PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : BULANTI


haci
27-11-2004, 22:34
BULANTI

Savaş resimleri.. Korkunç savaş resimleri.. Ölüm kokan, savaş resimleri...

Çocuk cesetleri heryerde. Dokunmaya kıyamayacağınız o güzel eller, kollar ve bacaklar, yoklar... Kafalar param parça... Bakmakla doyamayacağınız yüzler tanınmıyor artık, lime lime...Ölüler tabutlarda değil.. Hiç beklenmedik yerlerde... Yollarda, kaldırımlarda, köşebaşlarında, tarlalarda, çukur ve hendeklerde. Her yerde....

Neyi simgeliyor dersiniz bu resimler?
Ne ifade ediyorlar?
Amerikan zulmünü mü simgeliyorlar?...
Yoksa savaşın zulmünü mü?

Türk’ler daha mı nazik öldürüyorlar?
Ölümün estetiği olur mu?

Saddam gibi arkadan habersiz, sinsice yaklaşıp, sessizce öldürmek daha mı estetik
Daha mı da insancıl?
Daha mı kabul edilir?
Nasıl öldürdüğün o kadar mı önemli?

Yine de ölenlerin bazıları diğerlerinden daha korkunç bir manzara oluşturuyor.
Aralarında sanki bir kereden fazla ölenler var.
On kere ölenler, yüz kere ölenler var...

Azrail bile canı bir kere alıyor.
Tek bir can var ama savaş onu yüz kere, bin kere geri alıyor..
Azraile çok iş düşüyor.. Şeytan da var işin içinde mutlaka..
Kimin kılığında dersiniz acaba?
Hangi askerin, hangi generalin kılığında?
Hangi katilin, hangi teröristin?

Ne ölen öldüreni tanıyor, ne öldüren öleni..
Belli ki savaş piknik değil....
Peki nasıl düşman oluyorlar, birbirlerini öldürecek kadar, birbirlerini tanımayan bu insanlar?

Nasıl?

Bu resimleri izlerken bu soruları kendinize sormalısınız.. Kendi insanlığınızı sorgulamalısınız..
Savaş, kadın-erkek hepimizin yaptığı ve yapacağı bir eylemdir.
Bu resimleri izlerken içinizde kin ve nefret veya hüzün ve dehşet kabarıyorsa, siz de öldürürsünüz.
Bu duyguları duyduğunuz için kendinizi daha üstün ve düşünceli, daha iyi ahlaklı ve nitelikli bir insan olarak düşünmeyin.

Çünkü değilsiniz.

Duygu simsarlığı yaparak yaşamını kazanan tonla insan var.
Eskiden cenazelerde dövünerek ağlayan profesyonel “matemciler” vardı..
Hala var onlardan..
Birçoğu iyice profesyonelleşti ve bu tür resimlerle diğerlerinin yaşamını zehir etmeyi öğrendi..

Savaş piknik değildir.
Savaşı ciddiye almalısınız.
Her savaşta insanlar ölecektir.
Kadın, çocuk, yaşlı, genç farketmez.. Ölen insandır...

Kendi yaşamını ciddiye almayan çoğu kere bunun hesabını kendi canı ile öder.
Onlar ülkenin lideri iseler, onlar adına hesabı halk öder.

Savaş insan halidir. İnsan doğasının en barbar şekilde tecelli eden bir manifestasyonudur.
Bu resimlerden alınacak bir ders varsa o da savaş etmemeyi öğrenmektir.
Bunun da mümkün olacağını sanmıyorum. Resimler beni de çok rahatsız
etti. Çok duygulandım. Öyleyse ben de kendi inanç ve ilkelerim uğruna
savaşmaya hazırım. Kendi saplantılarım için ben de öldürebilirim.
O saplantılarım barış olsa da farketmez.....
Bu keresinde barış için öldürürüm
Çünkü ben duygusal bir insanım.
Barbarlıktan tiksiniyorum
Uygarlık için öldürürüm.
Çünkü bir insanım.
Bir neden bulur
Öldürürüm...
Öldürürü
Öldürür
Öldürü
Öldür
Öldü
Öld
Öl
ÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖ



HACI

haci
28-11-2004, 19:01
Derin bir bulantı krizinden sonra kendini yatağa atar... Başı dönmekte, kulakları uğuldamaktadır. İçinde bir ses ona hep kötü olduğunu söylemektedir. O kadar kötü müdür? Hiç iyi tarafı yok mudur? Neden başı dönmüş, midesi bulanmıştır? Yoksa kendinden mi iğrenmiştir?
Kimdir? Nedir?
Ayakları üzerine kalkmaya çalışır ve güçlükle ulaştığı masada bir solukta aşağıdaki notu yazar... Birden rahatladığını hisseder......
Sonunda kendisi ile tanışmış ve var oluş nedenini bulmuştur.


