PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tufan Söylenceleri


dilaver
07-06-2007, 00:35
,
* * * * Şimdiye kadar Nuh Tufanının Tevrat ve Kurandaki söylenişinin üzerinde durduk hep. Ve bu söylencelerin eski Sümer ve Babil deki kökenleri ile söylencelerin nasıl bire bir örtüştügünü ve temel motiflerinin bire bir aynı oldugunu tartıştık.

* * * * Aslında tüm uygarlıkların ve toplumların ortak kültürel bazı motifleri var. Bunların başta gelenleri de tufan ve yaratılış mitleri. Yani yaratılış, yıkım ve yeniden yaratılış. Degişik kıta ve zamanlardan degişik uygarlıkların tufan mitoslarını derlemeye çalışacagım bu başlık altında.

* * * * Bu mitosları okurken

* * * *1- Tüm bu mitlerin eski dinlerin bir parçası oldugunu ve geçerli oldukları zaman diliminde nasıl bugün Kurana iman edenler varsa aynı şekilde bunlara da tartışılmaz bir tanrı kelamı olarak bakıldıgını

* * * *2- Yeniden yaratılışta toplumda hangi madde geçerli ise onun baz alındıgını ve yaratılışın buradan başladıgını

* * * * 3- Tarımsal üretimin agırlıkta olmadıgı, toplumun temel ekonomisinin avcılık ve toplayıcılık olageldigi daha erken toplumlarda tanrı fikrinden ziyade doga ve soyut ruh fikrinin agır bastıgını

* * * * *dikkate alır ve toplumların yaşadıkları ortam ve cografyayı tahayyül edebilirseniz daha da ögretici ve açıklayıcı olacagı kanaatindeyim.


* * * * *saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 00:39
, * *

* * * * Yunan Tufanı *:

* * * *Olympos'un efendisi Zeus'un ilk egemenlik döneminde , sadece kendilerini
düşünen bir insan ırkı yaşıyordu. Bunların hiç bir şeye ve de tanrılara saygısı kalmamıştı. Zeus
bunu kendi gözleriyle görmek istedi. Bir dilenci kılıgında kral Lykaon'un sarayına gitti. Kral onu
aşşagıladı ve kovaladı. Zeus kralın aşşagılayıcı sözlerine şöyle karşılık verdi :

* * "Olympos'un efendisi Zeus için yolcuyla dilenciler degerli oldugundan yabancıyı aranıza
kabul etmeniz daha uygundur. Kuzeydeki ülkelerden geldim ve konukseverliginizi bekliyorum.
Önünüzde hem bir yabancı hem de Zeus, tanrıların ve ölümlülerin babası olarak duruyorum. "

* * *Bu sözler üzerine soylular korkuyla Zeus'a baktılar. Ama Lykaon gülerek Zeus'u sınayacak
bir yol bildigini ve tanrı mı ölümlümü oldugunu anlayacaklarını söyledi ve yabancıyı sofraya
davet ederek yemek yemesine izin verdi. Taze hazırlanmış etlerden bir tabak getirmelerini
istedi. Getirdikleri et insan etiydi. Zeus bunu farkeder farketmez bir anda yer gök inledi, alevler
ve ateşler çıktı. Soylular hemen öldüler, Lykaon da bir kurt haline geldi.

* * * Çok kızan Zeus bütün ölümlüleri cezalandırmaya karar verdi. Dünyayı yıldırımlarıyla yok
etmeye karar verdi. Ancak bunun sonucu çıkacak alevlerden Olympos dagının da etkilenecegini
düşünerek insanları dünyayı basan bir sel felaketi ile yok etmeyi tasarladı. Ve fırtına bulutlarını
serbest bıraktı. Poseidon da tüm deniz , sel ve ırmakları serbest bıraktı. İnsanlar bu tufan
fekaleti karşısında tepelere tırmanarak kurtulmaya çalıştılar, ancak durmadan yükselen sular
en yüksek dag doruklarına kadar ulaştı. Bogularak ölmekten kurtulan bir kaç kişi de açlıktan
öldü.

* * * Yaratıcı titan Prometheus ilk ölümlüleri toprak ve sudan ortaya çıkarmıştı.Ayrıca
Prometheus'un kendisi ile ilgili olan hariç tüm gelecegi görme yetisi vardı. Zeus'un tüm
insanlıgı yok edecegini görerek anladı. Ölümlü oglu Deukalion'u çagırdı. Uyumakta olan oglu
Deukalion rüyasında babasının çok büyük bir sandık yaparak, içinde yiyecek, elbise,
avadanlık gibi her çeşit malzemeyi saklamasını ögütledigini duydu.

* * * *Zeus aşşagıya baktıgında, denizlerin, masum, iyilik dolu, tanrılardan korkan Deukalion ile
eşi Pyrrha dışında erkeklerle kadınların tümünü bagmuş oldugunu gördü. Ve tufanın birmesini
buyurdu. Yagmurlar durdu ve Dukalion ile Pyrrha Parnassos Dagı kıyısında karaya çıktılar.
Dukalion " babam gibi yeteneklere sahip olsaydım,çamurdan insanlar yapar ve vücutlarına
ruhlar yerleştirirdim diye düşündü" ve Büyük Themis' e giderek kehanet almaya karar verdiler.

* * * *Themis " tapınagımdan ayrılınca kemerlerinizi çözünki giysileriniz serbest kalsın. Sonra
yüzlerinizi saklayıp büyük annenizin kemiklerinizi arkanıza atın" dedi.

* * * * Ne yapacaklarını düşünüp ilerlerken Dukalion " Ölümsüz tanrılar adildir, kötü bir şey
yapmamızı emretmezler. Kerameti yanlış anlamadıysam dünya bizim büyük annemiz,
kemikleri ise çevremizdeki taşlar, kayalar," dedi.

