PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrılar neden varolamaz?


22-08-2007, 23:23
Ön Çalışması Kont tarafından yapılmıştır

Tanrılar neden var olamaz? – Jon Nelson

Tanrıya inanan kişilere, inandıkları tanrıyı tarif veya tasvir etmeleri istendiğinde, aşırı derecede şaşırtıcı yanıt çeşitleri çıkıyor. Öyle gözüküyor ki, aynı tanrının varlığına inandıkları halde, ortaya inanan sayısı kadar da farklı tanımlama ve tasvir çıkıyor. Bu kadar çok çeşitlilik varsa, açıkça bu insanlar aynı şeyden bahsediyor olamazlar. Açık olan başka bir olgu da, inananların tanrılarını kendi belirli kişiliklerine uygun bir şekilde uyarladıklarıdır. Eğer inanan somurtkan ise tanrısı da somurtkan oluyor,eğer kişi mutlu ve rahat ise tanrıları da mutlu ve rahat oluyor. Nesnel olarak analiz ettiğimizde, tanrıları, kendi bireysel kişiliklerinin uzantısından başka bir şey değil.

Tanrı gibi bir oluşun var olduğundan, var olan şeylerin asla bu kadar geniş bir karşılık çeşitliliği üretmeyeceği gibi yalın bir sebeple söz edilemez. Eğer tanrı veya tanrılar varsa, bütün diğer var olanlar gibi, tarif edilebilir sıfatlara sahip oldukları gösterilebilmelidir. Peki inananlar tanrılarının ne gibi sıfatlara sahip olduğunu iddia ediyorlar?

Teistler bu soruya bir çok farklı cevap ve mantık yürütmeler sunuyorlar. Bunlardan bazıları düpedüz saçmadır. Mesela “tanrı aşktır” diye ısrar edeceklerdir. Aşkın ne demek olduğunu zaten bildiğimize göre bu açıklamanın yanlışlığı açıktır. Eğer “aşk” ve “tanrı” birbirinin yerine kullanılabiliyorsa neden tanrı kelimesine ihtiyaç duyuyoruz ki? Neden sadece tanrı kelimesini ortadan kalkmasın ve onunla işimiz bitmesin?

Asırlardır teologlar tanrının birtakım sözde tanımlamalarıyla karşımıza çıkıyorlar. Anlattıklarına göre tanrı her şeyi bilir, her şeye kadirdir ve tüm iyiliklerin mutlak sahibidir. Ancak fark edileceği gibi bu sıfatlar birbirleriyle çelişmektedir. Öncelikle, bir varlığın hem her şeyi bilmesi hem de her şeye gücü yetmesi olanaksızdır. Neden? Basitçe, eğer tanrı her şeyi biliyorsa, o halde her şeyi önceden karar vermiştir; ne olacağını önceden biliyor. Bu ise hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anlamına gelir. Ne olacağı önceden mukadder kılınmış bir evrende ne tanrı ne de başka bir şey olayları değiştiremez. Dolayısıyla, her şeyi bilen bir tanrı, her şeye gücü yeten bir tanrı olamaz.

İkinci olarak, her şeyi bilme ve her şeye kadir olma, mutlak iyilikseverlikle çelişir. Eğer tanrı çok güçlü ve çok iyiyse neden evrende kötülüğün bulunmasına izin veriyor? Eğer tanrı her şeye kadirse, kötülüğü ortadan kaldıracak gücü de vardır. Eğer her şeyi biliyorsa oluşmaktaki kötülüğü de biliyor olmalıdır; gerçekten de kötülük oluşmadan önce oluşacağını biliyor olmalıdır. Dolayısıyla, eğer tanrı mutlak iyiyse, müdahale etmelidir.

Özgür irade kavramı genellikle bu noktada *tanrının kötülük meydana gelirken karışmamasını haklı çıkarmak için ortaya atılır.Ancak daha önce de söylediğimiz gibi her şeyi bilmek, her şeyin önceden belirlenmesi demektir. Bireyin yapacağı her hareket, söyleyeceği her söz tanrı tarafından biliniyorsa, insanoğlu özgür iradeye sahip değildir. Bunun ötesinde, özgür irade kullanımı bir duman perdesidir; özgür *irade olsun olmasın, tanrı kötülüğü ortadan kaldırmak için hala bir şey yapmıyor. Yalnızca İkinci Dünya Savaşının Yahudi Soykırımı bile bunun yeterli bir kanıtıdır. Kötüyü önleme ve bertaraf etmeye gücünüz varsa, kenarda tembelce durmak ahlaki midir?

Bir insan kendisine bir zarar gelmeden bir cinayeti önlemeye muktedirse ve buna rağmen hiç bir şey yapmamışsa nasıl yargılanırdı? Biz hata yapabilen varlıklarız fakat tanrının hata yapmadığı söyleniyor, dolayısıyla tanrının hiçbir şey yapmaması ahlaken daha beter bir affedilemez. İnsanları ahlaksız olduğu için yargılayabiliyorsak, aynı şekilde bir tanrıyı da ahlaksız olduğu için yargılayabiliriz.

İnananların bir kısmı da bilimi referans göstererek tanrılarının varlığını akla yatkın bir hale getirme çalışırlar. Tanrıyı, evren ve içindeki her şeyin varlığı için bilimselimsi açıklama olarak öne sürmeye çalışıyorlar. Varolan her şeyin nedensel bir açıklaması olduğundan, nedenlerin kısır döngüsü olamayacağını öne sürüyorlar. Dolayısıyla bu argümana göre, evrenin de bir nedeni olmalıdır.
Bu argümanın içinde bir takım aldatıcı düşünceler barınmaktadır. İlki, tanrının evrenin yaratıcısı olarak tespitinin, bir şekilde nedenlerin kısır döngüsü problemini çözdüğünü farz etmesidir. *Bu argümanı ileri süren inananlar, tanrının, varlığın nedensiz ilk nedeni olduğunu söylüyorlar. Ancak bu sorunu çözmüyor. Herhangi ilkokul üçüncü sınıf çocuğunun bile şunu sorabileceği açıktır: Tanrıyı kim veya ne yarattı?