Kendinizi tanımaya çalıştınız mı, hiç? Ben kimim, neyim diye sordunuz mu? Aslında bu sorular dünyada var oluş nedeninizden ve yaşama verdiğiniz anlamlardan bile daha önemli..... Çünkü kendinizi yeterince tanımadan, ne neden var olduğunuzu bilebilirsiniz, ne de yaşama bir anlam verebilirsiniz. Bu dünyadaki varlığınız kim ve ne olduğunuzla çok daha yakın bir ilişki içinde.. Kendinizi yeterince tanımadan nasıl olur da bir yaşam felsefesi geliştirebilir, başkalarını da ilgilendiren bir konuda nasıl ahkam kesebilirsiniz!

Kendinizi tanımanın kolay olduğunu sanmayın... Önünüze saysız engeller çıkacaktır. Onların başında kendi egonuz olacaktır. Bu bağlamda diğerlerinin sizin hakkınızdaki düşünceleri hiç önemli değildir. Onlar sizin kimliğinizi yoğurmayacakdır. Sadece egonuzu güçlendirerek, kendinizi tanımanızı zorlaştıracaktır. Başkalarına aldırmayın.. Onların sizin hakkınızdaki iyi kötü her türlü düşünceleri sizin kendi özünüze ulaşmanızı önleyen engellerdir.

Arada bir inzivaya çekilin.. Kendinizle yalnız kalın... Derin düşüncelere ve tefekküre dalın.... Kendinize, özünüze yönelin... Kendinizle tanışın...
Orada ne görüyorsunuz? Önce muhtemelen daha derinlere penetre olmanızı önleyen kocaman bir ego ile karşılaşacaksınızdır! Birçoğumuz için bu engeli aşmak olanaksızdır. Orada takılır kalırız. Ama biz o değiliz. Çünkü bize ait olduğunu sandığımız egomuz, çoğu kere dış tepkilere karşı ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır. Bizi dış dünyaya karşı koruyan bir engeldir. Bizim bile delip geçmede zorluk çekeceğimiz, kendimizi tanımamıza izin vermeyen bir barajdır. Daha derinlerden yüzeye çıkmaya çalışan ilkel duygularımızla, süperegomuzdan benliğimizin derinliklerine, özümüze inerek onları nötralize etmeye çalışan üstün insansal duygularımızın mücadele ettiği bir savaş alanıdır, egomuz. Onu aşıp benliğinizin derinliklerine ulaşmaya çalışın. Bunun çok zor olduğunu sanacaksınız ama, biraz çaba harcadıktan sonra, hiç de olanaksız olmadığını anlayarak, şaşıracaksınız. Egonuzu delip geçtiniz ve ruhunuzun derinliklerine penetre oldunuz... Orada ne görüyorsunuz?

Orada kimliğinize ışık tutacak, sizi size tanıtacak hiç bir şeyle karşılaşmayacaksınız! İd size transparandır. Şeffaftır... Onun varlığından bile haberdar olamayacaksınız. Onun yalnız manifestasyonlarını görebilir, zulüm ve kötülüklerine şahitlik edebilirsiniz. Ama kendisi sizin özünüze penetre olmaya çalışan süperegonuzdan uzak olabileceği kadar uzaktır. Hem uzaktır, hem de ilkel ve tümüyle anlaşılmazdır. Sizin gerçek doğanız karşı karşıya gelseniz de tanıyamayacağınız, tanısanız bile kabul edemeyeceğiniz korkunç bir canavardır. Aslında onu orada görmememeniz lehinizedir....

Id’le karşılaşamadığınız için kendi öz benliğinizde hiç bir şey göremeyeceksiniz. Ama bu hiç bir şey, hiç bir şey demek değil! Çünkü orada karşılaştığınız hiç bir şey, hiç bir şey değil. O bir Hiçbirşeylik! Hiçbir şeyden yarattığınız bir Hiçbirşeyliktir o...

Orada hiçbir şey göremeyince soru sormaya başlayacaksınız.

Özümde neden hiç bir şey yok..
Ben kimim?
Ben neyim?
Nereden geldim ben?
Neden varım?
Herşey neden var?
Herşey neden yok?
Dünya, ay, güneş ve evren neden var?

Bu soruları sorduktan sonra içinizde karşılaştığınız hiç bir şeyin birden değişip, Hiçbirşeylik olduğunu göreceksiniz..... Hiçbir şey, siz onu düşündükçe bir anlam kazanacak ve insan duyarlılığının en müthiş başarılarından biri olan Hiçbirşeylik kavramına dönüşecek.
Varoluşunuzun nedeni hiçbirşeyliktir. Yoktan var oldunuz. İlerde yok olacaksınız.
Doğmadan önce yoktunuz. Öldükten sonra da yok olacaksınız.

