PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : allahın KELAMI


ngcoskun
26-11-2004, 20:42
Kuran, gerçekten Allah''ın kelamı (sözleri) mi?

Nisa/4:82. Hâla Kur''an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah''tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.

Müslümanlara göre Kuran; Allah''ın kelamıdır. Yukarıdaki ayette de söylendiği gibi, Kuran, Allah tarafından gelmişse, Allah o sözleri söylemiş gibi okunmalıdır. Ayrıca, Kuran, Allah tarafından gönderilmiş ve Allah''ın sözlerini içeriyorsa, Kuran''da asla herhangi bir yanlış ve tutarsızlık bulunmamalıdır.

Halbuki, gerçek böyle değildir.

Ilk olarak, Kuran''ın bazı ayetlerine bakarak, bu sözlerin Allah değil, fakat Muhammed''in kendisi tarafından söylendiğini anlayabiliriz:

Fatiha/1:1-7: 1:1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah''ın adıyla.

1:2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah''a mahsustur.

1:3. O, rahmândır ve rahîmdir.

1:4. Ceza gününün mâlikidir.

1:5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.

1:6. Bize doğru yolu göster.

1:7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Bu ifadeyi okuyan her okur yazarın kolaylıkla anlayabileceği üzere, bu sözler Allah''a hitaben söylenmiştir.. Bir dua şeklinde Allah''a söylenmektedir. Bunlar, duacı olan Muhammed''din, Allah''a söylediği ve doğru yolu bulmak için Allah''tan yardım istediği sözlerdir. Kuran, böylece, Allah''ın değil, fakat Muhammed''din sözleriyle başlamaktadır.

Enam/6: 104. (Doğrusu) size Rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

Bu ifadede de, "Rab" ve "Bekçi" olarak iki özne bulunmaktadır. "Ben bekçiniz değilim" diyen herhalde Muhammed''dir, Allah değil..

Neml/27: 91. (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke''nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O''na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi. Buradaki ifadeden de sözlerin Allah''a değil, Muhammed''e ait plduğu anlaşılıyor.

Tekvir/81: 15. ?imdi yemin ederim o sinenlere ,

Burada da yemin eden Muhammed''dir, Allah olamayacağına göre..

inşikak/84:16-19 84: 16. Hayır! Şafağa, yemin ederim ki ,

84:17. Geceye ve onda basan karanlığa,

84:18. Dolunay olmu? aya ,

84:19. Ki,siz elbette halden hale geçeceksiniz.

Burada da yemin eden Allah olamayacağına göre Muhammed''dir.. Muhammed burada islam öncesi inanışlarını da ortaya koymaktadır. Güneş ve ay, islam öncesi Arap''larca kutsal sayılırdı.

Enam/6: 114. (De ki): Allah''dan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size Kitab''ı açık olarak indiren O''dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur''an''ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

Burada da sözlerin sahibinin Allah değil, Muhammed olduğu anlaşılıyor. Tercümeye "de ki" diye bir ilave yapılmış.. Bu ilave Arapça Kuran''da bulunmamaktadır

ngcoskun
27-11-2004, 12:07
bazı konulara cevap vermemek adetmidir burda. görmezden gelmek işinize gelir ama biz de bu böyle değil

Putperest
28-11-2004, 16:41
Eger tanri allah sozu ise neden ''biz'' demis?Kac tane allah var?
Eger tanri allah sozu ise neden kendinden söz ederken ''o'' demis?

ngcoskun
30-11-2004, 14:46
işte bende bunları soruyorum putperest kardeşim ama nedense kimse cevaplamıyor.bilmiyorlarmı acaba

Russell
01-12-2004, 14:09
1-biz-siz olayını dinliler kendi kendilerine açıklayamamıştır ki sana açıklasın.


2-putperest
demişsin ki:
Eger tanri allah sozu ise neden kendinden söz ederken ''o'' demis?

bu soruya büyük ihtimalle cebrailin ifadesi diyeceklerdir.[/quote]

Ebu Leheb
01-12-2004, 14:33
1-biz-siz olayını dinliler kendi kendilerine açıklayamamıştır ki sana açıklasın.


2-putperest
demişsin ki:
Eger tanri allah sozu ise neden kendinden söz ederken ''o'' demis?

bu soruya büyük ihtimalle cebrailin ifadesi diyeceklerdir.[/quote]

ama incil tanrının ağzından yazılmış, tanrı kendinden bahsederken "ben" diyor..

hem madem kuran tanrı sözü değil de cebrail sözü o zaman niye "biz" demiş.eğer bu biz kelimesi cebrail ve tanrıyı kastediyorsa daha büüyk yanlışlık var çünkü cebrail ile tanrıyı aynı kefeye koymuş oluyoruz.