Eğer inananlar tanrının bir nedene ihtiyacı olmadığında ısrar edip onun için “sadece kendiliğindendir” diyorlarsa, neden evrenin de “sadece kendiliğinden” olduğu düşüncesini kabul etmiyorlar? Böylelikle biz, doğal bir evrenin en az varsayım gerektireceğini anlıyoruz. Mantıkta bu Occam’ın Usturası veya Sıkılık (Parsimony) İlkesi olarak bilinir.

Bir diğer mantık hatasına, ilk neden argümanının döngüsel uslamlamasına da dikkat edin. İnanan gerçekte şunu söylüyor: ”Tanrı dışında her şeyin bir sebebi vardır. Dolayısıyla her şeyin sebebi tanrıdır”. İnanan kendi sonucunu, yani “tanrının var olduğunu” kendi önermesine, yani “her şeyin bir sebebi vardır”a taşıyor. Sadece, kabul etmemiz için herhangi mantıksal açıklama göstermeden, tanrının bir ilk nedeni gerektirmediğinde ısrarla, ilk neden argümanından tanrıyı muaf tutmaya çalışıyor. İnanan bir problem (evrenin varlığı) ileri sürerken, hemen arkasından problemin esas önermesinden kendi “çözümünü” tasfiye ederek muaf tutuyor. Hatalar gösterildikten sonra da bu argümanı kullanmaya devam eden bir inanan, sadece, davranışlarını entelektüel bütünlükten başka bir şeyin yönlendirdiğini kanıtlamaktadır.

Bundan başka, tanrı genelde nesnellik açısından bilinemez olarak düşünüldüğü için, bilinemez bir şeyin (tanrı) bilinmeyenin (evrenin kökeni) yerine konulması neyi açıklayabilir? Ayrıca, ne zaman bir şeyi bilmediğimizde açıklama olarak eğer tanrı ileri sürülüyorsa, neden bilime ihtiyaç duyuyoruz? Bu eski “boşlukların tanrısı” argümanıdır ve o da temelden hatalıdır. Doğanın belli bir fenomeninin açıklamasını istemek, onu belirgin olarak ortaya çıkmasına neyin neden olduğunu sormaktır. Soruyu, doğaüstü bir tanrıyı referans gösterme yoluyla yanıtlama, sorunun yanıtı değildir; çünkü bu açıklama bize bu sözde tanrının gerçekte ne olduğu ve nasıl iş gördüğü hakkında hiçbir şey söylemez.

Bu bizi ilk neden argümanının en temel hatasına götürür. Argüman, hatalı olarak evrenin nedensel bir açıklama ihtiyacında olduğunu farz etmektedir. Ama, evrenin varlığının tüm nedensel değişme bazında indirgenemez birincil olduğu anlaşıldığında bu yıkılır. Evren hakkında konuştuğumuz zaman tüm var olanları konuşuruz. Eğer bir tanrı varsa, tüm var olanların bir parçasıdır. Eğer yoksa, belli ki varlığın ilk nedeni olamaz. Hiçbir şey varoluşun dışında değildir. Hatta, eğer bir şekilde nedensiz bir ilk neden olduğu kabul edilseydi bile, bunun doğa üstü bir güç olması gerektiği hangi bazda savunulabilir ki? *Doğalcı bir ilk nedenin tanrıya inananların düşüncesine hiç girmediği anlaşılıyor. Eğer bir birincil neden varsa, algılayamadığımız doğaüstü bir neden yerine, algılayabildiğimiz varoluşun kendisi olabilir. *

Evren kimlik ve nedensellik ilkelerine göre işler. Aristo tarafından 2000 yıldan fazla bir süre önce formüle edilen kimlik yasasına göre her şey, olduğudur; A ise A’dır. Dolayısıyla, aynı zamanda ve aynı şekilde hiçbir şey hem A hem de A olmayan değildir. Nedensellik yasası, kimlik yasasının bir uzantısıdır. Bu yasaya göre, bir şey sadece kendi doğasıyla uyum içinde davranabilir. Örneğin bir insan asla at doğurmaz. Evren bu iki birincil yasaya göre işler. Niçin bu işi başlatmak üzere görünemez, kavranamaz bir tanrıya ihtiyacımız var? Daha temel olarak, tanınabilir hiçbir fiziksel bir özelliği olmayan bir oluş, nasıl olur da sahiden bir şey yapabilir? Hiçbir fiziksel varlığı olmamasına rağmen nasıl her şeye kadir olabilir? Herhangi bir fiziksel doğası olmaksızın nasıl her şeyi bilme yetisine sahip olabilir? Hiçbir fiziksel özelliği olmamasına rağmen nasıl bütün iyiliklerin mutlak sahibi olabilir?

Evrenin birincil materyali ister madde, ister antimadde veya henüz keşfedilememiş bir enerji şekli olsun, evrenin varlığı metafizik bir donedir. Varlığın kendisi ilk nedenin içinde ve kendisidir. *Varlık için bir nedenden bahsetmek, çelişki çağırmak olur. Evren varlığın ana olgusudur ve daha fazla indirgenemez.

“Tasarım” argümanı da tanrının varlığını “kanıtlamak” için ortaya çıkarılan başka bir zayıf mantık yürütmedir. Bu argüman, evrenin çok yönlü karmaşıklığında, ancak bir tasarım sonucu olabileceğini söyler; inanırlara göre de bu tasarımcı ancak tanrı olabilir. Bu argüman da diğerleri gibi doğuştan hatalıdır. Sadece aşamalı karmaşıklık ilkesi bile bu argümanı ortadan kaldırır. Bu ilke, bir yaratıcının, yarattığı her şeyden daha karmaşık olması gerektiğini ifade eder. Örneğin insanın düşünme yetisi şu ana kadar oluşturduğumuz her şeyden daha üstündür. Buna göre tanrı da evrenden daha karmaşık olmak zorundadır ve sonuç olarak ondan da karmaşık bir tasarımcısı bulunmak zorundadır. Dolayısıyla acaba kim tanrıyı tasarladı?

