Orijinalini görmek için tıklayınız : Riddet, İrtidat ve Mürted
Islamiyet ile demokrasi birbirleriyle bağdaşır mı? Islamiyet''te demokrasiye ne kadar yer var?
Dünya''da islam şeriatı ile yönetilen ülkelere bakılacak olduğunda bu sorunun cevabı ortaya çıkıyor: Demokrasi fakiri olan ülkeler arasında Islam ülkeleri başı çekiyor...
Bir dinin ne denli demokrat olduğunu anlamak için önce o dine inananlarına ve inanmayanlarına ne denli demokrat yaklaşımda bulunduğuna bakılmalıdır. Örneğin, kişi, bir zamanlar inandığı İslam dininden ayrılmak isteyerek bir başka dini ya da dinsizliği seçmek isterse, Islamiyet bu duruma demokratça yaklaşarak hoş görebilir mi?
Riddet ve irtidad kelimelerinin anlamı İslam dinini terk etmektir. Mürted''in kelime anlamı ise İslam''ı terk eden manasınadır. Kuran''a göre, İslam''ı terk eden cehenneme gidecek ve orada ebedi olarak kalacaktır. Bakara 217 ayetin son satırlarında bu açıkça ifade edilmiştir.
Bakara / 217. Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah''ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram''ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan karmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.
Nahl / 106. Kim iman ettikten sonra Allah''ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah''ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.
Her fırsatta İslam dininin hoşgörü dini olduğunu vurgulamayı kendine vazife edinen din ulemalarımız, hernedense bu ayetleri görmezden gelirler.
Ali İmran / 90. İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.
Nisa / 137. İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.
Dinden dönenler biraz da, şeytanın suçu gibidir ve Allah onları şeytanla baş başa bırakmıştır.
Muhammed / 25. Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.
İslam''ın genel anlayışında ise, dinini değiştirmenin cezası ölümdür. Bu hadislerde açık şekilde belirtilen konulardan biridir.
Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari, Cihad ve''s-Seyr, 2794 1585 Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki, Dinini değiştirenin boynunu vurun.
İmam Malik, bu hadisi Muvatta''da ( Akdiye 15- 2736) kaydeder ve hadis hakkında şu açıklamayı sunar : Bu hadisin manası şudur, herkim İslam''dan karak zındıklık ve benzeri bir dine girecek olursa kendisine galebe alındığı taktirde öldürülür. Öyle birine tevbe teklif edilmez. Zira gerçekten tevb edip etmediği bilinemez. Çünkü bunlar ( galebeden önce ) küfürlerini gizleyip, müslüman olduklarını iddia ediyorlardı. Ben böylelerinin küfrü, delille sübut bulduğu taktirde, tevbe etmeye ağrılmalarını uygun bulmam, ( tevbe etse de kabul edilmemeli ) Devamla der ki, '''' Bizim nezdimizde esas olan şudur : Bir kimse irtidat ederse tevbeye ağrılır, ( kendisine galebe çalınmazdan önce ) tevbe ederse hayatı bağışlanır, aksi taktirde öldürülür.
İmam Malik devamla der ki, Resulullah, Dinini terkedeni öldürün hadisinin manası : Kim İslam''dan çıkıp başka dine geçerse demektir. İslam''dan başka bir dinden çıkarak bir diğer dine geçerse demek değildir. Sözgelimi, Yahudiliği terkederek Hristiyanlığa veya mecusiliğe geçen kastedilmemiştir. Bundan dolayı, ehl-i zimme''den herhangi biri böyle bir din değiştirmesi
yapacak olsa ne tevbeye çağrılır, ne de öldürülür.
İrtidad, büyük günahlardandır. Kişinin bütün hayır amellerini sevabını yok eder. Hadisi açıklayan İmam Malik, esas itibariyle zındık oldukları halde müslüman görünen kimselerin irtidad etmeleri halinde, yakalanınca tevbesine güvenilmeyeceği kanaatindedir. Bu sebeple Malik''e göre onlara tevbe teklif edilmez, tevbekar olup, İslam''a geldiklerini beyan etseler bile bu tevbe onlardan kabul edilmez. İmam Şafi tevbelerinin makbul olduğuna hükmeder. Ebu Hanife''nin onlar hakkında iki ayrı görüşü olmuştur.
Zındık, Kamus''da, Ahiret''e veya Rububiyet''e inanmayan veya küfrünü gizleyerek iman izhar eden kimse diye açıklanır. (Kütüb-i Sitte Cilt/6 Sayfa 189)
İbni Abbas''ın, kadın mürted de öldürülür sözü delil getirilerek Hanefilerin hükmüne itiraz edilmiş ve ilaveten Ebu Bekir''in hilafeti sırasında irtidad etmiş olan bir kadını, henüz pek çok sahabe hayatta iken öldürttüğü, kimsenin buna itiraz etmediği gösterilmiştir.
Hz. Muaz Yemen''e giderken Resulullah kendisine bu mevzu ile alakalı olarak şunu söylemiştir : İslam''dan herhangi biri vazgeçecek olursa, onu tekrar davet et, dönerse ne ala, dönmezse boynunu vur. Herhangi bir kadın İslam''dan irtidad edecek olursa, onu da geri çağır, dönerse ne ala, dönmezse boynunu vur.
Zürkani," Kaydedilen bu muaz hadisi, sadedinde olduğumuz ihtilafta nasdır, hükmüne uyulması gerekir" der.
