Orijinalini görmek için tıklayınız : EVRİMİ REDDETMEYE OLANAK YOKTUR!
Dindarların, özellikle Müslüman’ların evrim kuramından neden korktuklarını çok iyi anlayabiliyorum. Evrim uzun zamandır gözlemlenen ama dinsel açıklamalar dışında bir anlam verilemeyen canlılar arasındaki biyolojik ilişkileri açıklar, yaşama bir anlam getirir, Allah’a meydan okur.. İnanırlar evrimi reddetmekle Allah’a ne kadar sadık olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Allah’ın aradan çekilmesine, canlı yaşamından uzaklaşmasına izin vermez onlar. Allah’ın en azından bir süre daha insanlığa hükmetmesi için ellerinden gelenleri yaparlar, inanırlar.. Bunlar son çabalarıdır. Çaresiz kalmışlardır.. Yılana sarılırlar.. Değersiz, önemsiz ve ahlaksız bazı sahte bilimcilerin peşinde son bir çaba ile Allah’ın görkemini kanıtlamaya çalışırlar. Hem de bilimden çaldıkları bazı gerçeklere dayanarak Allah’ı ve İslam’ı diriltme çabası içine girmişlerdir. Bazı inanırlar bu çabanın nafile olduğunu bilmeyecek kadar cahildirler..
Aslında evrimi reddedenler kendi inançlarının yok olmasını çabuklaştırmaktan başka bir şey yapmamaktadırler. Evrimi reddedenler kendi düşlerindeki Allah’a bile ihanet etmektedirler. Kendi inançlarında yaşayan Allah’ın kanunlarının bulunmasına karşı çıkarak insanlığın ilerlemesini önlemeye teşebbüs ettiklerinin farkında bile değillerdir. Ama bu çabaları boşa gitmektedir. Bilim onların yaygaralarına hiç bir zaman yüz vermemiştir. Onların itirazları bilim tarafından dinlenmez, duyulmaz, değer ve önem verilmez.
Basit bir mikropla bile insan arasında oldukça yakın benzerlikler vardır. Bu yakınlığın temelinde moleküler benzerlik yer alır. En basit bir bakteri olan saprofit E. Coli türüne insan insülin geni enjekte edilmiştir. Bakteri durmaksızın insan insülini sentez etmektedir. Bu yakınlığı inkar etmek zordur. Yine de bir mikropla insan arasında kurulan köprüyü evrim kuramı ile açıklamayı reddedecek kadar gözü dönmüştür bazı sapık dindarların. Evrime direnmenin Allah’ın görkemini koruduğuna inanmaktadırlar bazı sapıklar..
Yine de ilginç olarak evrimi reddedenlerin kendileri yeni bir kuram geliştirememektedirler. Canlılar nasıl ortaya çıkmaktadırlar? Bu konuda en ufak bir nosyondan bile haberdar değillerdir. Dindarlar yaratılışı açıklayacak yeni kuramlar geliştiremedikçe, evrim kuramını sarsamayacaklardır.. Ol deyince olmanın modası geçmiştir artık. Yaratılışa inananların bile bazı açıklamalar yapması gerekmektedir.
Yaratılışa inananlara eskiden daha çok cami, kilise ve sinagoglarda rastlanırdı. Şimdi onlarla çeşitli forumlarda karşılaşılmaktadır. İlginç olarak 1950’li yıllardan beri Papalık evrime sıcak bakmaktadır. Dünyadaki en eski ve tutucu monoteist bir din olan katoliklik evrimin bir gerçek olduğunu kabule hazırdır.
Bilim adamları için evrime inanmayanların durumu sadece gülünçtür. Onları başka türlü nitelendirmek mümkün değidir. Onları ciddiye almaya elbette olanak yoktur. İnsanlık evrimin açıkladığı bazı gözlemlerden ve evrim kuramından yararlanmaktadır. Çeşitli ilaçları ve hormonları artık bakteriler üretmektedirler. Bakteriler insanların uzaktan akrabasıdır. Öyle olmasalardı insan hormonlarını sentez edemezlerdi. Evrim kuramı çöktü yalanları ona inanmayanların boş beyninde yankılar yapmaktadır. Bilim bu yankıları duymamaktadır.
Evrim son derece yavaş ilerleyen biyolojik bir süreçtür. Bakteriler gibi hızla çoğalan birkaç canlı türü dışında gözlemlenemez.. Bir duvar saatine bakınız. Akrep ve yelkovanın hareket etmediğini göreceksiniz. Ne kadar dikkatle bakarsanız bakınız, onlarda hareket göremeyeceksiniz. Ama beş dakika içinde her ikisinin de ilerlemiş olduğunu farkedeceksiniz. Bu nasıl olabilir? Siz gözlemlemediğiniz halde akrep ve yelkovan ilerlemişlerdir! Evrimi çok daha yavaş ilerleyen bir saat gibi düşünebilirsiniz. Dakikaları bile göremeyen bir insanın, evrimin gerçekleşmesi için aradan geçmesi gereken onbinlerce yılı farketmesine, kavramasına, idrak edebilmesine, hissedebilmesine olanak var mıdır?
Birbirleri ile bağlantılı kavernleri su dolu dehlizler şeklinde, bitişikteki tatlı su gölü ile devam eden, gün ışığının penetre olamadığı karanlık ve geniş bir mağara düşünün… Ve bu mağarada yaşayan balıkları… Burada yaşayan bazı canlılar oldukça sınırlı bir eko sistemi içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu balıkların aslı bitişikteki gölde yaşayan balıklardır. Onbinlerce yıl önce oradan buraya kaçmışlar veya sığınmışlardır. Bu balıkların ortalama ömrü yalnız 2-3 yıl olsun. Mağarayı oluşturan duvarların keskin ve sivri kayalardan oluştuğunu düşleyin. Mağaraya ilk kaçan balıkların önemli bir kısmı bu duvarlara çarparak telef olacaklardır. Bu ortamda göze gerek yoktur. Duvarlara çarpan iri gözlü her balık enfeksiyon kaparak, ölecektir. Gözleri ne kadar küçük ise o kadar çok yaşama şansına sahiptir bu balıklar. Doğa küçük gözlü, hatta gözsüz balıkları seçecektir. Bu doğal seçimdir. Mağaranın keskin duvarları da balıkları üzerine olan doğal baskıdır. Gözlerin büyüklüğü arasındaki fark önceleri azdır ama, zamanla gözler küçülecek ve sonunda atrofiye uğrayarak yok olacaktır. Çünkü ancak gözsüz balıklar bu ortamda yaşayabilirler. Bu karanlık ortamda gözün hiç bir yararı ve avantajı olmadığı gibi, dezavantajı ve zararı da vardır. Göze gereksinim yoktur. Göze sahip olmak zararlı ve tehlikelidir. Bu karanlık dünyada göz bir handikaptır. Görmeyen balık mağaradaki eko sistemi için çok daha uyumludur. Ayrıca bu balığın diğer balıklar gibi yüzmesi de uygun değildir. Bu balık yüzeydeki organik maddelerle beslenebilmek için ters yüzmek zorundadır. Yani karnı yukarda yüzecektir.
Evet. Böyle bir balık türü vardır. Bu durum açıkca evrimin canlıları nasıl değiştireceğinin mükemmel bir örneğidir. Evrim her zaman kötüden iyiye, zayıftan güçlüye doğru gelişmez. Bunun tersi de olabilir. Evrim canlıların içinde yaşadıkları ortama olan uyumdan sorumludur. Canlıların ilerde nasıl bir yaratık olacaklarını içinde yaşadıkları ortam saptayacaktur. Göz elbette doğanın bir şahaseridir. Gözü yaratan doğa, bazı koşullarda onu yok edebilmektedir.
Evrim işte budur..
Evrim kuramı çökmemiştir. Her gün giderek güçlenmektedir.. Darwin evrimle ilgili bir mekanizma bulmuştur. Yukardaki balık örneği Darwin’in ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.
İster inanın, ister inanmayın..
Her iki durumda da bilimin umurunda bile değildir.
HACI
Harun Yahya oturduğu yerden evrimi çökertiyor..
Bütün Batı bilimi (tıp ve biyoloji bilimleri ve diğerleri)nin temeli evrim gerçeğine dayanır. Batı bilimlerinden evrimi çıkarın, geride hiç bir şey kalmayacaktır.
EVRİMİ REDDETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR...
Bu sayfalarda , Harun Yahya''nın evrim hakkındaki itirazlarını yanıtlayacağım. Bu tarz düşüncelerin itirazlarının yanıtlanmaması onlara saygınlık kazandırmaktadır. Bu yüzden onları teker teker yanıtlayacağım.
1. Evrim Teorisi, Tesadüfleri Yaratıcı Bir İlah Olarak Görür
Evrim teorisinin iddiasına göre, fosfor, karbon gibi bilinçsiz, akılsız, yeteneksiz, bilgisiz ve cansız atomlar tesadüfler sonucunda biraraya gelmişler, yıldırımlar, volkanlar, ultraviyole ışınları, radyasyon gibi doğal olaylar sonucunda kendilerini kusursuzca organize ederek proteinleri, hücreleri, balıkları, kedileri, tavşanları, aslanları, kuşları, insanları ve tüm canlılığı meydana getirmişlerdir.
Tesadüfleri yaratıcı bir ilah kabul eden evrim teorisinin temel iddiası budur. Böyle bir iddiaya inanmak ise akla, mantığa ve bilime karşıdır.
1. Evrim teorisi bir yaratıcıya inanmaz. Tesadüfler bir yaratıcı değildir. Tesadüflerdir. Bu dünya, bu evren tesadüfler üzerine kurulmuştur. Dünyada yaşam bir asteroidin çarpmasının ve diğer felaketlerin tesadüfen ortaya çıkması sonunda tükenmek derecesinde zedelenmiş ve tekrar canlanmıştır. Tesadüfler her şey değildir ama, mevcut ortamı değiştirecek güce sahiptirler. Bunu inkar etmek saçmalıktır. Allah''a inananların tesadüflere inanmaması onlar için acıklı bir durumdur. Kadere bu kadar inanmak ancak cehaletle açıklanabilir. Allah''a inananların evrimi reddetmekten başka çareleri yoktur.
Evet.. Yaşamın başlangıcı fiziksel süreçlerdir. Yaşam fizik yasalarına harfiyen uyan canlıların ortaya çıkması demektir. Her canlı her fizik yasasına uyar. Bu da canlıların bazı fizik yasalarından yararlanarak ortaya çıktıklarının ve ilahi bir güce gereksinim duymadıklarının delillerinden biridir.
HACI
haci haftada bir bu forumda ewrimle ilgili bir topic acmakla ewrim teorisi guclenmes!!!
2. Doğal Seleksiyon Canlılardaki Karmaşık Yapıların Nasıl
Meydana Geldiğini Açıklayamaz
Evrim teorisi, yaşadıkları ortama en iyi uyum sağlayan canlıların daha çok yaşama ve çoğalma imkanı bulduklarını ve bu şekilde faydalı özelliklerini sonraki nesillere aktarabildiklerini, türlerin bu "mekanizma"yla evrimleştiğini iddia etmektedir.
Oysa doğal seleksiyon olarak bilinen söz konusu mekanizma, canlıları evrimleştirmez, onlara yeni özellikler kazandıramaz. Sadece bir canlı türüne ait özellikleri güçlendirebilir.
Örneğin bir bölgede yaşayan tavşanlardan hızlı koşanlar hayatta kalır, diğerleri ise ölürler. Birkaç nesil sonra bu bölgedeki tavşanlar daha hızlı koşan bireylerden oluşur. Ancak, hiçbir zaman bu tavşanlar başka bir canlı türüne (örneğin tazılara veya tilkilere) evrimleşmezler.
Evrim teorisi veya herhangi bir teori türleşmeyi yeterince açıklamaz belki ama, bu konuda çok yayın vardır. Doğal seleksiyon tavşanlar arasında ortaya çıkan farklılıkları açıklar. Diğer türler arasındaki farklıkları da mükemmel bir şekilde açıklar. Bunun binlerce örneği vardır. Evrim kuramı doğru bir yöne doğru ilerlemektedir. Elbette zamanla her sorunun yanıtı verilecektir. Evrimin bütün ayrıntılarının bilinmemesi, doğru olmadığının delili değildir. Şimdiyey kadar yapılan gözlemlerin hiç biri evrim kuramının yanlış olabileceğini ihsas ve telkin etmemiştir.
Yukarda verilen örnekte tavşanların başla bir türe dönüşmediğine değiniliyor. Bu doğru değildir. Çünkü tavşan başka bir türden türemiştir ve ilerde başka bir türe dönüşecektir. Biz bu dönüşümü gözleyemiyoruz. Çünkü evrim çok yavaş bir süreçtür.
HACI
Son derece iddialı bir başlık...Tamam evrim teorisine inanabilirsiniz bilimsel bir gerçek olarak da görebilirsiniz ama "reddetmek MÜMKÜN DEĞİL" deyince insan biraz düşünüyor
O zaman sormak istiyorum
Madem "evrim teorisini reddetmek mümkün değil"
O zaman neden bu teoriyi, YÜZLERCE BİLİMSEL GEREKÇE GÖSTEREREK reddeden YÜZLERCE bilim adamı var?!?
Neden Michael Behe gibi evrimi reddeden ve evrim karşıtı birçok kitap yazan (ve açıkça bir dine inanmayan) biyoloji profesörleri var?
Neden Michael Denton gibi evrim teorisine birçok bilimsel kanıt göstererek karşı çıkan genetik profesörleri var?
ve daha onlarca hatta yüzlerce bilim adamı?!?
Acaba bu profesörler/bilim adamları diplomalarını bakkaldan mı almış? :lol: :lol: :lol:
Bu teoriye inanan bilim adamları var tamam AMA REDDEDEN BİLİM ADAMLARI DA VAR... bu da unutulmamalı...
Yukarıda yazdıklarını acaba bu evrime karşı çıkan biyoloji profesörü bilim adamları nasıl değerlendiriyor hiç araştırdın mı? Yoksa siz de AYNI FANATİK DİNCİLER GİBİ sadece tek taraflı mı yaklaşıyorsunuz olaylara?
Evrim kuramını reddeden ve aynı zamanda bilimsel saygınlığını koruyan tek bir bilim adamı tanımıyorum.
Her bilimsel gerçeği reddedenler olmuştur. Dünyanın yuvarlak olmadığına ve aya gidilmediğine inananlar aramızda yaşamaktadır. Bilim adamları arasından da sapıklar vardır. Çeşitli nedenlerden dolayı onlar seslerini yükseltirler. Kur''an''ın bilimsel gerçeklerle dolu olduğunu ilk ortaya atan bir Fransız doktorudur.
Evrim bir gerçektir. Su götürmez. Bu iddalı bir çıkarsama değildir. Reddedilemez. Güneşin varlığı, dünyanın yuvarlaklığı gibi bir şeydir, evrimin varlığı. Bilinmeyen evrimin kendisi değildir. Evrimin nasıl gerçekleştiğidir..
Umarım bu basit gerçeği anlar ve sapla samanı karıştırmazsınız..
Evrim neden vardır sorusunun yanıtı olmayabilir. Ama evrim var mıdır sorusunun yanıtı Darwin''den çok önce olumlu olarak verilmiştir.
EVRİM İNKARI MÜMKÜN OLMAYAN BİR GERÇEKTİR..
Peki evrimi reddeden bilim adamları var mıdır?
Yukardaki açıklamaya göre böyle bir bilim adamı olamaz. Onlar daha çok evrimin oluş mekanizmaları üzerinde tartışmakta ve onlara itiraz etmektedirler. Benim bildiğim saygın hiç bir bilim adamı evrimi reddetmemiştir. Ama Darwin''in açıklamasını kabul etmeyenler vardır. Onları ben de biliyorum. Evrim ise Darwin''in buluşu değildir. Darwin''in dedesi bile evrimi biliyordu... Darwin evrime bir mekanizma getirmiştir. Onu beğenmeyenler vardır ve onlar da gaflet ve dalalet içindedirler..
HACI
Harun Yahya diye birisi yok ama bunlarin bir Adnan hocalari varki sorma gitsin .Bunlarin paralarini kendisinin bile anlamadigi CD leri Amerikali yaratiliscilardan kopyeleyip kopyeleyip Türkceye ceviriyor.Bunu fark edebilmek icin bilgi gerekir,uzmanlik ister .Kim bu forumdaki inananlarmi onun hatalarini anlayacak bunlar zaten onun fikri degilki o sadece Amerikali yaratiliscilardan calar (Bunlar cok uzmandirlar).Bu fikirler dikkat edin bilgi demiyorum bunlara ninni gibi gelir,Cünkü Allaha götürür.Bunlarda huzur bulurlar neden huzursuzdurlar bunu bile bilmezler.Allaha yalakalik yapiyorum saniyorlar.Almanyada bu tip bir CD lerin fiyatlari 39-99 € arasinda satildigini düsünün ne para.Unutmayin Kaz gelen yerden Tavuk esirgenmez.
SAYGILAR
Her bilimsel gerçeği reddedenler olmuştur. Dünyanın yuvarlak olmadığına ve aya gidilmediğine inananlar aramızda yaşamaktadır
Peki dünyanın yuvarlak olmadığına ya da aya gidilmediğine inanan kişilerle konumuzun ilgisi nedir?
Bilim adamları arasından da sapıklar vardır
Yani evrimi reddetmek sapıklıktır öyle mi?
Kusura bakmayın ama dinci fanatiklerle sizin aranızda hiçbir fark görmüyorum..
Kur''an''ın bilimsel gerçeklerle dolu olduğunu ilk ortaya atan bir Fransız doktorudur.
Bu iddiayi ortaya atan ilk kişi Bucaille değildir..Üstelik Bucaille''nin iddiaları kitabını okuduysanız Harun Yahya tarzında da değildir..tamamen iddia değildir daha çok "olabilite" ler üzerine kuruludur.Bucaile''nin ayrıca Kur''an daki bir iki konunun Kur''an dan yüzyılar önce bilindiği ile ilgili bir bilgisi yoktu
Ayrıca Bucaille''nin bazı "araplarla" ilişkisi oluduğu söylenmektedir...
Evrim bir gerçektir. Su götürmez
Bu şekilde düşünen çok az bilim adamı var yani "su götürmez gerçek" diye niteleyen..
Evrim bir gerçektir ama "su götürür" diyen çok sayıda bilim adamı var
"Evrim gerçek dışıdır" diyen de çok sayıda bilim adamı var..
Reddedilemez
Yüzlercesi tarafından reddedildi...
Güneşin varlığı, dünyanın yuvarlaklığı gibi bir şeydir, evrimin varlığı
:lol: :lol:
Bunu ancak çok az sayıda bilim adamı bu şekilde ifade eder...Yani "gözü kara anti-theist fanatik evrimciler" tarzındaki bilim adamları...
ZİRA EN BASİTİNDEN MADEM EVRİM GÜNEŞİN VARLIĞI KADAR KESİN NEDEN "YASA" DEĞİL DE TEORİ?!?!?!
Peki evrimi reddeden bilim adamları var mıdır?
Yukardaki açıklamaya göre böyle bir bilim adamı olamaz. Onlar daha çok evrimin oluş mekanizmaları üzerinde tartışmakta ve onlara itiraz etmektedirler. Benim bildiğim saygın hiç bir bilim adamı evrimi reddetmemiştir
Evet evrimi TAMAMEN raddeden çok sayıda BİLİM adamı vardır...bunlar sadece oluş meknaizmasını değil evrimin kendisini reddetmektedir(BU ARADA MACRO-EVOLUTION DAN BAHSEDİYORUM...micro-evolution dan DEĞİL yanlış anlaşılmasın)
Benim bildiğim saygın hiç bir bilim adamı evrimi reddetmemiştir
Saygın sözüyle anlatmak istediğiniz nedir? Evet evrimi tamamen reddeden(MACRO-EVOLUTION''U REDEDEN) son derece saygın bilim adamları ve profesörler vardır....Bunların saygınlıkları zaten fanatik olmayan evrimciler tarafından da kabul edilir...
Evrim bir yasadır.
Doğa yasasıdır..
Dünyanın yuvarlak olması gibi bir yasadır...
Siz yazılanları anlamıyorsunuz galiba.. Benim verdiğim örneği bu kadar aptalca yorumlayanı ilk defa görmüyorum ama, anlayış bekliyorum her yazardan. Dünyanın yuvarlaklığına ve aya gidilmediğine inananlar evrimi de reddeden gafillerdir. Daha doğrusu her şeyi reddeden meczuplar vardır. Ona işaet edildiğini anlamadıysanız, sizde de bir tür sorun vardır.
Evrimi reddetmek elbette şaşkınlıktır. Çünkü bu reddin ben bilimsel temele dayananını görmedim. Evrimi reddetmek yeterli değildir. Ona bir alternatif getirmek gerekmektedir. Behe''nin kitabını okumadım doğrusu ama, evrimi reddediyorsa halt ediyor demektir ve "şaşkın" demektir. Ama evrime bir alternatif getiriyorsa, söyleyecek sözüm yok. Ben Michael Behe ile ilgilenmiyorum. Sizlerle ilgileniyorum.
Benim dinci fanatiklerle aramızdaki fark onların kendilerini dine benim ise bilime adamamızdır. Evet. Sonuna kadar, kanımın son damlasına kadar bilime inanacak ve bilim uğruna can vereceğim. Bilim fanatiği olmakla suçlanıyorum. Şurasını unutmayın ki bilimin fanatiği olunmaz. . Bilim terimi fanatiklik terimi ile bir arada kullanılmaz. Bucaille Kur''an''ın bilimsel olduğunu başlatan doktordur. Tabii onun bu iddiasından yararlananlar Kur''an''da yüzlerce bilimsel ayetler bulmuşlardır.
Evrimi reddeden cahil bir inkarcıdır ya da şaşkın bir ideolog..
Evrim kuramlarından birini reddeden ise eğer bilimsellik sınırı içinde kalıyorsa, kabul edilebilir.. Tabii o kuramı yenisi ile açıklıyorsa..
Evrim bir gerçektir.
Bilinmeyen ve kuram olan evrimin varlığı değil, nasıl işlediği ve gerçekleştiğidir..
HACI
3. Sanayi Devrimi Güveleri Doğal Seleksiyonla Evrime Delil Değildir
Evrim teorisinin tüm dünya çapında en çok tekrar edilen sözde ''delil''lerinin başında, 19. yüzyıl İngilteresi''nde gerçekleşen sanayi devrimi sırasındaki güve popülasyonu gelir. İddiaya göre sanayi devrimindeki hava kirliliği ağaç kabuklarının rengini koyulaştırmış, bu nedenle koyu renkli güveler daha kolay kamufle olarak avcı kuşlardan korunmuş ve sonuçta koyu renkli güvelerin nüfusu artmıştır. Ama bu bir evrim değildir, çünkü yeni bir güve türü ortaya çıkmamış, sadece zaten var olan türlerin nüfus oranı değişmiştir. Bunun dışında, güvelerle ilgili bu iddianın dayandırıldığı hikayenin de doğru olmadığı ortaya çıkmıştır: Güveleri ağaçlar üzerine konmuş olarak gösteren ünlü fotoğrafların sahte olduğu ve iddia edildiği gibi bir "endüstriyel melanizm"in (endüstriyel kirlilik nedeniyle rengin koyulaşması) hiçbir zaman yaşanmadığı anlaşılmıştır.
Yeni bir güve türünün çıkmaması bu olayın evrimsel bir olay olmadığını kanıtlamaz. Türleşme zaman alır. Bu olay türleşmeye doğru atılan bir ilk adımdır. Bu olayın doğal seleksiyon olmaması da mümkün.. Bu bile bir şey ifade etmez. Evrimin varlığı veya yokluğu bu örnekle kanıtlanamaz veya reddedilemez. Bu önemsiz bir örnektir. Nedense yaratılışa inananlar bu tür ayrıntılara çok önem verirler. Güvendikleri başka gerçekler olmayınca onlar, ayrtıntılarda kaybolmayı yeğlerler. Ama daha çok kendilerini altadırlar. İddiaları bilimsel değildir. Güvelerin renk değiştirmesi hava kirlenmesinden bile olsa, bu doğanın canlılara olan baskının delilidir..
HACI
Benim verdiğim örneği bu kadar aptalca yorumlayanı ilk defa görmüyorum ama
Aslında sizin verdiğiniz örnekler yukarıda kullandığınız kelimenin anlamını karşılıyor
bence olaya objektif bakabilen bir evrimci bile sizin dinciler kadar(hatta onlardan bile fazla) fanatik olduğunuzu rahatlıkla görebilir...
Neyse bakıyorum tansiyon yükseliyor hakaretler başlıyor(aynı sıkışınca hakaret eden dinci fanatikler gibi),
susuyorum...
Bilimde fanatisizm olmaz kardeşim.. Ben nasıl olup da hem bilimsel hem de fanatik olabilirim.. Bunu bana açıklayabilir misiniz?
Size meydan okuyorum..
Neden bilimsel bir fanantiğim ben?
Bunu kibarca iki uygar insan gibi tartışabiliriz..
Kendinize güveniyorsanız bu iddianızı kanıtlamaya çalışırsınız.
Ortada bir gerilim olabilir ama, bence sorunu kişiselliğe dökmeden, iki uygar insan olarak tartışabiliriz.
4. Deprem, Bir Şehri Nasıl Geliştiremezse, Mutasyonlar da Canlıları Geliştiremezler
Mutasyonlar, insan vücuduna dair tüm bilgilerin şifreli olduğu DNA üzerindeki rastlantısal değişikliklerdir. Mutasyonlara radyasyon, kimyasallar gibi etkenler neden olur. Evrimciler, mutasyonların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Oysa mutasyonlar canlılara daima zarar verirler, onları geliştirmezler, onlara yeni özellikler (örneğin kanat, akciğer gibi organlar) kazandıramazlar. Onları ya öldürür ya da sakat bırakırlar. Mutasyonların bir canlıyı geliştirdiğini, ona yeni özellikler kazandırdığını iddia etmek, bir depremin bir şehri daha gelişmiş ve modern bir hale getirdiğini, veya bir bilgisayara çekiçle vurulduğunda bir üst modelinin ortaya çıkacağını iddia etmeye benzer. Nitekim gözlemlenmiş hiçbir mutasyonun genetik bilgiyi artırdığı görülmemiştir.
Moleküler bir süreç olan olağan ve evrensel mutasyonla depremi karşılaştırmak ancak her ikisini de bilmeyen cahillerin yapacağı bir şaşkınlıktır.
Mutasyon her hücrede her an vuku bulan bir olaydır. Son derece yaygındır. Arada bir yararlı mutasyon da olabilir ve kalabilir. Bu bakteriler üzerinde yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Mutasyon yeni genlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu yeni genlerin ürünleri çoğu zaman tutunamaz ve mutasyona uğrayan hücre ölür ama, arada bir daha başarılı hücreler de çıkar. Mutasyon hücre için bir fırsattır. Bu fırsattan yararlanabilmesi için uygun koşullar içinde olması gerekmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda genlerin benzerlerinin ortaya çıktığı ve kromozomlarda biriktiği ortaya konmuştur. Bu genlerin çoğunun bilinen hiç bir görevi yoktur. Koşullar birden değişince bu genlere yeni görevler yüklenmektedir. İşte o zaman mutasyonun yararı ortaya çıkmaktadır. Yani mutasyon her zaman öldürücü değildir. Bazan nötraldir. Zamanını bekler ve fırsat çıkınca yararlı tarafını gösterir..
Mutasyonun yalnız zararlı olduğunu söyleyen biyolojiyi bilmiyor demektir. Ya da kendisi gibi olanları kandırmayı amaçlıyordur. Mutasyonun ne olup olmadığını araştırmak için bir google search yapınız..Gerçekleri araştırınız. Ucube görüşlülere inanmayınız...
HACI
5. Hayat Hayattan Gelir
Ortaçağ''dan beri inanılan "spontane jenerasyon" adlı yanlış bir teori, cansız maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canlı bir varlık oluşturabileceklerini öngörüyordu. 18. yüzyıla dek, böceklerin yemek artıklarından, farelerin de buğdaydan oluştuğu yaygın bir düşünceydi. Darwin''in Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığı 19. yüzyılda ise, bakterilerin cansız maddeden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu.
Oysa Darwin''in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, ünlü Fransız biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürüttü. Pasteur yaptığı uzun çalışma ve deneyler sonucunda vardığı sonucu şöyle özetlemişti: "Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür."
