PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuran'ın Tanrısı Nerede


Russell
27-03-2005, 14:54
Mülk suresinin 16. Ve 17. ayetlerinin, Diyanet''in resmi çevirisindeki anlamı şöyle:

"Gökte olan''ın, sizi yerin dibine geçirmesinden güvende mi siniz ? O zaman, yer sarsıldıkça sarsılır. Gökte olan''ın, başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz ? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz."

Ayetlerin başında, "men fi''Sokak-Sema" yer alıyor. "Gökte olan" anlamında.

Bu gökte olan kim ?

Kuşkusuz, anlatılmak istenen, "Tanrı".

Demek ki bu ayetlerde, "Tanrı"nın gökte olduğu, çok açık biçimde anlatılmakta.

"Tanrı" için "gökte olan" denmesi, bir çok konuda olduğu gibi şaşkınlığa ve bocalamalara yol açmış Müslüman yorumcular arasında. Bir kesimi, buna da dayanarak şöyle demişlerdir:

-Tanrının yeri yurdu vardır. (Bkz. F. Razi, e''t -Tefsiru''l-Kebir, 30/69)

Ne var ki buna karşılık şu sorular sorulmuş:

-Tanrı gökte olsa, tanrının gökten daha küçük olması gerekir. Böyle bir şey nasıl düşünebilir?

-Tanrının gökte olduğu düşünülürse, varlığının ve varlığını sürdürebilmesinin, bir başka şeye bağlı olduğunu da düşünmek gerekir. Bu nasıl olabilir ? (Bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur''an Dili, 7/5233)

Kuran yorumcularından, "gökte olma" yı , "yerinin yurdunun olması"nı, "Tanrı" ya, "Tanrı" kavramına yakıştırmayanlar pek çok. Ne var ki Kur''an''ın kendisinin, bunu "Tanrı"ya yakıştırdığı ve öyle anlattığı da bir gerçek. Yorumcular, zorlamalı yorumlara sapsalar da bu gerçeği değiştirememekte. İlkel insanlar da, "Tanrı"yı gökte görmezler miydi ve "çağdaş ilkeller"de öyle görmüyorlar mı? Ebu Müslim de, ayetlerde Tanrı için "gökte olan" denmesini, Arapların, Tanrı''yı gökte görmelerine bağlıyor. (Bkz. F. Razi, 30/70)

Bakara Suresinin 210. ayetinde de şöyle denir:

"Onlar, Tanrı''nın ve meleklerin, gölgeli bulutlar (ya da buluttan gölgeler) içinde gelmesini beklerler yalnızca. Ve işin bitirilivermesini...İşler, Tanrı''ya döner."

Diyanet çevirisinde "Allah''ın azbının ve meleklerin tepelerine binip..."biçiminde bir anlam veriliyor. Ayetin sözleri, böyle bir anlama elverişli değil. Ayette, "Allah''ın azabının gelmesinden değil ; kendisinin bulutlar içinde gelmesinden söz ediliyor. Ayette açıkça yer aldığı halde, tanrının bulutlar içinde gelmesi Tanrı''ya yakıştırılmadığı için, çeviriye yorum katılıyor ve "Allah''ın azabının..." deniliyor. Bu yorum, kimi Kuran yorumlarında da var. ( Örneğin bkz. Tefsiru''n -Nesefi, 1/105; Tefsiru''l-Celaleyn, 1/31;Taberi, Camiu''l-Beyan,2/191-192; F.Razi, 5/215 )

"Tanrı"nın bulutlar içinde gelmesi Tevrat''ta da var. Kaynakda zaten orası. Şunları okuyoruz Tevrat''ta:

"Ey Efendi Tanrım, çok büyüksün ! (...) Sensin bulutları kendine araba edinen..." ( Tevrat, Mezmurlar, 104:1-2 ) "İşte Efendi Tanrı, hızlı bir buluta binmiş olarak Mısır''a gidiyor. Onun bulunmasından Mısır''ın putları titreyecek..." ( Tevrat, İşaya, 19:1 )