* * * *Bunun üzerine Pyrrha ile Dukalion elbiselerini gevşettiler, başlarını örttüler, elbiselerini
eteklerinde toplayarak çevrelerindeki taşları topladılar. Sonra Parnassos dagından aşşagıya
dogru yürümeye başladılar. Taşları omuzlarından arkaya dogru atatrken sadece karşıya
baktılar.

* * * * Taşlar yere çarpınca sertliklerini kaybediyorlardı. Yumuşadıkça büyüdüler, insan şeklini
almaya başladılar. Kısa süre sonra canlı görünmeleri için heykeltraşın son rötüşlarına gerek
duyan pürüzlü mermer heykeller gibiydiler. Her kayanın katı bölümü insan kemigine
dönüşürken, yumuşak nemli toprak içeren tarafı et oldu. Damarlar kayada oldugu gibiydi,
sadece şimdi insan damarlarıydı. Deukalion'un attıgı kayalar erkek oldu, Pyrrha'nın kile kadın.
Birlikte yaratıldıkları malzemenin kuvvetine, dayanıklılıgına sahip bir ırk yarattılar.


* * * * *saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 00:41
,


* * * * * Hint Tufanı * * * *:


* * * * * * Dünya sonsuz tekrar edilen döngülerde yaratılır, yok edilir ve tekrar
yaratılır. Dünya Yaşamında bir yıla karşılık gelen 1000 Maha Yuga ( Büyük Çag ) sonunda
büyük tanrı Vişnu, Şiva-Rudra 'ya dönüşecek ve tüm yaşamı yok edecektir. Bir gece
dünyadaki yaşamda bir günlük bir süreç başlatacaktır. Önce güneş ışınlarına girecek ve
dünya tüzeyindeki tüm suyu buharlaştıracak, ısıyı arttırmak için yüz yıl boyunca güneş
ışınlarını yogunlaştıracaktır. Her üç dünya gökyüzü, yeryüzü ve yeraltı, bu korkunç sıcakta
kavrulacak, büyük kuraklık ve kavurucu ateş, bomboş bir çöl yaratacaktır. Kıtlık evrende kol
gezecek, 100 yıllık süre sona erdiginde , hiç bir canlı varlık kalmayacaktır.

* * * * * * Ateşler 3 dünyadaki tüm yaşamı tükettiklerinde, Şiva-Rudra yani Vişnu' nun yıkıcı biçimi ,
korkunç fırtına bulutları püskürtecektir. Yüz yıl boyunca gündüz ve gece, dünyadaki her şey ,
yıkıcı sellerin derin suları altında yok oluncaya kadarbir yagmur tufanı sürece, ateş ve seller,
yaşamla birlikte tüm diger tanrıları da yok edecegi için korkunç tufan yanında sadece büyük
tanrı Vişnu varlıgını sürdürecektir.

* * * * * Büyük tufan tüm yaşamı yok etmeye başladıgında, büyük bir altın yumurta ortaya
çıkacak; bu yumurta tufan öncesi dünyada var olan tüm hayat biçimlerinin tohumlarını
taşıyaca; dünya sulara gömlürken, bu yumurta sınırsız okyanusun suları üzerinde güvenlik
içerisinde yüzecektir.

* * * * * *Okyanus üç dünyayı tümüyle kapladıgında, Vişnu kurutucu bir rüzgar püskürtecek; yüz
yıl boyunca bu rüzgar fırtına bulutlarını dagıtarak dünya çevresinde dolanacak; 1000 Maha
Yuganın kalanında dünya yaşamındaki bir gecede Vişnu uyuyacak ve dünya da uyuyacaktır.

* * * * * * *Uzun bir Maha Yuga gecesinin sonunda Vişnu uyanacaktır. Göbeginde muhtemelen bir
lotus çiçegi çıkacak ve Vişnu, dünyadaki yaşamın yaratıcısı olan yaratıcı Brahma biçiminde
bu çiçekten çıkacaktır. Lotus üç dünyanın temeli olacaktır. Brahma çiçekten çıktıgında onun
üzerinde dinlenecek, sellerin tüm hayatı öldürdügünü kavrayan Brahma, yeniden doguş
sürecini harekete geçirmek için yumurtayı kırarak açacaktır. Böylece Visnu tanrı Brahma
olarak , dünyanın yaşamında yeni bir 1000 Maha Yuga zamanını müjdeleyecektir.



* * * * * * * saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 00:44
,
* * * * * Çin Tufanı * :


* * * * * *Çin de Ana Tanrıça Nugua ilk insanları yarattı. Kendisi de bir insana
benziyordu, ancak bacaklarının yerinde bir ejderha kuyrugu vardı. Nugua' nın çocukları bir süre
sonra evlerini yapıp, köylere ve çiftliklere yerleşerek günlük gereksinimlerini karşılamaya
başlayınca, canavar Gong-gong çok kızdı. Başını gökyüzünü tutan daglara şiddetle vurdu. *
Dag yere yıkıldı, gökyüzünde tuttugu bir bölümde büyük bir delik açıldı ve yeryüzünün pek çok
yerinin çatlamasına neden oldu. Bazı büyük yarıklardan alevler fışkırarak evleri ve ekinleri
yaktı. Nehirler yataklarından taştılar ve yeraltı sularının oluşturdugu seller yarıklardan fışkırarak
eskiden köy ve çiftlik olan yerlerde büyük bir okyanus oluşturdular.

* * * * * * * Büyük Tanrıça, dehşet içinde insanların bogularak ölmesini izledi ve yarattıklarını
kurtarmak için harekete geçti. İlk önce nehir kıyısındaki sazları ateşe verdi ve küllerini ateşi
söndürmek için yanan yarıklara doldurdu. Sonra sellerin topraga sızmasını ve sazların küllerini
set gibi yıgarak, suların eski nehir yataklarından akmasını sagladı.

