüte ait olmamasının sonuçları bütün bunlar.Derin devlet veya örgüt çalışması olsa idi gene geçmişte yaşanan durumlar gibi kalacaktı.Herşeyi düşünülmüş bir eylem olsa idi sonuç bu olmayacağı kesindi.Görmediniz mi yaw çocuk herşey üstünde yakalandı.Profesyonel tetikçiler çevredeki kameraları ve kendisini açığa çıkaracak her türlü eşgali rahatlıkla gizlerdi.Yani eğer evin kapısından çıkarken işlense veya bir bombalama olsa idi bence gene suçsuz birçok kişi gözaltına alınacaktı.
Yani sevindirici hiçbirşey yok merak etmeyin.Emniyet güçlerinin dün ki çaresizliğini görmediniz mi?Ayrıca Fatih Altaylı olayı emniyetten çok önce dün saat 13 00 civarı çözmüş bile.Ve valiyi aramış ve akşam da vali tekrar aramış.Yani olayın açığa çıkmasının nedenlerini ele alırsak ilki ihbar edilip kimliğinin açığa çıkarılması ikincisi olarak katilin hiç kılık değiştirmeden otobüsle tekrar kendi memleketi taraflarına yola çıkması.
Neyse yakalanmıştır artık.Ama dikkat etti iseniz medya bu sefer çok üstüne gitti herşeyin.Nerede ise haber kanalları 24 saat canlı yayınlar yaptı.Ayrıca Av. Kemal Kerinçsiz Hukuki yollardan mücadele etmiştir.Şimdi bunada yanlış mı diyeceğiz.O bana göre en güzel yoldan müdahele etmiştir ve doğru olanıda budur.Fakat burda gözden kaçan bir noktayıda vurgulamak isterim.Avukat Kemal Kerinçsizin iddaları karşında ben pek gazetecilerin ve diğer basın-yayın organlarının adam gibi Hirant Dink kimdir?Gerçekten böyle bir şey yapmışmıdır?Onun çarpıtılan sözleri nelerdir gibi sorularının *cevapları üzerinde durulsa idi belki bu cahil çocuk bile bu işe kalkışmayacaktı.
Birde Ertuğrul Özkök ün dün bir ropörtajında çok isabetli tespitlerini dinledim.Bunlardan ilki * internetin azınlıkların ve her kesimden insanın enstrumanı haline geldiğini her türlü tahrikin,saldırının,yönlendirmenin rahatlıkla yapılabildiği bir ortam olmaya başladığını belirtti bence bu da bayağı tartışılabilir bir konu.İkincisi ise işsizlik olduğunu söyledi.Trabzonun genç nüfusuna ve orada yaşayan insanların çok rahat doldurulduğuna ve Trabzonda ki çeşitli oluşumlara dikkat çekti.
sosyalist18
21-01-2007, 20:04
Uzun zamandir siteye giremiyordum.Cok sey kacirmisim.cok uzucu bir olay.
*SUCLU BELLI:"KORU KORUNE EMPOZE EDILMIS TURK MILLIYETCILIGI"
Hz.milli egitim sistemimiz ve kurmlarimiz daha cok katiller yaratacak!!!
suç zaten aşırı milliyetçilerin !
bir hatırlatma yapmak istiyorum bu olayı kınamayan siyasi parti varmı ?Benim gözümden kaçmış olabilir.
Birde ilaveten bu çocuğun ve diğer mc donalds bombalayanın konuşmalarından herhangi bir konuşmayı irdeleyecek anlayacak yorumlayacak zeka ya sahip olmadıkları kanatindeyim.Bunları birileri kullanmış . hangi gurup derseniz kınamayı hala yapmayanlar daha yakın gibi der bu vesile ile herkese tekrar başımız sağolsun dileklerimi paylaşmak isterim
forumda çok yazan biri olmadığımdan yadırgıyabilirsiniz foruma *fırsat buldukça giren başlıkları okuyup *bilgilenen okumaktan yazmaya fırsat bulamıyan birisi olarak kendimi tanıtma ihtiyacı hissettim mazur göreceğinizi ümit ederek herkese iyi akşamlar iyi forumlar dilerim
Cem
Bunu yapan ne müslümandır nede türk
haklısın , bir türk müslüman, ermeni vb öldürmez, komonis, solcu, ve alevi öldürür. Kınıyorum...
Ogün Samast gibilerin yakalanması sorunu çözmemektedir. Sistem, onun gibilerinin yetişmesini sağlamaktadır. Geçen yıl da papaz cinayetine tanık olmuştuk. Esas sorumlu "Türkün Türkten başka dostu yoktur" politikası güderek gayrı-müslimlere/Türk olmayanlara düşmanlık besleten politikalarıdır. Cinayetin asıl sorumlusu evde, kahvede, toplantıda bu görüşlerle gençliğimizi zehirleten anlayıştır.
Misyoner düşmanı, Yahudi düşmanı, Ermeni düşmanı, Rum düşmanı, Arap düşmanı vs. her türlü kin kusan anlayışın savunucuları, en az Ogün Samast kadar suçludur. Onu yetiştiren ideoloji milyonların içindedir. Şoven milliyetçiler ve dinciler suçu salt bu gence atarak kendi vicdanları rahat ettirmemeliler.
Tebrik edrim Cem. Bu alçak katil oligarşi, hem modern aklın, hem vatan millet ve cumhuriyet bağlılığının gereği olarak toplumcu bir düzen oluşturmadıkça, bu ülke daha çok acılar yaşayacak. Allah şu aymaz, utanmaz oligarkları kahr ve perişan etsin, halkımızın millletişmizin ve vatandaşlarımızın çektiği acılar ocaklarına çöksün.
1. ilkinde komunis, solcu ve alevi derken ne demek istediğini anlayamadım.
2. bu adamları allah mı perişan edecek? allaha mı havale edecez? kimleri havale ettikte geri döndüler. Boşversene... Bu sitede olayları allaha havale eden insanların olduğunu yada allahın aldığı canı kul alamaz gibi laflar kullananların olacağını hiç sanmıyordum. Sitenin içeriği kaymış...
17 Yaşında birçocuk seçiliyor daha öncede Rahip cinayetinde olduğu gibi.İki çocuğun da aynı bölgeden çıkması enteresan.Belkide bu katil çocuk doğru düzgün ceza bile almayacak.Çocuğun yakalanmış olması hiç bir anlam ifade etmiyor.Emniyetin göğsünü gere gere 32 saatte yakalaması hiç önemli değil.Arkasındaki güçleri bulabilecekler ve açıklayabilecekler mi?Önemli olan bu Danıştay saldırısındada evet yakalandı tetikçi ama arkasında ki güce ne oldu.Ben tüm faili meçhule kurban giden devrim şehitlerimizinde arkalarında ki gücü açıklasınlar dilerim.Uğur Mumcu,Muammer Aksoy ,Turan Dursun.Bunlarıda açıklamadıkça katillerin bulunmuş olması anlamsız.Hrant Dink konuşmalarında fikren katılmadığım bir Ermeni asıllı Türk'tür.Katledilişine üzüldüm kimsenin sonu bu olmamalı demokratik platformda herkez birbirini yargılamalı.Benim değinmek istediğim konu 17 yaşındaki çocuklarımızın bu tarz işlerin içine sürüklenmesi ülkemizde yaşanan ekonomik sorunlar,işsizlik,parasızlık,eğitimdeki çok ciddi sorunlarımız,eğitimsizliğimiz,çoğalmamız,çocukları mızla ilgilenmememiz ve daha nicesini sayabiliriz.Ülkemiz bunlar yani arkadaki güçler rahat hoplayıp zıplasın diye cahilleştirilmiş ve parasız bırakılmıştır.Buna acil olarak dur demeliyiz.
İşte size Hrant Dink'in katilleri. Tetiği çeken değil, şovenist orkçı ortamı hazırlayan söylemlerdir asıl teşhir edilmesi gerekenler.
Ötüken
İşte Ötüken adlı siteden bir sayfa. 16 Ocak 2006 tarihinde yayınlanmış bir yazı:
Birinin adı Orhan Pamuk, diğerinin adı Hırlayan Köpek; Hrant Dink. Şımaran düşmana, meydanı boş bulan içerdeki köpeklerine ders için, onların kanunlarına inanmadığımızı, güvenmediğimizi göstermek için, artık dilekçeler, açılan karşı davalar bir anlam ifade etmediği için, Türk'ün vatanında kafir mahkemeleri kurulduğu için, bu siyonist mahkemelere tokat için, iki köpeğin katli -acilen- vaciptir.
http://www.doguturkistan.net/modules.php?name=News&file=article&sid=3945
Yazının devamında Av. Kemal Kerinçsiz'in Hrant Dink ve Orhan Pamuk aleyhine açtığı davalar ile ilgili belgeler var. (Bunlara davalara ilişkin olarak daha sonra bilgi vereceğim ) Yukardaki yazı gibi yüzlerce yazı bulabilirsiniz internette.
Bu sitenin daha iyi anlaşılması için şu anda yürütülen anketi bir örnek olarak ele alabiliriz. Anket sorusu şu: "Türkiye, masonik işgalden nasıl kurtulur?" Toplam 12186 oy verilmiş. Oyların yüzde 65'i "Gizli Örgütlenen Vurucu Timlerle" cevabı vermiş.
Kuvvayi Milliye Derneği
Bir başka grup ise Kuvvayi Milliye derneği denilen grup. Bunlar da Türkiye'de yaşayan diğer halklara, azınlıklara, kendilerinden farklı görüşlere karşı açık düşmanlık, nefret ve kışkırtıcılık yapıyorlar. Kendi ırkçı anlayışlarını Kemalizm adı ile kolayca perdeliyorlar. Hrant Dink'in öldürülmesinden değil, buna verilen tepkilerden büyük bir üzüntü duyuyorlarmış. Çünkü bu tepkiler istedikleri nefret toplumunu engelliyor. Hrant Dink için yazdıkları ise şu temelde şeyler:
Hrant Dink öldürüldükten sonra ne kadar bölücü örgüt yandaşı varsa !!Hepimiz Hrant ız,katil devlet hesap verecek !! sloganları ile meydanları doldurdu.Peki bölücüler Hrant Dink i neden bu kadar çok seviyordu?.
Bu sorunun yanıtını sizler için aradık ve bulduk.Bebek katili Apo ile Hrant Dink aynı internet sitesinde köşe yazarı.Birilerinin Türk bayrağına saralım dediği Hrant efendi meğerse apo adlı bebek katili ile aynı satırları paylaşıyormuş.İşte ispatı..
http://www.kuvvaimilliye.net/news_detail.php?id=9953
İşte kendine Kuvvayi Milliyeci diyenlerin gerçek yüzü. Ne kadar demokrat, hümanist, halkların kardeş olarak birlikte yaşamasını isteyen varsa bu güruha göre hain ve bölücüdür. Bunlardan nefret edilmesi gerekir.