Bununla birlikte Kuran''ın Tanrı''sının da, Tevrat''ın Tanrı''sının da asıl yeri, "tahtı-sarayı" demek olan "arş"ı, "göklerin üstünde"dir. Kuran''da, yeri ve gökleri yarattıktan sonra "arşa dayandığı" bildirilir. Hadislerde de "Arş"ın, göklrin üstünde bulunduğu bildirilir. Arş''a ve Tanrı''nın üzerinde bulunduğu bildirilen "sekiz dağ keçisi" ne ilişkin ayet ve hadisler sunulduğunda ayrıntılar görülecektir. Ayrıca unutmamak gerekir ki, Muhammed''in de, "Tanrı''yla görüşüp konuşmak için göklerin ötesine, O''nun "arş"ına gittiği bildirilir (Mirac olayı). Tevrat''ta da şu tür anlatımlar göze çarpar: "Göklerin göğü üstüne binmiş olana ezgiler söyleyin!" (Tevrat, Mezmurlar, 68:33) "Efendi Tanrı, kutsal tapınağındadır. O''nun tahtı göklerdedir." (Mezmurlar, 11:4) "Efendi Tanrı, tahtını göklerde kurdu."

İlk çağların ilkellerinin de, çağdaş ilkellerin de "tanrı"larının yeri göklerdir.

Tanrı''nın asıl yerinin göklerde olduğu bildiriliyor. Ama bu, Tanrı''nın o yerden, zaman zaman inmesine engel değil. Kuran''da Tanrı''nın "kıyamet günü, meleklerle birlikte geleceği" (Fecr:22), "Tahtı''nı taşıyan 8 melekle geleceği"(el Hakke: 17) bildirilir. Hadisçilerce tartışmasız sağlamlıktaki bir hadiste de Muhammed, şöyle der:

"Efendi Tanrımız, her gece, gecenin son üçte biri kaldığında, dünya göğüne iner..."( Bkz. Buhari, e''s -Sahih, Kitabu''tanrı-Tehacüd/14;Tecrid, hadis no:590)

Tanrı''nın dünya göğüne inmesini Tanrı''ya yakıştıramayan Müslüman yorumcular, "te''vil" yoluna sapıp yorumlarla durumu kurtarmaya çabalarlar. Ama İbn Teymiyye gibi bu yola karşı çıkanlar, sözlerden ne anlaşılıyorsa öyle anlamak gerektiğini savunurlar. (Bkz. İbn Teymiyye, Der''u Tearuzi''l-Akli ve''n -Nakl Arapça,1971, 1/15)

Turan Dursun

20 Ağustos 1989

http://www.turandursun.com/nerede.htm

05-05-2005, 01:49
russell
ben bir şeyler aktarsam

Bu ifade, Allah'ın gökyüzünde oturduğu anlamına gelemez. Bu ifade, insan Allah'ı düşünürken gökyüzüne baktığı için kullanılmıştır. Nitekim dua edilirken eller havaya doğru kaldırılır. Veyahut kişi, bir musibete uğradığında, tüm ümit ve dayanaklarını yitirdiğinde Allah'a yalvarır ve "bu musibet yukarıdan geldi" diye söylenir. İstisnaî olaylar için, "gökten indi" denir. Yine Allah'ın indirdiği kitaplara "Semavi kitaplar" diyoruz.

Ebu Davud'un Ebu Hüreyre'den naklettiğine göre, bir şahıs zenci bir cariye ile Hz. Peygamber'in (s.a.) huzuruna gelir ve mümin bir köle azad etmesi gerektiğini söyleyerek, yanındaki cariyeyi azad edip edemeyeceğini sorar. Hz. Peygamber (s.a) cariyeye, "Allah nerededir?" diye sorar ve o da parmağı ile gök yüzünü işaret eder. Sonra Hz. Peygamber "Ben kimim" diye sorunca, kadın parmağı ile önce Rasulüllah'a, sonra semaya işaret eder. Yani böyle yapmakla o "sen Allah'ın Rasulüsün" demek ister. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) "Evet, azad edebilirsin, bu müminedir" buyurmuştur. (Benzeri bir hadis, Muvatta, Müslim, Nesei'de de kayıtlıdır.) Hz. Havle binti Salebe hakkında, bir defasında Hz. Ömer, "Bu kadının şikayeti 7 semada işitilmiştir" der. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Mücadele an: 2) Tüm bu anlatılandan İnsanın ne zaman Allah'ı düşünürse fıtraten yere değil, göğe baktığı anlaşılmaktadır. İnsanın yapısındaki bu hakikat dolayısıyla, ayette Allah hakkında "men fis'semai" denilmiştir. Elbette Kur'an'ın burada Allah'ın gökyüzünde mukim olduğu gibi bir düşünceyi ifade etmediği ortadadır. Zira Mülk Suresi'nin başında "O yedi göğü birbiri üzere tabaka tabaka yarattı" ve Bakara Suresi'nde de "Nereye dönerseniz dönün, Allah oradadır" buyurulmuşken, böyle bir istifham nasıl sözkonusu olabilir?
MEVDUDİ
Saygılar

