PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Milliyetçiler ulusalcılara karşı


sargon
23-03-2007, 23:15
Nokta dergisi manşet yapmış. Milliyetçiler kendilerini yeni komitacılardan ayırmaya çalışıyorlarmış. Güler misin ağlar mısın bir durum yani. Hani dinci sitelerde hafiften bir farklı düşüneni münafık, kafir görenleri falan görmüştük, şimdi de milliyetçilerle ulusalcılar birbirlerini suçluyorlar. Ama MHP bu işte uyanık davranıyor. Ulusalcıları (kuvvayı milliyeci, komitacı, kızıl elmacı vb.) demokrasi düşmanlığı ve hasta olmakla suçluyor. Enteresan bir tartışma olacak gibi. *:D

http://www.habernokta.com/detay.php?id=2958
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=517531

Aşağıdakiler ise, adı Kürşad hareketi imiş, ulusalcıları bölücü, terörist, marksist-leninist olarak suçluyor.

http://www.kursadhareketi.org/view_news.php?id=172

Tabii bir de yazıları okunabilse, daha güzel olacak.

Akın Birdal'a suikast düzenleyerek gündeme gelen Gülaltay'ın ulusalcı partisi/dergisi de MHP'yi ABD'ci ve Kürtçü olmakla suçluyor. Gerçi suçlamadığı kimse yok ama, konumuz milliyetçilerden milliyetçilere yapılan birdirmeler.

http://www.turksolu.org/106/basyazi106.htm

Bu ülkenin kültüründe mi vardır nedir? Herkes birilerinin düşmanı... *:D

Not: Milliyetçi/ulusalcı siteleri gezerken aşağıdaki yazıya rastladım. 11 yaşında bir kız çocuğu şu şiiri yazmış. İnanılır gibi değil, politika, hem de en nefret dolu cinsinden olanı, çocuklara kadar indi mi??? Eğer çocukları da kaybedersek bu ülke bitmiştir..

http://www.kuvvaimilliye.net/news_detail.php?id=9963

23-03-2007, 23:31
Sevgili sargon,

Bu işlerden bir "enteresan"lık çıkmaz, merak etme. MHP'nin ne olduğunu ulusalcısı da milliyetçisi de biliyor, zaten bu tantana da oradan çıkıyor. Sana tavsiyem, türksolu çetesinin sitesine girip oradaki yazıları bir de tarafsız gözle okumandır. Zor olacağını biliyorum ama özellikle Prof. Türkkaya Ataöv'ün ermeni soykırımı ile ilgili yazılarını okumaya çalışmanı öneririm.

TOPRAK06
23-03-2007, 23:51
halimize bak memleketine değer veren iki grup batının oyununa gelerek bir birine düşman edilmiş.batıl kanunları özgürlük mü sandınız hakka bağlanmayan batıla bağlanır.

sargon
24-03-2007, 01:57
Yahu yfln, ben senden bişeyler öğrenecem ama dur bakalım ne. Öncelikle gayretlerin için teşekkür ediyorum. "Türksolu çetesi" demen ilginç geldi. Ben bu tür grupların sitelerine sık sık girip karıştırırım. Gerçi islamcılar konusunda daha bir uzlaşmam oldu. Artık aradığımı hemen buluyorum. Ama yavaş yavaş milliyetçiler konusunda da IE'deki "favorilerim" epey kabarıyor. Dolayısıyla öyle fazla bir zorluk çekmem okumak için. Tarafsız gözle okumak konusuna ise sanırım yazacaklarım belki bir açıklama yapmış olur.

Tavsiyen üzerine Ataöv'ün yazısını da okudum. Açıkçası bu yazıda senin neler bulduğunu pek anlamış değilim. Bence bu yazıda birşeyler bulabilmek için herşeyden önce ortada bir " Ermeni-Helen-Hıristiyan" kumpası olduğuna inanmak lazım. Ondan sonra da BM toplantılarında Ataöv'ün yaşadıklarına buna uygun yorumlar getirmek gerekiyor. Zaten Ataöv de bunu yapmaya çalışıyor. Ama açıkçası benim açımdan bunlar pek önemsiz şeyler. Ben diplomat değilim. Bu tür kongrelere falan da gitmedim. Ama meslek odalarının, sendikaların, çeşitli kitle örgütlerinin kongrelerine çok katıldım. Bu tür yerlerde bir sürü gruplar, kulisler, çatışmalar, hesaplar, ayak oyunları vb. olur. Herkes bir sürü farklı şey savunur, gruplaşır, bazı tartışmalardan dolayı gruplar bozulur, başka gruplar oluşur, bu işler böyle sürer gider. Uluslarası toplantılarda ise sanırım olay biraz daha katmerli bir hal alarak sürüyordur.

Ataöv 1985 yılında katıldığı bir BM altkurulu toplantısını kendi bakış açısından anlatmış. Ben en basit kitle örgütlerinin kongrelerini bile farklı kişilerden dinlediğimde birbirinden nerdeyse 180 derece farklı yorum ve açıklamalar duymuşumdur. Ve bu da son derece doğal birşey. Bu tür toplantıların doğası gereği yani.

Bak mesela bir bölüm. O yıllarda ASALA adlı bir terör örgütü var Avrupa'da. Türk diplomatlara suikastlar düzenliyor. Yazıda bundan bahsedilmiyor ama belli ki Ataöv ve Türk diplomatlar da dolayısıyla korku içindeler. Toplantı sırasında olan bir olayı aktarıyor Ataöv. Bana Ataöv'ün psikolojisini anlamak açısından anlamlı gelen bir pasaj bu:

Cenevre’nin son günlerinde sayın büyükelçimiz ve çevresi, korumasıyla birlikte, toplantıda hazır bulundular. Ancak, Ermeni dostlarından biri fotoğraf makinesini alarak benden ayrı oturan Türk takımının resmini çekmek istedi. Nadiren kalktığım yerimden fırlayarak bu kişiye gittim ve bu fotoğrafı çekmesini engellerken Türklerin öldürülmekte olduklarını ve bunlardan birine bir şey olursa önce onun tutuklanması için istekte bulunmamız gerekeceğini belirttim. Geldiği yere dönüp yerine oturdu. Ama “Biz de senin resmini çekeriz!” der gibi uzaktan bu kez benim fotoğrafımı aldılar. Sayın büyükelçi o akşam, görevi gereği, o günkü olayları özetleyip Ankara’ya yazıyla bildirmiş. Benim müdahaleme yer vermemiş. Ben olsam, sözünü ederdim; ama gene de heyet başkanlarımız en doğrusunu yapar, diyelim. Bir bildiği olmalı. Ermeni sorunu bile olsa, “solcu” bilinen birinin yürek isteyen eylemini kâğıda dökmek sanıldığı denli kolay değil.

Ataöv bu resim olayına takmış. Yazısından neler öğreniyoruz. Pek iyi amaçları olmadığını Ataöv'ün "ermeni dostlarından biri" tanımlamasından anladığımız *bir kişi Türk diplomatlarının (Ataöv'ün deyişiyle takımının) fotoğrafını çekmeye teşebbüs ediyor. Ataöv nadiren yerinden kalkan biridir. Ama bu teşebbüsü görünce yerinden fırlıyor ve bu girişimi kahramanca engelliyor. Eğer içlerinden birisi vurulursa fotoğrafı çeken "ermeni dostunun" sorumlu tutulup tutuklanması gerektiğini söylüyor. Yani ordaki "ermeni dostunu" terör eylemi kışkırtıcısı olarak baştan suçluyor. Kendisinin son derece yürekli bir eylem yapmış olduğunu belirterek övüyor. Bu kahramanca eylemini Ankara'ya verdiği rapora yazmadığı için de büyükelçiye sitem ediyor. Hem de "solcu" bilinen birinin böyle yürekli eylemi diyor nedense. Ayrıca bu "ermeni dostu" kendi fotoğrafını alırken de kimsenin müdahale etmediğini anlıyoruz. Acaba fotoğraf çeken "ermeni dostu" Türk diplomatlarının fotoğrafını çekmeyip de neden Ataöv'ün fotoğrafını çekti? Ataöv'ün bunun üzerine de düşünmesi gerekir.

Bunu bir de büyükelçiye sorsaydık belki de adam gülecekti bize. Dediğim gibi bu tür yerlerde yaşanan her şey insanların bakış açılarına göre yepyeni anlamlar kazanıyor. Çok sevdiğim bir sözle yazdıklarımı sonlandırıyım.

"Son tahlilde önemli olan nereye değil, nereden baktığındır"

sodomo--
24-03-2007, 02:05
Sargon bu gözlemlerini aktardığın için teşekkürler. Girdim baktım hepsi de birbirinden beter.
Bence bizim Â*meselemiz çağdaş bir sosyal demokrasi kültürü oluşturamamakta. CHP'nin hali malum. Varsa yoksa C.Başkanlığı seçimleri falan. AB konusunda da ne kadar ikircikli ve çizgisiz olduklarını da gördük. Ulusalcılık veya milliyetçilik tamam da iş "evrensel değerleri" kabullenme konusuna gelince ortada kimseyi bulamıyorsun. Dünyadan kopuk sığ bir kasaba milliyetçiliği. Ufku dar, bakışı dar ve sürekli düşman üreten bir milliyetçilik. Başka milletleri aşağılayarak veya kötüleyerek kendi milletini yücelteceğini sanan çapsızlık. Aklı kurtuluş savaşı yıllarında kalmış ve hala memleketi işgal altında zanneden ve durmadan hayali emperyalistler üretip bir de onları bu topraklardan kovan Â*takıntılı bir milliyetçilik.

Üstelik bunlar bir de Hitler'in Kavgam'ını okuyorlar baksana satış patlaması yapmış bu kitap. Bu yol, yol değildir. Bu fikirler Türkiye'yi felakete götürür. Geçmişte Almanya, İtalya, Japonya'da böyle böyle başladı bu işler.
Onlar tarihten ders aldılar da biz şimdi onların yaşadığı tarihi mi yaşayacağız tekrar. İllaki yaşayarak mı öğrenmemiz lazım. Bunun kısa yolu yok mu ?

sargon
24-03-2007, 02:48
Sodomo, son yıllarda kafamda artık şu netleşti ki, bizim sorunumuz şu ya da bu ideoloji değil, baskıcı, yasakçı, zorba bir kültür oluşturmauş olmak. Bu kültürün varabileceği başka bir yer yoktu ve oraya vardık. Türkiye artık bir şiddet toplumu oldu. TV'de İstanbul'u izliyorum ve ürküyorum artık. Bunun nedeni ekonomik mi? Geçmişte de çok ekonomik sıkıntılar çekti bu ülke. Şekersiz, ilaçsız kaldı. Ben şiddetin bu kadar yüksek olduğunu duymadım hiç.

Sorun artık ekonomik ve politik boyutu aşıp bir sosyal sorun haline geldi. Ekonomik kuralsızlık, rüşvet, yolsuzluk vb. olayın ekonomik yanıydı, artık bütün utanç sınırları aşılmış durumda. Bu ekonomik şiddettir. Politik alanda da şiddeti her yanıyla yaşadık ve yaşıyoruz. Darbeler, kendi anlayışını iktidara getirmek için çatışmalar, diğer anlayışların kolayından düşman belleme, dünyaya bir düşmanlar koalisyonu ve "biz" olarak algılama da politik şiddettir bence. Halkımız da ekonomik ve politik sistemde alışık hale geldiğimiz şiddet ve kuralsızlığı hızla sosyal alana taşıyor. Bunun basitçe şu hükümetle, bu iktidarla açıklamasını yapmak mümkün ddğil bence. Bunun adı ekonomik, politik, sosyal alanlarda demokrasiden uzaklaşmak, insan olmaktan uzaklaşmak demek.

Bu yüzden düşmanlığı, nefreti, şiddeti, "öteki" ve "biz" anlayışını propaganda edenler olduğunu gördüğümde alabildiğince sert eleştiriyorum. Bize zarar veren ne politikanın kendisi, ne ekonominin kendisi, ne ideolojilerin yada dinlerin kendisi. Bunları yaşamımızdan çıkarıp atamayız. Bunlar insanlığın ürettiği zenginlikler. Ama bunlara yedirilen şiddeti, zorbalığı atamazsak, buna hangi alanda görürsek görelim karşı çıkmazsak, hep birlikte enkazın altında kalacağız.

Herkes kendi şiddetini masum göstermeye, allayıp pullamaya, orasını burasını boyamaya çalışıyor. Diyorum ki herkes önce kendi şiddetine karşı çıksın.

dilaver
24-03-2007, 03:07
evet Sargon *kalmadı artık sıgınacak dal ve mızrak çuvala sıgmıyor.

* 80 sonrası insanların örgütlenmesini engellediler ve onları dine yöneltmeye çalıştılar fakat kitlelerin ya da kitlelerin uç unsurlarının tecrübesi bunu da çözüm olmadıgını bizatihi kendi deneyimleriyle onlara gösterdi.

* Şimdi bir takım marijinal unusurlar için çözüm yoktur, çözüm şiddettir, çözüm hiçtir. Bu insanlar her türlü ideolojiden bagımsız bir şekilde her türlü yabancılaşmayı yaşıyorlarir. İnsanlıga yabancılaşmışlar her şeyden evvel.

* *Bir tek rasyonel çözüm olabilir ki bu insanları kapsar mı bilemiyorum, o da dogru bir önderlik altındaki bir demokrasi mücadelesi. Şu anki Türkiye şartlarında çok uzun vadeli gözüküyor. Bir alternatif de kırılmaya dogru gitmek. O daha yakın görülüyor, ama kırılmadan ne çıkar o bilinmiyor.

* * * Yani çok zor ve karanlık bir tablo, üstelik de kanlı gözüküyor, gözükmesine gerek yok şimdiden dökülüyor. İnsan insanı tanımıyor. İnsan kendini tanımıyor, insan insan oldugunun bilincinde degil. Ama gene de ümitsiz olmamak lazım diye düşünüyorum. En azından burada insanı soluyoruz. Çogalmak dilegiyle.


* * * saygılarımla

vartor
24-03-2007, 03:29
Sevgili Sargon, cok yerinde bir tespit. Etrafimdakilere bakiyorum da bazen, konusmaktan, kendi inancini hakli cikartmaktan baska hicbir dusunceye deger vermiyen bir toplum oldugumuzu gorebiliyorum. Durmadan konusuyor, karsimizdakini dinlemiyoruz bile. Hep kendimize empati duyulsun isterken, ayni seyi karsimizdakine veremiyoruz. Neden? Cunku digerleri yanlis da ondan.
* Türkiye *artık *bir *şiddet *toplumu *oldu. *TV'de *İstanbul'u *izliyorum *ve *ürküyorum *artık. *Bunun *nedeni *ekonomik *mi? *Geçmişte *de *çok *ekonomik *sıkıntılar *çekti *bu *ülke. *Şekersiz, *ilaçsız *kaldı. *Ben *şiddetin *bu *kadar *yüksek *olduğunu *duymadım *hiç.rsiz, *ilaçsız *kaldı. *Ben *şiddetin *bu *kadar *yüksek *olduğunu *duymadım *hiç.
* *Bu duruma biraz da umitsizligin, genclerimizin etraflarinda gorduklerine sahip olabilme sanslarinin olmadigini gormelerinin sebebi oldugunu zannediyorum.Bir tarafta krallar gibi hayat yasayanlar, diger tarafta hicbir umidi olmayanlar. Turkiye nufusunun cogunlugunun genc oldugunu duymustum, umitsizlige cehaleti de eklersek baska bir tablo cikabilecegini zannetmiyorum.

24-03-2007, 03:52
Eskiden televolelerde luks arabalarla pahali gece kluplerine giden insanlari izleyen bir genclik yoktu. Kimse hayatin ve zevklerin sinirlarindan haberdar degildi. Cogu zenginler bile. Kiskanclikta azdi bu sebeple. Biri yer biri bakar ...

sargon
24-03-2007, 12:16
Size şu ulusalcılarımızın internette dolaştırdığı maillerden bir örnek vereyim. Buna benzer şeyler sık sık yazılıyor. Bence bir numunedir ve nefret propagandasının tipik bir örneğidir. Aslında yıllardır bu tür bir nefret propagandasının o kadar etkisinde kaldık ki, artık toplum buna tınmamaya bile başladı. *Eğer okuduktan sonra kanınız donmuyorsa, bende bir gariplik var demektir. Buyrun bakalım:

SORUN BÖLÜCÜLÜK VEYA TERÖR DEĞİL; SORUN KÜRDÜN TA KENDİSİDİR.