Türksolu Dergisi
Nefret propagandası yapan bir başka grup ise Türksolu dergisi ve Semih Tufan Gülaltay başkanlığındaki yeni-ırkçı parti. Bunlar da demokrat, aydınlık, ilerici görüşleri olan herkesi bölücü, hain, işbirlikçi ilan ediyorlar. Örneğin 2006 yılının faşisti (kendi terminolojilerinde demokrat olan herkese faşist diyorlar) yarışması açmışlar ve listenin başındaki isim de tahmin edeceğiniz gibi Hrnat Dink.
http://www.turksolu.org/112/index.htm
Listede kimler yok ki: Hrant Dink, Murat Belge, İsmet Berkan, Baskın Oran, Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Oral Çalışlar, Fatih Altaylı, Mehmet Ali Birand, Taha Akyol, Ahmet Kekeç, Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Engin Ardıç, Hadi Uluengin, Neşe Düzel, Perihan Mağden, Hasan Cemal, Kürşat Bumin. Bu aydınların hepsi onlara göre faşistler, vatan hainiler, işbirlikçiler, ırkçılar vb.
Bu arada bu grubun lideri olan Gülaltay'ın daha önce İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal'e suikast girişiminde bulunduğunu ve bundan dolayı cezaevinde yatıp, çıkınca bu partiyi kurduğunu da belirtelim.
Gülaltay için: http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/01328/index.php
Tabii bütün bu gruplar 301. maddenin kaldırılmamasını istiyor ve bunun içinde faaliyette bulunuyorlar. Temel politikaları ise Ermeni Soykırımı İddialarını çürütmek, Türkiye'nin AB'ye girmesini engellemek, Kürtlerin ve Ermenilerin "hainliklerini" belgelemek ve demokrat aydınları teşhir edip hedef haline getirmek olarak özetlenebilir.
Istanbullu ermeniler cemiyetine yazillan yuzlerce taziye dileklerinden biri. Sizlerle paylasmak istedim.
(Ismini siliyorum) - 1/20/2007 1:11:09 PM -
Değerli Ermeni Kardeşlerim Dostlarım Ben bu ülkede yaşayan soyu birleşmiş milletler gibi vatandaşım. İnsanların renklerine ırklarına milliyetlerine ve dinlerine asla önem vermediğim gibi kimseyede bugüne kadarda bu soruları sormadım. 1960 yılında rahmetli babam görevli olarak Belçikaya tayin oldu. Ben o zamanlar 12 yaşında bir çocuktum. Brükselde bir daireye yerleştik. O zamanlar hatırladığım kadarıyla Maria isimli 60-65 yaşlarında bir Ermeni ev sahibimiz vardı. Allah rahmet eylesin nur içersinde yatsın. Maria hanım Türkiyeden gelmemiz nedeniyle bize büyük bir alaka ve sevgi göstermişti. Bir akşam kızıyla beraber oturmaya geldi. Kendisine rahmetli olan annem ve babam Türk kahvesi ve Türk yiyecekleri ikram etmişlerdi. O gece bu yaşa gelmeme rağmen hala gözümün önünden gitmez. Laf lafı açtı konuşmalar ve nefis sohbet gecenin geç saatlerine sürdü. Bu gecden sonra Maria hanım en az ayda bir kere evimize davet edilerek özlediği yemekleri annem onun için yaptı. Uzun yıllar kendisiyle mektuplaşıldı. Ama bir süre sonra Fransaya taşınacağını yazdı bir dahada iletişim kurulamadı. Maria hanımın anne ve babası Türkiyeden - Bursadan göç etmişlerdi. Genç yaşta ülkesinden ayrılmak mecburiyetinde bırakılmışlardı. Hala Bursadaki evinin bahçesinde yediği şeftalinin suyunun dirseklerine kadar akmasını kuyudan içtiği buz gibi suyu hala unutamamıştı. Biraz sitem biraz üzüntüyle anlatırken son sözü bugün bile kulaklarımda çınlamaktadır. BÜYÜKLER TEPİŞTİ OLAN BİZLERE OLDU. Bu laf benim hayatım boyunca bana ışık tuttu. İnsanların ırklarını anne ve babalarını renklerini seçme hakkı olmadığına inandım. Tüm insanların birer kardeş birer dost olduklarına inanarak bu yaşa geldim. Çocuklarımıda buna inandırdım.Hayatımın bugünki gününe kadar her süresinde insanların sevgi barış mutluluk hoşgörü içersinde yaşamalarına inandım. Her toplumun içersinde iyiler olduğu kadarda kötülerde olacağı tartışılmazdır. Dinleri ırkları renkleri için insanların ayırılmasına her zaman karşı geldim ve gelmeye devam ediyorum. Türkiye toprakları içersinde yaşayan tüm insanların hepsinin kardeş ve dost olduklarına inancım tamdır. Fakat dün yaşanan olay nedeniyle kalbimin çok kırıldığına insanlık ideallerinin çöktüğüne inandım. Geleceğe karşı olan ümidim çok büyük yara aldı.Her şeye rağmen sizden nasıl özür dilemem gerektiğini düşünüyorum ama bulamıyorum.Sizler ve ülkede yaşayan tüm cemaatler bu ülkenin bir mozaidir. Yüzyıllarca gelen bu beraberliğin yok olmasını ve sizleri asla kaybetmek istemiyoruz. Sizler bu toplumun temel taşlarısınız. Ne olur bu mozaiyi bozmayalım aşınan yerleri sevgi kardeşlik ve hoşgörüyle dolduralım. Sizlerin olduğu kadar bizim içinde çok önemli ve vahim olayın bizleri çok daha kenetlenmesini sağlıyalım. Her insanın ayrı bir dünya olduğunu düşünürsek dünyanın sevgi mutluluk bereket ve huzur içersinde olması için çok daha Hrant lar yetiştirmemiz gerektiğine inanmamız gerekir. Fikirlerimizi açık açık haykıracağımız bir ülke yaratmak mecburiyetindeyiz.Bu savaşı hep birlikte vermekteyiz. Büyük toplumsal savaşlar çok toz kaldırmıştır. Ama elele kalp kalbe vererek bunları aşacağımıza inanmaktayım. Hiç bir şeyin ölmediğine inanarak o bizim her zaman kalbimizde yaşayacak duyguları ve fikirleri sonsuza kadar yaşayacaktır. Tüm Ermeni camiasına ve sağduyulu Türk milletine baş sağlığı diler hepimiz için geleceğin barış sevgi kardeşlik ve mutluluk dolu olmasını temenni ederim. Kalbimden yaradanın en büyük nimeti olan aklımdan geçenleri duygularımı sizlere nakletmek istedim. Sağlık sevgi ve barış içinde kalın. Sizsiz bir Türkiye düşünülemez. Her şeye rağmen iyiki varsınız. *İzmir - 20.01.2007
ozgur_beyin
22-01-2007, 03:23
H. L. katılmamak mümkünmü? bir bu arkadaşın yüreği insanlık
dolu yazdıklarına bakalım, bir de''Atatürk'' nici'iyle yazan zavallıya.
Yaşama ,tek pencereli odadan bakan insanlar ne kadar zavallı.işin kötüsü
bu zavallılıklarının farkında bile değiller.bir de bu basit görüşlerini milliyetçilik, bilmemnecilik mantosuna sarıp eşşekliklerine örtü yapıyorlar.
yazık ve elem verici.
sevgili sargon aktardığın için sağol.
Sevgili Sargon,
* *Yukarda linkini verdigin sitelere bir goz atmak bile sinirimi bozdu. Bu asirda, bu kafada insanlarin, halen bulunacagini dusunur ama inanmamakta diretirdim. Acik bir fasistlik ornegi olan turksolu. org'un ise fasist kelimesinin manasini bilmedikleri apacik ortada. Insan bu kadar gaflet icinde bulunabilir. Zavalli, cahil beyinleri zehirliyerek amaclarina ulasmaga calisan bu guruplari, insanlik adina lanetliyorum.
* Turk milletinin basina, dusmaninin yapamadigi kotuluklere neden olduklarini farkedemiyecek kadar da bilincsiz olduklari hemen goze carpiyor.
* *Dunyanin cogu ulkelerinde irkcilik bir suctur. Degil adam oldurmek, soz soylemek bile kanunlar karsisinda suctur. Bizim anayasamizda da boyle degil midir? Eger boyle ise neden musade ediliyor bu tur yayinlara. Eger degilse, neyi bekliyoruz daha, diger aydinlarimizin da katledilmesini mi? Insan hayatiyla oynamak bir fikir ozgurlugu degildir; bu tur yayinlar cinayete tesvik sucudur. Irkcilik bir suc degilse bile ,cinayete tesvik eminim ceza kanununda bir suctur.
Hrant Dink'e Türklüge hakaret ettigi icin dava acildi. Davayi acan yukarda birkacini verdigim kafatascilardan biriydi. Kemal Kerincsiz sinsice bir bicimde yazinin bir bolumunu cimbizlayip anlamini degistirmis ve Dink"in soylediginin tam tersini soyledigini iddia ediyordu. Eger mahkemeye verilen bilirkisi raporunu okursaniz bunu acikca anliyorsunuy. Hrant Dink'i olduren katil de Kerincsiz'in carpitmasini okuyup, sonra cinayeti islemisti. Iste bir cinayete neden olan Kerincsiz carpitmasi:
"Dava konusu yayın sanık Hrant Dink tarafından Agos gazetesinde kaleme alınan yazı dizisinin 8 numaralı yazısıdır. Bilindiği gibi bu tür yayınlara ilişkin yargılamalarda suçun tespit edilebilmesi için bütünün ve bağlamın dikkate alınması gerekmektedir. Zira kimi durumlarda tek başlarına tahkir olarak nitelendirilebilen eylemler bir bütünün içinde bu maksada hizmet etmemekte, kimi zamanlarda ise tek başına tahkir edici olamayan ifadeler bir bütünün içinde tahkir edici olabilmektedir. Bu nedenle eylemin tipik olup olmadığı ve suçun diğer yapısal unsuları bakımından yapılacak değerlendirmede bu bütünün dikkate alınması gerekmektedir.