Buhari ve başka bir kısım kaynaklarda rivayet edilen bir kıssa da konumuza şık tutar. İkrime''nin rivayetine göre, Hz. Ali''ye bir kısım Zındık getirilmişti. O bunları yaktırdı. Haber ibni Abbas''a ulaşınca, Onun yerinde ben olsaydım yaktırmazdım. Çünkü Hz. Peygamber''in yasağı var, Allah''ın azabı ile azab vermeyin. Fakat öldürtürdüm zira efendimiz, kim dinini değiştirirse öldürün, diye emrediyor. (Kütüb-i Sitte Cilt/6 Sayfa 190)
Muhammed''in İrtidad Üzerine Öldür Emirleri
İbni Abbas ( ra ) anlatıyor, Abdullah ibni Sad ibni Ebi''s Sarh, Hz. Peygamber''e katiplik yapıyordu. Şeytan ayağını kaydırdı, adam irtidad ederek kafirlere sığındı. Resulullah, Fetih günü onun öldürülmesini emretti, ancak Hz. Osman onu himayesi altına aldı. Resulullah da bu himayeyi tanıdı. (Ebu Davud, Hudud 1-4358, Nesai, Tahrimu''d-Dem 15, ( 7-107 )
Her ne kadar Bakara 256''da dinde zorlama yoktur ifadesi varsa da bu ifade, Kuran''daki diğer ayetler ile büyük çelişki içindedir. Inanmayanlara karşı şiddet içeren ayetler, inanmayanları cehennem ile korkutarak inanmalarını sağlamaya yönelik ayetler, Bakara 256 ile çelişiyor. Kuran''daki şiddet ve ayırımcılık içeren ayetler ve çelişkili ayetler, Kuran''ın Allah-varsa eğer- tarafından gönderilmiş olamayacağının, Muhammedve arkadaşları tarafından hazırlandığının bir diğer göstergesi oluyor.
islam gerceklerinden alinmistir.
SAYGILAR
iman veya küfrün cezasını insan veremez.o uyduruk hadislerin hiç bir değeri yoktur..Hadislere ve siyere bakıldığında resulu-ekrem etrafındaki tüm münafıkları biliyordu.Hatta bunların isimlerini hüzeyfet tübnü yemaniye bile bildirdiği söylenmiştir.
Kendisi neden kafiri münafığı öldürmedi?
hatta h.z ömer itiraz etmesine rağmen ölen kimseye gömleğini bile vermek istemiştir.
onların hepsi yalan.........
iman ve küfrün cezası ancak ve ancak allahındır.......
iman ve küfrün cezası ancak ve ancak allahındır.......
Çok korktum.. :lol:
Merhaba Aytaç,
Günümüzdeki İslam dünyasına yönelik yaptığın eleştirilere ben de katılıyorum. İslam coğrafyasındaki devletlerin yöneticilerin genelde despot olmaları gerçekten kabul edilemez. Fakat bunu Kuran dayandırmak yanlış olduğunu düşünüyorum. İslam ülkelerinin yöneticilerin böyle olması İslam’dan kaynaklanmaz. Örneğin Suriye yönetimi , Saddam’ın Irak’taki Baas yönetim, Mübarek’in Mısır’daki yönetimi, Yada diğer kuzey Afrika ülkeleri Fas, Tunus ( Örneğin bu ülkelerde sokakta da başörtüsü takmak yasaktır.) Cezair, Libya bunların hiç biri İslami bir yönetim değildir. Aksine bunlar laik yönetimlerdir. Baas hareketinin özelliği zaten budur. Milliyetçi sol diyebileceğimiz bir ideolojiye sahiptirler bir çoğu. Bunun dışında eleştirilebilecek Suudi yönetimle, İran’daki yönetim vardır. Bunlarda Suudiler Vahabi düşüncesiyle ülkeyi yönetirler, ki bu kuran dışı bir çok hurafeden oluşur, İran ise Şii geleneğine dayalı bir yönetime sahiptir. Bunların her ikisinde de sorun gelenek sorunudur. Örneğin İran muhalefeti zannedilenin aksine din adına mollalara karşı çıkarlar. Onların dini yanlış uyguladıklarını ve despot bir yönetim kurduklarını söylerler.
Dediğim gibi bu yönetimler Kuran kaynaklı değil, Kuran’a rağmen olan yönetimlerdir. Kuran’a göre Müslümanlar arasında şura esastır. Emanette ehline teslim edilmesi gerekir. Bu açıdan iktidarın babadan oğla geçtiği yönetimler ya da diktatörlerin başta bulunduğu devletler, bu ayetlerin mantığıyla çelişmektedir. Peygamber döneminde sonra da bir süre halifeler bu şekilde şura ile seçilmiştir.
Dinden dönme konusuna gelince “Din de zorlama yoktur”. Bunun ötesinde iddiada bulunanlar Kuran’a göre değil Kuran dışı bir hüküm vermiş olurlar. Bu konuyla ilgili olarak söylediğin ayetler de son derece yanlış yorumlamışsın. Bakara suresi 217 de söylenen, insanları dinlerinden çevirmek ve engel olmak için saldıranlardan bahsedilir ve bunlarla mücadele emredilir. Yoksa bir kişi dini kabul etmemişse bu onun sorunudur. Hesap günü yaptıklarının karşılığını görür. Hakem olan Allah’tır. Böyle bir şeyden Müslüman hükmedip cezalandıramaz.