Russell
02-12-2004, 13:02
doğru söylüyorsun öyle bir yorumun olması demek cebraille allahı aynı keseye koymaktır.
yani sonuç olarak

KURAN=ÇELİŞKİ

ngcoskun
16-12-2004, 17:33
RES''E

kuran allahın szsleridir diyorsun. o zaman bu başlık içinde yazanları bir oku da bir cevap yazıver bir zahmet.dikkat edersen hiçbir inanan bu başlığa cevap yazmamış.bakalım sen yazabilecekmisin.

ReS
18-12-2004, 14:42
ilk once Kuran Allah sozudur ve icin de hic bir celiski bulamayacaginiza kanaattkarim.

fatiha da bahsedilme istenen Allah tarafindan Muhammed(s.a.v.) e gelen ve onunda yanindaki asabindan,kiyamet gunune kadar kalacak tum muslumanlara,Allah i her zaman ovgu ile anmalari ve yanliz ona kulluk etmelerini anlatmak icin dir.

birde Allah in "biz" diye hitabi,evreni yoktan var eden yuce Allahin bile,kendisinin kendi tarafindan ovulmemesidir.bu insanlarin mutevazili olanlarinda da gorulur,kendi yaptiklari dahi ben degil eveet biz yaptik derler.
hepsini aciklayacak zamanim yok diger konulara deginmem lazim.

ngcoskun
18-12-2004, 15:46
çok aydınlandım sağol :lol:

yine aynı sapkınlıklarınıza devam ediyorsunuz.siz iflah olmazsınız

ngcoskun
18-12-2004, 15:49
kabul etsenize evet burda bu çelişki vardır.muhammed hata yapmıştır.hesap hatası.ama pardon hikmetinden sual olunmaz dı dimi unutmuşum :lol:

20-12-2004, 15:00
Evvela,çelişkinin ne olduğunu bilmek gerek.Çelişki aynı konu üzerinde iki zıt anlatımın olmasıdır.KUR''AN''da ''BİZ'' veya ''O'' denmesi çelişki olabilir mi? ALLAH(cc) bir tane olduğuna göre BİZ buyurması bir çelişki olarak ortaya atılamaz.Çünkü BİZ ifadesi her zaman çokluğu anlatmaz.Mesela büyüklüğünü göstermek için de BİZ dendiği olur. O ifadesine gelince, ''Sen o musun?'' sorusuna ''Evet ben oyum.'' denildiği malumdur.ALLAH(cc) insanların anlayacağı şekilde KELAM buyurmuştur.Nitekim ALLAH(cc) her hangi bir dille bağlı değilken KUR''AN Arabçadır.İnsanların kendi aralarında konuşup anlaştıkları şekilde inmiştir.Bu yüzden BEN ve BİZ çelişkili görülemez. Zaten ALLAH(cc) bir olduğundan başka bir kelam buyurmamıştır.Hz. Muhammed(sav) ''in sözü olması da cidden akıl dışıdır.Nitekim insan ne yapıp yapamıyacağı belli olan bir varlıktır.Tarihte ve günümüzde hangi insan düşüncesini 23 sene savunmuştur?Hangi insanın sözü hemen yazıya geçirilmiş ve ezberlenmiştir? Hangi insana sonsuz bağlılıkla itaat edilmiştir? Hangi insan kendi sözüne uymakta bir zorunluluk hissetmiştir? Hangi insanın yetim,parasız ve yumuşak olduğu halde bu kadar itaat edeni vardır.? Tarihte böyle bir iktidar görülmemiştir.Hem de yalnızca ferdi bir iktidardır.Geleneksel iktidar olmadığı gibi ,askeri bir iktidar da değildir.Hem bu KUR''AN''ın bir benzerini kim ortaya koyabilir? Eğer insan ürünüyse bu bir başka insan başkasını koysun ortaya.Nitekim inanmayanlar dahi KUR''AN''dan alıntı yapmadan konuşamıyorlar.

20-12-2004, 15:13
Mekke’de, risaletin başlangıcında nâzil olmuş olup 7 âyettir. Tam olarak nâzil olan ilk sûredir. Kur’ân-ı Kerîm’in başlangıcı olduğundan “bir yeri veya bir şeyi açan, başlatan” anlamına Fâtiha adı verilmiştir. Ayrıca yirmi kadar güzel vasfını bildiren başka isimleri de vardır. Mesela: Namazda okunması vacip olduğundan Sûretu’s-salât, Allah Teâla’nın arşının altındaki hazineden indirilip ulvî mânaların hazinesi olduğundan Kenz; başlı başına yeterli olduğundan Vâfiye, Kâfiye; bütün sûrelerin aslı, kökü, tohumu durumunda olduğundan Ümm’ul-Kitab, el-Esas onun isimleri arasındadır. Bu kutlu ve özlü sûre gerçekten Kur’ân-ı Kerîm’in feyizli ve bereketli bir hülasası ve İslâm ibadetinin esasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in ana gayeleri şunlardır.