* * * * * * *İnsanlar köylerine dönüp günlük işlerini yapmaya başlayınca, Nugua Sarı Nehire dogru
süzüldü ve beş degişik renkte taş topladı. Bu taşları ocakta eriterek göklerdeki deligi bununla
kapadı. Daha sonra dev bir kamlumbaganın dört ayagını aldı ve bunları gökyüzüne destek
olması için, dünyanın dört köşesine ek sütunlar olarak yerleştirdi. Böylece Ana Tanrıça,
Gong-gong' un düşüncesizce yol açtıgı yıkımı onardı.


* * * * * * *saygılarımla

gameover
07-06-2007, 00:45
dilaver baba zihin dünyasının masalları bitmez. bu arada tüm dinler zihinsel masallardır. ama dinsiz olanların da zihni irdelemesi ve zihinsizliğe uğraması lazım. inanç değil anlayış lazım babacım. tanıklık lazım.

dilaver
07-06-2007, 00:48
,

* * * * * Nijerya Tufanı *:


* * * * * * En büyük gücün sahibi Olorun gökyüzüne, ve tanrıça Olokun uçsuz bucaksız sulara ve bataklıklara hükmederdi. Evren yukarıda gökyüzünden ve aşşagıda su ve
ıssız bataklıktan oluşmaktaydı. Genç tanrı Obatala aşşagıdaki krallıktan hoşnut degildi.
Olorundan izin alarak altın zincirle gökyüzünden yeryüzüne inerek, aşşagı krallıkta topragı ve
insanı yarattı. Obatala balçıktan şekiller yaparak Olorundan bunlara hayat vermesini istedi.
Bunun üzerine Olorun Obatala'nın yaptıgı heykelciklere soluk üfledi ve insanlar oldu.

* * * * * * Tanrıça Olokun Obatala'nın yaptıgı işlerden memnun degildi. Obatala' nın gökyüzündeki
evine dönmesini bekledi. Sonra da engin okyanusun bütün dalgalarını topladı ve dalgaları
Obatala' nın yarattıgı topraga akın yapmaya gönderdi. Dalgalar göz alabildigince uzak yerler
su altında kalıncaya kadar birbiri üstüne yeryüzüne aktı ve sonunda okyanusun dalgalarının
ardında yalnızca bataklık kaldı.Sag kalan insanlar tepelere kaçtılar ve Obatala' yı yardıma
çagırdılar. Obatala'yı bulamayaınca aralarında yaşayan tanrı Eşu'yu Olorun'a haber vermeye
gönderdiler. Bu arada bir de keçi kurbanı sundular.

* * * * * * *Eşu altın zincirle gökyüzüne tırmanarak Obatalaya olan biteni anlattı. Obatala ne
yapacagını bilmiyordu. Orunmila' ya akıl danıştı.Orunmila ne yapacagını biliyordu, altın zincirin
yardımıyla yeryüzüne indi. Özel bilgisini kullanarak dalgaların çekilmesini suların geri
çekilmesini sagladı.Dalgalar kesilir kesilmez, bataklıgı kuruttu ve Tanrıça Olokun'un
Obatala'ya kaptırdıgı bölgeyi geri alma girişimlerine bir son verdi.

* * * * * * * *Tufandan sag çıkan insanlar Orunmila' yı kahramanları olarak selamladılar., ona
kendileriyle birlikte kalarak kendilerini koruması için yalvardılar. Orunmila İfe' de kalmaya
istekli degildi , ama yine de orada yaşayan tanrılara ve insanlara göremedikleri güçlere hakim
olabilmeleri için gelecegi önceden nasıl bilebileceklerini ögretmeye yetecek kadar kalmayı
kabul etti.


* * * * * * * saygılarımla


* *devam edecek

dilaver
07-06-2007, 01:02
.

* * * * * * *İnka Tufanı * :

* * * * * * *Başlangıçta herşeyin prensi ve yaratıcısı olan efendi Kon Tiki Virakoça
hiçlikten çıktı ve dünyayı ve gökyüzünü yarattı. Sonra hayvanları ve henüz herhangi bir ışık
biçimi yaratmadıgı için sonsuz bir gecenin karanlıgı içinde , dünya üzerinde yaşayan dev
insan ırkını yarattı. Bu ırkın davranışı Virakoça' yı kızdırınca , bu defa Titikaka Gölünde
yeniden ortaya çıktı ve bu ilk insanları taşa çevirerek cezalandırdı. Daha sonra büyük bir tufan
yarattı. Kısa zamanda en yüksek dagların dorukları bile sular altında kaldı.

* * * * * * * Virakoça selin tüm canlıları yok ettiginden emin olunca yeryüzü tekrar açıga çıkana
kadar suların çekilmesini sagladı.Yaratıcı gücü o kadar büyüktü ki , güneşin Titikaka adasında
dogup göklere yükselmesini saglayarak gündüzü yarattı. Aynı biçimde ay ve yıldızları yarattı.
ve her bir parlak ışıgı kendi yoluna yerleştirdi. Elinin bir işareti ile ve agzından çıkan bir emirle
bazı dag ve tepeler çökerek vadi oldu. Bazı vadiler de tepe *ve dag oldular. Bir başka el işareti
ve emirle, kayalıklardan tatlı sulu dere ve nehirler fışkırdı, dagların kenarından dökülerek
vadilerin içinden aktılar.

* * * * * * * * Bundan sonra Virakoça dikkatini yeni hayvanlar ve yeni bir insan ırkı yaratmaya çevirdi. İlkin kuşları yarattı, her türden kuşa söylemesi için ayrı bir melodi verdi. Sonra yeryüzünde
dört ayak üzerinde yürüyen hayvanları ve karınları üzerinde sürünen canlıları yarattı. Bunları da
alçak ve yüksek yerler arasında paylaştırdı.

* * * * * * * * *Tüm hayvanları yarattıgında, Virakoça artık insanları yaratmaya hazırdı. Onları taştan
şekillendirmeye karar verdi, taştan adamlar, taştan kadınlar ve taştan çocuklar biçimlendirdi ve
boyadı.Son olarak Virakoça, taştan heykellerini gruplara ayırdı. Her bir gruba yetiştirecegi
yiyecegi, konuşacagı dili ve söyleyecekleri şarkıları verdi. Sonra taştan heykellerin hepsine,
yeryüzünün altına gömülmelerini ve kendisi ya da yardımcılarından biri onları çagırana kadar
orada kalmalarını emretti.