Nahl 106’da ise söylenen inkar eden kişileri Allah’ın cezalandıracağıdır. Bunların cezası hesap günüdür. Yoksa bunarla Müslümanlar saldıracak diye bir şey yoktur. Aksine Kuran’a göre sana saldırmayan kimseye saldıramazsın. Bence bu iki ayetin anlamını saptırarak kendi düşüncen için kullanmışsın. Ama son derece yanlış yorumlamışsın. Yine Ali İmran 90 ve Nisa 137’deki ayetleri bu çerçevede değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum. Burada da ifadelerden anlaşıldığı gibi bir insan inkar ettiğinde durum Allah ile onun arasındadır. Hesap günü Allah ona karşılığını verecektir.
Kuran dışında senin de örnek verdiğin gibi bu uydurma hadislerde bu konu işlenir. Bunlar Peygamberden sonra uydurulmuş hadislerdir. Bunların yeri her zaman söylediğim gibi çöplüktür. Ben bir Müslüman olarak bu zihniyetle zaten mücadele ediyorum.
Aytaç Yazdı:
Her ne kadar Bakara 256''da dinde zorlama yoktur ifadesi varsa da bu ifade, Kuran''daki diğer ayetler ile büyük çelişki içindedir. Inanmayanlara karşı şiddet içeren ayetler, inanmayanları cehennem ile korkutarak inanmalarını sağlamaya yönelik ayetler, Bakara 256 ile çelişiyor.
İnanmayana karşı hiçbir suçu yokken yani saldırmıyorken, barış içinde yaşamak istiyorken onlara karşı saldırılması yönünde Kuran’da hiçbir ayet yoktur. Bu konuda yukarıdaki örneklerde olduğu gibi bazı ayetler gerçek anlamları dışında yorumlayarak çarpıtıyor. Bunları kaynağı objektiflikten uzak, din karşı hasmane bakış açısıdır.
Selamlar
ella kurnazlık yapma!
buz gibi fitne kalkıncaya kadar,yeryüzünde islam hakim oluncaya kadar,allahın birligi ve muhammedin o nun peygamberi oldugu tanıncayakadar,islam kesintisiz cihat emreder.
fitne ne demek?
bunlar kurandan bir kesit!
cizye vermessen ne olur?
ya cizye ver
ya müslüman ol!
özgürlüge bak!
Ella;
Kur''an ın apaçık insanlık dışı ayetlerini savunmak için gerçekten çok uğraşıyorsun bu bir nevi takdir edilesi birşey ama;
Dinde zorlama yoktur
Bu ayet ÖZEL bir zamanda ÖZEL bir durum için inmiştir(bir yahudi ile ilgiliydi yanılmıyorsam bunu siz daha iyi bilirsiniz)..
İslamda boyun vurmalar, kafirleri öldürmeler,el kesmeler nedense gündeme getirildiğinde müslümanlar son çare olarak "bunlar özel zamanın hükümleridir" derler..(tabi bu yorum da tamamen yanlıştır)Yalnız iş dinde zorlama yoktur ayetine geldiğinde her iki cümlenin başında bu ifadeye sığınırlar..
İşte bu da apaçık bir ikiyüzlülüktür..
Daha önce dediğim gibi Muhammed daha güçsüz ve mazlum olduğu dönemde daha barışçık ayetler "inmiş" ama biraz güçlenince durum tamamen değişmiştir...
Şimdi gerçekten OBJEKTİF olarak APAÇIK OLAN KUR''AN dan(bunu kendisi söylüyor) ayetlere bir daha bakalım..
47:4- Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah''ın emri budur
Bu ayette saptırılabilecek birşey var mı?
Savaşta İNKAR EDENLERİN BOYUNLARININ vurulmasından bahsediliyor..
Hadislere de zaten bakarsak Muhammed''in nasıl "ya müslüman olursun ya da öldürülürsün" politikası izlediğini görmemek için ya kör olmak gerekir ya da aşırı fanatik dinci!!!
Başka bir ayete bakalım...
9:29- Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah''a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah''ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın.
Peki bu ayette saptırılacak birşey var mı? islamcıların durumu kurtarması için durumu saptırması için bir yol/bahane var mı? YOK!!! tarihte bu hükümler özellikle çeşitli halkların müslümanlaştırılmasında(TÜRKLER DAHİL) aynen kullanılmış mıdır? EVET...
8:39- Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah''ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın
Yukarıdaki ayette aynen Kur''an ın dediği gibi son derece açık...Din ALLAH''IN DİNİ oluncaya kadar müşriklerle savaşılması...
Bu ayetlerin detayları hadislerden anlaşılıyor ama hadisleri inkar ediyorsunuz diye artık onlardan örnek vermiyorum..
Mesela;
4:86- Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
4:87- Kendinden başka ilâh olmayan Allah, sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah''tan daha doğru sözlü kim olabilir?
4:88- O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah''ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın.
4:89- Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.
Şimdi bir yandan selamlamaktan bahsediliyorken aniden iki gruba ayrılmalardan daha sonra yine asma kesme öldürmelerden bahsediliyor
Kur''an da bu gibi durumlar/ayetler sayılamayacak kadar çoktur hatta zaten Kur''an ın %80''i bu gibi konulardan oluşur...