Bu gerçek, yeryüzünde yaşamın kendiliğinden oluşmadığını, ancak mucizevi bir yaratılışla başladığını da bir kez daha göstermiş oluyordu.
Hayatın hayattan gelmesi yaşamın başlangıcının ilahi olmasını gerektirmez. Yaşamın başlangıcı mucizevi bir tesadüf olabilir ama, ilahi olması için bir neden yoktur. Burada verilen spontane jenerasyon örneği ile evrimsel açıklamaların en ufak bir alakası yoktur. Böyle bir ilişki kurularak evrim suçlanmaya çalışılmaktadır. Evrim yaşamın nasıl başladığı ile ilgilenmez. Nasıl ilerlediği ve geliştiği ile ilgilenir. Yani yaşamın nasıl ortaya çıktığı evrimin konusu değildir. Bilimin konusudur. Evrimin ilgi alanı çok dardır..
Darwin yaşamın nasıl ortaya çıktığı hakkında bir iddia ortaya atmamıştır. Yazar sanki Darwin öyle yapmış gibi bir izlenim uyandırmaya çalışmaktadır. Bu olayı saptırmak demektir.
Ayrıca cansız maddelerden canlıların çıkabileceği iddiasını çürütmeye olanak yoktur. Çünkü canlı varlıkları yakından incelerseniz yalnız cansız maddelerden yapılmış olduklarını görürsünüz.
HACI
6. Ara Geçiş Canlılarına Fosil Kayıtlarında Rastlanmamıştır
Evrim teorisi, bir türün bir başka türe dönüşmesinin ilkelden (basitten) karmaşığa doğru, yavaş ve aşamalı olduğunu iddia eder. Bu iddiaya göre, bu dönüşüm sırasında "ara geçiş formu" adı verilen ucube canlıların yaşamış olması gerekir. Örneğin, balık özelliklerini hala taşımasına rağmen, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmış olan yarı balık yarı sürüngenler, yarı maymun yarı insanlar, yarı sürüngen yarı kuş canlılar yaşamış olmalıdır geçmişte. Eğer gerçekten bu tür canlılar yaşamışlarsa, bunların kalıntılarına da fosil kayıtlarında rastlanması gerekir. Oysa, yıllardır büyük bir hırsla aranan bu ara geçiş formlarından eser yoktur.
Yukardaki ileti bize evrimin nasıl olması gerektiğini açıklamaktadır. Bu açıklamaya uymayan evrimi reddetmektedir bu sapık görüş..
Evrim başka türlü de olabilir. Tedrici olmadığını biliyoruz. Evrim basamaklar atlayarak ortaya çıkar. Punctated equilibrium denen bir olay vardır. Bazı felaketlere maruz kalan hayvanlar arasından yeni türlerin çıktığı bilinmektedir. Bunun nedeni yine mutasyonla ilgilidir. Zamanla canlılarda biriken nötral mutasyonlar, bu feleketler sırasında etkinlik kazanmakta ve yeni bir canlı türü ortaya çıkmaktadır. Evrim tedrici değildir. Evrim yavaş bir süreç olabilir ama, felaketler arasındaki zaman uzun olduğundan bu süreç uzundur.. Bazı canlıların evrimi olmamıştır veya az olmuştur. Onları çok iyi biliyoruz. Timsahlar, köpek balıkları, bazı deniz kaplumbağaları gibi. Hayvanların çoğunun evrime uğradıklarını biliyoruz. Yani bilim hepsinin farkında.. Atlanan hiç bir özellik yok.. Evrimin şöyle veya böyle olması gerekir diye bir ahkam kesilemez. Doğa kendi bildiği ve bizim henüz bilmediğimiz bazı yasaları izlemektedir. Biz onları öğrenmeye çalışmaktayız. O yasalar ilahi yasalar değillerdir.
HACI
Tasarımlar ve yapılanmalar,fiziksel kurallar çerçevesinde ancak ve ancak yönlendirmelerle oluşabilir..Fizksel kurallar çerçevesinde ouşan yapılanmalar basittir ve yönlendirme gerektirmez,labaratuar şartlarında isbat edilebilir...Mesela su ,mesela elmas,mesela demir oksit,potasyum permanganat........
Fizksel kurallar çerçevesinde bir buzdolabı oluşamaz,bir radyo oluşamaz..Bir canlı mümkün değil..yönlendirme şarttır..
7. Canlı Grupları Yeryüzünde Aniden ve Aynı Anda Ortaya Çıkmıştır
Bugün bilinen temel canlı kategorilerinin tamamına yakını, 530-520 milyon yıl önce, "Kambriyen Devri" adı verilen jeolojik devirde aynı anda ve aniden ortaya çıkmıştır. Süngerler, yumuşakçalar, solucanlar, derisidikenliler, eklembacaklılar, omurgalılar gibi birbirinden tamamen farklı vücut planlarına sahip canlı kategorileri, daha önceki jeolojik devirlerde hiçbir benzerleri yokken, bir anda belirmişlerdir. Bu gerçek, evrimcilerin, canlıların tek bir ortak atadan uzun zaman içinde ve aşama aşama türedikleri iddiasını çürüten önemli bir delildir.
Yeryüzünün bir anda, son derece farklı vücut yapılarına, son derece karmaşık organlara sahip birçok canlı ile dolması, elbette ki bu canlıların yaratıldıklarını gösterir. Evrimciler, Allah''ın varlığını ve yaratışını inkar ettikleri için bu mucizevi olayı kesinlikle açıklayamazlar.
Camın hammaddesi olan silis nasıl kendi kendine, aşama aşama bir kadehe dönüşemezse veya bir fotoğraf makinesinin parçaları yavaş yavaş biraraya gelip fotoğraf makinesini oluşturamazsa, canlılar da cansız maddelerden zaman içinde kendi kendilerine ortaya çıkamazlar.
Bu açıklamada bazı eksiklikler var.. Önce onlara değineyim.. Hayvanların geçmişi bir milyar yıl öncesine gider. Kambrian devri vücut dizaynlarının ani bir dağılımına şahitlik etmişir. Bugün bile o kadar çok anatomik vücut planı yoktur. 32 kadar vücut planı ortaya çıkmış ve onlardan diğer bütün canlılar evrime uğramışlardır.
Evrime karşı yapılan bu itirazda ilginç bir ironi vardır. Çünkü bu itiraz evrimi desteklemektedir. Ortaya çıkan vücut planları ilerde diğer hayvanlara evrimleşecek hayvanlara aittir. Bu iddia ilginç olarak yaratılış kavramına karşıdır. Evrimi tümüyle desteklemektedir. İtiraz eden cahil, itirazının evrimi destekleyen bir çıkarsama olduğundan bihaberdir.
İnsanlar vertebralı hayvanlar ailesine aittir. Kambrian devrinde pikaia denen balığımsı bir hayvandan bütün vertebralılar türemişlerdir. Onların arasında insanlar, dinozorlar ve timsahlar da vardır. Evrimi reddeden bir görüşün Kambrian devrinde vuku bulduğu söylenen ve Kambrian patlaması olarak bilinen olayı reddetmesi gerekirdi. Çünkü o devirde ortaya çıkan ilkel hayvanlar evrimleşmeden bugünkü şekillerini alamazlardı. Bu itirazı yapanlar evrimi kanıtladıklarının farkında mıdırlar?
Keeeh keh kehhhhhhhhhhhhhh
HACI
pikaia denen balığımsı bir hayvandan bütün vertebralılar türemişlerdir
Sanki ayet !Neden sonuç ilşikisi hiç yok...PUffff!Hangi ilahi kitapdan aldın bunları... :lol:
Kurana çok takıla takıla bir tanrı gibi kelam etmeye başladın.."bir balığımsıdan türemiş"
NAsıl türemiş?
Niçin türemiş?
Yorum yok
ol dedin oldu galiba!hııımmmkk! :lol
Sanki ayet !Neden sonuç ilşikisi hiç yok...PUffff!Hangi ilahi kitapdan aldın bunları...
Buregess shale denen bir yer vardır Kanada da.. Dağın tepesinde bir şehir bloku büyüklüğünde bir kayalıktır. Orada Kambrian devrinden kalan yumuşak vücutlu hayvanların fosili bulunmuştur. Allah''ın ol demesi gibi değidir bu iş.. Bu doğanın ilahi kitabından okunmuştur.
550 milyon yıl kadar önce bir toprak kaymazı olmuş ve denize milyonlarca ton toprak kaymış, denizde yaşayan canlıların anoksik koşullarda hızla fosilleşmesine neden olmuştur. Bu toprak kaymaları devam etmiş ve daha çok canlı fosilleşmiştir. Zamanla tektonik olaylardan dolayı deniz altında kalan bu yöre yükselmiş ve bir dağ olmuştur. Bu dağda bu hayvanların fosili bulunmuştur. Pikaia denen chordat fosili işte orada bulunmuştur.. Bunun binlerce referansı vardır. Kur''an gibi palavra değildir. Delili vardır. Doğanın kitabı yalan söylemez. Kandırmaz..
atesitelrin ewrime sahip çıkmaları anlaşılabilir çünkü varoluşu açıklamak için bir şey ellerinde olmalı yoksa ateistler topluca intihar etmek zorunda kalırlar ya da iyi bir ihtimalle sefil gibi yaşarlar.başlangıcı bilmek içlerindeki bir durtu ama Allahtan bu durumdan o durtuyu tatmın etmeye calışarak cıkıyolar.Bi de su gercwek varti eger tanrı inkar ediliyosa ewrenin ve yaşamın başlangıcı veya sonu olmasıda şinkar edilir .tabrıya kayıtsız kalan onun insanlığa bildirdiklerinede kayıtsız kalır.buradad gıoruyozki ateistler gercekten içlerinde bulunan durtuleri tatmin için tam olmasada dinlerin geitirdigi kavramların yerine başka şeyler koymaya kalkıyolar.din allah yokm diyolar ama onlardan gelen bilgilerin yerine kendi kabullerini yerleştirmek istiyolar.
bilim konusundakii tutumları ise aynen şu binlerce yıl oncede ateistler vardı ama o zamanlar nedense bilim cok geriydi.ateist oldukalrı zaman ne ewrim teorisi ne de gunumuzdeki bir cok şey var dı.peki o insanlar nasıl ateist oldular.bunu yazdım cunku bilim ateistleri destekleyen veya onlareın dusuncaelerinin temelini oluşturan bişey deil.bilim en açık anlamaıya dogru bilgiye ulaşma çabası.hemde çok uzun bir çaba.ama ateistler bu çabayı kendi çabalrı gibi gosteriyor ve bilimi kirletip çarpıtıyolar.ateistler bilimi sahiplenirken diger dinlerin bilimi dışladıgını dusunurler sanki butun bu ilerleme ateistlerin urunu gibi.ateistlik de insanların var olduu ilk zamanlardan beri vardı dinlerde ama ateistlerin bilimi temel kabul edip tanrıyı inkara kalkmaları tam bir sacmalık.bilim ateistlerin malı da değil.gorunen o ki ateistler sadece inkarı temellendirmek istiyolar cunki içlerinde bu inkara karşı çıkan bir taraf var ve tatmin olması gerekiyor.yoksa tanrıyı inkar etmek bilimin gostergelerine bakıp karar verilecek bir olgu degildir.ole olsaydı bugun butun dunya zaen ateist olurdu.bilim ateizmi desteleseydi bu kadar açık bi şekilde bu forumda vbelkirtilen bu insanlıgın başlangıncından iibaren bilim gelişirken zaten butun dunya ateis t olmuştu bile.bi de artık ewrime bir yasadır filan bile demeye başladızın bu sizin açıkça kendinizi kandırmanızdan başka bişe deil.
Buregess shale denen bir yer vardır Kanada da.. Dağın tepesinde bir şehir bloku büyüklüğünde bir kayalıktır. Orada Kambrian devrinden kalan yumuşak vücutlu hayvanların fosili bulunmuştur. Allah''ın ol demesi gibi değidir bu iş.. Bu doğanın ilahi kitabından okunmuştur
Fosile kimsenin bir şey dediği yok!
omurgalıları bu balıktan nasıl türettin?
Niçin türesin?
Bu sorular yanıt istenmişti...
Sıkıştınmı konun özünden uzak bol paragraflı süsleme yazılarla savunmaya gitmeyi yeğliyorsun..Anlamıyormuyuz sanıyorsun.!
Ne demek omurgalıları bir balıktan nasıl ürettin....
Balık omurgalıdır..
Ayrıca pikaia bir balık değildir. Ben balıktır demedim. Balığımsı dedim. Balığa benzer yani.. Bütün balıklar ve diğer her omurgalının atası pikaia''dan çıkmıştır. Madem sordun, sana öyküyü biraz uzunca anlatayım..
Pikaia chordate denen hayvandır. Omurgası kemik değildir. Kıkırdak bile değildir. Kıkırdağın öncüsüdür. Bu omurga chorda olarak bilinir. Yumuşakca, jelatinimsi bir dokudur. İlk defa pikaia denen hayvanda ortaya çıkmıştır. Zamanla bu chorda yer yer sertleşmiş kıkırdak ve kemik dokusuna dönüşmüştür. Bütün vertebralı hayvanların atası işte bu pikaia denen hayvandır.. Balık bile değildir. Balıkların da öncüsüdür.
Peki ne olmuştur bu chorda dokusuna?..
Bu jelatinimsi, sümüksü, etrafındaki dokulardan biraz daha sert olan chorda dokusunun yerini kemik ve kıkırdak almıştır.
Bu chorda dokusu kayıp mı olmuştur?
Hayır.. Hala vardır. Vertebralılarda chorda dokusu hala vardır..
İnsan vertebralıdır. Yanı omurgalıdır.
İnsanda da var mıdır bu chorda dokusu?
Vardır!!
Ne görevi vardır?
Ne görevi olduğu kesin olarak bilinmiyorsa da, omurgada omurga kemikleri arasındaki kartilajda yer aldığı için bir tür yastık görevi görüyor olabilir. Daha doğrusu bir tür suspansiyon görevi vardır..
Peki başka önemi var mıdır?
Vardır! Bu chorda dokusundan chordoma denen malign tümörler çıkar ve hastanıın ölümüne neden olur.. Yarım milyar yıldan da önce ortaya çıkan bu doku hala yok olmamıştır. Hala canlıdır. Hala bir görevi vardır. Hala bir önemi vardır..
İlginç değil mi?
HACI
haci aga bir ustteki mesajıma bir bak.o yazıtya bir cevap yazısı beklioyrum.
Sorulara yanıt değil...köpek balıklarıda kıkırdak dokuya sahip ..Bu onların ilkelliğini göstermez...
Hamamböcegi ve köpekbaliklari dünyamizin en eski türleri, evet, ama bunu evrime karsi nasil kullanabilirsiniz ki? Çevrelerine öyle iyi uyum saglamislar ki, o kadar zamandir çok fazla degisime ugramadan varliklarini sürdürüyorlar. Ama günümüzde yasayan pek çok canli nispeten çok kisa bir süredir dünya üzerinde yasiyor. (Mesela insanimsi fosilleri en fazla 4 milyon yil önceye kadar gidiyor, ve hayat yaklasik 4 milyar yil önce ortaya çikti.) Evrime inansaniz da inanmasaniz da, paleontologlarin su iddiasi dogrudur: Dünya üzerinde bugüne kadar yasamis türlerin %99''unun soyu tükenmistir, bugün dünya üzerinde üyeleri yoktur. Bu iddia tamamen fosil kayitlarina dayanarak ileri sürülüyor, ve evrim teorisini de çok güzel destekliyor.
"Köpekbaliginin hala iskeleti yok" cümlesini anlayamadim; köpekbaliklarinin iskeleti var, zaten bu sayede ta 400 milyon yil öncesinden kalma köpekbaligi fosilleri bulunabiliyor.
Bu iletiyi baska bir yerdede yazmistim.
haci aga bir ustteki mesajıma bir bak.o yazıtya bir cevap yazısı beklioyrum.
East
Ben bu tartışmalarda ateizmle ilgilenmiyorum... Evrimle ilgileniyorum..
Sen konuyu dağıtıyorsun.. Buna izin veremem.
Reel.. İlkel dokudan kastım eski doku olması. Yoksa başla bir itirazım yok o dokuya.. Her dokunun kendine göre yeri ve önemi vardır.
HACI
8. Canlı Türleri Yüz Milyonlarca Yıl Boyunca
Hiçbir Değişikliğe Uğramamaktadırlar
Eğer gerçekten bir evrim yaşanmış olsaydı, canlıların yeryüzünde küçük kademeli değişimlerle ortaya çıkmaları ve zaman içinde de değişmeye devam etmeleri gerekirdi. Oysa fosil kayıtları bunun tam aksini gösterir. Farklı canlı sınıflamaları, kendilerine benzeyen ataları olmadan aniden ortaya çıkmışlar ve yüz milyonlarca yıl boyunca hiç değişim geçirmeden durağan bir biçimde kalmışlardır.
Canlı türlerinin değişmediğini iddia etmek saçmadır. Fosil kayıtları bunun tam aksini göstermektedir. Birkaç istisnası ile bütün canlıların geçmiş şekilleri farklıdır. Bütün sorun yeni türlerin nasıl ortaya çıktığını kesin olarak bilmemektir. Türler ortaya çıkarlar, zamanla değişikliğe uğrarlar ve bazıları tükenir.. Bütün bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış gerçeklerdir. Bütün bilim kitapları bunu böyle yazar. Onları yanlış veya yalan bilgi yaymakla itham etmek sapıklııtır. Batı bilimi bu bilgi birikimi üstüne kurulmuştur. İslam ülkelerinin geriliğinin nedeni batıyı yeterince anlamamalarıdır. Bu da onların cehaletindendir. Yalan ve yanlış bigilere dayanan İslam kültürü elbette çökecektir..
HACI
9. Evrimcileri Hayal Kırıklığına Uğratan Balık: Cœlecanth
Evrimciler 400 miyon yıllık fosilleri bulunan Cœlacanth sınıfına dahil olan balıkları, balıklar ve amfibiyenler arasında çok güçlü bir ara form delili olarak gösteriyorlardı. Bu canlının yetmiş milyon yıl önce soyu tükenmiş bir tür olduğu zannedildiği için, evrimciler fosili üzerinde her türlü spekülasyonu yapmışlardı. Ancak 22 Aralık 1938''de Hint Okyanusu açıklarında bir Cœlacanth canlı olarak bulundu. İlerleyen yıllarda başka bölgelerde de 200''den fazla Cœlacanth yakalandı.
Bu balıkların yakalanmasıyla beraber, bu canlılar üzerinde yapılan spekülasyonların temelsizliği de anlaşılmış oldu. Cœlacanth, evrimcilerin iddialarının aksine karaya çıkmak üzere olan yarı balık yarı amfibiyen özellikleri gösteren bir canlı değildi. Hatta 180 m. derinliğin üzerine hemen hiç çıkmayan bir dip balığı idi. Dahası, yaşayan Cœlacanthlar ile 400 milyon yıllık fosil örnekleri arasında hiçbir fark yoktu. Canlı, hiçbir "evrim" geçirmemişti.
_________________
Peki bu ne ifade eder? Evrimleşmeyen ya da yavaş değişime uğrayan bazı canlıların varlığını biliyoruz. Evrimi açıklamak için çeşitli kuramlar ortaya atılmıştır. Onlardan birçoğu doğru değildir. Bazı kuramların yanlış olması evrim kuramını yanlışlamaz. Bilim kendi yanlışlarını düzelterek ilerler. Bilimsel hatalara kapitalize olarak evrimin bilimsel olmadığını iddia etmek bir tür ahlaksızlık değildir de nedir? Bilim kuramlar ortaya atar ve onların doğruluğunu test eder. Çoğu ya yanlıştır ya da eksik ve hatalı. Bilimin bu duyarlığından yararlanan yaratıcı dinciler Allah''ı kanıtlamaya çalışırlar ama, iki yanlış bir doğru yapmaz.. Bu unutulmamalı..
Bilim daha çok hatalar yapmış ve birçoğunu düzeltmiştir. Bu yüzden Batı İslam''dan ilerdedir..
HACI
10. Kuş Kanatları Tesadüflerin Eseri Değildir
Evrimciler kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini ileri sürerler, ancak bu imkansızdır. Sadece kuş kanatları bile bunu kanıtlamaya yeter. İddia edildiği gibi bir evrim olması için, bir sürüngenin ön ayaklarının, genlerinde meydana gelen mutasyonlar sonucunda kusursuz kanatlara dönüşmüş olması gereklidir ki, bu mümkün değildir. Herşeyden önce bu teorik canlı yarım kanatla uçamayacaktır. Bir yandan da ön ayaklarından mahrum kalmış olacaktır. Bu ise canlının sakat olmasına ve evrim teorisine göre elenmesine neden olacaktır. Ayrıca, uçuş için kanatların tüm detaylarının kusursuzca oluşması gerekir. Kanatların; kuşun göğüs çıkıntısına sağlam bir biçimde tutturulmuş olması gerekmektedir. Kuşu havaya kaldırmaya, havadaki dengesini ve her yöne hareketini sağlamaya elverişli bir yapıda olması, kanat ve kuyruk tüylerinin hafif, esnek ve birbiriyle orantılı olması, kısaca uçuşa imkan veren mükemmel bir aerodinamik düzende işlemesi şarttır. Kanatların bu kusursuz yapısının nasıl olup da birbirini izleyen rastlantısal mutasyonlar sonucu meydana gelmiş olabileceği sorusu tümüyle cevapsızdır.
Yine bir sürü saçmalık. Kanatların şöyle veya böyle olması gerekir diye bir ahkam kesilemez. Doğanın insan mantığını izlemesi diye bir şey yoktur. Hele bu sapkın İslam mantığı ise, doğanın umurunda bile değildir.
Tüylü dinozor türü bulunmuştur. Kanatlar önce uçmaya değil, ağaçların tepesine tırmanmaya yardım etmiştir. Daha sonra ağaçtan ağaca sıçraması mümkün olmuştur. Bunlar açıkca büyük avantajlardır. Ağaçlardın tepesinde yaşamak bir hayvanın yerde dolaşmasından çok daha emindir.
Aslında uçmak büyük bir enerji gerektirdiği için doğanın yeğlediği bir yöntem değildir. İlk fırsatta kuşlar yere inmeye ve uçmamaya evrimleşirler. Bunun çok sayıda örneği vardır. Eğer kuş yerde yaşayabilecekse kanatları dumura uğrar.
Bütün bü itirazlar bilimsel olmayan sapkın çıkarsamalara dayanmaktadır. Evrim bir gerçektir. Vuku bulmuştur.. Reddedilemez..
Evrimin nasıl olduğunun yeterince bilinmemesi evrimin olmadığı anlamına gelmez.
Dünyanın yuvarlak olduğu bilinmektedir. Ama neden yuvarlak olduğu 2000 yıl gizemini korumuştur. Ancak bugün bilinmektedir.
Evrimin var olduğu kesindir.
Ama neden ve nasıl var olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir.
İlerde nedeni ve nasılı bulunacaktır..
HACI
ya haci sen dioki şu hayvan var bu hayvan var ve diyonki herşey zamanla bulunacak fosiller kanıtlar filam sen açıkça olmayn bişeye iman ediyon.resmen tanrı yok diyomn kim gormuş dıyon ama daha kimsnın gormedii fosiller iman ediyon.aklında bulusuun.bu yazıları okuyanlar senin bu şekkilde davrandıını dusunecak.
11. Archaeopteryx, Sürüngenlerle Kuşlar Arasındaki Kayıp Halka Değildir
Archaeopteryx adlı 150 milyon yıllık kuş fosili, evrimciler tarafından 19. yüzyıldan beri "evrimin en büyük fosil kanıtı" olarak gösterilmiştir. Bu kuşun bazı sürüngen özellikleri gösterdiği ve bu yüzden sürüngenler ile kuşlar arasındaki "kayıp halka" olduğu iddia edilmiştir. Ancak Archaeopteryx''in tam bir uçucu kuş olduğunu gösteren son bulgular bu iddiayı geçersiz kılmıştır. Dahası, kuşların sözde sürüngen ataları olarak kabul edilen teropod dinozorları Archaeopteryx''ten çok daha gençtirler. Bu ise evrimcilerin gizlemeye çalıştıkları bir gerçektir.
Archeopteryx hakkında ahkam kesenler şurasını unutmamalıdırlar ki, bu hayvanın kazanacağı en ufak bir avantaj, genlerini ileri nesillere geçirmek için yeterlidir. Bir dinazor türünün tüy kazanmak için başka ne gibi bir motifi olabilir? Diyelim ki tüylenmenin nedeni uçmak olmayabilir. Tüylenme bir tür süslenme ve cinsel araç olabilir. Ama ilerde tür için yararlı bir organa ve dokuya dönüşerek başka yönden de türün gelişmesine yardım edebilir. Doğa bu tür statejilere baş vurmuştur. Kaldı ki tüylü hayvan ağaçtan ağaca uçarak daha uzun süre hayatta kalabilir ve neslini geçirebilir..
Aytaç bu konuya uzun uzun değinmiş. Benim değinmeme gerek yok..
Ben şurasına değinmek istiyorum.
Bir hayvanın evrimi için şöyle veya böyle olması gerekir diye ahkam kesmek, evrimi inkarla değil, ancak çok iyi bilmekle yapılabilir.
ReS evrimi bilmediği gibi varlığını inkar da etmektedir. Dolayısıyla bu yazıları kim yazıyorsa, evrim hakkında bu tür yorumlar yapamaz..
Değil mi?
Bu arada evrimle ilgili önemli bir ilkeye daha değinmek istiyorum..
Evrim vertikal bir süreç değildidr. Yani bir hayvan türü toptan başka bir hayvan türüne dönüşerek ortadan kalkmaz..
Hayvan türünün bir veya iki öğesi değişir, daha farklı genler kazanır. Bu hayvanlar aralarında çiftleşirler ve giderek diğer tür üyeleri ile gen alış verişi yapmamaya başlarlar. Sonunda o kadar farklılaşırlar ki, DNA''ları da farklılaşır ve ayrı bir tür oluştururlar.
Evrim horizantal, yana doğru gelişen bir süreçtir. Dallanıp budaklanır. Bütün hayvan türleri bir süre birlikte yaşarlar. Yeni tür hayvan çıktığı hayvanla rekabet etmiyorsa, her ikisi de varlıklarını birlikte sürdürebilirler.
Bu insan evrimin de gözlemlenmiştir. Birkaç insan türü birlikte yaşamışlardır. Bu konuya sonra değinmek istiyorum..
HACI
12. Ünlü ''Atın Evrimi'' Senaryosu Fosil Kayıtları Tarafından Yalanlanmaktadır
Onlarca yıldır, "atın evrimi", evrim teorisinin en iyi belgelenmiş kanıtlarından biri olarak gösterilmiştir. Farklı devirlerde yaşamış dört ayaklı memeliler küçükten büyüğe doğru dizilmiş ve bu "at serileri" doğa tarihi müzelerinde sergilenmiştir. Oysa son yıllardaki araştırmalar, at serilerindeki canlıların birbirlerinin atası olmadığını, sıralamaların çok hatalı olduğunu, atın atası olarak gösterilen canlıların gerçekte attan daha sonra ortaya çıktıklarını ortaya koymaktadır.
Bir hayvanın evrimi linear bir sıralanma içermeyebilir. Hayvan zamanla büyür, küçülür.. Tekrar büyür. Bu koşullara bağlıdır. Biyologların geçmişi parlak değildir. Çünkü biyoloji bilimi giderek ilerleyen bir bilim dalıdır. Tıbbın geçmişi de yeterince parlak değildir, fizik biliminin de.. Bilgi zamanla birikmektedir. Atın, ya da her hangi bir canlının evrimi konusunda yapılan yanlış yorumlara kapitalize olarak, bütün biyoloji bilimini töhmet altına almak ve evrimi reddetmek, eğer cehaletten dolayı değilse, ahlaksızlıktan dolayıdır. Bu ahlaksızlığı kim yapabilir? Bundan kazanç sağlayan biri veya birileri olmalıdır. İslam bundan kazanç sağlamamaktadır. Öyle görünmesine rağmen, İslam evrimin reddinden hiç bir kazanç sağlamamaktadır. Hatta zedelenmektedir.
Hayvanların devirler boyunca nasıl evrime uğradığını doğru olarak bilmek çok zordur. Atlar bu konuda bir istisna değildir. Bu konuda bilgi eksikliği evrimin olmadığının değil, yeterince anlaşılmadığının gösterisidir.