Türkiye'de her gün kız çocukları kaçırılıp zorla fuhuşa sürükleniyor, kadınlarımız kapkaça tecavüze uğruyor, her gün şehirlerde PKK gösterileri yapılıyor, Türk bayrakları yakılıyor, otobüsler yakılıyor, her gün birkaç asker şehit oluyor.
Bunları kim yapıyor?
Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor, kürtler kan döküyor?.. Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde tepemize dikilip park parası isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip kaçan değnekçiler niye hep kürttür?..
Kırmızı ışıklarda arabamızın camına yapışıp dilenenler niye hep kürttür?.. Sokakta adım başı önümüze çıkıp "abeeey nooolur bir harçlıhh viir" diye sülük gibi yapışan, vermediğimiz takdirde küfreden 10 - 15 yaşındaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep kürttür?..
Toplumsal bir sorun haline gelen, cinayet dahi işleyen tinercilerin etnik kökenleri incelendiğinde kürt
oldukları meydana çıkmıyor mu?..
Bunlar yüzünden insanlar sokakta rahat gezemez hale geldiler. Bu da bir terördür, şehirlerin göbeğindeki bireysel kürt terörüdür. Yol ortasında yakamıza yapışıp kadın pazarlamaya çalışan
pezevenkler, genelev işletmecileri neden hep kürttür de başka birşey değildir?..
İstanbul Beyoğlu'ndaki, Ankara Maltepe'deki, vs... gençlerimizi zehirleyen "bar" adlı batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden kürttür?..
Haraççılık ve çek - senet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki insanları canından bezdiren kan emiciler niye hep kürttür? Oto galericiliği ve emlakçılık adı altında tefecilik yaparak milletin varlığını
sömürenler niye hep kürttür?..
Uyuşturucu pazarlayanlar neden hep bilmemhangi aşiretin mensubu kürtlerdir?.. Hüseyin Baybaşinler, Abuzer Uğurlular, Urfi Çetinkayalar nedir?..
Kız çocuklarının kaçırılıp zorla fuhuşa sürüklenmesinde, gençlerimizin uyuşturucu ile zehirlenmesinde %99 pay kürtlerin değil midir?
Dört tane Hollandalı turistin (biri de erkek) ırzına geçip ikisini öldüren ve bu sayede bizi tüm dünyaya rezil eden "Alanya sapığı" lakaplı Hakan Karayavuz ve Susurluk'ta, 11 yaşındaki Türk kızı Avşar Sıla
Çaldıran'ı iple boğduktan sonra cesedinin ırzına geçen Recep İpek neden kürttür?..
Taciz ve tecavüzcülerin neden büyük çoğunluğunu kürtler oluşturuyor?
Her ikisi de uzun yıllardır aynı mesleği icra ettikleri halde, Orhan Gencebay'ın adının şimdiye dek hiçbir kötü olaya karışmaması, İbrahim Tatlıses'in ise her türlü rezilliği yapması, her çeşit suçu
işlemesinin sebebi birinin Türk, diğerinin kürt olmasıdır.
Bu örnekler uzayıp gider... Kısacası "kürt sorunu" bazılarının empoze etmeye çalıştığı gibi sadece PKK'dan ya da siyasi olaylardan ibaret değildir. Türkiye genelinde her türlü pis, rezil işi yapanların, her türlü adi suçu işleyenlerin büyük bir kısmı kürtlerdir. Genelev işleten kürdü, pavyon işleten kürdü, kumar oynatan kürdü, mafyacılık yapan kürdü, uyuşturucu satan kürdü, yankesicilik, hırsızlık, kapkaç yapan kürdü, kaldırımları parselleyen kürdü, ırza tecavüz eden kürdü emperyalistler kışkırtmıyor, PKK ile de ilgileri yok... Taşıdıkları kanın gereğini yerine getirerek bu suçları işliyorlar.
Biz Türkçüler, sosyal açıdan değerlendirdiğimiz kürt meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm Türkleri bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

www.k....com sitesine girip "Demographic Trends" başlıklı tabloya bir göz atınız. Kürtlerin 2050 yılında Ortadoğudaki nüfuslarının 87 milyon, Türkiye'deki nüfuslarının ise 57 milyon olacağı belirtiliyor.
Bunlar doğru verilerdir, yani bir sallama söz konusu değildir, hatta az bile verilmiştir. Çünkü çarpraz üreme, yani 8 çocuğun diğer 8 çocukla ilerde evlenecekleri düşünülüp onların çocuklarının da
çarpraz olarak üreyecekleri düşünülürse bu tablo yetersiz kalmaktadır. Ayrıca bu süre içinde milyonlarca Türk kürtlerle karışarak kürtleşecektir.
Türklerin nüfus artış oranı ise bugün neredeyse Avrupa ülkeleri seviyesine inmiştir. Türk illerinde doğum kontrol uygulamasını teşvik ederek Türklüğün kuyusunu kazan devletimizin alçak siyasetçileri;
Güneydoğuya verdiği çocuk yardımları ile kürtlerin üremelerini teşvik etmektedir.
Üremeyip de ne yapsınlar?
Devlet Bakanı Beşir Atalay'a bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu (Fak - Fuk - Fon) başta Muş olmak üzere nüfusun %95'inin kürtlerden oluştuğu bazı doğu illerinde çocuk başına para kampanyası
başlatmıştır. Bu durum zaten çok hızlı üreyen kürtlerin daha da fazla üremesi demektir.
Yapılan yardımların miktarları :
İlköğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 20 YTL
İlköğretime devam eden kız öğrencilere ayda 23 YTL
Ortaöğretime devam eden erkek öğrencilere ayda 28 YTL
Ortaöğretime devam eden kız öğrencilere ayda 39 YTL
Sağlık yardımı olarak her çocuğa ayda 15 YTL
Her anne adayı için gebeliğin ilk 7 ayında ayda 18 YTL
Her anne adayı için doğumda 50 YTL

Çocuk yardımı çok hızlı üreyen kürtlerin ağırlıklı olduğu şehirlere değil, üreme hızı sıfır olan Türklerin yaşadığı şehirlere yapılmalıydı.

Fakat AKP (Arap Kürt Partisi) bu şekilde uygun görmüş. Neden acaba? Kürtler ne kadar çok çocuk yaparlarsa, o kadar çok para kazanıyorlar.
10 çocuğa sahip bir aile, çocuk başına ayda 15 YTL'den toplam 150 YTL para alıyor. Doğum ve okul için yardımlarıda eklersek 10 çocuklu bir ailenin devletten aldığı para ayda 500 YTL'yi geçiyor.
Birkaç ay önce gazete ve televizyonlarda şahane bir haber vardı. Diyarbakır'da bir Kürt dişisi 8 yavrusundan sonra, 9.sunu ikiz olarak peydahlarken, çocuklar ölüm tehlikesine giriyor ve Türk
askeri doktorları gelip bebeleri kurtarıyor, hastanede kuvöze koyuyor. Bu sefer Van'dan, yine süper bir haber var. 68 yaşında bir Kürt, 26 yaşındaki ikinci karısından 13. yavrusunu peydahlamış. Toplam
13 çocuğu 100 kadar torunu varmış, artık başka çocuk istemiyormuş, yorulmuş.Gazeteci, "bu kadar çocuğa bu fakirlikle nasıl bakıyorsunuz?"dediğinde, Kürdün cevabı harikaydı. "Kaymakamlık
gerekli her tür yardımı yapıyor, hiç bir sorunumuz olmuyor" !!!
Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle, devletin vatandaşının hayatını koruma ilkeleri ile falan açıklamaya kalkışmasın. Benim ülkeme göz dikmiş bir halkın, benim vergilerimle beslenip daha çok
üremelerini sağlayıp on milyonlarca asalak yaratmanın hiç bir ilke ile ilgisi yoktur. Bu rejimin kendisinin kurucusu olan asli unsura, yani Türklere ihanet etmek açısından devşirme Osmanlı'dan hiçbir farkı kalmamıştır.
Gayet açıkça Türkler özendirilip en sıkı şekilde nüfus planlaması uygulanırken, Kürtlerden elektrik, su parası bile alınmayıp, nüfuslarını iyice arttırıp Türkleri geçebilmelerine çanak tutulmaktadır.
Ülke genelinde kaçak elektirik oranlarına göz atalım.
> Şanlıurfa % 66.7
> Diyarbakır % 62.7
> Hakkari % 62.5
> Mardin % 59.3
> Van % 58.0
>Şırnak % 52.0
> Batman % 51.0
> Muş % 50.0
> Bitlis % 48.0
> Siirt % 48.0
> Kastamonu % 4,
> Trabzon %5,4
> Giresun %3,5

İşte kaçak elektirik tablosu. Yoruma gerek var mı?
Nihai amaçlarını gerçekleştirmek için ne cesaretleri ne zekaları ne de kültürleri olan bu etnik cemaat, tek yolu Tanrı'nın kişilere verdiği doğal içgüdüyü (üreme) bir savaş silahı olarak kullanmakta bulmuş
durumdadır. Yakın bir gelecekte nüfusu 100 milyon - ki bunun en aşağı yarısı kürt olan bir Türkiye çocuklarımızı bekliyor... Bayrak aynı bayrak sınırlar bozulmamış, isim değişmemiş ama ortada ?Türk? kalmamış. Birkaç milyon kalmış elbette ama onlarda tedirgin yaşıyorlar. Ortada Brezilya gibi,
lisanı, soyu sopu karışık, ırk çorbası bir ülke.. Ama hala müslüman...
Bizim için bir yıkım olan bu durum, 72 millete bir göz ile bakan hümanistlere bir rahatsızlık vermez.
Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike kürtlerdir.
Dün bunu inkar edenlerin savunduğu fikirler, kürtlerin gerçek yüzlerini göstermesiyle bugün bir bir intihar ediyor.

Bu cümleleri okuduğunuzda etkisi altında kaldığınız propaganda yüzünden yargılayıcı duygulara sahip olabilir; kürtlere karşı katı bir tavır alma diye düşünebilirsiniz. Fakirlik, eğitimsizlik gibi onlarca sebep sıralayıp, sosyal yalanlar uydurup, hergün sizin veya tanıdıklarınızın payına düşeni bir şekilde aldığı
yanıbaşınızdaki kürt terörünün varlığını inkar edebilirsiniz.
Bunları düşünmek sizi rahatlatır.
Kürdofil medyanın enjekte ettiği bu uyuşturucu sizi olan bitenden uzaklaştırabilir. Ancak gerçekleri değiştiremez.

Gerçek aciz değildir.

Gerçekleri kim anlatacak? Kim gösterebilecek ezilmiş sandığınız kürtlerin hergün yanıbaşınızda yaptığı ahlaksızlık ve saldırganlığı?
Kerkük'te arkasına ABD'yi alınca Türkmenler'i katleden bu aşağılık topluluğun eline fırsat geçtiğinde uyguladığı baskıdan kim söz edecek?

Okuldan, işten dönüp televizyonu açtığınızda tüm kanalları kaplayan Kürt dizileri ile mi bilinçleneceksiniz; yoksa PKK'ya yardım edip sonrada kasetleri Türkler tarafından kapışılan, konserlerinde izdiham yaşanan kürt
> ibo, mahsun, berdan, keko, şavata, ahmet kaya, özcan ve hergün yenisi çıkan şarkıcı bozuntuları ile mi?

Sol merkezli görüş onlara herkesten fazla sahip çıkıp tabanını genişletmeye çalışırken, yıllar sonra kullanılıp bir kenara atılacağının farkında değildi. Ancak bunların içinde belki de en acı olanı, kürtler tarafından aldatılmayı halen gururuna yedirip itiraf edemeyen sözde milliyetçilerin (!) durumudur.
PKK ve Apo'yu Ermeni, dağdaki kürtleri kandırılmış, sokaktakileri de kardeş ilan eden ülkücü anlayışın Türklere verdiği zarar gelecekte tarih kitaplarına konu olacaktır.

Gerçeği daha fazla inkar etmek anlamsız.
Bu son perdedir. Bir yandan ABD talimatlı kürt dizileri, diğer yandan Avrupa tavsiyeli gelin-kaynana programları ile giderek daha fazla esir şehrin insanlarına benziyorsunuz
Kürtlerin hızla neden ürediklerini ve yayıldıklarını anlatıp, önlem almaktan bahsedenlere onlardan önce siz karşı çıkacaksınız. Çünkü bulanık gözleriniz mahallenizde bir eve doluşup, ahlaksızca ve
bilinçli bir şekilde üremeye devam eden kürtleri değil ancak dizidekileri seçebilecek.
Artık sokakta sizin ve yakınlarınızın canını yakan tinerciler denince bunun tek sebebi olan kürtleri düşünmeyeceksiniz bile.
Eğitimsizlik,fakirlik,sosyal adalet gibi kavramların arasında boğulacak; kafanızı toplayıp gerçek soruyu asla soramayacaksınız.

PKK denince aklınıza kürtler gelmeyecek. O dış güçlerin oyunuydu diyecek,bitti sanacak; öldürülen binlerce teröristin kaç milyon akrabası ve sempatizanı olduğunu hesaplayamayacaksınız.
İlköğretim çağındaki kız çocuklarına dahi askıntı olup, fırsat bulunca her türlü kötülüğü yapanların onlar olduğunu bilmek istemeyecek; kürtler göç etmeden önce şehrinizin ne kadar huzurlu olduğunu anlatmaya çalışanları duyamayacaksınız. söz azınlık haklarından açıldığında, Kerkük'te Türkçe ders
verdiği için eğitim yuvalarına bile saldıran kürtlerin hakkını onlardan çok savunduğunuzun farkında olmayacaksınız.
Sosyal eşitsizlik denince aklınıza sadece ekranda gözünüze sokulan Güneydoğu illeri gelecek. Ülkenin en yoksul beş ilinden ikisi olan Gümüşhane'nin, Kastamonu'nun neden suçlu üretmediğini anlayamayacaksınız. Karadeniz Bölgesinde elektriği ve suyu dahi olmayan köyleri hiç bilmeyeceksiniz.
Toplum olarak düzenimizi, birey olarak yaşantımızı, aile olarak huzurumuzu ve millet olarak sağlımızı bozan kürtlerin yarattığı tehlikeyi hala inkar etmek eğer gaflet değilse, nedir?

Kürtlerin yaptıklarını es geçip kabahati dış güçlerde aramakta hiç gerçekçi değil. Bu topluluk tarafından icra edilen Kapkaç, yankesicilik, hırsızlık, töre cinayetleri, taciz, gasp, beğendiği kızı
şehrin orta yerinde kaçırıp ırzına geçerek evliliğe zorlama, etnik dayanışma ile gittiği tüm yerleri hegamonyası altına alıp kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımama, haklı haksız her mecliste sadece kendisinden olduğu için birbirlerini destekleme, çocuk kaçırma, sapıklık, 9-10
yaşlarında çocukların tecavüz edilip öldürülmesi, elektrik su parası ödememe, vergi ödememe,
sahteciliklerle asalak gibi yaşama, turistlik kasabaları ele geçirerek hem yerli halka, hemde turistlere zarar verme, devletin her imkanını sömürme, trafik magandalığı, şehir magandalığı, haraç toplama, liselerde, ilkokullarda çeteler kurup diğer öğrencileri sindirme, sahip olduğu feodal kültürü yaşadığı yere uydurmaya çalışma, uymayanlara zarar verme, sıcak para getiren tüm iş kollarına zor kullanarak hakim olma? gibi mevhumları hangi dış güçler kürtlere nasıl yaptırıyor? Merak ediyorum.

Arkadaşlar, sorun "kürtçülük" "bölücülük" veya "terör" değildir. Sorun kürdün ta kendisidir. Teröristi, esnafı, işadamı, öğretmeni, manavı, dolmuşçusu, garsonu, sapığı, eşkiyası, kapkaççısı, anarşisti....
hepsi aynıdır. Türk milleti için şu an aleyhte bir faaliyet göstermeyen kürtler olabilir, ancak bunların vadesi sonsuz değildir.
Kaldı ki o "sadık kürt" bile sokaklarda, işyerinde veya okullarda gene kürtlüğünün gereğini icra edecektir. Kürtlüğün gereğinin ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz.
Artık "Kürt bölücülüğü" diye bir sorun olmadığı, gerçek sorunun adı "kürt yayılması" olduğu halde bazıları ısrarla "bölücülük" diye yanıltıcı adlandırmalarla uğraşıyor. Bazıları da ?dış güçlerin
maşası, piyonu kafasız, zavallı, korkulmaya değer olmayan kürdler söylemini bulmuşlar.
Böylece esas büyük suç, Kürtlerin üstünden alınıp kim olduklarını kendilerinin bile net tarif edemediği, gizem perdelerinin arkasındaki yüce dış düsman güçlere yükleniyor. Hem de Kürt
tehlikesi küçümsenip stratejik bir politika boyutuna indirgeniyor. Oysa ki sorun stratejik veya
magazinsel sorun olmaktan daha vahimdir. Turkiye Cumhuriyeti devletinin kimliğini, kurucu ve asli unsur olarak tekelinde tutan Türk ırkının nüfus itibariyle gelecekte aynı şekilde tekelinde tutup tutamayacağı, yani var olma , yok olma mücadelesidir.