11-05-2005, 20:38
Anladık kıvıracaksın ama bera biraz destekli at be.Açıkça allah göktedir gibi ifadeler var ve sen diyorsunki onun anlamı başka.E pes doğrusu.Şimdi bu allah çıkıp yanlış anlamada sülalenize küfür etse siz o anlama gelmez dersiniz.Senin gibilere ne anlatsak boş.Gözlerine perde inenler kimler acaba.

12-05-2005, 23:49
Dikkat edersen bunlar benim sözlerim değil
Burda atma olayı yok
Yorum var
İsteyen istediği gibi yorumlar
Sen at gözlüksüz yorumluyorsan o senin sorunun
Gerçi senin at gözlüğü takmana da gerek yok


Şimdi bu allah çıkıp yanlış anlamada sülalenize küfür etse siz o anlama gelmez dersiniz.Senin gibilere ne anlatsak boş.Gözlerine perde inenler kimler acaba.

Anlatma o zaman
Di mi ama niye boşa zaman harcıyorsun
Faydalı şeyler yap
Git birisine iyilik yap
Bilime katkıda bulun
Yapabiliyosan tabii
Daha ne diim
Saygılar

13-05-2005, 16:37
Bilime katkıda bulunamam ama sana ve diğerlerine iyilik yapmaya çalışıyorum zaten.İşe yaramayabilir am bu forumun banada yararı oluyo.Ondan takılıyorum burda.Bide sizle eğleniyoz işte.

14-05-2005, 23:21
sana ve diğerlerine iyilik yapmaya çalışıyorum zaten.İşe yaramayabilir am bu forumun banada yararı oluyo.Ondan takılıyorum burda.Bide sizle eğleniyoz işte.

Şöyle söyleyeyim iyilik başkasıyla dalga geçilerek yapılmaz
Ben hiç kimseyi iyilik yaparken karşısındakiyle dalga geçtiğini, alay konusu yaptığını görmedim. Demek böylesi de varmış (!)
Saol be
Çok iyi yüreklisin
Ama ben yineliyorum biz anlamayacağımızdan
Sen git başka şeylerle uğraş

17-05-2005, 01:17
Allah c.c nerede?!


Allah Nerede?

Hamd, ancak Allah’a mahsustur. Salat ve selam Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in, O’nun ehli ve Ashabinin ve Kiyamet’e kadar onlarin yoluna uyanlara olsun.

‘Allah nerede?’ Bu soru karsisinda bakin ne tür cevaplarla karsilasacagiz;

Birçoklari “Tövbe estagfirullah, bu ne biçim soru! Allah’a hasa, sümme hasa mekan mi tayin ediyorsun?Allah mekandan münezzehdir!”diyecekler. Bazilari da tam aksine “Allah her yerde”, “Allah mü’minin kalbinde”, “Allah nerede anarsan orada”, “Allah arsda, ama arsin yeri belli degil”, “Allah gökte ama bizim bildigimiz gökte degil”vs…gibi yanitlar verecekler. Hakikat, bu çesitli görüslerin arasinda mi gizli veya gerçekten bu soruyu sormak hatami?

Yaratilmislarin en mükemmeli Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vessellem Allah hakkinda ‘nerede?’ diye sordugu sahih kaynaklarca sabittir. Müslimde geçen hadiste O, Sallallahu Aleyhi Ve Sellem cariyeye: “Allah nerededir?” diye sormustur. Bu hadisin tamamini birazdan zikredecegim.

Ayni sekilde: “Rabbimiz semavati ve arzi yaratmadan önce nerede idi?” diye soran kimseye de O, Sallallahu Aleyhi Vessellem: “Tek basina vardi, O’ndan baska bir varlik yoktu…”,diye cevap vermistir.[1] Bu hadis el-Akidetü’l-Vasitiyye ve Sehrinde zikredilmistir.

Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem’den böyle soru sorani azarladigi yahut ta ona: “Sen yanlis bir sekilde soru sordun,” dedigine dair bir rivayet gelmemistir. Anlasilacagi gibi bu soruyu sormanin hata oldugunu söylemek asil hatanin ta kendisidir.



Allah Nerede? “Allah gökleri ve onlarin aralarinda olani alti günde yaratan, sonra arsa istiva edendir.”[2]Secde, 4

“O, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra da arsa istiva edendir.”[3] Hadid, 4

Rahman ars üzerine istiva etmistir… buyrugu sani yüce Allah’in arsin üzerine istiva ettigini haber verdigi, Kur’anin yedi yerinde geçmektedir. Bu buyruklar açiktir ve herhangi bir te’vil ihtimali yoktur.

Istiva Arab dilinde ‘yüksek olus’ ve ‘yüksege çikmak’ demektir. Burada ise istiva lafzindan ancak istikrar etti (yerlesti), üstüne çikti, üzerine yükseldi ve üzerine çikti anlasilir.[4]Bu açiklamayi Ibnu’l Kayyim ‘en-Nuniyye’ diye bilinen siirinde dile getirmektedir.



Ars ve Kürsi Ehl-i sünnet ve’l cemaat kürsi ile arsin hak olduguna inanirlar. Arsin büyüklügünü Yüce Allah’tan baska kimse bilemez. Kürsi’nin ars’a nisbeti ise büyük bir düzlükte birakilmis bir halka gibidir. Gökleri ve yeri kusatmistir. Allah’in ars’a da, kürsi’ye de ihtiyaci yoktur. Ona ihtiyaci oldugundan dolayi arsa istiva etmis degildir. Aksine bu kendisinin tesbit ettigi sonsuz bir hikmetin geregidir. O arsa’da, arsin disindaki diger varliklara da muhtaç olmaktan münezzehtir. Sani yüce Allah bundan çok daha büyüktür. Aksine ars da, kürsi de, O’nun kudret ve egemenligi ile tasinan iki varliktir.

Ehl-i sünnet ve’l cemaate göre yüce Allah’in kendi zati hakkinda haber verdigi sekilde arsi üzerinde yüce zatinin bildigi bir keyfiyet ile yarattiklarindan ayri olmak üzere istiva etmistir. Nitekim Imam Malik ve baskalari da: “Istiva”nin ne demek oldugu bilinmektedir, ancak keyfiyeti meçhuldur (nasilligi bilinemez).”

Bazilarinin (ta’tilcilerin) körükledikleri, istivanin kabul edilmesi halinde dogru olmayan birtakim seylerin de kabul edilmesi gerekir, seklinde ifadeler baglayici degildir. Çünkü ehl-i sünnet ve’l cemaat, O’nun arsin üzerinde olusu herhangi bir mahlukun, bir baska mahlukun üzerinde olusu gibidir, demiyor. Burada ve Allah’in diger sifatlarinda da uyduklari kaide de yüce Allah’in: “O’nun benzeri hiçbir sey yoktur ve o herseyi isitendir, görendir,” buyrugudur.[5]Sura, 11

Acaba bu bazilari: Semada kendisine yönelinecek bir Rab, arsin üzerinde kendisine ibadet olunan bir Ilah yoktur mu demek istiyorlar? Acaba bu bazilari bu inaçlariyla Allah’in ve Rasulünün getirdiklerine karsi geldiklerinin ve böylece de delalete düstüklerinin farkindamidirlar?

Ehl-i sünnet ve’l cemaat Allah Azze ve Celle’nin arsin üzerinde olduguna ve arsin da gökte olduguna iman ederler. Allah’in, gökte ki arsin üzerine istiva ettigini belirten birçok ayetler ve sahih hadisler vardir:

Allah Azze ve Celle’nin gökte olduguna delalet eden ‘Kur’an Ayetleri’ “Allah semadan bütün dünya islerini idare eder. Sonra ameller bir günde O’na yükselir…”[6]Secde, 5

“Göktekinin sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz?”[7]Mülk, 16

“Yoksa semada olanin üzerinize tas yagdiran bir rüzgar göndermesinden emin mi oldunuz?..[8] Mülk, 17