Atla ilgili bir sürü hayvan türü vardır. Onlar atlardan çok önceleri ayrılmışlardır. Filler örneğin.. Atla aynı atayı paylaşırlar. Kuyruksuz maymunla insan gibidir, ilişkileri..
Atın evrimi bilim adamları arasında tartılşılması gereken bir konudur. Cahil Müslüman''lardan o tartışmalara katılmaları istenmez, beklenmez.
HACI
Evrim horizantal, yana doğru gelişen bir süreçtir. Dallanıp budaklanır. .
NEDEN MEMELİLER EN ÜSTTE?
BİR KERTENKELE KENDİ TÜRÜNDE EN MÜKEMMEL..
iNSAN BİR MEMELİ OLDUĞUNDAN DOLAYIMI TÜM MEMELİLERİ SOY AĞACNI EN ÜSTÜNE ÇEKMİŞ?
memelilik en mükemmellikmi?
yoksa tüm türler kendi arasında en mükemmelmi?
ASLINDA BU SOY AĞACINDADA BİR KAOS VAR!
Bir ağaç yapınca üste bir şeyler koyacaksın..
Hiç bir canlı diğerinden daha üstün değildir bile diyebiliriz. Bu tür derecelendirmeler gerçekleri ifade edemez. Onları bilimsel gözlemler ışığında değerlendirmek gerekir. Memeliler kuşlardan daha başarılıdır denebilir mi? Birçok konuda memeliler kuşlardan ve soğuk kanlı hayvanlardan başarılıdır. Diğer konularda başarısızdır. Bu tür yorumları yapmak risklidir. Doğruyu ifade etmeyebilir. Ben evrimin vertikal olmadığına değindim. Bir kıyaslama yapmıyorum.. Bilimsel bazı gerçekleri bilmenize yardım ediyorum. Ya da sizi gerçekleri öğrenmeniz için uyarıyorum. Ama siz daha temel sorunu anlamakta zorlanıyorsunuz..
Ne acı.
HACI
ASLINDA BÖYLE BİR AĞAÇ VARS,DALLARDAN AĞACIN GÖVDESİNE YAKLAŞIR GİBİ ORTAK BİR ATAYA GİDİLEBİR DİYE DÜŞÜNMÜŞÜMDÜR..
FAKAT BİR MEDÜZ''A BAKSAM BİLE ONA İLKEL DİYEMİYORUM..GÖZÜNÜN OLMAMASI HARAKET ORGANLARIN YOKLUĞU, CANLI İÇİN BİR EKSİK YAPILANMA OLARAK DEĞERLENDİRMEK MÜMKÜN DEĞİL..
İLKELLİK BULAMADIM..DOLAYISIYLA ORTAK BR ATAYA ULAŞMAK ORTADA KALIYOR..
13. Evrimcilerin Maymun Adam Hikayeleri Hiçbir Delile Dayanmamaktadır
Darwinizm''in en önde gelen aldatmacası, insanların maymun benzeri canlılardan evrimleştiği iddiasıdır. Bu iddia, oluşturulan binlerce hayali çizim ve maket yoluyla kitlelere empoze edilir. Oysa gerçekte "maymun-adamlar"ın yaşamış olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. İnsanın en eski atası olarak ileri sürülen Australopithecus, şempanzelerden pek farklı olmayan soyu tükenmiş bir maymun türüdür. Evrim şemasında Australopithecus''un sonrasına yerleştirilen Homo erectus, Homo sapiens neanderthalensis, Homo sapiens archaic gibi sınıflamalar ise, farklı insan ırklarıdır. Bu sınıflamalar ile günümüz insanları arasındaki küçük anatomik farklar, günümüzde de Avustralya yerlileri, Pigmeler, Eskimolar gibi farklı insan ırkları arasında görülmektedir.
Yine aynı saçmalıklar.. hep aynı..
Biri evrimin nasıl olması, hatta olduğu hakkında yorum yapıyor. Bu kişi evrimi biliyor mu? Bilmiyor!
Evrime inanıyor mu? İnanmıyor!
Peki bu konuda nasıl yorum yapabiliyor? Kimin evrim anlayışı bu? Müslüman''ların mı? Kur''an''da mı yazıyor bunlar?
Australopithesus hakkındaki bir yazımı aşağıya yamıyorum..
HACI
(no login)
24.61.29.65 AUSTRALOPITHESUS KARGASALIGI... March 24 2002, 6:58 PM
1924 yilinda Guney Afrika’nin Taung yoresinde bulunan bazi fosiller, hem insan evrimine isik tutmuslar hem de bu evrimi incelemenin ne kadar guc oldugunu gostermislerdir.
Guneyin Kuyruksuz Maymunu demek olan Australopithesus, homo sapiensle sonlanacak bir evrimde ara tur mudur? Yoksa homo sapiensle ilgili ama, onun atasi olmayan bir yaratik mi?
1924 yilinda bulunan ilk Australopithesus kafa tasi,
gelismemis bir yaratiga ait oldugundan, bu sorulari yanitlamada yeterince yararli olamamistir. 1936 yilindan sonra Guney Afrika’nin Transvaal yoresinde bulunan fosiller bu yaratigin kesin olarak maymunlarla ilgili olmadigini kanitlamistir.. Australopithesus insanla ilgili bir yaratiktir. Ama bu ilginin dogasi hala tartismalidir.
Insan (homo sapiens) direkt olarak Australopithesus’dan mi cikmisdir. Yani bu tur bir ara yaratik midir? Yoksa insanlarin da ciktigi bir turden turemis ve nesli tukenerek ortadan yok olmus bir yaratik midir? Baska bir deyisle insanlarin direkt olarak atasi midir, yoksa degil midir? Homo sapiensin ortaya cikmasi icin gerekli bir yaratik midir, yoksa degil midir? Homo sapiens Australopithesusun evriminden mi olusmustur?
Bu sorulari tartismadan once Austrapithecinlerle ilgili bazi nitelikleri inceleyelim.
1. Bu yaratiklarda kafa boslugu simdiki maymunlardan buyuktur veya onlarinki kadardir....
2. Cene cok iridir ve one dogru cikinti yapmistir.
3. Molar ve premolar disler cok iridir ama, azi disleri ve kesiciler cok kucuktur.
4. Pelvis ve ekstremite kemikleri hominid seklinde gelismistir. Yine de Homo Sapiens’le aralarinda onemli farklar vardir.
Butun bu nitelikler Australpithesuslarin hominid evriminde yeri oldugunu, antropoid maymunlarla hic bir afiniteleri olmadigini gostermektedir..
Birden fazla Australopithesusun var olduguna inanilmaktadir. Ilki “Australopithesus robostus” olarak isinlendirilmistir. Gurbuz Australopithesus...... Digeri “Australopithesus gracilis” Nazik, zayif, nahif Australopithesus olarak bilinir. Bu ayrim fosil delillere dayanarak yapilmistir. Bazilarina gore Australopithesus gracilis sonunda homo ya donusmustur.
1959 yilinda Tanzanyanin “Olduvai Gorge”inda “Zinjanthropus” denen bir yaratigin fosilleri bulunmustur. Daha sonralari yorede cesitli iskelete fosilleri kesfedilmis ve “Plesianthropus”, “Paranthropus” gibi terimlerle taninlanmislardir.. Sonunda butun bunlarin bir tur “Australopithesus” olmasi gerektiginde fikir birligine ulasilmistir.
Paleoantropologlarin cogu Australopithesusun antropoid
maymunlarla insanlar arasinda yer alan bir gecis seklini simgeledigine inanmaktadirlar. Ayrica bir kismi, bu yaratigin direkt olarak homo habilis’in (becerikli homo) atasi oldugunu iddia etmektedir. Digerlerine gore ise, Australopithesus homo olamamis ve tukenmistir.... Bu paleoantropologlara gore, birden fazla hominid ortaya cikmis, bunlardan yalniz biri homo olmayi basarmistir. Australopithesus bu yarisi kaybedenlerden biridir..
Yoksa kaybetmemis midir?
Australopithesus’un kendinden sonra gelen Homo Erektus ve Home Sapiensin oncusu (atasi) olmamasi icin bir neden yoktur. Su ana kadar var olduklari bilinen deliller bu gercegi reddeden goruslerin spekulasyondan oteye gitme sansina sahip olmadiginin kanitidirlar.
Mevcut deliller muvacehesinde Australopithesus’un homo erektus oncesi bir yaratik oldugunu kabul etmek zorundayiz...
Gurbuz ve zayif Australopithesus’larin ayni yaratigin seksuel iki degisik sekli oldugu ileri surulmustur.
AUSTRALOPITHESUS KARGASALIGINA SOYLE SON VEREBILIRIZ..
Australopithesus homo erektusun direkt atasidir... Homoya paralel olarak gelismis ve sonunda tukenmis bir tur oldugunu gosteren delillerden yoksundur. Yuzbinlerce yil birlikte yasamislardir.
Gurbuz ve zayif Australopithesuslar muhtemelen ayni turun seksuel dimorfik seklidirler.
Bu durumda su ana kadar varliklari gosterilen hominidleri soyle siralayabiliriz:
Propliopithesus, en az 30 milyon yasinda...
Ramapithesus, 10 milyon yasinda..
Kenyapithesus wickerii, milyon yil yasinda..
Kenyapithesus Afrikanus, 10 milyondan az yasinda...
Australopithesus.... 8 milyon yil oncesi ile 1.5 milyon yil oncesi arasinda yasamistir. Bundan 3 milyon yil once ile 1.5 milyon yil once arasinda, gorevini bitirmis ve yerini Homo Erektus''a terketmistir..
Evrimleşmeyi en doğru tanımlayan terim horizantal değildir. Lateral dir.. Yukarda kullandığım horizantal teriminin yerini lateral ile değiştiriyorum. Bu terim yanlara doğru dal budak salmayı daha iyi ifade ediyor.
Evrim, yaratılışa inananların sandığı gibi, vertikal olsaydı ne olurdu?
Dünyada kuyruksuz maymunlar değil, yalnız insanlar olurdu. Sürüngenler ortadan kaybolur, onların yerini kuşlar ve memeliler alırdı. Amfibiyanlar ortaya çıkınca balıklar kaybolurdu. Dünyada milyonlarca değiş, sadece birkaç hayvan türü olurdu.
HACI
Sagital lateral yada hörizantal.hikaye!..ateistlerde bile evrim saçmalığını gören bir çok arkadaş varmış..
tasarım için tasarlayıcı şarttır.fiziksel yasalar bir tasarım oluşturamazlar...
biz bir bina yaparken fiziksel yasalar çerçevesinde bina yaparız..Bu yasaların dışına taşmamız zaten mümkün değil..Evrimci derki,bu bina kendiliğinden oluşmuştur :shock: :shock:
böyle bir mantık zaten bilime tersdir...
biz bir bina yaparken fiziksel yasalar çerçevesinde bina yaparız..Bu yasaların dışına taşmamız zaten mümkün değil.. :shock: Evrimci derki,bu bina kendiliğinden oluşmuştur :shock:
reel`e;
Senin en büyük eksigin organik ve anorganikleri ayiramamak.Bunlar üzerine biraz calis .Bunlari bilmek Allaha karsi cikmak demek degil.Bizim düsüncemize karsi bir seyler demek icin sacmalamak zorunda degilsin.Büyüttügüm yazindaki mantigi hic bir salak yürütmez.
SAYGILAR
demek organik ve inorganikleri ayıramıyormuşum...????????? :lol:
organik yapılar kendiliğinden oluşuma açıkken inorganik yapılar veya tasarımlar kendiliğinden oluşuma kapalımı oluyor?
organik kimyadan bir sorununun olursa çözeriz..hiç merak etme,proteinler lipitler yağlar ,alifatik aminler hidrokarbonlar ,kentonlar ,aromatik aminler,karbon hidratlar,benzen ve türevleri, siyainidler ,organik asitler ve bazlar,nükleik asitler,fosfatlar,
hiç önemli değil çözülür..
demek organik ve inorganikleri ayıramıyormuşum...????????? :lol:
organik yapılar kendiliğinden oluşuma açıkken inorganik yapılar veya tasarımlar kendiliğinden oluşuma kapalımı oluyor?
organik kimyadan bir sorununun olursa çözeriz..hiç merak etme,proteinler lipitler yağlar ,alifatik aminler hidrokarbonlar ,kentonlar ,aromatik aminler,karbon hidratlar,benzen ve türevleri, siyainidler ,organik asitler ve bazlar,nükleik asitler,fosfatlar,
hiç önemli değil çözülür..
reel inorganik diyen kim? iyi oku :shock: ANORGANIK :shock: !!
Hadi hadi yeni bir kelime daha ögrendin. :lol:
inorganik anorganiğin eş değer kelimeler olduğunun farkında değil evrim için yazı yazıyor....ha cümle hada tümce!!!,
cahillik daniskası
Iste reel anlayamadiginiz burda yatiyor.Simdi o gözünü ac iyi ögren Almancada bunlar ayri üc terimdir.
1.Organik :Canli
2.Inorganik :Cansiz
3.Anorganik :Bir zamanlar canli ama su an cansiz olan.
Osmanlilar bile yüz yillarca Deistle -Teisti hep ayni manada algiladi.Yeni bir kelime Türkceye girene kadar biz hep geri kaliyoruz.Biz yasamimizi sürdürürken anorganik maddeler kullanmadan hic bir sey yapamayiz.Ayakabi,Kitap,Kiyafet vb. .Türkce bir kelimeyi cek nereye cekersen .Almancada in ,an,auf,ober,unten bu tür kelimeler öyle bir kullanilirki,anlam sadece kendisini anlatir baska bir sey anlasilmaz
Almanca dilde hic Kurandaki ayetleri okudunmu?Keske bir de böyle okuyabilseydin.Belki Türkce meallerdeki gibi karisikliklar yasamazdik.Ingilizcede bu daha da acik anlasilabilir.Ingilizce Almancadan daha anlatim güclüdür.
Ayrica uslubunu hic degistirmeye niyetli degil gibi gözüküyorsun.Sizlerin icinde Ella ve Uyarici bence örnek alinmali.Vaktin varsa onlarin usluplarini bir incele.Yanlis veya dogru karsisindakinin kisiligi ile degil bilgisi ile tartisiyorlar.Bu forumda bir cok kisi baskalarinin kisiligi ile ugrasmayi bir sey saniyor.Bunu bende yapmis olabilirim ama hic bir zaman durup dururken degil..
Not :Bu konuda son iletimdir.
SAYGILAR
1.Organik madde:Canli madde
hımk! :lol:
bir örnek alabilirimiyim..
bu günlerde bilimseç tatışmlarda darılımakta moda oldu... :lol:
blimemek değil öğrenmemek ayıp ..helede darılmak çok ayıp..
Bu bir otomatik E-Mail cevaplama sistemidir.
Otomatik cevap:Bu Topicte son ileti yapilmistir.
SAYGILAR
C H ve O moleküllerini içeren bileşikler organiktir, ama canlı denemez benim bildiğim kadarıyla, mesela şeker canlı değildir dimi? Doğru mu biliyorum?
karbon monoksit ve karbon dioksit hariç karbonun tüm bileşikleri organik kabul edilir..Canlı cansız diye bir ayrım yok..Zaten moleküler düzeyde canlılıktan bahsedemezsin..
Kas denen yapı insan vucunda canlıdır..miyoglobinden oluşur..miyoglobin gibi dev bir moleküle canli denebilirmi?
hayır.ölsende yine miyoglobindindir..
tanımı yanlışdır
Kas denen yapı insan vucunda canlıdır..miyoglobinden oluşur..miyoglobin gibi dev bir moleküle canli denebilirmi?
Bilsede konusuyor bilmesede egal laf olsun torba dolsun.Bir kere o kelime öyle yazilmaz.Dogrusuna bak myoglobin böyledir.
Ne demek tir bu ?internette her yerde bunun anlami aynidir.Mesela eksi sözlükte:
Cizgili kalp ve iskelet kaslarinin oksijen tasimasini saglayan ve kasa kirmizi rengini veren protein .Kas hucrelerinde olusabilecek hasarlarda dahi kana karisabilecek kadar kucuk bir proteindir .hucre zarinin yakininda bulunur .
Bütün proteinler canlidir.Seninle top oynamazlar,namaz kilmazlar oruc tutmazlar ama canlidirlar.
SAYGILAR
Aytaç,saçma sapan çoçuksa eleştrilerle neden kendini rezil ediyorsun..
biz inigiliz terminoloji kullanmıyoruz ..türk terminolojiyi tercih ediyoruz.. :lol:
son mesaj diyor gene yazıyor...
Cehennen ancak ve ancak cahiller içindir.
Kas hucrelerinde olusabilecek hasarlarda dahi kana karisabilecek kadar kucuk bir proteindir .hucre zarinin yakininda bulunur .
hımk! :lol:
Moleküler kimyadan haberi yokki atıyor..
Bildiğim kadarıyla, büyük moleküller, ki bunlara proteinler giriyodu galiba, hücre zarından geçemez...
Küsmeden yazmak önemli diyen sendin hem ben baybarsa senin ne salak oldugunu anlatmaya calisiyorum cevap verme o zaman CAMUR lugun ne alemi var.Görünen o ki diyecek lafin kalmamis.Bitiksin sadece 4 kisi kaldiniz.
yaz fakat bilerek yaz...atmasyonik olmasın..
baybarsın dediği doğru tüm proteinler yüksek yapılı moleküllerdir..
Ne din var ne ilim....bir de utanmadan bilimsel eleştiri yapıyorsun..bu tiplere bilimsel soytarı derler..
aslında senin evrim savunman dini eleştirmen çok yanlış .eksikliğin hemen sırıtıyor.okuman şart.
not böbrekten atılabilen küçüklükte proteinin molekül ağırlığı 40,000 daltonon altında fakat binlerle ifade edilir.tuza bak kaç dalton?bir kıyasla
Defol git lan laf faşisti .Durmadan konu degistiriyorsun ÇAMUR sun oglum normal .Artik sana yazmakta yok cünkü senin bakirköyden kactigin belli.Ama forumda kal gitme bir yere ara sira bizi güldürürsün. :lol: :lol: :lol:
İşte size cahilliğin depolarizasyon safhası :lol: !!!!!!!!!!!!!!!!!
Bütün proteinler canlidir.Seninle top oynamazlar,namaz kilmazlar oruc tutmazlar ama canlidirlar.
hımk! :lol:
Senin bu tanıma göre evde tavuk biftek yerken dikkatli ol ,yüzünü gagalayabilir.. :lol: :lol:
Reel o tanımdan nası gagalayacaklarını çıkardın? :)
Ben de gaz veriom.
kesilmiş bir tavuğun göğüs etide bir protein...Fakat yukardaki tanım göre canlıymış.. :lol:
14. % 99 Maymun-İnsan Benzerliği İddiası Bir Aldatmacadan İbarettir
Zaman zaman gündeme gelen "insan ve maymun genlerinin % 99 benzerliği" ifadesi yıllar önce kasıtlı olarak üretilmiş propaganda amaçlı bir slogandır.
Öncelikle, her iki türün DNA''larının kıyaslanabilmesi için ikisinin de gen haritasının bilinmesi gerekir. Ancak şu ana kadar yalnızca insanın genetik haritası çıkartılmıştır. Şempanze içinse henüz böyle bir çalışma yapılmamıştır.
Sansasyonel şekilde duyurulan araştırmalarda insandaki 30.000 genin sadece 97''si (binde 3''ü) karşılaştırılabilmiştir. Bu kadar yetersiz bir araştırma ile insan maymun arası bir soy bağı kurmak tamamen evrimci ön yargılardan kaynaklanmaktadır. Evrimcilerin bu genellemesi, sadece 3''er cümlesi okunmuş kalınca iki kitabın %99 benzer olduğunu ilan etmek kadar saçmadır.
İki canlının genleri kısmen benzediği için benzerlik oranı seçilen genlere göre değişkenlik gösterir. Hiç benzemeyen genler seçilirse elde edilen sonuç %0; tamamen aynı genler seçilirse %100 çıkar. Kaldı ki, evrimcilerin yansıtmak istediklerinin aksine insan, genlerini sadece şempaze ile paylaşmaz. İnsan ile meyve sineği veya balina genlerinin karşılaştırıldığı bir çalışmada tamamen aynı genler seçilirse insan %100 meyve sineği ya da %100 balina çıkabilecektir!
Sonuç olarak insan ve maymunun bütün genlerinin %99 aynı olduğunu iddia etmenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.
_________________
Şimdiye kadar şempanzelerle insanlar arasındaki gen benzerliği yüzde 99 olarak bulunmuştur. Bunun bir istisnası yoktur. Yapılan her araştırmada aynı oran bulununca insanla şempanzenin çok yakın akraba oldukları anlaşılır. İnsan genom projesi tamamlanmış ve kuyruksuz maymunlarla olan akrabalık kesinleşmiştir.
İnsan ve meyva sineği arasındaki benzetmeler polemik yapmaktan başka bir şey değildir. Elbette insanlar ve meyva sineklerinin benzer tarafları vardır. İnsanlarla bakterilerin bile genleri benzerlik gösterir. İnsan genlerini bakterilere transplante ederek, bakterilerin insan hormonları sentez etmelerinin sağlanması, aradaki yakınlığı göstermektedir. Her canlı ile insan arasında genetik benzerlikler vardır. Bütün canlılar tek bir atadan çıktıklarından bu benzerliğe şaşmamak gerekir.
Bu tür bilimsel olmayan polemikler bile evrimin gerçekten vuku bulumuş olduğunu kanıtlamaktan kurtulamamaktadırlar. Canlılar arasındaki gen benzerliklerinin olması evrimin lehine olan bir gözlemdir. Evrime inanmayanların bile bu gerçekleri inkar edememeleri ilginç bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Evrime bu kadar yaklaştıktan sonra onu reddetmeye ise, gülmeli midir yoksa ağlamalı mı? Bilmiyorum..
HACI
15. İnsan Bilincinin Kaynağı Evrim Değil, Yaratılıştır
Evrim teorisi insan bilincinin nasıl ortaya çıktığını kesinlikle açıklayamaz. Şuursuz atomlar ve tesadüfler; medeniyetler kuran, sanat eserleri meydana getiren, tıptan arkeolojiye kadar birçok bilim dalı oluşturan, felsefeler üreten, sevinen, hayranlık duyan, besteler yapan, dinlediği müzikten zevk alan, yediği yoğurdun tadından hoşlanan, dostları olan, vefa, sadakat, sevgi gibi kavramları bilen, özleyen, kendisini oluşturan atomları inceleyen, uzay araçları inşa eden, mikroskobu, ampulü icat eden insan bilincini oluşturamaz. Bilincin, insanı sadece bir madde yığını olarak gören materyalist felsefe ile açıklanması mümkün değildir. Beyindeki atomlar hissedemez, bilemez, konuşamazlar. Bilinç insan ruhuna ait bir özelliktir ve insana ruhunu veren Allah''tır.
Bu iddia bilinmeyenlere kapitalize olmanın zavallılığı olarak kabul edilmelidlir. Bilincinn bilinmemesi onun evrim sırasında ortaya çıkmadığının kanıtı değildir. Bu gerçekten düşünmeden yapılan bilinçsiz bir çıkarsamadır. Her bilinmeyende Allah''ı aramak O''nun varlığını kanıtlamaz.
Kaldıki bilinç birçok hayvanın sahip olduğu bir yetidir. Bilincin ilkel şekillerinde tek hücreli yaratıklarda bile rastlamak mümkündür. Tek hücreliler içinde bulundukları ortamı bazı kimyasal yöntemlerle tanırlar. Ortam yaşamaları için uygun değilse oradan uzaklaşmaya çalışırlar. Bilincin evrimle açıklanamayacağı iddiası bir safsatadan ibarettir. Hayvanlar da öğrenirler ve öğrendiklerini beyinlerinin belli bir yerinde tutarlar. Onların duyguları çok güçlüdür. Hayvanlar da severler, sevinirler, hayattan hoşlanırlar. Bazılarının bazı davranışı alturistik kabul edilebilir. Yani başkaları veya çocukları için fedakarlık yaparlar. İnsanlarda mevcut birçok üstün insansal yetilerin ilkel şekillerine hayvanlarda rastlamak mümkündür. Bu durum açıkca evrimin bir gerçek olduğunu kanıtlamaktadır.
İnsan denen hayvan diğer bazı hayvanlarla yakın bir akrabalık kurmuştur ve onların devamıdır. Hayvanlarda insanlarda karşılaşılan bazı hislerın olmadığını söylemek tek kelime ile cahilliktir. İnsan halife değildir. Doğanın bir parçasıdır. Bu antroposentrik yaklaşım sapıklıktır. İğrençtir. Yanlıştır. Bu dünya ve evren insan için değildir. İnsan aslında doğanın bir hatasıdır. İnsanın ortaya çıkışı tümüyle bir rastlantıdır. İnsan denen hayvan bunda 70 bin yıl kadar önce dar bir boğazdan geçmiş ve insan sayısı birkaç bine, hatta belki de binin altına düşmüştür. Bu yüzden insanlarda DNA benzerliği vardır. Bu dar boğazdan geçerken insan nesli tükenebilirdi. Ama tükenmemiştir. 70 bin yıl için daha dün bile diyebiliriz.
İslam''ın en ilkel kavramlarından birisi insanı halife yapması ve ona ayrıcalık tanımasıdır. İnsanın doğanın bir eseri olduğunu ve doğal yasalara uyması gerektiğini hesaba katmaz İslam.
HACI
16. Canlılarda Körelmiş Organlar Olduğu İddiası Doğru Değildir
Uzun zamandır evrimci kaynaklarda canlılardaki bazı organların işlevsiz olduğu ileri sürülmekte ve bunların o canlıların atalarından miras kalmış ancak artık kullanmadıkları organlar olduğu iddia edilmektedir. Örneğin insan vücudundaki appendiks (apandisit) veya kuyruk sokumu, yıllarca "körelmiş organ" sayılmıştır. Oysaki son yılların bilimsel araştırmaları, tüm bu organların önemli işlevleri olduğunu ortaya koymuştur. Evrimcilerin 20. yüzyıl başında çıkardıkları "körelmiş organlar listesi" bugün tamamen çürümüş durumdadır. Aynı şekilde, evrimcilerin öne sürdükleri "hurda DNA" kavramı, yani DNA''nın büyük bölümünün işe yaramaz olduğu iddiası da yapılan yeni keşiflerle çürütülmüştür.
Yeni canlı türleri ortaya çıkarken bazı organlara gerek duyulmayabilir. Yeni organlara gereksinim olabilir. Bu yüzden çoğu kere o organlar farklı görevler üstlenirler. Hepsi kaybolmaz ve körelmez. Değişik görevler yapmaya başlarlar. Apendiksin neden var olduğu bilinmemektedir ama bir görevi olabilir. Bazı B lenfositlerinin orada koşullandırılması mümkündür.. Junk (Hurda DNA) kavramı hala geçerlidir. DNA''nın bazı bölümlerinin bilinen bir etkinliği yoktur. Ama bu demek değildir ki onlar hiç anlamsız hurdalardır. İlerde onların neden var olduğu anlaşılacaktır. Yine bazı bilinmeyenlere kapitalize olmaya çalışmakta,
Balığın çene kemiklerinden üçü memelilerde orta kulakta sesi ileten üç kemiğe dönüşmüşlerdir. Bu kemikler zamanla yukarı doğru göçmüşler ve işitme organının bir parçası olmuşlardır. Bunun gibi sayısız örnek verilebilir. Bir örnek daha vereyim. Amfibilerde solungaçlar zamanla atrofiye uğrarken, göğüslerinde yer alan yüzme ile ilgili bir kese akciğerlere farklılaşmıştır. Yüzme kesesi hayvan karaya çıkınca dumura uğramamıştır. Akciğer olmuştur.
HACI
Humanist
06-03-2005, 19:32
TÜRKÇE EVRİM SİTESİ
http://www.evrimcik.cjb.net/
"EVRİM BİLİMSEL BİR GERÇEKLİKTİR"
Bu EVRİMCİK sitesindeki bilgilerin çoğu üniversitelerimizde ders kitabı olarak okutulan kitaplardan derlenmiştir.Sitenin amacı ; ne Komünizm, ne Marksism, ne şeriat, ne sosyalizm, ne de başka bir ideolojiyi savunmak ya da yermek değil, bilimin bulgularını sunmaktır..Site yapımcıları; BİLİMİN BİLİM İÇİN YAPILMASI GEREKTİĞİ''ni savunmaktadırlar.
http://www.evrimcik.cjb.net/
liopleurodon
04-09-2006, 14:56
Son derece iddialı bir başlık...Tamam evrim teorisine inanabilirsiniz bilimsel bir gerçek olarak da görebilirsiniz ama "reddetmek MÜMKÜN DEĞİL" deyince insan biraz düşünüyor
O zaman sormak istiyorum
Madem "evrim teorisini reddetmek mümkün değil" *
O zaman neden bu teoriyi, YÜZLERCE *BİLİMSEL GEREKÇE GÖSTEREREK reddeden YÜZLERCE bilim adamı var?!?