Ayrıma dikkat edin. Eğer dış güçlerle Kürtlerin Türk milletine karşı bir ilişkisi varsa, bu ilişki maşalık değil işbirliğidir. Ne maşası, ne kandırması? Kürtlerin çıkarları dış güçlerinkiyle örtüşüyorsa kandırmaya ne gerek var? Kürtler saflar, kandılar, komploya düşüyorlar, onun için çoğalıp Türkiye'de çoğunluk olacaklar. Vay be. Canına minnet adamın böyle kandırılma. Aynı mavalları Osmanlı yönetimi de 100-150 sene önce Yunanlılar ve Ermeniler için söylüyordu. Güya Yunanlılar yutacak ya. "Biz sizinle asırlarca kardeşçe yaşadık, Batılılar sizi kendi çıkarları için kışkırtıyorlar, alet ediyorlar" diye anlattılar durdular.
Yunanlılar ne kadar aptalmış ki alet oldular da aleyhimize topraklarını 3 kat büyüttüler, hala da büyütüyorlar. Bu devirde kimse oyuna gelip saflığından başkasının maşası olmaz. Avrupalıları Tanrı sanıp incik boncuk karşılığında birbirlerine saldıran Kızılderililer yok.
Dünyamızda şu an olabilecek, sadece çıkar ve güçbirliğidir.
SON SÖZ : Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna inanalım.
NOT : Bu makaleyi herkese gönderin, çevrenize okutun

24-03-2007, 13:47
Sevgili sargon,

"Şark meselesi"ni bilir misin?

Bak bir evladımız ne güzel özetlemiş ödev sitesinde:

http://odev-tez.turkcebilgi.com/91/sark-meselesi-ile-ilgili-odev

Tek bir hata yapmış, ödevi 1923 yılı ile bitirmiş. Ben olsam Ermeni soykırımı masalını, Kuzey Irak'ta dönen dolapları, PKK'yı falan da dahil ederdim. Elbette, içimizdeki işbirlikçileri de.

24-03-2007, 14:19
inanılır gibi değil, bu makaleye zaman ayırıp yazan kişi, pısırık, korkak, hasta ruhlu biri olmalı
oysaki biraz araştırsa bu ülkenin kalkınmasında kürt faktörünün ne büyük *etken *olduğunu
görürdü, kürtler bu ülkenin ucuz iş gücüdür, bilinçli olarak cahil bırakıldıklarından ne sizden
yüksek ücret isterler nede sosyal haklardan bahsederler, günümüzün gözde faşistleri karadeniz-
liler inşatlarda yok paraya çalıştırdıkları kürt çocukları gençleri sayesinde köşe olmuşlardır.

evet cahildirler kabadırlar *ne oturması ne kalkmasını bilirler, ince zerafetten zırnık almamışlardır
ama el insaf bu kadarda düşmanlık olmaz.

batı daki inşattlarda türk göremessiniz, çünkü ağır ve parası azdır, kim yapacak kürtler

devletin belediyesi dahi kanalızazyon yapacağı zaman yol yapacağı zaman tretuar yapacağı
zaman kürtleri çalıştırır, neden, çünkü iş ağır para az, üstelik tehlikeli de, çünkü kürtler göçük
altında *kaldıkları zaman * haklarını aramayı bilmezler

tuğla fabrikalarında 18 yaşın altında kürt çocukları çalıştırılır ama devlet görmezden gelir
neden eee kalkınma için gerekli, zaten kürt bunlar çabuk çoğalıyorlar, bunlar ölse yenileri gelir

deterjan fabrikalarında, boya fabrikalarında hep sigortasız kürtler çalıştırılır, nedenmi, çünkü
türk uyanıktır, asla öyle bir ortamda çalışmaz, çünkü devlet kalkınma için fabrika sahibinin
üzerine fazla gitmez oda önlem almaz, çalışanlar 40 yaşına gelmeden kanserden ölür, ama
ölsün nede olsa onlar kürt, nasılsa kolay çoğalıyorlar.

tabi yeri geldiğinde birilerinin saltanatı sürsün diye yine kürtler topun ağzına verilir, nasılmı
gözünün biri şama diğeri ....... bakan işkembesi büyük aklı küçük bir soytarı kürt liderliğine
soyunup dağlara çıkmasına izin verilir, sonra kürtler bölücülük yapıyor diye yaygara koparılır
sonra başka bir gariban türk çocuğu dağlarda vurulur, sonra koca kasketli amcalar bir kaç
yapmacık gözyaşı, kimsede sormaz ulan arkadaş hani dünyanın en büyük ordularından
birtanesiydi !! nasıl oluyorda 25 yıldır bitmez, bitmez, çünkü bitmemeli, biterse saltanat
biter, o kadar vurdumduymaz bir toplum olsada birgün çıkıp sorabilirler ya arkadaş bütçenin
yarısı size gidiyor, ne oluyor bu paralar derse,o yüzden bitmemeli, biterse saltanat biter.

kürtlerin büyük çoğunluğunun elektirik ile daha yeni tanıştığını biliyormuydunuz, kaçaklardan bahsedilmiş, bir köye verilen elekrik istanbuldaki bir apartmana verilen elektriğin yarısı kadardır.
kasıtlı olarak ince kablolar çekilir ki elekrik sobaları kullanılmasın.

*


şahsen biri milliyetimi sorduğunda kürt demem, insanım derim, ben dostlarıma arkadaşlarıma
milliyetlerinden dolayı nasıl düşman olurum, ama şunu iyi bilinki new york da zenci olmak neyse
istanbul da kürt olmak odur, kürt dedğinizde maça 1-o yenik başlıyorsunuz.

24-03-2007, 15:30
Sevgili gandalf,

Sözlerine katılmamak mümkün değil ama yukarıdaki yazıda tanımlandığı şekli ile bir Kürt realitesi olduğunu da kabul etmek lazım. Kürt dizileri, Kürt şarkıcılar, Kürt mafya babaları, Kürt terörü, Kürt tecavüzcüler, Kürt uyuşturucu kaçakçıları, Kürt silah kaçakçıları……….

Diğer tarafta batı’da üç kuruş paraya en tehlikeli işleri yapan, boğaz tokluğuna çalışan Kürt gençleri, Diyarbakır’a gittiğinde gördüğün son derece sempatik, iyi niyetli taksi şoförleri, esnaf, yani halkın büyük bölümü.

Bu tablo nasıl ve ne zaman oluştu? 12 Eylül sonrası bilinçli olarak oluşturuldu. Bunu sadece bir kurumun saltanatını sürdürmek istemesi ile açıklamak mümkün değildir. Bu iş, batı emperyalizminin klasik “böl ve yönet” taktiğinin istihbarat örgütleri, yerli işbirlikçiler ve medya destekli alt yapı oluşturma çalışmalarının sonucudur. Altyapısı oluşturulmaya çalışılan şey ise iç savaş çıkartmaktır ama hangi etnik kökenden gelirse gelsin sağduyulu halkın böyle bir oyunu yutacağını sanmıyorum, hele de Yugoslavya örneğinden sonra.

24-03-2007, 15:48
milliyetçiler ulusalcılara göre daha dürüst, daha açık. çünkü
ulusalcılar 10 yıl öncesine kadar sosyalizmden, halkların kardeşliğinden bahseden mdd çizgisinde insanlardı. fakat rüzgarın yönü bir anda değişince onlarda sıradan bir yaprak olduklarını göstererek milliyetçiliğe kaydılar. kendilerine milliyetçi denmesi güçlerine gittiği için adlarını "ulusalcı" taktılar. bunların şu anda hiç bir politikası yok, ne yaptıklarını bilmiyorlar. sadece oraya buraya çamur atıyorlar. çok büyük bir paradoksun içindeler. mesela türksolu denen gazetenin mahiyetinde ki adkf derneği ellerinde önderimiz deniz gezmiş'in posterleriyle "ordu göreve" sloganı atmışlardı. bu insanlar o kadar akıldan uzaklar ki önderimizi ordunun astırdığını bile unutmuşlar! hatta bu
insanlar kendi internet sitelerinde che guevara'ya bile ulusalcı lider diyorlar.

ulusalcılığın özeti döneklikten ibarettir. en büyük örneği doğu perinçek'tir. bu görüş biçiminin ömrü milli görüşten bile kısa olacaktır.kendini bu aldatmacayla kandıranlar önümüzde ki günlerde yanlış yolda olduklarını anlayacaklardır. ne medet umdukları ordu, ne kendi partileri haline getirmeye çalıştıkları chp bunları umursamamaktadır. özür dileyerek söylüyorum, bu ulusalcı denen insanlar koskoca mdd çizgisini piç etmiş insanlardır.

(mdd: milli demokratik devrim)

24-03-2007, 16:18
"new *york *da *zenci *olmak *neyse istanbul *da *kürt *olmak *odur, *kürt *dedğinizde *maça *1-o *yenik *başlıyorsunuz."

Bu gozlemin cok dogru, artik ciddi ciddi turklerin batililastigini endise ile izliyorum. Yukardaki makaledeki fikirleri gerek Avrupa yazarlari, gerek partiler, gerek tarafli gazeteler orjinal bir fikir gibi isitip isitip ortaya koyar. Neden taraf bulur bu fikirler? inanmasi kolaydir, seni suclamaz. Yapacagin is basittir, halkin galeyana gelmesini beklemek ve soykirima, linclere istirak etmek. Bu adamin fikirleri ile bir amerikalinin zencilere bakisi aynidir, bunu belki "Evet onlarda pis millet" diye gecistirenler olabilir, benim yasadigim bolgede bircok avrupali yukardakinin assagi yukari aynisi dusuncelerle boy gosteriyor, turk dusmanligi yapiyor. Buyuk turk milleti miyiz, yoksa kanibozuk turkler miyiz? Bu iki farkli ulkede (Avrupa'daki isci turkler ve Turkiye'de yasayan turkler) ayni kana sahip turk toplumu neden istatistiklerde farkli gozukuyor? Degisen sey bu insanlarin kani yada genleri degil cevrelerindeki kosullardir.

Emperyalist devletler, din, piyasalar ve aristokrasi gudumundeki dunya felsefelerini gectikleri yere kanser bulastirir gibi bulastirmadi mi? Onca soykirimi, yanlisi, insanlik sucunu goremeyen Avrupa, bugun filmleri ile dis politikasi ile bizim insanlarimizi kendine benzetmek istemektedir, ulusal hainlerimiz ve bu hainlerin tuzagina dusen ulusal saflarimiz sayesinde bu zehirli dusunceleri pekistirmektedir. Bu insanlar icin Kibris Cumhuriyeti'nin anayasasinda turk ve rum halklari esit gormek o kadar da imkansizdir. Eger bir ulkede karisiklik varsa ve her iki tarafida desteklemek icin gecerli bir sebep yoksa karisikligin ta kendisini desteklerler (Tutsi ve Hudu halklari Zahire). Gozumuzu acalim.

Ulkelerin tarihlerini inceleyin, bozuldugu noktaya bakin. Ya somurge olmustur yada binbir guclukle yarim yamalak kurtardigi bagimsizligina hala saldirilmaktadir. Bati Dunya'nin tahtina oturdugundan beri gorulmemis bir vicdansizlikla insanlari dolayli yoldan olume goturmektedir, bu kadar ikiyuzluluk ne persliler yapti ne makedonlar ve hatta ne de romalilar. Hicbiri yeter artik bu adamlar bu vatani haketti bu mutevazi halklari rahat birakalim diyecekler mi? Hayir! Hep isteyecekler, tipki Elohim'in emrettigi gibi, kendileri icin yaratilan bu dunyanin tum nimetlerini ellerine gecirip, diger halklari yine bu tanrisal emre uygun olarak kolelestirmeden yeter demiyecekler. Bu zencilere din degistir dedik degistirdiler, dillerini degistir dedik degistirdiler, bide kolemiz yaptik, yillarca bizim kolelerimiz olarak bize hizmet ettiler demezler, yukardakinin benzeri makalelerle bu insanlara hala saldirirlar, bunun benzeri istatistikler yapilamazken bile Klu Klux Klan orgutleri o zavalli insanlari canli canli yakmadimi. Bir istatistikte Hindistan icin yapin, ingiliz hukumeti ulkeyi isgal ettikten sonra neler olmus, kimler oldurulmus, birde o istatistikler dolassin.

Ne televoledir hayat ne bilmemkimin klibi, ne bilmemne dizisindeki fredi. Hayat demek toprak demek, hayvancilik demek, eli yuzu kir pas icinde sanayi iscileri demek. Disleri sararmis biyikli adamlar, gevrek esmer suratli habesiler, elleri tarlada calismaktan erkek eline donmus kadinlarin sirtinda durur. Hayat ustune konan sinekleri, sirtini titreterek kaciran attir. Kotu kokar hayat, evler karanliktir, insanlar bol bol susarlar.

Eger hayat boyleyse bunu gormezden gelmeli miyiz? Bati gibi suni bir hayat yaratirsak, hangi afrika ile besleriz? Dunyada ikinci bir Afrika mi varda biz ekonomik anlamda Avrupa seviyesine gelelim. Versinler uc bes yagli ada, baksinlar bakalim nasi modernlesiyoruz, nasi batiya yakisir kendini begenmis hokkabazlara donusuyoruz.

Lazlara gelince, lazlar ic guvenligi tehdit etmeyecek sekilde asimile edildiklerinden, hicbir sorun cikartmazlar, cunku ulusal bilincleri olusmustur ve kendilerini Turkiyenin bir parcasi gibi hissederler. Ama kurtlere vatansiz muamelesi yapilarak, yoktan dusman yaratildi, bizimde bir azinligimiz oldu ve tipki diger ulkelerde oldugu gibi ghettolar kuruldu bu insanlar bizim sosyal mozagimizden ayristirildi, hapsedildi. Bu politikanin hic degismeyen sonuclari bir bir gerceklesiyor simdi.

Hristiyan gudumundeki bati ve Islam gudumundeki dogu yikilmadan dunyaya adalet, insanlara fikri hurriyet gelmeyecek. Ne bizim icin ne bir hudu icin nede kandirilan bir alman icin.

24-03-2007, 16:26
Dogu Perincek'in akli enkidu'nunki kadar olsaydi o da hak verirdi enkidu'nun dusuncelerine.

mhmd
24-03-2007, 16:33
Türk + Kürt + Laz = TÜRKİYE => Türk + Kürt = TÜRKİYE - Laz
Türk = TÜRKİYE - Laz - Kürt <=> Türk =/ TÜRKİYE

Hatalarımızı cehaletimize bağışlayın

vartor
24-03-2007, 19:17
Yukaridaki denklemin ogelerine, ayri birer irk olarak mi bakiyorsunuz. Ataturk Turkiyesi= turkiyeliler= Turk+Kurt+laz+Rum+Ermeni+Yahudi+Cerkes+Arab+Alevi+ sunni+hristiyan+Ateist......=Millet.

24-03-2007, 19:37
Sevgili vartor,

diger arkadaslarin nasil baktigini bilemiycem, ben nasil baktigimi az bucuk anlatmaya calistim ama yinede bir ozetleyeyim. Osmanli zamaninda vatana sadakatini ispatlamis, asker ve vergi gondermis halklar, daha sonra Kuvay-i Milliye'nin sinirlari buna dayanilarak cizilmistir. Bu donemde ve oncesinde cumhuriyetimize inanmayan, belli basli halklar olmustur (Rumlar, ermeniler ve cerkezler). Bu cemiyetler kendi istekleri ile kendilerini bizim millet kavramimizdan soyutlamislardir. Bu sebeple niyetinden emin olmadigimiz milletlere temkinli davranmaliyiz, daha acik konusmak gerekirse anayasa dahil adi gecen halklara kisitlayici istisnalar uygulamaliyiz diye dusunuyorum. Bunun yanisira, ghetto lari homojen hale getirip, ic guvenlik adina gerekli halklari olusturdugumuz ortak kimlige uygun olarak asimile etmeliyiz. Bunun icine kurtcenin yasaklanmasi, turban ve toplu ibadet yasaklari da girer.

24-03-2007, 19:51
ghetto *lar *:D *:D *:D

böyle cümle içinde kullanınca baya bir fiyakalı oluyormuş, artık ghetto *benim dilimden düşmez

respendial bu zihniyet bu ülkeyi böler, birilerinin gazıyla sanmaki yenilmez güçlü bir ülkeyiz
bu günlerde bu ülke üzerinde oynanan en büyük oyun bölünmeyi hızlandırmak, sizin gibi
düşünenlerde buna ortam hazırlıyor. yugoslavya örneginde ki gibi olmaz, aylarca bekleyecekleri-
ni sanmam, kıvılcımdam kısa bir süre sonra birleşmiş milletler askerleri bu ülkede yerleşir bir
dahada gitmez, dünyada bu tür düşünce nelere mal olmuş tarihe bir bakıver lütfen.

vartor
24-03-2007, 19:56
Sevgili respendial, sozlerinizi yanlis anlamadiysam eger, fasist bir goruse sahipsiniz. Ulkemizde eger birlik yaratamadiysak altinda sizin gorusunuzde olanlarin digerlerine uyguladigi baskinin yattigini dusunuyorum.
* Bugun dunyanin bircok ulkesinde, degisik irk ve renk insanlarin bir arada huzur icinde yasadigini ve milliyetcilik yonlerinin de, tek bir irktan olusan devletlerden cok daha guclu olabildigini gorebiliyoruz. Bunlarin icinde, Isvicre, ABD, Kanada'yi sayabiliriz.
* Hic de muhim degil bir toprakta kimlerin yasadigi, eger o ulkenin menfaatlerini, dolayisiyla kendinin ve etrafindakilerinin menfaatlerini on planda tutmasini biliyorsa. Bir Japondan zenci yapamiyacaginiz gibi, bir Kurt'ten de Turk yapamazsiniz. Kurt, Turk kelimeleri degisik kokenli toplumlari belirtir, birinin digerine baski uygulamasi da surtusmeyi kamcilar.