Yani ayetin neden bahsettiğini anlamak için MUTLAKA hadislere başvurmamız gerekir..Hadisler olmadan Kur''an kilitli bir kitaptır...
Hadislere de zaten baktığımızda Muhammed''in nasıl bir kişi olduğunu dehşetle anlıyoruz!!!!!!!
Kur''an, kadın-erkek ile ilgili hükümlerden,Arapların düşünüşüne göre şekillenmiş hurili,hurmalı cennetlerden Allah''ın cehennemdeki işkence yöntemlerinden(derilerin eritilmesi,yenileriyle değiştirilmeleri ...vs)
ticaretten, en çok da Muhammed''in başından geçmiş olaylara ilişkin yorumlardan ibaret olan içinde RUHSAL ,insan ruhunu tatmin edecek HİÇBİR ruhiyet barındırmayan, Tanrı''ya inanan biri için içindeki tanrısızlık özlemini bir gram olsun gideremeyen içinde kutsallıktan ve sevgi/samimiyetten eser bulunmayan bir kitaptır...
Saygılarımla...
Merhaba Deep,
Ben ayetleri savunmaktan öte gerçek anlamını ortaya koymaya çalışıyorum. Ayetler çarpıtılarak ve gerçek anlamlarından saptırılarak kullanılıyor. Ben bu çarpık yorumu anlatmaya çalışıyorum sadece. Mesela senin son yazındaki bir örneğe bakalım:
Deep Yazdı:
Şimdi gerçekten OBJEKTİF olarak APAÇIK OLAN KUR''AN dan(bunu kendisi söylüyor) ayetlere bir daha bakalım..
47:4- Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah''ın emri budur
Bu ayette saptırılabilecek birşey var mı?
Savaşta İNKAR EDENLERİN BOYUNLARININ vurulmasından bahsediliyor..
Hadislere de zaten bakarsak Muhammed''in nasıl "ya müslüman olursun ya da öldürülürsün" politikası izlediğini görmemek için ya kör olmak gerekir ya da aşırı fanatik dinci!!!
Şimdi bu örnek verdiğin ayette kendince bazı yerler dikkat çekmişsin. Birincisi bu ayet savaş durumunda geçerlidir. Bu ayette sokakta yürürken karşılaştığın adamdan söz edilmiyor ki? Sen savaşta sana saldıran bir kişiyle karşılaşırsan ne yaparsın. Adam savaşa gelmiş, kendini korumak için tabi ki savaşırsın. Adam sana saldırıyor sen onu öldürmezsen o seni öldürecek. Ayette söylenen budur. Savaşta karşılaştığında onlarla savaşın ve öldürün diyor. Ama savaşta birisi senle savaşmaktan vazgeçer ve aman dilerse yine ona aman vermeyi Kuran’da söylenir. bkz(9-6)
Ayetin devamında galip gelince yani düşman teslim olunca onları esir edilmesi söyleniyor. Eğer bir daha savaşma durumları yoksa yani, artık kesin bir galibiyet elde edilmişse bu sefer de, bu esirlerin fidye karşılığı ya da karşılıksız olarak salıverilmesini Allah söylüyor. Adam diyelim müşrik ya da ehli kitap. Bunlar dinini değiştirmezlerse onları öldürün demiyor ki. Sen bir ayet almışsın. Savaşta son derece normal bir durum için söylenen bir konuyu çarpıtıyorsun. İçindeki bazı kelimeleri büyütüp altını çizerek konuyu gerçek anlamından farklı noktalara çekmeye çalışıyorsun. Sonra altına peygamberimizin “ ya Müslüman olursun ya da ölürsün” politikasının olduğunu iddia edip kendince konuyu bağlıyorsun. Oysa ne Kuran’da senin iddia ettiğin gibi bir durum var nede peygamberin böyle bir politikası olmuştur.
Tövbe suresinin 29. ayetini yukarıda anlattım. Cizye savaş tazminatıdır. Kuran kitap ehlinin kendi kitabıyla hükmetmesini kabul eder. Müslümanların kendilerine saldırmayan kitap ehliyle hiçbir problemi olmaz.
Fitne konusuna gelince. Burada da fitne kelimesine bir anlam yükleyip ayetin devamını yine düşünmüyorsun. Hatta verdiğin mealle ayetin bir kısmını kesmişsin:
(8-39) Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah''ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.
Tekrar söylüyor kendi halinde yaşayan ve Müslümanlara saldırmayanlarla Müslümanların bir sorunu olmaz. Sorun fitne çıkartıp insanlara baskı ve zulüm yapmaya kalkan ve insanları topraklarından sürmeye çalışanlara karşıdır. Allah dini herkesin barış içinde yaşamasını emreder. Kitap ehli olan bir kişi kendi dinini yaşamak istiyorsa, ona kendi kitabıyla hükmetmeyi yine Kuran söyler. Ayetin senin kestiğin kısmına bakarsan, “Şayet vazgeçecek olurlarsa” ifadesini görürsün. Yani ortada bir saldırganlık durumu vardır. Eğer bundan vaz geçerlerse barış içinde yaşamanın önünde bir engel yoktur. Bir sonraki ayette de şöyle söylenir.
(8,40)- Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Allah, sizin mevlanızdır. O, ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.
Bence biraz objektif bakmaya çalışın. Savaş halinde geçerli olduğu açıkça belli olan bu anlatımları çarpıtarak kendi amaçlarınız doğrultusunda kullanmayın.