* * * * * * * * * *Virakoça kendisiyle beraber Titikaka gölünden çıkan dostlarına görevlerini açıkladı.
Böylece Virakoça' nın dostlarından herbiri yaratma işlemine yardımcı oldu, ve ülkeye pek çok
insan grubu yerleştirdi.Her bir Virakoça kendi taştan grubunu çagırdıgında , Virakoça, evreni
yaratan Kon Tiki Virakoça, insanlarına yarattıgı taş heykellerden dışarı çıkmalarını ve bölgeye
yerleşmelerini istiyor, bölgenizde yaşayın ve sayınızı arttırın diye bagırdı.


* * * * * * * *saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 01:04
,
* * * * * Maya Tufanı :

* * * * * *Başlangıçta sonsuz karanlıgın içinde, yalnızca yukarıda gökyüzü aşşagıda
deniz vardı. Suyun içinde, yeşil ve mavi tüylerin altında yaratıcılar gizlenmişti.Pek çok şeyi
yarattıktan sonra yaratıcılar insanı yaratmaya karar verdiler. Önce çamurlu topraga şekil
vermeyi denedilr, fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Bunlar hiç bir zaman yaşayamayacak ve
çogalamayacaklardı.

* * * * * * *Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. Bu malzeme tam bize uygun diye
düşündüler, saglam ve dayanıklı. Tahtadan canlılar yaşadı ve çogaldılar, ama hiç kimse
söylediklerine bir anlam veremiyordu ve içlerinde ruh, ellerinde ve ayaklarında kuvvet yoktu.

* * * * * * *Tahtadan yapılma yaratıklar yaşayıp çogalmak için yeterince uygun degil diye bagırdı
Yaratıcılar. Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler.

* * * * * * * Yaratıcılar gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Sel
tahta yaratıkların kafalarına çarptı ve onları agaç gibi devirdi. Sonra bir kartal üzerlerine geldi ve
gözlerini oydu. Bir yarasa üzerlerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir jaguar üzerlerine atladı ve
kemiklerini kııp dagıttı. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız kara bir yagmur yagdı.

* * * * * * * *Bir kaçı dışında tahta yaratıkların tümü yok olmuştu. Digerleri şekilsiz yüzleri ve
çeneleri ile sag kaldılar ve onların soyundan gelenlere maymun adı verildi.

* * * * * * * *Dört hayvan; dag kedisi, koyot, karga ve küçük bir papagan Yaratıcıların önüne geldiler
ve onlara yakında bolca yetişen sarı ve beyaz başaklı mısırdan bahsettiler. Yaratıcılar
hayvanların gösterdigi yola koyuldular. Mısırı buldular, ögüttüler ve bu yiyecekten soylu
yaratıkları biçimlendirdiler. Böylece ilk dört Ata yaratıldı. Yaratıcılar gövdelerini mısır unundan
yaptılar. Ögütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar ve bunlar yeni yaratıklara kas ve
et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler.


* * * * * * * saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 01:07
,
* * * * Aztek Tufanı * *: *

* * * * Beş dünya yaratıldı, her birinin kendi güneşi vardı, her biri bir öncekinin ölümünü izledi. İlk dünya yeryüzü güneşi ile aydınlatıldı. Bu ilk dünyanın insanları uygunsuz davrandılar ve tanrılar onları, jaguarları etleriyle ziyafet çekmeye göndererek cezalandırdılar. Hiç kimse sag kalmadı ve güneşleri de onlarla beraber öldü.

* * * * İkinci dünya, havanın güneşiyle aydınlatıldı. İnsanları bilgelikten uzak davrandılar ve
kasırga rüzgarları yeryüzüne indi ve insanlar maymunlara dönüştürülerek cezalandırıldılar.
Hayvanlara dönüştüklerinde güneşleri de öldü.

* * * * Üçüncü dünya, ateş yagmurunun güneşiyle aydınlatıldı. İnsanları tanrılara kurban
vermeyi reddederek onlara saygısızlık ettiler ve depremler, yanardaglardan fışkıran ateşli küller
ve başka ateşli ölümlerle cezalandırıldılar. Güneşleri de onlarla beraber yanarak kül oldu.

* * * * Dördüncü dünya, suyun güneşiyle aydınlatıldı. Büyük Tanrı Ketzalkoatl, küllerden bir
insan ırkı yarattı. İnsanlar açgözlüydüler ve büyük bir selle cezalandırıldılar. İnsanların çogu
balıga dönüştügünde güneşleri de boguldu.

* * * * Her şeyden kudretli varlık bir çift insanı tufandan kurtarmaya çalıştı. Sesi onlara
geldi ve dedi ki : Büyük bir agaç bulun, gövdesinde içine saklanabileceginiz bir delik açın ve
sel suları çekilene kadar orada kalın. Eger aç gözlülügünüzün üstesinden gelir ve yalnızca
birer koçan mısır yerseniz sag kalacaksınız.

* * * * Karı koca, Her Şeyden Kudretli Varlıgın emlerlerine uydular. Büyük bir agaç buldular, içlerine saklandılar ve selden sag olarak kurtuldular.


* * * * saygılarımla

dilaver
07-06-2007, 01:10
,

* * * *Navajo Kızılderililerinin Tufanı *: *


* * * * *Bu Navajo mitinde de beş dünya vardır. Çekirgenin önderliginde böcekler yolculuga çıkar ve insanlarla karşılaşır muhtelif aşamalardan sonra dördüncü dünyaya gelirler. Burada hep çekirge önderlik etmektedir. Gene bu mitolojinin degişmez kahramanlarından biri olan Koyot bir gün Pueblo halkına gider ve su canavarını kumar oynamaya çagırır. Koyot hile yaptıgı için Su Canavarı her şeyini hatta kürk mantosunu bile kaybeder. Koyot Su Canavarının kürk mantosunu içinde uyuyan bebekleri ile birlikte alır götürür.