24-03-2007, 20:09
Sevgili vartor,
bir insan fasist bir goruse sahip olamaz, benim gorusum size fasist gelebilir ama bana gore insancil ve demokratik bir gorustur. Ornek verdigin ulkelerin hicbirinin T.C. ye benzemesini istemem, hicte ideal *bariscil ulkeler degildir. Onlar ulkelerinde yasayan azinliklara yapmadigini birakmamistir. Bir ingilizle fransizin yanyana yasayabilmesine sen halklarin kardesligi mi diyorsun?

24-03-2007, 20:19
respendial ''gorusum size fasist gelebilir ama bana gore insancil ve demokratik bir gorustur''

işte gerçek bir demokrat

respendial oldu olacak hepsini bi güzel kısırlaştıralım, karışmasınlar diye yakalarına rozet takalım
oldu olacak birde fırın kuralım fazlalıkları hasta olanları yakmak için, demokrasi görüşüne hayran
kaldım, birde senin deyminlnle getto ların etrafın çevirelim kimse bir yere kaçmasın

24-03-2007, 20:25
Bu donemde ve oncesinde cumhuriyetimize inanmayan, belli basli halklar olmustur (Rumlar, ermeniler ve cerkezler).

Sevgili respendial,

Bunu "dalga geçmek" amacı ile yazdığını düşünüyorum, zira bu sözlerin Atatürk'ün tarif ettiği milliyetçilik anlayışı ile alakası yoktur, tam da senin (ve benim) nefret ettiğimiz batı emperyalizmi tarzı milliyetçiliğe uyar.

Yok cidden böyle düşünüyorsan Çerkes'lerden ne istedin be birader? Ali Fuat paşa (Çerkestir) Ethem bey'e telgraf çekmiş, yetiş Ethem bey Anzavur (o da Çerkestir, Charles Aznavur ile karışmasın) Geyve boğazını geçiyor demiş, adam yetişmiş. Yunan Kütahya'ya geldi yetiş demişler, adam yetişmiş. Yozgat'ta Çapanoğlu isyan çıkarttı yetiş demişler, adam yetişmiş. Sonra araştırmış, bakmış işin ucu Ankara'ya uzanıyor, bana Ankara valisini göderin yargılayacağım demiş, adamı hain ilan etmişler. Şimdi sen bizi de mi ghetto'lara kapatacaksın? :)

frodo
24-03-2007, 20:30
Her yazısında respendial arkadaşımız başka bir "duruş" sergiliyor. Sormadan edemeyeceğim : tel örgüleri ne tarafa koyacaksınız ?

AYATA
24-03-2007, 20:43
Atatürk güzel söylemiş "Türkiye cumhuriyetini kuran anadolu halkına Türk denir.... peki ben Türk değilim diyorsa adam ve ben kendi adımla bir devlet kurmak istiyorum diyorsa ne diyelim buyur kardeş kur... sana şu kadar toprak, kur devletini avrupalı ve Amerikalı ağababarında sana yardım ediyorlar zaten.mi diyelim, ne yapalım Özgürlükçü sosyal demokrat sistemi oturtmaya çalışırken batının kucağına köküne kadar oturmayada hazırmı olalım. Ne yapalım

*Türkiye'deki Kürt'lerin %80 ini Bir terör örgütünün arkasına takılmış giderken ve bu ülkeyi bölmek çabasını yürütürken ortaya çıkan milli refleksi göz ardımı edelim, bu büyük ihaneti ölen, şehit olan binlerce vatan evladını görmemezliktenmi gelelim, ne yapalım, çözüm ne...Bu ülkede Kürt'ün dincisi, solcusu, sosyal demokratı, faşisti, koministi kürtçülük yaparken ki onlar yetmezmiş gibi aydın geçinen türkü bile onlara destek verirken bizler ne yapalım, bölünmeye parçalanmaya hüzün içinde rızamı gösterelim, Kürtçü bir sitede sizi geldiğiniz orta asyaya bile göndermeyeceğiz bu topraklarda gübre yapacağız sizi denirken, gülüp geçelimmi...

24-03-2007, 20:52
Sevgili Sirius-B,

Ne olacağını şöyle söyleyebilirim, Türkiye 2076 yılında Anadolu'da 3.780.000 Kürd'e soykırım yapmıştı, onun için ABD (eğer kalmışsa) kongresinden soykırım kararı çıkartalım diye teklif verilir, ama başkan G.R.P.Bush Jr. Jr. Jr.'ın mabadı yemediği için teklif kabul edilmez.

24-03-2007, 20:54
Yanlış anlaşılabilir, iyi anlatamamışım, 2076 yasa teklifinin kongreye sunulacağı yıldır, soykırım tarihi değil :)

AYATA
24-03-2007, 21:01
Nevruzdu, Pkk lılar Diyarbakırın 7 km dışında toplanmış kutluyorlar. Leyla zana çıktı, sahneye Hani şu cezasını tamamlamadan, Akp hükümeti tarafından salıverilen kadın.

"Aynen şu şekil konuşuyor

Kürtlerin üç yoldaşı vardır:

1_ Irak Cumhurbaşkanı Kürt Lider Celal Talabani

2_ Size herzaman kucak açacak, Barzani

3_ te Siz ona başkan diyorsunuz. Başkannn Abdullah Öcalan

Bu üç kişi kürtlerin yoldaşıdır, dostudur. Kürtlerin gönlündedir bu üç kişi.


* Ne güzel değilmi yakışıyor kadıncağıza bu söylem değilmi....

* Televizyonda Kuzey Irak'tan bir manzara, Kürtlerle amerikan askerleri halaya çekiyorlar, yahu bu kadar yakışırmı bir millete hainlik ve köpeklik...Bir milyona yakın Iraklı ölmüş, işgalci ile halay çekiyorlar bravo. Bağımsız edecek ya onları, hani devlet kuracak ya onlara, Petrol bölgelerinide verecek, halay çekiyorlar işgalci ile, Amerika bu ülkeyide işgal etsin bu topraklardada halay çekecekler... bizde seyrederiz...

vartor
24-03-2007, 21:06
Ne diyecegimi sasirdim, sanki birine aklini basina al derken digerine vur kir diyoruz. Burada genel anlamda gurusten behsediyoruz. Bu gorus bu milleti millet yapan butun kimlikler icin gecerlidir. Benim yazimda birinin digerine ustunluk taslamasi felakete, bolunmeye davettir diyorum. Yanlissam yanlis oldugum tarafi gosterin. Sozum yalniz millet tarifi icin degil, insanlik tarifi icin de, benim icin gecerlidir. Saygilarimla...

24-03-2007, 21:08
Birincisi ben halklara yada insana dusman degilim, onyargiya ve merhametsizlige dusmanim. Ustunluk *pesinde de degilim, ben liyakat asigiyim. Ama hukuk devletinin nimetlerinden faydalanip uzun vadeli planlarla her zayif animizda bizi vurmaya calisan cemiyetlere karsi supheci ve dikkatli davranmakta bir zarar gormuyorum. Bu milletler kendi istekleri ile kendilerini milletten soyutlamislardir. Biz sadece kapilari acik birakabiliriz, ama girmek istemeyenin kolundan cekip sokamayiz yada bu ulkeden atamayiz.

Sevgili yfln,

"Yok *cidden *böyle *düşünüyorsan *Çerkes'lerden *ne *istedin *be *birader?"

Benim sahislarla bir sorunum yok, Turkiye'deki yasam tarzi orta asyadan getirilmis bir hayat tarzi degildir. Cerkez, kurt, ................... ve yunan halklarin olusturdugu ortak bir kulturdur. Benim soylediklerimden, bu adamlarin kaninda su var bu var cikarilmasin, ama neredeyse sebepsiz yere kendi icinde, aristokrat, disa kapali, alternatif bir kultur ve amaclar ureten, fikri ve zikri ayri olan, muthis bir sabirla cok uzun vadeli planlar icine giren birtakim cemiyetlerin etkileri ve yetkileri kisitlanmali.

Sevgili frodo,

telorguyu onurlu, fikri hur vicdani hur, durust, kendinden (cennetsiz) ahlakli insanlarla, aristokratlarin, emperyalistlerin, katilerin ve satilmislarin arasina koyacagim.

AYATA
24-03-2007, 21:13
Benim sorunum kürtle değil,masum kalan ile sorunum yok, sorunum bölücü, ile ve bunun için en aşağılığından ihanet ve terörü kullanan ile...silaha sarıldıysan eğer karşılığını alınca ağlamayacaksın.. sana bir şeyler vaad edenlerin kucağına koşmayacaksın...

24-03-2007, 21:47
"Bölünmeden *değil *bütünlükten *yana *olan, *ümmetçilk *istemeyen, *laik *rejimle *sorunu *olmayan, *ülkesini *seven *her *TÜRK *vatandaşı *benim *gözümde *aynı *değerdedir. "

Bende aynen oyle diyorum iste. Rakiyida hicbir kimiza degismem

24-03-2007, 21:49
Sevgili respendial,

Bölünmeden değil bütünlükten yana olan, ümmetçilk istemeyen, laik rejimle sorunu olmayan, ülkesini seven her TÜRK vatandaşı benim gözümde aynı değerdedir. Bunların karşısında olan ise ırk olarak TÜRK de olsa, ÇERKES de olsa, KÜRT de olsa benim gözümde aynı derecede tehlikelidir. Bak sana yukarıda Ethem bey, Anzavur örneğini verdim. Ethem bey benim gibi düşündüğü (ya da daha doğrusu ben onun gibi düşündüğüm) için başka bir Çerkes olan Anzavur'la savaşmıştır, çünkü Anzavur hilafetçi, padişahçıdır. Orta Asya yaşam tarzı olarak neyi kastettiğini anlayamadım, açarsan sevinirim. Taliban da Orta Asya'nın ortasında bir yaşam tarzı tutturmuş gidiyor, herhalde böyle birşey değildir. Yok ille de kımız içelim dersen, bak ne güzel, uzo'yu almışız, rakı yapmışız güzel güzel içiyoruz. Yanına da yaprak sarma ile humus'u meze ediyor, arkasından 1.5 Bursa kebap ısmarlıyoruz.

hokusai
24-03-2007, 22:16
dogudaki feodal agalik duzenini yikmadan kurt sorunu denen sey bitmez

24-03-2007, 22:30
Sevgili respendial,

Şu anda 18 yaşındaki kızım, arkadaşları ile büyük ekranda milli maç seyretmeye gitti, aralarında 2 de yahudi var ve o çocukları tanıdığım kadarı ile, maçı aynı heyecanla izleyecekler.

Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi?

24-03-2007, 22:52
Sevgili yfln,

bir toplumda ustun irk aydinlardir, satilmamis, durust ama ayni zamanda hur bir vicdanla laik Turkiye icin karar verebilecek aydinlar. Benim sana saydigim gruplari neden irk olarak ele aldin anlamadim. Ben cemiyetlerden bahsediyorum, bu cemiyetlerin ortak noktasi yurtdisindan yonetiliyor olmasi idi. Bugun bunlarin yerini Cagdas Yasam Dernegi, T.U.S.I.A.D. aldi.

Bana surekli Cerkez Ethemi ornek veriyorsun, Kuvay-i Milliye'ye alternatif olarak kurulmak istenen Rum-Cerkez-Ermeni devletinden haberin var mi? Kandira'dan Kafkasya'ya cerkezlerin yaptiklari kiyimlari biliyor musun? O zaman ne cerkezleri ovmek icin Ethem Pasa'ya, ne assagilamak icin cerkez cetelerinin yaptiklarini hatirlamaya.

Bu Orta Asya yasam tarzi nereden cikti anlamadim. Ben sahsen Osetya kokenliyim, Turkiye'nin icinde cok fazla Orta Asya kani ve kulturu olduguna inanmiyorum. Orta Asya'dan gelmis turklerin Turkiye Cumhuriyetinde mozambik asilli bir TC vatandasindan daha onemli yada buyuk bir rolu oldugunu dusunmuyorum. Ama ne cogunlugun dedigini yapmak, ne yabanci istatistiklerle milletimize teshis koymak ne de kulturlere saygi adi altinda bizim ulusal kimligimizden parcalar koparmak, bu halklari ayricalikli gostermek, onlara ayri bir ulus hissiyati vermek ve bunu demokrasi palavralari ile suslemek kabul edilir birsey degildir.

24-03-2007, 23:30
Benim sahislarla bir sorunum yok, Turkiye'deki yasam tarzi orta asyadan getirilmis bir hayat tarzi degildir.


Sevgili respendial,

1-Orta Asya yaşam tarzı senin bu sözünden aklıma geldi, onun için söyledim.

2-Ethem bey hiç paşa olmadı. Sen Çerkes'leri izole edilmeleri gereken vatan haini ilan ettiğin için ben de bu örnekleri verdim, olayın etnik köken değil, anlayış olduğunu göstermeye çalıştım. Bu nedenle aslında benim gözümde vatan haini olan, ama dönemin şartları farklı gelişmiş olsa şu anda belki de kahraman olarak anılacak Anzavur'a da sürekli vurgu yaptım. O bahsettiğin katliamlarla ilgili detaylı bilgi verirsen sevinirim. Benim Kandıra ile ilgili bildiğim, Kandıralı Mustafa'nın ve Turan Güneş'in memleketi olduğu ve lezzetli hindi yetiştiğidir, bir de Kefken ve Kerpe isimli çok güzel iki koyu vardır ama pek Çerkes bulunmaz.

3-TUSIAD ve ÇYDD'yi eleştiriyor olduğunu baştan söyleseydin böyle bir araba laf etmez, doğrudan o konuları konuşurduk.

24-03-2007, 23:49
Sevgili yfln,

Yahu ben sana islahatname fermanini cikarttiran, fransiz pederlerle isbirligi yapip saray erkaninin kanina giren cemiyetlerden bahsediyorum. Su an Turkiye'de yasayan cerkezlerin bildigim kadari ile cumhuriyeti yikmak icin bir calismasi yok. Bu cemiyetlerin yerinide bat gudumlu NGO lar almis durumda. Ben batili halklara bile kin gutmuyorum cunku bu ortaya konulan emperyalist strateji gucunu halklardan ve cogunluktan almiyor, paradan ve aristokrasiden aliyor.

Ya surekli biz turkuz, Orta Asya'dan geldik gibi laflar edilir, ben bunun dogru olduguna inanmiyorum. *Turk milleti Turki devletlerinden cok daha mureffeh ve medenidir. Turki devletleri birlestirip buyuk turan devleti kurmak isteyenler, bu ulkelerin ic sorunlarini, sanayi ve gelisme acmazlarini, egitim durumlarini bilirler mi? Ben bilirim, o yuzdende uzak duralim derim.

Cerkez cetelerinin aktiviteleri icin kucuk bir google yapman yeterli. Kandira cerkez cetelerin en cok kiyim yaptigi bolgedir, Kandira diye aratirsan daha fazla kaynak bulursun.

24-03-2007, 23:59
Gelin ben bir cerkez tavugu yapayim, su isi tatliya baglayalim yfln.

25-03-2007, 00:00
Sevgili respendial,

Olur böyle küçük anlaşmazlıklar, biz milliyetçiler-ulusalcılar birbirimize düşüp de başkalarına koz vermeyiz, ortak bir noktada buluşuruz sonunda. :)

Bu arada Yunanistan karşısında 3-1 galip durumdayız, Yılandan post, Yunandan dost olmaz :)

pante
25-03-2007, 00:54
Arapların tümü Osmanlı'yı arkadan vurmadı. Ama az sayıda işbirlikçi nedeniyle tüm Araplar töhmet altında kaldı.
Ermenilerin tümü Rusya'dan yana olmadı, köyleri basıp katliam yapmadı. Ama az sayıda Ermeni çetecisinin yaptıkları nedeniyle Ermeni halkının tümü zarar gördü.
Kürtlerin tümü Ermenileri katletmedi. Ama bir kısmının yaptığı katliamlar nedeniyle tüm Kürtler yapmış gibi algılandı.
Osmanlı hükümetinin techir kararını ne Türkler ne diğer Osmanlı halkları onaylamış değildi. Ama sanki Türkler yapmış diye biliniyor.
6-7 Eylül olaylarını tüm Türkler yapmadı. Kışkırtılan az sayıda aşırı milliyetçinin saldırıları tüm Türkleri zor durumda bıraktı.
Kıbrıs'taki Türklere de saldıran ve katliam yapanlar tüm Kıbrıs Rumları değildi. Ama az sayıda cuntacı Rum'un sebep olduğu müdahale nedeniyle Kıbrıs bölündü.
Kürtlerin çok az bir kısmı ayrılıktan yana. Ama bunlar nedeniyle Türklerle Kürtlerin arası açılmaya çalışılıyor. Az sayıda Kürt, bütün Kürtlerin huzuruyla oynuyor.

