Orijinalini görmek için tıklayınız : YAŞAMIN BAŞLANGICI
Ebu Leheb
27-11-2004, 22:34
Dinlilerin en önemli sorularindan biri de, "bizi tanrı yaratmadısa yaşam nasıl başladı o zaman"dır. Evet yaşam nasıl başladı acaba?
Dünyanın bir ateş topu olduğu "kambriyen" öncesi dönemde dünyanın dış kabuğu soğudu ve katılaşmaya başladı. Bu dönem, yoğun meteor yağmurlarının ve volkanik patlamaların hüküm sürdüğü bir dönemdi. Bu patlama ve meteor çarpmalarının sonucunda gaz bulutları olustu. Bu gaz bulutlarında amonyak, metan, su, azot, fosfor ve kükürtlü bileşikler bulunuyordu.
Volkanik faaliyetler sonucunda ortaya çıkan su buharı ve sürekli yağmurlar sonucu atmosferde meydana gelen yıldırımlar, bu bileşiklerin belirli bir kimyasal düzen içerisinde bir araya gelmesine ve canlılığın temel taşlarını teşkil eden "organik bileşiklerin" oluşmasına neden oldu.
Stanley Miller adındaki bir kimyacı da bunu kanıtladı! Burayı dikkatle okuyun lütfen!
1953 yılında Stanley Miller tarafından yapılan deneyde, canlılığın ortaya çıkışı ile ilgili bu teoriyi kanıtladı. İlkin atmosferde var olduğu düşünülen gazları, yanardağ faaliyetleri sonucu atmosfere karışmış olan su buharını ve yıldırıma eşdeğer şiddette elektrik akımını kullanan Miller, bu deney sonucunda çeşitli organik bileşiklerin ve özellikle de canlıların yapısında bulunan 20 aminoasitten 3 tanesinin (alanin, asparajin ve glisin) oluştuğunu gördü.
Tesadüfle yaşam başlamaz diyenler yukarıdaki paragrafı bir kez daha okusun! Bu ünlü Miller deneyi yaşamın tesadüfen başlayabileceğini kanıtlamaktadır. Zaten Adnan hoca gibi dinci kesimler bu deneye asla itiraz edememişlerdir! İtiraz ettikleri şey ise "başlangıçta dünya atmosferinde hiç bir zaman metan ve amonyak gazlarının" bulunmadığı iddiasıdır. Yani bu deneyi ve bu deneyin sonuçlarını kabul etmekteler ve yaşaman tesadüfle başlayabileceğini de kabul etmekteler ancak sadece deneyde kullanılan gazların kambriyen öncesi dönemde var olduğu tezine karşı çıkmaktadırlar!
Daha önce "yaşam tesadüfen başlayamaz, ilk canlı nasıl oluştu" soruları soranların, bu kez de "peki dünya nasil olustu, evren nasıl oluştu vs vs" gibi sorular sorarak bu topice itiraz edeceğini biliyorum. Cevap:evren hep vardı, yaratılmadı, dünyanın nasıl oluştuğunu artık ilkokul çocukları biliyor.
Dinliler önce bilimsel bir teze itiraz ederler, tezi kanıtlarsın bu sefer de kanıta sahte derler, kanıt sahte olmadığını kanıtlarsın bu sefer de itiraz edecek başka birşey bulurlar.
Ara geçiş fosili yoktur diyen birine ara geçiş fosili resmi gösteriyosun satedir diyor! Bunun gibi binerce fosil var diyosun hala sahte diyor!
Yaşam tesadüfen başlayamaz diyenlere işte kanıtı! Bakalım ne diyecekler. :D
soru 1 : koca evrenin içinde denizde bir katre kadar dahi yer tutmadığı bilim sayesinde ispatlanmış dünya gezegenin içinde, yine okyonuslarda bir katre kadar bile yer tutmayan bir hücrenin oluşumunu araştırıyor, sorguluyor ve bir ton bilimsel deneyleri ortaya döküp açıklamalar yapıyorsun da, neden koskoca dünyanı da kapsayan koskoca evrenin oluşumunu "zaten hep vardı" diyerek geçiştiriyor, sorgulamıyor ve araştırma gereği duymuyorsun?
soru 2 : 1953 yılının teknolojisinde yapılan bir deney 2005 yılına merdiven dayadığımız şu günlerde neden geliştirilerek tekrarlanmadı? Neden başka bir bilim adamı örneğin "ben de aynı deneyi yaptım bu sefer 5 aminoasit oluştu" diye ortaya çıkmadı? neden hala "tesadüfü" savunan bilim adamları bu deneyi geliştirmediler ve neden sen 2005 yılında 1953 tarihli bir deneyi bilimsel kanıt olarak karşımıza çıkarıyorusun? evet "ilk" olmuş olabilir. belki de doğrudur. ama neden geliştirilmedi yada geliştirilemedi??? arşimet suyun kaldırma kuvvetini buldu, şimdi transatlantikler inşa ediyoruz. neden????
soru3 : diyelim ki deney doğru ve herşey, tüm hayat, tüm canlılar tesadüfi olarak evrile evrile oluştular ve bu günkü mükemmel hallerine geldiler. peki bu evrim durdu mu????? fosili falan boşverelim. neden günümüzde bir ara geçiş canlısı yok? insan-maymun örneğini verirsek neden hala maymunlar var ve neden insan maymun arası bir canlı şu an dünyada bulunmuyor? evrim durdu mu? yoksa bazı maymunlar sabah uyandıklarında "PLOP" diye birden insan haline mi dönüşür oldular? evrim süreci çok mu hızlandı? yok evrime inanmıyorum diyorsan, milyarlarca tür canlının oluşumuna ve birbirleri arasındaki müthiş dengeye dair teorin nedir? hepsi mi tesadüftür?
ilk etapta aklıma gelenler bunlar...
saygılarımla...
Evrim''in durdugu falan yok Kul Kardes.
Bence evrim ikinci yariyi oynuyor.Yani kale degisti.Eskiden maymunlar insana donusurkun simdi insanlar maymuna donusuyorlar.0rnek istiyorsan fosile gerek yok.Ha bu lehep varya canli bir ornek.
Maymun insandan daha gucludur.Daha ceviktir.Daha az usur.Daha cok kili vardir soguga dayanir.Ayaktada durabilir,dort ayakta kosabilir.Daha cok ziplar.En iyi cambazdan daha cambazdir.Kodumu oturtur.........
Evrim teorisinde dogal selection,mutation falan var.Guclunun yasadigi zayifin elendigi sistemdir.Ebu lehep kardesimiz maymundan daha zayif oldugu icin eminimki elenmemek icin maymuna donus surecini baslatmistir. :lol: :lol: :lol: :lol: :lol: :mrgreen:
Ebu Leheb
07-12-2004, 17:15
soru 1 : koca evrenin içinde denizde bir katre kadar dahi yer tutmadığı bilim sayesinde ispatlanmış dünya gezegenin içinde, yine okyonuslarda bir katre kadar bile yer tutmayan bir hücrenin oluşumunu araştırıyor, sorguluyor ve bir ton bilimsel deneyleri ortaya döküp açıklamalar yapıyorsun da, neden koskoca dünyanı da kapsayan koskoca evrenin oluşumunu "zaten hep vardı" diyerek geçiştiriyor, sorgulamıyor ve araştırma gereği duymuyorsun?
madde hep vardı diyorum çünkü maddenin sonsuz olduğunu biliyorum. "hiçbirşey yoktan var edilemeyeceği gigi, var olan bir şey de yok edilemez" kuralı maddenin sonsuz olduğunu gösterir. buna itiraz edersen yine problem yok çünkü bana maddenin sosuz olması fikri, tarının sosuz olması fikrinden daha mantıklı geliyor.
soru 2 : 1953 yılının teknolojisinde yapılan bir deney 2005 yılına merdiven dayadığımız şu günlerde neden geliştirilerek tekrarlanmadı? Neden başka bir bilim adamı örneğin "ben de aynı deneyi yaptım bu sefer 5 aminoasit oluştu" diye ortaya çıkmadı? neden hala "tesadüfü" savunan bilim adamları bu deneyi geliştirmediler ve neden sen 2005 yılında 1953 tarihli bir deneyi bilimsel kanıt olarak karşımıza çıkarıyorusun? evet "ilk" olmuş olabilir. belki de doğrudur. ama neden geliştirilmedi yada geliştirilemedi??? arşimet suyun kaldırma kuvvetini buldu, şimdi transatlantikler inşa ediyoruz. neden????
sen bu deneyin sahte olduğunu iddia eden tek kişisin.senin hocan adnan oktar bile bu deneyin gerçek olduğunu kabul etmiştir. ayrıca bu deney kapalı bir odada değil, gözlemcilerin önünde yapılmıştır. bu deneyin daha sonra da tekrar edildiğini sanıyorum, kaynak bulursam söylerim..
soru3 : diyelim ki deney doğru ve herşey, tüm hayat, tüm canlılar tesadüfi olarak evrile evrile oluştular ve bu günkü mükemmel hallerine geldiler. peki bu evrim durdu mu????? fosili falan boşverelim. neden günümüzde bir ara geçiş canlısı yok? insan-maymun örneğini verirsek neden hala maymunlar var ve neden insan maymun arası bir canlı şu an dünyada bulunmuyor? evrim durdu mu? yoksa bazı maymunlar sabah uyandıklarında "PLOP" diye birden insan haline mi dönüşür oldular? evrim süreci çok mu hızlandı? yok evrime inanmıyorum diyorsan, milyarlarca tür canlının oluşumuna ve birbirleri arasındaki müthiş dengeye dair teorin nedir? hepsi mi tesadüftür?
bu soruya en az 100 defa cevap verdim. evrim bir süreçtir asla durmaz ve hala da devam ediyor. ama sen evrimin birkaç yıl içinde olduğunu sanıyorsun oysa evrim, milyonlarca yıla yayılan bir süreçtir. aynı kıtaların hareket etmesi gigi. kıtalar her yıl 2 cm hareket eder ama sen bunu fark etmzsin..ama bu hareket 1 milyon yılı bulursa 20 kilometreyi bulur.
bana önce "maymun"dan ne kastettiğni söyle sana ayrıntılı bir cevap yazıcam.maymun nedir?ormanda yaşlayan bildiğimiz şempanze mi yoksa makak, babun, şempanze, goril, orangutan gibi türleri kapsayan üst bir terimmi? hangi anlamda kullanıyosun bu maymun sözcüğünü?
Walla ben Kul icin kafami yormam... Evrimi anlayacagini sanmiyorum. Cunku o yalniz inandiklarini anliyor. Inanmadiklari onun icin onemli degil..
quixsoul
07-12-2004, 19:00
beynin bu kadar ilerlemesi gelişmesi ve kendi kendini yenilemesi beni evrim teorisinde şüpheye sokuyor.Fiziksel olarak değişimlere inanıyorum ancak beyin fiziksel olarak sadece biraz daha büyüdü ve genişledi, teknik olarak bu kadar fazla ilerlemesi ilginç..
1. "hiçbirşey yoktan var edilemeyeceği gigi..............." bu bir kural mı? ne kuralı? kim koymuş bu kuralı? bunun içinde bir deney yapılmış mı?birileri yoktan var etmeyi denemiş de başaramamış mı? var olan bir şey yok edilemez onu anladık ve kabul ettik de, bunun ters mantığını "mantıklı" olarak göstermek kime nasip olmuş onu merak ettim? ayrıca sonsuzluk dediğin nedir? aslında bunu tartışmak manasız. ikimizin de önkoşulları farklı. karşılıklı ikna ve ispat söz konusu değil. yine de bir şeyler yazarsan sevinirim.
2. sende benim o deneyin sahte oldugunu idda ettiğimi ve adnan oktarın hocam oldugunu idda eden ilk ve tek kişisin. nerenden uydurduğun maruf olan iddalarına bir ek daha. hatta bir ek daha varmış şimdi farkediyorum; ben bu deneyin kapalı bir ortamda yapıldığını ve kimsenin deneye şahit olmadığını da söylemedim. kendi duyduğun şüpheleri bana mal etmekten lütfen vazgeç. yine de bulursan bir şeyler deney hakkında, yazarsan yine sevinirim.
3. evrim konusunda aydınlattın beni teşekkür ederim. gerçi gerek yoktu öyle bir kaç yılda olabilseydi evrim, biz görerek şahit olurduk atıyorum bir balığın nasıl 4 ayaklı bir hayvan olabildiğine. ha o balığın niye hala olduğu şekli ile var oldugunu açıklayamazdık ama olsun. görüyoruz daha ne isteyelim. sen insanın hangi yaratıktan evrildiğini düşünüyorsan ordan yola çık. maymun olabilir, penguen olabilir...birde şu sorulara da cevap verebilirsen üçüncü kez sevinirim;
- o yaratık hala varsa neden hala oldugu şekliyle var? (mesela dört ayaklı kara canlısına dönüştüğü söylenen bir balık türü günümüzde hala avlanabiliyor...tamam dönüşmüş olsun. ama avlanan balık neden dönüşmedi? yoksa evrim faşist mi? )
- ve neden günümüzde bir ara geçiş formu yok? yoksa dünyada yaşayan bütün canlılar birer ara geçiş formu mu aslında?
- ve madem evrim, var olan şartlar için en uygun olanı hedefliyor, değişik şartlarda yaşayan insanlar neden aynı şekilde evrildi? mesela japonların çekik gözleri ve zenci insanlar birer evrim harikası mı? eğer öyle ise o şekilde evrilmelerine sebep olan şartlar nedir? yok onların evrimle alakası yoksa yine baştaki soru : neden aynı şekilde evrildik? mesela kutuplarda yaşayan insanların neden derileri daha kalın değil yada tüyleri yok?
- yine senin mesajından yola çıkarak maymun türlerini ele alalım. evrim var olan şartlara göre gerçekleştiğine göre aynı ortamda mesela aynı ormanda -diyelim ki amazonda- neden onlarca çeşit maymun var? şartlar aynı...neden maymunların atası farklı farklı evrilmiş?
bekliyorum ayrıntılı cevabını. yalnız yazdıkların demin teşekkür ettiğim açıklaman gibi yüzeysel temel bilgiler olmasın. adnan hocayı okumamış olmam evrim teorisi konusunda hiç bir şey bilmiyorum anlamına gelmez. bir de bana lütfen fosil deme ve bir ton bilimsel terimleri bana kopyala-yapıştır yapma.ben sana tamamı ile kendi mantığımı yansıtan sorular soruyorum, cevabın da senin mantığını yansıtsın. ikimizde bilim adamı değiliz.
ve hacı ben anladığıma inanıyorum diyeceğim ama senin bu cümleyi anlayabileceğini sanmıyorum .sen yorma o güzel kafanı. boşver. yorsan bir şey farkedeceğini de sanmıyorum. sen benim cinnet geçirip küfür etmemi bekle...bekle bekle...
Ebu Leheb
08-12-2004, 14:19
1. "hiçbirşey yoktan var edilemeyeceği gigi..............." bu bir kural mı? ne kuralı? kim koymuş bu kuralı? bunun içinde bir deney yapılmış mı?birileri yoktan var etmeyi denemiş de başaramamış mı? var olan bir şey yok edilemez onu anladık ve kabul ettik de, bunun ters mantığını "mantıklı" olarak göstermek kime nasip olmuş onu merak ettim? ayrıca sonsuzluk dediğin nedir? aslında bunu tartışmak manasız. ikimizin de önkoşulları farklı. karşılıklı ikna ve ispat söz konusu değil. yine de bir şeyler yazarsan sevinirim.
seni zırcahil! yuh olsun sana! aslında bana yuh olsun çünkü senin cahil olduğunu bir an unutarak adam yerine koydum seni ve bir kuraldan bahsettim! bütün bilim bunu söyler! bu benim kuralım değil bu evrensel bir kural salak! kimlerle uğraşıyoruz yahu!! :evil:
2. sende benim o deneyin sahte oldugunu idda ettiğimi ve adnan oktarın hocam oldugunu idda eden ilk ve tek kişisin. nerenden uydurduğun maruf olan iddalarına bir ek daha. hatta bir ek daha varmış şimdi farkediyorum; ben bu deneyin kapalı bir ortamda yapıldığını ve kimsenin deneye şahit olmadığını da söylemedim. kendi duyduğun şüpheleri bana mal etmekten lütfen vazgeç. yine de bulursan bir şeyler deney hakkında, yazarsan yine sevinirim.
sen bu deneyden şüphe etmediysen yukarıya neden bu deneyle ilgili şüphelerini yazdın?
3. evrim konusunda aydınlattın beni teşekkür ederim. gerçi gerek yoktu öyle bir kaç yılda olabilseydi evrim, biz görerek şahit olurduk atıyorum bir balığın nasıl 4 ayaklı bir hayvan olabildiğine. ha o balığın niye hala olduğu şekli ile var oldugunu açıklayamazdık ama olsun. görüyoruz daha ne isteyelim. sen insanın hangi yaratıktan evrildiğini düşünüyorsan ordan yola çık. maymun olabilir, penguen olabilir...birde şu sorulara da cevap verebilirsen üçüncü kez sevinirim;
- o yaratık hala varsa neden hala oldugu şekliyle var? (mesela dört ayaklı kara canlısına dönüştüğü söylenen bir balık türü günümüzde hala avlanabiliyor...tamam dönüşmüş olsun. ama avlanan balık neden dönüşmedi? yoksa evrim faşist mi? )
- ve neden günümüzde bir ara geçiş formu yok? yoksa dünyada yaşayan bütün canlılar birer ara geçiş formu mu aslında?
- ve madem evrim, var olan şartlar için en uygun olanı hedefliyor, değişik şartlarda yaşayan insanlar neden aynı şekilde evrildi? mesela japonların çekik gözleri ve zenci insanlar birer evrim harikası mı? eğer öyle ise o şekilde evrilmelerine sebep olan şartlar nedir? yok onların evrimle alakası yoksa yine baştaki soru : neden aynı şekilde evrildik? mesela kutuplarda yaşayan insanların neden derileri daha kalın değil yada tüyleri yok?
- yine senin mesajından yola çıkarak maymun türlerini ele alalım. evrim var olan şartlara göre gerçekleştiğine göre aynı ortamda mesela aynı ormanda -diyelim ki amazonda- neden onlarca çeşit maymun var? şartlar aynı...neden maymunların atası farklı farklı evrilmiş?
bekliyorum ayrıntılı cevabını. yalnız yazdıkların demin teşekkür ettiğim açıklaman gibi yüzeysel temel bilgiler olmasın. adnan hocayı okumamış olmam evrim teorisi konusunda hiç bir şey bilmiyorum anlamına gelmez. bir de bana lütfen fosil deme ve bir ton bilimsel terimleri bana kopyala-yapıştır yapma.ben sana tamamı ile kendi mantığımı yansıtan sorular soruyorum, cevabın da senin mantığını yansıtsın. ikimizde bilim adamı değiliz.
ve hacı ben anladığıma inanıyorum diyeceğim ama senin bu cümleyi anlayabileceğini sanmıyorum .sen yorma o güzel kafanı. boşver. yorsan bir şey farkedeceğini de sanmıyorum. sen benim cinnet geçirip küfür etmemi bekle...bekle bekle...
diğer kısımlara da tek tek cevap vercektim ama verceğim cevabın faydası olmayacak çünkü sen hem aptal hem de çok cahilsin..sadece cahil veya sadece aptal olsan seni adam yerine koyardım ama aynı anda hep aptal hem cahil olman verceğim evapların çöpe gitmesi anlamına geliyor.
quixsoul
08-12-2004, 14:26
hakaret etmeden tartışalım arkadaşlar yakışmıyor..
Evrim bir teoridir.Teoriler yıkılır.Bilim ve teknoloji geliştikçe yeni ve ilerlemiş teoriler hep var oalcaktır.Evrim üzerinden neden bu kadar fazla durduğunuz anlamadım.Daha önce de bilimin her dalın da onlarca şey söylenmiş ve teoriler ortaya atılmış.Buda onlardan birisi..
tüm hakaretleri aynen iade ediyorum...ilave yapacak kadar şuursuz değilim...
bilim kuralıymış...cevap verirmişte değmezmişim...
tabi...oldu...ilkokul 3 te bıraktık biz bu teraneleri "sana cevap veririm ama değmez şimdi"...tabi ki verirsin...bilmez miyim!!!!
kimin ne oldugunu bu kadar açık ve net ifşa ettiğin içinde ayrıca sana müteşekkirim...takdiri forum üyeleri yapar zannediyorum....
bir daha da sakın yiyemeyeceğin................elmayı ısırma!!
ve hacı kardeş...
yanlış anlama sana bir dokundurma değil bu...
ama hakaretten küfürden mi bahsetmiştin sen?????
demek ki neymiş; o işin müslüman olmakla yada ateist olmakla alakası yokmuş. ne ile alakası oldugunu Leheb''e soruverirsin....
(kul''a)
İkinci bir tartışmada merhaba. Buranın harareti bayağı yüksek galiba. 7 aralık tarihli yazınızdandan başlayarak kimi düşüncelerinize ve sorularınıza değinmek istiyorum. Genelde evrim, başlangış, ilk hücre vb. konular söz konusu olduğunda bugünkü bilimsel bulgular, tesadüflerin, yaşamın ilk ortaya çıkışında ve evrimsel gelişimde önemli bir etken olduğundan bahseder. "İnanırlar" da bu tesadüflerin çok çok küçük sayılara tekabül ettiğini ve bunun imkansız olduğunu savunurlar. İşin ilginç yanı, insanların, küçük de olsa kimi olasılıkları bile olamaz diye yok sayarken sonsuz kudrette bir yaratıcıyı kolaylıkla kabullenmesidir. Daha somutu şu, objektif bir gözle bakıldığında örneğin bir DNA ya da protein molekülünün oluşabilmesi için gerekli olasılıkların toplamı, zamanlar üstü, öncesiz ve sonrasız, herşeye gücü yeten bir varlık karşısında feda edilebilmektedir.
1953 yılında yapılan bir deney 2005 yılına gelinceye kadar binlerce kez tekrarlandı. Sadece amino asitler değil pek çok başka ara kademelerdeki moleküllerin oluşabildiği ve bu moleküllerin başka moleküllerle etkileştiğinde devindirici ve başka reaksiyonları tetikleyici işlevleri olduğu gösterildi. 1953 hararetli tartışmalar için bir ilktir ve o yüzden bu kadar meşhurdur. Deneylerle artık rutin olarak gerçekleştirilen kimi reaksiyonlar hergün gazetelerin başsayfasında yer alamaz. Belli olaylar çevreden yalıtık olarak ele alınırsa onların gerçekleşmesi çok zormuş gibi görünebilir. Küçük tesadüflermiş gibi görünebilir. Ama neredeyse sınırsız sayıdaki mekanda ve çok uzun bir zaman periyodunda karşı karşıya gelen kimi olaylar, moleküller vs. anlamlı bir sonuç üretmek zorunda kalır adeta. Sonsuz sayıda olasılık sonsuz kez denenmiş olur ve kimi anlamlı sonuçlar ortaya çıkar.
Evrimsel gelişimin bu günlerini yaşayan bizler kendimizi son olarak görme yanılgısına düşersek ara geçiş formunu bulamayız. Bugün, bizim ara geçiş formu diye nitelendirdiğimiz herhangi bir tarihte yaşamış kimi canlılar kendi zamanları için "son" olarak düşünülebilir. Şu unutulmamalı, insan türü sahip olduğu kimi yetenekleriyle, dış koşulların, onun evrimini çıplak ve doğrudan bir şekilde etkilemesine izin vermemekte ve düşündüğümüz anlamdaki evrimsel gelişim potansiyelini sınırlamaktadır.
Eğer hala insanın maymundan türediğine dair kimi çevrelerce ısrarla işlenen, çarpıtılan anlayışın doğru olduğunu düşünüyorsanız, öyle sanıyorsanız hiçbir şey tartışmaya hakkınız yoktur. Bilimsel bilgiye ulaşmak emek sarfetmeyi gerektiriyor. Eğer kendi inancınızla bu şekilde yaşamaktan mutluysanız o sizin bileceğiniz iştir. Bilimsel bilgiyi inancınıza payanda yapmak için, duyduğunuz abuk sabuk, çarpık bilgileri sorgulamadan kulanırsanız vicdansız bir pasif taşıyıcı hale gelirsiniz. Hiçbir bilimsel kaynakta insanın maymundan türediğine dair bir yargı bulamazsınız. Bu merdiven basamağı gibi bir sıralamayla olmuyor. Çok kabaca söylüyorum, bir elden çıkan beş parmağı düşünün. Bu parmaklardan biri insansa diğer bir parmak da kabaca "maymun"u temsil eder. Genellikle maymun diye tanımlanan hayvanların pek çok türü var. İnsanla bunların atası ortaktır denir. Bugünkü insana gelmeden önce pek çok insansı tür ortadan kaybolmuş. Aynı ağaçtan çıkan dallar gibi.
Yoktan var etme konusunda birşeyler yazılmış. Bunun bir kural olabileceğine karşı çıkıyorsunuz. Deneysel olarak yapılmış mı diyorsunuz. Siz herhalde yoktan var etmenin olanak dahilinde olduğunu düşünüyorsunuz. Eğer bu işi biz deneyle yaparsak Allah''la aynı şeyi yapmış olmaz mıyız? Yaratma işini, yoktan var etme işini Allah''tan başkası yapabilir mi? Bu arada yoktan var etmeye ilişkin siz bir deney tasarlayabilir misiniz? Nasıl bir deney yapılabilir bunun için?
Evrimsel gelişimin düz bir hat üzerinde ilerlediği yargısı sıkça düşülen bir hatadır. Evrimsel değişim popülasyon düzeyinde incelenir. Bir türe ait bireylerin bir kısmı yaşadığı ortamda diğer bireylerin karşılaşmadığı şartlarla karşılaşabilir. Bu değişim, türün tüm diğer bireylerinde var olan kimi özelliklerin seçilimini sağlayabilir. Sizin verdiğiniz örnekte kimi balıklar zaman içinde biriken kimi mutasyonlar sonucu aynı zamanda su dışında da solunumunu sürdürebilir hale gelir. Karaya çıktıklarında solungaçlarını ayak gibi kullanabilirler. Ama bu yetmez. Karaya çıkabilenlerin her biri küçük de olsa farklı bir yüzgeç biçimine sahiptir. Su içinde dezavantaj yaratan bir yüzgeç tipi karada çok daha hızlı hareket etmeyi sağlayabilir. Sonuçta, bu değişimi kazanan bireyler yeni bir popülasyon oluşturma şansına sahip olurlarsa ayrı bir yaşam biçimi oluştururlar. Diğerlerinin (sudakilerin) ortadan kalkaması gerekmez.
Değişik şartlarda yaşayan insanlar belli bir aşamadan sonra aynı şekilde evrildi denebilir. Bunun nedeni insanın ulaştığı zeka sonucu yukarıda bahsettiğim dış koşullara daha dirençli oluşudur. Kutuplarda yaşayan insanların derisinin kalınlaşmasına gerek yok, çünkü insan kutuplara gitmeden çok çok önce ateşi keşfetmişti, kendisine elbise dikebildi, soğuktan koruyacak teknolojiler geliştirdi. Zaten kutupların keşfi çok çok yenidir. O kadar sürede evrimleşme beklemeyin. Ama kabaca milyonlarca yıl boyunca kutuplardaki insanların diğer bölgelerden izole kaldığını düşünelim. O zaman yeni bir insan türü ortaya çıkma şansı çok artacaktır.
Amazon gibi bir ortam aynı kaynaktan kökenlenen canlıların farklı şekilde evrilmesi için en uygun ortamlardan biridir. Çünkü yalıtım çok fazladır. Türler öyle sandığınız gibi kolaylıkla bir araya gelmemişlerdir. Bir örnek vereyim. Güney Afrika gibi daha dar bir coğrafyada neden görece yakın olarak yaşadığı halde farklı dillerde konuşan kabileler olduğu sorusu düşünülmüş. Bölgenin çok sık yağmur alan kısımlarında kabilelerin doğa şartlarından dolayı belli bir alan dışına çıkamadığı görülmüş. Yağmur sıklığı azaldıkça ortak kelimelerin, dillerin arttığı görülmüş. Etkileim daha kolay olabildiğinden ötürü. Amazondaki maymunların durumu buna benziyor.
Burada birşeyi vurgulamak istiyorum. Görüldüğü gibi hiçbir sorunun çözümü kolay değil. Hiçbir şey geleneksel, halk arasındaki derme çatma bilgiler gibi yüzeysel değil. Bu bulgular her şeyi çözüyor mu, her şey halloldu mu? Şüphesiz hayır. Şu da unutulmasın (tarihteki bir kaç istisna dışında) hiçbir bilimadamı "dur şu dinlerin zıttına bilgiler bulmaya çalışayım da çökerteyim" anlayışıyla çalışmaz, böyle yola çıkmaz. Bilgiler yıllarca irili ufaklı çalışmalarla birikir ve sonra değerlendirilir. Bir insanın evrim teorisine karşı çıkması için dindar ya da yaratılışçı olması da gerekmiyor. Sorun inanır insanların çok az şey bildikleri halde yıllardır aynı şeyleri geveleyip durması. Eğer hep söylenegelen "hücre içinde, organizma içinde, moleküller arasında müthiş bir düzen vardır" cümlesini söyleyen biri o düzenin, o kabaca bilgisinin çok daha ilerilerinde olduğunu görüp anlayabilseydi saat başı namaz kılması gerekirdi herhalde. Bu düzen varlığı ,hiç bir zaman, doğrudan bir yaratıcı olması gerektiği fikrini de koşullamıyor elbette. Yazışmak üzere, saygılarımla..