Tasarım argümanı, temel amaç sorununu da yok saymaktadır. Bilinçli yaratılmış her şey, bir amaç için yaratılmıştır. Bu durumda geleneksel saatçi argümanı, inananın kendisine döner. Elbette, bir saatin tasarımında saatin çalışmasıyla alakası olmayan hiçbir parça yoktur. Saatin her parçası bir amaç içindir ve tek tek her parçanın mekanizması, bu amaç ile birlikte açıklanabilir. Bu nedenle, eğer inananlar evrende bir tasarımın olduğunu düşünüyorlarsa tek tek her parçanın amacını göstermek zorundalar. Ne de olsa, aynen saatte olduğu gibi, evrende de amacı olmayan hiçbir parça olmamalıdır. İnanan, bize her yaşayan şeyi yaratırken *tanrının amacının ne olduğunu söylemek zorundadır; yaşayan her şeyin, *her uzak yıldızın, her atomun, plajdaki her kum tanesinin ve evrenin içinde başka her şeyin. Bu tabi başa çıkılamaz bir iştir ve tüm tasarım argümanını bir anda ve tamamen şah-mat eder.

Tanrının varlığı için bütün argümanların odak noktası, tanrının sözde ne yapacağı veya geçmişte ne yaptığıdır. İnananlar tanrının ne yaptığını güzel sözlerle cilalıyorlar ama dikkat çekici bir şekilde tanrının ne olduğu konusunda sessizlik içindeler. Bu nokta çok önemlidir ve aşırı vurgulanamaz. Çoğumuzun ilkokulda öğrendiği gibi her fiilin niteleyici bir ismi olmalıdır. ”Koşma” *bir var olan değildir ama koşanlar vardır. “Gifıllar koşar” ifadesi aynı “tanrı evreni yarattı” ifadesi gibi kavramsal olarak anlamsızdır. Koşan şeyler nesnel olarak tasvir edilebilir ve böylece varlıkları kanıtlanmış olur. Aynı şekilde ele alınıp, tanrının varlığı onun yaptıklarıyla tanımlanıyor demek, sadece tanrının gerçekte ne olduğu ana sorunundan sakınmaktır. O, bir şey yapmadan önce bir şey olmalıdır; ki bu tanrı tanımlanabilir olmalıdır demektir. *Bütün bilinçli hareketler, önceden o hareketin meydana gelmesine neden olacak bir oluşun varlığını gerektirirler. Tanrıyı bu gerçekten tasfiye etmek ve muaf tutmak, sırf özel bir istekten daha kötüdür; bütün sağduyuyu bozar.

Tanrının var olması için belirli tanımlanabilir fiziksel özelliklere sahip olması gerekir. Özniteliksiz bir oluş, söyleyişte çelişkidir.

İnananlar, bu mantıksal bataktan kaçmak için, genelde son çare olarak negatif teolojiye başvururlar. Tanrı bizim gibi değildir, tanrı materyal değildir, tanrı sınırlı değildir, vs. Birçok tanımlanamayan kişisel özellikler (müşfik, güçlü, yardımsever, zeki, adil vs) sunarken aslında bunlar kaçamak taktikleridir. Ama bu; müşfik, güçlü, yardımsever, zeki ve adil olan şeyin kendisinin tam olarak ne olduğunu anlatmayı başaramıyor. Bu “oluş” tanımlanabilir pozitif sıfatlara haiz değilken nasıl tüm diğer var olmayanlardan farklı oluyor?

Son olarak, inananların tanrılarını tanımlamaya çalıştıklarında kullandıkları kelime tariflerine ne olduğuna dikkat edin. “varlık”, “oluş” ve “yaratmak” gibi kelimeler fiziksel gerçeklikleri varsayarlar. Halbuki ,teistler tarafından kullanıldığında, fiziksel gerçekliklerle bağlantısı koparılıyor ve sözcükleri, inananın hayalindeki tanrısal özelliklere uyum sağlaması için yeniden tanımlamak zorunda kalıyoruz. Ama bunu yapmak gerçeğe bağlantı linklerini koparmaktır. Örneğin tanrıyı, inananların yaptığı gibi “fiziksel olmayan oluş” şeklinde tanımlamak ”oluş” kelimesinin fiziksel mevcudiyet gerektirdiği gerçeğini görmezden gelmektir. Bu şekilde sözsel çarpıtmacılığı kabul etmek için bu kelimelerin kurallara uygun tanımlamalarını yadsıyarak onları yeni “tanımlamalarla” yer değiştirmek gerekir. Bunlar da aslında gerekçesiz olanı haklı çıkarmaya yarayan rasyonelleştirmelerden başka bir şey değildir. İnsan bilincini yararsız kılmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Bu anti-rasyonel yaklaşıma uyumlu bir şekilde bağlı kalmak, insanlığı, dizleri üstünde, doğanın varlığına karşı duyarsız, asla gelmeyen bir yardım için bile tanımlanamayan bir kabus tipi mabuda bitmez tükenmez bir şekilde yakarmakla baş başa bırakıyor.

Bu cins düşünmenin dünyaya hükmettiği bir zaman vardı. Bu dönemi tarihimizde Karanlık Çağlar olarak adlandırıyoruz.


http://www.atheistalliance.org/library/nelson-why_gods_cannot.php

Cemal
08-12-2007, 00:51
" Tasarım *argümanı, *temel *amaç *sorununu *da *yok *saymaktadır. *Bilinçli *yaratılmış *her *şey, *bir *amaç *için *yaratılmıştır. *Bu *durumda *geleneksel *saatçi *argümanı, *inananın *kendisine *döner. *Elbette, *bir *saatin *tasarımında *saatin *çalışmasıyla *alakası *olmayan *hiçbir *parça *yoktur. *Saatin *her *parçası *bir *amaç *içindir *ve *tek *tek *her *parçanın *mekanizması, *bu *amaç *ile *birlikte *açıklanabilir. *Bu *nedenle, *eğer *inananlar *evrende *bir *tasarımın *olduğunu *düşünüyorlarsa *tek *tek *her *parçanın *amacını *göstermek *zorundalar. *Ne *de *olsa, *aynen *saatte *olduğu *gibi, *evrende *de *amacı *olmayan *hiçbir *parça *olmamalıdır. *İnanan, *bize *her *yaşayan *şeyi *yaratırken * tanrının *amacının *ne *olduğunu *söylemek *zorundadır; *yaşayan *her *şeyin, * her *uzak *yıldızın, *her *atomun, *plajdaki *her *kum *tanesinin *ve *evrenin *içinde *başka *her *şeyin. *Bu *tabi *başa *çıkılamaz *bir *iştir *ve *tüm *tasarım *argümanını *bir *anda *ve *tamamen *şah-mat *eder. *:roll: * "
"
"Tanrının var olması için belirli tanımlanabilir fiziksel özelliklere sahip olması gerekir. Özniteliksiz bir oluş, söyleyişte çelişkidir. "i