Bu akşamki milli maçta az sayıda Yunanlı'nın çirkin hareketlerini ve sahayı yabancı madde ile doldurduğunu gördük. Ama 4-1 biten maçta çok sayıda Yunanlının Türk futbolcuları ayakta alkışlaması yukarıda saydıklarımız için güzel bir örnektir. Yeter ki az sayıdakilere meydan bırakılmasın.

25-03-2007, 01:07
Anlastik o zaman yfln,

milliyetcilikten milletciligi anladigimiz surece bir sorun yok. Vataninin menfaatini isteyen herkes vatanseverdir. Seriatcida boyle, maocuda boyle, cogu siyasi kanat (liberaller haric, onlar isin farkinda) ayni. Hepsi T.C. icin en iyisini istiyor. Seriatci yada diktator bir lider baski ve silahla bir devrim yaptigi zaman da halki icin en iyisini istiyor. Halki bunu takdir edemiyor, o ayri (!). Dedigim gibi demokrasi herkesin aleti, milliyetcilik herkesin kalkani. Kimsede benim dusuncem fasist, ben fasizmi destekliyorum demez. Ben insan aklinin ve vicdaninin tamamen hur olmasin destekliyorum. Benim icin milli gurur, milletce tum dunyaya faydali bir cerrah, muhendis yetistirebilmektir.

Yunanlilara gelince ben cok severim yunanlilari. Gecen yaz Yunanistanin ufak bir koyunde bir yunan kofteci gordum. Durdum siparis verdim. Adam gozumu icine bakti birseyler soyledi yunanca anlamadim. Ingilizce bilmez, fransizca bilmez. En son kofteleri gosterdi parmagi ile ve domuz sesi cikardi. Adamin bilmeden domuz eti yememem icin yaptigi cabayi takdir ettim. ( Elimle sorun yok diye de isaret ettim ;) )

Bence yunanlilar dost olduklari milletlere cok faydali olmuslardir. Nazim Hikmet ne demis;
"Ey buyuk Turk milleti, tipki diger milletler gibi"

frodo
25-03-2007, 01:29
Ufak bir sorun olarak ben kaldım. Ne ulusalcıyım ne de milliyetçi. Eğer kendimi bu düzeyde
ifade edeceksem seçeceğim kelime "yurtsever" olurdu.

Tarihe öznel bir pencereden bakılmaması gerektiğini düşünürüm. Respendial arkadaşın itiraz ettiğim yazısı ile ilgili hala aynı noktadayım. Kurtuluş savaşına karşı olan Türkler yok muydu ? Ya da Türk cemiyetleri ?

Eğer biraz samimi biçimde yakın tarihimize bakarsak Kurtuluş Savaşının önder kadrolarının çoğunlukla 'göcmen' olduğunu görürüz. Bu önderlik içerisinde etnik olarak Çerkes kökenli bir
sürü isim sayabiliriz. Daha da ileri gidersek İtihat Ve Terakki'nin 'silahşör' kanadının ve Teşkilatı
Mahsusa örgütünün büyük çoğunluğunun Çerkes olduğuna şahit oluruz. Çarpıcı bir örnek de Kuvayı Milliye'nin sembolü haline gelen Kalpaktır. Bir Çerkes başlığıdır kalpak. Peki neden sembolleşmiştir bu başlık ? Çerkes'lerin ihaneti yüzünden mi ?

Bu ülkede yaşayan tüm etnik kökenler artık bu coğrafyanın evladıdır. Kendimizi ifade ederken
etnik kökenimize gönderme yapsak bile asla, ama asla kendimizi bu kökenle tanımlamamalıyız.

Demokrasi, insanca bir yaşam özlemi Â*barış ve yurtseverlik ortak paydamızdır.

25-03-2007, 02:04
Saltanatin, hilafetin kendisi vardi mesela, eee?
Cerkez cetelerine simdi baska isim mi bulalim? Bebek katili yada bolucu basi mi diyelim. Ataturkun kurdugu Turkiye Cumhuriyetinde azinlik kavrami yoktur. Dusunce ve ifade ozgurlugu vardir. Avrupanin en modern anayasalarindan biri Turkiye'de. Eger birtakim cemiyetler bu duzeni yikmak icin yine bizim demokrasimizi kullanmak isterse buna engel olunmalidir. Bu cemiyetlerin sadece yonetim kadrolari ve uyeleri olsa neyse, birde bu cemiyetin etkisi altinda kalip kendi iradesini kaybetmis insanlar kendi bagimsizligina karsi savasiyor. Vicdanen ozgurlesmemis bir insana, ozgurluk verilir mi? Herkes yurtsever, herkes milliyetci. Frodo benim yazdiklarimda olagandisi birsey yok, gayet makul, bilinen seyler.

dilaver
25-03-2007, 02:49
Ataturkun kurdugu Turkiye Cumhuriyetinde azinlik kavrami yoktur. Dusunce ve ifade ozgurlugu vardir

* * *yapma respendial

* * *Lozan Antlaşmasıyla azınlık kavramını ben mi soktum Türkiye ye. Yok dedigin azınlık kavramının yer aldıgı anlaşma her sene törenlerle kutlanıyor. Evet Türkiye Cumhuriyeti'nde bir kavram yoktu o da Türk ten başka bir ulus oldugu kavramı. Bunun üzeri Türklük kavramının vatandaşlık kavramı ile bir oldugu demagojisi ile örtülmeye çalışıldı ama var olan bir şey yok olamayacagı için , yok sayılamayacagı için muhtelif periyotlarla bu patlak verdi.

* * * Herhalde düşünce ve ifade özgürlügü kavramından anladıgınız şu. Benim gibi düşünenlere düşünce özgürlügü vardır. Nitekim tüm iletilerinizden bu sonucu çıkarıyorum. Düşünce ve ifade özgürlügü varsa Nazım Hikmet Somali de mi hapis yattı. Mozambikten mi kaçtı. Biraz el insaf demek zorundayım.

* * * Vicdanen ozgurlesmemis bir insana, ozgurluk verilir mi?

* * * *Bu cümleniz başlı başına demokrasinin yadsıması oluyor. Ne demek özgürlügün verilmesi, kim ne hakla özgürlükleri verebiliyor, böyle bir makamı kim tespit edebiliyor, böyle bir yetkiyi kim nereden alıyor. Anlamakta zorlandıgımı itiraf ediyorum.

* * benim yazdiklarimda olagandisi birsey yok, gayet makul, bilinen seyler.

* * *bunda hemfikirim, bunlar 80 senedir Türkiye Cumhuriyetini idare eden zihniyet. Şİmdi adına ulusalcılık mı deniyor, milliyetçilik mi deniyor bilemiyorum ama biz bir zamanlar farklı tanımlıyorduk ve kahrolsun diye de bagırıyorduk. O zamanlar buna fasizm deniyordu. Şimdi adı degişti herhalde.

* * * Sevgili dostum, bir ülkede bir takım cemiyetler bir takım insanları etraflarında topluyor ve işi kanla sonuçlanan, yaşamların verilmesiyle nihayet bulan bir işe kalkışıyorlarsa o ülkede baştan ters giden bir şeyler vardır. Kimse durup dururken ne güdüsüyle olursa olsun canını tehlikeye atmaz. Paralı askerler hariç tabii. Bu onların meslegi ve geçim kapısı.

* * * Modern bir devletin, demokratik bir beynin ilk yapması gereken şey hemen savunmaya geçmek yerine hata nerede diye düşünmek olmalıdır, yanlış giden nedir diye sormak olmalıdır ve bu temelde çözümler aranmalıdır. Bir ülkenin belli bir kesimi ayaklanma içerisindeyse , her gün kan dökülüyorsa , neden diye sorulmalıdır. Her işte dış parmak aranmamalıdır. Yok dış parmak aranıyorsa o dış parmak kesilmelidir. Bunlar aydan gelmiyor ya. Dünya üzerinde yer alıyorlar.

* * * *Her ne hikmetse bu ülkede hiç bir şey kendi iç dinamigi ile olmuyor. Ne hikmetse ve bu ülkede ne varsa tüm cihan bize düşman.Herkes bizi yok etmek istiyor. Müslümanı da , Hıristiyanı da Amerikası da Ugandası da. Çünkü bir tek biz dogruyuz başkaları hep bizi sömürmek istiyor.
Kim bu güç Amerika mı. O halde yapacak iş çok basit. Kaparsın üsleri, kesersin ilişkiyi, düşmanınla degil dostun olan Kürtle beraber olursun ve seni kırdıran düşmana karşı savaşırsın. Ama kazın ayagı hiç de öyle gözükmüyor. Tam tersine düşmanınla bir olup dostunla savaşıyorsun . Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu anlamak mümkün degil.

* * * * Haa Amerikaya gücüm yetmiyor mu diyorsun, kusura bakma kardeşim sen bagımsız falan degilsin, sen sömürgesin, sen köleleştirilmişsin. Kölenin de hakkı olamaz. Başına gelene katlanacaksın, kabul edeceksin. Onurdan falan da bahsetmeyeceksin.


* * * saygılarımla

sargon
25-03-2007, 03:01
Hasan Cemal'in 12 Mart 2007 tarihli yazısı:

Yakın tehlike irtica değil, faşizm - Hasan Cemal

Evet, tehlikenin farkındayım. Bugün Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu yakın tehlikenin irtica değil, faşizm ya da faşizan bir otoriter rejim olduğunu düşünüyorum.

İrtica ve bölücülük bağrışları arasında, kolu kanadı zaten kırık demokrasi ve hukuk devletinin kuşatma altına alınmak istendiğini uzunca bir zamandır biliyorum.

"İrtica geliyor, Türkiye bölünmek isteniyor!" sloganlarıyla ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılıyor.
Örgütlenmeler, özellikle paramiliter yapılanmalar bunun için...

Kuran'a, bayrağa, silaha el basarak edilen yeminler, yapılan ayinler bunun için...

Ayrıca, bütün bu örgütlenmelerin hemen hepsinde birçok emekli askerin, paşanın yer aldığı da dikkati çekiyor.(*)

İlginç değil mi?

Avrupa Birliği'ni sevmiyorlar. Kürt sözcüğünden hiç hoşlanmıyorlar. Kürt sorunu, Ermeni meselesi deyince fena oluyorlar. Kıbrıs'ta çözüm diyenlere kötü gözle bakıyorlar.

Bütün bu konuları gündeme getirenler ise kötü kişi, onların dilinde iki sözcükle anılıyorlar:
Vatan haini!

Bu bir kuşatma harekâtı!
Hiç kuşkunuz olmasın aynen böyle. İrtica ve bölücülük perdesi altında demokrasi, hukuk devleti, hak ve özgürlükler kuşatılmak isteniyor.

Tıpkı bir zamanlar, Soğuk Savaş döneminde komünizm geliyor diye yapıldığı gibi...
Türkiye bu oyuna gelecek mi?
Bilemiyorum.

Hrant Dink suikastı, Türkiye'de demokratik değerlerin, hak ve hukukun ulusalcı-milliyetçi bir dalga kabartılarak, karanlık bir perdenin altında boğulmak istendiğini bana daha beter düşündürmeye başladı.

Bir sürü belirtiye, özellikle bazı paramiliter örgütlenmelere bakarak Türkiye'nin geleceğini rehin almak isteyen bir zihniyetin gitgide suyun yüzüne vurduğunu görüyorum.

Bakın bir akademisyen, Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Hasan Bülent Kahraman ne diyor:
"Türkiye'nin faşizme doğru ilerlediği konusunda beş altı yıldır kitaplarımda yazıyorum. Türkiye aklını başına toplamalı. Yoksa 1975-80 arasında ne yaşadıysa onu yaşar. O beş yılda kan, barut ve gözyaşı yaşandı, beş bin kişi öldü. (...) Milliyetçiliğe kaymış bir Türkiye'yi Avrupa taşımaz. Böyle bir Türkiye'yi Ortadoğu taşır ancak. Biz de Ortadoğu neyse o oluruz. Zaten milliyetçilik de Türkiye, Avrupa yolunda yürümesin diye parlatılıyor."

Bir başka akademisyen, Gazi Üniversitesi'nden Prof. Levent Köker'in görüşleri şöyle:
"Türkiye birçok bakımlardan 1920'lerin, 30'ların Almanya'sına, o ruh haline benziyor. Türk milletinin her taraftan düşmanlarla sarıldığı kabulü var. Bu hissiyatın yerleşmesine devlet yetkilileri de katkıda bulunuyor. Türkiye'de faşizme yatkın, yaygın bir ruh hali var. Orta sınıflardan başlayarak sokaklara, lümpen kitlelere yayılan bir ruh hali bu. Ve bir de bizim faşizme yatkın özellikler taşıyan bürokratik, otoriter devlet geleneğimiz var. Bu gelenek o zihniyetle birleşirse, Türkiye'de faşist bir dönem doğurabilir. Faşizme karşı teyakkuz halinde olmak gerekir."

Prof. Köker devam ediyor:
"Türkiye Avrupa Birliği'nden koptuğu anda, faşist rejime dönüşme tehlikesi hemen realize olabilir ve çok partili rejim bitebilir. Böyle bir tehlike var. Bunun için illa darbe olması gerekmiyor. Bir popülist diktatörlük şeklinde de gelebilir faşizm. Amerika ve AB ile ilişkiler, Türkiye'deki milliyetçi zihniyetle geriliyor. İkisinin de Türkiye'yi böleceği söyleniyor. Eğer Türkiye'nin ABD ve AB ile ilişkisi bozulursa, AB üyeliği ile ilişkisi imkânsızlaştı diye Türkiye reformlardan büsbütün vazgeçerse ve bu durum finansal bir krize dönüşürse, Türkiye'nin faşizmden başka yolu kalmaz. Türkiye otoriter bir rejime, askeri veya sivil diktatörlüğe kayabilir."

Bir başka akademisyen, Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Ayşe Kadıoğlu'nun söylediklerine gelince:
"Hemen her yerde milliyetçilik konuşuluyor. Sanki yeni bir şey keşfedilmiş gibi bir hava var. Televizyon kanalları, gazete köşeleri milliyetçilik temasına teslim olmuş durumda. Oysa, artık içinde yaşadığımız siyasal dinamikler daha ziyade faşizmden söz etmeyi gerektiriyor.

Neden mi?
Çünkü bugün Türkiye'de içinde bulunduğumuz ortam, 1920'lerin Almanya'sına çok fazla benziyor. Bu benzeşmenin ana hatlarını iki noktada ele almak mümkün. İlk olarak milliyetçiliğin etnik bir temelde ele alınması, ikinci olarak da paramiliter örgütlenmelerin önü alınamaz bir şekilde yükselişe geçmesi..."(**)

Evet, yakın tehlikenin farkındayım:
İrtica değil faşizm!
İyi pazarlar.
——————-
* Bu konuda ayrıntılı bir haber-araştırma, Radikal'in 17 Şubat 07 tarihli sayısının 8. sayfasında yayımlandı.
** Hasan Bülent Kahraman'la Levent Köker'in konuşmaları, Radikal, 19 Şubat ve 26 Şubat 07 tarihli Neşe Düzel röportajları; Ayşe Kadıoğlu'nun yazısı, 18 Şubat 07 tarihli Radikal İki.
11.03.2007

h.cemal@milliyet.com.tr

pante
25-03-2007, 03:53
"Evet *Türkiye *Cumhuriyeti'nde *bir *kavram *yoktu *o *da *Türk *ten *başka *bir *ulus *oldugu *kavramı. *Bunun *üzeri *Türklük *kavramının *vatandaşlık *kavramı *ile *bir *oldugu *demagojisi *ile *örtülmeye *çalışıldı *ama *var *olan *bir *şey *yok *olamayacagı *için *, *yok *sayılamayacagı *için *muhtelif *periyotlarla *bu *patlak *verdi."


Atatürk iyiniyetle doğrusunu yapmıştır. "Türk" tanımını genişleterek Anadolu'nun sahip olduğu tüm farklı grupları ırkçı olmayan tek isim altında toplama amacıyla bir teori uygulamaya koymuştur.
Bu teori tutmamıştır. Çünkü önun devrinde uygulanmayan ama sonraki dönemlerde özellikle 60'lı,70'li yıllarda uygulanmaya kalkışılan asimilasyon politikaları, güneydoğuda dahi yapılmaya kalkışılan Türkçülük propagandaları tam tersi netice vermiş, Türkçülük karşısında Kürtçülük ortaya çıkmıştır. Gelinen noktada ise geri dönüşe, aynı teoride ısrara olanak yoktur.