Ebu leheb kafayı yedin galiba..Sana 3 değil 18 amino asit versem sitokrom oksidaz veya hemoglobini oluştur desem kendiliğinden oluşurmu?
<insanlar nelere kanıyorlar?
Şaşmamak elde değil..İşte size bir tevilci..Ateist tevilci..3 amino asitle ekosistemi kurdu..
Maşallah ne mantık! :lol: :lol:
Selamlar,
evren tabiki yok tan var edildi kardesler, inanmayanlar varsa ise ilmi olmasada bilmi bir yonden baksinlar.
Bilim adamlari evrenin surkli genisliyor oldugunu buldular,ve sureklide genislemekte,ve buna bagli olarak zaman kavramini geri cevirdiklerinde evrenin daraldigini ve bir noktada birlestigini tespit etmislerdir.
Evrenin bir patlama sonucu olustugu kanaatine varmislar ve buna "Bigbang" yani "buyukpatlama" adini vermislerdir. Buda evrenin yoktan bir anda var edildigini gosterir.
icin deki kusursuz tasarima biz Allah in herseyi yarattmasi duzene koymasi diyoruz.inanmayanlar ne derse desin.diyelim insan maymundan geldi ve evrimlesti.uzaydaki tasarim ve dunyamizin bulundugu galaksi bu hayata el verisli dunya sartlari,onlardami evrimlesti.guldurmeyi beni..
Spesifik bir biyomolekül kendiliğinden oluşmaz. Ama bir biyomolekül her zaman kendiliğinden kolaylıkla oluşur.
HACI
Doğru spesifik molekül kendilğinden oluuşmaz.bir biyo molekül her zaman oluşur..
yanlış yok.
Bir hücrenin sipesifik molekülleri yüzbinlerce ..Nasıl bir araya gelecek..
Birde zaman sorunu var..
Hadi diyelim birikinti bir ilkel dünyanın birikinti suyunda bir kaç aminoasit oluştu..
Diğer amino asidin oluşumunu beklerken bunlar yok olacaktır..Çünkü çok dayanııksız yapıları vardır..
Akli olarak bakarsak hepsinin bir anda olması şarttır..
tam bir kaos..
Olmuş işte demek mantıklımı?
miller deneyine soguk tuzak tan dolayı teist kesim tavır koyar!
ama soguk tuzak okyanuslarda gözlemlenen bir oluşumduR!!
en son flew örnegi cok ilgincti!
flew ki ateistlerin önde geleni olarak tasvir edilir(katılmıyorum)
dna nın kompleksligini tanrı ya mal etti!!!!
evrimi yetersiz gördü!!
peki bu dogrumu tabii ki degil!!
evrim bugün rna aminoasit promidil lerin oluşumunu en can alıcı kısımlari acıklamakta basarılı olmuştur,dna ile ilgili herhangi bir sekilde tanrısal izahı gerektiren bir durumda mevcut degildir!
Ebu Süfyan
16-12-2004, 19:37
Prof. Antony Flew hakkında merak ettiğim birşeyler var.
flew ki ateistlerin önde geleni olarak tasvir edilir(katılmıyorum)
dna nın kompleksligini tanrı ya mal etti!!!!
evrimi yetersiz gördü!!
peki bu dogrumu tabii ki degil!!
evrim bugün rna aminoasit promidil lerin oluşumunu en can alıcı kısımlari acıklamakta basarılı olmuştur,dna ile ilgili herhangi bir sekilde tanrısal izahı gerektiren bir durumda mevcut degildir!
1- Prof. Antony Flew''in herhalde aptal birisiymiş ki requiem''in yukarıda bahsettiği açıklamaları, 81 yaşına kadar evrimle ilgilenmesine rağmen, anlayamamış. (Ama aptal olsaydı profesör olamazdı herhalde.) Yoksa ateizmi seçerken akkıllıydı da 81 yaşına gelince aklını kullanmaktan vazmı geçti? Yada bunadı mı?
2- Diyelim ki, bize, çevremizdeki insanlar, doğduğumuzdan gelişmemize kadar sürekli "Tanrı vardır" dedikleri için, onların etkisiyle, yani aklımızı kullanmadan Tanrı'' ya inanıyoruz. Peki o çevresindekilerden etkilenmeyen bir insan nasıl Tanrı''nın varlığını kabul etmiş?
Saygılar.
flew bir biyolog degildir!
evrimi reddetmiyor,yetersiz buluyor!
onun secimi bizi ilgilendirmez!
yarın öbür gün evrimle iş gören bir tanrıyı kabullencektir!
eger tanrıyı kabulleniyorsa!
çün ki evrim bilimsel disiplinle iş gören bir gercekliktiR!
flew önemsede önemsemesede !!
acıkcası bir zooloji yada biyoloji nin evrimi inceleme biçemine daha cok güvenirim bir felsefeci bakışından ziyade...
Birakın dna''yı en basit organik moleküllerin oluşumunda bile evrim tam bir fosdur...Bunu görmek için rasyonellik...O kadar....
Biyolojinin temeli kuralıdır"canlı ancak canl yapaıdan oluşur" Senin kör ama satcın cansızdan canlımı yapacak?
Arkeologlara söylerim,bir ok ucu veye mızrak veya bıçak parçası bulduğunuzda bunu insana atfetmeyin,çünkü tabia bunları kenidliğindende oluşturmuş olabilir! :lol:
Mağralardak basit duvar resimlerini hemen bir insana atfetmeyin,meşhur kör saatcın kendiliğinden demir oksitin suyla dolambaçlı bir şekilde kayalar üzerinden akarken kendiliğinden oluşturmuş olabilir..
Mısır piramitleri,Çok basit bir heyelanla oluşmuş çıplak kaya kütlesi ayazda kalmış ve piramit oluşturmuş olabilir... :lol:
Biraz moleküler biyoloji bilsen böyle aptalca bir teori savunurmuydunuz?
Çünkü evrimi savunanı ben aydınlık hülyasındaki kara cahilller olarak görürüm..Çünkü teorinin mantığı hiç yok......
reel!
sen bana anlat o zaman hayatın kökenlerini!
hadi anlat dinleyelim!!!
biraz biyolojiden anlayan adamın bu kuramı savunması akıl dışıymış!!!
git derdini richard dawkinse anlat!zooloji prof.
yada lewis wolpert e anlat! bu da üst düzey bir üni.biyoloji prof.
yada ne bilim uzaga gitme dr.ümit sayın a anlat derdini
cok bilmiş seni!
neyse bunları gec evrimi anlaman mümkün degil zaten!
sen bize kendi fikrinden inandıgın argumandan salla pardon anlat!
Evrim bir teoridir.Ispatlanmis degildir.Ispatlansaydi teori olmazdi.
Teoriye dayanilarak yapilan butun yorumlar teoride kalir,gercek olmaz.Eger bir teorinin yanlisligi ispatlanirsa o teoriye dayanilarak yapilan her aciklama yanlis kabul edilir.
Ama yinede evrim ispatlanmis ise ve "Evrim Teorisi" kavrami "Evrim Yasasi" kavramina donusmusse bana soyleyin.Ama boyle bir sey yoksa bence evrimi o kadarda savunmayin.Birakin bilim adamlari Evrim Teorisini tarafsiz bir sekilde incelemeye devam etsinler.
Teori dogru degildir.Teori ihtimaldir.Dogru olabilir ama yanlista olabilir.
Itirazi olan varmi? :wink:
tabii ki var itirazım
nas(abd ulusal bilimler akedemisi)a göre kuram ın tanımı:gercekleri yasaları ve test edilmiş varsayımları bünyesinde birlestiren dogal dünyanın bir durumunun gerceklesmiş acıklamasıdır.
fizikçiler atomaltıparcacıkları direkt olarak görmez,ancak bunların varoldugunu iyonlasma odasında parcacıkların bıraktıkları izlerden anlarlar.
dogrudan gözlemlenmemesi ile dogrulugu arasında bir bag yoktur.
farklı tanımlardır.
bu zaten tipik evrime karsı duruş içinde yer aln fix sorulardan biridir.
bugün aklı basında bir cok bilim adamı evrimi var mı yok mu diye tartışmasına girmez.tartışma sebebi daha cok işlevi konusundadır.
ateizm org sitesinde steve projesi size konu hakkında geniş bilgi verebilir.
bugün kuantum ne kadar anlamlıysa bilim adına
aynı kefeye evrimi koymamak için gecerli bir sebeb yoktur.
Itiraz ettigin icin tesekkurler.
Evrim teori olmaktan ciktimi?Ya evet ya hayir!
Sizin bahsettiginiz kuramlara reel deneylerden ulasilmistir.Bu kuramlar gunluk hayatimiza girmis bize hizmet ediyorlar.
Evrim bugune kadar ne yapmistir?Neye yaramistir?Cevap:Hic bir seye!
Ben evrime yanlistir demiyorum.Kensinlikle ve kesinlikle yanlistir demiyorum.Ama dogrudurda demiyorum.
Eger evrim bir sekilde ispatlansaydi basta tip olmak uzere bir cok alanda hayatimiza girerdi.
Evrim ile ilgili binlerce soru isareti var.Mesela neden afrikalilar siyah oluyorlarda kutuplarda yasayan ayilar beyaz oluyorlar.
Evrim insanin ortaya cikmasini ne sekilde ispat etmistir?
Su yasadigimiz cagda maymun olmadigi halde kafa tasi maymununkine benzeyen insanlar yokmudur?
Tekrar soyluyorum evrim bir teoridir,gercek degil.
Itiraz edersen sevinirim :wink:
farklılıkların sebebi genlerimizdeki o yüzde 1 lik fark bunlara neden olmuştur...
insanın evrimi ile geniş bilgi için zamanım yok uzun uzun yzamıycam
ltf bknz:ateizm org/insanın evrimi.
Sevgili requiem ....
Sana cevab olarak... ,hayatın temeli tam bir kaosdur...Bilinmiyor....
Evrim ile biraz kafayı çok yemişssin..Evrim hiç bir şey Açıklıyamazssın..
Evrim bir balondur.Her yeri her gün patlayan bir balon.!
Onun için ona girmiyeceğim..
Şimdi tekrar başa ve soruya dönelim ..Elimizde somut bir delil var..
Nedir o? Dünya üzerindeki tüm canlılar...Peki bunlar nasıl oluştu...?
tek bir hücreden çoğalarak farklılaşarak bir zaman sürecinde oluştu,desek mantıklı oluyormu?
Hayır olmuyor?
Neden?bir hücre oluşssa bile diğer hücrenin oluşmasını beklerse ,iş çıkmaza girerer..Çünkü çok dayanıksızdır..Ve ölür..
Bir canlı için tek tip hücre yeterli değil..Kas ,desdek doku,sinir ,kan,immun sistem hücreleride lazım.....fARKLI HÜCRELER ŞARTTIR.
Yanı tüm hücreler aynı zamanda olmalı..Mantık bunu söylüyor.....
Ne olacak ?
Birisi tarafından yapıldı..Biz de bu yapanın nasıl yaptığını hayret ve takdirle bulmaya çalışıyoruz..
Şöyle bir düşünce akla geliyor..Olıuşum bir kimyasal süreç gibi düşünüle bilir..Tüm materyaller ortada iken reasiyon başlatıldığında bu kimyasal sürecin başlaması ile yeni bir ürün oluşması gibi..
Başka bir misalle canlıdan örnekverelim..Bir siperm ve yumurta hücresi birleştiğinde müthiş biyolojik gelişim süreci başlıyor..Kas dokusu,kemik dokusu,sinir dokusu,lef sistemi,sinir sistemi.gastrointestinal sistem ,ve organeller tümü mükemmel bir şekilde otamatikman gelişimlerini tamalayıp bir insanı oluşturuyor....Sadece 2 hücreden!!!
Fakat dikkat edersen bu misal canlının temeline misal olamıyor ..Olaya giren 2 hücre olıuşum süreçlerini tamamlamak için bir canlıya (rahim) ihtiyaç duyarlar..
Şöyle bir düşünceyi çağrışım yaptırıyor..Dünyada sanki öyle bir elementer kokteyl hazırlanmışki.Bu kokteylin tetiklenmesi ile reaksiyonun son ürünleri olan canlılar oluştu!!!!!!!!!!!!!!!!!Bu canlılar çevresel faktörlerle değişime uğradı........
tabii bunlar bir düşünce bir kurgu..Dikkatini çekmek istediğim nokta canlılar bir patlama (canlı patlaması) şeklinde olması Şart diye düşünüyorum....
Evrim hiç akla yatmıyor.....
İnsanlık ve medeniyyet ileride belki böyle bir canlı oluşturan kokteyle ulaşır..
Sen yine dersin,Bu kendiliğinde oluştu..Hayır bu kokteyl için bir tasarlayan şart derim..Aynı hengame döner durur.
Selam,,
REEL
explorer
18-12-2004, 01:46
evrimden anlamayan zayıf insanları
birkaç kelime oyunu ile kandırmak ne kolay
peki ya anlayan kişileri nasıl kandıracaksınız?????
Evrim gercek olsa bile bu ateistlerden cok muslumanlarin isine yarar.
İnsan ise glikoz kullanır..Karbon sayısına göre bakarsak benzinin yarı enerji gücüne sahib..Tabi insan için bu enerji eldesi bir ateşlemeyle olmuyor..Kontrollü, dokulara zarar vermeyecek şekilde enerjiy e döndürülmesi şartır..
Glikoz>glikoz 6-fosfat> glkoz 1-6 difosfat>1-3 dfosfo gliserat>2-fosfogliseret > Fosfoglisret>pürüvat
Yukardak glikozun aktive edilmesi ve yanmasından çok kısa kesit. olayın her basamağında bir enzim var..Şimdi böyle bir reaksiyonu gelde evrimle açıkla?????????????
Evrim bir fosssssssssss oluyor...Körleme ,şansla bu işleri açıklama getirmek mantıksızlıktır..
İnsan düşüncelerini yargılıyabilmeli..takım tutar gibi bir düşünce savunuyorsanız ona diyecek bir şeye kalmıyor...
Selam
Reel
Evrimi reddederken, evrimleşme mekanizmalarını da reddettiğiniz için, sorunu anlayamıyorsunuz.
Evrim temel olarak kimyasal bir süreçtir. Önce moleküller değişir. Her an milyarlarca molekül değişikliğe uğramaktadır. Yani her an her canlı evrime uğramaktadır. Bu moleküler değişiklikler birikmektedir. Çoğu genleri tutmaktadır. Bazı değişiklikler epigenetik olmaktadır.
Glukozun bugün bilinen yanma mekanizması eskiden böyle değildi. Bu bir anda böyle olmadı ki.. Evrimi reddetmenizin size en büyük zararı, bir olaylar dizisinin anlayamamanızdır. Siz büyük manzarayı göremiyorsunuz. Yalnız mevcut muhteşem manzarayı görüyor ve hayranlığınızdan ağzınız tutuluyor. O manzaranın nasıl ortaya çıktığını göremiyorsunuz. Bu sizin hesabınıza üzülecek bir durum. Siz evrimi asla öğrenemeyeceksiniz. Büyük manzarayı göremeyecek ve esas manzaranın çok daha görkemli ve muhteşem olduğunu anlayamayacaksınız. Allah büyüktür, şudur budur ama, bütün bunları bilinçsiz bir doğanın ve fizik yasalarının becermesi, çok daha anlamlıdır. Çok daha ilginçtir..
Aynı şeyleri göz, kulak, burun ve diğer organ ve duyular için ileri sürebiliriz. Canlılarla ilgili her şey için ileri sürebiliriz. Bunları göremeyenlere ben inanın sadece acıyorum.. Bu yüzden onları eğitmek istiyorum ama, onlar akıllarını bu inanılmaz ve muhteşem sürece kapatıyor..
Ne acı!
HACI
ngcoskun
18-12-2004, 16:11
hacı
Aynı şeyleri göz, kulak, burun ve diğer organ ve duyular için ileri sürebiliriz. Canlılarla ilgili her şey için ileri sürebiliriz. Bunları göremeyenlere ben inanın sadece acıyorum.. Bu yüzden onları eğitmek istiyorum ama, onlar akıllarını bu inanılmaz ve muhteşem sürece kapatıyor..
sevgili hacı
bir insanı bir konuda eğitebilmek için bu işe o kişinin gönüllü olması lazım.kabul etmiş ve öğrenmeye adanmış olması lazım.burda bu insanlar öğrenmeye değil saldırmaya geliyorlar.biz gerçekleri göstermeye çalışırken onlar kendi düşüncelerini empoze etmeye çalışıyorlar.öğrenmeye kapalı birine hiçbirşey öğretemezsin.onlara ancak onlar gibiler başka şeyler öğretebilir çünkü onlar kendilerinden olmayanın fikrine kapatırlar gözlerini ve kulaklarını.demezler ki bir dinleyeyim bakim belki bunlarda haklı olabilir diye.hemen saldırmaya ve savunmaya geçerler.yarası olan gocunur diye bir laf vardır doğrudur.biz burda din şöyle allah böyle derken bunu sözü güderler bence.
anlatabilecekler karşındakinin anlayabileceği kadardır.
.
. .. Evrimi reddetmenizin size en büyük zararı, bir olaylar dizisinin anlayamamanızdır. Siz büyük manzarayı göremiyorsunuz. Yalnız mevcut muhteşem manzarayı görüyor ve hayranlığınızdan ağzınız tutuluyor. O manzaranın nasıl ortaya çıktığını göremiyorsunuz. Bu sizin hesabınıza üzülecek bir durum. Siz evrimi asla öğrenemeyeceksiniz. Büyük manzarayı göremeyecek ve esas manzaranın çok daha görkemli ve muhteşem olduğunu anlayamayacaksınız. Allah büyüktür, şudur budur ama, bütün bunları bilinçsiz bir doğanın ve fizik yasalarının becermesi, çok daha anlamlıdır. Çok daha ilginçtir..
Aynı şeyleri göz, kulak, burun ve diğer organ ve duyular için ileri sürebiliriz. Canlılarla ilgili her şey için ileri sürebiliriz. Bunları göremeyenlere ben inanın sadece acıyorum.. Bu yüzden onları eğitmek istiyorum ama, onlar akıllarını bu inanılmaz ve muhteşem sürece kapatıyor..
Ne acı!
HACI
[quote]Evrimi reddederken, evrimleşme mekanizmalarını da reddettiğiniz için, sorunu anlayamıyorsunuz
Evrmin mekanizmasıda ne?Evrim tam bir körleme teknik üzerine kuruLmuştur....Mekanizması yoktur...
Evrim temel olarak kimyasal bir süreçtir. Önce moleküller değişir. Her an milyarlarca molekül değişikliğe uğramaktadır. Yani her an her canlı evrime uğramaktadır
Bu cümleler çok fazla bilgeliğin olmadığını açık net olarak ortaya koyuyor..O dediğin milyarlarca molekül sadece dünyaya hasdır..Diğer gezegenler moleküler çeşitlilik çok azdır..İlginç dimi?
Bir marsda, güneşde ,ayda ,satürnde ,diğer gezegenlerde böyle milyarlarca çeşitlilik içeren molekül yoktur..Metan hidrojen sülfür,gazlar..ve elemntler..
Çeşitliği temel molekülü karbondur ..Sadece karbonun kendi arasında yaptığı bileşik tüm elementlerin kendi aralarında yaptığı bilşikten fazladır..
O dediğin milyarlarca molekülün oluşumu organik canlının varlığını gerektiririr.Karbon körleme teknikle yaptığı bileşikler bir kaç bini geçmez..karbürler,karbonmonksit,korbon diokist,...
konuyu iyi düşün!!!!!
Bu moleküler değişiklikler birikmektedir. Çoğu genleri tutmaktadır. Bazı değişiklikler epigenetik olmaktadır.
Burada hemen gen dediğimiz çok yüksek yapılı moleküle atlama yapıyorsun...Oldumu?
Bir nüklek asid zinciri oluşturma o kadar kolaymı?
Glukozun bugün bilinen yanma mekanizması eskiden böyle değildi. Bu bir anda böyle olmadı ki
Çeşitli mikro organizmaların glikoz yakma mekanizmaları var..Hatta siyanürü hdrojen sülfürü bile enerjide kullananan bacteriler var..Bu onların ilkelliğine asal delil olamaz..
Glikoz bizim gibi kullanan bir sürü canlı var ..Bu mekanizmanın evrimi nasıl olacak?
Önce enzimleri evrimleşmiş?
yoksa ürünlere göre enzimlermi?
ürün yoksa enzim niye olsun?
ENZİMLER OLMADAN ÜRÜNLER OLABİLİRİMİ?
iŞTE BURADA ,İŞ BİTİYOR..
DEVAM EDECEK................
Neyi savundugun belli degil reel.. Ben olsam devam etmezdim. Cunku sen daha benim degindigim sorunlari anlamamissin. Neyin kavgasini yapiyorsun? Heseyi Allah yaratti deyip kestirip atsana.. Ne uzatiyorsun?
yAZDIĞIN YAZIDAKİ AÇIKLAR ORTAYA KONUYOR.....NE SÖYLEDİĞİMİ ,NE ANLATMAK İSTEDİĞİMİ ÇOK İYİ ANLIYORSUN.....
EVET BEN ALLAH VAR DİYORUM....SENİN GİBİ ,ALLAH YOK DİYEN BİRİ İÇİN İŞİN, OLAYIN ÇIKMAZLARI ORTAYA KONUYOR........
BU SORULARA ÇÖZÜM GETİRMEN ZOR....SENİN İNANIP İNANMAMAN HİÇDE UMURUMDA DEĞİL......
BİZ ALLAHIN VARLIĞI VEYA YOKLUĞUNU DEĞİL,RASYONEL BİR ÇERÇEVEDEN, OLUŞUM İÇİN GETİRDİĞİN AÇIKLAMALARI MASAYA YATIRIYORUZ...AÇIKLARINI ORTAYA KOYUYORUZ...
SEN MODERN DÜNYANIN EBUCEHİLİSİN!!SÖYLEDİKLERİNİN HEPSİ DÜZMECE.....MİLLET BİLSİN......ANLASIN!!!!!
Hayalen geçmiş zamana doğru uzanalım. Gitgide ta dünyanın lav halinden yeni yeni kurtulmaya başladığı, soğumaya yüz tuttuğu devreye varalım. İçi kızgın ateş, dışı sakinleşmeye yüz tutmuş olan bu arz küresinin başında durup bugün şahit olduğumuz eşyanın isimlerini birer birer saymaya başlayalım.
Lügatteki bütün kelimeleri burada sıralayacak değilim. Sadece konuya ışık tutmaya yetecek birkaç kelimeyi hatırlayalım:
El, ayak, kanat, göz, mide, pankreas, pençe, tırnak, gaga, dal, kök, yaprak, çam, söğüt, nar...
Bu kelimelerle evrim safsatasına bir bıçak atalım, sonra bunlara yeni kelimeler ekleyelim. Dünyamızda hayat süren bütün bitki ve hayvan türlerini sayalım birer birer. Her birinin organlarını tek tek hatırlayalım. Ve soralım kendi kendimize:
Bütün bunlar sonsuz bir ilim ve hikmetten haber vermiyorlar mı?
Bunların bir ateşin soğumasıyla kendi kendine, zamanla evrim geçirerek meydana geldiğine nasıl inanılabilir?
Yine maziye dönelim.
Dünya dayanmış, döşenmiş. Boş bir saray gibi, misafirlerini bekliyor. O an kâinatta olmayıp bugün iç âlemimizi kuşatmış bulunan manevî hadiseleri bir bir hayalimizden geçirelim:
Sevgi, korku, merak, endişe, kin , merhamet, zulüm, kurnazlık, hırs, umursamazlık, cesaret, kararsızlık...
Bütün bunlar yeryüzündeki canlılara nereden ve nasıl ithal edildiler? Sonsuz denecek kadar çok olan bu farklı karakterler, bu değişik huylar nasıl bir evrimle vücut buldular?Neler evrim geçirdi de bu karakterler, bu huylar ortaya çıktı?
Tekâmül ister ani, olsun, ister milyarlarca senede... İnsan ister doğrudan yaratılsın, ister dolayısıyla. Şu soruların cevabı nasıl verilecektir?
Görmeyen kâinattan gören insanları kim çıkarttı?
Bilmeyen şu âlemden bilen meyveleri kim süzdü?
Hissetmeyen, sevmeyen, korkmayan bu saraya, bütün bu hissiyatla donatılmış misafirleri kim getirdi?
Görmemek nasıl bir evrim geçirdi de görmek oldu.
İşitmemek, işitmeye, anlamamak anlamaya nasıl inkılap etti?
Can nedir bilmeyen bu kâinat ağacı, hayatlı meyvelerini nereden elde etti?
Akıllara durgunluk veren bu hadiseleri cahil unsurların uzun süre beklemesiyle izah etmek mümkün mü?
Şimdi bir perde daha gerilere gidelim.
Kâinatın yaratılmak üzere yola çıktığı ilk noktaya hayalen uzanalım. Ve şu sayacağım kelimeleri aklımızdan sıra sıra geçirelim:
Su, taş, hava, yıldız, ay, gezegen, güneş, demir, azot, krom, nikel, dağ, ova, cazibe, X ışınları ve daha niceleri.
Bu eşyanın yoktan yaratılışı sonsuz bir ilim ve kudret sahibine verilmezse nasıl izah edilecektir?
Dünün boş arsasında bugün bir köşk görüyorsak hemen soruyoruz: Bu köşkü kim yaptırdı, diye. Değil aklımızdan, hayalimizden dahi geçmiyor ki, arsa evrim geçirsin de köşk olsun.
O halde, yokluk üzerine yaratılan ve inşa edilen bu kâinat için böyle bir safsata nasıl ileri sürülebiliyor!?..
Yokluk evrim geçirdi de varlık mı oldu!?..
Bütün bunlar bir yana, şu sorunun cevabını arayalım: Dünya ile güneş başlangıçta aynı mahiyette iken, dünya güneşten koptuktan sonra okyanuslarla, ormanlarla, hayvanlarla, insanlarla doldu da beriki neyi bekliyor? Niçin evrim geçirmiyor?
Çok iyi biliyoruz ki, o da tekâmül etse, ortada ne güneş kalır, ne de dünya.
O halde soruyu şöyle değiştirelim:
Güneşin tekâmülüne kim müsaade etmiyor?
Güneşin tekâmülüne kim müsaade etmiyor?
Bir gün gelecek güneş de sönecek ve white dwarf denen bir objeye dönüşecektir.
Güneş de sürekli bir değişim içindedir.
Güneşin tekamül dediğiniz değişikliğini fizik yasaları saptamaktadır. Güneşin yapısı dünyadan farklıdır ve yakıtını tüketene kadar ışıldamak zorundadır.
reel;
milyonlarca türün yok olması,dogadaki zeki tasarım izlenimini zedeleyen bir cok oluşum,v.b.
öncelikle evrim in mekanizması yok ne demek?_
siz evrimi biliyormusunuz sevgili reel,
siz evrimi anlık oluşum olarak degerlendiriyorsunuz,
bugün yapay dna oluşturuluyor,rasgele secilimle,seleksiyon destekli mutantlarla,ateizm org.ta bu konu tartışılıyor,actıgım topicte,evrimsel sorular diye,oradan takip ederseniz,bilgi edinirsiniz!
bugün türlesmeyi popülasyonları acıkcası(rna hariç)evrim bir cok seyi acıklıyor.evrimi anlamak cok büyük bir sey.
gercekten bir ömürlük bir konu?
hiç magaradaki yarasaların neden gözleri oldugunu düşündünüz mü?
yada yılanlardaki kalca kemiklerini?_
bir organ bizde işe yaramayabilir,baska bir misyon yüklenmiş olabilir,ama bu baska bir türde faal de olabilir,yada körelmiş te olabilir.
gerci hacı işlevsiz organlar fikrine karsı,ve her organelin bir misyonu oldugunu düşünür.
ama bunlar evrimle ilgili ipuclarıdır.
bence evrime tam hakim olduktan sonra reddedin.sn.reel.
unutmayın aklı basında her bilim adamı evrimi kabul etmek zorundadır.
çün ki gerceklik kacınılmaz bir noktadan sonra,
tabii ki evrim tartışılıcak,lamarkcılar mutasyoncular,evrimin hangi metodları kullandıgı konusunda bu çok dogal ..
çün ki evrim gercekten insan ın kendi yasam öyküsünü kuran en güclü kuram,ve zor bir kuram.
şimdi sn.reel,bence siz bir an önce evrimi tam anlamıyla ögrenmeye calışın,ve en azından tanrının evrimle işgördügüne felan inanın,
allah olmayabilir ama evrim vardır bu yüzden ..
ayrıca evrimi yanlışlamak olasılıgı yaratılışcı kesime birsey kazandırmaz.