abim bordane güsel bilinsel çalaşmalarda var.Hepsine tam annayamdım.bana göre aır taraflarıda var ama..ilgime çeken ters yerlere koyu yaptım.ama malsefbunnar prim yapmıyo.senben kavgası oluncas yapıyo :cry: Ben mesela misal borda kiitdaalara hiçinanmıyom.Ama adam negüsel açıklamışdüşündüklerini ve akılını yürütmüş.amadoru amayannış.üzerinde daaçok yazılsa daagüsel olursanursam...ama olmamış.unutulmuşgitmiş.bidene bilene cevap yok.
**İnanan, *bize *her *yaşayan *şeyi *yaratırken * tanrının *amacının *ne *olduğunu *söylemek *zorundadır;*** :arrow: Yanı tanrı gelsin annatsın bise tektek...güselceme..oLurustamm..imtana çekelim,annatsın bize.beyenrsek paan veriris.beyanmessek çaktırırısnamıssısı..demi abim..annatcek bise tektek.Kafamıs basarsa inanırıs.basmassa ..inanmayıs...Ama hankımısın kafasına bastırcek obelli deil.Bis daa komnismmi eyi..domokrasimi iyi..fenermi enbüyük*-gassaraymı kartalmı ..onda annaşamamışıs..ama onun annattıklarının doru olupolmadıına hepberaber kararverbilces... :lol:
"Bu *tabi *başa *çıkılamaz *bir *iştir *ve *tüm *tasarım *argümanını *bir *anda *ve *tamamen *şah-mat *eder. " 8O *Allaıda issan özelliklerinde düşünüyosya..tabi çaardıksatraca...kafasıda as çalaşıyoya..hemene şah-maT etti bilene abim..len şoissanın yapamıcaa şeyok be abim.. bak Allaıda dakkasında matediverdi... :lol: ."Tanrının var olması için belirli tanımlanabilir fiziksel özelliklere sahip olması gerekir. Özniteliksiz bir oluş, söyleyişte çelişkidir."tabiabim..bisingimi eli olcek ayaa olcek..saçına tarıcek..ozaman*len hakget bu varmış deces*-demi abim.. :?
(***hadi gene ilmi mefzularda pirm yapsın deyi attım gazı ortaya..verin cevaplara bakalım.. :D )

Bu konuya yazan bUrlap abiye teşekür ederim.neden usunzamandır yasmıyo.küstümü oda.ben yeniyazılarına görmüyom..yoksam ben körmü oldum.. :wink:

okinono
08-12-2007, 01:13
Sevgili Thunderpoint;

Cemalim, Cemalim aslan Cemalim" * hangi yörenin türküsü ?

Birden dilime dolandı bu türkü yav :)

08-12-2007, 01:49
TANRI hakkında biz insanlar ne düşünürsek düşünelim tanrı her zaman insan düşüncesinin ilerisinde olacaktır çünkü bizim düşünce proğramınıda yapan o tabii bu kelimeler tanrıya inananlar için geçerli tanrıya inanmayan içinde hiçbir anlamı yok

08-12-2007, 01:53
CEMAL arkadaş inan düşüncelerini cok merak ediyorum ama yazılarından cok az şey anlıyorum birazda bizim anlayacağımız şekilde yazsanda ne anlatmak istediğini anlayabilsek

InVitatio
08-12-2007, 04:14
Degerli Oki,

thunderim degilim ama buyur ,

Cemalim - Ürgüplü Refik Başaran - Bu Türkünün Yöresi Ürgüp

Şen olasın Ürgüp dumanın tütmez
Kıratım acemi konağı tutmaz
Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler
Taşkadı'nın pınarına inmişler
Beni öldürmeye karar vermişler

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Cemal'in giydiği ketenden yelek
Al kana boyanmış don ile gömlek
Bize nasip değil ecelnen ölmek

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim


buyur birde erkin usta'dan dinle.... e-gitar
http://www.youtube.com/watch?v=g6vZNBvLhkU&feature=related