Sekiz bölüm de incelenmeli
Dava konusu yayın 'Ermeni Kimliği' başlığı altında yazılan bir dizi yazının içerisinde yer almaktadır. Bu dizi çerçevesinde yazar; (1) Kuşaklara Dair (7 Kasım 2003), (2) Kilisenin Rolü (14 Kasım 2003), (3) Kaç Vartan'ın Çocukları (5 Aralık 2003 ), (4) Pratik Kimliğin Teorisi (19 Aralık 2003), (5) Batı: Cennet ve Cehennem (26 Aralık 2003), (6) Ermeni'nin Türk'ü (23 Ocak 2004), (7) 'Türk'ten Kurtulmak (30 Ocak 2004), (8) Ermenistan'la Tanışmak (13 Şubat 2004) başlıklı yazıları 'Ermeni Kimliği' üst başlığı altında incelenmektedir. Bilindiği üzere milletler bakımından kimlik sorunu siyasi ve sosyolojik bir kavramdır. Milletler tanımları gereği ortak bir kültür ve amaç çerçevesinde bir araya gelmiş insan topluluklarıdır. Bu kısa tanımlamada pek çok unsur yer almamakla birlikte, ortak kültür aranan dil, din, yaşam tarzı, ortak tarih, coğrafya gibi pek çok unsuru bünyesinde barındırmaktadır. Milletlerin kimliği dendiğinde ise anılan sosyolojik ve siyasi pek çok kavramın bir bütünü, o milletin ortak değerleri ifade edilmektedir. Milletlerin kimliği kullanılan dilden tarihe, siyasi olaylardan dine, ortak amaçlardan coğrafi birlikteliğe kadar pek çok kavram ve kurumdan etkilenmektedir. Örneğin Türk kimliği dendiğinde kabul edilen dinin, yaşanan siyasal süreçlerin, savaşların, kültürün, milleti oluşturan bireylerce benimsenen ortak amaçların -ki örneğin bunlar Anayasamızın başlangıç bölümünde ifade
edilmektedir- etkisi tartışılmazdır. Milletler bakımından kimliğin ortaya konması ve ana unsurlarının belirlenmesi hayati önemdedir. Zira kimlik milletlerin varlık ve devamlılıkları bakımından son derece önemlidir. Ermeni kimliğine ilişkin sanıkça yazılan yazıda da bu bağlamda Ermeni kimliğinin bir değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu çerçevede sanık kuşaklar arasındaki farklılıklara, farklı ülkelerde yaşayan Ermenilerin kimlik bakımından durumlarına, 1915 yılında yaşanan olaylara, Batı'ya göç eden Ermenilere, Ermenistan dışında yaşayan Ermenilerin Ermenistan'la ilişkilerine değinmektedir. Sanık bakımından kaleme alınan yazılardan sadece sonuncusu iddianamenin konusunu oluşturmaktadır.
Sanığın müsnet suç bakımından söz konusu ifadeleriyle anlatmak istediği husus tüm yazıları ardı ardına okunduğunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre 1915 yılında yaşanan olaylar soykırım niteliğindedir. Bu olaylar Ermeni kimliğinde gerek oluşları gerekse daha sonra dünyanın ilgisizliği nedeniyle ciddi tahribatlara yol açmıştır. Sonrasında Ermeni toplumu bu olayı ayakta kalmak için kullanmış, zamanla ise bu olayların gerçekliği ve dünyaya kabul ettirilmesi bir inada dönüşmüştür. Bu inat yani soykırım ve dünyaya kabul ettirme sorunu, zamanla Ermeni kimliğinin asıl unsuru haline gelmiştir. Bu durum Ermeni kimliğine zarar vermekte ve Ermeni kimliğini tüketmektedir, sağlıksız bir ruh halinin göstergesidir.
Ermenilerin ruhsal hayatında, ulusal kimliklerinde Türk unsuru, bu anlamda -1915 olayları anlamında- ciddi etkiler doğurmaktadır ve Ermenilerin sağlıklı bir kimlik oluşturabilmeleri için bu etkiden kurtulmaları gerekmektedir. Bu kurtulma, Türklerin devlet ve toplum olarak Ermenilerin acılarını paylaştığını ifade etmesi ile mümkün olacaktır ki bu olasılığın gerçekleşmesi zor görünmektedir. İkinci yol olarak ise Ermeniler kendi kimliklerinden bu etkiyi çıkarmalıdır. Bu yol hem daha kolaydır ve yapılması gereken de budur. Ermeniler 1915'te yaşanan olayların gerçekliğinin farkındadır. Türkiye'nin ya da dünyanın bu olayları tanıması ya da tanımaması bir şeyi değiştirmeyecektir. Dolayısıyla Ermenilerin tek hedefi bu olayları Türkiye'ye ve dünyaya kabul ettirmek olamaz. Ermeni kimliğinin sağlığı başka ülkelerin soykırımı kabul
edip etmemesine bağlı olamaz. Bu yaklaşım hatalıdır. Bu hatalı yaklaşım artık terk edilmelidir. Ermeni kimliğinin oluşumu bu bağlamda Türk'e bağlı kalmamalıdır. Ayrıca Ermenilerin tüm çabalarını dünya üzerinde 'Türk'e baskı uygulamaya ve soykırımı kabul ettirmeye ayırması, kimliğin oluşumunu engelleyen bir zaman kaybıdır. Bu anlamda Ermeni dünyası kendini 'Türk'ten kurtarmalıdır. Bu yapıldığında Ermeni kimliğinde 'Türk'ten geriye kalacak boşluk sorun oluşturmayacaktır. Zira bu boşluk Ermenistan devletine gösterilecek ilgi ve devlet için harcanacak çaba ile doldurulmalıdır. Ermeni kimliğinin 'Türk'ten kurtuluşunun yolu, 'Türk'le uğraşmamaktır. 'Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur. Yeter ki mevcudiyetin farkında olsun.
'Türk' ile anlatılmak istenen
159. maddede düzenlenen Türklüğü tahkir ve tezyif suçunun oluşumu için dava konusu yayında Türk kimliğine ve Türklüğe yönelik bu tahkir ve tezyifin bulunması, tahkir ve tezyifin tahkir etmek özel kastıyla yapılması ve ifadelerin düşünce özgürlüğü kapsamında yer almaması gerekmektedir. Sanık yazılarında 'Türk'ten bahsetmekte ve Ermeni kimliğindeki bu Türk olgusundan kurtulmak gerektiğini ifade etmektedir. Türklüğü tahkir ve tezyif suçunun oluşabilmesi için, Türk kimliğinin, Türklüğün tahkir ve tezyife konu olması gerekmektedir. Sanığın ifadelerinde sürekli olarak bir Türk olgusundan bahsedilmekte ve bu Türk olgusunun Ermeni kimliğini olumsuz etkilediğinden ve Ermeni kimliğinden çıkarılması gerektiği söylenmektedir. Sanığın bu Türk olgusu ile ne anlatmak istediği ise önceki yazılarından anlaşılmaktadır. Şöyle ki; sanık Ermeni Kimliği Üzerine (6) Ermeni'nin Türk'ü, Ermeni Kimliği Üzerine (7) 'Türk'ten Kurtulmak, Ermeni Kimliği Üzerine (8) Ermenistan'la Tanışmak başlıklı yazıda bir olgu olarak Türk'le neyi anlatmak istediğini ifade etmektedir. Sanığın bütün yazıları birlikte incelendiğinde yazıya konu olan Türk ifadesi ile anlatılmak istenenin 1915 olayları sebebiyle Ermeni kimliğinde yer alan anlayış ve bakış açısı olduğudur. 159. maddede düzenlenen suçun oluşabilmesi için fail Türk kimliğine, Türklüğe yönelik eylemlerde bulunmalıdır.
'Zehirl kan' ne demek?
Oysa dava konusu yayında bu yönde bir eylem bulunmamaktadır. Yayında geçen "Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur" ifadeleri incelendiğinde ise ortaya çıkan sonuç sanığın Ermeni kimliğinde bir ruhsal sorun olarak ifade ettiği Türk olgusunu, yani 1915'te yaşananları Ermeni kimliğinin hayati bir unsuru olarak benimseyip, tüm çabaların ve birlikteliğin bu olgu üzerine kurulmasını, 1915 olaylarını soykırım olarak dünyaya kabul ettirme çabası ve inadından kurtulmak gerektiğini söylemektedir. Sanık daha önceki yazılarında da bu anlayış ve çabayı Ermeni kimliğini kemiren bir husus, ruhsal bozukluk ve zaman kaybı olarak nitelendirmektedir. Zehirli kan olarak ifade edilen husus, Türklük ya da Türkler değil Ermeni kimliğinde yer alan sanığın ifadesi ile hatalı anlayıştır. Tüm bu açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, sanığın ifadelerinin 159. maddede düzenlenen anlamda Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bir kere ifadeler Türklere ya da Türk kimliğine yönelik değildir. Aksine ifadeler Ermeni toplumunun oluşturduğu Türk anlayışına ve olgusuna yöneliktir. İkinci olarak sarf edilen sözlerde tahkir, aşağılama, küçük düşürme, zayıflatmak anlamına gelebilecek bir husus bulunmamaktadır. Salt 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirmek de bu anlamda 159. maddede düzenlenen suçu oluşturmayacaktır. Ermeni soykırımı iddiaları halen tartışılmakta olup bu konuda gerek Ermenilerden gerekse Türklerden farklı bakış açıları ve görüşler ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu açıklamalar tarihi bir
olaya ilişkin görüş açıklamalarıdır. 159. maddede düzenlenen suç tipinin tipik eylem unsurunu oluşturmadığı gibi, açıklamalar bölümünde geniş olarak ifade edilen düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır.
Suçun oluşumu bakımından özel kast aranmaktadır. Nitekim 159. maddenin son fıkrasında, tahkir kastıyla olmayan eylemlerden bahsedilerek bu husus açıkça düzenlenmiştir. Yukarda da açıklandığı üzere sanığın davaya konu eylemi, Ermeni kimliği üzerinedir. Ermeni kimliğinin değerlendirmesi ve eleştirisi yapılmaktadır. Doğrudan Türklüğe yönelik bir eylem bulunmadığı gibi, bu amacı ortaya koyacak bir veri de bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın eylemi tipik olarak nitelendirilse dahi, suç için gerekli olan özel kast sanıkta bulunmamaktadır.
Sonuç
Sanıklar Agos gazetesi yazarı Fırat (Hrant) Dink ve sorumlu yazıişleri müdürü Karin Karakaşlı hakkında gazetenin 13.02.2004 tarihli nüshasında yer alan yazı tarafımızdan değerlendirilmiş ve aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.
Sanıklardan Fırat (Hrant) Dink tarafından yazılan yazının tam olarak anlaşılabilmesi için yazının parçası olduğu dizi tümüyle incelenmelidir. Bu inceleme sonucunda dava konusu yazıda yer alan ifadelerin 159. maddede düzenlenen Türklüğü tahkir ve Tezyif suçunun tipik eylem unsurunu oluşturmadığı, ayrıca eylemde suçun oluşumu için gerekli olan tahkir ve tezyif özel kastının bulunmadığı, 5187 sayılı yeni Basın Kanunu'nun cezai sorumluluğu düzenleyen 11. maddesi cezai sorumluluk bakımından eser sahibinin sorumlu olduğunu, ancak eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde sorumlu yazıişleri müdürünün sorumluluğuna gidilebileceği hükmüne yer vermektedir. Bu nedenle Agos gazetesi sorumlu yazıişleri müdürü olması sebebiyle sanıklar arasında yer alan Karin Karakaşlı'nın durumunun bu hüküm çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır."