çün ki allah zümer 6 da ademi ondan havvayı sonrada 98 çift davar yaratmıştır,
herhalde bunun masal oldugunu da biliyorsunuzdur!
bunu mu inceliycez hayatın kökü diye.....
düzeltme :8 çift davar olcaktı
neymiş evrimin meanizması??????????
Dünyada yok olan milyonlarca canlı ,Yapısal bir eksikliklerinden dolayımı yok oldular?
Zeki tasarımcının bela,defect ,hastalık yaratmaması gerektiğinimi düşünyüorsun?
Her şeyin mkümmel kurgulandığı bir ortamda insan iradesinin ne anlmı kalır?
reel
selam
Cevab alamadım...........
Dünyada yok olan milyonlarca canlı ,Yapısal bir eksikliklerinden dolayımı yok oldular?
Soru bu mu?
Peki bu soruyu Islam nasil yanitliyor?
İslam ile bunun ne alakası vardır?...Kuran hidayet kitabıdır...İnsanlara hakkı doğruyu ,hidayeti anlatır....Kuran bilim kitabı değildir...Hala daha anlayamadın dimi?
Sizin gibi serçe beyinlerde o kitabda bilim ararlar...Allahın yaratmasına akli yorumlar getirerek sapıklığa düşerler......
İlmi bir perspektifde soruya bakarsak ,Hiçbir canlı bir yapısal bir defectden dolayı yok olmamıştır....
kanıtmı........?
Hiç bir fosil bu defecti desteklemiyor.....
Çözüm ;
bir buzul çağında yok olmuş olabilir,yada göktaşı çarpması il yok olmuş olabilir....
Yaw.. Sorması ayıp olacak ama, kim canlılar bazı defektlerden dolayı yok olurlar dedi?
Değişen koşullara ayak uyduramamak defekt değil ki!
HACI
Onu evrimcilere bir sor istersen.....!
eğerki bir defek bir eksikli aramak gerekmiyorsa,demekki tüm canlılar mükemmelmiş....Mükemmel bir canlı neden evrime uğrasın.....
çevre şartlarının ani değişimi ve yok oluş,ne yapalım onların kör talihi olmuş..........
Dinazorlar nede yok olmuş? kadere kurban gitmişler..Bir gök taşının şok dalgası hepsini silmiş...Peki diğer canlılar nasıl yaşamların sürdürmüşler,şok dalgalarına uyum sağladığındanmı? yooook!
Şans..!
Bakarsın bir hastalıkla tüm insanlar silinir..Buda bir şans...Feleğin bir tokatı..
Evrim bir fantazi
ngcoskun
21-12-2004, 19:16
reel
Evrim bir fantazi
demişsin.kuran mı gerçek allah mı gerçek.asıl fantazi olan hangisi acaba :wink:
Hiç bir canlı mükemmel değildir..
Ama bu demek değildir ki her canlı defektiftir..
Sadece mükemmel değildir.. Yani her koşula uymak üzere dizayn edilmemiştir.. Ya soğua adapte olmuştur, ya sıcağa.. Ya da ikisi arasında bir iklime, yöreye vs..
Onlar değişince mükemmel olmadığı belli olur ve canlı türü yok olur.
Evrime inananlar canlılar defektif oldukları için evrime uğrarlar demezler. Bunu sen uyduruyorsun.
Dünya arada bir felaketlerle sarsılmıştır. Volkanlar veya astroidlerle çarpışmalar arada bir dünyada canlıların çoğunu yok etmiş olabilir.
İçinde yaşadığı ortama uyan hayvan senin anladığın anlamda mükemmeldir. Başka türlü mükemmel değildir. Ortam değişince o mükemmellik de yok olur.. Ama bu defekt değildir. Çünkü defekt canlılar ortama uyarken de onların yok olmasına neden olabilir. Böyle bir olaydan bahsedildiğini ben duymadım. Evrim kuramında bu mekanizma yoktur..
Bu mekanizmayı sen uyduruyorsun..
(Reel''e)
Galiba bazen hışımla yazarken söylediklerinizin birbirini tutmadığını kaçırıyorsunuz. Yukarıda demişsiniz ki :
"İslam ile bunun ne alakası vardır?...Kuran hidayet kitabıdır...İnsanlara hakkı doğruyu ,hidayeti anlatır....Kuran bilim kitabı değildir...Hala daha anlayamadın dimi?
Sizin gibi serçe beyinlerde o kitabda bilim ararlar..."
Kur''an''da bilim arayanlar gerçekten atesitler mi? Yoksa başka bir forumda "yanlışını bulamadığınız" Harun Yahya''mı? Harun Yahya''nın yayınlarında yanlış birşey bulamadığınızı söylüyorsunuz. Benim bilebildiğim kadarıyla onun (ya da onların) yayınlarının büyük bir kısmında bilimin bulamadığı şeyi Kur''an 1400 sene önceden söylemiş, bu da mucizelerden biridir gibi cümleler sıkça geçer. Yanlışını bulamadığınız Harun Yahya da sizin için bir serçe beyinli midir?
Maksadınız sürekli herşeye karşı çıkmak mı, yoksa bütünlüklü bir eleştiri yapabilmek mi? Saygılar...
ngcoskun
21-12-2004, 20:05
yok arkadaşım burda bütünlüklü eleştiri falan kalmadı.burası zıvanadan çıktı.burda artık kişisel hakaretler baş göstermeye başladı.
bazı insanlar konuşacak ilimleri olmayınca saldırıya geçiyor maalesef
sana yaziklar olsun NGCOSKUN
Sen ki hacinin o yazisini destekledinya bir bayan olarak, senin zerre kadar ahlaka sahip olmadigin ortaya cikti.
Tum orada olanlara sahip cikan ilim bilse ne olur, bilim bilse ne olur, sizden ne olur ya.
Sizinle ne diye ilmi tartisma yapalimki, siz seviyenizi ortaya koymussunuz, yani simdi biri arkadas karisi dudukleyen, biride onu makul karsilyan, bir digeride kufurbaz olan birilerini ciddiye alipta onlarla ilmi konusmami yapalim yani.
Hakkaten senden beklemzdim, yani sen bir bayan oldugun icin, yaziklar olsun, kafanizin icinde sakladikariniza.
SIZINTI
ngcoskun
21-12-2004, 20:16
sen en iyisi git burdan kendine iyilik yaparsın. konuyu tekrar oku istersen cevap yazdım diğer tarafa.man ot kafa.asıl senin örümcek beynine yazıklar olsun.
niye gidiyim, sen vede seningibi pisliklerin foyasini ortaya doktuk vede sizin gercek ahlak anlayisinizi sergiledik diyemi.
Insanlarini sizin savundugunu bu degerlere onem vermesi bi yana tukur gecerler, boylesine adi bir zihniyeti.
Boyle bir zihniyete burunmus birinin bilimle isi olamaz. zavalli insan, bayansin utan biraz.
ngcoskun
21-12-2004, 20:23
sen kendinden utan kendi erkekliğinden utan bir kadını elinde tutmayı bilmediğin onun hayatına saygı göstermeyi beceremediğin için kendi erkekliğinden utan.saygısızlıklarına devam etme.
Ben bekar birisiyim bikere, henuz evlenmedim, vede haci gibi sayisiz olay gecdi basimdan, ama asla o kadinlarla yatmayi dusunmedim. Uc sebebden dolayi
1-Allahin indinde bu kotudur
2-Kocasinin olaydan habersizligi vede onun sucsuzlugu
3-bu toplum onundede kinanan, asagilanan bir hareket tarzi oldugu icin.
Iste ben bunun icin o hacinin ballandirarak yaptiklarini yapmadim. Simdi donupte bize ahlakdan asla bahsetmeyin.
Sana tekimin sebebi ise, bir bayan olmana ragmen, haciyi kinaman gerekirken sen adice o adi fikri destekledin.
Sen su ilkeye uydun: "Cahili koru korune destekleyen cahilin gotudur"
SIZINTI
ngcoskun
21-12-2004, 20:42
Cahili koru korune destekleyen cahilin gotudur
kendini ne güzel de anlatmışsın .bravo.
SIZINTI..
Bana sorarsan sen bu kafayla bekar kalmaya mahkumsun. Seni hic bir kadinin sevecegini sanmiyorum. Bu forumda bile kendini yazilarinla cirkin tanitiyorsun. Fizik olarak belki de degilsin ama, etrafa verdigin izlenim oyle..
Senin ahlak anlayisin kadini kapatmakla bitiyor.. Hepsi o kadar.. O kadinin aklindan geceni bile bilmiyorsun ama, ona karsi kimsenin sehvet duymasini istemiyorsun.
Garanti koyune gidip, kenarda kosede kalmis bir kizi sehre getirir ve onun her tarafini kara carsafla orttukten sonra, onunla evlenirsin. Onun bile bir sure sonra senden kacmasi mumkun... keh keh kehhhhhhh
Kur''an''da bilim arayanlar gerçekten atesitler mi? Yoksa başka bir forumda "yanlışını bulamadığınız" Harun Yahya''mı?
Hayır ...bizim çevredende(islam) kuranda bilim arayan çokdur..Bu çoğunlukla dini, ateistlere karşı savunmak, inandırıcılığını artırmak,ondaki mucizeyi tüm insanların önüne sermektir...Yalışmıdır bu?
Hayır yanlış değildir..İsteyen, o kurandaki olağan üstülüğü bilimsel verilerle ortaya koyabilir,insanlığa sunabilir..Fakat bu benim açımdan yanlışdır..çünkü hiç bir ilahi kitap bir buluş için temel oluşturmamıştır..
Kurana baktığımızda,ayetler çok yoruma açıkdır,çok çeşitli yorumlanabilir..
Mesela tatlı ,tuzlu ik denizin karışmamasını ele aldığımızda ..fiziksel olarak
tüm çöeltiler birbirine karşır..tüm alana eşit bir şekilde yayılır..Bir bardak tuzlu suya bir barda tatlı su kattığımızda tuzluluk tüm alana yayılır.bir yerde kalmaz..dünya üzerinde bazı denizler çok uzun zaman geçmesine rağmen çok yüksek tuzluluk farkı gösterir..aslında tuz tüm alanlara eşit şekilde yayılmalıydı..
İşte şimdi müslüman bir araştırmacı bu kuranda geçiyor işte kuranın bir mucizsesidir diyebilir..Diğer bir araştırmacı ise hayır kardeşim,bu olağan bir şey ,sudaki akıntı farkı ve buharlaşma farkı bu tuzluluk farkını oluşturabilir..olağan bir şeydir diyebilir..
yani birisi olayda doğa üsüt bir gücü çağrıştırırken ,diğeri olağanlığı savunuyor..Bu inanların bakış açısı ..Çok afaki olmadıkca yadırgamam..
Benim bilebildiğim kadarıyla onun (ya da onların) yayınlarının büyük bir kısmında bilimin bulamadığı şeyi Kur''an 1400 sene önceden söylemiş, bu da mucizelerden biridir gibi cümleler sıkça geçer. Yanlışını bulamadığınız Harun Yahya da sizin için bir serçe beyinli midir?
aslında bu konuyu "tevil " diye açtığım başlıkta yoruma açmıştım.Harun yahya''da kurandaki çeşitli ayetlere tevil (yorumlama) getirerek bilimsel sonuçlara ulaşarak bir isbat havası gütmekte..Ben bunu tasvim etmiyorum....Ama yapan yapar ,..Kuran yoruma açıktır..
Neden tasvib etmediğime gelince ,hiç bir zaman net bir sonuca ulaşamazsınız...
Hiç bir canlı mükemmel değildir..
Çok felsefi..Tüm canlılar mükemmeldir......Asla eror bulamazsın...
Lütfen bana böceklerin gözü bize göre ilkel gibi saptırma cevab yazma yazma......
Ya da ikisi arasında bir iklime, yöreye vs..
Onlar değişince mükemmel olmadığı belli olur ve canlı türü yok olur.
ölüm her verlığın sonudur...çeşitli nedenlerlede ölürler..bu onların mükemmel olmadığına bir delil olamaz..Suların çekilmesiyle yavanda kalan bir balık ,adaptasayon ekiskliğindenmi ölmüş,bir felakate kurban gittiğindenmi ölmüş?yoksa mükemmel olmadığındanmı..?
Felsefi bir manada mükemmelllik tanımlarsan ,ölüm otamatikman ortada kalkar..Ölüm daima bir eksiklik sonucu olur..yanıldığınız nokta bu..
Mükemmel bir canlı travma geçirse bile ölmemesi lazımdı..Çünkü o ,her şarta uyum sağlamıştı...Neden yok olsun....
Evrim kuramında bu mekanizma yoktur..
Bu mekanizmayı sen uyduruyorsun..
evrimde mekanizma yoktur ..bunu diyen benim..Mekanizma arayan requiem nikli vatandaş..Onada sordum nedir mekanizması? diye..
(Reel''e)
Yanitiniza tesekkur ederim. Yalniz "sizin" cenahtan bazilari Kur''an''dan bilimsellik babinda mucizeler cikarmaya calisiyorsa "obur" cenah da buna karsi birseyler yazma hakkina sahiptir herhalde. Diyelim sizinkilerin yaptigi yanlis birsey degil. Birakin oburu de kusbeyinlilik olmasin o zaman. Kur''an''ın asıl amacının bilimsel bilgi vermek olmadigini ben de biliyorum ama bir ton kitap bulabilirsiniz buna dair bas bas bagiran sizin cenahtan yayinlanmis. Sunu da unutmayin, evrim teorisi dine karsi oturulup dusunulmus birsey degildir. Cok basit bazi gozlemlerden turevlenmistir. Bugun evrim teorisinden baska canlilarin gelisimini, degisimini aciklayabilecek buyuk bir teori bulunmuyor. Siz de dahil olmak uzere pek cok "inanir"arkadas gercekten cok duzeysizce, kulaktan dolma bilgilerle atip duruyorsunuz. Olayi "bunu ideolojik bakanlar yapiyor" diye ideolojilestiren de sizinkiler oluyor aslinda. Meselenin ozundn ayrilmayalim. Saygilar...
Slaycako,
Olayı ben tıpkı şuna benzetirim,usta bir ressamın resmine bakıp"çok basit bir resim ne özelliği varmış" diyen olduğu gibi o resme bakıp "Hıım,çok mükemmelmiş,insan baktıkta hayretler içinde kalıyor"diyenlerinde olduğu mükemmel bir tablo misali...
Evrimkonusuna gelince evrim kurana tersliğinden dolayı değil,bilime, akla ters olduğuı için reddediyorum..
Evrim gerçekte akla yatkın bir kuram olsa"allah bir hücreden tüm canlılarıda oluşturmaya kadirdir"denir evrim kabul edilirdi..
Bilimsel veriler..Evirmi desteklemek yerine daima onu çürütüyor....
onun için evrimci bir serçe beyinli oluyor...
(Reel''e)
Kendi kendinize bir taraflaşma ya da şablonlaşma yaratıyorsunuz durmadan. Bir insanın diyelim evrimci olması onun o bahsettiğiniz tabloyu (konumuza göre doğayı, evreni) basit, özelliksiz bulmasını doğrudan koşullar mı? Doğadaki (o tablodaki), güzelliğe, çeşitliliğe, kendi içindeki uyuma hayran olmak inanırların tekelinde midir?
Bilimsel veriler evrimi desteklemek yerine onu daima çürütüyor demişsiniz. Şimdi bunu ben okuduğumda, sürekli bilimsel yayınları takip eden biri olduğunuz izlenimine kapılıyorum. Evrim hakkında epey bir kafa yorup kitaplar devirdiğinizi düşünüyorum. Bu kadar kesin konuşabildiğinize göre. ..Bakın, ne acıdır ki yazdıklarınız Harun Yahya vb.''de yazılanların ufkunu aşmıyor. (Bu sitede yazan bazı "ateist" arkadaşların da Turan Dursun''un yazdıklarını yinelemekten başka birşey yapmadığını görüyorum. Önemli olan onları da temel alarak özgün fikirler ortaya koyabilmektir. O fikirleri başka açılarla tazelemektir.) Tutup hiç çekinmeden evrimin mekanizması yoktur diyebiliyorsunuz. Bunu neye göre söylüyorsunuz?Olmadığı farzedilen birşeyin mekanizması da olmaz diye düşünebilirsiniz bir önyargıyla. Ama evrimcilerin, o kuram içinde öne sürdükleri bazı mekanizmalar var. Ayrıca mikroevrim ve makroevrim mekanizmaları diye de ayırmak gerekir. Moleküler mekanizmalar var. Bu en basit bir biyoloji kitabında bulunabilir. Açıp bu mekanizmaların neden işe yaramayacığını, sürekli takip ettiğiniz yayınlara da dayanarak kanıtlamaya çalışın. Böyle genel konuşmak yerine bunu yapın. Bu arada unutmayın, Kur''an''da da aslında evrimden bahseden ayetler bulunduğunu ve Allah''ın bu şekilde de bir yaratmaya gidebileceğini söyleyen inanırlar da var. Belki önce onları ikna etmelisiniz. Söylemekten çok hoşlandığınız "serçe beyinli" tabirini belki onlar hakediyor daha çok.
Ben size evrim düşüncesinin basit bazı gözlemlerden türevlendiğini yazmıştım. Örneğin deniz seviyesinden yükseklere çıkıldığında türleşme neden artar? (Genelde böyle sorunlara kimse dikkat etmez. Spekülatif olanlar tercih edilir ahkam kesmek için. Gerçekte evrim düşüncesini oluşturan bu gözlemler ve bunların nedenlerinin araştırılmasıdır.) Bir bilim adamı böyle bir bulguyla karşılaştığında bunu anlamaya çalışır. Bunu başka bazı bilgilerle harmanlayıp bir fikir öne sürer. Buna her an her yerde yaratma halinde olan Allah böyle karar vermiştir mi diyelim? Dünyanın 6 milyar yaşının yanında insanın yaşı 3-4 milyon yılı geçmiyor. Ve insandan önce pek çok canlının fosili, kalıtı bulunuyor. Bu nasıl açıklanacak? Şimdi Kur''an''daki veriler başka birşey diyor eldeki kanıtlar başka. Bunu nasıl "tevil" etmeyi uygun görürsünüz? Böyle şeylerle karşılaşınca Kur''an''ın sözlerini bilimsel açıdan irdelemek adeta bir zorunluluk olur. Serçe beyinlilik değil.
Evrim düşüncesini asla tamamlanmış, herşeyi çözmüş bir düşünce olarak ele almayın. Çözülmesi gereken pek çok karanlık nokta var. Hiç bir evrimci de doğadaki olayları basit tesadüfler olarak görmez. Bunların olma zorluğunun bilincindedir. Ama bu doğrudan, zeki bir yaratıcının varlığını koşullamaz hiç kimse için. Ben bilimsel alanın içinde yer alan biri olarak pek çok yayını takip ediyorum, okuyorum. Evrimle doğrudan ilişkili pek çok dergi, kürsü, anabilim dalı var. Hani sizin bilimsel dediğinizden. Öyle söylediğiniz gibi "azıcık moleküler biyoloji bilen biri" evrimi "saçma" bulmuyor bilim dünyasında. Haddinizi aşan şeyler söylemeyin. Yok bunlara da zaten onlar ideolojik kulüplerdir yollu birşeyler diyecekseniz, birşeyleri akıl ya da bilimle yargıladığınıza dair inancım sarsılır. Saygılar...
Kendi kendinize bir taraflaşma ya da şablonlaşma yaratıyorsunuz durmadanneye göre böyle bir sonuca ulaştınız?
Bir insanın diyelim evrimci olması onun o bahsettiğiniz tabloyu (konumuza göre doğayı, evreni) basit, özelliksiz bulmasını doğrudan koşullar mı?
Nedemek istediniz ?anlaşılamadı..
Evrim hakkında epey bir kafa yorup kitaplar devirdiğinizi düşünüyorum. Bu kadar kesin konuşabildiğinize göre. ..
Doğru çok okudum ..Çok literatürde takip ettim..En son "Bilimsel çatışmalar"tübitak yayınları..
Bakın, ne acıdır ki yazdıklarınız Harun Yahya vb.''de yazılanların ufkunu aşmıyor
İnsanları küçümseyerek sivrilmeye çalışmayınız..Bir isim harun yahya ,onun isim önemli değil fikri..eğer evrime yaptığı eleştrilerde bir hata buluyorsanız buyurun....siz o ufku aştınızmı acaba?
Tutup hiç çekinmeden evrimin mekanizması yoktur diyebiliyorsunuz.
evet yoktur...varsa buyur sen açıkla..
Neden yoktur..bir tasarım için bir tasarlayan yok kabul edersek ,olayı tamamen fiziksel kanunlar çerçevesinde ,olasılıklara bırakmak kaçınılmaz oluyor..
Bir karaciğer hücresinde 4000,000 ezim var ..birtanesi eksik olsa hastlıklar ortaya çıkıyor..Yani bir eksiklikte bile hata veriyor..Mikro evrimci olarak nasıl düşünmek lazım??????
Ama evrimcilerin, o kuram içinde öne sürdükleri bazı mekanizmalar var. Ayrıca mikroevrim ve makroevrim mekanizmaları diye de ayırmak gerekir. Moleküler mekanizmalar var. Bu en basit bir biyoloji kitabında bulunabilir. Açıp bu mekanizmaların neden işe yaramayacığını, sürekli takip ettiğiniz yayınlara da dayanarak kanıtlamaya çalışın. Böyle genel konuşmak yerine bunu yapın.
Öneriniz için teşekkür ederim ..Okuyorum..Okuduğum içinde ,kendime güvenerek yazıyorum..genel konuşma ,laf kalbalığı haddime değilidir
Ben size evrim düşüncesinin basit bazı gözlemlerden türevlendiğini yazmıştım. Örneğin deniz seviyesinden yükseklere çıkıldığında türleşme neden artar?
Böyle birşey senden duydum..NEDEN ARTAR?yorumunuz?
Buna her an her yerde yaratma halinde olan Allah böyle karar vermiştir mi diyelim?
Bak bu kabalığım sana değil bazı tas kafalılara..Hep aynı hata...Bu ise kuranı bilmemekten....yaratmak allaha has bir şeydir..Onun nasıl yarattığını biz bilemeyiz..Onun yaratmasını biz sorguluyamayız..Biz ancak yaratılmış bir evrenin yaratılmışları olarak bizim için kurgulanmış olan kanunlar ve kuralları ortaya koyabiliriz..insan iradesi sadece bir tasarımın mekanizmalarını ortaya koyar...
Yani diyelim bir araba..Allah ol !demiştir olmuştur..Allah insana bir irade verdiğinden bu iradesini ortaya koyacak,mekanizmalar ile araba yapmıştır..
Bir inanan, arabayı allah yarattı diyerek mekanizmalarını ortaya koyarken,siz ateistler ise,motorunu,difransiyelini ,fren,debreajı bularak ve işlevini ortaya koyarak"işte bakın arabanın oluşumunu açıklamaya gittikce yaklaşıyoruz diyorsunuz.......
Size bir kere daha söylüyorum..Yaratmak allaha hasdır..İnsanın ona kafa yorması hatadır..
Allah böyle karar vermiştir mi diyelim? Dünyanın 6 milyar yaşının yanında insanın yaşı 3-4 milyon yılı geçmiyor. Ve insandan önce pek çok canlının fosili, kalıtı bulunuyor. Bu nasıl açıklanacak?
Allahın neye karar verdiğini bilmek bize düşmez..Bizler sadece onun yarttıklarıyla onun varlığını bilebilriz.
İnsandan önce canlı olabilir ...neyle çeliştiki ,nasıl açıklanacak diye soruyorsun?Kuranlamı?ben öyle bir çelişki bulamadım.........
Şimdi Kur''an''daki veriler başka birşey diyor eldeki kanıtlar başka. Bunu nasıl "tevil" etmeyi uygun görürsünüz? Böyle şeylerle karşılaşınca Kur''an''ın sözlerini bilimsel açıdan irdelemek adeta bir zorunluluk olur. Serçe beyinlilik değil.
NE MESELA ÇELİŞEN?VERDİĞİN ÖRNEK ALLAHIN KUDRET SIFATINI İÇEREN AYET OLMAMALI..ONA DİKKAT..
KURAN BİLME GÖRE YORUMLANIR,BİLİM KURANA GÖRE DEĞİL.......
Evrim düşüncesini asla tamamlanmış, herşeyi çözmüş bir düşünce olarak ele almayın. Çözülmesi gereken pek çok karanlık nokta var. Hiç bir evrimci de doğadaki olayları basit tesadüfler olarak görmez. Bunların olma zorluğunun bilincindedir. Ama bu doğrudan, zeki bir yaratıcının varlığını koşullamaz hiç kimse için. Ben bilimsel alanın içinde yer alan biri olarak pek çok yayını takip ediyorum, okuyorum. Evrimle doğrudan ilişkili pek çok dergi, kürsü, anabilim dalı var. Hani sizin bilimsel dediğinizden. Öyle söylediğiniz gibi "azıcık moleküler biyoloji bilen biri" evrimi "saçma" bulmuyor bilim dünyasında. Haddinizi aşan şeyler söylemeyin. Yok bunlara da zaten onlar ideolojik kulüplerdir yollu birşeyler diyecekseniz, birşeyleri akıl ya da bilimle yargıladığınıza dair inancım sarsılır
TAMAMEN DOLDURMA BİR PARAGRAF,OLMUŞ..kÜRSÜLERİN VARLIĞIMI SENİ EVRİMCİ YAPTI? iRADENİZ NEYE YARIYOR?BİLGİLERİNİZİ ANALİZ EDEMİYORMUSUNUZ?DERGİ NE DERSE ,KÜRSÜLER NE DERSE HEMEN AMENNAMI DİYORSUNUZ?
BEN OKUYORUM ,İRDELİYORUM ,GÖRÜŞÜMÜ ORTAYA KOYUYORUM..
SELAM
REEL
Yaşamın başlangıcında ses soluk yok!!Hıra dağınamı çekildi?Yaşamın temeli için iyi bir dialektik sağlam bir gerekce arıyor galiba!!! :roll:
(Reel''e)
Islerin yogunlugu yuzunden yanit gecikti. Kalan yerden devam ediyorum.
Kendi kendinize şablon yaratıyorsunuz derken şunu kastediyorum. Verdiğiniz tablo örneği konumuza bir örnek teşkil etmiyor diyorum. Konunun, birilerinin tabloyu basit görmesiyle, karmaşık görmesiyle ilgisi yok. Bu kadar basit bir taraflaşma yok yani.
Genelde (bu sitedeki çoğu yazıda da) evrimcilerin, doğadaki karmaşık olayları sanki çok basitçe oluveriyormuş tarzında düşündüğü ifade ediliyor inanır arkadaşlar tarafından. Doğrudan böyle bir ilişkinin kurulmaması gerektiğini söylüyorum alıntı yaptığınız yerde.
Güzel bir noktaya gelmişsiniz. Çok kitap okuyup, literatür takip ettiğinizi söylemişsiniz. Pek çok iddiada bulunuyorsunuz evrimle ilgili. Diyorum ki genellemeler yaparak saldırmak yerine o kitap ve literatürlerden aklınza yatmayan şeyleri,itiraz ettiğiniz noktaları yazarak zenginleştirsenize yazınızı. Ben yolunuzu açayım, doğal seçilim hakkında, nötr mutasyonların birikmesi hakkında, RNA''nın katalitik işlevleri hakkında, psedugenlerin genomda birikmesi hakkında, exon karışımı hakkında, popülasyon göçleri ve izolasyon hakkında, alttür ve varyete oluşum mekanizmaları hakkında, divergent ve convergent evrim hakkında, insan genomunda bakteri genomuna ait epey bir parça bulunması hakkında, bulunan fosil kayıtlarının, ağırlıkla, basit yapılı organizmalardan karmaşığa doğru gidiyor olması hakkında ve buraya sığdıramayacağım pek çok şey hakkında kafanıza yatmayanlar nelerdir? Yukarıdaki örnekler ilk elden karmakarışık aklıma gelenler ve hepsi evrim süreciyle ilgili. Bunları düşünmek için Hira dağına çıkmaya gerek yok. İddialarınızda samimiyseniz, nesnel verilere dayanarak konuşursunuz. O 4000000 enzim olduğunu da nereden okuduysanız onu da yazın. Hangi durumda varmış o kadar enzim bir hücrede? Asıl konu o değil tabi. Karaciğerle ilgili bu soruyu sormanız birşey ifade etmiyor. Bir organ olarak karaciğerin, ilkel biçimiyle ne zaman, hangi canlıda ortaya çıkıp farklı organizmalarda nasıl farklılaştığına bakın. Onun bile kendi içinde bir evrimi olduğunu görürsünüz, diğer organlarda olduğu gibi.