vgm.1
08-12-2007, 18:16
TANRI NEDEN VARDIR ?
Hiçlik olabilir mi? ki yok, hiçlik yoksa bir şey hep vardı. Bu anlamda tanrının yaratıcıya ihtiyacı yoktur ve bu durum nesneldir, bilimle de çelişmez. Tanrı kavramını dinlerden kopartırsak, tanrının varlığı bilimle de, nesnellikle de, neden-sonuç ilişkisi ile de çelişmez. Hep var olan elbette ki (döngü) zamansızdır.
Big-bang teorisi: Patlama olmadan önce evrendeki tüm madde miktarı tek bir noktada toplanmıştı. Bu nokta sonsuz küçüklükte ve sonsuz yoğunlukta idi. Böylesi küçüklük ve yoğunlukta tüm (devasa çekim kuvveti altındaki basınç) elementlerin tek bir elemente dönüşmüş olması çıkarımını yapmama neden oluyor. Patlamanın (sıkışabilirliğin son noktaya ulaşması patlamanın nedeni) olması da tanrının varlığını açıklamıyor, ama bu evrenin tekerrür eden bir eylem olduğunu açıklıyor, öyle ise ne (hangi güç ) evrendeki tüm maddelerin tekrar bir araya toplanmasını sağlıyor, yalnız bu süreci biz doğrusal tanımlarsak gene bizi başlangıcı aramaya yöneltecektir ama dairesel tanımlarsak tanrının başlangıcı ve sonu olmadığını açıklarız. *Evrende üstün akla tezat hiç bir şey yoktur, mucize mi vardır yoktur, doğaüstü olan ne gördünüz, ne ispatlandı, tanrı bilimseldir. Hiçbir düzen, denge, eşitlik ve simetri yoktur, bu aslında hareketin nedeni değil midir (bir cisme etki eden kuvvetlerin bileşkesi 0 ise, cisim duruyorsa durmaya devam eder, hareket halindeyse sabit hızla yoluna devam eder(Newton kanunu)? Özetle çelişkinin olması yaşamın ve evrimin nedeni değil midir? Tanrının varlığının açıklaması evrenin başlangıcında değil sonundadır. Tüm bilimsel veriler evrenin genişlediği ve maddelerin (galaksilerin, gökadaların birbirlerinden uzaklaştığını ve küresel bir dağılım olduğunu gösteriyor) bir noktadan ve kaynaktan çıktığını söylüyor bu büyük patlamanın en temel kanıtlarından birisidir.
Burada şunu söylemek gerekir evrenin başlangıcı ve sonu vardır, fakat bu başlangıç ve son birden fazladır, 1 başlangıç-son = 1 döngü dersek bu dairenin de bu noktalardan oluştuğundan hareketle aslında sonsuz sayıda döngü (başlangıç ve bitiş) olduğunu görürüz. Bu bir paradokstur (limitte olduğu gibi).
Aksi takdirde evrenin hiçbir zaman oluşamayacağını söylemek yanlış olmaz. Doğrusal olsaydı evrenin döngüsü tüm yıldızlar enerjilerini tüketmiş ve sonsuz uzayda yol alıyor olurlardı. Evrenin tekrar kendi üzerine kapanması (Lavosier’in “hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz “ yasası) madde ve enerjinin birbirine dönüşümü ile de çelişmez. Aksi yani evren döngüsü 1 adet olsaydı, evren belli bir zamanda başlamış ve bitmiş olurdu. *Ve işte tam da burada tanrıya ihtiyaç vardır, çünkü iradi olan sonludur. Evren phoenix gibi kendi küllerinde yeniden doğar. Sonlu evren modeli tanrısaldır. Sonsuz evren modeli, tanrının kendisiyle çelişir.
Devam edeceğim…
Saygılarımla;

HarunKAHYA
08-12-2007, 18:33
" CEMAL arkadaş inan düşüncelerini cok merak ediyorum ama yazılarından cok az şey anlıyorum birazda bizim anlayacağımız şekilde yazsanda ne anlatmak istediğini anlayabilsek"

sn.kurtkan vallahi çok haklısın.sn.prof cemalimizin çok güzel taşlamaları var..ama bir de daha rahat anlayabilsek ifadelerini çok daha güzel olacak..sn.profumuz için bir şifre çözücü gerekli. :) Ben onun dilini azıcık kaptım.İkinci okuyuşumda ,neler söylediğini rahat anlıyorum. :D ..Ama zannederim bu konudaki ustamız sn.özgürbeyin..zira o da yavaş yavaş bazı harfleri yutmayı-pek güsel- becermeye başladı... :lol:

ozgur_beyin
08-12-2007, 18:42
merak edenler için cemalın ''kendini''anlatmaya çalıştığ adresi :lol:


http://www.cemalimuhabbet.blogcu.com

Cemal
08-12-2007, 20:39
kurtkan abimbak bennediyom*?Şindik aşadeki resme bak.soru şu:adam uçuyomu*?...bu resme al 100 kişiye göstert.heraldem 88çeşit cevap alcen..

http://www.gicir.net/dosya/11/1579.gif

işte kimi uçuyo decek.kimi uçmuyo..kimiarka gidiyo*adamonuniçüm uçuyogösüküyo decek. kimi arka duruyo adam uçuyodecek..herkeşkendi gördüünü mudafa etcek..yanı ne sannettise ona mudafa yapcek.annatabildimmi**?benim ustam*bis bilmeyis sadecene sannederis*diyo...bende öölesannediyom..tanrılar varmı-yokmu..olabilirmi?olabilemesmi?..nerden bakarsan öle görürsün... :lol: ..yanı bu işin sonu*gelsin elime tutsun-varlıına öle inanırım*yoksam inanmam*vallamda billamada-*yakadangider. :?

nOT:şoanda keyfim gıcır.ratyodan dinniyom.fEner bi-0 önde.gole Semi attı..işallah böle biter... :wink:..ama galtasaray daa güsel oynarsa....o yensin.. :cry: ..ne diyem.hakedenalsın... :(

vartor
08-12-2007, 21:16
Sevgili cemal, ucuyor diyenlere yaniliyorsun denilebilir mi? bazi seyler zannedilebilir, ama galaksinin ortasinda ucar gorunen bir kisiye, tek bir sahis bile ucuyor derse, ya delidir ya cahil ya da iman etmistir.

aydoe
08-12-2007, 22:21
Sayın Çok Değerli Hocamız Prof Cemal Beyefendi
Siz beni belkide tanımazsınız ben yeni asistanlığa başladım,ama yüksek müsadelerinizle
bu adam uçuyormu sorusunu cevaplıyorum
Sayın profum *cevaplarım
1- bu adamı ben şahsen tanırım bu adam bizim mahallede oturur,çokça içki içer
hep şiirler söylerdi,banada bir gün kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi demişti demekki doğruymuş ben pek inanmadıydım
2- Belkimde bu adam allahın sevgili kulu hidayete erdi allah katına yükselmekte

* * *Saygılar Sevgiler Çok Kıymetli Hocamız Sayın Prof.CEMAL Beyefendi

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *aydoe

pante
08-12-2007, 22:31
Bu konuya yazan bUrlap abiye teşekür ederim.neden usunzamandır yasmıyo.küstümü oda.ben yeniyazılarına görmüyom..yoksam ben körmü oldum..

Sevgili Burlap'ın ayrılma nedenini gizli tutmanın yararı yok. "Madem herkes eleştirsin, site hakkında düşüncelerini yazsın" denildi. Burlap'ın düşünceleri de önemli. Bu mesajı "Eleştiriler, İstekler" başlığına asmayı düşünmüştüm ama burası daha uygun. (Kusura bakma Burlap)
Bana yazdığı mesaj aşağıdadır:

Sevgili Pante,

Vartor yoluyla mesajını aldım. Benim sitede kalmamı istediğin, değer verdiğin için teşekkür ederim.
Ancak Vartor'un mesajımı doğru ilettiğini sanmıyorum. Ben Cem, Sargon, Dilaver üçlüsünün biraz da Spartacus ve daha az Frodo katkısıyla dayatma içinde olduklarını söylüyorum. Bunlar tüm Atatürkçü'leri darbeci, ırkçı olarak karşılarına alırken, bugün Türkiye'de yapılmakta olan sivil darbeyi destekler bir görüntü veriyorlar.