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=166485
Mahkemeye verilen bu bilirkisi raporuna ragmen Hrant Dink'e "Turklugu asagiladigi" gerekcesiyle 6 ay ceya verildi. Kemal Kerincsiz ise cezanin alt sinirdan verilmesini az bularak davayi Yargitay'a goturdu.
ülkeye sahip çıkma işinin itlere kalmadığını göstermek için herkes
hrant dink in cenazesine katılmalı, tören için
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5818741.asp?m=1&gid=112&srid=3428&oid=1
Torene katilacak arkadaslardan, her ne kadar uzakta da olsam, beni de aranizda hissetmenizi rica ediyorum.
Sevgili vartor ağabeyim ;
Yarın beraber yürüyecek ve beraber ağlayacağız meraklanma.
Kısacası, sireli yeğpayris Hırant, yani, sevgili kardeşim Hırant, hayatın boyunca mücadele ettiğin, kırmaya, yok etmeye çalıştığın ayrımcılığın, öteki düşmanlığının ve tahammülsüzlüğün kurbanı oldun...
Yetmedi, şimdi de samimiyetsiz, ikiyüzlü `kınamalara ve üzüntülere' malzeme olmaktasın...
Damla özhan
İşlerden fazla zaman bulamıyorum. Bulduğumda da nerdeyse sadece Hrant Dink'le ilgili haberleri okuyabiliyorum. Daha önce Sabiha Gökçen'le ilgili konuyu aktarmıştım. Hrant Dink'in İstanbul Valiliğine çağrılmasına ve orda Vali'nin yakının diye tanıttığı bir kişi tarafından uyarılmasına neden olan ve giderek tırmanan olayların nedeni Hrant Dink'in Sabiha Gökçen ile ilgili yaptığı haber.
Nasıl bir habermiş bu? Sabiha Gökçen bir Ermeni kızıymış. Anne babası 1915'de öldürülmüş, Bursa'da bir yetimhanede kalıyormuş. Atatürk yetimhaneyi gezerken gördüğü bu çoçuğu evlat ediniyor. Atatürk'ün evlat edinip okuttuğu epey bir çocuk var. İşte haber bu. Hrant Dink kaynaklarını falan da veriyor. Elbette olay doğru da olabilir yanlış da. Mesele bu değil. Ama bunu haber yapınca başına gelmeyen kalmıyor.
Ne mi oluyor. Koskoca Genelkurmay Başkanlığı kalkıp yılda sadece 10-15 defa yaptığı basın açıklamalarından birini yapıyor bu konu için. Bu basın açıklamalarının dili resmi bir dildir ve en küçük detaylara bile dikkat edilir. Ufak bir ima bile anlam taşır yorumcular açısından. Genelkurmayın bu açıklaması bu açıdan son derece net bir ifadedir. Direk olarak ufacık bir gazete olan Agos'a parmak gösterilmektedir. İşte Genelkurmayın basın açıklaması.
http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2004/a03.htm
Açıklamanın her satırı zehir zemberek aslında. Eğer doğru okunursa.. Şu satırlarda ise Türkiye'de yaşayan herkesin Türk olduğu, başka bir halkın olmadığı açıkça söyleniyor.
Yüce Atatürk, Türk Milletini “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına, Türk Milleti denir” şeklinde tanımlamıştır.
Atatürk Milliyetçiliği görüldüğü gibi etnik ve dini temellere dayanmamaktadır. Anayasamızın 66 ncı maddesinde de Türk vatandaşlığı “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” şeklinde ifade edilmektedir.
Hem Atatürk, Türkiye'de herkes Türk'tür demiş, hem de Anayasa'da böyle yazıyor. Yani Kürt, Ermeni vb. yoktur. Atatürk'e Yahudi-Sabetayist denilmesine bu kadar sert çıkmayan Genelkurmay nedense bu olaya sert çıkar. Artık basında da bir sürü yorum yapılmaya başlanır. Sen nasıl Atatürk'ün manevi kızına Ermeni dersin? Atatürk nasıl bir Ermeni kızını evlat edinmiş olabilir?
Genelkurmayın açıklamasıyla süreç giderek hızlanır. Hrant Dink hedefe konur, Kemal Kerinçsiz adındaki aşırı milliyetçi bir avukat tarafından hem gazetenin önünde eylemler düzenlenir, hem davalar açılır. Bu süreçte onu savunmaya çalışan demokrat aydınlar da olur elbette, ama ne yazık ki yükselen gerici milliyetçi dalga içinde azınlıkta kalır.
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=3180
Bütün milliyetçi-ırkçı kesimlerin hedefi haline getirilir ve nihayet bir kurşunla gazete binasının önüne yığılır. Tehlikeli düşünceleri susturulmuştur.
Not: Bu arada Genelkurmay Başkanı Hrant Dink suikasti ile ilgili ne demiş diye baktım. Bir başsağlığı mesajı yayınlanmış.
http://www.tsk.mil.tr/bashalk/konusma_mesaj/2007/hirant_dink_vefat_19012007.htm
Daha egriyi dogrudan ayirt edemiyecek yastaki beyinlere, bu zehiri akitanlar, ellerini kollarini sallaya sallaya ortalikta dolastikca, daha nice Hrant Dinkler' in hayati tehlikededir. Zaten acikca vatan haini ilan edilenlerin listesini bile yapmislar, her hur dusunce sahibi dahil bu listeye. Ezkamo hocamiz egitimde buluyordu esas problemi, bir kere daha hak veriyorum bunlari gordukce.........
agnostic_z
23-01-2007, 20:09
Bunu yapan ne müslümandır nede türk Allahın verdiği canı anca Allah alır bu şahıs kimde çıkıp bir insanı öldüryo şiddetle kınıyorm Hrant Dink e Allahtan rahmet ailesinede baş sağlığı diliyorum...
Sayın resulx.Zanlı cuma namazını kıldım ve sonra öldürdüm gibi bi ifade vermiş ve pişman olmadığını belirtmiş;yoksa bu zanlının gittiği camide,vaazda tevbe suresinden bazı ayetler okunmuş olmasın mesela 5. ayet ha olabilir mi???
Bir kaç gündür yukarda verdiğim basın açıklamasını düşünüyorum. TSK neden Hrant Dink'i bu kadar sert uyarmış olabilir. Sabiha Gökçen Ermeni olsa ne olur, olmasa ne olur? Atatürk'ün bir Ermeni kızını evlat edinmiş olması benim gözümde onu küçültmez, tersine büyütür. Sanırım birçok kişi de böyle düşünüyordur. Peki niye ordu bu kadar sert çıkıyor. Bunu anlayamıyorum.
İlk aklıma gelen şey Hrant Dink'i susturmak istemeleri oldu. Yani bu bir bahane idi. Ama TSK'nın bir basın açıklaması yapmasına gerek yoktu ki bunun için. TSK yazma dese de Agos gibi gazeteler bildiklerini yazmaya devam ederdi zaten. Haberin Hürriyet'te manşetten yayınlanmış olması ana sebep gibi görünüyor. Böylece tüm basına yapılan bir uyarı oluyor bu.
Tamam da geriye yine birşey kaldı. Neden Sabiha Gökçen bu kadar önemli?
Dün akşam CNN Türk'te yayınlanan açık oturumu seyrettim. Kimse bunlardan bahsetmedi. Herkes bu iş bireysel olamaz diyor ama arkasına birşey koyamıyorlar bir türlü. Arkasında genel ırkçı-milliyetçi atmosfer var deniyor ama onu neyin yarattığına dair birşey de yok.
Uyuyacağım zaman çocukluğum aklıma geldi. Bir oyun oynardık. Oyunun ne olduğunu hatırlamıyorum ama tekerlemesini çok iyi hatırlıyorum:
1, 2, 3'ler Yaşasın Türkler,
4, 5, 5 * * *Polonya battı,
7, 8, 9 * * *Almanya domuz,
10, 11, 12 İtalya tilki
13, 14, 15 Ruslar kalleş,
16, 17, 18 piç Portekiz.
İşte çocukken söylediğimiz tekerlemelerden biri. Hiç düşündünüz mü bunun *daha çocuk beyinlerimizde nasıl bir ırkçılığı teşvik ettiğini?
Sonra Ermeni dölü lafları aklıma geldi. Bir defasında hatırlıyorum Abdullah Öcalan için "Kürt değil, Ermenidir" denmişti bir gazetede. Sonra yayıldı bu. Ermeni dölü deniyordu. Ne demek Ermeni dölü. Ermeni soyu. İçeriğinde küfür yok. Peki nasıl küfür anlamında kullanılıyor.
İşte cevap yukardaki tekerlemede gizli. Ermeniler aşağılık bir ırktı. Kürtler ise onlardan biraz daha üztün bir ırk. Türkler ise en saf, en temiz, en yüce ırk. O yüzden "Ermeni dölü" demek kendiliğinden bir küfür oluyordu. Apo'ya Ermeni demek de onu aşağılamak demekti. Birisine Ermeni derseniz onu aşağılamış olurdunuz, çünkü Ermeniler aşağılıktı.
Genelkurmayın niye Sabiha Gökçen olayında bu kadar sert çıktığı işte bunları düşününce kafamda netleşiverdi. Sabiha Gökçen'e Ermeni demek onu aşağılamak demekti. Hem de en aşağı ırktan biri olmakla suçlamak. İşte bu leke kabul edilemezdi. Açıklama yapıldı.
Sevgili Sargon,
Ben de seyrettim o oturumu, etrafinda dondu duruldu fakat is sonuca gelince *parmaklar havada dondu dolasti, gostermedi asil suclulari.
*Bu arada dikkatimi ceken, herkes, Papazin olumunu, mcdonald's bombalanmasini trabzonlularin sebep oldugunun nedenini sorgularken, farkinda olmadan, Hrant'in, ugruna yasamini kaybettigi mesajini unuttular. Iclerinden yalniz, ermeni asilli Aline, "Ben de Trabzonluyum" diyerek uyardi digerlerini. Bu da, laf salatasi yaparken, asil temadan ne cabuk uzaklasabildigimizi, birini korurken digerini tohmet altinda birakabildigimizi gosterdi bana. Bu forumda "herseyden once INSAN"sloganimizi ,Aline'nin de
orada dikkate cekmesi beni duygulandirdi.