Demişsiniz ki “okuduğum için kendime güvenerek yazıyorum, genel konuşmak haddime değildir”. Okuduklarınızdan çıkardığınız eleştiri notlarınız vardır mutlaka, onları yazın o zaman. Ancak bu şekilde genel konuşmamış olursunuz. Benim kimseyi küçümsemek gibi bir derdim yok. Ayrıca burada sivrilsem ne olur, kimse birbirini tanımaz etmez, bana ne kazandırır? Bırakın bu psikolojik çözümleme işini. Harun Yahya grubu, sizlerin dilinizden bir türlü düşürmediği ideolojik saldırının gerçek failidir işte. Bir bakın sitesine, Marx’tan, Lenin’den kalkar, komünizm saldırısına kadar vardırır işi. O yüzden ufkunuz onunla sınırlı kalmasın diyorum.
Evrimsel mekanizma diye birşey yoktur deyip işin içinden çıkıyorsunuz. Güzel de, beğenirsiniz beğenmezsiniz, evrim teorisinde buna ilişkin öne sürülen bazı mekanizmalar var, yukarıda bazılarını geçtim. Yoktur demeyin de onları tartışmaya çalışın.
Yükseklere çıkıldıkça türleşmenin arttığından bahsetmiştim. Bunu başka birşeyi anlatmak için örnek olarak vermiştim. Ama kısaca geçeyim, yükseğe çıkıldıkça morötesi gibi en etkili mutajenlerden birinin canlılar üzerine etkisi daha doğrudandır. Genom düzeyinde değişimler olabilme ihtimali artar böylece. Dağ gibi yüksek yerlere çıkıldıkça yaşam ortamı çeşitliliği de artar. Doğal seçilimi sağlayan etken sayısı arttığından tür çeşitliliği bununla paralellik gösterir. Yani tür çeşitliliğini sağlayan zemin mevcut ve bunu kolaylaştıran mutajen de mevcut. İkisinin bir arada varlığı tür çeşitlenme şansını arttırır sonuç olarak.
Aralarda bilimsel alana ilişkin ilginç yorumlar geçiyorsunuz. Yaratma işi Allah’a mahsustur,insanın buna kafa yorması hatadır vb. Gerçekten yaratılış işine kafa yormamalıyız deyip, pek çok bilim dalının kapısına kilit mi vuralım? Birşeyleri sorguladığımızda bunun neden sınırı olsun? Allah birşeye ol dediği için olmuşsa, bunu her varlık için genel olarak kabul ediyorsak bilim ne işe yarar o zaman? Bilimsel düşüncede böyle sınırlar olabilir mi?
İnsandan milyarlarca yıl öncesine kadar bazı canlıların izini sürebilirsiniz. Dinsel veriler buna izin vermez. Siz isterseniz, Allah’ın nezdindeki günlerin bizim bildiğimiz gün kavramına tekabül etmediğini söyleyin. Yine o fark kapanmaz. Kur’an’a gore herşey insan için yaratılmıştır, bitkiler, hayvanlar, eşyalar vs. Bilim böyle bir anlayışı dışlar, insanı diğer varlıklarla, canlılarla aynı düzeyde doğanın parçası haline getirir. Bize zor gelen belki de bunu kabullenmek. Hz. Muhammed bu yaratılma sırasını açıklarken bitkileri (ağaçları) ışıktan once söyler, sonra ışık yaratılmıştır der. Bunun doğru olduğunu nasıl kabul edebiliriz? Sonuçta, bugün dünyada gördüğümüz ne varsa çok küçük bir zaman diliminde (6 günde örneğin), birden, tümden varedilmiştir dinlerdeki inanışa gore. Bilimsel düşüncede bunu bulamazsınız. Bütün tartışma buradan çıkıyor zaten. Evrenin oluşumu milyarlarca yıl sürmüş, insanınki 3-5 milyon yıllıktır. Allah bu kadar süre neyi beklemiş gerçekten?
Son yazdığım kısma da, doğru dürüst anlamadan, doldurma bir paragraf olmuş demişsiniz. Sağolun. Bir başka yazınızda engin öngörünüzle “azıcık moleküler biyoloji bilen biri bu aptallıkları kabul edemez” demiştiniz. Ben o dergilerdeki, kürsülerdeki, bölümlerdeki insanların çok da iyi moleküler biyoloji bildikleri halde ne hikmetse evrim kuramını saçma ya da aptal bulmadıklarını vurguladım orada. Yani gerçekten haddinizi aştığınızı söylüyorum. Kürsülerin varlığı mı beni evrimci yapmış, dergi ne derse amenna mı diyormuşum. El insaf, bu kadar ucuz saldırı olur mu? Karşınızda çocuk yok, dikkatlice okuyup ona gore yazın. Yok böyle basit saldırılarla geçecekse, tartışmayı uzatmanın anlamı yoktur. Ve aleyna aleykumesselam!
Slycako
firatb84
04-01-2005, 01:57
Miller deneyi:
aşağıdaki yazı http://www.harunyahya.org/evrim/hy_hayatin_gercek_kokeni/hk8.html stesinden alınmıştır...
Bu bilgiler Harun Yahya tarafından kaleme alınmıştır ancak bilgilerin kaynağı Harun Yahya değil yurtdışındaki BİLİM ADAMLARIDIR Harun Yahya bu bilgileri güzel bir şekilde derlemiştir..
"Onun bilimsel alanda seviyesi ne?" şeklinde gelebilecek sorular nedeniyle bunu yazdım...
"Hayatın kökeni konusunda evrimci kaynakların en çok itibar ettikleri çalışma ise, 1953 yılında Amerikalı araştırmacı Stanley Miller tarafından yapılan Miller Deneyi''dir. (Deney, Miller''in Chicago Üniversitesi''ndeki hocası Harold Urey''in katkısından dolayı "Urey-Miller Deneyi" olarak da bilinir.) Evrim sürecinin ilk aşaması olarak öne sürülen "kimyasal evrim" tezine "delil" olarak öne sürülen yegane girişim, işte bu deneydir. Aradan neredeyse yarım asır geçmesine ve büyük teknolojik ilerlemeler kaydedilmesine rağmen bu konuda hiçbir yeni girişimde bulunulmamıştır. Bugün halen ders kitaplarında canlıların ilk oluşumunun evrimsel açıklaması olarak Miller Deneyi okutulmaktadır. Çünkü bu tür çabaların teorilerini desteklemediğinin, aksine sürekli yalanladığının farkında olan evrim araştırmacıları, benzer deneylere girişmekten özellikle kaçınmaktadırlar.
Stanley Miller deney aparatıyla birlikte.
Stanley Miller''ın amacı, milyarlarca yıl önceki cansız dünyada proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin "tesadüfen" oluşabileceklerini gösteren deneysel bir kanıt ortaya koymaktı. Miller, deneyinde, ilkel dünya atmosferinde bulunduğunu varsaydığı -daha sonraları ise bulunmadığı anlaşılacak olan- amonyak, metan, hidrojen ve su buharından oluşan bir gaz karışımını kullandı. Bu gazlar, doğal şartlar altında birbirleriyle reaksiyona giremeyeceklerinden deney ortamına dışarıdan enerji takviyesi yaptı. İlkel atmosfer ortamında yıldırımlardan kaynaklanmış olabileceğini düşündüğü enerjiyi, yapay bir elektrik deşarj kaynağından sağladı.
Miller bu gaz karışımını bir hafta boyunca 100°C ısıda kaynattı, bir yandan da karışıma elektrik akımı verdi. Haftanın sonunda Miller, kavanozun dibinde bulunan karışımdaki kimyasalları ölçtü ve proteinlerin yapı taşlarını oluşturan 20 çeşit amino asitten üçünün sentezlendiğini gözledi.
Deney, evrimci çevrelerde büyük bir sevinç yarattı ve çok büyük bir başarı gibi lanse edildi. Hatta, çeşitli yayınlar olayın sarhoşluğu içinde, "Miller hayatı yarattı" şeklinde manşetler atacak kadar spekülasyon yaptılar. Oysa Miller''ın sentezlediği birtakım "cansız" moleküllerdi.
Bu deneyden aldıkları cesaretle evrimciler, hemen yeni senaryolar ürettiler. Amino asitlerden sonraki aşamalar da hemen kurgulandı. Çizilen senaryoya göre, amino asitler, daha sonra rastlantılar sonucu uygun dizilimlerde birleşmiş ve proteinleri oluşturmuşlardı. Tesadüf eseri meydana gelen bu proteinlerin bazıları da, kendilerini, "bir şekilde" (!) oluşmuş hücre zarı benzeri yapıların içine yerleştirerek hücreyi meydana getirmişlerdi. Hücreler de zamanla yan yana gelip birleşerek canlı organizmaları oluşturmuşlardı.
Oysa, bu senaryonun en büyük dayanağı olan Miller Deneyi, her yönden geçersizliği kanıtlanmış bir girişimden başka bir şey değildi.
Miller Deneyi''ni Geçersiz Kılan Dört Neden
Miller''ın, ilkel dünya koşullarında amino asitlerin kendi kendilerine oluşabileceklerini kanıtlamak amacıyla yaptığı deney birçok yönden tutarsızlık göstermektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1- Miller, deneyinde, "soğuk tuzak" (cold trap) isimli bir mekanizma kullanarak amino asitleri oluştukları anda ortamdan izole etmişti. Çünkü aksi takdirde, amino asitleri oluşturan ortamın koşulları, bu molekülleri oluşmalarından hemen sonra imha edecekti.
Halbuki ilkel dünya koşullarında elbette bu çeşit bilinçli düzenekler yoktu. Ve bunlar olmadan herhangi bir çeşit amino asit elde edilse bile, bu moleküller aynı ortamda hemen parçalanacaklardı. Kimyager Richard Bliss''in belirttiği gibi, "bu soğuk tuzak olmasa, kimyasal ürünler elektrik kaynağı tarafından tahrip edilmiş olacaktı".255
Nitekim Miller, soğuk tuzak yerleştirmeden yaptığı daha önceki deneylerde tek bir amino asit bile elde edememişti.
2- Miller''ın deneyinde canlandırmaya çalıştığı ilkel atmosfer ortamı gerçekçi değildi. 1980''li yıllarda bilim adamları ilkel atmosferde, metan ve amonyak yerine azot ve karbondioksit bulunması gerektiği görüşünde birleştiler.
Peki Miller neden bu gazlar konusunda ısrar etmişti? Cevap basitti: Amonyak olmadan, bir amino asidin sentezlenmesi imkansızdı. Kevin Mc Kean, Discover dergisinde yayınladığı makalede bu durumu şöyle anlatıyor:
Miller ve Urey dünyanın eski atmosferini metan ve amonyak karıştırarak kopya ettiler… Oysa son çalışmalarda o zamanlar dünyanın çok sıcak olduğu ve ergimiş nikel ile demirin karışımından meydana geldiği anlaşılmıştır. Böylece o dönemdeki kimyasal atmosferin daha çok azot, karbondioksit ve su buharından oluşması gerekir. Oysa bunlar organik moleküllerin oluşması için amonyak ve metan kadar uygun değildirler.256
Nitekim Amerikalı bilim adamları J. P. Ferris ve C. T. Chen, karbondioksit, hidrojen, azot ve su buharından oluşan bir karışımla Miller''ın deneyini tekrarladılar ve bir tek molekül amino asit bile elde edemediler.257
3- Miller''ın deneyini geçersiz kılan bir diğer önemli nokta da, amino asitlerin oluştuğu öne sürülen dönemde, atmosferde amino asitlerin tümünü parçalayacak yoğunlukta oksijen bulunmasıydı. Miller''ın göz ardı ettiği bu gerçek, yaşları 3.5 milyar yıl olarak hesaplanan taşlardaki okside olmuş demir ve uranyum birikintileriyle anlaşıldı.258
Oksijen miktarının, bu dönemde evrimci teorisyenlerin iddia ettiklerinin çok üstünde olduğunu gösteren başka bulgular da ortaya çıktı. Araştırmalar, o dönemde dünya yüzeyine evrimcilerin tahmin ettiklerinden 10 bin kat daha fazla ultraviyole ışını ulaştığını gösterdi. Bu yoğun ultraviyolenin atmosferdeki su buharı ve karbondioksidi ayrıştırarak oksijen açığa çıkarması ise kaçınılmazdı.
Miller''ın deneyinde oluşturduğu yapay ortam, gerçekte ilkel dünya şartları ile hiçbir benzerlik göstermiyordu.
Bu durum, oksijen dikkate alınmadan yapılmış olan Miller Deneyi''ni tamamen geçersiz kılıyordu. Eğer deneyde oksijen kullanılsaydı, metan, karbondioksit ve suya, amonyak ise azot ve suya dönüşecekti. Diğer taraftan, oksijenin bulunmadığı bir ortamda -henüz ozon tabakası var olmadığından- ultraviyole ışınına doğrudan maruz kalacak olan amino asitlerin hemen parçalanacakları da açıktı. Sonuçta ilkel dünyada oksijenin var olması da, olmaması da amino asitler için yok edici bir ortam demekti.
4- Miller Deneyi''nin sonucunda, canlıların yapı ve fonksiyonlarını bozucu özelliklere sahip organik asitlerden de çok miktarda oluşmuştu. Amino asitlerin, izole edilmeyip de bu kimyasal maddelerle aynı ortamda bırakılmaları halinde ise, bunlarla kimyasal reaksiyona girip parçalanmaları ve farklı bileşiklere dönüşmeleri kaçınılmazdı.
Ayrıca deney sonucunda ortaya bol miktarda sağ-elli amino asit çıkmıştı.259 Yalnızca bu amino asitlerin varlığı bile evrim teorisini kendi mantığı içinde çürütmeye yeterliydi. Çünkü sağ-elli amino asitler, canlı yapısında kullanılamayan amino asitlerdi. Sonuç olarak Miller''ın deneyindeki amino asitlerin oluştuğu ortam, canlılık için elverişli değil, aksine ortaya çıkacak işe yarar molekülleri parçalayıcı, yakıcı bir asit karışımı niteliğindeydi.
Bugün Miller''ın kendisi de, 1953 yılında düzenlediği deneyin hayatın kökenini açıklamaktan çok uzak olduğunu kabul etmektedir.
Tüm bunların gösterdiği tek bir somut gerçek vardır: Miller Deneyi canlılığın ilkel dünya şartlarında tesadüfen meydana gelebileceği iddiasını desteklememektedir. Deney, amino asit sentezlemeye yönelik bilinçli ve kontrollü bir laboratuvar çalışmasıdır. Kullanılan gazların cinsleri ve karışım oranları amino asitlerin oluşabilmesi için en ideal ölçülerde belirlenmiştir. Ortama verilen enerji miktarı, ne eksik ne fazla, tamamen istenen reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayacak biçimde titizlikle ayarlanmıştır. Deney aparatı, ilkel dünya koşullarında mevcut olabilecek hiçbir zararlı, tahrip edici ya da amino asit oluşumunu engelleyici unsuru barındırmayacak biçimde izole edilmiştir. İlkel dünyada var olan ve reaksiyonların seyrini değiştirecek hiçbir element, mineral ya da bileşik deney tüpüne konulmamıştır. Oksidasyon nedeniyle amino asitlerin varlığına imkan vermeyecek oksijen bunlardan yalnızca birisidir. Kaldı ki, hazırlanan ideal laboratuvar koşullarında bile, "soğuk tuzak" (cold trap) denen mekanizma olmadan amino asitlerin aynı ortamda parçalanmadan varlıklarını sürdürebilmeleri mümkün değildir.
Gerçekte Miller Deneyi''yle evrimin, "canlılığın bilinçsiz tesadüfler sonucu ortaya çıktığı" şeklindeki iddiası da çürümüştür. Çünkü deney, amino asitlerin ancak tüm koşulları özel olarak ayarlanmış bir laboratuvar ortamında, bilinçli müdahalelerle elde edilebileceğini göstermektedir.
Miller Deneyi, Türkiye''deki bazı kaynaklarda hala önemli bir bilimsel bulgu gibi gösterilse de, aslında evrimci otoriteler tarafından terk edilmiş durumdadır. Son yıllarda Batılı bilim dergilerinde deneyin hayatın kökenini açıklamak yönünden bir anlam ifade etmediği belirtilmektedir. Örneğin 1998''in Şubat ayında yayınlanan ünlü evrimci bilim dergisi Earth''deki "Yaşamın Potası" başlıklı makalede şu ifadeler yer alır:
Bugün Miller''ın senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bir nedeni, jeologların ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu kabul etmeleri. Bu gazlar ise 1953''teki deneyde (Miller Deneyi''nde) kullanılanlardan çok daha az aktifler. Kaldı ki, Miller''ın farz ettiği atmosfer var olmuş olabilseydi bile, amino asitler gibi basit molekülleri çok daha karmaşık bileşiklere, proteinler gibi polimerlere dönüştürecek gerekli kimyasal değişimler nasıl oluşabilirdi ki? Miller''ın kendisi bile, problemin bu noktasında ellerini ileri uzatıp, "bu bir sorun" diyerek şiddetle iç çekmekte, "polimerleri nasıl yapacaksınız? Bu o kadar kolay değil...260
Görüldüğü gibi, Miller''ın kendisi dahi bugün deneyinin, yaşamın kökenini açıklama adına bir anlam ifade etmediğinin farkındadır. National Geographic''in Mart 1998 sayısındaki, "Yeryüzündeki Yaşamın Kökeni" başlıklı makalede ise, konuyla ilgili şu satırlara yer verilir:
Pek çok bilim adamı bugün, ilkel atmosferin Miller''ın öne sürdüğünden farklı olduğunu tahmin ediyor. İlkel atmosferin, hidrojen, metan ve amonyaktan çok, karbondioksit ve azottan oluştuğunu düşünüyorlar. Bu ise kimyacılar için kötü haber! Karbondioksit ve azotu tepkimeye soktuklarında elde edilen organik bileşikler oldukça değersiz miktarlarda. Koca bir yüzme havuzuna atılan bir damla gıda renklendiricisiyle aynı oranda bir yoğunlukta... Bilim adamları, bu derece seyrek çözeltideki bir çorbada hayatın ortaya çıkmasını hayal etmeyi bile güç buluyor.261
Kısacası, ne Miller Deneyi ne de başka hiçbir evrimci çaba, yeryüzünde hayatın nasıl oluştuğu sorusunu cevaplayamamaktadır. Tüm araştırmalar, hayatın rastlantılarla ortaya çıkmasının imkansızlığını ortaya koymakta ve böylece hayatın yaratılmış olduğunu göstermektedir. Evrimcilerin bu açık gerçeği kabul etmemeleri ise, bilime tamamen aykırı birtakım ön yargılara sahip olmalarından kaynaklanır. Nitekim Miller Deneyi''ni öğrencisi Stanley Miller ile birlikte organize eden Harold Urey, bu konuda şu itirafı yapmıştır:
Yaşamın kökeni konusunu araştıran bizler, bu konuyu ne kadar çok incelersek inceleyelim, hayatın herhangi bir yerde evrimleşmiş olamayacak kadar kompleks olduğu sonucuna varıyoruz. (Ancak) Hepimiz bir inanç ifadesi olarak, yaşamın bu gezegenin üzerinde ölü maddeden evrimleştiğine inanıyoruz. Fakat kompleksliği o kadar büyük ki, nasıl evrimleştiğini hayal etmek bile bizim için zor.262
İlkel Atmosfer ve Proteinler
Evrimci kaynaklarda, amino asitlerin kökeni sorunu, buraya dek saydığımız bütün tutarsızlıklarına rağmen, Miller Deneyi ile geçiştirilmeye çalışılır. Bu geçersiz deneyle söz konusu sorunun çoktan çözülmüş olduğu gibi bir izlenim verilerek, evrim teorisinin açmazları örtülmeye çalışılır.
Ancak canlılığın kökenini rastlantılarla açıklama çabasının ikinci aşamasında, evrim teorisini, amino asitlerden çok daha büyük bir problem beklemektedir: Proteinler. Yani yüzlerce farklı amino asidin belirli bir sıra içinde birbirlerine eklenerek oluşturdukları canlılığın yapı taşları.
Proteinlerin doğal şartlarda tesadüfen oluştuklarını öne sürmek, amino asitlerin tesadüfen oluştuklarını öne sürmekten çok daha gerçek dışı bir iddiadır. Amino asitlerin, proteinleri oluşturmak üzere uygun dizilimlerde tesadüfen birleşebilmelerinin matematiksel imkansızlığını önceki sayfalarda olasılık hesapları ile incelemiştik. Ancak protein oluşumu, kimyasal olarak da ilkel dünya koşullarında mümkün değildir.
Proteinlerin Suda Sentezlenmesi Sorunu
Önceki sayfalarda da belirttiğimiz gibi, amino asitler protein oluşturmak üzere kimyasal olarak birleşirken, aralarında "peptid bağı" denilen özel bir bağ kurarlar. Bu bağ kurulurken bir su molekülü açığa çıkar.
Bu durum, ilkel hayatın denizlerde ortaya çıktığını öne süren evrimci açıklamayı devre dışı bırakmaktadır. Çünkü, kimyada Le Chatêlier Prensibi olarak bilinen kurala göre, açığa su çıkaran bir reaksiyonun (kondansasyon reaksiyonu) su içeren bir ortamda sonuçlanması mümkün değildir. Sulu bir ortamda bu çeşit bir reaksiyonun gerçekleşebilmesi, kimyasal reaksiyonlar içinde "oluşma ihtimali en düşük olanı" olarak nitelendirilir.
Dolayısıyla, evrimcilerin hayatın başladığı ve amino asitlerin oluştuğu yerler olarak belirttikleri okyanuslar, amino asitlerin, birleşerek proteinleri oluşturması için kesinlikle uygun olmayan ortamlardır.263
Öte yandan, evrim savunucularının bu gerçek karşısında iddialarını değiştirip, ilkel hayatın karalarda oluştuğunu öne sürmeleri de imkansızdır. Çünkü ilkel atmosferde oluştukları var sayılan amino asitleri ultraviyole ışınlarından koruyacak yegane ortam denizler ve okyanuslardır. Amino asitler karada ultraviyole yüzünden parçalanırlar. Le Chatêlier Prensibi ise denizlerdeki oluşum iddiasını çürütmektedir. Bu da evrim teorisi açısından tam bir ikilem oluşturmaktadır. "
Yukarıdaki bilgileri BİYOLOJİ PROFESÖRÜ David A. Dewitt tarafından kısaca yazılmış şu yazıda da bulabilirsiniz...
http://www.answersingenesis.org/docs2002/dw_origin.asp
Ayrıca;
http://www.answersingenesis.org/tj/v12/i3/polymerization.asp
Saygılarımla;
İLK MİKROORGANİZMALARIN DÜNYADA OLUŞTUĞUNU İDDİA EDEMEYEN DARWİNİSTLER ŞİMDİ DE İLK CANLILARIN "UZAYDA" OLUŞUP SONRA DÜNYAYA GELDİĞİNİ İDDİA ETMEYE BAŞLADILAR!MAYMUN İDDİASI YERİNE DE "TARLA FARESİ " YENİ ATALARI OLARAK İLAN EDİLDİ . . . ! ! !
erenkutsuz
22-04-2006, 10:41
"Yaşam nasıl başladı? Sıradan kimyasal süreçlerin yardımıyla, cansız maddelerden türetilmiş olabilir mi"
.1950lerin başında Amerikalı kimyacı Stanley Miller, hayatın başlangıcına ilişkin savları sınamak için bazı deneyler yaptı. Şöyle ki, dünyanın ilk zamanlarında yaşadığımız şuan ki gibi bir dünya yoktu. Miller yanardağlardan püsküren gazların atmosferin oluşumunda Dünya'nın atmosferinin oluşumunda rolü olmuş olabileceğini de öne sürdü. Atmosfer ve yerkabuğunda ki maddesel denge şuan ki değerinden farklıydı. Dünyamızın yaşadığımız dönemdeki atmosfer bileşimi büyük oranda Azot'tan (atmosferin yaklaşık %78i) oluşmakta ve ondan sonra gelen gaz %21 ile Oksijen'dir. Ancak Dünya ilk oluştuğunda, atmosferde oksijen yok denecek kadar azdı. Bunların yerine metan, amonyak, hidrojen ve su buharı gibi gazlar mevcuttu. Diğer bilim adamları da bu görüşe katılmaktadır, ama bazıları ortamda hangi gazların olduğu konusunda farklı görüşler belirlemişlerdir. Bilim adamları havada çok az miktarda oksijenle beraber belki bir miktar su buharının da olabileceğini biliyorlardı. Ama diğer gazların hangileri olduğu kesin değildi. Yine de, bilimsel tahminlerden yola çıkılarak, çeşitli gazların farklı karışımlarıyla deneyler yapılmıştır. Bunun yanı sıra o dönemdeki enerji kaynağı olarak şimşekler vardı. Bunu taklit etmek içinde elektrik akımıyla kıvılcımlar meydana getirdi. İşte bu ortam yeniden yaratılarak deneyi tekrarlayan Miller deneyin sonunda, aygıtında, yalnızca canlılarda görülen cinsten karmaşık moleküller oluşmuştu.
Bugüne dek, yalnızca tek bir bilim adamının, yaptığı deneylerde bu yapıtaşları kendiliğinden birleşip DNA ve RNA gibi uzun moleküller oluşturmuştur. Hayatın evrimi için bir sonraki aşamanın bu olduğu açıktır
Böylece, bu deney aminoasitler gibi yaşamın bazı kimyasal yapıtaşlarının, Dünyanın ilk oluşma devresinde varolduğu düşünülen atmosfer koşullarında kendiliğinden oluşabildiğini gösterdi.
sevgili eren
dün aksam bir arkadasim bana bir mail atmis ve bir de link var idi zamanin olursa bir okumani tavsiye ederim
http://www.geocities.com/wankeragnostic/yaratilmayis.htm
saygilar
erenkutsuz
22-04-2006, 20:01
evet bu yazıyı daha önce okumuştum sağol kozmox
deli_cevat
22-04-2006, 21:05
abilerim bu deney hakkında daha ayrıntılı bilgi verebilirmisiniz yani nerde ne zaman yapıldığı tam olarak hangi moleküllerin elde edildiği konusunu biraz daha açarmısınız
erenkutsuz
23-04-2006, 20:13
TÜBİTAK Başvuru Kitaplığı "Evrim" adlı kitabın 56. ve 57. sayfalarına bakabilirsiniz...
ama isterseniz daha detaylı burada da anlatırız
deli_cevat
23-04-2006, 20:20
isteriz walla
erenkutsuz
23-04-2006, 20:37
deney tam olarak 1953 yılında Amerikan kimyager Satnley Miller tarafından yapılmıştır
Bu deney aminoasitler gibi yaşamın bazı kimyasal yapıtaşlarının, Dünye'nın ilk oluşuma evresinde varolduğu düşünülen *atmosfer koşullarında kendiliğinden oluşabildiğini gösterdi.Bu sonuç, ilk okyanusların yaşamın bir şekilde yayılmasına olanakl veren bir "oluşum çorbası" olduğu düşüncesini doğurdu.
Teorinin biri,i varolan ilk genetik yapının yalnızca RNA'lardan oluşituğunu ileri sürüyor. RNA da DNA gibi nükleik asit zincirlerinden oluşuyorsa da, kendine özgü kimyasal özellikleri nedeniyle DNA'dan farklı olarak proteinlere gereksinim duymaksızın bazı reaksiyonları katalize edebiliyor.
deli_cevat
23-04-2006, 20:43
yani bu deneyde cansız maddelerden canlıda bulunan proteinler elde edilmiş
erenkutsuz
23-04-2006, 20:46
evet aynen öyle delicevat...
maddenin tepkimelriyle bu yapıtaşları elde edilmiş
hemde dışarıdan hiçbir müdahale olmaksızın...
bunada şöyle diyebiliriz, dışardan hiç müdahele olmadan oluyorsa 'allah' yoktur öylemi?
erenkutsuz
23-04-2006, 20:52
EVVVETTTTT
tebrikler bende öyle düşünmüştüm :)
deli_cevat
23-04-2006, 20:55
işte burda bir görüş ayrılığımız var bunun olması Allahın ne varlığına nede birliğine engel değildir
erenkutsuz
23-04-2006, 20:55
yeni bir şey değil aslında...
tanrı hiç olmamıştır ki...
deli_cevat
23-04-2006, 20:59
sadece Harun Yahya gibi şarlatanların akıllı tasarım adı altında var olma ihtimali olan tanrının yaratabilme ve tasarlayabilme yeteneğini kısıtlamasının önüne geçer
erenkutsuz
23-04-2006, 21:08
aslına bakarsanız
[quote]işte burda bir görüş ayrılığımız var bunun olması Allahın ne varlığına nede birliğine engel değildir [quote]
değil...