Söylenleri bölücü, hatta Kürtçüdür. Bunu en iyi Dilaverden sonra da Sargon'dan görüyorum. Bu durumdaki AB ve ABD söylenlerini desteklerler, sömürüye ve emperyalizme karşı çıkarken Komünistlik adı altında küreselciliği yeğleyerek sömürgenlerin yanında yer alırlar. (Sıkı çalışıp bir derleme yaparak "Postmodern Küreselcilk"i 4 iletide - 10, 15 gün ara ile - anlatmıştım. Hepsi güya "hacklenmede" silindi!) Cem'in nasıl ABD yandaşı iletiler astığını herhalde izlemişsindir.

İşin daha ilginç tarafı da bu iktidarı desteklemeleridir. Dikkat edersen doğrudan iktidarı hiç hedef almazlar. Karşı çıktıkları sadece bazı kurumlardır. Onlara göre Akepe liberaldir. Hele bu seçim sonuçlarından sonra artık "iyice merkeze oturmuşlardır, bir kaç sıradan yobaz hareket olabilir ama, o kadar işte". Halbuki bu iktidarı örtülü de olsa desteklemek dinciliği desteklemektir. Benzeri iletiyi Cem "Evrimteorisi" sitesinin hazırlık çalışmaları sitesinde bile yazmıştı. Ayrıca "Türkiye Malezya olur mu?" başlığını anımsarsan, nasıl RTE'nin söylediklerini tekrarlıyorlar! Bir süre sonra yine askerleri RTE gibi "tahrik memuru" olarak nitelerlerse hiç şaşmam. Sitenin amacı bu mudur?

Şimdi, siteye üye olduğumdan bu yana belli bir şekilde politik başlıkların kendi istedikleri yana yönlendirdiklerini gördüm. Kendi aralarında bunu tartıştıklarını dahi sanıyorum. Çünkü, kendilerine aykırı bir iletinin üstüne hep birden gidiyorlar, karşıtı susturuyorlar. Daha sonra Vacsmt için iletileri sana anımsatıyorum. Vacsmt'in iletisinde olmayan şeyleri nasıl da dilaver ona mal etmişti. Benim orada taktik bir yanlışım var (tabii bunu şimdi böyle söylüyorum). Sadece laikçi, kemalist darbeci nitelemelerini nereden anladığını sormalıydım. Ama meseleyi sitenin yönetimi açısından da irdelemem yanlış oldu. Esasında o tartışmalar sonrası bunların dayatmacı olduğuna ikna oldum. Bu olaydan da önce zaten Vartor'la (şahsen tanıdım) konuşup durumu (bu kadar net değil), rahatsızlığımı anlatmış ondan da "mücadele et" önerisini almıştım. Ancak bu dayatmacılıklarını yönetim olarak gösteriyorlar.

Vartor'un anladığı ve sana anlattığı tarz, yani Sodomo veya pelikan olayı beni zerrece ilgilendirmiyor. Önemli olan ona karşı olan tutum. Öncesini bilmem. Adam geldi onlara karşı suspus olmadı. Tartıştı. Her iletilerine karşılık verdi. Onun ceza almasını engelledik. Adamı tahrik ettiler. Çilden çıkınca sen de ben de uyardık, ama süreç sürdü. İletileri sargon'un DK'da şikayet etmesine ve ben dahi daha önce "tekrarı halinde gereken yapılır" dememe rağmen Cem siteden çıkarmayı yaptı. Sargon'un 2. şikayeti boşlukta kalmıştı, Pelikan'ın da 250 iletiye ulaşmasına az kalmıştı. Bu şekilde dayatmayı sürdürmeleri kolaylaşmış oldu. Halbuki DK çıkarma yerine süreli uzaklaştırma vs ile durumu idare edebilirdi. Ama bence bu tartışılmış ve kararlaştırılmış bir olay. Dayatma sürüyor.

Ateist.org'da TD sitesindekii kayıp iletileri okuyunca inanmamıştım. Ama şimdi dikkate değer buluyorum. Cem'in bilhassa onların linkini siteden çıkarmış olmasına yanıt veremeyişi de dikkatimi çekti.

Neyse daha çok yazılacak şey, verilecek örnek var. Ama sana kısaca yazacakken, bak ne oldu. Bütün bu düşüncemden sonra, hele şu anda Türkiye parçalanırken değil onlarla beraber yöneticilik yapmam, site üyesi de olmam mümkün değil. Yalnız seni bu durumdan tenzih ederim. Senin benimle aynı şeyleri algılamaman, dolayısıyla aynı yorumu yapmaman çok normal. Herkesin şartlanması değişik.

Sevgilerimle,
Burlap


Burlap, bu mesajı hotmailime 31 Ekim'de yazmış. Hotmaili kullanmadığımdan pek bakmıyordum. Biraz önce bir üyenin e-posta attığını bildirmesiyle hotmail'e bakınca Burlap'ın mesajını gördüm.
Katılmadığım tarafları olsa da imaj ne yazık ki böyle. Bunu bana gelen benzer onlarca mesajdan anlıyorum.

Burlap, bu sitenin en değerli üyelerinden biriydi. Siteye katkıları inkar edilemez. Kalsaydı, tercüme konusunda hepimiz katkılarından çok yararlanacaktık. Ezkamo için, Sodomo için komplo teorileri üretilebilir. Ama Burlap için asla. Burlap'ı böyle düşünmeye iten tavır ve davranışlar ile sitenin bu imajı tartışılmalıdır ama ne yazık ki bunlardan bir ders çıkarmayı ve empati yaparak objektif olmayı denemesi gerekenler, tersine bu eleştiriler karşısında tepki vererek "haksızsın" yanıtı veriyor ve ardında farklı niyetler arıyorlar. Bu durumda da tartışmanın, çözüm aramanın önemi kalmıyor. *Göstermelik demokrasi ve "Ya sev ya terket" in farklı bir versiyonu ile karşı karşıya kalıyoruz. "Dinlerden Özgürler" in dayanışması da "Yurtseverlikten özgürler" in dayanışmasına dönüşmüş durumda.