Neden Michael Behe gibi evrimi reddeden ve evrim karşıtı birçok kitap *yazan (ve açıkça bir dine inanmayan) biyoloji profesörleri var?
Behe'nin evrimi reddettiğini nerden çıkardınız ki?
Şöyle bir çalışmasını hatırlarım, en son makalelerinden:
Simulating evolution by gene duplication of protein features that require multiple amino acid residues. Protein Sci13:2651-2664.
Behe, evrimi reddetmez. Evrimin, bir tasarımcı tarafından yürütüldüğünü iddia eder. Ama dahası şudur:
http://www.lehigh.edu/~inbios/news/evolution.htm
Çalıştığı üniversitenin resmi açıklamasıdır bu. Basitçe şöyle der:
The sole dissenter from this position, Prof. Michael Behe, is a well-known proponent of "intelligent design." While we respect Prof. Behe's right to express his views, they are his alone and are in no way endorsed by the department. It is our collective position that intelligent design has no basis in science, has not been tested experimentally, and should not be regarded as scientific.
Yani, biz behe'nin bu söylediklerini bilimsellikten uzak buluyoruz. Bunlar, kendi fikridir, saygılıyız der o kadar..
Neden Michael Denton gibi evrim teorisine birçok bilimsel kanıt göstererek karşı *çıkan *genetik profesörleri var?
"Nature's Destiny: How the Laws of Biology Reveal Purpose in the Universe" onun son kitabıdır. Al, oku, evrim nasıl olmuş bir öğren. Kendisi, sapına kadar evrimcidir bilakis.. Sanırım, evrime değilde, evrim teorisinie alternatif sunduğu Theory in Crisis sizi yanıltıyor..
ve daha onlarca hatta yüzlerce bilim adamı?!?
"lerce" sini birak, bana yüz tane sayda göreyim..
Acaba bu profesörler/bilim adamları *diplomalarını bakkaldan mı almış? :lol: *:lol: *:lol:
Bu teoriye inanan bilim adamları var tamam *AMA REDDEDEN BİLİM ADAMLARI DA * VAR... *bu *da *unutulmamalı...
Yukarıda yazdıklarını acaba bu evrime karşı *çıkan biyoloji profesörü *bilim *adamları *nasıl değerlendiriyor hiç *araştırdın mı? *Yoksa *siz de AYNI *FANATİK *DİNCİLER GİBİ *sadece *tek *taraflı *mı *yaklaşıyorsunuz olaylara?
Biz diplomayı salı pazarından mı aldık peki? Bugün, evrimi reddeden hiç bir biyolog yok, siz hala kendi kendinize avunmaya çalışıyorsunuz. Mesela Behe, madara olmuştur defaten. Hiç bir biyolog ile tartışmaya çıkamaz, panellerde filan. Belki biri bir şey sorar diye konferans filanda vermez..
Atıyorsunuz bol bol işkembeden...
liopleurodon
04-09-2006, 15:21
Fizksel kurallar çerçevesinde bir buzdolabı oluşamaz,bir radyo oluşamaz..Bir canlı mümkün değil..yönlendirme şarttır..
Saçmalığın daniskası.. Canlıların gelişimi her yöne olabilir ve olmaktadır. Sokağa bak. Gördüğün her insanın boyu, eli, tırnağı, ciğeri, göğüs kafesi vs. birbirinden farklıdır ve pek çoğunun sebebi genetiktir. Ama sadece doğal seleksiyonun izin verdiği yönde ilerleme olabilir.
Bir mutasyon olacak, insanlar altıparmaklı olacak gibi zıplamalar, kafa üstü çakılmalar ile sonuçlanır. Ortamdaki mevcut küçük sapmalardan toplamına göre evrim çizgisi ilerler.
Bak, kafan kocaman olmasaydı, beynin küçücük olur, maymundan farkın olmazdı. Amma, velakin, kafanı kocaman edecek bir mutasyon geçirirsen, anan seni doğuramazdı. Kafanın büyümesinde öncelik primat atalardan Lucy ile başlayan dönemde dengeyi daha iyi sağlamak üzere kalçaların genişlemesindedir. Bu başlangıçta dik yürümede avantaj sağlar, ama dik yürümek için kalça kemiğinden ziyade beyinde gerekir. Ama temelde, bu işe yarayan geniş kalçalara doğru yönelim, daha büyük çocukları daha kolay doğurabilme yetisi demektir. Bu yeti ise, son aşamada, daha kocaman kafa ile doğabilmenin kapısını açar..
Evet, kafayı alıp kocaman etmişsin, hiç bir halta yaramaz, ölür gider, nesli tükenir o soyun. Herşeyin, diğerlerinin ilerlemesini hazmedecek ve faydalanacak şekilde, belli olmayan adımlarla gerçekleşmesi gerekir. Ki bu adımlar, şu anda yaşayan canlılar arasında son derece yaygındır, git, araştır ve gör..
liopleurodon
04-09-2006, 15:35
Sorulara yanıt değil...köpek balıklarıda kıkırdak dokuya sahip ..Bu onların ilkelliğini göstermez...
İlkel nedir? Sanırım günlük hayattaki ilkel kavramı ile, biyolojik ilkel terimini karıştırıyorsun...
Köpekbalıklarının fosillerine 180 milyon yıl öncesinden beri raslıyoruz, o dönemde de kıkırdaklıydılar, bunu görüyoruz.
Ama, onlar omurga geliştirmediler. Fakat evrmileşmediler mi? Hayır, binlerce türleri ortaya çıktı, binlercesi de kaybolup gitti. Mesela, elektrik algılayan organlar geliştirdiler. Mesela, kansere dayanıklılık geliştirdiler.
Timsahlar? Veya şu 250 Milyon yıllık Nautilus'lar.. Onlarda evrim geçiriyor. Ama evrimleri genellikle balans ayarı gibi küçük yönlerde oluyor. Bu canlıların popülasyonları türler ortaya çıkarmaya yetecek kadar yoğun değil. Çok izole ortamlarda yaşayıp, çok izole ve sabit koşullarda bulunuyorlar. Sonuçta, evrimleri de çok çok daha yavaş oluyor.
İşte mesele bu. Hiç kimse, hiç kimsenin üstünde değil doğada. O ilkel, bu gelişmiş filan böyle bir şey yok. Öyle bir şey olsaydı, totalde yarasyı en tepeye koymak gerekirdi. Burada yazdıklarınızdan anlaşılan, taksonomi ile filojeniyi karıştırıyor olduğunuz. Her ikisinden de bir halt bilmediğiniz..
Gidin, önce, biyolojik terimleri öğrenin, inorganik ile anorganik aynı şey sanan birisi için, taksonomi düşünmek biraz ağır gelir. Sana bir kova ve kürek alayım, kış bastırmadan plaja git, kendine kumdan kale yap. Vaktini o işlerle değerlendir. Böyle yarım akılla biyolojiye bulaşıp kendini daha fazla madara etme..
EVRİMİ REDDETMEYE OLANAK YOKTUR?
CEVAP:------>>>>Ben kabul etmiyorum..
Sallama bir rüyayı kabul etmeye gerek yok..
Çünkü tam olarak bizlere cevap veremeyen bu evrimi kabul etmemek mantıklıdır.
Evrimi savunan kişilerin son yaşamlarını yaşarken yazdıkları yazılarda kabul etmek bir hatadır.
Ozaman bu evrim neye göre ben bir kanıtı var diye ortaya çıktı..
Sallama bir rüya ve şekillerle oluşan bir fikirdi.
Bildiğini sorgularken kendi bildiğinlede sorgula ozaman tam bir cevap alacaksın...
Darwin sorgularken şekillerle sorguladı...Hata birbirlerine benzemeyecektilerimi bu hayvanlar...
Hayvanlar olmazsa Darwin'de olmayacaktı..
Günümüzde bakıyorumda bir çok deniz hayvanı kıyılarda mahsur kalarak ölüyorlar..
Evrim dediğin var ise o zaman bu deniz hayvanlarına yeni bir sistem verir..Tabii evrim olmadığı içinde canlılar ölmektedir.
Küresel ısınma yeryüzünde olmamıştır..
Volkanik patlamalar sonuçu küçük buzul çağlar olmuştur..
Şuanda olan insanların yaptığı sanayileşmede oluşan bir küresel ısınmadır..
Küresel ısınma olması sonuçunda kuzey ve güney kutuplarda erimeler başladı.Bu erimeler sonuçunda yeni canlılar ortaya çıktı..
Ama bu canlılar hep ordaydı..Buzlar eridiğinde bizler öğrendik...
Evrimin ara geçiş formları nerde acaba yoksa bu dünyayı terk mi ettiler.?
"""""Bir böcek türü kendi yavruları için kendini yem olarak onlara sunuyor..Acaba evrim ona bunu kaç yılda öğretti.Anne böcek neden kendini yavrularına yemek olarak sunuyor..
Evrim buna cevap verecekmidir..?"""""
"""""Bir Aslan Çitanın yavrularını öldürürken neden 5'ni değilde 2'sini öldürüyor..Evrim bunu acaba kaç senede öğretti."""""
"""""Goril bir maymun türü olmasına rağmen bu canlı kendi türündeki canlıları öldürüp yiyebiliyor.Evrim neden kendi türüne zarar verme öğretisi vermiştir.."""""
"""""Köpeklerin kullanmadığı parmakları veteriner onları kestiğinde hayvan nasıl bir durumda olur..""""
Tşklr..HATA Yapmışsam af ola...
Metee ;
* * * * Benim merak ettiğim bir iki şey var. Cevaplarsan sevinirim.
* * * * 1-Yazdıklarını tekrar okuyor musun ? Çünkü çoğunlukla anlaşılmaz cümleler kuruyorsun.
* * * * 2-Evrim sence tam olarak nedir ? Canlı,karar veren bir şey mi bu evrim ?
Son olarak da en son astığın yazıda "Goril bir maymun türü olmasına rağmen bu canlı kendi türündeki canlıları öldürüp yiyebiliyor.Evrim neden kendi türüne zarar verme öğretisi vermiştir.."
demişsin. Peki yaratıcı neden böyle bir özellik vermiş ???
Ben de bir ekleme yapayım.
Birincisi "şamanist" taklidi yapıyorsun, ama başarılı değilsin.
İkincisi, Evrim teorisine takmış vaziyettesin ve bu konuda aslında elle tutulur herhangi birşeyler okumuş (yani anlayarak okumuş) değilsin. Temel kaynakların az Harun Yahya Holding yayınları gibi görünmekte.
Üçüncüsü, bu şekilde devam edeceksen, toleransımızın bir sınırı olduğunu bilmende yarar var.
neutrino
ozgur_beyin
14-03-2007, 14:09
EVRİMİ *REDDETMEYE *OLANAK *YOKTUR?
*
CEVAP:------>>>>Ben *kabul *etmiyorum..
*
Sallama *bir *rüyayı *kabul *etmeye *gerek *yok..
* * sevgili mete bende2+2=4 kabul etmiyorum, reddediyorum.değişir mi birşey?
Aslına bakarsanız her koşulda fanatikleşmek doğru bir davranış değil. Bu bizim inandığımız bir teoride olsa. Eğer Â*dini tartışmak istemeyenleri eleştiriyorsak bizimde evrim teorisinin tartışılmasına açık yüreklilikle katılmamız gerekir. Â*Varsa eksik gedik yerlerini bizimde eleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Bizim duruşumuz böyle olmalıdır. Yoksa kendimize ters düşeriz.
Sevgili gözde; evrim teorisi elbette tartışılacak hatta tartışılmasını destekliyoruz.
Ancak metee arkadaş hiç bir anlamı ve bütünlüğü olmayan ve sürekli kendiyle çelişen
yazılar asmakta ısrarlı. Anlaşılan bu kendisinde hobi olmuş.
Evrim teorisi ile ilgili bilgilerini yazık ki malum sitelerden almış arkadaşlarımız "eleştirdikleri"
teori ile ilgili son derece "cahil" oluyorlar.
Bak ne yazmış arkadaşımız :"Evrim dediğin var ise o zaman bu deniz hayvanlarına yeni bir sistem verir..Tabii evrim olmadığı içinde canlılar ölmektedir." Şimdi bu cümleyi kuran arkadaşımızla
evrim teorisi tartışılabilir mi ? Metee evrimi greenpeace örgütü sanıyor herhalde *:cry:
liopleurodon
14-03-2007, 14:40
Zırvalarla teori çökertenler grubundan biri daha:
"""""Bir *böcek *türü *kendi *yavruları *için *kendini *yem *olarak *onlara *sunuyor..Acaba *evrim *ona *bunu *kaç *yılda *öğretti.Anne *böcek *neden *kendini *yavrularına *yemek *olarak *sunuyor..
Evrim *buna *cevap *verecekmidir..?"""""
Bir kaç milyon yıl sürmüştür en fazla. Tahminen bir kaç on bin yıl.. Eğer kesin cevap isityorsan, allah bunları kaç saniyede yaratmıştır, önce sinek mi, sonra arı mı yaratılmıştır bunlar bir cevap ver..
"""""Bir *Aslan *Çitanın *yavrularını *öldürürken *neden *5'ni *değilde *2'sini *öldürüyor..Evrim *bunu *acaba *kaç *senede *öğretti."""""
Aslan eline geçirdiğinde çitanın ne kadar yavrusu varsa öldürür. Ama senin zırvan şuradan belli, çitaların 9'a kada ryavru doğrudukları bilinir, 5 değil.. Sallamışsın işkembeden.. Dahası, aslanların neden doğan çita yavrularının toplamının %90'ını öldürüğünüde bir açıklasan pek iyi olacak..
"""""Goril *bir *maymun *türü *olmasına *rağmen *bu *canlı *kendi *türündeki *canlıları *öldürüp *yiyebiliyor.Evrim *neden *kendi *türüne *zarar *verme *öğretisi *vermiştir.."""""
Gene sallamışsın. Bilinen, sadece dağ gorillerinin (Gorilla gorilla beringei) ölen bireyleri yedikleridir, ama öldürüp yedikleri hiç bir şekiklde görülmeiştir. Ama bu insanların neden yamyamlık yaptıklarını açıklarsan, çok çok cuk oturacaktır..
"""""Köpeklerin *kullanmadığı *parmakları *veteriner *onları *kestiğinde *hayvan *nasıl *bir *durumda *olur..""""
Köpeklerin hangi parmaklarını kullanmadıklarını söylersen, tarif edersen, anlarsın..
hep aynı şeyler yazılıyor. Ben bir şey yazıyorsam senin o konu da ne yazacağını bilerek yazıyorum. bana bilmediğim şeyleri yazın mesela:
1. evrim hala devam ediyormu (ediyorsa nereye kadar devam edecek)
2. devam etmiyorsa noldu da durdu. bu teoriye göre devam etmesi gerekmezmi
3. devam ediyorsa bizden sonraki tür nasıl bir tür olacak. geçmişimizi bilenler geleceğimizi de bilirler herhalde. mesela rekonstrüksiyonu kullanabilirler bakalım nasıl birşey çıkacak ortaya
ben bunların cevabını bekliyorum ama bu cevap milyonlarca yıl bekle gör gibi basit ve saçma bir şey olamaz.
"Öncelikle şunu söyleyeyim; üzüleceksiniz ama Very Happy bu ilk ve son yazım, bir sürü yerde çok yazdım, sıkıldım vaktim yok vs vs."
İlk olarak tekrar hoş geldiniz. Sanırım yukarıdaki cümlenizi geçersiz saymamızda bir sorun yoktur, bu nedenle daha önceki yazınıza da diyaloğa devam edeceğinizi var sayarak cevap yazabiliriz diye düşünüyorum.
1. sorunuzun cevabı, bildiğim kadarı ile evet. Nereye kadar devam edeceği konusunda, şöyle bakabiliriz. Eğer DNA'mızda oluşabilecek herhangi bir değişikliği tamamen engellediğimiz bir gün gelirse, en azından insan için bunu durdurabiliriz diye düşünmekteyim. Tabii bunun için cinsellik ile üremeyi de ortadan kaldırıp klonlama uygulanması gerekebilir.
3. konusunda spekulasyon dışında birşey yapılabilmesi de makul gelmiyor. Geçmiş konusunda birşeyler ortaya atılabilmesi, geçmiş ve o geçmişin sonucu hakkında elimizde bilgi olması ile oluyor. Gelecek konusunda elimizde başlangıç noktası dışında birşeyler yok. Yani ikisi aynı anlamda değil.
Şimdilik bu kadar, tahminen liop daha sağlıklı bilgiler verir diye düşünmekteyim.
neutrino
liopleurodon
14-03-2007, 15:39
1. *evrim *hala *devam *ediyormu *(ediyorsa *nereye *kadar *devam *edecek)
Ediyor tabi, canlılar varoldukça da edecek.. Hatta şöyle bir şey vardır, pek bilinmez, bir canlının 1000 nesil önceki atası ile aynı olmasının sebebi de aslında evrimdir..
2. *devam *etmiyorsa *noldu *da *durdu. *bu *teoriye *göre *devam *etmesi *gerekmezmi
Abes bir soru olmuş haliyle..
3. *devam *ediyorsa *bizden *sonraki *tür *nasıl *bir *tür *olacak. *geçmişimizi *bilenler *geleceğimizi *de *bilirler *herhalde. *mesela *rekonstrüksiyonu *kullanabilirler *bakalım *nasıl *birşey *çıkacak *ortaya
Bunu ne belirler? Bizim ne gibi mutasyonlara uğrayacağımız ve doğal seleksiyonun bunlardan hangilerinin ilerlemesine müsaade edeceği belirler. Bunlar hakkında yeterli bilgimiz olmadığı için, bir şey demek güç.. İzolasyonların azaldığını gözönüne alrısak, uzun vadede türümüzün gene evrimsel bir süreç olan yokolmaya yüz tutacağını düşünüyorum. Yani, biyolojik o kadar kötüleyeceğiz ki, yaşayabilir yavrular yapamıyor olacağız. Teknolojimiz yeter, o yavruları bir şekilde yaşatabilir olur muyuz vs. bunları söylemek masal anlatmak olur..
simonuniti
14-03-2007, 15:44
Bu yaradiscilar da evrimi ne zannediyorlarsa.Hani nerde biz niye gormuyok?Evrim varsa niye devam etmiyo?cabuk bana degisen bir seyler gosterin
oldu efendim o kadar kolaydi.Allaha dunyayi yaratmada 6 gunluk hak verilirken evrim icin milyonlarca yillik gecmis goz ardi edilyor malesef.
seven *kardes,
sen once evrim hani nerde niye goremiyok sorusundan once Allah niye gozukmuyor Nerde ulan bu diye sorman lazim.
bikere bu soruları soran se7en değil bendim yanlışlıkla arkadaşın nick i ile girdim.
cevaplara gelince açıkcası çok ta tatmin etmedi beni cinsellikle üremek ortadan kalkmıcana göre insan için bu evrimi durdurdunuz yani.
:lol:
simonuniti
14-03-2007, 15:54
Merak etme jejem evrim durmadi,seni burada yontuyoruz.Bir sure
sonra bu siteden evrimlesmis olarak cikacaksin. 8)
sıkışınca en büyük kozunuz o değilmi? şöyle bir etrafına bakınca göremediğin ama hissettiğin birçok şeyi bulabilirsin.
bikere bu soruları soran se7en değil bendim yanlışlıkla arkadaşın nick i ile girdim.
cevaplara gelince açıkcası çok ta tatmin etmedi beni cinsellikle üremek ortadan kalkmıcana göre insan için bu evrimi durdurdunuz yani.
:lol:
Hmm, şimdi daha makul oldu. Ben de niye bu arkadaş hem yazmam bir daha deyip hem de 2 gün sonra tekrar yazdı diye merak etmiştim. O arkadaşın da gelsin jejem, sen de gel. Ama tabii kendiniz olarak gelin, yani jejem isen her zaman jejem olarak gel.
gelelim yazdığın şeye.
cevaplara gelince açıkcası çok ta tatmin etmedi beni cinsellikle üremek ortadan kalkmıcana göre insan için bu evrimi durdurdunuz yani.
demek ki benim yazdığımı yanlış anlamışsın. Tekrar dikkatli bir şekilde oku, bu yazdığının yanlışını kendin göreceksin.
Jejem merhaba,
evrim bana kalırsada hala devam ediyor. Küçük göze çarpan herkesin onaylayacağı ve dahi bazılarının hiç *farkında olmadığı birşey söyliyeyim ben örneğin sana. İnsanların diş sayıları. Benim anneannemin 32 dişi vardı. Benim 28 dişim var. Çevrendekilere sor şimdi. yeni nesilin kaç dişi var? eski nesillerin kaç dişi var. Artık 20 lik dişlerin çok azaldığını hatta çıkmadığını fark edeceksin. Yani 32 diş deyimi artık eskilerde kalıyor :) Çene yapımız daralıyor.
*Birkaç hafta önce bir belgesel seyretmiştim. İnsanların beyinlerine takmak için hafıza çipi icat etmek için çalışan bilim adamları vardı. Bu hafıza çipleri insanların beyinlerine yerleştirilecek, Böylece insanlar aynen bir bilgisayar gibi bilgileri depolayabilecekler. Bu konuda çalışmalarını çok ilerletmişler. Bunun olması an meselesi yani. Araştırmacılara göre bu durum eğitim sistemini tamamen değiştirecek. Çünkü insanlar istedikleri bilgileri net aracılığıyla kendilerine yükleyebilecekler. Ama bu insanlar arasında şöyle bir yol ayrımına neden olucak. Bu çipin nimetlerinden parası olan insanlar yararlanabilecekler. Böylece zangin insan ve fakir insan arasında inanılmaz bir uçurum olucak. Hatta öyle bir hal alıcak ki bu durum doğal insanlar ve scyberg'ler olucak. Yani insan ve makina karışımı varlıklar. Bu bilim adamları makinayı insanın özellikleriyle tam olarak donatamamışlar ama akıllarına başka bir şey gelmiş. İnsana makinanın özelliklerini katmak. Bunun için insan vücuduna yerleştirmek için çipler icat etmişler. Hatta bu çipler aracılığıyla insanlar konuşmadan bile o çiplerin gönderecekleri sinyallerle anlaşabileceklermiş. Yani uzun sözün kısası ilerki yaşamda jejem evrime yön veren doğa değil teknoloji olacak. İnsanlar kendi evrimlerini kendi elleriyle yapacaklar.
simonuniti
14-03-2007, 16:34
Gozde ablamin dis meselesine ek olarak;neden insanlarin ortalama yasam suresi 1000 yil once
30-40 iken su an 80 lere dayandi.Kuskusuz vucudumuz artik genetik olarak bazi noktalarda
evrimleserek bugun ki yapisini aldi ve bagisiklik sistemimiz gecmise gore degisiklik icine girdi.
Yeni bir hastalik turu olmazsa insan hayatta kalmayi daha kolay basariyor.Eskiden bir grip insani
oldururken su an yatakta 3 gun istirahat edin ilac almadan bir sure sonra iyilesme sureci baslar.
Ayni sekilde insanin boyu neden 2000 yil icinde artis icine girdi.Genetik olarak uzun boylu ebeveyne
sahipsen senin de boyunun uzun olma ihtimali var.Eski kaynaklarda 1,70 cm lik insana babayigit denirken su an bu boydaki insanlar icin kisa deniliyor.
sana kalırsa devam ediyor yani o zaman bana kalırsa da evrim diye birşey yok diyebilirim ben.
önce doğaydı şimdide teknolojinin mi evrime yön vereceğini iddia ediyorsunuz. teknolojiye bir sozüm yok o çip meselesi olabilir veya olamaz. peki teknolojiden sonra ne yön verecek bu böyle ondan ona ondan ona sıçrayarak gidecek yani. ayrıca çene yapısının daralması ki doğruysa daraldığı evrim geçiriyoruz anlamına
söylediğine göre biz yavaş yavaş evrim geçiriyoruz ve teknoloji buna el koyuyor eeee sonra :lol: kusursuz insanlar ortaya çıkıyor tabi zenginsen.
liopleurodon
14-03-2007, 16:59
>>> sana *kalırsa *devam *ediyor *yani *o *zaman *bana *kalırsa *da *evrim *diye *birşey *yok *diyebilirim *ben.
İşine gelmeyeni görmezlikten gelmen, onu yok etmiyor..
Birincisi evrim var ve devam ediyor.. Canlılar varoldukça da devam edecek.. Senin bana kalırsan bir anlam ifade etmiyor, bilimsel bilgi, kanıtları, delilleri ve gözlemleri ile ölçülür..
Sana orjinal Darwin'in "Türlerin Kökeni" ni tavsiye ediyorum.. Senin asıl sorunun, evrimin ne olduğunu bilmiyor olman. Kafanda evrim diye bir şey karikatürize etmişsin, onu kafanca yargılayıp duruyorsun.. Elbette boş oluyor.. Git, evrim neymiş öğren, ondan sonra tartışalım..
Evet, evrim hakkında az bilinen bir şey, 300 Milyon yıldır değişmeden kaldığı düşünülen bir türün, öyle kalıyor olmasının da sebebinin evrim olmasıdır. Evrim bir bütündür, değişim vs. demek değildir. Tıpkı, demir yollarının aralığının boyu gibi. Eski romadaki dingil uzunluğu, bugün demiryolu standardıdır. Teknolojinin o kadar evriminde bu değişememiştir.. Bunun değişmemiş olması, arçaların gelişmediğini mi gösterir?
Kafanıza bir dank etsin. Canlıların özelliklerini bilen birisi için, zor olan soru, bazı canlıların nasıl olupta aynı kalabildiğidir. Verilecek tek cevap vardır: Doğal seleksiyon, yani evrim.. H.Y. gibilerin çıkıp "Ahanda 250 MYA böcek fosili, bugünkünün tıpkısının aynısı vallaa.." demesi, aslında bilfiil evrim teorisinin apaçık bir ispatıdır..
Jejecim ,
Anlamak istemiyor gibisin ama sen. Daha açık yazabilirim anlatmak istediğimi. İnsanlar doğaya hakim olmayı başardığından beri doğal etkenler insanlar üzerinde önemli değişikliklerde bulunamazlar. Artık barınabiliyoruz değilmi. Soğuktan ve sıcaktan korunabiliyoruz... v.b. Evrim devam edecekse bunun nedenleri yaşam koşullarına göre değişecektir. Afrikadaki insanların vücutlarında kıl yoktur örneğin neden? Çünkü afrika coğrafi olarak sıcak bir iklime sahiptir bu sebeple ısınmak için vücut kıllarına ihtiyaçları yoktur. Ama zamanla sıcaktan ve soğuktan korunan insanoğlu başka yaşam koşullarında başka yöne doğru evrimleşecektir. Ben sıcak soğuk dedim basitleştirmek için. Bunun dışında daha bir çok etken vardır muhakkak. Doğaya egemen olan insanoğlu teknolojik gelişmelerle yeni yaşam alanları yaratıyor. Bu yaşam alanlarına elbette anatomik yapımız uyum sağlamak için değişecektir. Hatta diyorum ki insanoğlu durmayacak ve durmuyorda zaten,daha iyi olabilmek için (belirtmek gerekir ki insanoğlu mükemmel yaratılmış değildir. Kartal gibi keskin görüş yeteneği yoktur örneğin, yada fil gibi bir hafızası yoktur,çeşitli doğal koşullara bazı hayvanlar kadar dayanıklı değildir vs. ) kendini kendi eliyle geliştirecektir. Yani bunu evrimin yapmasını beklemeden insanoğlu kendi yapacaktır.
liopleurodon
14-03-2007, 17:56
>>> Evrim *devam *edecekse *bunun *nedenleri *yaşam *koşullarına *göre *değişecektir. *Afrikadaki *insanların *vücutlarında *kıl *yoktur *örneğin *neden? *Çünkü *afrika *coğrafi *olarak *sıcak *bir *iklime *sahiptir *bu *sebeple *ısınmak *için *vücut *kıllarına *ihtiyaçları *yoktur. *Ama *zamanla *sıcaktan *ve *soğuktan *korunan *insanoğlu *başka *yaşam *koşullarında *başka *yöne *doğru *evrimleşecektir.