çünkü Darwin'e göre gelişmiş canlıların ortaya çıkması için tek bir organizma yeterlidir...
bundan sonra oluşan varlıklar bizim atalarımız
burda tanrının parmağı olmadığına göre bir tanrıya gerek yok...
bu kanıtlanmış olur
aslina bakarsaniz arkadaslar İlk hücre nasıl yaşamaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini tahmin edebilirler,
Bunun için, ilk şartların sağlanması gereken
- * * * Ilık ortam
- * * * * Su
- * * * * Enerji
- * * * * Gerekli atomlar(Hidrojen(H),Oksijen(O),Azot(N),Karbon(C),F osfor(P)
Atomlar ultraviyole ışınları ve şimşeklerle bombardıman edilince iki tür parça oluşur
- * * * * kalıcı, dengeli parçalar (çok ender)
- * * * * dengesiz, kararsız parçalar( trilyonlarca)
sonuçta organik maddelerce zengin bir çorba oluşur, ve bu çorbada daha henüz canlılar oluşmadığı için bunlar tüketilmez.Unutmayalım, bunlar hiçbir zaman kanıtlanmaz, ancak bunların olmuş olabileceğini gösterebilir Yani bu deneyle ne olduğunu değil, ne olmuş olabileceğini gösterir. *saygilar
peki herşey tesadüfen oluşmuş olabilir.Fakat bunlar kendiliğinden oluşmuş olabilir mi? Tesadüf olsa bile kendiliğinden olduğuna inanmak bence ahmaklık. Bu evren bu dünyay bu düzen kendiliğinden olmuş olabilirmi? Hadi o tesadüf dünyadaki bu muhteşem düzen demi tesadüf. Hadi buda tesadüf olsa bile neden ölüm var? Ölüm her şeyi açıklayan tek unsur. Ama bazı kişiler tek yönlü düşündüğü için bu konular bu kadar karışabiliyor.Dünya birdenbire bir yerde olamazdı çünkü ALLAH o kadar mükemmel bir düzen yapmışki bizim Dünyanın oluşumunu buldugumuzda direk bir kesinlik olmaması için yani Dünyanın oluşumunu araştırdığımızda eğer onu ALLAH ın yaptıgını anlayabılseydik şu an hayatın anlamı kalmazdı. İYİ DÜŞÜNÜN BU KADAR ŞEY BU MUHTEŞEŞM DÜZEN KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKMIŞ OLABİLİR Mİ?
Peki şöyle de düşünelim mi " BU KADAR ŞEY, BU MUHTEŞEŞM DÜZEN" i tasarlayan ve uygulayan şey kendiliğinden ortaya çıkmış olabilir mi ?
Bu arada hoş geldiniz.
evrensel-insan
15-11-2008, 02:24
Saygideger frodo;
Karekteri, onu cikarmaya musait olamazmi? Yani, bu duzenin kendi karakterinde olamazmi? Cunku, soru surda kitleniyor? Ya, disaridan bir guc arayacagiz, ya da bu gucu kendi icinde arayacagiz. Ya, sartlar; kendi icinde olusacak, ya da disaridan bu sartlar olusturulacak. Hangisi? Ki, bura da "ic" ve "dis" tanimlamasi nasil olacak? Asagida, bir link veriyorum, ama ingilizce.
http://www.iep.utm.edu/l/lawofnat.htm
Saygilarimla;
evrensel-insan
Harun Yahya gibi insanlarda genel kanı Big bang'in evrenin yoktan yaratıldığının kanıtı olarak görürler. Ben hiç bir Big Bang teorisinin açıklamasında yoktan varolmuştur gibi bir ibare görmedim. Örneğin Vikipedi deki Big Bang açıklaması ;
Big Bang ya da Büyük Patlama, evrenin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Evren) yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] (http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama#cite_note-Brit-0) evren (http://tr.wikipedia.org/wiki/Evren) modeli.
Burda yokluktan bahsedilmiyor.Bahsedilen aşırı yoğunluk ve aşırı sıcaklıktan bahsediliyor ve bunların nerdeyse sonsuz küçük bir noktada bulunuğudur.Bu patlama sonuncunda muazzam büyük bir enerji ortaya çıkıyor ve hepimizin tanıdık olduğu E=mc² sayesinde enerji kütleye dönüşüyor. Ama nedense kasıtlı olarak sonsuz küçük bir noktayı yok gibi göstererek insanları yanıltıyorlar.
Bilimadamları artık sadece tekil evren(universe)modeli'nin yanında çoklu evren (multiverse) modeli üzerinde araştırmalar yapıyorlar.yani sadece tek bir evren değil bizim evrenimizin dışında da oluşmakta olan veya yok olan evrenler olabileceği ihtimali üzerinde duruyorlar.
peki herşey tesadüfen oluşmuş olabilir.Fakat bunlar kendiliğinden oluşmuş olabilir mi? Tesadüf olsa bile kendiliğinden olduğuna inanmak bence ahmaklık. Bu evren bu dünyay bu düzen kendiliğinden olmuş olabilirmi? Hadi o tesadüf dünyadaki bu muhteşem düzen demi tesadüf. Hadi buda tesadüf olsa bile neden ölüm var? Ölüm her şeyi açıklayan tek unsur. Ama bazı kişiler tek yönlü düşündüğü için bu konular bu kadar karışabiliyor.Dünya birdenbire bir yerde olamazdı çünkü ALLAH o kadar mükemmel bir düzen yapmışki bizim Dünyanın oluşumunu buldugumuzda direk bir kesinlik olmaması için yani Dünyanın oluşumunu araştırdığımızda eğer onu ALLAH ın yaptıgını anlayabılseydik şu an hayatın anlamı kalmazdı. İYİ DÜŞÜNÜN BU KADAR ŞEY BU MUHTEŞEŞM DÜZEN KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKMIŞ OLABİLİR Mİ?
Bana kalırsa burda bir Tanım karışıklılığı var. Tesadüf değilde uygun şartların yerine gelmesi daha doğru bir tanımlama olur. Evrende uygun şartlar yerine geldiği sürece herşey olabilir. Dünya şimdiki haline bir anda gelmedi. Dünyanın erken dönemlerinde Dünya mars büyüklüğünde bir gezegen ( göktaşı yada başka bir cisimde olabilir) Dünya'ya çarpmasıyla ay oluşmuştur ve bu çarpışmadan beri ay her yıl dünyadan belli bir mesafe uzaklaşmaktadır. Bilim adamları bugün Jupiterin uydularından Europa'nın buzla kaplı yüzeyi altında bulunan donmamış suda canlı olabiceği ihtimali üzerinde duruyorlar. Buda demek olabiliyorki evrende canlı oluşumu için gerekli şartların oluştuğu yerlerde canlı olma ihtimalide var. Bu ihtimali neye dayanarak yapıyorlar, evrime göre yapıyorlar.bazılarına göre çürütülmüş ve artık geçerli olmayan evrim teorisine göre.
Türkiye'de Evrim karşıtlarının en büyük laflarından biride madem maymundan geldik ozaman neden hala maymunlar var onlar neden evrim geçirmemiş diye söyleniyorlar.Öncelikle burda kavram karışıklılığı var. İnglizcede insanın atası olarak maymun( monkey) değilde Ape(insansılar) kullanılır. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ape
Nedense Türkçe'de İnsansılar kelimesi yerleşmemiş onun yerine maymun kelimesi kullanılmıştır. Evrimde rol alan etkenlerden en önemlisi canlının yaşadığı ortamın değişmiş olmasıdır. Yaklaşık 10my yıl önce hindistan plakasının avrasya plakasıyla çarpışması sonuncunda himalayalar oluşmuştur( tabi bu oluşum bir günde değil birkaç milyon yıl sürmüştür halada devam etmektedir)Himalayalar oluşturken Asyadan Afrikaya giden havadaki nemi tutarak Afrikaya ulaşan havanın kuru olmasına yağış bırakmamasına neden olmuştur.Aynı etken sonucunda da Muson Yağmurları oluşmuştur. Havanın artık yağış bırakamaması yüzüden Afrikada iklim değişmiştir.Yağmur ormanları yok olarak yerine şimdiki bitki örtüsü almaya başlamıştır. İlk başta Sıklıkla bulunan ağaçlar seyrelerek Hominina ınsansı atamız mesafeleri iki ayak üstünde durarak alma zorunda kalmıştır.
Evrim hiç bir zaman belirli bir hızda işlememiştir. Bazı canlılar da yarım milyon yılda önemli değişler olurken bazıları 1 milyon yılda bile 1 adım bile atmamıştır. Evrimde en büyük etken ortam şartlarıdır. Tabi evrimi maymunların canı sıkılmış hadi insan olalım diye alaya almak ve Evrimi sadece insan üzeriden çürütmeye çalışmak çok kolay.
peki herşey tesadüfen oluşmuş olabilir.Fakat bunlar kendiliğinden oluşmuş olabilir mi? Tesadüf olsa bile kendiliğinden olduğuna inanmak bence ahmaklık. Bu evren bu dünyay bu düzen kendiliğinden olmuş olabilirmi? Hadi o tesadüf dünyadaki bu muhteşem düzen demi tesadüf.
Kanımca -belki doğru belki yanlıştır- bu tip tartışmalarda genel bir belirsizlik var. Bu da "tesadüf"'ün ne demek olduğudur.
Örneğin "2" rasgele bir sayımıdır ? rasgele(tesadüfi) ne demektir ?
Bunu sevdiğim ve GÜNLÜK hayatta DENEYLE yapabileceğiniz bir örnekle açıklayayım.
Yerde parallel çizgilerin olduğu bir bölgeye gidin. Örneyin bir meydan veya banyo bile olabilir. Bir kutu kürdan alıp havaya fırlatın ! Yere düştüklerinde ("toplam kürdan sayısı" / "çizgileri kesen kürdanlar") x ("1 kürdan uzunluğu" / "çizgiler arası mesafe") 2 x = Pi sayısını verecektir :)
Şimdi tekrar bakalım Pi sayısı rasgele bir sayımıdır ? :D
Gördünüz gibi ne evren nede evrim "tesadüfi" değildir. Fakat bir yaratıcı gerektirmediği gibi, dünya'daki "böcek-çiçek"'iğin yapılarından "güzel demek bir yaratıcı var" sonucu çıkarılamaz.
gematria
10-01-2009, 00:03
peki herşey tesadüfen oluşmuş olabilir.Fakat bunlar kendiliğinden oluşmuş olabilir mi? Tesadüf olsa bile kendiliğinden olduğuna inanmak bence ahmaklık. Bu evren bu dünyay bu düzen kendiliğinden olmuş olabilirmi? Hadi o tesadüf dünyadaki bu muhteşem düzen demi tesadüf. Hadi buda tesadüf olsa bile neden ölüm var? Ölüm her şeyi açıklayan tek unsur. Ama bazı kişiler tek yönlü düşündüğü için bu konular bu kadar karışabiliyor.Dünya birdenbire bir yerde olamazdı çünkü ALLAH o kadar mükemmel bir düzen yapmışki bizim Dünyanın oluşumunu buldugumuzda direk bir kesinlik olmaması için yani Dünyanın oluşumunu araştırdığımızda eğer onu ALLAH ın yaptıgını anlayabılseydik şu an hayatın anlamı kalmazdı. İYİ DÜŞÜNÜN BU KADAR ŞEY BU MUHTEŞEŞM DÜZEN KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKMIŞ OLABİLİR Mİ?
bunu açıklamaktan yoruldum diğer başlıklardaki uzun açıklamalarımı okuyabilirsin eğer cevap istiyorsan ...
Bu kadar çok şey tesadüfen oluşabilir mi?
Hala bu sorunun akılcı soru olarak değerlendirilebilmesi aptallık değilde nedir?
Evrim nedir? tesadüf, rastlantı artı, doğal seçilim. Şimdilik bu kadar özellikle doğal seçilim kısmı aklınızda kalsın unutmayınız.
Gelelim önce tesadüf nedir?
Tesadüf rastgeleliktir. Yani önceden belli bir programın olmaması, oluşan durumun bu belirsiz çarpışmalardan ortaya çıkmasıdır tersi değil. Tasarım bunun tersidir ve tasarım için onun nasıl tasarlanabileceğinin bilgisi gereklidir. Bu bilgi ise bilince bağlıdır. Bilinç ise irade olarak yansıyan ve bir organizmanın kendi özerk dizgesi dahilindeki yaşamsal ihtiyaçlarınca yani içgüdülerince belirlenir. Temel olarak da yeme,uyuma,sex,barınma ve kendinim koruma davranışlarından doğduğunu söyleyebiliriz içgüdülerin.
Demek ki bilinç, organik bir özerk dizgenin bu aşamalı durumları oluşturan davranışlarına benzetilebilir.
Eğer bir avuç toprağı alıp havaya savurursanız hiç bir şey olmaz. Çünkü bir avuç toprağı oluşturan toz zerrelerinin yere düşene ve düştükten sonraki konumlarını belirleyen önceden ayarlanmış bir düzenleme mevcut değildir.
Çamuru biçimlendirip şekil vermek tamamen bu işlemi gerçekleştiren organik birimin ihtiyaçlarına bağlıdır. Çamurun insan şeklini alması için yazılı bir doğa formülü üretilemez. İnsanın çamurun kendince anlam verebileceği bir şekil alması için dayatmada bulunması akıl dışıdır. Maddenin insanın ihtiyaçlarına yönelik şekiller alması,demirin lokomotife veya motor parçalarına,toprağın insan suretine benzeme davranışı bulunmamaktadır.
Yani eğer şeklimiz absürd olmuş olsaydı,asimetrik ve karmaşık bir çalıya benzer yaratıklar olmuş olsaydık, bunun anlamsız ve şekilsiz olduğunu değil, en olası ve en mükemmel şekil olduğunu zanneder,şu andaki insan veya hayvan biçiminin şekilsiz bir kayadan daha anlamlı olduğunu düşünmezdik. Bunu belirleyen, uyum sağladığımız ortamda gördüklerimizden ötürü oluşan zihinsel alışkanlıklarımızdır. Zihinsel alışkanlıklarımız varoluş biçimimizden ve çevre ile kurduğumuz ilişkilerden bağımsız olamaz.
Dolayısıyla neyin düzenli neyin düzensiz olduğu tamamen göreceli bir konudur. Çünkü her çoğul yapı, belli bir fiziksel sınır içersinde, belli hareket ilişkileri de yaratacağı için, içindeki birimler açısından düzenli görünecektir. Su damlalarında eğer bir kavrayış bilinci olsaydı, denizi anlamsız bulmazlardı. Ancak bizim için denizdeki dalgalar ve köpükler öngörülemezler ve rastgeledir.
Bunun anlaşıldığını varsayarak rastlantının aşamalarından bahsetmeye çalışalım.
Rastlantı ve olasılık havaya atılmış misketler gibi daima anlamsız sonuçlar mı üretir? Buradaki anlamı ve düzeni sağlayan unsur nedir?
Havadaki iki misket birlikte hareket etmeye başlarsa, burada bir ilişki olduğunu söyleriz. Eğer üç olursa bu daha şaşırtıcı ve ilişki daha merak uyandırıcıdır. Eğer havaya savurduğumuz 1000 adet misketin 990 ı birden bir garip şekil alarak zincirlenmiş bir hale gelir,diğer 10 u rastgele dağılırsa şaşırır ve 990 misketi o biçime getiren ilahi tasarımcılar arama hatasına düşeriz. :)
Öncelikle misketlerin doğada bulunmadığını ve yerlerine atomları geçirmemiz gerektiğini belirtelim.
Elimizde 1000 adet helyum atomu bulunsun. Bunları odaya dağıtalım. Daima rastgele çarpışacak,saçılacak oradan oraya savrulacaklardır. Bir süre sonra başlangıçtaki enerjilerini sürekli birbirlerine aktardıokları için bu saçılma miktarı giderek azalacak ve atomların öncekinden daha yavaş fakat ahenk içinde rastgele dolaştığını göreceğiz.
Bu sefer elimize 1000 hidrojen atomu aldığımızı ve savurduğumuzu varsayalım.
Yine benzer bir durum oluşuyor ama o da ne? Hidrojenler çift çift oldular ve tek bir atom gibi davranıyorlar birlikte.
Odaya bir de 1000 adet helyumumuzu gene attık. Önce yine H2 molekülleri helyum aomları rastgele çarpışıyor zamanla dengeye ulaşıyorlar. Sonra aynı odada bulunan 999 hidrojeni çıkardık ve sadece 1 tane de oksijen atomunu rastgele savurduk. Şimdi odada 1000 helyum,1 oksijen 1 hidrojen bulunuyor.
Bir süre sonra üçlü bir başka molekül bulduk. H2O yani su molekülü.
Neden helymlar şekil almadılar başka moleküller oluşturmadılar? Çünkü onların atomik enerji dengesi yerinde. Yani kısaca bu atomun tek başına simetrik dengeli bir hali var ve asla başka bir atom ile elektron otaklaşmıyor,bağ yapmıyor.
Ortama bir sürü daha element atalım ve bekleyelim. Karbonun daha uzun zincirli moleküller yapabildiğini görüyoruz.
Bu ortamın ısısını değiştirince atomlardaki enerji de değişiyor ve ısı arttıkça hızlanıyor,daha çok molekül oluşturuyorlar.
Ancak görüldüğü gibi her atom rastgele birisiyle değil reaktifliğine göre moleküller oluşturuyor yani misketlerde asla göremeyeceğimniz bir şey. Misketler helyum atomları gibi ancak gerçek atomlar öyle değiller.
Uzun bir sürecin sonunda ortama suyu da soktuğumuzda birçok maddenin çözündüğünü,türlü etkenlerle dağılıp birleştiğini ve ortamda artık atomdan çok moleküller olduğunu gözlemlemekteyiz. En çok ise iskelet yapısı karbon olan dev moleküller gözümüze çarpıyor. Bu arada sudaki ortalama yoğunluğun da arttığını farkediyoruz.
Bu moleküller ne yapıyorlar peki? Aynı şeyi. Sanki her biri atom gibi rastgele hareketlerle suyun içinde dolaşıyor,birbirine çarpıyor,bazen bir molekülden bir hidrojen kopuyor ve yerine başka hidrojen geliyor falan. Ancak bazen daha önce görmediğimiz daha büyük moleküllere rastlamaya başlıyoruz.
Çünkü makro moleküller de aralarında bağ yapabiliyor daha dallı budaklı daha da karmaşık ve çok sayıda atom olarak birlikte hareket ediyorlar. Ani bir enerji boşalması bazen bağların kimini yok etse de kırılan yere ortamdaki elementlerden biri yine geçiyor. Çünkü bunların tamamı en reaktif elementler. Diğerleri ise şekilsiz yapılar halinde belli bir zincir ya da dallı yapı göstermeden sadece bir arada duruyorlar.
Yani en reaktif yani hafif elementler aminoasitlere, RNA lara dönüşmüşken, ağır elementler topaklaşmışlar ve kristalize yapılar, toz zerreleri,kayalar ve diğer maddeleri oluşturmuşlar.
Peki aminoasitler ve diğer organik moleküller oluştu da olay bitti mi? Hayır. Bunlar da birleşiyor birbiriyle. Hele de ısı sürekli değiştikçe bu etkilere göre şekil almaya başlıyorlar. Proteinler su ile öyle bir yapılanmaya girmişler ki bazı mineraller içeri girebilirken büyük olanlar giremiyor. Su içinde proteinler yüzünden türlü zar yapıları oluşmaya başladı.
Basit hücreler şekillenmeye başladılar. Bu basit zarlar içinde daha fazla element hapsetmeye başlıyor çünkü bir nevi tek yönlü birikim oluşuyor. Dolayısıyla da zarın içi daha yoğun ve oluşan reaksiyonladan ötürü daha fazla reaksiyon enerjisine sahip oldular.
Bir süre daha bekleyince bir çok zarlı yapının reaksiyonlar yüzünden hareket etmeye başladığını görüyoruz. Neden? Çünkü oluşan reaksiyonlarda fazladan bir enerji ortaya çıkıyor ve tüm zarın gerilmesine içindeki moleküllerin reaksiyonlarıyla hareketlenmesine neden oluyor.
Her yer garip hareket eden zarlı tek hücrelerle dolu.
Bitti mi? Hayır başka moleküller de var. giderek daha fazla ve çift zarlı oluşumlar oluşuyor.
Devam ediyor. Bir büyük hücrenin içine kendinden daha küçüğü giriyor ve beraber hareket ediyorlar. Hücrelerde organeller oluşuyor yani.
Sonra? Sonrasını biliyorsunuz buraya kadar olan kısım ökaryot hücrelere kadarki kısımdı. Bunlardaki reaksiyonlar uzun süre kendi çevresini de değiştiriyor ve bir araya gene geliyorlar ve birlikte hareket ediyorlar. Koloniler yavaş yavaş çok hücreli yapılara doğru ilerliyor. Giderek daha fazla reaksiyon ürünü ve bunların geri dönüşümü ile daha farklı bir çok başka yapılanma. Bunlar da durmadan çeşitleniyorlar,bir araya geliyorlar,RNA lar ve DNBA lar kalıp görevi alarak proteinleri yeniden oluşturuyor,birbirleri ile gen alışverişi,parça değimi başlıyor. Eşeyler ortaya çıkıyor. Her yeni aşamada tüm hücredeki endosimbiyoz bileşenler (hücreye simbiyoz olarak girmiş mitokondri,plastid gibi) dışındaki tüm moleküller ve onların reaksiyonları bu dev molekül çerçevesinde gerçekleşmeye başlıyor.
Dev molekül DNA bağlarını yitirip ikiye ayrıldığında her iki sarmalın eşi ortamdaki elementlerce dolduruluyor ve iki DNA ya dönüşüyor.
DNA sabit mi? Hayır. DNA ve canlı birbirinin tamamlayıcısı artık. Canlıda olan her şey bu ana kalıba direkt yansıyacak. Eğer dizilim değişirse canlı da değişiyor. Dizilimdeki değişim beklenmedik ise canlı içinde aynı risk söz konusu. Her dış etken olumsuzluğuna rağmen tüm DNA asla yok olmuyor. Mayoz bölünme ile bir sonraki döle geçiyor. Canlılar varyasyonlara dfarklı ırklara,sonrasında da dış şartlar sonucu ve genetik izolasyon ile farklı türlere dallanıyor. Bu dev simbiyoz kentler artık kendi sosyal gruplarını oluşturuyorlar. Artık yeniden tek hücrelilerdeki gibi iki canlının tek canlıya dönüşümü görülmemekte. Çünkü bunun yerini eşey aldı ve uzun süreçte reaksiyonlar hala sürmekte.
DNA da bazen aniden bir dizlim farkı ortaya çıkıyor ki genellikle bunun nedeni o organizmanın belli reaksiyonları ve buna uygun proteinleri,enzimleri sentezleyebilmek için ortamdaki değişim nedeniyle değişmek zorunda kalmasından ötürü oluyor. Mutasyonlar.
Bugün kendimize insan diyen belki de yeryüzündeki en karmaşık süreçlerden geçmiş en uzun dizilime sahip DNA ya sahip canlılarız. En fazla kromozom ile karıştırmayınız en uzun dizilimli DNA. Bu da 3,2 milyar yapı taşından oluşmuş yaklaşık 4 milyar yıl yaşında bir moleküldür. Tabi diyeceksiniz ki bu büyük farka neden olan ne insanda? Büyük fark? Düşünme,tasarlama,müzik yapma,uygarlık ve teknoloji yani bilinç mi? Bu sadece DNA nın % 1,5 luk kısmı ve bunun yansıması olan beyinn ön lobu ve hafıza merkezinin daha fazla gelişmiş olması ile ilgilidir. Maymunlardan zihinsel açıdan farkı bu yaratır.
Yani bilinç yoktan varolmuş bir şey değil,sinir sistemi ve hafızanın gelişimi ve nöron sayısı ile alakalıdır. Bu tıpkı bir karıncanın aptal,1000 karıncanın gene aptal,10000 karıncanın basit ilişkilerinin ise son derece tasarım ve bilinç gerektiren bir şey yapıyor gibi görünmelerine neden olması gibidir. Yani karmaşık doğadaki oluşumların ne derece kendi lehine çevirebilmiş olması ile ilgilidir.
Dolayısıyla bilinç, doğa yani içinde bulunduğu ortam ile ilişki kuran canlı reaksiyonlarının genel toplamıdır. Yine dolayısıyla bilinç bu reaksiyon olasılıklarının gerçekleşmesine bağlıdır. Bilinç bir fiziksel sınır içersinde, ona uyum için dış ortama dair öngörü sınırlaması yapmaktır.
Kısaca bilinç sadece insanın adlandırmış olduğu bir kavram olsa da kendi dünyasıdır ve organik temellidir. Organik yaşam,inorganik reaktiflerin seçilimine bağlıdır. Evrim ise bu organik birimlerin ilişkileri dahilinde varlığını hala geleceğe aktarabilmiş canlıların seçilimi ile oluşmaktadır.
TTüm bunlar kendi yasalarını oluşturan doğal ilişkilerin dolaysız sonucu olduğundan,evren bilinç tarafından yaratılmış değil, bilinç onun sonuçlarından sadece bir tanesidir. Yaşamın dinamiğini anlamak için doğanın rastgele olasılıkları içersindeki seçilimin standart kuralları hakkında temel bilgi sahinbi olmak gerekir. Hayal dünyası sadece olmayandan medet umduğu oranda akıl yürütme özelliği de yitip gider.
Evet gördünüz mü tesadüf,rastlantı,doğa makro evren,organizma nasıl oluşuyormuş? Tesadüf ve rastlantı olmasaydı bunların hiç biri de olmaz, bilinç de tasarım da olmazdı. Dolayısıyla bunlar sonuç olduklarına göre herşeyin sebebi olarak gösterilemezler.
karadenizli
13-01-2009, 16:23
Evet Arkadaşlar cahosun bütün fikirlerini kabul ediyorum. artık hayatımı bu yönde değiştireceğim ve yapacağım şeyleri maddelar halinde yazacağım işte benim günlük programım
1-)Artık bu siteye girmeyeceğim nasıl olsa birisi tesadüfen girer ve tesadüfen benim nicimi yazar tesadüfen şifremi girer ardındanda tesadüfen islam forumuna girer(çünkü daha çok orda takılıyorum)Oralarda birşeyler yazar artık
2-)Artık televizyonu açmaya çalışmayacağım nasıl olsa televizyonun düğmesine tesadüfen birşey düşer ve tesadüfen televizyon açılır.
3-)Artık kendime yemek hazırlamıycam çünkü yemek malzemeleri mutfakta onlar rüzgarın ve havanın etkisiyle karışır ve muhteşem bir mıhlama olur veya kuru fasülyede kabulüm tabiki tesadüfen.
4-)Çocuklarım olursa onları öss ye hazırlamıycam nasıl olsa rastgele işaretledikleri kutucuklardan tıb fakültesini kazanırlar hiç olmazsa mühendislik kazanırlar.
5-)Artık müzik dinlemiycem çünkü çevremde duyduğum sesler tesadüfen birleşip güzel bir karadeniz türküsünün notalarını tesadüfen oluşturabilir
6-)Artık rizeye gitmek içinde bilet almama gerek kalmadı nasıl olsa birisi tesadüfen bileti düşürür ve onunla giderim.
Not;Bu yazı tesadüfler sonucu oluşmuştur:D
@karadenizli (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=6568): chaos yazısına biraz dikkatli bakarsan rasgeleliliğin atom altı parçacıklarda olduğunu göreceksin.
(Gerçi gazlarla ilgili birkaç detay hatası var ama önemli değil)
Mutlaka ilgili - ilgisiz herşeyin başına bir "Quantum" eklendiğini görmüşsündür. Nedir bu quantum ? Kısaca doğa deterministik(öngörülebilir) DEĞİLDİR ! (Lise fiziği zaten bu cümlede öldü)
Bu örneğin bir merminin ivmesi, hızı, konumu bilinse dahi t süre sonra nerede olacağı kesin olarak bilinemez. Ancak "olasılık dağılım yoğunluğu"(Probability density function) bilinebilir diyor.
Eminim top oynarken hiç bir zaman, "bazen" topun kendini ışınlayıp* Ay'a gittiğini görmemişindir. Fakat bu olay atom altı parçacıklarda oluyor !!!
Nasıl ki Topun kendini ışınlayamaması, elektronunda ışınlayamaması için bir sebeb değilse, senin makro örneklerinde atom altı için bir referans değil.
*Quantum tunnelling
yucemanitu
13-01-2009, 21:06
Tesadüf dediğin ne Karadenizli? Olaylar var aralarında neden-sonuç ilişkisi var şimdi şu bilimin anmadığı bazı arkadaşlarınsa hararetle tekrarladığı tesadüf dediğiniz şey nedir?
kararsiz
14-01-2009, 01:53
bence bunlarin hicbirini yapmaya gerek yok karadenizli abim. nasil olsa allah tesadufen farkeder, 'ol' der ve olur. dusundugun seye bak, fatihalar yasinler bitmez karadenizde.
Komik. Karadenizlinin ters düşünme lakırdılarına gelmişiz yine.
Ben kime benim gibi düşünün demişim?
Kime böyle düşünün demişim?
Gazlar konusundaki detay hatası nedir? Gazlardan bahsetmedim atomlardan ve moleküllerden bahsettim.
Tesadüf televizyon açmak mıdır? Neden bu kadar salakça benzetmeler kurmaktaki inat? Yoksa siz herşeyi kendi tasarımlarınız mı zannediyorsunuz evrende,televizyon,sanal tuşlar,öss sınavı herşey bunlar sayesinde mi?
Boşuna yazıyorum burada tek gördüğüm herkesin kendi egosunu reklam etme çabası. Benim de fikrimm var ben de birşey biliyorum demmeye çalışıyorsunuz.
Ama ne biliyorsunuz? Televizyon,günlük sosyal hayat,insan denen memeli hayvanın ağ gibi örerek oluşturduğu kendi yaşamsal ihtiyaçlar örgüsü.