Artık Kürt'e *Türk vatandaşı gözüyle bakmanın anlamı kalmamıştır. O Türkiye'li Kürt'tür.
Avrupa'da bir kentte cinayet işleyen Kürtse, haber "Bir Türk vatandaşı" diye verilmemelidir. Kürtse Kürt denilmelidir. Ermeni techiri sırasında konvoylara saldıranlar Kürtse, Türk denilmemelidir. Darwin'in işaret ettiği gelişmemiş insan türü Kürtse, Türk denilmemelidir.

Nüfus kağıtlarında isteyen Kürt olduğunu belirtebilmelidir. Hatta Kürt olduğu bilinenlere kimliklerinde bunun belirtilmesi zorunlu olmalıdır.
Büyük kentlere göç olayı Kürtlere sınırlandırılmalı, batı illerinde yaşayanlara ise Güneydoğu'ya dönüşleri teşvik ve telkin edilmelidir.
Kürtlerin kendi kaderleri için mücadelelerine doğal bakılmalı ama dünyada hiçbir ulusa özgürlüğünün barış yoluyla verilmediği göz önüne alınmalıdır.
Kürtlerin bilinen tarih içinde kurulu bir devletleri yoktu. Türkler de o kurulu devleti yıkıp Kürtleri sömürge yapmadılar. O nedenle toprak talebinde bulunan her Kürt Türkiye'li olmaktan çıkarılmalı ve sınır dışı edilmelidir. (En yakın sınırdan)

Bu maddeler çoğaltılabilir. Çok mu faşizan oldu. :)
Ne yapalım Atatürk gibi olamıyoruz hepimiz.

dilaver
25-03-2007, 04:20
60'lı,70'li yıllarda uygulanmaya kalkışılan asimilasyon politikaları, güneydoğuda dahi yapılmaya kalkışılan Türkçülük propagandaları tam tersi netice vermiş, Türkçülük karşısında Kürtçülük ortaya çıkmıştır

Â* Â* Â*bu satırlar teşhis

Â*Artık Kürt'e Â*Türk vatandaşı gözüyle bakmanın anlamı kalmamıştır. O Türkiye'li Kürt'tür.

Â* Â* Â*
Â* Â* Â*bu ise yanlışta ısrar ve ayrımcılık oluyor, buna bölücülük deniyor. İletinin aşşagıdaki satırlarında zaten Türkiyeli Kürt olgusunu kabul ediyorsun. Demk ki Türkiye sınırları dahilinde Kürt diye bir unsur var. Peki bu unsuru kabul edince niye onu dıştalamak luzumunu hissediyorsun onu anlayamıyorum. Kürt Türk olmayıp da Kürt olunca neden vatandaşlıktan çıkmak zorunda oluyor. Neden varolan kimlikleri de kapsayacak bir anayasal vatandaşlık tanımında birleşemiyoruz da Türk ve Kürt olarak insanları bölüyoruz.

Â* Â* Â* Hep Anadolu nun bir etnik mozaik oldugundan bahsediriz . Güzelliginden bahsederiz. Bu güzellik devam edecekse şayet ve de gerçekten güzellik ise bunun tek yolu bu etnik kimliklerin yaşamasından geçer yoksa yok edilmesinden degil. Dogruya yakın teşhise neden yanlış tedavi uygulamak zorunda oluyoruz bunu anlayamıyorum.

Â* Â* Â* Â*Madem ki 60-70 li yıllarda bir assimilasyon süreci var ve Kürt Milliyetçiligini tetikleyen unsur Türk Milliyetçiligi o halde sorunun çözümünü de burada aramak ve buradan başlamak gerekiyor. Önce tetikleyiciden başlamak gerekiyor. Ama ne yapılıyor, tam tersi. Tetikleyici daha da tetikleniyor ve yeni bir tehcirden bahsediliyor.

Â* Â*Bu maddeler çoğaltılabilir. Çok mu faşizan oldu.


* * *bu tercihin bizim elimizde oldugunu düşünüyorum. Fasizm her zaman direnme getirmiştir ve uzun vadeli bir başarı şansı da görülmüyor. *Faşizmin tüm deneyimleri savaş, kan ve direnme ile iç içedir. Tarihten ders alamıyorsak şayet fasizmde ısrar etmek de mümkün tabii ki , ama sonuçlarının ne oldugunu da görerek. Düşünen bir insan beyni için bunlar dışında çözümler üretebilmek ve insanların insanca yaşayabilecekleri , insan olmaktan kaynaklanan dogal haklarını kullanabilecekleri bir sistem ve idare isteyebilmek bu kadar güç mü acaba.

* * * Çözümleri fasizan olmayan tarzda ve kabul edilebilecek bir şekilde üretebilmek de bizlerin elinde aslında. Ama önce tetikleyici görmek gerekiyor ve teşhisten sonra dogru tedaviyi seçmek gerekiyor. Bu tedavi hastayı kangren yapmaya dogru gidiyor. Çözüm doktorun elindedir. Ya yanlış tedavide ısrar edecek ya da bilimsel literatürü biraz karıştıracak.


* * * * saygılarımla

25-03-2007, 12:00
Sevgili dilaver,

"Lozan *Antlaşmasıyla *azınlık *kavramını *ben *mi *soktum *Türkiye *ye. *Yok *dedigin *azınlık *kavramının *yer *aldıgı *anlaşma *her *sene *törenlerle *kutlanıyor."

Sen yapma yahu, yahudilerin sari, hrisiyanlarin lacivert ayakkabi giymek zorunda olduklari bir Osmanli monarsisinden, demokratik laik hukuk devletine gecisin neyini kutlamayalim.

----

" Neden *varolan *kimlikleri *de *kapsayacak *bir *anayasal *vatandaşlık *tanımında *birleşemiyoruz *da *Türk *ve *Kürt *olarak *insanları *bölüyoruz. "

Turk ve kurt bugun varolan kimlikler, kimse kimseyi bolmuyor. Kimlikleri ben sen koyamayiz, kimlikler ve devletler tarihle sekillenir. Bizim yasadigimiz, Inonu zamaninda baslayan yanlis politikalar, gecen surec icerisinde kurt kimligini olusturdu.

Bir ulke tarihinde dogru asimilasyon politikalari uygulamalidir. Bir ulkenin homojen olmasi irkciligi, ayrimciligi engeller, barisi ve sukuneti getirir. Su an, ben kurt degilim oyleyse turkum mantigiyla ayrimcilik yapan kac tane asimile olmus yunan, persli, hititli, ............................. , vardir kimbilir. O zaman bu ayrimi olusturan sey etnik koken, kan yada irk degil, etnik kulturdur. Eger yakinda turk dusmanligi bu insanlarda geleneksellesirse, donulmesi zor bir yola gireriz.

Asimilasyon ile ilgili bir ornek verelim. Mesela Belcika siyasi anlamda iki buyuk parcadan olusur (isimlerini tam bilemiyorum), irk olarak yine iki parcadir. Guneyde flemenk kokenli fransizca konusanlar vardir, kuzeyde flemenkce konusanlar. Bunun yanisira, batida keltler vardir, denize yakin yerler kelt kokenlidir. Bazi keltler kelt olduklarini bilmezler bile, iki farkli irktan gelen (vandal ve kelt) bu iki millet hicbir sorun yasamaz, cunku keltler flemenklerle ayni dili konusan, ayni yasayan insanlar. Buna ragmen ayni kandan geldigi guneyli fransizca konusan flemenkler ile surekli ayrilma noktasina gider gelirler. Zaten bu tartismalari azaltmak icin ulke federal bir hale gelmistir.

pante
25-03-2007, 14:39
Faşizan senaryoya devam edelim:

Eğer Türkiye'de, Diyarbakır belediye başkanlığı yapmış olan Mehdi Zana;
"Diyarbakır'a pasaportla girilmelidir." diyorsa, eşi Leyla Zana;
"Kürtlerin 3 yoldaşı vardır, biri Talabani, diğeri Barzani ve başkan Öcalan." diyorsa,
Türkiye'yi işgalci bir ülke olarak görüyorlarsa,
Nüfus kağıtlarında "T.C." kimliğini kabul etmiyorlarsa,
Türk bayrağını ve İstiklal marşını reddediyorlarsa,
Atatürk'ü faşist bir diktatör olarak tanımlıyorlarsa,
T.C.'nin yıkılmasını amaç ediniyorlarsa,
Ermeni ve Rumlarla birlikte Türkler aleyhine bir cephe oluşturuyorlarsa,
Türklerin terör dediğine, Kürtler kurtuluş mücadelesi diyorlarsa,
artık Atatürk'ün ulusal birlik teorisinde diretmek boşa kürek çekmektir.

Sovyetler birliğinde tutmayan maya, Türkiye'de de tutmamıştır.
Bunun tutmaması konusunda 1 asırdan beri mücadele veren ABD ve Avrupa gelinen noktadan memnundur. Kuzey Irak'taki oluşum, ABD ve AB ile Kürtlere sunulan bir kurtarılmış bölgedir. Bundan sonraki aşama ise kurtarılmış bölgenin genişletilmesi olacaktır.

Olayları akışı ve gidişat, Türkiye'de ne yazık ki barışın değil kanlı savaşların geçeceğini göstermektedir. Ulus bilincine sahip ve vatan toprağını mukaddes gören Türkler ile ulus bilincinden yoksun ve yönetilmeye alışık Kürtler birbirine kırdırılmak istenmektedir.
Bunun önüne geçilmesi imkansız görünmektedir.

Türkiye'nin geleceğine yönelik durumu değişik cephelerde değişik planlarla ele alınmaktadır. Her cephenin elinde farklı bir harita mevcuttur. Şeriatçiler bir hilafet devleti amaçlarken, Rumlar, Ermeniler ve Kürtler toprağı, ABD ve AB ise o toprağın sömürüsünü hesaplamaktadırlar.

Bunlar ulusalcıların komplo teorisi değildir. Bunlar arşiv belgeleriyle, Sevr'le, megalo idea ile, Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan ve BOP ile bilinen emeller, hayallerdir.
Bu emel ve hayale ise ancak ABD ve AB ile ortak bir büyük katliam ve tarihin en büyük ve asla unutulmayacak soykırımı ile ile ulaşılabilir.
Ancak böyle bir soykırım dahi, Türklerden kurtulmuş olma sonucunu vermeyecektir.

Türkiye bu aşamadan sonra ne sunabilirse sunsun, demokrasi, insan hakları, Apo'yu serbest bırakma, Kürt kimliği, ekonomik ve sosyal adalet, hatta eyalet sistemi, kesinlikle bir çözüm olmayacaktır.
Türkiye'de bugün bir gafil çıkıp da toprak dahi sunsa, o sunulan toprak yetersiz bulunacak, daha fazlası istenecektir.
O nedenle, Türkiye artık ABD ve AB'nin elinden tuttuğu Kürtlerden elini çekmeli ve kendisine karşı yapılan planlara önlem hazırlığına girişmelidir.
Bu planların başında ABD ve AB ile olan ilişkilerin gözden geçirilmesi, Türkiye'ye karşı tavır alanlarla ilişiğin kesilmesi, Rusya, Japonya, Çin ve 3. dünya ülkeleriyle ilişkilere ağırlık verilmesi gelmektedir.

Yukarıdaki yazıyı sadece birkaç dakika içinde ve aklıma geldiği biçimde hazırlıksız yazdım.
Bu yazıdan dahi etkilenebilecek milyonlarca milliyetçi-ulusalcı Türk vardır.
Bir de hazırlıklı, ajite edici söz ve sloganlarla süslenmiş bir yazıyı düşünün.
Bu durumda AB'ye karşı olumlu bir bakış mümkün olur mu?

25-03-2007, 14:44
pante *Darwin'in işaret ettiği gelişmemiş insan türü Kürtse

bende bir kürt olduğum için hemen aynaya baktım, önden biraz saçlar seyrelmiş onun dışında bir gelişmemişlik yok *:D *yani pante oldumu şimdi bu, darwin tez'inde haklı idi, ne demişti '' gelişmemiş
toplumlar er geç gelişmiş toplumların egemenliği altına girecektir'' teşhis doğru ama insani yönü zayıf
gelişmemiş türkiyenin gelişmiş amerikanın yada fransanın egemenliği altına girmesinede onay veriyormusunuz, evet bencede biraz fazla faşizan oldu.


Büyük kentlere göç olayı Kürtlere sınırlandırılmalı, batı illerinde yaşayanlara ise Güneydoğu'ya dönüşleri teşvik ve telkin edilmelidir.

bu bana lübnan'a sürülen ermenileri hatırlattı nedense, sanki bu ülkenin vatandaşlarından değil
orta çağ kölelerinden bahsediyorsunuz, kürt lere itilip kakılan ikinci sınıf insan gözüyle bakmayı
bırakmalı herkes, demekki ne kadar asıp kessek te önyargılarımızdan kurtulamıyoruz

Kürtlerin kendi kaderleri için mücadelelerine doğal bakılmalı ama dünyada hiçbir ulusa özgürlüğünün barış yoluyla verilmediği göz önüne alınmalıdır.

illaki kan olmalı diyorsunuz, oysaki kürtlerin liderliğine soyunan bir kaç şebek, 15 milyon kürt
olmasına karşın oy oranları % 5 geçmiyor, 10 milyon kürt seçmen olduğunu düşünürsek
en az meclise 80 milletvekili sokmaları gerekmezmi, demekki düşündüğünüz gibi değil
sapla samanı ayırmak lazım

AYATA
25-03-2007, 16:32
haklısısn gandalf ama sessiz kürt çoğunluğunun sesini çıkarma vakti gelmedimi sence...Ben Kürt diye kendini tanımlayanların düzenlediği bir, *teröre hayır, bölünmeye hayır ihanete hayır gösterisi görmedim, duymadımda, varsalar ne kadar bekleyecekler koyunmu bunlar, bu halk şaşkın 25 yıldır devam eden bu isyanı hayret ve şaşkınlıkla hala izliyor, kardeşimdir dediği kürtlere tavır koymaktan çekiniyor ama son bir iki yıldır bıçak artık kemiğe dayandığı içindir belkide bir takım tepkiler milliyetçi ve ulusalcı oluşumlar ön plana çıkıyorbu ülke kurulan bir kumpas ile hızla iç savaşa doğru sürüklenirken masum olanların hayretle bakmaktan başka yaptıkları bir şey yok.....Türk lerin tarih boyunca kurduğu hiç bir devlet ırkçılık yapmamıştır, Cengizin ordusunda Timur'un ordusunda, Osmanlı ordularında her ırktan her dinden insan bulunurdu.Atatürk'ün kurtuluş savaşını veren ordusunda durum aynıydı, ve Irkçılık bilmeyen bu millet şu an Irkçı ve milliyetçi bir kalkışma ile 17 nci Kürt isyanı ile uğraşıyor, ne olacak bunun sonu.Bizim kahramanlarımız barzanidir talabanidir apodur diyenlerle artık bir barış olablirmi soralım kendimize ve tarafımızı belirleyelim...

25-03-2007, 16:35
" bende *bir *kürt *olduğum *için"

gelin su tanimlara bir aciklik getirelim

kurt bireyler uzerine yapilan yorumlar ( yapilmadida ) ayri, kurtlerin bir araya gelip ortak hareket ettikleri zemin, Barzani'li Zana'li kurtler kavrami ayridir. Sen Diyarbakir'a pasaportla girilmesi hakkinda bir oy kullandin mi, yada fikir belirttin mi? O zaman oradaki olaylara yapilan genellemeleri uzerine almaman lazim.

Basta dedigim gibi yoksul kurt halkini ( ve diger halklari ), boluculere karsi, AB ve ABD'ye karsi, istah kabartan planlara karsi korumak yine turk milletinin vazifesidir. Birkac sene once Kuzey Irak'tan *Turkiye'ye goc etmis, ordan Avrupa'ya sicramis ve bugun PKK'nin eylemlerine katilan insanlar var. Turkiye'nin sucu kapiyi mi acmakti, lakin bu insanlarin yalin ayak gelipte bir Shengen vizesi alabilmeleri olasi degildir. Hangi fasizan Turkiye, hangi fasizan Lozan. Biraz daha aciklar misiniz?

Bugun kurtlere toprak verilmesinin ne turklere ne de kurtlere bir fayda saglayamayacagini biliyoruz. Bagimsizliga kavusan kurtlerin hicbiryere gelemeyecegini biliyoruz, ne egitim ne ekonomi alaninda, cunku devletlerin yuzdug deniz acimasizdir, durmaz, buyuk baliklar paran varsa parani alir, yoksa seni kole yapar kendisi icin calistirir. Turkiye bu denizde gercege yakin bir bagimsizlikla ( diger 3. dunya ulkeleri ile kiyaslarsak ) yuzecek gucte, biraz batip biraz cikiyor. Kurtlere toprak verilmesi, bunun piyasada yaratacagi etkiler, toplumda yaratacagi etkiler, uluslararasi iliskiler Turkiye'yi zayiflatir bu bir. O bolgede yasayan ve az cok basinda devlet ve yasa olan yoksul kurtlere yazik ve haksizlik olur bu iki. Kurtler milli mucadeleye katildigi icin onlarin bu yasadigimiz topraklarda hakki vardir. Turk ordusunda da payi vardir.