* * * * * * * * * * Butun kardeslerime sevgiler....
[quote:b529db9b0b="sargon"]1, 2, 3'ler Yaşasın Türkler,
4, 5, 5 * * *Polonya battı,
7, 8, 9 * * *Almanya domuz,
10, 11, 12 İtalya tilki
13, 14, 15 Ruslar kalleş,
16, 17, 18 piç Portekiz. [/quote:b529db9b0b]
Bunları okuyunca hatırladım, ilkokul yıllarımı; yazdığın sözleri. Biz de söylerdik bunları. 70'li yıllarda vardı bunlar. Sonradan devam etti mi bilmiyorum. Güzel bir tesbit. Daha çocukluğumuzda Türk olmayana karşı içimize sokulan sinsi düşmanlık tohumları.
Ben ilkokul 2. sınıfta iken, oldukça yaşlı bir kadının çevresindeki kadınlara ve anneme gördüğü bir "gavuru" anlatışını hiç unutmam. Anlatırkenki sesi ve yüz mimikleri bana "gavurların" çok tuhaf, ürkütücü ve sanki bambaşka bir dünyanın insanlarıymış duygu ve düşüncelerini *vermişti.
yüz şeklimizi, boyumuzu, kaşımızı, gözümüzü, saç rengimizi yani kısacası kimliğimizi belirleyen dna değilmidir, peki sokaklarda hiç çekik gözlü kısa boylu tıknaz adamlar görüyormusunuz, milliyetçilik iddasındaki bir çok kişi hatta ve hatta hrant dink'i öldürenler ve öldürtenler bile türk olduklarını ısbatlayamazlar, aradan yüzlerce yıl geçmiş osmanlı gibi geniş bir coğrafyaya hükmetmiş bir imparatorluğun varisi iseniz, biz arı kaldık biz saf türk'üz iddasında bulunmak saflıktan başka birşey değildir.
hiç kimsenin kanı başkasının kanından *değerli değil, aklı başında hiç kimse bu tür bir düşüncenin peşinden gitmez, sadece ve sadece insan olmaya çalışmak yeterli.
Sevgili Cem, Vartor, Gandalf,
ben bu toplumun bunları ne zaman tartışabilecek hale geleceğini çok merak ediyorum. Acaba biz görebilecek miyiz? O kadar kalın bir tabu ki bu. Dinlerin tabuları bir, bu tabu iki. Sadece bunlar da değil. Bu alanda Türkiye adeta bir tabular ülkesi. Herkesin o kadar çok kutsalı var ki. Eğer sevilen insan olmak istiyorsanız bu tabulara hiç bulaşmadan laf çevirmeyi başarmanız lazım. Zor bir iş doğrusu.
O kadar güzel bir yönlendirme var ki devletimizde ve polisimizde. Katilin 24 saat *içinde ifadesi belli oldu. Hatta savcılar bile ifadesini aldılar. 48 saat içinde olay çözüldü. Herkes de memnun mutlu.
* *Bir de tören yapıldı, insanlar biz Ermeniyiz diye milliyetçiligi reddettiler ve olay tekrardan siyasi tartışmalara büründü. Hayret ediyorum .
* * 24 saat içinde Emniyet Müdürü olayın kapandıgını açıkladı, valilik biraz lafı döndürdü sonra emniyet müdürü de çark etti. Türkiye polisi bu kadar mı cmuk cu oldu.
* * Biz de bunu yedik. Olay örtbas edilmiştir dostlar, hem de gözümüzün içine baka baka aptal yerine konuyoruz. Şimdi bir de PKK lı yakalansaydı ya da bir Tkp-ML li nasıl işlerdi süreç ona bakalım.
* * Öncelikle sanık yakalanmış olsa bile bu basına aksetmezdi ve derhal tezgaha yatırılırdı. Kaç günde çözeceklerse şayet ondan sonra basına intikal ederdi. Şayet çözülmezse eskiden genellikle intihar ederdi ama şimdi daha farklı bir ihtimal var ve yaşayabilirdi. Çözemezlerse de mecuren mahkemeye çıkarırlardı, çünkü olay kamuoyuna yansıdı bir kere.
* * *Polis siyasi niteliklerdeki suçlarda bir tek şeyin peşinde koşar o da *örgüttür. Gerisi onlar için önemli degildir. Yakalanmış ya da yakalanmamış bunlar talidir. Mesele örgütü çökertmektir yoksa birini yakalasan yarın öbürü devam edecektir. Bunun için de bilgi alana kadar işkenceye devam edilir. Normal süresi üç gündür, üç günden sonra sanık çözülmezse zaten iş zorlaşır ve sıra psikolojik savaşa girer. Bunu en demokratik ülkenin servisi bile uygular ve de nitekim örneklerini okuyoruz. ABD nin işkence uçakları gibi. Ya da İngiltere deki Ladin operasyonları gibi.
* * * Bu işlemin kamuoyuna yansıması ise genellikle savcılıgın ek gözaltı süresi biçiminde olur. Delilller toplanmamıştır daha, yani ya sanık çözülmemiştir, ya da yaraları iyileşmemiştir.
* * * Sakın burada işkenceyi savundugum anlamı çıkarmayın, ama rutin işleyiş budur. Genellikle de yakalananın niteligine göre polis bilgilere ulaşır. Ya da ulaşacagı en üst noktaya ulaşır. Bu noktadan sonra ileri gidebilme imkanı yoktur. Bu sefer her şey bir anda çözüldü ama elimizde ne var.
* * * Bir milliyetçi abi bir milliyetçi diger abiyi örgütlüyor o da başka bir milliyetçi genci - her ne *hikmetse yaşı 18 in altında- görevlendiriyor ve dünyada ses getiren bir eyleme imza atıyor bu üç tane baldırı çıplak. Aynen Agca'nın Papa'yı vurması gibi. Yani bir adli vaka. Neymiş Hrant'a kızmış. Türklügün şerefini korumuş.
* * * *Ben ikna olmadım ya siz.
* * * *saygılarımla
erencan68
25-01-2007, 11:00
Sevgili sargon,Hrant Dink'in Katledilmesine yol açan süreci anlatırken Sabiha Gökçen ile ilgili yayınlarara dikkat çekmişsin.Bu yayınların öfke duyulmasına neden olması ile ilgili"Genelkurmayın niye Sabiha Gökçen olayında bu kadar sert çıktığı işte bunları düşününce kafamda netleşiverdi. Sabiha Gökçen'e Ermeni demek onu aşağılamak demekti. Hem de en aşağı ırktan biri olmakla suçlamak. İşte bu leke kabul edilemezdi. Açıklama yapıldı."tespitini önemli bulmakla birlikte yetersiz olduğunu düşünüyorum.Bugün bu ülkede ermenilik aynı zamanda bir küfürdür. bu doğru. Ancak 120 yıl önce *böyle bir şey *varmıydı?
* * Osmanlı döneminde bu biçimde bir aşağılama sözkonusu değildir. Tabii ki farklı uygulamalar vardır.Bu konuda Taner Akçam'ın kitaplarını tavsiye edebilirim.Ama ırkçı nefret sözkonusu değildir.Bu sürece nasıl gelindiği iyi çözümlenirse *konu hatta bu cinayetin de kolaylıkla aydınlanacağını düşünüyorum.
* * Sabiha Gökçen ile ilgili yapılan yayınlar *resmi tarihin sorgulanmasına
dolayısıyla ermeni sorununun gündeme getirilmesine katkıda bulunduğu için öfke uyandırmıştır.Adeta bir duvardan bir veya birkaç tuğla çekilmiştir.Yapılan basın açıklaması dikkatli okunursa bu öfke ve neden kolaylıkla anlaşılır.
* * * Ermeni sorunu ile ilgili bugüne kadar ermeni diasporası ve Türk faşizmi karşılıklı olarak *birbirlerini beslemiş bu konunun çözümünü de imkansızlaştırmışlardır. İlk defa Hrant Dink , Etyen mahçupyan bu sorunun *diyalog yoluyla çözümü konusunda adım atmış her iki kesimin de şimşeklerini üzerlerine çekmişlerdir. Bir anlamda Ömer Çelikinde dediği gibi şifre kırmışlardır.Bu nedenle Hrant Dink BİLİNÇLİ BİR BİÇİMDE TERCİH EDİLEREK KATLEDİLMİŞTİR. SELAMLAR SAYGILAR
spartacus
25-01-2007, 11:44
Evet;
Adliyede bağırıyor eleman, Orhan Pamuk ayağını denk alsın.
İşte Halk kahramanı, işte vatan kahramanı. Bu konunun ilgili başlığına yazmıştım aslında, nedenler, niçinler üzerine çok fazlka derine inemeyeceğiz belki burada, inemeyeceğiz çünkü daha öznesi insan olan bir toplumsallaşmayı yaşamamışız, görmemiş bilmiyoruz... Bunu hisseden, görenler yok mu elbette var, zaten sorunda bu değil mi, özneye insanı koyan, özneye insanı koymayanın çıkarına, çarkına ot tıkayacaktır...
O kadar karışık ve anlatması o kadar güç ki, kim balıksız göle olta atmak ister? Toplumsal, kültürel zenginlikler, birer ayrım olarak ele alınıp kategorize edildiğinde, ortaya bir güç çıkar. Gerçekten bir güç çıkar ve bu yapay güç üzerine binayı dikmek vardır. Bu ne bireylerin ama aslında nede bir bütün halinde insanların değil, öncelikle içinde yaşanılan binanın yapıtaşlarının sorgulanması ile mümkündür. Herşey bir barut fıçısı gibi, ne deseniz birilerinin fıçısı alev alıyor... Ne deseniz birilerine doğru, bidrilerine yanlış geliyor... Bu sonuca bizi ne getirdi?
Bu konunun diğer ilgili başlığına yazmıştım aslında. Örnek vermiştim, mezheplere kısaca ümmete dayalı feodal dönemden. Bir aile hanedanı, bir saltanat sırtını mezhebe dayadığı anda, bir avuç insanla bir milyon insana hükmedebiliyor. Daha bunu anlayacak bir toplum olamadık. Feodal sisteme giriyorum çünkü o barut fıçısının içi boş, patlamıyor, şimdi Irak'da patlıyor o fıçılar.
Ümmetçilik feodal bir saray yapıtaşı iken, ırkçılık, milliyetçilik ise, ümmetçiliği parçalayan ama parçalarkende bir avucun dayanabileceği milyonlarıda içine alan bir şey değilmiydi? Ya ümmetçilik parçalanacak, saltanat sarayları yıkılacaktı, yada o sarayalrın tuğlaları altında kalınacaktı, işte kalınmadı, ümmetçiliğin yerine milliyetçilik akımları yayıldı. Ne zaman 13. Yüzyıllarda başladı, bu sebeble Dünya insanı Ortaçağ denen dönemde saltanat ve saray kesimlerinin statükoyu koruması için, milyonları yatırdığı, ölüm döşeği cehalettir... Yeni gelen bu cehaleti parçalayamaz ise eğer, bu köleleşmiş toplumda bu kırılma başarılamazsa eğer, saltanat statükosunu korumaya devam edecekti...