Başınızı çevirip aman dışarı bakmayın. Uydurduğunuz tanrılara tapının ve bilmediğinizi de onunla açıklayın.
Tesadüfü kendi anlam veremediği kendi istediği biçimde isimlendiremediği doğada arayanlara cevap;
Sizler Allahist siniz.
Her şeyi Allah kavramıyla açıkladığını sananlarsınız.
Allah sadece putperest bir kelimedir
Hiçbirşeydir.
En uzun dilimli DNA sözcüğünden ne kastediyorsun? Birbirine bitişik nükleik asit dizilerini mi? DNA'nın toplam nükleik asit sayısı çok fazla olan bir türde, kromozom sayısı o canlıdakinden çok daha fazla olan bir başka türdekinden de nükleikasit(na) sayısı bakımından fazla olabilir. Dolayısıyla toplam na sayısı veya birbirine bitişik en uzun na molekülü ile kromozom sayısı aynı şeyler değildir. En uzun dilimli DNA terimini ilk defa duydum bu değilse.
Bir diğer nokta, zar dediğin lipidler(burada fosfolipidler), su ortamı içerinde enerji dengelerine göre zar yapısı oluşturabilecek şekilde düzenlenirler sanırsam. Hidrofilik kısımlar suya ve plazmaya, hidrofobik kısımlar iç tarafa bakır. Proteinsiz, saf olarak yapılan deneylerde benzer yapılar oluşturdukları gözlenebilmiştir gene bildiğim kadarıyla. Ama bu organik moleküllerin inorganik elementlerden ve molekülerden evrimi sırasında zar yapıyı kullanmadığını ve çevresinde toplamadığını değiştirmez elbette.
Üçüncüsü tek zincirli DNA çözelti içersinde elementlerle bağ yapmaz. Su molekülleriyle bağ yapmakta olduğunu biliyorum ki su element değil moleküldür.
Gene canlılar ilk önce ırklara sonra türlere değil, ilk önce türlere sonra ırklara ayrılabilmeleri söz konusu olabilir.
Bu olanları bir yaratıcı yok diye tesadüf kelimesiyle, rastgelikle açıklamak bence bir gizemcilik, kontrolsüzcecilik anlamı katmakta gibi. Evet bu olayları bir yaratıcı yapmıyor, ama her molekül kendi bağ yapma kapasitesine, enerjiyi absorbe etme ve boşaltma kapasitesine göre birbiriyle ilişkiye giriyor ve düzenleniyor. Birçok özellikte atom bir araya geldiğinde ise, atomlar enerji dengelerine göre birleşiyor ve ya kimileri başka bir konuma itiliyor. Aynı deneyi tekrar yapsan ametaller örgensel bir yapı oluşturur, soygazlar ise bir kenara itilirler. Örgensel yapıyı oluşturan ametaller de kendi örgenleri içerisinde de enerji dengelerine göre belli bir düzen içerisinde örük bir yapı oluştururlar. Mesela, bir hidrojen atomunun üç tane bağ yaptığı bir molekül göremezsin ve karbon atomu genellikle ve çoğunlukla iskeleti oluştururlar, hiç bir karbon atomu uzun zincirli bir molekülün en ucunda dımdızlak tek bağ yapar halde bulunamaz. Bu rasgelelilik veya tesadüf değildir. Ametaller, karbon ile birlikte örgensel bir yapı oluşturuyor. Metaller ve soygazlar ise, böyle bir yetenekte değil. Ama metallar iz miktarda da olsa örgensel yapılar içerisinde hayati öneme sahipler. Soygazlar ise kararlılar.
Ama genel olarak yazının kompozisyonunu sevdim diyim.
karadenizli
16-01-2009, 18:00
Komik. Karadenizlinin ters düşünme lakırdılarına gelmişiz yine.
Ben kime benim gibi düşünün demişim?
Kime böyle düşünün demişim?
Gazlar konusundaki detay hatası nedir? Gazlardan bahsetmedim atomlardan ve moleküllerden bahsettim.
Tesadüf televizyon açmak mıdır? Neden bu kadar salakça benzetmeler kurmaktaki inat? Yoksa siz herşeyi kendi tasarımlarınız mı zannediyorsunuz evrende,televizyon,sanal tuşlar,öss sınavı herşey bunlar sayesinde mi?
Boşuna yazıyorum burada tek gördüğüm herkesin kendi egosunu reklam etme çabası. Benim de fikrimm var ben de birşey biliyorum demmeye çalışıyorsunuz.
Ama ne biliyorsunuz? Televizyon,günlük sosyal hayat,insan denen memeli hayvanın ağ gibi örerek oluşturduğu kendi yaşamsal ihtiyaçlar örgüsü.
Başınızı çevirip aman dışarı bakmayın. Uydurduğunuz tanrılara tapının ve bilmediğinizi de onunla açıklayın.
Tesadüfü kendi anlam veremediği kendi istediği biçimde isimlendiremediği doğada arayanlara cevap;
Sizler Allahist siniz.
Her şeyi Allah kavramıyla açıkladığını sananlarsınız.
Allah sadece putperest bir kelimedir
Hiçbirşeydir.
Neden? "Tabiat anamız" bir bebeği dünyaya getiriyor büyütüyor her azasını eşit derecede geliştiriyor bu derece kainatı kontrolü altına alan veya almaya çalışan bir insan "yaratıyor" da neden basit bir kurufasülyeyi yaratamıyor neden bir takım olaylar sonucu mıhlama olmuyor bunlar dahamı muhteşem şeyler yoksa Şimdi kainatın kurufasüllye yapma kanunu diye bir kanunu yoktur diyeceksin bence kanun kelimesini ateistlerin kullanmaması lazım çünkü kanun tesadüfler sonucu oluşmaz o ancak bilen birinin eseri olabilir.
Bir hayal yolcuğuluğuna çıkalım saatin içinde saatten milyonlarca daha küçük robotlar yaşasaydı ve aralarında tartışsaydılar birisi;
-Bu elimdeki aletlerin bir ustası varken nasıl olurda bu saatin ustasız olduğunu söylersin bak bilim adamlarının sözlediğine göre salise döner saniye döner yelkovan döner akrep döner sonuçta hepsi birbine bağlı bir sistem nasıl bunun bir ustası olmadığını söylersin
-Kainatta(saatte) senin aletlerinin oluşumu diye bir kural bir kanun yoktur ama senin anlattığın o sistemin kanunu vardır
Bak bak şu aptal robota bir bak bilmezki o dediği kanunu oraya biz yani insanlar yerleştimiştir.
İşte ikimizin hikayesi bu...burdan bakınca saatin içindeki hangi robot aptal görünüyor?:)
http://www.nasa.gov/images/content/303641main_mars_methane_690.jpg
http://www.nasa.gov/mission_pages/mars/news/marsmethane.html
"Kızıl Gezegen’i inceleyen NASA sonunda sadece biyolojik aktivite sonrasında ortaya çıkan metan gazı buldu. Uzmanlar bu gazın gezegende bulunan bakteriler ve mikroplar tarafından üretildiğine inanıyor.
Mars’ta hayat olduğuna dair yedi yıldır yürütülen araştırmalar nihayet meyvelerini vermeye başladı. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi, (NASA) uzmanları gezegenin çevresinde ve üzerinde aynı dünyaya benzer, metan gazı bulutları bulduğunu açıkladı. Metan gazı sadece canlı organizmalar tarafından biyolojik aktivite sonucunda ortaya çıkıyor. Yani bu gaz, birkaç istisna dışında sadece canlı bakteriler, mikroplar tarafından üretiliyor. Dünyadaki metan gazının yüzde 80’i de canlılar tarafından üretiliyor. Sadece yüzde 20’si volkanik hareketler nedeniyle ortaya çıkıyor. Ancak Mars’ta bilinen bir volkanik hareketlilik bulunmuyor. "
http://haber.gazetevatan.com/Mars_yeniden_dunyayi_ayaga_kaldirdi/218469/7/Manset
Herşeyin Allah tarafından yaratıldığına yaratılan biri bana şunu açıklayabilir mi. Dinazorların nesli tükenmemiş olsaydı dünya insanın kolayça yaşayıp çoğalabilceği yer olmaktan çıkabilirdi. Şöyle diyebilirsiniz Allah bu yüzden dinazorların neslini tüketti. Peki madem dinazorların neslini insanların yaşamı için yok etti peki baştan niye dinazorları yarattı?
Deneme yanılma yöntemini kullanmış.
Bizlerde kobayız bizim üzerimizde sınamalar yapıyor.
Belkide dinazorlar gibi bizide yok eder yeni daha gelişmiş bir canlıyı test için dünyamıza yollar.
O'nun hikmetinden sual sorulmaz,fazla ölçüp biçilmez,üstüne laf edilmez.
kararsiz
21-01-2009, 13:33
"Boşuna yazıyorum burada tek gördüğüm herkesin kendi egosunu reklam etme çabası. Benim de fikrimm var ben de birşey biliyorum demmeye çalışıyorsunuz."
insan biliyorsa veya soyleyecek birseyi varsa soyler. Bu forum felan olaylari boyle olaylar. Ne yapsin ya millet, sen yaz biz tasdik edelim, vaay chaos abim ne cok biliyomus mu diyelim? Yazdigin seyler de cok ahim sahim seyler degil ve bu siteye giren bircok ateistin kismen veya tamamen bildigi seyler. Anlattiklarinin zihinsel firtina yaratabilecegi ve birseyler kazandirabilecegi tek kisi karadenizli abim ama onunda acikcasi kafasi basmiyor. Bak ben de yazdim ama egomu tatmin etmek icin degil, su yazinin basindaki sacma cumle icin.
kararsiz
21-01-2009, 13:44
karadenizli abim. Birdaha bakalim olaylara, biz ateistlerin dunya tesadufen olustu insanlar da tesadufen ortaya ciktilar ;) tezine karsi gelistirdigin argumanlara bakalim. Dunyayi bir saate benzetmissin, insanlari da robotlara. Halbuki dunya hic oyle zeka tasarim belirtileri gosteren bir ortam degil. Kara ve denizlerin sekillerine bak, hicbir duzen ve tasarim yok. Insan bu allahin tesadufsuz yarattigi dunyayi kendi icin surekli degistirmek zorunda kalmis. Yollar yapmis, kanallar acmis. Zaten sen de saatin icinde yasayan robotlari ornek vermissin. Ne vardir saatin icinde, duzgun kesilmis carklar, zemberekler, rakamlar, kenarinda suslemeler. dunyada ne var, egrilik bugruluk. Dunyanin aslinda tasarim ve zeka isaretlerini vermedigini siz de biliyosunuz. Oyle olmasaydi bu tasarim isaretlerini bulmak icin ta karpuzun cekirdeklerine, agaclarin sekillerine, vucutta cikan pigment lekelerine bakmazdiniz.
Öyle bi saatki kendi kendinin şeklini değiştiriyor 100my yıl önce farklı bi saat modeli, ondan da 100my yıl önce farklı bi saat modeli ondan da .... Dünyanın kendisi bile evrim geçirirken üstünde yaşayan canlıların evrim geçirmemesi gibi bişi olabilir mi? Tanrı yarattığı dünyayı neden sürekli değiştirmek zorunda kalmış. yapmış sonra bakmış beğenmemiş değiştireyim demiş. Bazı canlıları yaratmış yokya bunlar olmadı burda en iyisi ben bunları yok edeyim. Bence 1400 yıl önce anlatılan yaradılışla şimdiki çok farklı. ozamnlar insanlar dünyanın hep aynı şekilde olduğunu sanıyordu. Birileri bunların hepsi nasıl oluştu sorusu sorulunca Tanrı yarattı hepsini deyip kısayoldan cevap vermiş oluyordular. Niye yarattı deyince de sus bakayım Tanrının işinemi karışcan sen deyip konu kapatılmış. Ne şanşlıyızki dünyadaki herkez bu cevaplarla yetinmemiş gerçeği aramaya çalışmış.
karadenizli
21-01-2009, 15:53
Sayın arkadaşlar bir insanın dünyayı beğenmeyişi aslında onun kibir ve gururunu gösteri.Dünyanın güneşe olan uzaklığı 149.5 milyon km bu o kadar hassastırki bundan az veya çok olsa ya yaanrız yada donarız.İnsanların yollar ve kanallar açtığından söz ediyorsunuz ama ayrıca insanlar bunu yaparak ekolojik dengeyi bozarlar asfalt olan biryerdemi sular taşar yoksa toprak yerdemi tabiki asfalt çünkü toprak suyu çeker.Ayrıca bunu söylemek Allah neden binlerce yıl önceki kullarına internet vermedi demek gibi birşey Bunları tabiki insanlar araştırıp bulacak.
Muhatap arkadaşların söylediği sözde eksiklik tüksükükler olmasaydı bu sefer göz niye şu andaki yerinde niye başka yerde değil gbi sorular gelecek hep aptalca şüpheler yaratılacaktı ve hala o aptalca şüpheler insanların zihninde şüpheler mi aptal zihinlermi bilemiyorum.
Burada bütün hassas dengeleri anlatacak değilim.Ama hergün binlerce bebek dünyaya geliyor neden? neden o meni o şekle giriyor her zaman neden bunu sormuyorsunuz kendinize eğer yine tesadüf diyorsanız o tesadüfün içine ediyim.Ayrıca bir saatle insanı,dünyayı kıyasladınız ya helal olsun.
Not;Bu yazı tesadüfler soucu oluşmuştur
Sayın arkadaşlar bir insanın dünyayı beğenmeyişi aslında onun kibir ve gururunu gösteri.Dünyanın güneşe olan uzaklığı 149.5 milyon km bu o kadar hassastırki bundan az veya çok olsa ya yaanrız yada donarız.
Not;Bu yazı tesadüfler soucu oluşmuştur
Sen diyorsun ki Tanrı insanlar yaşayabilsin diye O mesafeye koydu Dünya'yı,
ben de diyorum ki Dünya o mesafe de olduğu için bukadar canlı bir Dünya oldu.
Peki bilimadamları mars'ta bir zamanlar hayat olduğundan bahsediyorlar. Bu doğruysa yaşam olması için illede Güneş'ten 149.5 milyon km uzakta olmak gerekmiyor. Gene bilimadamları Jupiter'in Europa uydusunun buzla kaplı yüzeyinin altında bulunan sularda canlı olabilceği ihtimali üzerinde durmaktadır.
gematria
22-01-2009, 02:32
Sayın arkadaşlar bir insanın dünyayı beğenmeyişi aslında onun kibir ve gururunu gösteri.Dünyanın güneşe olan uzaklığı 149.5 milyon km bu o kadar hassastırki bundan az veya çok olsa ya yaanrız yada donarız.İnsanların yollar ve kanallar açtığından söz ediyorsunuz ama ayrıca insanlar bunu yaparak ekolojik dengeyi bozarlar asfalt olan biryerdemi sular taşar yoksa toprak yerdemi tabiki asfalt çünkü toprak suyu çeker.Ayrıca bunu söylemek Allah neden binlerce yıl önceki kullarına internet vermedi demek gibi birşey Bunları tabiki insanlar araştırıp bulacak.
Muhatap arkadaşların söylediği sözde eksiklik tüksükükler olmasaydı bu sefer göz niye şu andaki yerinde niye başka yerde değil gbi sorular gelecek hep aptalca şüpheler yaratılacaktı ve hala o aptalca şüpheler insanların zihninde şüpheler mi aptal zihinlermi bilemiyorum.
Burada bütün hassas dengeleri anlatacak değilim.Ama hergün binlerce bebek dünyaya geliyor neden? neden o meni o şekle giriyor her zaman neden bunu sormuyorsunuz kendinize eğer yine tesadüf diyorsanız o tesadüfün içine ediyim.Ayrıca bir saatle insanı,dünyayı kıyasladınız ya helal olsun.
Not;Bu yazı tesadüfler soucu oluşmuştur
oooofff ooof boşuna yazıyoruz sanırım yada okuyan bi daha unutuyo neyse başka bir konuya yazdığım mesajın aynısını geçiriyorum lütfen yeterince bilmediğiniz bilimsel konularla mucize aramaya kalkmayın komik duruma düşüyorusunuz... tüm dindarlara sesleniyorum ..
gematria
22-01-2009, 02:38
yazar komediye devam ediyor .. diyorki dünyamız güneş etrafında dönüyor... biraz yakın olsaydı güneşe yanardı bira uzak olsa donardı bu bilgiyi alınca insanın hadi beee diyesi geliyor ama demicem
yukardaki linkten alıntı yapmak isteyen trabzonluda bu anlatılanı bi mucize olarak inandığı kesin saçma bulsaydı linki vermezdi ama bilmiyodu linki verdiğine bin pişman olacak...belki milyonlarca defa söyledik din bilimin resmen düşmanıdır inanmadılar bize alın size en güzel örneğini ... bu iddiayı duyunca gülmemek elde değil ... eminimki her kendini dinin karanlığından kurtarmış kişinin yukardaki cahilce verilen bilgiye vereceği cevapları vardır .. yormuyorum sizleri kardeşlerim bugün cevabı ben veriyim ama emin olun yarın dönüp dolaşıp yine aynı saçma soruyla kapınızı çalacaklardır....
Dünyanın güneş çevresindeki yörüngesi tanrı denilen bi varlığın tutması ile oluşmamıştır ...bu yörünge kütle çekim kanunları (newton amca bulmuştur) ile olmaktadır... nedir bu kanun basitçe açıklıyım bizim güneşe çarpmamamızın sebebi çevremizdeki diğer gezegen ve yıldızların çekim kuveti ve ayrıca güneş çevresindeki dönüşümüzün bize kazandırdığı merkez kaç kuvvetidir....ortaçağda da newtona yobaz dindarlar dünyanın yörüngede dönüşün mucize olarak anlatmışlardı newton başına düşen elmayı bu papazların ağzına tıkmayı okadar çok istemiştir ki (einstein in genel görelilik kuramı newtonun bulduklarının daha çok gelişmesini ve daha çok sebebi kapsayacak biçimde düzenlenmesini sağlamıştır....)
şimdi gelelim dünya güneşe biraz yakın dönse yanar biraz uzak dönse donar yalanına...dindarlar uyanın atı alan üsküdarı geçti hangi çağda yaşıyoruz kendinizimi kandırıyosunuz yoksa bizimi cahil zannediyosunuz anlamış değili... ama aslında biyandan da gerçekten böyle inandığınıza eminim.. artık bu yazımı okuduktan sonra gerçeğe ulaşmış olacaksınız....size dünyanın güneşe her yıl 5 MİLYON KM YAKLAŞTIĞINI SÖYLESEM kullanmayı istemediğiniz aklınızda neler değişir şüpheliyim....dünya güneşin etrafında çember şeklinde dönmez uyanın artık okuyun öğrenin gelişin .....elips şeklinde bi yörüngesi vardır yanı bi çemberi alın iki yanından hafifçe bastırın olur size elips ....peki noluyo bu ekliptik eksen sayesinde dünya 3 Ocak tarihinde Güneş’e en yakın duruma gelir, buna Günberi (Perihel) denir. 4 temmuz tarihinde ise güneş’e en uzak durumundadır. Buna da Günöte (Afel) denir.
peki bu yakınlık uzaklık farkı kaçtır hemen onuda yobazların için hesaplayalım...yerin güneşe ortalama uzaklığı 149600000 km en yakın olduğundaki mesafe 147100000km
en uzak olduğundaki mesafe 152100000 km günümüzde.... yani anlicağınız arada 5milyon (ayın yere uzaklığının tam 13 KATI ) km fark vardır... ama gördüğünüz gibi yanıp donmuyoruz daha bu konu hakkında sayfalarca yazabilirdim ama inanın boşa harcayacak zamanım okadar çok değil... eminim boşa harcıyorum çünkü bunu okuyacak yobazlarda hiçbi değişim göremicez sadece içlerinde oluşan nefreti hissedebilcez.. ama kendileride farkında olmicaklar bu oluşan nefretin sebebi bizmiyiz yoksa kendilerimi.....
bazı insanlar haala hiç değişmemiş tıpkı ilk çağlardaki insanlar gibi bilmedikleri akıllarının almadığı şeyi tanrı deen bi varlığa yüklüyolar oysa tanrıya atıp oturmak yerine araştırsalar bilimden yararlansalar bu komik durumlara da düşmicekler ... aralarında ne newtonlar ne einstein ler var ama din zihinlerini zehirlemiş durumda kurtulmaları için tek çare yine kendileri ne ben nede burda yazan diğer arkadaşlarım .......
fakat bunu okuyan karadenizli kardeşimizin yüzünün bile kızarmicağına eminim direkt olarak yeni bir mucize arama işine girişecektir ama her seferinde hüsrana uğrayacaktır...din adamları mucizlere yaratır bilim adamları bu uydurdukları mucizeleri açıklar nasıl olduğunu anlatır insanlığa işte dinle bilimin farkı ....
karadenizli
22-01-2009, 02:39
Not;Bu yazı tesadüfler soucu oluşmuştur
Komik duruma düşüyoruz
karadenizli
22-01-2009, 02:41
Neden? "Tabiat anamız" bir bebeği dünyaya getiriyor büyütüyor her azasını eşit derecede geliştiriyor bu derece kainatı kontrolü altına alan veya almaya çalışan bir insan "yaratıyor" da neden basit bir kurufasülyeyi yaratamıyor neden bir takım olaylar sonucu mıhlama olmuyor bunlar dahamı muhteşem şeyler yoksa Şimdi kainatın kurufasüllye yapma kanunu diye bir kanunu yoktur diyeceksin bence kanun kelimesini ateistlerin kullanmaması lazım çünkü kanun tesadüfler sonucu oluşmaz o ancak bilen birinin eseri olabilir.
Bir hayal yolcuğuluğuna çıkalım saatin içinde saatten milyonlarca daha küçük robotlar yaşasaydı ve aralarında tartışsaydılar birisi;
-Bu elimdeki aletlerin bir ustası varken nasıl olurda bu saatin ustasız olduğunu söylersin bak bilim adamlarının sözlediğine göre salise döner saniye döner yelkovan döner akrep döner sonuçta hepsi birbine bağlı bir sistem nasıl bunun bir ustası olmadığını söylersin
-Kainatta(saatte) senin aletlerinin oluşumu diye bir kural bir kanun yoktur ama senin anlattığın o sistemin kanunu vardır
Bak bak şu aptal robota bir bak bilmezki o dediği kanunu oraya biz yani insanlar yerleştimiştir.
İşte ikimizin hikayesi bu...burdan bakınca saatin içindeki hangi robot aptal görünüyor?:)
Valla uğraştırma beni gametra.
gematria
22-01-2009, 02:50
Evet Arkadaşlar cahosun bütün fikirlerini kabul ediyorum. artık hayatımı bu yönde değiştireceğim ve yapacağım şeyleri maddelar halinde yazacağım işte benim günlük programım
1-)Artık bu siteye girmeyeceğim nasıl olsa birisi tesadüfen girer ve tesadüfen benim nicimi yazar tesadüfen şifremi girer ardındanda tesadüfen islam forumuna girer(çünkü daha çok orda takılıyorum)Oralarda birşeyler yazar artık
2-)Artık televizyonu açmaya çalışmayacağım nasıl olsa televizyonun düğmesine tesadüfen birşey düşer ve tesadüfen televizyon açılır.
3-)Artık kendime yemek hazırlamıycam çünkü yemek malzemeleri mutfakta onlar rüzgarın ve havanın etkisiyle karışır ve muhteşem bir mıhlama olur veya kuru fasülyede kabulüm tabiki tesadüfen.
4-)Çocuklarım olursa onları öss ye hazırlamıycam nasıl olsa rastgele işaretledikleri kutucuklardan tıb fakültesini kazanırlar hiç olmazsa mühendislik kazanırlar.
5-)Artık müzik dinlemiycem çünkü çevremde duyduğum sesler tesadüfen birleşip güzel bir karadeniz türküsünün notalarını tesadüfen oluşturabilir
6-)Artık rizeye gitmek içinde bilet almama gerek kalmadı nasıl olsa birisi tesadüfen bileti düşürür ve onunla giderim.
Not;Bu yazı tesadüfler sonucu oluşmuştur:D
sana bir soru sormak istiyorum sahilde yürüyosun ve kıyıya vurmuş bikaç şişe gördün ...ve dikkat ediyosun o şişelere hepsinin kapağı var.. kapaksız olan bi tane bile yok...şimdi sen bu duruma bakıp
a) bu şişeler kapaklı kapaksız bir çok şişe ile okyanusa atılmıştır .. uzun okyanus yolculuğuna dayanıklı olanlar batmadan sahile ulaşabilmiştir .. kapaksız olanlar veya kapağı iyi kapatılmamış olanlar veya çatlak olanlar bi şekilde içine su kaçıranlar batıp yok olmuşlardır okyanusun derinliklerinde .. bu zorlu yolculuğu aşanlar sadece bu olasılıklar içinden kapakları olan ve sıkıca kapatılmış olanlardır... işte bu yüzden gördüğüm tüm bu şişeler kapalı ve dayanıklı diyemi yoksaaaaaaaaaaa
b) bu şişeler kapakları bilinçli olarak kapatılmıştırki okyanusu aşıp kıyıya vursunlar diyemi düşünürsün...
ama şişelerin ilk başta dökülen buna benzer biçok şişeyle beraber okyanusa atıldığını veeee yolculuğa dayanıksız olanların battıklarını kapağı sıkı olanların ise okyanusu bu yüzden geçebildiklerini kesinlikle biliyosun...
sorumu cevaplarsan sevinirim..
gematria
22-01-2009, 02:57
anlamadım karadenizli yazıma cevabın bumu ? yani yani bi sorumu soruyosun soracaksan açık sor onuda açıklıyım ama umarım güneşe yaklaştığımızda yanmicağımızı anlamışsındır :D korkma yanmayız allah bu yüzden teşekkür etmene gerek yok çünkü şuan mlyarlarca galasideki milyarlarca gezegen bazı sebeplerden dolayı güneşlerine çarpıyorlar... bu milyarlarca olasılık içinden bizimde dünyamızın güneşe çarpacağı gün gelecek henüz zamanımız var merak etme :) dünyamızı elinde tutan yok olasılıklar var... eğer bu gün bu dünyamız güneşe çarpsa ve yarın yeni bir gezegende hayat başlasa onlarda saf saf vaayy bee ne kadar şanslıyız dicekler ama bilmiyeceklerki zamanında harap olmuş bir dünya var ...ve bir gün onlarında başına aynı son gelcek
karadenizli
22-01-2009, 03:03
valla gametra
Ben bilirimki o şişelerin bir imalatçısı var bir fabrikası var bunu bilir bunu söylerim.
Ulaşmak istediğin amacı çok iyi biliyorum ama böyle basit ve sığ örneklerle hiç biryere varamassın. zekeriya beyaz ulaşmak istediği amaç için böyle basit örnekler verir.
Dediğim gibi beni ilgilendiren o şişelerin fabrikası ustası olduğudur tamammı cannnnımmm
karadenizli
22-01-2009, 03:07
Ömer hayyamı seversiniz siz bak ne diyo;
Varlığın sırrı saklı senden benden
öyle bir sırki ne sen çözebilirsin ne ben
Bizimki perde ardında dedikodu
Bir indimi perde ne sen kalırsın nede ben
gematria
22-01-2009, 03:15
valla gametra
Ben bilirimki o şişelerin bir imalatçısı var bir fabrikası var bunu bilir bunu söylerim.
Ulaşmak istediğin amacı çok iyi biliyorum ama böyle basit ve sığ örneklerle hiç biryere varamassın. zekeriya beyaz ulaşmak istediği amaç için böyle basit örnekler verir.