Allah Kuran’da şöyle buyurur:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi, 8 )
İslam’ın savaşa bakışı budur. Bu konuyla ilgili bir yazıyı “Kuran’da savaş” başlığında okuyabilirsiniz.
http://www.angelfire.com/ult/kurandaceliskiyoktur/giris.htm
Selamlar
Peki açıklamalarınıza bakalım;
Birincisi bu ayet savaş durumunda geçerlidir
O ayetin savaş için geçerli olması demek bugün de uygulanmayacağı anlamına gelmiyor..Bu mantıkla gidersek "Kur''an ın bütün emirleri 7. yüzyıl için geçerlidir" sonucu çıkar....
Yine bu mantıkta gidersek "Dinde zorlama yoktur" ayeti de sadece Muhammed''in zamanındaki bir yahudi için geçerlidir...Ama nedense bu müslümanlar tarafından unutuluverir...
Bu ayette sokakta yürürken karşılaştığın adamdan söz edilmiyor ki? Sen savaşta sana saldıran bir kişiyle karşılaşırsan ne yaparsın. Adam savaşa gelmiş, kendini korumak için tabi ki savaşırsın. Adam sana saldırıyor sen onu öldürmezsen o seni öldürecek. Ayette söylenen budur. Savaşta karşılaştığında onlarla savaşın ve öldürün diyor. Ama savaşta birisi senle savaşmaktan vazgeçer ve aman dilerse yine ona aman vermeyi Kuran’da söylenir.
Yalnız ayette dikkat çekilen birşey var...
Savaşta İNKAR EDENLERİN hemen boyunlarını vurun....Yani savaş tamamen müslümanlığı yaymak/kabul ettirmek için yapılan bir savaştır bundan daha açık ne olabilir?
Savaşta inkar edenlerin boyunlarının vurulması ESİR ALINMASI FİDYE İLE serbest bırakılması yöntemini ahlaki buluyor musun?
Bunlar, Irak''ta islamcı teröristlerin nasıl kafa kesitkleriyle vatandaşlarımızın ya kafalarını kestikleriyle(ayette boyunlarını vurun emrine uygun olarak) ya da onlardan fidye istedikleriyle %100 uyuşmuyor mu? Tabi ki uyuşuyor....
Sizin bu ayeti ahlaki bulmanız demek AYETTE SÖYLENİLENLERİ AYNEN UYGUAYAN müslüman teröristlerin savaşla ilgisi olmayan vatandaşlarımıza yapılanları da ahlakı bulmanız demek değil midir?
Adam diyelim müşrik ya da ehli kitap. Bunlar dinini değiştirmezlerse onları öldürün demiyor ki. Sen bir ayet almışsın. Savaşta son derece normal bir durum için söylenen bir konuyu çarpıtıyorsun.
ben mi çarpıtıyorum siz mi? AYETTE "İNKAR EDENLERİN" deniyor...Apaçık olan Kur''an da bundan daha açık birşey olabilir mi?
Sözü edilen savaş da islamı yaymak ya da korumak için yapılan bir savaş...
peki bu ayet:
9:29- Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah''a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah''ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın.
8:39- Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah''ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın
48:16- A''rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.
Ve benzeri birçok ayetle örtüşmüyor mu?
%100 örtüşüyor..
Peki geçmişte islam yayılırken uygulanan yöntemle bu ayetler örtüşmüyor mu? %100 örtüşüyor.
Bunu daha fazla çarpıtmanın anlamı gerçekten yok...
.ya Müslüman olursun ya da ölürsün
Evet bu mantık gerçekten açıkça var..
48:16- A''rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. ONLARLA SAVAŞIRSINIZ VEYA MÜSLÜMAN OLURLAR. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.
Peygamberin böyle bir politikasının olmadığını söylemek tam bir saflık olur...Birazcık hadisleri inceleseydiniz Kur''an daki mantıkla %100 örtüştüğünü görürdünüz...
Tövbe suresinin 29. ayetini yukarıda anlattım. Cizye savaş tazminatıdır. Kuran kitap ehlinin kendi kitabıyla hükmetmesini kabul eder. Müslümanların kendilerine saldırmayan kitap ehliyle hiçbir problemi olmaz.
Kur''an ehli kitabın kendi kitabıyla hükmetmesini emreder emretmesine ama o kitap hristiyanların o devirde ellerinde bulundurdukları incil ya da yahudilerin ellerinde bulundurdukları Tevrat değildir....
Sonuçta Kur''an ehli kitabın bizzat kitaplarında bulunan birçok inancı dile getirip "kahrolasılar" (mesela Tanrı oğlu deyimi) dediğine göre Muhammed aslında "incil ile hükmetsinler" dediğinde İncil''in içeriğini bilmiyordu..Hristiyanlık hakkında ya da yahudilik hakkında bilgilerini hristiyan Bahira gibi rahiplerle görüşmesinden elde etmiştir..
Ayrıca Kur''an ın bir ayetinde cihad için "Bu hem Tevrat da hem de İncil''de bulunan üzerinize yazılmış bir farzdır" tarzı bir ayet vardı...İNCİL''DE CİHAD İLE İGLİLİ TEK BİR AYET BİE YOKTUR..BU DA MUHAMMED''İN İNCİL''İN İÇERİĞİYLE İLGİLİ HİÇBİRŞEY BİLMEDİĞİ TEZİNİ GÜÇLENDİRİR...