Osmanlıdan örnek verdim, Alevi olmak ve kültürünü kurumsal düzeyde yaşamak suç olmamışmıdır. Suç nedir, herhangi bir mezhebin kurumsal düzeyde kendisini ifade etmesidir. Peki devlet nedir, aynı suç üzerine inşaa edilmemiş mi? O da bir mezhebe dayanmamış mı? Suç aynı değil mi? Peki bu suç neye göre suç bir mezhebe dayandığınız ölçüde, farklı olanlara bu suçu verirsiniz.. Suçu yaratanda yine sizsinizdir, meşru düzeyde işleyende...
Bu gün Türkiyedeki milliyetçilik, milliyetçilik bile değildir, ırkçılıktır. İnsanı diliyle, dişiyle, rengiyle, kokusuyla, giyimiyle sevemeyen, bunları kendi farklılığı yada ayrıcalığı olarak gören her kim olursa olsun benim gözümde ırkçıdır. Kıstasımı böyle kurdum, kafadan sallamadım...
Hep Osmanlı kötülenirken söylenir, alevilere kıyımlar yaptı diye, oysa kimse altındaki gerçek nedenleri sorgulamaz, iş alevi yada sünni olmak sorununa indirgenir, oysa aslen bunlar yapay ayrımlardır, insanları kategorize edebilecek, onları ayrı insanlar yapabilecek argümanlar değildir. Ali Ağanın eşeğide eşektir, Mehmet garibin eşeğide eşektir, eşeği kimin olduğu belirlemez, eşek eşektir.
İnsanda öyle, hangi argüman ve ayırdımından kullanılıyor olursa olsun, bu bağlayıcı değildir, insan her yerde, her dönemde, her haliyle insandır. Diliyle, dişiyle, rengiyle, kültürüyle... insandır...
Birileri insanın soyal varlık olmasını, çıkarsal düzeylerde bin yıllara oturmuş kalıtsal hale gelmiş şeylerle kullanıyor ise, bunun adı, din, mezhep, ırk, cins olmuş ise, egemen olan kime dayanacaktır.... Elbette insanı ayırdımlayan güce dayanacaktır, bu onun için zorunluluktur, aksi bir avucun, milyonları arkasına almasının başka yolu varmıdır, var ise bir avuçdan bahsedilebilir mi?
Irak'da şii olmak ne kadar suç ise, Türkiyede farklı bir milliyetden olmakda aynı mantıkla suçtur, daha bunu anlayamayacağız, anlamakda istemiyoruz... Elbette böylesi suçlar kartşıt suçunuda yaratacak, sen milliyetçilik yaparsan diğeride yapacak! Bunun tek sonu var, oda öznesine insanı koyabilmiş tuğlalarla örmektir... Bu ise halihazırda olan çıkar tuğlalarını zedeleyecektir, kullanım dışı bırakacaktır, kim bu çıkardan, bu cennetinden vazgeçer ki?
Maraş katliamında adı olanları bilirmisiniz? Bu adamlar silah sağlayanlar vs.... Milletvekili olmuşlardır, parti başkanı olmuşlardır, olmayada devam etmektedirler ve hayatın cilvesine bakın ki, Hrant Dink'in öldürülmesinde dahi bu isimler radyo haberlerinde telaffuz edilir olmuştur... Bu haberler daha piyasaya çıkmadan Sargon'un verdiği linkde "katli vaciptir diyen" aynı yeri işaret ediyor, tesadüf mü bu?
Neyse, kısaca suçlu biziz, bu gün değil dünde öyle, suçlu biziz biz bizleri SÜRÜ yapıp gütsünler ve bizi bizile korkutsunlar diye ellerimizle canavarlar yetiştiriyoruz.
Küçükken bende oynardım o oyunu...
Mehmet Yaşin'in Sevgilim Ölü Asker adlı bir şiir kitabı var, sanırım orada anlatıyor.
Ninesi anlatırmış, nine, Rumlar kimdir, Faredir oğlum.
Nine, Kediler kim peki, Türklerdir oğum.
Birde ne göreyim bir sabah kalktım ki, kedi fareyi yedi...
Oysa hepside insan anlayana, insan olana ve bir insanın hayatına daha canavarla son verildi... Kaba ve bilinçsizce ifade edilen suçu ise belki O'da canavar yaratıyordu oldu, doğruya senin canavarın benim canavarım...
rebera_roni
25-01-2007, 13:08
konuşmamız gerekir sesimiz çıkmalı hemde avazımız çıktığı kadar haykırmalıyız bu konu üzerine yoksa bu da diğer insanların cinayeti gibi üstüne bi örtü örtülerek kapatılacaktır.
* * *
kalbimdesin Hrant Dink...
İlgili hazırladığım bir videonun youtube linkini vermek istedim.
Hrant Dink (http://www.youtube.com/watch?v=0khL3958l-E)
Hırat abim*eline salık güzelbi vidohazırlamışın.Önceme konulan tam ilgisi olmasada aklımdakine söliyim.Abim bu işi nası yapıyonus.Ben buna çok özeniyom.sAolsun ceM abi bişeler öretti yapıyos.Ben örenemesemde küçük Cemale örenmesi için herşeyi yapcemişallah.Bu bilgisayanişi mazzam bi şe.
Çokacık annatırmısın bu işe..Sizin bilgisayannar daa kuvvetlimi.Özel pororammı var bunnarı yapmak için.Bilgi verirsen sevinirim.vermesende saol abim.
Şindiesas söliceme gelcem.
Abim sannedersem sizin esas isminiz deil hIRat.yanı tepki olarak bu isme aldınız.hayırlısı,herkeşin aklı kendine.
İkinci olarakdiyomki..bu işi çok foşutmamaklazım.Yanı bi insanın ölümü çok çok kötü..Öldürenin ALLH belasını vesin.Bu ne dinnidir ne dinsisdir ne atevisdir ne müsnümandır..nede issandır.Szide *yazmışınıs vidoda..ALLAhın verdii canı almak*-fikri oydun*fikri buydun deyi* ona buna düşmes..
Bunnar çok yannış duygular.
Ama bu işe yapan bi zepevek TÜRK deyide..
TÜRKlüe bukadan * herkeşin aşalama gayretine girmesi doru deil.
Her millet içinde hata yapan çıkar.
yanı burda *herkeş birbirine yakın düşünüyo deyi..hababam aşalam doru deil.
Bunu şuna buna sölemiyom.Kimse alınmasın.işte cemal bize işaret ediyo filece düşünmesim.Yannız acık başka sitelerde bakın*gaztelerede bakın.Herkeş aynı düşünmüyo..Ha kim tamdoru düşünüyo derseniz.."Sadece bendüşünüyom"derseniz bu heralde doru olmas.
Cail size akıl kesmesin... :D
Yanı Türklüüde nefret edilcek bi halde göstertmiyelim..O bendaa modengörüneyim..* obiri ben daa moden olayım deyi..vur abalıya *yapmasın.
Hırat abiyiöldürüpde kocasız*babasıs issan bırakan*
issanı fikriiçin öldürenin Allah belasını vesin.
Ama **hepimis ermeniyis*hepimis HIRAtız *laflarındada işin dadına kaçıtmamak lazım..
Köyde kavede*-daada bada böle deerlendirilmiyo bu konular.Çok aşalama ters tepiyo.
Bizde bilaf vardır.ortak koyun parçalanırkene*:
*Satırı ortadan vur gasap* derler.
Ben Ermeni kardeşlerimize severim.Bu vatanın evladı*tıpkı senin gimi- benim gimi.Hırat abiyede Allah ramet etsin.Kalanına sabır vesin.Suçlular -kimse bulunsun.
Ama ben foşutmuyom.Buna açık yürekliliklen belirtirim.Milletimle iftar ederim.hatsıynan*kusuruynan.Öle böle düzelcek hataları..
Ben Türküm.Adım Cemal
Kimse alınmasın.
krdşnz. cml.
sodomo--
28-01-2007, 22:58
Sevgili Cemal, "Hepimiz Ermeniyiz" derken ne demek istedi insanlar hiç düşündün mü? "Hepimiz Hrantız" derken ne demek istedilerse onu demek istediler. Burada sadece Ermeni olduğu için ve Türk-Ermeni dostluğunu savunduğu için düşmanlık, kin, nefret, ırkçılık üzerine kurulmuş bir ideolojinin kurbanı oldu.
Hepimiz Ermeniyiz" ifadesi Türkiye'de yaşayan Ermenilere karşı, kin ve düşmanlık üreten zihniyete karşı Türk-Ermeni dostluğunun yüceltilmesi amacı ile ve bu düşmanlığa karşı bir tavır olarak söylenmiştir. Burada "hayır ben Türk'üm" demek saf bir demogoji ve ard niyetli provakatif bir ifade olmanın ötesinde, toplumu Türk olanlar ve olmayanlar şeklinde sahte bir bölünmeye taabi tutarak kamplaşma üretmekten başka bir şeye yaramaz.
Kim kime Türklüğünü ipatlamaya çalışacak Türkiye'de ? Hiç kimse ne Türklüğü ne Türk bayrağını kendi tekeline alamaz. Bayrak ve toprak ulusundur, MHP, BBP gibi partilerin ırkçı ideolojilerinin tepinme yeri değildir.
Ben bugüne kadar bu ülkede hiç kimseye karşı "ben Türküm" deme gereği bile duymadım ve kimsenin de bana karşı "ben Türküm" demesine izin vermem. Kimse bana fazladan bir milliyetçilik, yurt sevgisi, toprak sevgisi, bayrak sevgisi şovu yapamaz. Bazı değerler vardır ki, siyasi şov aracı olarak kullanılmaz.
Biz milliyetçiliği Susurluk çetelerinden öğrenecek değiliz.
Ayrıca da ifade etmek isterim ki; insani değerlerin ortası berisi olmaz. Bu konuda gittiği yere kadar götürürüz. Biz yüzümüzü geçmişe değil geleceğe çevirdik. Kimseye karşı bir kan davamız yok ve kimse de bize 'neden kan davan yok' diye soramaz.
Ha babam düşmanlık tohumları eken şoven, ırkçı ideolojiler kendilerine başka kapı bulsunlar.
"Sevgili Cemal, "Hepimiz Ermeniyiz" derken ne demek istedi insanlar hiç düşündün mü? *"Hepimiz Hrantız" derken ne demek istedilerse onu demek istediler. Burada sadece Ermeni olduğu için ve Türk-Ermeni dostluğunu savunduğu için düşmanlık, kin, nefret, ırkçılık üzerine kurulmuş bir ideolojinin kurbanı oldu.