Dediğim gibi beni ilgilendiren o şişelerin fabrikası ustası olduğudur tamammı cannnnımmm
şıklarda şişelerin imalatçısından bahsetmedim o başka bi konu çünkü.... eğer bu sorumu a şıkkı veya b şıkkı diye cevaplarsan sevinirim oralarada gelecez fabrikaya kadar gidcez merak etme... ayrıca açıklamama haala cevap alamadım en azından seni aydınlattım diye teşekkür edebilirdin güneş dünya meselesinde ...canımlı cicimli konuşmaları ,laubaliliği hiç sevmem rica ederim üslübuna dikkat et....dalga geçmenin bile bi adabı vardır bilirsin...
gematria
22-01-2009, 03:19
Ömer hayyamı seversiniz siz bak ne diyo;
Varlığın sırrı saklı senden benden
öyle bir sırki ne sen çözebilirsin ne ben
Bizimki perde ardında dedikodu
Bir indimi perde ne sen kalırsın nede ben
doğru söylemiş herzamanki gibi din adamlarının yaptığı işte dedikodu yok efendim zebaniler varmış ateş kazanları seni bekliyormuş yok çadırlar varmış 9 kapılı cennet varmışş felan. hep bunlar dedikodu.. benim işim tanrı varmı yokmu sorusuna cevap aramak değil çünkü böyle bi cevaba ihtiyacım yok... ama gözleri kararmış bi şekilde tanrı var diyenlerin bu uğurda bu batıl inançlarına bilimi alet edenlerin karşıısındayımdır... ben bu oturduğum yerden tanrı yok desem buda dedikodu olur ... tanrının yokluğuna kesin kanıtım yok varlığına sahip olunmadığı gibi...ama mantıklı bi şekilde düşünürsen o hep anlatılan tanrıya yer yoktur bu sistemde...ama mantık tek başına yeterli sebep olamaz...
karadenizli
22-01-2009, 03:24
Kimse adya ulaşma meselesini düşünmemştir
ayrıca sen bu kainatın yaratıcıdsı yoktır diyerek benimle en büyük dalgayı geçiyorsun
gematria
22-01-2009, 03:30
Kimse adya ulaşma meselesini düşünmemştir
ayrıca sen bu kainatın yaratıcıdsı yoktır diyerek benimle en büyük dalgayı geçiyorsun
cevabını anlayamadım ? aslında cevapp vermiceğinide çok iyi biliyordum çünkü yaklaşan çelişkinin farkındasın .. cevap vermeyerek kurtulduğunu sanıyosun ama battığının farkında değilsin..
evet bu kainatın yaratıcısı yoktur... yani bu kainat yokken var olmadı hep vardı ama belki kainat olarak değildi..( yani çömlek şeklinde değilde onun temeli olan çamur şeklinde ) eğer evrenin olmadığı bi an gösterirsen bu iddianı kanıtlamış olursun .... bing bang örneğini verip komik duruma düşme onu çoktan açıkladım eski mesajlarımdan birinde ama yok eğer bing bang diyosansa söyle açıklıyım sana neden yoktan varolmadığını...
karadenizli
22-01-2009, 03:34
Güneşte yoktur hemşerim o zaman güneşte yoktur.Ben dualarımda sanada yer veriyorum biliyomusun bak;
Allah herkese akıl fikir versin
gematria
22-01-2009, 03:41
keşke dua edip allahtan bişeyler dileneceğine sen çalışıp çabalasan bu şey için ... neyse sanrım cevap alamicam yazdıklarıma alakasız cevaplar alıyorum hatta cevaptan saymıyorrum bu acayip şeyleri ...
iyi geceler....
evrensel-insan
22-01-2009, 04:00
Saygideger arkadaslar;
Yasam sadece; mustakil var olan varlik icin vardir. Uzerinde veya icinde yasam surdurdugu yer icin degil; Yasam; mustakil var olan varligin, kendi algisi temelinde; kendini idame ettirmesidir. Ta ki; mustakil var olan varlik algisi sona erene -olunce-kadar. O yuzden, mustakil var olan varlik icin, yasam; onun yasam mucadelesi vermeye basladigi andan itibaren baslar. Her, yeni dogan icin yasamin baslangici, onun dogumudur. Ayrica, hicbir mustakil var olan varlik; kendi yasaminin sonunu yasayamaz. Ancak, baska mustakil varliklarin; yasaminin sonunu-kendi yasamdaysa- yasayabilir. Yasam, mustakil var olan varlik icin; hem dogumsuz, hem de olumsuzdur. Cunku, ne kendi dogumunun bilincide; ne de olumunun bilincindedir. Yasam, zamana endekslenmistir. Yere endekslenmis olmasi ise; ayrimciliktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Belkide karadenizli "neden" değil "niçin" Dünya Güneş çevresinde döner demek istiyor. Neden'in cevabı basit. Ancak niçin'i belki hiçbir zaman bulamacağız. Belki tanrının "Başarısız Deneyler" kutusundaki yüzbinlerce evrenden biriyiz ve takmıyor bile :)
Birde karadenizli alınma ama bu "tesadüf" olayına cidden takmış gibi gözüküyorsun. ne istatistiksel fiziği nede quantum mekaniğini 5 dakkada anlatmak mümkün değil ancak Normal insanlar için yazılımış QED: The Strange Theory of Light and Matter (http://ifile.it/nzdq0v/feynmanr.p.qedthestrangetheoryoflightandmatterprin ceton1985t163s.djvu)'i okumanı tavsiye ederim. Teknik bir kitap değil herkes için. (Not: kitabın türkçe tercümesini okuma o kadar kötü bir tercüme olamaz...)
Bazı insanlar neden, Bilimadamları tarafından ortaya atılan Big Bang TEORİsini hala Teori olarak dururken sorgusuz sualsiz kabul edip gene Bilimadamları tarafından ortaya atılan Big bang teorisi kadar kabul gören Evrim Teorisini kabul etmezler? Sonuçta ikiside hala teori( ikisininde sağlam kanıtları vardır) olarak durmaktayken işine geleni kabul edip işine gelmeyeni kabul etmemek nedendir?
gematria
22-01-2009, 15:00
Belkide karadenizli "neden" değil "niçin" Dünya Güneş çevresinde döner demek istiyor. Neden'in cevabı basit. Ancak niçin'i belki hiçbir zaman bulamacağız. Belki tanrının "Başarısız Deneyler" kutusundaki yüzbinlerce evrenden biriyiz ve takmıyor bile :)
Birde karadenizli alınma ama bu "tesadüf" olayına cidden takmış gibi gözüküyorsun. ne istatistiksel fiziği nede quantum mekaniğini 5 dakkada anlatmak mümkün değil ancak Normal insanlar için yazılımış QED: The Strange Theory of Light and Matter (http://ifile.it/nzdq0v/feynmanr.p.qedthestrangetheoryoflightandmatterprin ceton1985t163s.djvu)'i okumanı tavsiye ederim. Teknik bir kitap değil herkes için. (Not: kitabın türkçe tercümesini okuma o kadar kötü bir tercüme olamaz...)
niçin sorusu doğa kanunlarına sorulamaz çünkü ne için anlamındadır ve belli bir planlanma yapılmıştır ve bunu sormaktadır bu soru tipi... yani bilinçli yapılan işler için sorulur bu soru...
su yüz derecede kaynar dediğimizde neden kaynarın sorusu cevanı kadar mantıklıdır fakat niçib kaynar dersek gülerler bize.. su buhar olmak için kaynadı veya suyun canı sıkıldı kafa dağıtmak için uçtu veya kabını sevmedi gitti desek tam saçmalamış oluruz :D
doğa olaylarına sorulamayacak bir sorudur bu..
tesadüf olayına taktığını bende sanıyodum arkadaşa yardım ediyim diye gece 2 lere kadar yazıştık ama baktımki amacı laf kalabalığı yapmak yani kısacası tesadüf kavramını işine yarıyo diye elinde tutmak istiyor ne kadar açıklasakta bilinçli istekli olarak anlamicaktır... çünkü anlamamaya muhtaç hissediyo kendini... baksanıza anlicağından korkarak soruma bile cevap vermedi .. eminim hiçbir müslümanda vermicektir...özellikle tesadüfle ilgili espriler düzen müslüman stand-up' çılar ....
evrim tesadüfü savunmaz olasılıkları savunur eğer her olasılık denenmişse ve işe yarayan olasılık kalmışsa buna tesadüf denmez .....bir araba çöplüğünü düşünün burdaki bütün maddeleri karıştırın helbet içlerinden bazı olasılıklar belki çalışır durumda bir motor veya tamamen bi araba yaratabilir buna tesadüf değil milyonlarca ihtimal içinden bir olasılık denir.. faka evrim bunuda savunmaz canlılar maddelerin karıştırılması ile oluşmadı... sadece DNA ve RNA denilen şifrelerdeki yer değiştirmeler ve bu şifrelerin okunarak oluşturduğu canlılar dan bahseder...kısacası her canlının kökeni dna larına bağlıdır.. dna yı değiştirirsen canlıda değişecektir.... oturup karbon hidrojen ve oksijeni milyonlarca yıl karıştırıp bi insan yaratmasını beklememizi evrim değğil evrimi bilmeyen din adamları söyler .. çünkü akkılları ancak bi kereden oluşmaya basar...
karadenizli
22-01-2009, 15:39
Olasılıkları aptallar savunur.
karadenizli
22-01-2009, 15:45
Şimdi bütün gezegenlerde canlılar yaşasaydı yani bütün gezegenlerde hayat olsaydı bu sefer diyeceklerdiki ya demekki hayatın ortaya çıkışı çok normal yaratıcıya gerek yok bakın kendiliğinden oluyor her gezegende.
Sadece 1 gezegende olsaydı canlılık hadi tanrının özellikle yarattığına inanırdım ama böyle bir şey yok:D
Ya gametra bırak şimdi sen tanrıya inanmamak için dünyaya gelmişsin boşuna örnekler verme her pozisyonda nasıl olursa olsun tanrıya inanmayacaksın bu kadar basit.
Big banda inanmayıp ta evrim teorisine inanmanda çok komik bak şimdi sizin oyununuzu yapacağm aaaa sen big banda inanmıyomusun ne kadar çağdışı ve gericisin:)
doğa olaylarına sorulamayacak bir sorudur bu..
Eğer doğa felsefesinin aksinomlarını doğru kabul ederseniz sorulamaz. Sorunun kendinside bir paradox olabilir fakat mantık dışı değildir.Tıpkı Escher'in eller tablo (http://www.cs.nyu.edu/courses/fall07/V22.0002-002/escherHands.jpg)sundaki gibi eller paradoxun farkına varamazlar ama bizler varabiliriz.
tesadüf olayına taktığını bende sanıyodum arkadaşa yardım ediyim diye gece 2 lere kadar yazıştık ama baktımki amacı laf kalabalığı yapmak yani kısacası tesadüf kavramını işine yarıyo diye elinde tutmak istiyor ne kadar açıklasakta bilinçli istekli olarak anlamicaktır... çünkü anlamamaya muhtaç hissediyo kendini... baksanıza anlicağından korkarak soruma bile cevap vermedi .. eminim hiçbir müslümanda vermicektir...özellikle tesadüfle ilgili espriler düzen müslüman stand-up' çılar ....
Gandhi'nin bir lafı var "Uyuyan bir insanı uyandırabilirsiniz, ama uyuma taklidi yapan birini asla uyandıramazsınız."
Olasılıkları aptallar savunur.
Modern fiziği tamamı (ve dolayısıyla ona bağlı tüm bilim ve mühendislikler) olasılık üzerine kurulu hatta kesin neticelerin asla olmayacağını savunuyorlar.
karadenizli
22-01-2009, 16:19
ya şu problemi açıklayamıyorsunuz daha konuşuyorsunuz defalarca yazdım Bu yazı tesadüfler sonucu oluşmuştur diye ilk önce bu yazının tesadüf sonucu oluştuğuna inanın ondan sonra tartışmaya devam edelim.
Daha basit bir yazının arkasında bile beni yani karadenizliyi görüyorsunuz bir insanı bu yazıyla kıyaslamak mümkünkü kıyaslayanlarda var aman allahım bu nasıl bir mantıktır böyle.
İnsanınm arkasında neden Allahı görmüyorsunuz sıyrılın artık bu inattan sıyrılın
Gandhi'nin bir lafı var "Uyuyan bir insanı uyandırabilirsiniz, ama uyuma taklidi yapan birini asla uyandıramazsınız."
Gandhi'nin bu sözü pek mantıklı değilmiş.
Uyuma taklidi yapan birine seslenildiğinde, dürtüldüğünde uyur gibi yapmaya devam ediyorsa bu salak biri olduğunu gösterir. Sözü şöyle değiştirelim:
"Uyuma taklidi yapan bir insanı uyandırabilirsiniz ama ölü taklidi yapan birini asla uyandıramazsınız."
Bence işlerine gelmeyen konularda ölü taklidi yapıyorlar.
Big bange yaratılışın başlangıcı olarak görüp sarılıyorlar ama nedense kitaplarındaki yaratılış hikayesinde büyük patlamadan bahsedilmiyor.
Allah'ın arşı suların üzerinde yüzüyormuş, yeri donatmış, döşemiş, gıdalar, bereketler çıkarmış. Sonra göğü yaratmış. Ne ilgisi varsa big bang'le?!
Big bang, panteizme, sudur teorisine uygundur, yaratılış teorisine değil. :)
.
Big banda inanmayıp ta evrim teorisine inanmanda çok komik bak şimdi sizin oyununuzu yapacağm aaaa sen big banda inanmıyomusun ne kadar çağdışı ve gericisin:)
istersen bir daha oku yazdıklarımı. bazı insanlar big bang'e inanıpta Evrim teorisine inanmıyor, parantez içinde de ikisininde sağlam kanıtları olduğunu söyledim.Burdan Big bang e inanmadığım sonucuna nasıl var dır çok merak ediyor. Sonuçta ikiside teori olarak kabul edilmektedir. İkisinide çürütecek yerine daha sağlam kanıtlarla daha iyi bir teori atılana kadar kabul görmeye devam edilecektir. Benim dediğim nokta Big bang kitaptaki yaradılış hikayesine uydurulabildiğiniz için bir sorun yok ama evrim teorisi sizin yaradılış hikayenize ters olduğu için kabul etmiyorsunuz. Merak ediyorum gelecekte Big Bang teorisiyle ilgili yaradılış hikayesine ters bi bulguya uluşılırsa ne yapacaksınız? Kimsenin kimseye evrime inanmıyor diye çağdışı dediği yok ama evrime yalan deyip, evrim çürütüldü demek asıl komik olan.
karadenizli
22-01-2009, 17:08
Gametra yı kastetmiştim ben
gematria
22-01-2009, 17:33
Şimdi bütün gezegenlerde canlılar yaşasaydı yani bütün gezegenlerde hayat olsaydı bu sefer diyeceklerdiki ya demekki hayatın ortaya çıkışı çok normal yaratıcıya gerek yok bakın kendiliğinden oluyor her gezegende.
Sadece 1 gezegende olsaydı canlılık hadi tanrının özellikle yarattığına inanırdım ama böyle bir şey yok:D
Ya gametra bırak şimdi sen tanrıya inanmamak için dünyaya gelmişsin boşuna örnekler verme her pozisyonda nasıl olursa olsun tanrıya inanmayacaksın bu kadar basit.
Big banda inanmayıp ta evrim teorisine inanmanda çok komik bak şimdi sizin oyununuzu yapacağm aaaa sen big banda inanmıyomusun ne kadar çağdışı ve gericisin:)
koptum :D inanmıyorum dediğimi nerden çıkardınki sadece harun yahya gibilerin anlttığı gibi bing bang yoktan varedildiğini söylemez evrenin gerçek teori böyle değildir....bunu kastetmiştim tabiki bende bing bang teorisine inanıyorum ve mantıklı buluyorum şimdi söyle bana bakiyim evrenin yok olduğu bi an göster kanıtlayamazsan evren yoktan varoldu deme bidaha....
ayrıca ben tanrıya inanmamak için gelmemişim dünyaya 17 yaşına kadar çok iyi bi müslümandım geçde olsa uyandım gaflet uykusundan ....diğer gezegenlerde yaşam olmaması hayatın çıkışının zor olduğu anlamına gelmez sadece organik bileşiklerin oluşması için belli şartlar gereklidir ... bu şartların oluştuğu gezegenlerde hayat oluşur oluşan canlılarda saf saf sağolsun allah beni yaratıp bu güzel dünyaya koydu der ....
gematria
22-01-2009, 17:35
ya şu problemi açıklayamıyorsunuz daha konuşuyorsunuz defalarca yazdım Bu yazı tesadüfler sonucu oluşmuştur diye ilk önce bu yazının tesadüf sonucu oluştuğuna inanın ondan sonra tartışmaya devam edelim.
Daha basit bir yazının arkasında bile beni yani karadenizliyi görüyorsunuz bir insanı bu yazıyla kıyaslamak mümkünkü kıyaslayanlarda var aman allahım bu nasıl bir mantıktır böyle.
İnsanınm arkasında neden Allahı görmüyorsunuz sıyrılın artık bu inattan sıyrılın
bişey anladıysam (arap)müslüman olayım :D konuyu bu acayip mesajlarla bulandıramazsın sor sorunu açıkca cevaplayalım tesadüf eseri oluşan bir mesajda neyin nesi nerden çıktı kim savundu ...
karadenizli
22-01-2009, 22:18
Birazda biz soralım başlığında soruyorum sorularımı ben Git başımdan senin gibi demagoglarla uğraşamamhttp://kadinvedin.ipbfree.com/html/emoticons/tongue.gif http://kadinvedin.ipbfree.com/html/emoticons/tongue.gif
gematria
22-01-2009, 22:30
sen ancak güneşe yaklaştığımızda yanacağımıza inananlara anlat safsatalarını...bende bişiler öğrenmek istiyosun sanmıştım yardımcı olmak çabasındaydım bundan sonra hiçbir yazına cevap yazmicam .. cevap verilmeye değmezmiişsin.... bizler mantığın bekçileriyken demagog olduk yazık senin gibilere ayırdığım zamana....
Daha önce verildimi bilmiyorum ama linkteki sitede jeolojik devirlerle dünyanın geçirdiği aşamaları ve evrimin nasıl ilerlediğini sade ve anlaşılır bir biçimde açıklıyor. Yazılar kutsal kitaptaki gibi herşeyi Tanrı yarattı diyerek değilde tamamen bilimsel kanıtlara dayanarak anlatıyor.
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index2.htm
karadenizli
23-01-2009, 18:00
Bundanda anlaşılıyorki o devrin insanları ve hayvanları oralara gizli kamera yerleştirmişler ve bilim adamlarıda bunları çizmiş.
Fosille diye bağırıyorsunuz şu anda evet fosiller bakın ünlü evrimci atıf şensoy ne demiş;Söz konusu fosilin başı 50 metre ötede elleri ayakları 50 metre geride bedenide metrelerce yerin dibinde bunların bir canlıya ait olma olasılığı çok düşüktür diyor yani bu uzuvlardan birisi başka canlıyada ait olabilir.
Bilim adamının bahsettiği yöntemi uygularsanız ortaya insana benzemeyen insana yakın canlı çıkar ve sizde işte evrime delil bulduk dersiniz.
Bir yerde yazdım kenyanın rudolf gölü kenarında bir insan fosili bulundu tam 2.8 milyon sene öncesine ait aynen bugünkü insanlar gibi bu rakam doğrumudur bilemiyorum ama meselemiz bu değil asıl meselemiz;İnsanın atası diye önümüze sunulan şeylerin birden insanın torunları haline gelmesidir.
Sorun buda değil bir canlının uçması,kanat kazanması meselesi evrim bunu cevaplarken öyle bir cvaplıyorki sizin gibi zeki insanların nasıl bu açmalıklara inandığını anlamıyorum yok sinek yakalarken kanat kazanmışlar hayvanların çoğu sinek yakalamaya çalışır ama bir türlü evrim emaresi görülmez milyonlarca seneden bahsedeceksiniz biliyorum ama sonuçta bir canlı milyon sene yaşamıyorki.
Orda çizilenler ciddi araştırma ve bulunan fosillerin yardımıyla çizilmiştir. Kimse onları işkembeden sallayarak çizmemiştir.
Kemiklerin aynı canlıya ait olup olmadığı Dna testiyle yada benzer bir kimlik tespiti yoluyla belirlene bilir. Ki kaldı ki kos koca evrim teorisi bi veya iki kemiğe dayandırılmıyor.
Eğer öğle bir insan fosili bulunmuş olsaydı yer yerinden oynardı. wikipedia da bulunan bazı fosiller ve bulundukları yer, hangi zamandan kaldıklarına dair bir liste var. Bu listede ben bulamadım.
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_hominina_fossils
Evrimde öyle zort diye özellik kazanmak yoktur. --- Sonuçta bir canlı milyon sene yaşamıyorki--- sözünle ne demek istedin merak ediyorum. Bir canlı derken Nesil mi kastediyon yok tekil canlımı kastediyorsun. Tekil canlı kastediyorsan çok saçma bir söz olur ayrıca evrim böyle birşey demiyor. Bir nesil milyon sene yavaşıpta bazı özellikler kazanabilir veya kaybedebilir.
karadenizli
24-01-2009, 01:45
Peki canlıların nasıl kanat kazandıklarını bilimsel olarak açıklarmısın ama dikkatli yaz güldürme beni çünkü bu çok hassas konu hemen espri konusu bulabilirim kendime.
Yani demek istiyorumki bir canlı yaşadığı 30-40 veya 60 yıl içerisinde nasıl bir özellik kazanabilirki sonraki nesillere aktarabilsin aynı şey sonraki nesiller içinde geçerli.
Mesela yahudiler 4000 yıldır sünnet olurlar ama hiçbir yahudi sünnetli dünyaya gelmez biz müslümanlar aynı şekilde en az 1000 yıldır sünnet oluruz ama sünnetli dünyaya gelmeyiz.Bir bilim adamı diyorki kertenlkelenin kuyruğunu en az 21 nesil kestim ama hiçbir kertenkele kuyruksuz dünyaya gelmedi.
Eğer 4000 yıldır yahudilerin istemedikleri bir parça ısrarla yeniden çıkıyorsa o evrimde bir sorun var demektir
Peki canlıların nasıl kanat kazandıklarını bilimsel olarak açıklarmısın ama dikkatli yaz güldürme beni çünkü bu çok hassas konu hemen espri konusu bulabilirim kendime.
Yani demek istiyorumki bir canlı yaşadığı 30-40 veya 60 yıl içerisinde nasıl bir özellik kazanabilirki sonraki nesillere aktarabilsin aynı şey sonraki nesiller içinde geçerli.
Mesela yahudiler 4000 yıldır sünnet olurlar ama hiçbir yahudi sünnetli dünyaya gelmez biz müslümanlar aynı şekilde en az 1000 yıldır sünnet oluruz ama sünnetli dünyaya gelmeyiz.Bir bilim adamı diyorki kertenlkelenin kuyruğunu en az 21 nesil kestim ama hiçbir kertenkele kuyruksuz dünyaya gelmedi.
Eğer 4000 yıldır yahudilerin istemedikleri bir parça ısrarla yeniden çıkıyorsa o evrimde bir sorun var demektir
Karadenizli kendine ve bize bir iyilik yap. Evrimle ilgili yazı yazmadan önce
www.evrim-teorisi.org
www.evrimianlamak.org
sitelerinden biraz bir şeyler oku ne olur.
Bahsettiğin evrim anlayışı Lamarkçı olarak bilinir ve Darwinist yaklaşımla ilgisi
yoktur ve artık savunanı da yoktur.
karadenizli
24-01-2009, 02:44
Sayın frodo darwinist yaklaşımla sorularımı cevaplayın o zaman
Ben açıklamayım sana verceğim linkte bulunan makalede uçuş ile ilgili ortaya atılan görüşleri bilgileri bulabilirsin bu benim açıklamamdan daha bilimsel olur.
http://www.kad.org.tr/files/makale/evrim2.pdf
Ayrıca günüzmüzde uçma yeteniği körelmiş canlılarda bulunmaktadır.Devekuşu,penguen gibi.
Canlıların nasıl özellik kazandıklarını kendi fikrimle şöyle açıklayabilirim. Canlılar yaşadıkları ortama ayak uydurmak zorundadır.Bu ayak uydurma nesilde adaptasyon ile başlar. Nesiller boyu süren adaptasyonlar kalıcı olmaya başlamaktadır, doğal seleksiyon ile de ortama uyum sağlayaman bireylerin elenmesi sonucuda tür zaman içinde evrimleşir. Burda geçen süre bir kaç bin yıl gibi kısa bir süre değildir.
Bi dakka hiç bir müslüman dünyaya sünnetli gelmemiştir diyorsan Peygamber dünyaya sünnetli gelmemişmiydi? Ben dünyaya sünnetli gelen bir çok kişi biliyorum.Neyse buna evrim diyemeyiz. Hala 4000 yıl gibi bir süreden bahsediyorsun Birşeyin evrilebilmesi için 4000 yıl çok kısa bir süre.
gematria
24-01-2009, 11:23
Ben açıklamayım sana verceğim linkte bulunan makalede uçuş ile ilgili ortaya atılan görüşleri bilgileri bulabilirsin bu benim açıklamamdan daha bilimsel olur.
http://www.kad.org.tr/files/makale/evrim2.pdf
Ayrıca günüzmüzde uçma yeteniği körelmiş canlılarda bulunmaktadır.Devekuşu,penguen gibi.
Canlıların nasıl özellik kazandıklarını kendi fikrimle şöyle açıklayabilirim. Canlılar yaşadıkları ortama ayak uydurmak zorundadır.Bu ayak uydurma nesilde adaptasyon ile başlar. Nesiller boyu süren adaptasyonlar kalıcı olmaya başlamaktadır, doğal seleksiyon ile de ortama uyum sağlayaman bireylerin elenmesi sonucuda tür zaman içinde evrimleşir. Burda geçen süre bir kaç bin yıl gibi kısa bir süre değildir.
Bi dakka hiç bir müslüman dünyaya sünnetli gelmemiştir diyorsan Peygamber dünyaya sünnetli gelmemişmiydi? Ben dünyaya sünnetli gelen bir çok kişi biliyorum.Neyse buna evrim diyemeyiz. Hala 4000 yıl gibi bir süreden bahsediyorsun Birşeyin evrilebilmesi için 4000 yıl çok kısa bir süre.
ki adi kardeş evrim konusunda yanlış anlaşılmamaya çalışmalıyız ... yanlış anlaşılabilecek bir cümlemiz dindarlara malzeme olmaktadır bu bakımdan bu zor görevinde sana başarılar ve bol dikkat diliyorum..
evrim günümüzdede geçmişte işlediği gibi işlemektedir... penguenlerin kanatları giderek yüzgeç haline gelmektedir... bunu yapan bilinçli mutasyonlardır ... fakat henüz kanıtlanmamıştır bu mutasyonların nasıl işlediği ... değişim neye göre olduğu ise bilinmektedir... neslin devamını tehdit edebilcek gerekli değişiklerde ancak mekanizma tetiklenmekte ... bu değişim 60-40 yılda değil senin dediğin gibi çok uzun yıllarda meydana gelmektedir... fakat evrimleşen her bireydede nükleotit çapında küçük değişiklikler meydana gelmektedir.. bunlar bin yıllar geçtikçe daha belirgin bi etki yaratmaktadır...
sünnet meselesine gelince sünnet insan ırkı için yaşamı tehdit eden bir olay değildir .. dolayısıyla mekanizmayı tetiklemez... insanlar sünnet yüzünden ölseydi bu türün devamının tehlike altında olduğunun göstergesidir... bu yüzdende gerekli uyumu insanoğlu yapacaktı oysa öyle bi durum yok... evrim bizim hayatımızı 4 4 lük yapmak için çalışmaz bizim mutlu olmamız içinde çalışmazz ... tek yaptığı elimizdeki geni başkasına rahatça aktarabilmemiz için uygun değişiklikleri yapmaktadır.. bir bakıma genler kendilerini taşıyan bireylerde değişiklikler yaratıp kendilerini sağlama almaya çalışırlar ... işte evrim budur....
mesela filler dişleri yüzünden avlanılmaktadır... ve günümüzde afrikada dişsiz filler doğmaktadır hayat süreçleri boyunca dişleri olmayan .... işte bu avlanılma sayılarını azaltacağından gerekli bir değişimdir... adaptasyonlar genlere aktarılmaz kalıcı değildir ... hayat içinde oluşurr o kişiyle beraber ölür.. fakat henüz gizemini koruyan kısım ise kalıcı uyum dediğimiz küçük yararlı dna mutasyonlarıdır.. bilim adamları hızla bu konu üzerinde çalışmakta merak etmeyein ilerde bu mekanizmayıda her ayrıntısıyla açıklayacaklarıdır...
sünnetli insanların doğumunu asla beklememeliyiz.....saygılar...
gematria kardeşim ben adaptasyon dan evrime geçerken söylediklerim tamamen benim evrim hakkında edindiğim bilgilerle oluşan fikrimdir. Doğru veya yanlıştır. Adaptasyonların genlere aktarılmadığını biliyorum. Fakat evrim süreçlerini sıraladığımızda
Adaptasyon,Genetik sürüklenme,Gen akımı, Mustasyonlar,Doğal seleksiyon,Türleşme;
arasından ilk basamağı adaptasyonlar oluşturmaktadır. Seninde dediğin gibi evrim konusunda yanlış anlaşılmamalıyız. Zaten yanlış anlamak için can atan bir sürü insan var. Ben konuyu basitçe anlatmaya çalıştım Sevgili Karadenizli kardeşimize. Adaptasyonlar tek başına evrim için yeterli değildir fakat evrimsel süreçlerden biridir.
Ok şöyle diyelim o zaman
Her yıl köprüden 1M kişiyi atsak 100k yıl sonra kanatlarımız çıkar mı ? Yok pek olası değil.
Ama tüm siyah-kahverengi gözlüleri düzenli olarak öldürürseniz. Bir süre sonra herkes mavi-yeşil gözlü olacaktır. Fakat siyah gözlüler tamamen yok olur mu ? olmaz sayıları önemsenmeyecek kadar az olur.
Bence bu yüzden 10k yıl sonra bu yüzden hyper-salak hale gelecektir. Çünkü doğa hayatta kalanı destekler, zekiyi değil.
karadenizli
24-01-2009, 13:42
İyide kappapi dediğinizi yaparsak herkesin mavi-yeşil gözlü olacağını söylüyorsunuz.