Her neyse;
ayet gayet açık HAK DİNİNİ DİN EDİNMEYENLERE KARŞI SAVAŞ dile getirilmektedir
9:29- Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah''a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah''ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın
Ayet açık değil mi? gayet açık...RESULÜN HARAM DEDİĞİNİ HARAM TANIMAYAN YANİ ONU REDDEDEN kişiler HAK DİNİNİ YANI İSLAMI BENİMSEMEYEN KİŞİLER ile kendi elleriyle cizye verecekleri güne kadar savaşılır... bu konu gayet açık..
Kur''an ın "ehli kitap kendi kitaplarıyla hükmetsin" ifadesinin konuyla hiçbir ilgisi olmadığı gibi tamamen Muhammed''in Kitab-ı Mukaddes hakkında bilgisi olmamasından dolayıdır...
Zaten Kur''an daki birçok ifade de Ms 3,4,5. yüzyıllarda yazılmış apokrif sahte incillerden gelir(Hz.İsa nın kuş yapıp uçurması,bebekken konuşması..vs)
Ayetin senin kestiğin kısmına bakarsan, “Şayet vazgeçecek olurlarsa” ifadesini görürsün. Yani ortada bir saldırganlık durumu vardır. Eğer bundan vaz geçerlerse barış içinde yaşamanın önünde bir engel yoktur. Bir sonraki ayette de şöyle söylenir.
Bu sadece bu ayet için mümkün ama bundan çok daha kuvvetli bir açıklama var...
"vazgeçme" sözüyle ne kastediliyor olabilir?
9:5- Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe etmek namazı kılıp zekat vermek müslüman olmak demektir...Sonuçta "vazgeçmek" ifadesi "müslüman olmak" olarak rahatlıkla yorumlanabilir...
Ki öyle olmasa bile bu Kur''an ın mantığından birşey değiştirmez
Ayrıca web sitende de konuyu iyice saptırmışsın:
"Kendilerine kitap verilenlerden, Allah''a ve ahiret gününe inanmayan, Allah''ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam''ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9 Tövbe Suresi, 29)",
Açıklaman:
Ayetteki ifadeye dikkat edilirse burada savaşmanın emredildiği insanlar tüm kitap ehli değildir. Bunlar kitap verilenlerden bir gruptur. Bunlarla savaşmak istenmesinin nedeni yine onları Müslümanlarla savaşmalarından dolayıdır. Eğer tövbe suresi başından itibaren okunursa konu anlaşılacaktır.
Bir kere ayetteki ifadeden "kitap ehlinden sadece bir grup" manası çkarmak olanaksızdır...Çünkü ayette Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam''ı) din edinmeyenlerle tabi ki zaten resulun haram kıldığını haram bilen ve HAK DİNİ yani islamı kabul eden biri ehli kitap değil MÜSLÜMAN olur..
Ayeti çarpıtmaya hiç gerek yok...
Açıklamandaki "Bunlarla savaşmak istenmesinin nedeni yine onları Müslümanlarla savaşmalarından dolayıdır" ifadesi de tamamen çarpıtmadan ibarettir....Bir kere böyle bir ifadeyi Kur''an dan bulmak olanaksızdır.Zaten ayetin açıkça bildirdiğine göre
"Allah''a ve ahiret gününe inanmayan, Allah''ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam''ı) din edinmeyenlerle"
şeklinde bir genelleme mevcuttur...
"Ayetin kendilerine kitap verilenlerden" şeklinde başlayan ifade EHLİ KİTABIN İÇİNDEN BİR GRUBU DEĞİL EHLİ KİTABIN HEPSİNDEN,Muhammed''i peygamber islamı din kabul etmeyenlerden bahsetmektedir...
Sonuçta gelinen yer "yine müslüman olma" konusudur..Yoksa hem Muhammed''i peygamer kabul etmek hem de islamı hak din kabul etmek zaten müslüman olmaktır
Bu iddiaların aksine Kuran’a göre savaş savunma amaçlı yapılmalıdır. Başka insanların topraklarını fetih etmek için yapılan savaş Kuran’a göre dini bir savaş olamaz
Tarihe ve hadislere baktığımızda bu çarpıtmanın da islamı kurtaramayacağını görürüz..Çünkü hadisler ve islamı kaynaklar bize ilk atağı yapanın genelde hep Muhammed olduğunu bildirmektedir..Bu kaynakların sayısı ve çeşitliliği son derece fazla olduğundan (bu konuyla ilgili daha sonra yazacağım) inkar etmek olanaksızdır...
Zaten Kur''an daki bazı ifadeler de bu "sadece savunma" bahanesi tamamen ortadan kaldırır...
Daha sonra tamamen islami kaynaklara dayanarak "sadece savunma bahanesi ile savaş" yapıldığı iddiasını inceleyeceğim...ve müslüman çarpıtmaları ortaya çıkacak...
Şu linkteki bilgileri içerikleriyle beraber okumanı tavsiye ederim...Bizzat Araplar tarafından yazılmış...
Genel olarak:
http://www.faithfreedom.org/Articles.htm#morality
Ayrıca;
http://www.faithfreedom.org/Articles/sina41019.htm
http://www.faithfreedom.org/Articles/sina41019p2.htm
Sorgulayıcı
02-08-2010, 20:31
Said Nursi de mürtedin ölümünü desteklemektedir.