Size ne olacağını söyleyeyim.. Canlılar değişir.. İnsan için değişimlerin 400'de biri iyi bir işe yarar, geri kalanı hastalık, sakatlık olarak geri döner.. Ama biz o hasta/sakat genlerin de ayakta kalmasına ve üremesine izin veriyor olduğumuzdan, bir süre sonra ortalık acayip mutasyon ile dolacaktır. Ve buda acayip şekilde insnaların farklılaşmasına yol açacaktır. İnsanların da birbirini yemeye olan malum merakı bir sürü kıyıma neden olacaktır akabinde..
Ama bu süreçte şöyle sonuçlarda yaşanacaktır ki asıl ilginç gelişme o zaman olacaktır. Ismarlama bebekler.. MAvi gözlü, sarışın, 90-60-90 kızlar, 2 yaşında matematik öğrenecek beyinsel yetenekle doğacaklar. Elbette erkekler de öyle.. Ama malum dünya düzeninde bu imkan zanginlere mahsus olacak, bir süre sonra olmadık bir ari ırk meselesi ortaya çıkacaktır..
Kısaca, evrimimizi mutasyonları seçerek veya doğal akışına bırakarak sürdürebiliriz. Ama her iki durumda da uzun vadede çıkar çatışmaları kaçınılmaz olacaktır. Bu da tahminim kitlesel kıyımlara sebep olacaktır.. Gönül ister ki, o zaman kadar yerleşecek başka gezegenler bulalım da, insanlar o gezegenlerde farklı "türleşsinler.."
Sn. simonuniti,
"30-40 *iken *su *an *80 *lere *dayandi" sözünüz, evrime kanıt teşkil etmez. Yaşam standartları, savaşlar, beslenme yetersizlikleri, tıbbi yetersizliklerdir bunlara neden.
Ama grip konusundaki insan vücudunun antikor üreterek direnç kazanması daha doğru düşmüş konuya.
Sn. jejem,
Evrim konusundaki saplantılarınızdan biraz arının. Her varlığın bir nedeni vardır. Ve nereye bakarsak bakalım nedenselliklerden oluşan bir evren görürüz. Bu nedensellikler de imanı zayıflatmaz, bilakis güçlendirir.
İster tekamül deyin ister evrim
Aslolan değişimdir değişim.
Görmeyen gözler değil bilesin
Düşünmez beyinlerdedir sorun kardeşim. *
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
liopleurodon
14-03-2007, 18:54
>>> Aslolan *değişimdir *değişim.
Evet, değişim kaçınılmazdır.. Değişen birey, değişikliği yavrularına da aktaracağı için, değişimin birikerek büyümesi de kaçınılmazdır. Değişimleri belli bir yöne kanalize eden doğal seleksiyonun, bu değişimlerden adaptasyon sonucunu çıkarması da kaçınılmazdır..
İşte buna evrim denir..
Değişim varsa, doğal seleksiyon varsa, evrim mutlaktır.. Bu ikisine "yok" diyemiyorsanız, evrime de yok diyemezsiniz..
Eee, nassı yani derseniz.. Sakalları olan bir kadın doğsun. Üreme şansı nedir? İşte doğal seleksiyon budur. Ve insanların doğal seleksiyondan kurtulduğunu sanmak acizliktir.. İnsanların taibi olduğu doğal seleksiyon gene vardır, ama insana özgüdür ve iklim, diğer türler vs. gibi şeylerden daha farklı parametrelere bağlıdır..
Dahası, bir tür milyonlarca yıldan beri değişime direnebiliyorsa, işte bu sebepledir: doğal seleksiyon değişeni törpüler. Bu sayede türler değişmeden milyonlarca yıl aynı kalabilirler.. Eğer doğal seleksiyon değişirse, yani yaşam koşulları değişirse, ancak o zaman değişimler canlıyı farklılaştırabilir..
simonuniti
14-03-2007, 20:40
Sevgili Mhmmd,
Tabi ki de evrime tek basina kanit teskil etmez.Siz su an gunde 30 dakika spor yapin omrunuz
yaklasik 5 yil uzayacaktir.Ancak benim burada vurgulamak istedigim nokta farkli.Tarih oncesi
insanin genetik yapisi degisiklige girerek insan omru uzamistir,bu acik.Eger biz su anda tarih oncesi insanin sosyo-ekonomik duzeyinde yasasaydik,kesinlikle onlardan daha uzun omurlu olurduk.
Yani hucrelerimizin yasama kabiliyeti artmistir.
Bu arada evrim hakkindaki olumlu gorusunuz cok yerinde.Nedensellik hepimize lazim.Dindara da
ateiste de.
sen once evrim hani nerde niye goremiyok sorusundan once Allah niye gozukmuyor Nerde ulan bu diye sorman lazim.
simonuniti ARKADAŞIM BENDE SANA SORUYORUM SESDE AKLINI GÖSTER...?
Simonuniti arkadaşım sen aklını göster ozaman bu evrimi kabul edeceğim..O zaman evrim var diyeceğim..Sen aklını gösterbilirsen tabii...
HARUN YAHYA KİTAPLARINDA DEĞİL KENDİ OKUDUĞUM BİLGİLERLE SORUYORUM..
SENİN DARWİN TÜRLER KİTABI VE ONUN GİBİ BİR ÇOK KİTAP OKUMUŞ BİR İNSANIN BAŞKAIYLA KARIŞTIRMA..
SEN TEK KAYNAKTAN KABUL ETMİYORMUSUN..BEN SANA TÜM KAYNAKLARDAN SORULARLA CEVAP VEREBİLİRİM..
HARUN YAHYA'MIŞ BEN ONU TANIMAM ...
Bir böcek türü kendini yavruları için yem olarak hazırlıyor..Cevap mukemmel ...Sallama cevap güzel olmuş..
Bana evrim kaç sene sürmüş ki bu olguyu öğretmiş..?evrimin zamanı yetmez bunu o böceğe öğrete..Yeni türmü oluştura..yoksa oluşan türlere bilgi aşılaya...
simonuniti
15-03-2007, 01:51
Sevgili mete,
sana gore akil nedir acaba?kendi kafana gore soyut diye iddia ettgin nesneler bana gore
yuzde yuz somuttur.Sallama cevaplar diyorsun ama once sen sordugun sorulara bak.
Biraz sana bilgi verim de muhakeme gucun artsin,ee bu devirde cok lazim oluyor.
"Bilim adamları ilk kez beynin bir bölümünü yapay olarak üretmeyi başardı. Southern California Üniversitesi araştırmacıları, beynin `hipokampüs' olarak bilinen ve hafıza, ruh hali ve farkındalığın kontrol edildiği bölgenin işlevlerini yerine getirecek bir silikon çip ürettiklerini açıkladı.
Çip önce kobaylardan alınan beyin dokularında, sonra da canlı hayvanlar üzerinde denenecek."
Insanoglu yapay beyin uretiyorlar,sen daha akil goster diyorsun bana.Yapay beyin varsa yapay akilda
olur,tabi sen bu akli ruh diye aliyorsan bunlarin senin icin bi anlami olmaz heralde.
Biraz daha ekleyim.
Bilim ve Teknik Dergisinin “Yeni Ufuklar” ekinin (Eylül 2003) konu başlığı “Beynin Gizemi”
Bilgisayar programlarının geliştirilmesi sayesinde beyindeki dalgaların hangi merkezden ve ne amaçla yayıldığı daha iyi anlaşılabilecek.
Bu çalışmalar sayesinde belki de yakın bir gelecekte insan beynindeki tüm düşünceleri okumak mümkün olabilecek. Kafaya yerleştirilen küçük bir çip sayesinde insan beyninden yayılan düşünce dalgaları söze ya da yazıya dönüştürülebilecek.
Geliştirilecek olan sistemler sayesinde, cep telefonlarının havadaki sinyalleri algılaması gibi, çevreye yayılan beyin dalgaları da algılanabilecek. Bu gelişmeler çeşitli hastalıkların tedavisinde çığır açarken diğer bir taraftan insan zihninin mahremiyetini de ortadan kaldırabilecek. Bilimin bu hızlı gidişine bakılırsa, cebimizde taşıdığımız küçük bir cihazla karşımızdaki insanın ya da çevremizdeki tüm insanların düşüncelerini okuyabileceğiz.
Bak gordun mu?insan beynini,aklini,dusuncesini,noronlarini eline alabildin mi?somut gelmeye * * basladi mi sana.
demek ki * *RUH=AKIL degilmis. :wink: Vucudunda bir ruh oldugunu iddia edebilirsin bu senin insiyatifine kalmis ama aklinin soyut oldugunu soylersen,sevgili Maddeozun imzasi gelir aklima>>>>>Alirim anahtarini elinden.
liopleurodon
15-03-2007, 09:20
>>> Simonuniti *arkadaşım *sen *aklını *göster *ozaman *bu *evrimi *kabul *edeceğim..O *zaman *evrim *var diyeceğim..Sen *aklını *gösterbilirsen *tabii...
Eh, simonuniti aklını gösterebilir, ama sen gösteremezsin metee, çünkü aklın yok :)
Aklını göstermesi gayet basittir, sen akıl nedir onu tarif edersin, o da aha bak burda diye gösterir..
Evrim sen mi, bir nesile hapsolsun? Evrimin yeterince zamanı var, hiç merak etme..
Sevgili Metee,
"Simonuniti *arkadaşım *sen *aklını *göster *ozaman *bu *evrimi *kabul *edeceğim..O *zaman *evrim *var *diyeceğim..Sen *aklını *gösterbilirsen *tabii... "
Sana aklını gösteriyorum. Ama bak sözünde duracaksın tamam mı. (Resmini kopyalamak istedim ama kopyalayamadım) İnsan beyni.
Beyin gözden, burundan, kulaklardan, deriden, ağızdan gelen bilgileri alıp biraraya toplayarak bir anlam ortaya çıkarır. Bunu yapan ise beyninizdeki 100 milyar sinir hücresidir. Bu hücreler durmaksızın çalışarak sizin yediğiniz elmanın rengini görmenizi, en yakın arkadaşınızın sesini tanımanızı, patates kızartmasının kokusunu almanızı sağlar. İşte en basit anlatımla sana insan beyni. Yani akıl. Aklı başka bir yerde arama. Elle tutulur gözle görülür birşey akıl. Şöyle düşün bir insanın beyin ölümü gerçekleştiğinde o insan bitkisel hayata giriyor değil mi. Eğer akıl dediğin şey beyinden başka bir yerde ise gözle görülmeyen elle tutulmayan bir şey ise bu bitkisel hayat saçmalığı da nedir canım ? O zaman beyin ölümü gerçekleşen bir insan aklıyla yaşabilmelidir öyle ya ne de olsa akıl başka beyin başka bişeydir. Birde duygular vardır. Duygularda insan beyninin amigdala adı verilen kısmında oluşur. Bir insanın amigdalası alınırsa o kişi artık hiç bir hissedemez. Sevinç,üzüntü, aşk vs. duyguların hiçbirini hissedemez. Tamamen beyinsel bir durum yani. Ya artık aşk acısına bile ilaç yapmışlar daha neyi tartışıyoruz. Senin imanın bile beyninin sana bir oyunu. Kalbinde olduğunu zannettiğin şeylerin hepsi beyninin içinde ceryan ediyor.
İkna olduysan sözünde durmanı bekliyorum.
Ama beyinin daha detaylı işlevlerini öğrenmek istiyorum ikna olmadım diyorsan onuda *bir zahmet araştır.
simonuniti,liopleurodon,Gözde arkadaşlarım size anlatamadım galiba AKILLI göster dedim..Yani el tutulmayan kısaca madde boyutu olmayan bir soyutu gösterin dedim..
Soyut ile somut, sonu olmayan bir doğru üzerindedir ve biri ötekine göre
sonsuzda yer almamak koşulu ile, doğrunun herhangi bir noktasına yerleştirilebilir. Böyle olunca, kavramların göreli bir çift olması sağlanmış ve kavramlar, mantık ve bilgi teorisi bakımından kullanılır bir hale getirilmiş olur.
Arkadaşlar bu alanda bilginiz yoksa çekilmeyi bilin.Yorum yapmayın..Çünkü saçma bir düşünce ortaya çıkıyor...
Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandırılmaktadır.
İdrak edilemeyen şeyleri gösteren yani el tutulamaz maddesel bir bağı olmayan (AKIL,Ahlak vb.) kavramdır...
Zekanın farklı tanımlarının olmasına karşılık zekaya ilişkin kuramların tümü zekanın geliştirilebilecek bir kapasite ya da potansiyel olduğu ve biyolojik temellerinin bulunduğu noktalarında birleşir. Buna göre zeka, bireyin doğuştan sahip olduğu, kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen ve merkez sinir sisteminin işlevlerini kapsayan; deneyim, öğrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir bileşimdir..
1. ile 2 yi kısaca incelersek görürüz ki, 1. de, ancak birbirine karşı belirlenmesi gereken iki kavram, bu göreliliğinden birdenbire kurtulup, ayrıcalıklı iki noktada kendi kendine belirlenmektedir. 2. de ise sonsuzda bulunan, onun için de belirlenemeyen bir veya iki noktanın, belirlendiği ileri sürülmektedir. Demek ki, 1.de de 2. de de kavramların yerini saptamaya olanak yoktur. Sonuç olarak da hem 1., hem 2. salt kavram bakımından metafiziğin çelişkili olduğunu gösterir.
Doğru sonsuz bir çizgidir ve sonsuzda bulunan bir ucu mutlak somutu, öteki ucu ise mutlak soyutu ifade eder. Örnek: Hegel (Phaenomenologie des Geistes, sa. 79-306, F. Meiner, 1937 basımı) de bilincin ilk hareket ettiği mutlak veri noktası ile, eriştiği en soyut kavram ki, sonsuz adını da taşımaktadır.
Akıl maddesel bir bağı olmadığı için gösteremezsin..Şuanda ben bu topic kısmına saçma yazı yazmamak için uğraşıyorum..Burada akıl var..
LiOP topic kendi düşünceleriyle yazı yazıyor ..Buda onun akıllın olmadığını gösterir..
Gözde verdiğin cevap beyin ile ilgili ben sana akıllı göster dedim..
AKILLI GÖSTER. BU AKIL DE BANA SANA EVRİMİ KABUL EDECEĞİM:::..
BANA SOMUT OLARAK GÖSTERECEKSİN OZAMAN SANA İNANACAĞIM.....
Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa,,,,,, yöntemli bir çabayla yanlışa ulaşmayı yeğlerim. DESCARTES
Bir fikrin tek çöküş nedeni onu bilmeyenler tarafından savunulması ve anlatılmasıdır... ...
Yalanla bataklık arasında hiçbir fark yoktur...... İkiside dibe doğru çeker.
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Kendine güveniyorsan bildiğini sorgularken, sorduğun sorunun cevabını aldığına tam tatmin olunca kadar sorgula o zaman istediğin cevaplar seni bulacaktır.......?
Cevapları uzaklaştırmak değil yakınlaştırmak daha iyi bir sonuç verecektir..
Sana prof'ler değil kendin olarak yetersin..Yeterki kendi bildiğini sorgularken M harfini değiştirerek değil..Değiştirmeden yapmaktır...M Harfi M kalacaktır..O zaman zorlanmazsın..
TEKRAR BELİRTİYORUM..::::
""""Bu hayvanlar niye yaşıyor..Niye kendini savunuyor..Niye birbirlerine benziyor..
Güzel kardeş TANRI tek insanları yaratsaydı..Darwin de olmayacaktı.. """"
http://img339.imageshack.us/img339/8809/jocondefffvx0.jpg
BU RESİM BİR RASTGELE OLUŞUMLA OLUŞTU...YANİ BOYA,KAĞIT,KALEM ve FIÇA bir araya geldi bu resmi oluşturdu..Bu resim bir rastgele oluşumdur..
Bu resim kendiliğinde oluştu..bu resimin ressamı yoktur..
Yani bu mükemmel resimin ressamı olması gerekmez mi?
Bu resim nasıl oluştu o zaman..
Boyalar mükemmel bir karışım nasıl hazırladı..
Bu boyalar nasıl bir insan teni oluşturdu...
Sorular var cevaplaı yok...
İŞTE SİZİN SAVUNDUĞUNUZ EVRİM BÖYLE ŞEYDİR...RESSAMI VAR AMA ONU GÖRMEYELİM::..
AMA KARDEŞ RESSAM YANINDA DURUYOR..VE BU MONALİSA TABLODUR::..
- BEN YAPTIM DİYOR..
- SEN YOK BU BİR RASTGELE OLUŞDUR DİYORSUN..
RESSAM BU RESİMİ NASIL HAZIRLADIĞINI SANA ANLATIYOR::..
- YOK RASTGELE OLUŞUMDUR..BU RESİM...
- GERÇEK OLAN MONALİSA TABLO VARDIR::..VE BUNUN BİR RESSAMIDA VARDIR:.
- SEN BİLDİĞİNLE KAL:...
O zaman bu mükemmel resimin bir ressamı olması lazım bu resimi çizmesi, sonra da boya ile buna renk vermesi lazımdır..
Ressam olmazsa resimde olmaz..O zaman resimin olması için bir ressam olması lazımdır..
RESİMİN ALTINDA küçük harflerle resimi yapan ismi yazıyor..
EVET GÖZLERİNİ KAPAT..GÖKYÜZÜNE VE TABİATA BAK O ZAMAN GERÇEK OLANI GÖRECEKSİN:.UNUTMAKİ GERÇEKLER HEP YANI BAŞIMIZDADIR::..
UZAKLAŞTIRAN SADECE BİZLERİZ:::...
Hatam olmuşsa af ola..TŞKLR...
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
simonuniti
15-03-2007, 23:59
Gözde verdiğin cevap beyin ile ilgili ben akıllı gösterdi dedim..
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Evet guzel soz Mete.Simdi 10 saniyeligine gozlerini kapat ve sadece bir seyler dusun
varligini hissetmeye calis.
Gozun kapaliyken dusuncelerin,hislerin,aklini kullanma yetin nerede yogunlasiyor?Su
an ben bunu yaptim ve yogunlugun kafamda bir yerde ama agzimda degil beynimde
hissettim bu yogunlugu.Gozde arkadas bunu demeye calisiyor sana aslinda.
Gozlerinle bir yere baktiginda ayaklarindan algilamazsin dunyayi,kafandaki yapiyla
algilarsin cevreni.Madem akil soyut bir sey de neden beynini kullaniyorsun aklini calistirmak
icin?Yaratici neden beyne ihtiyac duysun soyut bir seyi kafaya yerlestirsin.Bu soyut kavramlara
ulasmak ne kadar da kolaymis boyle. :wink: *
Beynimizdeki milyarlarca noron ne ise yariyor acaba dusunmek lazim.Bu noronlar sadece ben
emir verdigim zaman kolumu hareket ettirmemi yariyor?veya vucudumun herhangi bir yerine
komut vermemimi sagliyor.O kaadar basit degil.Senin soyutluk kavramlarin beynin 100 de 100
islevinden gelmektedir.
Illa da inancli olacam derken bu gercegi goz ardi etme.Bir yaraticiya inanarak ta maddeye inanabilirsin.Bu kotu bir sey degil,ben inancli birisi olsam oyle yapardim.Bir tanriya inaniyorsun
diye aklinin soyut oldugunu iddia edemezsin.
Gecenlerde Mhmmd abim guzel bir laf etti,Nedensellik...Eger bir tanri varsa bile fizik kurallarina
uymak zorunda,yoksa kendiisini var edemez.ayni sekilde seni de beni de.O yuzden beyninde
her ne oluyorsa bir sebebi olmali bir seyin nedenini soyut kavramlarla aciklayamazsin.soyutluktan kurtulmak lazim.
simonuniti arkadaşım yazdıklarını karşı değilim..Ama sen beyinin faaliyetlerini anlatıyorsun..Gözlerini kapat sonra gökyüzüne ve tabiata bak..bu mükemmel düzenek kendiliğinde nasıl var olmuş...
Akıllı gösteremezsin çünkü o bir soyuttur....Bana somut olarak kardeş bu Akıl diyemezsin..Çünkü o zaman fizik kurallarına ayrı bir olay çıkar..
Maddesel bir boyut olmayan ama varlığı olan bir soyut kavramdır..
O zaman TANRI vardır..Ama onu maddesel yada şekilsel olarak yorum yapmamız olmaz..
Akıl gibi Tanrı vardır.Ama bizler onu göremeyiz ...Maddesel yada şekilsel yorum olmaz çünkü var ama nasıl olduğunu bilmemiz olanaksızdır..
Akıl var çünkü gözlerini kapatın sonra gökyüzüne ve tabiata baktın bunun bir yaratıcı tarafından yaratıldığını söyledin..O zaman işte akıllın göstergesidir...
Bende Akıl olmazsa Evrime Tek kaynaktan bakmakla kalacağım..sonra Evrim var ama Tanrı yok diyeceğim...O zaman bende Akıl yok demektir..
Çünkü İnsanların beyinlerinin yalnızca belli bir bölümü kullanarak yaşarlar..Yani Akıl isterse tek kaynak değil tüm kaynaklardan yararlanarak istediği tüm soruların cevaplarını bulabiliyor...
Evrimin mantıksızlığı işte orda ortaya çıkıyor..bu mükemmel düzenek kendiliğinden değil..bir yaratıcı tarafında yaratıldığı ortaya çıkıyor...
Evrimin yani rastgele oluşum olsaydı..Bu dünyada mükemmel düzenek olmazdı..
Darwin hayvanların şekilleriyle bu teoriyi atmamış mı?
Tabiat ve gökyüzünde kusurlu bir olay görmedim..sonradan insanlar tarafından oluşturanlan sanayileşme sayesinde olmuştur..
Bunun yanında evrim mutasyon geçiren bir canlıyı evrimleştiğini savunuyor.
Eğer bu mustayon geçiren bir canlı evrimleşmişse ... neden mutasyon geçiren düzgün bir canlı kavramına girmiyor..
Canlılarda olsun dünyada olsun bir kusur olmadığını görmek için gözlerimiz yeter..
Darwin bu dinleri görmeden yola çıkan bir bilim adamıdır..
Sizlere güzel cevap gelince bu Harun Yahyacı..bu bilmem kim..bu prof değil..Bu kendi alanı değil demekle kalıyorsunuz..
Ben genellikle tek kaynak altında çalışmıyorum..Tek kaynak olarak baktığımızda sen haklısındır.Ama tüm kaynaklardan yararlandığında haklı olmadığın ortaya çıkıyor..
İnsanları karalamadan önce bilgilerinden yararlanmak lazımdır..
Newton bir isevi görüşüne sahipti ama tek Tanrı inançına inanıyordu....Kendisi bir Fizikçiydi ve tek Tanrı inançını kabul ediyordu..
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
"
İsaac Newton 1642 senesinin yılbaşı gecesinde doğdu. Henüz küçük bir çocukken su saatleri, rüzgâr değirmenleri, uçurtmalar ve güneş saatleri yaptı ve öteki çocuklardan daha yükseğe sıçramak için rüzgar gücünden akıllıca faydalandı. Komşu köylerdeki okullar ve Grantham’daki King’s School ile beslenen genç Newton’un zihnî kabiliyeti ve inanılmaz düşünce gücü, yavaş yavaş dikkatleri çekti. Çiftçilik sanatını öğrenmesi için annesi tarafından eve çağrılan Newton, atalarının mesleği ile hiç ilgilenmeden, bütün zamanını ağaçların altında kitapları ve hesapları ile geçirdi. Sonunda Cambridge’de okumuş olan dayısı araya girerek, Newton’un Cambridge Üniversitesi’ne hazırlanmak üzere, Grantham’daki okuluna geri dönmesini sağladı.
Newton çağdaşlarının kafasını kurcalayan fizik ve matematik sahalarındaki soruların cevabını aramaya başladı. Ocak 1665 tarihinde üniversiteden mezun oldu. 1667 yılında Kalkülüsü geliştirdi. Endülüslü fizikçi el–Heysem’den asırlar sonra da olsa, beyaz ışığın gökkuşağındaki renklerin hepsinin bir karışımı olduğunu keşfetti ve deneyle de olsa, matematik açıdan bir çekim kanunu buldu. Öbür taraftan Newton, herşeyden çok, dinin eski zamanlardaki gibi saf ve güçlü olmasını ve insan hayatının merkezine yerleşmesini arzuluyordu. Newton’un hedefi, modern bilimin hedefinden çok daha büyüktü. Modern bilim yalnızca tabiat bilgisi üzerinde odaklanmıştı. Fakat Newton’un hedefi, fıtrî kanunlar kadar, dinî kanunları da ihtiva eden bir bilgiye ulaşmaktı. Allah ve yarattıkları arasındaki münasebeti belirlemeye yönelik derin bir dinî arzusu vardı ve bu sebeple ilahî ve fıtrî prensiblerin birleşip kaynaştığı Allah’ın isimlerinin tabiata nasıl aksettiğini anlamaya çalıştı. Netice olarak Newton’un metodu teoloji, simya, tarih ve antik dünyadan edindiği bilgileri ihtiva ediyordu. Newton tabiata Yaradanı görmek için bakıyordu, yaşlılığında, kendisini, gerçeğin engin okyanusu kıyısında oynarken, düzgün bir çakıl taşı veya güzel bir deniz kabuğu bulunca sevinen bir çocuk olarak tarif ediyordu. Bunu söylerken aslında hiç de gereksiz bir alçakgönüllülük yapmıyordu. Ayrıca Newton, Cenab–ı Hakk’ın heryerde hazır ve nâzır olduğu gerçeğini de kabul ediyordu.
Onyedinci yüzyılda Hristiyanlık teslise (yani Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh’un varlığına ve birliğine) inanıyordu. Newton ise, bu üçünün birbirine eşit, eş derecede, sonsuz ve neticede tek bir varlık oldukları inancını kabul etmiyordu. Halbuki Newton’un Cambridge’de öğretmenlik yapabilmesi için, yedi sene sonra Anglikan Kilisesi tarafından papazlığa kabul edilmesi gerekiyordu. Bu şart yerine gelmezse, Newton’un öğretmenliği bırakması gerekecekti. Onun için Hristiyanlık’la ilgili yazılan kitapları incelemeye başladı. Bu kitaplar arasında, üçüncü ve dördüncü yüzyılda yaşamış bir din adamı olan Arius’un görüşlerinin izlerini buldu. Ayrıca Hz. İsa’nın (Oğul Tanrı) tabiatı üzerine yapılan tartışmalara rastladı. Bu tartışmalarda, 325 yılında İznik Konseyi adı verilen bir kilise konseyinin Hz. İsa’nın Baba Tanrı ile aynı maddeden oluşmuş bir oğul olduğu görüşüne karşı, Arius; Hz. İsa’nın Allah’dan doğmadığını fakat yaratıldığını savunuyordu. Newton, bu belgelerin ışığı altında Arius’un haklı olduğu kanaatına vararak, Hristiyanlığın 325′ten bu yana teslisi kabul etmekle büyük bir hata içinde olduğu sonucuna vardı. Ama bu inancını o zaman dinsizlikle suçlanmak, üniversiteden atılmak, hattâ matematik kürsüsündeki yerini kaybetmek korkusundan dolayı gizledi.
Newton, gerçek sebebini belirtmeden, papaz olmak istemediği mesajını vermiş, saraydan da üniversitedeki papaz olma gerekliliğini kaldıracak olan sürekli bir özel izin almıştı. Prof. Newton böylece, hem teslise inandığını söyleyerek yalan yere yemin etmekten kurtulmuş, hem üniversitedeki işinden de olmamıştı. Hayatının sonuna kadar Arian kalan Newton, son günlerinde İznik bildirisi yerine geçecek kendine ait bir Arian Bildirisi hazırladı.
Newton esir (eter)’in varlığına da inanıyordu. Newton yeni mekânikçi tabiat felsefelerini daha üniversite yıllarında öğrenmişti ve mekânikçi bir yerçekimi yaklaşımını benimsemişti. Bu yaklaşımına göre, algılanamayacak eter (esir) parçacıkları, nesneleri yeryüzüne doğru iten bir baskı oluşturmaktaydı. Öğrencilik yıllarında tuttuğu defterde, parçacıkların bu basıncından yararlanarak sürekli hareket sağlayan iki makine taslağı bile hazırlamıştı. Bu makine taslaklarından biri su değirmenine benzemekteydi; ötekinin de pervaneleri vardı ve daha çok yel değirmenini andırıyordu. Her ikisi de, yerçekimine sebep olan mekanik esir akışının tesirleri ile çalışacak biçimde tasarlanmıştı.