Bagimsizlik icin Turkiye Cumhuriyetini yikmak isteyen boluculerin, acikta kalan kurt olmayanlar icin plani nedir? Plani yoktur, cunku kurtlerin icindeki bagimsizlik hareketinin kendisi fasizandir. Sebep yoktur, sadece benim topragim, benim bayragim, benim iscim benim koylum mantigiyla plansiz programsiz feodal bir ulke kurmak pesindeler. ABD'nin ortadoguda ucuz jandarmasi olmaktan oteye gidemeyecek bir devlet, T.C.'den daha mi hayirlidir kurtler icin?


" illaki *kan *olmalı *diyorsunuz, *oysaki *kürtlerin *liderliğine *soyunan *bir *kaç *şebek, *15 *milyon *kürt "

Bu dunyada hicbirsey kanli olmamali, laik demokrat bir hukuk devletinde hicbirsey kanla cozulemez. Bakin bagimsizlik savasi veren ulkelere, bu ulkeler birtakim soykirimlardan sonra bagimsizlik mucadelesine girmislerdir. Turkiye'de bunu gerektirecek hicbir konu olmadi kurtlere karsi. Yapilan butn haksizliklar ya askeri darbe donemlerinde yada hemen ardindan gelisti. Bu milletin iradesi disinda yapildi, ABD'nin bizim cocuklar dedigi pasalarimiz yaptilar, bunlari biliyoruz.

Benim sorum su arkadaslar AB'ye bakisiniz nasil. Turkiye girsin mi girmesin mi degil, genel AB olgusu nedir kafanizda. Benim kafamda AB tek disi kalmis canavar, yani bir gorunusu var heybeti var ama dis kalmamis issira issira, issirsa bile acitmaz artik.

25-03-2007, 17:27
Sevgili respendial,

önerin üzerine Çerkeslerin Kandıra'da yaptıkları katliamları araştırdım ve şöyle bir belge buldum:

http://www.devletarsivleri.gov.tr/yayin/osmanli/yunan2/1b_57.htm

Eğer bu belgedeki "Çerkesler"i katliam yapmış Çerkesler olarak algıladıysan bir kez daha okumanı öneririm, zira adı geçen Çerkesler, Rum ve Ermeni çeteciler tarafından saldırıya uğramış bir "karye" yani Osmanlı'nın deyimi ile köy. Ben araştırmaya devam edeceğim, sen de elinde adresler varsa iletiver lütfen.

25-03-2007, 21:02
Sevgili arkadaslar,

konuyla alakali ilginc bir video buldum.

http://www.youtube.com/watch?v=aCEzrUDhcf4

nedir dusunceleriniz? Fasizan midir, bu fasizanlik, videoda nerede kendini belli ediyor.

Sevgili yfln,

1918'de Ingilizlerin, 1920'li yillarda Yunanlilarin isgallerini yasayan ilçe, bir dizi Rum, Ermeni, Abaza, Çerkez çetelerinin saldirilarina maruz kaldi. Bu dönemde Kuva-i Milliye ve Atatürk'e gerekli destegi veren Kandira, Milli Mücadele yillarinda da üzerine düsen onurlu görevi en iyi sekilde yerine getirmistir.

http://www.kandira.gov.tr/index.php?baslik_id=menu/kandira/tarcog.htm

Yukarda verdigim siteden alintidir. Hizlica bir baktim, baska kaynak bulamadim simdilik. Kuvay-i Milliye'ye alternatif olarak bir Rum-Ermeni-Cerkez devleti projesi vardi. Bu arada Cerkez Ethem nerden cikti desene, Ethem Pasa evet cerkezdi. Gecenin ucunde yazinca oluyo bu tip hatalar.

25-03-2007, 21:39
Sevgili respendial,

Video güzel, ama Kandıra ile ilgili bilgiler biraz sakat, devlet arşivlerindeki Osmanlı bilgileri ile uyuşmuyor. Benim bildiğim gerçeklerle de uyuşmuyor, zira Kandıra'ya 40 km uzaktaki bir Çerkes köyünde büyüdüm ve böyle bir iddiayı ilk kez duyuyorum. Bakalım, araştırır buluruz. O sayfanın kaç yılında ve kim tarafından hazırlandığını da buluruz.

25-03-2007, 22:27
Sevgili yfln,

ben bircok yazili kaynaklarda okumustum cerkez cetelerini ama cerkezlik yorukluk gibi genis bir kavram bildigim kadariyla, bircok kafkas ve kafkaslasmis slav halklari iceriyor. Yazili kaynaklara bir goz aticam, sana haber veririm.

25-03-2007, 22:52
"bir entellectüelin durabileği bir noktadan avama -halka - laf anlatmaya çalışma durumudur Atilla Yayla 'nın durumu; buna bağlı olarak anlaşılamama ; yalnız kalma durumu ... onu anlayacak entellectüel bir camia ve ya;insanların onu anlayacak seviyede bir birikimi olsaydı; A.yayla asla tüm bu suçlamalara maruz kalmayacakti... yazık ki..."

Su dusunme sekline dikkat edin. Bunlar ulusalcilari elestiren, universite forumlarindaki ogrencilerin goruslerinden bir alinti. Genelde Atilla Yayla'yi savunanlar bu tarz seyler soyluyor. En ahmakcasi bu oldugu icin bunu kopyaladim. Iste ruh hali, iste bilinc, iste cagdas dusunce.

Atilla Yayla'yi anlayan tek entellectüel in kendisi oldugunu savunuyor bu arkadas, sonra geri kalanina avam diyor, gelismemis diyor. Bu zihniyetlere mi prim verelim?

26-03-2007, 00:46
* *Bir tek rasyonel çözüm olabilir ki bu insanları kapsar mı bilemiyorum, o da dogru bir önderlik altındaki bir demokrasi mücadelesi. Şu anki Türkiye şartlarında çok uzun vadeli gözüküyor. Bir alternatif de kırılmaya dogru gitmek. O daha yakın görülüyor, ama kırılmadan ne çıkar o bilinmiyor.


Bence sorunlarımızdan biri de bu "doğru bir önderlik" isteği/beklentisi. Birey olmayı beceremediğimizi ya da öğrenemediğimizi gösteriyor bu. Ortalık zaten "doğru olduğu iddasındaki" önderlerden geçilmiyor. Ve onların arkalarında sadece A kişisi olduğu için onu izleyen yığınlardan. Demokrasi mücadelesi, en başta birey olabilmeyi gerektirir.

Dilaver, eleştirim sana değil, bu hepimize bulaşmış bir alışkanlık aslında. Toplumun bize vermiş olduğu kavram bu. En basiti, yapılan seçimlerde biz neye oy veriyoruz? X partisi liderine ya da Y partisi liderine.

26-03-2007, 01:00
* Televizyonda Kuzey Irak'tan bir manzara, Kürtlerle amerikan askerleri halaya çekiyorlar, yahu bu kadar yakışırmı bir millete hainlik ve köpeklik...Bir milyona yakın Iraklı ölmüş, işgalci ile halay çekiyorlar bravo. Bağımsız edecek ya onları, hani devlet kuracak ya onlara, Petrol bölgelerinide verecek, halay çekiyorlar işgalci ile, Amerika bu ülkeyide işgal etsin bu topraklardada halay çekecekler... bizde seyrederiz...

Şimdi birşeyleri ortaya doğru koyalım. Kürtler için o işgal değil. Kendilerini kurtaran bir operasyon. Irak diye bir ülke var haritada, ama Iraklı diye bir ulus yok. Hatta çoğunluğu oluşturan Araplar bile bir ulus değil. Sunni olanı Şii olanını (ya da tersi) kesme derdinde. Tek ortak noktaları, Arapların Kürtleri 3. sınıf görmeleri (aslında kendileri dışında kalan herkesi öyle görmeleri).

ABD'nin yaptığı operasyon(yani işgal), Kürtlere karşı değil, tam tersine, onların yararına yapılmış bir operasyondu. Kürtlerin de özellikle Saddam döneminde olanlar nedeni (halepçe örneğin) ile zaten Irak'a herhangi bir bağlılıkları yoktu. 90'daki savaştan beri zaten Irak hükümetinden de bağımsızdılar.

Yani, şimdi oradakilerin ABD askerleri ile birlikte halay çekmelerini yadırgamak biraz tuhaf oluyor :)

26-03-2007, 01:35
Bütün konuyu baştan okumaya başlayınca yazdıklarım parça parça oldu, kusura bakmayın.

Şimdi, en başta "Türk" diye kime denir? "Türk" ile "Kürt" aynı özellikte bir birimi mi tanımlamakta? Ben ve tanıdığım birçok kişi kendisine "Türk" diyor. İşin "kan" kısmına bakarsak, pek de Türk olduğumu iddia etmem zor, ailenin bir kısmı Arabistan, bir kısmı Balkanlar, bir kısmı Karadeniz kökenli. Bol bol Çerkez, Gürcü, Abhaz gibi öğelerden de söz ediyoruz anladığım kadarı ile. Bir de başka bir grup var Türkiye'de. Türkmenler (Oğuzlar da diyebiliriz belki köken olarak). Ayrılıkçı-Irkçı Kürtlerin karşısında kimler var peki? Gürcü kökenli "Türk", Arap kökenli "Türk", Rum kökenli, Çerkez kökenli, Arnavut, Boşnak, Türkmen, Yörük vs. kökenli "Türk" var.

Cumhuriyet'in Türk tanımı, var olan bir durumu adlandırmadan daha çok, bir proje. Şu an Kürtlerin "Kürt" projesi de bunun bir benzeri. Ortak bir dil oluşturma, ortak bir kültür oluşturma, ortak bir pazar oluşturmaya çalışma projesi. Türkiye'deki en büyük etnik gruplardan biri oldukları için (en büyüğü Türkmenler diye biliyorum) bunu gerçekleştirmeleri diğer etnik gruplara göre daha gerçekçi görünüyor tabii. Aslında sorunun çözümü tam olarak bu projenin son noktasının "ortak pazar oluşturma" kısmının gerçekleşmesi ile olacağını düşünüyorum ben. *Daha önce Irak ile ilgili bir başlıkta da yazmıştım. Bir ulus'u "ulus" yapma süreci aslında kan bağından çok ortak çıkarlara dayanıyor. Enerji, ulaşım, ticaret, sosyal hizmetler (sağlık, eğitim, güvenlik) vs. gibi. Yıllardır PKK'nın özellikle hedef aldığı şeyler neydi peki? En başta altyapı hizmetleri ve sosyal hizmetler (öldürülen mühendisler, sağlık ve eğitim görevlilerini hatırlıyorum).

Yani, zorlama ile birşey olacağı yok. Bir arkadaş daha yazmış, bu hareketi şiddetli bir şekilde destekleyenler %5 civarı. Ekonominin içerisine entegre oldukça ve özellikle ekonomik sorunlar (işsizlik en başta) çözüldükçe, bu destek doğal olarak daha da düşecektir.

Sonuç olarak, getto'larla, oraya buraya sürmekle, asıp kesmekle, baskı ile olumlu bir sonuç alınamayacağını en başta anlamak gerekiyor. Yıllardır belki çok yanlış yapıldı ve bunların etkisi de kolay kolay geçmeyecek gibi. Önemli olan, çözümün nerede yattığını görebilmek ve bunu zorlamak.

dilaver
29-03-2007, 22:05
sevgili enkidu

* * bu sitede ortak platformumuz dinlerden özgür olmak. Bagımsız, demokratik ve laik bir çizgi izlemek. Bizi ortak tutan bu çizgimiz. Bu çizgimizin dışına sapmaya başladıgımız zaman bir arada olma maddi temelimizi de kaybederiz.

* * Herbirimiz bu sitede birey olarak bulunuyoruz ve aynı temelde birleşmeye çalışıyoruz. Hatta bu temelde, yani demokrasi temelinde, laiklik temelinde bizimle birlikte olan son derece saygıdeger inanan arkadaşlarımız da var. Herbirimizin farklı dünya görüşlerimizin olması da gayet dogal. Üstelik de uygun zemin de san derece siteyi ve katılımcuıları ilerletebilen işleve de sahip olabilir bu çeşitlilik. Zaman zaman da oluyor da.

* * *Esas mesele tartışabilecek olgunlugu her zaman için koruyabilmektir diye düşünüyorum. Sizin için dogru olan bir sloganın başkası için yanlış ve hatta tehlikeli olarak kabul edilebilecegi gerçegini asla akıldan çıkarmamak gerekiyor. Anlaşma zeminimizin temel noktası da birbirimizi anlamaktan geçmesi gerekiyor, tek bir kıstası var kişisel suçlamalarda bulunmamak.

* * * Üyelerimizi degerlendirirken, iletilerimizi dile getirirken bu gerçekleri aklımızdan çıkarmamaız gerekiyor. Eleştirilerimizin boyutunun siyasi ya da sosyal boyutu aşmaması ve her zaman yapıcı olması gerekiyor.

* * * *Amacımız bagcı dövmek degil de üzüm yemek ise bunlara dikkat etmek siteyi ileriye götürmek hedefi olan her katılımcının üzerine vazifedir.

* * * * Bu site sosyalist bir platform olmdıgı gibi gerici ve liberal bir platform da degildir. Ancak tüm demokratların düşüncelerini serbestçe dile getirdigi bir platform olmak zorundadır ve öyle de kalmalıdır. Bu kıstaslara önem verirsek şayet daha hızlı ve birlikte yol alabiliriz.


* * * * saygılarımla

29-03-2007, 23:57
Sevgili dilaver aslinda gereken cevabi vermis ama ben genel icin acayim dusuncemi.
Ben ateist oldugum gibi sosyalistim, bir basarisizlik, yenilgi ve teslim olma doneminin neden kahramanlari olsun? Ben sosyalistim ve ozgur iradeyi destekliyorum, sadece insan zekasina guveniyorum, kahramanlar ve destanlar edebiyati beni ilgilendirmiyor. Ben su an varim yarin yokum ve kendi destanimi yazmakla mesgulum.

Benim idealimdeki lider teori olarak yine benim. Bu durumda Turkiye'de mesru politikaya intikal eden insanlarin arasinda bana en yakin olani Dogu Perincek.

dilaver
30-03-2007, 00:11
sevgili respendial

* * *şimdi bir çuval inciri bok ettin. *:lol:

* * *Dogu Perinçek şu anda bazılarına , özellikle de doguyla 70 li yılları yaşamayanlara cazip gelebilir ve de geliyor. Oladabilir çünkü hayatı boyunca hep rüzgara göre yelken açmıştır. İmkanın olsa da Aydınlık günlük gazetesinin 78 yılı arşivlerini karıştırabilsen ya da karıştırdıysan orada sadece ihbar bulusun.

* * *Şayet sosyalist oldugunu iddia ediyorsan ki bu en azından dürüstlüktür ve teslim olmamaktır ve de kararlılıktır. Bu yaftayı Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında taşımayı hak etmeyen tek adam Dogu dur. Buna delil çoktur. TİİKP savunmalarından TİKP savunmalarına ve o sürece gelene kadar Aydınlık günlük gazetesine kadar.

* * * Evet bir ilki daha var. Vedat Nedim Tör. Dünya üzerindeki ilk KP tasfiyecisidir ABD deki bile 1948 senesindedir. Bu tasfiye etmiş hem de kemalist ideolog olmuştur ama literatürdede gene de Dogu dan önce gelir.sene 1925-27

* * * Bir tek şey yapmayın Doguyu sosyalizmle bagdastırmayın. Asla yanından bile geçemeyecek bir adamdır ve kariyerinde teslimiyetten başka bir şey yoktur. Eyvallah Dogu milliyetçidir, ulusalcıdr devleti için bir şeyler yapmaya çalışıyor belki çünkü o devlet onu çok beslemiştir ama şu sosyalizmin yanından bile geçemez.


* * * *saygılarımla

30-03-2007, 10:30
Sevgili dilaver,

biliyoruz bazi seyleri, benim derdim Dogu Perincek'ten gecmis icin intikam almak degil. Dogu Perincek Turkiye'de halkin anlayabilecegi, sevebilecegi, populer olabilecek bir lider. Teori olarak cok fazla birsey beklemesem de emperyalizm dusmanligi bile, Dogu Perincek'i desteklemek icin yeter.

31-03-2007, 01:30
Arkadaslar ben size gelecekle ilgili samimi fikrimi soyleyeyim. Sosyalistlerin buyuk bir kismi ulusal bilinci savunmanin emperyalizmin etkisini yavaslatan bir unsur oldugunu farketti. Bir noktada gelenekciligi benimseyen ulkuculerle ortak bir zemine indi. Birtakim sosyalistler zamaninda yine PKK sempatizanlari ile yine ortak bir zemini paylasmislardi. Tabi bu sosyalistlerin dusuncelerinin tamamen asimile oldugu anlamina gelmez bu anlami cikarmayin. Su an ulusalcilar, ulkuculerin ihtiyaci olan, okumus aydin, teorisyen kismi olusturuyor. Bu rol halkin sempatisinin artmasi ile daha da benimsenecek, yakin zamanda ulku ocaklarinda Nazim Hikmet fotograflari asilacak. Kehanet gibi oldu ama degil, sadece kuvvetle muhtemel.

dilaver
31-03-2007, 01:52
sevgili respendial

* * sosyalistin tanımı tektir : sınıf mücadelesinin kabulunu proleterya diktatorlügünün kabuluyla birleştirebilen kişi sosyalisttir.