"...mürtedin hakk-ı hayatı yoktur. Çünkü vicdanı tefessüh eder, hayat-ı içtimaiyeye bir zehir hükmüne geçer. " Yirmi Dokuzuncu Mektup
Ancak Hayrettin Karaman (http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00228.htm) farklı düşünmektedir.
Soru:
Sizce irtidad'ın (din değiştirmenin) cezası ölüm müdür? Bu uygulama, din ve vicdan özgürlüğüne ters değil midir?
Cevap:
Eğer dininden dönen, din değiştiren kimse bu yüzden öldürülseydi; yani din değiştirmenin cezası idam olsaydı o zaman dinde zorlama (kişiyi müslüman etmek veya müslümanlığını devam ettirmek için tehdit ve baskı yapma) olurdu. Halbuki ilgili âyet, "dinde zorlamanın olmadığını" açıkça ifade ediyor (Bakara: 2/256). Esasen iman, aklın hükmü, gönlün rızası ve vicdanın kanâat getirmesi ile olur. Bir kimseye baskı uygulanır ve bu yoldan "inandım" demesi sağlanırsa, o kimse inanmış olmaz, takiye yapmış, münafıklık etmiş olur. İslam böyle bir iki yüzlülüğe meydan vermez. Uluslar veya guruplar arası sistemde yalnızca, birbirine düşman, aralarında savaş ilişkisi bulunan iki gurup olursa, farklı din ve inanç sahiplerinin bir ülke içinde veya farklı ülkelerde sulh içinde yaşamaları mümkün olmuyorsa bu durumda din değiştirmek demek, "karşı tarafa geçmek ve müslümanlara savaş açmak" demektir. Bir kimse dinini değiştirdiği için değil, buna ek olarak müslümanlara savaş açtığı için öldürülür.
Hayrettin Karaman'ın bu görüşü onun ehlisünnetdışı diye nitelenmesine sebep olabilir. Çoğu müslüman da böyle bir hükümden bihaberdir. İlginç...
Sorgulayıcı
09-08-2010, 12:10
Dinden dönen öldürülür mü? - Hayrettin Karaman
(http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/default.aspx?i=18528&y=HayrettinKaraman)İran'da iki kadının Müslüman iken dönüp Hristiyan olmaları sebebiyle işkence gördükleri ve tekrar Müslüman olmazlarsa idam edilecekleri haberi dünyada dolaşıma sokuldu. Bunu gece gündüz yaymaya çalışanların bir kısmı iyi niyetli, böyle bir cinayeti önlemek istiyorlar. Bir kısmı ise iyi niyetli değil, İslam karşıtları, bu fırsatı da kullanarak İslam'ın imajını kirletmek, İslam'ı şiddet ve baskı dini olarak göstermek, insanların hak ve özgürlüklerini koruyabilmeleri için İslam'ın yayılmasını engellemeye çalışmaları gerektiğini vurgulamak istiyorlar.
Evet, fıkıh kitaplarının çoğunda, ilgili bölümleri açıp bakarsanız kadın olsun, erkek olsun dininden dönenlerin, sırf bu sebeple -yani din değiştirdikleri için- idam edilmeleri, işkence edilmeleri gerektiği hükmünü okursunuz.
Ama Kur'an-ı Kerim'i açıp okursanız böyle bir hüküm göremezsiniz. Hadislere baktığınızda da farklı rivayetlerin bulunduğunu, bunlar bir arada değerlendirilince dinden dönen kimsenin bu yüzden değil, Müslümanlara karşı savaşa karar verdiğinden dolayı cezalandırıldıklarını anlarsınız. Bu anlayışın bir tezahürü (güzel örneği) olarak İmam Ebû Hanîfe'yi zikredebilirim; o, dininden dönen kadının öldürülemeyeceğini, çünkü tabiat olarak kadının muharip (savaşçı) olmadığını savunuyor.
Serahsî el-Mebsût isimli eserinde (Siyer-Mürted bölümü) Ebû Hanîfe'nin bu yorumunu uzunca naklediyor. Hz. Peygamber'in savaşta kadınların öldürülmelerini yasakladığına dair hadisleri aktarıyor ve Peygamberimizin, savaşta öldürülen bir kadın için "Bu savaşmaz ki..." ifadesinden hareketle şu kesin ifadeye yer veriyor: Bu söz gösteriyor ki, dininden dönenin öldürülmesi -dinden dönme- eylemine değil, savaş açma karar ve eylemine bağlıdır, bu sebeple kadınlar öldürülemezler; çünkü onlar savaşmazlar."
Her dinden dönen erkek de Müslümanlara karşı savaşma karar ve eylemi içinde olmadığına göre "dinden dönen kim olursa olsun, Müslümanlara karşı savaşmadıkça öldürülemez" hükmünü İslam'a ait göstermek daha doğru olacaktır. Bir dinin, hem "dinde zorlama yoktur" deyip hem de insanları Müslüman olmaları veya İslam'da kalmaları için zorlayacağı düşünülemez.
Bu yüzden İslam hakkında yazanlar ve konuşanlara şunu tavsiye ediyorum: "İslam'da şu şöyledir" demek yerine "Filan yoruma, mezhebe, tefsire, görüşe göre böyledir" diyelim.
Bu konuda geniş bilgi için bizim "Kur'an Yolu" isimli tefsirimize bakılabilir (Bakara: 2/256).