Cemal
09-12-2007, 01:26
aNnaaamaaaAAaammm 8O ..bismillamanirraim..töbe yareppim :? ..yaw gene neleroluyo bu sitede..yanı Panetabimyokardeki yazılara yasmasa bende uyanamıcaktım...Yönetimmi yaptı..yosam şeytanmı çarptı bilmem abim :evil: ...bak yakarım canınıza..hiç arkedeş *eş-dost annamamabim. vAlla candarmaya bilene haberveririrm.Çobuk benim aveter deveyi yerine koyun... :lol:
Lan genemi yürüttürdünüs benim deveye :roll: nereye kaçıttınıs benim deveye..Annamam abim..yaŞŞara ya buluncek..yabuluncek..başka yoluyok abim..bak demedi demeyin... :evil: *:twisted: *... *:arrow: *:lol:
lan iyikine uyku dutmamış..şöleceme siteye gireyim dedim..yosamunutturceklerdi deveyi...(bismillamanirraim..bismillaa..şeytaaan aldııı götürdüüüü.buulaamaadan getirdiii..şeytaaan aldııığğ..... tükürüyomahanda..tükrüüm kurumadan şettan getir koy yerine deveyi.. :? )

vartor
09-12-2007, 01:58
Sevgili pante,
Burlap hala gorustugum, sahsen tanima firsatini buldugum bir dostum. Soyle catik kasli, asker tipli birini beklerken, karsima babacan gulec bir insan cikti ilk gorusmemizde. hemen isindik birbirimize. Degeri inkar edilemiyecek bir insan. Ancak en basindan beri site yonetiminden uzak kalmayi, belki yukarida yazdiklari nedenlerden istememisti. Kendisine sahsen yonetimdekilerin nasil insanlar oldugunu anlattigimda yumusamis, ve daha anlayisli bir hale girmisti. Ancak site yoneticileri hakkindaki gorusleri, yakindan taniyinca degismis, daha olumlu bir gozle bakmaya baslamisti. Asgidaki iletisi de bunu gostermekte.
*

Sevgili sargon,

İletini okuduğumda ürperdim. Ne kadar üzüldüğümü bilemezsin. Aslında bilirsin tabii. Sen, senin çektiğini bu kadar sene sonra beni ürpertecek şekilde ifade edebiliyorsan bana bir şey söylemek düşmüyor. Ancak işte böyle şeyler sonucunda insanlar sevecen, insancıl olabiliyorlar. vartor gibi sen de iyi ki varsın. Ben de bir ititrafta bulunmalıyım: Bu sitede sizlerin sayesinde ben de daha hoşgörülü olmayı öğrendim. Demek ki iyi yoldayız. Bu site dinlerden özgür olmayı arayanlara, hatta farkında olmadan arayanlara bir yol gösterici, bir rahatlama, boşalma kaynağıdır. Keşke daha fazla insan olmak isteyenlere hitap edebilseydik.

Dinin insanlar için ne denli önemli olduğunu, senelerce yadsımama rağmen, hala onların AKP tipi partilere oy vermelerinden anlıyorum. Ne yaparsanız yapın ortalama insana bunun boşluğunu anlatamıyorsunuz. Atatürk buna çok uğraşmış ve belli yerlere gelinmiş ama devamı gelmeyince her şey eski konumuna oturmuş. *Harf devrimi, türkçe ibadet, tercüme bürosu, tevhidi tedrisat yasası vs derken köy enstitüleri ile her şey tam topluma aktarılırken karşı devrim gelip oturuyor. Benim insanım çağdaş insan olmaktan uzaklaştırılıyor. Ne yazık ki yetersiz aydın üretmişiz, daha doğrusu yapmamayı yapamamak olarak anlayan aydınlarımız olmamış.

Şimdi GY'de yönetimle ilgili olarak ileti yapılması söylemimi bu kadar laf ederek kendim boşa çıkarmış oldum ama, kabahat senin bu kadar hissi iletindedir Smile
* * *
* Boyle bir ileti yazabilen bir sahis acaba neden fikir degistirmistir? Haber bile vermeden istifasini sen de normal bulmamistin. Acaba onyargilar donup dolasip insani tekrar egemenligine mi geciriyor dersin?

aydoe
09-12-2007, 02:58
Ben 4-5 sakallı gördüm hayvan boğazlamaktan bahsediyorlardı inek veya deve olsa falan diye konuşmaktalardı bu sakallılar Pof. Cemalin devesini almış olmasın
Aman profum Cemalim kendine dikt et şu önümüz kurban deveyi felan götürürler

pante
09-12-2007, 12:45
Boyle bir ileti yazabilen bir sahis acaba neden fikir degistirmistir? Haber bile vermeden istifasini sen de normal bulmamistin. Acaba onyargilar donup dolasip insani tekrar egemenligine mi geciriyor dersin?

Sevgili Vartor;

Nedense hep hatayı eleştirenin, tavır koyanın, ayrılanın kendisinde arıyorsunuz.
Acaba neden böyle yaptı? Neden değişti? Ön yargılarından olabilir mi?
Yoksa farklı düşüncelerdeydi de rol mü yapıyordu? Bu siteye karşı komplo içinde mi?
Bu davranışlarına milliyetçi oluşu mu neden oluyor? vs. vs.

O zaman bunları laf olsun diye mi tartışıyorsunuz?
Eleştiriler, istekler topiğini açmaya ne gerek var o halde?

Eğer herşey güllük gülistanlıksa, site olağanüstü bir yükselme grafiği içindeyse, yakın zamanda sanal alemi sarsacak, üye sayısını ve katılımı ikiye, üçe, dörde katlayacak bir performans içindeyse ortada bir sorun yok demektir ve "Meyva veren ağaç taşlanır" denir geçilir.