* * * * *Su Canavarı Koyot' un bebeklerini de mantosuyla birlikte götürdügünü anlayınca yüregi öfkeyle doldu. Dördüncü dünyanın topragını ve üzerinde yaşayan tüm insanları yok edecegim diye bagırdı. Denizin dibine daldı ve yeryüzünün altındaki suları tutan tüm bentleri açtı. Sular okyanusa aktıkça deniz yükseldi ve kuru topragı kaplamaya başladı. Okyanus yatagına daha çok su doldukça, daha çok su karaya kızgın siyah dalgalar halinde yayıldı. Dalgalar gittikçe yükseldiler, en yüksek daglar kadar *sudan duvar oluşturdular.

* * * * *İnsanlar dagın zirvesinde toplandıktan sonra , her biri 32 Navajo kabilesinin birinden
gelen bilge adamlar bir çember oluşturdular ve her biri birer bambu tohumu ekti. Beşinci günün
şafagında bambu gövdeleri birleşerek içi boş dev bir agaç oluşturdular. İnsanlar agacın dogu
tarafına bir kapı açtılar ve birer birer içeri girdiler. Örümcegin yaptıgı merdivenleri kullanarak
yukarılara tırmandılar.

* * * * * Dagın tepesine en son gelen hindiydi. Her tohumdan biraz toplayarak tüylerinin arasına saklamıştı. Bunlar arasında beyaz, mavi, sarı, kırmızı ve çok renkli mısır, beyaz ve siyah fasulye kabak, kavun, balkabagı, tütün ve ayçiçegi tohumları vardı. Sel suları çekildiginde yaşama yeniden başlamak için gerekli her şeyi toplamıştı.

* * * * * Bambu agacından ilk ayrılan çekirge oldu. Gökte bir delik açtı ve beşinci dünya da buldugu adayı dördüncü dünyanın insanlarına kazandırdı. Dördüncü dünya insanlarının sonuncusu da beşinci dünyaya geçti ve burada yeni bir yaşam kurdular, fakat sular yükselmeye devam ediyordu. Su Canavarının kendilerine *kızdıgını anladılar ve nedenini aramaya başladılar.

* * * * * Sonunda İlk Kadın ile İlk Erkek Koyot' un oyunda kazanmış oldugu kürk mantonun içinde Su Canavarının bebeklerini buldular. Su Canavarının mantosunu cebinde bebeklerle beraber bir kayıgın içine yerleştirdiler ve kayıgı göle yolladılar. Kayk gölün ortasında yüzen büyük bir su kabarcıgına yaklaştıgında, kabarcık birden patladı ve kayık, manto ve bebekler gözden kayboldular. Su Canavarı bir daha da insanları rahatsız etmedi.


* * * * * * saygılarımla


* * *devam edecek

vartor
07-06-2007, 04:28
Simdi imani butun kardeslerimizin,"boyle masallara kim inanir" dediklerini duyar gibi oluyorum. Inanir kardesim, inanir. Insan kendi uydurdugu masallara gercekmis gibi inanir.

habilis
07-06-2007, 15:48
vartor : Insan kendi uydurdugu masallara gercekmis gibi inanir.
çok doğru abi çok doğru ! inanır !

dilaver çalışmaların çok çok güzel !! ellerine sağlık !!

commandante
07-06-2007, 20:01
ne güzel değil mi tufanı olan sadece tevrat ve kuran inanç esirleri değilmiş

dolfen
07-06-2007, 20:57
abi bizimde bi tufan masalımız olsun be abimmm..


bi türk tufanı yazalımmı ne dersiniz??

pante
07-06-2007, 21:07
Tufanı olmayan din, din sayılmaz.
Peygamberin olmasa bile bir yaratılış efsanen, bir tufan masalın olmalı. *:)

Simdi imani butun kardeslerimizin,"boyle masallara kim inanir" dediklerini duyar gibi oluyorum. Inanir kardesim, inanir. Insan kendi uydurdugu masallara gercekmis gibi inanir.


İmanı bütün kardeşlerimiz artık taktik değiştirdi. Eskiden İslam'ın, Kur'an'ın dışındaki tüm dini benzerlikleri reddederlerdi. Şimdi kabulleniyorlar ama hepsinin aynı tufandan bahsettiğini, bunun tufanın bir gerçek olduğunu kanıtladığını, aradaki farklı anlatımların zamanla dilden dile değiştiğini öne sürüyorlar. *:roll:

07-06-2007, 21:42
ilk maymunsu insanlar yerkürenin son haline, yani karaların yer değişimine şahitlik
etmiş olabilirlermi diye düşünüyorum, çünkü iç denizlerin hepsi kara parçalarının hareketleri
esnasında oluşmuştur. örneğin *karadeniz çok sonra oluşmuş bir deniz. acaba diyorum
tüm bu tufan hikayeleri dilden dile aktarılmış yerküre değişimleri olmasın

sargon
07-06-2007, 22:24
Bu da benden olsun.

Apache Tufanı

Yaratıcı çok kısa çam ağaçları yarattı . Yetim –kız ağaçtan birkafes yaptı ve onu çam sakızı ile kapladı ,büyük ve sıkı bir top gibi.

Dört gün sonra büyük tufan geldi.Yaratıcı ve 28 yardımcısı bulutların üzerine gitti. Yetim –kız kalan diğerlerini içi boş top şeklindeki kafesin içine yerleştirdi.ve tepesinide sıkıca kappattı.