11 Eylül 2009 Cuma
(http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/default.aspx?i=18528&y=HayrettinKaraman)
Sayın arkadaşlar,
Dini düşünceler bir tarafa, zaten hangi ırktan, kökenden, milletten olursa olsun bir taraf diğer tarafa savaş açmışsa, karşılığında savaşılarak cevap verilir. Herşeyden önce bunda mutabık olalım.
Diğer taraftan kendimize şu soruyu soralım; ''Acaba islamiyetin doğuşundan (uyduruluşundan) sonra hangi taraf hangi tarafı kışkırtmıştır?''
Müşrikler, kaç kere Ebu Bekir'den, Muhammed'i uyarmasını ve bu sevdadan vazgeçmesini istememişler miydi?
Muhammed de ''Bir tarafıma güneşi diğer tarafıma ayı koysanız bu yoldan dönmem'' diyerek artislik yapmamış mıydı?
Mekke'yi malını mülkünü bırakıp terkeden, cennet, göğüsleri yeni tomurcuklanmış, güzel gözlü ve bakire hurilerle kandırılmış garibanları geri dönüp bıraktıkları mallları geri almak için savaşmaya kim teşvik etti?
Bu savaşı teşvik etmek için ayetleri gönderen Allah değil miydi?
İlk başta bu garibanların durumunu anlayışla karşıladık diyelim. İslamın güçlenip yayılması dönemindeki kanlı olaylara ne demeli?
En can alıcı soru da şu bence. Bu sorunun cevabını biraz saksıyı çalıştırıp düşündüğümüzde bütün gerçek ortaya çıkacaktır.
Savaşmak için ayet göndermeye zahmet eden herşeye gücü yeten Allah/Tanrı neden kendine inanılması/ibadet edilmesi için insanların birbirlerini öldürmesine göz yummuş hatta ve hatta bu kıyım ve ölümleri birinci elden desteklemiştir?
Bütün bunların yerine herşeye gücü yeten Allah/Tanrı, neden kendi yarattığı kullarına peygamber/kitap vs gibi yöntemlerle ulaşmak yerine direkt olarak onların kalplerine/beyinlerine iman/sevgi/barış aşılamamışltır?
Neden?
Allah diye bir şey olamdığından olabilir mi acaba?
Saygılar.
Balkocha
09-08-2010, 18:05
Islama gore boyledir mi yoksa soylemidir tartismasi bu konuda bana hitap etmiyor.Brecht"in bir kitabinda okumustum yillar once."Onemli olan kisinin ne dusundugu degil,dusuncelerinin onu ne hale koydugudur ki,buna tavir denir."
Baslangicindan bu yana Islamin kendinden olmayanlara takindigi tavra baktigimizda ,kiliclarin uclari kanli helikopter pervanesi gibi estirdiginden baska bir ornekleme yapamiyoruz.Ustelik gelisen teknoloji ile de kendini yeniledikce,ortaya bombalar hatta canli bombalar da cikti.Birakin islama karsi dogrudan silahla karsi koymayi,karsit bir yazi yazmanin bile olum emrine yolactigini hepimiz biliyoruz.Bu sitede yazi yazanlarin gercek isimlerini acikladiklarinda baslarina geleceklerin neler oldugunu ,hem de %100 luk bir kesinlikle tahmin edebilirsiniz dersem itiraz edeceklerin aklindan zoru vardir.Hem de dogdugu gun musluman sayilan bir cogumuz,sanki dogustan prangaliymis gibi,kurtulusumuzu ilan etme hakkina sahip degilmisiz.Neymis:Eger bir baska dinden olsaymisiz sorun degilmis ama,musluman olup da dinden ciktigimizdan katlimiz vacipmis.Yani farz kilinmamis ama katledilmesinde de islamiyet icin buyuk yarar var.Salman Rusdi nin katline fetva verilirken,karikaturist Danimarka"liya uyari yetermis.Yalan.O karikaturist Lubnanli bir hristiyan olsaydi coktan olmustu.Muslumanlar gucleri yettigi sinira kadar kendinden olmayanlari ve/veya karsitlarini oldurmek uzere klonlanmis inanc bagimlilaridir.
Ben inanclarimdan siyrilana kadar pervane misali donup donup okuyup bir guzellik bulurmuyum umuduyla cirpindim.Kolay olmadi.Once kitabi ve sonra da Tanriyi anlamak.Zira oylesine kazimislar ki.Hala dusecek gibi olsam,ani bir ses duysam,gayri ihtiyari Allah diyorum.Tipki Cingenenin oynattigi ayinin tef sesi duydugunda ziplamaya baslamasi gibi.Herkes dans ediyor saniyor ama maalesef egitilirken kizgin sacin uzerinde devamli duydugu tef sesinin hissettirdigi korku ona bu hareketi yaptiriyor.
Sozun kisasi Musluman toplumlar, kabul ettikleri asamada, dokulen kanlar ve cekilen acilar oylesine kazinmiski bilincaltlarina,inanclarindan siyrilmaktan korkuyorlar.Dogal olarak da aydinlanabilecek herhangi bir araca da dehsetle bakiyorlar.Gunumuzde dahi zaman zaman hatirlatilan katli vaciptir sloganlari da bu korkunun unutulmamasini saglamak icin.Oyleyse hicbir musluman cikip da Kuran da yok hadisde var-yok,aslinda soyle gibi duzeltmeler yapmasin.Ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz
Saygilarimla