Newton her bilim adamında rastlanan ilmî şüpheye sahip, ağzı kapalı birisiydi. Çok az şaka yapardı. Zaman zaman yemek yemeyi unutarak ve çok az uyuyarak, oldukça verimli ve sıkı bir biçimde çalışırdı. Bazı zamanlar bir yere gitmek için evden dışarı çıkacağı anlarda eski bir problemle ilgili aklına yeni bir düşünce gelir ve hemen çalışma masasına geri dönerek yeniden yazmaya başlardı. Hattâ bunu yaparken oturmayı bile unuturdu.
Newton gibi dâhilerin hayatları, düşünceleri ve gayretleri, faydalanabileceğimiz ders ve ibretlerle doludur. Bu itibarla bu şahsiyetlerin bilinmeyen enteresan yönlerinin ortaya konulması çok faydalı olacaktır. Bunları tebârûz ettirecek çalışmalara ihtiyacımız var.
Arius (…-336)
260 tarihlerine doğru İskendiriye’de doğmuş, 336′da İstanbul’da ölmüştür. Ariusçuluk olarak tanınan bir dinbilim anlayışının doğmasına yol açmıştır. Hz. İsa’nın kişiliği hakkında Aleksandre ile arasında 318′e doğru baş gösteren anlaşmazlık, Hristiyan kilisesini ikiye bölmüş ve Roma İmparatorluğu’nda kargaşalıklara sebep olmuştur. Hz. İsa’nın yaratılmış, sonlu bir yapısı olduğunu ileri süren bu anlayış, yerleşmiş anlayışa meydan okuyan en belli başlı heretik görüş olarak Kilise’nin ilk zamanlarında reddedilmiştir.
İskenderiye bölgesindeki bir Hristiyan cemaatinin ahlâkî önderi olan Arius, Allah’ın mutlak tekliğini en yüksek yetkinlik olarak gören Yeni–Platonculuğu, Yeni Ahit metinlerini açıklamaya yönelik gerçekçi, mantıkî bir yaklaşımla birleştiren çağrısı ile, insanları çevresine toplamıştır. Yaklaşık 323′te başlıca eseri Thalia’nın (Şölen) kafiyeli mısralarında dile getirdiği bu bakış açısı, işçiler ve gezginler için yazılan halk şarkılarıyla dört bir yana yayılmıştır.
İsa’nın Allah ile aynı kutsal yapıya sahip olduğunu reddetmesi üzerine, Mayıs 325′te Nikaia (İznik) Konsili, Arius’u heretik (dinden çıkmış) ilân etti. Anadolu’daki meslektaşlarının ve imparatorun kızı Konstantia’nın onu desteklemeleri tesirli oldu, Arius sürgünden döndü ve uzlaşmacı bir yolun kabul edilmesinden sonra yeniden kiliseye kabul edildi. Ama bir süre sonra Arius, İstanbul’da sokakta dolaşırken düşüp öldü.
"
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Alıntı::Newton hakındaki yazım.:.:::
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa,,,,,, yöntemli bir çabayla yanlışa ulaşmayı yeğlerim. DESCARTES
Bir fikrin tek çöküş nedeni onu bilmeyenler tarafından savunulması ve anlatılmasıdır... ...
Yalanla bataklık arasında hiçbir fark yoktur...... İkiside dibe doğru çeker.
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Kendine güveniyorsan bildiğini sorgularken, sorduğun sorunun cevabını aldığına tam tatmin olunca kadar sorgula o zaman istediğin cevaplar seni bulacaktır.......?
Cevapları uzaklaştırmak değil yakınlaştırmak daha iyi bir sonuç verecektir..
Hatam olmuşsa af ola..TŞKLR...
Günümüzde mevcut olan bazı maddelerden yola çıkarak bir kaç soru sormak istiyorum, müsadenizle.
1-) Adana kebap zaman içersinde evrim (tesadüfler) sonucu oluşabilirmi?
2-) Bir biber kıyma ve pirinc ile zaman içersinde etkileşime girerek dolma olabilirmi?
3-) Uygun şekilde kesilmiş tahta parçaları zaman içersinde bir masa oluşturabilirmi?
4-) günümüzdeki bir herhangi maymun, şebek, babun v.s yaşadığı kötü koşullardan sıkılıp insanlara imrenerek ya da eziklik hissederek bir insana dönüşebilirmi (milyonlarca yıl sonra).
5-) Köpekler ve kediler sürekli insanlar ile yan yana yaşıyorlar ancak insanlar sevgi adı altında sürekli onları eğlence aracı olarak kullanıyorlar ve 2. 3. 4. sınıf varlık muamelesi yapıyorlar. Bir gün kedi ve köpekler de gelecek nesillerini bu durumdan kurtarmak için gelişme ve evrilme ihtiyacı hissederlermi?
6-) Hıııım, birde şu var merak ediyorum, atomlar neden yemeye, içmeye ve de bunların sonucunda *tuvalet ihitayacını gidermeye, ayrıca düşünmeye, görmeye, duymaya ihtiyac duymuşlarda canlı dediğimiz şeyleri oluşturmuşlar. Görmenin, duymanın, düşünmenin, sindirim sisteminin, dolaşım sisteminin v.s ne olduğunu nerden bilmişlerde bunları birleştirecek bir yapı inşa etmeye girişmişler. Neden böyle bir düzen oluşmuş. yoksa atomlarda bizim gibi düşünen canlılarmı? Öyleyse ya da değilse atomlar nereden ve neden evrilmişler. Dünyaya ve yaşam koşullarına ayak uydurmak içinmi? Doğal seleksiyon, atomları neden SELEKTİRME içine sokmuş?Ya da atomlar neden SELEKTİRİLME ihtiyacı içine girmiş. Oysa taş ol daha dayanıklı olursun, ne gerek var göze kulağa, beyine?? Merak işte....
* * * Normalde bu tarz yazmam . alaycı bir yaklaşım sergilediysem özür dilerim. Sadece kara mizah yapmak istedim.
Sevgi ve saygılarımla
Sayın Kursata, sizden bir ricam olacak rastlantı ve zorunluluk nedir lütfen araştırın sonra ister kara mizah yapın, ister komedi ama traji-komik duruma düşmeyin.
*Ne anlama geldiklerini iyice anlarsanız bu sözlerinizden vazgeçersiniz ve evrime karşı çıkmak için daha sağlam düşünceler üretirsiniz, çünkü yazdıklarınızı çürütmek son derece kolay. Bunu da burada herkes yapabilir.
Bu arada hoşgeldiniz.
Selamlar.
Sayın kursata,
Bir bilardo masası düşünün (patenti bana ait) :) üzerine yüzlerce top koyuyorsunuz hepsini sürtünmesiz bir ortamda hareket ettiriyorsunuz.
Birbirlerine çarpıp duruyorlar, bir kısmı masanın deliklerinden yuvarlanıp yok oluyor, bir kısmı üzerinde kalıyor ve hareket etmeye devam ediyor.
Zamanla bir bakıyorsunuz ki geride kalan tüm bilardo topları artık ya birbirine çarpmadan hareket ediyor, ya da çarptıklarında aynı vektörleri diğer topa iletiyor ve bu düzen değişmeden tekrar edip duruyor.
Sonra bilardo masasının karşısına geçip üzerinde muazzam ve muntazam bir şekilde hareket eden toplara hayranlıkla bakıyor ve "vay canına, bu toplar bu şekilde hareket etmeleri gerektiğini nerden biliyorlardı da, bir kısmını çarparak masanın altına gönderirken bunlar böyle mükemmel bir düzen içinde kalabildiler, muhakkak bunları bu şekilde mükemmel hareket ettiren onların dışında bir kuvvet, üstün bir akıl olmalı" diyorsunuz...
olay bundan ibarettir.
Hiçbir top sonucunu baştan hesaba katarak harekete başlamadı. herşey bir kaostan elene elene düzene kavuştu.
gozeneli
31-03-2008, 12:45
Hangisi hayal ürünü?
1 Bundan 1400 yıl önce bir Arap diyor ki :gökten melek geldi ben okuma bilmezdim bana oku dedi ve bana gökte olan yaratıcıdan mesaj getirdi.
Sonra bu mesajlar zamanla çogaldı Kuran oldu bende elçisiyim.Kuranda olanlar Yaratıcının sözleridir.O yaratıcı önüne çıkanla konuşmaz yalnız benimle konuşur benden sonrada Yaratıcıyla konuşabilecek biri gelmeyecek.
2 Her türlü canlı bulundugu ortama uyum saglıyor.Dinazor kemikleri bulunuyor (acaba adem bir dinazor muydu). İnsanların ömrü uzuyor , boyu uzuyor,beyinleri büyüyor.
Degişen ortama uyum saglayamayan canlılarda yeryüzünden siliniyor.Bu görüşler içinde geçerli,
degişiklere ayak uyduramayan görüşlerde yavaş yavaş yok oluyor (acaba hangi görüşü kast ediyorum bilen var mı)
Merhaba,
* * *K.C arkadaşım, örneğin çok güzel. Ancak dediğin gibi "masanın patenti sana ait" ve de vuruşu sen yapıyorsun *:) (bilmem anlatabildimmi). Gelelim gözeneli arkadaşımızın yazdığına. Dediğinizin bir kısmı doğru canlılar çoğunlukla bulundukları ortama ayak uyduruyor, uyduramayanlar zaten yok oluyor. Ancak bulunduğu ortama ayak uydurmak için bir canlının uzuv geliştirmesi veya uzuv eksiltmesini nasıl açıklayacağız. Bu bir fantazi olmazmı! Bir canlı dişlerini isteyerek, dışarıdan müdahale olmadan sivriltip uzatabilirmi. Okyanusları çok seven birisi orada da yaşayabilmek için yeni solunum sistemi geliştirebilirmi? *Diyecek olursanız "aman efendim siz evrimi anlamamışsınız" derseniz gelecek yazımda size dah da ayrıntılı bir yazı da yazarım. Gelelim vgm arkadaşımıza. Ben rastlantı ve zorunluluk üzerine oldukça fazla araştırma yaptım. Evrim teorisinin ne anlatmak istediğini de çok iyi biliyorum. Ancak taktir edersiniz ki burada yazılan her şey evrim, yaratılış, bilinçli tasarım v.s hepsi söz ile çürütülebiliecek şeylerdir. Netice de hepsi teoriden ibarettir. Evrim yerçekimi kanunu gibi değildir. Kesinliği tam olarak ispatlanamamıştır.Şüpheli ve eksik yönleride oldukça fazladır. Her şey bilim demek olabilir ancak mevcut bilim her şey demek olmayabilir. Konunun bir başka boyutu asıl traji komik olan kısmı benim bir önceki yazımda sorduğum soruların olma ihtimali evrim teorisi içersinde mümkündür. Aksini belirtmek evrimi anlamamak demektir.
* * Dahada önemli bir konu; hala evrim diyeceksek ne malum bir yaratıcının bu yöntemle yaratılışı gerçekleştirmediği? Neticede bu da bir görüş. Anlaşılamayacak nokta şu ki, "neden ısrarla yaratıcıyı inkar". Şimdi bu kadar canlı çeşitliliğinin evrim ile oluştuğunu söylüyorsak benim "adana kebap'ın evrim yolu ile oluşması" ihtimalim neden traji komik oluyor. Hadi *kebapı da geçtim bir masa parçalarını doğada bıraksak bunlar milyonlarca yıl içersinde birleşip düzgün masa oluşturamazmı? Yoksa masanın veya kebapın içeriği bir hücreneninkinden, primatınkinden, gözden, kulaktan, burundan v.s dahamı karışık ve imkansız?Son olarak şunu eklemek istiyorum "evrimi reddetmeye olanak yoktur" benzeri cümleler bilimin özüne ters ve de bilim dışıdır. Bu söz sadece dogmatik bir bakış açısını ifade eder.
Sevgi ve Saygılarımla
Kürşat Osman ALIMLI
"evrimi reddetmeye olanak yoktur" benzeri cümleler bilimin özüne ters ve de bilim dışıdır. Bu söz sadece dogmatik bir bakış açısını ifade eder. kursata
* Sayın kursata yukarıdaki cümleniz gerçeği ifade etmektedir, katılmamak elde değildir. Eğer rastlantı ve zorunluluğu tanımlarsanız sevinirim aynı şeyleri mi kastediyoruz. Kulladığınız kelimeleri tanımlamak çok da zor olmasa gerek.
* Selamlar.
Tekrarda merhaba,
* vgm arkadaşımız ile rastlantı ve zorunluluk hakkında aynı şeyleri bildiğimiz ve düşündüğümüze inandığım halde, yazdıklarımda eksik anlatım olması ihtimalini de göz önüne alarak bir açıklama yapmam doğru olacaktır.(Uyarı için teşekkürler). Açıklama diyorum çünkü rastlantı ve zorunluk bir iki kelime ile tanımlanacak kavramlar değildir. Müsadenizle konuyu bir iki örnek ile açıklamak istiyorum.
*1. Elimize bir elma alalım ve 5 katlı bir binanın çatısına çıkalım. Bu elmayı elimizden bıraktığımız zaman yer çekimi kanunu dolayısı ile yerkabuğu üzerine düşmesi ihtimali kaçınılmaz yani"zorunluluk" tur. Ancak elimizden bıraktığımız bu elmayı alt katlarda bulunan bir kişinin tutması veya şiddetli bir rüzgarın çıkıp bu elmayı uçurması da "rastlantı" dır.
2. Bir insan DNA'sının varolması için gerekli tüm koşulları sağladığımızı ve de DNA 'yı laboratuvar şartlarında ürettiğimizi var sayalım. Bilinen bütün koşulları eksiksiz yerine getirdiğimizde DNA'nın ortaya çıkması kaçınılmazdır yani "zorunluluktur". Ancak bu üretim esnasında laboratuvarımızın çatısının uçması ve DNA'nın ultraviyole ışınına maruz kalarak parçalanması/bozulması da rastlantıdır.
3. *Bir dinamiti alıp fitilini uzak bir mesafeden ateşleyelim. Fitil sonuna gelindiğinde dinamitin patlaması zorunluluktur, bu esnada hava çok güzel ve açık olmasına rağmen birden yağmurun yağması veya ortalıkta bizden başka kimsenin olmamasına rağmen aniden bir aracın fitilin üzerinden geçmesi sonucu fitilin yanmasının yarıda kesilmesi gerçekleşirse bu da rastlantıdır.
Örnekler çoğaltılabilir, ayrıca örnekler dialektik veya paradox anlamları yönünden de incelenebilir. Fakat amacım rastlantı ve zorunluluğun ne olduğunu açıklamak olduğundan bu kadarı yeterli diye düşündüm.
Özet olarak bir olayın gerçekleşmesi tek bir şarta ya da *şartlar bütünlüğüne bağlıysa ya da olmazsa olmaz koşulları taşıyorsa zorunluluktur. Rastlantı ise bir olayın gerçekleşmesi için herhangi bir sebep ve sonuç ilişkisine ihtiyac olmamasıdır.
* * * *Benim bu başlıktaki ilk gelmek istediğim nokta ise şudur.Bilim ve din birbirinden farklı şeylerdir. Bilim ile dini açıklamaya çalışmak çok büyük bir yanlıştır(bu sözüm bilim ve din birbirine zıttır anlamında değildir). Bu dinin ve inancın özüne çok terstir. Nedeni ise çok basit din de gaibe yani bilinmeyene iman vardır. Dinin özünde sevap vardır, günah vardır, doğru vardır, yanlış vardır, emir vardır, yasak vardır. Hepsinden önce yaratılış amacı olarak kulluk ve imtihan vardır. Şimdi bütün bunların üzerine kesin bir ispat aramak çok yanlıştır. Zaten kesin ispatlar olsaydı dine dair bütün kavramlar ortadan kalkar inanan inanmayan diye bir şey olmaz dı. Düşünsenize yaratıcıyı aşikar bir şekilde görüp duyabilsek ve de yaratıcı her şeye müdahale etse kötülerin hepsinin cezası mucizevi bir şekilde gerçekleşse "din" kavramı diye bir şey olurmuydu.
* * Ateistliğinde, dinin ve inanclarında *bilim ile açıklanmaya çalışılması veya bilimin bu görüşlere destek haline dönüştürülmeye çalışılması kısır bir döngüdür sadece. Birileri evrim var tanrı yok der, birileri evrim yok tanrı var der. Sonra birisi çıkar tanrı kainatı evrim ile yarattı der, birisi çıkar şöyle der böyle der uzar gider....Mevcut bilgilerimiz dahilinde evren yaratıldı demekte mümkündür, kendiliğinden oluştu demekte. Bu bizlerin teorileri yorumlamamızla alakalı bir durumdur. Kimse "bizim elimizde kesin kanıtlar var, bunu reddetmek mümkün değildir" diye ortaya çıkmamalı..Dediğim gibi iman etmek gaibe dir (bilinmeyenedir). Dinin özü budur. (Dinin özü hakkında ayrıntılı bir yazı yazacağım)
* * *Bu konuda en gerçek bilgi hala yaşamın nasıl oluştuğuna dair insanlığın elinde kesin kanıtlar olmadığı ve de bunu çözebilmekten çok uzak olduğumuzdur.
Sevgi ve saygılarımla
Kürşat Osman ALIMLI
Sayın kursata,
farz edelim ki bilardo toplarına ilk hareketi veren benim (aslında örneğin patenti bana aitti ama hadi masanın patentini de alayım, parasıyla değil nasıl olsa, hayal kurunca oluyor) peki ben bu ilk hareketi verirken o topların en son mükemmel dizaynını baştan tasarlayarak mı hareket ettirdim onları. Rastgele bir hareket sonucu da farklı bir düzen oluşmaz mıydı? Oluşurdu...
Doğal seleksiyondan farkı yok bu topları masa altına göndermenin.
Peki ilk hareketi bir şey verdi diyelim. Bu şey'e üstün akıl v.s. diyemiyorum çünkü sonucu planlanmamış, tasarlanmamış bir düzen için ilk hareket ettirenin akıllı olmasına gerek olmadığını üstteki örneğimle ispatlamış gibiyim.
Bu ilk hareketin bir ŞEY tarafından oluşturulmuş olması o ŞEY'in Kur'an gibi bir kitabı ve 124.000 peygamberi göndermiş olduğunu ispatlar mı?
gozeneli
01-04-2008, 13:28
Din yada Kuran muhamed tarfından yazılan bir hayal ürünüdür.
Evrim doganın yazdıgı ve hala yazdıgı bir gerçek.
Muhamed'e soramıyorum delilin ne diye ancak Kuran'dan okuyabiliyorum ve okuduklarımıda pek begenmiyorum.
Ama doganın gerçekleri ortada.
"""Neyin hayal ürünü olduğu ortadır.Evrim TEORİSİ yani ispatı yapılmamış bir teoridir.:::
Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa,,,,,, yöntemli bir çabayla yanlışa ulaşmayı yeğlerim. DESCARTES
Bir fikrin tek çöküş nedeni onu bilmeyenler tarafından savunulması ve anlatılmasıdır... ...
Yalanla bataklık arasında hiçbir fark yoktur...... İkiside dibe doğru çeker.
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Bu hayvanlar niye yaşıyor..Niye kendini savunuyor..Niye birbirlerine benziyor..
Güzel kardeş TANRI tek insanları yaratsaydı..Darwin olmayacaktı..
Hatam olmuşsa af ola..TŞKLR...
Kendine güveniyorsan bildiğini sorgularken, sorduğun sorunun cevabını aldığına tam tatmin olunca kadar sorgula o zaman istediğin cevaplar seni bulacaktır.......?
Cevapları uzaklaştırmak değil yakınlaştırmak daha iyi bir sonuç verecektir..
Sana prof'ler değil kendin olarak yetersin..Yeterki kendi bildiğini sorgularken M harfini değiştirerek değil..Değiştirmeden yapmaktır...M Harfi M kalacaktır..O zaman zorlanmazsın..
"""DARWİNCİK bu teoriyi nerden ortaya çıkarmıştır..Bu teori neyi temel alarak ortaya çıkmıştır."""
ya kardesler merak edıyorum hersey tesadufler uzerıne oluyor,ama nasıl bu kadr mukemmel oluyor? dun ewımın onunde bı dınazorla oynadım desem hangınız ınanır bana? TESADUF DEGIL MI OLDU ISTE?
açıkçası nasıl ki din sahibi insanlar dine sorgulamadan ve direkt olarak inanıyorlarsa aynı yobazlıkta bazı ateistlerde evrim TEORİ(varlığı bilimsel olarak ispatlanmamış şey)'sine bir din gibi inanmaktadır.Yale universitesinde doktora yapmıs bir adamın kitabını okumustum biyolog evrim teorisindeki tutarsızlıkları ve de bilimsel hataları,uydurma çizimleri,yanlıs deneyleri BİLİMSEL dille şüpheye mahal vermeden acıklıyordu.Adamın dinle falan işi yok konuyu bilimsel olarak ele almış.
kitap: http://kitap.antoloji.com/evrimin-ikonlari-bilim-mi-mit-mi-kitabi/
adresinden göz atılabilir,sizden ricam önyargısız her görüşü objektif olarak inceleyin okuyun,bilimsel kaynaklara dayanın,nasıl ki kuranı kerim objektif olarak incelenmişse bir de bu kitabı tüm ön yargılardan uzak olarak bilimsel olarak okuyun.Ben evrim karşıtı degilim ancak bazı evrimciler de en az yobaz dinceler kadar körü körüne inanıyorlar,oysa ki evrim de insani bi inanç bir bilimden çok,ki bu yüzden teori olmanın ötesine geçememektedir.
M.Behe'nin övgüleriyle yayınladığına göre oldukça "bilimsel" bir kitaba benziyor.
Nasıldı o şıracının şahidi bozacımı yoksa bozacının şahidi şıracımı?
amenofis
22-07-2008, 11:01
evrıme koru korune baglanıp ınanmakla
bır melegın bır dagdakı adama oku demesıne ınanması arasında fark yoktur
hersey tesadufı asteroıd vs....
evrıme koru korune baglanıp ınanmakla
bır melegın bır dagdakı adama oku demesıne ınanması arasında fark yoktur
hersey tesadufı asteroıd vs....
O meleği herkes görüyor mu? --yok--
Peki evrimin tartılma konusu yaptığı fosilleri herkes görebiliyor mu?---evet--
Demek ki arada reddedilemeyecek kadar önemli bir fark var.
simonuniti arkadaşım yazdıklarını karşı değilim..Ama sen beyinin faaliyetlerini anlatıyorsun..Gözlerini kapat sonra gökyüzüne ve tabiata bak..bu mükemmel düzenek kendiliğinde nasıl var olmuş...
Akıllı gösteremezsin çünkü o bir soyuttur....Bana somut olarak kardeş bu Akıl diyemezsin..Çünkü o zaman fizik kurallarına ayrı bir olay çıkar..
Maddesel bir boyut olmayan ama varlığı olan bir soyut kavramdır..
O zaman TANRI vardır..Ama onu maddesel yada şekilsel olarak yorum yapmamız olmaz..
Akıl gibi Tanrı vardır.Ama bizler onu göremeyiz ...Maddesel yada şekilsel yorum olmaz çünkü var ama nasıl olduğunu bilmemiz olanaksızdır..
Akıl var çünkü gözlerini kapatın sonra gökyüzüne ve tabiata baktın bunun bir yaratıcı tarafından yaratıldığını söyledin..O zaman işte akıllın göstergesidir...
Bende Akıl olmazsa Evrime Tek kaynaktan bakmakla kalacağım..sonra Evrim var ama Tanrı yok diyeceğim...O zaman bende Akıl yok demektir..
Çünkü İnsanların beyinlerinin yalnızca belli bir bölümü kullanarak yaşarlar..Yani Akıl isterse tek kaynak değil tüm kaynaklardan yararlanarak istediği tüm soruların cevaplarını bulabiliyor...
Evrimin mantıksızlığı işte orda ortaya çıkıyor..bu mükemmel düzenek kendiliğinden değil..bir yaratıcı tarafında yaratıldığı ortaya çıkıyor...
Evrimin yani rastgele oluşum olsaydı..Bu dünyada mükemmel düzenek olmazdı..
Darwin hayvanların şekilleriyle bu teoriyi atmamış mı?
Tabiat ve gökyüzünde kusurlu bir olay görmedim..sonradan insanlar tarafından oluşturanlan sanayileşme sayesinde olmuştur..
Bunun yanında evrim mutasyon geçiren bir canlıyı evrimleştiğini savunuyor.
Eğer bu mustayon geçiren bir canlı evrimleşmişse ... neden mutasyon geçiren düzgün bir canlı kavramına girmiyor..
Canlılarda olsun dünyada olsun bir kusur olmadığını görmek için gözlerimiz yeter..
Darwin bu dinleri görmeden yola çıkan bir bilim adamıdır..
Sizlere güzel cevap gelince bu Harun Yahyacı..bu bilmem kim..bu prof değil..Bu kendi alanı değil demekle kalıyorsunuz..
Ben genellikle tek kaynak altında çalışmıyorum..Tek kaynak olarak baktığımızda sen haklısındır.Ama tüm kaynaklardan yararlandığında haklı olmadığın ortaya çıkıyor..
İnsanları karalamadan önce bilgilerinden yararlanmak lazımdır..
Newton bir isevi görüşüne sahipti ama tek Tanrı inançına inanıyordu....Kendisi bir Fizikçiydi ve tek Tanrı inançını kabul ediyordu..
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
"
İsaac Newton 1642 senesinin yılbaşı gecesinde doğdu. Henüz küçük bir çocukken su saatleri, rüzgâr değirmenleri, uçurtmalar ve güneş saatleri yaptı ve öteki çocuklardan daha yükseğe sıçramak için rüzgar gücünden akıllıca faydalandı. Komşu köylerdeki okullar ve Grantham’daki King’s School ile beslenen genç Newton’un zihnî kabiliyeti ve inanılmaz düşünce gücü, yavaş yavaş dikkatleri çekti. Çiftçilik sanatını öğrenmesi için annesi tarafından eve çağrılan Newton, atalarının mesleği ile hiç ilgilenmeden, bütün zamanını ağaçların altında kitapları ve hesapları ile geçirdi. Sonunda Cambridge’de okumuş olan dayısı araya girerek, Newton’un Cambridge Üniversitesi’ne hazırlanmak üzere, Grantham’daki okuluna geri dönmesini sağladı.
Newton çağdaşlarının kafasını kurcalayan fizik ve matematik sahalarındaki soruların cevabını aramaya başladı. Ocak 1665 tarihinde üniversiteden mezun oldu. 1667 yılında Kalkülüsü geliştirdi. Endülüslü fizikçi el–Heysem’den asırlar sonra da olsa, beyaz ışığın gökkuşağındaki renklerin hepsinin bir karışımı olduğunu keşfetti ve deneyle de olsa, matematik açıdan bir çekim kanunu buldu. Öbür taraftan Newton, herşeyden çok, dinin eski zamanlardaki gibi saf ve güçlü olmasını ve insan hayatının merkezine yerleşmesini arzuluyordu. Newton’un hedefi, modern bilimin hedefinden çok daha büyüktü. Modern bilim yalnızca tabiat bilgisi üzerinde odaklanmıştı. Fakat Newton’un hedefi, fıtrî kanunlar kadar, dinî kanunları da ihtiva eden bir bilgiye ulaşmaktı. Allah ve yarattıkları arasındaki münasebeti belirlemeye yönelik derin bir dinî arzusu vardı ve bu sebeple ilahî ve fıtrî prensiblerin birleşip kaynaştığı Allah’ın isimlerinin tabiata nasıl aksettiğini anlamaya çalıştı. Netice olarak Newton’un metodu teoloji, simya, tarih ve antik dünyadan edindiği bilgileri ihtiva ediyordu. Newton tabiata Yaradanı görmek için bakıyordu, yaşlılığında, kendisini, gerçeğin engin okyanusu kıyısında oynarken, düzgün bir çakıl taşı veya güzel bir deniz kabuğu bulunca sevinen bir çocuk olarak tarif ediyordu. Bunu söylerken aslında hiç de gereksiz bir alçakgönüllülük yapmıyordu. Ayrıca Newton, Cenab–ı Hakk’ın heryerde hazır ve nâzır olduğu gerçeğini de kabul ediyordu.