“Üstlerindeki Rablerinden korkarlar…”[9] Nahl, 50

“Firavun, veziri olan Haman’a söyle dedi: Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki bazi yollara muttali olurum. Göklerin yoluna muttali olurum da, Musa’nin Ilahini görürüm. Çünkü ben Musa’nin söylediginin, yani davet ettigi semada ki Ilah iddiasinin yalan oldugunu zannediyorum.”[10]Mu’min, 36/37

Allah Azze ve Celle’nin gökte olduguna delalet eden ‘Hadisler’ Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem cariye’ye: “Allah nerede” diye sormus, o: Semadadir, diye cevap vermis. Bu sefer: “Ben kimim?” diye sormus, yine cariye: “Sen Allah’in Rasulüsün,” deyince, Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem: “Sen bunu azad et, çünkü o mü’min birisidir,” demistir.[11]Müslim, Ebu Davud, Nesai, Malik, Ebu Hanife ve baskalari rivayet etmislerdir. (Allah’in semada oldugunu söyleyen cariyenin Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi Vessellem tarafindan mü’min ilan edilmesi, kisinin mü’min olabilmesi için Allah’in semada oldugunu bilmesinin gerektigini teskil eder.)

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: “Merhametli olanlara, Rahman olan Allah’u Azze ve Celle’de merhamet eder. Dünya ehline merhamet edin ki: semada ki Rahman olan Allah’da size merhamet etsin.”[12]Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed, Humeyd Hakim ve Hatib sahih bir senedle rivayet etmislerdir

Yine Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem söyle buyurmaktadir: “Semada bulunan Allah’in emini oldugum halde bana güvenmez misiniz?”[13]Buhari ve Müslim

Bundan sonra ki yazilanlar yorumsuz ve eklemeler yapilmadan Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in faziletlerinden bahsettigi ve süphesiz Islam dinini herkesten daha iyi bilen ilk üç neslin akideleridir (inançlaridir). Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem söyle buyuruyorlar: “Insanlarin en hayirlisi benim çagdaslarimdir. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler.”[[14] Buhari ve Müslim Bu nesiller Allah’i Kur’an ve sünnette gelmis sifatlarla bilip, tanidilar. Allah’i, Allah’in kendi zatini ve Rasulünün O’nu nitelendirdigi sifatlarla nitelendirdiler. Lafizlari kullandiklari gerçek anlamlarindan saptirma yoluna gitmediler. O’nu isim ve ayetlerinde ilhada[15]

Ilhad: Haktan meyletmek ve sapmak demektir. Ta’til, tahrif, tekyif (keyfiyetlendirme), temsil (örneklendirme), ve tesbih (benzetme) de bunun kapsamina girer.

Ta’til; Allah’in sifatlarini kabul etmemek, yahut bazilarini kabul edip geri kalanini kabul etmemek demektir.

Tahrif; nassi lafzen ya da mana itibariyle degisiklige ugratip onu zahir (kuvvetli) anlamindan uzaklastirip, ancak zayif bir ihtimal ile lafzin delalet ettigi bir manaya göre açiklamaktir. Buna göre her tahrif bir ta’til, fakat her ta’til bir tahrif degildir.

Tekyif; Allah’in sifatlarinin, yaratilmislar tarafindan bilinmeyen nasilligi hakkinda yorum yürütmektir.

Temsil; Birseyin digeri ile her yönden benzer olusunu söz konusu ederek ayniligini ortaya koymak demektir.

Tesbih; Bir seye bazi yönleriyle benzeyen baska seyin varligini kabul etmek demektir.





sapmadilar. Yüce Allah’in yedi semavat’in üstünde ve yarattiklarindan ayri olarak Arsin üzerinde istiva ettigine, ilmiyle herseyi kusattigina ve keyfiyet nisbeti olmaksizin inandilar. Kur’an’da geçen ‘istiva”ya ‘istila etti’ yahut ‘malik oldu’ yahut ‘galib geldi ve kahretti’ anlamlari kesinlikle vermediler.



