PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : isa ve şarap tanrısı Dionysos


sosyalist-R
15-03-2007, 14:53
Kimi din ve bilim adamlarına göre Hristiyanlık aslında Yahudiliğin Hellenleştirilip pagan(çok tanrılı din) dinine dönüştürülmüş halidir? Çünkü İncilin içinde pek çok pagan öğesi bulunmaktadır.

İsa'nın "Tanrı oğlu" veya "Tanrının özünden tanrı" olması, kanıyla insanları günahlarından arındırması, ölüp tekrar dirilmesi ve şeytana karşı zafer kazanması gibi öğeler Helenistik dönemde oluşmuş Greko Romen Pagan dinlerinin de başlıca kültlerindendir. Bunu örnekle açıklamak gerekirse en iyi örnek oluşturacak Yunan tanrısı Dionysos'tur.

Dionysos 25 Aralıkta doğmuştur, geleneğe göre İsa peygamber de 25 aralıkta doğmuştur.

Yu 6:53 İsa onlara şöyle dedi: "size doğrusunu söyleyeyim, insanoğlunun bedenini yiyip kanını içmedikçe, size de yaşam olmaz"

Yu 6:54 Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yasamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim.

Yu 6:55 çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir.

Yu 6:56 Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar.

Yukarıdaki ayetler aynı zamanda aslında bir pagan ayinini anlatıyor. Dionysosçular da sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos'un etini yiyip kanını içiyorlardı. Bu sembolik ayin ile Dionysos'un ruhuyla birleştiklerine, ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına inanıyorlardı.

Prof. Barry Powell'a göre aslında kiliselerin hepsinde bu eski pagan ayini yapılmaktadır. Katolik ve Ortodoks kiliselerinde ekmek bölünür İsa'nın eti veya bedeni olarak yenir, kırmızı şarap İsa'nın kanı diye içilir.


Yu 2:7 İsa, hizmet edenlere "küpleri suyla doldurun" dedi, küpleri ağızlarına kadar doldurdular

Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere "şimdi bunları, şölen başkanına götürün" dedi, onlar da götürdüler

Yu 2:9-10 Şölen başkanı şaraba dönüşmüş suyu tattı.

İsa peygamber suyu şaraba dönüştürerek bir mucize gerçekleştirmişti, İsa'nın şarapla ne ilgisi vardı? Bu ayetin kökeni de şarap tanrısı Dionysos'a dayanmaktadır. Dionysos da aynı İsa gibi suyu şaraba dönüştürmüştü. Ve bu mucize Dionysos inanlılarınca sürekli olarak dile getiriliyordu. İddilara göre Grek kültüründen fazlaca etkilenmiş olan Yuhanna bu mucizeyi kendi tanrıları İsa'ya uyarlamıştı.

İsa'nın ölümünün 3. gününde dirilmesi anlatımı da aslında bir Dionysos kültüdür. Dionysos'un dirilmesi ile ilgili farklı anlatımlar vardır, çoğunda Dionysos ölür, gömülür ve sonra yeniden dirilir. Hatta Dionysos'un dirilmesi bu pagan dini taraftarlarınca her yıl kutlanırdı.

Ayrıca Grek pagan dinlerinde MÖ 400 yılından itibaren "pharmakos" kavramı önem kazandı. Pharmakos "günah keçisi" anlamına geliyordu ve Dionysos'ta "kutsal pharmakos" idi. Tıpkı İsa gibi kaderinde acı çekmek ve insanların iyiliği için insanlar uğruna ölmek vardı, ölmesi gerekiyordu. İnsanların günahlarını kendi kanıyla affettiriyordu.

Tüm bunların dışında pagan din adamlarının giyim tarzları da bugünkü Katolik ve Ortodoks din adamlarının ki ile büyük benzerlik gösteriyordu. Tapınaklarındaki süslemeleri de tıpkı bugun olduğu gibi mistik ve gizemliydi. Haç ve balık sembollerininse pagan kökenli olduklarını söylemeye bile gerek yok

Bu konuya ek olarak hristiyanlığın diğer çok tanrılı dinlerden etkilendiğini (eski mısır ve hitit dinleri ) biliyoruz bu konuda elinde yazı olan arkadaşlarımın paylaşmasını umarım

hepinize en derin saygı ve sevgilerimle .....

Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ömer hayyam

sosyalist-R
16-03-2007, 13:03
bu arada elinde museviliğin diğer çoktanrılı dinlerden olan alıntıları olan kardeşim varsa lütfen paylaşsın

AYATA
17-03-2007, 14:59
Sigmund Freud, ölümünden hemen sonra yayımlanmış olan 'Musa ve Tektanrıcılık' adlı son kitabında çeşitli kanıtlara dayanarak Musa'nın aslında Yahudi değil Mısırlı olduğunu ileri sürüyor. Bu kanıtlar arasında en önemlisi Musa (Moses) adının Mısır kökenli olması. Gerçekten de Mısır firavunlarından bazılarının taşıdığı Tutmoses adının moses biçimindeki ikinci yarısı bu iddiayı doğrular gibi görünüyor.