Orada en son karşılaştığınız ve tanıdığınız şekilsiz, biçimsiz, çirkin ve eğri büğrü egonuz olmuştu. Artık onu da görmüyorsunuz. Hepsinin yokluktan var olduğunu anladınız. Sizin için önemli olan var olmanız.. Varoluşunuz..
İyi kötü bütün niteliklerinizle bir insansınız, siz... Doğaya isyan eden ama, olmasa da olur diyebileceğimiz, zayıf, nahif, iyi-kötü, güzel-çirkin, sınırlı seçeneklere sahip bir das Ein sınız.. Orada duransınız yani. Orada var olansınız........

Sonunda kendiniz ve özünüzün kaynak aldığı üstün bir değerle karşılaştınız. Hiçbir şeyi, varlığınızın kaynağı ve özünüz olan Hiçbirşeylik’e dönüştürdünüz....

Artık yalnız var değilsiniz. Aynı zamanda bir Varoluşçu sunuz...

Varolşcu için temel Hiçbirşeylik''tir. Hiçbirşeylik güçtür ve gerçeğin ta kendisidir.

Hiçbirşeylik insanin hem umutsuzluk ve kederinin, hem de varoluş cesaret ve dürüstlüğünün kaynağıdır. Onun hem başlangıcıdır, hem de sonu.

Hiçbirşeylik güzeldir.

Uykudan uyanır ve Hiçbirşeylik''de ölümsüzlüğü arar.....

TWILIGHT ZONE

Kac zamandır,
Uyuyordum...
Kimbilir?........
Ter içinde uyandım.
Sersem gibiydim..
Nedenini bilmeden,
Acele edip duruyordum.
Sanki hemen,
Bir şeyler yapmalıydım..

Etrafıma bakındım,
Günesi göremedim,
Ay da yoktu ortalıklarda,
Yıldızlar da...
Şafak mı atiyordu?
Yoksa gurup muydu uyandığım?
Anlayamadım...

Gündüz ve gece,
Aydınlık ve karanlık,
İyilik ve kötülük,
Güzellik ve çirkinlik,
Sevgi ve sevgisizlik,
Aşk ve aşksızlık,
Yaşam ve ölüm,
Arasındaydım.
Geliyor muydum?
Yoksa gidiyor muydum?
Bilmiyordum!

Bir umutla doğruldum,
Belki şafaktı uyandığım,
Şafak idi ise uyandığım,
Kendime hemen,
Bir sevgili bulacaktım..

Aşksız, sevgisiz yaşamaktan,
Bıkmış, usanmıştım.
İyi ve güzel olacaktım.
Sevecektim bütün kalbimle,
Söz verdim bütün varlığımla,
Artık kimseyi üzmeyecektim.

Düş kirikligi ile,
Sarsıldım.
Şafak atmıyordu,
Doğan gün değildi,
Gecenin zifiri karanliği,
Üstüme çöküyordu,

Ölüyordum!

Yoksulluğum aklıma geldi,
Kimsesizliğim..
Ne kötü bir son,
Diye söylendim...
Aşksız, sevgisiz,
Yapa yalniz yaşamak,
Ve öyle ölmek.......

Yiıdızlara döndüm.
Bir yıldız tozu değilmiydim.
Geldiğim yere dönecektim.
Bu düşünce beni,
Biraz olsun teselli etti,
Sonunda ateist ruhum,
Mutluluğa erişecekti,

Ölerek, ölümsüzlüğe kavuşacaktım....

HACI

ngcoskun
30-11-2004, 14:44
saygılar.teşekkürler.tebrikler nacizane

10-01-2005, 23:55
ben hep sen hacinin dudugusun, o ne uflerse sen onu caliyorsun diyorumda NGCOSKUN bana kiziyor

iste guzel bir ornek daha.

SIZINTI

haci
11-01-2005, 00:00
SIZINTI

Bu forumda kimse kimsenin düdüğü değil.. Sen kendin bir düdük olduğun için burada yazanları öyle sanıyorsun.
Sen aslında İslam’ın düdüğünü öttürüyorsun.. İyi öttürsen bari.. Peşrev yapmaya çalışıyorsun ama, olmuyor. Batırıyorsun. Zurnayla bile yapılır ama, boru ve düdükle peşrev yapılmaz.. keh keh kehhhhhhhh

HACI

11-01-2005, 00:12
Haci Yurtdisinda degilsen BAKIRKÖYE DOGRU YÖNLEN

hberent
11-01-2005, 14:45
tebrikler hacı..yüregine ..eline sağlık..

11-01-2005, 17:55
Bana kalisa bu site haddini ve saygi seviyesini bilmiyor. Cevaplandiramadiklari veya hic okumadiklari yazilar icin bile olanca küfür sarfediliyor.
Hepiniz aynisiniz.
Elestirdiginiz yobazlar dan farkiniz yok aslinda.
Atin beni de bu siteden digerleri gibi
yapin sansürünüzü fasistler gibi
ama haddinizi bilin
sinirlari zorlamayin
kaybeden siz olursunuz
nasil olsa HüR OLARAK ÖLECEKSINIZ....
Bu site de fazla yasamiyacak nasil olsa,,,??!!!

Yine de Sevgi ve saygi ile