Hepimiz Ermeniyiz" ifadesi Türkiye'de yaşayan Ermenilere karşı, kin ve düşmanlık üreten zihniyete karşı Türk-Ermeni dostluğunun yüceltilmesi *amacı ile ve bu düşmanlığa karşı bir tavır olarak söylenmiştir. Burada "hayır ben Türk'üm" demek * saf bir demogoji ve ard niyetli provakatif bir ifade olmanın ötesinde, toplumu Türk olanlar ve olmayanlar şeklinde sahte bir bölünmeye taabi tutarak kamplaşma üretmekten başka bir şeye yaramaz.
Kim kime Türklüğünü ipatlamaya çalışacak Türkiye'de ? Hiç kimse ne Türklüğü ne Türk bayrağını "kendi tekeline alamaz. Bayrak ve toprak ulusundur, MHP, BBP gibi partilerin ırkçı ideolojilerinin tepinme yeri değildir.
Ben bugüne kadar bu ülkede hiç kimseye karşı "ben Türküm" deme gereği bile duymadım ve kimsenin de bana karşı "ben Türküm" demesine izin vermem. Kimse bana fazladan bir milliyetçilik, yurt sevgisi, toprak sevgisi, bayrak sevgisi şovu yapamaz. Bazı değerler vardır ki, siyasi şov aracı olarak kullanılmaz.
Biz milliyetçiliği Susurluk çetelerinden öğrenecek değiliz.
Ayrıca da ifade etmek isterim ki; *insani değerlerin ortası berisi olmaz. Bu konuda gittiği yere kadar götürürüz. Biz yüzümüzü geçmişe değil geleceğe çevirdik. Kimseye karşı bir kan davamız yok ve kimse de bize 'neden kan davan yok' diye soramaz.
Ha babam düşmanlık tohumları eken şoven, ırkçı ideolojiler kendilerine başka kapı bulsunlar."
Sodomo çok güzel açıklamış, aynen katılıyorum.
Yeri geldiğinde " Hepimiz Kürtüz" veya " Hepimiz Aleviyiz " ya da " Hepimiz Türküz " de diyebiliriz.
Bu tavır, birlik ve dayanışmanın göstergesidir. Hiçbir yurttaşımızın Kürt diye, Ermeni diye, Alevi diye vs. aşağılanmaması, dışlanmaması, baskı ve zulüm görmemesi, katledilmemesi içindir. Sevginin, barışın, hoşgörünün sağlanması için katillere, faşistlere, şovenistlere, teröristlere karşı omuz omuza verip birlikte göğüs germektir.
"Hepimiz Hrant'ız. Hepimiz Ermeniyiz" sloganının geniş açılımı;
"Hepimiz Mehmet, Hrant, Yorgo, Mirza'yız. Hepimiz Türk, Ermeni, Rum, Kürt'üz." şeklindedir.
Elbette kişiselleştirildiğinde herkes soyu ne ise, kendini ne hissediyorsa odur. Ama gerektiğinde bir bütün olmalı ve bizi birbirimize düşürmeye, birbirimize kırdırmaya, bizi ayırmaya, bölmeye çalışanlara karşı ele ele vermeliyiz.
Sevgili Sodomo,
Sevgili Pante,
Soruna yaklaşımınız çok güzel. Sizin gibi insanlarla aynı sayfalarda yazmaktan gurur duyuyorum. İmza olarak kullandığım "Hepimiz Ogün Smast'ız" sözünü Hrant Dink'in cenazesi sırasında duydum. Ruşen Çakır da bu konuda bir yazı yazmış. Onu paylaşmak isterim.
Hepimiz Ogün Samastız
Prof. Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990 akşamı öldürülmesinden bu yana siyasi cinayetler aralıksız sürüyor. Her olayın ardından birbirine benzer açıklamalar yapıyoruz. “Bu kurşun Türkiye’ye sıkıldı” diyoruz, içerde ve dışarıdaki birtakım karanlık güçlerin provokasyonlarına rağmen birlik ve beraberliğimizin bozulmayacağını ilan ediyoruz, devlet de “suikast en kısa zamanda aydınlatılacak” diye söz veriyor...
17 yılda sonuç nedir? Kocaman bir hiç.
Uğur Mumcu başta olmak üzere birçok aydını öldürdükleri gerekçesiyle birçok kişi ağır cezalara çarptırıldı. Bunların adını bilen var mı? Daha önemlisi bunların gerçek suçlu olduklarına inanan var mı?
Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı öldürdükleri saptanan Hizbullah militanlarının hemen hepsi yakalandı veya öldürüldü. Kimsenin haberi yok, umrunda bile değil. Zaten kamuoyu Hizbullah diye bağımsız bir örgütün olduğuna bile inanmıyor.
Daha üzerinden bir yıl geçmedi, bir anket yapılsa Danıştay Baskını’nda hayatını kaybeden yargıcın adının Mustafa Yücel Özbilgin olduğunu kaç kişi hatırlayacaktır?
Peki 17 yıldan geriye ne kaldı? “Kimin yaptığına değil, kimin yararlanacağına bakın” gibi iddialı bir önerme üzerine kurulmuş içi boş komplo teorileri. Bizleri “boşuna uğraşmayın, bu cinayetler nasılsa çözülmez” diye tembelliğe ve kaderimize terk eden strateji uzmanları.
Yeni Ogünler sırada
Peki ne yapmalı? Pazartesi günü yazdıklarımı tekrarlamak istiyorum. “Hepimiz Hrantız” diyerek kendimizi kurbanla özdeşleştirip vicdanımızı rahatlatıyoruz. Halbuki “Hepimiz Ogünüz” demeli, derin bir vicdan azabı çekmeli ve kendimizle, toplumumuzla yüzleşmeliyiz.
“Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz” sloganının bir arada yaşamaya tahammülü olmayan çevrelerde yarattığı rahatsızlığın, hatta bazılarının “hepimiz Ogünüz” diyerek katile sahip çıktıklarının farkındayım. Ama bütün bunlar, önceki örneklerde görüldüğü gibi kısa sürede (bir sonraki suikasta kadar) unutulacaktır.
Ogün Samast bir yere kadar, ama ilk fırsatta Orhan Pamuk’u tehdit eden Yasin Hayal kesinlikle yeni bir terörist tipine emsal oluşturuyor. İnternet forumlarında Samast ve Hayal’e düzülen övgüler, çok sayıda gencin ellerine geçen ilk fırsatta kendilerinden olmayanlara saldıracaklarının, yeni birer “yalnız kurt” olacaklarının işaretini veriyor.
Hepimiz suçluyuz
Bu saldırıların ardında “yabancı odakları” aramak yerine öncelikle kendi içimize bakmamız gerekiyor. “Ya sev ya terk et” veya “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” gibi, kendinden olmayana, kendisi gibi düşünmeyene tahammülsüzlüğü kışkırtan sloganlar nasıl olup bu kadar yaygınlaşıp sıradanlaşabilir? Kimi İslamcıların ümmetçiliği, kimi solcuların da enternasyonalizmi terk edip faşizan bir milliyetçiliğe evrilmelerinin sırrı nedir? Her vesileyle Deniz Gezmiş’i, Che Guevara’yı kullanan birilerinin, “Kürtlerle evlenmeyin, Kürtlerden alışveriş yapmayın” türü ırkçı çıkışlar yapabilmesine neden sessiz kalınır?
Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş İsmail Cem gibi saygın bir şahsiyetin anısını (tıpkı büyük gazeteci Abdi İpekçi’ninkini olduğu gibi) nafile bir şekilde karalamak isteyen ahlak, edep ve kültür yoksunlarına bakın. Tek silahları İsmail Bey’in kökeni. Onlara bu cüreti kimlerin verdiğini biliyoruz. Tek işleri “Sabatayist avlamak” olan bu provokatörlerin komplo teorilerinin düzenli olarak hangi yayın organlarında, internet sitelerinde çıktığını, kitaplarını kimlerin bastığını da biliyoruz.
Günah, sorumluluk sadece Trabzon’a veya Elazığ’a, şu ya da bu grup veya partiye, ya da gizli servislere yüklenemeyecek kadar büyüktür, tüm Türkiye’nindir.
sOdomo amcam-Pante abim cevaplarınıza saolun.
Bu sukaste yapan deyus(afedersiniz) Türke çamur atmaya çalışannara fırsat yarattıydın.Hakget Allahtan orda..*ölüye saip çıkıp-yapana lanet ettikleri *iyi oldu.Avrupa -amarika gasteleride sate hayret etmiş.Türkler eRmenigasteciye saip çıktı *deyi.Halbukim o bizim vatandaşımız.kardeşimiz.insanımıs.Allah ramet etsin.
Sodomo amca sende yannız cevaba az sert yazmışın.Samkıbiz orda kör milliyetçilik-kafatasçılık yazmışıs gimi.Yazıya bidaa oku.Bide senin bu yazına *Din üstünde* bi hamamcı fıkrasıyla cevap yazdım.Fırsatın olursa okuhamamcıyı.. :lol:
cml.
sodomo--
29-01-2007, 02:17
Sertliğim sana değil Cemal malum zihniyetleredir.
Yalnız şu son cümlen dikkatimi çekmişti:
Ben Türküm.Adım Cemal
Kimse alınmasın.
Bir Türk başka bir Türk'e "ben Türk'üm" derse
ve o başka Türk bunu söyleyen Türk'e: "Hayır ben daha fazla Türk'üm" derse ve konu böylece uzayıp giderse ve bu muhabbeti gören bir Fransız
konuya Fransız kalmayı başaramayıp "yok yok asıl Türk benim" derse sen ne dersin Cemal ? * :lol:
Yani dostum sende biraz fazla rüzgara kapılma görüyorum.
Kapılma rüzgara ve cesurca "ben de bir Ermeniyim" de.
Korkma bir şey kaybetmezsin, kazanırsın hatta...
Esprinin profu Cemal'e asabiyetin doçenti Sodomo'dan bir serzeniş.
Cok degerli arkadaslarim, yazdiklarinizi okuyarak biraz olsun rahatladim. Insan olanlar cogalacak umidini yaratti bende.
* bu konunun baslangicinda , yanit alamadigim bir soruyu tekrarliyorum.
*Dunyanin cogu ulkelerinde irkcilik bir suctur. Degil adam oldurmek, soz soylemek bile kanunlar karsisinda suctur. Bizim anayasamizda da boyle degil midir? Eger boyle ise neden musade ediliyor bu tur yayinlara. Eger degilse, neyi bekliyoruz daha, diger aydinlarimizin da katledilmesini mi? Insan hayatiyla oynamak bir fikir ozgurlugu degildir; bu tur yayinlar cinayete tesvik sucudur. Irkcilik bir suc degilse bile ,cinayete tesvik eminim ceza kanununda bir suctur.