Allah Azze ve Celle’nin gökte olduguna delalet eden ‘Sahabe’ kavilleri Abdullah ibni Mes’ud radiyallahu anh’dan, söyle dedi:

“Dünya semasi ile ondan sonra ki gelen semanin arasi besyüz senedir.Her iki semanin arasi böylece besyüz senedir. Yedinci sema ile Kürsinin arasi da besyüz senedir. Kürsi ile suyun arasi da besyüz senedir. Ars ise suyun üstündedir. Arsin üstünde de Allah’u Tebareke ve Teala vardir. Sizin mesgul oldugunuz amelleri oradan bilir.”[16]Bu eseri Ebu Said ed- Darimi er Reddu alel Cehmiyye nam kitabinda Inbi Huzeyme Tevhid’de ve beyhaki Esma’da sahih bir senedle rivayet etmislerdir.

Abdullah ibni Ömer radiyallahu anh’den, söyle dedi:

“…Ebu Bekir radiyallahu anh Müslümanlara hitaben bir hutbe irad ederek söyle dedi: Ey insanlar! Eger ibadet ettiginiz ilah Muhammed idiyse, o öldü. Eger ibadet ettiginiz ilah semada ki Allah idiyse, O ölmemistir...”[17]Bu eseri Ebu Said ed-Darimi er-Reddu ale’l Cehmiye nam kitabinda hasen bir senedle rivayet etmistir.

Abdullah ibnu Selam radiyallahu anh’ dan, söyle dedi:

“Allah Azze ve Celle yer yüzünü yaratmaya baslayip, pazar ve pazartesi günü yedi kat yeri yaratti. Sali ve çarsamba günüde onun maisetini takdir etti. Sonra da semaya istiva etti ve iki günde de semalari yaratti.[18] Bu eseri Ibnu Mendeh Tevhid’de sahih bir senedle rivayet etmistir. Zehebi de Uluv’da zikretmistir.

Allah Azze ve Celle’nin gökte olduguna delalet eden ‘Dört Mezheb Imamlarinin’ kavilleri Imam Ebu Hanife Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Her kim: ‘Rabbim gökte mi yoksa yerde midir? bilmiyorum’ derse kafir olmustur. Ayni sekilde: ‘O, arsinin üzerindedir. Fakat ars gökte midir, yerde midir bilmiyorum’ diyen kimse de kafir olmustur.”[19] El-Fikhu’l Ebsat

“Arsin semada oldugunu inkar ettimi sübhesiz ki o kafir olur.” [20] Bu eseri Zehebi Uluv’da zikretmistir.“Allahu Teala göktedir, yerde degil”[21] el-Esma ve’s-Sifat

Kendisi “kulluk ettigin ilah’in nerededir?” diye soran kadina: “Allah’u Subhanehu ve Teala semada’dir, yerde degildir”, cevabini verdi.[22] el-Esma ve’s-Sifat

Imam Safii Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Imam’i Malik, Süfyan ve daha onlardan baska Ehli Sünnet önderlerinden gördügüm ve benim de üzerinde oldugum hak olan kavil sudur; Allah’dan baska ilah olmadigina ve Muhammed -sallallahu aleyhi vessellem-’in Allah’in Rasulü olduguna sehadet edip, ve Allah’u Azze ve Celle’nin de semasinda arsinin üzerinde oldugunu, istedigi gibi kullarina yaklasip ve istedigi gibi de dünya semasina indigini ikrar etmektir.”

[23] Bu eseri Zehebi Uluv’da tahric etmistir.

Imam Malik Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Allah semadadir. Ilmi ise her yerde’, derdi.”

[24] Ebu Davud, Mesaili’l –Imam Ahmed, Sünne, Ibn-i Abdilber Temhid



Imam Ahmed ibnu Hanbel Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Ebu Abdullah’a (yani Ahmed ibnu Hanbel’e) denildi ki: ‘Allah’u Azze ve Celle, yarattiklarindan ayri olarak kudreti ve ilmi ile her yerde oldugu halde yedi kat semanin üzerindemidir?’ Ahmed ibnu Hanbel’de cevaben söyle dedi:‘Evet, Allah’u Azze ve Celle arsinin üzerindedir, hiç bir seyde ilminden gizli degildir.”[25] Bu eseri Hallal es-Sünen’de rivayet etmistir.



Süpheciye cevap

Ehl-i sünnet ve’l cemaat’in Allah’in gökte ki arsinin üzerine istiva ettigine iman ettiklerini delilleriyle ispatladik.