Peki uçan canlılar olmadan önce sizin verdiğiniz örnek ne işe yarar bilmiyorum yani karadeki canlılarımı öldüreceksiniz kimi öldüreceksiniz yoksa kuşlarımı-ki o zaman yaşamıyorlardı-
Yoksa benmi örneği yanlış anladım
Kappapi dediğini yaparsak sadece tür içindeki varyasyonları azalmış olursun.Evrim hakkında biraz detaylı araştırma yapsanız. bir canlıdan diğer canlıya geçişteki süreçleri, nedenleri çok iyi anlarsınız. Daha öncede dediğim gibi evrim kısa zamanda olacak birşey değil hatta şu kadar zamanda olurda diyemeyiz.
http://en.wikipedia.org/wiki/File:Humanevolutionchart.png
Yukarıdaki linkteki resimde homo-ergasterden Homo-sapiens e kadar geçen süre 2m yıl kadardır.Dikkat edersen bu geçiş lineer bir şekilde olmamıştır.
karadenizli
24-01-2009, 14:39
Hemen mızıkçılık yapıp milyon sene diyorsunuz.İŞte bu dediğinizde bir bakıma inanç sayılır milyon sene öncesini nerden bilelim ya(Fosil konusunu açıkladım)
Evrimin olduğuna inanıyorsunuz sadece inanç iştebukadar.
---Hemen mızıkçılık yapıp milyon sene diyorsunuz--
Bunu biraz daha detaylı anlatırmısın anlamadım kusura bakma.
Milyon sene öncesini nerden bilelim diyorsun. Jeolojinin sırf bunun için var olduğundan haberin yok sanırsam. Kimse bu söyledikleri şeyleri Tanrı bana söyletti diye söylemiyor.Yıllarca süren araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda söylüyorlar. Bilimde hiç bir zaman körü körüne bir inaç yoktur.Bilimin kabul ettiği herhangibir olayı mesela Big Bang teorisini sen kalkıp bilimsel yoldan kanıtlarla çürütürsen bilim bunu hala körü körüne savunmaya çalışmaz. ama konu din olunca sorgulama bile olamaz. Sen kalkıpta elindeki kanıtlara dayanarak Topluma Allah yok Muhammed yalan söylüyor dediğin zaman sonucu karatoprak oluyor ne yazıkki.
İyide kappapi dediğinizi yaparsak herkesin mavi-yeşil gözlü olacağını söylüyorsunuz.
Peki uçan canlılar olmadan önce sizin verdiğiniz örnek ne işe yarar bilmiyorum yani karadeki canlılarımı öldüreceksiniz kimi öldüreceksiniz yoksa kuşlarımı-ki o zaman yaşamıyorlardı-
Yoksa benmi örneği yanlış anladım
Dedikleriniz doğru, ona benzer bişi yapmamız gerekecek. Bir örnek verelim; 2 tane aynı tip çiçek bitkisi "sürüsü" olsun. Yani 100 tane bir kümede, 100 tane 2. kümede olsunlar. Nasıl ki insanlar bir birinin kopyası değildir. Aynı şey çiçeklerde de var.
1.Küme mutlu mesut yaşasınlar, 2.Kümedekiler ise bir şelalenin yanında bulunsunlar. Uzun zaman sonra 2.kümedekilerin "daha az dayanıklı" olanları ölecektir. Sadece "dayanıklı" olan üreyecektir. Bir nevi danayıklı olan Gen kazanacaktır.
Artık Şimdi 2 farklı çiçeğimiz oldu. 1.Küme ile 2.Küme artık farklı....
Peki soracaksın nasıl oldu da böyle Gen meydana gelebildi ? Doğanın tekniği şu: bir sürü ufak minik değişiklikler yap (rasgele) eğer bu değişiklikler iyi ise yaşar... kötü ise ölür. Yaşayan çoğalır. Ölen.. mağlum :)
Kappapi dediğini yaparsak sadece tür içindeki varyasyonları azalmış olursun.
Yeni türde kasarsan çıkar. Örnekteki amaç -tıpkı doğanın yaptığı gibi- sistemi local bir extremum noktaya yaklaştırmak.
Sevgili arkadaşlar karadenizliye bütün tartışmaları işgal ettiriyorsunuz, en çok da kendi canınızı sıkıyorsunuz.
Adam da hiç utanma sıkılma yok bir kere, nasıl mı, gematria güneş dünya uzaklığına son derece basit ve gerçek bir açıklama getirmiş buna rağmen dönüp haklısın demeyen bir adam bu. Ki bundan fazlası, dünyanın yörüngesinde de ciddi sapmalar olmakta.
Frodo link vermiş oku diye, ama adamın derdi ne anlamak ne de öğrenmek. Hemen her başlıkta karadenizli vıdı vıdısı.
Ciddi manada kalite de düşmekte arkadaşlar lütfen dikkat edelim.
Tartışma başlığının önemine bakın, bir de dönüp yazılanlara bakın arkadaşlar.
Selamlar.
Karadenizli kardeşimin yada yaratılışa inanan bir kardeşimin hayatın başlangıcını anlayabileceğimiz bir şekilde, hangi jeolojik dönemde( hangi evre ne kadar sürmüş) hangi canlı yaradılmış dünya nasıl oluşmuş anlatmalarını istiyorum? Bunu cidden soruyorum. Hy dende alıntı yapabilirsiniz farketmez.
sıcahsıcah
26-01-2009, 11:16
seni zırcahil! yuh olsun sana! aslında bana yuh olsun çünkü senin cahil olduğunu bir an unutarak adam yerine koydum seni ve bir kuraldan bahsettim! bütün bilim bunu söyler! bu benim kuralım değil bu evrensel bir kural salak! kimlerle uğraşıyoruz yahu!! :evil:
sen bu deneyden şüphe etmediysen yukarıya neden bu deneyle ilgili şüphelerini yazdın?
3. evrim konusunda aydınlattın beni teşekkür ederim. gerçi gerek yoktu öyle bir kaç yılda olabilseydi evrim, biz görerek şahit olurduk atıyorum bir balığın nasıl 4 ayaklı bir hayvan olabildiğine. ha o balığın niye hala olduğu şekli ile var oldugunu açıklayamazdık ama olsun. görüyoruz daha ne isteyelim. sen insanın hangi yaratıktan evrildiğini düşünüyorsan ordan yola çık. maymun olabilir, penguen olabilir...birde şu sorulara da cevap verebilirsen üçüncü kez sevinirim;
- o yaratık hala varsa neden hala oldugu şekliyle var? (mesela dört ayaklı kara canlısına dönüştüğü söylenen bir balık türü günümüzde hala avlanabiliyor...tamam dönüşmüş olsun. ama avlanan balık neden dönüşmedi? yoksa evrim faşist mi? )
- ve neden günümüzde bir ara geçiş formu yok? yoksa dünyada yaşayan bütün canlılar birer ara geçiş formu mu aslında?
- ve madem evrim, var olan şartlar için en uygun olanı hedefliyor, değişik şartlarda yaşayan insanlar neden aynı şekilde evrildi? mesela japonların çekik gözleri ve zenci insanlar birer evrim harikası mı? eğer öyle ise o şekilde evrilmelerine sebep olan şartlar nedir? yok onların evrimle alakası yoksa yine baştaki soru : neden aynı şekilde evrildik? mesela kutuplarda yaşayan insanların neden derileri daha kalın değil yada tüyleri yok?
- yine senin mesajından yola çıkarak maymun türlerini ele alalım. evrim var olan şartlara göre gerçekleştiğine göre aynı ortamda mesela aynı ormanda -diyelim ki amazonda- neden onlarca çeşit maymun var? şartlar aynı...neden maymunların atası farklı farklı evrilmiş?
bekliyorum ayrıntılı cevabını. yalnız yazdıkların demin teşekkür ettiğim açıklaman gibi yüzeysel temel bilgiler olmasın. adnan hocayı okumamış olmam evrim teorisi konusunda hiç bir şey bilmiyorum anlamına gelmez. bir de bana lütfen fosil deme ve bir ton bilimsel terimleri bana kopyala-yapıştır yapma.ben sana tamamı ile kendi mantığımı yansıtan sorular soruyorum, cevabın da senin mantığını yansıtsın. ikimizde bilim adamı değiliz.
ve hacı ben anladığıma inanıyorum diyeceğim ama senin bu cümleyi anlayabileceğini sanmıyorum .sen yorma o güzel kafanı. boşver. yorsan bir şey farkedeceğini de sanmıyorum. sen benim cinnet geçirip küfür etmemi bekle...bekle bekle...
diğer kısımlara da tek tek cevap vercektim ama verceğim cevabın faydası olmayacak çünkü sen hem aptal hem de çok cahilsin..sadece cahil veya sadece aptal olsan seni adam yerine koyardım ama aynı anda hep aptal hem cahil olman verceğim evapların çöpe gitmesi anlamına geliyor.
ebu leheb aynen isim hamin gibi hiddetlenmiş ve seviyeni düşürmüşsün vede gördüğüm kadarıyla zıçmışsın bak kardeşim ateist bir insan her naneyi bilecek mantıklı olarak açıuklayacak diye bir kural yok beyin zaten her bilgiyi alacak kapasitede değil sizin deyiminizle evrilmedi o kadar en baba beyin dahide olur oda bir süre sonra cozutmaya başlar aaaah rahmetli Tuncer Tuğcu bu arada rahmetli diyorum kendisi imanla gitti en sonunda itiraf etti bir yaratıcının var olduğunu herhalde büyük affedici tarafından affedilmiştir uzaydaki fosil ışıkların (big ben sonrası ortaya çıkan korkunç ışık) keşfi bir çok bilimadamında olduğu gibi tuncer hocadada o çöküşü ve teslimiyeti gerçekleştirdi en azından iman etti giderkene neyse konu dağılmasın mantıken açıklayamadığın şeyleri açıklama bence bende bir soru sordum ilkel canlılarda görme gibi möğemmel bir duyu organı ne zaman evrilmiştir acep ve nasıl bir bilinç buna yolaçmıştır yani lan etrafta ne oluyo n bitiyo görmeliyim e bunun içinde gözüm çıksın gibi bir bilinç nasıl oluştu ve bu bilinç göz çıkmasına yetermi yani gözü olmayan bir canlı biraz ıkınsa ve gelecek kuşaklara bir şekilde bu bilinci aktarsa onlarda ıkınsa yada sürekli ışığa baksa (ha pardon bakamazlar çünkü gözleri yok) gözleri çıkamaya başlarmı ?evrim bir pozitif gelişmeyse neden çok estetiğin yanında fiziksel ve zihinsel özürlü bireyler doğuyor ? ve dinazor gibi 40 tonluk bir canlının evrim sürecinde aslında milyonlarca yıl sonra ortaya çıkması gerekirken nasıl olupta ilk halkalardan birisi oluyor yani bacak kadar sürüngenler birden hooop devasa canlı oluyor ne iş yoksa bunlar petrol gibi insanlığın çok faydalanacağı bir yakıtın hammaddesi olacağı için bilerekmi devasa bir şekilde ortaya çıktılar tabi birde bu canlıların milyonlarca yıl yeraltında fermente olup yakıta dönüşmesi gerektiğinden dünyanın ilk dönemlerinde çıkması tamamen evrimin bize bir kıyağımıydı acaba
sıcahsıcah
26-01-2009, 11:21
birde arkadaşın şu sorusunu cevaplarsan bende merak ediyurum çünkü aydınlanırım bakın din aydınlanmaya bilmeye öğrenme merakınaengel değilmiş değilmi yani öyle olsa herkes susar böyle sorular sormazdı demekki din sorgulamamayı gerektirir teziniz çöktü
soru= o yaratık hala varsa neden hala oldugu şekliyle var? (mesela dört ayaklı kara canlısına dönüştüğü söylenen bir balık türü günümüzde hala avlanabiliyor...tamam dönüşmüş olsun. ama avlanan balık neden dönüşmedi? yoksa evrim faşist mi? )
en azından bu soruya mantıklı cevap veren bir site varsa oraya bakalım ve diğer meraklarımızı gidermeye koyulalım
sıcahsıcah
26-01-2009, 13:01
Karadenizli kardeşimin yada yaratılışa inanan bir kardeşimin hayatın başlangıcını anlayabileceğimiz bir şekilde, hangi jeolojik dönemde( hangi evre ne kadar sürmüş) hangi canlı yaradılmış dünya nasıl oluşmuş anlatmalarını istiyorum? Bunu cidden soruyorum. Hy dende alıntı yapabilirsiniz farketmez.
kardeş kuran jeoloji kitabı olmadığı için çok ayrıntılı bilgi bulamassın içerisinde onun için jeoloci tarih paleontoloji vb gibi kaynaklar var onları açıp okuyabilirsin kurana göre ilk hayat suda başladı bu kadar söleyebilirim
karadenizli
26-01-2009, 15:44
Sevgili arkadaşlar karadenizliye bütün tartışmaları işgal ettiriyorsunuz, en çok da kendi canınızı sıkıyorsunuz.
Adam da hiç utanma sıkılma yok bir kere, nasıl mı, gematria güneş dünya uzaklığına son derece basit ve gerçek bir açıklama getirmiş buna rağmen dönüp haklısın demeyen bir adam bu. Ki bundan fazlası, dünyanın yörüngesinde de ciddi sapmalar olmakta.
Frodo link vermiş oku diye, ama adamın derdi ne anlamak ne de öğrenmek. Hemen her başlıkta karadenizli vıdı vıdısı.
Ciddi manada kalite de düşmekte arkadaşlar lütfen dikkat edelim.
Tartışma başlığının önemine bakın, bir de dönüp yazılanlara bakın arkadaşlar.
Selamlar.
Gw 19 beni eleştirmiş ooohh rahatladım üzerimden bir yük kalktı.Çünkü gw 19 bir deha ve IQ seviyesi ölçülemiyor dünyanın en zeki yaratığı.Maymundan geldik ve maymuna dönecez.
İyi niyetli bir kaç arkadaş var onların dışında gw19 gibi tartışmayı bilmeyen ve "ağzımdan çıkan bilimdir" niyetinden hareket eden insanlar bana malzame vermekten başka hiçbirşey yapmazlar.
kardeş kuran jeoloji kitabı olmadığı için çok ayrıntılı bilgi bulamassın içerisinde onun için jeoloci tarih paleontoloji vb gibi kaynaklar var onları açıp okuyabilirsin kurana göre ilk hayat suda başladı bu kadar söleyebilirim
Merak etme ben onların okulunu okuyorum. Sen 1400 yıl önce nerden baksan elinde kalacak bir kitapta 6 günde sudan yaratıldı dediğine sorgusuz sualsiz inanıyorsun ama bu kadar bilim adamının ortaya bir çok kanıtlarla ortaya koyduğu verilere inanmıyorsun.Tabi nede olsa HY evrim çürütüldü diyor. Evrimi savunan bilim adamları ne yapacaklarını bilemiyorlar diyor. Bilimadamları Kambriyen patlamasındaki canlıları bir daha zor tekrar edebilcek hızlı bir evrimini buluyor Hy ne diyor işte Yaratıcının kanıtı Hepsini bir anda yaratmış diyor. Ama bilim diyorki kambriyen patlamasından öncede çok hücreli -algler ve ilkin hayvanlar vardı diyor ama nedense görmezden geliniyor.
gematria
26-01-2009, 16:43
Sevgili arkadaşlar karadenizliye bütün tartışmaları işgal ettiriyorsunuz, en çok da kendi canınızı sıkıyorsunuz.
Adam da hiç utanma sıkılma yok bir kere, nasıl mı, gematria güneş dünya uzaklığına son derece basit ve gerçek bir açıklama getirmiş buna rağmen dönüp haklısın demeyen bir adam bu. Ki bundan fazlası, dünyanın yörüngesinde de ciddi sapmalar olmakta.
Frodo link vermiş oku diye, ama adamın derdi ne anlamak ne de öğrenmek. Hemen her başlıkta karadenizli vıdı vıdısı.
Ciddi manada kalite de düşmekte arkadaşlar lütfen dikkat edelim.
Tartışma başlığının önemine bakın, bir de dönüp yazılanlara bakın arkadaşlar.
Selamlar.
söylediklerine katılıyorum kardeş bu forumda biçok kişiyle fikir alışverişi yapmışımdır ama bunun gibisini görmedim resmen verilen bilgilere bişey katacağına sulandırmaya yöneliyor ... ilk defa umutsuz bir vaka ile karşı karşıyayım sorularına cavap veiryoruz kendi iddiasını dillendireceğine yeni be anllamsız sorularla konuyu sulandırıyor yazık .. bu yüzden onla tartışmama kararı aldım ....
gematria
26-01-2009, 16:51
Ok şöyle diyelim o zaman
Her yıl köprüden 1M kişiyi atsak 100k yıl sonra kanatlarımız çıkar mı ? Yok pek olası değil.
Ama tüm siyah-kahverengi gözlüleri düzenli olarak öldürürseniz. Bir süre sonra herkes mavi-yeşil gözlü olacaktır. Fakat siyah gözlüler tamamen yok olur mu ? olmaz sayıları önemsenmeyecek kadar az olur.
Bence bu yüzden 10k yıl sonra bu yüzden hyper-salak hale gelecektir. Çünkü doğa hayatta kalanı destekler, zekiyi değil.
köprüden ata olayı evrim mekanizmasını tetiklemek için yeterli bir süre sunmamakta canlıya
yani köprüden düşüş süresi o her bireyde küçücük bir nükleotid değişimi için bile yeterli değildir... ki zaten benim dediğim o küçük başlarda farkedilmeyen sonradan nesilden nesile daha belirgin olan değişim insan için düşünürsek insan ömrünün büyük bir bölümünde oluşmaktadır.. yanii eğer biz köprüden düşüş süremiz uzun olsaydıı diyelimki 20 -30 yıl olsaydı ve bizde o düşme esnasında sürekli buna direniş gösterseydik ne biliyim işte ellerimizi ayaklarımızı çırpmaya çalışsaydık ve aynı zamanda yeni nesiller burakabilseydik işte ozaman kollarımızın ayaklarımızın bizi daha yavaş düşme daha ilerdede düşmeme konusunda evrimleştiğini görebilirdik... mesela neler olabilirdi... addüksiyon dediğimiz hareketi yapmamızı sağlayan kaslarda aşırı bir kalıcı hipertrofi ayrıca belki el ayası genişlicekti belki kemiklerimiz kuşlarda olduğu gibi köpüksü hale gelecekti ... ama dediğim gibi yeterli süree gerekli eğer bu süre yoksa türün sonuyla karşı karşıya kalınır... tıpkı değişen hızlı iklim şartlarına dinazorların ayak uyduramayıp ölmesi gibi.....
sıcahsıcah
27-01-2009, 01:33
köprüden ata olayı evrim mekanizmasını tetiklemek için yeterli bir süre sunmamakta canlıya
yani köprüden düşüş süresi o her bireyde küçücük bir nükleotid değişimi için bile yeterli değildir... ki zaten benim dediğim o küçük başlarda farkedilmeyen sonradan nesilden nesile daha belirgin olan değişim insan için düşünürsek insan ömrünün büyük bir bölümünde oluşmaktadır.. yanii eğer biz köprüden düşüş süremiz uzun olsaydıı diyelimki 20 -30 yıl olsaydı ve bizde o düşme esnasında sürekli buna direniş gösterseydik ne biliyim işte ellerimizi ayaklarımızı çırpmaya çalışsaydık ve aynı zamanda yeni nesiller burakabilseydik işte ozaman kollarımızın ayaklarımızın bizi daha yavaş düşme daha ilerdede düşmeme konusunda evrimleştiğini görebilirdik... mesela neler olabilirdi... addüksiyon dediğimiz hareketi yapmamızı sağlayan kaslarda aşırı bir kalıcı hipertrofi ayrıca belki el ayası genişlicekti belki kemiklerimiz kuşlarda olduğu gibi köpüksü hale gelecekti ... ama dediğim gibi yeterli süree gerekli eğer bu süre yoksa türün sonuyla karşı karşıya kalınır... tıpkı değişen hızlı iklim şartlarına dinazorların ayak uyduramayıp ölmesi gibi.....
nasıl ya kuşlar ve kanatlıların kanatları 20 30 yıl sürecek düşüşlerdemi oluştu yaw valla sizin hayal gücünüz gerçekten süper hem bir soru neden dinazorlar evrim halkasında en sonda olmaları gerekirken ilk halkalardan biri olmuşlardır hani papuç kadar bilmemne oid ler hooop 40 tonluk dinazor olmuş bir gecede başka bir yerde daha yazdığım gibi evrim baba bize bu dinazorları devleştirip çürütüp birde zaman tanıyıp petrole dönüştürerek kıyakmı geçti bu evrim akıllı bişe o zaman ne dersiniz bilinçli yani
nasıl ya kuşlar ve kanatlıların kanatları 20 30 yıl sürecek düşüşlerdemi oluştu yaw valla sizin hayal gücünüz gerçekten süper
Onlar hiç düşmedi ki ...
hem bir soru neden dinazorlar evrim halkasında en sonda olmaları gerekirken ilk halkalardan biri olmuşlardır hani papuç kadar bilmemne oid ler hooop 40 tonluk dinazor olmuş bir gecede başka bir yerde daha yazdığım gibi evrim baba bize bu dinazorları devleştirip çürütüp birde zaman tanıyıp petrole dönüştürerek kıyakmı geçti bu evrim akıllı bişe o zaman ne dersiniz bilinçli yani
Sizden aşağıdaki grafiğe bakmanızı istiyorum
http://img134.imageshack.us/img134/8900/17554780vz6.jpg
Evrimin amacı "genel maximum"'a ulaşmaktır. Grafikte soldan sağa doğru gittiğinizi ve sadece "1 dağ" ötesini görebildiğini düşünün. O zaman yerel bir maximum noktasına takılacaktınız. Oysa gerçekte önünüzde çok daha büyük dağlar var.
Eğer radikal mutasyonlar olmuyor olsaydı tıpkı evrimde sizin gibi yerel bir max'a takılacaktı. Biz mi daha ileriyiz ? Dinazorlar mı ? Bizler çünkü doğayı değiştirme gücüne sahibiz. O halde evrim doğru işlemiş :) (Tabii önümüzdeki 100 yıl için başka gezegenlere koloni kuramaz ve yok olursak ... umarım daha iyi bir maximum bulunur :D )
sıcahsıcah
27-01-2009, 12:16
Onlar hiç düşmedi ki ...
Sizden aşağıdaki grafiğe bakmanızı istiyorum
http://img134.imageshack.us/img134/8900/17554780vz6.jpg
Evrimin amacı "genel maximum"'a ulaşmaktır. Grafikte soldan sağa doğru gittiğinizi ve sadece "1 dağ" ötesini görebildiğini düşünün. O zaman yerel bir maximum noktasına takılacaktınız. Oysa gerçekte önünüzde çok daha büyük dağlar var.
Eğer radikal mutasyonlar olmuyor olsaydı tıpkı evrimde sizin gibi yerel bir max'a takılacaktı. Biz mi daha ileriyiz ? Dinazorlar mı ? Bizler çünkü doğayı değiştirme gücüne sahibiz. O halde evrim doğru işlemiş :) (Tabii önümüzdeki 100 yıl için başka gezegenlere koloni kuramaz ve yok olursak ... umarım daha iyi bir maximum bulunur :D )
peki bende şunu soruyum dinazorlarmı daha ileri köstebekler mi bence dinazorlar en azından görme gibi çok enterasan bir sistemleri var imiş herhalda bu arada dinazor fosillerinden gelişmişliği açısından genetik değerlendirmeleri olan varsa ve paylaşırsa eyi olur konuyu daha açabilirik o zaman neden dinazorları insanlarla kyasladığınıda anlamadım bu arada yeryüzünde dinazorlardan sonra gelen 2. tür değilizki biz birde gözün evrimi ile ilgili bilgisi olan varmıdır acep ne ilginç değilmi şu anda yakıt olarak kullandığımız petrolün yeterli miktarda oluşması için devasa yaratıklara gerek vardı yani evrim süreci normal işleseydi dinazorların ortaya çıktığı dönemlerde aslında köpek büyüklüğünde canlıların evrilmesi gerekirdi bir alıntı yapmak istiyorum bu arada
Alan Woods - Ted Grant-Marksist Felsefe ve Modern Bilim-12. İNSANIN DEVRİMCİ DOĞUŞU-Dinozorlar Çağı – Mezozoik (250-65 milyon yıl önce)
burada diyorki bir bölümünü alıyorum "Diğer omurgalı karasal yaşam formları üzerinde hakim olan dinozorların patlayıcı büyümesi, memelilerin daha fazla gelişmesine olanak vermedi. Milyonlarca yıl küçük boyutlarda ve küçük sayılarda varlıklarını sürdürdüler, geceleri yiyecek arayarak, devasa çağdaşlarının gölgesinde kaldılar."
bu dinazorların patlayıcı büyümesi ne demek büyümenin nedeni nedir diğer memelilerin farkı neydide ufak kaldılar dinazorların yediği et ot her neyse daha mı besleyiciydi
Sevgili karadenizli evrimin başlangıcından beri evrim hiç bir engele takılmadan gelseydi şimdi dünyada çok değişik canlılar bulunuyor olurdu buna dinazorlarda dahil. Fakat evrimin ilerleyişi ile dünyanda olan olaylara bakıyoruz dünya da hayat 5 defa yok olma noktasına gelmiştir.Yani evrimle canlılar biryere kadar evrildikten sonra dünya ya çarpan meteor yada bundan başka olaylar sonucunda o evrilen canlıların çok büyük bir çoğunluğu defalarca yok olmuşturlar. Sen diyorsunki dinazorlar evrimin son halkası olması gerekiyordu evrimde hiç bir zaman son halka diye birşey yoktur. Dinazorlar yaşadıkları çağın en baskın türü olabilirler ama bir meteor çarpması yüzünden yok olmuşlardır. O çarpma sonucunda bir çok canlı türü yok olmuştur. Kalan canlı türleri evrimleşerek bugünkü canlı türlerini oluşturmuşlardır. neden dinazorlar daha büyüktü diyorsun bende sana sadece dinazorlar büyüktü demiyorum.
al bi kaç örnek
karbonifer böceklerinde iki önemli grup ortaya çıktı. Bugün yaşayan hamamböceklerinin ve yusufçuklarının ataları bu dönemde ortaya çıktı. Yusufçukların kanat açıklığı 75 cm’e kadar ulaşabiliyordu. Kibritotları, eğrelti otları, atkuyrukları ve ilk tohumlular 40 metreye varan dev boyutlara ulaşarak bugünkü kömür yataklarını oluşturdular.
Devoniyen döneminin başlangıcında yalnızca suya bağımlı bitkiler bulunurken, dönem sonunda odunsu gövdeleri olan ilk ağaçların oluşturduğu ormanlar vardı. Bu ormanlardaki ağaçların boyları 30-40 metre kadar olabiliyordu .
Sonra daha yakın zamanda yaşamış olan Gigantopithecus3 metrelik boyu ile gerçek kingkongtur. Demekki sadece dinazorların büyük boyutlarda değilmiş
gematria
27-01-2009, 13:59
nasıl ya kuşlar ve kanatlıların kanatları 20 30 yıl sürecek düşüşlerdemi oluştu yaw valla sizin hayal gücünüz gerçekten süper hem bir soru neden dinazorlar evrim halkasında en sonda olmaları gerekirken ilk halkalardan biri olmuşlardır hani papuç kadar bilmemne oid ler hooop 40 tonluk dinazor olmuş bir gecede başka bir yerde daha yazdığım gibi evrim baba bize bu dinazorları devleştirip çürütüp birde zaman tanıyıp petrole dönüştürerek kıyakmı geçti bu evrim akıllı bişe o zaman ne dersiniz bilinçli yani
ya yapma bunu işte ben yazımda böylemi demek istemişim bidaha oku lütfen.. 25-30 yılda olan değişiklik nükleotidler çapındaki minimum değişikliklerdir nesilden nesile bu değişiklikler giderek zamanla (bin hatta milyon yılllar sürecinde ) kendini dışa vurmaktadır ... lütfen yargılarını bi kenara bırakıp oku yoksa yazdıklarımı yanlış anlıyosun ... evrimde birinden üstün bir canlı yoktur .. çünkü herkes kendi dalında evrimleşir ... diyelimki bir mühendisler bir doktoru nasıl kıyaslayamıcaksansa evrim sürecinde köstebekle dinazoruda kıyaslayamazsın ... çok komik sorular sormaya başladın emin ol ...
yaa inan bu konuda çok az şey biliyosun ve ben buna çok üzlüyorum dinazorlar pat diye evrimleşmemiştir bu yüzmilyon yıllar sürmüştür amaa bilmeyenler içlerini rahatlatmak için pat diye evrimleştiklerini söyleyip dururlar...
tek hücrelilerden çok hücreli ilk canlıların oluşma tarihi 600 milyon yıl öncesine dayanmaktadır oysa en eski dinazor fosili ise 235 ila 241 milyon yıl öncesine aittir.. dinazorlar pat diye çıkmadı ataları tekodontlardır onlardan evrimleşmişlerdir ... dikkat edersen arada en az 300 milyon yıl var ve bu süre yeterli bir süredir ... artık uyanma vakti gelmedimi ne dersin ?