1. Tevhid, yani Allah’ın birliği

2. Nübüvvet

3. Âhiret

4. İbadet ve adaleti de kapsayarak istikamet.

Fâtiha sûresi bu esaslara açıkça delâlet eder.

Bismillâhirrahmânirrahîm

1 – Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla [59,22-24]

2 – Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allâh’adır.

3 – O rahmândır, rahîmdir.

4 – Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. [24,25; 37,53]

Rabbü’l-âlemin sıfatı Kur’ân mesajının evrenselliğini, rahmân ve rahîm sıfatları, Allah’ın kâinatı şenlendiren geniş rahmetini ilan eder.

Sûrenin başında “Bütün övgüler Allah’ındır” şeklinde kapsamlı bir hüküm verildiğinden, âdeta “Niçin?” diye soran aklı tatmin için, zımnen gerekçe teşkil eden bazı ilahî sıfatlar hatırlatılmaktadır. Övgüler Onundur: Çünkü Rabbü’l-âlemîndir bütün varlıkları yaratıp büyüten, varlıkta devam ettirendir. Çünkü rahmândır, rahîmdir: Bu mükemmel kâinatı merhametiyle şenlendiren, güneşleri, ay’ları, topyekün kâinatı bitkilere ve hayvanlara hizmet ettiren, cansızı ve canlısı ile bütün varlıkları da insana hizmet ettiren O’dur ve çünkü, hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Burada ağır bir emanet yüklenerek, Allah’ın halifesi, vekîli olarak geçici bir süre için görevlendirilen insanın, asıl hayatı ebedî âhiret hayatındadır. İşte Allah âhiretin de tek hükümdarıdır.

5 – (Haydi öyleyse deyiniz): “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.” [73,9; 6,1; 3,64]

Evreni dikkatle inceleyen her akıl sahibi, böylece aklî delille Rabbine ulaşacağından, sûrenin başından 4. âyete kadar Allah’tan “O” diye bahsederken, bu tefekkürü sonucunda artık âdeta O’nu görüyor hale gelip “Sen” diye hitap etme makamına yükselir: “İbadetim, kulluğum, sevgim yalnız Sana’dır Rabbim! der. Diğer taraftan, Allah müminleri toplum halinde, daha doğrusu topluluk halinde huzurunda görmek istediğinden, dünyadaki bütün müminlerle birlikte ibadetini O’na takdim eder, onlardan güç, kuvvet, dua ve mutluluk alır.

Tarih ve coğrafyasıyla bütün bir insanlığı, hatta bütün âlemleri, dünya ve âhireti, ezelden ebede varlığın tamamını kucaklayan bu kutlu Fâtiha, bu sûreyi yücelerden indiren Zatın, bütün âlemleri her tarafıyla aynı anda gören Rabbü’l-âlemin olduğunun önemli bir delilidir. 5. âyet ile kul, Rabbi ile bir akit yapmaktadır. Allah’a ibadet ve teslimiyet gösteren insana O, dünyada yardım ve hidâyeti, âhirette cenneti vermeyi uhdesine alır.

6 – Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.

7 – Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.

Son âyet doğru yolun somut, gerçekleşmiş şeklini gösterir, mümini geniş düz caddede ilerleyen peygamberlerin nuranî kafilesinin peşine yerleştirir. Örnek ihtiyacını tatmin eder.

20-12-2004, 15:19
82 – Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi?

Eğer Kur’ân Allah’tan başkasına ait olsaydı, elbette içinde birçok tutarsızlıklar bulurlardı.

Bu gibi yerlerde münâfıkların ve zayıf inançlı kişilerin hataları dile getirilirken, bu yanlışların kaynağının, Hz. Muhammedin Allah’tan gelen bir elçi ve Kur’ân’ın, Allah’ın kitabı olması konusundaki şüpheleri olduğu bildirilir. Allah Teâla onları Kur’ân’ı iyice incelemeye dâvet ediyor. Gerçekten, iyi düşünen insan şu hakikati anlamakta gecikmez: 23 yıl gibi uzun bir dönemde, çok çeşitli durumlar sebebiyle ve son derece farklı konularda yavaş yavaş tamamlanan bir metnin içinde tutarsızlık olmaması mümkün değildir. Bir insan ne kadar akıllı olursa olsun bunu başaramaz. Öyle ise bu kitap ancak Allah’ın eseri olabilir.