Fakat bazilari bunca delillere ragmen süphelerini bizlere su ayetlerle sunabilirler:

“Nerede olursaniz, O sizinle beraberdir.” [26] Hadid, 4“Tasalanma, süphe yok ki O bizimle beraberdir.”[ 27] Tevbe, 40“Bir de sabredin. Süphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”[28] Enfal, 46

Bu ayetleri onlar, Allah’in heryerde oldugunu ispatlamak için delil olarak getirirler. Bu ayetlerde asil kastedilen beraberlik ve yakinlik, Allah’in ilmi ve kusaticiligi ile yakinligidir. Nitekim Allah’u Teala söyle buyurmaktadir:“Andolsun ki Biz insani yarattik. Nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldugunu da biliriz. Zaten Biz ona sahdamarindan aha yakiniz.”[29]Kaf, 16 Böylelikle Kur’an ve hadislerde sözkonusu edilmis yüce Allah’in yakinligi, beraberligi ile yine bunlarda sözkonusu edilen Allah’in yukarida yani gökte olusunu belirten buyruklar arasinda herhangi bir aykiriligin bulunmadigi açikça ortaya çikmis olmaktadir.

Bütün bunlar sani yüce Allah’a yakisan sekilde Allah’in sifatlaridir. Hiç birisinde O’nun benzeri hiçbir sey yoktur. Allah’u Azze ve Celle söyle buyurmaktadir: : “O’nun benzeri hiçbir sey yoktur ve o herseyi isitendir, görendir,”

Ehl-i sünnet ve’l cemaat büyüklerinin ‘Allah’in beraberligi’ hakkinda ki inançlari:

Imam Ebu Hanife Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Allah Teala göktedir, yerde degil.” Ona “O bizimle beraberdir” (Hadid, 4) ayetini hatirlatan adama; “Bu, senin bir adama mektup yazip onunla beraber oldugunu söylemen gibidir. Halbuki sen onun yaninda degilsin.” dedi.30] el-Esma ve’s-Sifat

Imam Malik Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Allah semadadir. Ilmi ise her yerdedir, ilminden de hiç bir sey gizli kalamaz.”

[31] Bu eseri Ebu Davud Mesaili’l’de, Abdullah er-Reddu Ale’l –Cehmiyye’de ve Aciri Seria da rivayet etmislerdir.



Imam Ahmed ibnu Hanbel Rahmetullahi Aleyh söyle buyurmustur:

“Ebu Abdullah’a (yani Ahmed ibnu Hanbel’e) denildi ki: ‘Allah’u Azze ve Celle, yarattiklarindan ayri olarak kudreti ve ilmi ile her yerde oldugu halde yedi kat semanin üzerindemidir?’

Ahmed ibnu Hanbel’de cevaben söyle dedi:‘Evet, Allah’u Azze ve Celle arsinin üzerindedir, hiç bir seyde ilminden gizli degildir. ”[32] Bu eseri Hallal es-Sünen’de rivayet etmistir.

Yine Imam Ahmed ibnu Hanbel Rahmetullahi Aleyh’den:

…Ve sonra (Kaf) suresinden okudu;“Nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldugunu da biliriz. Zaten Biz ona sahdamarindan daha yakiniz” (Kaf, 16). Ve sonra söyle dedi: “Ilmi onlarla beraberdir.”[33] Bu eseri Hallal es- Sünnen’de rivayet etmistir.

Mukatil ibnu Hayyan’dan, su ayet’i kerime hakkinda soruldu: “Herhangi bir üç sirdasin, bir fisiltisi olmuyormu, mutlak Allah dördüncüleridir.” Cevaben de: “O, arsinin üzerindedir. Ilmiyle de onlarla beraberdir,” dedi.[34] Bu eseri Ebu Davud Mesailin’de, Ahmed Sünne’de ve Beyhaki Esma’da rivayet etmislerdir.

Yüce Rabbimizden bu yazinin Müslümanlara yararli olmasini temenni ediyoruz. Mevzumuza da Allah Azze ve Celle’nin su kavli ile son veriyoruz;

“Her kim ki, kendisine dogru yol apaçik belli olduktan sonra, Peygambere aykiri harakette bulunur ve mü’minlerin yolundan baskasina uyar giderse, onu döndügü sapiklikta birakiriz. Ahirette de kendisini Cehenneme koyariz ki, o, ne kötü bir dönüs yeridir.”[35]Nisa, 15

Ve’l- hamdulillahi Rabbi’l- alemin.