12 gün sonra sular çekilince sularda yüzen top bir tepenin üzerinde durdu.tufan suları dünyanın yüzeyinde vadilerin dağların ve tepelerin oluşmasını sağlamıştı.Yetim-kız tanrıları serbest bıraktı ve Yaratıcı ile buluştular bu sürede digerleride(Yaratıcı ve 28 yardımcısı) gökyüzünün oluşmasını tamamlamışlardı.

http://us.geocities.com/kizil_bulut/APACHE.htm

mhmd
07-06-2007, 22:29
Sn. gandalf,

Acabanız ve ilk maymunsu insanların Karadeniz oluşumuna zamandaş yapmanız fazla olmuş.
Karadenizin oluşumu aşağı yukarı ortaya çıkmış durumda.

"Boğazlar ve Marmara denizi, fiziksel oluşumları açısından 4. jeolojik zamanda fay çöküntüsü şeklinde oluşmuşlardır. Ancak bu çöküntülerin suyla dolması ile ilgili iddialar değişik olup, bu konuda tam bir bilimsel sonuca varılmış değildir. Marmara ve Boğaz'ların suyla dolmasını, mitolojide bilinen ve çeşitli kutsal kitaplarda da sözü edilen Nuh Tufanı ile ilişkilendirenler de vardır. Columbia Üniversitesi jeologlarından William Ryan ile Walter Pitman, 1998 yılında yazdıkları "Nuh Tufanı" adlı kitapda bu teoriyi ortaya atmışlardır. 1999 yılında bir başka araştırmacı Robert Ballard, bu teoriyi bizzat yerinde kanıtlamak için yola koyuldu ve bazı bulgular elde etti. Sonuçlar 2001 yılı Mayıs ayı'nda Natioanal Geographic dergisinde de yayınlandı."

Kaynak ( http://www.gaxxi.com/dipdalga/yazi/64607 )

Geçen bir zamanda Robert Ballard'ın yapmış olduğu araştırmasının belgeselini seyretmiştim. Karadenizin belirli bir seviyesinin altında insan yapımı ev ve yaşam yerleri olabilecek kalıntılar görüntülemişti.
Yani yaklaşık 120 asır önce, bizim Karadeniz'in yerinde bir tatlısu gölü varmış. Bu gölün kıyı şeridi de bugünki sahilden yaklaşık 150 m daha aşağıdaymış.
Buzul çağının sonu ile buzulların erimesi, okyanus sularının yükselmesi, Marmara bölgesindeki depremler sonucu, Marmara denizi ve boğazla oluşmuş. Bu sırada İstanbul boğazından Karadenize de bir şelale oluşmuş....
Bu şelaleden (Niyagara şelalesinin 200 katı büyüklüğünde) akan sular ile, günde 15cm yükselerek toplamda 3 yıl içinde bugünki seviyesine gelmiş!!!

Nuh tufanı gibi.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

07-06-2007, 22:34
sn mhmmd
ilk maymunsu insanları karadenizin oluşumu ile ilişkiledirmedim, karadeniz sonradan oluşmuş
diye yazdım, iyi okuyun lütfen. ilk insanlar karaların oluşumuna tanık olmadılarsa neden her kıtada
insan vardı, buna bir cevabınınz varmıdır acep.

mhmd
07-06-2007, 22:57
Sn. gandalf,

Ben bir daha okudum, bir kere de siz okuyun. Paragrafın tamamından çıkan anlam ZAMANDAŞ lık anlamı veriyor mu vermiyor mu?
Nayse konu bu değildi.

İnsanın çıkış noktası olarak, bugünki Afrika kıtası gösterilmektedir.
İlk bulgular ise 4.4 milyon yıl önceden başlayarak, günümüzden 800 bin li yıllara kadar gelir.
Oysa; kıtaların birbirlerinden ayrılma zaman aralığı 200 milyon yıl önce. Bu da bir anda değil yavaş yavaş gerçekleşmiş ve hala daha devam etmekte olan bir süreçtir.

Bir tarafta 4.400.000 yıl önce başlamış bir yaşam, diğer tarafta 200.000.000 yıl önce başlamış bir süreç.

Sorunuzun cevabı belki de; atalarımızın zorlu yaşam şartları ve macera ruhu olmasın?

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

sargon
07-06-2007, 23:51
mhmmd haklı, insanların ortaya çıktığı zamandan bu yana karaların şeklindeki değişiklikler oldukça az. Olay birşeye tanık olup onu aktarmaktan farklı bence. Ben bu konuda daha önceki bir yorumumu aktarayım. Bu konu çokça tartışılmış bir konu aslında.

Tufan simgesinin temel özelliği gemi değildir. Bazı tufan metinlerinde gemi hiç yoktur. Ortak tema insanlığın sular altında kalması ve bu felaketin ardından yeni bir dönemin kuruluşu düşüncesidir. Mircea Eliade'ye göre (ki ben onun değerlendirmesi ekseninde konuşuyorum) tufan simgesi bir tür arketiptir. Su ve ay tapımlarıyla ilişkilidir. Su ve ay tapımları en yaygın tapımlardan. Ay'ın *hilalden başlayıp dolunaya doğru büyümesi ve sonra birkaç gün yokolup tekrar doğması ile suların hareketi (med-cezir) ile ilgili ilkel insandan beri gelişen bir tür ortak akıl yürütme biçimi ile ilgilidir.

Ay'ın mükemmel bir şekilde ritmik haretleri ile sular yükselmekte, sel ve felaketlere neden olmaktadır. Ay bir ritmik devir, ölüm ve yeniden doğuş simgesidir. *Ayın ölümü, tufanda da tekrar üretildiği gibi "yeniden doğmak" için gerçekleştirilmiş bir "ölmek"tir. İlkel insan için (ilkel denebilir mi, bilmiyorum, çünkü çok keskin bir gözlem gücü var) daha eski dönemlerin insanlarını yok eden ve yeni bir dünyanın oluşumunu hazırlayan sel ve tufanlar "ay"ın eseridir.