Ama eğer ortada bir sorun varsa, bu sorun düzelme yerine gitgide kötüleşiyorsa bu sorun çözülmelidir.
Sorunun kaynaklandığı nedenler, tarafsız-ön yargısız- somut biçimde ele alınmalıdır. Sorunu ele alanlar eğer, sorunun kaynağı olanlar ise çözüm beklemek hayal olur. Çünkü sorunlar dinlense, istekler ele alınsa dahi ciddi yaklaşım gösterilmeyecek, çarpıtılacak, ardında farklı sebepler aranacak ve eski tas eski hamam devam edilecektir.
Açıkça söylüyorum, eğer gerçekten bir çözüm aranıyorsa sorun mevcut yöneticiler tarafından değil, tarafsız, aklıselim bir danışma kurulu tarafından dinlenmeli ve rapor çıkarılmalıdır.
Bu kurul da örneğin Exclusive, DrejmalAli, Liop, K.C. ve Fırat gibi arkadaşlardan oluşturulmalıdır.
Geçici olarak bu arkadaşların 10 günlüğüne bu görevi üstleneceklerine eminim.
Siteyi ve gelişmeleri de yakından bilen arkadaşlar. Kimsenin de etkisinde olmayacak yapıda ve objektif düşünebilecek kapasitede arkadaşlar.
Dinlesinler, kendi aralarında değerlendirsinler, bir öneri ve çözüm raporu çıkarsınlar.
Yönetim de bu arkadaşların kararına uymayı kabullensin.
Herhalde bu arkadaşların " Site kapatılsın, TD ismi değiştirilsin" vb. site aleyhine sonuç çıkaracakları düşünülemez.

Çünkü ne söylesek havada kalıyor. Fatura yine ulusalcı düşünenlere, Atatürkçülere kesiliyor.

Cemal
09-12-2007, 19:24
yaw abim.ben bu başlıa cannandırdııma vallapiş man oldum.yaw -tanrılar varolabilir veya olamas.
Ama Pante abim hep varolsun..büttün yönetimde..kıymetli abilerimamcalarımda hep bu sitede varolsun*-kırgınnık olmasın.keşkem bu başlıa yasmasamıydım..bukavgalar olmıcakmıydın acıba*? :roll:


cml.. :cry:

osiris
09-12-2007, 23:05
Boyle bir ileti yazabilen bir sahis acaba neden fikir degistirmistir? Haber bile vermeden istifasini sen de normal bulmamistin. Acaba onyargilar donup dolasip insani tekrar egemenligine mi geciriyor dersin?

Sevgili Vartor;

Nedense hep hatayı eleştirenin, tavır koyanın, ayrılanın kendisinde arıyorsunuz.
Acaba neden böyle yaptı? Neden değişti? Ön yargılarından olabilir mi?
Yoksa farklı düşüncelerdeydi de rol mü yapıyordu? Bu siteye karşı komplo içinde mi?
Bu davranışlarına milliyetçi oluşu mu neden oluyor? vs. vs.

O zaman bunları laf olsun diye mi tartışıyorsunuz?
Eleştiriler, istekler topiğini açmaya ne gerek var o halde?

Eğer herşey güllük gülistanlıksa, site olağanüstü bir yükselme grafiği içindeyse, yakın zamanda sanal alemi sarsacak, üye sayısını ve katılımı ikiye, üçe, dörde katlayacak bir performans içindeyse ortada bir sorun yok demektir ve "Meyva veren ağaç taşlanır" denir geçilir.

Ama eğer ortada bir sorun varsa, bu sorun düzelme yerine gitgide kötüleşiyorsa bu sorun çözülmelidir.
Sorunun kaynaklandığı nedenler, tarafsız-ön yargısız- somut biçimde ele alınmalıdır. Sorunu ele alanlar eğer, sorunun kaynağı olanlar ise çözüm beklemek hayal olur. Çünkü sorunlar dinlense, istekler ele alınsa dahi ciddi yaklaşım gösterilmeyecek, çarpıtılacak, ardında farklı sebepler aranacak ve eski tas eski hamam devam edilecektir.
Açıkça söylüyorum, eğer gerçekten bir çözüm aranıyorsa sorun mevcut yöneticiler tarafından değil, tarafsız, aklıselim bir danışma kurulu tarafından dinlenmeli ve rapor çıkarılmalıdır.
Bu kurul da örneğin Exclusive, DrejmalAli, Liop, K.C. ve Fırat gibi arkadaşlardan oluşturulmalıdır.
Geçici olarak bu arkadaşların 10 günlüğüne bu görevi üstleneceklerine eminim.
Siteyi ve gelişmeleri de yakından bilen arkadaşlar. Kimsenin de etkisinde olmayacak yapıda ve objektif düşünebilecek kapasitede arkadaşlar.
Dinlesinler, kendi aralarında değerlendirsinler, bir öneri ve çözüm raporu çıkarsınlar.
Yönetim de bu arkadaşların kararına uymayı kabullensin.
Herhalde bu arkadaşların " Site kapatılsın, TD ismi değiştirilsin" vb. site aleyhine sonuç çıkaracakları düşünülemez.

Çünkü ne söylesek havada kalıyor. Fatura yine ulusalcı düşünenlere, Atatürkçülere kesiliyor.

sana tamamen katılıyorum pante abi td sitesinin günden güne geriye gitmesine üzülüyorum yöneticilerden *artık siteyi *eski demirperde ülkelerindeki gibi yönetme tarzını bırakmalarını biraz daha cesur olmalarını bekliyoruz *bu siteyi turan dursunun adını yaşatmak için mi kurdular yoksa kendilerini tatmin içinmi kurdular

thunderpoint
09-12-2007, 23:28
osiris, son yazdığın yazıyla aşağıdaki arasında bir tarz farkı var mı düşün bakalım...

"TD holdingin yönetim ve disiplin kurulu derhal istifa etmelidirler site günden güne kan kaybediyor üye sayısına baktığınız zaman 4900'e ulaşmış her gün 5-6 kişi üye oluyor ama ben ne zaman girsem en fazla 10 tanesi üye olamak üzere 30- 40kişi var forumda üylerde hep aynı kişiler adminler -modaratörler ve onların müslüman yardakçıları ama cem ve saz arkadaşları şöylede düşünüyor olabilir küçük olsun benim olsun " (osiris-ate forum)

osiris
09-12-2007, 23:47
ben bir fark göremedim ya sen