Onyedinci yüzyılda Hristiyanlık teslise (yani Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh’un varlığına ve birliğine) inanıyordu. Newton ise, bu üçünün birbirine eşit, eş derecede, sonsuz ve neticede tek bir varlık oldukları inancını kabul etmiyordu. Halbuki Newton’un Cambridge’de öğretmenlik yapabilmesi için, yedi sene sonra Anglikan Kilisesi tarafından papazlığa kabul edilmesi gerekiyordu. Bu şart yerine gelmezse, Newton’un öğretmenliği bırakması gerekecekti. Onun için Hristiyanlık’la ilgili yazılan kitapları incelemeye başladı. Bu kitaplar arasında, üçüncü ve dördüncü yüzyılda yaşamış bir din adamı olan Arius’un görüşlerinin izlerini buldu. Ayrıca Hz. İsa’nın (Oğul Tanrı) tabiatı üzerine yapılan tartışmalara rastladı. Bu tartışmalarda, 325 yılında İznik Konseyi adı verilen bir kilise konseyinin Hz. İsa’nın Baba Tanrı ile aynı maddeden oluşmuş bir oğul olduğu görüşüne karşı, Arius; Hz. İsa’nın Allah’dan doğmadığını fakat yaratıldığını savunuyordu. Newton, bu belgelerin ışığı altında Arius’un haklı olduğu kanaatına vararak, Hristiyanlığın 325′ten bu yana teslisi kabul etmekle büyük bir hata içinde olduğu sonucuna vardı. Ama bu inancını o zaman dinsizlikle suçlanmak, üniversiteden atılmak, hattâ matematik kürsüsündeki yerini kaybetmek korkusundan dolayı gizledi.
Newton, gerçek sebebini belirtmeden, papaz olmak istemediği mesajını vermiş, saraydan da üniversitedeki papaz olma gerekliliğini kaldıracak olan sürekli bir özel izin almıştı. Prof. Newton böylece, hem teslise inandığını söyleyerek yalan yere yemin etmekten kurtulmuş, hem üniversitedeki işinden de olmamıştı. Hayatının sonuna kadar Arian kalan Newton, son günlerinde İznik bildirisi yerine geçecek kendine ait bir Arian Bildirisi hazırladı.
Newton esir (eter)’in varlığına da inanıyordu. Newton yeni mekânikçi tabiat felsefelerini daha üniversite yıllarında öğrenmişti ve mekânikçi bir yerçekimi yaklaşımını benimsemişti. Bu yaklaşımına göre, algılanamayacak eter (esir) parçacıkları, nesneleri yeryüzüne doğru iten bir baskı oluşturmaktaydı. Öğrencilik yıllarında tuttuğu defterde, parçacıkların bu basıncından yararlanarak sürekli hareket sağlayan iki makine taslağı bile hazırlamıştı. Bu makine taslaklarından biri su değirmenine benzemekteydi; ötekinin de pervaneleri vardı ve daha çok yel değirmenini andırıyordu. Her ikisi de, yerçekimine sebep olan mekanik esir akışının tesirleri ile çalışacak biçimde tasarlanmıştı.
Newton her bilim adamında rastlanan ilmî şüpheye sahip, ağzı kapalı birisiydi. Çok az şaka yapardı. Zaman zaman yemek yemeyi unutarak ve çok az uyuyarak, oldukça verimli ve sıkı bir biçimde çalışırdı. Bazı zamanlar bir yere gitmek için evden dışarı çıkacağı anlarda eski bir problemle ilgili aklına yeni bir düşünce gelir ve hemen çalışma masasına geri dönerek yeniden yazmaya başlardı. Hattâ bunu yaparken oturmayı bile unuturdu.
Newton gibi dâhilerin hayatları, düşünceleri ve gayretleri, faydalanabileceğimiz ders ve ibretlerle doludur. Bu itibarla bu şahsiyetlerin bilinmeyen enteresan yönlerinin ortaya konulması çok faydalı olacaktır. Bunları tebârûz ettirecek çalışmalara ihtiyacımız var.
Arius (…-336)
260 tarihlerine doğru İskendiriye’de doğmuş, 336′da İstanbul’da ölmüştür. Ariusçuluk olarak tanınan bir dinbilim anlayışının doğmasına yol açmıştır. Hz. İsa’nın kişiliği hakkında Aleksandre ile arasında 318′e doğru baş gösteren anlaşmazlık, Hristiyan kilisesini ikiye bölmüş ve Roma İmparatorluğu’nda kargaşalıklara sebep olmuştur. Hz. İsa’nın yaratılmış, sonlu bir yapısı olduğunu ileri süren bu anlayış, yerleşmiş anlayışa meydan okuyan en belli başlı heretik görüş olarak Kilise’nin ilk zamanlarında reddedilmiştir.
İskenderiye bölgesindeki bir Hristiyan cemaatinin ahlâkî önderi olan Arius, Allah’ın mutlak tekliğini en yüksek yetkinlik olarak gören Yeni–Platonculuğu, Yeni Ahit metinlerini açıklamaya yönelik gerçekçi, mantıkî bir yaklaşımla birleştiren çağrısı ile, insanları çevresine toplamıştır. Yaklaşık 323′te başlıca eseri Thalia’nın (Şölen) kafiyeli mısralarında dile getirdiği bu bakış açısı, işçiler ve gezginler için yazılan halk şarkılarıyla dört bir yana yayılmıştır.
İsa’nın Allah ile aynı kutsal yapıya sahip olduğunu reddetmesi üzerine, Mayıs 325′te Nikaia (İznik) Konsili, Arius’u heretik (dinden çıkmış) ilân etti. Anadolu’daki meslektaşlarının ve imparatorun kızı Konstantia’nın onu desteklemeleri tesirli oldu, Arius sürgünden döndü ve uzlaşmacı bir yolun kabul edilmesinden sonra yeniden kiliseye kabul edildi. Ama bir süre sonra Arius, İstanbul’da sokakta dolaşırken düşüp öldü.
"
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Alıntı::Newton hakındaki yazım.:.:::
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa,,,,,, yöntemli bir çabayla yanlışa ulaşmayı yeğlerim. DESCARTES
Bir fikrin tek çöküş nedeni onu bilmeyenler tarafından savunulması ve anlatılmasıdır... ...
Yalanla bataklık arasında hiçbir fark yoktur...... İkiside dibe doğru çeker.
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Kendine güveniyorsan bildiğini sorgularken, sorduğun sorunun cevabını aldığına tam tatmin olunca kadar sorgula o zaman istediğin cevaplar seni bulacaktır.......?
Cevapları uzaklaştırmak değil yakınlaştırmak daha iyi bir sonuç verecektir..
Hatam olmuşsa af ola..TŞKLR...
katre_07
07-07-2009, 03:28
Evrim bir yasadır.
Doğa yasasıdır..
Dünyanın yuvarlak olması gibi bir yasadır...
Siz yazılanları anlamıyorsunuz galiba.. Benim verdiğim örneği bu kadar aptalca yorumlayanı ilk defa görmüyorum ama, anlayış bekliyorum her yazardan. Dünyanın yuvarlaklığına ve aya gidilmediğine inananlar evrimi de reddeden gafillerdir. Daha doğrusu her şeyi reddeden meczuplar vardır. Ona işaet edildiğini anlamadıysanız, sizde de bir tür sorun vardır.
Evrimi reddetmek elbette şaşkınlıktır. Çünkü bu reddin ben bilimsel temele dayananını görmedim. Evrimi reddetmek yeterli değildir. Ona bir alternatif getirmek gerekmektedir. Behe''nin kitabını okumadım doğrusu ama, evrimi reddediyorsa halt ediyor demektir ve "şaşkın" demektir. Ama evrime bir alternatif getiriyorsa, söyleyecek sözüm yok. Ben Michael Behe ile ilgilenmiyorum. Sizlerle ilgileniyorum.
Benim dinci fanatiklerle aramızdaki fark onların kendilerini dine benim ise bilime adamamızdır. Evet. Sonuna kadar, kanımın son damlasına kadar bilime inanacak ve bilim uğruna can vereceğim. Bilim fanatiği olmakla suçlanıyorum. Şurasını unutmayın ki bilimin fanatiği olunmaz. . Bilim terimi fanatiklik terimi ile bir arada kullanılmaz. Bucaille Kur''an''ın bilimsel olduğunu başlatan doktordur. Tabii onun bu iddiasından yararlananlar Kur''an''da yüzlerce bilimsel ayetler bulmuşlardır.
Evrimi reddeden cahil bir inkarcıdır ya da şaşkın bir ideolog..
Evrim kuramlarından birini reddeden ise eğer bilimsellik sınırı içinde kalıyorsa, kabul edilebilir.. Tabii o kuramı yenisi ile açıklıyorsa..
Evrim bir gerçektir.
Bilinmeyen ve kuram olan evrimin varlığı değil, nasıl işlediği ve gerçekleştiğidir..
HACI
ya hacım dünyanın yuvarlak olmadığını söleyen bilim adamı var mı Allah aşkına...
ya da suyun 100 derecede kaynadığını inkar eden bilim adamı..
bunları reddeden bilim adamları olacağını düşünmüyorum..ama evrimi reddeden bilim insanları var...
ya senin ''gerçek olan''evrimin suyun 100 derecede kaynadığı kadar gerçek değil..ya da sen gerçek değilsin..
saygılar
İvan Karamazov
07-07-2009, 07:58
ama evrimi reddeden bilim insanları var...
Bu bilim insanlarının kim olduklarını HY' ye söylemelisiniz bence... Köktendinci hristiyan aleminin; bilimle alakası olmayan, evrimin türlerin kökeni' nden ibaret olduğunu zanneden, sahtekarlıklarla dolu, en az yüz yıllık argümanlarını kendi argümanlarıymış gibi gösterme şarlatanlığına kalkışmasın da adam akıllı bilimsel iddialar sunsun. Öyle, olta iğnesiyle(!), evrimi çürüttüğünü zannetmek değildir bilimsellik...
kimki evrimi reddeder bilim adamı olamaz.. bizden de değildir:)
o bilim adamı sıfatlıların hangi araştırmalarda bulunduğunu kımler için çalışma yaptıklarını kımlerin fonlarıyla yaşadıklarını araştırın gücünüz ve aklınız varsa...
hangi uluslararası cemaatler bu adamları beslıyor bakınız da bilin...
evrmci bilim adamları yada evrimci olmayan ancak evrimi araştırmadığı için henüz bilemeyen ancak inkar da etmeyen nice bilim adamının araştırmalarını destekleyen maddi oluşumların azlığından ne zorluklarla çalışma yapabiliyorlar.. ya evrim karşıtları?? nerden geliyor bu değirmenin suyu kım beslıyor hiç mi düşünmezsiniz bree...
h.y denilen zaat a da bilim adamı deniliyordu ağzı olan konusurdu eskiden şimdi parası olan kıtap bastıran bilim adamı oluyor..
gerçekleri ortaya çıkarmak hergeçen gün zorlaşmakta.... hepimize kolay gelsin...
katre_07
07-07-2009, 14:16
Bu bilim insanlarının kim olduklarını HY' ye söylemelisiniz bence... Köktendinci hristiyan aleminin; bilimle alakası olmayan, evrimin türlerin kökeni' nden ibaret olduğunu zanneden, sahtekarlıklarla dolu, en az yüz yıllık argümanlarını kendi argümanlarıymış gibi gösterme şarlatanlığına kalkışmasın da adam akıllı bilimsel iddialar sunsun. Öyle, olta iğnesiyle(!), evrimi çürüttüğünü zannetmek değildir bilimsellik...
kaç tane radikal hrisiyan bilim adamlarıyla bağlantın var arkadaşım..her şeyi kendınıze göre nasıl da yorumluyorsunuz...sana bir şey diyim mi evrim tanrıya inanan bir kişinin inancından hiçbir şey götürmez..evrim daha fazla tetikler aslında ınancını..işlerin böle yürüdüğünü nerden biliyosun...bana hy dan bahsetme..
saygılar..
kaç tane radikal hrisiyan bilim adamlarıyla bağlantın var arkadaşım..her şeyi kendınıze göre nasıl da yorumluyorsunuz...sana bir şey diyim mi evrim tanrıya inanan bir kişinin inancından hiçbir şey götürmez..evrim daha fazla tetikler aslında ınancını..işlerin böle yürüdüğünü nerden biliyosun...bana hy dan bahsetme..
saygılar..
Evrim gerçeği varoluşun kaynağında tanrının olmadığının gösterir.Tanrıyla evrim bir arada olmaz.Birinin varlığı diğerini ortadan kaldırır.
İvan Karamazov
07-07-2009, 14:47
kaç tane radikal hrisiyan bilim adamlarıyla bağlantın var arkadaşım..
hiç yok... ben de o argümanların bilim insanlarına ait olduğunu söylemedim zaten...
sana bir şey diyim mi evrim tanrıya inanan bir kişinin inancından hiçbir şey götürmez..
evrimin de umrunda değil zaten bu... bana ne, bu inananların sorunu...
En el hak
07-07-2009, 15:42
sn dazzle;
sizin teori tanımınız; varlığı bilimsel olarak ıspatlanmamış şeymidir, yazık çok yazık
Kuram ( teori ) : Uzmanların gerçekleştirdiği gözlem ve deneylerin sonucunda desteklenerek onay görmüş, birbiriyle tutarlı açıklama örgüsü. Kuramlar, zamanın süzgecinden geçerek doğruluğunu destekleyen olgular bütünüdür, bir tahmin ya da ortaya atılan tezler değildir. Örneğin, depremleri ve yeryüzü biçimlerinin oluşumunu açıkladığımız Kıtasal Sürüklenme (yani kıtaların hareket ediyor olması) bir kuramdır. Gezegenlerin güneş çevresindeki yörüngesel hareketlerini açıklayan ve bize dünyanın evrenin merkezi olmadığını söyleyen Kopernik kuramıdır.
saygısızlık olarak algılamayın ama yorumlarınızı okumaya değer bulmuyorum
En el hak
07-07-2009, 15:54
değerli arkadaşlar,
gelebcin (yayın balığı) bir su canlısıdır.bu balığı yakalayıp karaya bıraktığınızda 50 metre kadar sürünerek gidebildiği yere kadar gittiğini göreceksiniz.dünyaya bir kaç nesil kazık çakıp bekleyebilirseniz şayet,göreceğiniz iki şey olacak.
1-yaşam ortamı koşulları suda yaşamaya elverişliyse suda evrilmeden hayatını sürdürebilecektir.
2-hayatını sürdürebilmesi için gerekli besin kaynağını bulamadığında karaya yönelecek evrilecek, karadada yaşayabilecek hale gelecektir,
yaşadığımız çağda yeni hastalıklar yeni vürüslerin ortaya çıkmasının nedenini hiç düşündünüzmü,evrim!!!
bilim insanı o virüslerin nasıl evrildiğini çok iyi gözlemleyebiliyor,
saygılar
katre_07
07-07-2009, 18:40
Evrim gerçeği varoluşun kaynağında tanrının olmadığının gösterir.Tanrıyla evrim bir arada olmaz.Birinin varlığı diğerini ortadan kaldırır.
syn ayejj akıllı tasarımcılar hiç de öle olmadığını ispatlıyor..
saygılar
syn ayejj akıllı tasarımcılar hiç de öle olmadığını ispatlıyor..
saygılar
Şu söylediğiniz ispatları bi göremedik gitti.
katre_07
09-07-2009, 12:41
ispat değil arkadaşım ..ispatlanacak bir durum yok..bu evrenin muazzamlığından tanrıya inanan insana evrim biraz daha şaşkınlık yaşatacaktır..
saygılar
ispat değil arkadaşım ..ispatlanacak bir durum yok..bu evrenin muazzamlığından tanrıya inanan insana evrim biraz daha şaşkınlık yaşatacaktır..
saygılar
Yani evrimin gerçek olduğunun görüp tanrıya mı sarılacak?:plane:
katre_07
09-07-2009, 13:56
Yani evrimin gerçek olduğunun görüp tanrıya mı sarılacak?:plane:
evet..neden olmasın ..örnekleri var..evrim tanrısızlık değildir..evrime inanıp tanrıya da inananlara ne diyeceksin..
Pki evrim canlıları oluşturup meydana getiriyorsa Tanrı ne iş yapıyor?
katre_07
09-07-2009, 16:55
Pki evrim canlıları oluşturup meydana getiriyorsa Tanrı ne iş yapıyor?
ben sorumun cvbını alamadım..sayın ayejj.. başka bir konuya atlamayın ..sızın sorduğunuz tanrı var mıdır yok mudur a dondu..orası bu konunun muhatabı değil..
evrıme ınanıp tanrıya da ınanan ınsanlara ne dıyecesınız..demek kı evrım tanrısızlık değilmiş dimi?
saygıalr
evet..neden olmasın ..örnekleri var..evrim tanrısızlık değildir..evrime inanıp tanrıya da inananlara ne diyeceksin..
Hem evrime hem tanrıya inanamak olmaz diye düşündüğümü ifade etmek için şu soruyu sordum.
Pki evrim canlıları oluşturup meydana getiriyorsa Tanrı ne iş yapıyor?
Ben sizin anlayacağınızı düşünmüştüm ama yanılmışım.
katre_07
10-07-2009, 13:51
Hem evrime hem tanrıya inanamak olmaz diye düşündüğümü ifade etmek için şu soruyu sordum.
Ben sizin anlayacağınızı düşünmüştüm ama yanılmışım.
pekala açıklıyım o zaman..
gidin akıllı tasarımcılara sorun..ben akıllı tasarımcı değilim..
ama tanrı her şeyi ayarlamış planlamış ve evrimi başlatacak düğmeye basmış olabilir..şimdi ne yaptığını ben bilemem...
benim için sadece iki seçenek var:
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
saygılar..
milomanara
10-07-2009, 16:52
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
Birincisi zaten çöpe gitti, evrimin varlığını tartışmıyoruz artık.
İkinci durumda;
Tanrı bilincimiz evrilmeden önce milyonlarca yıl başka canlılar ve nihayetinde maymunken de bizi gözetip kolluyormuydu?. Homo Neanderthalensis üyelerini cennetine alacak mı? Öbür tarafda, diğer insansı maymunlarla ve neanderthallerle kevser tokuşturacak mıyız?
:)
Nûh Sûresinin 17 (http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=570). Ayetinde ‘Allah, sizi (babanız Adem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’
Evrim filan yoktur..!
Allah bizi yerden bitki olarak bitirmiştir,bizlerde hayatımıza bitki olarak devam etmekteyiz..olay bundan ibarettir..Maymunsu filan olmadık..ot geldik ot olarak gidiyoruz. o kadar...:D
kafasikarisik
10-07-2009, 18:16
Ben evrimi reddediyorum. Hatta eskiden bebek, çocuk ve genç olduğumuda reddediyorum. Annemler beni bu günkü halimle oturma odasında tutti-furitti seyrederken bulmuşlar. Babam len eşşek herif madem gecenin bu vakti geldin, bari bari biranı içip tv seyrederken ses çıkarmasaydın dedi. Hayatımda hatırladığım ilk fırça budur. Ertesi günde işe sokmuştu beni.
mehmetsalih
10-07-2009, 18:58
Selam,
Evrim tartışmaları ve Din tartışmalarıından artık bıkmış ve yıpranmışız. Çünkü Evrim dahi hemen hemen her konu İdoloji ve İnanç üzerinde kurulmaya çalışılıyor. Evrime genelikle Din Karşıtları ve Ateizm sahiplenirken tam tersinede Din(ciler) sahipleniyor. Bu nedenle laf dönüp dönüp aynı yere geliyor.
Tartışmaya girenler arasında Hacı arkadaş dikkatimi çekti. Neden yazıları büyük yazıyorsun Hacı? Siz bir firmanın reklamınımı yapıyorsunuz yoksa Bilimsel bir konuyu mu tartışıyorsunuz? Hele Hele şu mesajını burada yapılan tartışmaya bir tanım yapmaya yeter.
Dünyanın yuvarlak olduğu bilinmektedir.
Ama neden yuvarlak olduğu 2000 yıl gizemini korumuştur.
Ancak bugün bilinmektedir.
Evrimin var olduğu kesindir.
Ama neden ve nasıl var olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir.
İlerde nedeni ve nasılı bulunacaktır..
-HACI-
Ama neden yuvarlak olduğu 2000 yıl gizemini korumuştur.
Sevgili Hacı, çünkü o zaman Bilimsel değildide ondan. O zaman gizem demiyelimde his diyelim. Ama kanıtlanmamıştı. Tıpkı şimdiki gibi yine tartışmalı ve atışmalı bir konuydu.
Evrimin var olduğu kesindir.
Eyvallah
Ama neden ve nasıl var olduğu henüz kesin olarak bilinmemektedir.
O zaman burada yorum yorum yerine, ideoloji ve inanç yerine Ön çalışmalar yapalım. Hoperlör ve büyük yazılarla o ve ben diye konuşmayalaım. Dünya'ın yuvarlak! olduğuna itiraz eden kaldımı? hayır diyebilirim. Çünkü anıtladı. Bırak Evrim kanıtlanmadan önce insanlar farklı zenginlikler sunsunlar.
Neden ve nasıl olduğunu bilemiyoruz bu doğru ama zaten herşey nasıl ve neden üzerine kurulu.
Bende var olan Bilime dayanarak Evrim hakkındaki gerçekleri kabul ederim diğer şeyleri ise sizinde deiğimniz gibi Bilime bırakırız. Bizim şuan anlatacağımız Evrim değil Bilim olmalı. Horoz kavgası beni çok rahatsız ediyor.
Sizde biliyorsunuz bizde biliyoruzki Evrim var ve gerçektir ama bunun içeriğini bilemiyoruz çünkü elimizde ele tutulacak birşey yok.
Sevgi...
mehmetsalih
10-07-2009, 19:06
Nûh Sûresinin 17 (http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=570). Ayetinde ‘Allah, sizi (babanız Adem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’
Evrim filan yoktur..!
Allah bizi yerden bitki olarak bitirmiştir,bizlerde hayatımıza bitki olarak devam etmekteyiz..olay bundan ibarettir..Maymunsu filan olmadık..ot geldik ot olarak gidiyoruz. o kadar...:D
Değerli Mep'ciğim;
İsterseniz ayeti parantesiz sunayım.
‘Allah, sizi yerden bitirdi ’
Bu ayete hangi bilgiyle Adem bitkiden çıktı diyorsun? İnsanların yedikleri yerden bitirilen Bitkilerden oluşmuyor mu sperm?
ŞU DÜNYA'DA SU VE TOPRAKTAN BAŞKA YARARLANILAN BİRŞEY VAR MIKİ YARATILAMAAĞIMIZ ŞEYLER OLMASIN?
Evrim eğer teori olarak tüm türlerin ortak atası diyorsa ve bunu böyle sunuyorsa ve kanıtlanmamışsa, başkasıda bazı teorileri askıda bırakamaz mı?
Sizlere tavsiyem Evrim ile gövde gösterisi yapmak ''Ateizme ve Allah karşıtlarına has kılmak'' olmasın. Evrim ile bir takım İnsanları köşeye sıkıştırıp ya İnancını bırak yada kabul edemesin demek olmasın amacınız. Çünkü Bilim artık her İnsanın Bilgi kaynağıdır. Ateistlerin veya başkasının değil. Batı da sizleri takmıyor Bilim konusunda nihayetinde onlarda Hristiyan.
Sevgi...
Değerli Mep'ciğim;
İsterseniz ayeti parantesiz sunayım.
‘Allah, sizi yerden bitirdi ’
Bu ayete hangi bilgiyle Adem bitkiden çıktı diyorsun?
Va(A)llâhu enbetekum mine-l-ardi nebâtâ(n)
Ali Bulaç Meali
'Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.'
Süleyman Ateş Meali
Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.
Şaban Piriş Meali
Allah sizi bir bitki gibi yerden çıkarmıştır.
Ümit Şimşek Meali
“Sizi de Allah yerden bitki gibi bitirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
"Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.
Diyanet Vakfı Meali
Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.
yav Memet abi alem adamsın he..
koca kuran nebat yani bitki diyo görmüyosun ben bunu yazınca kalkıp bana kızıyosun,hiçmi kuran okumuyon sen abi..?
merak etme yarın bi gün bu ayeti önümüze koyup "Ahanda kuran evrimi anlatıyo bakın burda nebat diyerek alg'lere dikkat çekmiş "filan diyceksiniz biliyorum..Valla öyl yapıcaksınız bak.."her şeyi sudan yarattım" dediği ayeti koyacaksınız önümüze,sonra sizi nebat olarak bitirdi diyen ayeti koyacaksınız "Algleri" filan gösterip Evrimide kurana mal edip bu iştende sıyrılıcaksınız,sizi gidi kılıfçılar sizi..!
pekala açıklıyım o zaman..
gidin akıllı tasarımcılara sorun..ben akıllı tasarımcı değilim..
ama tanrı her şeyi ayarlamış planlamış ve evrimi başlatacak düğmeye basmış olabilir..şimdi ne yaptığını ben bilemem...
benim için sadece iki seçenek var:
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
saygılar..
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
Her iki ihtimal açısındanda doğdaki benzerliklerin ( bu ilahi mimarinin) amacı nedir?
Yani tanrı neden modern insana %98 oranında benzeyen maymunlarıda yaratıyor.
mehmetsalih
11-07-2009, 15:38
Sayın Mep'ciğim,
Ben zaten Evrimi kabul ediyorum. Sorun senin İnsan bitkiden geldi Maymun nerede demende. Yoksa zaten orada Bitki yazılıyor ama Bitki yorumlanabilir farklı şekillerde.
Sevgi...
Sevgili mehmetsalih
Evrim diyor ki insan Evrimleşerek atası maymundan gelmiştir diyor.
İslam dinide Atanız Adem (A.S) diyor
Bu iki bilgiyi nasıl bağdaştırıyorsun bunu öğrenebilir miyim ?
Birde biz Adem'e (A.S) Eşyanın isimlerini öğrettik anlamındaki ayetide buna eklersen bu evrim hangi arada gerçekleşiyor ?
Daha kendi bedeni olgunlaşmamış üstelik hayvan olmaktan kurtulupta
insanlığa terfi edememiş bir varlık eşyanın isimlerini nasıl öğrendi ?
14 milyar yılda mı ? Bu bir insan ömrü mü ?
Çiftçilik ve giyinme onun öğrendiği eşya isimlerinden değil mi idi ?
Hayvanlar gibi pençe ve dişleriyle mi beslendi ?
O zaman eşyanın isimlerini öğrenip silah ve alet yapmasına gerek yoktu
maymunların halihazırda böyle bir ihtiyaçlarıda yok zaten...
Saygılarımla...
katre_07
12-07-2009, 14:46
Birincisi zaten çöpe gitti, evrimin varlığını tartışmıyoruz artık.
İkinci durumda;
Tanrı bilincimiz evrilmeden önce milyonlarca yıl başka canlılar ve nihayetinde maymunken de bizi gözetip kolluyormuydu?. Homo Neanderthalensis üyelerini cennetine alacak mı? Öbür tarafda, diğer insansı maymunlarla ve neanderthallerle kevser tokuşturacak mıyız?
:)
insan insan old. beri tanrı bilinci hep var olmuştur arkadaşım ..oldu mu biraz rahatla ve tartışmak istemediğin şey konusunda tartışılacak şeyler tartışma..
saygılar
katre_07
12-07-2009, 14:51
Nûh Sûresinin 17 (http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=570). Ayetinde ‘Allah, sizi (babanız Adem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’
Evrim filan yoktur..!
Allah bizi yerden bitki olarak bitirmiştir,bizlerde hayatımıza bitki olarak devam etmekteyiz..olay bundan ibarettir..Maymunsu filan olmadık..ot geldik ot olarak gidiyoruz. o kadar...:D
sayın meb sizin bu ayetten ne anladığınızı tam olarak kestiremedim..
ya diyorum bizim meb. ..nasıl olur da bu ayeti gerçekten insanın yerden bittiğiyle aynı anlamda tutar..?yazan meb olunca insan şaka mı bu diye de düşünüyo hani..
saygılar
katre_07
12-07-2009, 14:55
Ben evrimi reddediyorum. Hatta eskiden bebek, çocuk ve genç olduğumuda reddediyorum. Annemler beni bu günkü halimle oturma odasında tutti-furitti seyrederken bulmuşlar. Babam len eşşek herif madem gecenin bu vakti geldin, bari bari biranı içip tv seyrederken ses çıkarmasaydın dedi. Hayatımda hatırladığım ilk fırça budur. Ertesi günde işe sokmuştu beni.
evrimi reddedmiyorum..aslında reddediyorum .evrim he zaman var olmuştur..ama bu daha çok insanların sosyal ve fiziksel gelişimiyle ilgili..işte bilmem kaç yıl önceki insanların daha büyük olması vb.gibi şeyler sadece gelişmedir..
su dan kertenkeleden kurbağadan maymundan,, uçan eşşekelrden geldiğimizi iddia eden bir evrime inanmıyorum..lütfen karıştırmayalım..
saygıalr
katre_07
12-07-2009, 14:58
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
Her iki ihtimal açısındanda doğdaki benzerliklerin ( bu ilahi mimarinin) amacı nedir?