* Alenen yazilanlari gorup okudukca, bu tur suclarin hemen hergun islendigini goruyor, duyuyoruz. Alacaklari birkac oy ugruna, vatanimiza, milletimize, insanliga karsi islenen suclarin cezasiz birakildigi, goz yumuldugu ulkemiz ne zaman uyanacak, esas suclulari cezalandiracak bilemiyorum.
* * * * * Bir geri zekalinin, hem de Turke hic yakismayacak bir sekilde, arkasindan sinsice vurup oldurdugu insanin kim oldugunu bile bilmedigini zannediyorum. Katil o degil, onun eline o silahi veren bizleriz.
Suskunlugumuzla daha nice INSANlarin olumune sebep olacagimizi gorerek, hepimiz Hrant, hepimiz Ermeniyiz sloganiyla sokaklara dokulup, sessiz bir protesto edisimize laf edenler ise, esas vatan hainleridir.
Milliyetçiler arasında Hrant Dink Suikastının üzerinden siyasi rant yarışı başlatıldı. Sanırım farkındasınız. Gönülleri elverse de dilleri el vermediğinden cinayeti kınamakla beraber tek sarılacakları argüman olarak 'Hepimiz Ermeniyiz' sloganına dişlerini geçirdiler, milliyetçiliğe malzeme yapmak için kopartmaya çalışıyorlar. Şimdi aralarında kim daha milliyetçi yarışına girdiler. Bu yarışma birbirlerine kendilerini kanıtlamaya kadar vardırmaya kalkışırlarsa bu işi huzurumuzun daha da bozulmasından birbirlerini kırmaya kadar gider artık. Amacım kehanetlik değil. Yani böyle bir iklim var. İlköğretim okullarında bazı çocuklar 'ağır abilerin gözetiminde' İşte bombacı Yasin Hayal'in tetikçi katil Ogün Samast'ın ağır abisi olduğu belli. Gülen cemaatinin bu abi gözetiminde eğitilmesi modeli tuttu anlaşılan... İşin tuhafı AKP'nin geleneksel Kızılcahamam istişare toplantısında AKP'li gençlerin de aynı biçimde örgütlenmesi gerektiği görüşülmüş. Diğer yandan Bahçeli'nin başbuğ mitini silme ve ülkücülerin imajını düzeltme gayretleri auta çıkmış gibi görünüyor. Çünkü Nizam-ı alem ve Alperen Ocakları müdavimleri Muhsin Yazıcıoğlunu 'Başbuğ' kabul ediyor. Bu Türk gençleri başsız, buğsuz tek başlarına kendi kendilerini yönetme kültürünü edinmedikçe kimseye huzur yok. Onları dış mihraklar da kullanacaktır, iç mihraklar da...
simonuniti
29-01-2007, 13:50
Milliyetcilerin Kafalari almiyor iste *kalem kardes;
"hepimiz ermeniyiz" ne demek diye,kavraymiyor kafalari basmiyor..
sonra basbakanimiz cikiyor diyor ki;
"hepimiz hrant dinkiz" *olur ama "hepimiz ermeniyiz " olmasaydi.
Yaw ne kadar da bayagilik boyle,ucuz politikalara devam bakalim.A.M. baslatti RTE gerisini getiriyor.
Hadi ULUENGİN *huluengin@hurriyet.com.tr
Neden hepimiz Ermeniyiz?
ULUSUMUZ için ne denli bir onur ve ne denli bir asálet madalyasıdır ki, Hrant Dink'in katlinden beri alnımız "hepimiz Ermeniyiz" sembolüyle pırıldıyor.
Aslında, yukarıdaki simgeselliğin kökeni 1943 Ekimine uzanır.
Çünkü o tarihte Hitler Almanya'sı, Danimarka halkının ve hükümetinin 1940'taki işgal başından beri Nazilere teslim etmeyi reddettiği Yahudileri mutlaka toplamak kararı aldı.
Operasyonları kolaylaştırmak için de, gamalı haç boyunduruğu altındaki diğer yerlerde olduğu gibi, ilk iş olarak Musevilerin göğüslerine sarı Davudi yıldız yerleştirilmesini istedi
Berlin özel temsilcisi Werner Best bunu Saray'na bir ültimatom olarak sundu.
* * *
FAKAT, pes etmek ne kelime ve tam tersine, Kral 10. Kristian derhal meydan okudu.
İşgalci komutana, böyle bir durumda kendisinin ertesi sabahtan itibaren Davudi yıldız dikilmiş resmi üniformayla Kopenhag sokaklarında yürüyüşe çıkacağını bildirdi.
Taçlı devlet yöneticisinin yukarıdaki tavrı duyulur duyulmaz da, zaten hiçbir şekilde Nazilerle uzlaşmamış olan ülke ahalisi şu slogan etrafında birleşti:
"Hepimiz Yahudiyiz"!
* * *
OYSA tabii ki, Danimarkalılar bu simgeyi benimsemekle ne kendi Cermen ırklarını bırakıp Sami kavme geçmiş; ne de İsevi dinlerini Musevi inançla değiş tokuş etmiş oldular.
Yalnız ve yalnız, farklılığından dolayı husûmete maruz kalan "öteki"ni sahiplendiler.
Onu "ben" kılmak erdemini, yüceliğini ve alicenáplığını sergilediler.
Zaten bundan dolayıdır ki, tüm Danimarka ulusu insanlık tarihinde "ádil" diye yazıldı.
Artı, o gün bugündür de, "hepimiz"in arkasına herhangi bir mağdur kimliği ekleyerek bunu bütün bir "biz"le özdeşleştirmek, insaniyetçiliğin temel sembollerinden birine dönüştü.
* * *
NİTEKİM, söz konusu "biz" duruma, mekána ve olaylara göre değişiklik arzetti.
Örneğin, atmışlı yıllar ortasında, ırkçılığı reddeden Amerikalı beyazlar kara tenlilerin otobüse alınmadığı bir Memphis'te, bir Albany'de, "hepimiz zenciyiz" diye gösteri yaptılar.
Yahut, Hintli yazar romanından ötürü "kátli váciptir" fetvásıyla karşılaştığında, fikir ve ifade özgürlüğü savunucusu aydınlar "hepimiz Salman Rüşdi'yiz" rozetiyle dolaştılar.
Daha yahut, Nazi artıkları Solingen'de gurbetçilerimizin yaşadığı evi kundakladığında, "öteki" nefretini lánetleyen Almanlar "hepimiz Türküz" pankartı altında yürüdüler.
Ve yine tabii ki, çok uzatabileceğim bu örneklerle ne o Amerikalı beyazlar "zenci"; ne o liberal yazar ve çizerler Rüşdi, ne de o sarışın Tötonlar "Türk" oldular. Olamazlardı da. Tıpkı, Dink cinayeti ertesinde "hepimiz Ermeniyiz" diye haykırmak onur ve asáletini sergileyen insanlarımızın Hay soyundan ve Gregoryen dininden olmadığı ve olmayacağı gibi!
* * *
O halde, tabii ki, "hepimiz Ermeniyiz" diyebilmek ulusumuzun onurudur. Asáletidir.
Buradaki simgesel mesajı; metaforik benzetmeyi ve bilhassa da, "empati" denilen, "kendini 'öteki'nin yerine koymak" dürtüsünü görmemek için kör olmak gerekir.
"Háşá ve estağfurullah, Türk oğlu Türküm" diye mugálátáya kalkışmak için ise, o "öteki"ne husûmet ekseninde nefret ideolojisi ve nefret siyaseti üretiyor olmak gerekir.
Ve kim anlamaktan áciz ki, "hepimiz Ermeniyiz" diyen bir Türk, başta en ırkçı ve şoven Ermeni diasporası nezdinde olmak üzere, o "Türklüğü" zirveye yüceltir ve yüceltiyor.
Ve kim görmekten mahrûm ki, "öteki"ni "ben" olarak sahiplenmek erdemini dile getiren bir ulus ve bir halk insanlık camiası sathında "ádil" mertebesine erişir ve erişiyor.
Evet evet, mutlaka "hepimiz Ermeniyiz", çünkü hepimiz "öteki"ni "ben" ve "ben"i "öteki" kılmak iradesiyle yola çıkan insani ve insaniyetçi "Türkiye ulusu" mensuplarıyız.
Milliyetcilerin Kafalari almiyor iste *kalem kardes;
"hepimiz ermeniyiz" ne demek diye,kavraymiyor kafalari basmiyor..
sonra basbakanimiz cikiyor diyor ki;
"hepimiz hrant dinkiz" *olur ama "hepimiz ermeniyiz " olmasaydi.
Yaw ne kadar da bayagilik boyle,ucuz politikalara devam bakalim.A.M. baslatti RTE gerisini getiriyor.
simonuniti,
Bu şekilde aşağılayıcı sözler kullanmak kendini ifade edemeyen aciz insanların işidir. Ben bir devrimciyim, komünistim. *Ama yine de isterseniz "kafaları basmıyor" gibi aciz sözler kullanmayalım. (İnsanları kendimizden de soğutmayalım.)
sodomo,
Bir önceki sayfanın son mesajını okudum. Hızlı cevap sekmesinden yanıtlamaya başladım. Baya da bir ilerledim. Daha sonra 4. sayfa olduğunu gördüm ve sizin mesajınızı okudum. İfadelerimiz tarzları dışında (hemen hemen bile değil) aynı efendim. Çok teşekkür ederim.
Cemal,
Özel mesaj ile anlık ileti adresinizi bildirirseniz elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım.
sevgili sodomo dostum,
topikin konusuna değinmeden yandan teğet geçerek kendi adıma yazılarından bir ümit ve umut kıvılcımı algıladığımı paylaşmak istedim,amma bilemiyorum yanılıyor muyum?
yani,bu topikte yazdığın "ya sev ya terketci" zihniyetlere karşı söylediklerinden ve insani yönü merkez alan yaklaşımlarından,acaba diyorum,evvelki topiklerde *ben dahil müslümanlara hitaben kullandığınve hala yayında olan *" zebaniler ülkesine geri gidin,terkedin,defolun " *babından ya sev ya terketci yaklaşımlarında bizlere karşı bir yumuşama da oldu mu?gerçekten merak ettim.yoksa biz yine ya sevip hala ya terketdelim mi?doğrusu *yeni yaklaşımlarından etkilenmek üzereyim ama kendi durumum açıklığa kavuşmadığı için müteredditiliğim geçmedi henüz.
dostum, bu soruyu tevcih etiğim için biraz huzursuzum amma cevabını öğrenmek isterim.