Pasifik çevresi mitolojilerinde, kavimlerin kökeni genelde, bir su felaketinden kaçan destansı bir ay hayvanıdır. Bazı toplumlarda ise şanslı bir kazazede kurtulur, su baskınının nedeni ise bir ay hayvanıdır. Buna ben eski türklerde, etrüsklerde, sümerlerde, hatta tevratta geçen bir sepetin içinde ırmağa atılma temasını da ekleyebilirim. Oldukça versiyon değişikliklerine uğramış bu öyküde bir şekilde felaketlerden kurtulan bir yeni kavimin kurucusu vardır ortada. Tek farkı adı tufan değildir.

Ayrıca suyun içinde eriyip gitme ve sonradan tekrar ortaya çıkma eksenli, Atlantis gibi birçok öyküyü de buna eklemek mümkün. Su, yaratılışın öncülüdür ve yarattığı herşeyi yeniden yaratabilmek için düzenli olarak yutar, böylece bunları "arındırır" ve yeni gizil yönler katarak her defasında daha da zenginleştirir, yeniden yaratır. İnsanlık her zaman "günahları" nedeniyle su altında kalarak yok olur, ama hiçbir zaman tamamen yok olmaz, yani "ay" gibi bir biçimde yeniden doğar, ama hala bir gün aynı kaderi, suların altında yok olup gitme kaderini, yani kıyameti, taşımaktadır.

Son olarak, suyun kutsal, günahlardan arındırıcı özelliği sadece tufan'da değil, hıritiyanlıktaki "vaftiz"de, İslamiyet'teki "abdest"te, hinduizmde kutsal nehirde, kızılderililerde doğan çocukları suya batırma ayinlerinde vb. kısaca birçok din ve mitolojide kendini hep yeniden gösterir.
http://sargon.blogcu.com/Nuh_Tufani/

08-06-2007, 13:12
mhmmd siz beni güldürdünüz allah da sizi güldürsün emi, *:D *illa tam tarifmi yapmamız lazım,
kıtaların oluşumu dediysek 2 milyar yıl öncesine gidin demedik, ortalık daha soğumamış çoluk
çocuğun ayağını yakacaksınız :D *genelde aynı dili konuştumgumuz için tahmini tarih vermedim
benim kastettiğim 4 ila 5 milyon yıl öncesi, halen bile kıtaların kaydığını düşünürsek 4 milyon yıl
once biraz daha şidetlisi olabilir diye düşündüm . bu kaymalar esnasında iç denizler oluşmuş olabilir
ilk insanlarda buna tanıklık etmiş olabilir.

vartor
08-06-2007, 16:27
Bir tsunami, bir kasirganin getirdigi seller ve ruzgarlara ilahi gozle bakmislardir sanirim. Zaten hemen her dogal guce bir tanri yaratan insanlar, gine ani tanrilardan medet ummaya baslamistir bana kalirsa. Hindistandaki sel, amerikadaki kasirga, o ani yasayanlar icin tufandan baska birsey degildir.

dilaver
08-06-2007, 17:29
-

* * *İskandinav Tufanı

* * Tanrıların ve İnsanların sevgilisi Balder aslında ölümsüzdür, onu hiç bir şey öldüremez. Annesi ve Ana tanrıça Frigg herkesten ve herşeyden Balder'e zarar vermeyecegi konusunda söz almıştır. Ama hilebaz Loki Frigg'in ufak tefek oldugu için yemin almadıgı ökse otunu bulur ve onu kopararak Balder' in kör kardeşinin eline vererek Balder'e vurmasını saglar. Balder ölür ve ölüm ülkesine gider.

* * *Tanrılar Balder'in öcünü almak için Loki' yi takip ederler. *Onu yakalar ve sürekli işkence altında bir magaraya kaparlar. Sonunda tanrılar ile devler arasında son bir savaş vukuu bulur. Loki bu savaşa kadar tutsak kalır. Bu savaşa Ragnarok denir.

* * * *Ragnarok ile birlikte tüm dünya sona erer. Tanrılar ve devler birbirini öldürürler. Öfkeli alevler depremlerden arta kalan her şeyi yok eder. Yeryüzü bir çöle dönüşür ve zamanla büyük bir tufan her yanı kaplar.

* * * * Yeni çagın şafagında dünya denizden, yaşam dolu, bereketli ve yeşil bir şekilde yeniden ortaya çıkar. Balder ölüler krallıgından kurtulup büyük yıkımdan hayatta kalmayı başarıp kurtulan genç tanrılara katılır. Bildikleri dünya yok olmuştur, ancak daha iyi bir dünya üzerinde hüküm sürmeyi umarlar.


* * * * * saygılarımla

dilaver
08-06-2007, 17:54
bu arada karadeniz ile ilgili tartışmalar ile Sümer tufanı arasında bir baglantı ya da karşılaştırılma yapılması açısından Jean Bottero' nun Eski Yakındogu adlı kitabından konu ile ilgili bir alıntı vermek istiyorum :

* * * * *İ.Ö. 70.000 e dogru, son iki buz çagı ( Riss ve Würm ) arasındaki ısınma döneminde, Körfezin seviyesi şimdiki düzeyinden yaklaşık 8 m. kadar yüksekteydi. Bu da suların Mezopotamya ovasının büyük bir kısmını kapladıgı anlamına gelmektedir. Ardından seviye havaların soguyup buzulların tekrar oluşması ile birlikte inmeye başladı ve İ.Ö. 14.000 e dogru Würm buzlanmasının doruk noktasında seviyesi en düşük degere ulaştı. - 120 m. Demek ki körfez, dogrudan Umman körfezine dökülen Dicle ve Fırat nehirlerinin geçtigi geniş bir ovaydı. Ardından buzların geri çekilmesiyle Basra Körfezi önce yavaş yavaş, ardından hızla yükseldi. Körfezin ucu İ.Ö. 12.000 yılına dogru Katar Yarımadasının dogusunda, İ.Ö. 10.000 e dogru Kuveyt ile Bahreyn arasına, İ.Ö. 8.000 civarında 100 km daha kuzeye, İ.Ö. 6.000 civarında Kuveyt enlemine, son olarak da İ.Ö. 4.000 civarında şu anki konumuna ulaştı.İ.Ö. 3.000 yılına dogru suların bir kez daha yükselmesiyle 3 metre daha yükselmiştir. Bu da Aşşagı Mezopotamyanın sular altında kalması için yeterliydi. Ve yavaş yavaş inen nehirlerin giderek aluvyon taşımasıyla deniz çekilmiştir. Ur şehri İ.Ö. 2.800 e dogru kıyının 20-30 km uzagında bulunmaktaydı. Öyleyse İ.Ö. 14.000- 3.000 yılları arasında bugün körfezin dibinde olan bölgenin bir ya da iki büyük nehirle, onun kolları ve serpiştirilmiş göllerle sulanan geniş bir vadi oldugu ve yaşanabilir oldugu düşünülebilir. Belli bir dönemden itibaren bu vadide Sümerlerin ya da en azından atalarının yaşadıgını düşünebiliriz.