Yani tanrı neden modern insana %98 oranında benzeyen maymunlarıda yaratıyor.
biraz bekle tanrı meşgulmuş sanırım toplantısı var ..bitsin .odasına gidip soracağım..bi ara senle de gideriz ...
arkadaşım ben nerden bileyım yaratmış işte...
belki de sapıtmış nsanları iyice yoldan çıkarmak içindir..
saygıalr
katre_07
12-07-2009, 15:08
Sevgili mehmetsalih
Evrim diyor ki insan Evrimleşerek atası maymundan gelmiştir diyor.
İslam dinide Atanız Adem (A.S) diyor
Bu iki bilgiyi nasıl bağdaştırıyorsun bunu öğrenebilir miyim ?...
insanla maymun iki arklı tür dimi..arkaaşım bunu biliyosun...islama göre ilk insan ademdir..evrime göre insanın yani ademin geldiği yer ise maymundur..ayette atadan kasıt ademden geldiğimizdir..insanların(ınsan turunun) ilk örneği ademdir...evrimle bağdaşmıyacak bir tarafı yok..
diğer surularınız içimn sorudan sonra tek tek bu cevaba dönmenizi tavsiye ederim
saygılar
Birde biz Adem'e (A.S) Eşyanın isimlerini öğrettik anlamındaki ayetide buna eklersen bu evrim hangi arada gerçekleşiyor ?
Daha kendi bedeni olgunlaşmamış üstelik hayvan olmaktan kurtulupta
insanlığa terfi edememiş bir varlık eşyanın isimlerini nasıl öğrendi ?
14 milyar yılda mı ? Bu bir insan ömrü mü ?
Çiftçilik ve giyinme onun öğrendiği eşya isimlerinden değil mi idi ?
Hayvanlar gibi pençe ve dişleriyle mi beslendi ?
O zaman eşyanın isimlerini öğrenip silah ve alet yapmasına gerek yoktu
maymunların halihazırda böyle bir ihtiyaçlarıda yok zaten...
Saygılarımla...
şimdi biraz lost izlicem izninizle
biraz bekle tanrı meşgulmuş sanırım toplantısı var ..bitsin .odasına gidip soracağım..bi ara senle de gideriz ...
arkadaşım ben nerden bileyım yaratmış işte...
belki de sapıtmış nsanları iyice yoldan çıkarmak içindir..
saygıalr
Eğer tanrı bizi saptırmayı amaçlamışsa ve bizde sapmışsak o halde kabahatimiz nedir ki cehenneme atılıyoruz.
Ortada bir haksızlık var.
yahu tanrı varsa neden gidip kusurlu kusurlu şeyler yaratıyor madem?
eşcinseller ya da iki başlı doğanlar ya da siyam ikizleri vb......
ayrıca son yapılan araştırmalara göre de hindiler dinazorlardan evrilmiştir
ve bizim jurassic parkta gördüğümüz kalın derili raptorlar aslında kuş tarzı tüylerle kaplıymış.
katre_07
12-07-2009, 23:51
Eğer tanrı bizi saptırmayı amaçlamışsa ve bizde sapmışsak o halde kabahatimiz nedir ki cehenneme atılıyoruz.
Ortada bir haksızlık var.
tanrı seni saptırmak istemiyor arkadaşım...daha doğrusu sapmamanı istiyor..ama koyduğu kurallar var..senin yoldan sapmanı istemez ama bu kuralalr içinde imtihan meselesi var..yapacağın bir şey yok..öyle takdir etmiş sevgisine güvenmek zorundayız..biz müslümanlar en azından güveniriz..ve bunda çelişkili bir durum yok...çok basit bir örnek veriyim..Allah ateşi yaratmış dimii..o ateş ile kendinize zarar vermenizi istemez ..ama verirsen de ..yapacağı bir şey olmaz..adı kural..
saygılar
katre_07
12-07-2009, 23:56
yahu tanrı varsa neden gidip kusurlu kusurlu şeyler yaratıyor madem?
eşcinseller ya da iki başlı doğanlar ya da siyam ikizleri vb......
sayın unbe..
inanın bu siteye girerken biraz korkuyordum...sorulan sorular beni müşgül duruma düşürür diye..çok şükür ole bir şey ollmadı..en azından kendımce mantıklı cvplarım var...
gelelim sorunuza..insan çok karanlıkta da çok aydınlıkta da göremez gerçeği kavrayamaz...kainatı göremez şükredemez..yaratıcısını tanıyamaz...
ara sıra sizin dediğiniz gibi bu aydınlığın dozunu biraz azaltmış ki..sahip olduğum bedenin kıymetini biliyim..dimi..hepsi şükre vesile olan şeyler ne yazık ki sizin için tanrısızlığa..
saygıalr
sn. katre
bende her nedense bu cevabı alacağımı sezinlemiştim .....
mehmetsalih
13-07-2009, 12:45
Sevgili Keci'ciğim;
İslam Atanız Ademdir demez. İslam Adem babasızdır demez.
İslam hepinizi Toprakatan yaratım der. Çünkü babamızın tüm yedikleri, Tpraktan ve biz babamızdan olduk artı annemizden.
Adem ilk Akılı ve düşünceli İNSAN BUNDAN ÖNCEKİ TOPLULUK İSE MAYMUNSU VEYA İLKELDİ. Maymunla aynı atadan gelmiş olabilirz ama bu kanıtlandığı zaman tabi yoksa net değil. İsterseniz EVRİMLE İLGİLİ YAM OKUYN! Kİ kumuşsunuz çünkü sizleri oarada gördüm. Beni yormanızın bir anlamı yok. İsimileri Allah Ademe öğretirken bu isimler daha önce yoktu sonra Adem konuşma-tartışma ve bilme güdüsü verildi.
Sevgi...
Sevgili Keci'ciğim;
İslam Atanız Ademdir demez. İslam Adem babasızdır demez.
İslam hepinizi Toprakatan yaratım der. Çünkü babamızın tüm yedikleri, Tpraktan ve biz babamızdan olduk artı annemizden.
Adem ilk Akılı ve düşünceli İNSAN BUNDAN ÖNCEKİ TOPLULUK İSE MAYMUNSU VEYA İLKELDİ. Maymunla aynı atadan gelmiş olabilirz ama bu kanıtlandığı zaman tabi yoksa net değil. İsterseniz EVRİMLE İLGİLİ YAM OKUYN! Kİ kumuşsunuz çünkü sizleri oarada gördüm. Beni yormanızın bir anlamı yok. İsimileri Allah Ademe öğretirken bu isimler daha önce yoktu sonra Adem konuşma-tartışma ve bilme güdüsü verildi.
Sevgi...
Sevgili mehmetsalih
Yukarıda kalınlaştırmış olduğunuz cümlelerden şunu anlıyorum :
Hz. Adem (A.S) 'dan önce insan vardı ve Adem (A.S) ilk akıllı insandı.
Peki o zaman Maymun ve insana kadar olan tüm ara geçişlerinin DÜNYA 'da ne işi var o zaman ?
Çünkü Hz. Adem (A.S) Dünyada değildi Cennete idi tüm bu süreçteki mahluklarında orada yani cennette kalması gerekmez mi idi. ?
Ne işi var bu fosillerin dünyada ?
Yoksa Adem (A.S) Cenneten kovulunca tüm ara geçişleri (türler) ile beraber mi kovulmuş ?
Bildiğim kadarıyla Adem (A.S) yaratıldığında bu isimler öğretilmişti yani cennete yaşıyor iken isimleri biliyordu. Hatta aklı ve düşüncesi olduğu için Yasak meyveyide biliyordu. Bu isimlerden biri Yasak meyve idi...
Benim bildiğim kadarıyla, Adem (A.S) 'in yaratılışı ile bizlerin yaratılışı farklıdır. Ama hepimiz topraktan yaratılmışızdır. Adem (A.S) 'ın bizim gibi babası yoktu. O direk balçıktan yaratıldı. Biz ise araya başka sebepler koyularak ana ve babadan meydana geldik...
Bu iki yaratılış farklıdır. İstersen bilen birisine sorabilirsin...
Evrim Haşa Yaratanın eksik olduğunu düşünmektir. Halbuki o eksik değildir onda hiç bir eksiklik bulunmaz.
İthaf edilen eksiklik :
Haşa canlının yaşayacağı çevre ve diğer koşullar yaratan tarafından bilinmiyor. Yaratılmış olan kendi akıl ve iradesi ile üstelikte tamamen tesadüf
sonucu oluşan mutasyonların çevreye uygun olanları hayatta kalıyor. Böylece canlı evrim geçiriyor.. Hah.....
Bu nasıl bir yaratan düşüncesidir ki kimin hayatta kalıp kimin kalmayacağına o değilde çevre şartları veya başka bir şeyin karar vermesine izin veriyor.
Doğrusu sizin yaratıcı düşünceniz 8 den 5 'e mesai yapan bir memur gibi
(HAŞA) Üst amirlerinin izin vermediğini yapamıyor..
Yaratan sizin en uygunsuz hayatta kalması imkansız dediğiniz canlıyı hayatta bırakmaya kaadirdir. Ama imtihan gereği bunu yapmıyor. Yaparsa SIR açığa çıkar kağıtlar toplanmış olur. İmtihan mimtihan falan olmaz..
Bu sorunun cevabı bazılarının yanlışlarını (küfürlerini) arttıracak ki imtihan
olsun..
Saygılarımla..
mehmetsalih
13-07-2009, 19:46
Sevgili Keci;
Öyle görünüyorki Tefsir konusunda bilginiz çokazıdr.ünkü hemen hemen bütün Tefsirler Adem'İn Cenneten atılmadığını söylelerler. Tefsirler elbettekideilideğiler ama bu sizin Dininizi Türkiye toplumuna göre öğrendiğinize kanıttır. Oysa Kur'an Cennet demez Bahçe der. Arapçası zaten Cennet'ir. Dünya'daki bir Bahçedeydiler.
Sevgi...
Sevgili Keci;
Öyle görünüyorki Tefsir konusunda bilginiz çokazıdr.ünkü hemen hemen bütün Tefsirler Adem'İn Cenneten atılmadığını söylelerler. Tefsirler elbettekideilideğiler ama bu sizin Dininizi Türkiye toplumuna göre öğrendiğinize kanıttır. Oysa Kur'an Cennet demez Bahçe der. Arapçası zaten Cennet'ir. Dünya'daki bir Bahçedeydiler.
Sevgi...
36 - Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
37 - Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
38 - Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
39 - İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır.
inin kelimesi sana ne anlatıyor?
Sevgili Keci;
Öyle görünüyorki Tefsir konusunda bilginiz çokazıdr.ünkü hemen hemen bütün Tefsirler Adem'İn Cenneten atılmadığını söylelerler. Tefsirler elbettekideilideğiler ama bu sizin Dininizi Türkiye toplumuna göre öğrendiğinize kanıttır. Oysa Kur'an Cennet demez Bahçe der. Arapçası zaten Cennet'ir. Dünya'daki bir Bahçedeydiler.
Sevgi...
Sevgili mehmetsalih
Ben sizin tefsirleri kabul etmediğinizi düşünüyordum. Sadece Kur'an Meali ile yetinmemiz gerektiğini söylüyordunuz yanlış hatırlamıyorsam. Çünkü tefsirlerin en doğrusunu Peygamber Efendimiz (S.A.V) yapmıştır.
Bu tefsirler onun yaşamı ve Hadislerle bilinir.
Yani onun tüm hayatı Kur'an Tefsiridir.
Siz ise ona POSTACI demiştiniz yanlış hatırlamıyorsam..
Ayrıca bu bahçenin Dünyada olduğuna dair kanıtınız nedir ?
Saygılarımla...
mehmetsalih
14-07-2009, 12:41
Selam,
Ben Tefsirleri kabul etiğimi söylediğimi hatırlamıyorum. Sadece sizin haberini yok çünkü siz ''Tefsirleri Allah'ın Kitabına eş koşuyorsunuz''
Dostum; Ayrıca bu bahçenin Dünyada olduğuna dair kanıtınız nedir ? diyorsun.
Zaten orada BAHÇE denir. BAHÇE DÜNYA'DA OLAN BİRŞEYDİR. TAM tersine kanıt getitrecek sensin. Çünkü bu bahçe havadaır veya başka yerddir diye bir ayet yok.
Muhammed'in Postacıdır. Ama Kur'an'da hayatı ve örnekliği vardır bu yüzden ''sadece postacı değildir'' Kur;'an müfesiri falanda değil. Allah'ın kitabı sizin sandığınız gibi eksik değil. Aç Kıyamet Suresini oku ''Kur'anı açıklamakta bize düşer'' denir.
Sevgi...
mehmetsalih
14-07-2009, 12:43
Sevgi MİLAT;
inin. mimin nimin demişşin. İnmek ne demek? Cennet havadamı ki inin denilsin? Demeki Bu Dünyadaki bir bahçedir.
Sevgi...
evrim yoktur her şey i tanrı sürekli olarak yaratmaktadır..ya da evrim vardır..ve tanrı bu kusursuz planım mimarıdır...
Her iki ihtimal açısındanda doğadaki benzerliklerin ( bu ilahi mimarinin) amacı nedir?
Yani tanrı neden modern insana %98 oranında benzeyen maymunlarıda yaratıyor.
Cevap olarak bu geldi.
biraz bekle tanrı meşgulmuş sanırım toplantısı var ..bitsin .odasına gidip soracağım..bi ara senle de gideriz ...
arkadaşım ben nerden bileyım yaratmış işte...
belki de sapıtmış nsanları iyice yoldan çıkarmak içindir..
saygıalr
Bunun nüzerine bende şunu sordum.
Eğer tanrı bizi saptırmayı amaçlamışsa ve bizde sapmışsak o halde kabahatimiz nedir ki cehenneme atılıyoruz.
Ortada bir haksızlık var.
Bu cevap geldi.
tanrı seni saptırmak istemiyor arkadaşım...daha doğrusu sapmamanı istiyor..ama koyduğu kurallar var..senin yoldan sapmanı istemez ama bu kuralalr içinde imtihan meselesi var..yapacağın bir şey yok..öyle takdir etmiş sevgisine güvenmek zorundayız..biz müslümanlar en azından güveniriz..ve bunda çelişkili bir durum yok...çok basit bir örnek veriyim..Allah ateşi yaratmış dimii..o ateş ile kendinize zarar vermenizi istemez ..ama verirsen de ..yapacağı bir şey olmaz..adı kural..
saygılar
Ben daha size ne deyim.Sizin yaptığınızı anlatan Türkçe de bir tabir var.
ÇEVİR KAZI YANMASIN
Selam,
Ben Tefsirleri kabul etiğimi söylediğimi hatırlamıyorum. Sadece sizin haberini yok çünkü siz ''Tefsirleri Allah'ın Kitabına eş koşuyorsunuz''
Dostum; Ayrıca bu bahçenin Dünyada olduğuna dair kanıtınız nedir ? diyorsun.
Zaten orada BAHÇE denir. BAHÇE DÜNYA'DA OLAN BİRŞEYDİR. TAM tersine kanıt getitrecek sensin. Çünkü bu bahçe havadaır veya başka yerddir diye bir ayet yok.
Muhammed'in Postacıdır. Ama Kur'an'da hayatı ve örnekliği vardır bu yüzden ''sadece postacı değildir'' Kur;'an müfesiri falanda değil. Allah'ın kitabı sizin sandığınız gibi eksik değil. Aç Kıyamet Suresini oku ''Kur'anı açıklamakta bize düşer'' denir.
Sevgi...
Sevgili mehmetsalih
Hayır bu cümle yanlış
''Tefsirleri Allah'ın Kitabına eş koşuyorsunuz''
Doğrusu Allah'ın kitabı sizinde belirtmiş olduğunuz üzere
''Kur'anı açıklamakta bize düşer'' ayetidir. Yani Allah'ın kulu ve elçisi tarafından açıklanır tefsir edilir. Tefsir etmek açıklamaktır ki bu onun eksik olduğunu değil olağanüstü derecede mükemmel olduğunu gösterir. Tefsir eden kişilere müfessir denir. Tefsirin ilki yaşamaktır. Sonra yaşadığını açıklamaktır.
Tüm bunların hepsi tefsirdir. Eğer ben müslümanlığı düzgün yaşamıyorsam tefsirim yanlış olur.
Zaten orada BAHÇE denir. BAHÇE DÜNYA'DA OLAN BİRŞEYDİR. TAM tersine kanıt getitrecek sensin. Çünkü bu bahçe havadaır veya başka yerddir diye bir ayet yok.
Herşey dünyadadır o zaman size göre, elbette kelimeler bu dünyaya ait olacak buraya ait olmayan bir kelimeyi insanlara nasıl anlatacaksınız.?
Bu bahçe havada değildir, Yani cennet; ama dünyada da değildir.
Bunu en büyük müfessir söylüyor O bunu Bizzat müşahade etmiştir
Mir'ac ta.... Hz. Ebubekir de onu tasdik etmiştir. Bu yüzden ona Sıddık
denmiştir. O POSTACI dememiştir, RESUL ve NEBİ demiştir.
Bunlar size göre aynı olabilir ama aslında taban tabana zıttır.
Dünya ve tüm evren yok olduğunda
Cennet ve Cehennemde olmayacak o zaman size göre...
Kıyamet nasıl bir şey... ?
Sadece küçük kıyamet mi var Büyük kıyamet ne olacak ?
Saygılarımla...
katre_07
14-07-2009, 17:15
sayın ayejj
arkadaşım ben neden kazı çevirme ihtiyacı hissedeyim..ben bildiklerimi ortaya dökerim gerisi senin sorunun..biz böle inanıyorz..ne diyim şimdi sana hıı tamma ya ayejj aşmış gerçekten tanrı insanları sapıtmak istıyorsa bizim suçumuz ne kabahatimiz. ne..?:) ben adam akıllı her sorunuza cvp vermeye çalışıyorum..ve yazdıkalrınıza gülüyorum..ama kızmayacağım tek diyeceğim şu:
kendi inançsızlığını tanrıya havale ederek cehennem düşüncesi kabusundan kurtulmaya çalışıyorsunuz..ya da kabahatli old. durumundan ..üzgünüm sizi bu konuda azat edecek ben değilim..benim öle saçma sorularım ve sorunlarım yok..
biraz da sorunu kendinizde arayın tanrı da değil..
İlkönce evrim nedir? Bunu bilmek gerekir. Her canlı evrim geçiçrmemiştir, ben buna inanıyorum. Evrim denince ilk akla gelen insanların maymun ırkından geldiğidir. Asla böyle birşey mümkün değil. Çoğu kişiye göre evrim yanlış biliniyor.
Bir kelime harf kaybına uğrayıp yazılış ve bağlantılı olarak sesini değiştirebilir, -Alma/Elma gibi- Ama insan ırkının ben farklılaştırıldığına/farklılaştığına inanmıyorum. Aklıma ve şimdiye kadar yaptığım araştırmaya çok zıt. Bazı canlılar evrim geçirdiğini hepimiz gözlerimizle görüyoruz zaten. Tırtıl/Kelebek. Bence evrim budur. Buna dayanarak her canlı evrim geçirir diye bir tanım da yok zaten.
mehmetsalih
14-07-2009, 18:45
Selam,
Dünya ve tüm evren yok olduğunda
Cennet ve Cehennemde olmayacak o zaman size göre...
Kıyamet nasıl bir şey... ?
Evrim devam ediyor.... :D
-Bazıları Tekrara gelecek mi? ARAF- DÜNYANIN TEKRARI
-Bazıları Maymun ve Domuz olarak önceki halerine mi dönecek? MAYMUNLAR VE DOMUZLAR OLUN DENİLECEK
-Bazıları dahadamı geriye gidip odun olarak mı gelecek Cehenem BİZ ONLARIN ÇOĞUNU ODUN-YAKIT İÇİN VAR ETTİK
-Bazılarıda bir üst mertebeyemi çıkacak? CENNET - BAHÇELERDE VE GÜZEL MEKANLARDA YENİDEN BİR HAYAT İNŞA EDİLECEK UZAYDA - UFOLAR MIDIR YOKSA :D
Evren yok olmayacak ''biz bu yeryüznü bakşa bir yeryüzü yapacağız'' denir.
Dostum Sevgili Muhammed öle Miracta Musa'ya uşaklık edecek ve ondan ders alacak kadar aşağılık biri değil. Siz daha Muhammed'i tanımadınız ancak Yehudi Ebu Hureyre, Kab-ul Ahbar, Vehd gibi kişilerin dilinden öğrenebilirsiniz. Kur'an eksenli, Tanrı eksenli bir Din var Kur'an'da... Ateistler ne kadar anladıysalar bu Dini sizde aynı. Çünkü sizin dininiz Atistlerin istediği bir Din olmaya mahkum. Biz ise Allah'a... Ateistler ise sıradan halktan farkları olmayan İlim ve Bilimden haberleri olmayan ama çok havalı konuşan ama gerçektenm hiçbir şey bilmeyen kimselerdir. Bu onların kodlarında mevcut.
Sevgi...
İvan Karamazov
14-07-2009, 19:00
Ateistler ise sıradan halktan farkları olmayan İlim ve Bilimden haberleri olmayan ama çok havalı konuşan ama gerçektenm hiçbir şey bilmeyen kimselerdir.
bu iddianızın sebebi nedir? sadece buradaki ateistlere bakarak konuşmak ne kadar doğru? sadece buradaki ateistleri kastetmiyorsanız bütün ateistleri tanıdığınızdan nasıl bu kadar eminsiniz? tanrı inancıyla bilim hakkında bilgi sahibi olma arasında neden bir ilişki olsun?
mehmetsalih
14-07-2009, 20:25
Selam,
Ben Ateist kafadan söz ediyorum. Maddeperest ve maddeci anlayış. Madde dışı herşeyi yok sayan ve hiçsayan. Bu sadece Ateistler için değil Marxisistler ve Kapitalistler içinde söylenebilir. Soyutu red edip Maddeleştirmeye çalışan bir kafadan söz ediyorum. Bu kafa yok olmadan Ruh bu kafaya yerleşmeden ve hurafeci, Din tücarlığı son bulmadan Din Allah'a has kılınmadan Ateit kafa hep küçük bakışlar sarf edecektir. Çünkü bu Ateistlerin hepsini kapsar. Bilmem bu kafada olmayan ya Agnıstik olur yada başka birşey yani yeni bir tanım gerekecek.
Sevgi...
İvan Karamazov
14-07-2009, 20:37
madde dışının varlığı da bir inançtır... sırf sizin düşünce sisteminiz size tutarlı geliyor diye, bunun gerçek olduğunu nasıl iddia edebilirsiniz ki? bir ateist ya da bir marksist de kendi düşünce sistemi içerisinde tutarlıdır... onlar sizi tutarlı bulmaz, siz onları tutarlı bulmazsınız.. size göre onlar basittir, onlara göre siz basitsinizdir... objektif olup her düşünceyi kendi sistematiğinde değerlendirmek gerekir; birbirleriyle karıştırırsak sonu sizinki gibi bol keseden ahkam kesmekle sonuçlanır; "kimsenin bildiği benimkinden doğru olamaz"dır varacağınız yer...
mehmetsalih
14-07-2009, 22:06
Selam,
"kimsenin bildiği benimkinden doğru olamaz" eğer öyle olmasaydı bu düşüncede olmazdım.
Sana göre nasıl RUH yok Bana görede Madde yok. Eğer Ruha İNANMAK İNANÇSA maddeye güvenmekte inançtır.
Sevgi...
İvan Karamazov
14-07-2009, 22:11
şu halde kendi kişisel düşüncelerinizden yola çıkarak insanları bilmemeyle suçlama cüretini gösterirken, cümlelerinizin başında "bana göre"ler "benim için"ler eksik olmasın... gören görmeyen de o iddiaların sadece mehmetsalih' e ait olmayıp, herkes için durumun gerçekten öyle olduğunu sanacak...
Dostum Sevgili Muhammed, öle Miracta Musa'ya uşaklık edecek ve ondan ders alacak kadar aşağılık biri değil.
Saygıya değmez mehmetsalih
Yukarıda kalın olarak işaretlediğim kelimeler sizin; Hem Hz. Muhammed 'e
(S.A.V) Hem Hz. Musa'ya (A.S) hakaret ettiğinizin delilidir.
Her iki peygambere hakaret edip, Onun getirmiş olduğu kitapta Hz. Musa
hakkında yazılanları göz ardı edip, Hemde Peygamberimiz hakkında bunu söyleyip nasıl onun getirmiş olduğu kitaba inandığınızı söyleyebiliyorsunuz. ?
Bu hayrete şayan bir durum .....
vezir3000
16-07-2009, 19:55
Geldim okudum yazdim ..
güzel yorumlar var ama farkli olarak gözüme batan düsünce tanri anlayisiyla evrim anlayisi beraber yürüyebilirmi yani evrimin kabul edildigi bir dünyada tanri ya yer varmi ....
tabiki ispatlanmasi su imkan olmadigi icin tek varsayimlarla yola cikilabilinir . ama bence bu bir arkadasin bilardo masasi örnegine benzer yani dünyayi yaratmistir toplarada vurmustur ondan sonrada tek izlemekle kalmistir....
bence böyle bir fikrin sakincasi yok ...
ama ne zaman insan ilkel icgüdüsüyle yola cikip mefaatlarla olaya yaklasinca olaya sevap günah cenet cehenem huri nuri girince ortam karisiyo insanlar tanriyi istetidikleri gibi kullaniyor.....
ama siz ne derseniz deyin evrim ( degisim) vardir var olacaktir bir arkadasin dünyanin yuvarlak benzetmesi gibi aslinda anlatigi kisi bunu bir türlü anlamadi .. cünkü zaten olay orda dünyanin kabullendigi gefrceklere karsi bir fikir ciktiginda veridigi tepki benzerliydi...
ama bir arkadasin dedigi gibide yarin bu evrem kabullenilecek sonra bakin zaten kurandada var denecek :)
EVRIMI ANLAMAYAN EVRIM GECIRMEZ....
Selam,
"kimsenin bildiği benimkinden doğru olamaz" eğer öyle olmasaydı bu düşüncede olmazdım.
Sana göre nasıl RUH yok Bana görede Madde yok. Eğer Ruha İNANMAK İNANÇSA maddeye güvenmekte inançtır.
Sevgi...
Bilinen ve gözlemlenebilen evren test edilebilen, test sonucunda kullanışlı bilgiler edinilen evrendir. Bu evrende bizim işimize yarayan veriler yaşamımızı sürdürmek için gereklidir. Ruhu veya bir tanrıyı test etmenize olanak yoktur. Bu bilgi kullanışsızdır. Prototipi yoktur. Tıpkı sonsuzluk kavramı gibi. Aklımızda modellenemeyen bilgi bizim iç gerçekliğimizi bağlar. Çünkü her birey bu kavramları farklı modelleyecektir. Bunun da kesin bir doğrusu olamaz. Dolayısıyla inanmak sadece kişinin kendi iç gerçekliğini bağlar.
Üzüntü, sevinç, öfke gibi duygular soyut olarak bilinse de aslında beden kimyamızın bir ürünüdür. Organları olmayan bir canlı üzülemez, sevinemez, öfke, kin gibi duyguları yaşayamaz. Dolayısıyla madde olmazsa onun üzerine kurulacak bir soyut kavram da ortadan kalkmaktadır.
Ruha ısrarla inanan bir kişi ruhun kimyasal açılımını ortaya dökmeli ve hepimizi aydınlatmalıdır. Yoksa iddia ettiği ruh kavramı kendi iç gerçekliğini kapsar.
"Evrime inanıyorum" kelimesi de doğru değildir. Doğrusu "evrimi kabul ediyorum", "evrimin doğru olduğunu düşünüyorum"dur.
Madde tüm duyularımızla algıladığımız bildiğimiz tüm gerçeklikleri kapsayandır. Bilmediğimiz bir şey hakkında ancak varsayımda bulunabiliriz. Bu da hayal gücümüz sayesinde olur. Bu da 6 milyar varsayım demektir. :) Bir cep telefonu dizayn etmek için varsayımlara değil 6 milyar insanın kabul ettiği bilimsel verilere ihtiyaç duyarız.