* * Bu tanımın dışına çıkana sosyalist denemez ve bu şekilde rahlei tedrisat kuranların eylemleri de sosyalistleri baglamaz.

* * Sosyalistlerin hiç bir zaman ulusalcılıkla işi olmadı ve bundan sonra da olmayacak. Sosyalistler için önemli unsur uluslar degil insanlardır, emekçilerdir. Enternasyonaldir.

* * Devlet teslim aldıgı aydın geçinen kişilerden faşist hareketin kadrolarını çıkarmakta yaralanabilir bunda bir beis yoktur. Üstelik bu süreç yeni de degildir. Vedat Nedim Tör 1925 senesinde TKP yi devlete vererek fiilen tasfiye etmiş ve Kadro hareketinin teorisyenlerinden olmuştur. Bilindigi gibi Kadro dergisi Kemalizmimn teorisini oluşturmuştur. *


* * * saygılarımla

pante
31-03-2007, 01:56
Gerçekten de son yılların sosyalistlerini, devrimcilerini anlamak mümkün değil.
Süt dökmüş kediye döndü hepsi tabiri caizse.
Ne bir miting, ne eylem, ne protesto. Sanki herşey güllük gülistanlık.
Salon sosyalistliği hakim oldu her yere. Okullara, fabrikalara, parti ve derneklere..

Bergama köylüleri kadar olamadılar. Oktay Koynar kadar örgütleyemediler ve eylem koyamadılar ortaya. Yazıklar olsun.
Bırakın, kendilerinin eylem ortaya koyamamalarını, türban eylemlerini desteklediler.
Okunmuş, büyüyle susturulmuş hepsi sanki.
"Susma! sustukça.." dedikçe sustular ve sesleri tamamen kesildi.

Demirel bile şaşırmış ki bu duruma " Nerede bu ODTÜ'lüler?" demek zorunda kaldı.
Öyle ya! zamanında yürüyüşlerden. mitinglerden gına gelmiş adama.
" Sokaklar yürümekle aşınmaz!" demiş, bitmek bilmeyen eylemler karşısında.
"Hani nerede solcular, sosyalistler?" demek yanlış anlaşılır diye;
"Nerede ODTÜ'lüler?" diyor ne yapsın..

"ODTÜ'lüler Demirel'in ağzına bile düştük." diye utanıp sıkılacaklarına, gittiler Demirel'in evinin önünde miting yaptılar.
Güler misin ağlar mısın?

dilaver
31-03-2007, 02:03
gerçekten dogru, odtüye ulaşılamazdı 70 li yıllarda

* * * odtü tam tekmil dikilirdi her yere hiç fire vermeksizin.

* * * ama devletin başarısı bu. Şeriat ve pkk batagında solcuları milliyetçi ya da ulusalcı yaptı. Sosyalistim diye çıkan kişi ön şart kemalizmi savunuyor, ulusu savunuyor. Emekçi Kürde karşı işveren ile birlikte oluyor.

* * * Bunlar 12 Eylül ün zaferleri ve yapmak istedikleri idi başarılı oldular.

* * * İşimiz çok zor. Ama ne denir sosyalistler her zaman zor olandan yanadırlar. Ve zoru çözmek için vardırlar.


* * * saygılarımla

pante
31-03-2007, 02:25
"ama devletin başarısı bu. Şeriat ve pkk batagında solcuları milliyetçi ya da ulusalcı yaptı. Sosyalistim diye çıkan kişi ön şart kemalizmi savunuyor, ulusu savunuyor. Emekçi Kürde karşı işveren ile birlikte oluyor.

* * *Bunlar 12 Eylül ün zaferleri ve yapmak istedikleri idi başarılı oldular.

* * *İşimiz çok zor. Ama ne denir sosyalistler her zaman zor olandan yanadırlar. Ve zoru çözmek için vardırlar. "


Bu tahlile katılmıyorum Dilaver.
Sol kitleleri frenlemiş olan PKK terörü ve Kürt sorunudur.
Çünkü sosyalist parti ve örgütler yaptıkları eylem birliği ile ve verdikleri destek ile
kitleleri uzaklaştırdılar kendilerinden.
12 Eylül'ün etkisi doğrudur ama 12 eylülden bu yana 27 sene geçti.
Halbuki 12 Martın üzerinden 3 sene geçmeden sol yeniden alanlara dökülmüştü.
Neden 12 eylülde 3-4 sene sonra sol kendini toparlayamadı?
1. sebep 80 öncesi terör ortamının vermiş olduğu bıkkınlık ve yılgınlıktır.
İnsanlar 12 eylüle kızarken içten içe de terörün bitmiş olmasına sevindiler.
Bu durum tabi ki 3-4 yıl değil daha fazla açacaktı arayı.
Yani kitleler önce apolitize oldular.
Tam toparlanılacağı dönemde ki bu 2. sebeptir PKK çıktı ortaya.
Kitleler yurtseverlikle Kürt sorunu arasında tıkandılar.
Sosyalist görünümle ortaya çıkan PKK, her kanlı eyleminde sol sempatizan kitleye de
darbe vurdu.
Ve meydanı şeriatçilere kaptırdılar.
Doğu Perinçek, bu durumu çok iyi tahlil etti ve rotasını değiştirdi.
Desteklemem ama o hiç olmazsa bir manevra yaptı ve mücadele ediyor.
Gündemde kalıyor. Televizyonuyla, dergisiyle, eylemiyle kendi mücadelesini veriyor.
Ya diğerleri?

sodomo--
31-03-2007, 02:28
Dilaver, ne diyorsun sen yine? Aş bu ideolojik kalıpları güzel kardeşim. İnsanı en çok yanıltan şey "dil"dir. Â*Bizi en çok kendi kullandığımız dil tarafından aldatılırız. "Sosyalizm evrenseldir ve ulusalcılıkla işi yoktur", "Bütün dünya işçileri birleşin" falan türü sözler maalesef senin hala çok ama çok basit gerçekleri bile kavramadan slogan atmandan başka bir şey değildir. Yok öyle bir işçi sınıfı, bitti o çağ, sen hala 1800'lü yılların İngiltere'sinde mi yaşıyorsun? Artık sanayi çağı kapandı bilim-teknoloji çağı başladı dostum.

En azından "sloganlarınızı" yenileyin diyeceğim ama o da sonuçsuz kalacak. Aynı futbol tirbünü taraftarları gibi 30 yıl önceki tezahütarları söylüyorsunuz. Bu acaba bize özgü bir problem mi? Yani bu ülkenin havasına suyuna bir ilaç mı katıldı da insanlar bu hale geldi?

Sovyetlerin çöküşü Polonyalı maden işçilerinin sabun bulamadıkları için grev yapmaları ile başladı. Sadece "sabun" istemişlerdi ama senin işçi sınıfı diye diye iktidara gelen adamların o işçilere bir "sabunu" bile çok görmüştü. İşçi sınıfı iktidarı yoktur ve partizanlar her daim ayrıcalıklı yaşarlar sosyalizm de ve daha da ötesi herkes ama herkes hatta ayrıcalıklı olanlar dahi fakirdir. Bir soyalizm düşün ki, bütün kadınları oros..pu yapmış daha ben ne diyeyim sana.
Hem de doktoru, müzisyeni, sanatçısı, mimarı, mühendisi bütün kadınlar oros...pu oldu, düşünsene bir kere de. Ama insanın hayal gücü geniştir, sen hayal kurmaya devam et ve bol bol slogan at emi... Böyle beylik laflarla dünyayı bile yönetirsin. Sizin sosyalistleriniz yaptı bunu 80 yıl boyunca sen de yap.

pante
31-03-2007, 02:42
Sodomo, sosyalist de olunabilir, komünist de ama tahliller doğru yapılmalı.
Bir olayın, bir durumun tahlilinde kücücük bir hata yaptığınız takdirde,
o küçücük hata sizi başarısızlığa götürür. Hatta felaketlere dahi.

"Sosyalistim diye çıkan kişi ön şart kemalizmi savunuyor, ulusu savunuyor. Emekçi Kürde karşı işveren ile birlikte oluyor."

Bu söz mesela. Çok büyük bir yanlıştır. Ben 30 yıldır işçilerin, emekçilerin arasındayım.
Hangi Kürt emekçisinin patrona karşı eylemi kardeşim?
Ve de bu eylemde patrondan yana tavır koyan sosyalist görünümlü ulusalcılar?
80 öncesi ülkücülerin davranışlarını bugünle karıştırmayalım. Ayrıca bugünün ulusalcı
sosyalistleri 80 öncesi birçok grevin öncülüğünü yapmıştı.

Bunlar yanlış tahlil. Yok böyle birşey.

Yukarıda 2 sebep belirtmiştim. Bu mesajı da aslında 3. sebebi eklemek için yazdım ki çok
çok önemli bir sebep Sovyetler Birliğinde sosyalizmin sona ermesi ve bunun diğer ülkelere dalga halinde yayılmasıdır. Bu da türkiye'de kitlelerin güvenini sarsmış ve sosyalist parti ve örgütlerden uzaklaşmasına sebep olmuştur.

dilaver
31-03-2007, 02:48
aslında aynı şeyi ters yönlerden ifade ediyoruz. Ama benim savundugum Kürt sorununun ya da Pkk nın bir sonuç oldugu, ya da ilk başlarda sonuç olmasa bile daha sonra bir güdü olarak kullanıldıgı ve bugün için egemenler elinde bir vazgeçilmez silah oldugu.

* * *Demin ateist forumda gezindim ve *küfür özgürlügünü savunan bu arkadaşların gerilla dedigi için bir üyenin iletisini sildiklerinei izledim ve tabulara karşı zihniyetin milliyetçilikle nerelere gelecegini gördüm. İlginç. Hakikaten ilginç. İnsanlıgı kavramak için illaki din, milliyet, etnisite gibi merhaleleden mi geçmek gerekiyor.

* * Ben senin söylediklerine tam tersten bakıyorum. *Ama şunu hep düşünmüşümdür, 12 Eylül sabahı biz de PKK vari bir harekete girişseydik başarı şansımız ne olurdu diye. Şehirde olmamız belki olayı güçleştirebilirdi ama tank ele geçirme avantajı da vardı *:lol:

* * *Devrimin geriledigini savunduk 79 larda acaba öylemiydi.

* * *Haa sonu gelir miydi, *:cry: *o da ayrı.

* * *Ben Kürt hareketinin Türk soluna bir ivme kazandırdıgını düşünüyorum. Şimdi şu var. Diyarbakır cezaevinde yaşananlar ve Kürt halkı üzerindeki baskılar onlara başka bir seçenek bırakmadı. İnsanlar kendilerini yaktılar yahu daha ne yapsınlar. O kadar çaresizlik içerisinde isyan tek çare idi.

* * * Ama Batıda 85 affı ile birlikte ya da tahliyelerle birlikte Türk soluna bir müsamaha seziyorum ben. Tamam yasadışı engellendi ama yasala çekilmeye çalışıldı. Zannedersem Haydar Kutlu olayları da bu sıradadır. Ama eziyet dogudaydı. Bilinçli bir baskı mıydı acaba.

* * * Bu söylediklerim biraz yfln nin ilgi alanına girdi ama ne yapalım, o da nasibini alsın bu işten. *:D


* * * *saygılarımla

sargon
31-03-2007, 03:04
Abi, siz aşmışsınız ya. Olay nerelere gelmiş. *:D

dilaver
31-03-2007, 03:06
* * *İşçi sınıfı iktidarı yoktur ve partizanlar her daim ayrıcalıklı yaşarlar

* * *ben de merak ediyordum biz bu kadar sosyalizmden bahsettik sodomo nerede kaldı diye, şükür yetişti.

* * * Sevgili sodomo

* * * defalarca yazdım bir kere daha yazıyorum. Yanlışı teoride aramak zorundayız, pratikte degil. binlerce senenin sınıflı toplumunu bir tek denemede sınıfsız toplum haine getiremedik ne yapalım yeniden deneyecegiz. Binlerce senenin birikimini alt edemedik o halde yeniden kuşanacagız.

* * * Dogrudur, artık proleteryanın zincirlerinden başka kaybedecek çok şeyi vardır ama bu çok şeyi nereden almaktadır bu önemli. Türkiyedeki Arçelik işçilerinin durumu ile Y işletmesindeki işçiler arasında dünyalar vardır. Ama ne yazık ki Türkiye agırlıgı *Y işçilerindedir. Aynı şeyi ABD işçileri için söyleyebiliriz. Onların refahı Türkiye üzerinden giden kar paylarının ABD de vergi olarak onlara ödenmesine baglıdır.

* * * Koy alt alta gelişmiş ve azgelişmiş ülke işçilerini, bulursun refahın kimin sırtından kaynaklandıgını. Çok da zor degil.

* * *Bir arkadaşım yazdı gene bu benzer bir başlıkta belki de burada. Kürtler batının bedava işçisidir diye. Al sana bir proleterya daha.

* * *Gerçekten ben de bu ideolojiyi aşmak istiyorum, ama saga bakıyorum ona çarpıyorum, sola bakıyorum gene ona çarpıyorum. Bilimsel dürüstlük ve de sorgulayıcılık olunca da aşamıyorum. Ama siz büyüklerin inayeti ve gayreti ile bir de sesi çıkmayan Soro'nun duasını alırsak aşacagımı umuyorum. *:lol:

* * * Ama ben aşmaya çalıştıkça geriden de birileri geliyor, üstelik de zehir gibi ve de gençler. Yahu ben burada uz dururken onları kim zehirliyor.

* * * Allah Allah sınıf mücadelesi diye bir şey mi var acaba.


* * * *saygılarımla

spartacus
31-03-2007, 10:38
Sevgili Dilaver
Aynı kaderi yaşıyoruz ve bulduğum tek çözüm, Hebelehübü'den kaderimi yeniden yazma dualarıdır. Bu başlık güzel bir başlık ve yazmayı düşündüğüm donelerim var. Şimdilik kafamı toplamaya çalışıyorum, derlemek ve izah etmek çok zor.

60 Yıllık AB hayalleri....................
2001 Krizi ve çöküşe giren orta sınıflar, tasviyeye giren orta ve küçük işletmeler, beyin göçleri, Nisan Krizi aklıma geliyor da, yine aynı sonuçla karşılamıştık, yine bir şeyler hortlamış, yine çeşitli hedefler tayin edilmiş, gazetezi, yazarlar öldürülmüş, Sivas'ın orta göbeğine yangın bayrağı dikilmiş, Kardağın kayaları, Susurlukla başgösteren toplumsal direnci kırmak için akıl almaz manevralar, durmadan yargılanan aydınlar, düşmanlar, mahkemeler, vatan hainleri çoğalmış, mercedes bagajlarında tetiği çekilmek üzere devlet belgeli dokunulamaz pasaportlu silahlar ordan oraya yol alır olmuş, İstiklal Harbi mitosları yine dini söylemlerle ortaya çıkmış, söz sahibi odakların kendi çıkarları için peşkeş çekimine sunulmuş, bir anda aynaya bakan herkes karşısında düşmanını görür olmuştu. Biz ne zaman yaşadığımız dünyayı ve sistemi analiz etmeyi başarabileceğiz hala anlayamıyorum. Bu gün, yine çöküşe giren kesimler ve geleceğinden kaygı duyan sınıfsal konumları gereği(orta sınıf) ilk stresi yaşayan entelektüel yapısıda olan ve az çok söz sahibi olan bu kesimler nasılda büyük kaygılara düşmüşler. Etnisist hamurla yoğrulmuş şovenist, hatta bu gün MHP'nin dahi potayı genişletip ırkçı söylemlerden uzaklaştığı günlerde hatta MHP tarafından dahi "ırkçılar" eleştirisine maruz kalmış "ulusalcı" dokunulmazlığı adı altında kendilerini varedenlerin abartıyla yükselişe geçtiğini görmek bana garip gelmiyor. Uzan gibi, Özal Dönemi kısa yoldan zengin edilenler kervanından nasiplenenlerin dahi, bir anda Ulusalcı, Milletçi kesilmesinin altında yatan gerçeği hangi Öküz sayesinde öğrenezeğiz, nasıl olacakda öküz altından buzağı çıkacak diyeceğiz. Tabi öküz de yok, önce onu bir bulalım sonra buzağıyı bekleriz. Ben bulamadım bu öküzü, görüyorum ki sende bulamamışsın, tüm kutsallarımı yıktım, kutsalın her türlüsünden iğreniyorum ama gerçeğinde aşığıyım diyorum, ama yinede Bir Hebelehübü buldum, alternatif gibi görülüyor. Tavsiye ederim.