Mısırlı olan Musa'nın Yahudilere getirdiği yeni dinin de Mısır kökenli olduğunu söyleyerek iddiasını sürdürüyor Freud. Aslında totem inancından kotarılarak gelen yarı hayvan, yarı insan görünümlü tanrılara dayanan firavunlar devri Mısırı'nın diniyle, tek Tanrı düşüncesine sımsıkı sarılı bulunan Yahudilik arasında hiçbir benzerlik yok. Her şeyden önce Yahudiliğin fazlaca üzerinde durmadığı ölümden sonrası için Mısır dininde inanılmaz ayrıntılar söz konusu. Mısır'da mumya tıbbı ve sanatının doruk noktasına çıkmasının ardında bu yatıyor. Öyleyse Freud nereden çıkarıyor Musa'nın Mısır dininden yararlanarak kendi dinini kurduğunu? Bu sorunun yanıtını verebilmek için öncelikle Mısır tarihinin en ilginç firavunu olan Akhenaton'dan kısaca söz etmek gerekli.

Mısır'da Firavun III. Amenhotep'in ölümü üzerine tahta geçen oğlu IV. Amenhotep marfan sendromu adlı bir hastalık çekmektedir. Bu hastalık insanın kemiklerinin, kulaklarının uzamasına ve dolayısıyla gözlerinin çekilmesine yol açan bir hastalıktır. Gerçekten de IV. Amenhotep'in heykelleri incelendiğinde bu hastalığın firavun üzerinde yarattığı etki açık ve net olarak görülmektedir. Karılarından birisi ünlü Nefertiti'dir. IV. Amenhotep, Amon rahiplerinin yönetiminde bulunan çoktanrılı Mısır inancını reddederek Aton adını verdiği tek bir Tanrı'ya inanmaya ve tapmaya başlar. Adını Akhenaton olarak değiştirir, Amon rahiplerini aşağılar ve bu yeni dine uymayanlara cezalar vermeye başlar. Mısır'ın başkentini Teb'den yeni kurduğu Akhetaton'a taşır. Burada Aton rahipleri okulu kurar ve yeni dinin rahiplerini yetiştirmeye başlar. Uygulanan bütün cezalara karşın yeni dinini halka yaymayı başaramaz. Ölümünden sonra tahta oğlu Tutenkaton geçer. Aton dini reddedilir, Amon rahipleri eski güçlerine kavuşur, Akhetaton kenti yerle bir edilir, tapınaklardan Aton ve Akhetaton adları silinir. Tutenkaton ve karısı Ankesenpaton da adlarını, Aton dininden Amon dinine dönüşü simgeleyecek biçimde, Tutenkamon ve Ankesenamon olarak değiştirirler.

Musa'nın hangi firavun zamanında yaşadığı ve dolayısıyla Yahudilerin Mısır'dan hangi tarihte çıktığı kesin olarak bilinmiyor. Freud, bu dönemin Akhenaton dönemi olduğunu varsayıyor. Günümüzün yaygın kabulü ise bu dönemin II. Ramses dönemi olduğu biçiminde. II. Ramses'in Mısır tahtına geçtiği tarih Akhenaton'un ölümünden yaklaşık 70 yıl sonrasına denk geliyor. 70 yıl çok uzun bir süre olmadığı için Akhenaton'un ve kurduğu yeni dinin etkisinin, hiç değilse Aton rahipleri okulundan yetişmiş olan kişiler ve onların çocukları arasında devam ettiğini kabul etmek yanlış bir yaklaşım olmaz. Dolayısıyla Musa, Akhenaton'dan 70 yıl sonra yaşamış olsa bile bu bilgilerin kendisine ulaşmış olması mümkün.

Sigmund Freud, tek tanrı inanışının aslında Mısır'dan önce Suriye'deki bazı kavimler arasında yaygınlaştığını ve Akhenaton'un öncülü olan firavunlar zamanında oraların ele geçirilmesiyle bu düşüncenin alınıp benimsenmese bile düşünülmeye başladığını ileri sürüyor. Bu düşüncenin adaptasyonunun Mısır'ın sınırlarını genişleterek emperyal bir güç olmasıyla ilintili olduğunu ortaya koyuyor. Yani Mısır, bir dünya gücü
olmaya doğru ilerlerken, mevcut yerel tanrıların yerine, daha evrensel bir tanrı kabul etmek ve bu yolla birliği sağlamlaştırmak zorundaydı demeye getiriyor. Yerel tanrılarla ancak yerel yönetim yapmak mümkündü. Madem ki Mısır artık dünya imparatorluğu olmaya gidecekti o zaman evrensel bir tanrı gerekliydi Mısır'a.

Mahfi Eğilmez

sosyalist-R
20-03-2007, 18:15
sevgili siruus b yoldaş paylaşımın benim için çok dğerli teşekkür ederim

19-03-2008, 11:05
yanlış hatırlamıyorsam şu eserlerde de musanın bir mısırlı olduğu belirtiliyordu:

ezoterik-batıni doktrinler tarihi

ergun candan - son üç peygamber

kitaplardan birinde musanın soylu sınıftan olduğu ve firavunun yeğeni olduğundan söz ediliyor. ayrıca başrahiplik seviyesine kadar yükseldiğinden söz ediliyor.