* * * * aslında bilinen en eski Tufan efsanesinin kaynaklarını bu alıntı izah ediyor gibi gözüküyor.


* * * * *saygılarımla

dilaver
08-06-2007, 23:01
,

* * *İrani, Zerdüşt Tufanı

* * *Maddi dünyanın üstüne çökecek olan bu şiddetli kış, kuşbaşı büyüklügünde kar yagışına yol açacaktır. Yaban hayatı yaşayan, dagların tepelerini yurt edinen, vadilerin diplerinde gezinen veya ahırları tutmuş evcil hayvanlar dahil her üç türdeki evcil hayvanlar öleceklerdir.

* * * "Bu şiddetli kıştan önce hayvanlar için yiyecek bakımından büyük bir bolluk yaşanacaktır. Bundan sakınmak için bir Vara ( bir tür barınak ) inşa et. Bu Varanın her kenarı iki hathra ( 3200 m ) uzunlugunda olacaktır. Buraya koyunların, sıgırların, insanların, köpeklerin ve kızıl yalazlı ateşin tohumunu yertleştir. "

* * * *Tanru Yima' dan bu Vara da suların bir hathra uzunlugundaki bir yatakta akmasını saglamasını istiyordu. O nehrin kıyısına hiç bitmeyecek olan yiyeceklerden istifade edecek kuşlar yerleştirmeliydi. Aynı zamanda barınaklar inşa etmeliydi. Bu barınaklar balkonu, avlusu ve dehlizi bulunan binalar olmalıydı. *Oraya en büyüklerinden, en iyilerinden , en iyi cinsli olmak üzere erkek ve kadın tohumları ve kendileri yerleştirilmeliydi. Bunlar 40 yıl sonra Maşya ve Maşyane nin türedigi şekilde yeniden dünyaya geleceklerdi.

* * * * Oraya en büyüklerinden, en güzellerinden, en iyilerinden olmak üzere hayvan tohumları yerleştirilecekti. Oraya en iri, en güzel cinslerinden olmak üzere her türlü agacın tohumunu yerleştirecekti. Oraya besleyicilik bakımından en iyi, en dolu ve en kokulu olanlarından olmak üzere her cins meyvenin tohumundan yerleitirecekti. Adı geçen tohumların her birinden ikişer adet konulmalıydı Vara' ya. Bunların ve insanların orada bulundukları süre içinde zarara ugramamaları gerekiyordu.

* * * * Vara' da kambur insan, güvercin gögüslü insan, iktidarsızlar ve deliler, yokluk, yalan, adilik ve haset, çürük dişli ve cüzzamlı, Angra Mainyu ' nun vücutta bıraktıgı damgaları taşıyanlar kalmayacaktı.

* * * * *Vara' da uzunlamasına dokuz sokak inşa edilecekti. Altı sokagı orta yerde , üç sokagı kenarda. Bu geniş kısımdaki sokaklara bin, orta kısımdaki sokaklara altıyüz, dar kısma ise üçyüz erkek ve kadın tohumu konacaktı.

* * * * *Yima isteneni yerine getirmiş ve söz konusu Vara yı Medya nın kuzeyinde inşa etmiştir. Yima bu dünyada 716,5 yıl yaşamıştır.

* * * * *Görüldügü gibi Aryan mitolojisinde iklim koşullarıana uygun olarak farklı bir Nuh ve farklı bir mekan buluyoruz ama öz aynıdır. Tanrıların bu felekete sebep olmalarının nedeni insanların itaatsizligidir. *


* * * * * * saygılarımla


*bu metin Sıraç Bilginin Zarathustra adlı kitabından alınmıştır.

dilaver
08-06-2007, 23:07
,

* * * * * İrlanda *Tufanı * :


* * * * * Başlangıçta İrlanda vardı ve dünya orasıydı. Dünyanın ilk çagında ilk ırk İrlanda'ya yerleşti. Büyük önder Ladhra' nın 16 karısı vardı. Ladhra İrlanda topraklarında çlen ilk insandı ve onun ölümünden sonra İrlanda büyük bir tufanla sulara gömüldü. Ladhra' nın bütün ırkı selde yok oldu. Sonraki 268 yıl boyunca İrlanda toprakları insansız kaldı.


* * * * *Japonya' da bir tufan efsanesi yok ama Ainu larda bütün insanların yok oldugu ve tek bir kişinin kutuldugu bir tufan efsanesi var.

* * * * * Mısır mitolojisinde Hathor-Sekhet in tüm insanları yok ettigi ve bunun onları sarhoş ederek engellendigi şeklindeki mitin tüm ayrıntılarını bulamadım . Bilen varsa yazarsa iyi olur.


* * * * * *saygılarımla

Titan
15-04-2008, 21:41
Kültürel farklılıklar dışında çoğunun ortak özelliği öyle *çok ki! Neredeyse tek bir kalemden çıkmış gibi, acab bu olanların Babil Kulesi ile bir alakası var mı?